Etiket: mahir çayan

  • Kızıldere Katliamı’nın 53. yılı; ‘Dönmeye değil ölmeye geldik’ demişlerdi

    Kızıldere Katliamı’nın 53. yılı; ‘Dönmeye değil ölmeye geldik’ demişlerdi

    PİRHA- Bugün 30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı’nın 53. yılı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 devrimci yoldaşı, 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledildi.

    Mahir Çayan, 68 Kuşağı denilince akla gelen ilk isimlerdendir. Türkiye’de emperyalizme ve faşizme karşı mücadelede kararlılıkla yola çıkan on binlerce devrimcinin önderlerinden biri.

    Yaşadığı dönemin dünyasındaki siyasal gelişmelerden etkilenen Çayan, kah okullarda boykot, kah emekçilerle fabrikalarda grev örgütledi. Çayan’ın, son sözleri de aynı kararlılıkta idi: “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!”

    İDAMLARI ENGELLEMEK İSTEDİLER

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi (THKP-C) kurucularından Mahir Çayan, yoldaşları Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Hüdai Arıkan, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru’yla birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyesi devrimciler Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını engellemek için 27 Mart 1972’de Ordu’nun Ünye İlçesi’ndeki NATO’ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırdı.

    “DÖNMEYE DEĞİL, ÖLMEYE GELDİK”

    İdam kararlarını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 yoldaşı, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyüne geçti. Köy muhtarı, gizlenen devrimcileri ihbar etti ve ev ihbar üzerine çevrildi. Çayan, “Teslim olun” çağrısına “Erleri çekin üst düzeyler gelsin! Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!” diye yanıt verdi.

    Mahir Çayan ve yoldaşları 30 Mart 1972’de yani tam 53 yıl önce bugün Kızıldere’de katledildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mahir Çayan ve arkadaşları Ankara’da anıldı: Kanlı pazarı yaratanlar, bugün iktidarda-VİDEO

    Mahir Çayan ve arkadaşları Ankara’da anıldı: Kanlı pazarı yaratanlar, bugün iktidarda-VİDEO

    PİRHA –  30 Mart 1972’de Tokat’ın Niksar ilçesinde katledilen Mahir Çayan ve yoldaşları Ankara’da anıldı. Yapılan açıklamada “Dün kanlı pazarı yaratanlar, dün 6. filoyu kıble yapanlar, dün Beyazıt’ı, Maraş’ı, Çorum’u Sivas’ı yaratanlar bu gün iktidarda” denildi.

     

    Devrimci 78’ler Federasyonu, Ankara 68’liler ve Dostluk ve Kültür derneği (DKDER) Kızıldere katliamının 52. yılında Ankara Karşıyaka mezarlığında anma gerçekleştirdi. DEM Parti, Devrimci Parti, KÖZ, Kaldıraç, SYKP ve DEVGÜÇ de anma programında yer aldı.

    Mezarlık girişinde bir araya gelen yurttaşlar, “Mahir, Hüseyin, Ulaş, kurtuluşa kadar savaş. Yaşasın devrim ve sosyalizm” sloganı atarak Mahir Çayan’ın mezar başına kadar yürüdü.

    “SAYGIYLA ANIYORUZ”

    30 Mart 1972’de katledilen Mahir Çayan ve arkadaşları için üç kurum adına hazırlanan ortak metni Hüseyin Esentürk okudu. “Kızıldere; geçmişten geleceğe bitmeyen bir yolculuktur” diyen Esentürk, şunları söyledi:

    “Bugün Devrim ve sosyalizm mücadelesinin yiğit öncülerinin Kızıldere’de katledilişlerinin 52.yılındayız. 30 Mart 1972’de Mahir Çayan, Sabahattin KURT, Nihat YILMAZ, Saffet ALP, Sinan Kazım ÖZÜDOĞRU, Ertan SARUHAN, Hüdai ARIKAN, Ahmet ATASOY, Ömer AYNA, Cihan ALPTEKİN, Tokat Niksar’ın Kızıldere köyünde, 12 Mart Faşist Cuntası tarafından katledildiler. 52 yıldır yüreğimizde, bilincimizde yaşamaya devam ediyorlar. İnandığı haklı dava uğruna gerekirse canını veren ve devrimci dayanışmayı doruklara çıkarıp bizlere miras olarak bırakan bütün yiğit devrimcileri Kızıldere Direnişini yaratanların şahsında selamlıyoruz. Emperyalizme, faşizme şovenizme ve gericiliğe karşı mücadelenin hiç solmayan kan çiçeklerinin, ON’ların katledilişlerinin üzerinden bunca zaman geçmiş olmasına rağmen, dipdiri kalmış ve günümüze ulaşıp yön veren bu büyük devrimci mücadele mirasını yaratanların önünde saygıyla eğiliyoruz.

    “BEDELİ KANLA YAZILMIŞ TARİHSEL DENEYİM ÖĞRETMENİMİZDİR”

    Ayrı ırmaklardan akıp aynı denize dökülen bir mücadele hattında, bedeli kanla yazılmış bu derin tarihsel deneyim bugün de en büyük öğretmenimizdir. Mahirler’in, Denizler’in, İbrahimlerin başucunda kenetlenmiş olmak, bu ülke sosyalistlerinin alacağı en büyük ders, ya da birbirine verebileceği en büyük mesajdır. Bu mesajı anlamamış dostlarımıza bir kez daha hatırlatmak isteriz. Önderleri durumunda oldukları hareketin fiziksel olarak önemli darbe alması pahasına dost bir hareketin önderlerini kurtarmak için ölüme yürümek, dayanışma mesajının en anlamlısı en şereflisidir. Kızıldere anmalarında, kazanılmış hak ve mevzilerin korunmasında, faşizmin emperyalizmin azgın saldırıları ve kuşatması karşısında bir araya gelip birlikte mücadele etme ferasetini gösteren dostlarımıza selam olsun. Direniş barikatlarını yüceltip çoğaltmak en büyük isteğimiz ve beklentimizdir. Unutmayın; bu gün ülkeyi savaş batağına sokanlar, yoksulluğu diz boyuna çıkarıp insanları açlığa sefalete teslim edenler, insan haklarını demokrasiyi yok edenler, ülkeyi faşist emperyalist ve gerici sermayeye teslim ederek işçilerini yerin yedi kat altına gömenler devrimcilere saldırmaya devam ediyorlar.

    “DÜN KANLI PAZARI YARATANLAR BUGÜN İKTİDARDA”

    Dün kanlı pazarı yaratanlar, dün 6. filoyu kıble yapanlar, dün Beyazıt’ı, Maraş’ı, Çorum’u Sivas’ı yaratanlar bu gün iktidarda. Dün “komünistleri ezdik 6. filo gelebilir” artık diyenler bu gün iktidarda. Bu gün de devam ediyorlar katliamlarına. Roboski’de, Diyarbakır’da, Suruç’da, Ankara’da, İstanbul’da, Antep’de ve daha ülkenin birçok yerinde kanlı eylemlerine devam ediyorlar. Kızıldere bir ittifak değildir. Kızıldere’yi faşizme karşı bir ittifak olarak değerlendirenler Kızıldere’yi anlamamış demektir. Kızıldere; geçmişten geleceğe bitmeyen bir yolculuktur. Faşizme karşı eşi benzeri olmayan bir devrimci dayanışma örneğidir. Devrimciler, emek ve demokrasi güçleri, gençler, kadınlar olabildiğince geniş ve güçlü bir dayanışma hattında buluşun, kucaklaşın, omuz omuza mücadele edin. Bu karanlığı yırtın ve bu diktatörü alaşağı edin. Demokrasi bu ülkede mücadele ile kazanılan bir insan hakkıdır.

    Devrimciler, Devrime ve sosyalizme olan inancınızı hiçbir şart altında sarsmayın,  Yoldaşlarınızı sevin, Yoldaşlarınıza gelen kurşun aslında size de sıkılmış demektir. Halka izah edemeyeceğiniz eylemleri yapmayın. Aynıların aynı yerde ayrıların ayrı yerde olduklarını unutmayın. Kardeşler; bugün Mahir olmanın, Ulaş olmanın, Deniz olmanın, İbrahim olmanın günüdür.  Önderlerimize kulak verin. Dünyanın neresinde olursa olsun haksızlığa, zulme, karşı durun. Kızıldere’de yaratılan dayanışma ruhunu bu gün tüm coğrafyamızda zulme zorbalığa karşı durarak taçlandırmalıyız. Anıları ve mücadeleleri önünde saygıyla eğiliyoruz.”

    DEM PARTİ EŞ BAŞKANI: BÜYÜK BİR MİRASI TAŞIYORLAR

    Anmada konuşan DEM Parti İl Eş Başkanı Fatin Kanat ise şunları söyledi:

    “Bugün önemli bir gün. Omuz omuza ölüm yolunu seçmenin günü bugün aynı zamanda. Mücadelelerinin bizim mücadelemiz açısından çok önemli bir miras taşıdığını, bizim için de çok değeri olduğunu tekrar belirtiyoruz. Denizlerin, Mahirlerin, İboların mücadelesini bir anlamda Mazlum’un adıyla da birleştiriyoruz. Tekrar aynı anlayışla mevcut ceberrüt iktidara, onların zalimliğine karşı da omuz omuza yürümenin, devrimci dayanışmanın  devrimci mücadelenin örneğini tekrar yaşatacak günlere doğru yol almamız gerektiğini yineliyor, hepinizi sevgiyle selamlıyoruz.”

    YALÇINKAYA: DEĞERLER ORTAK ANILMALI

    TÖB DER Genel Sekreteri ve aynı zamanda Mahir Çayanların hapishane arkadaşı olan İsmet Yalçınkaya ise “İnsanlar, Denizler kurtulsun diye kendilerine ölüme yatırdılar. Burada siyasi hareketlerin ayrı ayrı mezarlığa giderek alma yapması benzer doğru değil. Bütün değerlerimizin ortak anma olması gerektiğini düşünüyorum. Yıldızlar yoldaşlar olsun toprak incitmesin” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Kızıldere Katliamı’nın 52. yıl dönümü

    Kızıldere Katliamı’nın 52. yıl dönümü

    PİRHA- Bugün, Türkiye devrimci hareketi tarihine kararlılık ve dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olarak kazınan Kızıldere Katliamı’nın 52. yıl dönümü. Mahir Çayan ve 9 arkadaşı, Denizlerin idamlarını engellemek için çıktıkları yolda Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere Köyü’nde katledildiler.

    Bugün 30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı’nın 52. yılı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 devrimci yoldaşı, 50 yıl önce bugün 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledildi.

    68 Kuşağı denilince akla gelen ilk isimlerdendir Mahir Çayan. Türkiye’de emperyalizme ve faşizme karşı mücadelede kararlılıkla yola çıkan on binlerce devrimcinin önderlerinden biri.

    Yaşadığı dönemin dünyasındaki siyasal gelişmelerden etkilenen Çayan, kah okullarda boykot, kah emekçilerle fabrikalarda grev örgütledi. Çayan’ın , son sözleri de aynı kararlılıkta idi: “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!”

    DEVRİMCİ DAYANIŞMA

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi (THKP-C) kurucularından Mahir Çayan, yoldaşları Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Hüdai Arıkan, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru’yla birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyesi devrimciler Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını engellemek için 27 Mart 1972’de Ordu’nun Ünye İlçesi’ndeki NATO’ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırdı.

    “DÖNMEYE DEĞİL, ÖLMEYE GELDİK”

    İdam kararlarını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 yoldaşı, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyüne geçti. Köy muhtarı, gizlenen devrimcileri ihbar etti ve ev ihbar üzerine çevrildi. Çayan, “Teslim olun” çağrısına “Erleri çekin üst düzeyler gelsin! Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!” diye yanıt verdi.

    Mahir Çayan ve yoldaşları 30 Mart 1972’de yani tam 50 yıl önce bugün Kızıldere’de katledildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ev hapsindeki Ayten Öztürk hakkında kitabı nedeniyle soruşturma

    Ev hapsindeki Ayten Öztürk hakkında kitabı nedeniyle soruşturma

    PİRHA-680 gün gündür ev hapsinde tutulan Ayten Öztürk’e, “Faşizmin Gizli İşkencehanelerinde Direniş ve Zafer” adlı kitabı nedeniyle açılan soruşturmada kitapta örgüt propagandası yapıldığı ileri sürüldü.

    “Kaldırımda linç izlemesi” delil gösterilerek yargılanıp iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan ve 680 gündür ev hapsinde tutulan Ayten Öztürk, “Faşizmin Gizli İşkencehanelerinde Direniş ve Zafer” adlı kitabında, bilmediği bir yerde 6 ay tutulduğunu ve maruz kaldığı işkenceyi yazdı.

    Ayten Öztürk hakkında “Faşizmin Gizli İşkencehanelerinde Direniş ve Zafer” adlı kitabı nedeniyle açılan soruşturmada, Mahir Çayan’ın “örgüt kurucusu olduğu”, kitaptaki “Adalı” şiiriyle de örgüt propagandası yapıldığı ileri sürüldü.

    İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği’nce satışının yasaklanmasına ve toplatılmasına karar verilen kitaptaki ifadeler nedeniyle Öztürk hakkında, “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

    “MAHİR ÇAYAN’IN ‘ADALI’ ŞİİRİ ÖRGÜT PROPAGANDASI SAYILDI”

    Öztürk’ün sosyal medyadaki fotoğrafı da soruşturma dosyasında yer aldı. Fotoğrafta, Öztürk’ün arkasındaki duvarda, ölüm orucunda hayatını kaybeden Grup Yorum üyeleri Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’in fotoğraflarının yer aldığı belirtildi. Ayrıca, “kitabın satışından elde edilecek gelirle ekonomik destek sağlama amacının olduğu” da suçlamalar arasında yer aldı.

    Öztürk sorulara yanıtında, “Kitapta suç unsuru sayılabilecek bir ifade olmadığını, asıl işkence yapanların araştırılması gerektiğini” söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kızıldere Katliamı’nın 51. yılı; ‘Dönmeye değil ölmeye geldik’ demişlerdi

    Kızıldere Katliamı’nın 51. yılı; ‘Dönmeye değil ölmeye geldik’ demişlerdi

    PİRHA- Bugün 30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı’nın 51. yılı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 devrimci yoldaşı, 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledildi.

    Mahir Çayan, 68 Kuşağı denilince akla gelen ilk isimlerdendir. Türkiye’de emperyalizme ve faşizme karşı mücadelede kararlılıkla yola çıkan on binlerce devrimcinin önderlerinden biri.

    Yaşadığı dönemin dünyasındaki siyasal gelişmelerden etkilenen Çayan, kah okullarda boykot, kah emekçilerle fabrikalarda grev örgütledi. Çayan’ın, son sözleri de aynı kararlılıkta idi: “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!”

    İDAMLARI ENGELLEMEK İSTEDİLER

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi (THKP-C) kurucularından Mahir Çayan, yoldaşları Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Hüdai Arıkan, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru’yla birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyesi devrimciler Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını engellemek için 27 Mart 1972’de Ordu’nun Ünye İlçesi’ndeki NATO’ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırdı.

    “DÖNMEYE DEĞİL, ÖLMEYE GELDİK”

    İdam kararlarını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 yoldaşı, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyüne geçti. Köy muhtarı, gizlenen devrimcileri ihbar etti ve ev ihbar üzerine çevrildi. Çayan, “Teslim olun” çağrısına “Erleri çekin üst düzeyler gelsin! Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!” diye yanıt verdi.

    Mahir Çayan ve yoldaşları 30 Mart 1972’de yani tam 51 yıl önce bugün Kızıldere’de katledildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’ndan Kızıldere anması: On’ları unutmadık, yaşatacağız-VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’ndan Kızıldere anması: On’ları unutmadık, yaşatacağız-VİDEO

    PİRHA- 50 yıl önce Kızıldere’de katledilen Mahir Çayan ve 9 yoldaşı Mersin’de anıldı. Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına Mersin 68’liler Derneği Başkanı A. Hasan Kapıkıran tarafından yapılan açıklamada, “Kızıldere Katliamı’nda hayatını kaybeden on devrimci arkadaşı saygı, sevgi ve özlem ile anıyoruz. ON’ları unutmadık ve her zaman bugünün toplumsal mücadeleleri içerisinde yaşatacağız.” denildi. 

    Kızıldere Katliamı’nın 50. yılı nedeniyle, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına Mersin 68’liler Derneği Başkanı A. Hasan Kapıkıran, Özgür Çocuk Parkı’nda bir açıklama yaptı.

    Kapıkıran, “30 Mart 1972’de, on devrimci, Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Ertan Saruhan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Nihat Yılmaz ve Ahmet Atasoy, Niksar’ın Kızıldere köyünde kuşatıldıkları kerpiç bir evde katledilmelerinin üzerinden 50 yıl geçti. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve arkadaşlarını idamdan kurtarmak için dayanışmanın en iyi örneklerinden biri oldu onlar. Kızıldere başlı başına bir yoldaşlık destanı olarak tarihteki yerini aldı” dedi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Zırhlı araçlar ve ağır silahlarla donatılmış yüzlerce asker ve polisin kuşattığı devrimciler, “teslim olmalarına” dönük çağrılara, emperyalizme ve faşizme karşı öfkelerini ifade eden sloganlar ve marşlarla yanıt verdiler. Ve katledildiler. Katliamın ilk sahnesi, kuşatma güçlerinin konuşmak üzere evin çatısına çıkardıkları devrimcileri öldürmeleriyle başladı. Katliamın son sahnesinde, tank ve bazuka ateşiyle yıktıkları kerpiç evin kalıntıları içinde sağ kalan devrimcilerin kurşuna dizilişi vardı. Öldürülme nedenlerinin, kaçırdıkları üç NATO görevlisini kurtarmak olduğu ilan edildi. Oysa katliam sırasında ölen NATO görevlilerinin cesetlerinden çıkan mermiler, devrimciler tarafından öldürülmeseler, dışardan açılan ateşle ölmüş olacaklarını gösterdi. Dönemin iktidarı, Niksar’ın Kızıldere köyünde kuşattığı on devrimciyi ne pahasına olursa olsun imha etme kararı almış ve uygulamıştı. Kararın altında, Süleyman Demirel’in, İsmet İnönü’nün, Org. Memduh Tağmaç’ın imzaları vardı. Operasyonu, daha sonra 12 Eylül darbesinin başında yer alan dönemin MİT Müsteşarı Korgeneral Nurettin Ersin yönetti. 70’li yılların iç savaşını tezgahlayan kilit isimlerden MİT’çi Mehmet Eymür infaz timinin başındakilerdendi. Katliamı gerçekleştiren devlet görevlileri hızla yükseldiler, devletin daha kilit görevlerine getirildiler. Getirildikleri bu görevlerde, yeni cinayetler işlediler, yolsuzluk batağının büyümesine katkı yaptılar, emperyalist uşaklığının en çirkin örneklerini verdiler. Devlet adına işledikleri suçlar nedeniyle, gizli bir dokunulmazlık kalkanı altında sürekli korundular. Türkiye’nin adaletsiz, zorba, soyguncu düzeninin sembolleri oldular. Sonuç olarak ise 12 Mart faşizmi ile birlikte, tekelci sermaye devlet iktidarını tamamen ele aldı ve bütün üst kurumlarda Amerikancı yapının önündeki engeller temizlendi. Ve daha sonra 12 Eylül faşizmi ile birlikte uluslararası piyasaya ve ekonomi politikalarına yani neoliberal dünya düzeni ile uyum içinde olan bir ülke yaratıldı.

    “BASKI POLİTİKALARI 50 YIL ÖNCESİNE DAYANIYOR”

    Bugün ise doğanın, kentlerin sermaye için talan edilerek yaratılan ekolojik tahribatın, emeğin kazanılmış haklarına dahi göz dikilmesinin, Kürt halkına yönelik tahakküm ve baskı politikalarının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin devlet eliyle örgütlendirilerek ötekileştirme ve ayrımcılık politikalarının hız kazanmasının ve farklı inançları yok saymanın temelleri 50 yıl öncesine dayanmaktadır. AKP iktidarı ise bu temelleri bir yapısallığa kazandırarak toplumsal yaşama dair ne varsa her şeyi piyasalaştırmış, en temel kamu hizmetlerini dahi sermayenin ellerine bırakmıştır.

    “ON’LARI UNUTMADIK”

    Egemen siyaset ve sistem açısından durum böyleyken, bizler açısından da dayanışmanın, mücadelenin ve direnişin temel mihenk taşlarından biri ise Kızıldere’de ölümü göze alarak mücadele eden devrimcilerin duruşu olmuştur. Bu duruş kendisini hakları için direnen işçilerin işyeri işgallerinde ya da şirketlerin önünde çadır kurmasında, eşitsizliğe karşı sokakları özgürleştiren kadınlarda, doğasını yok edenlerin önüne dikilenlerde, insanca yaşam talebini yaşamın her alanında dile getirenlerde yeniden göstermektedir. Mahir Çayan ve arkadaşlarını anmak sadece onları unutmamak değil, içerisinde olduğumuz siyasal koşullarda mücadele olanaklarını zorlamaktır. Savaş, eşitsizlik, yoksulluk ve faşizm kıskacı içerisine hapsedilmeye çalışılanların, bu sermaye, mafya ve yıkım düzenini değiştirecek bir toplumsal yeniden inşayı sağlayacak örgütlenmeler kurmaktır.
    Bizler Mersin Emek ve Demokrasi Platformu olarak Kızıldere Katliamı’nda hayatını kaybeden on devrimci arkadaşı saygı, sevgi ve özlem ile anıyoruz. ON’ları unutmadık ve her zaman bugünün toplumsal mücadeleleri içerisinde yaşatacağız. Ve diyoruz ki tıpkı Mahir Çayan’ın söylediği gibi “Onların bugün büyük görünen güçleri ve imkanları bizIere vız gelir. Onlar bir avuç, biz ise milyonlarız. Kaybedeceğimiz hiçbir şey yoktur ama kazanacağımız koca bir dünya vardır.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Kızıldere Katliamı’nın 50. yılında Mahir Çayan ve yoldaşları anıldı

    Kızıldere Katliamı’nın 50. yılında Mahir Çayan ve yoldaşları anıldı

    Mahir Çayan ve 9 yoldaşı Kızıldere Katliamı’nın 50. yılında mezarları başında anıldı. Ankara’daki anmada konuşan şair Ahmet Telli, “Kızıldere Katliamı; dayanışmanın, direnişin, yoldaşı için ölümü göze alma girişiminin sonucudur” dedi.

    Ankara’daki emek ve demokrasi güçleri, 30 Mart 1972’de Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde katledilen THKP-C lideri Mahir Çayan ve arkadaşlarını anmak için Karşıyaka Mezarlığı’nda bir araya geldi. Çayan’ın mezarına yürüyen kitle mezarlığa karanfiller bıraktı.

    Anmada; Halkların Demokratik Partisi (HDP), 68’liler Derneği, Devrimci 78’liler Federasyonu, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Halkevleri, Dostluk Kültür Derneği (DKD), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Kaldıraç, Birleşik Mücadele Güçleri (BMG), Öğrenci Kolektifleri, Yeşil Sol Gelecek (YSG), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP). Emekçi Hareket Partisi (EHP), Öğrenci İnisiyatifi ve Samsun Devrimci 78liler yer aldı.

    Ortak açıklamayı Devrimci 78’liler Federasyonu Genel Başkanı Şair Ahmet Telli okudu.

    Yarım asır sonra bir kez daha anıtsal yoldaşlarının hatırası önünde olduklarını söyleyen Telli, “Egemen sınıfın en azgın aygıtlarının hunharca saldırılarına asla boyun eğmemiş olan 68 kuşağının unutulmaz kahramanlarının yanı başındayız. Onları özlemle, saygıyla anmaktayız. Mahir Çayan ve yoldaşlarının katledilmesiyle tarihin bu sayfasının kapandığını sananlar yanılıyorlar. Evren yanıldı, Özal yanıldı, Demirel en başta yanıldı, elbette bugünün egemenleri büsbütün yanıldılar” dedi.

    “KIZILDERE KATLİAMI DAYANIŞMANIN, DİRENİŞİN, YOLDAŞI İÇİN ÖLÜMÜ GÖZE ALMA GİRİŞİMİNİN SONUCUDUR”

    Telli, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

    “Kaybettiklerimizin yasını tutmak geleneğimizdir; onların yaşayan bizlere nasıl bir ukde bıraktıklarını hatırlamak, onları asla unutmamak bizi var eden olguların asıl mayasıdır.

    Unutmayalım ki Kızıldere Katliamı; dayanışmanın, direnişin, yoldaşı için ölümü göze alma girişiminin sonucudur. Tarihte benzerine az rastlanan örneğidir. Bunu asla unutmayalım. Bu gözüpekliği, bu duyguyu hayatımıza çağırabildiğimiz ölçüde dayanışma ve mücadele kültürümüz kökleşecektir. Ama eksiklerimizi ve yanlışlarımızı, alacakaranlıkta kimi zaman kör dövüşüne dönüşen yönelimlerimizi de bilince çıkarmaya devam edeceğiz.”

    Kızıldere’de katledilen THKO önderlerinden Cihan Alptekin ise Rize’nin Ardeşen ilçesine bağlı Yeniyol (Oce) köyünde bulunan mezarı başında anıldı. Ailesi tarafından organize edilen anma törenine Halkevleri, Sol Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), 68’liler Vakfı, Devrimci Gençlik, Cumhuriyet Halk Partisi ve Emek Partisi üyeleri katıldı.

    “50 YIL ÖNCE AÇILAN O YOL BİZİ AYDINLATIYOR”

    Anmada konuşma yapan Halkevleri Artvin Şube Başkanı Uğur Karakuş, “Bugün Mahir Çayan ve arkadaşlarını anmak için bir araya geldik. Onları anmak sadece tarihsel anı, olayı anmak değildir. Onların bize bıraktığı tarihsel direnişi ve bugünün devrimciliğini tartışmak ve gereğini yerine getirmektir. Onlar devrimci dayanışmanın en güzel örneğini gösterdiler. Bugün ekoloji, kent ve hak mücadelesinde bir yolumuz varsa bu onların açtığı yoldur. 50 yıl önce açılan o yol bizi aydınlatıyor” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kızıldere Katliamı’nın üzerinden 50 yıl geçti

    Kızıldere Katliamı’nın üzerinden 50 yıl geçti

    PİRHA- Bugün 30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı’nın 50. yılı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 devrimci yoldaşı, 50 yıl önce bugün 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledildi.

    68 Kuşağı denilince akla gelen ilk isimlerdendir Mahir Çayan. Türkiye’de emperyalizme ve faşizme karşı mücadelede kararlılıkla yola çıkan on binlerce devrimcinin önderlerinden biri.

    Yaşadığı dönemin dünyasındaki siyasal gelişmelerden etkilenen Çayan, kah okullarda boykot, kah emekçilerle fabrikalarda grev örgütledi. Çayan’ın , son sözleri de aynı kararlılıkta idi: “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!”

    DEVRİMCİ DAYANIŞMA

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi (THKP-C) kurucularından Mahir Çayan, yoldaşları Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Hüdai Arıkan, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru’yla birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyesi devrimciler Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını engellemek için 27 Mart 1972’de Ordu’nun Ünye İlçesi’ndeki NATO’ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırdı.

    “DÖNMEYE DEĞİL, ÖLMEYE GELDİK”

    İdam kararlarını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 yoldaşı, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyüne geçti. Köy muhtarı, gizlenen devrimcileri ihbar etti ve ev ihbar üzerine çevrildi. Çayan, “Teslim olun” çağrısına “Erleri çekin üst düzeyler gelsin! Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!” diye yanıt verdi.

    Mahir Çayan ve yoldaşları 30 Mart 1972’de yani tam 50 yıl önce bugün Kızıldere’de katledildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Görevinden ihraç edilen 22 yıllık TRT çalışanı Deniz Salmanlı için eylem-VİDEO

    Görevinden ihraç edilen 22 yıllık TRT çalışanı Deniz Salmanlı için eylem-VİDEO

    PİRHA-Kızıldere’de öldürülen Mahir Çayan ve dokuz arkadaşını andığı sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek, görevinden ihraç edilen 22 yıllık TRT şef montajcısı Deniz Salmanlı için TRT Radyo binası önünde basın açıklaması yapıldı. Salmanlı’nın işe geri alınması çağrısında bulunuldu. 

    Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nda (TRT) 22 senelik şef montajcı olarak çalışan, Haber-Sen üyesi Deniz Salmanlı, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek işinden ihraç edildi.

    İstanbul Harbiye’deki TRT Radyosu önünde bir araya gelen KESK Haber-Sen üyeleri, işyeri temsilcileri Deniz Salmanlı için basın açıklaması düzenleyerek; ihraç kararını protesto etti.

    “TRT, LİYAKATSİZ ATAMALARLA TEK SESLİ YAYINCILIĞA GEÇMİŞTİR”

    TRT’nin itibarının her geçen gün aldığı taraflı ve keyfi kararlar ile sarsıldığını söyleyen Haber-Sen Genel Sekreteri İbrahim Damatoğlu, “Kamu hizmeti yayıncılığı yapma görevi olan, halkın tarafsız bilgi alma hakkını savunması gereken TRT, hükümetin güdümünde tek taraflı bir yayıncılık anlayışını kabullenmektedir. Son süreçte yapılan liyakatsiz ve siyasi atamalar ile de tamamen tek sesli yayıncılığa geçilmiş, aynı zamanda muhalif ve iktidar yanlısı olmayan çalışanlara mobbing uygulanarak, bir cadı avına başlanmıştır. 2008 yılındaki değişiklik ile TRT atamaları cumhurbaşkanlığına bağlanmıştır. Oysa halkın ödenekleri ile halkın kurumu olması gereken TRT sadece iktidarın sesi olmuştur.

    “TRT’DE MOBBİNG UYGULAMALARI DEVAM ETMEKTEDİR”

    Eskiden TRT’de işe alınacaklar, beş-altı sınavdan geçerek yayıncı olabilirken; şimdi sınavsız atamalarla kurumun içi boşaltılmaktadır. Özellikle 2005 yılından itibaren başka kurumlara gönderilmiş olan TRT çalışanlarına son süreçte de ihtiyaç fazlası personel adı altında görevleriyle alakasız başka kurumlara göndermeler başlamıştır. TRT’de hala çok sayıda özellikle üyelerimize mobbing uygulamaları sürmektedir” diye konuştu.

    “TRT YÖNETİMİ, KENDİSİNİ HAKİM, SAVCININ YERİNE KOYMUŞTUR”

    Damatoğlu, Salmanlı’nın dile getirdiği taleplerle ilgili olarak da şunları söyledi:

    “Haber-Sen işyeri temsilcimiz Deniz Salmanlı, hangi talepleri dile getirdi de işine son verildi, hatırlayalım:

    Demokratik ve katılımcı TRT mücadelesi verdi. TRT halkındır, şirketleşemez dedi. Kurumuna, işine sahip çıktı. TRT’nin nadir arşivlerine, tescilli tarihi binalarına sahip çıktı. TRT’nin tarihi binalarının peşkeş çekilmesine izin vermedi. İnsan hakları savunucusu oldu. Ülkede yaşanan kadın katliamlarına tepki verdi. Sendikanın aldığı karar gereği TRT’de uygulanan harem-selamlık sınavının sosyal medya kampanyasına katıldı.

    Bu taleplerin ve görüşlerin hangisinden rahatsız oldunuz? TRT yönetimi kendisini hakim, savcı yerine koyarak; henüz adli bir ceza yokken keyfi suç unsuru yaratmıştır.”

    “TRT’YE SINAVLA GİRMİŞ, DENEYİMLİ ÇALIŞANLAR UZAKLAŞTIRILDI”

    Haber-Sen 5 No’lu Şube Başkanı Özlem Berkit ise Salmanlı’nın OHAL uygulamaları ile ihraç edildiğini belirterek; “TRT yönetimleri sınavla kuruma girmiş, TRT kültürüyle büyümüş yayıncı personelini kurumdan atma, uzaklaştırma çabasından vazgeçmiyor. Çalışan sayısı çok denilerek TRT’den uzaklaştırılan deneyimli ve nitelikli personel yerine ÖHT adı altında sınavsız ve niteliği belli olmayan, çok daha fazla kişi kuruma yerleştirildi” dedi.

    “TRT’DE KADIN VE ERKEKLER EŞİT ŞARTLARDA YAN YANA ÇALIŞIR”

    TRT’nin kâr amacı gütmemesi gerektiğinin altını çizen Berkit, “Kamu yararına yayın yapmalıdır. Toplumun tüm kesimlerinin sesi olmalıdır. TRT’nin geliri de bu amaçla kullanılmalıdır. Tarafsızlığı Anayasada hükme bağlanan TRT, halkındır. TRT’nin mal varlıkları olan binaları da halkındır. TRT’de kadın ve erkekler eşit şartlarda yan yana çalışır” ifadelerini kullandı.

    “SALMANLI’NIN ATILMASININ ASIL NEDENİ SENDİKAL FAALİYETLER”

    Salmanlı’nın işten çıkarılma sürecine ilişkin ise Berkit şöyle konuştu:

    “Kurum iç disiplin yönetmeliği işletilmemiştir. TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı’nın tek bir imzası ile kurumdan ihraç edilmiştir. Hukuk devletinde suçu ve cezayı yargı belirler. Deniz Salmanlı’nın atılmasının asıl nedeni sendikal faaliyetler kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımlarıdır.

    22 yıllık şef montajcı, sendikacı, kadın hakları aktivisti, Deniz Salmanlı vazgeçmiyor. Sınavla, alnının teriyle girdiği kurumdan iki imza ile gönderilmeyi kabul etmiyor. Salmanlı hakkında verilen hukuksuz uygulamaya son verin ve kendisini göreve iade edin.”

    NE OLMUŞTU?

    Deniz Salmanlı, Mahir Çayan ile dokuz arkadaşının Tokat’ın Niksar ilçesi Kızıldere Köyü’nde 30 Mart 1972 günü öldürülmeleriyle ilgili olarak sosyal medyada paylaşım yapmış; TRT yönetimi de bu paylaşımı gerekçe göstererek, Salmanlı’yı ihraç etmişti.

    PİRHA-İSTANBUL

     

     

     

  • Kızıldere Katliamı’nın 49. yılı

    Kızıldere Katliamı’nın 49. yılı

    PİRHA- Bugün 30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı’nın 49. yılı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 devrimci yoldaşı, 49 yıl önce bugün 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledildi.

    68 Kuşağı denilince akla gelen ilk isimlerdendir Mahir Çayan, Türkiye’de emperyalizme ve faşizme karşı mücadelede kararlılıkla yola çıkan on binlerce devrimcinin önderlerinden biri.

    Yaşadığı dönemin dünyasındaki siyasal gelişmelerden etkilenen Çayan, kah okullarda boykot, kah emekçilerle fabrikalarda grev örgütledi. Çayan’ın , son sözleri de aynı kararlılıkta idi: “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!”

    DEVRİMCİ DAYANIŞMA

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi (THKP-C) kurucularından Mahir Çayan, yoldaşları Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Hüdai Arıkan, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru’yla birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyesi devrimciler Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını engellemek için 27 Mart 1972’de Ordu’nun Ünye İlçesi’ndeki NATO’ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırdı.

    “DÖNMEYE DEĞİL, ÖLMEYE GELDİK”

    İdam kararlarını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 yoldaşı, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyüne geçti. Köy muhtarı, gizlenen devrimcileri ihbar etti ve ev ihbar üzerine çevrildi. Çayan, “Teslim olun” çağrısına “Erleri çekin üst düzeyler gelsin! Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!” diye yanıt verdi.

    Mahir Çayan ve yoldaşları 30 Mart 1972’de yani tam 49 yıl önce bugün Kızıldere’de katledildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Perinçek: Deniz Gezmişler, Mahir Çayanlar benim emrimdeki insanlardı

    Perinçek: Deniz Gezmişler, Mahir Çayanlar benim emrimdeki insanlardı

    PİRHA-Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, partisindeki 108 istifayı değerlendirirken “Ben 1968 hareketinin lideriyim. Herhangi biri değilim. Deniz Gezmişler, Mahir Çayanlar benim emrinde olan insanlardı” dedi.

    Partisinde yaşanan peş peşe istifalar hakkında konuşan Doğu Perinçek, 1968 kuşağının önder devrimcilerinden Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ı yine hedef alarak, “Ben 1968 gençlik hareketinin lideriyim. Deniz Gezmişler, Mahir Çayanlar benim emrimdeki kişilerdir” iddiasında bulundu.

    “BEN 68 HAREKETİNİN LİDERİYİM”

    1968 kuşağı öncüsü olduğunu iddia eden Perinçek, Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ın emrinde olduğunu söyledi. Perinçek, “Bunların 10 tanesi açıklama yaptı ‘Partimize ölene kadar bağlıyız’ diye… Mehmet Bedri Gültekin denen şahısla ben 20 senedir uğraşıyorum. Dersim meselesi üzerine falan gitmeyin diyen, 10 yıldır uğraşıyorum… Vatan Partisi’nin çok değişik özelliği vardır. Bu tür eğilimleri ikna etmeye, eğitmeye çalışır. Burada da partinin bir irade beyanı söz konusu. Benim karşıma sahte solu getirmeyin. Ben 1968 gençlik hareketinin lideriyim. Herhangi biri değilim. Deniz Gezmişler, Mahir Çayanlar benim emrinde olan insanlardı. Ben o hareketin lideriyim. Bizim ayrılığımız nerden çıkmıştır? Silahlı mücadele 71 yılında girişimleri başlayınca… O genç arkadaşlar silahlı mücadeleye sürülünce onların karşısına ben çıktım. Gene çıkarım. Bu sola kasıttır. 1971 banka soygunları, çocuk kaçırmak… Ben onların karşısındayım. Onların hiçbir gücü yoktur. Sonunda gidip PKK’ya sığınmışlardır. Vatan Partisi’nin dışında 1970’den kalan hiçbir güç yoktur” diye konuştu.

    DAHA ÖNCE DE KULLANMIŞTI

    Periçek daha önce de Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan hakkında, 40 Journos kanalının “Kısmen İktidar” adıyla yaptığı belgeselde kullandığı, “Genç çocuklar dolduruşa geldi. Denizler, Mahirler falan dolduruşa geldi. ‘Silahlı mücadeleyi hemen başlatacağız’ falan. Hem teorik birikimim var, biraz da yaşça Deniz’den, Mahir’den falan büyüğüm. Hepsinin kulağını çektim yani” ifadeleri ile gündem olmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kızıldere Katliamı’nın bugün 48’nci yılı

    Kızıldere Katliamı’nın bugün 48’nci yılı

    PİRHA – Bugün 30 Mart 1972 Kızıldere katliamının 48’nci yılı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 devrimci yoldaşı, 48 yıl önce bugün 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledildi.

    68 Kuşağı denilince akla gelen ilk isimlerdendir Mahir Çayan. Türkiye’de emperyalizme ve faşizme karşı mücadelede kararlılıkla yola çıkan on binlerce devrimciden biri.

    Yaşadığı dönemin dünyasındaki siyasal gelişmelerden etkilenen Çayan, kah okullarda boykot, kah emekçilerle fabrikalarda grev örgütledi. Çayan, son sözlerinde ise aynı kararlılıkla, “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!” dedi.

    DEVRİMCİ DAYANIŞMA

    Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi – Cephesi (THKP-C) kurucularından Mahir Çayan, yoldaşları Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Hüdai Arıkan, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Sinan Kazım Özüdoğru’yla birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) üyesi devrimciler Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını engellemek için 27 Mart 1972’de Ordu’nun Ünye İlçesi’ndeki NATO’ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırdı.

    “DÖNMEYE DEĞİL, ÖLMEYE GELDİK”

    İdam kararlarını engellemek isteyen Mahir Çayan ve 9 yoldaşı, Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyüne geçti. Köy muhtarı, gizlenen devrimcileri ihbar etti ve ev ihbar üzerine çevrildi. Çayan, “Teslim olun” çağrısına “Erleri çekin üst düzeyler gelsin! Biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!” diye yanıt verdi.

    Mahir Çayan ve yoldaşları 30 Mart 1972’de yani tam 48 yıl önce bugün Kızıldere’de katledildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kızıldere Katliamı’nın üzerinden 47 yıl geçti

    Kızıldere Katliamı’nın üzerinden 47 yıl geçti

    30 Mart 1972’de, THKP lideri Mahir Çayan ve dokuz arkadaşı Niksar’ın Kızıldere köyünde öldürüldü. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ın idamlarını engellemek için NATO üssünde görevli kişileri kaçıran Mahir Çayan ve arkadaşlarının, katledilmelerinin üzerinden 47 yıl geçti. 

    12 Mart 1971 muhtırasının ardından yakalanan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmesini engellemek isteyen THKP-C ve THKO militanları Ünye’deki NATO Radar Üssü’nde görevli iki Britanyalı ve biri Kanadalı üç teknisyeni kaçırdı.

    Eylemi, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi kurucularından Mahir Çayan, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Hüdai Arıkan, Dev-Genç Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, THKO lider kadrolarından Cihan Alptekin gerçekleştirdi.

    Grup, kendilerini Tokat’ın Niksar ilçesindeki Kızıldere köyünde bekleyen Sinan Kazım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Ömer Ayna ve Saffet Alp ile buluştu. 11 devrimci ve üç rehine köyün muhtarının evinde gizlendi.

    Asker ve polisler 30 Mart sabahı gençlerin ve rehinelerin bulunduğu evi kuşattı.

    Ankara Merkez Komutanlığı’ndan Tümgeneral Tevfik Türün tarafından yönetilen operasyonda, helikopterler ve ağır silahlar kullanıldı.

    Evde kuşatılan grubun lideri Mahir Çayan çatıya çıkıp güvenlik güçlerine seslenerek teslim olmayacaklarını söyledi.

    Bu sırada makineli tüfeklerle eve ateş açıldı ve Mahir Çayan başına isabet eden bir mermiyle hayatını kaybetti.

    Çatıya açılan ateşin ardından güvenlik güçleri eve ağır makineli silahlar, havan topları ve roketatarlarla saldırdı.

    Saldırı sona erdiğinde delik deşik olan evdeki on devrimci ve üç rehinenin hayatını kaybettiği anlaşıldı.

    Devrimcilerden bazılarının canlı yakalandıktan sonra kurşuna dizildiği iddia edildi.

    Dev-Genç Başkanı Ertuğrul Kürkçü ise 2 gün sonra roketatarın çökerttiği sağanlığın altında yapılan arama sırasında yaralı olarak bulundu.

    KIZILDERE’DEKİ DEVRİMCİLER

    Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) kurucularından Mahir Çayan, Dev-Genç Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Dev-Genç Merkez Yürütme Kurulu üyesi Hüdai Arıkan, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) militanı Cihan Alptekin, Fatsalı şoför Nihat Yılmaz, Fatsalı öğretmen Ertan Saruhan, Ünyeli çiftçi Ahmet Atasoy, Dev-Genç Genel Sekreteri Sinan Kazım Özüdoğru, Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğrenci Derneği Yönetim Kurulu üyesi Sabahattin Kurt, THKO militanı Ömer Ayna ve “Hava Kuvvetleri Proleter Devrimci Örgütü” nün kurucusu üsteğmen Saffet Alp.