PİRHA- Özşen Madencilik işçilerinin 27 günlük direnişi kazanımla sonuçlandı.
Alamadıkları maaş ve tazminatları için greve giden Kiremitçiler Grup’a bağlı faaliyet gösteren Özşen Madencilik işçilerinin eylemi sonuç verdi. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası, eylemlerinin 24’üncü gününde kendilerini yerin altına kapatan Özşen Madencilik işçilerinin direnişi kazanımla sonlandığını açıkladı.
İşçiler, eylemlerinin 27’nci gününde Edirne Valisi garantörlüğünde haklarını kabul ettirerek greve son verdi.
PİRHA- Aylardır hakları için mücadele eden ve 9 gündür Ankara’da açlık grevinde olan Doruk Madencilik işçilerinin taleplerinin karşılandığı ve eylemin son bulduğu duyuruldu.
Doruk Madencilik işçileri, ücret, tazminat ve özlük hakları için 9 gündür Kurtuluş Parkı’nda açlık grevi eylemindeydiler. Günlerdir gazlı ve coplu müdahaleye maruz kalan işçilerin direnişi sonuç verdi. Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik işçilerinin tüm taleplerinin karşılandığı öğrenildi.
Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, İçişleri Bakanlığı’ndaki görüşmenin olumlu geçtiğini açıklayarak, “Çoğu arkadaşımızın maaşları yattı. 15 gün süre istediler bizden. Bunun da garantörü bakanlıklar. Bu saatten itibaren bizler de eylemimizi sonlandırdık” dedi.
PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, aylardır maaşlarını alamadıkları için Ankara’da açlık grevi başlatan Doruk Madencilik işçilerinin direnişini selamladı. Yapılan açıklamada, “İşçilerin mücadelesi inancımızın özüyle birdir” denilerek dayanışma çağrısı yapıldı.
Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik’te çalışan işçilerin, ödenmeyen ücretleri ve gasp edilen hakları için Eskişehir’den Ankara’ya başlattıkları yürüyüş, Bakanlık önünde açlık greviyle devam ediyor. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, yayınladığı yazılı açıklama ile direnişteki maden işçilerinin taleplerinin yanında olduğunu duyurdu.
“İŞÇİLERİN MÜCADELESİ İNANCIMIZIN GEREĞİDİR”
Açıklamada, Alevi inancının emeği kutsal sayan ve rızalığı esas alan yapısına dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
“Bizler emeği kutsal bilen ve rızalığı esas alan bir inancın yol mensuplarıyız. Doruk Madencilik işçileri yalnızca yaşamlarını sürdürebilmek için en temel haklarını talep ediyorlar. İstedikleri şey sadece alın terlerinin karşılığıdır. Biz Aleviler biliriz ki; emek kutsaldır ve rızalık yoksa hak yoktur. Bu nedenle işçilerin verdiği mücadele, inancımızın özüyle aynıdır. Yanlarında olmak bizim için bir tercih değil, inancımızın gereğidir.”
İŞÇİLERİN 6 MADDELİK HAKLI TALEBİ
DAD İstanbul Şubesi, maden işçilerinin derhal karşılanması gereken taleplerini şu şekilde sıraladı:
Ödenmeyen maaş ve tazminatların eksiksiz şekilde yatırılması.
İşçilerin rızası dışında zorunlu ücretsiz izne çıkarılması uygulamasına son verilmesi.
İş güvencesinin tam olarak sağlanması.
İşten çıkarılan işçilerin koşulsuz olarak işe iade edilmesi.
Anayasal bir hak olan sendikalaşma hakkının engellenmemesi.
İş Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) kurallarına uygun güvenli çalışma ortamının oluşturulması
“HIZIR DİRENEN İŞÇİLERİN YARDIMCISI OLSUN”
Kamuoyuna ve tüm “canlara” dayanışma çağrısında bulunulan açıklama,
“Tüm toplumsal kesimleri ve canlarımızı bu haklı direnişe ses vermeye, işçilerin yükselttiği bu hakikat çığlığını büyütmeye çağırıyoruz. Hak ve hakikat yolunda, Hızır direnen işçi canlarımızın yardımcısı olsun.” ifadeleriyle son buldu
PİRHA- Polyak Eynez Madencilik A.Ş.’de ortaklık yapısının değişmesinin ardından yaşanan hak ihlalleri, ödenmeyen ücretler ve iş güvenliği riskleri nedeniyle maden işçileri üretimi durdurdu. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası öncülüğünde 20 Şubat’ta başlatılan iş bırakma eylemi 12’nci gününde sürüyor. İşçiler, haklarını alana kadar direnişi sürdüreceklerini belirtiyor.
ŞİRKET DEVRİ SONRASI KRİZ
Fiba Holding bünyesinde bulunan Polyak Eynez Madencilik A.Ş.’nin yüzde 70 hissesinin Aralık 2025’te Çin merkezli Qitaihe Longcoal Mining şirketine devredilmesinin ardından işletmede ciddi bir belirsizlik süreci başladı. Devir öncesi yaklaşık 3 bin işçi çalışırken, 1.700 işçinin tüm hakları ödenerek işten çıkarıldığı, hâlihazırda 1.243 işçiyle üretimin sürdürülmeye çalışıldığı belirtiliyor.
Kamuoyuna yansıyan iddialara göre işletmenin yaklaşık 100 milyon TL bedelle devredildiği, ancak ocakta en az 60 milyon Euro değerinde ekipman bulunduğu öne sürülüyor. Bu durum devir sürecinin mali boyutuna ilişkin soru işaretlerini artırdı.
ÖDENMEYEN ÜCRETLER VE GÜVENLİK RİSKLERİ
İşçiler, yeni işletmecinin kıdem, ihbar ve ücret alacaklarına ilişkin herhangi bir teminat sunmadığını, ilk maaş ödemelerinde dahi aksama yaşandığını belirtiyor. Ziraat Bankası’nda biriken banka promosyonlarının da hesaplara yatırılmadığı ifade ediliyor. Şirket yetkililerinin ödeme gecikmelerini “yurtdışı para transferindeki zorluklarla” açıkladığı aktarıldı.
Öte yandan Eynez sahasının deniz seviyesinin altında bulunması, yüksek metan gazı riski ve bölgenin deprem kuşağında yer alması nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği açısından yüksek risk barındırdığına dikkat çekiliyor. İşçiler, üretimin mevcut koşullarda güvencesiz biçimde sürdürüldüğünü savunuyor.
İŞ BIRAKMA EYLEMİ VE TALEPLER
Madenciler 20 Şubat’ta üç vardiyada birden üretimi durdurdu. Eylemin, İş Kanunu’nun 34. maddesi kapsamında ödenmeyen ücretler ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca hayati tehlike gerekçesiyle gerçekleştirildiği belirtildi.
Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın talepleri şöyle sıralandı:
Ödenmeyen ücretlerin ve banka promosyonlarının derhâl yatırılması,
Maaş ödeme takviminin netleştirilmesi,
Kıdem, ihbar ve tüm işçilik alacaklarının teminat altına alınması.
Sendika ayrıca devir sürecinin mali ve teknik açıdan incelenmesi için Rekabet Kurumu ve MAPEG’e çağrıda bulundu. Kınık havzasında maden işletmesinin bölgesel ekonomi açısından kritik öneme sahip olduğu, yaşanan krizin yalnızca işçileri değil bölgedeki sosyal yapıyı da etkileyebileceği vurgulandı.
İşçiler, işverenle yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını, kolluk kuvvetlerinin müdahalesiyle iş yerinden çıkarılmaya çalışıldıklarını belirterek direnişlerini sürdürüyor. Sendika, dört ayrı merkezde yapılacak açıklamalarla kamuoyunu dayanışmaya çağırdı.
PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü sebebiyle maden işçilerinin yaşadığı sorunları hatırlattı. DEM Partili Fırat, “Dünyanın her yerinde 4 Aralık’ları coşkuyla kutlayan madenciler; ülkemizde yaşadığımız yoksulluk, özelleştirmeler, anti demokratik uygulamalar ve iş kazaları nedeniyle acılar içerisinde” dedi.
4 Aralık Dünya Madenciler Günü sebebiyle madencilik sektörünün sorunları bir kez daha gündem oldu. Dünyanın en zor meslekleri arasında sayılan madencilik, Türkiye’de alınmayan önlemler sebebiyle iş cinayetleriyle anılır hale geldi.
İnsan ve çevre değerlerini hiçe sayan sermayedarlar, günden güne maden sahalarını genişleterek tahribatlarını da arttırdı. Yüksek kar hırsıyla, emekçilerin çalışma koşulları, iş güvencesi adeta yok sayıldı. Bu sebepler nedeniyle Türkiye, iş cinayetleri istatistiklerinde Avrupa’da birinci, dünyada ise üçüncü sıradaki yerini koruyor.
“MADENCİLİK, ÜLKEMİZDE ACILAR İÇERİSİNDE”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat da 4 Aralık Dünya Madenciler Günü sebebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) konuşma yaptı. Genel Kurulda söz alan Fırat, madencilerin yaşadığı zorluklara işaret ederek şunları söyledi:
“İzmit’te, Roma İmparatorluğu`nun zulmünden kaçıp madencilere sığınan Santa Barbara, 4 Aralık’ı bütün dünya madencilerine armağan ederek, madencilerin onurlu mücadelesi ile yazılan tarihi, bir destan şeklinde kayda geçti.
Dünyanın her yerinde 4 Aralık’ları bir mücadele gününe çeviren, coşkuyla kutlayan madenciler; ülkemizde yaşadığımız yoksulluk, özelleştirmeler, anti demokratik uygulamalar ve iş kazaları nedeniyle acılar içerisinde.
Yüreğinde insan sevgisi, barış, kardeşlik, özgürlük, eşitlik tutkusu bulunan; güzel günlerin omuz omuza kurulacağına inanan ve bu inançla, hepinizin huzurunda maden işletmelerinde hayatını kaybeden tüm maden emekçilerini bir kez daha saygıyla anıyoruz. 4 Aralık Dünya Madenciler Günümüz kutlu olsun…”
PİRHA – DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak Ankara’nın Nallıhan ilçesinde bulunan Çayırhan Termik Santrali maden sahalarının özelleştirme kararına karşı 500 dolayında maden işçisinin madene inerek eylem başlattıklarını belirtti. Fırat, özelleştirme sonrası işten çıkarmaların başlayacağını ve işçilerin emeğinin yok sayılacağını da söyleyerek verilen karardan vazgeçilmesi için çağrı yaptı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak Ankara’nın Nallıhan ilçesinde bulunan Çayırhan Termik Santrali maden sahalarının özelleştirme kararına ilişkin konuştu. Fırat, işsiz kalma tehlikesi yaşayan maden işçilerinin yanında olduklarını belirterek verilen karardan vazgeçilmesi için çağrıda bulundu.
“500 MADEN İŞÇİSİ EYLEM BAŞLATTI”
Fırat, şu ifadeleri kullandı:
“Ankara’nın Nallıhan ilçesinde bulunan Çayırhan Termik Santrali maden sahalarının özelleştirme kararına karşı 500 dolayında maden işçisi, bugün sabah 08.00 vardiyasında kendilerini yer altına indikleri madene kapatarak eylem başlattı. Sendika yöneticilerinin aktarımına göre; özelleştirme ihale şartnamesinde madencinin kazanılmış hakları ile ilgili hiçbir şey yok.
“MADEN İŞÇİLERİNİN YANINDAYIZ”
Özelleştirme sonrası işten çıkarmalar başlayacak işçilerin emeği yok sayılacak. Bu durum çalışanların iş güvencesini ortadan kaldırırken, kamu yararı dahi gözetilmiyor, yerel ekonomiyi bile tehdit ediyor. Yani bu sadece madencinin emekçinin sorunu değil, Çayırhan’ın, Nallıhan’ın, Beypazarı’nın Ankara’nın sorunudur, Türkiye’nin sorunudur. Bu ekonomik koşullarda işsiz kalma tehlikesi yaşayan maden işçilerinin yanında olduğumuzu belirtiyor. Bir an önce bu karardan vazgeçilsin diyoruz.”
PİRHA- Fernas maden işçileri, firma yetkilileriyle görüşmek üzere Ankara’dan Soma’ya doğru yola çıktı.
Manisa’nın Soma ilçesinde AKP Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’na ait olan Fernas Madencilik’te çalışırken Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’na (Bağımsız Maden İş) üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan madenciler, Ankara’ya taşıdıkları eylemlerinin 14’üncü gününde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Grup Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in Ferhat Nasıroğlu ile yaptığı görüşme sonrası Soma’ya dönme kararı aldı.
Madenciler, müzakere yolunun açıldığını ve Cuma günü Soma’da Fernas yetkilileri ile görüşüleceğinin kendilerine bildirilmesi sonrası Ankara’dan Soma’ya doğru yola çıktı.
DEM Parti ve CHP milletvekilleri, Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Pir Sultan Abdal Derneği ve çok sayıda kişi, madencileri uğurladı.
DAYANIŞMA GÖSTERENLERE TEŞEKKÜR
Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır, 53 gündür eylem yaptıklarını belirterek yarına kadar eylemlerine ara verdiklerini belirtti. Çakır, “Yarın 5 kişilik heyetimiz iş yerindeki patron vekilleri ile görüşecekler. Buradan sonuç ne çıkar onu bilemeyiz. Sonuca göre açıklamamızı yapacağız. Türkiye’deki bütün işçi sınıfına, siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına, kamuoyuna sonsuz teşekkür ederiz. Bu başarı bizim başarımız değil, Türkiye’nin başarısıdır” dedi.
İşçiler, “Güle güle dostlar Soma’ya da bekleriz” sloganı attı.
PİRHA-Fernas Grup’a ait maden işletmesinde sendikalaşan 7 işçinin işten çıkarılmasının ardından madenciler direnişe geçti. Madenci ailelerinin katılımıyla şirket önünde yapılmak istenilen basın açıklamasına jandarma engel oldu.
Manisa Soma’da Fernas Madencilik önünde 6 gündür; 7 kişinin sendikal sebeplerle işten atılmasına karşı, işyerinde işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması ve hakların iyileştirilmesi için eylem yapılmakta. Eylemin ilk gününde 70 madenci gözaltına alınmıştı.
Bugün madenci ailelerinin ve dostlarının katılımıyla şirket önünde açıklama yapmak için duyuru yapıldı. Aileler engellenerek, maden yoluna çıkan bütün yollar kolluk tarafından kesildi. Jandarma, maden yolunda olan köylülerin evlerine gitmelerine de müsaade etmiyor.
PİRHA- AKP’nin iktidarda olduğu son 20 yılda, İSİG Meclisi’nin yayınladığı verilere göre gerekli önlemler alınmadığı için en az 1989 madenci iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü. Türkiye’deki maden işçileri, 2022 yılının Dünya Madenciler Günü’nün de yine iş kazaları ve iş cinayetleri riskiyle karşı karşıya.
AKP’nin iktidarda olduğu son 20 yılda, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin 15 Ekim’de yayınladığı verilere göre gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle en az 1989 madenci iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
İSİG verilerine göre, ölümlerin büyük bir kısmı özel maden ocaklarında meydana gelirken, madenci ölümleriyle ilgili açılan davalar da ise patronlara ödül gibi cezalar verildiği, kamu sorumlularının ise yargılanmadığı görülüyor.
İŞÇİLERİN CENAZELERİNE BİLE ULAŞILAMADI
-2011 yılında Maraş’ın Afşin ilçesindeki termik santralin Çöllolar sahasında meydana gelen toprak kayması sonrası 11 işçinin ölümüyle ilgili yargılanan Park Teknik AŞ ile EÜAŞ yöneticisi 23 kişiden 4’ü, 4’er yıl 2’şer ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, daha sonra hapis cezasını 91 bin 200’er lira paraya çevirdi ve bunun da 24 ay taksitle ödenmesine karar verildi. 9 işçinin cenazelerine ise hala ulaşılamadı.
-2014 yılında meydana gelen 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nda “Bilinçli taksirle öldürme ve yaralamaya neden olma” suçlamasıyla yargılanan Patron Can Gürkan’a 20 yıl hapis cezası verildi. Kararı Çöllolar’ı para cezasıyla kapatan hakim verdi. Şu an davada tutuklu kimse bulunmuyor.
KAZALARIN SORUMLUSU OLAN MADEN PATRONLARI VE KAMU GÖREVLİLERİ ADİL YARGILANMIYOR
-2014 yılında Karaman’ın Ermenek ilçesindeki maden ocağında meydana gelen ve 18 işçinin hayatını kaybettiği maden katliamı, Türkiye’nin toplu iş cinayetlerinden biri olarak hafızalarda iz bıraktı. Katliam sonrası açılan davada, sanıklara 3 yıl 1 ay ile 21 yıl arasında hapis cezası verildi.
-2017 yılında Şırnak’ta kent merkezine yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta bulunan özel bir maden ocağında meydana gelen göçükte 8 işçi yaşamını yitirdi.
-14 Ekim 2022’de Türkiye Taşkömürü Kurumuna (TTK) bağlı Amasra Müessesesinde meydana gelen patlamada 42 işçi hayatını kaybetti.
2021 YILINDA 1417 İŞÇİ İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞI NEDENİYLE ÖLDÜ
SGK verilerine göre ise, 2021 yılında 1417 işçi iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle öldü. 511 bin iş kazasının 11 bini kömür ocaklarında yaşandı. Yine SGK’deki bilgilere göre, 2021 yılında Manisa’da meydana gelen 17 bin 766 iş kazasının 2 bin 359’u kömür ve linyit çıkarılan iş yerlerinde meydana geldi.
Özel madenlerde işçi ölümleri oranının, kamu madenlerinden 16 kat daha fazla olması denetim eksikliği, kâr hırsı ve üretim zorlamasının bir sonucu olduğunu açıkça gözler önüne seriyor.
PİRHA- Türkiye Kömür İşletmeleri’ne bağlı Soma Ege Linyitleri İşletmesi bünyesinde linyit kömür üretimi yapılan Eynez açık ocak bölgesinin bir bölümü Yeni Anadolu firmasına devrildi. Özelleştirmeye karşı çıkan işçiler iş bırakma eylemi yapıyor.
Evrensel Gazetesi’nden Dilek Omaklılar’ın haberine göre, Türkiye Kömür İşletmeleri’ne (TKİ) bağlı Soma Ege Linyitleri İşletmesi (ELİ) bünyesinde linyit kömürü üretimi yapılan Eynez açık ocak bölgesinin bir bölümü özelleştirilerek Yeni Anadolu firmasına devredildi. Özelleştirmeye karşı çıkan maden işçileri iş bırakma eylemi yapıyor.
Yeni Anadolu firmasına Eynez açık ocak bölgesinin bir bölümünün devredilmesi kararını duyan ve iş makinelerinin ocağa girmeye başladığını öğrenen işçiler, Maden İşçileri Sendikası Soma Şubesi’nin çağrısıyla Eynez bölgesinde toplanmaya başladı.
İşyerlerinin satılmasına izin vermeyeceklerini söyleyen işçiler, şirket sahayı terk edene kadar eylemlerine devam edeceklerini belirttiler. İşçiler maden ocağında toplanmaya devam ederken sahaya giriş çıkışları kamyonlarla kapattı. Saat 00.00 itibariyle de tüm ELİ’deki bayram çalışması olan noktalarda iş durdurdu.
“ÖZELLEŞTİRMELERE KARŞI NE GEREKİYORSA YAPACAĞIZ”
ELİ’de çalışan bir işçi, verdiği röportajda eylemlerine ilişkin, “Elimizde kalan sahalar zaten sınırlı. Bir gram kömürü bile özel şirketlere vermeyeceğiz. Toplanmaya başladık haberi alır almaz. Ne gerekiyorsa özelleştirmelere karşı yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı.
Maden İşçileri Sendikası Soma Şube Başkanı Şevket Şahin ise, “Her türlü eylemi yapacağız. Yönetim Kurulu olarak işçi arkadaşlarla beraber hareket edeceğiz” dedi.
PİRHA- Ankara’ya girişleri engellenen Soma Uyar Madencilik işçileri, Ankara’nın girişinde bulunan bir akaryakıt istasyonunda bekliyor. PİRHA’ya konuşan işçiler; “Günlerdir betonun üzerinde soğukta yatıyoruz. Tüm yasal haklarımızı ve tazminatlarımızın ödenmesini istiyoruz. Biz kararlıyız, hakkımızı almak için geldik geri dönmeyeceğiz. Bunu da böyle bilsinler” dedi.
Soma’da bulunan Uyar Madencilik işçileri yıllardır kendilerine verilen sözlere karşın tazminatlarını alamadıkları için Ankara’ya gelerek eylem başlattılar. Ankara girişinde durdurulan işçiler kente alınmazken işçilerin bekleyişi Pazar gününden bu yana devam ediyor.
Somalı maden işçileri, gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını ve haklarının verilmesini istediklerini belirterek yaşadıkları süreci anlattılar.
“BABAMIN HAKKINI SAVUNMAK İÇİN GELDİM”
16 yaşındaki Önder Arslan babasının rahatsızlığından dolayı gelemediğini söyleyerek onun hakkını savunmak için kendisinin geldiğini belitti. Arslan; “Babamın adı Şerif Aslan. Ben onun yerine buraya geldim. 16 yaşındayım. 4 gündür Ankara’dayız. Burada aç değiliz ama soğukta yatıyoruz. Herkes sefillik çekiyor. Bir sürü insan sadece burada bir yasa tasarısı çıksın diye bekliyor. Bugün de heyetimiz Meclise gitti, görüşmeler yapacaklar, taleplerimizi iletecekler. Bugün çözülmesini diliyoruz bu sorunun” diye konuştu.
“BETONUN ÜZERİNDE SOĞUKTA YATIYORUZ GÜNLERDİR”
Soma’dan Ankara’ya tazminat hakkını almak için geldiğini ifade eden maden işçisi Osman Dağdelen ise şunları dile getirdi:
“Manisa Soma Uyar Madencilik işçileri olarak mağduruz. 4-5 gündür Ankara girişinde bekletiliyoruz. Bize polis müdahale etti. Ankara’ya girişimize izin vermedi. Biz de o yüzden Ankara’nın girişindeyiz. Burada perişan halde bekliyoruz, görüyorsunuz halimizi. Betonun üzerinde soğukta yatıyoruz günlerdir. Bellerimiz ağrıyor artık soğuktan ama biz tazminatlarımızı almakta kararlıyız. Milletvekillerine, Bakanlara, Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum buradan; bu halimizi görsünler, sorunumuzu çözsünler istiyoruz ama maalesef duyarlı bir yanıt veren yok karşımızda. Ama biz kararlıyız ve vazgeçmeyeceğiz.”
“PARAM OLMADIĞI İÇİN DAVA AÇAMADIM”
Maden işçisi Erol Yılmaz da parası olmadığı için işten atıldığında dava açamadığını belirterek yaşadıklarını şu şekilde aktardı:
“Buraya geleli 5 gün oldu. Tazminatlarımızı almak için geldik. Her gün bizi oyalıyorlar, bugün gidin yarın gelin diyorlar. Biz bugün görüşmeler yapacağız ve kesin bir cevap bekliyoruz. Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum; bizi bayrama sevinçli göndersin. Meclis’ten yasanın geçmesini istiyoruz. Burada günlerdir perişan olduk. Ankara’ya giremiyoruz ya Başkent’e giremiyoruz. Gidip görüşmek istiyoruz sadece. Ama bizi Ankara’ya sokmuyorlar. O yüzden 5 gündür bu benzin istasyonunda bekliyoruz. Gece gündüz buradayız. Tüm yasal haklarımızı ve tazminatlarımızın ödenmesini istiyoruz. Bayrama az kaldı. Cumhurbaşkanı’na tekrar sesleniyorum; bizi bayrama sevinçli göndersin. Maden şirketinde 8 yıldır çalıştım. Yasal haklarım var, tazminatım var. Arkadaşlarım hukuki olarak dava açtılar ama benim param olmadığı için ben açamadım. Ayrıca sadece elimde bir senet var. O senetin de geçersiz olduğu söyleniyor. Çünkü tek bir patron imza atmış. Oysa hepsinin onayı gerekiyormuş. O yüzden sonrasında da dava açmadım, açamadım daha doğrusu.”
“MAHKEMEYİ KAZANDIM AMA ANKARA’YI KAZANAMADIM”
Uyar Madencilik’teki işine 2005 yılında başladığını söyleyen Ramazan Eker de mağdur olduğunu ve hiçbir hakkını alamadığını dile getirerek; “2011’de işten çıkartıldım. Sonrasında da hukuk mücadelesi başlattım. Hukuk mücadelesini kazandım, mahkemeyi kazandım ama Ankara’yı kazanamadım. Nasıl kazanacağız bilemiyorum. Ama direne direne, bu taşların üzerinde yata yata, seslerimizi yükselterek direneceğiz ve kazanacağız. Buradan tazminatlarımızı alarak gideceğiz. Bizim siyasetle işimiz yok. Bizim tek amacımız bize verilen haklarımızı almak ve memleketimize dönmek. Benim 3 yaşında bir tane kız çocuğum var. Kurban Bayramı geliyor. Evlatlarımızın üstüne başına elbise alabilmek, eşimize, dostumuza bir şeyler yapabilmek istiyoruz. Bizim tek amacımız hakkımızı almak. Bizi Emniyet Teşkilatı ile karşı karşıya getiriyorlar. Bizler hakkımız için direniyoruz. Hakkımızı versinler biz de çekip gidelim. Başka bir isteğimiz yok. Basın emekçilerine de teşekkür ediyorum, sesimizi duyurdukları için” şeklinde konuştu.
2007 yılında iş kazası sonucunda gözlerini kaybeden Ali Karademir yaşadığı süreci şöyle aktardı:
“Hukuki süreç başlattım ve kazandım. Şu anda devletin hakiminin, savcısının verdiği kararı kimse uygulamıyor. Hakimin, savcının verdiği kararlar boş bir kağıt olarak duruyor. Şu anda bir kağıt parçasından ibaret. Biz devletin hukukuna, siyasetçisine güvenmeyeceksek kime güveneceğiz? Burası Türkiye Cumhuriyeti. Siyasetçilere güveniyoruz ama bizi bir şekilde oyalıyorlar hep. Ama iş verene geldiği zaman bunların hiçbirisi yapılmıyor. Bize yapılanlar onlara yapılmıyor. İşçiye geldiği zaman her zaman zora sokuyorlar.
Bize Süleyman Soylu söz verdi. Cumhurbaşkanı tazminatları ödeyin diye talimat verdi. Bütün grup başkanvekilleri tamam dedi ama Mustafa Elitaş yasayla değil başka yollarla çözmek istiyorum diyor. Ama çözmüyor da. Ne düşünüyor ne yapmak istiyor onu da bilemiyoruz. Bu kadar işçi burada mağdur oldu. Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Burada taşın üstünde yatıyoruz günlerdir. Biz madenciyiz. Biz haklarımızı almak için geldik. Burada kimimizin gözü, kimimizin kolu, kimimizin bacağı yok. Hepsi iş kazasında kaybetti. Biz alnımızın terinin karşılığını istiyoruz, hakkımızı istiyoruz. Bütün yetkililere sesleniyorum; bizim hakkımızı verin burada bir saat sonra kimseyi bulamazsınız. Biz kararlıyız, hakkımızı almak için geldik geri dönmeyeceğiz. Bunu da böyle bilsinler.”
“ŞİRKET SAHİBİ MALLARINI BAŞKASINA DEVRETMİŞ O YÜZDEN TAZMİNATLARIMIZI ALAMIYORUZ”
Diğer bir maden işçisi Fazlı Lokman ise 10 senedir Uyar Madencilik’te çalıştığını ifade ederek şunları dile getirdi:
“10 sene çalıştım ama hiçbir hakkımı alamadım. Şu an onun mücadelesini veriyorum. 2013 yılında işten atıldım ve maden şirketi kapandı. Hukuki olarak davalar açtık, davaları da kazandık ama işveren üzerine olan bütün malları başkalarına devretmiş ve sadece kendi üzerine bir kamyon gözüküyor. O yüzden alamadık tazminatlarımızı. Hukuki olarak kazandık ama parası olmadığı için alamıyoruz. Yani öyle gözüküyor üstüne kayıtlı hiçbir şey yok. Tazminatlarımızın ödenmemesinin gerekçesi olarak bunu öne sürüyorlar. Biz devletten yasal olarak haklarımızı vermesini istiyoruz.”
Ödenmeyen tazminatları için yürümek isteyen maden işçilerinin konaklamak için çadır kurması askerlerce engelleniyor. Ankara’ya yürümekte kararlı olduklarını belirten işçiler, “Ölmek var dönmek yok” diyor.
Ödenmeyen ücretleri için Karaman’a bağlı Ermenek’ten Ankara’ya yürüyüş başlatan maden işçilerinin asker ablukasında bekleyişi devam ediyor.
Madenci işçiler ve sendika yöneticilerinden oluşan bir grup Ermenek Kaymakamı ile görüştü. Ermenek kaymakamı Hacı Osman Hökelekli’nin heyete Karaman milletvekilleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’yla görüşeceğini bildirirken, görüşmenin ne zaman sonuçlanacağı ile ilgili bilgi vermediği öğrenildi. Güneyyurt Beldesi meydanında bir araya gelen işçiler ve aileleri oturma eylemine geçti.
Haklarını alana kadar mücadele edeceklerini belirten işçiler yanlarında getirdikleri baretleri yere vurarak ses çıkarttı.
ÇADIR KURMALARINA ENGEL, GÖZALTI TEHDİDİ
Sık sık “Direne direne kazanacağız”, “Güneyyurt madencine sahip çık”, “Ölmek var dönmek yok” sloganları atan madenciler, 2014 yılı Ekim ayında maden faciasında hayatını kaybeden 18 işçinin isimlerini haykırarak “Burada” diye yanıtladı.
Havanın kararması ile birlikte konaklamak için Güneyyurt Meydanı’na çadır açmak isteyen işçiler engellendi. Salgın gerekçesi ile çadır kurmanın yasak olduğunu tebliğ eden jandarma komutanına işçiler, “ Miting yapanlar ne olacak? Hani aynı gemideydik?” diye sordu. “Kamu düzenini bozdukları” gerekçesi ile gözaltına alınmak ile tehdit edilen işçiler, “Burada kalırsak üşürüz, bizi gözaltına alın toplayın götürün sabah bırakın biz tekrar buraya geleceğiz” dedi. İşçilerden “toplantı gösteri izin belgesi isteyen” jandarma komutanından işçiler, konaklamanın yasak belgesini talep etti.
Parkta uyumalarına da “kamu düzenini bozuyor” gerekçesi ile izin verilemeyen işçiler, hak aramanın suç olmadığını söyleyerek meydanda sabahlayacaklarını belirttiler.
PİRHA – Manisa’da bulunan Uyar Madencilik işçileri, yaşanmakta olan ayrımcılık, ötekileştirme ve mevcut soruna yönelik bir çözüm bulunmazsa 12 Ekim’de Soma ve Ermenek maden işçileri olarak Ankara’ya yürüyeceklerini duyurdu.
Manisa’da Uyar maden işçileri 8 yıldır tazminatlarının verilmediğini belirterek ödemelerin yapılmaması durumunda 12 Ekim’de Ankara’ya yürüyeceklerini duyurdu. Soma ilçesinde bulunan hükümet konağının önünde eylem yapan işçiler, 8 yıldır hak ettikleri tazminatlarının ödenmesini talep etti. Eylemde, açıklamayı Bağımsız Maden İş Örgütlenme Sekreteri Başaran Aksu okudu.
“MAĞDUR EDİLMİŞ MADENCİLERİN TÜM HAKLARININ ALINMASI İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Uyar işçilerinin yıllardır haklarını alamadığını belirten Aksu, buna müsaade etmeyeceklerini söyledi. 5 Ekim 2019 tarihinde Soma’da tazminat mağduru 3 bin 500 maden işçisinin hakları için yola çıktıklarını hatırlatan Aksu, maden işçilerinin mücadelesi sonrasında önce Eynez Ocağı’nda çalışan işçilere, TKİ tarafından ödemelerin yapılmasını sağladıklarını aktardı. Rödovanslı sahalarda çalıştırılıp işten atılıp, iş kazası geçirip tazminatları ödenmeyen maden işçilerinin tazminat ödemelerinin yapılmasıyla ilgili yetkililerle görüşmelerin devam ettiğini ifade eden Aksu, bu süreç içerisinde tazminatların ödenmesi için TBMM’den çıkan yasanın eksik de olsa sorunları çözdüğünü söyledi. Uyar, Ermenek ve diğer rödovanslı ve şahıs ruhsatlı maden ocaklarında mağdur edilmiş madencilerin tüm haklarının alınması için mücadele etmeye devam edeceklerini sözlerine ekleyen Aksu, çıkan yasanın Uyarı da kapsamasının devletin ve Türkiye Kömür İşletmesi tarafından sağlanabileceğini hatırlattı.
DAYANIŞMAYA ÇAĞRISI
8 yıldır haklarının ödenmesi için bekleyen Uyar işçilerinin ve mağdur edilmiş tüm maden işçilerinin tazminat ödemelerinin ayrım yapılmadan, gerekirse yasal düzenlemeler yapılarak, gerekirse bir kararname ile ödenerek sorunun çözüme kavuşturulmasını talep edildi. Aksu, yaşanmakta olan ayrımcılık, ötekileştirme ve soruna yönelik bir çözüm bulunmazsa 12 Ekim’de Soma ve Ermenek maden işçilerinin Ankara’ya yürüyüş yapacaklarını duyurdu. Aksu, son olarak kamuoyunu, emekten yana olduğunu söyleyen tüm siyasi partileri ve demokratik kitle örgütlerini hakları için mücadele eden madencilerle dayanışmaya çağırdı.
PİRHA – DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü sebebiyle “Madencilik ve İş Kazaları” başlıklı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “İş cinayetlerinin yaşanmadığı, emeğin hakkının alındığı bir çalışma ortamı ve tüm sevdikleriyle birlikte sağlıklı bir yaşam dileklerimizle dünya madenciler günümüzü kutluyoruz” denildi.
Haberin videosu yükleniyor
DİSK Ankara Bölge Temsilciliği’nin, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü sebebiyle Ankara Olgunlar Sokak’taki Madenci Anıtı önünde yapmak istediği basın açıklamasına polis izin vermedi.
Bunun üzerine sendika üyeleri DİSK’e bağlı Genel İş 1 Nolu şubeye geçerek basın toplantısı düzenledi.
“Madencilik ve İş Kazaları” konusuna değinen DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, yaptığı basın açıklamasında şu konulara dikkat çekti:
“Alınteriyle, emeğiyle, sabırla madenleri üretip yaşama kazandıran, bu işletmeleri var eden maden işçilerini, maden mühendislerini sevgiyle, minnetle yad ederken; yer altı ve yerüstü madenlerini peşkeş çekercesine satanları, madencilik prensiplerine aykırı olarak işletme yapanları; Soma, Ermenek, Kemalpaşa, Şirvan gibi katliamlara yol verenleri, sebep olanları, göz yumanları da unutmadık ve unutmayacağız.
Memlekette; madenciliğin hali ve getirildiği durum ortadadır. Maden kaynaklarının, maden rezervlerinin ve çeşitliliğinin bu kadar zengin olduğu bir ülkede madenciliğin sadece rant kapısı olarak görülüp ülkemizin, coğrafyamızın, doğamızın, insanımızın, istihdamın, ekonominin fayda görmediği, bir hale getirilmiştir.
Bilimin, meslek odalarının, üniversitenin, sosyal tarafların görüşleri ve katkıları alınmadan hazırlanan madencilik politikaları ve mevzuatlar ile gelinen nokta budur. Madenciliğin gerilemesi, maden kaynaklarının ziyanı, işçilerin ve maden mühendislerinin can güvenliğinin hiçe sayılması, İSİG kurallarının ihlal edilmesi, denetimin zayıflatılması, verimliliğin düşmesi, çevrenin tahribatı, yasaların ve madencilik prensiplerinin çiğnenmesi…
Ayrıca ülkemizde iş kazlarının ve iş cinayetlerinin en çok yaşandığı sektör madencilik sektörü haline gelmiştir. İş cinayetleriyle, iş kazalarıyla ve meslek hastalıklarıyla doğa katliamlarıyla son derece olumsuz olan bu durum ve ücretlerde, izinlerde, haklarımızın ihlal edilmesindeki olumsuzluklar yanlış politikalardan, yanlış uygulamalardan başka ne ile izah edilebilir.
“DAVALARDA ADALETE ULAŞILMADIĞI İÇİN İŞ CİNAYETLERİ DEVAM EDİYOR”
Türkiye’de iş kazaları ve işçi ölümlerindeki davalarda adalete ulaşılmadığı, sorumlular ceza almadığı için, iş cinayetleri ve işçi katliamları devam etmektedir.
İş cinayetlerinin görüldüğü davalardan çıkan sonuçların işverenler açısından herhangi bir caydırıcılığı yoktur. Adaletin böyle işlemesi patronları daha çok cesaretlendirmektedir. Tabiatın, doğanın zor ve çetin koşullarına boyun eğmeyen madenciler ve ülkenin bütün değerlerini yaratan işçiler olarak, madenlerimizi, emeğimizi, tabiatımızı acımasız bir açgözlülükle talan etmek için yasa, kural, mahkeme kararı dinlemeyen para babalarına, yandaşlara, haramilere de diz çökmeyeceğimizi, mücadele edeceğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz.
Emek en yüce değerdir. Madenler şirketlerin, para babalarının ve yandaşların değil bütün bir halkındır, kamunundur diyenlere selam olsun.”
“KRİZİ GEÇİŞTİRMEK İÇİN ELDE AVUÇTA NE VARSA KULLANDILAR”
Ekonomik krizin faturasını işçiye emekçiye yıkmaya çalışanlara buradan bir kez daha sesleniyoruz. Ekonomik krizi geçiştirmek için hükümet elde avuçta ne varsa kullanmıştır. Bu nedenle ekonomi daha da kırılgan hale gelmiştir. Ancak ücretler, iş cinayetleri, üretim ve işsizlik cephesinde olumlu bir adım maalesef söz konusu değildir.
Şimdiden uyarıyoruz: Şirket kurtarmalara, işveren teşviklerine devasa kaynakların ayrıldığı bir ortamda kimse işçilere ‘fedakârlık’ tavsiyesinde bulunmasın.
Geçim koşulları ve milli gelir artışının dikkate alındığı da asgari ücret, geçim ücreti olmalıdır. Asgari ücret tümüyle vergi dışı bırakılmalıdır. Öz olarak insan onuruna yakışır bir ücret olmalıdır.
İş cinayetlerinin yaşanmadığı, emeğin hakkının alındığı bir çalışma ortamı ve tüm sevdikleriyle birlikte sağlıklı bir yaşam dileklerimizle dünya madenciler günümüzü kutluyoruz.”
Soma’da maden işçilerini taşıyan servis midibüsü ile bir kamyonun çarpıştığı kazada 26 kişi yaralandı.
Manisa’nın Soma ilçesinde Yırca Mahallesi Soma Termik Santral Bağlantı Köprüsü mevkiisinde gece özel bir maden ocağında çalışan işçileri taşıyan servis midibüsü ile kamyonun çarpıştığı kazada 26 kişi yaralandı.
Gece vardiyasında çalışan işçileri taşıyan Mustafa Y. (53) yönetimindeki servis midibüsü, Mehmet B. (44) yönetimindeki kamyonla çarpıştı. Kaza yerine jandarma ve çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi. Yaralılar, olay yerinde yapılan müdahalelerin ardından ambulanslarla Soma, Kırkağaç ve Akhisar ilçelerindeki hastanelere sevk edildi.
Tedavi altına alınan yaralılardan servis şoförü Mustafa Y. ile 3 işçinin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.
Amasra’da Hattat Holding’e ait madende HEMA’ya bağlı DENFA taşeron şirketinde çalışan ve işten çıkartılan 70 maden işçisi kendilerini ocağa kilitledi.
Maden işçileri yayımladıkları video ile başlattıkları eylemi duyurdu. Maden ocağının önünden video yayımlayan işçiler, “Biz Gömü Köyü HEMA kuyuları yeraltı maden çıkarma işlemini yapan DENFA şirketinin çalışanlarıyız. Çok tehlikeli sınıfta sayılan işçileriz. Hayatımızı tehlikeye atarak çalışan işçiler olarak, işimizi zamanında yapmamıza rağmen maaşımızı alamıyoruz. Yapmış olduğumuz araştırmaya göre SGK sigorta primlerimizin de eksik yatırıldığını tespit ettik. Her gün ölümle burun buruna çalışırken hak ettiğimiz ücretlerin ödenmesini istiyoruz. Çalışmak için hazır olmamıza rağmen işi görmekten kaçınma hakkımızı kullanıyoruz. İş akitlerimizin sonlandığına ilişkin bilgi aldık. Biz bir yere gitmiyoruz” dedi.
“SGK PRİMİMİZ YATSIN, MAAŞIMIZ ÖDENSİN”
Yaşanan sürece ilişkin BirGün’e detaylı bilgi veren bir maden işçisi süreci şöyle anlattı:
“24 Haziran seçimlerinin üç ay öncesinde 91 madencinin içeride 3 aylık birikmiş maaşı vardı ve ödenmiyordu. Bizler de iş bıraktık. İşi bıraktığımızda taşeron firma olan DENFA İnşaat, yüklenici firma olan HATTAT Enerji ve Maden Tic. A.Ş Amasra İşletme Genel Müdürlüğü’ne iki resmi bir yazı gönderdi.
18 Mayıs tarihli yazıda, ‘İşveren tarafından işçi maaşının ödenmemesinden dolayı çalışanlar 4857 sayılı İş Kanunu iş görme borcunun yerine getirmekten kaçınmıştır. 26.05.2018 tarihine kadar şantiye tatil edilmiş olup, sadece nöbetçi personel bulunacaktır’ ifadeleri yer aldı.
28 Mayıs tarihli yazıda da işçilerin maaşının hala ödenmediği belirtilerek işverenin işçi ücretlerini ödeyene kadar şantiyenin tatil sürecinin devam edeceği bildirildi.
Bu süreçte bizler şantiyeyi terk etmedik, eylem yaptık. 6 Haziran’da içeride olan iki aylık maaşımızın ödenmesi sonucunda işbaşı yaptık. Şimdi de taşeron firma olan DENFA’nın eylem yaptığımız süreçte sigorta primlerimizi ödemediğini ve iş akdimizin feshedildiğini öğrendik.
Şu anda üç vardiyadan toplam 70 kişi madende. Bizler sigorta primlerimizin yatırılmasını, maaşımızın ödenmesini talep ediyoruz. Yasal hakkımızı kullanarak iş görme borcunu yerine getirmedik. Yasal olarak bizler haklıyız.” (BirGün)
Torba Yasa’yla Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) ait maden sahalarının özelleştirilmesine karşı çıkan Zonguldak maden işçileri kendilerini ocaklara kilitledi. 2 bin madenci ocaktan çıkmama eylemi başlattı.
AKP iktidarının Türkiye Taşkömürü Kurumu’nu (TTK) özelleştirmesine ilişkin çabasının ardından Genel Maden İşçileri Sendikası’nın (GMİS) Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu ile yaptığı görüşmeden istenilen sonuç alınamamıştı.
TTK’nin tasarıdan çıkarılmasını isteyen maden işçileri eylem başlattı.
Gece 24.00-08.00 vardiyasında çalışan işçiler, sabah mesaileri bitmesine rağmen yer üstüne çıkmadı. Üzülmez başta olmak üzere Gelik, Karadon, Amasra, Kandilli işletmelerinde çalışan yaklaşık 2 bin işçi yer altından çıkmıyor.
GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, sendikanın eylem kararı almadığını, işçilerin kendilerinin örgütlenerek eylem başlattığını söyledi. Sendika olarak acil toplantı yaptıklarını belirten Demirci, toplantının ardından açıklama yapacaklarını kaydetti.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen torba yasa tasarısının, “TTK ile Türkiye Kömür İşletmeleri, uhdelerinde bulunan maden ruhsat sahalarını işletmeye, işlettirmeye, bunları bölerek yeni ruhsat talep etmeye ve bu ruhsatları ihale etmeye yetkilidir” şeklindeki 58’inci maddesi, Zonguldak’ta madenciler tarafından tepkiyle karşılanmıştı.
Genel Maden İşçileri Sedikası (GMİS), geçtiğimiz cuma günü binlerce madenci ile birlikte, kurumun özelleştirilmesinin önünü açan tasarıya tepki göstermişti.
Sabah vardiyasına gelen işçiler ise maden ocaklarının kapısında direnişe geçti. İşçiler Torba yasada yer alan 58. maddenin geri çekilmesini talep ediyor. Vardiya değişimi gerçekleştirilmiyor.