Etiket: madenci anıtı

  • Ankara’da maden faciası için yapılmak istenen eyleme polis müdahale etti

    Ankara’da maden faciası için yapılmak istenen eyleme polis müdahale etti

    PİRHA- Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nin Amasra’daki faciada hayatını kaybeden 41 madenci için düzenlemek istediği eyleme polis müdahale etti. Madenci Anıtı’na yürümek isteyen en az 10 kişi gözaltına alındı.

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Amasra’daki maden faciasında hayatını kaybeden 41 madenciyi anarak, olayı protesto etmek istedi.

    Olgunlar Sokak’ta bulunan Madenci Anıtı önüne yürümek isteyen Emek ve Demokrasi Güçleri üyelerine polis sert müdahalede bulundu.

    Açıklama yapılmasına izin vermeyen polis, sokağa giriş ve çıkışları iki yönlü kapattı. Madenci Anıtı’na çıkan Olgunlar, Karanfil ve Konur sokaklarını ablukaya alan polis, eylem için bir araya gelenleri alandan uzaklaştırdı ve eylemi engelledi.

    Karanfil Caddesi üzerinde bir araya gelenlere sert bir şekilde müdahale eden polis, en az 10 kişiyi gözaltına aldı.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Kadın Platformu: Kazanılmış haklarımıza göz diken bu düzeni yıkacağız! -VİDEO

    Ankara Kadın Platformu: Kazanılmış haklarımıza göz diken bu düzeni yıkacağız! -VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Kadın Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen kadınlar, Olgunlar Caddesi’nde bulunan Madenciler Anıtı’ndan Sakarya Caddesi’ne yürümek istedi ancak polis tarafından engellendi. Sakarya Caddesi’nde buluşan kadınlar engellenen yürüyüşlerini ve eylemlerini burada gerçekleştirdi.

    Ankara’da Kadın Platformu’nun çağrısıyla kadınlar Olgunlar Caddesi’nde bulunan Madenci Anıtı’ndan Sakarya Caddesi’ne doğru ‘Gece yürüyüşü’ gerçekleştirmek istedi. Polis Sakarya Caddesi’ne kadar yapılacak olan yürüyüş öncesinde anıt çevresini barikatlarla kapatarak kadınların eylem yapmasına izin vermedi.

    Polisin Kızılay çevresinde yoğun güvenlik önlemi almasının ve anıt çevresine girişe izin vermemesinin ardından kadınlar Sakarya Caddesi’nde buluşarak engellenen yürüyüşlerini ve eylemlerini burada gerçekleştirdi.

    ‘Ataerkiye kafa tutuyoruz’, ‘Erkek egemenliğe karşı öz savunmayı kuşan’, ‘Fiyatlar kanatlandı uçuyor’, ‘Yoksulluğun bedelini biz ödemeyeceğiz’, ‘Kadınlar barışta ısrarcı’ dövizleri taşıyan kadınlar, ‘Jin, Jiyan, Azadi’, ‘Yaşasın kadın dayanışması’ sloganları attı.

    “HEYECANIMIZLA, COŞKUMUZLA, UMUDUMUZLA YAN YANA BURADAYIZ”

    Munzur Üniversitesi öğrencisi olan ve yaklaşık 800 gündür haber alınamayan Gülistan Doku’nun akıbetini de soran kadınlar, ‘Gülistan Doku nerede’ diye haykırdı. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşa da değinen kadınlar, ‘Feministler savaş değil barış istiyor’ dedi.

    Kadınlar Sakarya Caddesi’nde sloganlarla yaptıkları yürüyüşün ardından basın açıklaması yaptı. Yapılan basın açıklaması, ‘Heyecanımızla, coşkumuzla, umudumuzla ama en çok da öfkemizle ve isyanımızla yan yanayız buradayız! Kazanımlarımızın bütününe yönelik dört bir yandan saldırılar karşısında feminist mücadelemizle varız buradayız’ sözleriyle başladı.

    “EMEĞİMİZE EL KOYANLARIN YAKASINI BIRAKMAYACAĞIZ”

    Kadınlar yıllardır haklarının gasp edildiğini vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “Evde, işte, sokakta, kampüste, fabrikada emeğimiz sömürülüyor, kayıt dışı esnek saatlerde güvencesiz çalıştırılıyor ve yoksullaştırılıyoruz. İşten attığınız, emeklerine çöktüğünüz işçi kadınlar fabrikalarda, malzeme depolarında, konfeksiyonlarda, belediyelerde nasıl direniyor, görüyor musunuz? Hayatı var eden, karşılıksız bakım emeği vererek çocukların, yaşlıların bakımını üstlenen, içlerine hapsetmeye çalıştığınız evlerin bitmeyen işlerini üstüne yıktığınız kadınların isyanını duyuyor musunuz? Emeğimize sahip çıkmak için buradayız! Emeğimize el koyan kocaların, babaların, patronların yakasını bırakmayacağız!”

    “KAZANILMIŞ HAKLARIMIZA GÖZ DİKEN BU DÜZENİ YIKACAĞIZ!”

    İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceklerini belirten kadınlar; “Gece yarısı kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlükten kaldırdınız. Yetmedi nafaka hakkımıza saldırdınız! Yetmedi kürtaj hakkımızı gasp ettiniz! Yaşamlarımızın teminatı olan İstanbul Sözleşmesi’nden ve haklarımızdan vazgeçmeyeceğimizi tekrar tekrar haykırıyoruz. Kadınları sömürmeye doymayan kutsal aileyi ve erkekleri korumak için boşanmayı zorlaştıran, kazanılmış haklarımıza göz diken bu düzeni yıkacağız!”

    “SAVAŞLARDAN EN ÇOK ZARAR GÖREN BİZLERİZ”

    Üniversiteleri ve belediyeleri ele geçiren işgalci kayyım zihniyetle her alanda mücadele ettiklerini ve etmeye devam edeceklerini aktaran kadınlar sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Üniversitelerdeki eril bilim diline, cinsiyetçi akademik kültüre, heteronormatif eğitim sistemine karşı isyanımız var! İtirazımız var! Biz Rojova’da, Filistin’de, Afganistan’da, Suriye’de, Ukrayna’da, dünyanın dört bir yanında savaştan en çok etkilenen, göçe zorlanan, yara alan savaşın bütün kirli yüzünü gören ve açığa çıkaran Kürt, Türk, Arap, Ermeni, Çerkes kadınlarız. Bizler emeği sömürülen dışlanan mültecileriz. Savaşlardan en çok zarar görenleriz. Herkes şunu bilsin ki yüzyıllardır farklı coğrafyalarda sürdürülen savaşlara karşı biz kadınlar barışı haykırmaya devam edeceğiz. Bu topraklardaki kadınlar olarak, savaşın ne olduğunu bizler çok iyi biliriz. Biz, barışı örgütlemek için mücadele eden kadınlarız.”

    “BU BİR YAŞAM MÜCADELESİDİR: FEMİNİST İSYANDAYIZ!”

    ‘Birbirimizi bu erkek şiddetine karşı sarıp sarmalayacağız, koruyup kollayacağız’ diyen kadınlar son olarak; “Yılın her günü sürdürdüğümüz yaşama mücadelemizi her 8 Mart’ta olduğu gibi bu 8 Mart’ta da feminist isyanla sokağa taşıyoruz. Kadınlara, çocuklara, LGBTİ+’lara yönelik şiddet, ayrımcılık, nefret söylemleri biz feministleri asla yıldırmadı, yıldırmayacak. Birbirimizden güç alarak birbirimize umut olarak feminist mücadelemizi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Sokaklar, meydanlar, geceler, bu hayat bizim!  Bu bir yaşam mücadelesidir: Feminist isyandayız!” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Soma Katliamı: İnsanlık göçük altında kaldı – VİDEO

    Soma Katliamı: İnsanlık göçük altında kaldı – VİDEO

    PİRHA- Soma katliamında yaşamını yitiren 301 maden işçisi 5. yılında Ankara’da anıldı. Sendika ve meslek örgütleri açıklama yaparak “İşçiler mezarda, sorumlular dışarıda. Adalet istiyoruz” dedi.

    DİSK, KESK, ATO, TMMOB ve TTB, Soma katliamında yaşamını yitiren 301 maden işçisini 5. yılında anarak basın açıklaması yaptı. Madenci anıtı önünde bir araya gelen sendika ve meslek örgütü üyeleri “Somayı unutma, unutturma. Kaza değil iş cinayeti” sloganları attı.

    Yaşamını yitirenler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ardından ortak açıklamayı Dev Maden-Sen Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün okudu.

    “HUKUK SOMA DAVASIYLA ÇÖKTÜ”

    Görgün,2014 yılı Mayıs ayında Soma’da 301 maden işçisini yitirmiştik. Bu süre zarfında acılarımızın hafiflemesi bir yana, yaraları daha da kanatan gelişmeler yaşandı” diyerek şöyle devam etti:

    “Bilindiği gibi, madenin patronu Can Gürkan ölümünden sorumlu olduğu her işçi için yaklaşık 5 gün hapis yatmasının ardından geçtiğimiz ay tahliye oldu. Böylece 301 maden işçisi arkadaşımızın ardından adalete güvenimiz de göçük altında kaldı.

    İşçinin emeğinin olduğu kadar yaşamının da ucuz olduğu bu düzende, insanlık bir kez daha göçük altında kalmış oldu.

    Bu göçük, hukuki bir göçüktür, politik bir göçüktür, ekonomik bir göçüktür, ahlaki bir göçüktür.

    Ülkemizde hukukun çöküşü Soma davasıyla bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Davayı Soma’dan kaçıran, katliamda sorumluluğu bulunanları yargılama konusu yapmayan, maden patronu ve yöneticilerini “olası kasıt” üzerinden değil; “bilinçli taksir” ile “cezalandırarak” adeta ödüllendiren yargı sistemi, bir işçi için 5 gün hapis yatmayı yeterli görmüş; ülkemizde ‘hukuk’un geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne sermiştir.

    Başından beri madenlerde gerekli denetimi yapmayanlar, Soma’daki öldüren çalışma düzenine izin verenler, güvencesiz ve taşeron çalıştırma biçimlerini egemen hale getirenler, sendikalaşmanın önüne engeller koyanlar hiçbir biçimde hesap vermemiştir. Aksine bu boyuttaki katliamların “fıtrat” olduğunu ifade ederek, katliamın politik savunusuna devletin tepesinin imzasını atmışlardır.”

    İŞ CİNAYETLERİNİN EN FAZLA OLDUĞU ÜLKE TÜRKİYE

    “Bu düzen, daha fazla kar için daha fazla kan dökülmesini meşru gören bir düzendir. Soma katliamının ardından “Artık hiçbir şey eksisi gibi olmayacak” diyenler, hiçbir şeyi değiştirmemiş ve her şey eskisi gibi devam etmiştir. Soma katliamından bugüne en az 28 Soma katliamı kadar daha işçinin yaşamını yitirmesi kaza değil, tesadüf değil, hata değil, ülkeyi yönetenlerin kasıtlı bir tercihidir. İşçi Sağlığı İş Güvenliği yasasının, İş Sağlığı ve Güvenliği olarak değiştirilmesi, iktidar için işin ve patronların güvenliğinin işçinin yaşamından daha öncelikli olduğunu göstermektedir. Sadece kavramlardaki değişimde bile kendini gösteren bu zihniyetinin sonucu olarak, Türkiye iş cinayetlerinin en fazla olduğu ülkelerden biri olmuştur.

    Bugün içinde bulunduğumuz ekonomik göçükten çıkış için insanı, emeği, doğayı ve yaşamı değil; kanı, gözyaşını, betonu ve yıkımı güvence altına alan bir yol tercih edilmektedir. Bu korkunç tercih, 301 işçinin ölümüne sebep olan maden patronuna yeniden maden işletme hakkı vererek bir kez daha ilan edilmiştir.

    Demokrasi isteyenlerin, basın özgürlüğüne sahip çıkanların, yaşamı savunanların, barış talep edenlerin, iktidarı eleştirenlerin hapishanelere doldurulduğu bir ülkede, 301 kişiyi göz göre göre ölüme yollayanların serbest olması, dibi görünmeyen derinlikte bir ahlaki göçüktür.

    Gerekli işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almamak hata değil, kasıttır.

    Yıllık üretim planının neredeyse üç katı üretim yapmak için işçileri zorlamak hata değil, kasıttır.

    Madenlerdeki taşeron, rodövans, dayıbaşılık gibi güvencesiz çalıştırma uygulamalarını yaygınlaştırmak, madenleri özelleştirmek, kamu denetiminden çıkarmak hata değil, kasıttır.

    301 işçi kardeşimiz göz göre göre gelen bir katliam sonucu hayatını kaybetmiştir. Karşımızda insan hayatına karşı büyük bir tehdit haline gelmiş; hukuki, politik, ekonomik ve ahlaki olarak göçmüş bir düzen vardır.

    Soma katliamını unutmamak unutturmamak hepimizin görevidir.

    Soma’nın hesabını er ya da geç soracağız. İş cinayetlerinde yitirdiğimiz kardeşlerimize sözümüz: adalet olacaktır. Bu ülkede çalışırken ölmeyeceğimiz, insanca çalışacağımız, insanca yaşayacağımız güzel günlere ulaşmak olacaktır.”

    PİRHA / ANKARA