Etiket: maden arama

  • MEB’den ‘Yeşil Vatanı Korumak’ projesi: Sorunların üstünü örten ‘yeşil bir boyama’!-VİDEO

    MEB’den ‘Yeşil Vatanı Korumak’ projesi: Sorunların üstünü örten ‘yeşil bir boyama’!-VİDEO

    PİRHA- Okullarda bu yıl ilk ders ‘Orman Yangınlarına Karşı Yeşil Vatanı Korumak’ temasıyla işlenmeye başladı. Ekolojist ve Avukat İpek Sarıca, bu projeyi asıl sorunların üstünü örten ‘yeşil bir boyama’ olarak değerlendirirken, Eğitimci Bülent Karakaş ise orman yangınlarına yetersiz müdahaleleri hatırlatarak Diyanet’e ayrılan bütçe ile 100 yangın uçağının alınabileceği gerçekliğine işaret etti. 

    Okullarda bu yıl ilk ders “Orman Yangınlarına Karşı Yeşil Vatanı Korumak” temasıyla işlenmeye başladı. 2025-2026 eğitim öğretim yılı boyunca çevre çalışmalarına rehberlik etmek için “Yeşil Vatan Tematik Takvimi Uygulama ve Yönetim Rehberi” hazırlandı.

    İçerikte okullarda doğa sevgisinin pekiştirilmesi,  orman yangınlarına karşı farkındalık, fidan dikimi ve orman temizliği gibi çalışmaların sürdürülmesinin heflendiği “Yeşil Vatan Korunması” projesi birçok okulda uygulamaya konuldu.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla yayımlanan “2025-2026 eğitim ve öğretim yılına ilişkin iş ve işlemler” konulu genelge tüm illere gönderildi.

    Orman alanlarının sermayeye peşkeş çekilerek imara açılması, orman yangınlarına yönelik müdahalenin eksikliği ve yetersiz ekipmanın bulunması, ülkenin tamamının maden arama sahasına çevrilmesi gün yüzünde iken yeni eğitim-öğretim yılında böyle bir projenin gündeme getirilmesi birçok çevreden ‘Bu nasıl bir çelişki’ tepkilerine yol açtı.

    “MADENLERİN ORTAYA ÇIKARDIĞI SUSUZLUK FATURASI YURTTAŞLARA KESİLİYOR”

    Ege Çevre ve Kültür Platformu Yürütme Kurulu Üyesi  ve aynı zamanda da İkizköy avukatlarından olan İpek Sarıca, İzmir’de bir süredir devam eden susuzluğun faturasının yurttaşlara çıkarılmak istendiğine vurgu yaparak, “Evet bu olması gereken bir çalışma, ama böyle olmaması gereken bir çalışma. Bu sene İzmir Büyükşehir Belediyesi yurttaşlara ‘az su kullanın’ diye çağrılarda bulundu ve geçtiğimiz haftaya kadar devam eden su kesintileriyle başa çıkmamızı talep etti. Bunun yanında da su kaynaklarını tüketen Efem Çukuru, Bergama’daki maden ocaklarının ortaya çıkardığı susuzluğun faturasını biz yurttaşlara lanse edilmeye çalışıldı. Ben bunun da biraz benzer olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

    “SORUNUN ÜSTÜNÜ ÖRTEN ‘YEŞİL BİR BOYAMA’

    İpek Sarıca, İkizköy’de maden ocakların tahrip etitği alanlara öğrencilerin fidan dikmeye götürüldüğünü belirterek, “Örneğin fidan dikimi. Rehabilite edilmeye çalışılan bir maden arazisine gidip fidan mı dikecekler? Aklıma gelen bu ve bunu Muğla’da her sene uyguluyorlar. İkizköy’de bulunan maden ocaklarının yeşertilmesi için çocukları fidan dikimine götürüyorlar. Asıl sorunu çözmek yerine onların üstünü örtecek ‘yeşil bir boyama’. Bunu yapılarını aslında  ‘yeşil bir boyama’ şeklinde tanımlayabiliriz” dedi.

    “DOĞANIN KORUNMASI DAHİ ULUS-DEVLET KAVRAMINA SIĞDIRILMIŞ”

    İpek Sarıca şöyle devam etti:

    “Bir kavramda çok dikkatimi çekti; ‘Yeşil Vatanın Korunması’. Doğanın korunması bile ulus-devlet kavramının içerisine sağdırılmış. Hatırlayalım Akbelen’de de şu şekilde bir şarkı vardı; ‘Komutan savunduğun o vatanın içinde bu ağaçlarda dahil’. Kaz Dağları’nda bulunan altın madenleri bir tek Türkiye’deki yeraltı sularını kullanmıyor, bu yeraltı suları Yunanistan Midilli Adası’na kadar varıyor. Hatta Muğlalıların ‘Kaz Dağlarında kuyuya düşen bir koyun Midilli’deki Dimitri amcanın kuyusundan çıkmıştır’ anlatısı vardır. Evet bu yapılması gereken bir şey ama bu yöntemlerle de olamaz. Çocuklara daha çok çevre eğitimi konusunda eğitimler verilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

    “KULAĞA HOŞ GELİYOR, AMA GELİP GEÇİÇİ”

    Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube Başkanı Bülent Karakaş da son maden yasasını hatırlarak, bunun tamamiyle sermayenin ranta ulaşmasına giden yol bir yasa olarak gördüğünü ifade etti. Karakaş, “Orman yangınlarına karşı ‘Yeşil Vatanı Korumak’ cümlesi kulağa hoş geliyor açıkçası. Ancak bunlar gelip geçici olmamalı. Eğitim müfredatı içerisinde bunların  tamamı ile yerleştirilmesi gerekiyor. Bakıyoruz; yeni maden yasasında ÇED raporunun gerekli olmadığına dair cümleler geçiyor. ÇED raporuna karşı olumlu veya olumsuz bir cevap iletilmemiş ise bu olumlu sayılarak maden aramalara devam ediliyor. Bu yasada sermayeder madencilerin her alanda ranta ulaşması sağlanıyor. Biz Eğitim-Sen olarak bunun doğru olmadığını savunuyoruz. Madem ki böyle bir duyarlılık var, yangın söndürme uçaklarının alınması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “DİYANET’E AYRILAN BÜTÇEYLE 100 SÖNDÜRME UÇAĞI ALINABİLİYOR”

    Ülkede genelindeki son orman yangınlarında yetersiz müdahale gerekçesiyle yanan binlerce hektarlık alanlara işaret eden eden Bülent Karakaş, Diyanet’e ayrılan bütçeyle 100 söndürme uçağının alınabildiğini dile getirdi. Karakaş, “Öyle ki 2023 yılında Diyanet bütçesine ayrılan 102 milyar TL ile 100 tane yangın söndürme uçağı alınabiliyor. Gerçekten ekolojik sistemi, yeşili, doğayı savunuyorsak  ve bunu da çocuklarımıza aşılamak istiyorsak Diyanet’e aktarılan bütçenin yarısı bile yangın söndürmeye dair ekipmanlara aktarılırsa günlerce yanan ormanların olmadığını görecektik. Yangınlar daha önce söndürülecek ve binlerce hektar ormanlar yanmayacaktı. Dolayısıyla bu çelişkili durumlardan kurtulup halklara, insanlara, doğaya önem vermek gerektiğini düşünüyorum. Bizler ekolojik bir çevreden, doğayı da insanlığı bir parçası olarak düşünüyoruz. Bunu Milli Eğitim Bakanlığı’na ve iktidara hatırlatmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Alevi köyü Günçalı’da maden faaliyetine ÇED raporu engeli

    Alevi köyü Günçalı’da maden faaliyetine ÇED raporu engeli

    PİRHA-Tokat’ta Alevi toplumu için önemli olan Çal Baba Ormanı’nda verilen altın madeni ruhsatına karşı köylüler nöbette. Dava süreci devam eden sondajlı arama faaliyeti için bir ÇED raporu ise bulunmuyor. 

    DW’de yer alan habere göre, Tokat’ın Killik ve Günçalı köyleriyle Çal Baba Ormanı’nı Türkiye’de madencilik faaliyetlerine açılan alanlardan bir tanesi oldu. Aleviler tarafından inançsal bir öneme sahip olan ve ziyaret merkezi olan orman, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından verilen ruhsat iznine göre şirkete 1477,24 hektar sahada 15 Nisan 2029 tarihine kadar faaliyet hakkı tanındı.

    HLC Kıymetli Madenler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) muafiyeti de aldı. Ancak yapılan sondajlı arama faaliyeti bu muafiyeti kapsamıyor.

    “YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEP EDİLDİ”

    Bölge halkı ve Ziraat Mühendisleri Odası tarafından Temmuz ayında ruhsat iptali davası açıldı. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne, açılan davanın dilekçesinde, maden arama ruhsatının iptali, yapılan işlemin “açıkça hukuka aykırı ve telafisi imkansız zararlar doğuracak olması” nedeniyle dava sonuçlanıncaya kadar yürütmenin durdurulması talep edildi.

    Ormandaki anıt ağaçlara zarar verip ekolojik tahribata yol açacak bu çalışmalar dolayısıyla bölgede yapılan ibadetin de artık yapılamayacağına işaret edilen dilekçede, kâr uğruna kamu zararı çıkmaması için maden arama ruhsatının mutlaka iptal edimesi talep edildi.

    “RAPORA GÖRE, ALEVİLERİN YAŞANTISINA ÖZGÜ BİR İNANÇ MERKEZİ”

    19-23 Ağustos 2023 tarihleri arasında Günçalı Köyü ve Çal Baba mevkiinde, yöreye özgü sosyo-ekolojik ilişkilerin tespit ve analizi amacıyla, antropolojik bir ön araştırma da gerçekleştirildi.

    Araştırma dahilinde hazırlanan 12 Ekim tarihli güncel saha raporunda Çal Baba Ormanı’nın, Alevi kültürünün kendini var etmesinin temel koşulu olmuş ritüellere ev sahipliği yapması açısından çok önemli bir kutsal müşterek olduğu ve Alevi yaşantısına özgü bir inanç merkezi olarak tescillenmesinin yerinde olacağı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Köylüler, ÇED toplantısında maden şirketi yetkililerinin konuşmasına izin vermedi

    Köylüler, ÇED toplantısında maden şirketi yetkililerinin konuşmasına izin vermedi

    PİRHA- Sivas’ın Kangal ilçesinde siyanürle altın ayrıştıran Demir Export firmasının kapasite artışı talebi öncesi gerçekleştirilmek istenen ÇED bilgilendirme toplantısında köylüler firma yetkililerine tepki gösterdi. 

    Sivas Kangal’da 2015 yılından bu yana altın madeni işleten ve siyanürle altın ayrıştıran Koç Holding’e bağlı Demir Export firması bu kez Eğricek köyü sınırları içerisinde Açık Ocak İşletmesi Kırma-Eleme Tesisi ve Yığın Linç Projesi’nde kapasite artışına gitmeye karar verdi.

    Talep doğrultusunda çevre köylülerin bilgilendirilmesi için ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) bilgilendirme toplantısı düzenlenmek istendi. Çetinkaya Şehit Jandarma Uzman Çavuş Enes Koçak İlköğretim Okulu’nda düzenlenmek istenen toplantıya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri, firma temsilcileri ve köy sakinleri katıldı. Toplantı sırasında köylüler tepki göstererek, firma temsilcilerinin konuşmasına izin vermedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü temsilcilerinin ardından köylüler dinlenerek, söyledikleri bakanlığa ulaştırılmak üzere tutanak altına alındı.

    “ÇEVRE TAHRİBATINI YARGIYA TAŞIYACAĞIZ”

    Çetinkaya köyü muhtarı Yasin Akbulut yaptığı açıklamada köyündeki çevre tahribatına dur denmesini isteyerek, “ÇED toplantısı yapıldı. Biz konuyu yargıya taşıyacağız. Devlet yetkililerine sesleniyorum. Burada yaşanan çevre tahribatını görsünler. Çetinkaya’ya sahip çıksınlar. Burada siyanür havuzlarında sızıntı oldu, siyanür dışarıya aktı. Maalesef hiçbir tedbir alınmadı. Yetkililerden yardım istiyoruz. Burada gerekenin yapılmasını bekliyoruz” dedi.

    “MADENE DEĞİL, KAYNAKLARIMIZIN YOK EDİLMESİNE KARŞIYIZ” 

    Pınargözü köyü eski muhtarı Hüsnü Engin ise madene değil de siyanüre karşı olduklarına dikkat çekip, “Demir Export yeni bir alan daha istiyor. Bu nedenle bu ÇED toplantısı gerçekleştirildi. Danıştay bunlar artık burada çalışamaz diye kesin kararını verdi. Bu karara rağmen buranın kesinlikle kapanması lazım. Başka bir karara gerek kalmadan ruhsatın iptal edilmesi lazımken yeni yer talebinde bulunuyorlar. Biz madenlere karşı değiliz. Biz siyanürle altın ayrıştırılmasına, sularımızın kirletilmesine ve su kaynaklarımızın yok edilmesine karşıyız” diye konuştu.

    DANIŞTAY ‘DUR’ DEMİŞTİ

    Danıştay 6. Dairesi geçtiğimiz günlerde, Sivas İdare Mahkemesi’nin Kalkım köyü yakınlarında başka bir ocakta kapasite artışına giden Demir Export firması lehinde verdiği Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu raporunun iptali ve yürütmenin durdurulması davasındaki ret kararını bozmuştu. Danıştay kararıyla bölgede bulunan dünyaca ünlü ‘doktor balıkların’ zarar görebileceği nedeniyle firmanın o bölgedeki faaliyetlerini durdurmuştu.

    Koç Holding’e bağlı Demir Export firması tarafından 2015 yılından bu yana siyanürle üretim yapılan madende bugüne kadar yaklaşık 93 bin ons altın üretildi. Maden yıllık 1.5 milyon ton üretim kapasitesine sahip.

    DEMİR EXPORT FİRMASI YARGILANMIŞTI

    Koç grubuna bağlı olarak faaliyet gösteren Demir Export isimli firmanın maden faaliyetleri nedeniyle Demirözü köyünün içme suyuna arsenik karıştığı gerekçesiyle firma hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu. 2017 yılında Kangal Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararla dava çevre davası olmaktan çıkarak ceza davasına dönüşmüştü. Firma, Sivas Ağır Ceza Mahkemesi’nde köylülere kasten arsenikli su içirme suçlaması ile yargılanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ünye’de maden aramaya karşı direnen köylüler beraat etti-VİDEO

    Ünye’de maden aramaya karşı direnen köylüler beraat etti-VİDEO

    PİRHA- Ünye ilçesine bağlı Üçpınar, Çiğdem, Yeşilkent köylerinde maden arama sondajı çalışmalarına karşı direndikleri için haklarında dava açılan köylüler beraat etti. 

    Ordu’nun Ünye ilçesine bağlı Üçpınar, Çiğdem, Yeşilkent köylerinde maden arama sondajı çalışmalarını üç kez durdurmuşlardı.


    28 Ekim 2020 tarihindeki direniş sırasında gözaltına alınan 15 köylü hakkında ‘görevi yaptırmamak için direnme, mala zarar verme, kanunlara uymamaya tahrik’ suçlamalarıyla dava açılmıştı.

    Şirketin çalışmaları nedeniyle uykularının kaçtığını söyleyen köylüler, süresiz doğa nöbeti yapmışlardı.

    Ünye Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden duruşmada köylüler beraat etti.

    Avukatlar, duruşma öncesi ve sonrasında adliye önünde açıklama yaptılar. Adaletin tecelli ettiğini belirten avukatlar, yargıya olan inancımız artttı, umut verdi” ifadelerini kullandı.

    Köylüler ise karardan çok mutlu olduklarını belirttiler.

    PİRHA/ ORDU

     

     

     

     

     

  • Arguvan Şotik Mahallesi’nde maden ocağı tepkisi-VİDEO

    Arguvan Şotik Mahallesi’nde maden ocağı tepkisi-VİDEO

    PİRHA- Arguvan Şotik Mahallesi’ne yakın bir alanda yapılan maden arama çalışmalarına yurttaşlardan tepki geldi. Mahalle sakinleri, bölgede ne arandığını merak ettiklerini, göstermelik ÇED raporlarıyla maden işletilemeyeceğini belirttiler. 

    Malatya’da Arguvan Şotik Mahallesi’ne yakın bir alanda kurulan maden ocağına yurttaşlardan tepki geldi. Mahalle sakinleri madenin ne için kurulduğunu merak ettiklerini dile getirerek, bunun kamuoyuna açıklanmasını istediler.

    Maden ocağı önünde mahalle sakinleriyle birlikte bir açıklama yapan Kimya Mühendisi Doğan Halis, “Bizim bildiğimiz kökleri derinde olan Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, sondaj yapacağı yerde neyin faaliyetinin yapıldığını, sahanın girişinde büyük tabelalarla duyururdu. Bugün MTA bir enstitü olmaktan çıkartılıp bir müdürlük düzeyine indirgendi. Bundan büyük üzüntü duyuyoruz. Bu toplum başta bizler, mühendisler, jeologlar, çevre mühendisleri madenlerin bu ülkenin doğal zenginlikleri olduğunu, doğal kaynaklar olduğunu, toplum, kamu, halk lehine işletilmesine karşı değildirler. Ama bugün izlenen politika, MTA’nın arka planda bunun önde olduğu, paravan gibi görüldüğü ama esas olarak uluslararası şirketlerin Türkiye’de aradıkları siyanür ile destekli maden araştırmaya yönelik bir çalışma içerisinde oldukları, siyanür ile bu tür çalışmaların daha sonra sondajla birlikte gelecek tablonun bu topraklar için hayırlı bir iş olmadığına inanan insanlarız. Halk istemiyorsa zoraki size ‘mutluluk getiriyoruz’ denemez” dedi.

    “GÖSTERMELİK ÇED RAPORLARIYLA MADEN İŞLETİLEMEZ”

    Göstermelik ÇED raporlarıyla maden işletilemeyeceğini belirten Halis, şunları kaydetti:

    “Bu ÇED raporları siyasal gücün desteğiyle, muhtarlar ablukaya alınarak, belediyeler kuşatılarak yapılamaz. Bu katliamın, bu doğa talanının mutlaka hesabının sorulacağı günler gelecektir. Arguvan’da olanları gündeme taşımak bizim vicdani sorumluluğumuzdur. Arguvan yöresi dün kurulmuş bir ilçe değildir.”

    Mehmet YALMAN/ MALATYA

  • Amasya Tokat Çevre Platformları: Doğaya kötülükten vazgeçin

    Amasya Tokat Çevre Platformları: Doğaya kötülükten vazgeçin

    Tokat, Amasya, Taşova, Erbaa, Niksar ve Reşadiyeliler, siyanürlü altın madenciliğine karşı bir araya geldi.

    Tokat, Amasya, Taşova, Erbaa, Niksar ve Reşadiyeliler, yaylaları, ormanları, havayı, suyu ve yaşamı tehdit eden siyanürlü altın madenciliğine karşı Amasya Tokat Çevre Platformlarında bir araya geldi.

    Platformlar tarafından yapılan basın açıklamasında “Ülkemizde son yıllarda maden aramak ve çıkarmak için binlerce ruhsat verilmiş ve bu uğurda topraklarımızın yüzde onundan fazlası ne yazık ki bu amaca tahsis edilmiştir. Siyanürlü altın madencilerinin amaçları açık ve bellidir. Bu vahşi ve aç gözlü sermayenin amacı daha fazla kâr etmek, büyümek ve hakimiyet sağlamaktır” denildi.

    “BU KÖTÜLÜKTEN VAZGEÇİN, YANLIŞTA ISRAR ETMEYİN”

    Bu faaliyetlerin Türkiye’ye katacağı sözde katma değerin onlarca misli zarara yol açacağı belirtilen açıklamada “Üstelik yok edilen değerlerimizin tekrar kazanılması imkansızdır” vurgusu yapıldı.

    Açıklamanın devamında “Bu felaketi yaşamak istemiyoruz. Bu bilinçle ve kararlılıkla Amasya, Tokat, Erbaa, Taşova, Niksar ve Reşadiyeli dernek, vakıf, plattformlar ve tüm yapılarla bir araya geldik. Yaylarımızın, ormanlarımızın, ovalarımızın, sularımızın kirletilmesine katledilmesine izin vermeyeceğiz. Yetkilileri, ilgilileri ve muhataplarımızı buradan uyarıyoruz. Bu kötülükten vazgeçin. Yanlışta ısrar etmeyin. Şunu bilin; bizim memleketimizden vazgeçme niyetimiz yok. Demokratik yasal ve meşru tüm haklarımızı kullanacağız. Aç gözlü sermayeye teslim olmayacağız. Sonuna kadar direneceğiz” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de Kurusipi köyü maden tehdidi altında-VİDEO

    Dersim’de Kurusipi köyü maden tehdidi altında-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Atatürk Mahallesi’ne bağlı Kurusipi köyünde 10 gün önce maden teknik arama(MTA) işaretleme yaptı. Köylüler, “Maden arayacaklar ve doğamızı tahrip edecekler, köyümüzde maden çalışmasının yapılmasını istemiyoruz” diyerek tepki gösterdiler. 

    Dersim’de Atatürk Mahallesi’ne bağlı Kurusipi köyünde 10 gün önce maden teknik arama(MTA) işaretleme yaptı. Buna tepki gösteren Kurusipi köylüleri, yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “MADEN DEMEK ÖLÜM DEMEKTİR”

    Başlıca sorunlarının bu köye hiçbir zaman bir hizmetin gelmemesi olduğunu söyleyen Şeref Coşkun, “Temel sorunumuz su ve yol. Bu konuda hiçbir kurum bize yardımcı olmuyor. Yıllardan beri sorunlarımızı dile getirmemize rağmen hiçbir sonuca ulaşmadı. Yol ve su sorunu için devletin buna bir çare bulmasını istiyoruz” dedi.

    Coşkun şöyle devam etti:

    “10 gün önce fark ettik, önce sıradan bir şey zannettik. Sonra baktık MTA yazmışlar, maden arayacaklar doğamızı tahrip edecekler. Maden demek ölüm demektir. Bu da bizim yerimizden yurdumuzdan edilmemiz demektir. Bu çalışmanın durdurulması için her şeyi yapacağız ve buna izin vermeyeceğiz.”

    “DOĞANIN YOK OLMASINI İSTEMİYORUZ”

    Doğanın yok olmasını istemediğini söyleyen Haskar Kılıç ise “İnsanların, hayvanların yok olmasını istemiyoruz. Zaten azıcık suyumuz var, o da yok olacak. Bu insanlar, hayvanlar ne olacak yazık günah değil mi? Hayvanlardan süt, yağ ve peynir üretiyoruz geçimimizi böyle sağlıyoruz. Doğanın yok olmasını istemiyoruz. İşaretlemeler yapılmış ama ne için yapıldığını bilmiyoruz; diyorlar ki maden aramak için, ona da karşıyız. Suyumuz yıllardan beri yok. Biz belediyeye ve valiliğe başvurduk, su sıkıntımız var ama maden için geliyorlar. Peki su niye getirmiyorlar” diye konuştu.

    Hatice Filiz de, “Çok mağduruz. Suyumuz yok, yolumuz yok, hayvanlarımız susuz. Bostan ekiyoruz, kuruyor. Belediyeye kaç yıldır söylüyoruz ama su getirmiyorlar” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Maden araması çalışmalarına direnen Pınargözü’lülerin çığlığı mecliste-VİDEO

    Maden araması çalışmalarına direnen Pınargözü’lülerin çığlığı mecliste-VİDEO

    PİRHA – Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Alevi köyü Pınargözü’nde başlayan altın madeni sondaj çalışmalarına ilişkin köylülerin mesajını, HDP’li Kenanoğlu meclis kürsüsünde okudu. Kenanoğlu, “Vatanseverlik, iktidarın siyasi hedeflerine ‘Evet’ demek değildir. Vatanseverlik, doğamızı, suyumuzu, ormanlarımızı korumaktır” dedi. 

    Haberin videosu

    Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Pınargözü Köyü’nde Koç-Bakırtepe, altın madeni işletme sahası için yeni sondaj çalışmalarına başladı. Köylüler Halkların Demokratik Partisi Ali Kenanoğlu’na gönderdikleri mesajla konuyu meclis kürsüsünde dile getirmesini istedi.

    “LÜTFEN SESİMİZİ DUYURUN”

    Kenanoğlu, mecliste yaptığı konuşmada, Sivas Kangal Pınargözü köyüyle ilgili köylülerin Türkiye kamuoyuna iletmek istedikleri şu mesajı okudu:

    “Sivas Kangal Pınargözü köyünde Koç grubu hem demir hem de altın çıkartıyor. Altının hem tenörü düşük hem de cevher yeterli değil. Biz, 2013 yılından beri yasal yollara da başvurarak altın çıkarımıyla ilgili mücadele ediyoruz. Üç kez Danıştay’da durdurma kararı aldık. Ama hukuksuz bir şekilde altın çıkartmaya, maden çıkartamaya devam ediliyor. 2020 Mayıs ayında yeterli cevher olmadığından Bakırtepe Altın Madeni kapanacak. Şimdi yeni alanlar için köyümüzün içine kadar girdiler. Lütfen sesimizi duyurun.”

    “VATANSEVERLİK DOĞAMIZI, SUYUMUZU, ORMANLARIMIZI KORUMAKTIR”

    Vatanseverliğin iktidarın siyasi hedeflerine ‘Evet’ demek olmadığına dikkat çeken Kenanoğlu, “Vatanseverlik, doğamızı, suyumuzu, ormanlarımızı korumaktır. Bir bütün olarak coğrafyamızın, vatanımızın toprağını, ormanını, suyunu, dağını, taşını korumaktır; bunların talan edilmesine karşı çıkmaktır, tarihî değerlerimizi korumaktır. Hasankeyf’i tahrip etmekle vatansever olamazsınız. Bunların hepsi de hikayeden ibarettir” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Şaroğlu, Erzincan’daki maden çalışmalarını Meclis’e taşıdı

    CHP’li Şaroğlu, Erzincan’daki maden çalışmalarını Meclis’e taşıdı

    PİRHA – CHP Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu, Erzincan’da maden arama çalışmaları yürüten firmaların doğal yaşam alanlarını tehdit ettiğini belirterek, konuyla ilgili Meclis’e soru önergesi verdi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu, TBMM Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde, “Erzincan ili sınırları içerisinde uluslararası firmalar tarafından uzunca bir süredir maden arama faaliyetleri yürütüldüğü bilinmekte olup, bu yöndeki haberler basında da yer bulmaktadır. Söz konusu firmaların maden arama çalışmaları, bölgedeki içme suyu havzalarını, tarım arazilerini, endemik flora ve fauna türleri ile doğal yaşam alanlarını tehdit ettiği gibi deprem bölgesinde bulunan Erzincan ilinin olası bir depremde toprağa karışacak olan siyanürün geniş bir bölgede geri dönüşü olmayan tahribata yol açmasına sebep olabilecektir” ifadelerini kullandı.

    “ÇEVREYE VERİLEN ZARARIN BİLANÇOSU NEDİR?”

    Şaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    *”Halihazırda Erzincan ilinde maden arama faaliyetinde bulunan firmalar hangileridir? Bunlar hangi proje kapsamında, hangi ilçe ve köylerde kaç hektarlık alan üzerinde faaliyet yürütmektedirler?

    *Söz konusu firmaların bu süreçte çevreye verdikleri zararın bilançosu nedir? Proje aşamalarında Çevresel Etki Değerlendirme raporları değerlendirilmiş midir ve bu süreçte yöre halkını bilgilendirme toplantıları gerçekleştirilmiş midir?

    *Söz konusu firmaların faaliyetlerinden dolayı bölgede siyanür kaçağı olduğu iddiaları doğru mudur? Bu konuda gerekli denetimler yapılmakta mıdır?

    *Erzincan ilinin deprem bölgesinde bulunması ve olası bir depremde geniş bir bölgenin siyanürden kaynaklı tehdit altında olacağı gerçeği dikkate alınmakta mıdır ve bu konuda uzmanlarca bir çalışma gerçekleştirilmiş midir?”

    PİRHA/DERSİM

  • Gökçeada da talana açıldı; altın, gümüş ve bakır aranacak

    Gökçeada da talana açıldı; altın, gümüş ve bakır aranacak

    Çanakkale’de Kazdağları’ndaki ağaç katliamının yankıları sürerken doğası bozulmamış turizm cenneti Gökçeada’da da altın, gümüş ve bakır

    madeni aranacak. İhalenin 17 Eylül’de yapılacağını belirten CHP’li Mahmut Tanal, “Güzelim Gökçeada’ya da kıyacaklar” dedi.

    Kazdağları’ndaki ağaç katliamı ve siyanürle altın madenciliği faaliyetlerinin yürütülmesiyle ilgili tartışmalar sürerken CHP İstanbul

    Milletvekili Avukat Mahmut Tanal, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün Türkiye genelinde

    belirlediği bin 102 adet maden sahasını ihaleye çıkardığını duyurdu.

    Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan ve “Doğa talanı”nın haritasını Twitter hesabından paylaşan Tanal, Maden ve Petrol İşleri Genel

    Müdürlüğü’nün “156. Grup İlahe Edilecek Sahalar” başlığıyla askıya çıkardığı ihalelik maden sahaları listesine harita üzerinden bakarak

    tahribatın korkunç boyutlara ulaşacağını tahmin etmenin zor olmadığını söyledi. Tanal, ülke genelinde kazılmadık, girilmedik sahanın, yeşil

    alanın kalmayacağını ifade etti.

    DOĞA VE TURİZM CENNETİ GÖKÇEADA’YI DA İHALEYE ÇIKARDILAR

    Son maden ihalesine çıkarılan yerler arasında Çanakkale’nin doğası bozulmamış turizm cenneti ilçesi Gökçeada’nın da bulunduğunu

    belirten Tanal, “Kazdağları gibi altın, gümüş ve bakır madeni arama sevdasıyla güzelim Gökçeada’ya da kıyacaklar. Gökçeada için ihale

    tarihi 17 Eylül yazıyor. İhale bedeli olarak da 238 bin 700 TL belirlenmiş” dedi.  (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kaz Dağları’nda devlet teşvikli 30’u aşkın maden ruhsatı var’ – VİDEO

    ‘Kaz Dağları’nda devlet teşvikli 30’u aşkın maden ruhsatı var’ – VİDEO

    PİRHA- Kaz Dağları’ndaki  altın madenine karşı başlatılan ‘Su ve Vicdan Nöbeti’ 20’nci gününde sürüyor. Bölgede bulanan madenlerine dair PİRHA’ya açıklamada bulunan Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir, “Kaz Dağı yöresinde sadece bir tane maden ile mücadele ediyor gibi gözüksek de 30’u aşkın ruhsat alanı var. Bu direnişi aslında bu 30’una etki etsin diye yapıyoruz” diye konuştu.

    Haberin Videosu…

    Kaz Dağları’ndaki doğa kıyımına karşı 20 gündür Kirazlı Köyü yakında bulunan Balaban mevkiindeki ‘Su ve Vicdan Nöbeti’ devam ediyor. Bölgede bulanan madenlerine dair Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Bölgede kurşun ve feldspat madenleri dışında 30’u aşkın altın madeni ruhsat alanı olduğuna dikkat çeken Bilir, devletin şirketlere maden arama karşılığında elektrik, su ve personel giderleri gibi teşvikler sunduğunu ifade etti. Anayasanın kendilerine verdiği sağlıklı çevrede yaşama hakkını koruyacaklarını söyleyen Bilir, sonuç alıncaya kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

    “ORMAN ÖRTÜSÜ YOK VE TOPRAK KAYIYOR”

    “Bizlerde artık şehir içi eylemliliklerin bittiğini ve bu alanda olmamız gerektiğine karar verdik” diyen Bilir, sürecin başlangıcına ilişkin, “Nöbet alanımıza 1 buçuk kilometre uzaklığında bir şantiye var. Amaçları burada altın ve gümüş işletmeciliği açmak. Şu an orman örtüsünü yok ettiler ve hafriyat aşamasına geçtiler. Tepeleri patlatıp çukur açarak siyanürlü ayrıştırma yöntemi ile altınlara ulaşmaya çalışıyorlar. Çanakkale’nin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atıkhisar Barajı bu noktaya 14 kilometre uzaklıkta. Burada kullanılacak her kimyasal çözelti, dereler ve yer altı suları ile baraja gidecek. Orman örtüsü yok olmuş durumda ve sürekli toprak kayıyor” diye konuştu.

    “KİRAZLI DIŞINDA 30’U AŞKIN RUHSAT ALANI VAR”

    Fiili olarak 2017 yılından beri hızlıca alana girilerek ağaç kesimine başlandığını ve seçim sonrası bu işlemin hız kazandığını ifade eden Bilir, Kaz Dağları yöresinde sanıldığının aksine 30’u aşkın ruhsatlı maden alanı olduğunun altını çizdi. Bilir, şöyle devam etti:

    “Kaz Dağı yöresinde sadece bir tane maden ile mücadele ediyor gibi gözüksek de 30’u aşkın ruhsat alanı var. Çanakkale’de şu an işletilmekte olan TÜMAD madenciliğin işlettiği Lapseki Şahinli köyünde bir altın işletmesi vardır ve 2 yıldır faaliyettedir. Neden burayı kaptırdık aslında ? Çünkü köy halkı bunu kendisine bir iş kapısı olarak gördü ve burada mücadele etmemizi istemediler. Şuan Şahinli Köyü’nde nöbet eylemimize katılanlar var ve sularının akmadığını söylüyorlar. Bu civardaki Kirazlı, Alan, Karaibrahim, Cazgırlar köyleri aslında tehlike altında. Bunlar bu havzanın etkisini ilk hissedecek olanlar. Maalesef bu köylerde de madende çalıştırılmak için işçi alımı olduğundan buradaki dirençte kırılmış durumda.”

    “ŞİRKETLER DEVLETTEN TEŞVİK ALIYOR”

    Altın arama şirketlerinin kapasiteyi arttırarak çalışmalarına devam ettiğini dile getiren Bilir, şirketlere belli miktar yatırım yapmaları karşılığında devlet tarafından teşvik sağlandığını belirtti. Bölgedeki ağaç kesiminin ise resmi kurumlar tarafından yapıldığına dikkat çeken Bilir, “Bu şirketin aynı zamanda Ağı Dağı ve Çamyurt’da da ruhsatlandırılmış 3500 hektarlık proje alanı var. Sadece 500 hektar ile kalmıyor, sürekli kapasiteyi arttırıyorlar. Lapseki’nin hemen arkasında Esan Eczazıbaşı’nın bir ruhsat alanı var. Onlarda rödovans yöntemi projeyi TÜMAD madenciliğe devrettiler. Bu bahsettiklerimiz altın ve gümüş madenleri. Daha kurşun ve feldspat madenleri var. Bunlardan kurtulamadığımız için onlarla mücadele aşamasına geçemedik.  Onlarda bu arada açılıyor ve çalışıyorlar. Halil Ağa madeni var ve buda 55 milyon dolara Cengiz Holding’e devredildi. Burada da şöyle bir yasa var. 50 milyon doların üzerinde yatırım yaptıklarında devletten elektrik, su ve personel giderlerine dair teşvikler alıyorlar. Buranın 50 milyon dolara değil de 55 milyon dolara satılmasının bir anlamı var. Aynı şekilde Kirazlı içinde 870 milyon dolar teşvik verildi. Ağaç kesimini yapan  maalesef bizim kurumlarımız. Şirkette hatta bunun bedelini ödediğini söylüyor” ifadelerini kullandı.

    “SAĞLIKLI ÇEVREDE YAŞAM HAKKIMIZI KORUYACAĞIZ”

    Çanakkale Valisi Orhan Tavlı’nın, “Maden sahası Kaz Dağları’na kuş uçumu 40 kilometre uzaklıktadır” sözlerini hatırlatan Bilir, Kaz Dağları’nın söylendiğinin aksine Biga Yarımadası’ndan başlayarak Edremit’e kadar uzanan bir ekosistem olduğuna vurgu yaptı. Anayasanın kendilerine tanıdığı sağlıklı çevrede yaşama hakkına sahip çıkacaklarını söyleyen Bilir, sonuna kadar mücadele etme çağrısında bulundu. Bilir, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Kirazlı Köyü’ndeki madeninin hemen arkasında İngiliz firmalarının proje alanları var. Yine Avustralyalıların ruhsat alanları var. Bu noktada Kaz Dağları’nı savunuyoruz dediğimizde burasının Kaz Dağları’na 40 kilometre uzaklıkta olduğunu söylüyorlar. Ancak haritadan da baktığınızda Kaz Dağları ekosistemin Biga Yarımadası’ndan başlayıp Edremit’e kadar geldiği ve Kaz Dağları Milli Parkı’nda sonlandığı görülüyor. Yani onların tek bir havzayı koruma altına almış olması dağın diğer ekosistemini yok saymıyor. Bu direnişe başladığımızda geçtiğimiz hafta Havran tarafındaki bir altın madeni projesi iptal edildi. Bunu da buradan kaynaklanan bir kazanç olarak görüyoruz. Biri ile mücadele ediyor gibi  gözüksek de aslında bu 30’una etki etsin diye yapıyoruz. Su hakkımız. Bizde anayasal  hakkımızı kullanıyoruz. Anayasanın 56’ncı maddesi ‘herkes  sağlıklı çevrede yaşam hakkına sahiptir’ der. Bunu korumak içinde bize ödev verir. Bizlerde bu ödevimizi en iyi şekilde yerine getirmek için mücadele ediyoruz.”

    Ahmet BAKIR / Ersin ÖZGÜL – ÇANAKKALE

  • PSAKD Edremit Şubesi’nden Kaz Dağları’ndaki ‘Su ve Vicdan Nöbeti’ne destek

    PSAKD Edremit Şubesi’nden Kaz Dağları’ndaki ‘Su ve Vicdan Nöbeti’ne destek

    PİRHA- Kaz Dağları’nı savunmak için başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti” sürerken Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şubesi nöbeti devralmak üzere Çanakkale’ye vardı.

    Çanakkale’nin tek içme ve kullanma su kaynağı olan Atikhisar Havzası’nda Kanadalı şirket Alamos Gold’un yerli taşeronu olan Doğu Biga Madencilik tarafından yapılan ağaç katliamı ve siyanürlü madencilik faaliyetine karşı Kaz Dağlarını savunmak başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti” sürüyor.

    Atikhisar Barajı havzasında siyanürlü altın arayan şirkete karşı yurttaşlar, çevre örgütleri ve Çanakkale Belediyesinin başlattığı ‘Su ve Vicdan Nöbeti’ne destek amaçlı PSAKD Edremit Şubesi Kaz Dağları’na vardı.

    PİRHA/ÇANAKKALE

     

  • Kaz Dağları’nda, ‘Su ve Vicdan’ nöbeti devam ediyor

    Kaz Dağları’nda, ‘Su ve Vicdan’ nöbeti devam ediyor

    Kaz Dağları’nı savunmak için başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti” sürerken Çanakkale’deki maden alanı önünde açıklama yapan Halkevleri Genel Sekreteri Özge Ozan, “Hepimizin ‘Kaz Dağlarını kim, ne kadara sattı?’ sorusunu sorması gerekir” dedi.

    Çanakkale’nin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Havzası’nda Kanadalı şirket Alamos Gold’un yerli taşeronu olan Doğu Biga Madencilik tarafından yapılan ağaç katliamı ve siyanürlü madencilik faaliyetine karşı Kaz Dağlarını savunmak başlatılan “Su ve Vicdan Nöbeti” sürüyor.

    Çanakkale Halkevi yöneticileri ve üyeleri, dün (3 Ağustos) yaklaşık 100 çadırla bir haftayı aşkın bir süredir nöbetin sürdürüldüğü alanı ziyaret etti. Maden sahası sınırında açıklama yapan Halkevleri Genel Sekreteri Özge Ozan, Kaz Dağlarının dünyanın en önemli miraslarından birisi olduğunu hatırlatarak, “İnsanlık tarihinin efsanelerindeki ismi ile İda, bugün uluslararası ve yerel şirketler ve doğrudan Erdoğan-AKP iktidarı tarafından tehdit altında. Ormanları, su havzaları, varlıkları, bütün canlılarıyla bütün bir ekolojik sistem burada katlediliyor. Öyle bir suç işleyerek bunu yapıyorlar ki kendi hukuksal düzlemlerini dahi tanımıyorlar. Halkın itirazını tanımıyorlar” dedi.

    “TOPRAKLARIMIZI ZEHİRLEYEREK TEŞVİK ALDILAR”

    Doğrudan Erdoğan’ın kararı ile Alamos Gold şirketi ve taşeronu Doğu Biga şirketinin özel bir teşvike layık bulunduğunu belirten Ozan, “Bizim topraklarımızı, havamızı, suyumuzu zehirleyerek üstüne 865 milyonluk bir teşvik aldılar. Bu teşvik öyle bir şey ki; biz katliam sürecinde çalışan işçilerin SGK’larını kamu bütçesinden ödeyeceğiz. Yüzde 80’e varan KDV indirimleri, yatırım teşvikleri, gümrük muafiyetleri alacaklar” dedi.

    Herkesin “Kaz Dağlarını kim, ne kadara sattı?” sorusunu sorması gerektiğini belirten Ozan, “Bizler bu direnişi sürdürmeye kararlıyız. Geleceğimiz, çocuklarımız, toprağımız, ülkemiz ve bütün canlı hayat için burada direnmeye devam edeceğiz. Kaz Dağları hepimizin. Herkesi bulunduğu yerden buraya gelerek direnişe destek olmaya, gelemiyorsa neredeyse orada direnişe bir şekilde katılmaya, bu uluslararası ve yerel ağlara sahip suç şebekesi karşısında insanlığın, doğanın ve bütün canlıların hakkını savunmaya çağırıyoruz. Hep beraber direneceğiz ve direnişi kazanacağız” dedi.

    Herkesin “Kaz Dağlarını kim, ne kadara sattı?” sorusunu sorması gerektiğini belirten Ozan, “Bizler bu direnişi sürdürmeye kararlıyız. Geleceğimiz, çocuklarımız, toprağımız, ülkemiz ve bütün canlı hayat için burada direnmeye devam edeceğiz. Kaz Dağları hepimizin. Herkesi bulunduğu yerden buraya gelerek direnişe destek olmaya, gelemiyorsa neredeyse orada direnişe bir şekilde katılmaya, bu uluslararası ve yerel ağlara sahip suç şebekesi karşısında insanlığın, doğanın ve bütün canlıların hakkını savunmaya çağırıyoruz. Hep beraber direneceğiz ve direnişi kazanacağız” dedi.

     

  • Kenanoğlu, Kirazlı Köyü’nde kesilen 195 bin ağacı meclise taşıdı

    Kenanoğlu, Kirazlı Köyü’nde kesilen 195 bin ağacı meclise taşıdı

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Doğu Biga Madencilik A.Ş tarafından Çanakkale merkeze bağlı Kirazlı Köyü yakınlarında kurulan Kirazlı Altın Madeni’nin kuruluş işlemleri sırasında kesilen 195.000 ağacı hazırladığı soru önergesiyle meclis gündemine taşıdı. 

    ÇED raporunda kesilmesi planlanan ağaç sayısının 45.000 olarak tebliğ edildiğini ancak gerçekte 195.000 ağacın kesildiğine dikkat çeken Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Kenanoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a maden ocağının faaliyetlerine devam edip etmediğini sordu.

    Öte yandan, Kenanoğlu, altın madeninin siyanürle çıkarılacağı hatırlatmasını yaparak hem bölgedeki doğal yaşamın hem de bölge halkının sağlığının tehdit altında olacağına vurgu yaptı.

    “YIKICI, GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN ETKİLERİ OLACAK”

    Kenanoğlu, bu kapsamda Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a şu soruları yöneltti:

    Kanadalı Alamos Gold’un yerli taşeronu Doğu Biga Madencilik A.Ş tarafından Çanakkale merkeze bağlı Kirazlı Köyü yakınlarında kurulan Kirazlı Altın Madeni’nin kuruluş işlemlerinden bu yana ağaç katliamı 195.000’i bulmuştur.

    ÇED Raporu’nda, maden faaliyeti kapsamında 45.000 ağacın “yerinden edileceği” (katledileceği) belirtilmekte iken gerçekte belirtilen sayının 4 katı büyüklüğünde bir katliam gerçekleştirildiği yakın zamanda ortaya çık(arıl)mıştır.

    Maden havzasının yer aldığı alan, birbirinden farklı 283 bitki ve 186 hayvan türüne ev sahipliği yapmaktadır. Bu türlere ev sahipliği yapan ve yine bu türlerle beraber bölge ekosisteminin özgün işleyişini mümkün kılan ağaçların katledildiği düşünüldüğünde, kurulan maden ocağının son derece yıkıcı, geri dönüşü mümkün olmayan etkileri olacaktır.

    Öte taraftan, maden 180.000 insanın su ihtiyacını karşılayan Atikhisar Barajı ve çok sayıda yeraltı ve yerüstü su kaynakları ile aynı su havzasında yer almaktadır. Doğadan maden gasp etme işlemi sırasında Doğu Biga Madencilik A.Ş tarafından siyanürün kullanıldığı ve havzadaki su kaynaklarına siyanürün sızma ihtimalinin son derece güçlü bir ihtimal olduğu göz önünde bulundurulduğunda bölgedeki doğal yaşam ve insan sağlığı tehdit altındadır.

    Tüm bunlar düşünüldüğünde;

    * ÇED raporunda belirtilenden yaklaşık 4 katı büyüklüğünde ağaç katliamına imza atarak yasadışı bir süreç işleten Doğu Biga Madencilik A.Ş hala faaliyetlerini sürdürmekte midir? Bu şirket hakkında bir işlem başlatılmış mıdır?

    *Kirazlı Maden Ocağı’nın bölge halkının içme suyu ihtiyacını karşılayan Atikhisar Barajı ile aynı su havzasında kurulmasına hangi gerekçelerle izin verilmiştir?

    *%98,7’si ormanlık alan içerisinde kalan Kirazlı Maden Ocağı’nın kurulmasına Bakanlığınız tarafından hangi gerekçelerle izin verilmiştir?

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kenanoğlu, Korucaoluk Köyü’ndeki maden aramalarını meclise taşıdı

    Kenanoğlu, Korucaoluk Köyü’ndeki maden aramalarını meclise taşıdı

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Balıkesir’in Susurluk ilçesine bağlı Korucaoluk köyü yakınlarında Demir Export A.Ş. tarafından başlatılan maden faaliyetlerine ilişkin TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Balıkesir’in Susurluk ilçesine bağlı Korucaoluk Köyü yakınlarında Demir Export A.Ş. tarafından başlatılan maden faaliyetlerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “MADEN ARAMALARI KÖYLÜLERİ GÖÇE ZORLAYACAK”

    Maden arama çalışmalarının köylülerin mera alanı olarak kullandıkları yerde sürdürüldüğüne dikkat çeken Kenanoğlu, tek geçim kaynağı hayvancılık olan bölge halkının, mera alanlarının maden şirketi tarafından istila edilmesi ve maden sahasının köylülerin tarım alanları sınırına dayanması karşısında göç ile karşı karşıya kalacağını belirtti.

    Kenanoğlu, bu kapsamda Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a şu soruları yöneltti:

    *Bölge halkının asgari geçim kaynağı olan mera alanlarında yürütülen ve tarım alanlarının sınırlarına kadar dayanan maden arama faaliyetlerinin engellenmesi yönünde bakanlığınızca bir girişimde bulunulacak mıdır?

    *TÜMAD Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından İvrindi ilçesinde yürütülen maden arama faaliyetinin ekosisteme verdiği zararlar çevre kuruluşlarınca raporlanmış iken yeni bir maden açılmasına hangi gerekçelerle izin verilmektedir? (HABER MERKEZİ)

  • Altın madeni sondaj çalışması başlayan Mursal için açıklama yapılacak

    Altın madeni sondaj çalışması başlayan Mursal için açıklama yapılacak

    PİRHA – Sivas’ın Divriği İlçesi’ne bağlı Mursal Köyü’nde MTA ekiplerince altın madeni için sondaj çalışmaları başladı. Buna karşı Divriği Kültür Derneği yarın akşam saat 19.00’da Tünel Meydanı’nda basın açıklaması yapacak.

    Sivas’ın Divriği İlçesi’ne bağlı Mursal Köyü’nde gece saatlerinde köye geleceğini bildiren MTA ekiplerinin sondaj çalışmalarına karşı köy meydanında toplanan halk, sabahın erken saatlerine kadar bekleyişte kaldı. MTA ekipleri, sabah Saat 05.00’de Jandarma eşliğinde Mursal Köyü‘ne girdi. Ekip sondaj şantiyelerini kurdu. Bölgeye dozer ve iş makineleri sevk edildi. Köyde bekleyen askerler, giriş çıkış kontrolüne devam ediyor.

    “DOĞAMIZ GASP EDİLDİ”

    Divriği Kültür Derneği, yarın 05 Eylül’de Tünel Meydanı’nda yapacakları basın açıklamasına “Toprağıma, suyuma, sağlığıma, Divriği’ye dokunma” diyerek çağrıda bulundu.

    Yapılan açıklamada, “Sağlıklı ve huzurlu yaşam hakkımız, doğamız, havamız, suyumuz gasp edilmiştir. Anayasanın 56. Maddesinden ve evrensel insan haklarından aldığımız meşru müdafaa hakkımızı kullanarak Divriği’ye, Mursal’a özünde yaşamımıza sahip çıkacağız. Bu mücadelemizi deklare edeceğimiz basın açıklamamıza tüm duyarlı kamuoyunu davet ediyoruz” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • Artvinli kadınlardan doğalarının yok edilmesine tepki

    Artvinli kadınlardan doğalarının yok edilmesine tepki

    PİRHA- Artvin Cerattepe’de Cengiz Holding bünyesinde bulunan Eti Bakır’ın bölgede maden çıkarma çalışmaları doğayı, hayvan ve bitki çeşitliliğini tehdit etmeye devam ediyor. Cerattepe’deki duruma tepki gösteren Artvinli kadınlar doğa kıyımını PİRHA’ya değerlendirdi.

    HABERİN VİDEOSU

    Doğasının ve yer altı madenlerinin Artvin’i rant haline getirdiğine ve belli güçler tarafından buraların büyük firmalara peşkeş çekildiğine dikkat çeken kadınlar, Artvin üzerinden bir an önce el çekilmesi gerektiğini söyledi. Bunun ise kadınların mücadelesi ile olacağını eklediler.

    “MADEN ÇALIŞMASI TOPRAĞIMIZI, SUYUMUZU VE DOĞAMIZI KİRLETTİ”

    Bölgede altın madeni aramalarının siyanür ile yapıldığına ve arama yapılan yerden şehir suyunun karşılandığına dikkat çeken Türkan Eser, maden aramaları ile birlikte yapılan barajların doğanın dengesini bozduğunu belirterek şöyle konuştu:

    “Artvin florasıyla ve hayvanlarıyla önemli bir yer. Son yıllarda bu fark edilmeye başlandı ve çok sayıda turist aldı. 17 yaşına kadar Artvin’de yaşadım ve sonra eğitim için dışarı çıktım. Köylerimiz, meralarımız ve yaylalarımız her şeyi ile çok güzel. Son yıllarda Cerattepe’de maden arama çalışmaları başlamadan bile büyük bir alanda ağaçlar kesilmişti. Artvin’de yeşil dışında hiçbir alan bulamazdınız. Artvin’in içme suyu Cerattepe ve onun yukarısından gelir. Oradaki siyanür ile maden çıkarma çalışmaları sonucu sular kirlenmeye başladı. Bu çalışma süreci devam ettikçe de toprak da aynı oranda kirlenecek ve Artvin’i yok edecek. Hatta yeni iddialar içinde Artvin’in başka bit yere taşınması durumu var. Yedisinden yetmişine bu bizler için çok korkutucu ve üzücü. Barajlar bile Artvin doğasını ve iklim dengesini çok değiştirdi. Daha çok ve aşırı yağış alan bir kent haline geldi. Dolayısıyla toprak kaymaları artmaya başladı. Çoruh Nehri durgun akacak diye reklamlar yapılıyordu. Ama barajların artması doğanın dengesini bile bozdu ve Çoruh Nehri neredeyse akmaz oldu. Yani Artvin’i bıraksınlar. Ben müzik öğretmeniyim ve bu sene Artvin Ardanuç için bir video hazırlamayı düşünüyordum. Sonra vazgeçtik. Çünkü insanlar orayı çok tanırsalar bozarlar. Bozulmasın ve bu hali ile kalsın istedik. Bizim insanımız ağaca çok değer verir ve her yer ağaç olmasına rağmen ağaç dikmeyi kutsal sayar.”

    “ARTVİN’İN KIYIMIN ÖNÜNE GEÇMENİN YOLU EYLEMDİR, SESİMİZİ DUYURMAKTIR”

    Artvin’in güzelliklerinin şirketler için rant alanı olduğunu belirten Hanife Okumuş, alanlara çıkarak bu kıyımın önüne geçilebileceğini belirterek şunları söyledi:

    “Artvin Ardanuç’luyum ama bir kere görebildim. Artvin’in son dönem değeri anlaşıldığı için bazı firmalar için rant alanı oldu. Şirketlere peşkeş çekiliyor. Bu dernek bünyesinde bunu da boykot ediyoruz. Sadece boykot değil, sokaklara çıkılmalı ki buna engel olunabilsin. Şirketlere bu peşkeşin önüne açan güçler var ve bu güçlerin önünü kesmek lazım. Bizim yapabileceğimiz eylemdir, sesimizi duyurmaktır.”

    “MADEN ŞİRKETLERİ DOĞDUĞUM YERİ TALAN ETTİ”

    Maden arama şirketlerinin doğduğu yeri talan ettiğini söyleyen Nihal Aşçı ise, “Birlik olursak her şeyi başarırız, yaparız, toplum daha güzel yere gelir ve Artvin yeşil kalır” diyerek şunları vurguladı:

    “Cengiz İnşaat adlı şirketin bakır madeni aradığı ve talan ettiği Murgul ilçesindenim. Yeşili korumak adına herkesin duyarlı olmasını, özellikle de kadınların duyarlı olmasını istiyorum. Birlik olursak her şeyi başarırız, yaparız. Bu zihniyette olur isek toplum daha güzel yere gelir ve Artvin yeşil kalır. Kötü kentleşme ve maden arama çalışmalarına karşı çıkmalıyız. Birlik olalım, herkesin çorbada bir tuzu olsun. İzmir’de Artvin’in yeşil kalması için imza kampanyası başlattık ve duyarlı olalım. Bu imzaları meclise ve bakanlıklara götüreceğiz.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR