Etiket: madımak oteli

  • 33. yılında Sivas Madımak Katliamı: Binler Madımak Oteli önünde!-VİDEO

    33. yılında Sivas Madımak Katliamı: Binler Madımak Oteli önünde!-VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı anmasında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Madımak Oteli’ne “Utanç Müzesi” tabelası astıklarını belirterek, “O tabelayı oradan indirmeyeceğiz” dedi. Erçe, Sivas Katliamı’yla yüzleşilmeden Türkiye’de barış ve demokrasinin sağlanamayacağını söyledi.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği öncülüğünde “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla düzenlenen yürüyüşün ardından binlerce yurttaş Madımak Oteli önünde bir araya geldi. Ardından semaha duruldu.

    “UTANÇ MÜZESİ TABELASINI ORADAN İNDİRMEYECEĞİZ”

    Madımak Oteli önünde düzenlenen anma programında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, geçen yıl yaptıkları çağrıyı hatırlatarak, Madımak Oteli’nin bir “Utanç Müzesi” olduğunu söyledi. Erçe, “Geçen yıl burada yaptığım konuşmada burası utanç müzesidir dedik. Bugün burada ‘Utanç Müzesi’ tabelasını astık. O tabelayı oradan indirmeyeceğiz” dedi.

    SİVAS İÇİN ADALET SAĞLANMADIKÇA BU ÜLKEYE BARIŞ GELMEYECEK”

    Sivas Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu vurgulayan Erçe, dava sürecinde verilen kararların adalet duygusunu karşılamadığını belirtti. “33 yıldır sabırla ve inatla adalet kavgamızı sürdürüyoruz” diyen Erçe, “Gördük ki Sivas için adalet sağlanmadıkça, Koçgiri, Dersim, Maraş, Malatya ve Gazi katliamlarıyla yüzleşilmedikçe bu ülkeye barış da demokrasi de gelmeyecek” ifadelerini kullandı.

    “BU KATLİAMIN HESABINI SORACAĞIZ”

    Alevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin, emekçilerin ve kadınların ortak mücadele edeceğini belirten Erçe, “72 milletle el ele bu katliamın hesabını soracağız” dedi. Katliamın sorumluluğuna ilişkin de konuşan Erçe, “Bu katliamın arkasında da önünde de perdenin gerisinde de devlet var, siyasal iktidar var” ifadelerini kullandı.

    NATO TEPKİSİ

    Konuşmasında NATO’ya da tepki gösteren Erçe, Ankara’da yapılacak NATO toplantısını hatırlatarak, yeni savaş planlarının Türkiye’de hazırlanacağını savundu. NATO karşıtı eylemler nedeniyle çok sayıda kişinin gözaltına alındığını ve tutuklandığını söyleyen Erçe, alandakilere “Hep birlikte haykıralım: NATO’ya hayır” çağrısında bulundu.

    “BURASI BİZİM NÖBET ALANIMIZ”

    Katliam davasına da değinen Erçe, Madımak Katliamı’nda sorumluluğu bulunan kişilerin yargılanma sürecini eleştirdi. Katliamda görev alan kişilerin bir bölümünün içeride, bir bölümünün ise dışarıda olduğunu söyleyen Erçe, “Dışarıdakileri içeri almak yerine içeridekileri bıraktılar” dedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduklarını hatırlatan Erçe, “Mücadeleyi ulusal alanda da sürdürüyoruz ama burayı bırakmıyoruz. Burası bizim nöbet alanımız” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN ALEVİLERİ OLMAYACAĞIZ”

    Hak mücadelesi veren tüm toplumsal kesimlerle dayanışma içinde olduklarını belirten Erçe, “Biz haklarını arayan öğretmenlerin, maden işçilerinin de yanındayız. Dağına taşına sahip çıkan canlarımızın yanındayız. Çünkü onlar biziz, onlar hepimiziz” dedi.

    İktidarın dini politikalarını da eleştiren Erçe, her geçen gün şeriat anlayışının yaygınlaştırıldığını savunarak, Alevilere yönelik uygulamalara tepki gösterdi. Alevi çocuklarının “devletin Aleviliği” anlayışıyla yetiştirilmek istendiğini söyleyen Erçe, “Hangi Aleviler? Devletin Alevileri. Biz devletin Alevileri olmayacağız” dedi.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı da eleştiren Erçe, “Ucube bir başkanlık kurdular. Tanımıyoruz, bundan sonra da tanımayacağız” ifadelerini kullandı. Erçe, konuşmasını “33 canımızın hatıralarını sonsuza kadar yaşatmaya devam edeceğiz” sözleriyle tamamladı.

    PİRHA/SİVAS

  • Sivas Madımak Katliamı Davası 12 yıldır tozlu raflarda tutuluyor: AYM neyi bekliyor?

    Sivas Madımak Katliamı Davası 12 yıldır tozlu raflarda tutuluyor: AYM neyi bekliyor?

    PİRHA- 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün ve utanç sayfası olarak insanlık tarihine kaldı. Sivas Madımak Oteli’ne saldıran 15 bin kişiden sadece 124 saldırgan yargılandı. Katliamın arkasındaki güçler ve dönemin sorumluları da dahil kimseye dokunulmadı. Türkiye’de süren davalar zamanaşımına uğrarken, AYM’ye yapılan başvuru ise 12 yıldır tozlu raflarda bekletiliyor; Peki neden?

     

    Sivas Madımak Oteli’nde Asım Bezirci, Asaf Koçak, Ahmet Özyurt, Asuman Sivri, Behçet Aysan, Belkıs Çakır, Carina Cuanna, Edibe Sulari, Erdal Ayrancı, Gülender Akça, Gülsüm Karababa, Handan Metin, Hasret Gültekin, Huriye Özkan, Koray Kaya, Mehmet Atay, Menekşe Kaya, Metin Altıok, Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu, Muammer Çiçek, Murat Gündüz, Nesimi Çimen, Nurcan Şahin, Uğur Kaynar, Yeşim Özkan, Yasemin Sivri, Serpil Canik, Sehergül Ateş, Serkan Doğan, Özlem Şahin, Sait Metin, İnci Türk bundan 33 yıl önce 2 Temmuz’da katledildi.

    30 Haziran’da başlayan Pir Sultan Abdal anma etkinliğine katılmak üzere Sivas’a gelmiş aydınlar, sanatçılar ile etkinlikleri izlemek üzere orada bulunanlar, Madımak Oteli’nde yakılarak, vahşice katledildiler. Devlet katliamı önleyebilirdi, önlemedi.  Orada, apaçık bir insanlık suçu işlendi ama gerçek sorumluları yargılanmadı, katiller korundu. 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün ve utanç sayfası olarak insanlık tarihine kaldı.

    Sivas Madımak Katliamı, önceki pek çok katliamda yaşananlarla neredeyse aynıydı. Hazırlıklar çok öncesinde başlatılmış, saldırganlar örgütlenmiş, etkinlik sırasında Kuran’a , Kabe’ye, Peygambere ve Müslümanların maneviyatına saldırıldığına dair asılsız söylentiler yayılmış, bu içerikte bildiriler dağıtılarak, yerel gazetelerde haberler yapılarak belli bir kesim kışkırtılmış, tarih 2 Temmuz’u gösterdiğinde ise saldırının dozu artırılmış, önce etkinliğin yapıldığı Kültür Merkezi’ne saldırılmış, ardından bu saldırı kalabalık bir güruhla konukların kaldığı Madımak oteline yönelmiş, otel kuşatılmış, parke taşları sökülerek taşlanmış, ardından ateşe verilmiş, tüm çıkış kapıları kapatılmış, içindekiler ölüme teslim edilmişti. Madımakta alevlere karşı yaşam mücadelesi verildiği o dakikalarda;  dönemin Cumhurbaşkanı “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyin” buyurmuş, hükümettekiler olayı izlemekle yetinmiş,  otel çevresinde bulunan askerler saldırganlara müdahale etmediği gibi yangını söndürme ve kurtarma faaliyeti yürütmemiş, hatta bölgeyi terk etmişti.

    YARGILANMADILAR

    2 Temmuz 1993 tarihinde iktidarda SHP-DYP hükümeti bulunuyordu. Tansu Çiller başbakan, Erdal İnönü başbakan yardımcısıydı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner, Sivas Valisi ise Ahmet Karabilgin’di.

    2012 yılına kadar devam eden ve Sivas Madımak Katliamı Davası olarak bilinen katliam davasında diğer katliam davalarında olduğu gibi etkin bir süreç yürütülmedi.

    15 BİN SALDIRGAN

    15 bin saldırganın olduğu katliamda sadece 124’ ü hakkında dava açıldı. Dava sanıklarından Ali Kurt ve Mevlüt Atalay pişmanlık yasasından yararlanmak için mahkemeye yaptıkları başvurularında olayda Hizbullah, İslami Hareket Teşkilatı ve Kaplancılar gibi örgüt bağlantılarını anlattılar, ancak mahkeme “olayda örgüt yok” dedi. Olay sonrası tutuklanan 124 saldırgandan birçoğuna hafif cezalar verilerek, ağır tahrik indirimleri uygulandı.  33’ü hakkında idam cezası verildi ancak bu ceza, sonrasında müebbet hapse çevrildi. İdam cezası alan sanıklardan 8’i 1997 yılında tahliye edildi ve bir daha yakalanmadılar. Mahkeme 2012 yılında, yakalanmayan 7 saldırgan hakkında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verdi ve dosyayı kapattı.

    Ceza almasına rağmen yakalanmayan katiller arasında Refah Parti yöneticileri de vardı. Katillerin savunmanlığını yapan sekiz avukat ise sonrasında AKP’den milletvekili seçildi.

    UTANÇ!

    Başta katliamda yakınları kaybedenlerin aileleri olmak üzere Alevi toplumu, 33 insanın yakılarak katledildiği Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi yapılmasına izin vermezken, katliam sırasında ölen iki saldırganın adının da yer aldığı isimler listesi “Bilim ve Kültür Merkezi”ne yazıldı.

    KATİLLERE AF!

    Katliamın asli faillerinden olduğu gerekçesi ile hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş bulunan dava sanığı Ahmet Turan Kılıç, tartışmalı ve uzman hekimlerin itirazını içeren bir Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından affedildi ve 31 Ocak’ta tahliye edildi.

    1997 yılında tahliye edilen ve sonrasında hepsi firar eden sanıklardan Murat Karataş, Eren Ceylan ve Murat Sonkur hakkındaki dava 2023 yılında zamanaşımı nedeniyle düştü.

    Katledilenlerin aileleri 33 yıldır bu katliamın sorumlularının ceza alması için bir hukuk mücadelesi veriyor. Yıllarca süren ve cezasızlık politikasına karşı aileler, avukatları aracılığıyla 2014 yılında davayı AYM’ye taşıdı. 2024 yılında yapılan görüşmenin ardından ek bir rapor hazırlanması talep edildi ancak 12 yıldır henüz bir karara varılmadı.

    ANA DAVA SÜRECİ

    1993-2001 yılları arasında 8 yıl boyunca çeşitli mahkemelerde yargılamalar yapıldı. Bu yargılamalar sonucunda 2001 senesinde Yargıtay tarafından 33 sanığa idam, 4 sanığa 20 yıl ve 1 sanığa ise 15 yıl hapis cezası verildi. 13 Mart 2012 tarihinde firari olan 5 sanık hakkında dava, zamanaşımı nedeniyle kapatıldı. 2014 yılında 5 sanık için verilen zamanaşımı kararının kesinleşmesinin ardından ailelerin avukatı Şanal Sarıhan AYM’ye başvuruda bulundu. 14 Eylül 2023 tarihinde dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü.

    AYM’YE BAŞVURU VE BEKLEME SÜRECİ

    2014: Aileler AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.
    29 Haziran 2021: Başvurunun 7.yılında AYM ilk olarak başvuruyu gündemine aldı.
    15 Şubat 2024: Başvurunun 10. yılında AYM Genel Kurulu başvuruyu görüştü.
    Şubat 2024: Ek rapor hazırlanmasına karar verildi.
    30 Haziran 2026: Başvurunun 12. yılında hala bir karar yok.

    AYM’NİN BENZER DAVALARDAKİ KARAR SÜRELERİ

    2012 Eylül – 2022 Ağustos tarihleri arasında 10 bin 397 davada AYM’nin ortalama karara süresi, 2 yıl 6 ay 27 gün. Delil sorunu/adil yargılanma ihlali kararlarındaki ortalama süre, 2 yıl 8 ay 19 gün. AYM’nin karara varmak için en uzun süre beklettiği dava için geçen süre ise 8 yıl 24 gün. Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl AYM’ye başvurunun üzerinden ise 12 yıl geçmesine karşın neden karar vermiyor? AYM neyi bekliyor?

    AİLELERİN BAŞVURU GEREKÇELERİ

    Aileler AYM’ye yapmış oldukları 2014 tarihli bireysel başvuruda şu ihlalleri iddia etmişlerdir:

    1.Yaşam Hakkının İhlali – 35 kişinin akıbetinin belirsizliğinin 30 yıldan fazla devam etmesi
    2.Adil Yargılanma Hakkının İhlali – Etkisiz ve oyalayıcı yargısal süreç
    3.Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali – 30 yılı aşan yargılama süresi
    4.Toplantı ve Gösteri Hakkının İhlali
    5.İnsanlığa Karşı Suç Statüsü – Zamanaşımına uğramaması gerekliliği

    AİLELER VE AVUKATLARIN İDDİALARI

    Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan ve Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına avukatlar, dosyanın 33 yıldır derdest durumda olduğunu, otuz yılı aşan bu süre zarfında faillerin korunması, firari sanıkların yakalanmaması ve yargılamanın bilinçli bir şekilde sürüncemede bırakılması konularını gündeme getirdiler.

    SOMUT İHMAL ÖRNEKLERİ

    Davanın yeterince önemsenmediği ve ihmallerin çok fazla olduğu belirtilen başvuruda, 30 yıl içinde firari sanıkların ciddi şekilde aranmadığı, yurt dışında bulunanların iade talep işlemlerinde gecikmeler olduğu ve seçici bir arama stratejisi izlendiği (bazı sanıkların evlerinde dahi aranmadığı) belirtilmiştir.

    AYM’NİN YAKLAŞIMI VE “ART NİYET” İŞARETLERİ

    1.2014-2021 (7 yıl): Başvuru gündeme alınmadı.
    2.2021-2024 (3 yıl): İnceleme yapıldı ancak kararlaştırılmadı.
    3.2024 (Şubat): Ek rapor hazırlanmasına karar verildi – (bir erteleme şüphesi)

    Avukatlar, dosyanın 33 yıldır derdest (görülmeye devam eden) durumda olduğunu ve 2014’teki başvurunun AYM tarafından 12 yıldır karara bağlanmadığını, bu süreçte herhangi bir ara karar dahi verilmediğini belirterek bunun etkisiz bir hukuk yolu oluşturduğunu savundu.

    ULUSLARARASI YARGIYA GİDİŞ

    AYM’deki bu bekletilme nedeniyle Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan, Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına avukatlar Av. Dr. Günal Kurşun, Av. Zahide Beydağ Tıraş Öneri ve Av. Deniz Özbilgin dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

    Başvuru gerekçeleri arasında ulusal yargı mekanizmalarının adaleti tesis etmekte tamamen yetersiz kalması, yargısal sürecin bir oyalama aracına dönüşmesi ve evrensel hukuk ilkelerine aykırılık nedenleri yer almıştır.

    Diren KESER-Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

     

  • Zeynep Altıok: Sivas’ta gerçek sorumlular hiçbir zaman yargılanmadı-VİDEO

    Zeynep Altıok: Sivas’ta gerçek sorumlular hiçbir zaman yargılanmadı-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok, katliamın 33. yılında PİRHA’ya konuştu. Sivas davasının başından itibaren gerçek sorumluların yargılanmadığını belirten Altıok, cezasızlık politikalarının sistemli şekilde işletildiğini söyledi. İç hukukta yaşanan usulsüzlükleri anlatan Altıok, Anayasa Mahkemesi’nin ailelerin başvurusunu yıllarca gündeme almadığını, buna karşın sanıkların başvurularını hızla değerlendirdiğini belirtti.

    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin yakılması sonucu çoğunluğu Alevi 33 aydın ve sanatçı ile 2 otel çalışanı yaşamını yitirdi. Katliamda babası şair Metin Altıok’u kaybeden Zeynep Altıok, katliamın 33. yılında dava sürecini, yaşanan ihmalleri ve adalet mücadelesini PİRHA’ya anlattı.

    “SİVAS KATLİAMI’NDA SUÇU OLANLAR GERÇEKTEN SORGULANMADI”

    Sivas Katliamı’nın 33 yıllık dava sürecini değerlendiren Zeynep Altıok, gerçek sorumluların hiçbir zaman yargılanmadığını belirterek şöyle konuştu:

    “Davanın da otuz üç yıllık bir geçmişi var. Ana dava yıllar sürdükten sonra firari sanıklar üzerinden iki ayrı davanın sürecini otuz üç yıl boyunca bugünlere kadar taşıdık. Ancak o sürecin içerisinde zaten tüm yargılama sürecinin en başından itibaren gerçek suçluların, sorumluların, örgütleyenlerin, planlayanların, dahil olanların, katliam sırasında müdahale etmeyen polisin, kolluk kuvvetinin, itfaiyenin, sağlıkçının, yöneticilerinin, sorumlularının, emir verenlerinin dahil olduğu gerçekten bu suçta payı olan hiç kimsenin sorgulanmadığı, sadece eylemciler arasından rastgele yakalanmış bir avuç insanın yargılandığı o ana davanın firarileri üzerinden sürdürmeye gayret ettiğimiz bir dava sürecimiz vardı.”

    “ANAYASA MAHKEMESİ, SİVAS AİLELERİNİN İTİRAZ DİLEKÇESİNİN KAPAĞINI BİLE AÇMADI”

    Firari sanıklar hakkındaki ilk davanın 2012 yılında zaman aşımına uğratıldığını, ikinci davanın da benzer şekilde sonuçlandığını söyleyen Altıok, ailelerin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun yıllarca bekletildiğini ifade etti.

    “Bu sonuçtan bir iki yıl evvelde de yine hatırlayacaksınız yaşı dolayısıyla aslında elinde benzin bidonuyla insanları tutuşturduğu delillerle, belgelerle sabit olan bir katilin vahşi bir barbarın Cumhurbaşkanı tarafından kişiye özel affıyla karşı karşıya kalmıştık. Ardından ertesi yıl bir kişinin daha salınmasıyla karşı karşıya kalmıştık. Ancak bu yıl ne yazık ki artık tüm hükümlülerin, insanlık suçu işlemiş olan tüm katillerin göstermelik bir hukuk kararıyla serbest bırakılmasıyla karşı karşıya kaldık.

    Burada şöyle çarpıcı bir mesele var. 2012’deki zaman aşımı kararının arkasından biz aileler olarak avukatlarımız aracılığıyla Anayasa Mahkemesi’ne itiraz dilekçemizi vermiştik ve bizim itiraz dilekçemiz bunca senedir hiçbir şekilde gündeme alınmamış, kapağı bile kaldırılmamışken geçtiğimiz yıl aynı Anayasa Mahkemesi’ne serbest bırakılan bu sanıklardan birinin dilekçesi ivedilikle derhal görüşmeye alınarak işte bu tümünün serbest kalmasını sağlayan kararla gündeme geldi. Bunlar iç hukukun son aşamadaki usulsüzlükleri ve hakikaten olmaz denilecek insanlık suçu, zaman aşımı, devlet sırrı gibi kavramların nasıl ideolojik erk lehine eğilip büküldüğünü bize gösteren somut veriler olarak karşımızda duruyor.”

    “AİHM BAŞVURUSUYLA TÜRKİYE’DEKİ ÇARPIKLIĞI DİLE GETİRDİK”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru sürecini anlatan Zeynep Altıok, Türkiye’de iç hukuk yollarının fiilen tüketilmediğini belirterek şunları söyledi:

    “Bu nedenle bir süredir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi iç hukuk yolları tükenmeden Türkiye’den dosya almamaya başlamıştı. Bizim 2012 yılında verdiğimiz dilekçenin gündeme alınmamasının bir sebebi zaman aşımını ikinci dava lehine yineleyebilmek, o emsali değerlendirebilmek ama daha önemli bir sebebi de iç hukuk yolunu ila nihai tüketmemek ve dolayısıyla da AİHM yolunu bize kapalı tutmak. Ancak geldiğimiz son noktada yaptığımız değerlendirmeler ve çalışmalar, uluslararası emsaller, hatta Türkiye’deki benzer başvurular incelenerek biz de aslında buradaki yanlışlığı, çarpıklığı da dile getirebileceğimiz, iç hukuk yollarının da özellikle tüketilmediğinin, sonuçlandırılmadığının kanıtını gözler önüne sermek istediğimiz bir başvuru çalışması yürüttük ve dilekçemizi avukatımız Günal Kurşun aracılığıyla verdik.”

    “33 YILLIK YARGI SÜRECİNDE SANIKLAR KORUNDU”

    Sivas dosyasında yaşananları bilinçli bir cezasızlık politikası olarak değerlendiren Altıok, katliamın planlı ve örgütlü bir saldırı olduğunu belirterek, 33 yıllık yargı süreci boyunca sanıkların korunduğunu söyledi.

    “Otuz üç yıllık yargı sürecinde sanıkların, hüküm giymeden önce sanık olanların, hüküm giydikten sonra cezalarını çekmek için hapishaneye gönderilmiş olan hükümlülerin korunup kollandığı, onların mağdur olarak iktidar basın organları ya da iktidarın en üst mertebesindeki temsilcileri, milletvekilleri, bakan tarafından korundukları, kayırıldıkları, mağduriyetle bir arada anıldıkları bir söylemle o süreç yönetildi.”

    “BU KATLİAMIN FİKİR BABALARI ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Altıok, katliamın yalnızca sanıkların korunmasıyla sınırlı kalmadığını, sürecin sorumlularının da ödüllendirildiğini belirterek şöyle konuştu:

    “Elbette bu süreç de tıpkı iç hukuk yolunun tüketilmemesini düşünen aklın mahareti gibi aynı maharetle sürüncemede bırakıldı. Buna mukabil sanıkların avukatlarının içinden bir değil; bakanlar, milletvekilleri, baro başkanları, HSK’ya atananlar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başkanlığına atananlar, birçok iktidar partisinin üst düzey yöneticiliğine getirilenler oldu.

    Hiçbir zaman soruşturulmayan, yargılanmayan ama bu işin müsebbibi olan, en başında örgütçüsü, fikir sahibi ve gizli temsilcisi olan insanlar da bu ödüllendirmelerden, bu mertebelerden, bu makamlardan faydalandırıldılar. Dolayısıyla elbette tamamına baktığımızda yıllar geçtikçe odalar dolusu dosyayla daha da açmaza sürüklenen, ilgilenilmesi ve yeniden ele alınması güçleştirilen büyük bir kalabalığa terk edilen ama o yıllar içerisinde de bütün o kalabalığın üzerine kalın tozlar yerleştirilen bir süreçle karşı karşıya bırakıldık.”

    “YÜZLEŞME GÖSTERMELİK MEKÂNLARLA GERÇEKLEŞMİYOR”

    Sivas Katliamı’yla yüzleşmenin her şeyden önce adalet mekanizmasının işletilmesi ve sorumluların cezalandırılmasıyla mümkün olacağını belirten Altıok, katliamın arkasındaki siyasal anlayışın iktidarda olmasının gerçek bir yüzleşmenin önünü kapattığını söyledi.

    Katliamın aydınlatılması için yıllardır mücadele eden aileler, Alevi kurumları ve sivil toplum örgütlerinin engellemelerle karşılaştığını ifade eden Altıok, 2 Temmuz anmalarında da tehdit, polis müdahalesi, gaz ve provokasyonlarla karşı karşıya kaldıklarını belirtti.

    Madımak Oteli’nde oluşturulan anı köşesinin gerçek bir yüzleşme örneği olmadığını söyleyen Altıok, şunları kaydetti:

    “Orada katliamı unutturmamak için kurdukları bir kültür merkezi olarak adlandırdıkları yerin anı köşesinde katillerin ismiyle mağdurların ismini yan yana koydular. Buna yaptığımız müdahaleyi, itirazı, hukuk yoluyla açtığımız davayı da hükümsüz bıraktılar. Otuz üç yılın sonunda bir iki yıl evvel sessiz sedasız bir şekilde kaldırdılar. Yüzleşme göstermelik mekânlarla gerçekleşmiyor. Bir ülkede en vahşi suçu işleyen insanlar Cumhurbaşkanı tarafından bizzat meşrulaştırılarak serbest bırakılıyor ve özellikle korunuyorsa o yüzleşme zaten mümkün değildir.”

    “AABF’NİN SANAL MÜZE PROJESİ ÖNEMLİ BİR YÜZLEŞME ÖRNEĞİ”

    Madımak Oteli’nin yerinde gerçek bir anı merkezinin bulunmasının önemli olduğunu vurgulayan Altıok, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun 30. yıl kapsamında hazırladığı sanal müze çalışmasının önemli bir yüzleşme örneği olduğunu belirtti.

    “Otuzuncu yıl sürecinde Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından yürütülen, Madımak Oteli’nin sanal müze olarak kurgulandığı proje çok iyi bir yüzleşme örneğidir. Sözlü tarihle tüm belgelerin kayıt altına alındığı, arşivle, yapılan röportajlarla ve sanal müzenin kendisiyle birlikte koca bir projenin ortaya çıktığı bu çalışma yüzleşme projelerinin en doğru örneğidir.”

    “SİVAS’A PİR SULTAN ABDAL HEYKELİ DİKİLMELİ”

    Altıok, katliamın başladığı noktaya yeniden Pir Sultan Abdal heykelinin dikilmesinin de yüzleşmenin önemli adımlarından biri olacağını söyledi.

    “Yoksa Alevilere tanınan kendi köyleri, kendi ilçeleri, kendi bölgesiyle kısıtlanan bir hayat… Pir Sultan Abdal heykelinin yeniden oraya dikilmek yerine Banaz’a gönderilmesi bile bu işin aslında ne kadar yapılmadığını, yapılmak istenmediğini ve yapılmayacağının göstergesi gibidir.”

    O ACIYI HAYATIMIZIN HER GÜNÜ YAŞIYORUZ”

    Katliamın acısının yalnızca 2 Temmuz’da hissedilen bir acı olmadığını dile getiren Altıok, şöyle konuştu:

    “Belki de benim açımdan kimliğim haline gelen, belki de Zeynep Altıok başka biri olacaktı ama bugün bundan ayrı bir hayatı olmayan bir insana dönüşmemi sağlayan belirleyici bir gün. Senede bir kez yaşamadığımız bir acı. Hiç tahmin edilmeyen en sıradan günlük bir anda bile sizi bırakmayan bir belirleyici ya da işte o adalet mücadelesini yürütürken onu hayatımızın içine yedi yirmi dört tüm yaşamınıza sirayet etmiş bir öncelikli gaye olarak her gün yaşadığımız bir süreç.”

    “YILLARA YAYILDIKÇA MÜCADELE HATTINDAN FİRE VERİLDİ”

    Bu mücadelenin yaşamlarının merkezine yerleştiğini söyleyen Altıok, kendisini en çok yaralayan şeyin katliamı gerçekleştirenler değil, yıllar içinde mücadele hattının zayıflaması olduğunu ifade etti.

    “Yıllara yayıldıkça bir bir eksilen, giderek zayıf mücadele hattının omuzdaşlarından verilen fire olduğunu söylemeliyim.”

    2012 yılında verilen zaman aşımı kararının ardından güçlü bir toplumsal tepki oluştuğunu, ancak son davada verilen zaman aşımı kararından sonra bu duyarlılığın ciddi biçimde azaldığını belirten Altıok, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Ana muhalefet partisi, kendi partimin de dahil olduğu tüm muhalif kesimlerin bu konuya duyarsızlığı, bir açıklama yapmaktan, bir tweet atmaktan dahi imtina eder oluşu, bugün AİHM başvurusunu yürüttüğümüz süreçte bunu kendi görünürlüğü için konu etmek isteyen kişilerle karşı karşıya kalmış olmak gibi alt alta koyduğumda, mücadele hattında beraber olduğumuzu düşündüğümüz birçok kişinin aslında hiç de orada olmadığını tekrar tekrar deneyimlemiş olmama rağmen en şiddetli tokadı yediğim yıl olarak duygusal anlamda bu yılın benim için bir milat, başka bir bilinç ayrımına varmak için benzersiz bir deneyim sunduğunu üzülerek belirtmek zorundayım.”

    Semra ACAR / İZMİR

     

     

     

  • Karşıyaka Mezarlığı’nda Madımak Katliamı’nda yitirilenler anıldı-VİDEO

    Karşıyaka Mezarlığı’nda Madımak Katliamı’nda yitirilenler anıldı-VİDEO

    PİRHA-Sivas Madımak Katliamı’nda Hakk’a yürüyenler için Karşıyaka Mezarlığında anma yapıldı. Anmada, katliamın unutulmayacağı ve yapanlardan hesap sorulacağı ifade edildi.

    2 Temmuz 1993 yılında Madımak Oteli’nde katledilen 33 aydın, yazar, sanatçı için Ankara Karşıyaka Mezarlığında anma yapıldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) tarafından yapılan anmaya katledilenlerin yakınlaır ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

    Anmanın yapılacağı Karşıyaka Mezarlığı’na yürüyen ktile, sık sık katliamın unutulmayacağı ve yapanlardan hesap sorulacağına dair sloganlar atıldı.

    33’üncü yılı dolayısıyla yapılan anmada konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Madımak katillerinden hesap soracaklarını belirterek, Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğuna dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sivas Katliamı Davası uluslararası mahkemelere taşınıyor!-VİDEO

    Sivas Katliamı Davası uluslararası mahkemelere taşınıyor!-VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılması ardından Karababa ailesi, uluslararası mahkemelere başvurma kararı aldı. Hollanda devletinin de hukuk mücadelesinde sorumlulukları olduğunu vurgulayan Hüseyin Karababa, “Lahey ile AİHM, bir karar verecek ve ‘Bu insanlığa karşı suçtur. Ya da değildir’ diyecek. Bizler herhangi bir şekilde para beklentisi içerisinde değiliz. Bir tek cümle bekliyoruz; ‘Bu insanlık suçudur’ ya da ‘değildir’” diye konuştu.

    Suriye’deki Alevi soykırımı sürerken Türkiye’de ise Karababa ailesi, benzer bir katliamda yaşamını yitiren kardeşleri için hukuk mücadelesine devam ediyor.

    1993 Sivas Katliamı’nda katledilen isimlerden biri olan Gülsün Karababa için aile fertleri, adalet için uluslararası mahkemelere başvuracak.

    Sivas Katliamı’na ilişkin son dava, firari üç sanık üzerinden yürütülüyordu. 14 Eylül 2023’te görülen son duruşmayla birlikte dava zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmüştü. Hukuki sürecin tamamlanmadığını düşünen Gülsün Karababa’nın abi ve kardeşleri, Sivas Katliamı’nın ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kapsamında olduğunu belirterek Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracaklarını duyurdu.

    BİRÇOK KAYIP YAKINI, DAVANIN SONUCUNU DAHİ GÖREMEDİ!

    Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Anayasa Mahkemesi’ne 2014 yılında başvuru yaptıklarının altını çizerek “Üzerinden 12 yıl geçti. Anayasa Mahkemesi’nin kendi içtihatları gereği bir davayı ele aldığı an 24 saat içerisinde de bitirebilir, 8 yıl 25 gün sonra kesin sonuca erdirmek zorundadır. Ancak bizim 4 yıllık bir kaybımız var” diye konuştu.

    Anayasa Mahkemesi’nin “4 yıllık hak gaspı” yaptığını söyleyen Karababa, aile olarak verdikleri hukuk mücadelesini şöyle özetledi:

    “Benim anam, davanın sonucunu görmeden Hakk’a yürüdü! Yeter Sivri, Sadık Metin, Mehmet Metin, Mehmet Türk, davanın sonucunu göremeden Hakk’a yürüdü. Anayasa Mahkemesi bugün dahi davayı bekletiyor, sonuçlandırmıyor. Bunun dışında, bizim bilgimiz dahilinde olmadan avukat Şenal Saruhan, bizim adımıza tazminat davası açmış. Bizim vekaletimiz olmadan 100 bin lira gibi bir para belirlemiş. Buna itirazlarda bulundum. Anayasa Mahkemesi’nin kendisini mahkemeye verdim.”

    “YAPMADIĞIM KALMADI!”

    Türkiye’deki tüm iç hukuk yollarına başvurduklarını söyleyen Hüseyin Karababa, Sivas davasını yakın zamanda Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne, yani Lahey’e götüreceğini de belirtti. Konuya ilişkin 20 avukatla birlikte 6 Aralık’ta Ankara’da bir de basın toplantısı yapacaklarını duyuran Karababa, şunları aktardı:

    “Dava dosyasını ben Lahey’e, kardeşlerim de AHİM’e götürecek. Lahey’e götürürken şuna dikkat etmek lazım; Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Carina Cuanna Thuijs, Hollandalı bir vatandaş. Hollanda Devleti vatandaşının cenazesini buradan götürdü ama davasına hiçbir zaman sahip çıkmadı. Bir sürü girişimlerde bulundum; kitaplara yazdım, kendilerine gittim, protesto yaptım. Yani yapmadığım kalmadı.

    Lahey, Hollanda’nın önemli bir şehri. Uluslararası Ceza Mahkemesi de orada. Hollanda kralına çağrı yapıyorum; Senin vatandaşın yakılarak öldürülmüş, mahkemesi de kapınıza kadar gelmiş! Muhatabım sadece Hollanda’nın kralı Willem Alexander’dır. Onun için önümüzdeki günlerde Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Derneği, 10 Ekim Derneği, Divriği Derneği ve Ankara Barosu olarak Hollanda elçiliğiyle de bir görüşmemiz olacak. Krala diyoruz ki ‘vatandaşına sahip çık’”

    “TEK TALEBİMİZ ‘İNSANLIĞA KARŞI SUÇ’ MADDESİ”

    “Türkiye Cumhuriyeti’nin mahkemelerinin vereceği kararı en baştan biliyordum” diyen Karababa, tek amaçlarının “İnsanlığa karşı suç” kriterini kabul ettirmek olduğunu vurguladı. “Tazminat istemiyoruz” diyen Karababa, şöyle devam etti:

    “Ben sistem dışı yaşayan bir adamım, sistem içi değilim, sisteme karşıyım. Zaten biliyordum sonucun böyle olacağını. Ama ben ne kadar sonuçsuz kalmışsam onlar da o kadar sonuçsuz kalmış. Yani Anayasa Mahkemesi çakılmış, kıpırdayamaz durumda. O anlamda Lahey ile AİHM, bir karar verecek ve ‘Bu insanlığa karşı suçtur. Ya da değildir’ diyecek. Bizler herhangi bir şekilde para beklentisi içerisinde değiliz. Bir tek cümle bekliyoruz; ‘Bu insanlık suçudur’ ya da ‘değildir’. Beklentim bu.

    “SOYKIRIM KONUSUNDA İDDİALIYIM”

    Konuyla ilgili 6 Aralık saat 16:00’da yapılacak basın toplantısı için katılım çağrısı da yapan Hüseyin Karababa “Çok önemli bir hukuki çalışma yaptık. Hazırlamış olduğum ‘Alevi Soykırımı’ isimli kitabımın da özeti niteliğinde bir çalışma. Topluma ‘Burada bir Alevi soykırımı yapıldı’ diyoruz. Sivas Katliamı, zincirin halkalarından birisidir. Alevi soykırımına dair kronolojik sıra ta Hallac-ı Mansur’dan başlayarak cumhuriyet dönemini de kapsamakta. Dolayısıyla bu işte yetkin olan avukatlardan faydalandım. Alevi soykırımı çok açık ve net. Nürnberg mahkemeleri olsun Roma statüsü olsun, tümünü buraya koydum. Dünyada yaşanmış olan soykırımların birebiri Aleviler üzerinde zincirleme yapıldı. Amaç Anadolu’dan Alevilerin kökünü kaldırmaktı. İnsanlığa karşı bir suç konusunda hiç kimsenin diyebileceği bir şey yok. Ama soykırım konusunda ben iddialıyım. Yapacağımız basın açıklamasında gelenlere hukuksal gerekçelerimizi anlatacağız. 6 Aralık’ta Mithatpaşa Caddesi 36/C adresindeki kitapçı dükkanımızda basın açıklaması yapıp Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne gittiğimizi kamuoyuna duyurmuş olacağız” diye konuştu.

    İNSANLIK SUÇUNA DAİR İMZA KAMPANYASI KARARI!

    Uluslararası mahkemelere yapılan başvuru ardından bir de imza kampanyası başlatacaklarını söyleyen Karababa, konunun detayına dair şu bilgileri paylaştı:

    “İmza kampanyasını en tepeden başlatacağız. ‘Sivas Katliamı insanlık suçudur. İmzalıyor musunuz?’ diye soracağız. Devlet Bahçeli’den Tayyip Erdoğan’dan başlayarak yürüyeceğiz. Bizim alnımız açık, başımız dik. Bizi öldürmüşler! Artık kimseden sakınacak, çekinecek bir tarafımız yok. Artık dava o kadar basitleşti ki ‘Bu bir insanlık suçu mudur, değil midir?’ noktasına geldi.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

     

  • Okmeydanı Anadolu Parkı’nda 2 Temmuz anması-VİDEO

    Okmeydanı Anadolu Parkı’nda 2 Temmuz anması-VİDEO

    PİRHA – Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri İstanbul’da andı.

    2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 32. yıldönümünde Okmeydanı Anadolu Parkı’nda anma yapıldı.

    SODAP Okmeydanı tarafından düzenlenen anma için park içerisine yaşamını yitiren 33 kişinin fotoğraflarının yanı sıra “Sivas’ı unutmadık, unutturmayacağız!” yazılı pankart asıldı.

    “PİR SULTANLAR ÖLMEZ”

    SODAP adına yapılan açıklamada ise şu cümlelere yer verildi:

    “Bundan 32 yıl önce 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yazarlarımız, aydınlarımız, gerici bir güruh tarafından yakılarak katledildi. Bizler de SODAP olarak 32 yıl önce katledilen Sivas şehitlerini anmak için, unutturmamak için buradayız.

    Dün Leman Dergisi’ni basan gerici güruhla bugün Sivas’ı katledenler aynı zihniyetin ürünleridir. Sivas’ı yakanlar da Suriye, Lazkiye’de Alevi katliamı yapanlar aynı zihniyetin ürünleridirler. Bu katliamların hesabını sormak ancak bu iktidarı gönderdiğimiz zaman olacaktır. Sosyalist örgütlü bir mücadeleyle bu düzeni değiştireceğimiz zaman Sivas’ın da, Çorum’un da, Maraş’ın da, Gazi’nin de hesabını soracağız. O yüzden 2 Temmuz Sivas Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız. Pir Sultanlar ölmez, direniş sürüyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Geçmişle yüzleşilmeden demokratik bir toplum inşa edilemez’-VİDEO

    ‘Geçmişle yüzleşilmeden demokratik bir toplum inşa edilemez’-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de Sivas Madımak Katliamında yaşamını yitirenler anıldı. Anmada konuşan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, insan yakmanın zaman aşımı olamayacağına dikkat çekerek, “Geçmişle yüzleşilmeden demokratik bir toplum inşa edilemez” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Madımak Oteli’nde katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçı için 32’nci yıl dönümü dolayısıyla anma etkinliği gerçekleştirildi. Etkinliğe platform bileşenleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyen yurttaşlar, sık sık “Sivas’ı unutma, unutturma” sloganları attı.

    Basın metnini DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan okudu.

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, 32 yıl önce 2 Temmuz 1993’de Madımak katliamı ile geçmişle yüzleşmek, yaralarının sağaltılması yerine, Alevileri katliam kıskacında tutma zihniyetinin açık edilerek devam ettirildiğinin söyledi.

    “MÜNFERİT BİR OLAY DEĞİLDİR”

    Katliam zihniyetinin Suriye’deki Alevi katliamı ile devam ettiğini vurgulayan Kadriye Doğan, şunları ifade etti:

    “1993 Sivas’ında; birkaç yıldır Banaz’da ‘”Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’’ diyen Pir Sultan’ı anma yaşatma Alevi inancını görünür kılma, o yıl ‘’Ölümsüz Ozan Anıtı’’ ile de varlık mücadelelerine bir taş daha koymaya karar vermişlerdi. Rea Hak Alevilere, Kürtlere, farklı inanç ve etnik kimliğe, farklı dile yaşam olanağı tanımayan sistem, bu varlık mücadelesine tahammülsüzlüğün en ağır biçimini Alevilere reva gördü. Birlikte yaşam semahı yerine ateşle semaha durdurdular. 32 yıldır geçen bu sürede açıkça ortaya çıktı ki; Madımak aleni bir şekilde planlı örgütlü ve devlet aklından icazetli gelişen büyük bir katliamdır. Alevilere ve tüm farklılıklara, hak talebinde bulunanlara karşı nefretin, kinin dışa vurumudur. Farklılıklara uygulanan sistematik ayrımcılığın, inkâr ve cezasızlığın sonucu ortaya çıkan bir katliamdır. Münferit bir olay değildir.”

    “İNSAN YAKMANIN ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

    Kadriye Doğan, 1921 Koçgiri,1937-38 Dersim,1978 Maraş, 1980 Çorum,1995 Gazi, ve zihnimizde yer eden katliamlar silsilesinin, Rea Hak Alevi toplumunun, Kürtlerin, sol, sosyalistlerin maruz kaldığı “şiddet zincirinin” sadece bir dönemin karanlık yüzünü değil, devlet aklının açığa çıkması olarak değerlendirerek, “Sonuç; bu coğrafyalarda demografik yapının tümden değişmesi, kadim halkların yerinden edilmesidir. 1993 den bu yana Adalet arayışları katliam mağdurlarının acılarını katlarken, katillerin çoğu cezasızlıkla ödüllendirilmiş, yurtdışına kaçırılmış, sürdürülen davalar zaman aşımına uğratılmış, olayın asıl sorumluları ve perde arkası bugüne kadar aydınlatılmamış yargı önüne çıkarılmamıştır. Suçluların savunma avukatları ve olayın failleri parlamentolara taşınmış, devlet kademelerinde en üst düzeyde görevlendirilerek ödüllendirilmişlerdir. Böyle gitmez, gitmemeli. Türkiye toplumu sağaltılması, rejimin demokratikleşmesi, toplumsal barışın inşa edilmesi elzemdir. İnsan yakmanın zaman aşımı olmaz. Geçmişle yüzleşilmeden demokratik bir toplum inşa edilemez” şeklinde konuştu.

    “YÜZLEŞME VE ADALET’’ KOMİSYONLARI KURULMALI”

    Sivas Madımak Katliamının gerçek faillerinin açığa çıkarılması, yargılanması, otelin utanç müzesine dönüştürülmesi, Alevi toplumunun tarihsel belleğindeki tüm katliam ve travmalarla yüzleşilmesi çağrısında bulunan Kadriye Doğan, şunları dile getirdi:

    “Bu acıları dindirirken ortak yaşamı benimseyen sağaltılmış bir toplum olmamızı sağlayacaktır. Bugüne kadar yaşadığımız ayrıştırıcı, ötekileştirici, kutuplaştıran, çatıştıran zihniyet dünyasından uzaklaşmanın yegâne yolu yüzleşmedir. Yüzleşme Adaleti sağlar, Adalet toplumsal barışı önünü açar. İçinden geçtiğimiz günlerde Kürt sorununun demokratik çözümü için Meclis’te oluşturulacak komisyonun içinde‘ “Yüzleşme ve Adalet’’ komisyonlarının da kurulması sağlanmalıdır. Madımak katliamı ve diğer katliamları, hakikatlerin ve tarihsel gerçeklerin, bu komisyonlar aracılığı ile gün yüzüne çıkarılmaları sağlanmalıdır.”

    PİRHA/DERSİM

  • 2 Temmuz’da yaşamını yitirenler için Madımak Oteli’ne yürünecek-VİDEO

    2 Temmuz’da yaşamını yitirenler için Madımak Oteli’ne yürünecek-VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 canı anmak için yurttaşlar bir araya geliyor.

    2 Temmuz 1993 yılında Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın, sanatçı, yazar için anmalar devam ediyor.

    Yakılarak katledilenler için Sivas Madımak Oteli’ne yapılacak yürüyüş öncesi onlarca kentten binlerce yurttaş toplanmaya başladı.
    Sivas Katliamı’nın 32. yılında birçok ilden yola çıkan binlerce insan, sabah saatlerinde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sivas Şubesi ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Sivas Şubesi önünde bir araya geldi.

    Madımak Oteli’ne yürüyüş gerçekleştirilecek.

    PİRHA/SİVAS

  • Ayten Kordu’dan, Meclis’e Araştırma Önergesi: Bu insanlık suçunun tüm yönleri aydınlatılsın!

    Ayten Kordu’dan, Meclis’e Araştırma Önergesi: Bu insanlık suçunun tüm yönleri aydınlatılsın!

    PİRHA – Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın tüm yönleriyle araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına araştırma önergesi sundu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Sivas Madımak Katliamı’nın tüm yönleriyle araştırılması için TBMM Başkanlığına araştırma önergesi verdi.

    Milletvekili Kordu, barışın gereği olarak 2 Temmuz Katliamı’yla yüzleşilmesi gerektiği vurgusunu yaptı.

    “YETERLİ ÖNLEM ALINMADIĞI KAYITLARA GEÇMİŞTİR”

    DEM Partili Kordu, Meclis araştırma önergesinin gerekçe bölümünde şu ifadelere yer verdi:

    “2 Temmuz 1993 tarihinde Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri kapsamında Sivas’a gelen şair, yazar, sanatçı ve halk ozanlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda aydın, Madımak Oteli’ne yerleşmişti. Ancak etkinlik öncesinde kentte karanlık odaklar harekete geçmiş, halkı kışkırtmaya yönelik bildiriler dağıtılmış ve yerel basında “Müslüman mahallesinde salyangoz satılıyor” gibi manşetlerle kitle psikolojisi manipüle edilmiştir. Özellikle Aziz Nesin’in hedef gösterilmesiyle birlikte, Alevilere yönelik sistemli bir nefret kampanyası başlatılmıştır.

    2 Temmuz günü Cuma namazı çıkışında camilerden çıkan kalabalık bir grup, nefret sloganları eşliğinde Hükümet Konağı’na yürümüş; Atatürk Bulvarı ile Meydan arasında oluşturulan zayıf polis barikatını aşarak, Kültür Merkezi ve çevresine yayılmıştır. Devlet güçlerinin müdahalesi göstermelik düzeyde kalmış, kalabalık saatler içinde 15 bin kişiye ulaşmıştır. Akşam saatlerinde ise Madımak Oteli taşlanarak, saldırganlar tarafından yakılmıştır. Yangını söndürmeye çalışan itfaiye ekiplerine saldırılar düzenlenmiş, devlet yetkilileri ve kolluk kuvvetleri olayları izlemekle yetinmiştir. Polis tarafından hazırlanan olay tutanağında dahi, talep edilmesine rağmen yalnızca 20 askeri personelin sevk edildiği, yeterli önlem alınmadığı kayıtlara geçmiştir.

    Katliam sonucu 33 aydın, sanatçı ve halk ozanı ile otel çalışanları ve iki saldırgan hayatını kaybetmiştir. Metin Altıok, Behçet Aysan, Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Asım Bezirci, Edibe Sulari ve Asaf Koçak gibi önemli isimler yaşamını yitirmiş; 12 yaşındaki Koray Kaya, 15 yaşındaki Menekşe Kaya ve semah ekibindeki birçok genç otelden sağ çıkamamıştır. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in, ‘Çok şükür, otel dışındaki halkımıza bir zarar gelmemiştir’ şeklindeki açıklaması ise devletin katliama yaklaşımını ve sorumluluğunu açıkça gözler önüne sermiştir.

    “İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇ”

    Katliam sonrası açılan davalar, mağdur aileler için adeta bir işkenceye dönüşmüş; mahkeme dosyaları şehir şehir dolaştırılmış, yargılama süreci yıllarca sürüncemede bırakılmıştır. Ellerinde yangını başlatan benzin bidonlarıyla kameralara yansıyan saldırganların büyük çoğunluğu hiçbir ceza almazken, ceza alan birkaç sanık da Cumhurbaşkanlığı affı ile serbest bırakılmıştır. Firari sanıkların ise uzun yıllar Sivas’ta rahatça yaşamlarını sürdürdüğü, resmi arama kararlarına rağmen yurtiçinde ve yurtdışında serbestçe hareket ettiği belgelerle ortaya çıkmıştır. Polonya’da yakalanan firari sanık Vahit Kaynar’ın Türkiye’den iade talebi süresi dolana dek bekletilip serbest bırakılması, hukuki süreçteki ihmalleri ve siyasi müdahaleleri gözler önüne sermektedir. Öte yandan, Madımak katliamının organizasyonunda yer alan yapıların ve olayın asıl faillerinin tespit edilip yargı önüne çıkarılmaması, ‘derin yapı’ şüphelerini halen canlı tutmaktadır.

    Katliamın insanlığa karşı işlenmiş suç kapsamında ele alınması gerektiği, hem evrensel hukuk normları hem de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre açıktır. İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı işlemeyeceği uluslararası hukukta da açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, Sivas davası adeta zamana bırakılmış ve failler cezasızlık politikaları ile ödüllendirildiğine dair kamuoyunda derin yaralayıcı iz bırakmıştır.

    Katliamın yaşandığı Madımak Oteli’nin ‘Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesi yönündeki Alevi toplumunun ve kamuoyunun ortak talebi de 32 yıldır yerine getirilmemiştir. Alevi toplumunun yarası halen kapanmamış, adalet talepleri yanıtsız bırakılmıştır.

    Bu gerekçelerle; 2 Temmuz 1993 tarihinde gerçekleşen ve tarihe Madımak Katliamı olarak geçen bu insanlık suçunun tüm yönleriyle aydınlatılması, katliamın siyasi, bürokratik ve organizasyonel sorumlularının tespiti, zaman aşımıyla aklanan ve firari durumdaki sanıkların yeniden yargı sürecine dahi edilmesi, varsa devletin en üst kademelerine kadar olan sorumluların ortaya çıkarılması,

    Toplumsal barışın, eşit yaşamın ve adaletin tesis edilmesi ancak ve ancak yüzleşmeyi sağlayacak mekanizmaların inşası ve insan yakan zihniyetle hesaplaşılmasıyla mümkündür. Bu nedenle, 2 Temmuz 1993 tarihinde gerçekleştirilen Sivas Katliamı’nın faillerinin, katliamda payı olan örgütlerin, varsa devlet kurumlarının tespit edilip gerekli işlemlerin başlatılması ve toplumsal barışı ve adaleti sağlayacak süreçlerin işletilmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu’nun zamana yaymadan bir an evvel ivedilikle kurulması gerekmektedir.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Sivas Katliamı, insanlığa karşı işlenmiş suçtur; kimse, bu cezayı affetme hakkına sahip değildir!’-VİDEO

    ‘Sivas Katliamı, insanlığa karşı işlenmiş suçtur; kimse, bu cezayı affetme hakkına sahip değildir!’-VİDEO

    PİRHA – Madımak Katliamı faillerinin serbest bırakılmasına bir tepki de Antalya’dan geldi. Yapılan basın açıklamasında “Sivas, toplumsal bir yaradır ve devlet, faili meçhullerle hesaplaşmadığı sürece maalesef yara kalacaktır, güven kaybedecektir ve adaletten uzaklaşacaktır” ifadeleri kullanıldı.

    2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde 33 sanatçı, aydın ve yazarın katledildiği katliamda müebbet hapis cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine tepkiler dinmiyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesi, yaptığı basın açıklaması ile tahliye kararını protesto etti.

    Altınova Şube Yöneticisi Abdurrahman Karadağ, okuduğu basın açıklamasında “32 yıldır adalet arıyoruz. 32 yıldır gerçek katillerin peşindeyiz. 32 yıldır aramızda serbestçe gezen katillerin yakalanması için mücadele ettik” diye vurguladı.

    “KATİLLERİN PEŞİNİ ASLA BIRAKMAYACAĞIZ”

    Altınova Şube binası önünde yapılan basın açıklamasında şu cümlelere yer verildi:

    “Evet, canlar 32 yıldır yürüttüğümüz hak, hukuk, adalet mücadelesiydi ve maalesef bu mücadele haklı ve doğru bir şekilde sonuçlanmadı.

    ‘Katillerin örgütlü bir şekilde bu eylemi yapmadıkları’ şeklinde yoruma açık bir karar veren Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonrasında daha önce de farklı şekillerde serbest bırakılan katillere yenileri eklendi ve son olarak da 17 kişi serbest bırakıldı. Muhtemeldir ki içeride hiçbir katil kalmayacak ve önümüzdeki günlerde diğerleri de serbest bırakılacaklardır.

    Sivas, toplumsal bir yaradır ve devlet, faili meçhullerle hesaplaşmadığı sürece gerçek katilleri bulmak için çaba sarf etmediği sürece maalesef yara kalacaktır, güven kaybedecektir ve adaletten uzaklaşacaktır.

    Geçmişten günümüze kadar katillerin avukatları bu ülkede iktidar partisinde önemli görevlere geldiler, bazı siyasi partilerde yöneticilik yaptılar, devletin bazı yöneticiliklerine atandılar yani canlar, aslında katilleri savunmak meşru ve itibarlı bir şey haline getirildi ve katil olmak özendirildi. Bunları yaptıktan sonra gücü ellerine geçirdiklerine tam olarak ikna olduklarında ise ‘cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak, laiklere ölüm’ diyenlerin kendiliğinden bu eylemi yaptığına hükmederek zaman aşımı gerekçesiyle serbest bırakmayı bir başarı olarak görüyorlardır.

    Ancak şunu iyi bilmeliler ki bizler, katillerin peşini asla bırakmayacağız. Ankara’da yapılan danışma kurulumuzda alınan karar sonrasında katledilen 33 canımız için 33 günlük oturma eylemini genel merkezimizde yapacağız ve bütün şubelerimizde pankart asma ve açıklamalarla katillerin peşinde olduğumuzu bir kez daha tüm kamuoyuna göstereceğiz.

    Sivas’ta yapılan katliamı örgütlü suç kapsamından çıkartarak bireysel bir suçmuş gibi gösterip 32 yıl yattıktan sonra serbest bırakmak hukukun katlidir. Gerçeklerin yok edilmesidir.

    Ne yazık ki ülkemiz tam boy bir anayasasızlığa ve hukuksuzluğa sürüklenmektedir. Biz Aleviler de payımıza katillerimizin serbest bırakılmasıyla alıyoruz, bu süreçten cevabımızı. Anayasayı ayaklar altına alanlar, hukuku, yasaları tanımayanlar, bu süreci böyle sessiz bir şekilde geçiremeyeceklerdir.

    Biz Aleviler haklının, hukukun, adaletin yanında hukuksuzluğun ve adaletsizliğin karşısında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.

    Adalet arayışımız tüm katiller yakalanana ve suçlular gerçek cezalara çarptırılana kadar sürecektir. Sivas, insanlığa karşı işlenmiş canice bir suçtur ve cezası ömür boyu ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Kimse bu cezayı hafifletme veya affetme hakkına sahip değildir.

    Sivas için adalet, herkes için adalet! Sivas’ın ışığı sönmeyecek!”

    PİRHA/ANTALYA

  • CHP’li vekiller Madımak Katliamı faillerinin serbest bırakılmasına tepki gösterdi: Adalet sağlanmadı!-VİDEO

    CHP’li vekiller Madımak Katliamı faillerinin serbest bırakılmasına tepki gösterdi: Adalet sağlanmadı!-VİDEO

    PİRHA- Madımak Oteli’ni yakan faillerinin tahliye edilmesinin kabul edilebilir olmadığını belirten CHP Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, serbest bırakılan failler hakkında “Tahliye edilen kişiler 32 yıl önce bu ülkenin vatandaşları tarafından vicdanlarda mahkum edilmiştir” dedi.  CHP Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca ise, adaletin sağlanması için mücadele edeceklerini ifade ederek, “Bugün barış konuşuluyorsa, bugün özgürlük konuşuluyorsa, demokrasiden bahsediliyorsa bunların gerçek anlamda var olabilmesi için Sivas’la, Madımak’la yüzleşmek gerekiyor” dedi.

    1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçının faillerinin tahliye edilmesine birçok Alevi kurumu, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinden tepki geldi.

    Anayasa Mahkemesi’nin tahliye kararı verdiği 17 kişinin salıverilmesine karşın Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Türkiye kapsamında 33 gün sürecek adalet nöbeti başlatma kararı aldı.

    Madımak Adalet Nöbeti’ni ziyaret eden CHP Denizli Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca ve CHP Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, PİRHA’ya konuştu.

    “SİVAS’I YAKANLAR 32 YIL ÖNCE HALKIN VİCDANINDA MAHKUM EDİLMİŞTİR”

    Sivas Katliamı’nı gerçekleştiren kişilerin tahliye edilmesinin adaletle örtüşmediğine vurgu yapan CHP Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, ülkede adaletin kalmadığına dikkat çekti. “İnsanlık tarihinin en utanç olaylarından biri ne yazık ki Sivas’ta yaşandı” diyen Karasu, şu şekilde konuştu:

    “Sivas’ta oteli yakan isimlerin tahliye edilmesi hiçbirşey ifade etmiyor. Şunu bilin ki o tahliye edilen kişiler de orada yakalanamayanlar da, yurtdışından getirilmeyen failler de vatandaşın vicdanında mahkum edilmiştir. O kişiler 32 yıl önce bu ülkenin vatandaşları tarafından vicdanlarında mahkum edilmiştir.”

    “EKİLMEK İSTENEN AYRILIK NİFAKLARI AKP’Yİ DOĞURDU”

    O gün yaşanan katliamın amacının bugünkü iktidarı doğurduğuna dikkat çeken Karasu, şunları ifade etti:

    “Türkiye adalet sisteminin geldiği nokta ortada. Ne yazık ki adaletin A’sının kalmadığı bir ülkede bu katliama karışmış insanların tahliye edilmesi bizi şaşırtmıyor. Çünkü bu iktidar 1993’te Sivas’ta katledilen 33 insanın bu iktidarın döşenmiş kaldırım taşlarından birisiydi, bu iktidarı buraya getiren koşullardan bir tanesiydi. O günden sonra ne Sivas eski Sivas olabildi ne de Türkiye eski Türkiye olabildi. Ekilmek istenen ayrılık nifakları AKP gibi iktidarları doğurdu. Vatandaşlarımız şunu bilsin ki; Madımak Katliamı’nın gerçek failleri de bir gün ortaya çıkartılacaktır. Şu anda ‘Bilim ve Kültür’ yazılan o bina da “Utanç Müzesi” olacaktır. Çünkü o binada ne yazıldığının hiçbir önemi yok, o bina 33 yıl önce bir utanç müzesine dönüşmüştür. CHP iktidarında o bina utanç müzesi olacaktır. Bir kez daha Madımak’ta yaşamını yitirenleri şükranla anıyorum. Hiç merak etmesinler anılarını yaşatmaya, mücadalelerini sürdürmeye devam edeceğiz.”

    KARACA: 32 YILDAN BU YANA MADIMAK YANIYOR

    Gerçek katillerin adalet önünde hesap vermesi gerektiğini ifade eden CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, şunları dile getirdi:

    “32 yıldan bu yana Madımak hala yanıyor. Madımak’ta yanan ateş tüm toplumun vicdanlarındaki adalet duygusunu da ateşe vermiş durumda. Biz de kağıt üzerindeki bir karar ile gerçek faillerin ortaya çıkarılmadan, çakmağı yakanlardan değil o çakmağı ellerine verenlerden, o gazı, o bidonu verip o ortamı yaratanların da yargı önünde hesap vermediği bir adaletin sağlanacağını düşünmüyoruz. Her ne kadar verilen karar kağıt üstünde bir karar ise de o hesaplaşma yapılmadan gerçek failler üzerinden de Sivas’ta da, Madımak’ta da adaletin tecelli edeceğini kabul etmek mümkün değil. İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçun zaman aşımına tabi olmaması gerekirken “zaman aşımı” diye davadan düşürülmesi o ateşi iyice harlattı, bu tahliyeler de o ateşin ve dumanın bütün ülkeyi kaplamasına neden oldu

    ÇÖZÜM SÜRECİ MADIMAK’LA YÜZLEŞMEKTEN GEÇİYOR

    33 can için başlatılmış olan ‘Adalet Nöbeti’ni de tüm kamuoyuna, tüm topluma duyurarak toplumsal bir duyarlılık ve toplumsal bir mücadelenin yaşatılması gerektiğini hatırlatmak için buradayız. Bugün barış konuşuluyorsa, bugün özgürlük konuşuluyorsa, demokrasiden bahsediliyorsa bunların gerçek anlamda var olabilmesi için Sivas’la, Madımak’la yüzleşmek gerekiyor.”

    Kamber YILDIZ/ANKARA

  • Sivas’a binlerce insan geldi; Madımak Oteli’ne yürüyüş yapılacak-VİDEO

    Sivas’a binlerce insan geldi; Madımak Oteli’ne yürüyüş yapılacak-VİDEO

    PİRHA- Birçok kentten Sivas’a gelen yurttaşlar Madımak Katliamını lanetlemek için Ali Baba Mahallesi’nde bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Sivas Şubesi önünde toplandı.

    Dinci- faşist kalabalıklar tarafından devletin gözetiminde 33 canın yakılarak katledildiği Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden 31 yıl geçti ancak asıl sorumluluğu olanlar adalet önünde hesap vermedi. Açılan tüm davalar zaman aşımına uğratılarak katliamı planlayanlar adeta gizli tutuldu. Alevi toplumu için derin bir yaranın adresi olan Madımak Oteli, geçen bunca yıla rağmen hala ‘Utanç Müzesi’ne dönüştürülmedi.

    KİTLE TOPLANDI

    Katliamın 31. Yılında ‘Faşist ve Şeriatçı Kuşatmaya Karşı Laik, Demokratik Cumhuriyet İçin 2 Temmuz’da Sivas’tayız’ çağrısıyla ülkenin birçok kentinden Sivas’a gelen yurttaşlar Cemevi önünde toplanarak yürüyüş için bir araya geliyor.

    POLİSİN YOĞUNLUĞU

    Ali Baba Mahallesi’nde bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Sivas Şubesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sivas Şubesi önünde bulunan Seyrantepe’den başlayıp, Mevlana Caddesi üzerinden Hükümet Meydan ve Madımak Oteli’nin bulunduğu yere kadar yapılacak yürüyüş güzergahı geceden bu yana polis barikatları ile çevrilmiş durumda.
    Kitle buradan başlayacak yürüyüş sonrasında katliamın yaşandığı Madımak Oteli önünde buluşarak karanfiller bırakacak.

    PİRHA/SİVAS

  • 2 Temmuz afişinde DAD logosuna yer verilmemesine tepki: Tecrit edilircesine bir yaklaşım!

    2 Temmuz afişinde DAD logosuna yer verilmemesine tepki: Tecrit edilircesine bir yaklaşım!

    PİRHA – Madımak tertip komitesi toplantılarına katılan Alevi kurumları, 2 Temmuz çağrısı için ortak afiş yayınladı. Tertip komitesinin toplantılarına katıldığı halde afişte logosuna yer verilmeyen Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), duruma tepki gösterdi. Konuyla ilgili açıklama yapan DAD, “Alevilikle alakalı neredeyse her gündemde maruz kaldığımız bu karşıt yaklaşım; giderek irade kırmaya, yok saymaya ve sonuç olarak DAD fobisi haline gelmeye doğru evrilmektedir” ifadelerine yer verdi.

    Sivas Katliamı’nın yıldönümü olan 2 Temmuz’da Madımak Oteli önünde yapılacak anma için çok sayıda kurum bir araya gelerek toplantılar düzenledi. Demokratik Alevi Dernekleri de (DAD), Madımak tertip komitesinin toplantılarında yer aldı.

    Yapılan çalışmalar sonrasında kitlesel biçimde 2 Temmuz’da Sivas’ta olunacağı mesajını veren bir afiş hazırlandı. Afişte DAD logosunun olmaması ise tepkilere neden oldu. Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan DAD, söz konusu kararın nasıl çıktığını ve “tertip komitesi toplantıları dışında bu konunun nerede ve kimlerle konuşulduğu” sorularını gündeme getirdi.

    DAD açıklamasının devamında yoğun bir şekilde Alevi kamuoyundan gelen “Madımak anma programında neden yoksunuz?” tarzında ki sorulara, gelinen aşamada kaçınılmaz gördükleri üzere basın yoluyla toplu bir cevap verme gereği duyulduğu belirtilerek, “Yöntem olarak basın yoluyla çözüm aramayı benimsemesekte, yıllardır yaşanan tıkanıklığı aşmak ve kamuoyunu bilgilendirmek adına böyle bir ihtiyaç hasıl oldu” denildi.

    “TECRİT EDİLİRCESİNE BİR YAKLAŞIM”

    DAD Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamanın tam hali şu şekilde:

    “Madımak katliamı davasının hukuki düzlemde “zaman aşımına” sürüklenip, üstünün örtülmeye çalışıldığı bir dönemde katliamın 31. yıldönümünü karşılamak üzereyiz. Yıllardır olduğu gibi yine bu sene de Alevi kurumlarının öncülüğünde 2 Temmuz’da Sivas’ta katliam anması gerçekleştirilecek. Bu yıl yapılacak olan anma; Alevilerin ve toplumsal vicdanı diri olan tüm demokrasi güçlerinin, “insan yakmanın zaman aşımı olmaz, bu dava mahşere kalmaz” sloganları etrafında kenetlenip, mücadele hattı geliştirmesi gereken tarihsel bir dönemece denk gelmekte.

    Bu bilinç ve hissiyatla, bu yılki anma programının içeriğini belirlemek üzere birkaç haftadır Ankara’da gerçekleştirilen toplantılara kurum olarak bizler de katılım gösterdik. Yapılan toplantılar sonucunda tertip komitesi kuruldu ve kurumsal olarak bizlerinde dahil olduğu komite, emek vererek çeşitli çalışmalarda bulundu.

    Süreç bu yönde ilerleyip, anma programının içeriği somutlaşırken, tertip komitesi toplantılarına katılan diğer Alevi kurumları 2 Temmuz çağrısı niteliğinde ortak bir afiş yayınladı. Afişte toplantılara katılan tüm Alevi kurumlarının logosu mevcutken, bir tek kurumumuza yer verilmemişti. Ne yazık ki bu gelişmeyi yan yana oturup cemal cemale baktığımız toplantılarda değil, herkes gibi bizlerde sanal medya ve basın üzerinden öğrenmek durumunda kaldık. Haliyle bu yaklaşımın nedeni tarafımızca eleştirel bir şekilde irdelendi. İzaha muhtaç olan bu durumun nedenlerini sorduğumuzda, birinci dereceden temsiliyeti olan muhataplıklardan alınan cevap “tek başına bizlik bir durum değil, bu tartışmalar tüketildi” yönünde oldu.

    Öncelikle bu kararın nasıl çıktığını, tertip komitesi toplantıları dışında bu konunun nerede ve kimlerle konuşulduğunu ve hangi esaslar üzerinden tartışmaların ‘tüketildiğini’ bilmek gibi bir hakkımız olduğunu dile getirmeliyiz.

    Önceki senelerde Sivas’ta gerçekleşen 2 Temmuz anma programlarında kurum yöneticilerimizin ve eş genel başkanlarımızın “fiziki engellemelere” maruz kalarak platformdan uzaklaştırılmaya çalışıldığını da bu vesileyle dile getirmek gerekiyor. Bu yöndeki açığa çıkan tüm provokasyonlara rağmen, yine de Madımak Şehitlerine bağlılığın gereği olarak her sene Sivas’a giderek, yapılan anmalara katılım konusunda ısrarlı davrandık. Karşı karşıya kaldığımız tüm olumsuzluklara rağmen, yine bu sene gerçekleştirilecek olan anma programına güç verme amacıyla dahil olduğumuz tertip komitesi çalışmalarından, değindiğimiz şekilde ‘tecrit’ edilircesine bir yaklaşım geliştirilerek dışlanmamızın hiçbir haklı gerekçesi olamaz.

    “BU KARŞIT YAKLAŞIM DAD FOBİSİNE EVRİLMEKTE”

    Açığa çıkan bu yaklaşımları kabul etmediğimizi ve Madımak davasının tüm Alevilerin ortak davası olduğu gerçeği gibi, aynı zamanda evrensel hale gelmiş bir insanlık davası niteliği taşıdığını da vurgulamalıyız. Bu dava kapsamında kimse kimsenin duyduğu acıyı ve devamında mücadele etme niyetini sorgulayamayacağı veya engelleyemeyeceği gibi, yine hiç kimse acının ve mücadelenin tekil sahibi olarak da kendini görmemelidir.

    Madımak’ın hala yüreğimizde yanan ateşini hissederek demokrasi mücadelesi vermek isteyen bizlerin, aynı zamanda bu doğrultuda öğretimizin öğütlediği “Yolda birlik” anlayışından da asla taviz vermeyeceği bilinmelidir. Dolayısıyla “yol taşını, yol kuşuna atmak” gibi bir derdimiz yok. Lakin “Yol taşının”, Yol’a talip olan bizlere atılmasını da kabul etmemiz mümkün değildir.

    Kurumlar arasında daha önce yapılan görüşmeler olmasına ve sonucunda belirli düzeyde bir ikrarlaşma açığa çıkmasına rağmen, her sene aynı sorunla tekrardan karşılaşmak ve bu tıkanıklığı kalıcı bir şekilde ortak Alevi aklıyla çözememek, felsefemizle bağdaşmamaktadır. Güncel süreçler veya takvimsel dönemler itibariyle açığa çıkan Alevilikle alakalı neredeyse her gündemde maruz kaldığımız bu karşıt yaklaşım; giderek irade kırmaya, yok saymaya ve sonuç olarak DAD fobisi haline gelmeye doğru evrilmektedir.

    Kaygı verici bu süreci Alevice çözmek adına, cem olma ve dara durma bilinciyle, tüm musahip gördüğümüz kurumlarla bir araya gelip öğretimizin edep erkân ölçüleri temelinde nitelikli bir muhabbet meydanı açma gibi bir ihtiyaçla karşı karşıya olduğumuz açıktır.

    Yoğun bir şekilde Alevi kamuoyundan gelen “Madımak anma programında neden yoksunuz?” tarzındaki sorulara, gelinen aşamada kaçınılmaz gördüğümüz üzere basın yoluyla toplu bir cevap verme gereği duyduk. Yöntem olarak basın yoluyla çözüm aramayı benimsemesekte, yıllardır yaşanan tıkanıklığı aşmak ve kamuoyunu bilgilendirmek adına böyle bir ihtiyaç hasıl oldu.

    ÇEDES projesi, yeni eğitim müfredatı ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde yürürlükte olan tüm asimilasyon politikalarına karşı, tarihin bizleri birliğe zorladığı bir süreçten geçmekteyiz. Bu vesileyle bir olmanın, iri olmanın, diri olmanın içinden geçtiğimiz sürece cevap geliştirebilecek yegâne yöntem olduğu bilinciyle, Yolda birlik ilkesine olan ikrarımızı bir kez daha vurguluyor ve aynı zamanda bir çağrı olarakta dile getiriyoruz.

    Aşk ile…

    Zaman Sahipsiz, Mekân Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Erçe: Tarihi öneme sahip; Sivas Katliamı’nın anlatıldığı belgeselin galası 18 Mayıs’ta -VİDEO

    Erçe: Tarihi öneme sahip; Sivas Katliamı’nın anlatıldığı belgeselin galası 18 Mayıs’ta -VİDEO

    PİRHA – PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Sivas Katliamı’nın anlatıldığı “Çok Kötü Bir Şey Oldu” adlı filmin ilk olarak Ankara’da galasının yapılacağını duyurdu. Erçe, filme dair, “Bugüne kadar belki de hiç dinlemediğimiz tanıkların, dönemin valisinin, bölgede askerliğini yapanların ve katliamdan sağ kurtulanların konuştuğu çok önemli bir belgesel film” dedi. 

    Sivas Madımak Oteli Katliamı’nın üzerinden 31 yıl geçti ancak asıl sorumluluğu olanlar adalet önünde hesap vermedi. Açılan tüm davalar zaman aşımına uğratılarak katliamı planlayanlar adeta gizli tutuldu.

    Alevi toplumu için derin bir yaranın adresi olan Madımak Oteli, geçen bunca yıla rağmen hala ‘Utanç Müzesi’ne dönüştürülmedi. Ancak aileler başta olmak üzere Alevi örgütleri, katliamı unutturmamak adına yıllardır sürdürdüğü mücadeleyi yeni bir aşamaya taşıdı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) öncülüğünde ve Alevi kurumlarının desteği ile oluşturulan Madımak Katliamı Hafıza Merkezi projesi ile 2 Temmuz Madımak Belgeseli, 18 Mayıs’ta izleyici ile buluşacak.

    Belgeselin galasının 18 Mayıs’ta Ankara’da Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılacağını duyuran Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, çalışmaların detaylarını PİRHA’ya anlattı.

    “BUGÜNE KADAR YAPILAMAMIŞ BİR FİLM”

    Yönetmenliğini Ümit Kıvanç’ın yaptığı “Çok Kötü Bir Şey Oldu” adlı belgeselin gösterileceği 18 Mayıs’ta ilk olarak saat 11:00’de basın camiası ile tanıtım toplantısı gerçekleştirilecek. Katliamın 31. yılında “yeniden bir duyarlılık kazandırmak” istediklerini belirten Cuma Erçe, şu detayları paylaştı:

    “Katliamı tüm boyutlarıyla toplumun bütün kesimleri tarafından yeniden gündemde tutabilmek adına ciddi çalışmalar gerçekleştirildi. Bu etkinlikler içerisinde hem aileleri konuşturan paneller, söyleşiler gerçekleşti, hem de görgü tanıklarının katıldığı etkinlikler gerçekleşti. Türkiye’nin dört bir yanında hem dinletiler hem paneller hem de sergiler yapıldı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonumuz ise çok daha kapsamlı ve profesyonel bir çalışma grubu ile Madımak Katliamı Hafıza Merkezi’ni oluşturdu. Hiçbir yerden sponsorluk almadan sadece Alevilerin lokmalarıyla oluşan bütçe ile özellikle hem sanal müze gerçekleştirildi hem de belgesel hazırlayıp bir de Dijital Kütüphane adı altında kapsamlı bir çalışmayı bitirdi. Bunun dışında bugüne kadar yapılamamış bir belgesel film ortaya konuldu. AABK ve tüm Alevi kurumlarının yardım ve destekleri ile gerçekleşen bir belgesel çekimi oldu. Bu çekimlerin önemli bir kısmı Ankara’da yapıldı. 130 üzerinde insan dinlendi ve röportajlar gerçekleştirildi. Bu röportajları verenlerin içerisinde ailelerin yanı sıra görgü tanıkları, dönemin dernek yöneticileri de var.”

    İLK GÖSTERİM DAVETLİLERE YAPILACAK!

    Cuma Erçe, belgeselin ilk gösteriminin Yenimahalle Belediyesi’ne ait Nazım Hikmet Kültür Merkezi içerisindeki Genco Erkal salonunda yapılacağını da aktardı. Erçe, gösterimin birinci aşamasında basın emekçilerinin katılımıyla tanıtım toplantısı yapılacağını söyleyerek “Sonrasında bir tanıtım filmi gösterilecek ve ardından da saat 15.30’da 4 buçuk saat süren belgesel film ilk defa gösterilecek. Bu belgesel film ile beraber aslında Ankara’daki bütün aydın, sanatçı ve gazetecilerin katıldığı, aynı zamanda ailelerin, demokratik kitle örgütlerinin, siyasi partilerin içinde olduğu bir davetli grubuna film gösterimi gerçekleştirilecek. Ailelerin tümüne ve belgeselde konuşanların tamamına ulaşılarak galaya çağrılacaklar. PSAKD olarak da AABK adına da burada bu sorumluluğu almış durumdayız” dedi.

    25 MAYIS’TA İZMİR’DE, 29 HAZİRAN’DA İSTANBUL’DA GÖSTERİLECEK

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, belgeselin ikinci gösteriminin ise İzmir’de, 25 Mayıs’ta yapılacağını belirterek şöyle devam etti:

    “Sonrasında 29 Haziran’da İstanbul’da ve ardından Türkiye’nin belli başlı birkaç merkezinde daha gösterim yapmayı düşünüyoruz. 2 Temmuz’da ise Avrupa’da gala gösterimi olacak. Daha sonra bu belgesel, film festivallerine gönderilecek. Sonrasında ise sinemalara verilecek. Yani toplumun bütün kesimlerinin yeniden hatırlamaları ve sürecin karanlıkta kalan yerlerinin açığa çıkartılması açısından önemli bir çalışma.

    Bugüne kadar belki de hiç dinlemediğimiz tanıkların, dönemin valisinin, o dönem bölgede askerliğini yapanların, bizzat katliamdan sağ kurtulanların konuştuğu çok önemli bir belgesel film. Tarihi öneme sahip bir film. Bu açıdan da PİRHA aracılığıyla hem basın dünyasına hem aydınlara hem demokratik kitle örgütlerine, siyasi partilere ve tabii ki en başta ailelerimize ve halkımıza bu anlamda çağrıda bulunmuş olayım.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Madımak’ta katledilmişti; 12. Mehmet Atay fotoğraf etkinliği 16 Mart’ta

    Madımak’ta katledilmişti; 12. Mehmet Atay fotoğraf etkinliği 16 Mart’ta

    PİRHA- Madımak Oteli’nde radikal dinciler tarafından yakılarak katledilen fotoğraf sanatçısı Mehmet Atay anısına fotoğraf etkinliği 16 Mart’ta Beyoğlu’nda gerçekleşecek.

    2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak Oteli’nde katledilen Divriği Kültür Derneği Yönetim Kurulu üyesi Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Atay anısına “Adaletsizliğin sonuçları ve hayat” şiarıyla fotoğraf etkinliği düzenlendi. Etkinlik, 16 Mart Cumartesi günü Divriği Kültür Derneği’nde başlıyor. Etkinlik 30 Nisan’a kadar devam edecek.

    MEHMET ATAY KİMDİR?

    1968 doğumlu Mehmet Atay; Gazi Üniversitesi Maliye Yüksek Okulu Oluşum Tiyatro oyuncusuydu. Çağdaş Divriği Gazetesi muhabiri, amatör fotoğrafçı, İstanbul Divriği Kültür Derneği Yönetim Kurulu üyesiydi. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta faşistler/radikal dinciler tarafından 32 aydın ve sanatçıyla birlikte yakılarak katledildi.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • AYM, Madımak Katliamı başvurusunu görüşecek; ‘Geç gelen adalet, adalet değildir’ -VİDEO

    AYM, Madımak Katliamı başvurusunu görüşecek; ‘Geç gelen adalet, adalet değildir’ -VİDEO

    PİRHA-Anayasa Mahkemesi, dinci/faşist kalabalıklar tarafından Madımak Oteli’nde katledilen aydın ve sanatçıların yakınlarının 10 yıl önce yaptığı bireysel başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, “Madımak, bir utanç davasıdır. Madımak Katliamı, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Dolayısıyla insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmaz. Bu davayı asla kapatmayacağız” dedi.

    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te binlerce dinci/faşist kalabalık tarafından askerin, polisin, valinin gözü önünde yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybeden Alevilerin yakınlarının bireysel başvurusu Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde. AYM, başvuruyu 15 Şubat’ta görüşecek.

    2014’te yapılan bireysel başvuruda, yargılama sürecinin etkili yapılmadığı ve adil yargılamaya ilişkin hükümlerin ihlal edildiği kaydedilmiş, Madımak Oteli’nin yakılmasına ilişkin eylemin “insanlığa karşı suç” kapsamında değerlendirilmesi ve bu sebeple zamanaşımına uğramaması gerektiği belirtilmişti.

    Bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü’nce 29 Haziran 2021’de görüşüldü ve incelenmesi ertelendi. Yüksek Mahkeme, 14 Aralık 2023’te başvuruyu tekrar ele aldı, görüşülmesini bir kez daha erteledi.

    Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü en son 25 Ocak 2024’te, bireysel başvurunun Genel Kurula sevkine karar verdi. Genel Kurul, başvuruyu 15 Şubat Perşembe görüşecek.

    “MADIMAK BİR UTANÇ DAVASIDIR”

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Madımak davasının insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı meselesi artık bir dünya meselesi haline gelmiştir. İnsanlık tarihi açısından önemli bir yer tuttuğu için artık bir insanlık davası olarak gördük biz bu meseleyi. Uluslararası alanda, hukuk normları içerisinde bu tür katliamların insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında değerlendirilmesi genel bir kabuldür. Dünyanın en önemli hukukçularının, bilim insanlarının, akademisyenlerinin ortak görüşü budur ama aynı zamanda bu katliamda yakınlarını kaybeden annelerin, babaların, kardeşlerin, akrabaların, tüm Alevilerin, tüm ilericilerin, aydınların genel talebidir” dedi.

    “Madımak, bir utanç davasıdır. Madımak Katliamı, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur” diyen Erçe şöyle devam etti:

    Dolayısıyla insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmaz, sizin vermiş olduğunuz zaman aşımı kararı hukuki açıdan doğru bir karar değildir. Bu kararın siyasi bir karar olduğu çok açık ortadadır. Bu anlamıyla bu kararın verildiği günden bugüne kadar elbette meseleyi üst mahkemelere itiraz noktasında hukukçularımız gerekli işlemleri yaptılar. Biz; bütün açıklamalarımızda, basın açıklamalarımızda, kamuoyuna yönelik değerlendirmelerimizde bunu kınadık. Hatta adliye binası içerisinde ve dışında da ortaya koyduğumuz tutumla bunun kabul edilemez olduğunu ifade ettik” dedi.

    “DAVA HAKKINDA YETERİ KADAR BİLGİ SAHİBİ OLAMIYORUZ”

    Davanın baş sanıklarından Cafer Erçakmak’ın artık yaşamadığını hatırlatan Erçe, “Bugünlerde bir başka mesele gündeme geldi, o da şu: 2014 yılında da o dönemin baş sanıklarından biri olduğu bilinen Cafer Erçakmak ve arkadaşlarıyla ilgili verilmiş olan ve bugünkü cumhurbaşkanı tarafından ‘halkımıza hayırlı uğurlu olsun’ diye tanıtılan zaman aşımı kararında da yeteri kadar bir kovuşturma, soruşturma ve yargılama dönemi yaşanmamıştır, dolayısıyla insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmaması bir tarafa ama yeterli kovuşturma, yeterli soruşturma dahi yapılamadan bu karar verilmiştir, diyerek hukukçularımızın gözetiminde, ailelerimizin Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaları söz konusuydu. 2014 yani 10 yıl önce herkes bilir, çok klişe bir sözdür bu; ‘geç gelen adalet, adalet değildir.’ Ve 10 yıl önce başvurulan bir davanın, 10 yıl sonra Anayasa Mahkemesi’nde 15 Şubat’ta görülmeye başlanacağı söyleniyor.
    Şimdi baş sanıklardan olan Cafer Erçakmak yaşamıyor, diğerlerinin nerede olduğunu bile bilmiyoruz, birtakım katiller zaten serbest bırakıldılar. Bırakılmaya da devam ediyorlar, belki de hepsi bırakıldı bilmiyoruz. Yeteri kadar bilgi sahibi dahi olamıyoruz. Ama özellikle meclise aldıkları ve o katliamın içerisinde bizzat rol oynamışların da, onların savunucularının da olduğu yeni meclis aritmetiğine baktığımızda endişelerimiz çok derin” diye belirtti.

    “BU DAVAYI ASLA KAPATMAYACAĞIZ, HESAPLAŞACAĞIZ”

    Katliamın gerçek sorumluları ile hesaplaşılmazsa daha çok katliamın yaşanacağının altını çizen Erçe, bu davayı kapatmayacaklarını söyledi.

    Cuma Erçe şunları ekledi:

    “10  yıl önce başvurduğumuz dilekçenin bugün görüşülmeye başlanacak olması ve üstelik sanıkların bir kısmının yaşamıyor olması. Biz bu davayı bir insanlık davası olarak gördüğümüz için, asla ve asla kapatmayacağız bu davayı. Birilerinin cezalandırılması, birilerinin hapis yatması derdinde değiliz. Hatta o dönemde idam cezası almış olanların idam edilmemeleri noktasında ya da idam edilmemelerini sağlayan yasa değişikliği yani idama hayır kampanyaları içerisinde bizler rol almışız. Mesele birilerinin cezalandırılması meselesi değil. Bu katliamın insanlığa karşı işlenmiş bir katliam, bir suç olduğu olgusunu bütün herkesin kafasına kazımak, tarihe not düşmek ve katliamla, katliamcılarla ve o katliamcıları besleyen, katliamları besleyen zihniyetle, tekçi, inkarcı, imhacı zihniyetle hesaplaşmak, insanlığın bu anlamıyla tarihine önemli bir not düşebilmek derdindeyiz. Biz bu katliamlarla, bu katliamcı zihniyetle, bu inkarcı, imhacı zihniyetle hesaplaşmadığımız sürece daha çok kiliseye, daha çok cemevine, daha çok toplumun muhalif kesimlerine saldırılar gelişecek. Daha çok katliamlar tertiplenecek; kimi zaman bunlar Kürtler, kimi zaman Aleviler, kimi zaman Hristiyanlar olacak, kimi zaman da sokakta işine gücüne giden insanlar olacak. Katliamların devam etmemesi de başta Madımak meselesi olmak üzere hepsiyle hesaplaşmaktan geçiyor.”

    Buse Nehir DEMİR/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER:

    Madımak Katliamı, 15 Şubat’ta AYM gündemine geliyor

    Sarıhan: Madımak Katliamı Davası ile ilgili AYM’den adil bir karar çıkmasını istiyoruz

     

     

  • Madımak Katliamı, 15 Şubat’ta AYM gündemine geliyor

    Madımak Katliamı, 15 Şubat’ta AYM gündemine geliyor

    AYM, Madımak Oteli’nde katledilenlerin yakınlarının yaptığı bireysel başvuruyu görüşecek. Katliamın, ‘insanlığa karşı suç’ kapsamında değerlendirilmesi ve zamanaşımı dışı bırakılması isteniyor.

    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te yakılan Madımak Oteli’nde hayatını kaybedenlerin yakınlarının 2014’teki bireysel başvurusunu 15 Şubat’taki gündeminde ele alacak.

    2014’te yapılan başvuruda, yargılama sürecinin etkili yapılmadığı ve adil yargılamaya ilişkin hükümlerin ihlal edildiği kaydedilmiş, Madımak Oteli’nin yakılmasına ilişkin eylemin “insanlığa karşı suç” kapsamında değerlendirilmesi ve bu sebeple zamanaşımına uğramaması gerektiği belirtilmişti.

    2014’teki bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünce 29 Haziran 2021’de görüşüldü ve incelenmesi ertelendi. Yüksek Mahkeme, 14 Aralık 2023’te başvuruyu tekrar ele aldı, görüşülmesini bir kez daha erteledi.

    Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü en son 25 Ocak 2024’te, bireysel başvurunun Genel Kurula sevkine karar verdi. Genel Kurul, başvuruyu 15 Şubat Perşembe görüşecek.

    YARGILAMA SÜRECİNDE NELER OLDU?

    Sivas’ta, 2 Temmuz 1993’te Pir Sultan Abdal Kültür Derneğince organize edilen şenlikler sırasında Madımak Oteli’nin yakılması nedeniyle aralarında aydın ve sanatçıların da bulunduğu 33 kişi, 2 otel çalışanı hayatını kaybetti.

    Olaydan sonra 124 kişi hakkında “Laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma” suçlamasıyla açılan davalar güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya alındı.

    Ankara 1 No’lu DGM 26 Aralık 1994’te hükmü açıkladı. 26 sanık 20’şer yıl hapse çarptırıldı ancak olayda yazar Aziz Nesin’in tahriki gerekçe gösterilerek cezalar 15 yıla indirildi.

    Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten 60 sanık 3’er yıl hapis cezasına mahkum edildi. Yakalanamayan eski Sivas Belediyesi Meclis Üyesi Cafer Erçakmak’ın dosyası ayrıldı, 37 kişi için beraat kararı verildi.

    Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise olayların, “Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu” belirterek DGM’nin kararını esastan bozdu.

    DGM’nin bozma kararına uyarak yeniden başlattığı yargılama sonucunda 33 sanık idam cezasına mahkum edilirken, 4 sanık 20’şer yıl, bir sanık 15 yıl, 27 sanık 7 yıl 6’şar ay, 2 sanık 5’er yıl ağır, bir sanık ise 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    Mahkeme, ilk yargılamada 3’er yıl hapse mahkum edilen 11 sanık hakkındaki kararında direndi, 14 sanığın beraatini kararlaştırdı. 6 sanık hakkındaki dava dosyası ayrıldı, hükümle birlikte tutuklu 4 sanığı tahliye etti.

    Bu karar da temyiz edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu kez, 33 sanık hakkındaki idam kararını usul yönünden bozdu.

    Mahkeme, üçüncü kararını 16 Haziran 2000’de açıkladı. 33 sanığa idam, 4 sanığa 20’şer yıl, bir sanığa 15 yıl, dokuz sanığa 7 yıl 6’şar ay, bir sanığa ise 5 yıl ağır hapis cezası verildi, iki sanığın dosyası ayrıldı.

    Yargıtay, 20 yıl ağır hapis cezası alan sanıklardan Durmuş Tufan ile idama mahkum edilen Mevlüt Atalay ve Ali Kurt hakkındaki hükümleri, Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma talepleri konusunda karar verilmemesi nedeniyle bozdu.

    Ankara 1 No’lu DGM, 4 Nisan 2002’de, sanıkların Pişmanlık Yasası’ndan yararlanma koşullarının oluşmadığına karar vererek, Kurt ve Atalay’ı idam, Tufan’ı da 20 yıl ağır hapis cezasına mahkum etti. İdam cezasının kaldırılmasının ardından idam cezaları müebbet hapse çevrildi.

    YAKALANMAYAN SANIKLAR İÇİN ZAMANAŞIMI UYGULANDI 

    Davanın yakalanamayan sanıklarıyla ilgili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde 8 Mart 2012’deki duruşmada, zamanaşımı kararı verildi. Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ hakkındaki dava ölmeleri nedeniyle ortadan kalkarken, 5 sanık hakkındaki dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü.

    Müdahil avukatlarının itirazı üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Temmuz 2014’te zamanaşımı kararını onadı.

    Sivas ana davasında, Ankara 1 Nolu DGM’de tutuklu yargılanarak hapis cezası alan, Yargıtayın bozma kararı sonrası firari oldukları anlaşılan sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın ise yargılanmalarına Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Mahkeme, 14 Eylül 2023’te, bu sanıklar hakkındaki davayı zamanaşımından düşürdü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Madımak davasında ‘zaman aşımı’ kararına karşı mitingler yapılacak!-VİDEO

    Madımak davasında ‘zaman aşımı’ kararına karşı mitingler yapılacak!-VİDEO

    PİRHA – Alevi kurumlarıyla birlikte çok sayıda demokratik kitle örgütü, Sivas Katliamı Davası’nın zaman aşımına uğratılması ardından eylem kararı aldı. PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, büyük mitingler yapacaklarını belirterek “10 Ekim Gar Katliamı’ nda, Suruç Katliamı’nda kaybedilen canlarımızın annelerini Madımak anneleri ile bir araya getirmeye çalışacağız” dedi.

    2 Temmuz 1993’te yapılan Sivas Madımak Katliamı’nın davası 2. kez zaman aşımına uğratıldı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri İsmail Ateş, “Çok ciddi bir hayal kırıklığı yaşıyoruz” diyerek verilen mahkeme kararını eleştirdi. Ateş, “30 yıl boyunca Aleviler olarak bir yalnızlık yaşadık” diyerek, davaya olan ilginin de yetersizliğini ifade etti.

    İsmail Ateş, “Sadece mahkemenin başlangıç aşamasında biraz yoğunluk varken son dönemde ısrarla kamuoyu oluşturma çabamızın karşılığında istediğimiz sayıya, tepkiye ulaşamadık. Açık konuşmak gerekirse, Alevilerin bir kez daha yalnız bırakıldığının göstergesidir bu. Çünkü Madımak Katliamı basit bir olay değil. Maalesef kamuoyu ‘zaten zaman aşımı doldu’ diyerek bu durumu kanıksamış durumda” diye konuştu.

    “DİĞER MADIMAK TUTUKLULARI DA SALIVERİLECEK”

    İsmail Ateş, zaman aşımı kararı sonrasında Sivas Katliamı’na dair yapılacak hukuki girişimleri de anlattı. 19 Eylül’de Ankara’da çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi ile bir araya gelip eylem planı çıkardıklarını da belirten Ateş, şu bilgileri paylaştı:

    “Öncelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın af kararının mahkeme üzerine nasıl yansıdığını kamuoyuna anlatmamız gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önce Ahmet Turan Kılıç’ı sonra da Hayrettin Gül’ü affetmesine ilişkin yaptığımız açıklamada bu mahkemeye direkt tesir edecek, mahkeme üzerine baskı oluşturabilecek bir hareket olduğunu söylemiştik. Dolayısıyla bağımsız bir karar da beklemiyorduk zaten. Bu davada cumhurbaşkanı direkt mahkemeye müdahale etmiştir. Cumhurbaşkanının tavrı gösteriyor ki yavaş yavaş diğer Madımak tutukluları da salıverilecek.

    İSTİNAF MAHKEMESİNE BAŞVURU YAPILDI!

    Bizler verilen kararı öncelikle istinafa götüreceğiz. İstinaftan olumsuz cevap gelmesi durumunda Yargıtay’a müracaatımızı yapacağız. Yargıtay’ın kararına da olumsuz yanıt gelmesi durumunda Anayasa Mahkemesi’ne gideceğiz. Sanıyorum ki bu dosyaları uzunca bir süre bekletecekler. İç hukuku bitirdikten sonra tabii ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne davayı taşıyacağız. Bunun önüne geçmek adına davayı uzun süre hem Yargıtay’ın hem de Anayasa Mahkemesi’nin tozlu raflarında sürüncemede bırakacaklarını tahmin edebiliyoruz. Avukatlarımız istinaf için müracaatlarını yaptılar.

    19 Eylül’de yaptığımız toplantı önemliydi. 50’den fazla kurum katıldı. Bu bizi mutlu etti. Kamuoyu belki dava bilinci ile 30. yılda mahkemede göstermediği reaksiyonu göstermeye hazır. Birincisi 23 Eylül’de Ankara’da, bu davanın zaman aşımına uğratılmasını kınayan bir basın açıklaması yapacağız. Davanın peşini bırakmayacağız.

    ZAMAN AŞIMI KARARINA KARŞILIK BÜYÜK MİTİNG PLANI

    Cumartesi günü yapılacak basın açıklamasının ardından birçok ilde büyük mitingler yapılacağını da söyleyen İsmail Ateş, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Yapılacak mitinglerin zaman ve yerleri tartışılıyor. Bu büyük mitinglerle beraber oluşturacağımız tertip komiteleri ile beraber siyasi partileri ve yabancı elçilikleri de ziyaret edeceğiz. Yani bu davayı uluslararası arenaya da taşımak zorundayız. Mitingler Avrupa’daki kentlerde de yapılarak dünya üzerine bir kamuoyu oluşturmaya gayret edeceğiz. Tıpkı 40 yıldır Galatasaray Lisesi önünde çocuklarının kemiklerini bekleyen Cumartesi Anneleri benzeri bir etkinliği de Madımak Anneleri tarzında bir eylemi planlıyoruz. Ayrıca 10 Ekim Ankara’da, Suruç Katliamı’nda kaybedilen canlarımızın annelerini de bir araya getirmeye çalışacağız.

    Yapacağımız etkinlikler içerisinde bir de büyük bir panel bulunuyor. Binleri bulan izleyici kitlelerine ulaşabileceğimiz paneller olacak. Ağırlıklı olarak hukukçularımız ve tanıkların yer aldığı paneller olacak. Her ayın 14’ünde ‘Madımak davası düşmedi, devam ediyor’ temalı eylemler de yapacağız. Her ayın 14’ünde sokakta ya da salonlarda ‘Madımak davası devam ediyor’ diyeceğiz. Çünkü 14 Eylül’de zaman aşımı kararı verilmişti, dolayısıyla biz bunu da gündeme getireceğiz.”

    “KATLİAMI SAVUNANLARI TEŞHİR EDECEĞİZ”

    İsmail Ateş, PSAKD Genel Merkezi içerisinde kurulan Madımak Müzesi’nin bu süreçte daha çok tanıtılacağının da altını çizerek şöyle devam etti:

    “Müze içinde Koray Kaya, İnci Türk, Asım Bezirci’nin balmumu heykelleri yer alıyor. Müzemizi insanların görmesi için çağrı yapacağız. Önemli bir diğer hususta şu ki Madımak Katliamı’nın sorumlularını savunan avukatlara yönelik bir çalışma yürüteceğiz. Katliamı savunan ama daha sonra AKP hükümetlerinde görev alan milletvekillerinin ya da belediye başkanlarının isimlerini de teşhir edeceğiz. Çünkü bu dava tamamen insanları yakanların, AKP tarafından sahiplendiği bir davadır. İlk aklıma gelenler İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Mevlüt Uysal, davanın avukatlarından bir tanesiydi. Yine Şevket Kazan da dava avukatlarından birisiydi. Hayati Yazıcı, devlet bakanlığı yaptı ve davanın avukatlarından bir tanesiydi. Celal Mümtaz Akıncı yine davanın avukatıydı ve Anayasa Mahkemesi’nde şu anda görev alıyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Özcan Doğan: O gün Sivas’ta insanlık öldü; zaman aşımı olamaz!- VİDEO

    Özcan Doğan: O gün Sivas’ta insanlık öldü; zaman aşımı olamaz!- VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı Davası’nın zaman aşımına uğratılmasına tepki gösteren Büyükada Cemevi Başkanı Özcan Doğan,“O gün orada insanlık öldü. Katliamı kimler yaptıysa, cezasını kesinlikle almaları lazım. Zaman aşımı diye bir şey olmaz” dedi.

    Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 33 aydının yakılarak öldürülmesine ilişkin davada mahkeme heyeti davanın düşmesine karar verdi. Savcı, 30 yıllık olağanüstü zaman aşımı süresinin 2 Temmuz’da dolduğunu söyleyerek üç firari sanık hakkında zaman aşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etmişti.

    Sivas’taki Madımak Oteli’nde 33 aydının yakılarak katledilmelerinin üzerinden 30 yıl geçti. 30 yıldır insanlık suçuna karşı işlenmiş katliam davasında mahkeme heyeti firari sanıklar Eren Ceylan, Murat Karataş ve Murat Sonkur yönünden zaman aşımı gerekçesiyle davanın düşürülmesine karar verdi.

    Büyükada Cemevi Başkanı Özcan Doğan, Sivas Madımak Katliamı Davası’nda verilen zaman aşımı kararını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “BUNUN AFFEDİLECEK BİR TARAFI YOK”

    Sivas Madımak Katliamı’nın insanlık faciası bir olay olduğunu söyleyen Doğan, “O gün orada insanlık öldü. Çünkü oradaki provokasyon derin devletin desteğiyle yapılan provokasyon, insanlığın öldüğünü işaret etti” dedi.

    Devletin Madımak katillerini mecburiyetten yakaladıklarını belirten Doğan, mahkemenin verdiği zaman aşımı kararına da tepki göstererek şunları söyledi:
    “Katliamı kimler yaptıysa, cezasını kesinlikle almaları lazım. Zaman aşımı diye bir şey olmaz. Ve bunun haricinde de biliyorsunuz bu insanlardan bir iki tanesi hasta yani ölümcül hasta diye cezaevlerinden bırakılıyor. Yani bunun affedilecek bir tarafı yok.”

    “İNSANLAR YILMIŞ DURUMDA”

    Doğan, “Yurt dışında böyle bir olay olsa ne bu raddeye gelirdi, ne bu şekilde cereyan ederdi. Onun için devlet burada yanlış yaptı” diye belirtti.

    Doğan, kurumların Sivas Madımak davasını sahiplendiğini söyleyerek, “Mesela siz suç işleyen bir kişiyi biliyorsunuz, söylüyorsunuz ve devlet gidip onu yakalamıyor. Öyle olduğu zaman insanlar da artık bıktı. Ha şu süreçte insanlar buna sahip çıkıyor mu? Çıkmak istiyorlar ama yani kalem kimdeyse mühür ondadır diye bir laf var. Şu an vaziyet onu gösteriyor” diye konuşan Doğan, insanların kendisine göre yılmış durumda olduklarını da ifadelerine ekledi.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • DAD: Alevi örgütlenmesi bu dava ile ilgili çuvaldızı kendine batırmalı!- VİDEO

    DAD: Alevi örgütlenmesi bu dava ile ilgili çuvaldızı kendine batırmalı!- VİDEO

    PİRHA-DAD, yaptığı açıklamada, “Alevilere karşı gerçekleştirilen kırım katliamlar hukuk eliyle aklanmak isteniyor. O nedenledir ki otuz yıldır katiller hala adil olarak yargılanmadı. Başta Madımak Katliamı olmak üzere tüm Alevi katliamlarıyla yüzleşme sağlanmadı” derken, Alevi örgütlerinin de bu dava ile ilgili çuvaldızı kendine batırması ve kendisiyle yüzleşmesi gerektiğine dikkat çekti.

    33 aydın, sanatçı ve yazarın yakılarak katledildiği Sivas Katliamına ilişkin firari üç sanık hakkında süren davanın duruşmasında savcı, zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etti. Mahkeme heyeti, davanın düşmesine hükmetti.

    Madımak Katliamının firari sanıkları Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın son duruşması zamanaşımı gündemiyle Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüş, esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, kaçaklık durumunun zamanaşımı süresini etkilemeyeceğini ileri sürdü ve üç firari sanık hakkında zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etmişti.

    Savcının mütalaasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş yönünden zamanaşımı gerekçesiyle davanın düşürülmesine hükmetmişti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılmasına ilişkin Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda bir açıklama yaptı. Açıklamayı DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu okudu.

    “KATLİAM SİYASETİ DEVAM EDİYOR

    Yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

    “1993,  2 Temmuz’unda da Pir Sultan Abdal’ın, Alişer’in, Ana Zarife’nin mekânında, dünyanın gözü önünde, canlı yayında bir katliam gerçekleştirildi; Kayıtlara Madımak katliamı olarak geçti. Doksanlı dönemlerden Kürt halkının demokratik mücadelesi gelişmeye başlayınca, Reya Heq Alevi sürekleri de bu hak arama mücadelesine ikrar vermişti.  Özellikle Alevi – Kürt topluluklarının yoğun olarak yaşadıkları yerlerde katliam planları olduğu bilinmektedir.

    Koçgiri ve Dersim katliamlarıyla beraber Fırat havzası katliama uğrarken, o günden bu güne kadar Alevi katliamlarının yayılım alanı Kızılbaş-Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları İç Toroslar bölgesi olması tesadüf değildir. Aryenik damarın kültürel direniş hattı bu mekânlarda canlı olduğu Nahak zihniyet tarafından bilinmektedir. Koçgiri katliamının, Dersim Soykırımının devamı niteliğinde olan Sivas Madımak Katliamı; kültürel direniş damarının tasfiye edilmesi amacıyla planlanmıştır.

    2 Temmuz’da, aydınların şahsında Alevi toplumuna karşı bir katliam gerçekleştirildi. Bu katliamı salt bir grubun kalkışması olarak ele almak işin özünü maskelemektir. Biz başta Alevi halkları olmak üzere bu topraklarda yaşayan tüm ötekileştirilmiş halkların devletin ve onun çeteleri tarafından nasıl bir soykırıma uğratıldığını yaşadığımız süreçte tanığı mağduruyuz.

    Sivas Katliamı da planlı, amaçlı, masa başı çalışması yapılmış “makbul olmayan” vatandaşlara yönelik bir katliam olduğunu biliyoruz. Öte yandan tekçi zihniyetin varoluşundan günümüze değin Alevi toplumu üzerinde uyguladığı soykırımların tarihini de hafızamız da her an taptaze yaşıyoruz. Cumhuriyetin birinci yüzyılının Alevi süreklerine, farklı kimliklere yönelik bir katliamlar tarihi olduğunu biliyoruz.

    Tekçi, ırkçı ve katliamcı ulus devlet siyaseti bu ülkenin kadim halklarına inançlarına karşı acımasızca yürütüldü. Halklar ve inançlar bahçesi olan coğrafyamız halklar, inançlar mezarlığına dönüştürüldü.

    Dün katlederek fiziki soykırım politikaları uygulayan devlet bugün tüm araçları devreye koyarak inceltilmiş politikalarıyla katliam siyasetine devam etmektedir.

    Günümüzde Alevilere karşı gerçekleştirilen kırım katliamlar hukuk eliyle aklanmak isteniyor. O nedenledir ki otuz yıldır katiller hala adil olarak yargılanmadı. Başta Madımak Katliamı olmak üzere tüm Alevi katliamlarıyla yüzleşme sağlanmadı.

    Oysa katliamların üzerindeki örtü açılmadan hakikatler açığa çıkmadan, yüzleşme olmadan, sağaltıcı bir barış sağlanmadan yaralarımız hep kanayacak toplum bu travma ile yaşayacaktır. Travmayı aşmanın tek yolu, hakikatlerle yüzleşme adil, eşit, özgür bir barış ve demokratikleşmedir.

    CEZASIZLIK POLİTİKALARIYLA TOPLUMUN TÜM ÖTEKİLERİNE GÖZDAĞI VERİLMEK İSTENDİ

    Günümüzde devlet bırakın yüzleşmeyi, Madımak Katliamı davasını otuz yıldır devletin tozlu raflarında sürüncemeye bıraktı. Katliamı planlayanları, uygulayanları bağımsız adil bir yargı önünde çıkarmadı ve otuz yıldır devlet halka hesap vermeden davayı zaman aşımına uğratarak kapattı.

    Alevilere karşı işlenen nefret suçları yine cezasızlık politikalarıyla olağanlaştırıldı. Madımak Katliamı, davanın ilk gününden beri zamana yayılarak cezasızlığın önü açıldı. Cezasızlık politikalarıyla toplumun tüm ötekilerine gözdağı verilmek istendi.

    Sivas Madımak Katliamının sanığının cezaevinde Cumhurbaşkanının affıyla salıverilmesi devletin Alevilere yönelik bakış açısını göstermektedir.

    Öte yandan otuz yıldır Alevi örgütlerinin dava süreciyle ilgili ailelere ve Alevi toplumuna karşı eksiklikleri için dara durmaları,  özeleştirilerini vermeleri gerekmektedir. 2012 yılında ana davanın kapatmasından sonra uluslararası mahkemeye neden taşınmadığı açıklamaya muhtaç bir konudur.

    Alevi örgütlenmesi bu dava ile ilgili çuvaldızı kendine batırmalı ve kendisiyle yüzleşmelidir. Alevi örgütleri devleti tanımamış kirli siyasetini göz ardı etmişlerdir. Madımak Katliamı anmaları yapılırken, Rea Hak Alevi coğrafyasında yaşanan diğer Alevi katliamları ile yüzleşme konusunda (Koçgiri, Dersim) vb örgütsel olarak uzak durmuş adeta diğer katliamlar göz ardı edilmiştir.

    Duruşmalar toplumun gündeminden uzak kaderine terkedilmiştir. Toplumda her yıl 2 Temmuz’da mitingler yapılarak sonuç alınacağı beklentisi yaratılmıştır.

    Alevi kurumları / federasyonları bu davada ve diğer Alevi katliamı davalarında yurt içi yurt dışında etkin bir diploması yürütememiş dönemsel olarak altı boş popülist söylemlerle siyasal iktidarın işini kolaylaştırmışlardır.”

    PİRHA/DERSİM