Etiket: maaş

  • Enflasyon verileri açıklandı!

    Enflasyon verileri açıklandı!

    PİRHA- TÜİK, Mayıs’ta enflasyonun aylık bazda yüzde 1,71, yıllık bazda yüzde 32,61, ENAG  ise aylık enflasyonun 2,16, yıllık ise yüzde 53,13 olduğunu açıkladı.

    TÜİK ve ENAG Mayıs ayı enflasyon verilerini açıkladı. Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre enflasyon, Mayıs’ta aylık bazda yüzde 1,71, yıllık bazda yüzde 32,61 oldu. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise aylık enflasyonu 2,16, yıllık enflasyonu ise yüzde 53,13 olarak açıkladı.

    HABER MERKEZİ

     

  • Emeklilerden net talep: Sadaka değil, 20 bin TL seyyanen zam istiyoruz! – VİDEO

    Emeklilerden net talep: Sadaka değil, 20 bin TL seyyanen zam istiyoruz! – VİDEO

    PİRHA – Tüm Emeklilerin Sendikası (Tüm Emekli-Sen) 2017, “Emekliye bayram değil, yoksulluk dayatılıyor” diyerek alanlara çıktı. İskenderun ve Antep’te yapılan açıklamada, emeklilerin açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiğini vurgulandı.

    Tüm Emeklilerin Sendikası, Türkiye genelinde eş zamanlı olarak meydanlara inerek hükümete seslendi. Antep’te gerçekleştirilen eylemde, 12 Nisan’da yapılan mitinglerin ardından mücadelenin kararlılıkla süreceği mesajı verildi.

    “BU ÜLKENİN GERÇEK SAHİPLERİ MİLYONLARDIR”

    Basın metnini okuyan Kıyan Akçadağ, meydanlarda yükselen sesin ortak bir itiraz olduğunu belirterek, “Emekliler olarak bir kez daha göstermiş bulunuyoruz ki; bu ülkenin gerçek sahipleri, yıllarca üreten, çalışan ve alın teri döken milyonlardır. Bugün milyonlarca emekli açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Emekli aylıkları eridikçe erimiş, temel yaşam giderleri karşılanamaz hale gelmiştir. Elektrik, doğalgaz, kira, ulaşım ve gıda fiyatları karşısında emekliler nefes alamaz durumdadır” dedi.

    “20 BİN TL SEYYANEN ZAM DERHAL YAPILMALIDIR”

    Yüzdelik zamların düşük maaşları daha da kalıcı hale getirdiğini ifade eden Akçadağ, acil taleplerini şu sözlerle dile getirdi:

    “Bugün yapılması gereken açıktır: Her emekli aylığına, hiçbir ayrım yapılmaksızın derhal 20.000 TL seyyanen zam yapılmalıdır. Seyyanen zam; maaşı düşük olan emeklilerin nefes alabilmesi için zorunludur. Bu talep yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve toplumsal bir taleptir.”

    “BAYRAM İKRAMİYESİ GERÇEKLİĞİ GİZLEYEMEMEKTEDİR”

    Verilen bayram ikramiyelerinin alım gücünü kaybettiğini belirten Akçadağ, “Bayram ikramiyesi adı altında verilen 4.000 TL ise emeklilerin yaşadığı gerçekliği gizleyememektedir. Verilen bayram ikramiyesi bugün bir haftalık pazar parası bile değildir. 2018 yılında seçim sürecinde 1.000 TL olarak başlatılan bayram ikramiyesi, o günün ekonomik koşullarında emekliler açısından kısmen de olsa nefes aldıran bir ödeme niteliğindeydi. Bugün ise 4.000 TL’ye çıkarılmış görünse de, asgari ücret karşısında ciddi biçimde erimiş durumdadır. Eğer aynı oran korunsaydı bugün bayram ikramiyesinin en az 17.500 TL olması gerekirdi” ifadelerini kullandı.

    “SADAKA DEĞİL, HAKKIMIZI İSTİYORUZ”

    Kaynakların sermayeye aktarıldığını söyleyen Akçadağ, konuşmasını şöyle noktaladı:

    “Emeklilere kaynak yok denilirken; sermayeye vergi afları çıkarılmakta, şirket borçları silinmekte, kamu kaynakları bir avuç ayrıcalıklı çevreye aktarılmaktadır. Bu adaletsizliği kabul etmiyoruz. Bizler sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. Çünkü bu ülkenin bütün değerlerini bizler ürettik. Fabrikalarda, tarlalarda, okullarda, hastanelerde, atölyelerde, kamu kurumlarında yıllarımızı verdik. Bugün bize reva görülen sefalet düzenini kabul etmiyoruz.”

    İSKENDERUN’DA EMEKLİLER SOKAKTA

    Şehit Pamir Caddesi’nde bulunan, Havuzlu Çarşı’da yapılan açıklamayı okuyan Tüm Emekliler Sendikası-2017 İskenderun Temsilcisi Medine Yayman, seyyanen zam istediklerini belirterek, “Maaşı düşük olan emeklilerin nefes alabilmesi için zorunludur. Bu talep yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve toplumsal bir taleptir” dedi.

    Cevahir FINDIK/ANTEP-İSKENDERUN

  • Mersinli emeklilerin isyanı: Halk için bütçe istiyoruz, sürünmek değil-VİDEO

    Mersinli emeklilerin isyanı: Halk için bütçe istiyoruz, sürünmek değil-VİDEO

    PİRHA – Mersin’de mikrofon uzattığımız emekliler, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik darboğazda açlık sınırının çok altında yaşamaya mahkûm edildiklerini belirterek iktidara sert tepki gösterdi: “Emekliler aç ve sefil. Kaynaklar bir avuç insana gidiyor, yeter artık!”

    Türkiye’de asgari ücretin 28 bin TL, açlık sınırının ise 32 bin TL olarak hesaplandığı bir dönemde, 20 bin TL aylıkla geçinmeye çalışan milyonlarca emekli varlığını sürdürme mücadelesi veriyor. Mersin’de ajansımıza konuşan emekliler, haklarının iadesi için meydanları terk etmeyeceklerini vurgulayarak taleplerini ve yaşadıkları zorlukları anlattı.

    “PAZARA GİTMEK İÇİN AKŞAM SAATİNİ BEKLİYORUZ”

    Ülkenin en ücra köylerinde 30 yıl boyunca hizmet vermiş bir eğitim emekçisi, içinde bulunduğu beslenme krizine dikkat çekti:

    “30 sene bu ülkeye hizmet etmiş bir eğitim emekçisiyim ama ne yazık ki ayın sonunu getiremiyorum, beslenemiyorum. Beslenemediğim için hastalıktan kurtulamıyorum, bir ayağım doktorda. Emekli pazara gitmek için akşam saatini bekliyor. Bu durum bize reva mı? Maaşlarımızın artırılmasını ve yaşam şartlarımızın derhal düzeltilmesini istiyoruz.”

    “TORUNLARIMIZA KARŞI MAHCUBİYET YAŞIYORUZ”

    Bir diğer emekli ise normal şartlarda emekliliğin keyfini sürmesi gereken bir yaşta neden alanlarda olduklarını şu çarpıcı sözlerle anlattı:

    “Aslında şu an evimde çayımı, kahvemi içiyor olmam gerekirdi. Ancak açlık sınırında yaşamanın zorluğunu çeken ve çocuklarına, torunlarına harçlık verememenin mahcubiyetini yaşayan emekliler olarak hep alanlardayız. Türkiye emeklilerin sayesinde bir yere geldi, bunları unutmasınlar. Halka bütçe ayırsınlar.”

    “BELEDİYE KARTI OLMASA EVDEN ÇIKAMAYIZ”

    Emeklilerin sosyal hayattan tamamen koptuğunu belirten bir başka yurttaş ise ulaşım desteğine dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Emekliler hakkını istiyor, sürünmek istemiyor. Belediye kartı olmasa emekli evinden çıkamaz hale geldi. Hak, hukuk, adalet ve seçim istiyoruz. Haklı olan hakkını alamıyor, haksız alıyor. Ayda elimize 20 bin lira geçiyor; evimizi, çocuğumuzu zor besliyoruz. Emekliler aç, emekliler sefil!”

    “KAYNAKLAR BİR AVUÇ İNSANA GİDİYOR”

    Ülkenin kaynaklarının adaletsiz dağıtıldığını savunan emekliler, ekonomik krizin faturasının kendilerine kesilmesine isyan etti:

    “Gerçekten ülkenin kaynakları bir avuç insana gidiyor. Bir avuç insanın çıkarı için milyonlarca emekli aç bırakılıyor. Biz bunu protesto ediyoruz.”

    “SANDIKTA HESABINI SORACAĞIZ”

    Mikrofonu uzattığımız emekliler sadece ekonomik talepler değil, hukuki adaletsizlikleri de gündeme getirdi. Sendikal haklarını aradıkları için tutuklanan Mehmet Türkmen ve Başaran Aksu’ya selam gönderen emekliler, iktidara seçim uyarısında bulundu:

    “Doğasına, ülkesine sahip çıkan herkes tutuklanıyor. Biz önce ülkede adaletin olmasını istiyoruz. İktidar o kadar kendine güvenmesin. Emekliler, yapılanların hesabını sandıkta mutlaka soracaktır.”

    Mersinli emekliler, “İnsanca yaşamak istiyoruz” diyerek, talepleri karşılanana dek seslerini yükseltmeye devam edeceklerini ifade etti.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’de emekli öfkesi: 24 yıldır eliniz cebimizde, sandıkta hesap soracağız-VİDEO

    Mersin’de emekli öfkesi: 24 yıldır eliniz cebimizde, sandıkta hesap soracağız-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de bir araya gelen binlerce emekli, iktidara seslenerek, 20 bin lira seyyanen zam talep etti.

    Emekliler, Mersin’de bölgesel miting düzenledi. “Emekliler yürüyor, mücadele büyüyor” şiarıyla Mersin İdman Yurdu Meydanı’nda toplanan emekliler, Özgecan Aslan Barış Meydanı’na yürüdü. Yürüyüş boyunca sık sık, “Emekliyiz haklıyız, kazanacağız”, “Direne direne kazanacağız” sloganı atan emekliler, taleplerini dile getirdi.

    Miting şair-müzisyen Ali Kenan Naçar’ın seslendirdiği şarkı ve okuduğu şiirlerle başladı.

    “SANDIKTA İKTİDARI GÖNDERECEĞİZ”

    DEM Parti Mersin Milletvkeili Ali Bozan ve Emek ve Demokrasi Platformu bileşeni kurumların destek verdiği mitingde konuşan Tüm Emekliler Sendikası Genel Başkanı Zeynel Abidin Ergen, 6 ilde sokağa çıktıklarını belirterek, iktidarın emeklilerin haklarını birer birer elinden aldığını söyledi. Buna karşı birleşme çağrısında bulunan Ergen, “Demokrasi mücadelesi vererek, sandıkta iktidarı göndereceğiz” dedi.

    “BİRLEŞELİM”

    Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube Başkanı Ahmet Karakuş ve Mezitli Şube Başkanı Murat Akkaya, emeklileri birleşmeye çağırarak, “Gücümüzü birleştirerek taleplerimizi iktidara kabul ettirelim” diye belirtti.

    DEM Parti Mersin Milletvkeili Ali Bozan da, Meclis’te emekliler için verdikleri önergelerin AKP’li milletvekilleri tarafından rededildiğini söyledi.

    Bozan, emeklilerin 20 bin tl seyyanen zam talep ettiklerini ifade ederek, “20 bin TL ile geçim sağlanıyor diyorsanız gelin cumhurbaşkanının bir aylık maaşını 20 bin TL yapalım. Biz buna varız AKP’de buna var mı? 24 yıldır elleri sizin cebinizdedir. Emekliler 31 Mart’ta iktidarı ikinci parti yaptı. Önümüzdeki seçimde de gönderecek. İktidar emeklinin gücünden korkuyor. Bizlerde yan yana gelerek, birleşerek iktidarı göndereceğiz” diye belirtti.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Savaş Gürkan ise, emeklilerin taleplerinin ve mücadelesinin aynı zamanda emekçilerin, memurların, işçilerin talebi ve mücadelesi olduğunun altını çizdi.

    Gürkan, son olarak Mersin’de yapılacak olan 1 Mayıs İşçi Bayramı’na emeklileri davet etti.

    Miting Rüya Şah’ın seslendirği şarkılarla son buldu.

    PİRHAMERSİN

  • Mersin’de emekliler sokağa çıktı: İnsanca yaşanabilecek maaşı siz vermiyorsanız biz alacağız!-VİDEO

    Mersin’de emekliler sokağa çıktı: İnsanca yaşanabilecek maaşı siz vermiyorsanız biz alacağız!-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de sokağa çıkan emekliler, “Artık söz bitti” diyerek, Yurttaş Birlikteliği öncülüğünde 6 Aralık Cumartesi günü Ankara Tandoğan Anadolu Meydanı’nda düzenlenecek “Emeklilerin Bütçe Hakkı Mitingine” katılım çağrısında bulundu.

    Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) ve 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şubeleri Mersin’de “İnsanca yaşanabilecek maaşı siz vermiyorsanız biz alacağız” diyerek sokağa çıktı.

    Emekliler adına basın açıklamasını okuyan 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube Başkanı Hüseyin Kurt, yıllardır açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca emeklinin mutfağındaki yangının sönmesi, tenceresinin kaynaması ve karnının doyması için; “insanca yaşanabilecek maaşı siz vermiyorsanız biz alacağız” demenin zamanı olduğunu vurguladı.

    “İNSANCA YAŞAYABİLECEĞİMİZ GÜNLERE MUTLAKA KAVUŞACAĞIZ”

    “Artık söz bitti” diyen Kurt, “Şimdi karar verme ve harekete geçme zamanı. Ya köle olacağız, ya insanca yaşayacağız. Biz istemezsek vermeyecekler, haydi hep birlikte ortak ve birleşik mücadeleye. İnanın, ele ele ve omuz omuza birlikte mücadele etmeyi başarabilirsek; emeklilerin sendikal haklarını özgürce kullanabileceği, huzur ve güven içerisinde insanca yaşayabileceği günlere mutlaka kavuşacağız” dedi.

    “İŞÇİ, MEMUR VE BAĞ- KUR EMEKLİ AYLIKLARI ARASINDAKİ EŞİTSİZLİK GİDERİLSİN”

    Yurttaş Birlikteliği öncülüğünde 6 Aralık Cumartesi günü Ankara Tandoğan Anadolu Meydanı’nda düzenlenecek “Emeklilerin Bütçe Hakkı Mitingine” katılım çağrısında bulunan Hüseyin Kurt, emekliler olarak taleplerini şöyle sıraladı:

    “-Emekli ve dul/yetim aylıkları   insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılsın.En düşük aylık en düşük memur aylığıyla eşitlensin.

    -Memur emeklilerine yasanın emredici hükmüne rağmen iki yıldır ödenmeyen seyyanen zamlar topluca ödensin.

    -Konutsuz emeklilere, gelirlerine uygun ödemeli sosyal konutlar yapılsın, konut sahibi olana kadar kira yardımı sağlansın. Depreme dayanıksız konutlar uygun ödemeli krediyle sağlamlaştırılsın.

    -Anayasanın “Sendika Kurma Hakkı” ve “Toplu Sözleşme Hakkı” ile ilgili 51. ve 53. Maddelerine “Emekliler” veya Uluslararası Sözleşmelerde yer alan “Herkes” ibaresi eklenerek emeklilerin sendika kurma ve toplu sözleşme hakkı Anayasal güvenceye kavuşturulsun.

    -Emekli Sendikaları Statü Yasası çıkarılsın.

    -Tüm emekli aylıkları “asgari değil, insanca yaşam” ilkesine göre hükûmet ve emekli sendikası arasında yapılacak toplu sözleşme yoluyla belirlensin.7. Aylık bağlama oranı (ABO) eskiden olduğu gibi yüzde 70 olsun.

    -Yıllardır savsaklanan İntibak Yasası derhal çıkarılsın.

    -İşçi, Memur ve Bağ- Kur emekli aylıkları arasındaki eşitsizlik giderilsin.

    -Bayram ikramiyesi adı altında yılda iki defa yapılan ikramiye ödemelerine banka emeklileri de dahil edilsin. Tüm emeklilere yılda dört defa birer aylık tutarında ikramiye ödensin.

    -SGK ile Bankalar arasında yapılan protokol görüşmelerine emekli sendikasının da katılması yönünde yasal düzenleme yapılsın. Emekli aylığı promosyonları 3 yılda bir değil her yıl ödensin.

    -Ulaşılabilir, parasız, nitelikli ve eşit sağlık hizmeti temel insan hakkıdır düşüncesiyle, emekli aylıklarından alınan muayene, tedavi ve ilaç katkı payı kesintileri kaldırılsın.

    -Toplu taşıma araçlarında emeklilere ve eşlerine ücretsiz ulaşım hakkı sağlansın.

    -Emekli yurttaşlara yaşamlarının sonbaharında hak ettikleri saygı gösterilsin. Yalnız yaşayan, hasta ve bakıma muhtaç olan emekli ve yaşlı yurttaşlar için devlete ait huzurevi sayısı artırılarak, bakım hizmetleri yaygınlaştırılsın.

    -Emeklilerin birlikte zaman geçirebileceği, var olan yeteneklerini sergileyebileceği, yeni hobiler edinebileceği atelyeler kurulsun.”

    PİRHA/MERSİN

     

  • Adıyamanlı yurttaşlar: Şehir, 5-10 seneye zor toparlanır!-VİDEO

    Adıyamanlı yurttaşlar: Şehir, 5-10 seneye zor toparlanır!-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depremin en çok hissedildiği Adıyaman’da şehir yeniden yapılanmaya gidiyor. Yurttaşlar, enflasyon oranlarındaki yükseklikten dolayı geçimin zor olduğunu ifade ederek gelirdeki adaletsizliğe dikkat çektiler. Depremde yakınlarını ve evlerini kaybeden bazı yurttaşlar ise Adıyaman’ın yeniden düzene girmesinin 5-10 seneyi bulacağını söyledi.

    6 Şubat 2023 Maraş Pazarcık merkezli depremde etkilenen Adıyaman’da yurttaşlar, derinleşen ekonomik kriz ve depremden sonra Adıyaman şehir merkezinde devam eden inşaat çalışmaları hakkında konuştu. Adıyamanlılar, şehrin tekrar ayağa kalkması için zamana ihtiyaç olduğunu söyledi. Ekonomi krizin derinleşmesiyle birlikte alım gücünün düştüğünü söyleyen yurttaşlar, hem asgari ücretin hem de emekli maaşlarının geçimi sürdürmek için yeterli olmadığını belirttiler.

    “HAYAT ŞARTLARI İYİ, GELİRDE ADALET YOK”

    40 senedir seyyar satıcılık işiyle uğraşan Abdulkadir İzci, hayat şartlarının iyileştiğini ancak gelirin adaletli dağıtılmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Bizim alt tabakadaki insanlara gelir dağılımı az. Türkiye’de kriz yoktur; Türkiye’de gelir adaletsizliği vardır. Devlet bile zengine çalışıyor. Türkiye’de para var ama insanlık yoktur. Asgari ücret açıklandı ama asgari ücretten önce ürünlerin etiket fiyatı arttı. Yönetenlerin suçu büyük ama toplum birbirine dürüst değil.”

    “KİMSEDE PARA YOK, HAYAT PAHALI”

    Seyyar olarak tütüncülük yapan Hasan Kara, “Tütün işi yapıyorum, o da gitmiyor. Kimsede para yok, hayat pahalı, hiçbir şey alınmıyor. İnsanlar hayat pahalılığından dolayı bir şey alamıyor. 14 bin TL emeklilere veriyorlar o da yetmiyor” diye konuştu.

    Mevsimlerdeki dengesizliklerden dolayı işlerin düştüğünü belirten ve 40 seneden beridir terzilik yapan Haci Tumay, yağışın yetersizliğinden dolayı işlerin düştüğünü ifade etti. Depremde ailesinden 20 kişiyi kaybettiğini ve kendisine ait 2 tane evin yıkıldığını söyleyen Tumay, şehirdeki alt yapı çalışmalarının çok yetersiz olduğunu belirterek, “Bugün mesela belediyenin açmış olduğu çukurlar var, bu çukurların üzerinden binlerce araç geçiyor. Oralara asfalt dökseler daha iyi olur” dedi.

    Uzun yıllar bakırcılık işiyle uğraşan ve yaptığı işi sürdürecek kimsenin olmadığını ifade eden Ramazan Toprak, “Birçok aile çocuklarının okumasını istiyor, öyle olunca da bu mesleği sürdürecek kimse kalmıyor. Alileler çocukları okusun diye borç yaptı, eğitimlerine çaba harcadı. Ne yazık ki birçok öğrenci atanamayınca aile içeresinde sorunlar çıkmaya başladı. Ebeveynler de zanaat işine önem vermedi, devlet de vermeyince bu işlere ilgi duyacak kimse kalmadı” şeklinde ifade etti.

    Ailesinden kardeşini ve çok sayıda yakınını depremde kaybettiğini söyleyen Toprak, depremde birçok kent yıkılınca müdahalenin geciktiğini ifade etti. Şehrin tekrar düzene girmesi için zamana ihtiyaç olduğunu vurgulayan Toprak, şehrin düzene girmesi için 3-5 seneye daha ihtiyaç olduğunu söyledi.

    “YOLLAR KÖSTEBEK YUVASI”

    Ülkenin ekonomik olarak kötü olduğunu ifade eden Kaynakçı İbrahim Gezer, “Her geçen gün her şey zamlanıyor. Artık zamları takip edemiyoruz. Gece gündüz çalışıyoruz ama karın tokluğuna, kimseye muhtaç olmamak için. Bugün çocuğum evlenmek istese düğün yapacak gücüm yok. Ancak ekmeğimizi çıkarabiliyoruz” diye belirtti.

    Malatya’ya oranla Adıyaman’daki çalışmaların geri kaldığına dikkat çeken Gezer, “Adıyaman sahipsiz, kör bir noktada duruyor. Abdurrahman Tutdere, Adıyaman’ı mecliste dile getiriyordu onu da belediye başkanı yaptılar. Belediye başkanının çalışmaları yetersiz; yolların hepsi çok berbat duruyor. Yolların bir kısmı kapalı geriye kalan yollar da köstebek yuvası gibi. Trafik artışının nedeni yapılmayan yolları kullanamadıkları içindir. Adıyaman’ın yeni bir düzene girmesi 5-10 seneyi bulur” ifadesinde bulundu.

    “AKŞAM NE PİŞİRECEĞİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUZ”

    Emekli maaşıyla geçinmek durumunda kaldığını belirten kadın yurttaş, tek maaşla üç çocuk okuttuğunu dile getirdi. Ekonominin hayatlarını olumsuz etkilediğine dikkat çeken emekli kadın, şunları kaydetti:

    “Emekli maaşla geçim zor. Artık intihar sayıları artıyor, boşanmalar var. Bunun nedeni ekonomik krizin etkisinden dolayı. Ekonomik kriz en çok da kadınları etkiliyor. Erkek eve ne götürecem diye düşünürken kadın da ne pişireceğim diye düşünüyor. Kriz en çok aileleri etkiledi.”

    “ASGARİ ÜCRETLE BİRLİKTE, EŞYALAR DA ARTIYOR. BİR DENGESİZLİK VAR”

    Depremde yardımların 3 gün sonra geldiğini belirten Mehmet Sait, deprem zamanında kendi imkanlarıyla enkaz altında bulunan insanların kurtarılması için yardımcı olduğunu, uzun bir süre sonra toparlanabildiklerini ifade etti.

    Sait, ekonomik krizin etkilerini her alanda hissettiklerini dile getirerek, “Asgari ücretle birlikte eşyalar da arttı. Yani maaşla yükseltmekle sorun çözülmüyor. Domatesin kilosu 50 lira mesela, ortada bir dengesizlik var. Şimdi kiralar 15 bin TL’den başlıyor” ifadelerine yer verdi.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

     

  • AKP’li Pertek Belediyesi işçilerin alacaklarını borç bahanesiyle ödemiyor, zorla izne gönderiyor

    AKP’li Pertek Belediyesi işçilerin alacaklarını borç bahanesiyle ödemiyor, zorla izne gönderiyor

    PİRHA-31 Mart seçimleri öncesinde imzalanan Toplu İş Sözleşmesi’ni uygulamayan AKP’li Pertek Belediye Başkanı Recai Vural, işçilerin biriken alacaklarını da borç bahanesiyle ödemiyor. İşçiler ise zorla izne gönderiliyor.

    Evrensel Gazetesi’nden Orhan Kurul’un haberine göre; Pertek Belediyesinde çalışan 116 işçi DİSK’e bağlı Genel İş Sendikası ile imzalanmış toplu sözleşmeye bağlı haklarını alamıyorlar. 2024 yılının mart ayından beridir asgari ücret alan işçilerin alacakları AKP’li Belediye Başkanı Recai Vural tarafından ödenmiyor. İşçilere, yapılan toplu sözleşmeyi tanımadığını ve ödemeyi asgari ücret üzerinden yapacağını ifade eden AKP’li Vural, DİSK Genel-İş Sendikası tarafından şikayet edildi.

    Şikayet sonrasında incelemelerde bulunan müfettiş, şikayeti değerlendirerek toplu sözleşmeye bağlı hükümlerin uygulanmasının gerekliğine dair bir rapor hazırlamış olsa da AKP’li Vural, işçilerin alacağını ödemiyor.

    İddiaları sormak üzere Evrensel’in AKP’li Belediye Başkanı Recai Vural, iddiaları kabul ederek, önceki dönemde belediye yönetiminin belediyeyi çok borçlandırdığını ifade etti ve işçi çıkarmaya gideceğini söyledi.

    İŞÇİLER SENDİKADAN İSTİFA ETTİRİLİYOR

    İsmini vermeke istemeyen bir işçi de, sendikadan istifaların başladığını söylerken, belediye başkanına daha yakın işçiler üzerinden sendikalı işçilere “İstifa edin maaşlar yatsın” baskısı yapıldığını söyledi. İşçilerin sendikadan istifaya zorlandığını ifade eden işçi, 20’nin üzerinde işçinin aynı dilekçeyle istifa ettiğini belirtirken, başka bir işçi de dilekçenin belediye yönetimi tarafından yazıldığını iddia etti.

    ZORUNLU İZİN DAYATMASINA “TALEP FORMU”

    Otuzun üzerinden işçinin belediye yönetimi tarafından zorla izne çıkarıldığını ifade eden bir işçi de belediye yönetimi tarafından işçilere ‘izin talep formu’ şeklinde bir evrakın cuma günü imzalatıldığını söyledi. İşçilerin eksik yatan ücretlerinin bir kısmının dahi yatırılmadığını söyleyen başka bir işçi ise “Bu ayın maaşını 15’inde almamız gerekirken eksik yatanı da almadık. İçeride 2, bazılarının 3, 4 aylık alacağı var” dedi.

    “İŞÇİLERİN HAKLARINI ALMADIKLARI DOĞRU”

    Pertek Belediyesinin AKP’li Belediye Başkanı Recai Vural iddialara ilişkin yaptığımız görüşmede, mart ayından beri işçilerin toplu sözleşmeye bağlı haklarını alamadıklarının doğru olduğunu söyleyerek “Zaten işçi çıkarmaya gidiyorum, çünkü gelir gideri karşılamıyordu. Geldiğimde işçiler dört aylık ücretlerini almamışlardı. Buna rağmen toplu sözleşme yapılmış. 2019 yılında işçiler asgari ücretin üzerinde maaş alıyorlardı. Asgari ücret o zaman 2 bin 500 liraydı. Ben 3 bin 600 lira veriyordum. Benden önceki başkan ‘Daha fazla işçi çalıştıracağım’ deyip ücretleri düşürdü. O zaman sendika bir şey yapmadı, kimse ortada yoktu. Fakat biz gelince tabi bu iş siyasi, ideolojik bir şey” dedi. Kendinin 2019 yılında belediye başkanlığı yaptığı dönemde 46 kişinin belediyede çalıştığını ancak 2019 yerel seçimlerinden 2024 yerel seçimlerine kadar olan dönemde 92 personelin daha alındığını söyleyen Vural, “Seçim günü dahi personel almış. Tabii onları çıkardık” diye konuştu.

    “MÜFETTİŞİN CEZA YAZDIĞI DOĞRU”

    Müfettişin, toplu sözleşmeye bağlı hükümlerin uygulanması yönünde rapor yazdığını ve belediyeye ceza yazıldığını da kabul eden Vural, “2019’da belediyeyi teslim ettiğimde bir tek lira SGK borcumuz yoktu. Şimdi 22.5 milyon lira SGK’ya, 6 milyon da maliyeye borç bırakmış. Denizbank’tan da para çekilmişti. O da ödeniyor” dedi. İşçilerin alacaklarının ödenmemesinin gerekçesini ‘Kasada para yok’ diye açıklayan Vural “Belediyenin parası yenilmemiş, belediye soyulmuş. İşçilerin izne çıkarılmasına dair de “İzinleri fazla olanlar kimler dedim. Üç senelik, beş senelik izinleri var. Dedim burada boşuna durmasınlar. Gitsin bari izinlerini kullansınlar. Kış günü iş yok güç yok. Yazın hiç değilse çalışırız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın maaşına yüzde 30 zam

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın maaşına yüzde 30 zam

    PİRHA- Meclis bütçesinin kabul edilmesi halinde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın maaşı yüzde 30 zamla 238 bin TL’ye yükselecek.

    2025 Merkezi Yönetim Bütçesi Kanun Teklifi’nin kurumlara ait ayrıntılı kitapçıkları Meclis’e sunuldu.

    2025 yılı merkezi bütçesinden cumhurbaşkanlığına 16 milyar 928 milyon 146 bin lira ödenek ayrıldı. Bütçe teklifinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın maaşının da bulunduğu “Cumhurbaşkanı ödeneğine” 2 milyon 856 bin lira ayrıldı. Erdoğan’ın 2024’te 183 bin TL olan maaşı böylece 2025 için 238 bin TL olarak öngörüldü.

    Cumhurbaşkanı ödeneğinin 2026 yılı için tahmini 3 milyon 142 bin TL, 2027 yılı için de 3 milyon 456 bin TL olması öngörüldü. Cumhurbaşkanlığının önümüzdeki yılki “temsil ve tanıtma giderleri” için 255 milyon TL ayrıldı.

    Cumhurbaşkanlığının “Kar amacı gütmeyen kuruluşlara” yapacağı transferler için 65 milyon TL, “hane halkı ve işletmelere” yapacağı transferler için ise 36 milyon TL bütçe ayrıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bal: Dedeler maaş almamalı; geçim için değil, Yol’a hizmet adına yola çıktık-VİDEO

    Bal: Dedeler maaş almamalı; geçim için değil, Yol’a hizmet adına yola çıktık-VİDEO

    PİRHA- Amasya Hamdullah Efendi Cemevi’nde hizmet yürüten Bali Sultan Ocağı Dedelerinden Ali Bal, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi dedelerine maaş bağlama girişimine tepki göstererek, “Kesinlikle bir Alevi dedesinin maaş alarak dedelik yapmasına karşıyız. Geçim için dedelik değil, bu Yolu yürütmek, bu Yola hizmet adına yola çıktık” dedi. 

    Hamdullah Efendi Cemevi’nde hizmetd yürütene Bali Sultaon Ocağı Dedelerinden Ali Bal, AKP-MHP iktidar bloeğu tarafından kurulan ve Alevi kamuoyundan tepki alan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın dedelere/pirlere maaş bağlama girişime tepki gösterdi.

    “SORUNLARIMIZI KENDİ İÇİMİZDE MUHABBETLE ÇÖZÜYORUZ”

    “Buraya gelen canlarımıza rehberlik yapıyoruz, sorunlar varsa sorunlarını dinliyoruz” diyen Bal, “Canların dedeleri bir şekilde Hakk’a yürümüşse, dedesi olmayanlar varsa bir dedeye el tutmaları için kendilerine yol gösteriyoruz. Onlar da Hacı Bektaş Veli Dergahı’na giderek kendilerine rehberlik yapacak kişi için dergâhtan el alıyorlar. O dedelerimiz de (Baba) senede bir ya da iki senede bir taliplerine yıllık görgü ve sorgularını yerine getirmeye çalışıyorlar” dedi.

    “KENDİMİZİ SAHİPSİZ GÖRMÜYORUZ”

    Geçmişte Alevi çalıştaylarını da eleştiren Bal, “Biz kimsenin inancını eleştirmeyiz, kimsenin inancına sahip çıkmayız. Kimsenin de bizim inancımızı eleştirmesine ve sahiplenmesini doğru bulmayız. Bunu ben yeri geldiğinde toplumda sık sık paylaşıyorum. Nasıl ki Sünni kardeşlerimiz ve diğer mezhepteki kişiler Diyanet çatısı altında bir araya geliyor, devletin bütün imkanlarını kullanarak Alevileri dışlamak kaydıyla kendilerine sahip çıkıyorlarsa; biz de kendimizi sahipsiz görmüyoruz, kendi yağımızla kavruluyoruz” diye ifade etti.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN YARDIMINA İHTİYACIMIZ YOK”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kendilerini ziyaret ettiğini belirten Bal, “Bize geliyorlar. Biz kendilerine ne istediklerini sorduğumuzda cemevimizin suyunu, elektriğini, doğalgazını karşılayalım diyorlar. Biz de kendilerine biz kendi yağımızda kavrulduğumuzu belirtiyoruz, kendilerine teşekkür ediyoruz ve gönderiyoruz” dedi.

    “DEDEYE MAAŞ VEREN BİR KURUM O DEDEYİ YÖNETİR”

    Bal, herhangi bir devlet kurumunun Alevi dedelerini/pirlerini maaşa bağlama girişimi kabul etmeyeceklerini söyleyerek, şöyle devam etti:

    “Dedelere maaş doğru değil. Maaş veren bir kurum o dedeyi yönetir ve dedenin maaş verenin dediklerinin dışına çıkma şansı olmaz. Bana maaş veren bir devlet kurumu kesinlikle beni yönetir. Bana maaş verir benim dediğim gibi konuşacaksın, benim dediğim gibi hitap edeceksin der. Alevi inancına uymayan cümleler karşımıza çıktığında yerin dibine batarız. Ne uğruna? Maaş uğruna. Biz maaş istemiyoruz. Biz gönüllü olarak çalışıyoruz. Geçim için dedelik değil, bu Yolu yürütmek bu Yola hizmet adına yola çıktık. Onun için kesinlikle bir Alevi dedesinin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan maaş alarak dedelik yapmasına karşıyız.”

    Cebrail ARSLAN/AMASYA

  • ‘Zafer mücadele eden işçinin oldu’; maaşları ve mesai ücretleri ödendi

    ‘Zafer mücadele eden işçinin oldu’; maaşları ve mesai ücretleri ödendi

    PİRHA- İnşaat işçilerinin maaşlarını alamadıkları için başlattığı iş bırakma eyleminin 12’nci gününde kazanımla sonuçlandı.

    Aydın-Denizli otoyol şantiyesinde Farnas ve İnceoğulları inşaatında çalışan 51 işçi, maaşları ve fazla mesai ücretlerini alamadıkları için başlattıkları iş bırakma eyleminin 12’nci gününde kazanımla sonuçlandı. Barınma ve kötü beslenme koşullarına rağmen kararlılıkla mücadele eden işçilerin maaşları ve fazla mesai ücretleri dün hesaplarına yatırıldı.

    İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası (İYİ-SEN), sanal medya hesabından işçilerin kazanımla sonuçlanan eylemine dair şu açıklamayı yaptı:

    “Zafer mücadele eden işçinin oldu. Aydın – Denizli otoyol şantiyesinde Farnas ve İnceoğulları inşaat çalışanı 51 işçi arkadaşımızın verilmeyen hakları için başlattığımız eylem 12. gününde kazanımla sonuçlandı. Bu süreçte her türlü olumsuz barınma ve beslenme koşuluna rağmen sendikasına güvenerek kararlılıkla mücadele eden işçi arkadaşlarımızı kutluyoruz. Sendikamız memleketin neresinde olursa olsun inşaat işçisinin hak mücadelesinin içinde olacaktır. Kurulurken dediğimiz gibi sömürü düzeni yıkılacak işçiler eşit ve özgür yaşayacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Emniyet müdürünün oğlu belediyede maaşa bağlanmış!-VİDEO

    Emniyet müdürünün oğlu belediyede maaşa bağlanmış!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Milletvekili Ali Bozan, hayalet seçmen olduğunu tespit ettiği Akdeniz İlçe Emniyet Müdürü Ebubekir Fil’in oğlunun Akdeniz Belediyesi Personel şirketinden her ay düzenli maaş aldığının ortaya çıktığını söyledi.

    Seçim sürecinde “hayalet seçmenleri” gündeme getiren Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, hayalet seçmen olduğunu tespit ettiği Akdeniz İlçe Emniyet Müdürü Ebubekir Fil’in oğlunun Akdeniz Belediyesi Personel şirketinden her ay düzenli maaş aldığının ortaya çıktığını söyledi. Bozan, İçişleri Bakanlığına seslenerek,  “Soruşturma için daha ne kadar ifşa edelim” dedi.

    “İÇİŞLERİ BAKANLIĞI DAHA NEYİ BEKLİYOR”

    Gündeme ilişkin Mecliste açıklama yapan Bozan şöyle konuştu:

    “Hayalet seçmenlerden en çok göze çarpan biri Akdeniz İlçe Emniyet Müdürü Ebubekir Fil’di. Bir ilçe emniyet müdürü seçmen kaydında neden usulsüzlük yapar? Neden kendisiyle birlikte ailesinin kaydını Akdeniz’e taşır? Elbette sebebi ayrıntıda gizli. Akdeniz İlçe Emniyet Müdürü Ebubekir Fil’in oğlu Rıdvan Fil Akdeniz Belediyesi Personel şirketinden her ay düzenli maaş almakta. Daha ne kadarını ifşa edelim? İçişleri Bakanlığı önceki dönemde yapılan usulsüzlükleri araştırmak için daha neyi bekliyor?”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Hükümet maaş vererek Alevileri kendi içinde kirletmek ve bölmek istiyor’-VİDEO

    ‘Hükümet maaş vererek Alevileri kendi içinde kirletmek ve bölmek istiyor’-VİDEO

    PİRHA-Zakir Ali Sizer, AKP hükümetinin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla dedelere maaş teklif edilmesine tepki gösterdi. Alevilere yönelik asimilasyon politikasının sadece bugüne özgü bir yaklaşım olmadığını belirten Sizer, “Alevilerin haklarını tanımıyorlar ama dedeleri maaşa bağlayarak Alevileri kendi içinde kirletmek ve bölmek istiyorlar” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları uygulanmıyor.

    Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kesinlikle kabul etmiyor. Yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor!

    Zakir Ali Sizer “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının sadece bugüne özgü bir yaklaşım olmadığını belirten Zakir Ali Sizer, “Aslında tarihten beri gerek Osmanlı gerek Türkiye Cumhuriyeti Aleviliği bitirmek ve başkalaştırmak istemişlerdir” dedi.

    “DEVLET ÖNCE ALEVİLİĞİ KABUL ETMELİ, ANAYASAL GÜVENCEYE KAVUŞTURMALIDIR

    Sizer, “Önce devlet Aleviliği, Kızılbaşlığı, Bektaşiliği, cemevlerinin ibadethane olduğunu kabul etmeli, anayasada yer almalı. Ondan sonra para ve diğer işler konuşulur. Sen hiçbir şey yapmıyorsun, kabul etmiyorsun ama parayla Alevileri kendi içinde kirletme çabasına giriyorsun. Eskiden daha güzeldik, temizdik. İktidar Aleviliğin içini boşaltma çabası içerisinde. Bunlar çok karşılık bulmadı. Ben Adıyamanlıyım. Bölgede çok karşılığı olmadı, karşılık bulmadı. Devletin böyle bir çabaya girmesi zaten kabul edilemez” diye belirtti.

    “ADIYAMAN’DA DEDELER DEVLETİN VERDİĞİ YARDIMLARI ALMADI”

    Adıyaman’da bulunan dedelerin, pirlerin ve mürşit ocaklarının hiçbirisinin devletin vermiş olduğu yardımları almadığını belirten Sizer, şöyle devam etti:

    “Hakk ve hakikat yoluna emek veren canlarımızın hiçbiri bu işin içerisinde yer almadılar. Devletin böyle bir çalışma yürütmesi asla tasvip edilemez. Bu tür girişimlere karşıyız. Hiçbir pir, devletin piri olamaz, pir devletin memuru değildir. Pir, bilge aynı zamanda taliplerine önderlik yapan bir kişidir. Pir taliplerinin piridir. Pirin talibi varsa pir pirliğini ancak o zaman  yapar. Pirlik önderliktir, bilgeliktir, birikimdir. Hakk ile hak olmaktır. Cahil ile sohbet edip cehaletini üzerinden atmaktır. Cahilliğin gömleğini yırtan kişilerdir. Devletin memuru olmuş dedeye bazı arkadaşlarımız pir diyebilirler ama devlet memurlarına biz pir diyemeyiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO
    39-Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO
    40-Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez-VİDEO

  • Ana Yalıncakoğlu: Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere yönelik yaptığı Muaviye politikasıdır-VİDEO

    Ana Yalıncakoğlu: Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere yönelik yaptığı Muaviye politikasıdır-VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dede bulma arayışına tepki gösteren Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, “Bu politika Alevileri kendilerine benzetme ve Alevileri yok etme politikasıdır” diye konuştu.

    Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “YÜZYILLARDIR ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEKTEN VAZGEÇMEDİLER”

    Yüzyıllardır Yezit ve Muaviye zihniyetinin Alevilere yönelik yok etme ve asimilasyon politikalarından vazgeçmediğini belirten Sevim Yalıncakoğlu, “Yezit her zaman Yezitliğini, Muaviye de Muaviyeliğini yapar ve asimilasyon politikasına göre davranır. Siyasal İslam hayatın her alanında kendi istediği şekilde insanları dizayn etmek için her türlü hareketi yapar. Konuşmamız gereken biz Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda bulunanların tuzağına nasıl düştük? Oraya giden dedeler ve zakirler o tuzağa nasıl düştü. Bizim konuşmamız gereken şey bu” dedi.

    “MUAVİYE VE YEZİT ZİHNİYETİNDE OLANLARDAN HER ŞEY BEKLENİR

    Muaviye zihniyetinden her şeyin beklenebileceğini belirten Yalıncakoğlu, “Bu zihniyet biz Alevilere neler yapmamış ki. Tarihten bugüne bu topraklarda bu zihniyet Yavuz’dan, Muaviye’den, Dersim’den, Sivas’tan, Maraş’tan, Çorum’dan Gazi’den, Gezi’den devam eden bir zihniyet. Bizim konuşmamız gereken bizim içimizden giden Muaviye’nin kepçesine yağlı pilavına tamah edenleri konuşacağız. Doğrusuyla, eğrisiyle azıyla ama çoğuyla rızalık lokmasından kopup gidenleri konuşacağız” diye ifade etti.

    “ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİNDEN GELENLER KURUMLARIMIZDAN İÇERİ ALINMAMALI”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na gidenlerin kurumlara ve cemevlerine alınmaması gerektiğini vurgulayan Yalıncakoğlu, “Onlara diyeceğiz ki sizin bizim yanımızda yeriniz yok. Çünkü biz hiçbir zaman sizin yağlı pilavınızı yiyenlerden değiliz diyeceğiz. Doğru yolda yürümeyen hiç kimseyle birlikte olmayacağız. Sen oraya mı gitmek istiyorsun? Buradan kopup gideceksin. Orada onu yapmak mı istiyorsun? Buradan kopup yapacaksın. Bu adamların bu kapıdan içeri girememesi lazım” diye belirtti.

    “HER MİHMAN ALİ, HER ALİ MİHMAN DEĞİLDİR”

    ‘Mihman Ali’dir ama her mihmanın  Ali olmadığını belirten Yalıncakoğlu, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Her mihman Ali değildir bu unutulmasın. Bu ayrımı yapacak kadar özlüğe bilgeliğe sahip insanlarız biz. Tek yapmamız gereken bu kapının içeriye kimin girebileceği, kiminle sohbet edebileceği, kimin adımıza karar verebileceğine bizim karar vermemiz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı politika Aleviliği yok etme, Alevilik kendilerine benzetme, Pir Sultan’ı silme politikasıdır.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Çabuk: Cemevi Başkanlığı, Alevileri çatıştırma amacı güdüyor, kabul etmiyoruz!-VİDEO

    Çabuk: Cemevi Başkanlığı, Alevileri çatıştırma amacı güdüyor, kabul etmiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Karşıyaka Şube Başkanı Zehni Çabuk, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Aleviliği devlet tekeline almak istediğini ve Aleviler arasında bir bir çatışma ortamı yaratmak istediğini söyledi. Çabuk, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kesinlikle Alevi toplumunu çatıştırarak geleneklerimizi al aşağı etmekten başka bir amaç gütmüyor. Bir asimilasyon projesidir” diye konuştu. 

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Alevi örgütlerinin ve Alevi toplumunun karşı çıkmasına rağmen, ülkücülüğü ile tanınan Alirıza Özdemir bir süredir başkanı olduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesine Alevi kurumlarını katmak için çalışmalar yürütmeye devam ediyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Karşıya Şubesi Cemevi Başkanı Zehni Çabuk, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon politikalarına dair konuştu.

    “ALEVİ TOPLUMUNU ÇATIŞTIRMAK İSTİYORLAR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Alevi örgütlenmesi içerisinde kimi dağınık ve parçalı duruşu gözeterek Alevi kurumlarını kendi bünyesine katmak için çalıştığını kaydeden Çabuk, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kendi Alevisini yaratmaya çalışan bir devlet sistemi uygulamasıdır. Biz Alevilerin içerisinde bulunduğu dağınıklığı görüyor olmalılar ki; bir Alevi toplumu yaratmaya çalışıyorlar. Bizim ibadetimizi, cemevlerimizi tanımayan, inancımıza saygı duymayan, cemevleri cümbüş evidir diyenlerin güdümünde oluşturulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kesinlikle Alevi toplumunu birbirinden ayırmak ve çatıştırarak geleneklerimizi al aşağı etmekten başka bir amaç gütmüyor. Bir asimilasyon projesidir” diye belirtti.

    “CEMEVLERİNE GELEN HEYETE ‘EŞİT YURTTAŞLIK’ TALEBİMİZİ İLETTİK

    Çabuk, kendileri ile görüşmeye gelenlere eşit yurttaşlığı işaret ettiklerini belirterek, şunları ifade etti:

    “Alevilerin bu projeye evet diyeceğini sanmıyorum. Biz 54 şubemiz ve genel merkezimizin aldığı kararla Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hiçbir adımına eşlik etmeyeceğiz, taleplerini yerine getirmeyeceğiz. Bize sundukları imkanları kabul etmeyeceğiz. Buraya da gelerek bizlerle görüştüler. Burada konuştuk ve taleplerimizi açıkça söyledik. Kendilerine, eşit yurttaşlık hakkının teslim edilmesiyle Alevilerin sorunların çözüleceğini söyledik. Zorunlu din derslerinin ve Diyanetin kaldırılmasını, cemevlerinin tanınmasını ve kamuda Alevi toplumunun haklardan faydalanabilmesi taleplerini ilettik. Ama ne yazık ki 22 yıllık AKP iktidarından böyle bir yaklaşım görmedik.”

    “DEDELERE/PİRLERE MAAŞI KABUL ETMİYORUZ”

    Alevi dedelerine/pirlerine maaş bağlanmasını eleştiren Zehni Çabuk, “Göç etmiş Alevi köylerinin sayıları az kalan insanlarına ‘sizlere cemevi kuracağız ve dede, zakir, bekçi alacağız’ diyerek yapay ve suni dernekler kurup, cemevlerinin sayısını arttırdıklarını söylüyorlar. Sayısının 1800 olduğu cemevlerinin ise arkalarında olduğuna dair kamuoyuna duyuru yapıyorlar. Bu asla böyle değildir ve İzmir’de bulunan 18 cemevi bu projeye evet dememiştir. Oradan gelecek dede bizim yolumuza hizmet edemez. Bizim dedelerimiz maaş değil hakullah alır. Bu tamamen inancımızı asimilasyona uğratmaktır. Bu girişimi kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Diyanet ayarı!

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Diyanet ayarı!

    PİRHA- Alevi toplumunun karşı çıkmasına rağmen AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, küçük Diyanet olma yolunda ilerliyor. Cemevi Başkanlığı’ndaki Sünni/İslamcı yapılanmaya tepki gösteren Prof. Dr. Ali Yaman, başkanlığın Diyanetin farklı versiyonu gibi olduğunu belirtti. Yaman, “Aleviliği Sünni bakış açısına göre organize edeyim anlayışı kabul edilemez. Cemevi Başkanlığı, Alevilerin duygu ve düşüncelerine uygun olmadığı zaman, Diyanetin farklı bir versiyonu gibi kurduğunuz zaman bir anlamı kalmıyor” dedi. 

    AKP hükümeti, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı, 9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 112 numaralı cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurdu.

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Başkanı, aynı zamanda danışma kurulunun da başkanı olacak ancak hala Danışma Kurulu oluşturulmadı. 11 kişiden oluşacak Danışma Kurulu Cumhurbaşkanı tarafından 3 yıllığına seçilecek. Danışma kuruluna ‘gerekli görüldüğünde’ Bakan da başkanlık edebilecek.

    Cemevi Başkanlığı kurulduğundan beri Alevi örgütlerinin ve toplumun tepkisini çekti. Alevi toplumunun sorunlarının çözümüne odaklanmayan Cemevi Başkanlığı’nın İslamcı bir yapılanmaya gittiği iyice belirginleşiyor.

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulurken işin içinde olan Prof. Dr. Ali Yaman, Başkanlığa ilişkin sorularımızı yanıtladı.

    Şu an başkanlığın Sünni bir yapılanmaya dönüştüğünü söyleyen Yaman, “Diyanet’in farklı bir versiyonu gibi kurduğunuz zaman oradaki anlayış Alevilerin duygu ve düşüncelerine uygun olmadığı zaman bir anlamı kalmıyor. Hala bugün Alevilerin dönüştürülmesini istemek insanlık ayıbıdır ve kabul edilemez” dedi.

    Cemevi Başkanlığı’nda Alevi Bektaşi Ansiklopedisini hazırlayan kadronun da Sünnilerden/ilahiyatçılardan oluştuğunu, aralarında sadece bir kaç Alevi olduğunu belirten Prof. Dr. Yaman, ansiklopediyi hazırlayanlar arasında Sünni bir akademisyen olan Alirıza Özdemir’in eşinin de yer aldığını ifade etti.

    Cemevi Başkanlığı’nda henüz maaş alan, kadrolaşan dede olmadığını söyleyen Prof. Dr. Ali Yaman, “Çünkü henüz ilana çıkılmadı” dedi.

    CEMEVİ BAŞKANLIĞI NASIL KURULDU?

    PİRHA- Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kasım 2022’de kuruldu. Böyle bir başkanlığın kurulması kimin fikriydi, kuruluşunda siz var mıydınız, kimler var? 

    ALİ YAMAN: Çok daha önceden başlayan, devletin içinde sürekli Alevilikle ilgili bir şey kurulsun, kurulmasın tartışması olmuş. Ta Cemal Gürsel’e uzanan daha sonra yine İzzettin Doğan’ın başında olduğu bir Alevi Dairesi kurulması ile ilgili zaman zaman basında bilgiler yer aldı. Demek ki devlet sürekli bu Alevilik meselesi ile ilgili bir başkanlık kurulsun kurulmasın tartışmasını yaşamış.
    En son bu cemevlerine İçişleri Bakanlığı’nın 2 yıldır ihtiyaçların tespiti, yardımı şeklinde çalışmalar olmuştu. Ondan sonra da böyle bir başkanlık kurulması fikri ortaya atıldı. Bu ziyaretleri yürüten de biliyorsunuz Ali Arif Özzeybek‘ti. Eskiden Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve o zaman da İçişleri Bakanı’nın (Süleyman Soylu) danışmanıydı. O zaman ‘nasıl olsun, nasıl bir şekilde yürüsün’ şeklindeki tartışmaların içinde, danışılan akademisyenler içinde ben de varım. Ben dedim ki madem devlet böyle bir kurumlaşmaya gidiyorsa biz önerilerimizi söyleyelim.  Alevi hassasiyetlerini dikkate alacak bir başkanlık neden olmasın? Yani kurulabilir. Arsa imar sorunu, elektrik giderleri… Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, İzzettin Doğan davasında bir din dersleri var, bir de bu mesele var. Bir de kişilerin açtığı, kendi mağduriyetleri, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin zorunlu olması ile ilgili davalar var. Ayrıca büyük daireye giden cemevi davası var. Orada Alevilerin eşitliğe tabi tutulmadığı din hizmetleri ve genel sorunlar var. Bunu çözmek için ne yapacaksınız? Ya elektrik harcamalarına, cemevleri harcamalarına katkıda bulunacaksın ya onların personel giderlerini çözeceksin ki eşitlik sağlansın. Çünkü Sünni kesim için din hizmetlerine ayrılan devasa bir bütçe var. Dolayısıyla böyle bir başkanlık belki bu işlerin görülmesinde doğru bir bakış açısına hizmet edebilir. Devletin vatandaşı Alevi ya da Sünni olarak görmesi doğru değil. Vatandaş hakları var, o hakları bir şekilde Alevi, Sünni demeden eşit şekilde vereceksin.

    “ALEVİLER DEVLETE GÜVENMİYOR; DEVLET ADIM ATACAK, GÜVENİ TESİS EDECEK”

    -Tamam ama Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulurken Alevi örgütlerini, Alevi toplumunu muhatap almadı. Bu çok tepki çekti. Ne dersiniz?

    Ben Şahkulu Sultan Dergahı’nda Yönetim Kurulu üyesiyim. Başka derneklerde ve vakıflara da üyeyim. Bir şey yapmak istemiyorlar, açıkçası bir güvensizlik var. Kamu yetkilileri ile görüştüğümde de bunu söyledim, bir güvensizlik var. Yani Aleviler devlete güvenmiyor, bu açık. Burada yapılması gereken devlet bu güveni tesis edecek, adım atacak. Kurum yöneticileri ‘gidersem oraya acaba yanlış bir şey yapılırken ben de mi buna dahil olurum’ diyerek katılmıyorlar. Benim de görüştüğüm insanlar oldu, görüş beyan ettim. ‘Ne yapılacak, ne edilecek’ diye kendileri de geri duruyor. Kurumların hepsi de aynı şekilde düşünmüyor. Bir kısmı biraz daha devletin yaptığı faaliyetlerde yer almaya çalışan, kamu yöneticilerini de davet eden, onlardan yardım almaya çalışan bir yaklaşım içindeyken, kimisi de ‘Hayır biz sivil toplum örgütü olarak bu şekilde devam edeceğiz’ diyorlar.

    -Alevi örgütleri uzak duruyor çünkü ‘Biz Alevi Diyaneti istemiyoruz’ diyorlar. Bir de şu var. AKP hükümeti Alevi toplumunun hiçbir talebini yerine getirmedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Yargıtay’ın, Danıştay’ın kararlarını uygulamıyor. Cemevine ibadethane statüsü vermiyor. Alevi örgütleri ve toplum “Hükümet hiçbir talebimizi yerine getirmezken neden Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurdu. Acaba bu başkanlık bir asimilasyon merkezi mi olacak?” diye endişeleri ve tepkileri var. 

    Tabii işte güvensizlik, şüphe var. Kurumların ve Alevi genel kamuoyunun genel güvensizliği ister istemez var. Çünkü daha önce birçok açılım yapılmış. Ben  bunları çalışmalarımda da kullandım ‘Hükümetten Alevi atağı’ diye. 90’lı yıllardan başlayan bir silsile var ama bu atakların hiçbirisi nedense neticelenmiyor.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI YENİ BİR AÇILIM OLARAK İLERİ SÜRÜLDÜ”

    -Alevi çalıştayları yapıldı…

    Çalıştaylara katılan insanlara ‘Evet bu iş istediğiniz gibi çözülecek’ denildi. O bir hayal kırıklığı olarak kaldı. Çalıştaylardan sonra iki komisyon kuruldu. Din dersleri ve Cemevleri Komisyonu ama bir neticeye varılamadı. Sonra bu sefer bu Cemevi Başkanlığı yeni bir açılım olarak ileri sürüldü. Aleviler ‘bekle, gör’ politikası izliyor, ‘bakalım ne olacak’ diyor. Hükümet burada doğru bir şekilde Alevilerin taleplerini, en azından herkesin anlaşabildiği talepleri, anlaşılamayan şeyler de vardır ama bütün Aleviler için cemevi ibadethanedir. İbadethane diye söyle kardeşim ne olacak!

    “ÜSTTEN BAKIŞ KABUL EDİLEBİLİR BİR DURUM DEĞİL”

    -Hükümet “Cemevi ibadethanedir” demiyor, bu konuda diretiyor. Cemevi Başkanlığı’nı Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlamaları da bunun somut bir örneği! 

    Türkiye’de din hizmetlerinden sorumlu kurum olarak Diyanete burayı bağlamak daha büyük tartışmalar yaratır. Cumhurbaşkanlığına bağlarsanız o da farklı daha büyük tartışmalar yaratır. Bir tür geçiş olarak Kültür Bakanlığı olabilirdi. Ben bunu iyimser bir bakış açısıyla söylüyorum. Ama eğer kötü niyetli iseniz ‘Ben bunu kültür dairesi içerisinde görüyorum, inanç hizmetlerine bunu yaklaştırmam. Dolayısıyla senin yerin burası’ gibi bir üstten bakış olursa tabii ki bu gerçekten kabul edilebilir bir durum değil. Mesela kurumun tabelası konuldu, oraya sadece kurumun ismi yazıldı. Üstüne Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ismi yazılmamıştı. Niye? Yarın öbür gün bu kurum alınır daha özerk bir hale getirilir diye. Tabii ki alternatif de yok, yani buraya bağlanmasın dediğimiz anda da nereye bağlanacağınız noktasında sıkıntılar var. Devlet yapılanmasında, devlet sistemi içerisinde mutlaka bir yere bağlı olmanız gerekir. Çünkü başkanlık bir genel müdürlük seviyesinde. Alevilerin çoğu diyor ki ‘burada da bir şey var. Kültür Bakanlığı’na bağlanmasında da bir art niyet var.’

    “ALEVİLERİN TALEPLERİNİN KARŞILANMASI LAZIM AMA ALEVİLERİN İSTEDİĞİ ŞEKİLDE”

    -AKP hükümeti Alevilerin hiç bir ortak talebini yerine getirmedi. 2 yıldır İçişleri Bakanlığı görevlileri cemevlerini dolaşıp ihtiyaç listesi yaptı. Alevilerin taleplerini boya, badana, sandalyeye, bilgisayara, dedelere maaşa indirgedi. Alevi örgütlerinin, Alevi toplumunun esasında eleştirisi bu yönde.

    Tarihsel olarak baktığım zaman Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı mirası üzerine şekillenmiş bir devlet. Laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti olarak anayasada her ne kadar genel çizilse de açık bir şekilde uygulanıyor ama anayasal bağlamında söylüyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı, Sünni Diyanet İşleri Başkanlığıdır. İlahiyat Fakültesi deniliyor. İlahiyat Fakültesi Sünni ilahiyat fakültesidir. Dolayısıyla böyle bir stok var ortada. Bu yavaş yavaş dönüştürülebilir. Yani bu bir anlamda Belki dönüştürülemeyebilir. Onun için şimdi geçiş aşaması olarak önce belli taleplerden gidersin. Zaten ben şunu da söylüyorum: Buraya eninde sonunda sen ibadethane demek zorundasın! Kaldı ki Aleviler buraya ibadethane diyorsa bitmiştir. Bence bu bir mesele değil, bu resmiyetin bir ayıbıdır. ‘Efendim ben ibadethane olarak görmüyorum.’ Görmüyorsan görme, zaten sen buraya gelmiyorsun ki, ben gidiyorum. Onun için bence ibadethane konusu bitti. Bakın ben uzun zamandan beri takip ediyorum.
    Mesela cemevlerinin kentlerde özellikle olumsuz bir imaj kazanması için bir çaba yürütüldü. Ancak böyle bir şey olmadı. Cemevleri giderek kentlere yerleşti ve  cemevleri halkın itibar ettiği, gidip geldiği kamusal alanlara dönüştü. Tartışmasız ibadet mekanları oldu.

    “DİYANETİN FARKLI BİR VERSİYONU GİBİ KURDUĞUNUZ ZAMAN BİR ANLAMI KALMIYOR”

    ‘Efendim ben cemevi demiyorum.’ Deme kardeşim! Bu senin sorunun. Bunu sen düşün Bu ayıp sana yapışır, Alevilere bir şey olmaz! Ama ibadethanenin sembolik olarak kritik önemi var. İşte ‘İslam’da ibadethane tektir, böyle olursa şöyle olur’ şeklinde birtakım kendilerine göre gerekçeleri var bizim kabul etmediğimiz. Din eğitimi yani inanç eğitimi ve hizmetleri noktasında en azından Alevilerin taleplerinin karşılanması lazım ama Alevilerin istediği gibi karşılanması lazım. Bakın bu çok önemli, Alevilerin istediği şekilde… ‘Efendim ben Başkanlığı kuruyorum.’ Ama Diyanet’in farklı bir versiyonu gibi kurduğunuz zaman oradaki anlayış Alevilerin duygu ve düşüncelerine uygun olmadığı zaman bir anlamı kalmıyor.

    “YASAL MEVZUATTA ‘CEMEVLERİNİ BU KURUM YÖNETİR’ DİYE YAZMIYOR”

    -Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kuruluşunu desteklediniz ancak şimdi desteğinizi çektiniz, hatta eleştirmeye başladınız. ‘Cemevi Başkanlığı Sünni İslam inancı doğrultusunda yönetilmeye çalışılıyor’ diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız. Diyanet’in müdahalesi mi var?

    Ben tabii ki söylediğim noktalarda devletin Alevi yurttaşların taleplerine bütçeden destek sağlamasınının kesinlikle yapılması gerektiğini düşünüyorum ama bunu Sünni bir perspektif üzerinden veya Aleviliğin içeriğini, anlam dünyasını, sembollerini Sünni perspektif üzerinden yürütürsen bunu kabul etmem mümkün değil. O zaman da söyledim. Yanlış şeyler olduğu zaman ben bunu savunmam. Çünkü benim düşüncelerim belli.

    NEDEN ROTA DEĞİŞİKLİĞİ OLDU?

    Bu kurumun yasal mevzuatına baktığınız zaman hep koordinasyon, destek… Mesela ‘cemevlerini bu kurum yönetir’ diye bir şey yazmıyor orada. Yasayı iyi okumamız lazım. Bu yasa hazırlanırken bizim de katkımız oldu ama yasanın bir de uygulanması var. Maddede böyle yazar ama gider başka şekilde uygularsın, o da ayrı bir konu. Yasal mevzuata baktığımızda bir sorun gözükmüyor. Burada bakış açısı, o kurumun idaresi falan önemli. Buraya (Cemevi Başkanlığı’na) uzman alındığı zaman İlahiyat Fakültesi ilana konulmadı. İlahiyat fakültesinin konulmasını uygun görmedik, ilanı da biz hazırladık.

    Bize soruldu. Neden? Çünkü Aleviler, Diyanete, ilahiyatçılara güven duymuyor. Buradaki eğitimle ilgili eleştirileri var. Buralarda Sünni inanç ve kültür eğitimi veriliyor. Bu kişilerin gireceği iş bulacakları pek çok alan var. Tarih, sosyoloji, edebiyat alanında doktora, master yapmış eğitim görmüş birçok Alevi çocuğu var. Bunlar tez yazmış. Bu insanlar buraya girsin. Zaten 40 kişi alacaksınız.

    “ALEVİ TOPLUMUNA HİZMET EDECEKSE ALEVİLERİN OLMASI ÇOK DAHA DOĞRUDUR”

    -Bu 40 kişi Alevi uzman mı sadece?

    Şöyle, devlete alırken Alevi Sünni diyemiyorsunuz. Mesela Diyanete de girerken ‘Alevi, Sünni’ denilmiyor değil mi? Ama kim giriyor İslamcılar, Sünniler giriyor. Dolayısıyla burada da beklenen şey nedir? Alevi toplumuna hizmet edecekse bu kurum, o zaman Alevi Bektaşilik konusunda uzmanlaşmış, eğitim almış Alevi çocuklarının olması çok daha doğrudur.

    “KADROYA ALINAN DEDE HENÜZ YOK, MAAŞ ALABİLMESİ İÇİN İLANA ÇIKMASI LAZIM”

    -Cemevi Başkanlığı’nda kadroya alınan, maaş alan dede var mı?

    Hayır orada kadroya alınan dede yok. Dedelerin maaş alabilmesi için bir ilana çıkılması gerekir. İlanlara başvurulması gerekiyor: Şu an söz konusu değil. Diğer bakanlıklardaki gibi uzmanlar var.
    Daire başkanları kuruluş aşamasında giren insanlar. Eğitim Dairesi, Cemevi Hizmetleri Dairesi gibi daireler var. Uzmanlar sınavla, kitap yazmış, tez yazmış insanlar.

    “İKİ KOORDİNATÖR VAR, İKİSİ DE SÜNNİ, BİRİ BAŞKANIN EŞİ”

    Eski Cemevi Başkanı ile yeni başkan döneminde çok farklılıklar oldu. Çalışmalarda Alevi akademisyen sayısı çok az. Çoğu Sünnilerden oluşuyor. Hatta ansiklopedi çalışmasının koordinatörler var, ikisi de Sünni. Birinin başkanın (Alirıza Özdemir’in) eşi olduğu söyleniyor.

    -Bu Alevi toplumuna meydan okuma değil mi? Vicdanı olan herkes tepki göstermesi lazım.

    Artık onu bu kararı alanlar düşünecek. Biz doğruları ifade etmekle görevliyiz. Gerçekten Alevi toplumunu kucaklayacak bir başkanlık kurulmalıydı.

    “İLANDA İLAHİYAT FAKÜLTESİ YAZMAYINCA ELEŞTİRİLDİ, DEDİKODUSU YAPILDI”

    -Şu an Cemevi Başkanlığı’nda uzmanlar ağırlıkla Sünni İslamcı kesimden mi oluşuyor?

    Cemevi Başkanlığı’na şu anda girenler Alevi Bektaşi ağırlıklı bir yapıdan oluşuyor. Tamamına yakını böyledir. Çünkü ilanda ilahiyat fakültesi olmadığı için sosyoloji, tarih, kamu yönetimi gibi şeyler konuldu. Hatta çok eleştirildi, şikayet konusu yapıldı. Orada burada, diyanette bu konu dedikoduya çevrildi. Biz de dedik ki ‘kusura bakmayın. Bu yapılan şey doğrudur.’ Çünkü Alevi toplumu o zaman diyecekti ki ‘işte bakın gördünüz mü, ilanda ilahiyat fakültesi var, devlet Alevileri asimile etmek istiyordu, işte görün, burada var.’

    -Diğer türlü de sinsice yapmıyor mu? Tamam ilahiyat fakültesi yazmıyor ama sonuçta el altından ilahiyatçı uzman alıyor.

    Şu anda alımlarda ilahiyatçılar el altından giremez. Orada mezun olanların bölümleri belli. Doktorası olan, yüksek lisansı olan insan da var. Bunlar hep Alevilik Bektaşilik çalışmış insanlar. Bunların ilahiyatla ilgisi yok. Bizim önerimiz döneminde, bu kuruma giren insanların çoğunun bölümleri belli, yaptıkları çalışmaları belli. Mutlaka bir makale, tez, kitap yayınlamak gibi şart konulmuştu. Bunlar konulurken de hepsinin altında gerçekten ‘Alevi Bektaşiliğe hakim insanlar olsun, toplumla iyi ilişki kuracak insanlar, onlara ulaşabilecek insanlar olsun’ anlayışı hakimdi.

    “MUHTEMELEN DİYANETÇİLERİN GİRİŞİMLERİYLE OLDU”

    -Peki şimdi nasıl bir yapılanma var?

    Şimdi şöyle: Uzman düzeyinde değil. Eski başkanın (Ali Arif Özzeybek) görevden alınması büyük ölçüde bu yapılanlardan kaynaklı. ‘Burada istemediğimiz bir gidişat var’ şeklinde ve artık bana göre muhtemelen bu Diyanetçilerin girişimleriyle oldu.

    “2 YILDIR HALA DANIŞMA KURULU ORTADA YOK”

    -Yani Cemevi Başkanlığı’na Diyanet’in bir müdahalesi mi oldu?

    Bence bunların orada burada belli kesimlere giderek, ‘işte bakın buraya ilahiyat fakültesi mezunları alınmıyor’ şeklinde propaganda yaptıklarını düşünüyorum. Bunun üzerine de başkan (Ali Arif Özzeybek) görevden alınarak kendi istedikleri bir yeni başkan atandı. O başkanın atanması da pek  uygun değil. Yani siz genel müdür seviyesine getirdiğiniz, bir başkanlık seviyesine getirdiğiniz şeye de uygun değil statü itibarıyla. Bu şekilde yapılıyor ve Danışma Kurulu hala atanamıyor. İlk başta denilen şuydu: Dedeler ve akademisyenlerden oluşacak bir Danışma Kurulu olacak. 2 yıla yaklaşıyor hala Danışma Kurulu ortada yok.

    “KURUMUN RESMİ AÇILIŞI DA YAPILMADI”

    -Acaba neden hala Danışma Kurulu kurulamadı?

    Bu çok enteresan! Mesela şu anda hala kurumun resmi bir açılışı yapılmamıştır.

    “HALA DANIŞMA KURULU YOK, BUNLAR NORMAL Mİ?”

    -Peki hala resmi açılışın olmamasını nasıl yorumluyorsunuz?

    -Demek ki bu meselenin hala devlet nezdinde önemi kavramamamış. ‘Alevi Bektaşi toplumuna güzel bir şey yapıyorum, size hizmet edecek bir kurum’ diyeceksiniz ama gereklerini yerine getirmeyeceksiniz. Yani Danışma Kurulu olacak diyorsun ama atanmıyor. Bir resmi açılış olacaktı Türkiye kamuoyuna duyurulması için. Şahkulu Sultan Dergahı’nda bunun yapılacağı duyuruldu. Dolayısıyla bunlar normal mi yani? Kendi istedikleri gibi insanlar bulabilirler. Beni atayın demiyorum. Ama kendinize uygun bir insan şu Türkiye’de yok mu? Şu andaki başkanlığın zihniyetine uygun dede akademisyen yok mu? Vardır tabii ki, bulunur. Ama o bile olmuyorsa, o zaman derim ki Aleviler ve ihtiyaçları önemsenmiyor.

    “AYDINLATMA GİDERLERİNİ SADECE CEM YAPILAN SALONUN AYDINLATMASINA DÖNÜŞTÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Dikkat edin şu an atanan iki başkanın yardımcıları bile tam olamadı. Devlette genellikle bu tür kadrolar doldurulur, daha önce de bir başkan yardımcısı vardı. Niyeyse ikinci bir başkan yardımcısı yok mesela? Bu da enteresan! Ve bakın aydınlatma giderleri meselesinde bunu sadece cem yapılan salonun aydınlatmasına dönüştürmeye çalışıyorlar. Bu çok yanlış bir şey!

    “BİZ KARŞI ÇIKTIK, CEMEVİYLE CAMİNİN FONKSİYONU FARKLI”

    -“Koskoca” bir başkanlık kuruyorlar ve bu da cemevlerinin sadece cem salonunun elektrik giderlerini karşılamak istiyor!

    Ama işte elektrik gideri bile tam verilmemeye çalışılıyor. Biz buna karşı çıktık. Dedik ki cemevleri ve camilerin fonksiyonu farklıdır. Burada lokma cenaze hizmetleri var. Dolayısıyla sen kalkıp haftada bir cem yapılacak, yarım ampul parasını veremezsin. Zaten kaç tane cemevi var? Toplasan 300 tane elektrik harcayan yer bulursun. Bunun da paralarını lütfen hepsini ödeyin!

    -Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ‘Cemevi bir bütündür ibadethane olarak tanıyacaksınız ve giderleri de karşılanacak’ dedi sonuçta.

    Onların gerekçesi, bunu cami şeklinde düşünüp, elektrik giderlerinin hepsinin karşılanmamasını engellemeye çalışıyorlar. İkincisi de bu dedelere maaş meselesi.

    “DEDELERE MAAŞ KONUSUNDA FARKLI DÜŞÜNÜYORUM”

    – Dedelere maaş konusuna nasıl bakıyorsunuz? Alevi toplumu tepki gösteriyor, ‘asırlardır dedeler hiçbir zaman maaş karşılığı hizmet vermedi, maaş karşılığında köy köy gezmedi’ diyorlar. Alevi örgütleri ve toplumu bu anlamda çok tepkili. Siz ne diyorsunuz?

    Çocukluğumdan beri bu konunun içerisinden gelmiş birisiyim. Eskiden zaten dede köyde yaşıyordu zaman zaman da taliplerini ziyaret edip cem cemaat bu hizmetleri yürütüyordu. Yine toplum dedelere destek oluyordu, hakkullah veriliyordu. Ama bugün kentlerde cemevinize gelen dedeye yol parasını vermeden gelip gitmesi mümkün değil. Gerçekten nitelikli, okuyan, yazan eğitimli bir insanın yetişmesi maliyetli bir konu. Biz artık dedelerin çok iyi bir şekilde, nitelikli bir şekilde olması için toplumun bir maliyete katlanması gerekiyor. Şimdi ülkede Sünnilerin inanç hizmetlerinde personel gideri olarak bütçe ayrılırken, cemevlerindeki görevlilere de kesinlikle destek olunması gerekir. Bunun formülü bulunur. Şahkulu Sultan Dergahı’nda 20’den fazla kişi çalışıyor. Şimdi oradaki görevliler maaş almadan nasıl çalışabilecek? Binlerce insan gelip gidiyor oraya, onun için ben bu maaş konusunda farklı düşünüyorum. Ama onun da yolları var.
    Eğer cemevleri diyorsa ki ‘inanç önderlerimizin giderlerini biz karşılıyoruz’ veya belediyeler karşılıyor, o zaman dedeler bir şekilde katkı yani maaş almış oluyor.

    DEDELERİN EĞİTİLMESİ

    -Belediyeler cemevlerindeki personele maaş veriyor olabilir ama Cemevi Başkanlığı’nın maaş vermesi başka bir şey. Cemevi Başkanlığı “dedeleri eğiteceğiz” diyor. Kim eğitecek dedeleri? Bu yüzden Alevi toplumu diyor ki “Bizim dedelerimizi asimilasyona uğratacaksınız. İmamların eline kağıt tutuşturduğunuz gibi dedelerin de eline kağıt tutuşturup ‘bunu okuyun diyeceksiniz.’ Maaş alan dede devletin memuru olur ve söyleneni yapar. Tepkiler bu yüzden!

    Tabii eğitim konusu önemlidir ama burada Alevi toplumu düzgün şekilde bu noktada bir program oluşturursa devletin kalkıp orada kendi fikrini  uygulayabileceğini düşünmüyorum. Bu zamana kadar zaten böyle bir şey yapılamadı. Alevilikle ilgili olması gereken eğitim meseleleri şunlardır veya biz bunu kendimiz yapacağız, sivil toplum kendisi bunu çözerse devlet niye bu alana girsin.
    Siz boşlukta bıraktığınız zaman ister istemez bir kısım cemevleri de talep ediyor. Cemevlerinin bir kısmı da devletten destek alıp eğitim vermek istiyor.

    -Daha çok bağımsız cemevleri maaş istiyor.

    Bağımsız cemevleri ama neticede ‘kamuda bu alanda ihtiyaç var’ diye düşünüp oraya girmek istiyor. Şurası çok önemli, yine tekrar ediyorum Alevi Bektaşi toplumunun geleneksel, bu zamana kadar yaşanmış Aleviliğine uygun bir eğitim çizilmedi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ ANSİKLOPEDİSİYLE İLGİLİ TOPLANTIYA KATILANLARIN YÜZDE 90’NI SÜNNİ”

    -Peki bu mümkün mü? Siz buna inanıyor musunuz? Şu an bile Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın nasıl bir yapılanmaya saptığını görüyorsunuz!

    – İnanıp inanmamaktan ziyade uygulamayla bu anlaşılır zaten. Şu andaki mesele Alevi Bektaşi ansiklopedisi. Ansiklopediyi hazırlamakla ilgili toplantı yapılıyor. Bu toplantıya katılanların %90’nı Sünni akademisyen ve ilahiyatçılardan oluşuyor. Araya 2-3 Alevi serpiştirmişler, böyle bir ansiklopedi olmaz! Eğer eğitim programı yapılacaksa yine bu şekilde bir eğitim öğretim, öğretmen veya eğitici kadrosu ile bu eğitim olmaz. Bunu zaten Aleviler kabul etmez. İnanmaktan ziyade içerik ne olacak?
    Eğitim kadrosu önemli. Başkanlık ocaklarla ilgili toplantı yapmış. Bakıyorsunuz bir kaç dede ve baba oturmuş, diğerlerinin hepsi Sünni. Şimdi bu nasıl olacak? Olmaz yani. Şunu söyleyeyim: Boşuna bir uğraş olarak düşünüyorum. Bu şekilde bir bakış açısıyla gerçekleştirilecek bir eğitim faaliyeti, bir ansiklopedi çalışması boşa gider, yazık olur!

    Gerçekten Alevi Bektaşi toplumunun gerçeklerini yansıtacak bir ansiklopedi olmalıydı. Bir Sünni Aleviliği ne kadar yazabilir?

    “BENİ DİYANETE GÖTÜRÜP SÜNNİ HOCALARIN DERSLERİNE SOKUYORLAR MI?”

    -Alevilikte ocak sistemi var. Pirler tarihten bu yana ocaklarda yetişmişler ve her dede çocuğu da dedelik yapamıyor biliyorsunuz. Taliplerin tercih ettiği, en kamil insan dedelik yapabiliyor. Durum böyleyken bu Cemevi Başkanlığı’nın görevlendireceği hangi uzmanlar dedelere eğitim verecek? Dedenin, pirlerin üstünde kim olabilir? Bu da bir eleştiri konusu.

    Oranın uzmanı bürokrasiyi oluşturur. Mecburen zaten ocakzade dedelerin işin içine katılması lazım. Ocakzade dedeler varsa zaten Alevilikle ilgili çalışma yapmış akademisyenlerin özellikle de Alevi kökenli olmaları gerekir. Dünyanın her yerinde böyledir. Mesela beni Diyanet İşleri Başkanlığına götürüp Sünni hocaların, ilahiyatçıların dersine sokuyorlar mı? Hayır. Niye sokmuyorsun? E o zaman Alevilerle ilgili bu iş yapılırken neden böyle yapıyorsun? Tabii ki Alevi inanç adamları veya inanç eğitmenleri ön planda olmalıdır. Her yerde böyledir. Protestanlardan katoliklere bu böyledir. İnanç alanı diğer bilimsel faaliyetlerden farklıdır. Onun için tabii ki mutlaka Alevi inanç önderlerinin, burada temel rol oynamaları gerekiyor.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NDA KURUMSAL YAPI HALA OLUŞTURULAMAMIŞ”

    -Alevi olmaları yetmiyor biliyorsunuz. Alevi kökenli olup da asimilasyon yapan insanlar var. Tamamen Sünnileşmiş ya da Şialaşmış insanlar tanıyoruz. Dolayısıyla Cemevi Başkanlığı’na baktığımız zaman durum ortada. Ülkücü MHP kökenli bir insan Cemevi Başkanlığı’nın başına getirildi. Dolayısıyla bir güvenin olması Aleviler açısından söz konusu değil. Öyle değil mi?

    Bu başkanın milliyetçi kimliği ön plana çıkıyor ama mesele milliyetçilik falan meselesi değil. Siz herhangi bir ideolojiyi, siyaseti taşırsınız ama gelirseniz orada doğru bir şeyler de yapabilirsiniz. Bir insan atandığı görevde kendi mensubiyetini dışarıda tutabiliyorsa problem olmaz ama burada yapılan uygulamalar problemli. Siz şu anda ne yapıyorsunuz? Kurumsal yapı halen oluşturulamamış. Eksiklikler halen devam ediyor. Aradan çok zaman geçmesine rağmen normal devletin işleyişine uygun değil. Ama bakıyorsun burada böyle. Niye acaba?

    “DAHA ÇOK SÜNNİ AKADEMİSYENLERLE İŞLERİ YÜRÜTMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    -Siz başından beri işin içindesiniz, neden peki? Ne amaçlanıyor?

    -Bakış açısı sorunu var. Alevilikle ilgili kurduğunuz bir başkanlıkta düzgün bir şekilde diğer kurumlardaki gibi işleyişi görmüyorsunuz, farklı bir bakış açısıyla burayı yönetiyorlar. Bu, Alevi Bektaşi toplumunu gerçekten rahatsız eder. Ayrımcı farklı bir bakış açısı bu kurumun kurumlaşmasında bile gösteriliyorsa o zaman insanların tepkisini çeker. Zaten alan dar, konuştuğun zaman bunu insanlar söylüyor. Başkanlığın icraatları burada çok önemli. Zaten fazla bir icraat da yapılmadı. Şu an bu ansiklopedi ve toplantılar yapılıyor. Daha çok Sünni akademisyenlerle işleri yürütmeye çalışıyorlar.

    “CEMEVİNE MESCİT AÇILMAZ, CEMEVİ CEMEVİDİR”

    -Sünni (Siyasi İslamcı) akademisyenlerle işleri yürütmeye çalışıyorlar çünkü başkanlığın başındaki kişinin de Sünnileştiği yönünde söylemler var. Ali Rıza Özdemir, 2 yıl önce yazdığı bir yazıda ‘Cemevlerine mescit açılsın. Bu durum Sünnilerin de çok hoşuna gider’ diyor. Şimdi bunu yine dillendirdiği iddia edildi. Bu konuda ne diyeceksiniz? Nasıl olur da “cemevine mescit açılsın” denilebilir?

    Cemevine mescit açılmaz. Cemevi cemevidir. Yani Alevi Bektaşi toplumunun ne yaptığı ne ettiği, nereye gittiği belli. O kendi fikridir, fikrini kendisine saklayabilir. Alevi toplumu böyle bir şeyi doğru bulmaz.

    “BAKIŞ AÇISINDA HAKİKATEN SIKINTI VAR”

    -Sonuçta bu zihniyetteki bir insan Cemevi Başkanlığı’nın başına getirildi!

    Evet bu doğru bir yaklaşım değil. Bakış açısında hakikaten bir sıkıntı var. Alevi Bektaşi cemevlerinde ne olur, ne olmaz belli. Yüzyıllar içerisinde oturmuş bir yapı bu zaten. Mescit önermenin bir gereği yok. Cemevinin içerisinde gider ibadetini yapar, sorun değil. İlla belli bir şablon, belli bir ismin takılması gerekmez ki resmiyet böyle tanımıyor diye. Onun için kesinlikle sıkıntılı bir bakış. Şu anda bunu açıkça söyler miydi bilmiyorum. Kişisel bir şey, Alevi toplumunu bağlamaz bu. Dedeler, babalar, pirler böyle bir görüşü kabul etmez!

    “BİR HAYAL KIRIKLIĞIYLA SONUÇLANMAYA DOĞRU GİDİYOR VAZİYET”

    -Alevi toplumunun, kurumların kabul etmesi mümkün değil. Alevi köylerine camiler yapılıyor. Cemevi Başkanlığı’nın, bunu sorun ettiğini görmedik, hiçbir zaman açıklama yapmadı. “Cemevlerine mescit açılsın” diyen bu zihniyet Alevi köylerine cami yapılmasını engeller mi? Engelleyemez sanıyorum.

    Cemevi Başkanlığı’nın Diyanetin veya diğer kurumların çalışmasına müdahil olabileceğini zannetmiyorum ama yeter ki kendi alanı ile ilgili kalsın. Düşünsenize bir taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı cami, mescitin yaygınlaşması için çalışırken, devletin bir başka kurumu çıkıp ‘Ya bu nasıl oluyor?’ demez. Devlet kurumları arasında böyle bir işe girmezler. Zaten hiyerarşik olarak da Diyanetin devlet katında güçlü olduğunu biliyorsunuz. Cemevi Başkanlığı böyle değil ama en azından Alevi Bektaşi toplumunun ihtiyaçlarını görecek bir organizasyona girse, bu bile bence iyi. Ama bunu bırakıp Sünni ilahiyatçıları, akademisyenleri toplayıp bir şeyler yapılacağını zannediyorsa bir şey çıkmaz. Çok yanlış. Devlet, Aleviler için bir şey yapıyormuş diye düşünürken, sevinirken yine bir hayal kırıklığıyla sonuçlanmaya doğru gidiyor vaziyet.

    “BOŞLUKLARI, SORUNLARI ALEVİ KURUMLARININ GİDERMESİ GEREKİYOR”

    -Demek ki Alevi örgütleri, Alevi toplumu endişelenmekte, karşı çıkmakta haklıymış. Alevi toplumu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na başından beri karşı çıktı. Çünkü MHP’nin desteklediği, AKP’nin kurduğu bir kurum. Hükümet Alevilerin hiç bir talebini yerine getirmeden bu kurumu kurdu. Aleviler “Bu başkanlıktan bir hayır gelmeyecek” diyor. Katılıyor musunuz?

    Ama işte şunu da unutmamak lazım. Alevi Bektaşi toplumunun eğitim ve hizmetler konusunda, değişik noktalardaki boşluklar, Anadolu’nun köylerinde (cenaze vb) sorunlar varsa o zaman Alevi kurumlarının, federasyonların gidermesi gerekiyor. Bir taraftan da siz ev ödevlerinizi yapmak zorundasınız. Alevi Bektaşi toplumunun cenaze hizmetleri ile ilgili ihtiyaçları varsa, dede sorunu varsa, eğitim meselesi varsa giderilmeli. Ben şuna inanıyorum: Bu başkanlığın kurulması da bir boşluktan, ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Eğer siz bu alanda böyle bir boşluk bırakmasaydınız, zaten devlet burada kurumu kuramazdı.

    “DEVLET ‘ALEVİLER ŞÖYLE OLSUN, BÖYLE OLSUN’ DEMEMELİ, BUNUNLA BİR YERE VARAMAYIZ”

    -Ben Cemevi Başkanlığı’nın ihtiyaçtan kurulduğunu düşünmüyorum. Devletin “Alevilerin böyle bir ihtiyacı var kuralım” dediğini düşünmüyorum. Başından beri Aleviler, bu kurumun asimilasyon için kurulduğunu belirtiyor, arkasına Diyaneti alarak, Alevi toplumunu, inancını başkalaştırmak, müdahale etmek için kurulduğuna inanıyor. 

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını ve bunu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin izleme başlatmasının bir taktik engellemesi gibi söylenen şeyler de var. Böyle bir nedenle de bunların yapıldığı ifade ediliyor ama bence bunları konuşsak bile çok yanlış ve ayıp. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 2024 yılına geldiğimiz şu günlerde bile hala ‘Aleviler şöyle olsun, böyle olsun’ dememeli. Aleviler nasıllarsa öyle kalsınlar. Sünniler de nasıllarsa öyle kalsınlar. Alevi toplumu başka insanların ne yapacağını ne edeceğine karışmıyorsa kimse de Alevilerin inançlarına, itikatlarına karışmasın.
    Eğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları için böyle bir taktik izleniyorsa bu da çok ayıp, komik. Yani böyle şeylere değmez, ne olur 3 gün sonra yine başa dönülür. Siz hala bir toplumun ‘ben haklarını vermeyeyim de böyle engellemelerle, dışlama stratejileri takip edeyim’ derseniz olmaz. Tarih bunları kaydediyor. Tarih ne yaparsak ne edersek hepsini bir şekilde kayda geçiriyor.

    “‘ALEVİLİĞİ SÜNNİ BAKIŞ AÇISINA GÖRE ORGANİZE EDEYİM’ YAKLAŞIMI KESİNLİKLE DOĞRU OLMAZ”

    Hala bugün Alevilerin dönüştürülmesini istemek insanlık ayıbıdır ve kabul edilemez. Bu insanların talepleri neyse karşılayacaksın! Bazı kurumlar diyorlarsa ki ‘biz böyle bir şey istemiyoruz’ tamam onları karşılamazsın diğerlerine de katkı sunarsın. Ama yine Alevilerin istediği gibi Alevice bunu yaparsın. ‘Efendim ben bir Sünni bakış açısıyla kendime uygun bir şekilde Aleviliği Sünni çerçeve içerisinde ele alayım, bu kurumu da Sünni bakış açısına göre organize edeyim’ şeklinde bir düşünüş kesinlikle doğru bir yaklaşım olmaz ve zaten kabul de görmez.

    “DİYANET ÜZERİNDEN OLMASI DAHA FAZLA TEPKİ ÇEKERDİ”

    -Ali Arif Özzeybek zamanında da böyleydi. Esas taleplere kulaklarını kapatıp cemevinin küçük ihtiyaçlarını not edip gittiler. Yani Özzeybek de Alevilerin taleplerine kulak tıkadı. Üstelik de İçişleri Bakanlığı danışmanın ne işi olabilirdi cemevlerinde! Bu da çok büyük bir tepki çekti.

    Cemevlerine Diyanet üzerinden olması daha da fazla tepki çeker. Kültür Bakanlığı ile o zaman böyle bir organik kurumsal yapı yoktu. Oradan da olmuyor. O zaman geriye devletin bir kurumunun bir şekilde ihtiyaçları toplayarak, insanlar tabii ziyaret edilerek dinleniyor. O sırada siyasetin uygun gördüğü neler yapılabilecekse bunlar sağlanıyor. Yani usulen siz doğru bulmayabilirsiniz, şekil olarak. Neticede bunlar siyasi kararlarla yürüyen şeyler, bu şekilde yapılıyor. Ama ne olur? Siz önce böyle başlarsınız ama daha sonra gerçekten esas ana sorunlara da inebilirsiniz.

    “ALEVİLERİN İÇ ORGANİZASYONLARINA MÜDAHALE EDİLMEDİĞİ SÜRECE PROBLEM YOK”

    -Esma Ersin var. İçişleri Bakanlığı Bakan Müsteşarı. O da cemevlerini dolaşıyor. AKP ve MHP ne yapmaya çalışıyor?

    Cemevlerinin kamu yetkilileri tarafından ziyaret edilmesinde bir sorun yok. Ziyaret neden etmesinler, tabii ki de edecekler. Bütün vatandaş bir şey olduğu zaman kaymakamlığa, valiliğe, oraya buraya gider. Bence Alevilerin kendi iç organizasyonlarına müdahale edilmediği sürece hiçbir problem yok. Bence ziyaret ederler, onu da yaparlar, toplum kendileri de gitmek istiyor yani cemevlerinden gidenler de oluyor. Buradaki çizgi bence şudur: Cemevlerinin kendi iç işleyişlerine müdahale edilmemesi!

    “TOP GENE ALEVİLERDEDİR”

    -Müdahale edilmemesi sizce mümkün mü? Bu kadar para yardımı yaparsa ‘dedelere maaş vereceğiz’ derlerse müdahale mümkün olmaz mı? Alevi toplumunu dönüştürmek için dedeleri satın almanız, dönüştürmeniz gerekiyor önce. Yani dedeleri eğiteceğiz demelerinin altında öyle basit iyi niyet yatmıyor!

    Böyle bir çalışmaya cemevleri ve dedeler katılmaz olur biter. Burada top gene Alevilerdedir. Dersin ki ‘biz bu eğitime katılmayacağız’, bitmiştir.

    -Ama işte bunu herkes demiyor gidip maaşı kabul eden dedeler var.

    Alevilerin kendisi eğitim yaparsa sorun biter. Alevilerin kendisi dedelerin ihtiyaçlarını çözerse bence orada bir boşluk kalmaz.

    -Ben bir Alevi alarak dedelerin cem hizmetlerinden dolayı maaşa ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü dedeler sabahtan akşama kadar en az 8 saat bir mesai harcamıyor. Talipleriyle buluşuyor, cem yapıyor. Eskiden beri bu böyle olmuş. Zaten dedelerin masrafları karşılanıyor. Cemevlerine bağışlar yapılıyor. Aleviler diyor ki ‘bizim sorunumuz dedelere maaş verilmesi meselesi değil.’ Zaten birçok dede de  maaş alınmasına karşı çıkıyor. Alevi toplumu bu kadar basit görülemez, konu dedelere maaşa indirgenemez. Esas mesele bu!

    Şimdi bakın dünyada bütün toplulukların inanç okulları var ama Alevilerin yok.

    -Aleviler kendi okullarını kurabilir.

    İşte kurabilir. Ben zaten derneklerimizi, vakıflarımızı bu anlamda da eleştiriyorum.

    “PEKİ ALEVİ KİMLİĞİ NASIL KORUNACAK?”

    -Aleviler açısından Devlete, Cemevi Başkanlığı’na gerek yok!

    Eğitimle ilgili bir şey düşünülmediğini, hiç konuşulmadığını görüyoruz. Bu çok yanlış. Sen bunu yapmazsan peki bu Alevi kimliği nasıl korunacak? Bugün dünyada, Almanya’da, İngiltere’de neden Alevilikle ilgili dersleri vermeye, yaygınlaştırmaya çalışıyoruz? Çünkü okulda olmadığı zaman bunun sadece sivil toplum üzerinden yürütülmesi mümkün değil.

    OKULLARDA ALEVİLİK DERSİ

    -Ama şöyle…Avrupa’daki Alevilik dersleri en azından federasyonların kontrolündeki tanınan, bilinen insanlar tarafından veriliyor.  Hem cemevlerinde hem okullarda.

    Cemevleri, Alevi dernekleri ve federasyonları oturup benzeri ve şeyi ortaya koyacaklar, bunu yapmıyorlar. Düşünebiliyor musun bütün bu kurumlar toplandı dedi ki ‘biz bundan sonra Türkiye’de şu kadar sayıdan fazla olan okullarda seçmeli Alevilik dersi konulmasını istiyoruz, müfredatı hazırladık. İçeriği şudur, budur.’ Böyle bir şey ortaya koymuyoruz ki!

    “FEDERASYONLARIMIZ, KURUMLARIMIZ 50-100 YILIN PLAN VE PROGRAMINI HAZIRLAMASI GEREKİYOR”

    – Hocam keşke öncülük yapsaydınız. Siz yapsaydınız. Akademisyenler, Aleviler bir araya gelemiyor mu?

    Federasyonlarımızın ve kurumlarımızın Bence 50 ya da 100 yılın plan ve programını hazırlaması gerekiyor. Okul çok önemlidir. Zorunlu din dersleri ile ilgili kararlarda benim de ismim vardır. Eleştiriyorum, zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersini bütün öğrenciler adına istediğimiz kadar şikayet edelim. O zaman benim yapmam gereken bu derslerin içeriğinin bir şekilde dönüştürülmesi. Şimdi ‘zorunlu din dersleri kalksın’ deniliyor, kalkmıyor. Kalkmıyorsa o zaman kalkması için de uğraş. Tamam eyvallah ama bir taraftan da bunun içeriğinin değiştirilmesi için çalış, önerilerde bulun. Bu yapılmıyor.

    -Peki siz bunları önerdiniz mi? O gücünüz vardı en azından. Cemevi Başkanlığı kurulurken içindeydiniz!

    Ben bir akademisyen öğretim üyesiyim. Ben derneklerimizin içerisinde faydalı olmaya çalışıyorum, bazen beni dinliyorlar ya da dinlemiyorlar. Bana ‘Efendim şöyle bir şey var. Ne diyorsunuz?’ diye sordukları zaman ben de önerilerimi söylerim ama karar alıcılar gene kendileri.

    CEMEVİ BAŞKANLIĞI LAĞVEDİLMELİ Mİ?”

    -Peki tüm bu olumsuzluklar karşısında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı lağvedilmeli mi? Bu haliyle Alevi toplumuna bir yararı olmayacağı ortada! 

    Ben şahsen Alevi Bektaşi toplumunun pek çok meselesiyle ilgilenmesi gereken bir resmi daireye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Cemevlerinin içişlerine, inanca müdahale etmeyen bir devlet kurumuna ihtiyaç var. Lağvedilmesini savunmuyorum ama eğer bir Sünni başkanlığına dönüştürülürse bir anlamı kalmaz.

    “BU ÇALIŞTAY, SÜNNİ İLAHİYAT ANLAYIŞININ ALEVİLİK TEZLERİNİN MEŞRULAŞTIRILMASINA HİZMET EDER!”

    -Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevi çalıştayı düzenliyor. Bu çalıştaya siz davet edildiniz mi?

    Ben davet edilmedim. Zaten katılmayacağımı bildikleri için böyle bir daveti de yapmazlar. Böyle bir çalıştay ancak Sünni İlahiyat anlayışının Alevilik tezlerinin meşrulaştırılmasına hizmet eder. Başkanlığın ansiklopedi çalışmalarına, birlikte toplantı düzenlenen akademisyenlere bakıldığında bunların tamamına yakınının Sünni akademisyenler olduğu görülmektedir. Araya birkaç tane de Alevi akademisyen acaba görüntüyü kurtarabilir miyiz diye alınmıştır. Siz Diyanet İşleri Başkanlığı’nın düzenleyeceği Sünnilik Çalıştayına bir tane Alevi akademisyeni davet edebileceğini düşünebilir misiniz? Ama konu Alevilik-Bektaşilik Ansiklopedisi, Çalıştayı olunca Sünni İlahiyatçılar, akademisyenler işin başına geçebiliyor. Böyle bir başkanlık eğer Alevi-Bektaşi toplumuna hizmet için kurulduysa, Alevi-Bektaşiliğe bakışı herkesçe bilinen Sünni Diyanet ve İlahiyat anlayışının buraya verebileceği hiçbir şey olamaz.

    “RESMİ DİN ANLAYIŞINA UYGUN BİR ALEVİLİK DİZAYN ETME AMACINA HİZMET EDER”

    -Cemevi Başkanlığı’nın YÖK’e yazı yazarak, son 3 yılda bu alanda yüksek lisans ya da doktora yapan uzman akademisyenlerin çalıştaya katılımını istediği ortaya çıktı. Ayrıca YÖK’ten akademisyenlerin bilgilerinin istenmesini nasıl yorumluyorsunuz?

    YÖK Tez katalogları incelendiğinde sadece 3 yıl değil, çok daha geriye de gidilerek bu konuda yapılan tez çalışmaları ve onların danışmanları olan akademisyenlerin bilgilerine ulaşılabilir. Başkanlığın halihazırdaki yönetim anlayışı da düşünüldüğünde bu şekilde elde edilecek bilgilerle toplanacak bir Alevi Çalıştayı’nın Diyanet ve İlahiyat çevrelerince belirlenen resmi din anlayışına uygun bir Alevilik dizayn etme amacına hizmet edeceği tahmin edilebilir.

    Nilgün METE- Eren GÜVEN/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO
    39-Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO
    40-Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez-VİDEO

     

  • ‘Devletten maaş alan dede bozulur, biat eder’-VİDEO

    ‘Devletten maaş alan dede bozulur, biat eder’-VİDEO

    PİRHA-Kureyşan Ocağı dedelerinden Veysel Düzgüner, AKP hükümetinin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla dedelere maaş teklif edilmesine tepki gösterdi. Düzgüner, “Yıllardan beri devlet bizi yolumuzdan çıkarmaya çalışıyor. Devletten maaş alan dede devletin memuru, devletin dedesi olur, biat eder” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları uygulanmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kesinlikle kabul etmiyor. Yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor!

    Kureyşan Ocağı dedelerinden Veysel Düzgüner “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Aleviliğin bir inanç olduğunu vurgulayan Düzgüner,“Biz kültür değiliz, bizim yolumuz var. Biz Hakk Muhammet Ali’ye tabi olan insanlarız. Bizim bir ibadetimizi var, bizim bir inancımız var” dedi.

    “YOLUMUZ ERKANINDAN AYIRMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Dedelerin, zakirlerin devletten maaş almasının doğru olmadığını belirten Düzgüner, “Devletten maaş aldığında ona karşı gelebilecek mi? Yolumuzu erkanından ayırmaya çalışıyorlar. Hiçbir din kurumu, hiçbir inanç devlete bağlı olmasın. Devletin inançlardan elini çekmesi lazım. Çünkü insanlar daha barışık yaşarlar. Dedeler de önce şapkalarını önlerine koysunlar bir düşünsünler. Şimdi bu parayı aldık sonra ne olacak” diye konuştu.

    “DEVLETE TABİ OLUNURSA BİAT ETMEK ZORUNDA KALINIR”

    Düzgüner, sözlerine şöyle devam etti:

    “Devlet bize neler verir, neler yapar, neler eder? Zaten çocuklarımızı asimile etmek için uğraşıyor. Parayı aldık, karnımız doydu sonra ne olacak? Benim torunum, benim evladım olacak, bunlar ne olacaklar? Bunlar onlara tabi olursa ister istemez oraya biat etmek zorunda kalacaklar. Yani iyi düşünmeleri lazım. Düşünmeden hareket etmek hiçbir kimseye yakışmaz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO
    39-Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO
    40-Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez-VİDEO

  • Dede Aksoy: Maaş teklif edenlere ‘Bizim ocağımız var, sizlere gerek yok’ dedik

    Dede Aksoy: Maaş teklif edenlere ‘Bizim ocağımız var, sizlere gerek yok’ dedik

    PİRHA- Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı ülkücü Alirıza Özdemir’in, Alevi kurumları ve dedeleri ile buluşmasına ilişkin tepkiler gelmeye devam ediyor. Dede Nurettin Aksoy, Özdemir’in Çorum’da düzenlediği etkinliğe katılmadığını, Cemevi Başkanlığı’nın teklifini kabul eden kimi dedeleri kararlarından döndürdüğünü söyledi. Aksoy, yardımlaşma ve dayanışmanın büyütülerek asimilasyonun önüne geçilebileceğini kaydetti.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir, geçtiğimiz günlerde Çorum’da ‘Canlar Buluşuyor’ etkinliğine katıldı. Ülkücülüğü ve MHP’ye yakınlığıyla bilinen Alirıza Özdemir’in dedeler ile buluşması, Alevi toplumundan tepki almaya devam ediyor.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Çorum’daki etkinliğine davet edilen Dede Nurettin Aksoy, konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “BİZİM OCAĞIMIZ VAR SİZE GEREK YOK, DEDİK”

    Çorum Belediyesi’nin bir salonunda yapılan toplantıya kendisinin de çağrıldığını belirten Nurettin Aksoy, Cemevi Başkanlığı’nın teklifini kabul eden kimi dedeleri de kararlarından döndürdüğünü söyledi.

    Aksoy, amaçlananın iyi niyetli olmadığını ifade ederek şunları ekledi:

    “Bunlar Alevileri bölebilir miyiz? Ya da maaş versek getirisi ne olur? diye düşünüyorlar. Yani bize de Kültür ve Turizm Müdürlüğü heyecanla, heves ile gelip gittiler. ‘Bizim başkanlığımız, ocağımız var. Yani bizim bağlı olduğumuz mürşidimiz var. Sizlere gerek yok’ dedik. Oraya kaydolan dedelerle bir işimiz yok. Ama mesela bazı köyler, garibanlar var; bir medet bekliyorlar. Yani para, işi sıkıntıya sokuyor. Yani mücadele etme şansımız yok. Hizmetli olarak bu oluşumlara girecek çok insan var.”

    “NİCE ALEVİ KURUM BAŞKANININ, ALEVİCE DAVRANMADIĞINI GÖRDÜK”

    Alevilerin, ancak birlik olarak bu asimilasyon politikaları karşısında direnebileceğini vurgulayan Nurettin Aksoy, “Şimdi şöyle bir şey var; adam Muaviye’nin sofrasına oturmuş, biri demiş ‘sen Ali’yi çok seviyordun burada ne işin var?’ O da demiş ki ‘yahu Ali’yi çok seviyorum da Muaviye’nin de ekmeği yağlı.’ İşte sistem bunun üzerine kurulu. Ne kadar reddedersen et ama Aleviler de toplum da kendi dayanışmasını yapamıyorsa, eskisi gibi birbirini kontrol edemiyorsa, yani yardımlaşma, dayanışma ortadan kalktıysa sonumuz ne yazık ki bu. Yardımlaşma ve dayanışmayı, el ele tutmayı, omuz omuza vermeyi, yan yana durmayı başardığımız zaman ancak bunların önüne geçebiliriz. Mesela ‘Aleviyim’ diyen nice kurum başkanlarının, Alevice davranmadığını, üst merkezlerde ne kadar Muaviye oyunlarının yaşandığını hep birlikte gördük, yaşadık. Bunun için ne ararsan kendinde arayacaksın. Dayanışmanın daha yükseltilmesi gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/ÇORUM

     

     

  • Emekliler geçinemezken, Diyanet personeline emeklilikte de ayrıcalık

    Emekliler geçinemezken, Diyanet personeline emeklilikte de ayrıcalık

    Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan emekli olacak personele verilecek maaş tablosu ortaya çıktı. Ali Erbaş’ın emekli olması durumunda 65 bin TL emekli aylığı, 1 milyon 548 bin TL de ikramiye alacağı belirtildi. 

    Diyanet İşleri Başkanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü’nce emekli maaşları ve ikramiyelere yönelik hazırlanan tabloya göre; Diyanet’in üst kadrolarındaki personel, ayrıcalıklı bir emekli maaşına sahip olacaklar.

    Diyanet İşleri Başkanlığı Personel Evrak ve Tahsis Şubesi Müdürlerinden Ramazan B’nin imzasıyla hazırlanan belgede, Diyanet’ten 2024 yılında emekli olacak personele verilecek maaş ve ikramiyeler belirtildi.

    ERBAŞ’A 65 BİN 878 TL

    BirGün’den Mustafa Bildircin’in ulaştığı tabloya göre, görevde 40 yılını tamamlayan Diyanet İşleri Başkanı’nın emekli olması durumunda emekli maaşı 65 bin 878 TL olacak. Başkan Erbaş’a, 2024 yılı içinde emekli olması halinde 1 milyon 548 bin 430 TL emekli ikramiyesi verilecek. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Başkan Yardımcısı pozisyonunda bulunan ve memuriyette 40 yılı tamamlayan isimlerin emekli maaşı ise 52 bin 894 TL olarak sabitlenecek. Başkan Yardımcıları’na emekli olmaları halinde 1 milyon 314 bin 82 TL ikramiye yatırılacak.

    Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliği’nden emekli olanlar için de ayrıcalık var. Buna göre, 39 bin 427 TL emekli aylığı bağlanacak Din İşleri Yüksek Kurulu üyelerine, 1 milyon 178 bin 647 TL’lik de emeklilik ikramiyesi sağlanacak.

    Ankara, İstanbul ve İzmir kentlerinde görev yapan il müftülerinin emeklilik maaşı 37 bin 79 TL olarak belirlenirken 1 milyon 84 bin 299 TL’lik emekli ikramiyesi de hesaplarına aktarılacak. Diyanet’in üst kadrolarında görevli personelin en düşük emekli maaşı 26 bin 527 TL, en yüksek emekli maaşı ise 65 bin 878 TL olarak belirlenecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Şimşek: Cemevimizde bulunan dedenin adını Cemevi Başkanlığı görevlisine bildirdik -VİDEO

    Şimşek: Cemevimizde bulunan dedenin adını Cemevi Başkanlığı görevlisine bildirdik -VİDEO

    PİRHA-Fethiye Bağımsız Alevi Kültür Derneği Cemevi Derneği Başkanı Hasan Şimşek, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan görevli bir kadının kendilerini ziyaret ettiğini ve ihtiyaçlarını not aldığını söyledi. Şimşek, görevlinin ayrıca cemevi dedesi Tarık Etçioğlu’nun adını da not ettiğini sözlerine ekledi.  

    AKP ve MHP işbirliğiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı görevlilerinin Alevi kurumlarını/cemevlerini ziyaretleri ve dedeleri maaş bağlama teklifi devam ediyor.

    Örgütlü olan Alevi dernekleri, federasyonları ve cemevleri kesin bir dille Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon yuvası olduğunu belirtmesine rağmen başkanlıktan gelen görevlilerle görüşen ve taleplerini ileten dernekler var. Bunlardan biri de Fethiye Bağımsız Alevi Kültür Derneği Cemevi.

    Derneğin Başkanı Hasan Şimşek, cemevine ihtiyaçlarının tespitleri için Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan Hübyar Ocağı’na bağlı bir kadının geldiğini söyledi. Şimşek, “Dedeye ihtiyacınız var mı? diye sordu. Biz de var, dedik. Bizim soğutma ve ısıtma sistemimiz yok. İhtiyacımız olan şeyleri söyledik” diye konuştu.

    “MEVCUT OLAN İHTİYAÇLARIMIZI LİSTE HALİNDE KENDİLERİNE İLETTİK”

    Kendilerine dernek bünyesinde dedelerin olup olmadığını sorduklarını söyleyen Şimşek, “Dedeniz var mı? diye sordular. Biz de var, dedik ve yönetimimizde bulunan Yağmurlu Ocağı’ndan Tarık Etçioğlu arkadaşın ismini verdik. O bayan not alarak buradan gitti” dedi.

    Şimdiye kadar da bir cevap gelmediğini belirten Şimşek, “Derneğin klima gibi soğutucu, ısıtıcı vb. bir sürü ihtiyacı var. Tabii onları bir tutanak halinde yazıp gelen o bayana vermiştik” şeklinde ifade etti.

    “2 YIL ÖNCE VALİLİKTEN 20 BİN LİRA YARDIM ALDIK”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan şu ana kadar hesaplarına herhangi bir para yatmadığını belirten Şimşek, “Bize 2,5 sene önce Muğla Valiliği’nden 20 bin Lira gibi bir para gelmişti. Onun dışında herhangi bir para gelmedi” dedi.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • ‘Devletten maaş alan dedeler Alevilerin değil, sistemin dedesi olurlar’-VİDEO

    ‘Devletten maaş alan dedeler Alevilerin değil, sistemin dedesi olurlar’-VİDEO

    PİRHA- Üryan Hızır Ocağı Yol yürütücüsü Dede Kenan Akbaba, AKP hükümetinin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla dedelere maaş teklif edilmesine tepki gösterdi. Akbaba, “Dedelere maaş verilmesi, asimilasyon yolunun açılması anlamına gelir. Türkiye’de Aleviler üzerinde oyunlar oynanıyor. Dede, devletten o maaşı aldığında dedelik yapamaz, Yolun dedesi olamaz” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kesinlikle kabul etmiyor. Yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor!

    Üryan Hızır Ocağı dedelerinden Kenan Akbaba,  Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    YÜZYILLARDIR VERİLEN RIZALIK LOKMASI İLE HİZMET YÜRÜTÜYORUZ

    Geçmişten bugüne Alevilerin verdiği rızalık lokması ile hizmet yürüttüklerini belirten Kenan Akbaba, “Az verenden az, çok verenden çok görmemiş, hizmetini yürütmüş. Dede devletten o maaşı aldığında o dede dedelik yapamaz, bu yolun dedesi olamaz” dedi.

    Dedelere verilen rızalık lokmasının kaldırıldığında dedelik hizmetlerini yerine getiremeyeceklerinin altını çizen Akbaba, “Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na dede olarak atananların Türkiye’nin birçok yerine gönderileceği şu anda belli olmaya başladı. Eğer dedeler devletten bu maaşı alırsa dedeliklerini yapmamış olurlar. Çünkü o lokmanın nereden geldiğini bilmiyoruz. O lokmalar dedelerin kursağına girerse işte o zaman Yol’u bitirmiş oluruz” diye konuştu.

    DEVLETTEN MAAŞ ALAN DEDELER BU SİSTEMİN DEDESİ OLURLAR

    Dedelerin maaş almasına kesinlikle karşı olduğunu vurgulayan Kenan Akbaba, konuşmasını şöyle sürdü:

    “Bu maaşları alanlar da taraf olanlar da bu sistemin dedesidir diyorum. Eğer dedelere maaş verilecekse kurumlara eşit bir şekilde paylaştırılır. Hizmet eden dedeleri zaten kurumlarımız mahçup bırakmıyorlar. Azdan az, çoktan çok da olsa lokma veriyorlar. Biz kendi kurumlarımızda yağımızla kavrulup gidiyoruz. Biz dedeler, dedelere maaş verilmesine karşıyız.”

    Cebrail ARSLAN/ ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO
    39-Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO
    40-Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez-VİDEO
    41-‘Aleviyim diyen herkesin dedelere maaş bağlanmasına karşı çıkması gerekir’- VİDEO
    42-‘Maaşı kabul eden dedeler Alevi hakikatini ayaklar altına alıyor’-VİDEO
    43-İbrahim Erdoğan: Yolun piri olur devletin piri olmaz – VİDEO
    44- ‘Cemevi Başkanlığı bir asimilasyon kurumudur; Aleviler bu çatının altında olmamalı!’-VİDEO