Etiket: maden ocakları

  • Zara’da maden ocaklarına tepki: Doğa, şirketlerin kar hırsına kurban edilemez!- VİDEO

    Zara’da maden ocaklarına tepki: Doğa, şirketlerin kar hırsına kurban edilemez!- VİDEO

    PİRHA- Zara’nın köylerine yapılmak istenen maden ocaklarını protesto eden Zara Maden Faaliyetlerini Durdurma Komisyonu, “Temiz hava, temiz su, doğal yaşam bir şirketin kar hırsına kurban edilemez” diyerek, karardan dönülmesi için yetkililere çağrı yaptı.

    Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Bolucan, Söğütözü, Yanık ve Dipsizgöl köylerine yapılmak istenen maden ocaklarına karşı yöre halkı eylem yaptı. Zara Maden Faaliyetlerini Durdurma Komisyonu, Bolucan’da bilirkişi heyetinin keşif yapmasını protesto etti. Yöre halkı ve komisyon üyeleri, keşif için gelen yetkililere “Havama, suyuma, toprağıma dokunma” diyerek tepki gösterdi.

    Burada yapılan ortak basın açıklamasını Zara Maden Faaliyetlerini Durdurma Komisyonu’ndan Ali Doğan okudu.

    “RANT UĞRUNA DOĞAMIZ KATLEDİLECEK”

    Yapılmak istenen maden ocaklarının doğayı ve kültürlerini tehdit ettiğini belirten Ali Doğan, “Doğamıza, kültürümüze ve köylerimizin geleceğine sahip çıkmak için buradayız. Çünkü Zara’mızın köyleri madencilik faaliyetleri adı altında kâr ve rant uğruna parselleniyor. Maden ocakları, kömür ocakları, tuz ocakları dağlarımızı, yaylalarımızı, tarım alanlarımızı, meralarımızı ve kadim inanç merkezlerimizi tehdit ediyor. Biz bu talana dur demek için buradayız. Temiz hava, temiz su, doğal yaşam bir şirketin kâr hırsına kurban edilebilir mi?” diye konuştu.

    Doğan; söz konusu köylerde maden ocaklarının yapılmasının ardından arıcılığın biteceğini, yayla kültürünün yok olacağını, endemik bitkilerin yok olacağını, nesli tükenme tehlikesindeki hayvanların yuvalarının yok edileceğini ve su kaynaklarının kuruyacağını söyledi.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI

    Ali Doğan, projenin durdurulması için yetkililere seslenerek şunları söyledi:

    “ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporuna “gerek yok” kararı hangi bilimsel gerekçeyle verildi? Yöre halkı bu karardan haberdar edildi mi? Bir köyü yok etmeye kim cesaret edebilir? Bizler köylerimizi terk etmek için değil, yaşatmak ve geri dönmek için derneklerimizi kurduk. Bugün yetkililere sesleniyoruz; bu proje derhal durdurulmalıdır! Bölge doğal ve kültürel sit alanı ilan edilmelidir. Doğamızı, kültürümüzü ve geleceğimizi yok edecek hiçbir faaliyete izin verilmemelidir. En büyük zenginlik yer altında değil, insan hayatındadır!”

    PİRHA/ SİVAS

  • Malatya’da 1507 ÇED başvurusu var; Bilim insanları uyardı: Topraklarımıza sahip çıkalım -VİDEO

    Malatya’da 1507 ÇED başvurusu var; Bilim insanları uyardı: Topraklarımıza sahip çıkalım -VİDEO

    PİRHA-Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP) Malatya’nın Arguvan ilçesinde onayı verilen bakır, gümüş, altın maden ocaklarına yönelik panel gerçekleştirdi. Panelde konuşan bilim insanları, bölgede faaliyete girecek olan maden işletmelerinin olası sorunlarıyla ilgili bilgi verdiler. Malatya’da 1507 ÇED  başvurusu olduğu belirtilirken, madenlerin durdurulması, sulu tarımın yapılması çağrısında bulunuldu. 

    Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP), Arguvan’da profesörlerden oluşan mühendis, mimar ve şehir bölge planlamacısıyla bir araya gelerek panel gerçekleştirdi.

    Arguvan Belediyesi İlgezdi Kültür Komleksi Konferans Salonu’nda yapılan panelde, bölgeden gelen aktivist ve halk, konferans salonunda açılması düşünülen bakır, altın ve gümüş maden ocaklarının ilçede yaratabileceği sorunlarla ilgili konuştu.

    Panelde öne çıkan konulardan biri de Arguvan bölgesine baraj yakın olduğu halde sulu tarımın yapılmaması. Panelde konuşan (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapıkıran, rezerv alanlarının açılmasının nedenlerinden birinin demografik yapıyı değiştirmek olduğunu belirterek, “Maden bölgelerinde Alevi, Kürt, Sol, Sosyalist insanların olduğu bölgeleri dağıtıp parçalamak içinde rezerv alanları ilan edilebiliyor” dedi.

    Malatya Çevre Platformu üyelerinden Hüseyin Çıplak da panelde giriş konuşmasını yaparak, Arguvan ilçesindeki madenlerin yaratacağı sorunlara dikkat çekti.

    Çıplak, Erzincan İliç’teki maden faciasına işaret ederek, “Arguvan’ı İliç yaptırmayacağız. Kendi yaşam alanlarınıza sahip çıkmanız gerekiyor. Hep birlikte çıkamazsak yeni bir İliç’le, yeni bir Bergama’yla karşı karşıya kalacağız. Şu an dünyadaki en önemli sorunlardan biri çevre sorunu. Bu, Türkiye’de daha fazla yaşanıyor. Ülke ekonomisinin bir değeri de yok. Zaten çıkarılan madenlerin yüzde 4 payı ülkeye, yüzde 96 kısmı da yabancı şirketlere gidiyor. Bunun da zaten artı bir değeri yok” diye konuştu.

    “MALATYA’DA TOPLAM 1507 TANE ÇED BAŞUVURUSU VAR”

    Hüseyin Çıplak, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

    “Malatya’da şu an faaliyete olan 193 tane maden şirketi var. Başta Hekimhan olmak üzere her ilçede maden ocakları çalıştırılıyor. Malatya genelinde 230 tane taş ocağı var. Açılması beklenen maden ocakları da 130 küsür. Akçadağ ilçesine 136 tane ÇED başvurusu yapıldı. Arapgir’de 114 ÇED başvurusu var. Battalgazi’de 108 başvuru var. Darende’de 70, Doğanşehir 221, Hekimhan 130, Kale 14, Kuluncak 86, Malatya Merkez 10 tane Pötürge 60, Yazıhan 97 ve en çok ÇED başvurusu yapılan ilçelerin başında gelen Yeşilyurt’ta 376 tane olmak üzere toplam 1507 tane ÇED başvurusu var.”

    “MADENLER DURDURULMALI, SULU TARIM GELİŞTİRİLMELİ”

    İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden emekli öğretim üyesi, orman mühendisi ve doğa bilimci Prof. Doğan Kantarcı ise rahatsızlığından dolayı panele telefonla katılarak sunum yaptı. Kantarcı, Arguvan’daki susuz tarım alanlarından bahsederek, baraja yakın olmasına rağmen sulu tarımın yapılmadığını, köyden kente artan göçün önüne geçmek için madenlerin durdurulmasını ve sulu tarımın geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

    “12 EYLÜL DARBESİYLE BİRLİKTE ÇEVREYLE İLGİLİ BİRÇOK KANUN DEĞİŞTİRİLDİ”

    Dönemin hükümetinin neoliberal politikaları Türkiye’de uygulaması mümkün olmadığı için 12 Eylül darbesinin yapıldığını söyleyen Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) üyesi ve Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi yöneticilerinden Ayşe Mücella Yapıcı, şu ifadeleri kullandı:

    “12 Eylül Darbesine baktığımızda hep siyasi nedenlerden dolayı yapıldığı söylenir. Türkiye’deki çevre politikalarına ilişkin her türlü korumacı bütün yasalar 12 Eylül darbesiyle birlikte değiştirildi ve bu yasalara karşı çıkmak yasaklandı. Neoliberal ülkeler gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin emeğini, doğasını, coğrafyasını, yer altı ve yer üstü varlıklarını kendilerine sömürge alanı yaptılar. Hep beraber bir araya gelip bu alanı koruyalım. Ne yapıp ne edelim bu topraklara sahip çıkalım.”

    “YABANCI SERMAYELERE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”

    Türkiye’de sık sık değiştirilen yasalarla birlikte ormanlık alanlarının, sahillerin, mera alanlarının ve birçok doğa alanın yabancı sermayelere peşkeş çekildiğine vurgu yapan Profesör Dr. Pelin Pınar Giritoğlu da “Kanal İstanbul, İstanbul Havalimanı, Kuzey Marmara Yolu gibi projelere baktığımızda eksik bile olsa bu projelerin hiçbirinde ÇED raporu olumsuz kararı çıkmadı. O açıdan baktığımızda ÇED raporları o kadar da anlamlı sayılmıyor. Bugün yasalar aracılığıyla, piyasalar aracılığıyla, imar planları aracılığıyla, ÇED raporları aracılığıyla ekolojik alan kaynar kazan haline geliyor. Biz ne zaman havamızı, suyumuzu ekonomik yarar değil de kamusal bir yarar olarak görürsek o zaman bundan bir çıkış yolu bulabiliriz” dedi.

    “DEMOGRAFİK YAPIYI BOZMAK İÇİN DE REZERV İLAN EDİLEBİLİYOR”

    Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapkıran ise “Bütün rezerv alanlarında bir kamulaştırma rantı hesabı var. Rezerv alanları tayininde demografik müdahale var. Mesela maden bölgelerinde Alevi, Kürt, Sol, Sosyalist gibi bölgeleri dağıtıp parçalamak içinde rezerv alanları ilan edilebiliyor. Biz küresel sermayenin tüketicileri olmayı bırakıp kendi ürünlerimizi tüketen mekanizmaları kurmaya devam edip, bunun için aydınlanmayı sağlamaya devam edip bütün köye bu bilgileri taşımazsak, zehirlenmeye devam edeceğiz, hasta olmaya devam edeceğiz genetiği bozulmuş ürünleri yemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “DOĞAMIZA SAHİP ÇIKALIM”

    Malatya MAL-ÇEP Dönem Sözcüsü Hasan Kaya panel sonunda bir konuşma yaparak doğamıza sahip çıkalım çağrısında bulundu. Kaya, “Ekolojik sorunlara mutlaka sahip çıkmalıyız. Doğamızı, havamızı, suyumuzu, toprağımızı ve yaşam alanlarımızı kesinlikle korumalıyız, yan yana gelip birlikte hareket etmeliyiz” dedi.

    PİRHA/MALATYA

     

  • ‘Dersim’in Alevi ocakları ve doğası madenlerle hedef alınıyor, elinizi çekin!’-VİDEO

    ‘Dersim’in Alevi ocakları ve doğası madenlerle hedef alınıyor, elinizi çekin!’-VİDEO

    PİRHA- İzmir Dersim Dernekleri, EGEÇEP, İHD İzmir Şubesi, DAD İzmir Şubesi ve ABF İzmir Bileşenleri Dersim’de yapılması planlanan maden projelerine karşı basın toplantısı yaptı. Toplantıda, Dersim’de yapılmak istenen maden projeleri, orman yakmaları ve baraj projelerinin savaş politikalarından bağımsız olarak ele alınamayacağı vurgulandı. 

    İzmir Dersim Dernekleri, Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İzmir Bileşenleri, Dersim’de yapılması planlanan maden projeleri ve Türkiye’de süren ekoloji talanına karşı İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği binasında basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın metnini İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç okudu.

    “DERSİM İNSANSIZLAŞTIRILMAK İSTENİYOR”

    Dersim’in uzun bir süredir baraj projeleri, orman yangınları ve zorla köy boşaltmalar ile hedeflendiğini söyleyen Kılıç, güncelde 145 maden ocağı projesi ile talan edilmek istendiğini belirtti.

    Kılıç, Dersim’in insansızlaştırılmak istendiğini vurgulayarak, “Dersim; 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edilerek daha büyük bir yıkıma uğratılmak istenmektedir. Bu projeler kapsamında olumsuz etkilenen Sarı Saltık, Aliboğazı ve Derviş Cemal köyü sakinleri haklı olarak tepkilerini dile getirerek projelere son verilmesini talep etmekte ve bu konuda kamuoyundan destek beklemektedir. Ayrıca Çiçekli mevkiinde yapılan ağaç kıyımı da güncel olarak özel şirketler eliyle sürdürülmektedir” dedi.

    “MADEN PROJELERİ GERİ ÇEKİLSİN”

    Dersim’in yüzyılları kapsayan bir kuşatma yaşadığını söyleyen Kılıç, yer altı ve yer üstü kaynaklarına el konulduğunu ve halkın derin bir yoksulluk ve sefalete mahkum edildiğini ifade etti. Kılıç, devamında şunları belirtti:

    “Soykırım, inkar ve imha politikalarıyla halklarımız hep bir savaşa, yıkıma tabi tutuldu. Egeden sesleniyoruz; Dersim Sarısaltık, Aliboğazı, Derviş Cemal, Çiçekli köylerinde ve bir bütün olarak Dersim ve Munzur Dağlarında yapılmak istenen maden projelerinden, orman kesiminden- yakmaktan, baraj projelerinden vazgeçin! Savaş politikalarının eko kırıma ve doğa talanına yol açtığını biliyoruz. Halklarımıza yıllardır açlığı yoksulluğu yıkımı yaşatan bu savaş politikalarını terk edin. Halklarımızın gerçekliğini görün ve hakikati kabul edin.”

    “EKO-KIRIM SUÇUNUN ÖNLENMESİ İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Basın toplantısının ardından söz alan Ege Çevre Platformu (EGEÇEP) temsilcisi Derya Lim ise “Ülkemizdeki doğa talanı artık korkunç boyutlara gelmiş vaziyette. Onun için hepimiz birleşmeliyiz. Kazdağları’ndan Cudi’ye, Akbelen’den Dersim’e nerede bir doğa talanı varsa, hak ihlali varsa doğaya karşı işlenen bu eko-kırım suçunun önlenmesi için birlikte mücadele etmemiz gerektiğine inanıyorum. Hep beraber mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ OCAKLARININ MEKANSAL VARLIĞI HEDEFLENMEKTE”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Asil Benler de Alevi ocaklarının kapitalist kar hırsının yansımaları olan maden ocakları ile hedef alındığına işaret ederek, şunları ifade etti:

    “Belki de tarihin ironisidir; biz kendi inanç merkezlerimize ocak deriz, kapitalist kar hırsı ile yapılana da maden ocağı diyorlar. Bizim ocaklarımız bugüne kadar Dersim kimliğini, rıza toplumu felsefesini ve inancını yaşatmak için hakikat felsefesi üreten, Aleviliğin insanı ve doğayı esas alan felsefesini toplumda yaşanır kılmak ve örgütlüğünü kurmak misyonuyla kurulmuştur. Bu ocakları maden ocakları mantığıyla gasp etmek ve mekansal olarak varlıklarını ortadan kaldırmaya yönelik bir yönelimle karşı karşıyayız. Bu durumun kültürel soykırım dediğimiz asimilasyon boyutlarına da bir yansıması var. Eğitimin tamamen Türk İslam hissiyatıyla dizaynı, eğitimin dinselleştirilmesi ile toplumun geleceğini zapturapt altına alma, dindar ve kindar gençlik yetiştirme bağlamında hedeflere tekabül eden yaklaşımlar var. Nehak zihniyet Dersim topraklarını çoraklaştırmak istiyor. Türkiye ve dünyanın her yerinde eko-kırım politikalarına karşı bir arada mücadeleyi sürdürmeliyiz.”

    PİRHA/İZMİR

  • Bu Alevi köyünde çevre tahribatı hız kesmiyor; köylüler tepkili-VİDEO

    Bu Alevi köyünde çevre tahribatı hız kesmiyor; köylüler tepkili-VİDEO

    PİRHA-Pazarcık’ın Çöçelli köyüne yapılması planlanan biyokimya enerji üretim tesisine halk tepkili. Yerleşim birimlerine yakın bir alanda kurulması planlanan santrale ilişkin köylüler, “Doğamız tahrip edilecek. Zeytin ağaçları kesilecek. Halkın sağlığı açısından olumsuzluklar söz konusu” dedi.

    Maraşın Pazarcık ilçesine bağlı Çöçelli köyü geçtiğimiz yıllarda çimento fabrikalarıyla gündeme gelmişti. Ekolojik tahribat geçilen süreçte bir hayli yoğun devam etti.

    Çöçelli köyüne çimento fabrikasının ardından kalker ve taş ocağı açılması isteğine ise köylüler tepki göstermiş ve bu projeden vazgeçilmişti. Fakat Çöçelli köyü şimdi de biyokimya enerji üretim tesisi ile tehlike altında.

    Kurulması planlanan tesise karşı halk, toplantı yaptı. Köy halkı, tesisin yerleşim alanlarına yakın bir alanda yapılmasına karşı çıkıyor.

    Toplantıya CHP Milletvekili Ali Öztunç da katılım göstererek köy yakınlarında böyle bir tesisin yapılmasına karşı olduğunu belirtti.

    KÖYLÜLER, TESİSE NEDEN KARŞI?

    Çöçelli muhtarı Murat Sımsık, biyokimya enerji üretim tesisine neden karşı olduklarını anlattı.

    Murat Sımsık, bölgelerinde daha önce iptal olduğunu düşündükleri biyokütle enerji santrali planına şu an devam edildiğine dair çalışmalar yapıldığını belirterek, “Vatandaşlar, bu biyokütle santraline karşı rahatsız” dedi. Sımsık, santralin yapılmaması için tüm köylünün tepkili olduğunu da sözlerine ekledi.

    Çöçelli halkı ise tesis için köy arazisinin seçilmesinin tesadüf olmadığına işaret etti. Köylüler, şehrin dışına yapılması gerekilen bu santralin köye 300 metre uzaklıkta yapılmasına tepki gösterdi. Santrallere karşı direnen halk, söz konusu faaliyetlerle beraber doğanın tahrip edileceği, zeytin ağaçlarının kesileceği ve halkın sağlığı açısından olumsuzluklar yaratılacağını ifade etti.

    “BİR KİŞİNİN RAHATI İÇİN BU MEMLEKETİ BATIRIP ÖLDÜRÜYORLAR”

    Köyün içine yapılacak olan santralin kabul edilecek bir durum olmadığına vurgu yapan halk, santralin yapılmasıyla beraber tüm tarım alanlarının yok olacağına da dikkat çekti. Köylüler, tarım alanlarının zarar göreceğini ve ardından çiftçiliğin ağır darbe alacağının altını çizdi. Çöçellili yurttaşlar, “birilerinin kazancı için doğamızın güzelliğinin tahribine karşı bu santralin yapılmasını istemiyoruz” diyerek “rant için bir köyün yok olmasına karşıyız” açıklamasını yaptı. Köylüler ayrıca santrale karşı tüm çevre köyleri de bu konuda dayanışmaya çağırdı.

    “PATLATILAN DİNAMİTLERDEN EVLER ZARAR GÖRÜYOR”

    Santralin yapım aşamasında patlatılan dinamitlerden kaynaklı köydeki birçok evin zarar gördüğüne dikkat çeken köylüler, havanın da bu durumdan etkilendiğini söyledi. Köy halkı, yağmurun dahi artık çamur şeklinde yağdığını anlatarak, “santralin halka zararı yok” diye halkı ikna yöntemlerinin kabul edilemeyeceğine vurgu yapıldı.

    “TARIM ARAZİLERİNİN ÜZERİNE KURDULAR”

    CHP İl Başkanı Esat Şengül ise Çöçelli köyünün stratejik konumu bakımından birçok şehri birbirine bağlayan bağlantı yolu olduğunu, yeraltı zenginlikleri ve tarım bakımından çok yoğun bir bölge olduğuna işaret ederek söz konusu santrale karşı olduklarını söyledi. Şengül, “Yıllarca halka yalan söylediler, tarım arazilerinin üzerine gelip yer kurdular” dedi.

    Köyde yapılan Necip Fazıl Hastanesi’nin de tarım arazisinin üzerine kurulduğunu belirten Şengül, “Cumhurbaşkanının ‘ey halkım ben size sesleniyorum, ekilmedik bir karış yer bırakmayın’ diyor, öbür yandan beşli çete başta olmak üzere yandaşları hepsi gelip tarım arazilerinin üzerine fabrika yapıyor. Bir iş yapılırken bu işin insan odaklı olması gerekli olduğunu, doğaya çevreye zarar verilmeden yapılmasını istiyoruz. Ülke öyle bir konuma gelmiş ki… Tuz kokmuş vaziyette… Helallik isteyeceksen git beşli çeteden iste, biz hakkımızı helal etmiyoruz” dedi.

    Mehmet KOCAMER/MARAŞ 

  • Malatya’da maden ocağına tepki: Doğamız katlediliyor, ölüyoruz

    Malatya’da maden ocağına tepki: Doğamız katlediliyor, ölüyoruz

    PİRHA – Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Dedeyazı Köyü’nde maden ocağının yeniden faaliyete geçmesine köylüler tepki gösterdi. 

    Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Dedeyazı köyün ortak noktasında maden ocağı kurarak Malatya İdari Mahkemesi tarafından durdurulan maden ocağı yeniden faaliyete geçmesi ve açılmasına köylüler tepki gösterdi. Köylüler bu maden ocakları birçok mahalleyi etkiliyor ve doğamızı katlediyor diyerek, maden ocaklarının kapatılmasını istedi.

    Kaynak suların kurutulmasına üzüm bağların ve ağaçların sebzelerin zarar görmesine sebep olan maden ocağı dinamit patlatma yaparak bazı evlerin duvarlarında çatlaklar oluşmasına sebep olduğunu iddia eden köylüleri tepkilerini dile getirdiler.

    Maden ocağın tekrar faaliyete olması nedeniyle bir araya gelen köy sakinleri, bir araya gelerek tepkilerini dile getirdiler.

    “BİZLERİ ÖLÜME TERK EDİYORLAR”

    Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Dedeyazı köyü sınırları içinde yer alan ve 200 hanelik köyün ortak noktası olan yerde maden ocağı olması nedeniyle köylüler tepki gösterdi. Köye 5 kilometre uzaklıkta olan maden ocağına tepki gösteren Dedeyazı köylüleri bizim kaynak sularının kurutarak bizleri ölüme terk ediyorlar, ne üzüm bağımızdan verim alamıyoruz ne de bahçemizde ektiğimiz sebzelerde su yok, bir de yetmemiş gibi toz bulutlar altında kalıyoruz dinamit patlatmalarında evlerimiz yerinde sallanıyor deprem oluyor diye kendimizi dışarı atıyoruz,dışarı çıktığımızda tozdan göz gözü görmüyor. Hayvanlarımızı dışarı çıkartamıyoruz korkumuzdan” dediler.

    “YEŞİLLİKLER ÖLMESİN, HAYVANLAR BİTMESİN”

    Köy sakinleri,”Köyümüz hakkında hiçbir bilgisi olmadan buraya gelip orman yolunu kazmış, meşeleri kesmiş ve dağımızı bozmuştur. Bu yetmezmiş gibi köylünün tarlasına ve bahçesine gidecek yol koymamışlar,bizler tepki olarak kaç kez resmi kurumlara gittik ve elimiz boş döndük. Bizlere sahip çıkan olmadı ne jandarması ne de kaymakamlık bizim günahımız ne biz bu maden ocağının bir an önce durdurulup kapatılmasını istiyoruz “Dağlarımıza Maden Ocağı İstemiyoruz”, “Yeşillikler Ölmesin Hayvanlar Bitmesin”, “Dinamit Patlatacaklar Doğayı Bozuyorlar” dediler.

    “KÖYDE ARICILARIMIZ VAR, BİZLER MAĞDURUZ”

    Köylerinde maden ocağını istemediklerin dile getiren Karagedik Köylüleri de “Bizler bu Ramazan ayında toplandık ve kilometrelerce yol yürüyerek buraya kadar geldik. Çalışma sahasına kadar gidecektik fakat gördük ki yolu kesmişler. Bu yol bahçemizin yolu. Bizim eski yolu bile kapatmış. Bizler köyümüzde iş makinalarının çalışmasını istemiyoruz. Mermer, maden ve yahut herhangi başka bir ham madde ise bu güzel doğamızı bozacaklarından dolayı biz istemiyoruz. Köyümüzde bugüne kadar hiç böyle bir şey olmamıştı. Biz de ilk defa toplu halde doğanın bozulmasına karşı bir araya geldik. Köyümüzde binlerce arıcı var. Yaklaşık 2 bin kovan arı var. Burayı terk etmesini istiyoruz. Bizler bu konuda mağduruz. Yetkililerden yardım bekliyoruz” diye konuştular.

    “DOĞAMIZIN BOZULMASINI İSTEMİYORUZ”

    Maden ocağının yapıldığı yerin 15 köyün ortak olanı olduğunu belirten Çalıca Köyü sakinlerinden Özgür Aydın ise, “Bulunduğumuz alanı yaklaşık olarak 15 köy ortak kullanıyor. Burası hayvanlarımızın, arıcılık yapan insanlarımızın geçim kaynağı. Bizim ekip biçilecek hiçbir arazimiz yok. Bütün geçim kaynağımız bu dağlar. Bizler de bu güzelliklerin yok olmasını istemiyoruz. Görüldüğü gibi dağa çıkacağımız yollar kapatılmış, ilerisinde çalışma var ve çalışma alanına ulaşamıyoruz. Oradaki yetkililerle görüşemiyoruz. Muhtarlarla da hiçbir şekilde görüşemiyoruz. Biz, dağlarımızın doğasının bozulmasını, hayvan yuvalarının tahrip edilmesini istemiyoruz. Atalarımızın bizlere bıraktığı gibi kalmasını istiyoruz. Bugün veya ayrın dinamit patlatmaya başlarlar. Çünkü biz tepkimizi koymasak oturduğumuz alanlara kadar inecekler. İnşallah, bu çalışma en kısa sürede durur ve yollarımız açılır dağlarımıza rahatlıkla çıkabiliriz” şeklinde konuştu.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI 

    Karagedik Köyü sakinlerinden Reşit Akgündüz ise, “Köyümüzde madenci istemiyoruz. Ne olduğunu da bilemiyoruz. Nihayetinde köyün doğası bozulacak, hayvancılık bitecek. Kesinlikle istemiyoruz. Bunları dile getirdik. Yetkililerden başta ilimiz valisinden, milletvekililerden bizlere yardımcı olmalarını istiyoruz” İfadelerini kullandı.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

  • HDP’li Kenanoğlu: Kaçak maden ocakları kapatılsın!

    HDP’li Kenanoğlu: Kaçak maden ocakları kapatılsın!

    PİRHA – Zonguldak ve Şırnak’ta kaçak maden ocaklarında yaşanan işçi ölümlerini meclis gündemine getiren HDP’li Ali Kenanoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e ‘İhbar üzerine kapatılmış olan “kaçak ocakların” tekrar açılması neden engellenememektedir?’ sorusunu sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 25 Aralık 2019 tarihinde Zonguldak ve Şırnak’ta bulunan kaçak maden ocaklarında yaşanan ve 3 işçinin ölümüne sebep olan kazalarla ilgili olarak yanıtlanması istemiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e soru önergesi verdi.

    Kenanoğlu, konuya ilişkin yetkililerin yaptığı açıklamayı paylaştı;

    “Zonguldak Kilimli’de ruhsat hukuku Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) uhdesinde bulunan ve rödovans yöntemiyle işletilen sahada “kaçak ocak” olarak adlandırılan bir ocakta meydana gelen grizu patlaması sonucu iki maden emekçisi yaşamını kaybetmiş, bir emekçi de ağır şekilde yaralanmıştır.

    Şırnak’ta ruhsat hukuku Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) uhdesinde bulunan ve rödovans yöntemiyle işletilen sahada “kaçak ocak” olarak adlandırılan bir ocakta meydana gelen göçük sonucu 1 maden emekçisi hayatını kaybetmiştir.”

    “YETKİLİLER KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ”

    Zonguldak ve Şırnak’ta meydana gelen bu ölümlerden 13 ay ve 23 ay önce de Zonguldak’ta yine aynı biçimde ölümlerin yaşandığına dikkat çeken Kenanoğlu, yöntemlerin aynı olduğunu yaşananların kaza değil cinayet olduğunu belirtti.

    Meydana gelen son iki olayda, 3 kişinin “kaçak ocak” olarak tanımlanan yeraltı kömür ocağında hayatını kaybettiğini belirten Kenanoğlu, “Bugüne kadar bu ocaklarda onlarca insanımız yaşamını yitirmiştir. Kadın ve çocuk işçiler, hiçbir iş güvenliği önlemi olmayan bu ilkel ocaklarda yıllardır kömür üretmekte ve buralarda üretilen kömürler devletin resmi kayıtlarına işlenerek pazarlanmaktadır. Bu ocaklara elektrik hattı çekilmekte, maden makineleri monte edilmekte ve çalıştırılmaktadır. Kaza olana kadar yasal görülen bu ocaklar, iş kazası olduğunda hemen “kaçak ocak” olarak adlandırılmaktadır. Bütün bu olup bitenler hakkında yetkililer kör, sağır, dilsiz olmaktadır” dedi.

    “SORUMLULAR YARGILANMALI”

    Madenlerin Maden Kanunu hükümleri doğrultusunda işletilmekte olduğunun altını çizen Ali Kenanoğlu, “Maden Kanunu’nda kaçak ocak “ruhsatsız maden üretimi” olarak adlandırılmaktadır ve yaptırımı bulunmaktadır. Kaçak ocakların işletilmesinin, işlettirilmesinin engellenmesi başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Zonguldak ve Şırnak Valilikleri olmak üzere ruhsat sahipleri olan TTK ve TKİ ile sahada bulunan işletmecilerin sorumluluğundadır” dedi.

    Kenanoğlu, Bu konuda sorumlu olan tüm kesimlerin sorumluluklarını kabul etmeleri gerektiğini ve bu cinayetlerde sorumlukları bulunanların yargı önüne çıkarılmasını istedi.

    Bu bağlamda Fatih Dönmez’e şu soruları yöneltti;

    • Yıllardır yetkililerce bilinen ve basında da sıklıkla yer alan “kaçak ocak” tanımı ne anlama gelmektedir?
    • Son 10 yılda benzer olaylarda kaç vatandaşımız yaşamını yitirmiştir? Kaç vatandaşımız yaralanmıştır?
    • Bu olumsuz durumu düzeltmek için hangi idari önlemler alınmıştır?
    • Ruhsat alınmadan maden ocağı işletilmesi, Maden Kanunu`nun 12. maddesine göre devlet ve mülki idare tarafından engellenmesi gerekirken, bu konuda neden hiçbir çalışma yapılmamaktadır?
    • İhbar üzerine kapatılmış olan “kaçak ocakların” tekrar açılması neden engellenememektedir? (HABER MERKEZİ)
  • DAM’dan ‘Munzur Dağları Madenlerle Yok Edilmesin’ paneli-VİDEO

    DAM’dan ‘Munzur Dağları Madenlerle Yok Edilmesin’ paneli-VİDEO

    PİRHA- Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) tarafından ‘Munzur Dağları Madenlerle Yok Edilmesin’ şiarı ile yarın İstanbul Taksim Hill Otel’de panel gerçekleştirilecek. DAM Yöneticilerinden Selman Yeşilgöz, “Bir bütünlük sağlarsak bu anlamda da bir karşı koyuş sergileyebileceğimizi ve bir geri adım attırabileceğimizi düşünüyoruz” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Dersim Araştırmalar Merkezi’nin yarın saat 15:00’te İstanbul Taksim Hill Otel’de ‘Munzur Dağları Madenlerle Yok Edilmesin’ şiarı ile yapacağı panele ilişkin DAM Yöneticilerinden Selman Yeşilgöz, Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Panele Prof. Dr. Yüksel Örgün Tutay, Hüseyin Alan ve Avukat Murat Cano konuşmacı olarak katılacak.

    Yaz aylarında Munzur dağlarında 60 kilo metre uzunluktaki alanın tümünün maden sahası olarak ilan edilmesi konusunun gündeme geldiğini hatırlatan Yeşilgöz, “Çeşitli bölgelerde maden aramaları, maden çalışmaları uzun süredir var. Açılan yerlerde var ama atıl durumdaydı. Ancak şu an alınan karar ise Munzur dağlarının tamamı maden alanı ilan edilerek çalışma başlatılması yönündedir” dedi.

    “BİR BAŞLANGIÇ YAPMAK İSTİYORUZ”

    Munzur dağlarında yapılmak isten maden ocaklarına ilişkin gerek metropollerdeki insanları bilgilendirmek, gerek belli bir duyarlılık ve kamuoyu oluşturmak amacı ile konunun uzmanlarını davet ederek  kitle çalışması için bir başlangıç yapmak istediklerini kaydeden Yeşilgöz, ‘Munzur Dağları Madenlerle yok Edilmesin’ şiarıyla Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) olarak bir konferans kararı aldıklarını ve kitleye de Munzur dağları ve maden çalışmaları ile ilgili bir bilgilendirme yapacaklarını söyledi.

    “GERİ ADIM ATTIRMALIYIZ”

    Genel olarak tarihsel süreçten bugüne kadar  Dersime yönelik özel politikaların gündeme konulduğuna dikkat çeken Yeşilgöz, “Son 20 yıla yakındır barajlara dönük oluşturulan kamuoyuyla bir nebzede olsa baraj yapımının önüne geçilebilindi. Şimdi de  bütün bir coğrafyayı maden sahası ilan ederek yok etmeye dönük bir çalışma var. Bu anlamda da eğer güçlü bir toplumsal karşı koyuş sergileyebilirsek bunda da geri adım atma konusunda başarılı olabileceğimize inanıyoruz. Bunu ancak örgütlü bir çalışma ile gerek metropollerde, gerek Avrupa’da gerekse de Dersim’deki kitlenin ortak hareket etmesi ile bunun karşısında durabiliriz. Bizim buradaki amacımızda bu birlikteliği sağlayabilecek çalışmaları kollektif bir örgütlülüğe dönüştürmektir. Bu anlamda adım atacağız. Bunu yaparken bizim dışımızdaki çevre hareketleri ile de hem dayanışma içinde olmayı hem de onlardan dayanışma beklemeyi de önümüze koyacağız. Bir bütünlük sağlarsak bu anlamda da bir karşı koyuş sergileyebileceğimizi ve bir geri adım attırabileceğimizi düşünüyoruz” diye konuştu.  PİRHA/İSTANBUL

     

  • Kangal Gençali köyünde mermer ocağı tepkisi; ÇED heyeti köye alınmadı-VİDEO

    Kangal Gençali köyünde mermer ocağı tepkisi; ÇED heyeti köye alınmadı-VİDEO

    PİRHA – Sivas Kangal Gençali Köyü’nde, kendileriyle birlikte mermer ocağıyla ilgili ÇED toplantısı yapmak isteyen heyete, köylüler tepki gösterdi. Köylüler ‘Doğamızdan, ziyaretlerimizden elinizi çekin’ sloganları atarak heyeti köyden çıkardılar. 

    Sivas Kangal Yılanlı Dağı’nda açılmak istenen Mermer Ocağı’na karşı ve dağın tepesinde bulunun Sultan Melek Ziyaretinin tahrip olmamasına karşı Gençali Köyü’ne gelen ÇED heyetine köylüler tepki göstererek köye girişlerini engelledi.

    Köy meydanında ‘Doğaya, suyuma, toprağıma dokunma,’ ‘Yılanlı Dağımıza maden ocağı istemiyoruz’ pankartları açılarak, sık sık ‘Doğama, suyuma, toprağıma karışma’ sloganları atıldı.

    Kangal Dernekler Federasyonu, Ulaş Dernekler Federasyonu ve Çevre Köy Dernekleri’nin öncülük ettiği eyleme Demokratik Alevi Derneği de destek vererek Gençali Köyü’nde ortak basın açıklaması yapıldı.

    Açıklamayı Kangal Dernekler Federsyonu Başkanı Hasan Aslan yaptı. Aslan, mermer ocağının yapılmak istendiği Yılanlı Dağı bölgesinde yaşayan  Alevi, Sünni, Kürt, Türk tüm köylerin kutsal kabul ettiği, dua edilen, derman beklenen Sultan Melek Ziyareti’nin bulunduğu vurgulandı.

    “YILANLI DAĞI ÇOK SAYIDA ENDEMİK BİTKİ BARINDIRIYOR”

    Yılanlı Dağı’nın çok sayıda endemik bitki barındırdığını vurgulayan Aslan, “Nesli tükenmekte olan Dağ keçisi, Boz ayı, Kınalı keklik, Bozkır Kartalı, Kaya kartalı,  Anadolu vaşağı, yaban domuzu, kurt, tavşan, tilki, serçe, sığırcık, yılan, arı, kelebek ve daha çok sayıda canlıya yurt olan bir doğa parçasıdır” dedi.

    Aslan,  yeni maden sahaları açmak için doğal yaşam ortamlarının  delik deşik edildiği, yer altı sularının maden yıkamak için sondajlarla çekilerek tüketildiğini vurguladı.

    ÇEVRE BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI

    Aslan, Anayasanın 56. Maddesi olan, “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir” hatırlatılarak Çevre Bakanlığı’nın bu projeyi iptal etmesi için çağrıda bulunuldu.

    Hüseyin ÖZCAN/ SİVAS

     

  • Bursa’dan Dersim’e 60 bin fidan

    Bursa’dan Dersim’e 60 bin fidan

    Bursa’da çalışma yürüten Dersim’de Tarımsal Kalkınma Ön Çalışma Grubu, bu yıl Dersim’e 60 bin meyve ve akasya fidanı gönderdi. 

    Dersim ve Erzincan’da hidroelektrik santraller (HES), barajlar ve maden ocaklarıyla doğanın tahribatına karşı, aralarında Dersimli müzisyenlerin de olduğu bir grup sanatçı  4 yıl önce doğa katliamına karşı “Bin Ceviz Fidanı” adıyla yaptığı etkinliğin ardından Bursa’nın Kestel ilçesinde oluşan Dersim’de Tarımsal Kalkınma Ön Çalışma Grubu bu yıl da Dersim’e fidan gönderdi. Dersim’e gönderilen fidanlar, Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Cemevi bahçesinde merkez ve ilçelerden gelen vatandaşlara ücretsiz olarak dağıtıldı.

    Kenan Sungur başkanlığındaki Dersim Tarımsal Kalkınma Ön Çalışma Komisyonda, Orhan Sarıbal, Fırat Dersimli, Hediye Zengi, Meysun Ayva, Mahmut  Eriş, Ümit Eriş  yer alıyor.

    KURSİYELERLE TOPLANTILAR YAPILDI

    Evrensel’e konuşan Dersim’de Tarımsal Kalkınma Ön Çalışma Grubu Başkanı Kenan Sungur, Dersim’e fidan göndermenin 4 yıldır yapıldığını belirtti. Sungur, bu yıl ağırlıklı olarak, meyve, arıcılık için akasya ve dış mekan süslemesi için 60 bin civarında fidanın Bursa’dan Dersim’e gönderildiğini söyledi. 3 yıldır sürekli yaptıkları ağaç aşısı, budama ve terbiye sistemleri kursunu bu yıl yapmadıkları bilgisini veren Sungur şunları söyledi: “Verdiğimiz kursun yararlı olup olmadığını, alanda çalışma yaparak ve daha önce kurslarımıza katılan öğrencilerin durumunu baktıktan sonra kursun verilip-verilmeyeceğine karar verdik. Bunun içinde Dersim merkez ve Pertek’te iki ayrı toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantılara daha önce kurslarımıza katılan öğrencilerimiz katıldı. Kursun gerekli olduğu yönünde görüş belirttiler. Alanda yaptığımız çalışmada kurslarımıza katılan öğrencilerin yaptıkları çalışmanın olumlu olduğunu gördük. Karşılaştığımız ziraat mühendisleri, bizim kurslara katılanların başarılı oldukları yönünde görüşlerini dile getirdiler. Bunun üzerine önümüzdeki yıl tekrar ağaç budama, aşı ve terbiye kurslarımıza devam edeceğiz.”

    Sungur, kursiyerlerin pratik yapmaları için Pertek’e bin aşısız fidan da gönderdiklerini de belirtti. Dersim’in endemik bitki çeşitliliğini hatırlatan Sungur, 4 yıl önce, başlattıkları çalışma öncesinde Dersim’de alan çalışması yaptıklarını söyledi. Çalışmayla Dersim’in iklimine uygun ve aynı zamanda yerel çeşitliliğini koruyacak bitkilerin belirlemeye çalıştıklarını anlatan Sungur, ceviz, badem ve kiraz ağacının Dersim’in iklim ve toprak yapısına en uygun ağaçların başında yer aldığını belirtti. 

    DERSİMLİ KÖYLÜ ÜRETİMDEN KOPARTILDI

    Sungur, Dersim’de yaptıkları alan çalışması sırasında önemli bilgileri de ulaştıklarına vurgu yaptı. Özellikle 1980’den sonra Dersim köylülerinin tamamen üretimden kopartmaya yönelik politikaların sonucu gözlemlediklerini anlatan Sungur, bunun 1994’teki köylerin boşaltmasıyla bu politikanın daha da hızlandığına dikkat çekti. 1980 öncesi Dersim’in Nazimiye ilçesine bağlı ve Pülümür ilçesiyle sınır olan Hakis (Büyükyurt) köyünde yılda 12 ton cevizin elde edildiği bilgisine ulaştıklarını anlatan Sungur, “Pülümür’de kaymakamlığı ait o dönemde ceviz kırma makinesinin olduğu gördük. Bu tek örnek üzerinden Dersim’in coğrafyasının ne kadar zengin olduğunu bizlere gösteriyor” dedi. 
    Sungur, devletin kurumlarından ve belediyelerden de gerekli desteği görmediklerini belirtti.

    DESTEK YETERLİ DEĞİL 

    Tarım il ve ilçe müdürlükleri ile ziraat odalarını yapması gereken işleri yapmak zorunda kaldıklarını belirten Sungur, “Dersimli köylüler devletin köylülere yaptığı teşvik çalışmaları hakkında yeterince bilgilendirilmiyor. Duyurusu yapılıp bırakılıyor. Bursa’daki çiftçinin yararlandığı imkanlardan haberi olmuyor” diye konuştu. Önümüzdeki yıl meşhur Ulukale dutu ile cevizle ilgili çalışma yaptıklarını ve önümüzdeki yıl Dersim’e Ulukale dutu ve ceviz fidanlarını göndereceklerini belirten Sungur, “Bundan sonra Dersim’de kapalı bahçe sistemi üzerinden çalışmalarımızı yapmak istiyoruz. Bunu da badem, dut ve kiraz bahçelerini oluşturmak istiyoruz. Bunu yaparken de yerli türleri üzerinden yapacağız. Çünkü, köylünün tek tek evinin önünde ektiği meyve ağaçları, ceviz ağaçları, dut ağaçları alıcı bulmaz. Ama bu binlerce dönüm arazi de olması durumunda, alıcı bulur. Bu durumda kooperatifleşmenin önünü açar. Dersim’e artı değer katar” diye konuştu. 

    NE OLMUŞTU?

    2014’te Dersimli Müzisyenler Metin Kahraman, Erdoğan Emir ve Ahmet Aslan’ın başlattığı “Dersim’de Bin Ceviz Fidanı” girişimi Dersim Dernekleri Federasyonu, Munzur Çevre Derneği. Dersim Kültürel ve Doğal Mirası Koruma Girişimi, Pülümür Dağyolu ve Kırkmeşe Köyleri Sosyal Yardımlaşma Dernekleri, Dersim Kulturverein Mainz, Berlin Free Munzur Çevre İnisiyatifi de destek vermişti . Etkinlik 19 Nisan’da Erzincan’da başlayıp, 22 Nisan’da Dersim’in Ovacık ilçesinde ise Gezi direnişi döneminde polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu 268 gün yaşam mücadelesi veren Berkin Elvan’ın adının verildiği fidanlığa fidanların dikilmesiyle son ermişti. Bursa’nın Kestel ilçesinde destek verdiği etkinlik sonrası Kestel’de yapılan toplantı sonrasında, Bursa’da Dersim’de Tarımsal Kalkınma Ön Çalışma Grubu oluşmuştu. 

    Benzer haberler…

    Dersim’e 40 bin fidan