Etiket: Maden ocağı

  • Samandağ’da taş ocağına tepki: Geleceğimiz için derhal kapatılmalı!

    Samandağ’da taş ocağına tepki: Geleceğimiz için derhal kapatılmalı!

    PİRHA- Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Çöğürlü Mahallesi sakinleri, 25 yıldır faaliyet gösteren taş ocağının yaşam alanlarını, doğayı ve insan sağlığını tehdit ettiğini belirterek, işletmenin derhal kapatılmasını talep etti.

    Hatay’ın Samandağ ilçesi Çöğürlü Mahallesi’nde bulunan taş ocağına karşı tepkiler büyüyor. Yaklaşık 25 yıldır faaliyette olan taş ocağının çevreye ve insan yaşamına ciddi zararlar verdiğini belirten mahalleli yurttaşlar, yetkililerin sessizliğine tepki göstererek basın açıklaması yaptı. Yurttaşlar, hem doğanın hem de insanların yaşam güvenliğinin tehdit altında olduğunu vurguladı.

    SİT ALANINA MADEN OCAĞI

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Mahallemiz sınırları içinde 25 yıldır faaliyet gösteren taş ocağı işletmesi hem çevreye hem de insan yaşamına duyarsız, etik ve vicdana aykırı biçimde çalışmalarını sürdürmektedir. Doğamızı, yaşam alanlarımızı, can güvenliğimizi ve sağlığımızı da tehdit eder hale gelmiştir. İki insanın hayatını kaybetmesine neden olan bu işletme faaliyetlerini sürdürmeye devam ederken, ne yazık ki yetkili kurumların gerekli adımları atmakta yetersiz kaldığını üzülerek gözlemlemekteyiz. Halkın özel mülkiyetlerine izinsiz girilmiş, birçok vatandaşın tapulu arazisi gasp edilmiştir. Üstelik işletmenin kurulduğu alanın bir kısmı sit alanı olarak tescillenmiş durumda olmasına rağmen, bu kültürel ve doğal miras yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
    İşletme, Asi Nehri’nin doğal yatağını daraltarak hem çevresel felaket riskini artırmakta hem de bölgenin ekosistemine ciddi zararlar vermektedir. Gün içinde köyümüzden yoğun şekilde geçen ağır tonajlı araçlar, evlerimize fiziksel zarar vermekte, kaldırımlar uygun taşımalarla başta çocuklar ve yaşlılar olmak üzere tüm halkın güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. Mevzuata aykırı olarak çalışma saatlerine uymayan işletme, gece geç saatlere kadar faaliyet göstererek mahalle halkına huzur bırakmamaktadır.
    25 YILLIK EZİYET SON BULSUN

    MAPEG tarafından kapatma kararı verilmiş olmasına rağmen, ‘iyileştirme’ adı altında çalışmasına devam etmesine göz yumulmuş, ancak geçen sürede hiçbir iyileştirme yapılmadığı açıkça görülmektedir. Dahası, başka bir mahalledeki kapatılan şubesinin araçları bu işletmeye yönlendirilerek trafik yoğunluğu ve çevre kirliliği daha da artırılmıştır.
    Mahalle halkı olarak defalarca ilgili tüm resmi kurumlara dilekçelerle başvurmamıza rağmen olumlu hiçbir geri dönüş alamadık. Bu hukuksuzluk ve yaşatılan bütün bu mağduriyet sonrası mahalle halkı olarak son çare olarak hukuki yollara başvurduk. Açtığımız davanın, işletmenin mevzuata aykırı şekilde faaliyet gösterdiği açıkça ortada olduğu için olumlu sonuçlanacağına inanıyoruz. Mahalle halkı olarak sabrımız tükenmiş durumda, 25 yıldır süren bu eziyetin artık son bulmasını istiyoruz. Canımız, sağlığımız, toprağımız, geçmişimiz ve geleceğimiz için bu taş ocağı derhal kapatılmalıdır.”

    PİRHA/ HATAY

  • Dipsizgöl halkı madene karşı ayakta: Doğamızı, geleceğimizi vermiyoruz!- VİDEO

    Dipsizgöl halkı madene karşı ayakta: Doğamızı, geleceğimizi vermiyoruz!- VİDEO

    PİRHA- Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl’de açılmak istenen maden ocağına karşı köylüler ve çevre savunucuları eylem yaptı. Yapılan eylemde “Bu bir ticaret değil, yaşam hakkı meselesidir. Doğamıza, kültürümüze ve geleceğimize sahip çıkıyoruz” denildi.

    Sivas’ın Zara ilçesindeki Dipsizgöl’de kurulması planlanan maden ocağına karşı tepkiler büyüyor. Maden projesinin köyün tek su kaynağını, tarım alanlarını, meralarını ve ormanlarını tehdit ettiğini belirten Dipsizgöl Çevre Koruma Platformu, kitlesel yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi.

    Yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasını paltform adına Handan Alkan okudu. Projenin hayata geçmesi halinde çok sayıda endemik bitki ve nadir hayvan türünün yok olma riskiyle karşı karşıya kalacağını belirten Alkan, “ÇED raporu köydeki 12 çeşme ve ana su kaynağını yok sayarak bilimsel ve hukuki gerçeklikten uzak bir şekilde hazırlanmıştır. Maden sahası, Dipsizgöl Köyü’ne yalnızca 2 km, en yakın yerleşime ise 400 metre uzaklıktadır. Yani proje doğrudan köylünün yaşam alanına yapılmak istenen bir saldırıdır” diye konuştu.

    Alkan; iklim krizinin derinleştiği, Türkiye’nin su fakiri olduğu bir dönemde doğa talanına izin vermeyeceklerini vurgulayarak mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.

    PİRHA/ZARA

  • Samut Baba Tekkesi’ndeki mermer ocağına tepki: Kutsallarımızdan elinizi çekin -VİDEO

    Samut Baba Tekkesi’ndeki mermer ocağına tepki: Kutsallarımızdan elinizi çekin -VİDEO

    PİRHA- Sultan Samut ocağı yol evlatları, Samut Baba Tekkesi’nde mermer ocağı yapılmasına tepki gösterdi. Açıklamada, “Samut Baba bir inanç merkezidir. Aleviler açısından ocağı, talibi, ikrarı olan sadece bölge halkının değil, tüm yurttan ziyaretçilerinin olduğu kutsal kabul edilen bir inanç merkezidir. Açılan mermer ocağı Sultan Samut’a, Samut Babaya bir saldırıdır” denildi.

    Sultan Samut ocağı yol evlatları, “Samut Baba Tekkesi’nde mermer ocağı istemiyoruz’ şiarı Sivas Kangal’da bulunan Samut Baba ziyaretine ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamaya; Ankara Dersimliler Derneği, Tuzluçayır Cemevi, Cemal Şahin Dede ve birçok yurttaş katıldı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi’nde yapılan açıklamayı Sultan Samut Ocağı Yol evlatları adına Hakan Samut okudu.

    DAD: SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    DAD Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, “Yaklaşık bir yıldır bu proje devam ediyor. Siyasi iktidar Alevilerin yoğun olduğu, inanç merkezlerimizin olduğu yerlerde, inancımıza karşı  projeler geliştiriyor. Kutsal alanlarımaza HES’ler ile, barajlar ile, maden aramaları ile bizlere göç politikalara uyguluyorlar. Açılmaması için, oradaki insanlarımıza, dogamıza, inancımıza zararlı olacağına dair yaklaşık 1 yıl önce mahkeme açılmış, buna rağmen çalışma devam ediyor” diyerek kurumsal olarak süreci takip edeceklerini kaydetti.

    “KUTSALLARIMIZDAN ELİNİZİ ÇEKİN”

    Sivas-Kangal Tekkeköy’de bulunan Samut Baba türbesinin olduğu alana yapılması planlanan mermer ocağının çevreye, doğaya, suya, yaşam alanlarına ve Samut Baba’ya zarar vereceğini belirten Hakan Samut, “Samut Baba bir inanç merkezidir. Aleviler açısından ocağı, talibi, ikrarı olan sadece bölge halkının değil, tüm yurttan ziyaretçilerinin olduğu kutsal kabul edilen bir inanç merkezidir. Açılan mermer ocağı Sultan Samut’a, Samut Babaya bir saldırıdır. Açılacak olan mermer ocağı köydeki yaşam alanlarına zarar verecektir. Samut Baba türbesinin etrafında bulunan su gözeleri kuruyacak ve Samut Baba ile özdeşleşen su gözelerinde yaşayan balıklar yok olacaktır. Samut Baba türbesinin hemen yanında 730 yıllık dut ağacı vardır. Bu dut ağacı Orman Genel müdürlüğü tarafından koruma altına alınmıştır. Bu Dut ağacı da maddened etkilenecek, zarar görecek, kuruyacak ve yok olacaktır” dedi.

    “YOLUMUZA, İNANCIMIZA AÇIK BİR SALDIRIDIR”

    Hakan Samut, geçimini tarım ve hayvancılık ile sağlayan köy halkının zarar gördüğünün altını çizerek, “Madenin tozundan köyde tarım bitmek üzeredir. Meralar işgal edilen ve madene açılan alanlarla birlikte hayvancılık bitecektir.Köy halkı ve çevre sakinleri tarafından büyük tepkiyle karşılanan bu proje yargıya taşınmış ancak bilirkişi raporu ve mahkeme kararı beklenmeden iş makinaları çalışmaya başlamıştır. Bu kutsal mekanımıza, yolumuza, inancımıza, değerlerimize, ocağımıza açık bir şekilde saldırıdır. Maden ocaklarının çevreye verdığı zararı İliç’ten Kazdağları’ndan, kuruyan ırmaklardan, yok edilen göletlerden, katledilen ormanlardan, bitirilen yaşam alanlarından biliyoruz. Tekke Köyü’ne, Samut Baba’ya açılan maden ocağı da aynı sonuçları doğuracak, yaşam alanlarına ve Samut Baba’ya zarar verecektir. Samut Babanın türbesinin yanındaki su gözeleri Tekke Köy’ne ve çevre köylere hayat vermektedir. Su gözelerinin yok olmasıyla tarım alanlarında kullanılan su yok olacaktır” diye ekledi.

    “SAMUT BABA SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

    Samut Baba’ya yapılan maden ocağının derhal kapatılması gerektiğini vurgulayan Samut, “Samut Baba bir inanç merkezidir. Aleviler tarafından kutsal bir mekan olarak kabul edilir. Kutsal mekanlarımızdan, ecdadımızdan, ocağımızdan, pirimizden kirli ellerinizi çekin… Samut Baba sahipsiz değildir” diyerek tepki gösterdi.

    “KÖY, MERMER MADENİ İLE İŞGAL ALTINDA”

    Yol yürütücüsü Cemal Şahin ise Aleviliğin 72 millete bir nazardan baktığını belirterek, iktidarın bu doğa talanından bir an önce vazgeçmesi gerektiğini, bu uygulamalar ile topluma, doğaya ve canlılara zarar verildiğini söyledi.

    Tekke Köyü’nden Zafer Tekkelioğlu, “Doğup, büyüdüğümüz köyümüz mermer madeni ile işgal altında. Köyümüz çevre köyler arasında, Sivas’ta doğa anlamında en güzel köydür. Özellikle şu kaynakları bakımından. Su kaynaklarının bir kaç şirketin kârı için feda edilmesine karşıyız. Mermer olmadan da, altın olmadan da insanlar yaşamlarını devam ettirmiştir. Toprak olmadan, canlı olmadan, hayvan olmadan yaşamak mümkün değil diyoruz. Biz mermere ya da üretime karşı değiliz ama biz sürdürülebilir, herkesin yararlanabileceği ekonomik politikalar istiyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Zara’da maden ocağına tepki: Şirketler para kazanacak diye göçe zorlanıyoruz!-VİDEO

    Zara’da maden ocağına tepki: Şirketler para kazanacak diye göçe zorlanıyoruz!-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Karadere diğer adıyla Karabel bölgesinde çıkarılan krom madeninden dolayı içme suları kirlenecek olan Beypınar ve İğdir köylüleri duruma tepki göstererek, içme suyunun ve doğalarının yok edildiğini belirttiler. “Bizim buradan gitmemizi istiyorlar” diyen köylüler, maden çalışmasının durdurulmasını istediler.

    Sivas’a bağlı Zara ilçesinin Beypınar, İğdir (Karabel Yöresi) halkı, köylerine yakın bir mesafede çıkarılan krom madenin içme suyunu tehdit ettiğini belirterek, maden çalışmasının durdurulmasını istedi. Köylüler, Karadere dedikleri alanda yürütülen çalışmalarda kazılardan kaynaklı suyun kesilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

    Aynı bölgede ÇED raporuyla mermerin de çıkarılacağını belirten köylüler, hem doğalarının hem de çıkarılacak olan mermer madeninin içme suyunu kirleteceğini söyledi. Köy halkı doğup büyüdükleri dağlarda atalarının yaşadıklarını ve inançlarını temsil eden türbelerin de olduğunu aktardılar.

    “SU KESİLİRSE KÖYLÜLERİN BURADAN TAŞINIP GİTMESİ LAZIM”

    Karabel bölgesinde bulunan İğdir Köyü Muhtarı Süleyman Sarıtaş, madenlerle ilgili olarak rahatsızlık duyduklarını söyleyerek, “2019’dan beri muhtarım. Suyumuz 20 km’den geliyor, 3 tane köyü besliyor. Bir damla suyumuz, başka içecek suyumuz yok. Eğer bu su kesilirse köylülerin taşınıp gitmesi lazım. Maden sahasında yapılan çalışmalardan dolayı suyumuz kesildi. Arızalardan kaynaklı 15 gün boyunca su eve gelmiyor” şeklinde konuştu.

     “MADENLER DOĞAYA BÜYÜK ZARAR VERİYOR”

    Karabel Federasyonu Başkan Yardımcısı Şükrü Öztürk de, “Bu bölgede madenler büyük tahribatlar oluşturuyor, doğaya büyük zararlar veriyor, doğamızı tahrip ediyor. Bu bölgede yeşilliklerin yok olduğuna tanık oluyoruz, sularımız kirleniyor” dedi.

    “TOPRAKALRIMIZI TERK ETMEK ZORUNDA KALACAĞIZ”

    Madenlerin bulunduğu alanda yer alan Beypınar Köyü Muhtarı Ercan Keklik ise yapılan başvurulara rağmen sonuç alınmadığını dile getirerek şu ifadelerde bulundu:

    “Yakın zamanda dinamitle patlatmalar olacak, buna yönelik başvurularımızı yaptık. Ne yazık ki bir sonuç alamadık. Örgütlü olarak bu işe destek vermemiz lazım. Bir iki köy ile olabilecek bir şey değil bu. Yetkililer bizi ciddiye almıyor. Suyumuz kesildiği zaman topraklarımızı terk etmek zorunda kalacağız. Yöre halkı olarak madenlerden çok rahatsızız. Madenlerden dolayı hayvancılık yapamıyoruz, çünkü doğamızın hepsi tahrip oldu.”

    ÇOCUKLAR HASTA OLMA RİSKİ YAŞIYOR

    Mahmut Akbulut adlı köylü de maden ocağıyla ilgili olarak, “Madenlerden çıkarılan kirli su ırmaklarımızı kirletiyor. Çocuklarımız orada yüzerken hasta oluyorlar. Eskiden biraz su alabiliyorduk, bu madenlerden dolayı su da içemez duruma geldik. Yazın halkımız buraya geldiğinde su problemi yaşıyor. Bütün sivil toplum kuruluşlarından destek bekliyoruz” diye konuştu.

    “ŞİRKETLER PARA KAZANACAK DİYE BİZ GÖÇE ZORLANIYORUZ”

    Maden sahası kurulan yerlerde çocukluğunun geçtiğini, buralarda anılarının olduğunu belirten Süleyman Keklik ise şunları kaydetti:

    “Buralar benim çobanlık yaptığım yer. Buralara baktığımda içim kan ağlıyor. Suyumuz kesilirse her şeyimiz bitiyor. Şirket sahipleri para kazanacaklar diye biz de göçe zorlanıyoruz. Bu anlayışa karşı durup, örgütlenmemiz gerekiyor. Seçim sürecinde buraya gelen siyasi partilerden destek bekliyoruz.”

    Hüseyin KELLECİ-Kamber YILDIZ/SİVAS-ZARA

  • Maden ocağında yaşanan göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

    Maden ocağında yaşanan göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

    PİRHA- Zonguldak’ta maden ocağında yaşanan göçük nedeniyle Şenol Zurnalı adlı işçi hayatını kaybetti.

    Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti, 1 işçi yaralandı. Gelik beldesinde özel işletilen maden ocağında henüz belirlenemeyen nedenle göçük meydana geldi. Mesai arkadaşları, mahsur kalan işçiler Savaş Onur ve Şenol Zurnalı’nın kurtarılması için çalışma başlattı. Bölgeye ayrıca 112 Acil Sağlık, AFAD ve jandarma ekipleri sevk edildi.

    Göçükten çıkarılan Savaş Onur, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaklaşık 1 saat süren çalışmanın ardından kurtarılarak aynı hastaneye götürülen Şenol Zurnalı ise yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

    Tedavisi süren işçi Savaş Onur’un hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Elazığ’da maden ocağında göçük: Üç işçi toprak altında

    Elazığ’da maden ocağında göçük: Üç işçi toprak altında

    PİRHA- Elazığ’ın Palu ilçesinde bir maden ocağında göçük meydana geldi. İlk belirlemelere göre üç kişinin toprak altında kaldığı belirtilirken, bölgeye AFAD, UMKE, 112 Acil Sağlık ve güvenlik güçleri sevk edildi.

    Elazığ’ın Palu ilçesinde bir krom maden ocağında göçük meydana geldi. İlk belirlemelere göre üç kişi toprak altında kalırken, bölgeye AFAD, UMKE, 112 Acil Sağlık ve güvenlik güçleri sevk edildi.

    Göçükle ilgili konuşan Elazığ Valisi Ömer Toraman, “Göçük altından bir işçimiz kurtarıldı, 3 işçi için çalışma sürüyor. Ekiplerimiz olay mahallinde. Burası krom madeni ocağı” dedi.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yapılan açıklamada, “Elazığ ilimiz Alacakaya bölgesinde bir maden ocağında göçük meydana gelmiş olup ilk belirlemelere göre 3 maden işçisinin göçük altında kaldığı bilgisi alınmıştır. Olay bölgesine AFAD, İtfaiye, Jandarma ve 112 Acil Sağlık Ekipleri sevk edilmiştir. Gelişmeleri takip ediyoruz” denildi.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • DEM Parti’den kanun teklifi: Siyanürle altın arama yöntemi Türkiye’de yasaklanmalı

    DEM Parti’den kanun teklifi: Siyanürle altın arama yöntemi Türkiye’de yasaklanmalı

    PİRHA- Meclis’e verdikleri kanun teklifinde siyanürle altın aramanın ekoloji ve halk sağlığı açısından ciddi riskler içerdiğini belirten DEM Parti Grup Başkanvekilleri, siyanürle altın arama yönteminin Türkiye’de yasaklanması gerektiğini kaydetti.  

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ile Sezai Temelli, siyanürlü altın madenciliğinin yasaklanması için Meclis’e kanun teklifi verdi. Kanun teklifinin gerekçesinde siyanürlü altın madenciliğinin ekoloji, halk sağlığı ve işçi sağlığı açısından geri döndürülemez hayati riskler yarattığı belirtildi.

    “HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN RİSK İÇERİYOR”

    Kanun teklifinin gerekçesinde şunlar ifade edildi:

    “Altın madenciliği, ekoloji ve halk sağlığı açısından ciddi riskler içermektedir. Geleneksel madencilik yöntemlerinin yanı sıra, son yıllarda yaygınlaşan siyanürlü altın madenciliği, özellikle doğaya ve insan sağlığına büyük zararlar vermektedir. Bu nedenle, siyanürle altın aramanın yasaklanması gerekmektedir.

    “SİYANÜR, EKOSİSTEME, DOĞAL SU KAYNAKLARINA, TOPRAĞA ZARAR VERMEKTEDİR”

    Düşük maden potansiyeline sahip yataklarda genellikle siyanür kullanılmaktadır. Bu işlemde, kayaçtan çıkarılan cevher siyanür ile işlenir ve bu süreç altını çeker. Geriye kalan siyanürlü atık, su ile temizlenerek tekrar kullanılmak üzere bir havuzda saklanır. Siyanürle altın arama yöntemi, genellikle büyük açık maden ocaklarında uygulanmaktadır. Bu yöntemde, cevher siyanürle işlenerek altın çıkarılmaktadır. Ancak, bu işlemin sonucunda büyük miktarlarda siyanür içeren atık sular ortaya çıkmakta ve bu atık sular doğal su kaynaklarına, topraklara ve ekosistemlere zarar vermektedir. Siyanür, sıcak kuru havada son derece uçucu bir maddedir ve kaynama noktası 26°C’dir. Siyanür, toprak ve su canlıları için son derece zehirli bir madde olup, ekosistemde korkunç bir tahribata yol açmaktadır. Ayrıca, siyanürle altın arama süreci atmosfere de zararlı gazlar salmaktadır, bu da hava kalitesini olumsuz etkilemektedir.

    “SİYANÜRLE ALTIN ARAMA TÜRKİYE’DE YASAKLANMALI”

    Siyanürle altın aramanın ekoloji ve halk sağlığı açısından ciddi riskler içerdiği açıktır. Bu yöntemin yasaklanması, çevre ve insan sağlığının korunması açısından hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle, ‘Siyanürlü Altın Madenciliğinin Yasaklanması Kanunu’ ile siyanürle altın arama yönteminin Türkiye’de yasaklanması gereklidir. Bu kanun, tüm canlı ve cansız bileşenleri ile birlikte ekolojiyi, doğayı, insanı ve emeği önceliklendirmeyi ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılmasını sağlayacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İliç’te altın madeni faciası nedeniyle Anagold Madencilik’in lisansı iptal edildi

    İliç’te altın madeni faciası nedeniyle Anagold Madencilik’in lisansı iptal edildi

    PİRHA- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Erzincan İliç’te meydana gelen maden faciası nedeniyle Anagold Maden ocağının çevre izin ve lisans belgesini iptal etti.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait siyanürlü altın madeni sahasında 13 Şubat’ta siyanür ve sülfürik asit dağı göçtü. 10 milyon metreküp toprak, 200 metrelik yamaçtan 800 metre boyunca aktı. İçişleri Bakanlığı, 9 işçinin toprak altında kaldığını açıklarken, kayıp işçilere ulaşılamadı. Dereye akan toprağın kaldırılmasının aylar sürebileceği belirtilirken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise, patlama sonucu “En az 400 bin kamyona ihtiyaç var” diyerek, kayıp işçilere ulaşılmasının zor olacağını itiraf etti.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Erzincan İliç’te meydana gelen maden faciası nedeniyle Anagold Maden ocağının çevre izin ve lisans belgesini iptal etti.

    Karara gerekçe olarak; siyanür ve sülfürik asit dağının çökmesinin ardından yığın linç sahasında bulunan malzemenin Sabırlı deresi ve ocak sahasına doğru akmasından ötürü lisans şartlarının ortadan kalkmasına neden olduğunun tespit edildiğinden maden ocağının çevre izin ve lisans belgesinin iptal edildiği kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tülay Hatimoğulları: İliç, ikinci bir Çernobil’dir-VİDEO

    Tülay Hatimoğulları: İliç, ikinci bir Çernobil’dir-VİDEO

    PİRHA-DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyet, toprak kaymasının meydana geldiği İliç’e bağlı Çöpler köyünde açıklama yaptı. İktidarın leblebi dağıtır gibi maden şirketlerine ruhsat dağıttığını belirten DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “İliç, ikinci bir Çernobil’dir. İktidar göz göre göre gelen bir cinayete imza atmıştır” dedi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde dün meydana gelen toprak kaymasında kaybolan işçileri arama kurtarma çalışmaları sürüyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindekiler, maden faciasının yaşandığı köye geldi.

    “İLİÇ, İKİNCİ BİR ÇERNOBİL’DİR”

    İktidarın leblebi dağıtır gibi maden şirketlerine ruhsat dağıttığını belirten Tülay Hatimoğulları, “Köylüler ve doğa savunucularının tepkilerine rağmen iktidar sermayeyi korudu. İktidar bilim dışı birçok ÇED raporunun da hayata geçmesine olanak sağladı. Ülkemizde çok büyük bir deprem yaşadık ve üzerinden sadece 1 sene geçti. Ancak kimyasalların kullanıldığı böyle madencilik yapan şirketlerin önü iktidar tarafından açılıyor. Bilim insanlarının yapması gereken incelemeye izin vermeyerek hiçbir şey değişmiyor. İliç, ikinci bir Çernobil’dir. İktidar göz göre göre gelen bir cinayete imza atmıştır” dedi.

    “İLİÇ’TEKİ MADEN OCAĞI KAPATILMALIDIR”

    İktidardan yargı yoluyla hesabını soracaklarını ifade eden Hatimoğulları, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Canlı yaşamını hiçe sayan bu iktidarı halkımıza şikayet ediyoruz. Bizler toprağımızın her karışına ve suyumuzun her damlasına sahip çıkacağız. Bu şekilde doğamızın, canlılarımızın katledilmesine izin vermeyeceğiz. Derhal İliç’teki maden ocağı kapatılmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Anamur’da köylülerin direnişi sonucu ÇED toplantısı yapılmadı-VİDEO

    Anamur’da köylülerin direnişi sonucu ÇED toplantısı yapılmadı-VİDEO

    PİRHA- Mersin’in Anamur ilçesine bağlı Korucuk, Emirşah ve Ovabaşı Mahallelerinde yapılmak istenen ÇED toplantısı köylülerin direnişi sonucu yapılmadı. Köylüler “Maden ocağı istemiyoruz” dedi.

    Maden ocağı ve Akkuyu Nükleer Santrali’nin tehdidi altında olan Mersin’de köylüler ve çevreciler doğa talanına dur demeye devam ediyor.

    Mersin’in Anamur ilçesine bağlı Korucuk, Emirşah ve Ovabaşı Mahallelerinde Güngörler Madencilik tarafından işletilmesi maksadıyla yapılmak istenen Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısı köylülerin ve çevrecilerin tepkisiyle yapılamadı.

    Köy meydanında bir araya gelen köylüler “Maden ocağı istemiyoruz” diyerek, yaşam alanlarına sahip çıktı.

    PİRHA/MERSİN

     

  • İskenderun Akarca’da halk kalker ocağı istemiyor: Suyumuz içilemez halde-VİDEO

    İskenderun Akarca’da halk kalker ocağı istemiyor: Suyumuz içilemez halde-VİDEO

    PİRHA- Hatay’ın İskenderun ilçesine bağlı Akarca mahallesinde yapılmak istenen kalker maden ocağına ilişkin ÇED toplantısı bütün itirazlara karşın yapıldı. Toplantının korsan olduğunu belirten köylüler, yaşam alanlarını sonuna kadar koruyacaklarını söyledi.

    Yılda 6 milyon ton kalker madeni çıkarılması beklenen ve Hatay’ın İskenderun ilçesine bağlı Akarca mahallesinde yapılmak istenen maden ocağına köylüler tepkili. Ormanlık alanın yok edileceğini belirten köylüler ve çevre örgütlerinin, ÇED toplantısının yapılacağı alana girişi engellendi.

    Jandarmanın yığınak yaptığı ÇED toplantısına alınmayan yurttaşlar duruma tepki gösterdi. Köylerinde ve yaylalarında maden ocağı istemediklerini belirten yurttaşlar gerekli itirazları yapacaklarını ve ormanların ve yaşam alanlarının yok olmasına izin vermeyeceklerini ifade etti.

    ÇED toplantısının korsan bir çekilde yapıldığını ve köylülerin itirazların dinlenmediğini söyleyen İskenderun Çevre Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara, “Biz Akarca bölgesinde yaşayanlar, hali hazırda var olan maden ve taş ocaklarından, sanayi tesislerinden rahatsız olduğumuzdan, meyve bahçelerimiz, zeytin ağaçlarımız zarar gördüğü için, suyumuzun içilemez hale geldiğinden kalker ocağı açılmasını istemiyoruz. Mahallemizin içinden geçen ağır tonajlı kamyonlar çocuklarımız için tehlike arzetmekte, toz ve pisliğinden yaşayamaz hale gelmiş bulunuyoruz. Evlerimizin duvarlarında, kolonlarda geniş çaplı yarıklar oluştu. İskenderun Çevre Koruma Derneği olarak ÇED sürecine ilişkin itirazlarımızı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ileterek sürecin takipçisi olacağız” dedi.

    PİRHA/HATAY

  • Yargı, Beypazarı’nda taş ocağı yapılmasına izin vermedi

    Yargı, Beypazarı’nda taş ocağı yapılmasına izin vermedi

    PİRHA – Beypazarı Doğanyurt Mahallesi’nde ekolojik dengeyi bozacağı belirtilen kalker ocağına karşı verilen hukuk mücadelesi kazanımla sonuçlandı.

    Ankara 18. İdare Mahkemesi, Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve köylülerin açtığı dava sonucunda, Beypazarı Doğanyurt Mahallesi yakınlarında kurulması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi için 17 Nisan 2020’de verilen “ÇED gerekli değildir” kararının doğal hayatı yok edeceğini belirterek, dava konusu işlemi iptal etmişti. Ankara Valiliği iptal kararını Danıştay’a taşımıştı. Danıştay 6. Daire de Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin kararını onadı. Böylece yargı bir kez daha Beypazarı’nda taş ocağı için doğa katliamı yapılmasına izin vermedi.

    “KAZANAN KAMU YARARI OLDU”

    Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Köylüler çok uzun süredir bölgede, ormanına, suyuna ve toprağına sahip çıkmak için mücadele ediyor. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak başından beri köylülerin haklı mücadelesinin yanındayız. Bilim ve teknikten aldığımız güçle, Ankara Valiliği’nin Beypazarı Doğanyurt Mahallesi yakınlarında kurulması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi için verilen ÇED gerekli değildir kararını yargıya taşımıştık. Bilirkişiler raporda adeta ders vererek, doğal varlıkların geri dönülemez şekilde kaybedileceği ortaya koymuştu. Haklılığımız bir kez daha yargı nezninde tescillendi, mahkeme kararı kesinleşti ve kazanan kamu yararı oldu” diye konuştu.

    BÖLGENİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKİLDİ!

    Candan, söz konusu şirketin valiliğe sunulan ÇED dosyasında işletme ruhsatı aldıktan sonra sürekli değişiklikler yaptığını ve alanın orman olduğunu gösteren belgelerin ortadan kaldırıldığını hatırlattı. Candan, alanın önemine ilişkin ise şu bilgileri verdi:

    “Köyün havası ve suyu mükemmel olup, Beypazarı’nda yaşayan astım hastaları bu köye gelip ev yaptırıp yaşamaktalar. Taş ocağı ve kullanıldığı yol, bağ bahçe, bostanlar ekili olup, sadece bu bölgede yetişen Ankara armudu ve ovaca gibi yöresel meyveler; ceviz, elma, kiraz vb. bu bölgededir. Yüksek yayla formunda olan bölgenin tertemiz havası sayesinde civarın en kaliteli balları burada yetişmektedir. Bu bölge, diğer köylerin, yaylalara ve köylerine geçiş vadisidir. Bölge aynı zamanda yabani hayvanların da ormana ve bölgeye en büyük geçiş yoludur ve burada koruma altında olan ayı, kızıl geyik, vaşak, kurt karaca vb. birçok memeli tür ve yırtıcı kuşların da tamamının yaşamını sürdürdüğü bir bölgedir. Yaşaması ve korunması için coğrafi bölge yapısına sahiptir. Bölge Ankara tiftik keçisinin en kaliteli yetiştirildiği yerlerden biridir. Mikro klima özellikler taşıyan coğrafi iklime sahiptir. Hayvanları suladıkları ve dinlendirdikleri 5 adet su pınarı taş ocağına ekli olup, bir kısmı da yol üzerindedir. Bölgede 55 endemik bitki türü vardır, bitki çeşitliliği yüksektir. Sadece ruhsat alanında bile IUCN kırmızı listesinde bulunan en az 14 bitki türü tespit edilmiştir.”

    PİRHA/ANKARA

  • 41 madencinin yaşamını yitirdiği Amasra’ya girişler yasaklandı

    41 madencinin yaşamını yitirdiği Amasra’ya girişler yasaklandı

    Maden faciasının yaşandığı Amasra’ya girişler Bartın Valiliği tarafından yasaklandı.

    Bartın Valiliği, 14 Ekim Cuma günü Amasra ilçesindeki Taşkömürü Müessese Müdürlüğü’ne ait maden ocağında meydana gelen maden faciası nedeniyle farklı kentlerden gelecek kişilerin eylem yapacağını iddia eden valilik kente girişleri yasakladı.

    Açıklamada, çeşitli eylem ve etkinliklere katılmak üzere Bartın’a geldiği değerlendirilen şahısların, bireysel veya toplu bir şekilde muhtelif araçlarla Amasra ilçesi mülki sınırları içerisine girişlerinin 22 Ekim Cumartesi günü saat 00.01’den 24 Ekim Pazartesi günü saat 23.59’a kadar yasaklandığı ifade edildi.

    Amasra’da 41 işçinin yaşamını yitirdiği maden katliamına ilişkin sahada incelemelerde bulunan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ise, mühendislerin patlamayı işçilerin hatası olarak göstermeye çalıştığını ve bilgisine başvurulanların çelişkili beyanlarda bulunduklarına dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

  • AKD Soma Cemevi başkanı ve dedesinden Başaran Aksu’ya tepki: İspata çağırıyoruz-VİDEO

    AKD Soma Cemevi başkanı ve dedesinden Başaran Aksu’ya tepki: İspata çağırıyoruz-VİDEO

    PİRHA- Bağımsız Maden İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, katıldığı bir televizyon programında, “Cemaat, caminin imamı, cemevinin dedesi, madencinin babası, muhalefet partileri, devletin bürokrasisi oradaki güçlü şirketlerin yanında” iddiasında bulundu. Bu iddiaya AKD  Soma Cemevi Başkanı Aysun Gökçe ve AKD Soma Cemevi dedesi Hayrettin Demir, tepki göstererek, “Başaran Aksu’nun kurumumuza ve dedemize yönelik iddaları asılsızdır” diyerek, Aksu’yu ispata çağırdılar.

    Bağımsız Maden İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, katıldığı Halk TV yayınında Bartın’da yaşanan ve 41 madencinin yaşamını yitirmesine neden olan faciaya ilişkin konuşmasında cemevi dedesinin sömürü çarkında yerinin olduğunu iddia etti. Aksu, “Soma’yı anlatacağım. Soma faciası olduğunda sendika kendisini patronlarına satmış. İşçilerin karşısındaki toplulukları anlatacağım. Cemaat, caminin imamı, cemevinin dedesi, madencinin babası, muhalefet partileri, devletin bürokrasisi oradaki güçlü şirketlerin yanında” dedi.

    Aksu’nun konuşmasında geçen “Cemevinin dedesi patronların yanında” iddiasına dair AKD Soma Cemevi Başkanı Aysun Gökçe ve AKD Soma Cemevi dedesi Hayrettin Demir, PİRHA‘ya konuştu.

    AKD  Soma Cemevi Başkanı Aysun Gökçe, Aksu’nun sözlerinin doğru olmadığını belirterek, “Halk Tv de canlı yayında yaptığı açıklamalar kesinlikle doğru değildir. Dedemize söylemiş olduğu ithamlar doğru değildir. Cemevi dedemiz ve cemevimiz yönetimi ailelerin yanında olmuştur. Kendisini ispata davet ediyoruz. Bizi karalayamaz. Böyle sendikacılık olmaz. Bahsettiği hangi dedeyse açıklasın. Bizim dedemiz Hayrettin Demir’dir. Biz cemevi olarak sadece Soma faciasında yaşamını yitiren ve yaralananların yanında durmadık, aynı zamanda bir gecede işsiz kalan 2831 işçinin de yanında olduk. Başaran Aksu’nun kurumumuza ve dedemize yönelik ideaları asılsızdır” dedi.

    AKD Soma Cemevi dedesi Hayrettin Demir de, maden kazası olduğunda madende çalıştığının altını çizerek, “Benim çalıştığım madem E.L.İ müessesine  bağlı Dereköy Şube Müdürlüğüne bağlı  kamu kurumuna bağlı bir işletmeydi. Soma’daki facianın yaşandığı yer ise özel sektöre ait olan bir işletmeydi. Orada yaşamını yitirenler emekçiler de bizim arkadaşlarımızdı. Biz hiçbir zaman o işverenin tarafında olmadık, emekçilerin tarafında olduk” diye konuştu.

    Aksu’ya yüzleşme çağrısı yapan Demir, “Dediği gibi bir şey varsa, o zaman yüzleşelim. Faciadan sonra işçi haklarını arayan arkadaşlarımız eylem yaptılar. Biz eylem yapan arkadaşlara destek olduk. Olduk ki onlar da haklarını alsınlar” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN-Diren KESER/PİRHA

     

     

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Amasra’da yaşanan kader değil; katliam!-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Amasra’da yaşanan kader değil; katliam!-VİDEO

    PİRHA- Bartın’da yaşanan ve 41 işçinin hayatını kaybettiği, onlarcasının da yaralandığı maden faciasına ilişkin açıklama yapan Dersim Emek Ve Demokrasi Platformu, yaşananın kaza, kader değil, bir katliam olduğuna dikkat çekti. Açıklamada, “Amasra’daki işçi katliamının sorumluları hesap verene kadar sesimizi yükseltmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi. 

    Dersim Emek Ve Demokrasi Platformu, Bartın’da yaşanan ve 41 işçinin hayatını kaybettiği, onlarcasının da yaralandığı maden faciasına ilişkin Sanat Sokağı’nda açıklama yaptı.

    “KİM BU SORUMLULAR?”

    Açıklamayı platform adına EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu. Tekin, yaşananın kaza, birilerinin ısrarla tekrar ettiği gibi kader değil, katliam olduğunun altını çizerek, “İşçilerin sağlığını ve hayatını hiçe sayan patronların ve onların emrinde olan iktidarın kâr hırsı, rant düzeni, denetimsizliği, kasti ihmalleri yüzünden göz göre göre yaşanan  iş cinayetlerinin, işçi katliamlarının hesabını soran, bu katliamlar bir daha yaşanmasın, sorumlular cezalandırılsın, işçilerin sağlığı ve güvenliği için gereken önlemler alınsın diyenler provokatörlükle suçlanıyor. Kim tarafından? Bu katliamın sorumluları tarafından! Peki kim bu sorumlular? Maden ocaklarını denetlemeyen, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini hiçe sayan, patronların sömürü çarkı dönsün diye yerin altını, üstünü işçilere mezar eden rejimin ta kendisidir!” dedi.

    Amasra’da meydana gelen patlama için iş kazası, facia, kader diyenler veya bu toplu katliamın kurbanı olan işçileri ‘maden şehidi’ gibi uyduruk ifadelerle ananlar, bu olayı basitleştirmeye çalışarak asıl sorumluları ve iktidarın iş sağlığı ve güvenliği politikasını, yani resmî kurumları aklama çabası içinde olanlar olduğuna dikkat çeken Tekin, yaşanan katliama kaza denilerek, asıl sorumluların cezasız bırakılmak istendiğini belirtti.

    İŞÇİ KATLİAMLARININ BAŞ SORUMLUSUAKP-MHP İKTİDARIDIR

    “İşçi ölümlerinin asıl sorumlusu AKP-MHP iktidarının yarattığı bu rant rejimidir!” diyen Tekin, şunları ifade ettti:

    “Bartın’da işçiler, en başta iktidarın denetimsizlik, ihmaller, daha önce yaşanan katliamlardaki cezasızlık ve sorumluları koruma politikası yüzünden ölmüştür. Soma’nın üzerinden 8 yıl geçti. Şu an tutuklu sanık bulunmuyor. Yargıtay “olası kast”tan patronlara yüzlerce yıl ceza verdi. Birileri devreye girdi. Patronları kurtarmak için yargıtay üyelerini değiştirdiler. Suçu “bilinçli taksir”e çevirip patron Can Gürkan’ı kurtardılar. Ama Soma’nın avukatları Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı cezaevinde.

    İşçi katliamlarının baş sorumlusu olan AKP-MHP iktidarı yargı sopasıyla gerçeklerin üstünü örtmek ve toplumu sessizliğe gömmek istese de, hakikatler açığa çıkmaya ve bizler tarafından dillendirilmeye devam edecektir.

    Başta maden işçileri olmak üzere, örgütlenmedikçe, sorumlulardan hesap sorma bilincini geliştirmedikçe, insanca yaşanabilir iş yerlerini sokaklarda talep etmedikçe, işçilerin öz örgütlenmeleri olan sendikalarda örgütlenip birlik olunmadıkça, başka bir Bartın Katliamı’nın yaşanması kaçınılmazdır. Çalışırken iş cinayetine kurban olmamak için, insana ve insan sağlığına yakışır iş yerleri için sınıf bilinciyle örgütlenmekten başka çaremiz yoktur.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, Bartın’da hayatını kaybeden işçi kardeşlerimiz için bir kez daha Türkiye işçi sınıfına ve halklarımıza baş sağlığı diliyoruz. Bizler, maden ocaklarında ortaya çıkan denetimsizlik, dizginlenmeyen kar hırsı ve işçi sağlığı ile iş güvenliği hususlarındaki keyfiyet sonucunda ortaya çıkan Amasra’daki işçi katliamının sorumluları hesap verene kadar sesimizi yükseltmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • İskenderun Akçay’da yapılmak istenen maden ocağına ret!

    İskenderun Akçay’da yapılmak istenen maden ocağına ret!

    PİRHA-İskenderun’un Akçay Mahallesi’nde kurulmak istenen ve Temmuz ayında başvurusu yapılan maden ocağına izin çıkmadı. 

    Hatay’ın İskenderun ilçesinde bulunan Akçay Mahallesi’nde bir den çok taş ve mermer ocakları bulunurken, bir yenisi daha yapılması için başvuru yapıldı.

    Yapılan başvuruya mahalle sakinleri ve çevre örgütleri karşı çıkarak, faaliyet gösteren mevcut işletmelerin bölgenin havasını, suyunu meyve bahçelerini ve orman alanlarını geri dönülmez şekilde tahrip ettiğine, İskenderun limanı üzerinden yapılan sevkiyatlarının ortaya çıkardığı kirlilik, gürültü, egzoz emisyonları, demir çelik fabrikaları ve yan kuruluşları ile enerji santrallerinin varlığı bölgeyi kümülatif olarak olumsuz anlamla etkilediğine dikkat çekti.

    İskenderun’u çevreleyen Amanos Dağları’nın endemik bitki örtüsü ve coğrafi yapısı nedeni ile özel bir ilçe olduğuna vurgu yapan yurttaşlar ve çevreci örgütler, Akçay’a özel meyvelerden biri olan ‘’Akçay portakalı’’nın sembolik ve özel bir meyve olduğunu, bölge insanlarının geçimlerini meyvecilik ve bahçecilik ile sağlamakta olup yaylaların varlığı vazgeçilmez derecede önemli yaşam alanları olduğuna işaret ettiler.

    İskenderun Körfezi’ni çevreleyen dağlarının limana ve sanayi alanlara yakın mesafesi, güzide ve el değmemiş dağlarında ve yaylalarında,  hatta yaşam alanlarında taş ocağı faaliyetleri için başvuruları her geçen gün arttığını belirten yurttaşların mücadelesi sonuç verdi.

    Temmuz ayı içerisinde yapılan mermer ocağı  başvurusuna “Söz konusu Mermer Ocağı ile ilgili süreç ÇED Yönetmeliği’nin 6. maddesi 4. bendi (Bu yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tesbit edilmesi halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır) gereğince ÇED süreci  sonlandırılmıştır” kararı verildi.

    Kararı değerlendiren Akçay Çevre ve Sosyal Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Bebek ve İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara, verilen kararın önemli olduğunu ve yurttaşların mücadelesi sonucu bu kararın alındığına işaret ederek, “İskenderun için ses vermeye devam edeceğiz” dediler.

    PİRHA/İSKENDERUN

  • Dağların sırtında bir köy kütüphanesi ışık saçıyor-VİDEO

    Dağların sırtında bir köy kütüphanesi ışık saçıyor-VİDEO

    PİRHA-Hatay’ın Arsuz ilçesine bağlı Höyük köyünde imece yoluyla kurulan kütüphanede 7’den 70’e yurttaşlar yararlanıyor. Kütüphane çeşitli etkinliklerle de çekim merkezi haline getiriliyor.

    Hatay’ın Arsuz ilçesine bağlı Höyük köyü maden ocakları ve HES projeleriyle tehdit altında. Köy halkı ve ekolojistler doğa talanına karşı mücadelelerine devam ederken, diğer yandan kültür, sanat çalışmalarını da sürdürüyorlar.

    Köy halkı ve köy halkıyla dayanışma içinde olan yurttaşlar Höyük Kültür, Sanat, Doğa ve Dayanışma Derneği’ni kurarken, Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan çok amaçlı salonun bir bölümünü kendi imkanlarıyla kütüphaneye dönüştürdü.

    Yüzlerce kitabın olduğu kütüphaneye ilişkin bilgi veren köyün gençlerinden Ali, gönüllü yurttaşlar tarafından kitapların toplandığını ve raflarından marangozlar tarafından ücretsiz yapıldığını aktararak, haftanın iki günü açılan kütüphaneye ilgini yoğun olduğunu ifade etti.

    Sadece kendi köylerinden değil, çevre köy ve ilçeden de kütüphaneye gelindiğini dile getiren Ali, kütüphanede resim, müzik, tiyatro ve bağlama atölyelerinin yapıldığını söyledi.

    Diren KESER/HATAY

     

     

  • ‘Ekolojik yıkıma karşı halkın direnişi her zaman kazanacaktır’-VİDEO

    ‘Ekolojik yıkıma karşı halkın direnişi her zaman kazanacaktır’-VİDEO

    PİRHA- İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara, verimli toprakların ve doğal güzelliklerin bulunduğu bölgenin, yaşanan kirlilikten ve talan projelerinden kaynaklı yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduklarını vurgularken, Akçay Çevre ve Sosyal Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Bebek de, “şu an sadece yaşam alanlarımızı korumaya çalışıyoruz. Biz yaşamak istiyoruz. Bir avuç insan kar edecek diye biz yaşam alanlarımızdan nasıl vazgeçeriz” dedi.

    Hatay’ın Erzin ilçesinden Arsuz’a kadar eko-sistemi tahrip eden ve edecek olan faaliyetler yapılıyor. Maden ocaklarından, çevreyi kirleten fabrika atıklarına kadar, doğayı ve canlı yaşamını tehdit eden talan projelerine karşı çevre örgütleri ve yurttaşlar tepkili.

    Höyük’ten Akçay’a kadar bir çok alanda mücadele eden ekolojistler eko-sistemi yok edecek olan projelere karşı kesintisiz direniyor.

    İskenderun’da ekoloji mücadelesi veren İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara ve Akçay Çevre ve Sosyal Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Bebek İskenderun’da yaşanan çevre sorunlarını ve mücadele süreçlerini aktardı.

    “DİRENİŞİ KENDİ BÖLGENİZDE BAŞLATTIĞINIZ ZAMAN KAZANIM MUTLAKA OLACAKTIR”

    İskenderun Çevre Koruma Derneği Başkanı Nermin Yıldırım Kara, İskenderun Körfezi’nin Aliağa ve Dilovası’ndan sonra hava kirliliğinden kaynaklı kırmızı alarm veren yerlerin başında geldiğini belirterek, “Birden fazla çalışan termik santrallerinden maden ve taş ocaklarının varlığı halk sağlığını ve doğayı ciddi tehdit etmekte” dedi.

    Nermin Yıldırım Kara, verimli toprakların ve doğal güzelliklerin bulunduğu bölgenin, yaşanan kirlilikten ve talan projelerinden kaynaklı yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduklarını vurgulayarak, “Bu siyasal bir tercih. Bizler bun tercihe karşı mücadele ediyoruz. Direnişi kendi bölgenizde başlattığınız zaman kazanım mutlaka olacaktır. Çünkü halk zeytinin, toprağını, ağacını korumak istiyor. Dolayısıyla hem Türkiye’de hem de bölgemizde yurttaşlar mücadele ediyor” diye konuştu.

    “BİZ YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Akçay Çevre ve Sosyal Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Bebek ise, Akçayların geçmişten bugüne tarımla uğraştığını aktararak, “Bizler bunlarla geçimizi sağladık. Ama bugün bunların hiçbirini yapamıyoruz. Tarımdan da vazgeçirildik, şu an sadece yaşam alanlarımızı korumaya çalışıyoruz. Biz yaşamak istiyoruz. Bir avuç insan kar edecek diye biz yaşam alanlarımızdan nasıl vazgeçeriz”

    Yapılan talan çalışmalarından kaynaklı nefes alamadıklarını vurgulayan Mehmet Bebek, “Yaşam alanlarımızı savunduğumuz, anayasa ve yasaları hatırlattığımız için bize provokatör diyorlar. Eğer doğamızı, yaşamımızı savunmak provokatörlükse evet ‘provokatörüz” ve kazanana kadar vazgeçmeyeceğiz, mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/HATAY

  • Adıyaman’da kadınlar, maden şirketinin iş makinelerini durdurdu

    Adıyaman’da kadınlar, maden şirketinin iş makinelerini durdurdu

    Kömür’de gece yarısı maden ocağı için yol açmaya çalışan şirket, kadınların direnişiyle karşılaştı. İş makinalarını durduran kadınlar, “Kabul etmiyoruz, izin vermeyeceğiz” diyerek açılan yolu geri kapattı.  

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Adıyaman’ın Kömür Beldesi’nin kuzey kesiminde yer alan Malê Berdıh (Serintepe) Mahallesi’nin kırsalında MEDOS Madencilik Şirketi, mermer ocağı yapımı için şantiye yolu yapmak istiyor. Malê Berdıh sakinleri ise, yapılmak istenen ocağa karşı 3 gündür direniyor. Mahalleliler, dün ve önceki gün iş makinalarını durdurarak, çalışmaların önüne geçti. Sabah erken saatlerde mahalleye gelen iş makinaları yurttaşlar tarafından bir kez daha engellendi. Çalışmalara dün gece gizlice başlayan şirketin 100 metreye kadar yol yaptığını gören mahalleliler, iş makinalarını durdurdu ve şirket çalışanları geri çekilmek zorunda kaldı.

    Direnişe öncülük eden kadınlardan İsmihan (İsê) Arslan adlı kadın, elindeki sopayı yere vurup, “Kabul etmiyoruz, izin vermeyeceğiz” diyerek, mahallede mermer ocağı yapılmasına tepki gösterdi.  Mahallelilerin bölgedeki nöbeti sürerken, kadınlar öncülüğünde şirketin açtığı yol, halk tarafından taşlarla kapatıldı.
    NE OLMUŞTU?
    Malê Berdıh Mahallesi’nin kırsal kesimlerinde 2016 yılında maden ocakları açılmak istenmiş, mahalleli 4 kez maden için açılması planlanan yol çalışmasını engellemişti. 2022’de ise MEDOS Maden Şirketi’ne “ÇED olumlu” kararı verildi. Kararla birlikte şirket çalışmalarına başladı. HDP’li Kömür Belediyesi kendi sınırları içinde yol çalışması yapan şirketin suç işlediğini belirterek, Adıyaman Savcılığı’na suç duyurusunda bulunurken, mahallelilerin direnişi üzerine şirket çalışanları geri çekilmek zorunda kalmıştı.


    (HABER MERKEZİ) 

     

  • Arguvan Şotik Mahallesi’nde maden ocağı tepkisi-VİDEO

    Arguvan Şotik Mahallesi’nde maden ocağı tepkisi-VİDEO

    PİRHA- Arguvan Şotik Mahallesi’ne yakın bir alanda yapılan maden arama çalışmalarına yurttaşlardan tepki geldi. Mahalle sakinleri, bölgede ne arandığını merak ettiklerini, göstermelik ÇED raporlarıyla maden işletilemeyeceğini belirttiler. 

    Malatya’da Arguvan Şotik Mahallesi’ne yakın bir alanda kurulan maden ocağına yurttaşlardan tepki geldi. Mahalle sakinleri madenin ne için kurulduğunu merak ettiklerini dile getirerek, bunun kamuoyuna açıklanmasını istediler.

    Maden ocağı önünde mahalle sakinleriyle birlikte bir açıklama yapan Kimya Mühendisi Doğan Halis, “Bizim bildiğimiz kökleri derinde olan Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, sondaj yapacağı yerde neyin faaliyetinin yapıldığını, sahanın girişinde büyük tabelalarla duyururdu. Bugün MTA bir enstitü olmaktan çıkartılıp bir müdürlük düzeyine indirgendi. Bundan büyük üzüntü duyuyoruz. Bu toplum başta bizler, mühendisler, jeologlar, çevre mühendisleri madenlerin bu ülkenin doğal zenginlikleri olduğunu, doğal kaynaklar olduğunu, toplum, kamu, halk lehine işletilmesine karşı değildirler. Ama bugün izlenen politika, MTA’nın arka planda bunun önde olduğu, paravan gibi görüldüğü ama esas olarak uluslararası şirketlerin Türkiye’de aradıkları siyanür ile destekli maden araştırmaya yönelik bir çalışma içerisinde oldukları, siyanür ile bu tür çalışmaların daha sonra sondajla birlikte gelecek tablonun bu topraklar için hayırlı bir iş olmadığına inanan insanlarız. Halk istemiyorsa zoraki size ‘mutluluk getiriyoruz’ denemez” dedi.

    “GÖSTERMELİK ÇED RAPORLARIYLA MADEN İŞLETİLEMEZ”

    Göstermelik ÇED raporlarıyla maden işletilemeyeceğini belirten Halis, şunları kaydetti:

    “Bu ÇED raporları siyasal gücün desteğiyle, muhtarlar ablukaya alınarak, belediyeler kuşatılarak yapılamaz. Bu katliamın, bu doğa talanının mutlaka hesabının sorulacağı günler gelecektir. Arguvan’da olanları gündeme taşımak bizim vicdani sorumluluğumuzdur. Arguvan yöresi dün kurulmuş bir ilçe değildir.”

    Mehmet YALMAN/ MALATYA