Etiket: madencilik

  • Cumhuriyet Örnek Köy’de taş ocağı tepkisi: Sağlığımız ve geleceğimiz tehlikede!- VİDEO

    Cumhuriyet Örnek Köy’de taş ocağı tepkisi: Sağlığımız ve geleceğimiz tehlikede!- VİDEO

    PİRHA- Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Cumhuriyet Örnek köyünde yapılan maden arama faaliyetlerine tepki büyük. Yaşam alanlarının kalmadığını ifade eden Medet Kılınç, “Bu yanlıştan biran önce dönülmelidir” dedi.

    Cumhuriyet Örnek Köy’de faaliyet gösteren taş ocaklarına köylülerden büyük tepki geldi. Köyde çiftçilik yaparak geçimini sağlayan ve aynı zamanda Keklik ve Doğa Koruma Derneği Başkanı olan Medet Kılınç, taş ocaklarının hem insan sağlığına hem de doğaya ciddi zararlar verdiğini söyledi.

    “KÖYÜMÜZDEKİ MADEN FAALİYETLERİNE SON VERİLMELİDİR”

    Medet Kılınç, taş ocaklarının neden olduğu toz ve dumanın köyün yerleşim alanlarına kadar ulaştığını belirterek, köyde yaşayanların büyük kısmının yaşlı, emekli ve kronik rahatsızlıklara sahip olduğuna dikkat çekti:

    “Biz burada hem çiftçilik yapıyoruz hem de doğayla iç içe bir yaşam sürmeye çalışıyoruz. Köyümüzde astım ve çeşitli kronik hastalıkları olan insanlar var. Taş ocaklarından çıkan toz sağlığımızı bozuyor. Bu faaliyetler devam ettikçe kayısı başta olmak üzere tarım ürünlerimiz de zarar görüyor. Geçim kaynağımız çiftçilik. Yetkililere sesleniyoruz: Bu yanlıştan bir an önce dönün.”

    Köyde konuşan ikinci isim ise Medet Kılınç’ın kızı Simay Kılınç oldu. Simay Kılınç, bölgede organik tarımın yanı sıra hayvancılık ve arıcılık faaliyetlerinin sürdüğünü ifade etti. Çevresel tehditlerin, organik tarımı doğrudan hedef aldığını vurgulayan Kılınç, “Organik tarımın sürdürülebilmesi için hava, su ve toprak kalitesinin korunması hayati öneme sahiptir. Ancak taş ve maden ocakları; hava kirliliğine, su kaynaklarının kirlenmesine ve toprak yapısının bozulmasına neden olmaktadır. Bu durum, organik tarımın temel ilkeleriyle açıkça çelişmektedir” diye konuştu.

    Simay Kılınç, yetkililere taleplerini şu şekilde sıraladı:

    “-Organik tarım yapılan alanlardan mevcut taş ocaklarının taşınması,

    -Organik tarım bölgelerinde yeni taş ocakları için ÇED raporlarının verilmemesi,

    -Organik tarım yapan üreticilerin korunması ve desteklenmesi.

    -Doğal kaynakların, insan sağlığının ve sürdürülebilir tarımın korunması.”

    Cumhuriyet Örnek Köy halkı, taş ocaklarının yarattığı çevresel ve sağlık sorunlarına karşı seslerini yükselterek, yetkililerden kalıcı ve somut adımlar atılmasını talep ediyor.

    PİRHA/MALATYA

     

  • ‘Dersim’deki madencilik projeleri en büyük darbeyi küçükbaş hayvancılığa vuracak’-VİDEO

    ‘Dersim’deki madencilik projeleri en büyük darbeyi küçükbaş hayvancılığa vuracak’-VİDEO

    PİRHA-Tunceli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan, CAN TV’de ‘Heqibê Perperiki’ programında hayvancılık yapanların yaşadıkları sorunları anlattı. Erdoğan, “Maden projelerinin uygulanması üreticiye ve hayvanlara zarar verecektir. Dersim’deki madencilik projelerinin vuracağı en büyük darbe küçükbaş hayvancılığa olacaktır. Yetkililerin bu konuda iyi düşünmesi lazım. Ya ülkenin geleceğine adım atacaklar ya da baltayı vuracaklar” dedi.

    CAN TV’de Nuray Atmaca’nın Dersim’i köy köy gezerek Kırmancki (Zazaca) hazırlayıp sunduğu ‘Heqibê Perperiki’ isimli program, uzun zamandır haftalık olarak yayınlanıyor. Genellikle köylülerin hayatlarını ekrana taşıyan programın son bölümünde, Ovacık’ın Hurhurik yaylasında hayvancılık yapanların yaşadıkları sorunları ekrana taşıdı.

    Tunceli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan, hayvancılık yapanların yaşadıkları sorunları anlattı.

    “HAYVANCILIĞIN BİTMEMESİ İÇİN YETKİLİLERİN İYİ DÜŞÜNMESİ LAZIM”

    Küçük baş hayvancılık yapanlar yeterince destek alamadığını söyleyen Tunceli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan, “Bu mesleğin bitmemesi için yetkililerin iyi düşünmesi lazım. Gençleri özendirmemiz lazım. Biz hayvan başına geçen sene 200 TL’lik destek aldıysak bunun yarısından fazlası aşı ve küpeye gitti. adı altında. Aşı ve küpenin destek temelinde yapılması lazım. O yüzden verilen desteklerin sahadakilerin dinlenilerek verilmesi lazım” diye belirtti.

    “ÜRETİCİLER OLARAK, MADEN PROJELERİNİ İSTEMİYORUZ”

    Hayvancılık yapan üreticiler olarak maden projelerini istemediklerini belirten Zeynel Erdoğan, “Maden projelerinin uygulanması üreticiye ve hayvanlara zarar verecektir. Eğer yaylalarımız maden şirketlerine verilirse yaklaşık 70 bin hayvanın bitmesi demek. Maden çalışmalarıyla birlikte su kaynaklarının da bitmesi anlamına geliyor. Dersim’deki madencilik projelerinin vuracağı en büyük darbe küçükbaş hayvancılığa olacaktır. Yetkililer şuna dikkat etsin; bir madeni bir şirket çalıştırır ama hayvan üreticisi yürüyen bir fabrikadır. En az 10 aile çalıştırır ve toplam kişi 100 kişiye çıkar. 300 hayvanı olan bir üretici yürüyen bir fabrikadır. Yetkililerin bu konuda iyi düşünmesi lazım. Ya ülkenin geleceğine adım atacaklar ya da baltayı vuracaklar” diye konuştu.

    Programın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

    PİRHA/DERSİM

  • Maden projesi için Dersim’in Geyiksuyu köyünde dron uçurulup, arazilerde işaretlemeler yapıldı-VİDEO

    Maden projesi için Dersim’in Geyiksuyu köyünde dron uçurulup, arazilerde işaretlemeler yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Geyiksuyu bölgesinin Dersim’in en geniş maden bölgesi olduğunu ifade eden Geyiksuyu Çevre Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Alişan Çelik, “Yaklaşık 2 hafta önce Geyiksuyu Sin bölgesinde maden teknik arama mühendisleri tarafından dron uçurulduğunu ve köylülerin özel arazilerinde işaretlemeler yapıldığını öğrendik” dedi.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Maden projesinin uygulanacağı yerlerden birisi olan Dersim merkeze bağlı Geyiksuyu köyünde birkaç hafta önce maden teknik arama mühendisleri tarafından işaretlemeler yapıldı.

    Geyiksuyu Çevre Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Alişan Çelik, Dersim’in Geyiksuyu köyündeki madencilik çalışmalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “GEYİKSUYU’NDA KÖYLÜLERİN ARAZİLERİNDE İŞARETLEMELER YAPILIP, DRON UÇURULDU”

    Geyiksuyu bölgesinin Dersim’in en geniş maden bölgesi olduğunu ifade eden Alişan Çelik, “Bu bölgede uzun yıllar önce zemin etütü çalışmaları yapılmıştı. Fakat son zamanlarda tekrar Dersim coğrafyasında olduğu gibi Geyiksuyu bölgesinde de çalışmaların söz konusu olduğunu görüyoruz. Yaklaşık 2 ay önce bileşen dernek köylerimizden Dikenli’de iş makineleri çalışma yapmış ve köylüler ne için çalıştığını sorduklarında kendilerine güvenlik yolu adı altında çalışmalar yaptıklarını söylemiş. Yaklaşık 2 hafta önce Geyiksuyu Sin bölgesinde iki aracın dronlar uçurduğunu göre köylüler ne yapıyorsunuz diye sorduğunda gerekli yerlerin izinlerinin olduğunu ifade etmişler. Biz biraz olayı araştırınca dron uçuranların maden teknik arama mühendisleri olduklarını ve köylülerin özel arazilerinde işaretlemeler yaptıklarını öğrendik” dedi.

    “MADENCİLİĞE KARŞI TOPYEKÜN BİR MÜCADELE VERMEMİZ GEREKİYOR”

    Maden sorunu sadece Geyiksuyu veya Cevizlidere köylülerinin sorununun olmadığını tüm Dersim’in sorunu olduğunu belirten Çelik, “Burada yapılacak çalışmalarda sadece doğa kıyımı değil aynı zamanda her türlü canlının yaşamının tehdit altında olacağı bir gerçektir. Bu nedenle sadece Geyiksuyuluların değil Dersim’in bütün halkını ve sivil toplum kuruluşlarını yanımızda görmek isteriz. Madenciliğe karşı topyekün bir mücadele vermemiz gerekiyor. 12 Temmuz’da saat 14.00’te Geyiksuyu’nda hem aşuremizi pay edeceğiz hem de maden konusuna ilişkin bir halk toplantısı yapacağız. Yine Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde Geyiksuyu’nda madenciliğe karşı yürüyüş ve basın açıklaması yapacağız. Bu anlamda mücadeleyi birlikte vermemizin gerektiğine inanıyorum. Tüm duyarlı dostları yanımızda bekliyoruz” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Dersim Barosu, Gola Çeto’da açıklama yaptı: Ekosistemi tahrip eden hiçbir girişime izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Dersim Barosu, Gola Çeto’da açıklama yaptı: Ekosistemi tahrip eden hiçbir girişime izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Barosu, Dersim’deki çevresel sorunlar, HES ve maden ocaklarına ilişkin Gola Çeto’da açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Toplum yararını yok sayan yatırımlar, tarihi, kültürel ve doğal varlıklarımızın insan eliyle yok edilmesi, sürdürülebilir yaşamı tehdit etmektedir” denildi.

    Dersim Barosu, Dersim’deki çevresel sorunlar, HES ve maden ocaklarına ilişkin Gola Çeto’da açıklama yaptı. Açıklamaya İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yöneticileri de katıldı.

    “MADENCİLİK FAALİYETLERİ, DOĞAYI VE KÜLTÜREL DOKUYU TEHDİT ETMEKTEDİR”

    Dersim’de hızla artan çevre tahribatına, madencilik faaliyetlerine, hidroelektrik santrali projelerine karşı hukuki ve toplumsal sorumluluklarını dile getirmek için Gola Çeto’da bir araya geldiklerini ifade eden Dersim Barosu Başkanı Doğukan Kudat, “Toplum yararını yok sayan yatırımlar, tarihi, kültürel ve doğal varlıklarımızın insan eliyle yok edilmesi, sürdürülebilir yaşamı tehdit etmektedir. Çevre, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak varlığıdır. Anayasa’nın 56. maddesi açıkça, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu ve çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin devletin ve vatandaşların görevi olduğunu düzenlemektedir. Dersim’in her bir karış toprağı binlerce yıllık kültürel, tarihi ve ekolojik mirasın sembolüdür. Burada yürütülmek istenen madencilik faaliyetleri ve benzeri projeler, sadece doğayı değil, insan yaşamını, geçim kaynaklarını ve kültürel dokuyu da tehdit etmektedir” dedi.

    “YETKİLİLERİ SORUMLU DAVRANMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Nehirleri ve dereleri soykırıma uğratan uygulamalara karşı vicdani olarak sorumluluk hissettiklerini belirten Kudat, “Bu nedenle; hukuka aykırı projelere karşı tüm yasal yolları kullanacağımızı, ekosistemi tahrip eden hiçbir girişime izin vermeyeceğimizi, halkın yaşam alanlarının ve sağlıklı çevre hakkının korunması için kararlılıkla mücadele edeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Dersim Barosu olarak, çevre hakkının yalnızca hukuki bir mesele değil, insan hakkı olduğunun altını çiziyor, kamuoyunu ve yetkilileri sorumlu davranmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Pertek’teki pomza kum ocağı projesine tepki: Köylerimiz yok edilmek isteniyor-VİDEO

    Dersim Pertek’teki pomza kum ocağı projesine tepki: Köylerimiz yok edilmek isteniyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinde Bargini (Karabakır), Zeve (Dorutay), Orcan (Yukarı Gülbahçe) ve Desiman (Ardıç) köylerinin bulunduğu bölgeye pomza kum ocağı yapılmak istenmesine ilişkin konuşan köylüler “Böyle bir tesisin açılmasının burada yaşamın yok olması demektir” diyerek yaşanan duruma tepki gösterdi. 

    Dersim’in Pertek ilçesinde Bargini (Karabakır), Zeve (Dorutay), Orcan (Yukarı Gülbahçe) ve Desiman (Ardıç) köylerinin mera alanlarına Arven Doğu Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, pomza kum ocağı yapılmak isteniyor.

    Köylüler, yapılmak istenen projeye tepki gösterdi.

    “PROJENİN İPTAL EDİLMESİNİ İSTİYORUZ”

    Madencilik projesi yapılması durumunda doğalarının yok olacağını ifade eden Elif Dal, “Biz burada hayvancılık yapıyoruz ve hayvanların otladığı meranın tam ortasında yapılmak istenen maden projesini istemiyoruz. Projenin uygulanmaması için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Yetkililere çağrımız projenin iptal edilmesidir” diye belirtti.

    “MADEN PROJESİNDEN KÖYLÜLER OLARAK HABERİMİZ YOKTU”

    Köylerinde maden projesi istemediklerini ve herkesi kendilerine destek olması çağrısında bulunan Hatice Rüzgar, “Köylüler olarak maden projesinden haberimiz yok, bizden gizli işler yapıyorlar. Köyümüzün arazileri kiralanmış, satın alınmış herkes bir şey söylüyor” dedi.

    Vahide Güler ise, “Madenciliği istemiyoruz, doğamızın kirlenmesini neden isteyelim” diye konuştu.

    “PROJE YAPILIRSA BÖLGEDE HAYVANCILIK BİTECEK”

    Maden projesinin yapılacağı bölgenin dört köyün hayvancılık yaptığı bölge olduğunu vurgulayan Erhan Rüzgar, “O yüzden proje yapılırsa hayvancılık tamamen bitecektir. Aynı zamanda bizim içme suyu kaynaklarımız da bu bölgede olduğu için içme sularımız da yok olacak. Burada böyle bir tesisin açılması demek burada yaşamın yok olması demektir. O zaman bize başka bir yer versinler gidelim, biz burada doğduk burada büyüdük. Maden projesi doğayı ve yaşam alanlarını yok edecek bir proje. Projenin yapılmaması için gerekeni yasal zeminde yapacağız” diye ifade etti.

    “İNSANLARIN YAŞAM ALANLARI DARALACAK”

    Eğer bir hizmet yapılacaksa çevrenin ekolojisinin ve tabiatının mevcut durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Hüseyin Aktaş, “Eğer burada böyle bir proje yapılacaksa insanların yaşam alanları daralacak, hayvanlarını otlatacak mera bulamayacaklar. Bu proje buraya büyük bir zarar verecektir o yüzden istemiyoruz” dedi.

    “YETKİLİLER BİZİ MAĞDUR ETMESİN”

    Projeyi istemediklerini ve yetkililerin kendilerini mağdur etmemelerini isteyen İsmail Koyun, “Hayvancılıkla geçimimizi sağlıyoruz, projenin yapılacağı yer köyümüzün can damarı bir bölgedir eğer orası tahrip edilirse hayvancılığa ve su kaynaklarımıza büyük zarar verir” şeklinde konuştu.

    “TOPRAKLARIMIZI TERK ETMEK İSTEMİYORUZ”

    Maden proje uygulanırsa köylerinden göç etmek zorunda kalacaklarını belirten Ali Şeker, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Bölgede insanlar geçimlerini hayvancılıkla sağlıyor meraların tahrip olması ve sularımızın kesilmesi nedeniyle istemiyoruz. Yetkililer bu projeyi iptal etsin, biz topraklarımızı terk etmek istemiyoruz.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • Sivas’ın Dipsizgöl köyünde selestin ocağı projesi; köylüler tepkili!

    Sivas’ın Dipsizgöl köyünde selestin ocağı projesi; köylüler tepkili!

    PİRHA-Sivas’ın Dipsizgöl köyünde “ÇED raporu gerekli değildir” kararı verilerek yapılmak istenen selestin ocağı projesine köylüler tepki gösterdi.

    Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl köyünün mera alanlarına BARİT Maden Türk Anonim Şirketi tarafından selestin ocağı yapılmak isteniyor. “ÇED raporu gerekli değildir” kararı ile orman arazisi üzerine kurulmak istenen selestin ocağı projesinin iptali için köylüler yargı yoluna gitti.

    Selestin ocağının yapılacağı bölgede “Çin Seddi” görünümündeki tarihi kayalıklar, tarihi mezarlar ve eski yerleşimlere ait kalıntılar ve Kasım Baba mevkiindeki doğal göl, köylüler tarafından kutsal sayılan, ziyaret edilen, duaların edildiği bir mekân. Köylüler, yapılan projeyle sadece doğanın değil aynı zamanda inançlarının ve kültürlerinin de yok olacağını düşünüyor.

    PİRHA/SİVAS

  • Munzur Çevre Derneği halk toplantısı düzenledi: Yaşam alanlarımızı korumaya devam edeceğiz-VİDEO

    Munzur Çevre Derneği halk toplantısı düzenledi: Yaşam alanlarımızı korumaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği, ‘Yaşam alanlarımızı savunuyoruz’ şiarıyla halk toplantısı düzenledi. Dersim coğrafyasının yarısının maden şirketleri tarafından ruhsatlandırıldığını söyleyen Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Yusuf Topçu, “Maden projeleri Dersim coğrafyasını insansızlaştırmaya dönük projelerdir. Türkiye’nin neresinde olursa olsun doğaya karşı bir saldırı varsa bizler mutlaka yaşam alanlarımızı savunmak zorundayız” dedi.

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği, ‘Yaşam alanlarımızı savunuyoruz’ şiarıyla halk toplantısı düzenledi. Toplantıya siyasi parti, çevre örgütü, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “YAŞAM ALANLARIMIZI KORUMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Yaşam alanları, dil ve kültürleri için mücadele etmeye devam edeceklerini belirten Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği Yöneticisi Özkan Arslan, “Her türlü doğa talanına karşı özelde bölgemizde genelde insanların yaşadığı her yerde cümle canlı ile birlikte doğamızı ve yaşam alanlarımızı korumaya devam edeceğiz. Biz topraklarımıza sahip çıkmak için elimizden geleni sonuna kadar yapacağız” dedi.

    “ÖRGÜTLÜ BİR DURUŞ VE DİRENİŞ ORTAYA KOYMALIYIZ”

    Dersim coğrafyasının yarısının maden şirketleri tarafından ruhsatlandırıldığını söyleyen Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Yusuf Topçu, “Maden projeleri Dersim coğrafyasını insansızlaştırmaya dönük projelerdir. Madencilik projelerinin yapıldığı bölgeler zehirlenmiş olacaktır. Mutlaka örgütlenmemiz gerekiyor, Türkiye’nin neresinde olursa olsun doğaya karşı bir saldırı varsa bizler mutlaka yaşam alanlarımızı savunmak zorundayız. Mutlaka örgütlü bir duruş ve direniş ortaya koymalıyız” diye belirtti.

    “DOĞAMIZI BİRLİKTE MÜCADELE EDEREK SAVUNACAĞIZ”

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği Yöneticisi Hasan Yüksel ise, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bizim yürütülen çevre mücadelesini birleştirip daha büyütmemiz gerekiyor. Aynı zamanda demokrasi mücadelesi veren arkadaşlarla da ortaklaşmamız lazım. Çünkü ekonomi siyasetten ayrı değildir. Hem kendi rantını sağlayıp hem de kendi siyasi gücünü sağlamlaştırmak istiyor. Doğamızı birlikte mücadele ederek savunacağız.”

    Munzur Çevre Derneği yöneticilerinin yaptığı konuşmaların ardından halk toplantısı yurttaşların düşüncelerini ifade etmesiyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Derviş Cemal Köylüleri: 800 metre mesafede maden ocağı olur mu, ziyaretimiz var-VİDEO

    Derviş Cemal Köylüleri: 800 metre mesafede maden ocağı olur mu, ziyaretimiz var-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesine bağlı olan ve Derviş Cemal Ocağı’nın bulunduğu Derviş Cemal Köyü’nde kurulmak istenen maden ocağına tepki gösteren köylüler, “Köyümüze 800 metre mesafede olan bir yer, bu kadar yakın bir yerde maden ocağı olur mu? Biz köylüler olarak köyümüzde maden ocağı istemiyoruz” dedi.

    Dersim’in doğasına, kültürüne, diline, inancına yönelik saldırılar devam ediyor. Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Dersim’in Hozat ilçesine bağlı olan ve Derviş Cemal Ocağı’nın bulunduğu Derviş Cemal Köyü’ne 800 metre yakın bir alanda kurulmak istenen mermer ocağı projesine köylüler tepkili.

    Nama Grup Metal A.Ş., mermer ocağı yapımı için Erzincan İdare Mahkemesi’ne ÇED başvurusunda bulundu. Bilirkişi raporunda; ocağın yapılmak istendiği alanın Derviş Cemal Kültür Merkezi ve Cemevi’ne yakın olduğu belirtildi.

    Ayrıca ocağın su, enerji ve ulaşım yerine yakın olduğu, arıcılık ve hayvancılığın maden ocağından olumsuz etkileneceği uyarısı yapıldı. Raporda, Derviş Cemal Ocağı’nın Aleviler için önemli bir inanç merkezi olduğuna işaret edilerek, mermer ocağının buranın manevi ortamına zarar vereceği görüşü bildirildi.

    “MADEN OCAĞI İSTEMİYORUZ”

    Köylerinde maden ocağı istemediklerini belirten Mehmet Karataş, “Köylüler olarak geçimimizi hayvancılıkla sağlıyoruz maden ocağı çalışmaya başlayınca toz içerisinde kalacağız. Köyümüze 800 metre mesafede olan bir yer, bu kadar yakın bir yerde maden ocağı olur mu? Halkın malını hazineye çevirmişler şimdide maden şirketlerine vermişler. Maden ocağına yakın yerde bizim Derviş Cemal Ocağımız var, bütün toz ziyaretimize gidecek. Eğer köyümüzde maden projesi yapacaklarsa bize başka bir yer bulsunlar biz de köyümüzü terk edelim. Biz köylüler olarak köyümüzde maden ocağı yapılmasını istemiyoruz” dedi.

    “TOZ İÇERİSİNDE KALACAĞIZ”

    Kamber Lavci ise “Köyümüzde maden ocağını istemiyorum. Köyümüz maden çalışması nedeniyle toz içerisinde kalacak.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de İliç için konser düzenlendi-VİDEO

    Dersim’de İliç için konser düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği, ‘Dersim’den İliç’e Doğa İçin Mücadeleye’ şiarıyla konser düzenledi. Topraklarına sahip çıkmaları gerektiğini belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Yusuf Topçu, “Kadim Dersim topraklarına saldırı söz konusu. Eğer maden şirketleri topraklarımıza gelirse yaşam alanlarımızı terk etmek zorunda kalırız” dedi.

    Erzincan İliç’te 13 Şubat’ta Çöpler Altın Madeni sahasında siyanürlü liç yığının göçmesi sonucu toprağın kaymasının üzerinden 60 gün geçti, dokuz işçiden sadece birinin cansız bedenine ulaşıldı.

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği, ‘Dersim’den İliç’e Doğa İçin Mücadeleye’ şiarıyla konser düzenledi. Konserde Serdar Hayır, Raber Diler, Hüsnü Güngör, Laşer Güney, Pınar Aydınlar, Zeynep Bakşi Karatağ ve Bajar sahne aldı. Konsere çok sayıda yurttaş katıldı.

    “TOPRAKLARIMIZA SAHİP ÇIKMAMIZ GEREKİYOR”

    Topraklarına sahip çıkmaları gerektiğini belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Yusuf Topçu, “Çok yakınımızda İliç’te bir maden faciası yaşandı ve 9 işçi siyanürlü liç toprağının altında kaldı. Kadim Dersim topraklarına saldırı söz konusu. Yerin üstü yerin altından daha değerlidir. Eğer maden şirketleri topraklarımıza gelirse yaşam alanlarımızı terk etmek zorunda kalırız” dedi.

    “AMACIMIZ DERSİM, İLİÇ OLMADAN ÖNLEM ALMAK”

    Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan ise şunları dile getirdi:

    “Bu konseri yapma amacımız sonumuz İliç olmadan ilk baştan önlem almak. İnsanlarımızı daha örgütlü bir hale getirerek gelecekte topraklarımız üzerinde uygulanacak maden projelerine karşı birlikte mücadele etmek istiyoruz.”

    “EKOLOJİK DENGEYİ YOK SAYAN ZİHNİYET SADECE DOĞAYI TALAN ETMİYOR”

    Ekolojik dengeyi yok sayan zihniyetin sadece doğayı talan etmediğini ifade eden Sanatçı Pınar Aydınlar, “Bu zihniyet bizleri göçlere zorladı, köylerimizi yakıp boşalttı. Bugün bu zulüm halen devam ediyorsa halen bizlere düşen tek görev onurluca bu kavgayı ve mücadeleyi büyütmektir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de, deprem gerçeği ve sömürge madenciliği üzerine sempozyum yapılacak-VİDEO

    Dersim’de, deprem gerçeği ve sömürge madenciliği üzerine sempozyum yapılacak-VİDEO

    PİRHA-TMMOB Dersim İKK ve Dersim Kent Koruma Kurulu üyeleri 22-23 Eylül’de deprem gerçeği ve sömürge madenciliği üzerine yapılacak sempozyuma ilişkin basın toplantısı düzenledi. Dersim halkını sempozyuma davet eden TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan, “Hem bilimsel, hem teknik hem de toplumsal anlayışı örmek bütün kurumlarımızın üzerinde tarihsel bir sorumluluk olarak duruyor” dedi.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Dersim İl Koordinasyon Kurulu (İKK), 22-23 Eylül’de Dersim’de ‘Dersim Kent Sempozyumu’ düzenlenecek. Deprem gerçeği ve sömürge madenciliği üzerine yapılacak sempozyuma akademisyen, TMMOB yöneticileri ve mühendisler katılacak.

    Dersim İl Koordinasyon Kurulu ve Dersim Kent Koruma Kurulu üyeleri 22-23 Eylül’de deprem gerçeği ve sömürge madenciliği üzerine yapılacak sempozyuma ilişkin basın toplantısı düzenledi.

    “HALKIMIZI SEMPOZYUMA GÜÇ VERMEYE DAVET EDİYORUZ”

    22-23 Eylül’de yapılacak Dersim Kent Sempozyumu’nun sömürge madenciliği ve deprem üzerine yapılacağını belirten TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan, “Sempozyumu iki gün olarak planladık ve katılımcılar Türkiye genelinde akademisyen, TMMOB yöneticileri, mühendisler ve bu durumu inançsal boyutuyla da ele alacağız. Hem bilimsel, hem teknik hem de toplumsal anlayışı örmek bütün kurumlarımızın üzerinde tarihsel bir sorumluluk olarak duruyor. Bu tarihsel sorumluluğu da TMMOB olarak biz Dersim’den doğru kurumlarımızla bütünlüklü bir yaklaşımla açığa çıkartarak bir sonuç elde edebileceğimizi düşünüyoruz. Tüm halkımızı 22-23 Eylül’de yapılacak sempozyuma güç vermeye davet ediyoruz” dedi.

    “DERSİM’DE, DEPREME KARŞI NE YAPILABİLİR KONUSUNDA KAYGI OLUŞTU”

    Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Sönmez Aydın ise, “Pazarcık depreminden sonra Dersim’de depreme karşı ne yapılabilir noktasında bir kaygı oluştu. Bizlerde Dersim’de bulunan STK’lar olarak Dersim Koruma Kurulu oluşturduk, amacımız depreme karşı ne yapılabilir ve halkta bu konuda bir duyarlılığı açığa çıkartmaktı” diye belirtti.

    “YARIN İSTANBUL’DA ŞİRKET YETKİLİLERİ İLE TOPLANTI GERÇEKLEŞTİRİLECEK”

    FEDAŞ işçilerinin 42. gününde devam eden grevine ilişkin son bilgileri de paylaşan Uğur Beycan, “Bu durumla ilgili çözüm yaratma kaygısıyla dün Dersim Kent Koruma Kurulu olarak şirketin bölge müdürleriyle bir toplantı gerçekleştirdik. Yapılan toplantıda çözümün daha rasyonel bir şekilde ilerlemesi noktasında Dersim Kent Koruma Kurulu olarak holdingin icra kuruluyla bir görüşme durumu açığa çıktı. Görüşme talebi şirket yetkilileri tarafından olumlu karşılandı yarın İstanbul’da Dersim Kent Koruma Kurulu ve Dersim milletvekilimiz ile birlikte şirket yetkilileri ile bir toplantı gerçekleştirilecek. Çözümü ortaya çıkarmak için umudumuz var” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Bu kararname ile turizm ve madenciliğin önü açılıyor’-VİDEO

    ‘Bu kararname ile turizm ve madenciliğin önü açılıyor’-VİDEO

     PİRHA- TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan, Munzur ve Pülümür Vadilerinin ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edilmesiyle ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Munzur Vadisinin birinci derece sit alanı olmaktan çıkarıldığını ve bu kararla yapılaşmanın önünün açılacağını ifade ediyor.

    Munzur ve Pülümür vadileri, 28 Ağustos 2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe giren 7517 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Potansiyel Doğal SİT Alanı’nın koruma statüsünün değerlendirilmesi sonucunda ‘kesin korunacak hassas alan’ olarak ilan edildi. Bu karar belli bir kesimde sevinç, bazılarında ise endişe yarattı.

    Munzur ve Pülümür vadilerinde gölet, gözeler, kaya, ulu ağaç gibi yeryüzü kültleri, açık inanç mekânları var. Bu vadiler Dersimli Aleviler için inanç merkezleri aynı zamanda.

    Munzur ve Pülümür Vadilerinin, Cumhurbaşkanlığı Kararıyla ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edilmesinin ne anlama geldiğini ve olası sonuçlarının neler olabileceğini TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan’a sorduk.

    “NİTELİKLİ KORUMA ALANLARINDA BAŞKA FAALİYETLER DE YÜRÜTÜLEBİLİYOR”

    Konuyla ilgili 28 Ağustos’ta bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayımlandığını ve bu kararnameyle Munzur ve Pülümür Vadilerinin hassas koruma alanları ilan edildiğini söyleyen Beycan, “Bu topluma, kamuoyuna, vadilerin tamamının birinci derece Sit alanı ilan edilmiş gibi yansıdı ama biraz teknik veya yasal-hukuki boyutuna girdiğimiz zaman, daha önceden Türkiye’de sit alanları birinci, ikinci ve üçüncü derece diye nitelendiriliyordu. Sonra yapılan bir değişiklikle birinci derece sit alanları, ‘hassas koruma alanları’ olarak nitelendiriliyor. İkinci derece sit alanları ‘nitelikli koruma alanları’, üçüncü derece sit alanları ise ‘sürdürülebilir koruma alanları’ olarak nitelendiriliyor” dedi.

    Üç dereceli bu koruma sistemiyle ilgili detayları ise Beycan şöyle açıklıyor:

    “Hassas koruma alanları, üzerinde herhangi bir beşeri faaliyetin yürütülemediği, bir yapılaşmanın geliştirilemediği, turizm, madencilik faaliyetlerinin yürütülemediği, insan baskısından ve beşeri yapılaşmadan tamamen izole edilen, tabiri caizse çivi çakılmayan, doğanın, ekolojinin korunması üzerine şekillendirilmiş alanlardır. Nitelikli koruma alanlarında da bir koruma alanı mevcut ama bu koruma alanı içinde yürütmek istediğiniz faaliyetler bakanlık düzeyinde bir kurulun iznine tabi tutulmak zorunda. Nitelikli koruma alanlarında HES’ler (Hidroelektrik santralleri), baraj gölleri, GES’ler (Güneş enerjisi santrali), maden faaliyetleri yürütülebiliyor. Geçen sene yapılan bir düzenleme ile hidroelektrik santralleri ve barajlar bu kapsamdan çıkarıldı ama diğer faaliyetler hala yürütülebiliyor.”

    “MUNZUR GÖZELERİ BİRİNCİ DERECE SİT ALANINDAN ÇIKARILMIŞ OLDU”

    Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ilgili olarak da, yekünüyle ele alındığı zaman olumsuzlanacak bir durum olmadığını belirten Beycan, “Munzur Gözeleri daha önce birinci derece sit alanı içindeydi. Bu kararname ile Munzur Gözeleri birinci derece sit alanı içerisinden çıkartıldı ve ikinci derece yani nitelikli koruma alanı statüsüne dahil edildi. Hassas ve birinci derece dediğimiz koruma alanları ise Munzur Gözelerinin çıktığı üst kotları kapsıyor. Gözelerin üst tarafında bir çıplak dağ var. O alanı kapsıyor. Çap olarak vermek gerekirse Ziyaret, Yeşilyazı (Zeranik), Koyungölü (Kedek) bölgesinin üst kotlarını kapsıyor” şeklinde konuştu.

    “KARARNAME MADENCİLİK VE TURİZM FAALİYETLERİNİ ENGELLEMİYOR”

    Kararnameyle ortaya çıkan yeni durumu hem toplumsal hem de TMMOB olarak değerlendirdiklerini ifade eden Beycan, şunları aktardı:

    “Munzur nehrinin tabanıyla, Pülümür nehrinin tabanı, şu anda ikinci derece olarak nitelendirdiğimiz, nitelikli koruma alanı statüsüne alınmıştır. Bu, şu anlama geliyor: Munzur nehrinin tabanıyla, Pülümür nehrinin tabanı, bu hat boyunca burada HES yapamazsınız ama GES yapabilirsiniz. Günübirlik tesisler yapabilirsiniz. Buralar insan baskısına açılabilir. Turizm işletmeciliğine açılabilir. Bunların yapılabilmesi bakanlık ve kurul onaylarına tabi ama bu kararname, bunun önünü açan bir yasal düzenlemedir. Pülümür nehri ilk defa bir yasal statü kazanıyor. Bu anlamda önem arzediyor ama bu yasal statü ile nehir tabanından ziyade kapsamının daha da genişletilmesi uygun olacaktır. Munzur nehrinin tabanı hakeza ikinci derece koruma alanını kapsıyor ve bu madencilik, GES, turizm faaliyetlerini engelleyen bir nitelik taşımıyor. Buranın da çapının genişletilmesi, hatta her iki nehrin tamamının birinci derece hassas koruma alanları kapsamına alınması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü oradaki ekolojik flora ve faunadan tutun da oradaki canlı yaşamına, endemik türünden tabiat parklarına kadar; kesinlikle insan baskısından uzaklaştırılması, beşeri yapılaşmaya kapatılması gerekiyor. Burası Türkiye’nin en büyük, dünyanın da sayılı milli parklarından biri ve çok ciddi korunması gerekiyor ve bu korumanın devletin statüsüyle yapılması gerekiyor.”

    Eyüp Hanoğlu-Cihan Berk/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    – Munzur Ve Pülümür Vadileri ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ Ilan Edildi
    ‘Vadilerimiz Sadece Ekolojik Olarak Değil Inanç Merkezi Oldukları Için De Korunmalıdır’
    “Bu Karar Yürürlükte Kalırsa Coğrafyamızı Kaybederiz”
    ‘Coğrafyamız için son derece tarihi öneme sahip olumlu bir karardır’
    Şaroğlu: Alınan karar Tunceli açısından çok faydalı ve doğru, sevinçle karşılıyorum
    – ‘Bu kararname ile turizm ve madenciliğin önü açılıyor’

  • ‘Sömürge Madenciliği ve Yıkım’ çalıştayı: Örgütlü olunca yaşam alanlarımızı koruyabiliriz-VİDEO

    ‘Sömürge Madenciliği ve Yıkım’ çalıştayı: Örgütlü olunca yaşam alanlarımızı koruyabiliriz-VİDEO

    PİRHA-TMMOB Dersim İl Koordinasyon Kurulu tarafından gerçekleştirilen ‘Sömürge Madenciliği ve Yıkım’ başlıklı çalıştayın birinci günü son erdi. 43.500 hektarlık bir alanın madencilik faaliyetleri için planlama alanı içerisine alındığını söyleyen TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan, “Milli varlıklarımızı ve gelecek nesillerin de yaşayacağı alanları çalıp ülkenin dışına götürerek, bize sadece yaşanamaz bir yaşam alanı bırakacaklar” dedi.

    TMMOB Dersim İl Koordinasyon Kurulu tarafından gerçekleştirilen ‘Sömürge Madenciliği ve Yıkım’ başlıklı çalıştayın birinci günü sona erdi.

    Ovacık’ta yapılan ‘Sömürge Madenciliği ve Yıkım’ çalıştayına TMMOB II. Başkanı Selçuk Uluata, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu, DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, HDP Ekolojiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez, HDP Ekoloji Birimi Eş Sözcüsü Menekşe Kızıldere, Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    ‘Sömürge Madenciliği ve Yıkım’ başlıklı çalıştayın birinci günü, TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan, Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül, TMMOB II. Başkanı Selçuk Uluata’nın yaptığı açılış konuşmalarıyla başladı.

    “BİZE SADECE YAŞANAMAZ ALANLAR BIRAKACAKLAR”

    Uluslararası maden şirketlerinin İliç’ten Dersim’e doğru geldiğini söyleyen TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan, “43.500 bin hektarlık bir alanı madencilik faaliyetleri için planlama alanı içerisine almışlar. Bize sürdürülemez bir yaşam alanı bırakacaklar, topraklarımızdaki milli varlıklarımızı ve gelecek nesillerin de yaşayacak alanlarını da çalarak alıp ülkenin dışına götürerek bize sadece yaşanamaz bir yaşam alanı bırakacaklar” diye belirtti.

    “TALAN KÜLTÜRÜ ÜLKENİN HER YERİNE DAYATILIYOR”

    Yaşadıkları coğrafyanın baraj ve maden projeleriyle uzun vadede yaşanamaz bir hale getirileceğini vurgulayan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ise, “Bizler suç işlemiyoruz suyumuzu, toprağımızı, yaylalarımızı ve inanç merkezlerimizi korumaya çalışıyoruz. Eğer yaşam alanlarımızı korumak suç ise biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz. Ülkeyi yöneten anlayış sömürge madenciliği ve onların yandaşlarıyla birlikte talan kültürünü ülkenin her yerine dayatıyor” dedi.

    “DOĞAMIZ HİÇ OLMADIĞI KADAR TAHRİBATA UĞRAYACAK”

    Doğamızın zenginliği nedeniyle kötü niyetli maden şirketlerinin bölgemize geldiğini dile getiren TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül, “Bölgemizin doğal zenginliği nedeniyle kendisine fazla sayıda düşman çekiyor, dolayısıyla saldırıda çok çeşitli oluyor. Madencilik faaliyetleri adı altında doğamız hiç olmadığı kadar tahribata uğrayacak. Bu saldırılara karşı büyük bir tepkinin gösterilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “MADENCİLİK ÇALIŞMALARI GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN ZEHİRDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL”

    Yürütülen madencilik anlayışının tek kazanananın maden şirketleri olduğunu vurgulayan TMMOB II. Başkanı Selçuk Uluata, “Kamu yararını, toplum ortak çıkarını, doğayı ve canlı yaşamını dikkate almadan yürütülen madencilik çalışmaları hepimizin geleceğini tehdit eden zehirden başka bir şey değildir. Maden üretimi gündelik ekonomik çıkarlar doğrultusunda sermaye kesimine kaynak yaratmak için ülkemizin geleceğini ve halkımızın ortak çıkarını ihanet edilmektedir” diye konuştu.

    Açılış konuşmalarının ardından JMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Alan, PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Metalurji Mühendisi Cemalletin Küçük, ÇMO Yönetim Kurlu Başkanı Ahmet Kahraman, HDP Ekoloji Birimi Eş Sözcüsü Menekşe Kızıldere ve Polen Ekoloji Kolektifi’nden Cemil Aksu konuşmalarını gerçekleştirdi.

    “İHTİYAÇ DUYULMAYAN MADENCİLİK ÇALIŞMALARINA SINIRLANDIRMA GETİRİLMELİ”

    Madencilik faaliyetlerini yürüten şirketlerin ekolojik sistemin korunmasına destek vermesi gerektiğini söyleyen JMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Alan, “Sömürge madenciliğine en önemli unsuru madencilik çalışmalarını kimin için yapıldığı sorusuna cevaptır. Kamusal yarar için mi yoksa sermaye şirketlerinin kar amacına hizmet için mi yapılıyor. Gelecek nesillerin ihtiyaçları da düşünülerek yapılmalı. İhtiyaç duyulmayan bazı madencilik çalışmalarına mutlaka sınırlama getirilmeli” dedi.

    “YAŞAM ALANLARIMIZI KORUMAMIZ GEREKİYOR”

    Yaşam alanlarını koruma sorumlulukları olduğunu belirten PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Ekolojik yaşamın yok olması sadece bizim yaşam alanlarımızı yok etmiyor. Örneğin Çernobil’de yaşanan bir nükleer kaza Karadeniz bölgesinde yaşayanları da etkileyerek kanser oranlarının artmasına sebep olmuştu” diye belirtti.

    “YAŞAM ALANLARIMIZ TİCARİLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Baskı, şiddet ve korku unsurlarını kullanarak toplumu hegemonyası altına almaya çalışan siyasal iktidarın maden işletmelerine izin verdiğini vurgulayan Metalurji Mühendisi Cemalletin Küçük, “Doğayla iç içe yaşam kültürü olarak yaşadığımız doğa ve kültürel yaşam alanlarımız ticarileştirilmeye çalışılıyor. Kültürel yaşamı ortadan kaldırılmak istenmesine karşı bir direnişi örgütlememiz gerekiyor” diye ifade etti.

    “EKOLOJİK YIKIMLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    İki türlü ekolojik yıkımla karşı karşıya olunduğunu dile getiren ÇMO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kahraman, “Savaşın sonucu ekolojik yıkımlar ve savaş teşkil eden uygulamalar. Kültürel ve tarihsel mirasın yok oluşu savaşın sonuçlarıdır ama hızla artan medencilik dolayısıyla yapılan tahribatlar ise savaşın araçlarıdır. Çünkü yaşam alanlarına doğrudan bir saldırı var. Kapitalist sistemde hemen para önemlidir diğer şeyler önemli değildir” dedi.

    “ÖZELLİKLE KÜRDİSTAN İLLERİNDE ÇOK FAZLA MADEN RUHSATLARI DAĞITILIYOR”

    Son birkaç senedir özellikle Kürdistan illerinde ciddi bir şekilde maden ruhsatı dağıtıldığını dile getiren HDP Ekoloji Birimi Eş Sözcüsü Menekşe Kızıldere, “Dersim gibi bu kadar değerli bir coğrafyada bu kadar fazla maden ruhsatı verilmesi akıl alır gibi değil. Munzur Milli Parkı’ndan daha büyük bir alanda maden faaliyeti yürütülmek isteniyor. Bir yerde maden sahası açıldığında orada ekolojik yıkım gerçekleşir ve artık geri dönüşü olmaz. Dersim coğrafyası kutsal bir coğrafya sadece yerin altındaki madenlerle ölçülecek bir coğrafya değil. Dersim’de Alevi inancında ziyaretler doğadadır” diye belirtti.

    “ÖRGÜTLÜ OLURSAK YAŞAM ALANLARIMIZI KORUYABİLİRİZ”

    Polen Ekoloji Kolektifi’nden Cemil Aksu ise, “Örgütlü olduğumuz zaman yaşam alanlarımızı koruyabiliriz. Ülkedeki doğa talanının siyasi bir mesele olduğunu da düşünmemiz gerekiyor. Bizim yaşam alanlarımızı koyabilmek neler yapacağımız konusunda planlar yapmamız gerekiyor. Buradaki madencilik faaliyetlerini durdurmak için mücadele etmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “MADEN FAALİYETLERİYLE DOĞA TALAN EDİLİYOR”

    Maden faaliyetleriyle doğanın talan edildiğini söyleyen HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “Ancak bu coğrafyaya ait başka madenlerde var. Dili, kültürü ve inancı var. Doğamızla beraber aslında tarihimizi ve kültürümüzü de talan etmek istiyorlar. O yüzden coğrafyamıza karşı yürütülen topyekûn talan etme projesine karşı birlikte mücadele edeceğiz” dedi.

    “KÜRESEL KAPİTALİST GÜÇLER, YAŞAM ALANLARINA DÖNÜK SALDIRILAR GERÇEKLEŞTİRİYOR”

    Dersim’in güçlü bir kültürel ve siyasal geleneğe sahip olduğunu hatırlatarak sözlerine başlayan HDP Ekolojiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez, ” Taşıdığı tarihsel misyon nedeniyle her dönem siyasal iktidar, kapitalizmin ve uluslararası sermaye şirketlerinin her zaman hedefinde olmuş bir kenttir. Dünyadaki küresel kapitalizm güçleri bizim gibi ülkelerde yaşama alanlarına dönük ciddi saldırılar gerçekleştiriyor” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından çalıştayın 1. günü soru-cevap bölümüyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • TMMOB Dersim İKK Sekreteri Beycan: Sömürge madenciliğine karşı çalıştay planladık-VİDEO

    TMMOB Dersim İKK Sekreteri Beycan: Sömürge madenciliğine karşı çalıştay planladık-VİDEO

    PİRHA-TMMOB Dersim İl Koordinasyon Kurulu, 7-8 Ekim’de “Sömürge Madenciliği ve Yıkım” başlıklı bir çalıştay yapacak. Sömürge madenciliğine karşı hukuki, ekolojik, bilimsel, akademik ve teknik boyutuyla çalıştayı planladıklarını belirten TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan,”Çalıştayı örgütleyerek halkımız üzerinde bir farkındalık yaratmak istiyoruz” dedi.

    145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi. 2019 yılında Dersim’de 43 bin 500 hektar alanda maden ruhsatı verilmişti.

    Son olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, aralarında Dersim’in Pülümür İlçesindeki üç bölgenin de yer aldığı 285 maden sahası için ihale açacağını duyurdu.

    TMMOB Dersim İl Koordinasyon Kurulu, 7-8 Ekim’de “Sömürge Madenciliği ve Yıkım” başlıklı bir çalıştay gerçekleştirecek.

    “HALKIMIZ ÜZERİNDE BİR FARKINDALIK YARATMAK İSTİYORUZ”

    Sömürge madenciliği üzerine bir çalıştay planladıklarını söyleyen TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan, “TMMOB’nin sömürge madenciliğine karşı bir perspektifi var ancak çalıştayı yerelde yürüteceğimiz için yereldeki dinamikler üzerinden ortaklaşma kaygısıyla ele aldık. Sömürge madenciliğine karşı hukuki, ekolojik, bilimsel, akademik ve teknik boyutuyla çalıştayı planladık. Sömürge madenciliğine karşı TMMOB olarak bilgi birikimimizi ve teknik deneyimimizi kamudan yana kullanma gayemiz var. Bu amaçla çalıştayı örgütleyerek halkımız üzerinde bir farkındalık yaratmak istiyoruz. Binlerce yıldır doğa bizi besliyor bugün de bize bir görev düşüyor” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • ‘Dersim’in doğasına saygı duyan herkesi 8 Ekim’de yapacağımız mitinge çağırıyoruz’-VİDEO

    ‘Dersim’in doğasına saygı duyan herkesi 8 Ekim’de yapacağımız mitinge çağırıyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, madencilik faaliyetleri ve 8 Ekim’de yapılacak miting hakkında gazetecilerle bir araya geldi. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun sömürge madenciliğine karşı 1.5 aydır çalışma yürüttüğünü söyleyen TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan, “Dersim ve Erzincan topraklarının %52’si madenlere ruhsatlandırılmış. Bu alanların %42’si ihale ruhsatında, %6’sı işletme ruhsatında ve %2’si de arama ruhsatı durumunda. Yaklaşık 43.000 hektarlık alanda madencilik faaliyetleri yürütülmek isteniyor ve bu alan Munzur Milli Parkı’ndan daha büyük bir alan” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, doğa talanına karşı 8 Ekim’de Seyit Rıza Meydanı’nda miting yapacak. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, madencilik faaliyetleri ve 8 Ekim’de yapılacak miting hakkında gazetecilerle bir araya geldi.

    “DERSİM VE ERZİNCAN TOPRAKLARININ %52’Sİ MADENLERE RUHSATLANDIRILMIŞ”

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun sömürge madenciliğine karşı 1.5 aydır çalışma yürüttüğünü söyleyen TMMOB Dersim İKK Sekreteri Uğur Beycan, “Dersim ve Erzincan topraklarının %52’si madenlere ruhsatlandırılmış. Bu alanların %42’si ihale ruhsatında, %6’sı işletme ruhsatında ve %2’si de arama ruhsatı durumunda. Yaklaşık 43.000 hektarlık alanda madencilik faaliyetleri yürütülmek isteniyor ve bu alan Munzur Milli Parkı’ndan daha büyük bir alan. Madencilik faaliyetlerini planlarken devletin toplumun ortak çıkarını esas alarak kamucu bir planlamayla yapması gerekiyor ve bunun dışındaki bütün yaklaşımları reddediyoruz” dedi.

    “ÜLKEYİ YÖNETENLER TÜRKİYE’Yİ TALAN BÖLGESİ İLAN ETTİ”

    Ülkeyi yönetenler maden şirketlerinin stopaj, sigorta indirimi ve ÇED raporları konusunda önünü açarak Türkiye’yi talan bölgesi ilan ettiklerini dile getiren Dersim Baro Başkanı Kenan Çetin, “Dersim’de Pülümür ve Ovacık bölgelerinde yağma siyaseti yapılıyor. Güçlü bir kamuoyu maden şirketlerinin borsası ve yerel unsurlarını itibar kaybına uğratacak. Yapacağımız miting bir başlangıç olacak, köylülerimizle bir araya gelerek bir karşı duruşu örgütlemeliyiz. Dersim’in tarihine, kültürüne, doğasına ve inancına saygı duyan herkesi 8 Ekim’de yapacağımız mitinge çağırıyoruz” diye belirtti.

    “TÜM DUYARLI KESİMLERİN DESTEK VERMESİNİ İSTİYORUZ”

    Tüm duyarlı kesimlere çağrıda bulunan Dersim Araştırmaları Merkezi Genel Başkanı Selman Yeşilgöz ise, “8 Ekim’de Seyit Rıza Meydanı’nda yapılacak mitingimize tüm duyarlı kesimlerin destek vermesini istiyoruz. Bütün sanatçıları 8 Ekim’de yapacağımız miting için çekecekleri videolarla bu mücadeleye destek vermeye çağırıyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Dersim’de doğa talanına karşı 8 Ekim’de miting yapılacak

  • Sarıbal: İktidar ülkenin yeşiline para olarak bakıyor-VİDEO

    Sarıbal: İktidar ülkenin yeşiline para olarak bakıyor-VİDEO

    PİRHA-CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “İliç’te siyanür havuzu daha da büyütülmek isteniyor, şu anda büyütülecek istenen havuz Avrupa’nın en büyük siyanür çukuru olacak. Bu ülkenin vicdan sahibi insanları ülkenin yeşiline yaşam olarak bakıyor ama iktidar yeşile para olarak bakıyor” dedi.

    21 Haziran Salı günü saat 02.45’te Erzincan İliç İlçesi Çöpler Mevkii’nde uluslararası bir şirket tarafından işletilen altın madenine siyanür taşıyan boru hattında meydana gelen patlama sonrasında, yaklaşık 20 ton siyanür solüsyon Fırat Nehri ve Keban Baraj havzasına, siyanürlü su da Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajına da ulaştı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İliç’te Anagold Madencilik’e ait altın madeninin siyanür borularının patlamasının vereceği zararlara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “TOPRAĞIN ÜSTÜ, TOPRAĞIN ALTINDAN DEĞERLİDİR”

    Siyanürün dünyanın en tehlikeli maddesi olduğunu vurgulayan Sarıbal, “Siyanürün geçtiği yerde hiçbir canlı yaşayamaz. Dünya siyanürle altın çıkarmayı bırakmış durumda ama ne yazık ki Türkiye’de en ucuz yöntem bu olduğu kullanılıyor” dedi.

    İliç’te siyanür havuzu daha da büyütülmek istendiğine dikkat çeken Sarıbal, “Şuanda büyütülmek istenen havuz Avrupa’nın en büyük siyanür çukuru olacak. Aşırı yağmur, aşırı rüzgâr ve deprem olduğunda o çukurda bir yarılma olduğunda sadece İliç değil Fırat Nehri, Atatürk Barajı ve Keban Barajı’nda bulunan sular zehirlenecek” diye konuştu.

    Sarıbal, Türkiye’nin birçok yeri şuan hükümet tarafından maden ruhsatları verildiğine işaret ederek, “Dersim’de 145 tane maden ruhsatı verildi. Bu ülkenin vicdan sahibi insanları ülkenin yeşiline yaşam olarak bakıyor ama iktidar yeşile para olarak bakıyor. İktidara sözümüz ölüler altın takmaz, toprağın üstü toprağın altından kıymetlidir ve ormanda son ağaç kesildiğinde, nehirde sular kuruyup son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenilmeyeceğini anlayacaktır” ifadelerine yer verdi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Dersim Otlubahçe’de sondaj çalışmasına karşı köy derneğinden açıklama: İzin vermeyeceğiz

    Dersim Otlubahçe’de sondaj çalışmasına karşı köy derneğinden açıklama: İzin vermeyeceğiz

    PİRHA-Dersim’deki madencilik çalışmaları ve Otlubahçe köyünde yapılmak istenen madencilik projesine karşı yazılı açıklama yapan Otlubahçe Köyü Derneği Başkanı Celal Bayır, “Aldığımız duyumlara göre şirket yine köyümüze gelip çalışmaya başlayacaklarını ve iş makinelerini bu hafta içinde getireceklerini beyan etmişlerdir. Çalışmalarına izin vermeyeceğiz” dedi. 

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    1994 yılında boşaltılan ve yasaklanan Dersim’in Ovacık ilçesinin Otlubahçe köyü maden şirketleri için serbestken köylülere yasak. Maden şirketi, Otlubahçe köyünde bakır madeni çıkaracak.

    Otlubahçe Köyü Derneği Başkanı Celal Bayır, Dersim’de ki madencilik çalışmaları ve Otlubahçe köyünde yapılmak istenen madencilik projesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ”

    Otlubahçe köyünde sondaj çalışmaları için taşeron şirketin sondaj makinaları ile 2021 Eylül ayında bölgeye gelerek çalışma yapmak istediğini söyleyen Bayır, “Otlubahçe köylülerinin müdahalesi sonucunda iş makinaları durduruldu ve geçici olarak faaliyette bulunmayacaklarını beyan ederek bölgeden çekilmiş durumda gözükmelerine karşı, yol yapıyoruz bahanesiyle bölgede kalmanın alt yapısını oluşturmaya çalışmaktadırlar” dedi.

    YAŞAM ALANLARIMIZI KURBAN VERMEYECEĞİZ”

    Bayır şöyle devam etti:

    “Aldığımız duyumlara göre bugün yine köyümüze gelip çalışmaya başlayacaklarını ve iş makinelerinin bu hafta içinde getireceklerini beyan etmişlerdir. Nasıl ki eylül ayında çalışmalarına izin vermedik yine izin vermeyeceğiz. Biz madenciliğin ne denli yıkıcı olduğunu en yakınımızdan İliç’ten, Bergama’dan biliyoruz. Çok iyi biliyoruz ki Dersim coğrafyasını bir avuç altın için yağmaya ve bize zehirlenmiş sular, topraklar bırakmaya geldiler. Bütün projeler durdurulup, iptal edilinceye, vadilerimizde meralarımızda yaşanan katliamlar durdurulup sularımızın, meralarımızın, dağlarımızın ticarileştirilmesinin önüne geçinceye kadar bundan sonra da var gücümüzle mücadelemizi devam ettirme kararlılığındayız. Yılmayacağız ve sonuna kadar direneceğiz. Yaşam alanlarımızı üç beş sermaye çapulcusuna ve onların hizmetkârlarına kurban vermeyeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersimli Sultan Gülbez: Köyümde madencileri istemiyorum, yaşamak istiyoruz-VİDEO

    Dersimli Sultan Gülbez: Köyümde madencileri istemiyorum, yaşamak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. Dersim’in Çemişgezek ilçesinde maden sahası ilan edilen Ekirek Köyü’nde yaşayan Sultan Gülbez, “Köyümde maden istemiyorum, yaşamak istiyorum. Hayvancılık, arıcılık yapıyoruz, tarla ekiyoruz ama köyümüzde maden çıkarılırsa burada yaşanılmaz” diye belirtti.

    Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Dersim’in Çemişgezek ilçesinde maden sahası ilan edilen Ekirek Köyü’nde yaşayan Sultan Gülbez, PİRHA’ya konuştu.

    “KÖYÜMÜZDE MADENCİLERİ İSTEMİYORUZ”

    “Köyümde madencileri istemiyorum, yaşamak istiyorum” diyen Sultan Gülbez, “Biz burada hayvancılık, arıcılık yapıyoruz, tarla ekiyoruz ama köyümüzde maden çıkarılırsa burada yaşanılmaz, milletvekillerimiz bize sahip çıksınlar” dedi.

    Gülbez, “Meşelerimiz yanıyor kimse sahip çıkmıyor, maden ocakları açıyorlar kimse sahip çıkmıyor” diyerek şunları kaydetti:

    “1994 yılında da biz bunları yaşadık bütün kimyasalları, bombaları buralara attılar. Biz burada yaşamak istiyoruz eğer maden burada açılırsa insanlar burada nasıl yaşayacak, hastalık çoğalır. Çocuklarımız üniversiteyi bitirmiş. İş yok, o yüzden yine köyüne gelip hayvancılık yapacak ama madencilik açılırsa hayvancılık ölür. O yüzden biz köyümüzde maden istemiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Hozat Belediye Başkanı Geyik: Maden projeleriyle Dersim’e göz dikildi-VİDEO

    Hozat Belediye Başkanı Geyik: Maden projeleriyle Dersim’e göz dikildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. Maden projeleriyle Dersim’e göz dikildiğini belirten Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik, “Uzun yıllardır bu girişimler var ama halkımızın doğasına, kültürüne sahip çıkmasıyla başarılı olamadılar. Doğa bizim için çok kutsaldır, doğamızı korumak için mücadele edeceğiz” dedi.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Geçen hafta da Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın açıkladığı duyuruda, Dersim Merkez’de 1, Çemişgezek’te 1, Mazgirt’te 2 ve Pülümür’de 2 olmak üzere toplamda 6 sahanın maden sahası ilan edileceği belirtildi.

    “DOĞAMIZI KORUMAK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik, Dersim’de açılan maden sahalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Maden projeleriyle Dersim’e göz dikildiğini belirten Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik, “Uzun yıllardır bu girişimler var ama halkımızın doğasına, kültürüne sahip çıkmasıyla başarılı olamadılar. Doğa bizim için çok kutsaldır, yaşam alanlarımıza kim müdahale ederse etsin doğamızı korumak için mücadele edeceğiz. Dersim’e madencilik için gözünü dikenler unutmasın ki bugüne kadar direndik, bundan sonra da direnmeye devam edeceğiz. Toprağıma, geçmişime, kutsalıma dokunacaklar diye endişe etmesinler. Biz kutsallarımıza, nefes aldığımız doğamıza sahip çıkacağız” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Çevreciler, Geyiksuyu’nda köylülerle bir araya gelerek madencilikle mücadele çağrısı yaptı-VİDEO

    Çevreciler, Geyiksuyu’nda köylülerle bir araya gelerek madencilikle mücadele çağrısı yaptı-VİDEO

    PİRHA-Madenciliğe karşı çevreciler ‘Yaşam alanlarımız için buluşuyoruz’ şiarıyla Dersim’in Geyiksuyu köyünde madencilik projelerine ilişkin köylülerle buluştu.

    Dersim’de çevre örgütleri, maden, baraj, avcılık ve HES’lerle yapılmaya çalışılan çevre talanına karşı Geyiksuyu köyünde halka duyarlılık çağrısında bulundu.

     

    Dersim’de Munzur Çevre Derneği’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda çevre örgütü ile avukat Barış Yıldırım, CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu, CHP Dersim İl Başkanı Ali Mustafa Çelik, Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik ve Sanatçı Metin Kahraman Geyiksuyu köyüne giderek madenciliğe ilişkin köylüleri bilgilendirdi.

    “YAŞAMI YOK EDECEK SALDIRILARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Egemen sınıfların içine düştüğü krizi atlatabilmek için ülkede ve Dersim coğrafyasında doğayı talan etmeye başladıklarını belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Ali Yıldız, “145 tane maden şirketine Dersim’de ruhsat verilmiş, yaşamı yok edecek bir saldırıyla karşı karşıyayız” dedi.

    Madencilik projesinin yürütülmesi halinde Munzur havzasının yeraltı sularının, yüzey sularının ve toprağın kimyasallarla geri dönüşümü olmayacak şekilde zarara uğrayacağını ifade eden Avukat Barış Yıldırım, “Bu ülkenin en büyük servetlerinden biri durumundaki Munzur havzasının korunup gelecek kuşaklara aktarılmasının kamu yararı açısından daha önemli. Mevzuat hükümlerine göre ekolojik öneme sahip bütün sahalarda maden ruhsatları var” dedi.

    Yıllarca bu toprakların acı çektiğini söyleyen CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu, “Yaşama ve doğaya değer vermeyen çıkar grupları gözlerini Dersim’e dikmiş durumda ama Tunceli halkının sonuna kadar direneceğini bilmiyorlar. Kolay kolay gelip bizim topraklarımızı teslim alamayacaklar, maden sahalarının burada açılmaması için gerek hukuki gerekse de siyasi çalışmalarla hep birlikte omuz omuza vereceğiz” dedi.

    “BİRLİKTE MÜCADELEYİ GELİŞTİRMEMİZ LAZIM”

    Geçmişten beri travmalardan geçtiklerini ifade eden Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik, “Hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmedik, bizler Dersim coğrafyasının hangi noktasında olursa olsun madencilik faaliyetlerine karşı çıkmalıyız” dedi.

    Madenlerin çıkartılmasında çok ağır kimyasallar kullanıldığını belirten CHP Dersim İl Başkanı Ali Mustafa Çelik, “Bu kadar doğamızı tahrip ediyoruz da ülke bundan ne kazanıyor. Bu bir ölüm kalım savaşı suları hayvanlar, insanlar içecek ve yıllar sonra çok büyük hastalıklarla karşılaşarak öleceğiz. AKP hükümeti Türkiye’nin bütün kaynaklarını talan ettiği gibi şimdi de doğamıza göz dikti” diye belirtti.

    Dersim’de madenlere, barajlara karşı en etkili mücadele köye dönüş olduğunu vurgulayan Sanatçı Metin Kahraman, “Köylere geri dönüp tekrar yaşamı canlandırabilirsek o zaman madencilikten kurtulabiliriz. Sorunlarımız çok ama bizde birlikte mücadeleyi geliştirmemiz lazım” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Sanatçı Metin Kahraman’ın müzik dinletisinin ardından Geyiksuyu’nda yapılan program sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Çevreciler, ‘Yaşam alanlarımız için buluşuyoruz’ şiarıyla 1-2-3 Nisan’da Dersim’de olacak

    Çevreciler, ‘Yaşam alanlarımız için buluşuyoruz’ şiarıyla 1-2-3 Nisan’da Dersim’de olacak

    PİRHA-Madenciliğe karşı çevreciler ‘Yaşam alanlarımız için buluşuyoruz’ şiarıyla 1-2-3 Nisan’da Dersim’de olacak.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Madenciliğe karşı çevreciler ‘Yaşam alanlarımız için buluşuyoruz’ şiarıyla 1-2-3 Nisan’da Dersim’de olacak.

    ‘Yaşam alanlarımız için buluşuyoruz’ programını düzenleyen kurumlar: Çemişgezek Çevre Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Çöğürlük Köyü Derneği, Geyiksuyu Derneği, Havaçor Köyü Derneği, Hozat Taşıtlı (Torut) Derneği, Kızık Köyü Derneği, Mercan Yarımkaya Köyü Derneği, Munzur Çevre Derneği, Sultan Baba Çevresi Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Ziyaret Köyü Derneği, Anadolu Yakası Dersimliler Derneği.

    Yapılacak program ise şu şekilde:

    1 Nisan

    Ekirek köyü

    Konuşmacılar: Avukat Barış Yıldırım, Metalürji Mühendisi Cemalettin Küçük

    Müzik dinletisi: Metin Kahraman

    2 Nisan

    Geyiksuyu köyü

    Konuşmacılar: Avukat Barış Yıldırım, Metalürji Mühendisi Cemalettin Küçük

    Müzik dinletisi: Metin Kahraman

    3 Nisan

    Ovacık Belediyesi Konferans Salonu

    Konuşmacılar: Avukat Barış Yıldırım, Metalürji Mühendisi Cemalettin Küçük

    Müzik dinletisi: Metin Kahraman

    PİRHA/DERSİM