Etiket: maden projesi

  • Maraşlılar MARDEF yaz şenliğinde buluştu- VİDEO

    Maraşlılar MARDEF yaz şenliğinde buluştu- VİDEO

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu’nun (MARDEF) Köln’de düzenlediği Yaz Şenliği, yüzlerce kişiyi bir araya getirdi. Gün boyu süren etkinlikte kültürel dayanışma öne çıkarken, MARDEF Eşbaşkanı Mehmet Üstek, Avrupa’da kültürü yaşatmanın önemine dikkat çekti ve Cennetpınar’daki maden projesine karşı verilen mücadeleye destek mesajı verdi.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), Almanya’nın Köln kentinde düzenlediği Yaz Şenliği’nde Maraşlıları ve dostlarını bir araya getirdi.

    Köln-Bonn arasındaki Spielplatz Haus Rott-Rotter See alanında gerçekleştirilen etkinlik, sabah saatlerinde başladı ve akşam saatlerine kadar devam etti. Katılımcılar gün boyunca müzik, halay ve çeşitli sosyal etkinliklerle bir arada vakit geçirirken, dayanışma ve kardeşlik mesajları öne çıktı.

    Şenlikte DJ Hati, Havin Geçici, Ali Dapar & Bervan Dapar, Halil Fesli, Deniz Osoy, Ali İkizer, Ali Onuk, İmam Tuğcu ile Memo ve Bero davul-zurna performanslarıyla sahne aldı.

    Etkinlik boyunca aileler kendi hazırladıkları yiyecek ve içeceklerle piknik yaparken, çocuklar için ayrılan alanlarda çeşitli aktiviteler gerçekleştirildi.

    Etkinlikte ayrıca kazanlarda aşure kaynatıldı. Aşure, etkinliğe gelen canlara pay edildi.

    “KÜLTÜRÜMÜZ BİZİ AVRUPA’DA VAR EDECEK”

    MARDEF Eşbaşkanı Mehmet Üstek, PİRHA’ya  yaptığı açıklamada, federasyonun  alt yapısının yaklaşık 23-24 yıl önce oluşturulduğunu belirterek, Avrupa’da yaşayan Maraşlıların kültürünü, dayanışmasını ve ortak hafızasını yaşatmayı hedeflediklerini söyledi.

    Üstek, Avrupa’da göçmen toplumların varlığını sürdürebilmesinin yolunun kültürel değerlerini korumaktan geçtiğini ifade ederek, bu anlayışla yıllar önce Maraş kamplarını ve ardından yaz şenliklerini hayata geçirdiklerini dile getirdi.

    Yaz şenliklerinin yalnızca bir piknik ya da eğlence etkinliği olmadığını vurgulayan Üstek, bu buluşmaların insanların köylerinde yaşadıkları dayanışma, paylaşım ve sohbet ortamını yeniden kurmasına katkı sunduğunu söyledi.

    Etkinliklerin yıllar içinde büyüdüğünü belirten Üstek, bugün yaklaşık 30-40 Maraş köyünün düzenli olarak benzer organizasyonlar gerçekleştirdiğini ifade etti.

    “Biz kültürümüzü yaşattığımız, bu tür etkinliklerle gelecek kuşaklara aktardığımız sürece Avrupa’da var olmaya devam edeceğiz.” diyen Üstek, MARDEF’in kuruluşunun da Maraş Katliamı sonrasında Avrupa’ya göç etmek zorunda kalan Maraşlıların ortak mücadelesinin bir sonucu olduğunu kaydetti.

    “DÖNECEK BİR MARAŞ BIRAKMAK İSTEMİYORLAR”

    Maraş’ta yaşanan çevre sorunlarına da değinen Üstek, bölgede kurulan termik santraller, çimento fabrikaları ve diğer sanayi yatırımlarının doğayı ve yaşam alanlarını ciddi biçimde tahrip ettiğini söyledi.

    Afşin-Elbistan bölgesindeki termik santrallerin kapasitesinin artırılmasıyla birlikte çevre kirliliğinin ve sağlık sorunlarının büyüdüğünü ifade eden Üstek, uygulanan politikaların insanların yeniden dönebileceği bir Maraş bırakmama amacını taşıdığını ifade etti.

    “CENNETPINAR DİRENİŞİNİ DESTEKLİYORUZ”

    Cennetpınar’da inanç merkezlerine, tarım ve hayvancılık alanlarına yakın bölgede yapılmak istenen maden projesine de tepki gösteren Üstek, köylülerin başlattığı direnişi desteklediklerini söyledi.

    Konuya ilişkin Valilik tarafından projenin geçici olarak durdurulacağı yönünde bilgi aldıklarını aktaran Üstek, ancak ilgili bakanlığın yazılı bir karar yayımlamadığı sürece mücadelenin sona ermemesi gerektiğini belirtti.

    Üstek, MARDEF’in Cennetpınar başta olmak üzere Maraş’ta doğayı, yaşam alanlarını ve inanç merkezlerini tehdit eden projelere karşı köylülerle dayanışma içinde olmaya devam edeceğini ifade etti.

    BİRLİK VE DAYANIŞMA VURGUSU

    MARDEF üyeleri ise yaz şenliğinin yalnızca bir eğlence organizasyonu olmadığını, aynı zamanda Maraşlılar arasındaki birlik, dayanışma ve toplumsal bağları güçlendirmeyi amaçlayan önemli bir buluşma olduğunu belirtti.

    Elif SONZAMANCI/KÖLN

     

  • Zara Dipsizgöl’de heyelan meydana geldi!-VİDEO

    Zara Dipsizgöl’de heyelan meydana geldi!-VİDEO

    PİRHA- Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl Köyü’nde heyelan meydana geldi. Yapılmak istenen maden projesi alanında meydana gelen heyelan yurttaşları tedirgin etti. 

    Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl Köyü’nde BARİT Maden Türk A.Ş. tarafından yapılmak istenen selestin (stronsiyum tuzu) madeni projesinin olduğu bölgede heyelan meydana geldi.

    Maden Projesi için verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararına karşı köylüler ve ekolojistler heyelan tehlikesini sık sık dile getirmiş ancak yetkililer tarafından bu uyarılar dikkate alınmamıştı.

    İLGİLİ RAPOR: file:///C:/Users/Cantv/Downloads/dipsizgo%CC%88l_bilirkis%CC%A7i_raporu_heyelan.pdf

    PİRHA/ZARA

  • Dersim’in Gurik Köyü’nde yüzlerce yurttaş haykırdı: Maden projesi istemiyoruz!-VİDEO

    Dersim’in Gurik Köyü’nde yüzlerce yurttaş haykırdı: Maden projesi istemiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Gurik (Karagöz) Köyü başta olmak üzere 7 köyü kapsayan krom madeni projesine karşı eylem yapan yurttaşlar, maden projelerini istemediklerini belirterek, toprağın üstünün altından daha değerli olduğunu vurguladılar.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Gurik (Karagöz) Köyü başta olmak üzere 7 köyü kapsayan krom madeni projesi yeniden gündeme geldi. Şirketin 2024 yılında Bakanlığa yaptığı başvuru sonrası başlatılan ÇED süreci, halkın tepkisi üzerine geri çekilmişti. Ancak şirket aynı projeyi tekrar hayata geçirmek istiyor.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Gurik (Karagöz) Köyü ve çevre köyleri içine alan maden projesine karşı Karagöz ve Çevre Köyleri İnsiyatifi’nin çağrısıyla yüzlerce yurttaş Gurik Köyü’nde bir araya geldi.

    Maden projesinin yapılmak istendiği alana yürüyüş düzenleyen yurttaşlar, maden projelerinin durdurulmasını istedi.

    “ÜRETEREK YAŞADIK”

    Yürüyüşün ardından Karagöz ve Çevre Köyleri İnsiyatifi adına açıklama yapan Uğur Tepe, maden projesi olarak belirlenen coğrafyada yüz yıllardır cümle canlı ile beraber suyu, toprağı, yaşam alanlarını paylaşarak, her daim üreterek yaşadıklarını belirtti.

    “ÜRETEN VE DOĞAYI KORUYARAK VARLIĞINI SÜRDÜREN CANLILARDIR”

    Yaylasına, çeşmesine, dağ başına ziyaretgahlar kuran; dağdaki keçisini kutsal sayan, yolu üzerindeki yılana, ayıya “Sen ona bir şey yapmadı mı o sana yapmaz” diye yaklaşan, bu yaşamsallığı binlerce yıllık bir döngünün, paydaşlığın ve sürekliliğin ürünü olduğunu vurgulayan Tepe, “Bugün de asıl gözetilmesi gereken bu yaşamsallık ve onun devamlılığıdır. Asıl hak sahibi ve belirleyici olması gereken; bu kültür ve paydaşlık ile bu topraklarda binlerce yıldır birlikte yaşayan, üreten ve doğayı koruyarak varlığını sürdüren canlılardır, insanlardır” dedi.

    YOK ETME PROJESİ!

    Proje sahasının Türkiye’nin tarafı bulunduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne (BERN SÖZLEŞMESİ) göre kesin koruma altında bulunan Yaban Keçisi, Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi, Ayı, Vaşak, dünyada neslinin tükendiği sanılan Anadolu Parsı da habitat bulduğunu belirten Tepe, şunları ifade etti:

    “Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne göre koruma altında bulunan flora ve fauna türlerinin habitatlarında kesin proje yasağı ve habitat tahribatı yasağı bulunmaktadır. Bölgemiz; sabit ve konar göçer yaylacılık ile zehir görmemiş meralarında ve dağlarında hayvanlarımızın otlayıp toprağına gübresini bıraktığı; peynirin, tereyağının yapıldığı yüzlerce yıllık bir sürekli üretim döngüsüne; temiz, nitelikli ve zengin gıda üretimi gücüne sahiptir.

    Dimin Madenciliğin Karagöz köyümüzdeki Maden projesinin proje bedeli 7 milyon 827 bin 500 tl dir. Ancak bu tutarın ilgili projenin yaratacağı tahribatı önlemek için gerekli önlemleri sağlama yükümlülüklerini dahi karşılamayacağı açıktır. Bu yönüyle bu proje daha başından yüksek rant, yüksek talan ve yüksek tahribat projesidir. Yine her sene bölgemiz yaylalarında üretilen tulum peynirinin, tereyağının katma değeri dahi bu bedellerin çok üstündedir. Bu yönüyle de bu proje daha en başından bir kalkınma projesi değil bölge üretim gücünü ve üretim alanlarını yok etme projesi anlamı taşımaktadır.”

    “BİRÇOK ÜLKENİN TOPLAM BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİNİN ÜZERİNDE…”

    Bölge yaylalarının ‘iyi mera’ vasfı ile tescilli olduğunu dile getiren Tepe, bu vasfından ötürü Dağbek köyündeki Krom Çinko Ocağı projesi sonlandırıldığı bilgisini paylaştı.

    Tarım Bakanlığı tarafında yürütülen Hel Dağı bölgesini de içeren Munzur Havzası’nda, UBENİS PROJESİ kapsamında yapılan çalışmalarda 2.250’nin üzerinde bitki türü saptandığını, anılan bitki türlerinin de beşte birinin endemik durumda olduğunu vurgulayan Tepe, açıklanan rakamların, tarımsal üretim gücü ile de öne çıkan birçok ülkenin toplam bitki çeşitliliğinin üzerinde olduğunu belirtti.

    “PROJE BİR AN ÖNCE SONLANDIRMALIDIR”

    Toprakların üstünün altından daha değerli olduğunu ifade eden Tepe, “Bugün maden yağması ile karşı karşıya bırakılan yaylalarımız, mera ve dağlarımız bölgemizde üretimin, yaşamımızı sürdürmenin asli unsurlarıdır.  Aksi bu bölgenin insansızlaştırılması yahut kendi üretip kendi kazanması değil de kara toprağın altında köleleştirilmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle bizler Pülümür Karagöz/Gurik, Kocatepe/Askireg, Boğalı/Zımage, Kovuklu/Harşi, Çakırkaya/Pancıras, Dağbek/Dağbeg, Kaymaztepe/Meçi, Mezra ve diğer civar köyleri halkı olarak, kamu yararıyla alakası olmayan; doğanın, bölgenin ekonomik kaynaklarını ve zenginlikliklerini yok edecek Pülümür Karagöz köyünde yürütülmesi planlanan bu projeyi istemediğimizi bir kez daha yineliyoruz. Son olarak Projeyi yürüten Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tüm bu hususlar ve İl Tarım Müdürlüğünün raporuna istinaden projeyi bir an önce sonlandırmalıdır” şeklinde konuştu.

    “YAŞAM ALANLARIMIZ İÇİN HEP BERABER MÜCADELE EDECEĞİZ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, iktidarın maden yasalarını 22 kez değiştirerek nasıl sermayeye şirketlere peşkeş çektiğinin altını çizerek, “Özel kamulaştırma yasaları çıkardılar. Bununla zeytinliklere, meralara, topraklara el koydular. Elbette parlamentoda bir boyutuyla mücadele yürütüyoruz. Ama aslı olan herkesin beraber kenetlenerek mücadeleyi büyütmesidir. Bizler yaşam alanlarımızı korumak için hep beraber örgütleneceğiz, bir arada olacağız ve mücadele edeceğiz” dedi.

    “İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Munzur Çevre Derneği adına Hatun Esen ise, yaptığı konuşmada şunlara yer verdi:

    “Biz bugün buraya sadece insanlar için değil, bu coğrafyada yaşayan bütün canlılar için buradayız. Duyduk ki emparyalist şirketleri, taşeronu Dimin Madencilik buralara maden açmak istiyor. Doğamızı delik deşik etmek istiyor. 81 ilde olduğu gibi  talan projesiyle dağlarımızı yok etmek istiyor. Buna izin vermeyeceğiz.”

    Madenciliğin yapıldığı zaman sularımız kirleneceğini, toprakların zehirleneceğini ve tekrardan göç yollarına düşüleceğini ifade eden Esen, “Geri gelecek topraklarımız kalmayacak. Bu göç yollarında giderken büyük travmalar yaşayacağız. Çünkü bu dağlarda atalarımızın ayak izleri var. Bu sularda, jar u diyarlarda büyük annelerimizin duaları var. Burada direnenlerin emeği var. Çocuklarımızın geleceği var. Bu topraklar kutsaldır. Bu topraklarda bizim geçmişimiz var. Biz gidip geri döndüğümüz zaman bu yere öpe öpe burada yaşamları inşa etmiş insanlarız. Biz o kâmil insanlardan çok şey almışız. Onlara vefa borcumuz var. Biz mücadele edersek doğa kazanacak, yaşam kazanacak, çocuklar kazanacak, gençlik kazanacak” diye belirtti.

    Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, DEDEF adına Ali Rıza Bilir, Dersim Koyun ve Keçi Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan ve eylemde söz alan köylüler, maden projesinin istemediklerinin altını çizdiler.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

  • Amasya’daki Alevi köyleri tehdit altında: Alevi kurumları olarak maden projesine rızamız yoktur!

    Amasya’daki Alevi köyleri tehdit altında: Alevi kurumları olarak maden projesine rızamız yoktur!

    PİRHA- Amasya’daki Alevi köylerinin su havzaları ve inanç mekânlarını tehdit eden maden projesine tepki gösteren Alevi kurumları, “Bu durum, başta inanç özgürlüğü olmak üzere, yaşam hakkı ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının da ihlali anlamına gelmektedir. İnanç mekânlarımızın, köylerimizin ve su kaynaklarımızın, sermaye odaklı projelere peşkeş çekilip tahrip edilmesine asla rızamız yoktur! Yaşam alanlarımızın ve inanç merkezlerimizin korunması için her türlü direnişi göstereceğiz!” dedi.

     

    Enerji Bakanlığı’na bağlı, Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün, 25.03.2026 tarihinde yaptığı 317 nolu ihalesi kapsamında, Amasya Gümüşhacıköy’ün; İmirler, Aşağıovacık, Karaali, Kılıçaslan Köyleri ve Tekke Mahallesi’ni içeren, 4040 hektar alan, 4. Grup (altın, bakır, gümüş gibi kıymetli madenler) maden alanına ilişkin ihale yaptı.

    Konuya dair Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yazılı açıklama yaptı.

    ZİYARETGAHLAR ETKİLENECEK

    Amasya’da Alevi köylerinin bulunduğu bölgelerde, köylerin su havzalarını, tarım arazilerini ve meralarını kapsayan alanlarda, maden işletmeciliği faaliyetlerinin planlandığı ve bu projelerin, Alevi inancının kutsal mekânları olan tekke ve ziyaret alanlarını da içine aldığı belirtilen açıklamada, şunları ifade edildi:

    “Yine; maden ihale alanının sınırına kadar dayandığı, Alevilerin kutsal mekânlarından olan, Niyaz Baba, İmir Dede ve Kötekli Baba türbeleri mevcuttur. Niyaz Baba Türbesi, yaklaşık 1800 rakımda bulunan, bölge halkı tarafından her yıl toplu anmaların yapıldığı, niyazların ve ibadetlerin gerçekleştirildiği bir inanç merkezidir. Eğer, maden faaliyeti gerçekleşirse türbeye ulaşım imkânı kalmayacaktır. Ayrıca; bölge halkının mezarlıkları maden alanının tam ortasında kalmış olup, Alevi Bektaşi edebiyatının önemli ozanı, Âşık Özlemi’nin mezarı da orada bulunmaktadır.”

    “İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ TEHDİT ALTINDA”

    Alevi-Bektaşi inancının; doğayı, suyu, toprağı ve tüm canlıları “can” bilerek korumayı esas aldığının vurgulandığı açıklamada,  “Su havzaları yalnızca çevresel yaşamın değil, aynı zamanda inançsal sürekliliğimizin de temelidir. Bu alanlara yönelik her türlü tahribat, yalnızca çevreye değil, Alevi toplumunun inanç değerlerine ve kültürel varlığına da doğrudan bir müdahaledir. Planlanan maden faaliyetlerinin; bölgedeki su kaynaklarını kirletme, doğal yaşamı geri dönülmez biçimde tahrip etme, tarım, hayvancılık ve arıcılık ile geçinen bölge halkını da sermayeye mahkûm etme girişimi olduğu açıktır. Ayrıca; maden sahasının, Alevi toplumunun ibadet ve ziyaret mekânlarını yok edeceği de açıktır. Bu durum, başta inanç özgürlüğü olmak üzere, yaşam hakkı ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının da ihlali anlamına gelmektedir” denildi.

    “HER TÜRLÜ DİRENİŞİ GÖSTERECEĞİZ”

    Yetkililere çağrıda bulunan Alevi kurumları, “Amasya’daki ve benzer Alevi yaşam alanlarındaki maden projeleri derhal durdurulmalı, su havzaları ve kutsal mekânlar koruma altına alınmalı, bu alanlara yönelik tüm tehditler ortadan kaldırılmalıdır. Unutulmamalıdır ki; suya, toprağa ve inanca yapılan müdahale, yaşamın kendisine yönelmiş bir tehdittir. İnanç mekânlarımızın, köylerimizin ve su kaynaklarımızın, sermaye odaklı projelere peşkeş çekilip tahrip edilmesine asla rızamız yoktur! Yaşam alanlarımızın ve inanç merkezlerimizin korunması için her türlü direnişi göstereceğiz! Bölge halkının yanındayız!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Barajın 1.400 metre ötesinde maden: Su yaşamdır, satılamaz!-VİDEO

    Barajın 1.400 metre ötesinde maden: Su yaşamdır, satılamaz!-VİDEO

    PİRHA – Koza Altın AŞ tarafından Çanakkale Merkez’e bağlı Serçiler ve Terziler köylerinde açılmak istenen Altın-Gümüş Madeni Projesi’ne karşı açılan davalar kapsamında keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldı. Yoğun yağmur altında gerçekleşen keşif sırasında yaşam savunucuları, “Madene verecek suyumuz yok” sloganıyla projeye tepki gösterdi.

    KEŞİF VE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPILDI

    17 Eylül 2025’te Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ikinci kez verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali için açılan davalar, Çanakkale 1. ve 2. İdare Mahkemelerinde görülüyor.

    Projenin iptali için toplam 5 dava açıldı. Ancak Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve Eskişehir Ekoloji Derneği ile bazı muhtarların açtığı 2 dava ehliyet yönünden reddedildi.

    Çanakkale Belediyesi’nin açtığı ve yurttaşların müdahil olduğu dava ile Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) tarafından açılan dava Çanakkale 1. İdare Mahkemesi’nde görülürken; Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Burhaniye Çevre Platformu Derneği, Ayvalık Tabiat Derneği, Ege Çevre ve Kültür Platformu Derneği ve Bergama Çevre Platformu üyelerinin açtığı dava Çanakkale 2. İdare Mahkemesi’nde ele alınıyor.

    Mahkeme, yürütmeyi durdurma talebini keşif ve bilirkişi incelemesi sonrasına bıraktı.

    ADLİYE ÖNÜNDE BULUŞMA KÖY YOLUNDA BARİKAT

    Su Yaşam Adalet Koalisyonu’nun çağrısıyla 13 Şubat 2026’da Çanakkale Adliyesi önünde toplanan davacılar ve yaşam savunucuları, “Su, Yaşam, Adalet!” sloganlarıyla bilirkişi heyetini karşıladı. Ardından keşfin başlayacağı Terziler Köprüsü’ne geçildi.

    Keşif sırasında hâkimin yalnızca davacıların katılabileceğini bildirmesi üzerine jandarma köy yolunu kapatarak barikat kurdu. Davacı olmayan yurttaşların itirazları üzerine keşfin uzaktan izlenmesine izin verildi.

    “ATİKHİSAR BARAJI RİSK ALTINDA”

    Davacılar, projenin Atikhisar Barajı koruma havzasında ve baraja yaklaşık 1.400 metre mesafede planlandığını belirterek; baraj, Sarıçay, orman ekosistemi ve tarım alanlarının ciddi risk altında olduğunu savundu.

    Bakanlık temsilcileri ve şirket avukatları ise projenin baraja etkisi olmayacağını ileri sürdü.

    Keşif sırasında Açık Ocak Alanı, Bitkisel Depolama Alanı, Cevher Stok Alanı ve Pasa Alanı incelendi. Yaşam savunucuları, proje alanında sondaj çalışmaları nedeniyle çok sayıda ağacın kesildiğini ve orman dokusunun zarar gördüğünü ifade etti.

    “MADENE VERECEK SUYUMUZ YOK”

    Yoğun yağmur altında tamamlanan keşfin ardından Terziler Köprüsü’nde basın açıklaması yapıldı. Süheyla Doğan, Av. Ali Çalıdağ, Gazeteci İbrahim Gündüz, ZMO Başkanı Onur Sinan Türkmen ve Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü Süleyman Eryılmaz yaptıkları konuşmalarda ÇED raporunun iptal edilmesini talep etti.

    Açıklamada, “Madene verecek suyumuz yok”, “Su, Yaşam, Adalet” ve “Ekmek, Toprak, Adalet” sloganları atıldı.

    Koalisyon, bilirkişilerin bilimsel ve objektif bir rapor hazırlamasını beklediklerini belirterek, her iki mahkemeden de ÇED raporunun iptalini talep ettiklerini duyurdu.

    Açıklama, “Koza’nın ÇED olumlu kararını iptal ettireceğiz” vurgusuyla sona erdi.

    PİRHA/BALIKESİR

  • Dersim’in Geyiksuyu köyünde, madencilik projelerine karşı etkinlik düzenlendi-VİDEO

    Dersim’in Geyiksuyu köyünde, madencilik projelerine karşı etkinlik düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Geyiksuyu köyünde, madencilik projelerine karşı tiyatro, sinevizyon ve müzik etkinliği düzenlendi. Siyasi iktidarın izniyle maden şirketlerinin Dersim doğasına saldırı için dört koldan saldırı girişimleri içerisinde olduğunu belirten Geyiksuyu Çevre Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Alişan Çelik, “Geyiksuyu’nda verilecek mücadele aynı zamanda Cevizlidere, Tağar Çayı, Sekasur’daki mücadeleyi de pekiştirecektir. Bu mücadelenin başarısı ve olmazsa olmazı örgütlü birlik ve beraberliktir” dedi.

    Dersim’in Geyiksuyu köyünde, Geyiksuyu ve Çevre Köyleri Doğayı Koruma Platformu tarafından, madencilik projelerine karşı Geyiksuyu Kültür Merkezi ve Cem Evi Derneği’nde ‘Geyiksuyu’nda doğa, yaşam ve tiyatro buluşması’ şiarıyla etkinlik düzenlendi.

    Etkinlikten önce davul, zurna eşliğinde halaylar çekildi.

    “BİZLER DOĞAYI KUTSAL, YAŞAMI HAK BİLİRİZ”

    Düzenlenen etkinliğin temasının yaşam ve doğa olduğunu belirten Geyiksuyu Kültür Merkezi ve Cem Evi Derneği Yöneticisi Sevgi Aydın, “Bizler doğayı kutsal, yaşamı hak biliriz. Yaşam alanlarımızı korurken, kutsal ziyaretlerimizi de korumaktayız. Bu da ibadetlerimizle ters değildir, Yol’umuzun özüne uygundur. İbadetlerimiz her daim hak ettiği saygıyla sürecek ve kültürümüz de muhabbetle yaşamaya devam edecek” dedi.

    “MÜCADELENİN BAŞARISI ÖRGÜTLÜ BİRLİK VE BERABERLİKTİR”

    Siyasi iktidarın izniyle maden şirketlerinin Dersim doğasına saldırı için dört koldan saldırı girişimleri içerisinde olduğunu belirten Geyiksuyu Çevre Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Alişan Çelik, “Geyiksuyu, Sin, Cevizlidere, Tağar Çayı, Sekasur ve birçok alan ruhsatlandırılmıştır. Devlet bürokrasinin duygularımızı okşamalarına asla kanmayalım, temkinli yaklaşalım. Çünkü onlar iktidarın yereldeki uygulayıcısıdır. İhanet edenler toplumumuzda dışlanacaklardır. Elbette onurlu halkımızın bir tas çorbaya tevazu edeceğine inanmıyoruz. Aç ve açıkta kaldığımız dönemlerde de diz çökmedik, diz çökmeyeceğiz. Katil maden şirketlerinin haram lokmaları halkımız tarafından kabul görmeyecektir. Biz Dersim’de doğamızı savunurken yalnızca kendimizi değil bir bütün olarak tabiatı ve yaşam alanlarımızı bizden sonraki kuşakların haklarını da savunuyoruz. Geyiksuyu’nda verilecek mücadele aynı zamanda Cevizlidere, Tağar Çayı, Sekasur’daki mücadeleyi de pekiştirecektir. Bu mücadelenin başarısı ve olmazsa olmazı örgütlü birlik ve beraberliktir” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Arêyê Kay tiyatro grubunun oyunu, sinevizyon gösterimi ve müzik dinletisi yapıldı.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Maden projesi için Dersim’in Geyiksuyu köyünde dron uçurulup, arazilerde işaretlemeler yapıldı-VİDEO
    -Geyiksuyu’nda madenciliğe karşı halk toplantısı yapıldı: Doğamıza dokunamazsınız-VİDEO
    -Köylülerden, Geyiksuyu’ndaki maden projesine tepki: Sonuna kadar mücadele edeceğiz-VİDEO

  • Köylülerden, Geyiksuyu’ndaki maden projesine tepki: Sonuna kadar mücadele edeceğiz-VİDEO

    Köylülerden, Geyiksuyu’ndaki maden projesine tepki: Sonuna kadar mücadele edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim merkeze bağlı Geyiksuyu köyünde yaşayanlar maden projesine tepki göstererek, “Maden projelerinin nasıl felaketler yaşattığını Erzincan İliç’te gördük. Sırf dünyanın bir ucundaki insanlar para kazanacak diye bizim yaşam alanlarımızı yok etmelerine müsaade etmeyeceğiz” dedi.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Maden projesinin uygulanacağı yerlerden birisi olan Dersim merkeze bağlı Geyiksuyu köyü Sin bölgesinde Temmuz ayında maden teknik arama mühendisleri tarafından işaretlemeler yapıldı.

    Geyiksuyu köyünde yaşayan yurttaşlar, PİRHA’ya konuştu.

    “DOĞAMIZIN TAHRİP OLMAMASI İÇİN SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Madencilikle ilgili çalışmaların yapılacağına dair bilgilerin kendilerini tedirgin ettiğini ifade eden Yeter Karataş, “Burada insanlar tarım, hayvancılık ve arıcılık yaparak geçimlerini sağlıyorlar. Burada madencilik faaliyetleri olduğu zaman doğamıza, arılarımıza ve börtü böceğe zararı olacak. Artık insanlar burada üretim de yapamayacak. O yüzden madencilik faaliyetlerine hep birlikte karşı çıkmalıyız. Doğamızın tahrip olmaması için sonuna kadar mücadele edeceğiz” dedi.

    “YAŞAM ALANLARIMIZI YOK ETMELERİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

    Madenlerin doğaya verdiği zararı İliç’te gördüğünü belirten Nevin Yıldız, “Bu yüzden madene karşıyız. Burada doğal ortamda yaşıyoruz. Ekolojik bir denge var ve bu dengenin bozulmasını istemiyoruz. Buraya maden gelirse toprağımız ve suyumuz zarar görecek, bütün ekolojik denge bozulacak. Sırf dünyanın bir ucundaki insanlar para kazanacak diye biz yaşam alanlarımızı yok etmelerine müsaade etmeyeceğiz” diye ifade etti.

    “MADEN İSTEMİYORUZ”

    Zeynep Polat ise, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Maden şirketi buraya gelirse biz nereye gidelim? Nerede ölelim? Çocuklarımız nereye gitsinler? Bostanımız, tarlamız, suyumuz ne olacak? Biz maden istemiyoruz! Maden zehirdir; hayvanımız ölür, çocuklarımız ölür. Maden istemiyoruz köyünüzü bırakmayın, burası bizim yaşam alanımızdır. Biz sabahları uyandığımızda dualarımızda “Komşularımıza keder dert verme! Çocuğumuza verme!” şeklinde dua ederiz, ziyaretlerimizde çıralar yakarız, kurban keseriz, şimdi maden geldiğinde ziyaret yerlerimiz yok olacak, inancımızı yerine getiremeyeceğiz bu yüzden maden istemiyoruz.”

    “MADEN GELİRSE DOĞAMIZ, SUYUMUZ VE HAVAMIZ ZEHİRLENİR”

    Madenin sadece zehir ve ölüm getirğini söyleyen Besime Yıldırım, “İnsanlar hep kanser olacak. Yapılan araştırmalarda 81 ilde en temiz hava Dersim’deymiş. Hayvancılıkla, çiftçilikle, arıcılıkla uğraşıyoruz. Çocuklarımızı okuttuk ama iş yok. Belki onlar ilerde buraya gelir ve hayvancılıkla, çiftçilikle, arıcılıkla uğraşırlar. Çocuklarımıza yazık etmeyin maden istemiyoruz. Maden gelirse doğamız, suyumuz ve havamız zehirlenir” diye belirtti.

    “KÖYLÜLER OLARAK MADEN PROJESİNE KARŞIYIZ”

    Maden projelerinin ülkedeki en büyük talanı yarattığını belirten Haydar Karataş, “Geçenlerde köyümüze vali geldi ve bize ‘Ben madene karşıyım ama buna halk karar verecek’ dedi. Eğer devlet kararı bize bırakmışsa, biz Geyiksuyu ve çevre köyleriyle buna karşıyız, kesinlikle köyümüzde maden  istemiyoruz. Bütün insanlarımıza arazilerinden, havasından, suyundan, mezarından olmamak için mücadeleye çağrı yapıyoruz. Çünkü biz yıllardan beri çok acılar yaşadık. 1938’de, 12 Eylül 1980’de ve 1994’te yerle bir edildik ve halen onun acısını yaşıyoruz. Daha geçmiş acılar kapanmadan şimdi de maden darbesine karşı da mücadele edeceğiz. Bütün halkımızı duyarlı olmaya çağırıyoruz” şeklinde konuştu.

    “MADEN ÇIKARILIRSA YENİDEN GÖÇ BAŞLAR”

    Hasan Yalçın ise, “Maden çıkarıldığı zaman doğal yaşam, hayat biter. Köyümüzde hiç bir şey kalmaz ve yeniden göç başlar” sözleriyle madene karşı olduğunu dile getirdi.

    “MADEN PROJELERİNİN NASIL FELAKETLER YAŞATTIĞINI İLİÇ’TE GÖRDÜK”

    Köylerinde maden projesi istemediklerini vurgulayan Erdal Karataş, “1994 yılında köyler devlet politikasıyla boşaltıldı. Daha sonra insanlar yavaş yavaş köylerine geri dönmeye başladı. Bilinçli bir şekilde insanların elindeki araziyi alıp hazine arazisi yaptılar ve şu anda maden bölgesi olarak ilan ettiler. Maden projelerinin nasıl felaketler yaşattığını Erzincan İliç’te gördük. Bundan dolayı biz maden projelerine karşıyız ve sonuna kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Maden projesi için Dersim’in Geyiksuyu köyünde dron uçurulup, arazilerde işaretlemeler yapıldı-VİDEO
    -Geyiksuyu’nda madenciliğe karşı halk toplantısı yapıldı: Doğamıza dokunamazsınız-VİDEO

  • Fırat, Eymir ve Mogan gölleri su havzasına yönelik maden tehdidini Meclis gündemine taşıdı

    Fırat, Eymir ve Mogan gölleri su havzasına yönelik maden tehdidini Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA- DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde, Eymir ve Mogan göllerinin su toplama havzasında yer alan ve Alevi nüfusun yaşadığı Kırıklı Köyü ve çevresine yapılmak istenen kömür madeni projesini Meclis gündemine taşıdı. Fırat, “Bölgede yer alan Alevi Kırıklı Köyü ve çevresindeki yurttaşların itirazlarına rağmen proje devam ettirilecek midir?” diye sordu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde, Eymir ve Mogan göllerinin su toplama havzasında yer alan ve Alevi nüfusun yaşadığı Kırıklı Köyü ve çevresine yapılmak istenen kömür madeni projesi hakkında Meclis’e soru önergesi verdi.

    “ALEVİ NÜFUSUN YAŞADIĞI KIRIKLI KÖYÜ VE ÇEVRESİ TEHDİT ALTINDA”

    Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde, Eymir ve Mogan göllerinin su toplama havzasında yer alan ve Alevi nüfusun yaşadığı Kırıklı Köyü ve çevresi, Yıldızlar SSS Holding’in kömür madeni projesi ile tehdit altında olduğunu belirten Celal Fırat, şunları ifade etti:

    “1100 hektarlık ruhsatlı alanın 150 hektarlık kısmı için başlatılan ÇED süreci, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ)’nin olumsuz görüşü nedeniyle sonlandırılmış; ancak şirket bu kararı bertaraf etmek için projeyi 24,93 hektarlık bir alana düşürerek yeniden başvuru yapmıştır. ÇED Yönetmeliği’ne göre 25 hektar altındaki projeler için ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verilebilmekte; şirketin bu düzenlemeyi hukuken kötüye kullandığı ise bilirkişi raporuyla da tespit edilmiştir.

    Kırıklı köyü halkı ve çevre köy sakinleri, yıllardır bölgede faaliyet yürüten madenlerin yol açtığı hava, su, toprak kirliliğinden ve halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinden şikayetlerini muhtelif zamanlarda kamuoyuna duyurmaya çalışmışlardır. ASKİ’nin itirazına rağmen Ankara Valiliği’nin ‘ÇED gerekli değildir’ kararı vermesi, göllerin ve su kaynaklarının korunması konusunda kamu sorumluluğunun ihlal edildiğine işaret etmektedir. Bilirkişi raporunda, şirketin proje tanıtım dosyasının hatalarla dolu, taraflı ve etkileri gizlemeye yönelik olduğu açıkça belirtilmiştir. Tüm bu gelişmeler, yaşam alanlarını korumak isteyen halkın anayasal haklarının ve çevresel adaletin göz ardı edildiğini göstermektedir.”

    “ASKİ’NİN OLUMSUZ GÖRÜŞÜ, BAKANLIĞINIZCA NEDEN DİKKATE ALINMAMAKTADIR?”

    Celal Fırat, bu bağlamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından cevaplanması istemiyle şu soruları yöneltti:

    1. Ankara Gölbaşı’nda, Eymir ve Mogan göllerinin su toplama havzası içinde yer alan ve ÇED süreci ASKİ’nin olumsuz görüşüyle iptal edilen madencilik faaliyetinin, proje alanı düşürülerek yeniden başlatılması Bakanlığınızın bilgisi ve onayı dahilinde mi gerçekleşmiştir?
    2. Proje tanıtım dosyasının, bağımsız bir çevre danışmanlık firması yerine, proje sahibi şirketin yönetim kurulu üyesi tarafından hazırlanmış olduğu iddiası doğru mudur? Doğru ise bu mevzuata aykırı değil midir?
    3. Ankara Valiliği tarafından verilen “ÇED gerekli değildir” kararına ilişkin bilirkişi raporunda yer alan eksiklikler ve halk sağlığını tehdit eden unsurlar doğrultusunda Bakanlığınız bu maden faaliyetini iptal edecek midir?
    4. ASKİ’nin olumsuz görüşü, Bakanlığınızca neden dikkate alınmamaktadır? Bu görüşün göz ardı edilmesinin gerekçesi nedir?
    5. ÇED Yönetmeliği’ndeki 25 hektar sınırının şirketler tarafından kötüye kullanılmasını engellemek için Bakanlığınız bir önlem alacak mıdır?
    6. Bölgede halihazırda faaliyet yürüten maden ocaklarının halk sağlığına ve çevreye etkileri konusunda Bakanlığınız tarafından yapılmış herhangi bir izleme, ölçüm veya sağlık araştırması mevcut mudur? Mevcutsa sonuçları kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?
    7. Bölgede yer alan Alevi Kırıklı Köyü ve çevresindeki yurttaşların itirazlarına rağmen proje devam ettirilecek midir? Bakanlığınız, tarım ve hayvancılıkla geçinen bu halkın yaşam hakkını ve geçim kaynaklarını korumak adına nasıl bir tutum alacaktır?

    PİRHA/ANKARA

  • Dipsizgöl’deki maden projesine tepki: Sosyal ve kültürel yapıya da zarar verecek-VİDEO

    Dipsizgöl’deki maden projesine tepki: Sosyal ve kültürel yapıya da zarar verecek-VİDEO

    PİRHA- Sivas Zara Dipsizgöl Köyü halkı, Zara Dipsizgöl’deki maden projesinin, Alevi ziyaret alanı ve su kaynağının üzerine yapılmasının ekolojik ve kültürel bir yıkıma neden olacağına vurgu yaptı.

    Sivas Zara Dipsizgöl Köyü halkı, Zara Dipsizgöl’deki Maden Projesinin, Alevi ziyaret alanı ve su kaynağının üzerine planlanmasına tepki gösterdi.
    Köy halkı adına basın metnini Beydağı Çevre Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Kanber Bektaş okudu.

    “PROJE, YAŞAMIMIZIN TEMEL DAYANAĞI OLAN TEK SU KAYNAĞIMIZIN TAM ÜZERINE PLANLANMIŞTIR”

    Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl Köyü’nün, bölgede tarım, hayvancılık, arıcılık ve yaylacılık faaliyetlerini hâlâ sürdürebilen nadir köylerden biri olduğunu belirten Bektaş, şunları kaydetti:

    “Köyümüz, Türkiye’de ve dünyada giderek artan bir sorun olan yetersiz su kaynakları ile mücadele etmektedir. Tüm zorluklara rağmen, elimizdeki kısıtlı imkânları seferber ederek bu faaliyetleri sürdürmeye çalışıyoruz. Ancak köyümüzde hayata geçirilmek istenen maden projesi, yaşamımızın temel dayanağı olan tek su kaynağımızın tam üzerine planlanmıştır. Bu projenin uygulanması, Dipsizgöl’de tarım, arıcılık ve hayvancılığın sona ermesi anlamına gelmektedir. Söz konusu su kaynağından çıkan dere; başta Kızılkale, Girit, Cemal, Danışık köyleri olmak üzere, Zara’ya bağlı pek çok çevre yerleşimi beslemektedir. Hatta bu akarsu, Kızılırmak Nehri’nin önemli bir kolunu oluşturmaktadır.”

    EKOLOJİK VE DOĞAL TAHRIBAT

    Bektaş, maden projesi nedeniyle oluşacak tahribat şöyle sıraladı:

    Köyümüzün tek su kaynağı yok olacak,
    Diğer tüm su kaynakları olumsuz etkilenecek,
    Bu kaynakların çevresindeki bitki örtüsü ve yaban hayatı zarar görecek,
    Çok sayıda endemik bitki ve nadir hayvan türünden oluşan ekosistem parçalanacaktır.

    DIPSIZGÖL: İNANÇ VE KÜLTÜRÜN KALBİ

    Dipsizgöl’ün, sadece bir su kaynağı değil; aynı zamanda inanç merkezive ziyaret alanı olduğunun altını çizen Ali Kanber Bektaş, “Maden projesi, tam olarak bu kutsal bölgeyi kapsamakta ve ilk yok edilecek alan olarak burayı hedeflemektedir. Bu göl, köylülerimizin şifa bulduğu, inanç ritüellerini yaşattığı, manevi yaşam dengelerini koruduğu bir mekândır. Dolayısıyla bu projenin uygulanması, sadece doğamıza değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel yapımıza da telafisi mümkün olmayan zararlar verecektir” dedi.

    PİRHA/SİVAS

     

  • Yıldırım: Derviş Cemal Köyü’nde yapılmak istenen maden ocağı derhal iptal edilmeli-VİDEO

    Yıldırım: Derviş Cemal Köyü’nde yapılmak istenen maden ocağı derhal iptal edilmeli-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesine bağlı olan ve Derviş Cemal Ocağı’nın bulunduğu Derviş Cemal Köyü’nde maden ocağı yapılmak isteniyor. Avukat Barış Yıldırım, “Maden projesinin yapılmak istendiği alan ekolojik, kültürel ve inançsal miras sahası olmasından kaynaklı projenin iptal edilmesi gerekiyor” dedi. 

    Dersim’in Hozat ilçesine bağlı, Derviş Cemal Ocağı’nın bulunduğu Derviş Cemal Köyüne 800 metre yakın bir alanda mermer ocağı yapılmak isteniyor.

    Nama Grup Metal A.Ş., mermer ocağı yapımı için Erzincan İdare Mahkemesi’ne ÇED başvurusunda bulundu. Bilirkişi raporunda; ocağın yapılmak istendiği alanın Derviş Cemal Kültür Merkezi ve Cemevi’ne yakın olduğu belirtildi.

    Ayrıca ocağın su, enerji ve ulaşım yerine yakın olduğu, arıcılık ve hayvancılığın maden ocağından olumsuz etkileneceği uyarısı yapıldı. Raporda, Derviş Cemal Ocağı’nın Aleviler için önemli bir inanç merkezi olduğuna işaret edilerek, mermer ocağının buranın manevi ortamına zarar vereceği görüşü bildirildi.

    Avukat Barış Yıldırım, Derviş Cemal Ocağı’nın bulunduğu Derviş Cemal Köyü’nde yapılması planlanan maden ocağı projesine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “PROJENİN İPTAL EDİLMESİ GEREKİYOR”

    Maden projesinin, yapılması planlanan yerde yürütülmemesi gerektiğini belirten Barış Yıldırım, “Proje yapılması planlanan yerde yapılırsa çevresel etkileri son derece olumsuz bir sürece yol açacak. Bölgede tarım ve hayvancılık temel geçim kaynağı. Mermer ocağı faaliyete geçerse gürültü ve oluşacak tozdan kaynaklı bölgedeki faaliyetler sekteye uğrayacak. Hozat Alevi ocaklarının kültürel olarak kendini çok fazla hissettirdiği bir bölge. Bu ocaklardan bir tanesi de Derviş Cemal Ocağı. Derviş Cemal Ocağının bulunması sebebiyle her yıl on binlerce insan orayı ziyaret ediyor. Orada mermer ocağı projesi yürütüldüğünde oraya gidecek ziyaretçileri hem kültürel hem de manevi açıdan oldukça rahatsız edecek. Maden projesinin yapılmak istendiği alan ekolojik, kültürel ve inançsal miras sahası olmasından kaynaklı projenin iptal edilmesi gerekiyor” dedi.

    “PROJE, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SÖZLEŞMELERİNE AYKIRI”

    Derviş Cemal Ocağı’nın inançsal ritüeller nedeniyle Birleşmiş Milletler’in somut olmayan mirasın korunması sözleşmesi kapsamında koruma altında olduğunu vurgulayan Yıldırım, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Mermer ocağı projesi Birleşmiş Milletler sözleşmelerine, anayasaya ve kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanunu, çevre kanunu, toprak koruma ve arazi kullanma kanununa da aykırı. Dolayısıyla yapılması planlanan proje birçok mevzuat hükmüne ve düzenleyici işleme aykırı. O yüzden bu projenin derhal idari işlemlerinin tümünün iptal edilmesini bekliyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Derviş Cemal Köylüleri: 800 metre mesafede maden ocağı olur mu, ziyaretimiz var-VİDEO

  • Munzur Özgür Aksın Meclisi: Maden projeleriyle ekolojik katliam gerçekleşecek – VİDEO

    Munzur Özgür Aksın Meclisi: Maden projeleriyle ekolojik katliam gerçekleşecek – VİDEO

    PİRHA – Munzur Özgür Aksın Meclisi, Dersim Sanat sokağında basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Dersim’de maden projelerinin hayata geçirilmesiyle birlikte tam bir ekolojik katliamın yaşanacağına dikkat çekildi. 

    Haberin Videosu

    Munzur Özgür Aksın Meclisi, Dersim Sanat Sokağında açıklama yaparak maden projelerine tepki gösterdi. Açıklamada, ‘Çevremize, doğamıza, kültürümüze ve inancımıza karşı saldırılara karşı dur diyelim’ yazılı pankartı açılarak, “Kapitalizim üretim krizi ve bozulan ekonomiyi Doğa ve çevre talanına dönük uygulamalar ile devam ettiriyor” denildi.

    “MADEN PROJELERİ YAŞAM ALANLARINA YAPILIYOR”

    Kaz Dağları’nda kesilen 200 bin ağaç, Aydın’da yeni jeotermal ihaleler ve 12 bin yıllık Kent Hasankeyf sular altında bırakıldığı anımsatılan açıklamada, dünyanın en temizleri arasında olan Salda Gölü’ne millet bahçesi yapılması planları, faili belli orman yanmaları, zeytinlik ve kayısı alanlarının imara açılması, dünya mirası ve inanç merkezi Munzurun iş araçlarıyla ticarete ve korumaya değil kullanmaya açılmasına tepki gösterildi.

    Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG)Temmuz 2019 tarihinden bu yana 2685 noktada maden ruhsatı ilanı yaptığının altı çizilen açıklamada, bu alanların yayla, mera, tarım arazisi, doğ, nehir, hayvan ve insan yaşam alanlarının bulunduğu alanlar olduğuna dikkat çekildi.

    “KİMDEN RIZALIK ALDINIZ?”

    Sermaye sahiplerinin Dersim’in eşsiz coğrafyasını hedef aldığına dikkat çekilen açıklamada, Dersim’in yeraltı ve yerüstü kaynaklarını, suları, bitkileri ve havası zehirlemek Dersim halkının geleceğinin yok edilmek istendiği ifade edildi.

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nın endemik tür barındırması bakımından en en zengin park olduğu belirtilen açıklamada, “2000’e yakın bitki türü saptanmış ve bunların %20’sine yakın endemik türdür. Yaban hayatı bakımından eşsiz bir doğadır. Dersim. Soruyoruz; Kimden rızalık aldınız. Bu havzada maden projesi yürütülmesi demek; Akarsu kaynaklarının, toprağın, havanın, ekosistemin, yaylaların, meraların en önemlisi yer altı suyu kaynaklarının Kazdağlarında, İliçte, Hasankeyf ve Salda olduğu gibi telafisi imkansız zarar görmesi demek!” denildi.

    “ÇEVREMİZİ KORUMAKTAN GERİ DURMAYACAĞIZ”

    Maden projelerinin gerçekleştirilmesi halinde, tam bir ekolojik katliamın ortaya çıkacağına dikkat çekilen açıklamada, hukuka ve çevre kanununa aykırı işlere karşı direnme çağrısı yapılarak şunlar kaydedildi:

    “İş vaadi ile yalanlarıyla gelecek bu şirketlere karşı bu coğrafyayı insansızlaştırmak yağma ve talan edeceklere karşı buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Çevremizi, doğamızı, kültürümüzü, inancımızı, kimliğimizi, dünyanın bütün doğal miraslarını korumaktan asla geri durmayacağız.” PİRHA/DERSİM

     

  • Erzincan İdare Mahkemesi, Konarlı’daki maden projesini iptal etti

    Erzincan İdare Mahkemesi, Konarlı’daki maden projesini iptal etti

    PİRHA – Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Konarlı Köyü’nde yürütülmek istenen maden projesine ilişkin bölgede bilirkişi heyetince keşif yapılmıştı. Erzincan İdare Mahkemesi, Krom Ocağı Madenciliği Projesi’ni iptal etti.

    Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Konarlı Köyü’nde (Şıh Köy) yürütülmek istenen maden projesine karşı açılan dava kapsamında bilirkişi heyeti tarafında keşif yapılmıştı.

    Dersim Kültürel ve Doğal Mirası Koruma Girişimi Sözcüsü Av. Barış Yıldırım, “Krom Madenciliği Projesi’ne karşı açtığımız davada bölgede bilirkişi refakati ile keşif icra edilmişti. Bilirkişi raporlarının dosyaya ibraz sonrası mahkeme projeye dair iptal kararı verdi” diyerek kararı duyurdu.

    Birçok endemik bitki türü, yaban hayatı ve şelalesiyle tanınan Konarlı Köyü’nde geçtiğimiz yıllarda HES projesi de yürütülmek istenmiş ancak köylülerin ortak mücadelesi sonucunda durdurulmuştu.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Erzincan Tercan’daki maden projesinin iptali istendi-VİDEO

    Erzincan Tercan’daki maden projesinin iptali istendi-VİDEO

    PİRHA – Erzincan Tercan ilçesinde yapılması istenen krom maden projesi için hazırlanan bilirkişi raporunda, çevre ve insan sağlığı üzerinde etki yaratabileceği ön görülerek projenin iptal edilmesi istendi.

    Haberin videosu

    Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Konarlı Köyü’nde yürütülmek istenen krom madeni projesine karşı açılan dava kapsamında bilirkişi heyeti tarafında keşif yapıldı. Keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda maden projesinin yer altı ve içme sularını olumsuz etkilerini sıralanarak projenin iptal edilmesi istendi.

    Avukat Barış Yıldırım iptal kararı istenilen bölge ve Dersim bölgesindeki maden ile HES projelerine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLI”

    Yıldırım, bilirkişi raporunda projenin yürütülmek istendiği Konarlı köyünde bilirkişi heyeti tarafından keşfi yapılan projenin iptalinin istendiğini belirtti.

    Yıldırım, “25 sayfalık raporun sonuç bölümünde çevre ve mevzuat uyarınca getirilen kriterleri taşımadığı, çevre ve insan sağlığı üzerinde etki yaratabileceği gerekçesiyle projenin iptal edilmesi gerektiğini bilirkişi kanat olarak bildirmiş” dedi.

    “KORUMA ALTINDA OLAN FLORA VE FAUNA TÜRLERİNİ BARINDIRIYOR”

    Konarlı bölgesinin doğa zenliğine ve endemik türlerine değinen Av. Yıldırım, “Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamının Korunması” sözleşmesinin ek bir ve ek iki listesinde tanımlanan ve kesin koruma altına da olan flora ve fauna türlerini barındırıyor. Akarsu havzasında yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, vaşak, su samuru gibi türler bulunduğu gibi florası çok güçlüdür. Zaten Tercan bölgesinin Munzur florasının bir parçası olarak değerlendirmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “BÖLGE, ORTADOĞU’YU İLGİLENDİREN HAVZADIR”

    Erzincan’ın Kemah ve Kemaliye bölgelerinde de ekolojik yıkım son süreçte oldukça yoğunlaştı. Maden projeleri, köylülerin yaşamını bitirmeye yönelik politikalardan en büyüğü olarak görülüyor.

    Yıldırım, “Özelikle Erzincan bölgesi korunması gerekiyor. Fırat havzası sadece Erzincan Tunceli Elazığ hattında değil, Güneydoğu Anadolu hatta Ortadoğu’nun tamamını ilgilendiren bir havza. Bu havzanın su kaynaklarının kirlenmesi milyonlarca insanın ve sayısız miktarda canlının bundan zarar görmesi anlamına gelir” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/DERSİM

  • Palu’ya bağlı Güllüce (Seraçur) köyü maden tehdidi altında

    Palu’ya bağlı Güllüce (Seraçur) köyü maden tehdidi altında

    PİRHA- Elazığ’ın Palu ilçesine bağlı Güllüce (Seraçur) köyünde yapılmak istenen bakır madenine bakanlık Çevresel Etkinlik Değerlendirme (ÇED) onayı verdi. Birçok endemik bitki ve hayvan türüne yaşam alanı olan köyde yapılması planlanan maden sahası ayrıca çevre köylerindeki içme suyunu kirletecek boyutta.

    Uzun zamandır maden şirketlerinin tehdidi altında olan Güllüce (Seraçur) köyüne Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yeni bir maden sahası için yapılan başvuruyu kabul etti. Bakanlık, bakır madeni işletmeciliği yapan Adnan Karadağ isimli şahsın, bakır madeni açık ve kapalı ocak işletmesi projesi için çevresel etki değerlendirme olumlu raporu verdi.

    349 hektar alana sahip işletme ruhsatlı sahanın 335,25 hektarlık kısmında açık ve kapalı ocak işletmesi ile 20.000 ton bakır bakır madeni üretilmesi planlanıyor. Proje kapsamında ise bakır madeni ve pasa malzeme olarak  1.520.00 tonluk kazı miktarının yapılması gündemde. Raporda, maden arama çalışmalarının doğaya zarar vermeyeceği de ileri sürülüyor.

    Elazığ’ın Palu ilçesinde bulunan 200 nüfuslu Güllüce (Seraçur) köyünde 2017 yılında Adnan Karadağ isimli şahsın işletmesini aldığı bölgede maden analizleri etüdü başlamış ve analizlerin olumlu çıkmasıyla birlikte çalışmalar hızlanmıştı. Yaklaşık 1 ay önce bakanlık görevlilerinin köyde yaptığı toplantı sonucunda köylüler ÇED raporunun tamamlandığını ve alana maden arama izni verildiğini öğrendi.

    30 ailenin hayvancılık, 15’sinin ise arıcılıkla geçimini sağladığı köyde maden işletmesinin açılmasının birçok endemik bitki ve hayvan türünün yok edeceği endişesi taşıyan köylüler projeye karşı.

    Maden firmasının açılmadan 10-15 köylüye istihdam vaadinde bulunan şirkete karşı çıkan köylüler maden işletmesinin açılmasına izin vermeyeceklerini dile getirmiş ve konuyu idari mahkemeye taşıyacaklarını ifade etmişlerdi.

    PİRHA/ELAZIĞ

     

     

     

  • Eléonore Fourniau: Doğayı yok etmek bu inancı yok etmektir-VİDEO

    Eléonore Fourniau: Doğayı yok etmek bu inancı yok etmektir-VİDEO

    PİRHA-Kürtçe ezgiler seslendiren Fransız kadın sanatçı Elêonore Fourniau, Dersim’de bulunan Munzur dağlarının maden sahası ilan edilmesine tepki gösterdi. Dersim’e ilk defa gelen Fourniau, “Bu saldırılar hem kapitalist hem de politik saldırılardır. Hem doğayı hem de bu topraklarda yaşayan halkı yok etmeye çalışıyorlar” diyerek bu doğa katliamına sessiz kalınmaması çağrısında bulundu. 

    Haberin Videosu

    Hem Alevi deyişleri hem de Kürtçe ağıtları aynı duyarlılıkta seslendiren genç Fransız kadın sanatçı Eléonore Fourniau, Dersim’e ilk defa gelmiş. Bu kadim topraklar hakkında çok mükemmel şeyler duyduğunu söyleyen Eleonore Fourniau, ilk defa görme şansı bulduğu Dersim’in doğasına hayran kaldığını belirtti.

    Dersim halkının tüm asimilasyon politikalarına rağmen inanç ve kültürünü devam ettirmesinden çok etkilendiğini söyleyen sanatçı Fourniau, “Bu topraklar yüzyıllardır saldırıya uğruyor, Osmanlı ve Türkiye devleti tarafından saldırıya uğradı. Halk direnerek beni bu direnişe hayran bıraktı.” ifadelerini kullandı.

    Kırmançki dilinde ezgiler seslendiren Fourniau, yeni neslin bu dile pek sahip çıkamadığını ifade ederek, “Dile sahip çıkılmadığı zaman dil ölmeye başlıyor. Dili bitirme politikalarına yenik düşüyor. Dil asimilasyonuna karşı bir direniş yoksa kayıp verilebilir.” dedi.

    Fourniau, Munzur dağlarının tamamının maden sahasına açılmasına da tepki gösterdi. Bu saldırının sadece doğaya değil, inanca ve kültüre karşı yapıldığının da altını çizdi.

    “BU ÇOK ACI”

    Fourniau şu ifadeleri kullandı:

    “Maden projesi bu topraklara bir saldırıdır. Bu projenin altında başka şeyler var. Kendi menfaatleri için insanlara zarar veriliyor, köyler boşaltılıyor, doğa yok ediliyor. İnsanlar yaşam alanlarını terk etmek zorunda bırakılıyor. Hem doğayı önemsemedikleri hem de kar etmek istedikleri için bu kutsal topraklar talan ediliyor. Bu topraklar Aleviler için kutsaldır ve bu proje insanların inançlarına bir saldırıdır. Bu vahşi kapitalizm insanları öldürüyor doğayı katlediyor. Ciddi büyük bir ekolojik saldırı söz konusu. Ve bu saldırılara karşı Avrupa’daki insanlar ses çıkarmaya başladı. Bu hem kapitalist hem de politik saldırıdır. Yani hem doğayı  hem de bu topraklarda yaşayan halkı yok etmeye çalışıyorlar. Bu toprakların korunması, doğanın korunması, kutsal mekanların, inançların korunması gerekirken yok edilmeye çalışılıyor ve bu çok acı bir şey.”

    Doğayla birlikte tarihin de yok edileceğine dikkat çeken Fourniau, bu güzelliklerin yok olmaması için elinden geldiğince herkese anlatmaya ve mücadele etmeye devam edeceğini söyledi. Son olarak da Dersim halkına güvendiğini ve halkın bu projeye karşı çıkarak projenin durdurulacağına inandığını belirtti.

    Söyleşinin ardından doğa tahribatına karşı Dersim yöresine özgü bir ezgiyi Seyit Rıza Meydanı’nda seslendirdi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Maden projesine verilen iptal kararına Danıştay’dan onay

    Maden projesine verilen iptal kararına Danıştay’dan onay

    PİRHA – Bingöl Kiğı’daki maden projesine dair yerel mahkemenin verdiği iptal kararı Danıştay tarafından onandı. Avukat Barış Yıldırım, kararın Munzur ve Kaz Dağları için emsal teşkil ettiğini belirtti.

    Bingöl’ün Kiğı ilçesi Eskikavak köyündeki maden projesine dair yerel mahkemenin verdiği iptal kararı Danıştay 6. dairesi tarafından onandı. Ekoloji Dersim Doğal ve Kültürel Mirası Koruma Girişimi Sözcüsü Av. Barış Yıldırım, kararın son dönemde gündemde olan Munzur ve Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyeti için emsal karar olduğunu dile getirdi.

    Bingöl Kığı ilçesi Eskikavak Köyü yakınlarında yapılmak istenen kurşun, gümüş ve çinko madenine Bingöl Valiliği tarafından verilen “ÇED gerekli değildir” kararı Erzurum 1. İdare Mahkemesince iptal edilmişti. Temyiz yolunun açık olduğu karar Danıştay’a taşındı. Danıştay 6. Dairesi yerel mahkemenin verdiği kararı onayarak madencilik kararını iptal etti. Böylelikle Bingöl’de ilk kez bir maden projesi iptal edilmiş oldu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Maden projeleri ile Dersim coğrafyası bozulup insansızlaştırılıyor’-VİDEO

    ‘Maden projeleri ile Dersim coğrafyası bozulup insansızlaştırılıyor’-VİDEO

    PİRHA- Munzur Dağları’nın tamamının maden sahası ilan edilmesinin ardından Munzur Gözeleri’ni de içine alan Munzur Milli Parkı’nın bir bölümünde bir şirkete maden arama ruhsatı verilmesine dair PİRHA’ya konuşan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, “Üreticinin elde edeceği artı değeri ve ülke ekonomisine katkısından ziyade çeşitli firmalar, büyük şirketler ve yabancı ortaklıklarla bu doğayı onların emirlerine sunma projesidir. Art niyetlidir, kasıtlıdır. Burayı barajlarla, maden ocakları ile nasıl yok ederim diye bir çabanın içine giriliyor” dedi.

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nın bir bölümünü de kapsayan 43 bin 350 hektarlık alanın maden sahası olarak belirlenmesi ve maden arama ruhsatı verilmesine tepkiler sürüyor. Konuya ilişkin bir tepki de Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül‘den geldi. Sarıgül, uygulanmak istenilen projenin toplumun inancı, kültürü ve doğasına uygun olmadığının altını çizerek, bölgenin bu projeler ile insansızlaştırılmaya çalışıldığına vurgu yaptı.

    “DOĞA, BÜYÜK ŞİRKETLERİN EMRİNE SUNULUYOR”

    1994 yılı öncesi Ovacık nüfusunun 20 bin olduğuna ve küçük baş hayvancılık başta olmak üzere üretim ağının geliştiğine dikkat çeken Sarıgül, 1994 sonrası 67 köyden 35’inin direkt boşaltıldığını, 14 tanesinin sadece muhtarlık düzeyinde kaldığını ifade etti. Sarıgül, “Üretimsizliğin verdiği krizler insanın yaşamını tehlikeye sokacak düzeye doğru gidiyor. İnsanların bu kasabada üretime dahil olmasına rağmen burada destek programı açıklamaları gerekirken sürekli üretimden uzaklaştırıcı, tarıma dair hiçbir projenin olmadığı, tam tersi sanayi, baraj ve maden gibi çalışmaların göz önünde tutulması var. Buradan şu çıkıyor; üreticinin elde edeceği artı değeri ve ülke ekonomisine katkısından ziyade çeşitli firmalar, büyük şirketler ve yabancı ortaklıklarla bu doğayı onların emirlerine sunma projesidir. Art niyetlidir, kasıtlıdır. Vatanın bir karış toprağını kimseye vermeyiz derler. Öyle ise burası da vatan. Buranın tek bir çakıl taşını suyun altında bırakmamalıyız. Bir tek ormanını madene feda etmemeliyiz” diye konuştu.

    “PROJELER KÜLTÜRÜMÜZE, DOĞAMIZA UYGUN DEĞİL”

    Dersim’in Ovacık ilçesinde yer alan ve yöre halkı tarafından kutsal sayılan Munzur Gözeleri’nin turizme açılması için hazırlanan projeye de değinen Sarıgül, “Maalesef bizim ülkemizde turizm kavramı ise ‘orada nasıl inşaat, ne kadar yol yapabiliriz’e gidiyor” dedi. İnsanların doğasına, kültürüne ve inancına hizmet eden projelere açık olduğunu, ancak bu projenin bunları karşılamadığını dile getiren Sarıgül şunları vurguladı:

    “Bir yeri turizme açmak demek orayı güzelleştirmek, dokusunu korumak ve en iyi düzeyde hizmet edebileceği düzeye getirmektir gibi algılanır. Maalesef bizim ülkemizde turizm kavramı ise ‘orada nasıl inşaat, ne kadar yol yapabiliriz’e gidiyor. Ovacık ziyareti zaten bütün insanların ziyaretine açık. Turizm insanların gidip görüp geldiği yerdir. Ovacık Gözeleri zaten sit alanı ve orada bir alt yapı yapamazsınız. Mevcut bir proje var ve biz bu projeye karşı değiliz. Aslında algıyı tersten kendileri oluşturuyorlar. Sanki her şeye karşıyız gibi algı yaratıyorlar. İnsanların doğasına, inancına hizmet eden yeniliklere bu halk açıktır. Bizler için bir ibadethanedir. Teknik kısmı bizi aşan bir olay ama sosyal kısmı bizim tam da içinde olduğumuz durumdur. Sosyolojik bir çalışma yapılsın ki proje halka hitap etsin. Proje görsel açıdan hiçbir değeri olmayan, mevcut yerin tamamen olduğundan farklı gösteren bir proje. Bizi ikna etmiyor. Önerimiz de şudur; Valilik, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Kaymakamlık, Ovacık Belediyesi, sivil toplum örgütleri, inanç kurumları, köy derneklerinden oluşacak bir meclisle birlikte uzun vadeli bir istişare ile bu projeyi tüm sıkıntılarından arındırıp hayata geçirelim. Orayı iyi ve temiz görmek istiyoruz. Ama her şeyden önce orayı temiz ve iyi görmek bir maliyet gerektirmez. Oranın yetki alanı Ovacık Belediyesi’ne devredilir ise pir u pak edilir, insanların hizmetine açılır.”

    “BU NEYİN HIRSIDIR, DOĞA VE İNSANA KİN VAR”

    “Burayı barajlarla, maden ocakları ile nasıl yok ederim diye bir çabanın içine giriliyor” diyen Sarıgül doğa ve kültüre uygun turizm ile gelecek gelirin maden ve barajlardan kat be kat fazla olduğunu hatırlattı. Doğanın kendilerine yettiğini sözlerine ekleyen Sarıgül, Dersim coğrafyasının tarumar edilmeye çalışıldığının altını çizerek doğaya ve insana karşı bir kinin geliştiğine dikkat çekti. Sarıgül, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu doğa bize yeter. Her tarafını tarumar edip, bir sonraki nesle hiç bir şey bırakmamak neyin hırsıdır, doğa ve insana kindir. Madenlerin tamamı bu kaynak sularının üzerinde. Ne olursa olsun her tarafı kirletecek. Savaş atıkları sonra boş kalmış, çatışmaların yaşanmadığı bir sürü bakire toprak var. İlaç ve çeşitli alanlarda kullanılabilecek bitki örtüsüne sahip iken bunu korumak, zarar verene müdahale etmek yerine barajlar, madenler yapılıyor. Ters laleyi kökünden alıp deneme yapmayı düşünen bir insanı hain ilan ediyorsunuz. Burada yetişiyor ise bir yerde çoğaltayım maksadı ile almış. Kişi burada çıkan yangınlarda en önde koşan adam. Buna dağlar kadar ceza kesiyorsunuz. Diğer tarafta ise dağlarınızı indiriyorlar, içerisinde bir tane ters lale değil binlercesi var. Bunları yok ediyorsunuz ve ceza kesmek, engel olmak yerine ruhsat vererek, teşvik ederek önünü açıyorsunuz.”

    “AMAÇ COĞRAFYAYI BOZUP, İNSANLARI UZAKLAŞTIRMAK”

    Sarıgül, Dersim coğrafyasının bu projeler ile insansızlaştırılmaya çalışıldığını kaydetti. “Maden, sanayi projeleri ile aynı zamanda yöre halkının bir kısmına artı değer yaratarak sessizlik yaratmak ve kapitalizmin tam da o özüne uyan az masraf ile çok iş yapma hamlesi olarak görüyoruz” diye vurgulayan Sarıgül son olarak şunlara dikkat çekti:

    Dersim insanı kendi doğasına yüksek bir aidiyet ile bağlı. Doğaya karşı yapılan saldırılara tepkisel gücü yüksektir. Burada yapılmak istenen şey doğaya zarar veriyorsa bu halk karşı gelir. Bu halkın coğrafyasını bozup, buradan uzaklaştırmak isteniyor. Bu coğrafyanın nimetlerini kendi rantları ile birleştirip bizi de hiçbir şeye ortak etmemek kaydı ile böyle bir hayalleri var. Bir ırkı, kökü, dili değiştirmek çok uzun zamanlar almıyor. Bakmışsın ki 40-50 yılda coğrafyanın yaşam şekli tamamen değişmiş. Bölge insanı teknolojiyi, kitle iletişim araçlarını ve ekonomik koşulları devletler gibi hızlı kullanamıyor. Dolayısıyla kendi öz savunmasını oluşturur iken o kadar hızlı çözümler de üretemiyor. Devletler o gücün verdiği imkan ile bir adım önde gidiyorlar. O dönemin adı koluna bir silah alıp bir insanı vurmak, süngülemek ve şuradan atmakla çözülüyordu. Şimdi bir düğmeye basıp bir coğrafyayı yok ediyorsunuz. Kapitalist anlayışla bir yerde binlerce insanın ölümüne göz yumulabiliyor. Diğer tarafta o ölümü yaratanlar sosyal proje yaratarak kamuoyu önüne çıkıyorlar. Sanki orayı herkesten daha fazla koruyorlarmış gibi. Maden, sanayi projeleri ile aynı zamanda yöre halkının bir kısmına artı değer yaratarak sessizlik yaratmak ve kapitalizmin tam da o özüne uyan az masraf ile çok iş yapma hamlesi olarak görüyoruz.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Munzur’dan Cerattepe’ye, Ovacık’tan Kaz Dağları’na mücadelemiz sürecek’-VİDEO

    ‘Munzur’dan Cerattepe’ye, Ovacık’tan Kaz Dağları’na mücadelemiz sürecek’-VİDEO

    PİRHA – Munzur Dağları’nn tamamının maden sahası ilan edilmesi ve Munzur Vadisi Milli Parkı’nın bir bölümünde bir şirkete maden arama ruhsatı verilmesi üzerine PİRHA’ya konuşan Avukat Barış Yıldırım, “Milli parklara, doğaya zarar verecek her projeye, Cerattepe’den Ovacık’a Kaz Dağları’na dayanışma içerisinde hukuksal mücadelemiz sürecek” ifadelerini kullandı.

    Dersim’in Ovacık ilçesi ve Erzincan sınırları arasında yer alan Munzur Dağları silsilesinin maden sahası ilan edilmesi ve şirketlere ruhsat verilmesine ilişkin Avukat Barış Yıldırım, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Munzur havzasının ekolojik açıdan çok güçlü bir havza olduğunu ifade eden Yıldırım, Dersim’de 145 maden arama ruhsatı verildiğini belirtti.

    43 BİN HEKTARLIK ALANDA RUHSAT

    Ruhsatların Munzur Gözeleri, Mercan Vadisi, Kırk Merdiven Şelaleleri, Tülin Tepe, Tepecik ve Pulur höyüklerinde 43 bin hektarlık alanda verildiğini belirten Yıldırım, Cevizlidere ve Geyiksuyu’ndaki Sin mezrasında madencilik projelerinin iptal edilmesi için hukuki girişimlerde bulunduklarını belirterek hazırlanan ÇED raporunda “Bölgede bitki çeşitliği örneğin Hollanda’dan fazladır. Munzur havzası tek başına bir ülkenin bitki çeşitliliğinden çok daha fazla çeşitlilik içeriyor. Raporda çok sayıda nadir hayvan türlerinin de bulunulduğu kaydediliyor” dedi.

    “ARTVİN’DEN İZMİR’E, DERSİM’E MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Basının bu konuda önemli rol oynadığını belirten Yıldırım, Dersim’deki kurumlara ortak mücadele çağrısında bulundu.

    Yıldırım, “Artvin’den İzmir Bergama’ya, Dersim’den Kaz Dağları’na ekolojik hayatı tahribata uğratacak her türlü projeye karşı hukuksal mücadele içerisinde olacağız” diyerek çağrıda bulundu.

    “MUNZUR VADİSİ, DÜNYA KÜLTÜR MİRASI LİSTESİNE ALINMALIDIR”

    Yıldırım, Munzur Vadisi Milli Parkı’ndaki yaban hayatı ekolojisinin tahribata uğramaması ve bölge ekolojisinin parametrelerinin bozulmaması için çağrısını yineledi:

    “İnsanlığın evrensel, kültürel ve doğal mirası olan bu sahanın korunması çağrısı yapıyoruz. Çünkü Munzur Vadisi’ne yönelik etkileşim bu şekilde devam ederse buradaki ekosistem değerleri bozulacak. Bizim en büyük çağrımız şu; Munzur Vadisi Milli Parkı, Dünya Kültür Mirası listesine alınmalıdır.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Divriği’de siyanürlü altına karşı miting: Toprağımıza, yaşamımıza yapılan bu saldırıyı reddediyoruz-VİDEO

    Divriği’de siyanürlü altına karşı miting: Toprağımıza, yaşamımıza yapılan bu saldırıyı reddediyoruz-VİDEO

    PİRHA – Mursal Köyü’nde yapılacak maden çalışmalarına karşı Divriği’de miting gerçekleşti. Yapılan basın açıklamasında, Mursal’da yapılacak altın madeni çalışmasının Divriği’yi yok edeceği vurgulandı. 

    Sivas Divriği’de, Alevi köylerinde yapılacak maden projesi çalışmalarına karşı miting gerçekleştirildi. Mitinge siyasi parti temsilcileri, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Yerel sanatçıların katıldığı miting coşkulu geçti.

    Basın açıklamasını okuyan Divriği Kültür Dernekleri İstanbul Başkanı Cafer Yılmaz, “Bu, insandan, kültürel değerlerden, duygudan, doğadan uzak rantçı yaklaşım asla kabul edilemez. Anayasanın 56. maddesi devlete ve yurttaşa sağlıklı bir çevrede yaşama olanaklarının sağlanması için yükümlülükler vermiştir. Bizler yurttaş olarak toprağımıza, havamıza, duyumuza, sağlığımıza, yaşamımıza doğrudan sadırı olarak değerlendirdiğimiz bu girişimi reddediyoruz ve anayasadan, evrensel insan haklarından aldığımız meşru müdafaa hakkınızı sonuna kadar kullanacağız. Toprak olmadan vatan olmaz. Topraklarını koruyan ve savunan bir halk olmazsa devlet var olmaz. Yabancı sermayeli maden şirketlerinin menfaatine olan ve telafisi mümkün olmayan sosyal yaralar açacak olan sömürge topluma bir tay Merhum Ozan Ali Kızıltuğ’ın Yama Dağları ve köylerden alacağı madenciliğine karşıyız” diye konuştu.

    Açıklamadan sonra belediye başkanları, milletvekili ve dernek yöneticileri konuşmalar yaptılar. Yerel sanatçılarla birlikte halk coşkulu bir şekilde mitingi tamamladı.

    SİVAS/PİRHA

  • Pülümür’de maden projesine iptal kararı!

    Pülümür’de maden projesine iptal kararı!

    PİRHA – Pülümür Vadisi’nde hayata geçirilmek istenen maden projesi iptal edildi.

    Pülümür Vadisi’nde hayata geçirilmek istenen maden projesine karşı açılan davada mahkeme kararını verdi. Mahkeme, projeyi “çevre mevzuatına aykırı” olduğu gerekçesiyle iptal etti. İptal kararını Dersim Baro Başkanı Barış Yıldırım, Twitter’dan duyurdu.

    Yıldırım, “Pülümür Vadisi Marçik restoran mevkiinde yürütülmek istenen madencilik projesine karşı açtığımız davada iptal kararı verildi. Yöre halkına hayırlı olsun” dedi. Baro Başkanı, kararla ilgili açıklamanın daha sonra yapılacağını da ifade etti. (HABER MERKEZİ)