Etiket: mahmut konuk

  • KHK’li Mahmut Konuk’un ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ davası 21 Aralık’a ertelendi

    KHK’li Mahmut Konuk’un ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ davası 21 Aralık’a ertelendi

    PİRHA-OHAL KHK’si ile işinden ihraç edildikten sonra Ankara’da eylemler yapan sağlık emekçisi Mahmut Konuk, ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlaması ile mahkemeye çıktı. Bir sonraki duruşması 21 Aralık’a ertelenen Konuk, mahkemeye verdiği savunmada, sözlerinin çarpıtıldığını söyledi.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından, Çankaya Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışırken ihraç edilen Mahmut Konuk, Ankara’da ‘İşimi geri istiyorum’ eylemi yaptığı için 14 Aralık’ta bir kez daha mahkemeye çıktı.

    Eylemleri sırasında yaptığı konuşmalar nedeniyle AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla hakkında dava açılan sağlık emekçisi Mahmut Konuk’un ilk duruşması Ankara 54’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Kimlik tespitiyle başlayan duruşmaya, Mahmut Konuk ve avukatları Evin Konuk, Murat Yılmaz ve Mert Ekinci ile Erdoğan vekili Hüseyin Aydın’ın yetki belgesiyle avukat Sami Kabadayı katıldı.

    “SÖZLERİM ÇARPITILARAK YA DA YANLIŞ YORUMLANARAK DAVA HAZIRLANDI”

    İddianame ve dosyadaki eklerin okunmasının ardından Konuk’un savunmasına geçildi. Konuk, soruşturma kapsamında bulunduğu beyanları tekrar ettiğini belirterek, sendikal faaliyetleri sırasında çok kez polis şiddetiyle gözaltına alındığını söyledi. Üzerine atılı suçları kabul etmeyen Konuk, “Benim yasal hakkımı kullanarak basın açıklaması yaptığımdan dolayı kullandığım sözcükler çarpıtılarak ya da yanlış yorumlanarak önünüze gelen dava hazırlandı. Ben kimseye hakaret etmedim, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmedim” şeklinde konuştu.

    SAVCI, CEZALANDIRILMASINI İSTEDİ

    Konuk’un savunmasının ardından savcılık, esas hakkında mütalaasında soruşturma ve kovuşturma kapsamında bütün delillerin toplandığını belirtti. Konuk’un ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçunu’ işlediğini öne süren savcı, TCK’nin 299/1-2 ve 2016/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasını ve TCK’nin 53’üncü maddesi gereğinde belirli haklardan yoksun bırakılmasını talep etti.

    BİR SONRAKİ DURUŞMA 21 ARALIK’A ERTELENDİ

    Daha sonra beyanda bulunan Konuk’un avukatları, mütalaaya karşı savunma yapmak için ek süre talep etti. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Konuk ve avukatlara yazılı beyanda bulunmaları için ek süre verilmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 21 Aralık’a erteledi.

    PİRHA/ANKARA

  • 14 Aralık’ta duruşması var; ‘İntihar yerine isyan etmeyi tercih ettim’-VİDEO

    14 Aralık’ta duruşması var; ‘İntihar yerine isyan etmeyi tercih ettim’-VİDEO

    PİRHA-OHAL KHK’si ile işinden ihraç edildikten sonra Ankara’da eylemler yapan sağlık emekçisi Mahmut Konuk, ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlaması ile mahkemeye çıkacak. Konuk, 14 Aralık’taki duruşma için dayanışma çağrısı yaparak, hükümeti de Seyit Rıza’nın “Ben sizin hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu, ama siz de bana boyun eğdiremediniz bu da size dert olsun” sözleriyle eleştirdi.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından, Çankaya Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışırken ihraç edilen Mahmut Konuk, Ankara’da ‘İşimi geri istiyorum’ eylemi yaptığı için 14 Aralık’ta bir kez daha mahkemeye çıkacak.

    Mahmut Konuk, 22 Kasım 2016’da 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildikten sonra “40 yıllık emeğimi gasp edenler, iki elim yakanızda” yazılı önlüğünü giyerek eylemlerine devam etmekte. Konuk, “İşime geri dönmek istiyorum” talebini sürdürürken hakkında açılan yeni davaya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “İNTİHAR ETMEK YERİNE İSYAN ETMEYİ TERCİH ETTİM”

    Pir Seyit Rıza’nın “Ben sizin hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu. Ama siz de bana boyun eğdirmediniz bu da size dert olsun” sözleriyle konuşmasına başlayan Mahmut Konuk, Diyarbakır’da intihar eden KHK’lı Fatma Demirel’in yaşadıklarını da anımsattı. Konuk, ihraç politikaları sonucu birçok emekçinin hayattan koparıldığını ifade ederek şunları ekledi:

    “İlk intihar haberini aldığımız kişi Mehmet Fatih Traş oldu. İhraç edilmiş bir akademisyendi. İş için başvurduğu bütün kapılar yüzüne kapanınca Fatih Traş, 10. kattan kendisini atıp intihar etmişti. Kalp krizi geçirip ölen SES Malatya eski şube başkanı 1 yıl sonra görevine iade edildi, 550 civarında KHK’li hayatını kaybetti. Bunların içerisinde 100’e yakını intihar etti, kalp krizi geçirdi ve inşaatlardan düşerek öldü. Ben de intihar etmek yerine İsyan etmeyi tercih ettim. Otuz yıldır demokratik hak alma mücadelesi içerisindeyim. Devlet, onun için beni hedef haline getirmişti. 7 Kasım 2016 tarihli bir polis fişlemesinde benim için ‘PKK-KCK içerisinde faaliyet yürütüyor’ denilerek ‘hedefimiz konumundadır’ diye bahsediliyor. Ancak PKK-KCK konusunda hakkımda açılan bir dava yok. 2 yıl sonra örgüt üyeliğinden bir dava açıldı ancak o da PKK değil DHKP-C…

    İddia şu: Ben 28 Eylül 2018’de örgüt toplantısı için İstanbul’a gitmişim!
    O tarihte gittiğim yer Silivri’deki yeğenimin nişanıydı. Nişan davetiyesi ile halay görüntülerini mahkemeye sundum. Savunmamda ise ‘Hayatımı kayda geçirip sırtımda mı taşıyacağım?’ dedim. Bir sene sonrasında bir daha gözaltına alındım ve bu defa 2019 tarihinde İstanbul’a gitmem örgüt üyeliğine kanıt olarak gösterildi. Yani hilelerinden vazgeçmiyorlar. Baktılar ki bir örgüt davası için bunlar tutmuyor bu sefer peş peşe ‘cumhurbaşkanına hakaret’ yoluna başvurdular.”

    “AMA BEN GALİLEO GİBİ DE YAPMAYACAĞIM!”

    Mahmut Konuk, ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlaması ile 14 Aralık saat 11:45’te Ankara 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. “Cumhurbaşkanına hakaret denilince akan sular duruyor” diyen Konuk, işlediği iddia edilen suçlama hakkında şunları söyledi:

    “Bu kez ‘işimi geri istiyorum’ eylemlerimin birinde Futbol Federasyonu’nu eleştirmiştim. O tarihlerde Fatih Terim, Futbol Federasyonu’nu eleştiriyor ve Futbol Federasyonu da diyor ki ‘efendim bu konuda kararı biz vermedik. Maçlar seyircili mi yoksa seyircisiz mi oynanacak biz belirleyici değiliz.’

    Bilimsel bir yanıt vermek yerine ‘Cumhurbaşkanımız karar verdi’ deniliyor. Ben de bunun üzerine ‘Maçların seyircili mi yoksa seyircisiz mi oynanmasından araba camlarının filmine kadar her şeye karar vermenin bir kişinin iki dudağı arasında olduğu rejimin adı faşist diktatörlüktür. Böyle bir rejim ancak Hitler Almanya’sında Mussolini İtalya’sında Saddam’ın Irak’ında görülebilir. Demokratik ülkelerde böyle bir şey yok’ dedim ve bu ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ olmuş.

    Ben rejimin niteliği ile ilgili bir eleştiride bulunuyorum. Futbol Federasyonu’nu eleştiriyorum. Bir de bu sözlerim arasında ‘Yalan söylediler. Darbe ile ilişkiliydiler diyerek bizi işten attılar. Hani bizim darbeyle iltisakımız? İşleri güçleri yalan’ demişim. Bundan da ‘halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek’ suçu çıkarıyorlar. Yani iki ceza birden istiyorlar.

    Hakim ve savcılar, rejimin niteliği hakkında söz söyledim diye burdan hakaret çıkarmaya çalışıyorlar. Ama oyunları bizi yıldıramayacak. Ceza verseler dahi; Galileo Engizisyon Mahkemesi karşısında ‘Evet dünya tepsi gibidir dönmüyor’ dedi. Ama ben Galileo gibi de yapmayacağım. Mahkeme salonunda da ‘Bunun adı faşizmdir’ demeye devam edeceğim.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • KHK’li Mahmut Konuk: Bu devran böyle gitmez!-VİDEO

    KHK’li Mahmut Konuk: Bu devran böyle gitmez!-VİDEO

     

    PİRHA-215 haftadır her hafta pazartesi günü Ankara Numune Hastanesi önünde ‘İşimi geri istiyorum’ eylemi yapan Mahmut Konuk; “ .  Emekçiler haklarını istedikleri için yargılanıyor, tutuklanıyor, gözaltına alınıyor, baskı görüyor, işkence görüyor. Bu devran böyle gitmez. Muhalefet kendi kendine çürüyüp düşmelerini bekliyor. Yok öyle bir şey. Direne direne kazanacağız” dedi.

    215 haftadır her hafta pazartesi günü Ankara Numune Hastanesi önünde ‘İşimi geri istiyorum’ eylemi yapan Mahmut Konuk bu hafta yaptığı suç örgütü lideri Sedat Peker’in yaptığı açıklamalar üzerinden mafya-siyaset ilişkilerine değinerek en ufak bir hak arama eylemine bile müdahale eden polisin, yargının Sedat Peker’in açıklamalarına karşın hala harekete geçmemesini eleştirdi.

    “SEDAT PEKER’İN İDDİALARI YENİLİR YUTULUR ŞEYLER Mİ?”

    ‘İşimizi geri alacağız’ diyerek 215 haftadır eylem yaptığını ve sürekli polis baskısına ve şiddetine maruz kaldığını belirten Konuk şunları dile getirdi:

    “Bakın ülkede çok önemli şeyler oluyor.  Halk artık her pazar günü Sedat Peker’in açıklamalarını dinlemek için hazırlık yapıyor. Sedat Peker kim? Devletin resmi kayıtlarına göre organize suç örgütü lideri olmakta suçlanıyor ve onun hakkında kırmızı bültenle arama emri çıkarılmış. Peki söylediği şeyler yenilir yutulur şeyler mi? Bugünkü Cumhuriyet Gazetesi’nde diyor ki seçim kahvesi çete liderinden! Sizin içtiğiniz, seçimde dağıttığımız kahveler benden diyor Sedat Peker. AKP’nin mitinglerinde dağıtılan kahvelerin parasını Sedat Peker vermiş. Süleyman Soylu‘nun İçişleri Bakanlığı ne yapmış? Sedat Peker’e güvenlik önlemi olarak koruma vermiş. Bu adam yurt dışına kaçak göçek gitmedi, yurt dışına pasaportla gitti. Şimdi tü kaka oldu. Adam evin içinden konuşuyor ve diyor ki biz SADAT’la Suriye’ye silah götürdük kime? El Kaide’nin Suriye kolu olan El Nusra ya silah götürdük. Oradaki Türkmen kardeşlerimizden haber geldi. Dediler ki sizin verdiğiniz silahlarla bizi öldürüyorlar. Hadi bunu geçtiniz diyor ki Kıbrıs’ın Uğur Mumcu’su olan Kutlu Adalı’yı öldürmek için Korkut Eken benden adam istedi ben de kardeşimi gönderdim, gittiler, görüştüler. Korkut Eken’de bu olayı doğruluyor, kardeşi de doğruluyor. Ama o olayda olmadı, birileriyle temizledik diyor. Kıbrıs’taki güvenlik kuvvetlerinin komutan da bu olayı doğruluyor. Evet bana geldiler diyor. Şimdi savcılar nerede? Hadi diyelim ki suç örgütü lideri buna uymadınız, peki Süleyman Soylu bu ülkenin hala İçişleri Bakanı istifa etmemiş, görevden alınmamış.”

    “SAVCILAR YOK, ADALET YOK”

    Süleyman Soylu’nun Sedat Peker’in iddiaları karşısında bir siyasetçiye 10 bin dolar maaş verdiğini söylediğini hatırlatan Konuk sözlerine şöyle devam etti:

    “Süleyman Soylu‘nun açıklamalarını baz alın onunla ilgili bir soruşturma yapın. Yok, yargı yok, yargı kime var? Burada açıklama yapan emekçiler için var, geçen yıl burada mafyalar savaşı başladı dediğim için benim hakkımda da bir celsede ceza verdiler. Sedat Peker AKP’nin adamı dedim, Alaattin Çakıcı Devlet Bahçeli’nin adamı dedim diye ikisine de hakaretten 1 yıl hapis cezası, bir de para cezası aldım. Bir celsede Devlet Bahçeli’ye hakaret ettim gerekçesiyle verdiler. Bir ceza maddesi uydurdular verdiler. Adı Devlet olunca devlet büyüğü oluyor. Devlet Bahçeli’ye hakaret etmişim, mafya demişim. Ben ne demişim? Mafya lideri dava arkadaşı dediğim için aldım o cezaları. Dava arkadaşı dediğim için. Ben Alaattin Çakıcı’ya bundan sonra mafya lideri demiyorum Devlet Bahçeli’nin dava arkadaşı diyorum. Ne yaptı Devlet Bahçeli’nin dava arkadaşı çıktıktan sonra Sedat Peker’i tehdit etti, sana dansöz elbisesi giydireceğim, seni Tansu Çiller de kurtaramaz dedi. Ne oldu? Sonra nereye gittiler. Mehmet Ağar,  Korkut Eken, Alaattin Çakıcı ve Engin Alan marinada fotoğraf çektirdiler. Sonra o marina Sedat Peker’in açıklamaları üzerine gündeme geldi. Marina Sedat Peker’in iddiasına göre Türkiye’deki kokain ticaretinin yeni rotası. Mehmet Ağar açıklama yaptı,  biz oraya gitmeseydik oraya mafya çökecekti.  Süleyman Soylu Mehmet Ağar’ı suçladı Mehmet Ağar’da Süleyman Soylu’dan özür diledi. Savcılar yok,  adalet yok ortada.”

    “SAVCILAR İŞİ, EKMEĞİ İÇİN DİRENENLERİN PEŞİNDE”

    ‘Ne oluyor, ne bitiyor burada. Bir suç organizasyonu var, birinin evine, birinin marinasına çökmüşler’ diyen Konuk şunları aktardı:

    “Biri çıkıp itiraf ediyor tüm bunları. İçişleri Bakanı da bunu eleştiriyor, öbürü İçişleri Bakanı‘ndan özür diliyor. Neredesiniz İçişleri Bakanı’nın açıklamalarında bir şey daha var. Bu ülkenin en önemli meselelerinden biri Hrank Dink cinayetidir diyor. Hrank Dink cinayetinin azmettiricilerinden olan Erhan Tunceli Sedat Peker’e emanet ettiler dedi.  Bu bireysel bir olayda değil, sistemsel bir olay dedi. Kim var arkasında Özel Harp Dairesi’ni işaret etti.  Ve adını vererek Bilecik’teki silahların sorumlusu olarak Veli Küçük’ü verdi. Nerede şimdi savcılar? Savcılar Yüksel Caddesi’nde işi, ekmeği için direnenlere, direnmiş olanlar hakkında düzenlenen fezlekelere bakıyor. Yüksel Caddesi’nde direniş başlatan Nuriye Gülmen İstanbul’da ayın 10’unda Çağlayan Adliyesi’nde 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor. Ne var İdil Can kültür Merkezine gitmiş. Başka, Nuriye Gülmen 9 Kasım 2016’da ‘işimi geri istiyorum’ diye Yüksel Caddesi’nde direnişi başlatan insandır. Bu ülkede başka şeylerde var. Ayten Öztürk’ü Lübnan’dan alıp getirdiler. 6 ay işkence gördü. Vücudunda 898 tane yara izi var. Şimdi ağırlaştırılmış müebbet istiyorlar. HDP’li Milletvekilleri, HDP eş başkanları, 6 milyon oy almış olan partinin eş genel başkanları tutuklu. Bir itirafçı ifadesi üzerinden. 15 tane avukat bu ülkenin güzide avukatları Çağdaş Hukukçular Derneği’nin Genel Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı ve arkadaşları senelerdir tutuklu. 15 sene, 17 senelik hapis cezalarıyla cezalandırıldılar. Tutuklu yatıyorlar,  bir itirafçının ifadesiyle.”

    “MUHALEFET KENDİ KENDİNE ÇÜRÜYÜP DÜŞMELERİNİ BEKLİYOR”

    ‘Sedat Peker devletin içinden suç örgütünün içinden konuşuyor,  bir itirafçı kadar bir değer yok mu?’ diye soran Konuk şunları söyledi:

    “Bu adam hadi suç örgütü lideri İçişleri Bakanlığı’nın açıklamaları üzerinden bir şey yapın, yok devlet suskun. İkide bir siyasal iktidar sıkıştıkça bir yerlerden gaz buluyor, gaz çıkartıyor. Sıkıştıkça gaz çıkarıyorlar. Artık dayanacak şeyleri yok ve muhalefet izliyor, bekliyor. Muhalefet kendi kendine çürüyüp düşmelerini bekliyor. Yok öyle bir şey. Çürüyüp değişen bir şey olmaz. Çürüdükçe kokuşur. Bu ülkenin her tarafı kokuştu. İşte Marmara Denizi koktu, Marmara Denizi deniz olmaktan öldü. Kapitalizmin kar hırsı Marmara Denizi’ni öldürdü. Diğer denizlerin kapısında bekleyen de bu. Göllerimiz, ırmaklarımız, akarsularımız bunların hepsinin akıbetini bekleyen bu. Ormanlarımız, ovalarımız, dağlarımız, bunlar akıbetini bekleyen bu yok olup gitmek. Parsel parsel satılıyoruz ve bu ülkenin insanlarını uyutmak için her gün bir yere savaş açıyorlar, bir yerlere gidiyorlar. Bir dönem Nijerya’da gidip Abdullah Öcalan’ı yakalayıp getiren yargı önüne çıkaran devlet,  bugün Mahmur’a operasyon düzenliyor adam öldürüyor ve diyor ki o PKK’nın en üst düzeydeki yöneticisiydi. İyi güzelde kardeşim yakala getir, yargıla. Ve Birleşmiş Milletlere (BM) kafa tutuyor. BM’nin gözetiminde bir mülteci kampı. Kim bu kampa kaçıp yerleşenler? Köy boşaltmalarla senin Uludere’nden, senin Beytüşşebap’ından senin Şırnak’ından göç edip giden köylülerin oluşturduğu Birleşmiş Milletler gözetiminde bir kamp. BM’yi karşına alıyorsun ve bende bir BM üyesi olarak oraya müdahale ediyorum diyorsun, gidip cinayet işliyorsun. Suçlu olabilir, ağırlaştırılmış müebbetle de senin cezanla cezalandırılabilir, alıp getirirsin yargılarsın ama gidiyorsun öldürüp geliyorsun,  yargısız infaz yapıyorsun. Suçlu olup olmadığı bile belli değil,  ya da ne kadar suçlu olduğu belli değil.”

    “BU DEVRAN BÖYLE GİTMEZ”

    Konuk son olarak şunları kaydetti:

    “Halkı uyutuyorlar,  halkı milliyetçilik üzerinden,  halkı Müslümanlık üzerinden uyutuyorlar.  Bir gün diyorlar ki işte Libya’da çıkarlarımız,  bir gün diyorlar ki Suriye’de çıkarlarımız,  bir gün diyorlar ki Kafkasya’da çıkarlarımız, bir gün diyorlar ki başka bir şey. Bir gün diyorlar ki işte camii açacağız,  camii açılışı üzerinden, halkın dini duyguları üzerinden siyaset yapıyorlar, ömürlerini uzatıyorlar.  Emekçiler haklarını istedikleri için yargılanıyor, tutuklanıyor, gözaltına alınıyor, baskı görüyor, işkence görüyor. Bu devran böyle gitmez. Biz kazanacağız, sizin baskılarınız, sizin zorbalıklarınız bize çökmeyecek. Zafer direnen emekçinin olacak. Direne direne kazanacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sevenleri, ‘Perihan Abla’yı anlattı-VİDEO

    Sevenleri, ‘Perihan Abla’yı anlattı-VİDEO

    PİRHA-Devrimci mücadelesi ile tanınan emekli hakim Perihan Pulat, Ankara’da son yolculuğuna uğurlanacak. Veli Saçılık, Mahmut Konuk, Zarife Çamalan ve Alişan Şahin, her direnişte en önde yer alan Perihan Pulat’a dair anılarını anlattı.

    Ankara’nın ‘Perihan ablası’ uzunca bir dönem yaşadığı sağlık problemlerinin ardından önceki gün Hakk’a yürüdü. Ankara’da bugün toprağa sırlanacak olan Perihan Pulat, gerisinde nasıl bir yaşantı bıraktı dostlarından dinledik.

    “ANKARA, ABLASINI YİTİRDİ”

    Ankara’da yapılan her eylem ve etkinlikte en önde olan Perihan Pulat’a dair konuşan Zarife Çamalan, onu “Ankara’nın perisi” olarak tanımladı. Pulat’ın yaşamını yitirmesindeki asıl nedenin sağlık sorunları olmadığını belirten Çamalan, şunları söyledi:

    “1,5 sene önce Yüksel Caddesi’nde Mimarlar Odası önünde polisten aldığı darptan kaynaklı hayatının sonu hızla geldi. Perihan Pulat herkesin bildiği gibi Ankara’nın ablasıydı. Bütün direnişçilerin perisiydi, vazgeçilmez bir siması olarak yaşadı. Çünkü onun kendine özgü bir sosyalizm anlayışı, devrimci kimliği vardı. Kendisini devrimci, sosyalist mücadeleye adamış ve içselleştirmiş bir kişilikti. Ve hiçbir ayrım gözetmeden nerede hak arama eylemi varsa her zaman orada olurdu.”

    “HES’LERE KARŞI DURMAK İÇİN SİNOP’A GİDERDİ”

    Kanun Hükmünde Kararname ile işinden olan Mahmut Konuk da Perihan Pulat’ın en yakın yol arkadaşlarından birisiydi. Pulat’ıBütün direnişte olan insanların, emekleri için adalet talebinde bulunan herkesin ablasıydı” sözleriyle tanımlayan Mahmut Konuk, şu cümlelerle devam etti:

    “Perihan Pulat’ı savaş karşıtı platformda tanıdım. İlk gözüme çarptığında kocaman bir Behice Boran rozeti vardı ve ‘Savaşa hayır’ rozetleri takıyordu. Perihan abla, kim nerede eylem yapıyorsa, oradaydı. HES’lere karşı eylem için Ankara’dan Sinop’a gidiyordu. Emekçiler, hakları için sokağa çıktığında Perihan abla oradaydı. Hekimler, sağlık emekçileri, savaş karşıtı eylem yaptığında Perihan abla oradaydı. Perihan abla her yerdeydi.

    KHK’lılar olarak işten atıldıktan ve mücadeleye atıldığım ilk günden itibaren, önlüğümü üzerime giydiğim günden itibaren Perihan abla benim yanımdan hiç ayrılmadı.”

    “MUHALİF DURUŞUNU HİÇ SEKTEYE UĞRATMADI”

    Aynı zamanda Perihan Pulat’ın avukatı olan Alişan Şahin, “Sol, sosyalist çevre, devrimci, yiğit bir kadını kaybetti” diyerek Perihan Pulat’a dair şu anılarını anlattı:

    “Perihan abla, her hak ihlaline uğrayanın yanındaydı. Onurlu, muhalif duruşunu sekteye uğratmadan yaşadı.

    Perihan abla ile avukat olarak gözaltı takibine gittiğim gün tanıştık. Birbirimizin hayatına o şekilde girdik. Ama onun duruşuna çok hayran oldum. Ondan çok şeyler öğrendim. Behice Boran’ın çok eski ve çok iyi bir dostuydu. Onunla olan hikâyeleri sık sık anlatırdı. Önemli olan Perihan ablanın bu muhalif duruşundaki kesinlikle kararlı oluşuydu.

    Perihan ablaya çoğu, 2911 sayılı yasayı muhalefetten olmak üzere 5 tane dava açıldı. Bu davaların 3’ünden beraat etti. 2 dosyası da halen mevcut, ondan da beraat edecek bundan adım gibi eminim.”

    “KENDİSİNİ EŞİT BİR BİÇİMDE KONUMLANDIRAN BİR İNSANDI”

    Hak mücadelesi sebebiyle eylemleriyle tanıdığımız Veli Saçılık da Perihan Pulat’ı anlatan isimlerdendi. “Kutuplarda buzulların erimesini kendisine dert edinirdi” diyen Saçılık’ın aktarımı şöyle oldu:

    “Perihan anne öncelikle Behice Boran’ın hayranıydı ve Behice Boran’ın kendisinin öğretmeni olduğunu söylüyordu. ‘Behice Boran’ın kızıyım’ diyordu ve bize de annelik yapıyordu. Kendisi Behice Boran’ın kızı bizim de annemiz durumundaydı. Perihan ananın anılandan ziyade onun yaşam tarzı bizim hedeflediğimiz, aslında programlarımıza yazdığımız, konuştuğumuz kavramları kendi benliğinde birleştirmiş bir insandı.

    Kutuplarda buzulların erimesini kendisine dert eden, bunun için içerlenen, bunun için doğalgaz yakmayan bir insandı. Hayvanların canına asla kıymayan, Kürt’ün hakkını Kürt’e, Alevinin hakkını Aleviye, kadının hakkını kadına, emekçinin hakkını emekçiye ayrımsız ve gayrımsız bir biçimde ve mutlaka yanında olandı. Yani kafasında milliyetçi, ırkçı, cinsiyetçi, insan egemen bir fikir asla yoktu. Doğada kendisini eşit bir biçimde konumlandıran bir insandı.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KHK’li Mahmut Konuk’tan polise: Siz iktidarın polisliğini yapıyorsunuz-VİDEO

    KHK’li Mahmut Konuk’tan polise: Siz iktidarın polisliğini yapıyorsunuz-VİDEO

    PİRHA- Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilen sağlık memuru Mahmut Konuk’un, 1162 gündür sürdürdüğü işe geri dönme eylemine polis müdahale etti. Konuk, polislere, “Siz iktidarın polisliğini yapıyorsunuz. Siz kanunların size verdiği yetkinin dışında yetki kullanıyorsunuz. Sizin yaptığımız zorbalık, yaptığımız hukuksuzluk” diyerek tepki gösterdi. 

    OHAL döneminde Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilen sağlık memuru Mahmut Konuk, 1162 gündür sürdürüyor.

    Konuk her hafta pazartesi günleri saat 12.30 da ihraç edildiği işyeri Çankaya İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün yeni adresi Numune Hastanesi önünde işini geri istemek için basın açıklaması yapacaktı. Ancak polis Valiliğin yasak kararını gerekçe göstererek müdahale etti.

    “ZORBALIK YAPIYORSUNUZ”

    Alandan uzaklaştırılmak istenen Mahmut Konuk, polise tepki göstererek, “Hukuksuzluğu ve zorbalığı siz yapıyorsunuz. Sizin göreviniz Anayasal haklarımızı korumak bize saldırmak değil. Siz iktidarın polisliğini yapıyorsunuz, siz kanunların size verdiği yetkinin dışında yetki kullanıyorsunuz. Sizin yaptığımız zorbalık, sizin yaptığımız hukuksuzluk” dedi.

    Polislerin müdahaleye devam etmesi üzerine Konuk, “Bugünlerin hesabı sorulacak hukuk devleti geldiğinde bunların hesabı sorulacak bunu unutmayın. Sizi gönderenler bunun hesabını size yapacak” diyerek tepkisini sürdürdü.

    Konuk, “Bugün 4 Mayıs. Bundan 83 yıl önce Dersim’de Munzur suyunda kan akıyordu” sözlerinin ardından yine müdahale eden polis Mahmut Konuk’a “Sen işini geri istemiyor musun tarih konuşuyorsun” demesi üzerine Konuk, “Evet tarih konuşacağım” diye karşılık verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Mahmut Konuk: Düğüne gittim diye terörist ilan edildim-VİDEO

    Mahmut Konuk: Düğüne gittim diye terörist ilan edildim-VİDEO

    PİRHA – Yüksel Caddesi ve ihraç edildikleri işyerleri önünde yaptıkları eylemler sebebiyle 2’si tutuklu 15 kişi, 29 Temmuz’da hakim karşısına çıkacak. Yargılanacak isimlerden olan Mahmut Konuk, 295 sayfalık iddianame için ‘kumpas’ yorumunu yaparken “Bir grup insan işini, ekmeğini istemek için sokağa çıkıyor. Bize uygulanan şiddetin toplamı görünsün diye herkesi duruşmayı izlemeye çağırıyorum” dedi.

    15 Temmuz darbe girişimi ardından işlerinden ihraç edildikten sonra Ankara’da sokağa çıkarak eylem yapan 2’si tutuklu 15 kişi 29 Temmuz’da 28. Ağır Ceza Mahkemesinde yargı önüne çıkacak.

    Aralarında Yüksel Caddesinde eylem yapanların da oluğu 15 kişi, ‘örgüt üyeliği’ ile suçlanıyor.

    Hazırlanan 295 sayfalık iddianame için ‘Kumpas’ benzetmesi yapan Mahmut Konuk da yargılanacak 15 kişilik listede yer alıyor. Konuk, Çankaya Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışırken 22 Kasım 2016’da 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç ediliyor. “Malum bizim için özel bir gerekçe yok” diyen Konuk, Pazartesi yapılacak yargılama öncesi başından geçenleri şöyle özetliyor:

    “MAHKEME YOLUMUZ KAPATILIP ŞİDDETE DE MARUZ KALDIK”

    “14500 kişinin tek bir KHK ile ihraç edildiği durum söz konusu. FETÖ, PDY, özel bir topluluk veya başka bir terör örgütü ile ilişkili olmak… Yıllardır yaptığım basın açıklamalarında zaman zaman şunu söylüyorum; ‘Eğer bizim FETÖ, darbe, darbecilik ya da bir şiddet örgütüyle bağımız varsa yaptığımız helali hoş olsun. Yoksa siz yalancısınız, haramisiniz’ diye söylüyorum. İhracımdan sonra ilk eylemimizi KESK ve SES’in uyguladığı kararlar doğrultusunda 15 Aralık 2016’da işyerlerimiz önünde milletvekillerinin ve birçok insanın katılımıyla yaptık. Anayasal bir hak olarak, bizi ihraç ettiler ama idari mahkemelere, Danıştay’a, Anayasa Mahkemesi’ne de başvurduk. Fakat bu yolların tamamı kapatıldı. Ardından 27 Şubat 2017 tarihinden itibaren her Pazartesi kendi işyerim önünde basın açıklaması yaparak durumu kamuoyuna duyurmaya çalıştım. Gözaltına alma ve eylemi engelleme gibi durumla karşılaşmadım ama Afrin operasyonu bahanesi ortaya çıkar çıkmaz Yüksel Caddesi’ndeki eylemlere nasıl müdahale ediyorlarsa bana da öyle davrandılar. Söz söyletmediler, konuşturmadılar. Hatta bağımsız milletvekili adayı olduğum dönemde 20 günde 13 defa gözaltına alındım. Zaman zaman çok ciddi şiddet uygulamalarına da maruz kaldık.”

    “YALANINIZ BATSIN”

    Konuk, ihraçlar sonrasında yaptıkları eylemler sebebiyle ‘terör ile bağlantılı’ oldukları yönünde suçlamalar aldıklarını aktarıp “Yaptığımız işin onların terör tanımı ile nasıl bir alakası var?” diye de sordu. Konuk, yeğeninin düğünü sebebiyle gittiği İstanbul’da da takibe alındığını ve iddianameye de “Örgüt üyeleri ile buluşmak üzere gitti” şeklinde not düşüldüğünü söyledi. Konuk sözlerine şöyle devam etti:

    “İddianame toplamda 295 sayfa. Yaptığımız işin onların terör tanımı ile nasıl bir alakası var? Yani benim kendi işyerimde ya da Yüksel Caddesi’nde yaptığımız eylemlerin bu tanımla nasıl ilgisi var? Tam tersine bize uyguladıkları muamele onların terör tanımına giriyor. Baskı, yıldırma, tehdit, şiddet, gaz bombası, cop, plastik mermi, tazyikli su sıkma ve zorla şiddet uygulayarak gözaltına almak… Bunların tamamı terör tanımına giriyor. Bunu uygulayan devletin kendisi. Bana 10 sayfa ayrılmış ve çok gülünç iddialar, ipe sapa gelmez suçlamalar var. Örneğin; Mahmut Konuk 28 Eylül 2018’de İstanbul’a örgüt üyeleri ile buluşmak üzere gitmiş. Eğer mahkeme heyeti izin verirse ben o belgeleri göstereceğim. İddianamede ayrıca şöyle bir ifade var; ‘İş yoğunluğundan dolayı, olanaksızlıklarımızdan dolayı İstanbul’daki teknik takibi devam ettiremedik’. Yalanınız batsın. İstanbul’a ne için gittiğim belli. Siz zaten telefon dinlemesi de yapıyorsunuz. Yeğenim Fırat Konuk’un nişan davetiyesi için gittim. Eğer mahkeme heyeti kabul ederse görüntülerini de orada sunacağım. Düğüne giderken terörist ilan edildim, örgüt üyeleri ile buluşmuş oldum.”  

    “HAZIRLANAN KUMPASI HERKESE GÖSTERECEĞİZ”

    29 Temmuz’da saat 10:00’da Ankara Adliyesinde görülecek duruşmaya katılım çağrısı da yapan Konuk, sözlerini şu cümlelerle noktaladı:

    “Anayasa Mahkemesi bir karar verdi; ‘OHAL koşullarında bile haksızlığa uğrayan, işten atılan insanların ‘işimi geri istiyorum’ diye basın açıklaması yapması anayasal bir haktır, cezaya tabi tutulamaz’ demişken biz bu nedenle terörist olarak yargılanıyoruz. Bize hazırlanan kumpası orada herkese göstereceğiz. Bütün kamuoyu duysun, vicdanlı insanlar görsün, yargılama sürecini takip etsin. Bir grup insan, işini, ekmeğini istemek için sokağa çıkıyor, bir grup insan da vicdanen onlara destek oluyor. Desteği kırmak üzere bize uygulanan şiddetin toplamını görsün diye herkesi o duruşmayı izlemeye çağırıyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Ankara’ya yürüyen işçilerden açıklama: Zafer kazanana kadar mücadele edeceğiz-VİDEO

    Ankara’ya yürüyen işçilerden açıklama: Zafer kazanana kadar mücadele edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Kanun Hükmünde Kararname  (KHK) ile çalıştıkları işten atılan ve işlerine geri dönmek için İstanbul’dan  Ankara’ya  yürüyüş gerçekleştiren  Kenan Güngördü, Mazlum Çetinkaya, Arkadaş Canpolat  ile  Sinan Yerdelen adlı işçiler, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubede basın toplantısı gerçekleştirdi.

    İstanbul Zeytinburnu Belediyesi’ndeki 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile getirilen ‘Taşeron düzenlemesi’ kapsamında işten çıkarılan işçi Kenan Güngördü, belediye binası önünde başlattığı oturma eyleminin 174. gününde 24 Eylül’de Ankara’ya yürüyüş başlatmıştı.

    Güngördü’nün başlattığı yürüyüş eylemine, güvenlik soruşturması gerekçesiyle Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’ndeki işinden atılan Sinan Yerdelen ile yine işlerinden çıkarılan Mazlum Çetinkaya ve Arkadaş Canpolat da katılmıştı.

    Ankara’ya ulaşan işçiler, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Binası’nda açıklama yaptılar.

    “AKP KENDİ OHAL’İNİ UYGULUYOR”

    Basın toplantısında yaşadıklarına ilişkin  Kenan Güngördü yaptığı açıklamada, “AKP OHALi kaldırdığını söylese de aslında kendi OaHAL’ini uyguluyor. Yürüyüş boyunca güvenlik güçleri adım adım bizi izledi. Sanki İstanbul’dan Ankara’ya yürüyen hırsız ya da vatan hainiymişiz gibi bizi izledi. Böyle diyorum çünkü asıl suçlular onlardır. Biz sadece işimizi ekmeğimizi ve onurumuz için Ankara’ya yürüdük “dedi.

    “50 YOLCUYU RESMEN REHİN ALDILAR”

    Eskişehir’den Ankara’ya gelmek için bindikleri otobüste ‘resmen rehin alındıklarını’ kaydeden Güngördü, yaşadıklarını şöyle anlattı:

    “Biz otobüse bindikten sonra polisler bindiğimiz otobüsün muavinini arayarak Ankara’ya kadar hiçbir yolcunun otobüsten inmemesini söylemiş. Muavinin de otobüste bulunanlara seslenerek, ‘Ankara Emmiyeti’nden kara var; Ankara’ya kadar kimse inmeyecek’ dedi. Eskişehir’den Ankara’ya kadar yaklaşık 50 yolcuyu resmen rehin aldılar.”

    “MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Bugün meclise gideceğimizi bildikleri için orada karakol gibi etrafımızı sardılar. İllegal bir örgütmüşüz gibi bize yaklaştılar. Biz sadece işimizi geri almak ve KHK’ların kaldırılmasını istiyoruz. 181 gündür biz bunlara anlatamadık. Anayasa kitapçığını cumhurbaşkanına mı atalım. Biz mi onlara anayasayı ya da kanunları hatırlatacağız” diyen  Güngördü, şöyle devam etti:

    “Biz diyoruz ki hakkımızda hukuki işlem başlatın anacak hukuki işlemi bırakın adaletsizliklerini sürdürüyorlar. Bizler bir daha söylüyoruz ki, biz işimize iade edilsek bile işinden edilen tüm emekçiler işlerine geri dönene kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. Biz Ankara’da başka bir KHK mağduru olan Mahmut Konuk’u ziyaret ettik ancak polisler çok sert bir şekilde bize müdahale ederek bizi gözaltına aldılar. Mahmut abiyi bir saniye bile konuşturmadılar. Biz gezdiğimiz her yerde hukuksuzluklarını anlattık anlatmaya  devam edeceğiz.”

    “YÜZ BİNLERCE İŞÇİ, EMEKÇİ İŞİNDEN EDİLDİ”

    Sinan Yerdeler ise, ” Yüz binlerce işçi ekmeğinden işinden edildi. Ama herkes tek tek direniştedir. Ama bu gücü birleştireceğiz ve buna karşı bir direniş gerçekleştireceğiz. Artık sabrımız kalmadı adalet istiyoruz. İnsanlar korkuyor ve biz bu korkularını aşmak için bu yürüyüşü başlattık. Artık üç kişilik bir sesten dahi korktuklarını gördük. İşçilerin volkan gibi patlamasından korkuyorlar. Siyasi iktidarın kendi yarattığı krizi biz işçilere ödetmeye çalışıyor ama biz bu krizi sermayedara ödeteceğiz. Tüm emekçiler kendi zaferlerini kazanana kadar bu mücadeleye devam edeceğiz” diye konuştu.

    Yerdeler’den sonra söz alan Mahmut Konuk da, “Ben 589 gündür kendi iş yerimin önünde direniyorum. O günden bu güne hep direndim. Bugün de arkadaşlar beni ziyaret ettiler ama polisler aç kurtlar gibi bize saldırdı. Gözaltı aracı bizim için canlı yayın aracı haline geldi. Medya maymunlarına sesleniyorum biz işçilerin haklı taleplerini ne zaman görecekler. İlla kendi ekmekleri ellerinden alınınca mı bizleri görecekler. Asla bizi teslim etmeyecekler. Aslında korktukları için bize saldırıyorlar. Bizden korkuyorlar. Bakın bize bir senedir  dava açmıyorlar. Korkmayalım sokağa çıkalım bu harami sultanı def olup gidecek. Zafer direnen emekçinin olacak” ifadelerini kullandı.

    “KENDİ EKONOMİSİNE KAYYIM ATAYAN HÜKÜMET”

    Kendi ekonomisine kayyım atayan bir hükumetten bir beklentilerini olmadığını dile getiren Konuk, “Meclis işlerini yapamaz halde gelmiştir, hukuk gereğini yerine getiremiyor. O meclis halkın meclisi ama biz oraya gidemiyoruz. Şimdi bunların üzerinde 170 bin ailenin ahı var. Bu ah bunların üzerinden geçmeyecek. Kabahatler kanunu diye bizi aldılar. Demokratik hakkımızı kullanmak mı kabahattir yoksa demokratik haklarımızı talep etmek mi kabahat? diyerek sözlerine son verdi.

    Mazlum Çetinkaya ise 11 Ekim’de HDP ve CHP’li milletvekillerinin de katılımı ile Meclis’te gerçekleştirecekleri basın toplantısı için çağrıda bulundu ve “170 bin KHK mağdurunu 11 Ekim günü Meclis’te yapacağımız basın açıklamamıza bekliyoruz. 170 bin kişi ile Ankara’ya gelirsek mutlaka kazanırız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • 568 gündür eylem yapan Konuk: Sokağa çıkın – VİDEO

    568 gündür eylem yapan Konuk: Sokağa çıkın – VİDEO

    PİRHA- KHK ile işinden ihraç edilen ve işine geri dönmek için 568 gündür iş yerinin önünde eyleme devam eden Mahmut Konuk, KHK ile işine son verilen tüm emekçileri iş yerleri önünde işlerine geri dönmek için mücadeleye çağırdı.

    KHK ile ihraç edilen SES Eski MYK üyesi sağlıkçı Mahmut Konuk, “Hiçbir haklı gerekçeleri olmadan, yalan söyleyerek, sahtekarlık yaparak, bizim ekmeğimize, işimize son verdiler, el koydular, çocuklarımızın nafakasına alın terimize 40 yıllık emeğimize el koydular” dedi.

    “Biz bunların yakasına yapışacağız” diyen Konuk, “Gücümüz ne tankla, topla, silahla, sopayla bunlara saldıracak gücümüz yok. Biz yüreğimizle, vicdanımızla bunların karşısında durmaya devam edeceğiz bizi hiçbir şekilde susturamazlar” ifadelerini kullandı.

    Şimdilik haftanın 2 günü de Yüksel direnişine destek veren Konuk, KESK sokakta olduğu sürece KESK’ in düzenlediği bütün eylemlere katıldı.

    “Yasada yazılı olan yol şu işten haksız bir şekilde atıldığınızda idare mahkemesine oradan üst mahkemeye Danıştay’a başvuruyorsunuz olmadı anayasa mahkemesine olmadı, AHİM’e başvuruyorsunuz. Biz o süreçlerin tamamını tükettik” diyen Konuk, 12 Eylül hukukunun bile kalmadığını vurguladı.

    “OHAL BİREYSEL ÖZGÜRLÜKLERİ ENGELLİYOR”

    Konuk sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Burada 1915 hukukundan söz edebiliriz. Yani düşman bellediklerini hiçbir hukuk yolu bırakmadan yok etmek hukuku uygulanıyor. Ermenilere yaptıklarının aynısını Pontus Rumlarına yaptıklarının aynısını muhalif bellediklerine yapıyorlar. Hiçbir hukuk yolu bırakmıyorlar. Anayasa mahkemesi, yüksek yargı organlarının yöneticileri hepsi teslim olmuş durumda. Cumhurbaşkanının muktedirin karşısında cübbelerinin olmayan düğmeleri olmayan cübbeyi ilikleyenlerden bir direniş, bir hukuki duruş beklemek mümkün değil. Ya da onun çağrısı üzerine seçim bölgesine gidip çay bahçelerinde çay toplamak bir hukuk adamının kendi içine sindirebileceği bir şey değil.

    Danıştay başkanımın KHK’lar OHAL bireysel özgürlükleri engellemiyor sözü abesle iştigaldir. Anayasa Mahkemesi’nin biz haklar hakkında biz yetkili değiliz demesi abesle iştigaldir. O zaman Uganda Anayasa Mahkemesi mi yetkili diye sormamız lazım.

    AHİM bile Türk siyasal iktidarına teslim oldu. 2 nedenle 1.Suriye’den gelen göçmenler kapıyı açarım üzerinize salarım diye tehditte bulundu. 2 biz burada canlı bombalarla uğraşırken siz rahat mı duracaksınız dedi demesinin üzerinden 2 gün sonra Almanya’da, Fransa’da Avrupa’nın değişik kentlerinde canlı bombalar patladı. Avrupa teslim oldu. Bir gerekçeyle AHİM olduğunu unuttu, devletler mahkemesi olduğunu düşündü o da teslim oldu.

    Dolaysıyla bizim önümüze bir komisyon kurulmuş, bu utanç verici bir durum. Bizi işten atan, hiçbir sorgu hiçbir gerekçe, göstermeden işten atan siyasal iktidar bir komisyon kuruyor ve bütün hukuk mercileri o komisyonun vereceği kararı bekliyor. Binde bir haksız yere işten atılmış olan bazı arkadaşlar işe geri dönüyor o komisyonun kaç yıl süreceği incelemesinin süreceği belli değil. O komisyon da ‘sen başvurmadım, bu yolu tüketmedin’ demesinler diye başvuruda bulundum ve o komisyondan hiçbir umudum yok.”

    “ÇOCUKLARIMIZIN NAFAKASINI GASP ETTİNİZ”

    Konuk, “Bu da olmadığı içinde ben fiili meşru mücadele yolunu seçtim Japonların bir atasözü var, ‘Taşı delen suyun şiddeti değil, damlaların sürekliliğidir’. Ben o ilke ile hareket ediyorum. Damlalar sürekli akacak, taş delinecek, o taş delininceye kadar ben damla olarak o taşın üzerine tıp, tıp, tıp dökmeye devam edeceğim ve onların yakasına yapışmaya devam edeceğim ve siz hırsızsınız, bizim ekmeğimizi çaldınız, çocuklarımızın nafakasını gasp ettiniz demeye devam edeceğim. ‘Siz yağmacısınız, talancısınız, zorbasınız, haramisiniz, diktatörsünüz, kölecisiniz firavunlaşma yolunda ilerliyoruz’ demeye devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

    “SOKAĞA ÇIKIN”

    “Sokağa çıkın. Sokağa çıkan, insan sayısı artsın, işyerlerinize gidin işyerlerinizin önünde oturma eylemine devam edin” sözleriyle mücadeleye çağrı yapan Konuk sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ben gidip anayasa mahkemesi önünde kendimi zincirlemesini de bilirim. Ama o tür eylemleri yapmıyorum niye bilerek yapmıyorum İhraç edilen her arkadaşın yapabileceği bir iş yapıyorum. Ben iş yerimin önünde gidip ben ekmeğimi çaldınız diye basın açıklaması yapmak en doğal insani bir haktır alıp götürüyorlar yarım sat sonra serbest bırakıyorlar. Eskiden olduğu gibi işkence ile baş edecek durumda değiller. Şimdilik avukatlar gözaltı işlemi yapmıyor, savcılar gözaltı işlemi yapmıyor, tutuklama yapmıyor. Çünkü yaptığınız işin bir anayasal hak olduğunu onlarda biliyorlar. Sahtekarlıkla kabahatler kanununa sokarak kabahatler kanununun içinde imiş gibi yaparak yapıyorlar. İşinden atılmış ekmeği çalınmış bir insana kabahatler kanunundan ceza yazmak ne yazar.

    Herkese diyorum ki çıkın sokağa çıkmaya devam edin. Ben ısrarla herkesin yapabileceği bir işi yapmaya çalışıyorum. Yoksa daha ekstrem işler yapabiliriz. Meclisin önüne gidip kendimizi kilitlemek gibi ya da anayasa mahkemesi önünde Danıştay önünde bu tür şeyler aklımdan geçmedi değil, ama bunları bilerek yapmadım. Mahmut Konuk ‘fevri, bireysel eylemler yapıyor’ demesinler diye. Herkesin yapması gereken işi yaptım herkese bunu öneriyorum.

    “AYM SAHTEKARLIK YAPIYOR”

    Hiç bakmadım hiç ilgilenmiyorum, arttığını biliyorum 40-50 bin olmuştur herhalde. Kesinleşen birkaç tanesi hakkında anayasa mahkemesine dava açtık. Anayasa mahkemesi olumlu görürse ki açıkça anayasal bir hakkı kullanmayı kabahatler kanuna sokarak sahtekarlık yapıyorlar.

    Eğer Anayasa Mahkemesi’nde bir parça hukuk kalmışsa, bir parça hukuk namusu kalmışsa, bunu düzeltirler düzelmezse de AİHM yoluna gideriz.

    Oradan çıkar çıkmaz ayrı ben ödemeyeceğim. Benim zaten ödeyecek bir paramda yok,  ev bana ait değil, evimde götürebilecekleri, çalabilecekleri malzemede yok. Ben ödemeyeceğim.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA