Etiket: madenci

  • Eylemdeki işçilerin 1 aylık maaşı ödendi: Haklarımızı alana kadar mücadeleye devam!

    Eylemdeki işçilerin 1 aylık maaşı ödendi: Haklarımızı alana kadar mücadeleye devam!

    PİRHA- Ankara’da haklarını almak için açlık grevinde olan Doruk Madencilik’te çalışan işçilerin haklarının bir kısmının yatırıldığı açıklanırken, işçler haklarının tamamını alana kadar mücadele edeceklerini ifade etti. 

    Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen ücretleri ve tazminatları için başlattıkları eylem sürerken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, işçilerin ücretlerinin bir kısmının ödenmediğini açıkladı.

    Sendika örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, Bakanlık ile bir heyetin görüştüğünü açıklayarak, yapılan görüşme sonrası işçilerin 1 aylık maaşlarının yatırıldığını aktardı. Aksu, işçilerin bütün hakları almadan buradan ayrılmayacağını söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Soma Katliamı’nın 11. yılı: Sorumlular hesap vermedi!

    Soma Katliamı’nın 11. yılı: Sorumlular hesap vermedi!

    PİRHA- Soma’da alınmayan önlemler yüzünden 301 işçinin yaşamını yitirdiği, 301 ailenin yüreğini yakan ve sorumluların cezasızlık politikası ile serbest bırakıldığı katliamın üzerinden 11 yıl geçti. 13 Mayıs 2014‘te Soma Kömürleri AŞ’ye ait Eynez Ocağı’nda 301 madencinin can verdiği, 700 işçinin yaralandığı ülke tarihinin en büyük işçi katliamı yaşandı.

     

    Uzun yıllar süren dava sürecinde patronun ihmalleri ve katliamın göz göre göre geldiği mahkeme tutanaklarına, bilirkişi raporlarına da yansıdı. Ailelerin yüreği soğumamışken dava sonucunda patrona ve diğer sorumlulara ödül gibi cezalar verildi. Yetmedi katliamın sorumluluğu mahkeme tarafından tescillenmiş olan patron Can Gürkan serbest bırakıldı. Kamu görevlilerin yargılanması engellendi, madenci ailelerinin avukatı ise tutuklandı. Geriye ise gözü yaşlı aileler, kadınlar, babasız büyüyen çocuklar kaldı.

    Soma Katliamı Davası’nın 11 Temmuz 2018 günü görülen karar duruşmasında Maden Patronu Sanık Can Gürkan’a, taksirle öldürme suçundan 15 yıl hapsine ve 3 yıl maden işletme işinden men edilmesine karar verildi.

    Sanıklar Genel Müdür Ramazan Doğru, Akın Çelik, İsmail Adalı, Ertan Ersoy, Memet Ali Günay Çelik, Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık, Hilmi Karakoç, Hüseyin Alkan, Mehmet Erez, Haluk Evinç, Fuat Ünal Aydın, Murat Bodur hakkında ise 7 yıl ile 22 yıl arası hapis cezaları verildi.

    Dava daha sonra istinafa taşındı. İstinaf Mahkemesi Patron Can Gürkan’ın serbest bırakılmasına, maden işletmeme cezasının da kaldırılmasına karar verdi. Yani şu an dışarıda olan, 301 madencinin ölümünde sorumlu olduğu mahkemece tescillenmiş Can Gürkan istediği zaman bir maden işletebilecek.

    Soma’da 2006 yılına kadar Türkiye Kömür İşletmelerine ait olan ocak, 2006 yılında ihaleyle Park Teknik’e verildi. Ancak Park Teknik, 2009 yılında “İleride telafisi mümkün olmayan olayların çıkma ve yangın ihtimaline karşı” ihaleyi geri vermek istedi. Riskli olan ocağın ihalesini TKİ, Soma AŞ’ye verdi.

    Devlet şirkete ocağı rödovans sistemiyle, yani ne kadar kömür çıkarsa çıksın hepsini alma garantisiyle verdi. Maden Mühendisleri Odası kaza ile ilgili hazırladığı raporda 2009 yılında 230 bin ton olan üretimin bir yılda 10 kat arttırılarak 2.6 milyon tona çıkarıldığını açıkladı. Maliyet düşürüldü. Soma AŞ Patronu Alp Gürkan da katliamdan önce yaptığı bir açıklamada, “Özel sektörün çalışma tarzıyla” üretim maliyetlerini 140 dolardan 23.8 dolara indirdiklerini anlattı.

    MADENDE DAYIBAŞI SİSTEMİ

    İşçi sayısı ve üretimin armasına rağmen ocaktaki havalandırma kapasitesi ve şartlarında ise bir değişiklik olmadı, hatta koşullar daha da ağırlaştı. İşçilere “hadi hadi” denilerek üretim baskısı yapıldığı ortaya çıktı. Şirketin “dayıbaşı” yöntemiyle taşeron işçi çalıştırdığı ortaya çıktı. Sisteme göre işçi yasal olarak ana işverene bağlı gözüküyor, ama fiilen patronu “dayıbaşı” oluyor. İşçinin işe devam edip etmemesinden, alacağı prime kadar her şeye “dayıbaşı” karar veriyor. Dayıbaşları işçiye tokat atacak kadar, işçi üzerinde baskı kurabiliyor.

    İşe başlamadan önce işçilere yalnızca üç gün eğitim verildi. Bir kaza durumunda ne yapılacağı öğretilmedi. Yalnızca tehlike anında çıkışa yönelmeleri gerektiği söylendi. Bazı işçilere hiç eğitim verilmedi, sadece eğitim aldıklarına dair kağıt imzalatıldı.

    KATLİAMIN OLDUĞU GÜN 46 DERECEYDİ

    Katliamdan 4-5 ay önce U3 bölgesinde bir göçme yaşandı ve sıcaklık artışı başladı. Ocakta bariz bir şekilde sıcaklık artışı olduğunu söyleyen işçiler, bunu ilettiklerinde ‘Biz farkındayız’ denilerek terslendi. Sonradan bilirkişi raporlarında yer alan ifadelere göre, yer altındaki karbonmonoksit miktarını ölçen sensörler, faciayı aylar önceden haber verdi. 50 PPM’yi aşmaması gereken karbonmonoksit miktarı beş ay boyunca defalarca bu sınırı geçtiği ve hatta 500 PPM’ye kadar ulaştığı halde, sensörlerin uyarısına kulak asılmadı. Ayrıca oksijen miktarı da çok kez yüzde 19’un altına düşmesine rağmen maden boşaltılmadı. Gaz ölçümlerinden sorumlu teknik nezaretçiler 15 günde bir hazırladıkları onaylı deftere karbonmonoksit yükselişlerini geçirmedi. Öte yandan, madende 30 dereceyi aşmaması gereken kuru sıcaklık miktarı, faciadan önceki bir haftadan itibaren 46 dereceye kadar yükseldi. Katliamın olduğu gün de madendeki sıcaklık 46 dereceydi.

    GAZ MASKELERİ BOZUK ÇIKMIŞTI

    İşçileri zehirli gazlardan koruması gereken maskeler de bozuk çıkmıştı. Maskeler yıllarca denetimden geçmemişti. Ayrıca işçileri koruyabilmesi için de uygun değildi. Maden faciasında kıl payı ölümden kurtulan işçiler, ocağa duman dolup nefes alamamaya başladıklarında, kendilerine verilen gaz maskelerini açtıklarını, ancak hepsinin küflü çıktığını söyledi. İşçilerin buldukları testerelerle hava borularını kesip, bu sayede hayata tutunduklarını söyledi.

    SAYIŞTAY RAPORUNDA DEVLETE KÖMÜR DİYE TAŞ SATILDIĞI BELİRTİLMİŞTİ

    Sayıştay denetçilerinin hazırladığı denetim raporunda 2013 yılında Türkiye Kömür İşletmeleri ve Türkiye Taş Kömürü Kurumunun faaliyetleri mercek altına almıştı. Raporun üç sayfalık bölümünde “Elbette ki tüvenan (ayrıştırılmamış) tipi kömür taş-kömür karışımıdır” dendi. Bu ifadeler Soma’daki madencilerin, “Biraz da taş basın. Eğer kömür yoksa taş mı yok. Taş yollayın derlerdi” sözleriyle örtüşüyor. Sayıştay raporuna göre Soma AŞ 2013 yılında devlete 2.3 milyon ton teslimat yaptı. Sayıştayın mercek altına aldığı 1 milyon 549 bin 311 ton karışım yıkamaya verildi. Bundan da sadece 768 bin 791 ton temiz kömür elde edilebildi. Kalan 780 bin 520 ton çöpe gitti.

    SENDİKA YÖNETİCİLERİNİ PATRON SEÇİYORDU

    Soma Katliamı’nın ortaya çıkardığı gerçeklerden biri de işçilerin üyesi olduğu sendikanın yöneticilerinin, işçilerin değil patronun tarafında olmasıydı. Özellikle özel şirketlerde ve 6 binin üzerinde işçinin çalıştığı Soma Kömürleri AŞ’de işçiler ocaktan çıkarken şirket yetkililerinin ellerine verdiği zarfları sandığa atarak işverenlerin listesindeki delegeleri seçti. O delegeler de yine şirket yönetiminin belirlediği şube başkan ve yöneticilerine kongrede oy atarak şube yönetimini belirledi. Daha sonra ise Eski Şube Başkanı Tamer Küçükgencay da dahil işçilerin Soma’da istemediği 3 şube yöneticisi, Eski Genel Başkan Nurettin Akçul’un listesiyle genel merkez yöneticiliğine seçildi.

    DAVADA HEYET DEĞİŞTİ, İŞÇİ AİLELERİNİN AVUKATI TUTUKLANDI

    Soma’da 2014 yılında meydana gelen ve 301 işçinin yaşamını yitirdiği dava mart 2015’te mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle başladı.

    Daha önce olası kastla yargılanan (sanığın alacağı ceza ölen kişi sayısına çarpılır) sanıklar, katliamın “FETÖ” tarafından yapılan bir sabotaj olduğunu iddia etti. Sanıkların bu iddiası araştırılırken davayı yürüten ve soruşturmaya hakim olan mahkeme heyeti değişti ve savcı. Mahkeme başkanlığına Afşin Elbistan B Termik Santralinin Çöllolar kömür sahasında yaşanan ve 11 işçinin yaşamını yitirdiği, 9 işçinin cenazelerinin ise halen toprak altında olduğu iş cinayeti davasında, sanıklara sadece para cezası veren Hakim Salih Pehlivanoğlu atandı. Aynı zamanda davanın savcısı da değişti. Savcı mütalaasında, olayın ailelerin ve avukatların talebi olan olası kasta değil, bilinçli taksirle (Ölen kişi sayısına bakılmaksızın verilen, üst sınırı 22.5 yıl olan ceza) meydana geldiğini değerlendirdiğini söyledi.

    Dava sürerken işçi ailelerinin avukatı Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı ise tutuklandı. Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi, 12 yıl hapis cezasına çarptırılan ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın cezasını 10 yıl 15 ay olarak ‘düzelterek’ onadı. 

    Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan’ın mal varlığına el koydu. Ancak Alp Gürkan adına kayıtlı 7 taşınmaz için 36 milyon 600 bin TL muhammen bedel tespiti yapıldığı, ancak satış öncesi Alp Gürkan’la imzalanan sulh sözleşmesi gereği satışların geri çekildiği belirtildi.

    Hükümet adına tüm açıklamaları olayın hemen ardından Soma’ya gelen dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız yaptı. Taner Yıldız katliama özelleştirmenin davetiye çıkardığı yönündeki ifadelerle ilgili, hükümetin bu politikadan vazgeçmesinin doğru olmayacağını söyledi. Daha sonra da Soma yasası olarak bilinen düzenlemeyle maden patronlarına kıyaklar yapıldı. Düzenlemeye göre kömür madenlerinde yapılan maaş düzenlemeleri nedeniyle işletmelere devlet desteği geldi. Yer altı kömür işletmelerine asgari ücretin iki katı ödenmesi, çalışma sürelerinin kısalması ve yıllık izin gün sayısının artması nedeniyle oluşan maliyetler sebebiyle maden patronlarına destek verildi. İşçiler için ise 2 bin TL’lik maaş asgari ücretin iki katı oldu. Emeklilik yaşı 49 olacaktı, 50 olarak düzenlendi. Taşeron sistemi kaldırılmadı. Haftalık çalışma süresi sadece yer altında çalışan maden işçileri için 36 saat yapılırken, vardiya değişimi yer altında yapıldığı için çalışma saati fiilen yine 45 saatte bırakıldı.

    ERDOĞAN ‘SORUMLU KİM’ SORUSUNA ‘FITRAT’ DEMİŞTİ

    Katliamın ardından Soma’ya giden Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bir gazeteci tarafından kendisine yöneltilen “Sorumluluk kime ait?” sorusuna, olay 2014’te yaşanmasına rağmen 1800’lü yıllarda meydana gelen madenci ölümlerini örnek göstererek yanıt vermişti. Erdoğan, “Bu ocakların bu noktada bu tür kazaları sürekli olan şeyler. Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok” demişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Soma Katliamı’nda hayatını kaybedenler Ankara’da anıldı: Unutmadık!-VİDEO

    Soma Katliamı’nda hayatını kaybedenler Ankara’da anıldı: Unutmadık!-VİDEO

    PİRHA-Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nın 10. yılında basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Soma’da yitirdiğimiz 301 madencinin geride bıraktığı acıyı ve öfkeyi yeni Somaların yaşanmaması adına geleceğe taşımakla yükümlüyüz. Soma’yı unutmayacağız, unutturmayacağız” denildi.

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, “Soma, Ermenek, Bartın, İliç kaza değil, katliam! İş cinayetlerinin hesabını soracağız” diyerek Madenci Anıt’ı önünde bir araya geldi. 13 Mayıs 2014’te yaşanan 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma Katliamı’nda hayatını kaybedenler 10. Yılında anıldı.

    “BİZİM MÜCADELEMİZ 301’E OLAN BORCUMUZDUR”

    Açıklamadan önce Bağımsız Maden İşçileri Sendikası adına söz alan Abdürrahim Demiryürek, “301 kardeşimizin Soma ‘da daha çok üretim, daha çok kar için inşa edilmiş siyaset, sermaye, sarı sendika ilişkiler ağı tarafından katledilişinin 10. Yılında İlk günden itibaren tüm sorumlular, bu katliamdan sorumlu olan her bir kişi mutlaka yargılanacak dedik. Bu uğurda 301 aileleri, Somalılar, avukatlar, ülkenin duyarlı insanlarının sürdürdüğü kesintisiz bir mücadele ile bugüne geldik. Katillere mahkeme salonunu dar ettik ama yargıdaki patron, siyaset vesayeti hakimlerin, savcıların değişmesini sağlayarak adeta ödül gibi cezalar vererek mezarda yatan 301 canımızın, ailelerinin acısını bir kez daha büyüttüler. Patronlar, ölen her bir madenci kardeşimiz için sadece 8 gün hapisle cezalandırıldı. Üretim zorlamasıyla, maliyet hesabıyla, küfürle, hakaretle, baskıyla yıllarca köle gibi çalıştırdıkları 301 madencinin ölümü ve 162 madencinin yaralanmasına karşılık hiçbir ceza almadılar. İşbirlikçi sarı sendika ve dönemin siyasi sorumluları yargılanmadı bile. Şimdi aynı mahkemeler katliamdan 47 gün önce ‘hiçbir eksik yoktur’ raporu veren kamu görevlilerini yargılıyor. Suçlamalar yine ödül gibi. Yatarı olmayan, yetersiz suç isnatlarıyla konu kapatılmaya çalışılıyor”dedi.

    “Soma ve daha yüzlerce işçi katliamındaki cezasızlık bugün yeni katliamların önünü açmaktadır”diyen Demiryürek, “Somadan sonra Siirt Bakır Madeninde 16 işçi, Bartın Amasra’da 43 madenci, Erzincan İliçʻte 9 madenci katledildi; 5 madenci halen toprak altından çıkarılmayı bekliyor. Her gün işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri piyasaya terk edildiği için isçiler çalışırken ölüyor ya da ağır meslek hastalıklarına maruz kalıyorlar. Biz sadece Somada değil, memleketin her bir noktasında madencilerin adalet talebinin sözcüleriyiz. Memleketin her yerinde maden işçileri Soma’daki gibi sarı sendika ve patronların zulmü altında yıllardır eziliyorlar ve öldürülüyorlar. Bizim mücadelemiz 301’e olan borcumuzdur” diye ekledi.

    “YENİ SOMALARIN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN ADALET ARAYIŞIMIZ 10. YILDA DA SÜRÜYOR”

    Açıklamayı Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri adına Songül Doğan okudu.

    13 Mayıs’ta Soma Maden Katliamı’nın üzerinden 10 yıl geçtiğini hatırlatan Doğan, “Bu katliamda yitirdiğimiz 301 madencimizin acısı ve katliamın yarattığı öfke hala taze. Acımızı ve öfkemizi hala taze tutmamızın bir sebebi var. Soma Davası, bugün tek bir sorumlunun bile gerçek anlamda cezalandırılmadığı bir utançla noktalandı. Acımız ve öfkemiz hala taze çünkü gerçek sorumlular dışarıda gezerken Can Atalay ve Selçuk Kozaağaçlı gibi Soma Davası’nın peşini bırakmayan halkın hukukçuları yıllardır cezaevinde.

    Acımız ve öfkemiz hala taze çünkü bu 10 yılda aynı acıları tekrar tekrar yaşadık. 28 Ekim 2014’te Ermenek’te 18 madenciyi, 17 Kasım 2016’da Siirt Şirvan’da 16 madenciyi, 14 Ekim 2022’de Amasra’da 42 madenciyi, 23 Kasım 2022’de yine Şirvan’da 3 madenciyi ve son olarak 13 Şubat’ta Erzincan İliç’te 9 madencimizi göz göre göre gelen iş cinayetlerine kurban verdik. Hesabı sorulmayan her bir iş cinayeti, her bir maden katliamı bir yenisini beraberinde getirdi. Elbette bunlar sadece kamuoyuna yansıyanlar, yani bu düzenin gizleyemedikleri. Hemen her gün işyerlerinde, madenlerde sayısız iş kazası gerçekleşirken; isimsiz pek çok emekçi kardeşimizi bu iş cinayetlerine kurban vermekteyiz. İSİG Meclisi verilerine göre bu yılın ilk üç ayında 425 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin sebepleri açık: Denetimsizlik, kuralsızlık, güvencesizlik ve en başta bu ihmallerin sorumlusu siyasal iktidarın asli görevlerini yerine getirmemesi; daha da vahimi sermayenin çıkarlarını insan hayatının önüne koyan politikalarıdır” diye belirtti.

    “MADENCİ ÇOCUKLARI HER AN BABALARININ ÖLÜM HABERİNİ ALMA KORKUSUYLA YAŞAMASIN”

    Türkiye’nin halen caydırıcı, emekçinin yaşamını öne alan bir işçi sağlığı ve güvenliği politikasına sahip olmadığının altını çizen Songül Doğan, şunları kaydetti:

    “Sözde, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işçi sağlığı ve güvenliğini temel alan bir yasa hayata geçirilecekti; görüldüğü üzere sermayedarlar çıkarları söz konusu olduğunda bırakın yasalara uymayı, en temel önlemleri almaktan bile imtina etmektedir. Nasıl olsa rüşvetle, ahbap çavuş ilişkileriyle, siyasi iktidarla kurulan bağlarla yasaların üzerinden rahatlıkla atlanabilmektedir.

    Bu yüzden öfkeliyiz! Bizler yeni Somalar, İliçler, Amasralar, Ermenekler, Şirvanlar yaşanmasın; madenci çocukları her an babalarının ölüm haberini alma korkusuyla yaşamasın; anaların babaların yüreğine evlat acısı düşmesin istiyoruz. Ancak kar hırsını her şeyin önüne koyanların, onları koruyup kollayanların, hemen her kazaya mukadderat diyerek yaklaşanların bunu anlamalarını da beklemiyoruz. Soma’nın 10. yılında bir avuç kömür için bir ömür verenleri bir kez daha saygıyla anıyor, yeraltında her gün iş cinayetleriyle, meslek hastalıklarıyla yüz yüze çalışmak zorunda olan madencilerimizi buradan selamlıyoruz. Bizler Soma’da yitirdiğimiz 301 madencinin geride bıraktığı acıyı ve öfkeyi yeni Somaların yaşanmaması adına geleceğe taşımakla yükümlüyüz. 10 yıldır her yıldönümünde bunu hatırlattık, hatırlatmaya da devam edeceğiz. Soma’yı unutmayacağız, unutturmayacağız! Gerçek sorumlular yargılanana, gerçek anlamda hesap sorulana kadar Soma için adalet arayışımızı sürdüreceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • 41 madencinin yaşamını yitirdiği faciada 8 kişi tutuklandı

    41 madencinin yaşamını yitirdiği faciada 8 kişi tutuklandı

    Amasra Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye getirilen TTK Amasra Müessese sorumlusu 8 kişi tutuklandı.

    Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Müessese Müdürü Cihat Özdemir, TTK Amasra Müessese Müdür Yardımcısı Salih Atmaca, işletme müdürü Selçuk Ekmekçi ile kartiyelerden (Birkaç üretim ünitesinden oluşan ocak) sorumlu maden mühendisleri Levent Aydın ve İbrahim Hakan Mengeş, TTK Amasra Müessese İşletme Baş Mühendisi Mehmet Tural, iş güvenliği şube müdür vekili Volkan Soylu ve emniyet mühendisi Şahan Kahraman, savcılıktaki sorgularının ardından tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.

    Nöbetçi hakimlik, sekiz şüphelinin “bilinçli taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” suçundan tutuklanmasına karar verdi.

    Ayrıca Amasra maden faciasına ilişkin açıklanan bilirkişi ön raporu tamamlandı. Maden, jeoloji, jeofizik, elektrik ve makine mühendisleriyle iş güvenliği uzmanından oluşan 7 kişilik bilirkişi heyetinin hazırladığı 28 sayfalık ön inceleme raporu, Amasra Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.

    Raporda “İş kazası, -320 Kalın Damar Tavan Yolu’ndaki patlatma çalışması kaynaklı olarak meydana gelmiş, grizu ve kömür tozu patlamasını içeren bir patlamadır. Metan drenajı uygulaması hayata geçirilmiş olsaydı kaza önlenebilirdi” ifadeleri yer aldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Soma’da dinmeyen acı 8. yılında!

    Soma’da dinmeyen acı 8. yılında!

    PİRHA- Soma Maden Katliamının üzerinden 8 yıl geçti. Soma’ya adalet gelmezken, Soma için adalet isteyen avukatlar Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı cezaevine konuldu.

    Bundan 8 yıl önce Türkiye’nin en büyük maden facialarından biri olan, 301 madencinin yaşamını yitirmesiyle katliama dönüşen, Soma Katliamı’nın yıl dönümü.

    13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa’nın Soma ilçesinde Soma Kömür İşletmeleri A.Ş’nin işlettiği maden ocağında çıkan yangın katliama dönüştü. 301 madenci hayatını kaybetti, 700 işçi ise yaralandı.

    Katliamın ardından Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanıklar Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Genel Müdür Ramazan Doğru, Akın Çelik, İsmail Adalı, Ertan Ersoy, Memet Ali Günay Çelik, Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık, Hilmi Karakoç, Hüseyin Alkan, Mehmet Erez, Haluk Evinç, Fuat Ünal Aydın, Murat Bodur hakkında, “basit taksirle insan öldürme” ve “bilinçli taksirle insan öldürme” suçundan dava açıldı.

    Aradan geçen süre içinde tutuklu sanıkların tamamı tahliye edilirken, katliamda yaşamını yitirenlerin yakınlarının gözü kulağı Anayasa Mahkemesi’nde çıkacak kararda. Ailelerin adalet arayışında onları yalnız bırakmayan avukatlardan Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı ise cezaevine konuldu.

    Uzun yıllar süren dava sürecinde patronun ihmalleri ve katliamın göz göre göre geldiği mahkeme tutanaklarına, bilirkişi raporlarına da yansıdı. Ailelerin yüreği soğumamışken dava sonucunda patrona ve diğer sorumlulara ödül gibi cezalar verildi. Kamu görevlilerin yargılanması engellendi, madenci ailelerinin avukatı ise tutuklandı. Geriye ise gözü yaşlı aileler, kadınlar, babasız büyüyen çocuklar kaldı.

    ERDOĞAN, ‘SORUMLU KİM?’ SORUSUNA ‘FITRAT’ DEMİŞTİ

    Katliamın ardından Soma’ya giden dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bir gazeteci tarafından kendisine yöneltilen “Sorumluluk kime ait?” sorusuna, olay 2014’te yaşanmasına rağmen 1800’lü yıllarda meydana gelen madenci ölümlerini örnek göstererek yanıt vermişti. Erdoğan, “Bu ocakların bu noktada bu tür kazaları sürekli olan şeyler. Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok” demişti.

    İŞÇİLER AKP MİTİNGLERİNE TAŞINDI

    Dava sürecinde maden işçilerinin zorla AKP mitinglerine götürüldüğü de ortaya çıktı. Sanıklardan Ramazan Doğru, sorulan bir soru üzerine “2011’deki seçimlerden önce Tayyip Bey’in Manisa’da mitingi vardı. 2011’de yeni bir maden sahasının açılması için ihale talebimiz vardı. Bu süreçte, biz 3 bin işçiyle AK Parti’nin Manisa’da yaptığı mitinge katıldık” demişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Soma Davası başladı-VİDEO

    Soma Davası başladı-VİDEO

    Soma Katliamı yargılanması Yargıtay’ın kararı bozması üzerine yeniden başladı. Duruşma öncesi madenci aileleri adalet talebini yineleyerek, “Tekmelediniz, sonra ise seçim yatırımı yapmak için bir özür dilettirdiniz. O tekmenin acısını bizim yüreğimizden sökecek olan kuru bir özür müydü?” diye sordu.

    Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te meydana gelen patlamayla 301 maden işçisinin yaşamını yitirmesinin ardından “olası kasıtla adam öldürme” suçuyla yargılanan işverenlerin davası Yargıtay’ın kararı bozması üzerine yeniden başladı.

    Duruşma öncesi madenci aileleri, Akhisar İstasyon Meydanı önünde bir araya gelerek yürüyüş düzenledi.

    Duruşma öncesi yapılan ve HDP İzmir Milletvekilleri Serpil Kemalbay ve Murat Çepni, eski milletvekili Melda Onur, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, sendika temsilcilerinin de katıldığı açıklamayı, Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak okudu.

    “O TEKMENİN ACISINI BİZİM YÜREĞİMİZDEN SÖKECEK OLAN KURU BİR ÖZÜR MÜYDÜ?”

    Çolak, katliamın üzerinden geçen 7 yıla rağmen acılarının ilk günkü kadar taze olduğunu vurgulayarak, “Tekmelediniz, sonra ise seçim yatırımı yapmak için bir özür dilettirdiniz. O tekmenin acısını bizim yüreğimizden sökecek olan kuru bir özür müydü? Mahkeme salonlarında verdiğiniz kararlarla, HSK önüne evlatlarımızın toprağını götürürken bizlere biber gazı sıkarak yüreklerimize o tekmeyi her gün attınız. Avukatlarımıza şiddet gösterilmesine göz yumarak, dava karar aşamasına gelmişken, hakimi değiştirerek tekmelediniz.  ‘İnfaz yasası’ adı altında 6 gün biçtiğiniz cezayı bile çok görüp bu kararı bozdunuz. Evlatlarımızın katillerini çıkararak attınız her gün o tekmeyi” dedi.

    “ADALETİ BU ÜLKEDE HERKES İÇİN ARAMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    “Adalet sadece sermaye sınıfına ya da nüfuz sahibi olan insanlara olmamalıdır” diyen Çolak, adaleti bu ülkede herkes için aramaya devam edeceklerini söyledi.

    Açıklama ardından aileler duruşmanın görüleceği salona geçti. Yoğun güvenlik önlemleri altında aileler duruşma salonuna alınırken, gazetecilerin telefonları kapatıldı.

    Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada sanık Can Gürkan ve avukatı duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Duruşma mahkeme başkanı tarafından yargılamanın başından bu yana verilen kararların okunmasıyla devam etti. Mahkeme başkanı Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin verdiği kararı okuması ardından duruşma avukatların savunmasıyla devam edecek.

    (HABER MERKEZİ)