Etiket: maden faciası

  • İliç davası yarın devam edecek

    İliç davası yarın devam edecek

    PİRHA- İliç’te yaşanan maden faciasının sorumluları hakkında açılan davanın görülen duruşmasında tutuklu yargılanan Iaın Ronald Guılle dinlendi. Mahkeme davaya yarın devam edilmesine karar verdi. 

     

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold Madencilik’e ait altın madeninde meydana gelen faciada 9 işçi toprak altında kalarak yaşamını yitirmişti. Faciaya ilişkin, 5’i tutuklu 43 şirket çalışanın “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” ve “çevreyi taksirle kirletme” suçlarından yargılandığı davanın ilk duruşma Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

    Duruşmaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve TİP milletvekilleri ölen işçilerin aileleri katıldı.

    Duruşmaya, tutuklu sanık Iaın Ronald Guılle, bazı tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları ve müşteki yakınları katıldı. Tutuklu sanıklar Ali Rıza Kalender, Selçuk Çiftlik ve Ömer Ardıç ise duruşmaya bağlı bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) üzerinden katıldı.

    Avukatların, daha büyük bir duruşma salonu talebi, UYAP ve SEGBİS sisteminin taşımasının mümkün olmadığından ve uzun süre alacağından reddedilerek, bundan sonraki celseler için uygun ortam ve fiziki şartlar sağlandığı takdirde mevcut duruşma salonun haricinde yapılabileceği yönünde karar verildi.

    İstanbul Barosu adına katılma talebiyle Avukat Ümit Altaş, TTB Çevre Komisyonu ve Dev Maden Sen avukatı duruşmaya katılım talebinde bulundu.

    Mahkeme, taleplere dair kararı sanıkların savunmasından sonra vereceğini söyledi.

    Duruşmada tutuklu sanık Iaın Ronald Guılle, dinlendi. Ölümlerden sorumlu olmadığını belirten  Guılle, tahliye ve beraatini istedi.

    Savcı, baroların, derneklerin ve sivil toplum örgütlerinin katılma taleplerini reddini, ailelerin katılma taleplerinin kabulünü istedi.  İstanbul ve Erzincan Barosu, siyasi parti, sivil toplum kuruluşu, dernek ile talepte bulunanların dosyada mağdur, suçtan zarar gören olarak görülmediğinden, taleplerin reddine ayrı ayrı karar verildi.

    Davanın görülmesine yarın devam edilecek.

    DAVA SÜRECİ

    İliç Cumhuriyet Başsavcılığınca, Çöpler köyündeki maden sahasında 13 Şubat 2024’te Adnan Keklik, Kenan Öz, Ramazan Çimen, Uğur Yıldız, Abdurrahman Şahin, Fahrettin Keklik, Mehmet Kazar, Şaban Yılmaz ve Hüseyin Kara’nın toprak altında kalarak hayatını kaybettiği, İsa Taşdelen ve İshak Demir’in yaralandığı toprak kaymasına ilişkin hazırlanan iddianamede, Kanadalı SSR isimli şirketin global projeler başkan yardımcısı, Anagold firmasının ülke müdürü, operasyon başkan yardımcısı, yatırım projeleri müdürü, şirket mühendisleri ve diğer çalışanların arasında bulunduğu 43 sanık yer alıyor.

    Sanıklardan 12’sinin “asli kusurlu”, 31’inin ise “tali kusurlu” olduğu tespiti yapılan iddianamade, tüm sanıkların “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” suçundan 2 yıldan 15’er yıla kadar, altın madenini o dönem işleten şirketin Kanadalı 3 yöneticisinin ayrıca “Çevreyi taksirle kirletmek” suçundan 2 aydan 1 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İliç’te siyanürlü toprak altından çıkarılan otomobilde bir cansız beden bulundu

    İliç’te siyanürlü toprak altından çıkarılan otomobilde bir cansız beden bulundu

    PİRHA-Maden faciasının yaşandığı Erzincan İliç’te siyanürlü toprak altından, içerisinde bir kişinin cansız bedeninin bulunduğu otomobil çıktı. Araçta ikinci bir kişinin olup olmadığı araştırılıyor.

    Erzincan-İliç’te 13 Şubat’ta Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde siyanürlü toprağın kayması nedeniyle dokuz işçi göçük altında kalmıştı. 5 Nisan tarihinde dokuz işçiden biri olan Uğur Yıldız’ın cansız bedenine ulaşılmıştı.

    Munzur Press’in haberine göre; bugün bir gelişme daha yaşandı. Erzincan’ın İliç İlçesi’nde Anagold Altın Madeni Bölgesi’nde içerisinde bir kişinin bulunduğu bir otomobil bulundu.

    Sabırlı Deresi bölgesinde bulunan otomobille ilgili çalışma başlatıldı. Bölgeye gelen cumhuriyet savcısı inceleme başlatırken, AFAD ekipleri de bulunan otomobilin çıkartılması çalışmalarını sürdürüyor.

    Bulunan otomobilin içerisinde bulunan bir cansız beden çıkarıldı. Araç içerisinde ikinci bir kişinin olup olmadığına ilişkin çalışmalar ise devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • AFA: İliç’teki çevre felaketi insanlığa ve doğaya karşı işlenmiş bir suçtur!

    AFA: İliç’teki çevre felaketi insanlığa ve doğaya karşı işlenmiş bir suçtur!

    PİRHA-Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu, Erzincan İliç’te yaşanan çevre felaketi insanlığa ve doğaya karşı işlenmiş bir suç olduğuna dikkat çekerek, “En temel hak olan; her canlının sağlıklı bir doğada yaşam hakkının engellenmesine neden olan tüm hukuksuzluklardan vazgeçilmeli” çağrısında bulundu.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait siyanürlü altın madeni sahasında 13 Şubat’ta siyanür ve sülfürik asit dağı göçtü. 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan 800 metre boyunca aktı. İçişleri Bakanlığı, 9 işçinin toprak altında kaldığını açıklarken, 4’üncü gününde kayıp işçilere ulaşılamadı. Dereye akan toprağın kaldırılmasının aylar sürebileceği belirtilirken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise, patlama sonucu “En az 400 bin kamyona ihtiyaç var” diyerek, kayıp işçilere ulaşılmasının zor olacağını itiraf etti.

    Kamuoyu tarafından sorumluların açığa çıkartılıp yargılanması, ortaya çıkan felaketin ez aza indirilmesi için iktidara çağrılar yapılırken, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) yazılı açıklama yayınladı.

    “DOĞADA, İNSANDA VE HAYVANDA KALICI ETKİLERİ OLACAKTIR

    “Erzincan İliç’te yaşanan çevre felaketi insanlığa ve doğaya karşı işlenmiş bir suçtur!” başlıklı yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Erzincan İliç ilçesinde, ANAGOLD Madencilik tarafından işletilen altın çıkartılan maden ocağında gerçekleşen felaketten dolayı büyük bir üzüntü duyuyoruz.
    Siyanür, kimyasalıyla ayrıştırma yapılan madendeki meydana gelen büyük felakette göçük altında kalan madencilerin halen kurtarılamaması, yetkililerin elle tutulur bir açıklama yapmayarak sorumluluğu almamaları, yardıma gelmek isteyen arama kurtarma ekiplerinin devlet tarafından bizzat engellemesini kaygıyla izliyoruz.
    Yaşanan bu felakette, sülfürik asit ve siyanür içeriğine sahip tehlikeli olan kimyasalların Fırat Nehri boyunca dağıldığı bilim insanları tarafından tespit edilmiştir. Felaketin şu anki zararlarının yanı sıra uzun vadeli tıpkı Çernobil’de olduğu gibi doğada, insanlarda ve hayvanlarda kalıcı etkileri olacağını, başta o bölge olmak üzere tüm Türkiye’nin doğasını ve can güvenliğini tehdit edeceği aşikardır.”

    “TÜM HUKUKSUZLUKLARDAN VAZGEÇİLMELİ”

    Tüm bunları dikkate alarak AKP/MHP iktidarını ve yetkili organlarına seslenilen açıklamanın devamında “Bir an önce madende göçük altında kalan işçilerin kurtarılması ve o bölgede yaşayanların can güvenliğinin sağlanması, siyanür ve sülfürik asit kimyasallarının yarattığı tahribatın önüne geçilmesi için çalışmaların çok yönlü yapılmasını, bir an önce altın madenleri gibi madenlerin kapatılması ve bu madenlerin iyileştirilmesini, yetkililerin sorumluluk almasını ve en temel hak olan; her canlının sağlıklı bir doğada yaşam hakkının engellenmesine neden olan tüm hukuksuzluklardan vazgeçilmeli” çağrısında bulunuldu.

    PİRHA/AVUSTRALYA

  • KESK, DİSK, TMMOB, İTO: İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargılanmalı- VİDEO

    KESK, DİSK, TMMOB, İTO: İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargılanmalı- VİDEO

    PİRHA – Kadıköy İskelede bir araya gelen KESK, DİSK, TMMOB ve İTO, Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşanan felaketin tüm sorumlularının yargı önünde hesap vermesi gerektiğini kaydettiler. 

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait siyanürlü altın madeni sahasında 13 Şubat’ta siyanür ve sülfürik asit dağı göçtü. 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan 800 metre boyunca aktı. Yetkililer 9 işçinin toprak altında kaldığını açıkladı.

    300’ün üzerinde arama-kurtarma ekibi, arama kurtarma çalışmalarını sürdürürken öte yandan 3 gündür kayıp işçilere ulaşılamadı. Dereye akan toprağın kaldırılmasının ise aylar sürebileceği belirtiliyor.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), İstanbul Tabip Odası (İTO), Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşanan felakete ilişkin Kadıköy İskelesi’nde ortak bir açıklama yaptı.

    Ortak açıklamayı TMMOB İstanbul Koordinasyon Kurulu Sekreteri Seyfettin Avcı, Çöpler Kompleks Maden İşletmesinin yarattığı tahribat ve oluşturduğu tehlikeye karşı tüm uyarılar göz ardı edildiğini kaydetti.

    “YALNIZCA DOĞAMIZ VE KAYNAKLARIMIZ DEĞİL, YAŞAMLARIMIZ DA KATLEDİLİYOR”

    Ortak açıklamada şunlara yer verildi:

    “Faaliyete girdiği 2008 yılından itibaren birbiri ardına ortaya çıkan çevresel felaketlerle sıklıkla gündeme gelen, Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Kompleks Maden İşletmesi’nde gerçekleştirilen sömürge madenciliği ile yalnızca doğamız ve kaynaklarımız değil, yaşamlarımız da katlediliyor. Faaliyete girdiği yıldan bugüne, mevzuat dolanılarak parça parça hazırlanan projelerle devasa nitelik kazanan Çöpler Kompleks Maden İşletmesinin yarattığı tahribat ve oluşturduğu tehlikeye karşı tüm uyarılar göz ardı edilmiş, bugün yaşanan felakete yol açılmıştır. 2021 yılında “Çöpler Kompleks Madeni”nde kapasite artışı ve ek tesisler yapılmasına yönelik projeye verilen ‘ÇED Olumlu’ kararının iptali istemiyle açtığımız davalarda; projenin çevre üzerinde yarattığı ve yaratacağı tahribat ifade edilmiş; siyanürlü altın madenciliği yönteminin barındırdığı riskler itibariyle vazgeçilmesi gereken bir yöntem olduğu, bölgenin depremsellik ve heyelan açısından tehlikeleri de ayrıntıları ile vurgulanmıştır.

    “HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ ŞİRKET FAALİYETLERİNE DEVAM ETMİŞTİR”

    Madende yaşanan suça konu olayların ülke genelinde yaygın tepkilere yol açmasının ardından yetkililer tarafından ancak olaydan günler sonra bir açıklama yapılabilmiş, yaşanan felaketin üzerinden geçen 5 günün ardından ancak şirket hakkında para cezası uygulanmış “analiz sonuçlarına göre ise lüzum görülen alanlarda çevresel iyileştirme çalışmalarına devam edileceği” beyan edilmiştir. Ve yine ancak kamuoyunda tepkilerin büyümesi ve sürmesi ile yaşanan felaketin üzerinden geçen 6 günün ardından şirketin faaliyetlerinin durdurulmasına karar verilmiştir. Akabinde ise hiçbir şey olmamış gibi durdurma kararı kaldırılmış ve şirket faaliyetlerine devam etmiştir.

    “PROJEYE İLİŞKİN ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR KARARI VERİLMİŞTİR”

    Savcılık tarafından ise yalnızca Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve yöneticileri hakkında “çevrenin taksirle kirletilmesi sonucu toprakta, suda, havada kalıcı etki bırakması” suçundan soruşturma yürütülmüş ve neticesinde taksirle işlenen suç bakımından gerekli ödeme yapıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Sürece ilişkin yetki ve sorumlulukları dolayısıyla Maden sahasını denetimle görevli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri ve çalışanları ile projeye ilişkin ÇED Olumlu kararı, izin, ruhsat veren kurumlar ile yetkilileri hakkındaki şikayetler hakkında ise herhangi bir değerlendirme yapılmamış ve karar oluşturulmamıştır. Yaratılan tahribat ortada olmasına ve tüm uyarılara rağmen faaliyetlerin durması bir yana; 2023 yılında Çöpler Kompleks Madeni Açık Ocak Genişleme Projesi’ne ilişkin olarak ÇED gerekli değildir kararı verilmiştir.

    “ALTIN MADENLERİNİN NEDEN OLDUĞU 11 BÜYÜK ÇEVRE FELAKETİ YAŞANDI”

    Dünyada; 1971-2015 yılları arasında siyanür liçi yöntemi ile çalışan altın madenlerinin neden olduğu 11 büyük çevre felaketi yaşanmıştır. Bu felaketler sonucu siyanürlü atıkların karıştığı göl ve nehirlerde yaygın balık ölümleri gerçekleşmiş, tarım alanları ise siyanür bileşikleri ve ağır metallerle kirlenmiştir. Atık havuzlarından sızıntı, başlangıçta yüksek siyanür derişimleri bozuluncaya kadar, akarsu ve göllerde balıkların, kuşların ve diğer canlıların ölümlerine neden olurken; yayılan ve yeraltı, yerüstü su kaynaklarını kirleten ağır metal bileşikleri de tarım ve hayvancılık yolu ile besin zincirine girerek insanlara ulaşmakta ve zaman içinde ortaya çıkan sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Ağır metaller; düşük derişimlerde bile toksik etki gösterebilen elementlerdir. Ağır metaller insanlar tarafından ağız, solunum ve deri yolu ile alınır ve çoğu boşaltım yolları ile (böbrek, karaciğer, barsak, akciğer, deri) atılamazlar. Bu nedenle ağır metallerin büyük bir bölümü, organizmada birikirler. Birikim sonucu, yoğunlaşan bu metaller, etkili dozlara ulaştıklarında; endokrin hastalıklar, nörolojik hastalıklar, kanserler, otizm gibi ciddi hastalıklara neden olabilirler.

    “MADENLERİMİZ ULUSAL VE ULUSLARARASI SERMAYE GRUPLARININ YAĞMA ALANI OLMAKTAN ÇIKARILMALI”

    Tüm bilimsel gerçeklere ve uyarılara rağmen bu yaşananların sorumlusu, faaliyeti yürütenler kadar yürümesine olanak sağlayan, izin verenler, ülkemiz kaynaklarının, doğamızın bir grup yabancı sermayenin çıkarları uğruna yağmalanmasına göz yuman siyasal iktidardadır. İvedilikle sonuçlandırılması yasa ile zorunlu tutulan davaları sürüncemede bırakan, uzamasına neden olan, üzerinden yıllar geçmesine karşın halen yürütmenin durdurulması talebini dahi karara bağlayamayanlardır. Bir kez daha sesleniyoruz; madenlerimiz ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının yağma alanı olmaktan çıkarılmalı, İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı karşısında hesap vermeli, tüm ÇED kararları iptal edilmeli ve işletme derhal kapatılmalıdır.”

    Devrim FINDIK-Yusuf Eren GÖKTEPE/İSTANBUL

  • EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk: AKP geri dönülmez bir felakettir-VİDEO

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk: AKP geri dönülmez bir felakettir-VİDEO

    PİRHA-Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Erzincan İliç’te yaşanan maden felaketi dolayısıyla AKP hükümetine sert tepki gösterdi. Öztürk, “Bütün Cumhuriyet tarihi boyunca AKP’den önce 1100 kadar maden işletmesine müsaade edilirken, AKP döneminde ise bu sayı 380 bine çıkıyor. Tehlikenin farkında mısınız?” dedi. Öztürk ekledi: AKP bizi geri dönülmez felaketlere sürüklemektedir. 

    Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk ve parti üyeleri, Erzincan İliç’te yaşanan maden felaketine dair basın açıklaması yapmak için Kadıköy’deki Eminönü İskelesi’nde buluştu.

    “AKP HÜKÜMETİNİN İZİN VERDİĞİ BİR YIKIMI YAŞIYORUZ”

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk yaptığı açıklamada, “Bugün AKP hükümetinin bütün kademelerinin izin verdiği, alan açtığı bir maden işletmesinin yarattığı yıkımı yaşıyoruz. Şimdi üstü kapalı şekilde bu yaşanandan halledilebilir bir durum gibi bahsediyorlar. Yağmur yağdığı zaman, sel olduğu zaman oradaki zehirli maddenin Fırat’a taşmasını ne engelleyecek?” şeklinde konuştu.

    AKP iktidarında sayısı artan maden işletmelerine dikkat çeken Öztürk, “Bütün Cumhuriyet tarihi boyunca AKP’den önce 1100 kadar maden işletmesine müsaade edilirken, AKP döneminde ise bu sayı 380 bine çıkıyor. Tehlikenin farkında mısınız? AKP bürokrasinin verdiği izinleri düşünün, böyle bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Bu tehlikeyle birlikte başka önemli bir meselemiz var: O maden atıklarının altında kalan 9 işçimiz var, onlara kavuşmayı diliyoruz” dedi.

    “BU ÜLKEYİ KORUMAK İÇİN CUMHURBAŞKANI TALİMATI GEREKMEZ, VATAN SEVGİSİ VE GÖREV BİLİNCİ YETER”

    EHP Genel Başkanı Öztürk, “Ama bu hükümetten öte yandan ne dinliyoruz?: ‘‘Cumhurbaşkanımızın kontrolüyle, cumhurbaşkanımızın talimatıyla, devletin bütün imkanlarının seferberliğiyle…’ Devletin bütün imkanlarını bu felaket başımıza gelmeden evvel seferber edeceksiniz. Felaket başa geldikten sonra, insanlar hastalanıp kanser olduktan sonra çözümü yok. Bunlar olmadan önce koruyucu biçimde davranacaksınız. Bu ülkeyi korumak için Cumhurbaşkanının talimatı gerekmez; vatan sevgisi yeter, görev bilinci yeter, bu ülkenin yurttaşlarını koruma duygusu yeter. O nedenle bu nakaratları bir kenara bırakın” diyerek yetkililere seslendi.

    İktidarın açıklamalarına da değinen Öztürk, şunları kaydetti:

    “Ellerine bir mikrofon geçtiğinde hemen şöyle konuşmaya başlıyorlar: ‘Biz Hans’ı dinlemeyiz, biz George’u dinlemeyiz. Peki bu Kanadalı şirket nereli? Burada niye bu hassasiyetiniz işlemedi? Niye başka zaman kükrediğiniz gibi kükremediniz? Bu ülkenin ’ırmağının akışına ölürüm’ diyorsunuz, ölmeyelim ama gerçekleri de görelim: Bir çakıl taşı vermeyiz derken, biz Fırat’ın temizliğini, güzelliğini ve güvenliğini AKP eliyle vermişiz.”

    “EMEKÇİLERİ VE DOĞAYI KURTARMAK İÇİN MADENLERİ KAMULAŞTIRMALIYIZ”

    Hakan Öztürk, “Acı gerçek şudur: AKP geri dönülmez bir felakettir. AKP bizi geri dönülmez felaketlere sürüklemektedir. Diyorlar ki Anayasa Mahkemesini kapatalım. Eğer ki bir şey kapatmak istiyorsanız siyanürlü şirket orada duruyor, gidin onu kapatın. Anayasa Mahkemesi’ni kapatırsanız, namuslu hakimleri, yargıçları oradan oraya sürerseniz böyle pis şirketlerin pis işlerini durduracak bir karar alan hakim ve mahkeme bulamayız. O nedenle diyoruz ki, geri dönülmez felaketlere doğru gitmeyelim. Yapılması gereken bu şirketlerin vicdansızlığına, insafsızlığına bizim insanlarımızı terk etmek değildir. Yapılması gereken burada tam da kamunun kontrolüdür, devletin kontrolüdür” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

    https://x.com/emekci_hareket/status/1757853033487093906?s=20

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Parti Milletvekili Fırat: Maden faciasıyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulsun

    DEM Parti Milletvekili Fırat: Maden faciasıyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulsun

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Erzincan’ın İliç ilçesinde siyanür atıklarını oluşturduğu dağda meydana gelen faciasının bütün yönleriyle soruşturulması, bu felakete sebep olan unsurların ortaya çıkarılması, idari ve siyasi sorumluların belirlenmesi ve hukuk önünde yargılanması amacıyla Meclis Araştırma sürecinin başlatılması için Meclis Başkanlığı’na başvurdu. 

    Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 2010 yılı aralık ayından itibaren altın üretimi yaptığı Erzincan’ın İliç ilçesinde siyanür atıklarını oluşturduğu dağda 13 Şubat’ta meydana gelen maden faciasında çok sayıda işçi toprak altında kaldı.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, faciasının bütün yönleriyle soruşturulması, bu felakete sebep olan unsurların ortaya çıkarılması, idari ve siyasi sorumluların belirlenmesi ve hukuk önünde yargılanması amacıyla Meclis Araştırma sürecinin başlatılmasını istedi.

    Fırat gerekçe olarak şunları ifade etti:

    “Erzincan İliç’te Anagold Madencilik A.Ş.’nin işlettiği altın madeni bölgesinde zehirli atıkların çevre illeri etkileyeceği uyarılarına rağmen yaşanan tehlike ne yazık ki ilk değildir. 2022 Haziran ayında da bu altın madeninde siyanür taşıyan boru patlamış ve zehirli atıklar Fırat Nehri üzerindeki İliç Barajı’na karıştığı gündeme gelmişti. Olaydan sonra hazırlanan tutanakta siyanür taşıyan boruda sabaha karşı meydana gelen patlamada üç saat boyunca boş araziye yaklaşık 20 ton siyanürlü solüsyonun aktığı kayıt altına alınmıştır. Yapılan soruşturmada Anagold Madencilik kusurlu bulunmuş ve şirkete en üst sınır olan 16 milyon 441 bin TL idari para cezası uygulanmıştır.

    Yine 2022 Mart ayında Anagold şirketi, 197 futbol sahası büyüklüğündeki siyanür ve sülfürik asitli atık havuzunu 600 futbol sahası büyülüğüne çıkarmış, toprağı ve suyu zehirleyen işetme 10 evaporator vasıtasıyla 66 milyon ton siyanürü buharlaştırarak atmosfere vermeyi ve tüm Türkiye’yi zehirlemeye davetiye çıkarmıştır.

    Erzincan-İliç’te Çöpler köyünün tam üstünde işletilen bu altın madeninde yılda 8 bin 900 ton sülfürik asit, 6 bin 500 ton siyanür ve 4 bin 800 ton silika ve daha 21 çeşit zehirli kimyasal kullanılmaktadır. Çalık ve Kanadalı ortağı, İliç’te yüzlerce sondaj yapmış ve yapmaya da devam etmektedir.

    Sürekli olan bir şeye kaza denilmez, önlem alınmaması halinde daha büyük felaketlerin yaşanması kaçınılmazdır. Geçmiş dönemlerde hem odalar hem çevre örgütleri davalar açmış, siyasi partiler soru ve araştırma önergeleri ile konuyu meclise taşımış ancak hiçbir uyarı dikkate alınmadığından bu kaçınılmaz üzücü olayla karşı karşıya kalınmıştır.

    Türkiye’nin dört bir tarafı madencilik projeleriyle çevrilmiş durumda ve madencilik projeleriyle birlikte doğa her geçen gün daha fazla tahrip edilmektedir.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde 2010 yılından beri Çöpler Altın Madenini Anagold Madencilik Şirketi altın arama ve çıkarma faaliyetleri yürütmektedir. Madeni işleten Anagold Anagold’un yüzde 80’i Kanadalı altın maden şirketi Alacer Gold’a (SSR Mining), yüzde 20’si ise Çalık Holding Grubu bünyesinde bulunan Lidya Madencilike aittir.

    Uzun yıllardır bölgeyi zehirleyen maden tesisinde 2022 yılında 20 ton siyanürlü solüsyon etrafa saçıldıktan sonra siyanür sızıntısı gerekçesiyle faaliyetine ara verilen tesise, 16,4 milyon TL ceza kesilmiş ancak kısa süre içerisinde tesisi yeniden faaliyete geçmiştir.

    2021 yılında projeye ilişkin ikinci kez kapasite artışına onay verilmiştir. Dönemin Enerji bakanı Murat Kurum sorumluğunda ki İktidar tüm yaşanan felaketlere rağmen maden tesisinin kapasite artırımlarını onaylamıştır. ÇED raporunda yer alan ifadelere göre tesiste, bir yılda kullanılan kimyasal miktarı şu şekildedir: 11 bin ton siyanür, 122 bin ton sülfürik asit, 50 kilogram nikrit asit.

    Diğer taraftan, SSR Mining’in 2023 yılında 7,2 milyon dolar vergi borcunun silindiği kamuoyuna yansımıştır.”

    “SORUMLULARIN BELİRLENMESİ VE YARGILANMASI İÇİN…”

    Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, tüm bu nedenlerle, Erzincan İliç’te Anagold Altın Maden işetmesinde meydana gelen can kaybının yanında büyük ve geri dönülmez doğa felaketine sebebiyet veren maden faciasının bütün yönleriyle incelenmesi, bu felaketin yaşanmasına sebep olan sorumluların belirlenmesi ve hukuk önünde yargılanması amacıyla ve buna benzer vakaların bir daha yaşanmaması için bir Meclis Araştırma Komisyonu’nun kurulması gerektiğini Meclis Başkanlığı’na bildirdi.

    PİRHA/ANKARA 

  • 170 kurumdan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni ve şirketi acilen kapatılsın

    170 kurumdan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni ve şirketi acilen kapatılsın

    PİRHA- Aralarında siyasi parti ve çevre örgütlerinin de bulunduğu 170 kurum, yaptığı ortak açıklama yaparak, katliamın yaşandığı Çöpler Altın Madeni ve madeni işleten Anagold’un acilen kapatılması ve sorumluların yargılanması çağrısı yaptı.

    Aralarında çevre örgütlerinin, siyasi partilerin ve sendikalarında da yer aldığı 170 kurum, Erzîngan’ın Licik (İliç) ilçesinde Çöpler Altın Madeninde yaşanan maden katliamına dair ortak açıklama yayımladı.

    Anagold’un madeninde siyanürlü yığın liçi sahasındaki çökme sonucu oluşan göçük altında sadece işçilerin değil siyasi iktidarın da kaldığı belirtilen açıklamada “Siyasi iktidar ÇED olumlu kararları, kapasite artışının kabulü, milyonlarca dolar vergi indirimi ile SSR Mining ve ortağı Çalık Grubunun vahşi madenciliği sürdürmesine göz yumdu!” denildi. Açıklamada Çöpler Altın Madeni ve Anagold şirketiniin acilen kapatılması çağrısı yapıldı.

    “SİYASİ İKTİDAR GÖZ YUMDU”

    Ortak açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Ekoloji örgütleri, odalar, sendikalar, barolar, siyasi partiler olarak İliç’teki Anagold Madenciliğe ait Çöpler Kompleks Madeninin kapatılması için yıllardır siyasi iktidarı uyarıyoruz. Uzmanlarımız maden çalıştığı sürece bu felaketlerin kaçınılmaz olduğunu onlarca kez raporladı. Ancak her seferinde iktidar, işbirliği yaptığı Anagold’un ortakları olan Kanadalı SSR Mining ve yerli Çalık Holdingden yana tutum aldı. Yaşanılan siyanür sızıntılarına rağmen geçici kapatma ve göstermelik para cezaları dışında ciddi bir yaptırımda bulunulmadı.Siyasi iktidar ÇED olumlu kararları, kapasite artışının kabulü, milyonlarca dolar vergi indirimi ile SSR Mining ve ortağı Çalık Grubunun vahşi madenciliği sürdürmesine göz yumdu!”

    “ŞİRKET BÜROKRATLARI RÜŞVETLE SUSTURDU”

    Anagoldın Türkiye’nin en büyük ikinci altın madeni olan Çöpler Kompleks Madeninde, Yukarı Fırat Su Havzası ve birinci derece fay hattı üzerinde bulunmasına rağmen, Avrupa’da yasaklanmış olan siyanür liçinin uygulandığı hatırlatılan açıklamada, “Tonlarca siyanür, sülfürik asit ve çok sayıda zehirli kimyasal kullanılan madende, yüzlerce futbol sahası büyüklüğünde açık atık havuzu, yığın liç alanı, pasa dağları ile bölgede erken ölümlere ve hastalıklara neden oldu. Madenin etkileri yüzünden zehirlenmeler ve ölümlerde artış her seferinde örtbas edildi! Dönemin Erzincan Savcısı İlhan Cihaner’in iddianamesinden öğrendiğimize göre şirket, bölgede bulunan tüm bürokratları rüşvetle susturdu” denildi.

    “KARARI MURAT KURUM TARAFINDAN VERİLDİ”

    Madenin üç katı büyütülmesi için son kapasite artışı talebine, ekoloji hareketlerinin itirazlarına rağmen “ÇED olumlu” kararının dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından verildiği aktarılan açıklamada, “İliç’teki katliama yol açan kararın sorumlusu Murat Kurum ise şimdi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı ile ödüllendirildi” diye belirtildi.

    “FACİANIN SONUÇLAR HALKTAN GİZLENİYOR”

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Açtığımız davalarla engellemeye çalıştığımız ve savrulan tüm tehditlere rağmen vazgeçmediğimiz mücadele ne yazık ki göçük altında kalan canları kurtarmaya yetmedi. Zehirli kimyasallar içeren milyonlarca ton atığın çökmesi sonucu çalışan işçiler göçük altında kaldı. Kaç canın göçük altında olduğunu, ne kadar alanın zehirlendiğini bilmiyoruz. Siyanür ve toksik kimyasallarla koca bir Fırat havzası ve Fırat’ın ulaştığı tüm uluslararası sular tehdit altında. Ekokırıma yol açan facianın sonuçları, kamu yararı gözetmesi gereken kurum ve temsilcilerince ısrarla halktan gizleniyor.

    “ACİLEN KAPATILMALI”

    Ekoloji hareketinin yanıtı açıktır: Yaşanılan tartışmasız ekokırım olup doğaya, tüm canlılara ve insanlığa karşı kasıtlı olarak işlenmiş bir suçtur. Çöpler Altın Madeni ve Anagold şirketi acilen kapatılmalıdır. Suça ortak olan tüm kamu görevlileri ve şirket yetkilileri hakkında soruşturma açılmalı ve yurtdışına çıkış yasağı getirilmelidir. Siyanür liçli madencilik yasaklanmalıdır. Ekokırım alanı, bağımsız gözlemcilerin denetimine açılmalı, delillerin karartılmasının önüne geçilmeli, süreç kamuoyuna açık biçimde yürütülmelidir. İnceleme heyetlerimizle suç mahallinde olacak ve bu süreci yakından takip ederek sorumlularının kanun önünde hesap vermelerini sağlayacağız. Ülke genelindeki eylemlerimizle bu suçu unutturmayacağız. #İliçAltınMadeniniKapat”

    SORULAR

    Açıklamanın sonunda şu sorular soruldu:
    “* Sabırlı Deresi üzerindeki menfezleri kapatmak zehirli atığın Fırat Nehri’ne ulaşmasını durdurabilecek mi?
    * Yeraltı sularına karışması bu yolla engellenebilecek mi?
    * Bu süreçte buharlaşarak havaya karışan hidrojen siyanürün, ölümlere yol açması önlenecek mi?
    * Şimdiye kadar yalan beyanlarla ÇED raporları hazırlatan şirket ya da bu raporlara
    * Rant ortaklığı sebebiyle göz yuman siyasi iktidar, bu sorulara doğru yanıtları verecek mi?”

    İMZACILAR

    İmzacı kurumlar şöyle:

    “2017 Bodrum Yurttaş İnisiyatifi, 78’liler Meclisi Girişimi, Adaların Atları Platformu, Adam-der, Adana Ekoloji Platformu, Adana Kadın Platformu, Agonya Doğa Koruma Girişimi, Akhisar Çevre Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Alevi Kültür Dernekleri Altınoluk Şubesi, Altınoluk Şahinderesi Dayanışma Platformu, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, ARÇEP Artur Çevre platformu, Ardep ( Artvin Demokrasi Platformu), Artvin Salınbaş Çevre Platformu-ASÇEP, Avcılar Kültür Sanat Derneği, Aydın Ekoloji ve Yaşam Platformu (AYEP), Ayvalık Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Girişimi, Ayvalık Tabiat Platformu, Bakırköy Kent Savunması, Bakırtepe Çevre Platformu, Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, Bodrum Savunması, Bodrum Yarımadası Kültür ve Çevresini Koruma Derneği, Burgazada Orman Gönüllüleri Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Burhaniye Halk İnisiyatifi, Bursa Su Kolektifi, Büyük Menderes İnisiyatifi (BMİ), Caferli Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği, Çan Çevre Derneği, Çekerek Irmağı Özgür Akacak, Çeşme Çevre Platformu, Çeşme Ekoloji Platformu, Çeşme Ekoloji Platformu, Çiğli Çevre Kültür ve Dayanışma Derneği, ÇİNE YAŞAM PLATFORMU (Çiyap), Datça Demokrasi Platformu, Dem Parti Ekoloji ve Tarım Komisyonu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM), Demokrasi İçin Birlik, Deniz Yıldızı Kadın Derneği, Deştin Çevre Platformu, Devrimci 78’liler Federasyonu, Dikili Kültür ve Çevre Platformu (DİKÇEP), DİSK Dev Yapı İş Sendikası Muğla Temsilciliği, DİSK Emekli-SEN Ege Bölge Temsilciliği, DİSK İstanbul Temsilciliği, Divriği Derneği, Divriği Kültür Derneği, Divriği Yaşam ve Doğa Derneği, Doğa İçin Sanat Derneği, Doğader, Doğal Yaşam Derneği, Doğama Dokunma Platformu, Doğanın Çocukları, Doğrama Dokunma Platformu, Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE), Dünya Mirası Adalar, Edremit Demokrasi Platformu, Edremit DİSK Emekli-SEN, Edremit Körfezi Erzincanlilar Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Ege Çevre ve Kültür Platformu ( EGEÇEP), EĞİTİM-SEN Edremit Temsilciliği, Ekoloji Birliği, Ekoloji Birliği Gençlik Meclisi, Ekoloji Birliği Kadın Meclisi, Ekoloji Kolektifi Derneği, Ekoloji Politik, Emek Partisi (EMEP), Erzurumlular Dayanışma Federasyonu (EDAF), EŞİTİZ- Eşitlik İzleme Kadın Grubu, Fethiye Kent Konseyi, Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu, Gaia Dergi, Gökova Ekolojik Yaşam Derneği, Gömeç Çevre Platformu, Green Justice Platform, Güllük Körfezi Koruma Platformu, Gümüşlük Forumu, Güzelçamlı Doğa Yürüyüşçüleri Grubu, Hayat Agaci Kadin Kooperatifi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kuşadası Şubesi, İHD Ankara Şube Ekoloji Komisyonu, İHD Çanakkale Şubesi, İkizdere Çevre Derneği, İkizdere Dernekler Federasyonu, İkizköy Çevre Komitesi, İklim Adaleti Koalisyonu, İnşaat İşçileri Sendikası, İzmir Kadın Dayanışma Derneği, İzmir Yeşil Gelecek Derneği, Jineps Gazetesi, Kamu Emekçileri Sendikası (KESK), Karaburun Sivil İnisiyatif, Karadeniz Ereğli Çevre Platformu (KERÇEP), Karadeniz İsyandadır Platformu, Karakoçan Dayanışma İnisiyatifi, KAYY-DER Kültür Derneği, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Kazdağları Ekoloji Platformu, Kazdağları Kardeşliği, Kazdağlı Kadınlar, KEÇİ Kültür Ekoloji Çevre ve İletişim Derneği, Kemaliye (Eğin) Güneşi Platformu, Kemaliye ve Köyleri Çevre Platformu, Kesk Çanakkale şubeler platformu, Kızılırmak Yerel dernekler federasyonu, Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği, Kocaeli Ekolojik Yaşam Derneği (KEYAD), Koza Kültür Sanat ve Doğa Derneği, Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması, Kuşadası Çevre Platformu (KUŞAÇEP), Kuşadası DİSK Eğitim-SEN Temsilciliği, Kuşadası DİSK Emekli-SEN Temsilciliği, Kuşadası Kadın Platformu, Kuşadası Kent Dayanışması, Kuşadası Kent Konseyi, Kuzey Ormanları Savunması, Küçükkuyu DİSK Emekli-SEN Temsilciliği, Küçükkuyu Sivil İnisiyatif Grubu, Malatya Çevre Platformu, Marmaris Kent Konseyi, Mersin Çevre ve Doğa Derneği, Mezopotamya Ekoloji Hareketi, Milas Kent Konseyi, MUÇEP Datça Meclisi, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP), Muğla Su İnisiyatifi, Munzur Çevre Derneği, Munzur Koruma Kurulu (DEDEF), ODTÜ Antalya Mezunlar Derneği, Ordu Çevre Derneği, Özgürlükçü Gençlik, Patnos Dernekleri federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi (76 Şube adına), Polen Ekoloji Kolektifi, Samandağ RES Karşıtı Mücadele, Samsun Devrimci 78’liler Derneği, Sancaktepe Erbaalilar Derneği, Sinop Kent Hakları Derneği (KENTSAV), Sinop Nükleer Karşıtı Platform (Sinop NKP), Sinop Nükleer Karşıtı Platform Derneği (SNKPDER), Söke Çevre Platformu (SÖKEÇEP), Sürdürülebilir Yaşam Derneği, Şezlongsuz Datça İnisiyatifi, Tarım Orman İş Çanakkale İl Temsilciliği, Tarım Orman İş Çanakkale Şubesi, Temiz Çevre Derneği – Antalya, Terme Çevre Platformu (TERME), Türkiye İşçi Partisi (TİP), TİP Küçükkuyu Belde Temsilciliği, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), TMMOB Mudanya, TÜKODER-Tüketiciyi Koruma Derneği, Tüm Emeklilerin Sendikası Küçükkuyu Şubesi, Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Tabipleri Birliği Çanakkale Şubesi, Tüm Tokatlılar Kültür ve Dayanışma Derneği, Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi, Uluslararası Çevre Gazetecileri Derneği (UÇE), Validebağ Direnişi, Validebağ Savunması, Van Çevre Tarihi Eserleri Koruma Araştırma ve Geliştirme Derneği (VAN ÇEVDER), Yarımada Yeşilleri, Yaşam ve Dayanışma Yolcuları, Yeni Foça Forum, Yenişehir Çevre Platformu, Yeryüzü Ekoloji Kolektifi,Yeşil Artvin Derneği, Yeşilırmak Çevre Platformu, Yeşil Direniş Ekoloji ve Yaşam Gazetesi, Yeşil Sol İklim Krizi Çalışma Grubu, Yeşiller, Yurttaş Girişimi.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Amasra’da 42 madencinin öldüğü faciayla ilgili iddianame kabul edildi

    Amasra’da 42 madencinin öldüğü faciayla ilgili iddianame kabul edildi

    PİRHA- Amasra’da 42 işçinin öldüğü maden ocağındaki faciaya ilişkin iddianame kabul edildi. Tutuklu sanıkların, 42 kez ‘olası kastla öldürme’ suçundan toplam 840 yıldan 1050 yıla kadar hapsi isteniyor.

    Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağında 14 Ekim 2022’de, 42 işçinin hayatını kaybettiği, 10 işçinin yaralandığı patlamaya ilişkin 8’i tutuklu 23 şüpheli hakkında dava açıldı.

    Bartın Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 195 sayfalık iddianame, Bartın 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Tarih belirlendikten sonra davanın görülmesine başlanacak.

    TOPLAMDA 840 YILDAN 1050 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTENİYOR

    İddianamede, tutuklu Amasra Müessese Müdürü Cihat Özdemir, İşletme Müdürü Selçuk Ekmekci, İş Güvenliği ve Eğitim Başmühendisi Volkan Soylu ve Başmühendis Mehmet Tural hakkında 42 kez ‘olası kastla öldürme’ suçundan toplam 840 yıldan 1050 yıla kadar, 4 kez ‘olası kastla yaralama’ suçundan da toplam 4 yıl 16 aydan 12 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

    Bu 4 zanlının iki suçtan toplam 844 yıl 16’şar aydan 1062’şer yıla kadar mahkumiyeti talebinde bulunulan iddianamede, diğer 4’ü tutuklu 19 şüphelinin ise ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

    ARIZAYA RAĞMEN ÜRETİME DEVAM EDİLMİŞ

    İddianamede, metan gazı değerlerinin patlama anına kadar yüzde 1 ikaz seviyesini 85, yüzde 1,5 alarm seviyesini ise 5 kez, karbonmonoksit değerlerinin 25 ppm ikaz seviyesini 47 kez, 50 ppm alarm seviyesini 13 kez geçtiği, havalandırma vantilatörü değerlerinin 53 kez ikaz, 355 kez alarm seviyesinde değerleri gösterdiği göz önünde bulundurulduğunda gerekli tedbirlerin alınmadığının anlaşıldığı belirtiliyor. ‘Patlamanın gerçekleştiği kısımda bulunan fanın çalışmadığı, 1 gün öncesinden itibaren sürekli uyarı ve alarm kayıtları olmasına rağmen gerekli tedbir ve tamir işleminin yapılmadan patlatma yapıldığı’ tespitine yer verilen iddianamede, 2018’deki eksik hususlara ilişkin 11 Ekim 2022’de düzenlenen teftiş raporunda mevzuata aykırılıkla ile eksiklerin giderilmediğinin anlaşıldığı aktarılıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • DİSK, Bartın’daki maden faciasını protesto etti: Çalışırken ölmek istemiyoruz!-VİDEO

    DİSK, Bartın’daki maden faciasını protesto etti: Çalışırken ölmek istemiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- DİSK, Bartın’daki maden faciasında hayatını kaybeden 41 maden işçisi için eylem yaptı. Ankara’da Dev Maden-Sen Genel Merkezi önünde bir araya gelen emekçiler yaptıkları açıklamada, “İşçi ölümlerinde sorumluluğu olanlar hesap vermediğinde, bugünkü gibi elini kolunu sallayarak dolaştığında, ihale ve terfi almaya devam ettiğinde cinayetler teşvik edilmiş olur. Çare mücadeledir, dayanışmadır. Çalışırken ölmek istemiyoruz” dedi.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Bartın’ın Amasra ilçesindeki maden ocağında yaşanan grizu patlaması sonucu 41 maden işçisinin hayatını kaybetmesi üzerine birçok ilde protesto eylemleri yaptı.

    Ankara’da Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri Sendikası (Dev Maden-Sen) Genel Merkezi önünde bir araya gelen sendika üyeleri sık sık “Bartın’ın hesabı sorulacak”, “Çalışırken ölmek istemiyoruz” sloganları attı. Eylemde, “Üzgünüz, Öfkeliyiz” pankartı açıldı.

    Eylemde basın açıklamasını DİSK İç Anadolu Bölge Temsilcisi, Dev Maden-Sen Genel Başkanı Tayfun Görgün okudu.  

    “SON 20 YILDA YÜZLERCE MADEN İŞÇİSİ HAYATINI KAYBETTİ”

    “Üzgünüz ve öfkeliyiz. Madenler bir kez daha hepimizi yasa boğan bir katliama sahne oldu. İşçi kardeşlerimizi yitirdiğimiz için üzgünüz, önlemler alınmadığı için öfkeliyim” diyerek sözlerine başlayan Görgün, şunları dile getirdi.

    “Soma, Ermenek, Kilimli, Elbistan, Küre, Şırnak, Şirvan, Karaman, Bursa Mustafakemalpaşa ve Kozlu’da yaşanan maden faciaları nedeniyle son 20 yılda yüzlerce maden işçisi hayatını kaybetti. Bu kayıpların ardından ‘Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ ve ‘Gerekli önlemler alınacak’ sözlerini duyduk. Ancak önlemler alınmadı ve işçiler ölmeye devam etti. Çalışırken ölmeyi bu ülkenin normali haline getiremezsiniz. Yaşamak için gittiğimiz işlerde ölmeyi işçilerin kaderi haline getiremezsiniz. Biz işçiler, bu ölümlerin önlenebileceğini biliyoruz. Konfederasyonumuz ölümleri önleme yollarını yıllardır anlatıyor, raporlar hazırlıyor, ilgili bakanlıklara iletiyor. Soruyoruz: Neden bu çözüm önerileri hayata geçirilmiyor? Neden aklın ve bilimin emrettiği önlemler alınmıyor? Önlem alınmıyor çünkü işçilerin hayatını koruyacak önlemlere maliyet gözüyle bakıyorlar. Önlemler alınmıyor çünkü kâr oranları azalsın istemiyorlar. Önlemler alınmıyor çünkü işçilerin üretimde söz ve karar hakkının olmasından korkuyorlar. Önlemler alınmıyor çünkü daha az işçiye daha çok iş yaptırmayı amaçlayan üretim zorlaması aynen devam etsin istiyorlar.”

    “YILLARDIR BİLİNÇLİ OLARAK ZAYIFLATILAN TEFTİŞLER GÜÇLENDİRİLMELİDİR”

    Ülkemizde işçi sağlığı ve iş güvenliği sisteminin çöktüğünü ifade eden Görgün, “İşçi sağlığı ve iş güvenliği, patronların keyfine göre piyasadan seçip alacağı bir mal değildir. Bu sistemde işçi sağlığı ve iş güvenliği patronların insafına bırakılmaktadır. ISIG alanını özelleştiren 6331 sayılı Yasa derhal değiştirilmeli ve kamusal bir işçi sağlığı ve iş güvenliği sistemi oluşturulmalıdır. Yıllardır bilinçli olarak zayıflatılan teftişler güçlendirilmelidir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında sendikaların, üniversitelerin, meslek oda ve birliklerinin katılımıyla bağımsız bir kurumsal yapı oluşturulmalıdır. İşyerlerinde işçinin denetimi, en etkili denetimdir. Örgütlü işçiler işyerlerindeki olumsuzluklara hızlı ve etkili yanıtlar üretebilmelidir. Bu nedenle işçilerin sendikalı olması, sendikasını seçmesi ve grev hakkı başta olmak üzere sendikal hakları önündeki engeller kaldırılmalıdır” diye konuştu.

    “ÇALIŞIRKEN ÖLMEK İSTEMİYORUZ”

    Ölümleri önlemenin bir yolunun da hesap sormaktan geçtiğini belirten Görgün, son olarak şunları kaydetti:

    “İşçi ölümlerinde sorumluluğu olanlar hesap vermediğinde, bugünkü gibi elini kolunu sallayarak dolaştığında, ihale ve terfi almaya devam ettiğinde cinayetler teşvik edilmiş olur. Bizler buradan ilan ederiz ki; Bartın’daki katliamın takipçisi olacak, sorumluların hesap vermesi için seferber olacağız. İnsan onuruna yakışır bir çalışma yaşamı için bütün gücümüzle çaba sarf edeceğiz. Ölümüne çalışmaya karşı tek çare işçilerin birliğidir. Çare mücadeledir, dayanışmadır. Çalışırken ölmek istemiyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kılıçdaroğlu: Öldürdüler, Soma gibi üstünü örtecekler

    Kılıçdaroğlu: Öldürdüler, Soma gibi üstünü örtecekler

    PİRHA-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 41 maden işçisinin yaşamını yitirdiği Bartın’daki maden faciasına ilişkin, “Öldürdüler. Soma gibi üstünü örtecekler” dedi. Sansür yasasına da değinen Kılıçdaroğlu, “Türkiye bir otoriter yönetim gerçeğiyle karşı karşıyadır. AYM kararını uygulamıyor. Geçmişte AK Parti’ye, MHP’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. ‘Dur’ demeyecek misiniz? Adalet istemeyecek misiniz?” diye sordu.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, 41 maden işçisinin yaşamını yitirdiği Bartın’daki maden faciasına ilişkin, şunları ifade etti:

    “Keşke üzüntülü bir günde olmasaydık. Keşke bu kadar sorunlar yaşanmasaydı. Keşke siz sorunları çözmek için gelseydiniz ben çözüm önerilerini size anlatma fırsatı bulsaydım ama 41 kardeşimizi toprağa verdik. 41 evde yangın var. Babasız kalan çocuklar var. Onların bir sloganı vardı. ‘Yüz karası değil kömür karası, böyle kazanılır ekmek parası’ diye. Gittim, arkadaşlarım da gittiler. Ailelerin bir kısmını ziyaret ettim, yetkililerden bilgi almaya çalıştım. Derin bir acı var. Anne tabutun başında, eşi tabutun başında, kardeşleri tabutun başında… Bir ölüm var evet, genç bunların tamamı. Yazıktır, günahtır. Bir memleket böyle yönetilemez. 20 yıldır önlem alacağız diyorlar. 20 yıldır hala önlem mi alacaksın sen?”

    “ÖLDÜRDÜLER, SOMA GİBİ ÜSTÜNÜ ÖRTECEKLER”

    Dünyada maden kazası sonucu yaşamını yitirenlerin başında Türkiye’nin geldiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, “Bir dönem maden faciaları sonucu hayatını kaybeden kardeşlerimizin evlatlarına devlet iş versin diye bir kanun teklifi verildi ve kabul edildi. 2013-2014 arası kabul ettiler. Sonra tekrar kazalar oldu. Bunların evlatları da iş sahibi olsunlar, onu reddettiler. Şehitler arasında ayrım yapıyorlar, kaza sonucu hayatını kaybeden kömür şehitleri içinde ayrımcılık yapıyorlar. Onun da sözünü veriyorum. İnşallah onu da halledeceğiz. Bir anne, “Öldürdüler. Cinayet bu kaza değil. Keserler sansür yaparlar. Kesmeyin. 11 aylık bebeğim içeride ‘baba baba’ diyor. Öldürdüler. Soma gibi üstünü örtecekler. Ben sarılamadım elleri, kolları yanmış. Bir haftadır gaz var diyorlardı. Ölçmeden yollamışlar. Nefessiz kaldı, yandı. 17 saat cesedini bekledi” diyor. Buse Bulut kardeşim senin hakkını aramak benim boynumun borcudur” dedi.

    “‘DUR’ DEMEYECEK MİSİNİZ? ADALET İSTEMEYECEK MİSİNİZ?”

    Meclis’te kabul edilen ve Resmi Gazete’de yayınlanan sansür yasasına da değinen Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:

    “Türkiye bir taraftan bu tür acılar yaşarken bir de Meclis’ten sansür yasası geçirdiler. Kimse doğruları yazmasın, bizim dediklerimizi yazsın. Bu konuda 6 aydır mücadele veriyoruz. Bazıları televizyona çıkıp ‘CHP ne yapıyor mecliste’ diye soruyor. CHP parlamentoda demokrasinin bir numaralı aktörüdür. Sansüre, sansür düzenlemelerine karşıdır. Her eleştiriye saygı duyarız. Elbette ki gazeteci eleştirecektir ama araştırarak, soruşturarak yazması lazım. Sansür yasası AK Parti ve MHP’li vekillerin oylarıyla kabul edildi. Bugün 29. maddeyi Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz. Ardından yasanın tümünü götüreceğiz.

    Bu kanun çıksa da çıkmasa da Türkiye bir otoriter yönetim gerçeğiyle karşı karşıyadır. AYM kararını uygulamıyor. Geçmişte AK Parti’ye, MHP’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. ‘Dur’ demeyecek misiniz? Adalet istemeyecek misiniz?”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Soma davası 26 Mart’ta görülecek; avukattan çağrı

    Soma davası 26 Mart’ta görülecek; avukattan çağrı

    PİRHA- 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma’daki maden faciasına ilişkin dava Manisa Akhisar’da 26 Mart günü görülecek. Duruşmaya çağrı yapan Soma Katliamı davası avukatlarından Evren İşler, katliamın unutturulmaya çalışıldığına dikkat çekti.

    Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te, Soma Holdingin işlettiği Eynez maden ocağında çıkan yangın sonucu 301 işçi hayatını kaybetmiş, 162 kişi de yaralanmıştı.

    Tüm ülkeyi yasa boğan bu büyük katliama ilişkin açılan dava 13 Nisan 2015’te Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde başladı. Geçen 3 yıllık sürede sanık ve tanık ifadeleri ile bilirkişi raporları tamamlanmasına, deliller toplanmasına rağmen dava halen karara bağlanmadı.

    5’i tutuklu 51 kişinin yargılandığı ve bir yıldır aynı aşamada olan dava 26 Mart’ta Manisa Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Davanın sürüncemede bırakıldığını vurgulayan Soma Katliamı davası avukatlarından Evren İşler, “Üç yıldır her duruşma öncesi tekrarladığımız çağrıyı tekrarlıyoruz; 26 Mart’ta herkesi Akhisar’a bekliyoruz. Soma’nın unutulmamasını, unutturulmamasını istiyoruz herkesten” ifadelerini kullandı.