Etiket: mahmut özer

  • Deprem nedeniyle tüm okullar 13 Şubat’a kadar tatil edildi

    Deprem nedeniyle tüm okullar 13 Şubat’a kadar tatil edildi

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle Tüm Türkiye’de okullarımızı 13 Şubat’a kadar 1 hafta tatil ediyoruz” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, 10 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki Maraş merkezli deprem ardından tüm Türkiye’de okulların bir hafta tatil edildiğini açıkladı.

    Özer,  “Tüm Türkiye’de okullarımızı 13 Şubat’a kadar 1 hafta tatil ediyoruz” açıklamasını yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Meclis gündeminde; ‘Alevilere hakaret eden din öğretmeni neden görevden el çektirilmedi?’

    Meclis gündeminde; ‘Alevilere hakaret eden din öğretmeni neden görevden el çektirilmedi?’

    PİRHA – HDP Alevi Masası’nda yer alan milletvekilleri, Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in, Alevilere dönük nefret söylemi üzerine Bakan Mahmut Özer’in yanıtlaması için soru önergesi verdi. Önergede, “Öğretmen hakkında bir soruşturma başlatıp bitene kadar önümüzdeki süreçte görevden el çektirilmesi düşünülmekte midir?” sorusu yöneltildi.

    Bursa’da Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in, derste Alevilere dönük nefret söylemi Meclis gündemine taşındı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Alevi Masası’nda yer alan milletvekilleri Tülay Hatimoğulları Oruç, Kemal Bülbül, Ali Kenanoğlu ve Zeynel Özen; din öğretmen Mehtap Cengiz’in “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değil. Aleviler Hz. Ali’yi Hz. Peygamberimizin yerine koyuyor. Çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları bulunuyor, bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşması zinadır” sözlerinin ardından açığa alınmayıp, görevini yapmaya devam ettiğine işaret etti.

    “NET BİR İNSANLIK SUÇUDUR”

    HDP Alevi Masasında yer alan milletvekilleri, ortak soru önergesinde, “Bu şahsın Alevilere karşı nefret söylemleri çok açık ve net bir insanlık suçudur. Türk Ceza Kanunu’nun 216. Maddesi’nde belirtilen ‘halkı kin ve düşmanlaştırma veya aşağılama’ suçu işlenmektedir. Nefret söyleminde bulunan bir eğitimci, mevcut okulda veya başka bir okula tayin edilerek eğitim faaliyetlerine devam etmemelidir. Başka bir okula tayin edilmesi halinde, nefret dolu düşüncelerini yaymaya devam etme ihtimali her zaman bakidir. Soruşturmanın selameti açısından derhal açığa alınmalı ve eğitimcilik yapmamalıdır” diye vurguladı.

    HDP’li milletvekilleri ayrıca Alevi öğrencilerinin sıklıkla nefret suçlarına maruz kaldığı zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin “eşitlik ilkesine aykırı” olduğuna hükmeden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını da hatırlattı.

    GÖREVDEN EL ÇEKTİRİLMESİ DÜŞÜNÜLMEKTE MİDİR?”

    HDP’li milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Bursa’da Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yapan Alevilere hakaret eden Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in hakkındaki yoğun şikâyetlere rağmen soruşturma aşamasında neden halen açığa alınmayıp, görevden el çektirilmemiştir?

    *Öğretmen hakkında bir soruşturma başlatıp bitene kadar önümüzdeki süreçte görevden el çektirilmesi düşünülmekte midir?

    *Alevi çocuklarının bu örnekteki gibi sıklıkla nefret suçlarına maruz kaldıkları zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin “eşitlik ilkesine aykırı” olduğuna hükmeden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Türkiye’deki birçok yargı kararının gereğinin yapılmasına dair Milli Eğitim Bakanlığı olarak herhangi bir planınız var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    > Aleviler, nefret suçu işleyen din öğretmeninin peşini bırakmıyor: Suçunun cezasını çekmeli

    > Bursa’da din dersi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine suç duyurusu

  • Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ndeki taşınırlardan 404’ü müzede bulunmadı!

    Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ndeki taşınırlardan 404’ü müzede bulunmadı!

    PİRHA – Milletvekili Ali Kenanoğlu, 2021 Sayıştay Denetim Raporları’nda tespit edilen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ndeki toplam 11 usulsüzlüğü Milli Eğitim Bakanlığı’na verdiği soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 2021 Sayıştay Denetim Raporları’nda tespit edilen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi‘ndeki 11 usulsüzlüğü Milli Eğitim Bakanlığı’na sordu.

    Ali Kenanoğlu, konuya ilişkin soru önergesini Meclis’e sunarak Resim ve Heykel Müzesi malzeme sicil raporunda kayıtlı 12.924 taşınırdan 404’ünün müzede bulunmadığına ve bu eserlere ilişkin tutulan kayıtların da sahte olduğuna dikkat çekti. Kenanoğlu, “Kayıp, çalınan ve sahte olan eserlerle ilgili sorumluların tespit edilerek haklarında işlem başlatılacak mıdır?” diye sordu.

    ÜNİVERSİTEDE 11 ADET USULSÜZLÜK TESPİTİ!

    HDP’li Kenanoğlu, önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporu’na göre; üniversitenin uygulamakla yükümlü olduğu amir mevzuat hükümleri çerçevesinde yerine getirilmesi gereken görevler arasında 11 adet usulsüzlüğün yapıldığı tespit edilmiştir.

    Söz konu usulsüzlükler arasında; müzede bulunmayan 404 adet resim/tablodan 23 adedi ile ilgili ‘kayıp’, 7 adedi ile ilgili ‘demirbaştan düşülmüş’, 4 adedi için ‘çalınan’ şeklinde açıklama yapıldığı ve bunlardan ayrı olarak bir tablonun da kayıtlarda ‘sahte’ şeklinde bulunduğu,

    Yukarıda bahsedilen, kayıp, çalınan ve sahte şeklinde açıklama yapılan eserlerin dışında bu kapsamda başka eserlerin bulunup bulunmadığının araştırılması/sayımı için ilgili sanat alanında uzman kişilerden oluşturulan komisyonun halen çalışmasını tamamlamamış olduğu, tespit edilmiştir.”

    “SORUMLULARIN HAKLARINDA İŞLEM BAŞLATILACAK MIDIR?”

    Milletvekili Ali Kenanoğlu, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    Tarihi yapılar ve sergi alanları içinde üçüncü kişiler tarafından yapılan sergi, reklam, çekim ve diğer etkinlikler için neden kira ve/veya belirli bir ücret alınmamaktadır?

    Müzede fiili olarak bulunmayan 404 eserden, kayıp, çalınan ve sahte olan eserlerle ilgili sorumluların tespit edilerek haklarında işlem başlatılacak mıdır?

    Üniversiteye ait taşınmazların tapu kayıtlarında cins tashihleri neden yapılmamaktadır?

    İç denetim sonuçları İç Denetim Koordinasyon Kurulu’na neden gönderilmemektedir?

    Sinema-TV Uygulama ve Araştırma Merkezi’ndeki film arşivi ile diğer eser ve taşınırlar sağlıklı saklama koşullarına uygun bir ortama neden halen aktarılmamıştır?”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP Milletvekili Bülbül, ‘Aile Okulu Projesi’ni Bakan Mahmut Özer’e sordu

    HDP Milletvekili Bülbül, ‘Aile Okulu Projesi’ni Bakan Mahmut Özer’e sordu

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanlığı, velilere 8 ana başlıkta eğitimlerin verildiği “Aile Okulu Projesi” başlatmasını Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e soran HDP Milletvekili Kemal Bülbül, “Bakanlığınız yine aynı program kapsamında çocuk haklarına odaklanarak “Çocuğun ihmal ve istismarının önlenmesi” maksadıyla bir eğitim programı öngörmekte midir?” dedi. 

    Milli Eğitim Bakanlığı, velilere 8 ana başlıkta eğitimlerin verildiği “Aile Okulu Projesi” başlattı. Ailelerin, öğrenci gelişimine katkı sunacak mekanizmalarla ilgili bilgilendirildikleri projeden şu ana kadar 7 pilot ilde 32 bin kişi yararlandı.

    HDP Milletvekili Kemal Bülbül, konuya ilişkin Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması için TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

    Bülbül önergesinin gerekçe bölümünde, “Haber Global’in 14 Temmuz 2022 tarihli web sayfasında Millî Eğitim Bakanlığı’nın velilere 7 pilot ilde 32 bin kişiye ulaşan ve diğer tüm illerde 8 ana başlıkta eğitimlerin verileceği Aile Okulu Projesi’ni başlattığına dair habere yer verilmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, toplumun temeli olan aileyi güçlendirmek için yeni bir proje başlatıldı. Aile Okulu Projesi kapsamında “aile içi iletişim”, “çatışma ve stres yönetimi”, “bilinçli ve güvenli teknoloji kullanımı”, “bağımlılıkla mücadele”, “sosyal duygusal beceri gelişimi”, “akran ilişkileri”, “ahlaki gelişim”, “sağlıklı beslenme” ve fiziksel aktivitelerden oluşan eğitimlerin verildiği dile getirilmektedir” diye belirtti.

    Milletvekili Kemal Bülbül, bu bağlamda Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması için şu soruları yöneltti:

    1- Bakanlığınız tarafından yaşama geçirilen “Aile Okulu Projesi” kapsamında “aile içi iletişim”, “çatışma ve stres yönetimi” ve benzeri konularda başlattığı proje kapsamında verilen eğitim programına ekolojik felaketin eşiğinde olmamız nedeniyle çevre duyarlığını geliştirmek amacıyla küresel iklim değişikliklerini konu alan bir ders eklemek için herhangi bir girişimde bulunmuş mudur?

    2- Bakanlığınız yine aynı program kapsamında çocuk haklarına odaklanarak “Çocuğun ihmal ve istismarının önlenmesi” maksadıyla bir eğitim programı öngörmekte midir?

    3- Bakanlığınızın proje kapsamında vereceğini ifade ettiği “ahlaki gelişim” eğitimleri ülkemizin etnik, dinsel ve kültürel çeşitliliğini kapsayacak mıdır?

    4- Bakanlığınızın proje kapsamında vereceğini ifade ettiği eğitimlerde çocukların uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan hakları ile ilgili farkındalığın artırılmasına
    yönelik ne tür çalışmalar öngörmektedir?

    5- Bakanlığınızın proje kapsamında vereceğini ifade ettiği eğitimler tasarlanması ve uygulanması sürecinde aile ve çocuk gelişimi konusunda çalışmalar yapan akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının etkin katılımı gözetilmiş midir?

    PİRHA/ ANKARA

  • Kürtçe’ye en az 200 ek öğretmen atama talebi ile sosyal medya kampanyası yapılacak

    Kürtçe’ye en az 200 ek öğretmen atama talebi ile sosyal medya kampanyası yapılacak

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanlığı’nın 20 bin öğretmen atamasında Kürtçe’ye sadece 3 kontenjan ayırmasına ilişkin tepkiler sürüyor. Prof. Dr. Aziz Yağan, en az 200 kontenjan talebiyle sosyal medyada “#Kurdceye200EkAtama” etiketi ile hashtag çalışması yapılacağını duyurdu. 

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 20 bin öğretmen atamasına ilişkin branş bazında açıkladığı kontenjan dağılımında Kürtçe için sadece 3 kontenjan ayırmıştı. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, 20 bin öğretmen atamasına ilişkin “En fazla atama yapılacak ilk 5 branş sırasıyla 7 bin 503 kontenjanla okul öncesi öğretmenliği, 2 bin 223 kontenjanla sınıf öğretmenliği, 1.250 kontenjanla özel eğitim öğretmenliği, 1.218 kontenjanla din kültürü ve ahlâk bilgisi ve 1.004 kontenjanla ilköğretim matematik öğretmenliği oldu” ifadelerini kullanmıştı.

    KÜRTÇE’YE EK ATAMA TALEBİYLE SOSYAL MEDYA KAMPANYASI

    Atama tercihleri 27-31 Ağustos tarihleri arasında alınacak, sonuçlar ise 1 Eylül’de ilan edilecek. Kürtçe için sadece 3 kontenjanın ayrılmasına yönelik tepkiler gelmeye devam ederken, en az 200 kontenjan ayrılması talebiyle kampanyalar düzenlenecek. Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi (DİERG) Direktörü Prof. Dr. Aziz Yağan, Twitter’da bu gece 21.00-00.00 saatleri arasında “#Kurdceye200EkAtama” etiketi ile hashtag kampanyası yapılacağını duyurdu.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Eğitim Sen, MEB’e karne verdi: SIFIR!

    Eğitim Sen, MEB’e karne verdi: SIFIR!

    PİRHA – Eğitim-Sen, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı sonunda eğitimin durumunu eleştirerek MEB’e karne verdi. Bakan Mahmut Özer’in tüm derslerden “SIFIR” notu aldığını belirtilen Eğitim Sen, “Okullarda dinselleşme hızla artarak kaygı verici boyuta ulaşmıştır” açıklamasını yaptı. 

    2021-2022 eğitim-öğretim yılı 17 Haziran Cuma günü sona erecek. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası da (Eğitim Sen) okullar kapanmadan önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın karnesini verdi.

    Eğitim Sen Genel Merkezinde yapılan basın açıklamasında eğitimin niteliğinde yaşanan gerilemeye dikkat çekildi. Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, eğitimin ticarileşmesi ve dinselleştirilmesi konularının altını çizerek, “Okulların fiziki altyapı ve donanım eksikliklerinin sürmesi, kalabalık sınıflar sorunu, ikili öğretim, taşımalı eğitim, çocuk ve gençlerin dini cemaat ve vakıfların kreşlerine ve yurtlarına yönlendirilmesi, çocuklara yönelik taciz ve istismar vakalarının artması, mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulamasının sürmesi, ataması yapılmayan öğretmenler sorunu vb. gibi çok sayıda sorun, eğitim sisteminin belli başlı sorunları olarak geçtiğimiz öğretim yılına da damgasını vurmuştur” dedi.

    Eğitim Sen tarafından Milli Eğitim Bakanlığı için hazırlanan karnede, Bakan Mahmut Özer’in, tüm derslerden “SIFIR” aldığı görüldü.

    Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda adım attığını belirten Prof. Dr. Nejla Kurul, şu açıklamayı yaptı:

    “Çeşitli vakıf ve derneklerle iş birliği halinde hayata geçirilen ‘piyasacı’ ve ‘dini eğitim’ merkezli uygulamalar, başta öğrenciler olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve velileri doğrudan etkilemiştir.

    Eğitimde yaşanan ve yapısal hale gelen sorunlar her ne kadar görmezden gelinmeye çalışılsa da eğitim sorunu, ekonomide yaşanan gelişmelerin ardından halkın en önemli ve öncelikli gündemini oluşturmaktadır. Çocuklar eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamamakta, çocuk yaşta evlenmenin önüne geçen adımlar atılmamaktadır. Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere kız çocukları ve kırsal kesimde yaşayan çocuklar açısından eğitime erişim konusunda ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler, anadilinde eğitim gibi en temel sorunlar iktidarın çözmek bir yana daha da derinleştirdiği sorunlar olarak varlığını sürdürmektedir.

    Ülkedeki etnik, dilsel, kültürel çeşitlilik ve inanç çeşitliliği, eğitim programlarında ve ders kitaplarında neredeyse hiç yansıtılmamaktadır. Eğitim sisteminde ve toplumsal yaşamda benimsenen tekçi anlayış, farklı inanç, kimlik ve mezhepleri yok saymayı, onları ve taleplerini görmezden gelmeyi ısrarla sürdürmektedir. Türkiye’nin kamusal, laik, bilimsel eğitim konusunda olduğu gibi, anadilinde eğitim konusundaki olumsuz sicilini ısrarla sürdürmesini de anlamak mümkün değildir.

    “EĞİTİMDE DİNSELLEŞTİRME POLİTİKALARI DEVAM ETTİ”

    Velilerin çocuklarını özel okullara yöneltmesinde devlet okullarının 4+4+4 nedeniyle yaşadığı tahribatın, özellikle devlet okullarında yaygınlaşan yoğun dinselleşme pratiklerinin belirleyici olduğunu belirtmek gerekir. Zorunlu-seçmeli din dersleri, aşırı kalabalık sınıflar, öğretmen yetersizliği, fiziki koşullar gibi pek çok neden birçok velinin özel okullara yönelmesini beraberinde getirmiştir.

    Türkiye’de geçtiğimiz yıllar içinde adım adım hayata geçirilen eğitimi hem içerik, hem de biçimsel olarak dini kural ve referanslara göre biçimlendirme uygulamaları son yıllarda daha da somutlaşmıştır. Eğitim müfredatına bilim dışı müdahaleler, felsefe-bilim derslerinin azaltılması, okulda mescit uygulaması, zihinsel engelli çocuklara zorunlu din dersi getirilmesi, okul öncesi ve ilkokul öğrencilerinin camilere götürülmesi, din eğitiminin fiilen okul öncesine hatta kreşlere kadar indirilmesi vb. gibi uygulamalar geçtiğimiz yıllarda eğitimin dinselleştirilmesi açısından öne çıkan uygulamalar olarak dikkat çekmektedir. Birkaç yıldır karma eğitimin açık açık hedef haline getirilmesi ve imam hatiplerden başlayarak sınıfların cinsiyete göre ayrılması uygulamaları sorunun boyutlarının çok daha büyük olduğunu göstermektedir.

    Türkiye’nin eğitim sistemi en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşırken, okullarda dinselleşme hızla artarak kaygı verici boyuta ulaşmıştır. MEB’in geçmişte eğitimin dinselleştirilmesi hedefiyle Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, çeşitli dini vakıf ve derneklerle ortak yürüttüğü projeler ve imzalanan ‘işbirliği’ protokolleri, okulları çeşitli cemaat, tarikat ve dini grupların etkinlik ve faaliyet alanı haline getirmiştir.

    MEB’in merkezi olarak Diyanet İşleri Başkanlığı, yerellerde ise İl müftülükleri başta olmak üzere, büyük çoğunluğu dini cemaatlerin uzantısı olan kimi vakıf ve derneklerle çeşitli konu başlıkları altında imzalanan işbirliği protokolleri, eğitim sisteminin büyük bir kuşatma ile karşı karşıya olduğunu göstermiştir.

    MEB’in görevi eğitim kurumlarını çeşitli protokol ya da projeler üzerinden dini grupların faaliyet alanı haline getirmek değil, çocuk ve gençleri insanlığın ortak evrensel değerleri doğrultusunda yetiştirmek, temel insan hakları ve çocukların yararını gözetecek, çocuk ve gençlerin kendini gerçekleştirebilmesi için mevcut bilgi birikimine ulaşmasına ve eleştirel düşünce becerisini kazanabilmesine olanak sağlayacak somut adımlar atmak olmalıdır.

    Devlet eğitimi ve toplumsal yaşamı örgütlerken bunu dini kurumlara, dini kurallara, söylemlere ya da referanslara göre yapmamalı, özellikle eğitim sistemini dini kurallara göre değil, evrensel ve bilimsel gerçeklere, toplumsal ihtiyaçlara göre düzenlemelidir. Bu nedenle, MEB’in dini vakıf ve derneklerle yaptığı tüm işbirliği protokolleri ve projeleri derhal iptal edilmelidir.

    “20. MİLLİ EĞİTİM ŞURASI ÇOCUK GELİŞİMİNE AYKIRI KARARLAR ALDI”

    Siyasi iktidarın yıllardır bilinçli ve programlı bir şekilde hayata geçirmeye çalıştığı ‘dindar nesil yetiştirme’ stratejisinin son hedefi 4-6 yaş grubunda yer alan çocuklarımız olmuştur. ‘Cumhurbaşkanı himayesinde’ Saray’da yapılan 20. Milli Eğitim Şurası’nda, Okul Öncesi İhtisas Komisyonu’nda kabul edilmeyen okul öncesi eğitime din eğitimi eklenmesi yönündeki tavsiye kararı, 46 eğitimcinin şerh koymasına rağmen oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Pedagoji bilimine aykırı olan, çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi üzerinde telafi edilmesi mümkün olmayan zararlara yol açacak olan bu tavsiye kararını kabul etmek ve onaylamak mümkün değildir.

    Eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda iktidarın kendi dünya görüşüne, yaşam tarzına ve inancına uygun nesiller yetiştirme yönündeki uygulamaların tüm topluma yönelik fiili bir baskı ve dayatma haline geldiği bir dönemde alınan bu karar, 4-6 yaş grubundaki tüm çocuklar için büyük bir tehdittir. Türkiye’deki pratiklerinde sıkça karşılaşıldığı gibi, çocuklarda korku, endişe, umutsuzluk ve suçluluk duyguları yaratan din eğitiminin, soyut düşünme yetisi henüz gelişmemiş ve oyun çağındaki çocuklar üzerinde olumsuz etkilerinin olması kaçınılmazdır.”

    “MEVCUT EĞİTİM SİSTEMİNİN BAŞARILI OLMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi amacının olmadığını belirterek, “Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, siyasal-ideolojik hedeflere uygun olarak alınan bilim karşıtı kararlar eşliğinde okullarda hayata geçirilmeye devam etmektedir. 2021-2022 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitim alanında yaşanan gelişmeler, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir derdinin olmadığını göstermiştir. Pandemi nedeniyle uygulanan uzaktan eğitimle ilgili sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Mescitte uyuyan okul müdürünün fotoğrafını çekenlere soruşturma Meclis gündeminde

    Mescitte uyuyan okul müdürünün fotoğrafını çekenlere soruşturma Meclis gündeminde

    PİRHA-HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Antalya’nın Kepez ilçesindeki Metin Çiviler Anadolu Lisesi müdürü Ramazan Erdoğdu’nun mesai saatleri içinde okulun mescidinde uyurken fotoğraflarını çekenlere soruşturma açılmasıyla ilgili olarak soru önergesi verdi. Bülbül, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e “Bakanlığınız sorumlu hakkında değil de konuyu fotoğrafla belgeleyenler hakkında soruşturma açmış mıdır?” diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde Antalya’nın Kepez ilçesindeki Metin Çiviler Anadolu Lisesi müdürü Ramazan Erdoğdu’nun mesai saatleri içinde okulun mescidinde uyurken fotoğraflarını çekenlere soruşturma açılmasını sordu.

    Bülbül, önergesinde “Bakanlığınız sorumlu hakkında değil de konuyu fotoğrafla belgeleyenler hakkında soruşturma açmış mıdır? Eğer açmışsa bu durumun yeniden gözden geçirilerek revize edilmesi için Bakanlığınız ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ne tür bir somut girişimde bulunacaktır?” diye sordu.

    “MÜDÜR MESAİ SAATLERİNDE OKULUN MESCİDİNDE UYUDU”

    Bülbül tarafından verilen soru önergesi şöyle:

    “Artı Gerçek gazetesinin 27 Nisan 2022 tarihli web sayfasında Antalya’nın Kepez ilçesindeki Metin Çiviler Anadolu Lisesi’nin müdürü Ramazan Erdoğdu’nun mesai saatleri içinde okulun mescidinde uyurken fotoğrafını çekenlere soruşturma açıldığına dair habere yer verilmektedir.

    Haberin ayrıntılarında Antalya Kepez’deki Metin Çiviler Anadolu Lisesi’nin müdürü Ramazan Erdoğdu’nun, mesai saatleri içinde uyuduğunun ortaya çıkmasının veli ve öğretmenlerin tepkisini çektiği dile getirilmektedir. Ramazan Erdoğdu’nun, okuldaki mescidin tabelasını daha önce kaldırttığı ve burayı “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Zümre Odası”na dönüştürdüğü bildirilmektedir.

    “OKUL MÜDÜRÜ GÖREVİNİ YAPMAMAKTADIR”

    Eğitim Sen Antalya Şubesi Başkanı Nurettin Sönmez, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları dile getirmektedir:

    “Basına yansıyan haberlerden gördüğümüz kadarı ile okul müdürü mesai saatleri içinde görevini yapmamaktadır. Eğitim-öğretim sorunları ile uğraşması gereken saatlerde uyuyan, liyakat konusunda yetersiz olduğu her geçen gün daha da belirginleşen okul müdürü görevden alınması gerekirken sorunu tespit edenlere soruşturma açılması anlaşılır bir durum değildir. Burada büyük sıkıntı olduğu açıktır. Eğitim-öğretimin sağlıklı yürütülmesi için İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nü ve Antalya Valiliği’ni göreve davet ediyoruz.”

    “HABERLER GERÇEĞİ YANSITMAKTA MIDIR?”

    Bu bağlamda; Antalya’nın Kepez ilçesindeki Metin Çiviler Anadolu Lisesi’nin müdürü Ramazan Erdoğdu’nun mesai saatleri içinde okulun mescidinde uyurken fotoğrafını çekenlere soruşturma açıldığına dair haber gerçekleri yansıtmakta mıdır? Eğer gerçek ise sorumlusu hakkında Bakanlığınız tarafından herhangi bir soruşturma açılmış mıdır?

    Bakanlığınız sorumlu hakkında değil de konuyu fotoğrafla belgeleyenler hakkında soruşturma açmış mıdır? Eğer açmışsa bu durumun yeniden gözden geçirilerek revize edilmesi için Bakanlığınız ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ne tür bir somut girişimde bulunacaktır.”

    PİRHA/ANTALYA

  • Kerestecioğlu: Öğrencisine cinsel saldırıda bulunan öğretmen hangi gerekçeyle göreve döndü?

    Kerestecioğlu: Öğrencisine cinsel saldırıda bulunan öğretmen hangi gerekçeyle göreve döndü?

    PİRHA- Milletvekili Filiz Keresteciğlu, Adıyaman’da bir lisede müdür yardımcısı olan ve öğrencisine cinsel saldırıda bulunmakla suçlanan Yusuf U.’nun göreve iade edilmesini gündeme getirdi. Kerestecioğlu, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e “Yusuf U. göreve hangi gerekçelerle döndürüldü?” diye sordu.

    Adıyaman Dumlupınar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde müdür yardımcısı olan ve öğrencisine cinsel saldırıda bulunmakla suçlanan Yusuf U. göreve iade edildi.

    Karara tepki gösteren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, konuyu Meclis’e taşıyarak şu bilgileri paylaştı:

    “Kasım 2021’de Adıyaman Dumlupınar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okuyan bir öğrencinin, okuldaki öğretmenlerin cinsel saldırı girişimine maruz kaldığı ortaya çıktı.

    Müdür yardımcısı ve TÜGVA lise koordinatörü olan Yusuf U.’nun bir evde cinsel saldırı girişiminde bulunduğu öğrenci, daha sonra aynı okuldan Abdulkadir K. isimli öğretmeninin tacizine maruz kaldı.

    Durumundan şüphelenen kadın öğretmeninin desteği ile 8 Kasım 2021’de emniyete ifade veren öğrenci, Yusuf U.’nun okulda kimseye bir şey anlatmaması için kendisini uyardığını, polis soru sorarsa ‘Yusuf Hoca ile evine çiçek sulamaya gittik’ demesini istediğini anlattı. Çocuğun emniyetteki ifadesinin ardından okul idaresi Yusuf U.’yu görevden aldı.

    Olayın duyulmasını sağlayan gazeteci Metin Cihan, 8 Nisan 2022 tarihinde sosyal medya hesabından korkutma yoluyla öğrencinin şikayetinin geri çektirildiğini ve cinsel saldırıda bulunan müdür yardımcısı Yusuf U.’nun Milli Eğitim Bakanlığı tarafından göreve iade edildiğini duyurdu.”

    “BAKANLIK TARAFINDAN SORUŞTURMA YAPILDI MI?”

    Milletvekili Kerestecioğlu, konu hakkında önerge hazırlayarak Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer tarafından yanıtlanması istemiyle şu soruları yöneltti:

    “*Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen öğrencinin ifadesinin alınmasından sonra görevden alınan Yusuf U. ve şüpheli Abdülkadir K. hakkında hukuki süreç başlatıldı mı?

    *Cinsel saldırı mağduru öğrenciye okul idaresi ve rehberlik öğretmenleri tarafından psikolojik destek sunuldu mu?

    *Bakanlığınız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına konu hakkında bilgilendirme yaptı mı?

    *Yusuf U. görevden uzaklaştırıldığı süreçte Bakanlık tarafından soruşturma yapıldı mı? Yapıldıysa nasıl sonuçlandı? Yusuf U. göreve hangi gerekçelerle döndürüldü?

    *Cinsel saldırıya uğradığını söyleyen öğrencinin güvenliğinin sağlanması için okul idaresi bir önlem aldı mı?”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Bakanlığınızda ‘Alevilik’ ya da bazı inançların gizlenmesi mi gerekiyor?’-VİDEO

    ‘Bakanlığınızda ‘Alevilik’ ya da bazı inançların gizlenmesi mi gerekiyor?’-VİDEO

    PİRHA- Milletvekili Yıldırım Kaya, Milli Eğitim Bakanlığı Başmüfettişi Mehmet Ali Özkaya’nın, Okul Müdürü Metin Bila hakkında “Atatürkçü, Cumhuriyetçi ve Alevi” ibareleriyle hazırladığı kumpas belgesini Meclis gündemine taşıdı.

    Milli Eğitim Bakanlığı Başmüfettişi Mehmet Ali Özkaya’nın yazdığı ‘meb’ uzantılı resmi e-postanın yanlışlıkla Teftiş Kurulu’ndaki 20 müfettişe gönderilmesi sonucu, İstanbul Kadıköy Neriman İrfan Akça Mesleki Eğitim Merkezi Okul Müdürü Metin Bila hakkında kurulan kumpas ortaya çıkmıştı.

    CHP Milletvekili Yıldırım Kaya, “Atatürkçü, Cumhuriyetçi ve Alevi” olan Okul Müdürü Metin Bila hakkında kurulan kumpas olayını hazırladığı soru önergesiyle Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e sordu.

    Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Bakan Mahmut Özer tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “Bakanlığınızca, ‘Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Alevi’ okul müdürlerine ayrımcılık mı yapılmaktadır?

    Bakanlığınızda ‘Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Alevi’  idarecilerin görevinin sonlandırılması için sicil bozma çalışmaları mı yapılmaktadır?

    Bakanlığınızda ‘Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Alevi’ olan kişilerin sicilinin bozulmasına yönelik benzer olaylar yaşanmış mıdır?

    Bakanlığınızda ‘Alevilik’ ya da bazı inançların gizlenmesi mi gerekiyor?

    Bakanlığınız ‘hizmet hareketiyle’ ilişkili kişileri korumakta mıdır?

    Milli Eğitim Bakanlığı Başmüfettişi Mehmet Ali Özkaya hakkına nasıl bir işlem yapılmıştır?”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Bülbül’den, Hatay’da saldırıya uğrayan Alevi öğretmen için soru önergesi

    HDP’li Bülbül’den, Hatay’da saldırıya uğrayan Alevi öğretmen için soru önergesi

    PİRHA-Hatay’ın Altınözü ilçesinde öğretmenlik yapan S.G’nin saldırıya uğraması ve saldırganın “Alevi olması sebebiyle onu istemiyorum” sözlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanı’nın cevaplaması istemiyle HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül soru önergesi verdi. Bülbül, Milli Eğitim Bakanı Özer’e “Bakanlığınız saldırıdan haberdar mı? Eğer haberdar ise konu ile ilgili herhangi bir soruşturma açılmış mıdır?” diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Hatay’ın Altınözü ilçesinde öğretmenlik yapan S.G’nin, mahallelerinde oturan C.A tarafından okulda saldırıya uğramasıyla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması isteğiyle soru önergesi verdi. C.A’nın babası N.G., saldırganın evlerine kadar gelerek, “Alevi olması sebebiyle onu istemiyorum” dediğini aktarmıştı.

    “İNANCINDAN DOLAYI ÖĞRETMENE SALDIRANLAR HAKKINDA BİR ŞEY YAPILACAK MI?”

    Bülbül, soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Cumhuriyet Gazetesi’nin 16 Ekim 2021 tarihli web sayfasında Hatay’ın Altınözü ilçesi Yolağzı İmam – Hatip Ortaokulu’nda öğretmenlik yapan S.G.’nin müdür yardımcısı odasında otururken mahallelerindeki C.A. tarafından demir sandalyeyle saldırıya uğradığına dair habere yer verilmiştir.

    Öğretmenin babası N.G., olayın geçmişinin üç yıl önceye dayandığını dile getirerek üç yıl önce okulda eski okul müdürü hakkında açılan bir soruşturma sonucunda oğlunun okul müdürü lehine ifade vermeye zorlandığını, yalan ifade vermeyi reddeden oğlunun, okul müdürü ve C.A. adlı şahıs tarafından çeşitli şekillerde taciz edilmeye başlandığını ifade etmektedir. Okul müdürünün okuldaki seçmeli ders saatlerinde değişiklikler yaparak oğlunun okuldaki ders saatlerini azalttığını ve onu görevlendirmeyle başka bir okula gönderdiğini, gittiği okulda üçüncü günü tamamlamadan yumruklu saldırıya uğradığını belirtmektedir. Oğlunun bu olay sonucunda başka bir okula görevlendirildiği, ancak okul müdürünün köyde ikamet eden arkadaşı C.A. adlı şahıs aracılığıyla oğlunu tacize devam ettiğini ileri sürmektedir.

    C.A’nın kendi evlerine kadar gelerek “Alevi olması sebebiyle onu istemiyorum” dediğini dile getiren babanın bunlarla yetinmeyen şahsın oğlunu çeşitli bahaneler göstererek CİMER ya da Milli Eğitim’e şikâyet ettiğini, üç müfettişin öğretmenler, veliler hatta öğrenci ifadeleri alındıktan sonra yürüttüğü tahkikat neticesinde oğlunun suçsuz bulunduğunu söylemektedir. Okul müdürü ile oğlunun çalışma odası olan müdür yardımcısı odasında bilgisayar başında okul iş ve işlemlerini yürüttükleri sırada küfür ve hakaret ederek içeriye giren şahsın direkt sandalyeyi oğlunun kafasına defalarca vurduğunu, oğlunun kanlar içinde ambulansla hastaneye kaldırıldığını ve tıbbi müdahale yapıldığını, olayla ilgili karakolda ifade verdiklerini söylemektedir.

    Ehli Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı Genel Başkanı, öğretmenin çok başarılı, öğrenciler, öğretmen arkadaşları, veliler, mahalle halkı, muhtar, İlçe Milli Eğitim Müdürü ve Kaymakamın büyük sevgi ve takdirini topladığını ifade etmektedir. Mahalle halkının okuluna büyük hizmetler yaptığı, öğrencilerin her derdiyle ilgilendiği, velileriyle yakın ilişkiler kurduğu, mahallenin bayram, cenaze, düğün, sünnet ve hasta ziyareti gibi tüm sosyal aktivitelerine büyük önem verdiği öğretmenin Alevi olması nedeniyle değişik zamanlarda psikolojik baskıya, sözlü taciz ve fiziki darba uğradığı iddia edilmektedir.”

    Kemal Bülbül, bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu?

    1- Bakanlığınız Hatay’ın Altınözü ilçesi Yolağzı İmam – Hatip Ortaokulu’nda öğretmenlik yapan S.G.’nin müdür yardımcısı odasında otururken mahallelerindeki C.A. tarafından demir sandalyeyle saldırıya uğradığına dair süreçten haberdar mıdır? Eğer haberdar ise konu ile ilgili herhangi bir soruşturma açılmış mıdır? Eğer soruşturma açıldı ise inancından dolayı ayrımcılığa uğrayan öğretmene yönelik saldırıyı gerçekleştirenler ve bu olayda sorumluluğu bulunan okul müdürü hakkında herhangi bir girişimde bulunulacak mıdır?”

    PİRHA/ ANKARA

    İLGİLİ HABERİN LİNKİ

    *Hatay’da Alevi öğretmene saldırı

  • Yeni Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer

    Yeni Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer

    Prof. Dr. Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanlığı’ndan istifa etti, yerine Prof. Dr. Mahmut Özer’in atandı. Özer’in, aynı zamanda Maarif Vakfı’nın Mütevelli Heyeti’nde bulunması nedeniyle ‘çift maaşlı’ olduğu belirtildi. 

    Ankara kulislerinde bir süredir Ziya Selçuk’un ‘yetkisizlik’ten yakındığı ve bazı tarikat ve cemaatlerin bakanlıktaki faaliyetlerinden rahatsız olduğu iddia ediliyordu.

    Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararda, Ziya Selçuk’un ‘görevden af talebinin kabul edildiği’ bildirilirken, Milli Eğitim Bakanlığı’na Bakan Yardımcısı Mahmut Özer’in atandığı açıklandı.

    MAHMUT ÖZER KİMDİR?

    5 Mayıs 1970 yılında Tokat’ta doğan Mahmut Özer, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümünden (1992) mezun olmuştur.

    1992-1994 yılları arasında Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü Dalaman Havalimanı’nda Elektronik Mühendisi olarak görev yapmıştır. Yüksek Lisans ve Doktorasını Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ), Fen Bilimleri Enstitüsü Elektrik-Elektronik Mühendisliği Anabilim Dalında sırasıyla 1996 ve 2001 yıllarında tamamlamıştır.

    1994-2002 yılları arasında Gazi Osmanpaşa Üniversitesinde Öğretim Görevlisi, 2002-2010 yıları arasında Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliğinde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır.

    28 Kasım 2010-4 Ekim 2017 tarihleri arasında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü olan Özer, 1 Ağustos 2015-1 Ağustos 2016 tarihleri arasında Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) Başkanlığı yapmıştır.

    Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkan vekilliği ve Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Genel Kurul Üyeliği görevlerini de yürüten Özer, 4 Ekim 2017 tarihinde Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı görevine atanmıştır.

    Halen İslam Dünyası Yükseköğretim Kalite Güvence Ajansları Birliği (AQAAIW) Başkanı olan Özer, 8 Ağustos 2018 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı Bakan Yardımcılığına atanmıştır.