Etiket: maden kazaları

  • TMMOB Ankara İKK: İş cinayetlerinin asıl nedeni teknik değil, politiktir!

    TMMOB Ankara İKK: İş cinayetlerinin asıl nedeni teknik değil, politiktir!

    PİRHA – TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu(İKK), İş Cinayetleri İle Mücadele Günü nedeniyle yaptığı açıklamada hükümetin sorumluluklarına dikkat çekti. İş cinayetleri ve meslek hastalıklarının tamamen önlenebilir olduğunu belirten TMMOB, “İş cinayetlerinin, meslek hastalıklarının asıl nedeni teknik değil, politiktir!” vurgusunu yaptı.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ankara İl Koordinasyon Kurulu, İş Cinayetleri İle Mücadele Günü sebebiyle açıklama yaptı. “İş cinayetleri kaza değildir” vurgusunun yapıldığı yazılı açıklamada, işveren kesimin ihmallerine vurgu yapıldı.

    Siyasal hükümetin, iş cinayetleri konusunda kayıtsız kaldığına değinen TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, şu açıklamayı paylaştı:

    “3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak Kozlu’da kömür ocağında meydana gelen ve 263 emekçinin hayatını kaybettiği grizu patlamasının üzerinden 32 yıl geçti.

    Yine madenlerde, inşaatlarda, tarımda, ormanda, kimya sanayiinde, taşımacılıkta, tersanelerde, ticaret ve büro işyerlerinde iş cinayetlerini, işçi ölümlerini, katliamları konuşuyoruz.

    Ne yazık ki, insana, emekçiye, doğaya düşman olan düzen, emekçi ve doğa katliamı sürüyor.

    Özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, kuralsızlaştırma, denetimsizleştirme politikaları, çalışma, çalışma saatlerinin uzatılması/mesai saatlerinin uzatılması, çalışma ortamının düzensizliği, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması, etkin bir denetim sisteminin kurulmaması sonucunda meydana gelen ölümler, meslek hastalıkları, sakat kalma her geçen gün artıyor.

    Sermaye sınıfının temsilcisi siyasi iktidar, her iş cinayetinin ardından; ‘kader, fıtrat, kader planı, acı çekmeden güzel öldüler, bu mesleğin kaderinde var’ şeklinde açıklama yapmayı uygun gördü. Çünkü ölenler ne kendi evlatlarıydı ne de yakınıydı. Onların insan ve insan emeğine karşı kayıtsız tutumları iş cinayetlerini her geçen gün artırıyor.

    Analar, babalar kendilerinden önce evlatlarını toprağa koyuyor, binlerce çocuk yetim kalıyor, kadınlar hayat arkadaşlarını kaybediyor…

    İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini maliyet olarak gören işverenler, iş cinayetlerini kader diye dayatanlar, uyguladığı politikalarla ihmalkar davranan iktidar/siyasi irade bu cinayetlerin sorumlusudur.”

    “9 BİN ÖLÜM GİZLENMİŞTİR”

    13 Şubat’ta Erzincan İliç’teki altın madeni işletmesinde yaşanan ölümlere de dikkat çekilerek “ağır metallerin toprağa ve suya karışması ve bir çevre katliamının yaşanması da söz konusu” denildi. Madenler konusunda “Yıllardır, rutin değişmiyor” diyen TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, her gün 5 emekçinin, iş cinayetleri nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirtti. Açıklamanın devamında iş kazalarındaki oranlara dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’ya göre, meslek hastalıklarına bağlı ölümler, iş cinayetlerinin 6 katından fazladır. SGK’nin 2022 verilerine göre, ülkemizde 589.000 iş kazası meydana gelmiş, 953 meslek hastalığı tespit edilmiştir. İş kazalarından kayıt altına alınabilen ölüm sayısı bin 517 iken meslek hastalıkları kaynaklı ölüm sayısı ise 8’dir. Bu sayılar gösteriyor ki; Ülkemizde yılda en az 200-300 bin meslek hastalığı ve meslek hastalıklarından kaynaklanan 9 bin ölüm gizlenmiştir.

    İş cinayetlerinde her yaştan emekçi yaşamını kaybetmektedir. Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında 1 gün okulda, 4 gün işyerinde ‘eğitim’ de olan “öğrenci” lerinde işyerlerinde yaşamını kaybettiği haberlerine rastlamaktayız. Arda Tonbul, Ulaş Dumlu, Zekai Dikici, Ömer Çakar, Ömer Girgin, Murat Can Eryılmaz’ Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) adı altında çalıştırılırken işyerlerinde ölüme gönderilen çocuklardan bazıları… Açıkça ifade ediyoruz; MESEM bir eğitim projesi değildir, tamamen denetim dışı bırakılan ucuz çocuk işçilik projesidir.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, işçi katliamlarını, doğa katliamlarını sadece seyrediyor. Önlemek gibi bir kaygıları çabaları olmadığı gibi yaptıkları uygulamalarla deyim yerindeyse teşvik ediyorlar. Aynı şekilde Milli Eğitim Bakanlığı da çocuk ölümlerini seyretmeye devam ediyor.

     “YENİ CİNAYETLER YAŞANMAMASI İÇİN”

    2012 yılında T.B.M.M ‘de kabul edilen ve büyük iddialarla yürürlüğe konulan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hiçbir sorunu çözmemiş, sadece işçi sağlığı ve güvenliğini piyasalaştırmıştır. İşçi sağlığı ve güvenliği Ortak Sağlık Güvenlik Birimi (OSGB) olarak adlandırılan ticari kuruluşlara havale edilmiş, OSGB’ler de ücret karşılığı hizmet verdikleri işyerlerini hoşnut tutmanın çabasındadırlar.

    Son yıllardaki seçimler nedeniyle seçim öncesi sermayeyi rahatsız etmemek için seçimler öncesi denetim yaptırılmamaktadır. Son olarak 31 Mart yerel seçimleri öncesi denetimler tamamen durdurulmuş durumdadır. Denetlenen işyerlerinde yürürlükte olan iş mevzuatı nedeniyle idari işlem uygulanmamakta yalnızca süre verilmektedir. İş cinayetleri sonrası, işverenler caydırıcı ceza ile karşılaşmamakta mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları günah keçisi ilan edilmektedir. Güvenlik ve yargı makamları genellikle işveren/işveren vekili olmayan iş güvenliği uzmanları, ölen ve ölemeyen çalışanlar ölümlerin sorumlusuymuş gibi davranmaktadırlar.

    Ölmek değil, yaşamak istiyoruz!

    İş sağlığı ve iş güvenliği değil, işçi sağlığı ve iş güvenliği öncelikli olmalıdır.

    Bu ölümler kaza değil resmen cinayettir.

    İş cinayetleri ve meslek hastalıkları tamamen önlenebilir.

    İş cinayetlerinin, meslek hastalıklarının asıl nedeni teknik değil, politiktir!

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinin sağlanması için Devlet ve İşverenler Yükümlülüklerini yerine getirmelidir.

    Ölümleri önlemeyen, görmeyen bir sistemi yok edip her şeyi sil baştan yeniden kurgulamak düzenlemek ve yeni bir sistem kurmak gerekir.

    Artık yeter diyoruz.

    Son sözümüz de kendimize…

    Bu ölümleri ancak ve ancak işçiler, emekçiler, sendikalar, meslek örgütlerinin birlikteliği ve örgütlü mücadelesi önleyebilir. Yeni cinayetler yaşanmaması için hiçbir iş cinayetini unutmayacağız!

    Sorumluları, affetmeyeceğiz! Ve mutlaka bizlerden çalınan yaşamların ve emek sömürüsünün hesabını soracağız!”

    PİRHA/ANKARA

  • Kenanoğlu’ndan Bartın’daki maden kazasına ilişkin araştırma önergesi

    Kenanoğlu’ndan Bartın’daki maden kazasına ilişkin araştırma önergesi

    PİRHA – HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Bartın’da 41 madencinin yaşamını yitirdiği, 11 madencinin de yaralandığı grizu patlamasına ilişkin TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Bartın’ın Amasra ilçesinde 41 madencinin yaşamını yitirdiği, 11 madencinin de yaralandığı grizu patlamasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi. Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait maden ocağına dair Sayıştay raporlarındaki uyarılara dikkat çeken Kenanoğlu, yaşanan kazanın “katliam” niteliğinde olduğunu söyleyerek gerekli önlemleri almayan sorumluların tespit edilmesi ve yargı önüne çıkarılması amacıyla Meclis araştırma sürecinin başlatılmasını talep etti.

    ‘SORUMLULAR BELİRLENSİN’ TALEBİ

    Kenanoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu araştırma önergesinde “Türkiye’de maden kazalarında yaşamını yitirenlerin sayısı 1941 yılından bu yana 3 bini geçmiştir. Madenlerde yaşanan kazaların başlıca nedenleri arasında ise grizu patlaması, yangın ve göçük yer almaktadır. Amasra TTK işletmesinde yaşanan son kaza ise Sayıştay tespitlerine rağmen gerekli önlemler alınmadığı için ne yazık ki bir facia ile sonuçlanmıştır. Türkiye’de yaşanan maden kazalarının önlenmesi, kazalara sebep olan unsurların ortaya çıkarılması, Amasra maden kazasının bütün yönleriyle incelenmesi ve bu kazanın yaşanmasına sebep olan sorumluların belirlenmesi ve hukuk önünde yargılanması amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma sürecinin başlatılması gereğini arz ve teklif ederim.” ifadelerine yer verdi.

    “GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMADIĞI İÇİN…”

    Milletvekili Ali Kenanoğlu, araştırma önergesinin devamında “Bu kaza ne kader ne de fıtrattır. Düpedüz katliamdır” diyerek şöyle devam etti:

    “Siyasetin bürokrasiye müdahalesi sonucu oluşan kadrolaşma, liyakatsiz atamalar ve mühendislerin yetki ve sorumluluklarının yeterli ve doğru belirlenmemiş olması; yukarıda sıralanan sayısız soruna neden olmakta ve ne yazık ki bu tür facialar meydana gelmektedir.

    Madencilik sektörü bilim ve teknolojisi grizu patlamalarını önleyecek bilgi birikimine ve deneyimine sahiptir. Bu nedenle bu tip kazalar önlenebilir niteliktedir.

    2019 yılında kazanın yaşandığı Amasra Taş Kömürü İşletmesinde Sayıştay denetimlerine konu olan raporda; ‘2019 yılında müessesenin dengelenmiş üretim derinliği -300 metre olmuştur. Bu derinleşme, ani gaz degajı ve grizu patlaması gibi ciddi kaza risklerinin artmasına neden olmaktadır. Çalışılan damarların tamamında gaz içeriklerinin yüksek olduğu, dolayısıyla degaj kapasitelerinin de yüksek olduğu, arıza zonlarında riskin daha da arttığı bilinmektedir. Bu nedenle müessese ocaklarında ilgili mevzuat hükümlerinin yanı sıra ‘Kurum Degaj Yönergesi’ hükümlerinin titizlikle uygulanması gerekmektedir.’ denilmiş ve yine aynı Sayıştay raporunda ‘yeterli sayıda işçi hazırlanmadığı için iş güvenliğinin riske atıldığı’, Müessesede, iş zorluğu nedeniyle kanuni gerekliliklerin yerine getirilmesi durumunda işçilerin derhal emeklilik hakkını kullanması nedeni ile azalan işçi sayısına bağlı olarak, kömür kazı faaliyetinin yapıldığı ayaklarda yeterli sayıda işçi tertip edilemediği, bu durumun başta iş güvenliği olmak üzere üretim ve işgücü verimliliklerini düşürdüğü görülmüştür.’ denilmektedir.

    Sayıştay raporlarına da yansıyan tüm bu açık uyarılara rağmen gerekli önlemler alınmadığı için böylesine büyük ölümlü kazanın yaşandığı anlaşılmaktadır. 2019 Sayıştay raporuna yansıyan uyarıların neden dikkate alınmadığı, sorumluların neden önlem almadığı, kazanın olduğu anda metan gazı uyarı sisteminin çalışıp çalışmadığı, bu işyerinde kaç denetim yapıldığı, müfettiş raporlarına yansıyan eksiklilerin neler olduğu, bu işyerine kaç maden mühendisinin çalıştığı, işetmede özel sektörün bulunup bulunmadığı gibi bir dizi cevaplanması gereken soru işaretleri mevcuttur.

    Tüm bu nedenlerle, Amasra’da meydana gelen ve 41 işçinin yaşamını sona erdiren, 11 işçinin yaralanması ve büyük maddi zararlara sebebiyet veren maden kazasının bütün yönleriyle incelenmesi, bu kazanın yaşanmasına sebep olan sorumluların belirlenmesi ve hukuk önünde yargılanması amacıyla ve buna benzer kazaların bir daha yaşanmaması için bir Meclis Araştırma Komisyonun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyim.”

    PİRHA/ANKARA