Etiket: maden arama faaliyetleri

  • Celal Fırat: Alevilerin kutsal mekanlarında maden istemiyoruz-VİDEO

    Celal Fırat: Alevilerin kutsal mekanlarında maden istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Aleviler için kutsal bir mekan olan Çal Baba Ormanı’nın, altın arayıcılarının hedefi haline getirildiğini belirten Celal Fırat, “Doğamıza yaşamımıza ve inancımıza yönelik bu saldırıları kabul etmiyoruz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Tokat’ta halkın kutsal saydığı Çal Baba Ormanı’nda yapılan altın arama faaliyetlerine ilişkin Meclis’te konuştu.

    “DOĞAMIZA YAŞAMIMIZA VE İNANCIMIZA YÖNELİK BU SALDIRILARI KABUL ETMİYORUZ”

    “Alevilerin kutsal mekanlarında maden istemiyoruz” diyen Celal Fırat, şunları kaydetti:

    “Tokat’ta halkın kutsal saydığı Çal Baba Ormanı, Anadolu Selçukluları ve Danişmentler dönemine kadar uzanan bir inanç geçmişiyle birlikte bu günlere kadar gelmiştir.
    Halk yüzlerce yıldır bu bölgede kutsal sayılan ardıç ve meşe ormanını hiç dokunmadan korumayı başarmış ve Çal Tepe ormanının biyolojik döngüsünün devamını sağlamıştır.
    Bölge devamlı olarak ziyaret edilmekte ve Alevi canlar bir araya gelerek inanç ritüellerini gerçekleştirmektedir.

    Siyanürlü altın madeni ruhsatının hemen yanı başında DSİ’nin 2 milyar TL harcayarak yaptığı, 31 köyü besleyen Güzelce Barajı ve geniş yer kaplayan ovalar bulunmaktadır.
    Ancak son yıllarda ülkenin tamamında yaşanan altın madeni arama faaliyetleri ve doğa katliamından Çal Baba’da, altın arayıcılarının hedefi haline getirilmiştir.

    Verilen ilk ruhsat iptal edilmiş. Sonrasında ruhsat alan Zeni madencilik altın aramak için silahlı kişilerle köye gelmiş, köy halkını tehdit etmiştir.

    Buradan çağrımızı yineliyoruz; Çal Baba Alevilerin kutsal ocak mekanıdır. Yüzlerce yıldır özgün inanç ritüellerini koruyarak bugünlere gelmiştir. Bundan sonra da böyle devam edecektir. Doğamıza yaşamımıza ve inancımıza yönelik bu saldırıları kabul etmiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yoldaş M. Ceylan’dan maden felaketine tepki: Bir coğrafyayı yok eder

    Yoldaş M. Ceylan’dan maden felaketine tepki: Bir coğrafyayı yok eder

    PİRHA-Erzincan’ın İliç İlçesi Çöpler Köyü’nde AnaGold Madencilik’e ait altın madeninde yaşanan çevre felaketine ilişkin konuşan Malatya Çevre Platformu Koordinasyon üyesi Yoldaş M. Ceylan, “Bizim toplumumuzda bir olay gerçekleştikten sonra sahip çıkılıyor. Oysa öncesinden çıkılsa bu olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaz. O havuzun olduğu bölgedeki bir patlama sadece o ilçeyi zarara uğratmaz. Bir coğrafyayı yok eder” dedi.

    21 Haziran Salı günü saat 02.45’te Erzincan İliç İlçesi Çöpler Mevkii’nde uluslararası bir şirket tarafından işletilen altın madenine siyanür taşıyan boru hattında meydana gelen patlama sonrasında, yaklaşık 20 ton siyanür solüsyon Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına, siyanürlü su da Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajına da ulaştı. Malatya Çevre Platformu Koordinasyon üyesi Yoldaş M. Ceylan, yaşanan çevre felaketine ilişkin konuştu.

    AnaGold isimli şirketin o bölgedeki maden arama faaliyetlerinin 2000’li yıllara dayandığını söyleyen Ceylan, iktidara yakın iş insanlarının şirketin ortağı olduğunu belirtti. Şirketin o bölgede maden arama faaliyetlerine başlamadan önce İliç’teki her kesimden insanlarla çeşitli görüşmeler yaptığını da aktaran Ceylan, bu tür çevre felaketlerine karşı duyarlı tüm kesimlerin hep birlikte ses çıkarmasının önemine vurgu yaptı.

    “İLİÇ’TEKİ ŞİRKET ÇALIK HOLDİNG’LE ORTAK OLUNCA KOLAYCA ÇED RAPORLARI ALDI”

    İliç’teki maden arama faaliyetlerinin yeni olmadığını 2000’li yıllara dayandığını söyleyen Ceylan, “AnaGold isimli şirketin başlatmış olduğu maden arama faaliyetleri, Çalık Holding’in Lidya Madencilik şirketi ile ortak olmasıyla birlikte 2008 yılından sonra hızlandı. Ayrıca o yıllardan sonra ÇED raporları da çok kolay bir şekilde alınmaya başlandı. Berat Albayrak’ta AnaGold isimli şirketin yöneticileri arasında yer alıyor. AnaGold şirketi çok kısa bir süre içerisinde başladığı madencilik faaliyetlerini geliştirdi ve burası bize yetmez diyerek o bölgede çok geniş bir alana yayıldı. Birkaç yıl önce yine aynı maden şirketinin alanında yine bu şekilde çatlaklar oldu ve siyanür sızmaları yaşandı. Ancak çok gündeme gelmedi. Birkaç gün önce yaşanan siyanür sızması şimdiye kadar olanlardan daha büyük bir şekilde gerçekleşti ve basında bu yüzden çok fazla yer buldu. Bundan dolayı da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı büyük bir ceza kesti şirkete” diye konuştu.

    “MADEN ARAMA HAVUZLARI ZEHİR SAÇIYOR”

    Ceylan, AnaGold şirketinin son bir yıldır bu tür havuzlara 3 tane püskürtücü büyük alet yerleştirdiğini ve bu aletlerin havaya sülfilik asit ve zehirli kimyasal saldığını söyledi. Havaya salınan bu zehirli gazların gözle görülemediğini de belirten Ceylan, “Gözle görülen bir gaz olmadığı için çok önemsenmedi. Bu gaz havaya karışıyor, daha sonra yağmurla birlikte yeryüzüne iniyor ve o coğrafyaya zehir saçıyor. Sedat Cezayirli isimli çevre mücadelesi veren bir arkadaşımız, yıllardır bunu dile getirdi. Klasörler, dosyalar hazırladı. Siyasi partilere, Meclis’e, milletvekillerine, Alevi kurumlarına, demokratik kitle örgütlerine ulaştırdı bunları. Bu tehlikenin geleceğini önceden söylemişti ancak çevre örgütleri de dahil bu duruma çok fazla ses çıkaran olmadı” dedi.

    “BU ŞİRKET ORAYA GELMEDEN ÖNCE BÖLGEDEKİ HERKESLE FARKLI GÖRÜŞMELER YAPMIŞ”

    Erzincan, Dersim ve Malatya bölgesinin birinci dereceden deprem bölgesi olduğunu anımsatan Ceylan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Şu an bir deprem olsa bu havuz yerle bir olacak. Havuzun hemen altında, tahmini 1 kilometre ötesinde Fırat Nehri ve barajı var. Oraya sızmamasının mümkünatı yok. Bu Amerikan şirketi AnaGold, o bölgeye gelirken İliç’teki var olan siyasi partileri, valisi, kaymakamı, muhtarları hepsi ile görüşmeler yapmış. Onlarla Amerika’ya geziler düzenlemiş. Hatta muhtarlara ‘Yılın muhtarı’ diye ödüller verilmiş. Ayrıca orada yaşayan halkın tarlası, bahçesi, arsası alınmış. Böylelikle oradaki halk, sesini çıkartamaz duruma getirilmiş. İlhan Cihaner orada savcılık yaparken bu durumu gündeme getirmişti. Bu maden şirketinin yer aldığı dava dosyası kendisinden alınıp, daha sonra Fetö’cü olduğu ortaya çıkan başka bir savcıya verilmiş. Orada çevre mücadelesi veren Sedat Cezayirli arkadaşımız sürekli tehditler alıyor. Erzincan Sanayi ve İş Adamları Derneği, bugün bir açıklama yaptı. AnaGold şirketini karalamaya yönelik bir kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığını belirtti ve bu şirketi sahiplendi. AnaGold isimli şirketin ülkeye, vatana, İliç’e çok yararlı işler yaptığını savunan bir açıklama yayınladı. Bu İş Adamları Derneği de bu şirketin işbirlikçisi. Buradaki maden arama faaliyetinden nemalanıyor. Bu şirkete cezalar yazıldı ama bu yeterli değil. Orası tamamen kapatılmalıdır.”

    “ÖNCESİNDEN SAHİP ÇIKILSA BU OLUMSUZ SONUÇLAR ORTAYA ÇIKMAZ”

    Bugün yaşadığımız duruma gelene kadar bu yaşananların hiç ciddiye alınmadığını kaydeden Ceylan,  havuzun o görüntüsünü görünce insanların durumun vahametini anladığını ifade etti.

    Ceylan, son olarak şunları dile getirdi:

    “Bu yaşananlar karşısında bütün çevre örgütleri birleşmeli, ortak bir ses çıkarmalı. Çevre örgütlerinin yanı sıra duyarlı olan tüm kesimler bir araya gelmeli. Biz Malatya Çevre Platformu olarak daha önce İliç’teki bu yere birkaç kez gittik. Birkaç çevre örgütü ile birlikte bu durumu gündeme getirmeye çalıştık. Yine bir araya gelip kamuoyu oluşturmalıyız. O havuzlarda Erzincan ilinin kullandığı suyun 100 katı kadar su kullanılıyor. Milyonlarca ton toprağı kazıyorlar, sulardan geçiriyorlar, yıkıyorlar. Bu sular nereye gidiyor? Bir de ayrışma yapılıyor, buharlaştırıp havaya mı veriyorlar? Bunların hiçbirisi belli değil. Maalesef bizim toplumumuzda bir olay gerçekleştikten sonra sahip çıkılıyor. Oysa öncesinden çıkılsa bu durumlara gelinmez, bu olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaz. O havuzun olduğu bölgedeki bir patlama sadece o ilçeyi zarara uğratmaz. Keban Barajı, Munzur Dağları, Malatya’nın bir bölümünü yani bir coğrafyayı yok eder.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Kaya: Alevi köyleri madenlerle boşaltılmak isteniyor-VİDEO

    Kaya: Alevi köyleri madenlerle boşaltılmak isteniyor-VİDEO

    PİRHA-Alevi yerleşkelerinde sürdürülen maden ve HES faaliyetlerine sürüyor. CHP Milletvekili Yıldırım Kaya “Geçmişte Maraş’ta Alevileri katlederek göçe zorladılar. Bugün de aynı politika var” diyerek demografik bir değişim planlandığına işaret etti.

    Alevi yerleşkelerinde faaliyetleri yoğunlaşan maden ocakları ile Hidroelektrik Santrallerine (HES) yönelik tepkiler sürüyor. Yöre halkının itirazlarına siyaset camiasından da destek geldi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Maraş, Sivas, Hacıbektaş ve daha birçok il-ilçede süren yeraltı faaliyetleri ile HES projelerinin yarattığı felakete karşı çıktı.

    “KÖYLERİN BOŞALMASINI AMAÇLIYORLAR”

    Yıldırım Kaya, asıl amaçlananın; halkın köylerini terk etmesi olduğunu söyleyerek şunları aktardı:

    “Bir ağıt vardır ‘Nurhak sana güneş doğmaz, dökülen kan yerde kalmaz’ diye. Sinan Cemgil’ler kendi halkının kurtuluşu için orada halkla birlikte mücadele etti. Nurhak’ın o ‘maden olur’ dedikleri yerde onların kanı var. Onların kanı üzerinden ticaret yapmak isteyenler şunu unutmasın; bundan 40 yıl önce nasıl ki devrimci gençler direnmiş ve başarmışlarsa, bugüne kadar o emaneti bize teslim etmişlerse, bugünden sonra da oralar bize emanettir. O emaneti yaşatmak bizim boynumuzun borcudur.

    “NURHAK’A GÜNEŞ DOĞACAK, DÖKÜLEN KAN YERDE KALMAYACAK”

    19 Aralık’ta Kahramanmaraş Katliamının yıldönümü… Kahramanmaraş’taki Alevileri göç ettirmek için bir mücadele yürüttüler. Kısmen de başarılı oldular ama şimdi yeniden hem Kahramanmaraş halkı hem bölge insanları birbirine kenetlendi. Yeniden birbirine sahip çıkıyorlar. Eğer dağlarına, ovalarına, yaylalarına sahip çıkamazsa bu ülke, o zaman o ülke gerçek anlamdaki bağımsızlığını da kaybeder. Kahramanmaraş’ı işgal edenlere karşı Kurtuluş Savaşı’nın başladığı dönemi hiç kimse unutmasın. Eğer Maraş kahraman olmuşsa emperyalizme karşı direnişi sonrasındadır. Şimdi yeniden emperyalist emellere karşı yürütülecek bir mücadele ile yeniden kendi adına yakışanı yapacaktır. Ben, Nurhak’a güneş doğacak, dökülen kanda yerde kalmayacaktır diyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ ANKARA

     

  • PSAKD Başkanı’ndan maden ocağı tepkisi: Özellikle Alevi köylerine yöneliyorlar-VİDEO

    PSAKD Başkanı’ndan maden ocağı tepkisi: Özellikle Alevi köylerine yöneliyorlar-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi köylerinde süren maden ocağı ve HES projelerine ilişkin konuştu. Kaplan, “Pandemi döneminde insanı yaşatmanın daha kıymetli olduğunu anladık. Halkı yaşatmak için de doğasının tahrip edilmemesi lazım. Bu nedenle devletin, maden ocakları ve HES gibi projelerden vazgeçmesi gerekiyor” dedi.

    Ülkenin dört bir yanında faaliyet gösteren maden ocakları ve hidroelektrik santrallerine (HES) dair toplumun itirazı sürüyor.

    Yakın zamanda Sivas, Nevşehir ve Maraş’ın Alevi köylerinde yapılmak istenen maden ocakları ile HES projelerine de tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, devletin özellikle Alevi köylerine yöneldiğini ifade ederek, “Alevi yerleşim bölgelerinde sulama barajları ve HES’ler yaparak köylülerin arazilerini tahrip ediyorlar” dedi.

    “KURULAN BARAJLARDAN ALEVİLER FAYDALANAMIYOR”

    Kaplan, “Madenler çıkarılmasın demiyoruz ancak çevre ve insan sağlığı da düşünülsün” diyerek şunları dile getirdi:

    “Ormanlar, tarım arazileri ve birçok köy köy olmaktan çıkmış durumda. Şu anda Nurhak’ta bir maden arama ruhsatı verilmiş. Bu alan tamamen tarım alanı içerisinde ve Alevi yerleşim bölgesi. Yine Sivas’ta Yıldızeli bölgesinde ciddi anlamda bir tahribat var. Yaklaşık 5 köyün kaldırılması tehlikesi bulunuyor. Yine Malatya’nın Arguvan bölgesinde çok yoğun anlamda maden arama faaliyeti var.

    Tabi ki de ülkenin gelişmesi için yeraltı zenginliklerinin yer üstüne çıkartılıp işletilmesi taraftarıyız. Ancak doğanın tahrip edilmeden, özellikle tarım arazilerine ve yerleşim yerlerine dokunmadan bu madenlerin çıkarılması taraftarıyız. Ancak devletin izlemiş olduğu çok sakıncalı bir politika var. Özellikle barajlar üzerinde bunu yürütüyor. Şu anda Türkiye’de yapılan barajlara baktığınızda Alevi yerleşim bölgelerine barajlar kuruluyor. Sulama alanına ise baktığınız zaman hiçbir Alevi köyü bu sudan faydalanamıyor.”

    “KANSER VAKALARI ARTIYOR”

    Gani Kaplan, maden faaliyetleri nedeniyle artan kanser hastalıklarına da dikkat çekti. Taş ocaklarının işletildiği bölgelerden yoğun şikayet yükseldiğini söyleyen Kaplan, “Şu anda en ciddi hastalık olarak covid-19 gösteriliyor. Ama Devlet, diğer alt hastalıkları ihmal ediyor. Maden bölgelerinde kansere yakalanma oranı gün geçtikçe artıyor” ifadelerini kullandı.

    MADEN FAALİYETLERİ YARGIYA TAŞINDI

    Kaplan, yakın zamanda Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine bağlı köylerde yapılmak istenen taş ocağı projesinin de iptal edildiği bilgisini verdi. Kaplan’ın ilgili açıklaması şöyle:

    “Hacıbektaş’ta sevindirici bir gelişme var. Köyün birinde yeraltı şehri çıkması sebebiyle şu anda maden faaliyeti durmuş vaziyette. Diğerinde ise hem belediye başkanlığı tarafından hem de yöredeki sivil toplum örgütleri tarafından konu idari mahkemeye verilmiş durumda. Mahkeme sonuçları bekleniyor. Biz de seyahat yasağı gevşedikten sonra bölgeye gidip araştırma yapacağız. Birilerini zengin etme pahasına köylerin tahrip edilmesine izin vermeyeceğiz.

    Özellikleri Nurhak ve Hacıbektaş’taki yerleşim yerlerine baktığınızda köylerin ne zaman kurulduğu dahi tarih olarak bilinmiyor. Çok eski olan bu yerleşim yerlerinin tahrip edilmesi kabul edilebilir bir durum değil.”

    Gani Kaplan’ın üzerinde durduğu bir diğer konu ise; köylerini terk etmek durumunda kalanların kente adapte olma durumu oldu. Kaplan, şehirlere göç eden insanların, kültürlerini yaşama konusunda zorluklarla karşı karşıya geldiklerini vurgulayarak “İnsanların, kendilerini idame ettirmek için tüm inançsal durumlarının ikinci planda kaldığını görüyoruz. Çünkü büyük şehirlerde hayatta kalma savaşı veriliyor. Dolayısıyla devletin bu politikalardan vazgeçmesi lazım” dedi.

    YILDIZELİ’NDE 56 KÖY TEHDİT ALTINDA”

    Kaplan, asıl hedefin insanı yaşatmak olması gerektiğini vurguladı:

    “Sivas’ın Yıldızeli Bölgesi’nde özellikle 56 köyü tehdit eden bir maden arama girişimi var. Kendi köyüm de bunun içerisinde. Titanyum ve Uranyum aranıyor. Ormanların yok olma tehlikesi söz konusu. Tabii ki Alevi örgüt ve kurumlarının bu tip faaliyetlerle ilgili mücadeleleri yetmiyor. Yaşayan halkın da bu mücadeleye katkı koyması gerekiyor. Divriği bölgesi büyük ölçüde tahrip edilmiş durumda. Malatya Hekimhan, Arguvan bölgesi de bu anlamda yok olmakla karşı karşıya. Doğa hepimiz için olmazsa olmazımızdır. Özellikle pandemi sürecinde tarım alanlarının ne kadar önemli olduğunu anladık. Salgın hastalık döneminde insanın milliyetinin, inancının çok da önemli olmadığını; insanın yaşamasının daha önemli olduğunu, insanı yaşatmadıktan sonra kaybettiklerinin din ve milletinin pek öneminin olmadığını anladık. Dolayısıyla öncelikli hedef halkı yaşatmak olmalıdır. Halkı yaşatmak için de doğasının tahrip edilmemesi lazım. Devletin bir an önce bu tip girişimlerden vazgeçmesi gerekiyor.”

    PİRHA/ANKARA