Etiket: maden arama projeleri

  • AKD Antalya Şube Başkanı Uçarcan: Doğaya zarar verecek girişimlere karşı durmalıyız-VİDEO

    AKD Antalya Şube Başkanı Uçarcan: Doğaya zarar verecek girişimlere karşı durmalıyız-VİDEO

    PİRHA-Varto’daki jeotermal santral projesi ve Amasya’daki maden arama girişimlerine tepki gösteren AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, “Ne hikmetse bu projeler hep Alevi köylerine ve inanç merkezlerine yönelik yapılıyor” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Muş’un Varto ilçesinde 16 Alevi köyünü etkileyecek olan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi ve Amasya’da hayata geçirilmek istenen maden arama faaliyetlerine ilişkin PİRHA’ya  açıklamalarda bulundu. Uçarcan, doğaya zarar verecek her türlü girişime karşı örgütlü bir mücadele verilmesi gerektiğini vurguladı.

    “ÇEVRENİN KATLEDİLMESİ BİR İNSANLIK SORUNUDUR”

    Çevre sorunlarının sadece bir bölgeyi değil tüm insanlığı ilgilendirdiğini belirten Kazım Uçarcan, “En geniş çevre örgütlerinden tutun hala insan olma vasıflarını yitirmemiş kim varsa ve kimlerle ittifak yapabileceksek en geniş kesimlere derdimizi anlatmakla mükellefiz” ifadelerini kullandı.

    Dersim örneğine değinen Uçarcan, Munzur Suyu ile Ovacık arasındaki 58 kilometrelik mesafeye çok sayıda baraj yapılmak istendiğini hatırlatarak, “Oradaki mesele enerji falan değildi. O bölgeyi tamamen insansızlaştırma amacıyla hareket ediyorlardı. Dersim’i büyük bir turizm kenti yaratacağız hayaliyle birçok ibadet ve inanç merkezini suların altında bırakmayı amaçladılar. Liyakatli insanlarla ve hukukçularla yürüttüğümüz davalar sonucunda bu girişimler büyük oranda engellendi” dedi.

    “İKTİDARIN AMACI ALEVİLERİ BÖLÜP PARÇALAMAK”

    Alevilerin ne zaman bir araya gelse siyasal iktidarın dikkat dağıtmak ve bölmek için yeni uygulamalar devreye soktuğunu savunan Uçarcan, doğanın Alevi inancındaki kutsiyetine dikkat çekti: “İbadet ve inanç yerlerimiz, bizim hayatı var ettiğine inandığımız ‘çar anasır’ dediğimiz hava, su, ateş ve toprak; bunlar bizim vazgeçilmez kutsal değerlerimizdir. Bu değerlere olan bağlılığımızı örgütlü çalışmalarla üst noktaya çıkarmayı amaçlıyoruz.”

    Varto’daki JES projesinin bir muhtarın dikkati sonucu ortaya çıktığını belirten Uçarcan, “Düşünün ki bir devlet kendi insanıyla ilgili bir uygulamada bulunuyor ama oradaki insanların haberi yok. Nasıl bir sinsilikle davrandıkları ortada” diyerek tepkisini dile getirdi.

    “MADEN PROJELERİ NEDEN HEP ALEVİ KÖYLERİNE YAPILIYOR?

    AK Parti iktidarının 24 yıllık yönetim sürecini eleştiren Uçarcan, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Amasya’daki Alevi köylerinde altın, gümüş ve bakır madenleri çıkarılması için ‘Gurup Madencilik’e yetki verildiği bilgisini edindiklerini söyledi. Uçarcan, şu soruyu sordu: “Ne hikmetse hep Alevilerin köylerinin, inanç merkezlerinin olduğu yerlere bu tür uygulamalar için başvuruyorlar. Bunu hem deşifre edeceğiz hem de mücadele edeceğiz. Varto’daki projeyle ilgili ciddi bir duyarlılık oluştu, Alevi örgütleri çevre örgütleriyle birlikte büyük gösteriler yaptı.”

    “DOĞA KATLİAMLARINA KARŞI ORTAK MÜCADELE ŞART”

    Aleviler olarak doğayı “Hakk” bildiklerini ifade eden AKD Antalya Şube Başkanı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

    “Doğaya yönelik yapılan katliamlara karşı durmamız ve bunu insanlara doğru dille anlatmamız gerekiyor. Bu sadece Alevilerin sorunu değil, tüm insanlığın sorunudur. Doğadaki tüm canlıların mağdur olmaması için çaba içerisinde olmalıyız. Hem kendi kurumlarımız hem musahip kurumlarımız hem de diğer demokratik kitle örgütleri, sendikalar ve siyasi parti temsilcileriyle bu konuda eksiksiz bir çalışma yürütmek için görüşmelerimiz devam ediyor. Muvaffak olacağımıza inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • ‘Dersim’in tarihsel-toplumsal hafızasına saldırı var; coğrafya kuşatılmış durumda’-VİDEO

    ‘Dersim’in tarihsel-toplumsal hafızasına saldırı var; coğrafya kuşatılmış durumda’-VİDEO

    PİRHA- İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, Dersim’in kültürel değerleri ve doğası ile birlikte tarihsel-toplumsal hafızasına yönelik politik saldırıların hız kesmeden devam ettiğine dikkat çekti. Sultan, “Dolayısıyla Dersim’in her karış toprağı bir mezardır. Halvori, ve Munzur gibi yerlere müdahale, toplumsal hafızaya saldırıdır. Ruhsatsız maden ocaklarının faaliyetleri hoyratçadır. Bugün daha planlı, bitirici bir saldırı var” dedi.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, son dönemlerde hız kazanan siyanürle maden aramaları, inanç mekanlarına iş makineleri ile müdahaleler, ekosistemin tahrip edilmesi, avcılık ve dağ keçilerinin toplu ölümleri ile Dersim’in tümden bir kuşatılma yaşadığını söyledi.

    Sultan, yaşam alanları yıkıma uğratılan insanların itirazları görmezden gelindiği, meşru ve demokratik eylemliliklerin yaptırımlara maruz bırakıldığına değinerek Dersimliler ve dostlarına talan projelerinden vazgeçilmesi için mücadele çağrısında bulundu.

    “KUTSAL OLAN HIZIR’IN KEÇİLERİ KATLEDİLİYOR”

    Sultan, enerji, madencilik ve diğer birçok alanda ekosistemi yıkıma uğratan şirketlerin yerel sakinlerin hukuki mücadeleleri sonucunda mahkemelerce verilen iptal ve durdurma hükümlerini dahi dikkate almayarak, ‘gözü kara’ bir biçimde faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu belirtti.

    Dağ keçilerinin toplu katledilmelerinin her yıl neredeyse düzenli biçimde ormanların yakılmasıyla ortaya çıkan doğa yıkımından bağımsız olmadığına dikkat çeken Sultan, “Coğrafyamızda çok ciddi bir tahribat var. Yılda bir iki kez dağ keçileri ile ilgili avcılık faaliyetleri ihaleye açılıyor. Dağ keçileri bizler için kutsaldır, Hızır’ın keçileri deriz. Dağ keçileri konusunda Dersim halkı hassastır. Bu ihaleler ile ilgili bizlerde bu aylarda basın açıklaması yaparız. Bunun içerisinde yerelden avcılarda var. Yakın zamanda dağ keçilerinin baraj sularında boğulduğunu görüyoruz” diye konuştu.

    “HER TAŞIN ALTI CENAZEDİR, ÖLÜLERİMİZE BİLE SALDIRI VAR”

    Aslan Sultan, maden araması yapılmak istenen bölgelerde katliamın izlerinin hala canlı olduğunu hatırlattı.

    Barajların Dersim yerelinde yol açtığı tahribatlar ve iklim değişikliğinin gözle görülür boyutlarda olduğu dile getiren Sultan, Dersim’de 150 kadar maden işletme ruhsatı verildiği ve bazılarının tamamlandığı bilgisini vererek, “Yılan Dağları’ndan tutun Munzurlara kadar Dersim’i bir baştan diğer başa maden sahası ilan ettiler. Bu dağlar Dersim’i çevreleyen dağlardır. 1938’den bu yana her ağacın, taşın altında yatan bir cenaze var. Dolayısıyla Dersim’in her karış toprağı bir mezardır. Ölülerimize de saldırı var. Her defasında açıklamalar yapıp ‘coğrafyamızdan elinizi çekin’ demekten yorulduk. Devlet ise o toprakları yok etmekten yorulmadı. Her yıl yaz aylarında ciddi orman yangınları var. Tam da maden projelerinin olduğu yerlerde bu yangınlar oluyor. Buralar ormanlık alandan kurtarılıp maden sahalarına açılmak isteniyor. Ovacık’tan Hozat’a açılan ve oradan Çemişgezek’e bağlanan bir yol yapılıyordu. Ne hikmet ise yolu Samoşin Köyü’nün oradan Aliboğazı’na çevirdiler. Amaç Aliboğazı’ndaki Yılan Dağları’ndaki madenlere ulaşmaktır” ifadelerini kullandı.

    “HALVORİ VE MUNZUR’A MÜDAHALE TOPLUMSAL HAFIZAYA SALDIRIDIR”

    Sultan, Dersim Soykırımı’nın yaşandığı mekanlardan olan Halvori kayalıklarına otel projesi ve Munzur Gözeleri’ne iş makineleri ile girilerek tahrip edilmesinin tarihsel-toplumsal hafızayı yok etmeye yönelik saldırılar olduğuna dikkat çekerek,Halvori kayalıklarına gelmeden yüksek kayalıklar var. 38’de Dersimli kadınlardın askerlerden kurtulabilmek için kendilerini o kayalıklardan attığı biliniyor. Katliamın çok ciddi yaşandığı yerlerdir. O bölgede planlanan bir otel projesi var. Tamamen toplumsal hafızaya müdahaledir. Dersim normal bir şehir değil, ciddi bir tarihsel hafıza var o topraklarda. Küçük iken oğlakları otlatmaya gider iken kafatasları bulurduk. Belki çok acıdır; ayaklarımız ile itelerdik. Vurduğum kafatası belki benim dedemin, katledilenlerin kemikleri idi? Munzur Gözeleri keza bu toplum için bir ziyaret ve doğal bir sit alanı. Kendi doğallığında olan bir yer neden müdahale edilir? Bu oradaki hafızayı ortadan kaldırmaktır. Hiçte kabullenemeyeceğiz şeyler gelişecek. Keza yine o bölgede açılan arazi ihalelerine Elazığ’dan gelenler giriyor. Amaç nedir?” diye konuştu.

    “YASAK BÖLGEYE GEREK YOK, ZATEN HER YER KUŞATMA ALTINDA”

    Dersim’de 31 Aralık 2021 tarihine kadar 29 yerin ‘özel güvenlik bölgesi’ ilan edilmesi kararının bir açık cezaevi görüntüsü yarattığını kaydeden Sultan, “Bu ‘ben sizi hapsettim’ demektir. 1993’ten beri bölge yasaklı ve yaylalara dahi gidemiyorsunuz. Dersim zaten karakol ve kalekollar ile kuşatma altında. Yasak bölge ilan etmenin bir anlamı yok; zaten her yer yasaklı. İnsanlar psikolojik ve ekonomik olarak tükenmiş durumda. Açlığa mahkum etme durumu var. 1950’lerde çıkan afta suçlu olmadığımız halde sürgüne gönderilenlere geri dönebilirsiniz dediler. Kim affedilir; suçlular affedilir. Hem katlet, hem de yerinden yurdundan et sonra da affet. Geri dönenler kendilerine bir yaşam alanı kurdular. 1993’lerde tekrar başlayan süreç devam ediyor. Bu saatten sonra bu tarz müdahale ve projelere engel olamaz isek dönecek bir karış toprağımız olmayacak” diyerek bu politikalar ve müdahalelere karşı daha çok eylemlilik çağrısında bulundu.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR