Etiket: mahmut sümbül

  • ‘Emek mücadeleyle, dayanışmayla, sanatla ve hep birlikte var olmayla güzel’-VİDEO

    ‘Emek mücadeleyle, dayanışmayla, sanatla ve hep birlikte var olmayla güzel’-VİDEO

    PİRHA-Mersin’de sanatseverlerle buluşan “Emek ve İnsan” sergisine dair konuşan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, emeğin mücadeleyle, dayanışmayla, sanatla ve hep birlikte var olmayla güzel olduğunu belirtirken, Ressam Veli Mert, Türkiye’deki tüm sanatçıları, tüm sendika üyelerini eserleriyle sergiye katılmaya çağırdı.

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Eğitim -Sen Mersin Şubesi 3. Ulusal Resim Sergisi’ni “Emek ve İnsan” başlığıyla sanatseverlerle buluşturdu.

    Yenişehir Belediyesi Ahmet Yeşil Sanat Galerisi’nde 30 Eylül’e kadar açık kalacak sergiye dair Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül ve Barış Akademisyeni Ressam Veli Mert, ajansımıza konuştu.

    “ULUSAL BOYUTUNU ÖN PLANA ÇIKARDIK”

    “Emek ve İnsan” şiarıyla düzenledikleri serginin emeğin en yüce değer olduğunu göstermek için oluşturduklarını belirten Sümbül, “Üçüncüsünü düzenliyoruz. Birincisini sendikamızın terasında düzenlemiştik. İkincisini Denizcilik Müzesi’nde düzenlemiştik. Üçüncüsünü de böyle bir ortamda düzenleyerek ulusal boyutunu daha ön plana çıkarmaya çalıştık” dedi.

    “EMEK MÜCADELEYLE, DAYANIŞMAYLA, SANATLA VE HEP BİRLİKTE VAR OLMAYLA GÜZEL”

    Eğitim-Sen’in emek mücadelesi verirken, dayanışma örgütü olarak gücünü ortaya koyarken, baskılara, sürgünlere ve ihraçlara rağmen dimdik ayakta durduğunu vurgulayan Sümbül, “Emekle insanı buluşturan bu örgütün aynı zamanda üyelerimizin, meslektaşlarımızın, sanatçılarımızın eserlerini emekle ve sendikayla buluşturma, aynı zamanda da Mersin’le ve Türkiye’yle tüm sosyal medya üzerinden de tüm dünyayla buluşturma gibi bir çabamız vardı. Bu çabayı hep birlikte gerçekleştiriyoruz. Gerçekten emek mücadeleyle, dayanışmayla, sanatla ve hep birlikte var olmayla güzel” diye belirtti.

    “SANATIN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNÜ ORTAYA KOYDUK”

    Ressam Veli Mert, sergiyi açmalarındaki amacın sanatın birleştirici gücünü sendikanın faaliyetleri içerisine koymak olduğunu ifade ederek, “Bu önemli bir etkinlik. Çünkü Türkiye’deki sanatçıların, Eğitim-Sen’in böyle bir projesinin olduğu vizyonunu ve perspektifini Türkiye’nin kültür sanat politikaları içinde bir yeri olduğuna dair bir alan açmaktı. Bunu başardığımızı düşünüyorum” şekline konuştu.

    “VAN’DAN İSTANBUL’A, KARS’TAN MUĞLA’YA ULAŞTIK”

    Sergide belli bir temayı koymadıklarının altını çizen Mert, “İnsan ve emek üst başlıklı kaldı. Ve dolayısıyla da sanatın kendi emeğini gösterimi için bir alan açmış olduk. Sergiyi farklı kentlerde de sanatseverlerle buluşturmak istiyoruz. Daha kesinleştirmemekle beraber Diyarbakır’da Çand Amed’te düşünüyoruz. Ankara’da Çankaya Kültür Merkezi’nde, İstanbul’da da İstanbul Eğitim Sen’in sahip çıkmasıyla bu sergiyi İstanbul’da da paylaşmak istiyoruz. Bu anlamda Edirne’den Hakkari’ye tam olarak olmasa da Van’dan İstanbul’a, Kars’tan Muğla’ya ulaştığımızı söyleyebilirim” ifadelerine yer verdi.

    “SENDİKA ÜYELERİNİ VE SANATÇILARI SERGİMİZE BEKLİYORUZ”

    Ressam Veli Mert, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Eğitim Sen üyesi olan görsel sanatlar ve resimle ilgilenen öğretmenlerin bu kadar büyük ses getiren etkinlik varken, artık boş durmaması gerekiyor. Özellikle sendikaya aidiyetleri açısından artık buna katılmalarının bir motivasyon aracı olduğunu, aidiyetlerini güçlendireceğini, bilmeyenler açısından da sendikamızın onlara bir vizyon koyduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

    Türkiye’deki tüm sanatçıları, tüm sendika üyesi dostlarımızı bu sergiye katılım için teşvik ediyorum. Onları bekliyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Mahmut Sümbül: Şiddet ortadan kalkana kadar mücadele edeceğiz-VİDEO

    Mahmut Sümbül: Şiddet ortadan kalkana kadar mücadele edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, Milli Eğitim Bakanı’nın saldırılar sonrası bir kaç kişiyi görevden almasının yeterli olmadığını söyleyerek, ” Kamu emekçilerine, eğitim ve bilim emekçilerine karşı şiddet ortadan kalkana kadar mücadele edeceğiz” dedi.

    Urfa Siverek’te okula düzenlenen saldırının ardından, Maraş’taki bir okula da saldırı oldu. Saldırıda 9 yurttaşın yaşamını yitirdiği açıklanırken, çok sayıda yaralının olduğu bildirildi.

    Okullarda ardı ardına gerçekleşen saldırılara karşı eğitim emekçileri iş bırakma eylemi gerçekleştiriyor. 2’nci gününe giren eylemde eğitimde gelinen noktanın iktidarın yanlış eğitim politikalarının sonucu olduğu dile getiriliyor.

    “BAKAN BİR KAÇ KİŞİYİ GÖREVDEN ALARAK SORUMLULUKTAN KAÇAMAZ”

    Eğitim-Sen Şube Mersin Başkanı Mahmut Sümbül de, ajansımıza yaptığı değerlendirmede, Milli Eğitim Bakanı’nın saldırılar sonrası bir kaç kişiyi görevden almasının yeterli olmadığını söyledi.

    Milli Eğitim Bakanı’nın görevden almalarla kendi sorumluğunun üstünü kapatmaya çalıştığının altını çizen Sümbül, “Biz eğitim emekçileri olarak sessiz kalmayacağız. Yaşananları açıklamalarla geçiştirmeyeceğiz. Kamu emekçilerine, eğitim ve bilim emekçilerine karşı şiddet ortadan kalkana kadar mücadele edeceğiz” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • KESK Mersin Şube: İnsanca yaşam için 14 Ocak’ta iş bırakıyoruz- VİDEO

    KESK Mersin Şube: İnsanca yaşam için 14 Ocak’ta iş bırakıyoruz- VİDEO

    PİRHA- KESK’e bağlı sendikalar, artan yoksulluk, düşük ücretler ve hükümetin ekonomi politikalarına karşı 14 Ocak’ta iş bırakma eylemi yapacak. BES Mersin Şube Başkanı Doğan Yarlıgaş, uygulanan politikaların toplumsal çürümeye yol açtığını belirtirken, Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül ise enflasyon üzerinden yapılan zamları kabul etmediklerini ve kamu emekçileri için ek zam talep ettiklerini söyledi.

    KESK’e bağlı sendikalar, hükümetin ekonomi politikaları ve derinleşen yoksulluğa karşı 14 Ocak Çarşamba günü iş bırakma eylemi gerçekleştirecek. Mersin’de Büro Emekçileri Sendikası Başkanı Doğan Yarlıgaş ile Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, eylemin gerekçelerini PİRHA’ya anlattı.

    “AÇLIKLA TERBİYE EDEN ANLAYIŞI KABUL ETMİYORUZ”

    Büro Emekçiler Sendikası (BES) Mersin Şube Başkanı Doğan Yarlıgaş, toplumda bir çürümenin yaşandığını ve bunun kaynağında iktidarın ekonomi politikalarının yattığını ifade etti. Hükümetin bir an önce sorumluluklarını yerine getirerek, Meclis’i toplaması ve bu konuda bir eylem paketi açıklaması gerektiğinin altını çizen Yarlıgaş, “Açlık ve ekonomik krizle başlayan, bugün artık ahlaki bir çöküntüye dönüşen bu anlayışın sona ermesi için herkesin sorumluluğunu yerine getirmesini ve 14 Ocak’ta yapacağımız eyleme katılmasını istiyoruz. Hükümet insanları açlıkla terbiye etmeye çalışıyor. Bu yaklaşım yalnızca çürümeye yol açar. Bugün yaşadığımız her türlü çürümenin nedeni, hükümetin izlediği yanlış ekonomik politikalardır. Hükümetin bir an önce sorumluluklarını yerine getirerek Meclis’i toplamasını ve bu konuda bir eylem paketi açıklamasını bekliyoruz. Emeklilerin, asgari ücretlilerin ve memurların bu denli yoklukla sınandığı bir dönemde, kimsenin verimli ve sağlıklı bir iş yapamayacağı açıktır” dedi.

    Türkiye’nin kaynaklarını doğru kullanmadığını, bu kaynakların yanlış politikalara ve israf kalemlerine harcandığına vurgu yapan Yarlıgaş, “Bizim istediğimiz, fakirlik edebiyatının bir an önce bırakılması ve kaynakların doğru aktarılmasıdır. Emekçiler sadaka istemiyor, hakkını istiyor” diye konuştu.

    “EKONOMİK KRİZ TÜM TOPLUMU DERİNDEN ETKİLİYOR”

    Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül de, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirerek, “Enflasyon üzerinden yapılan zamları kabul etmiyoruz. Kamu emekçileri için ek zam talep ediyoruz. Ayrıca her iş kolumuzda artan şiddete, ölümlere, itibarsızlaştırmaya, liyakatsizliğe ve mülakat uygulamalarına karşı sesimizi yükseltmek için 14 Ocak Çarşamba günü iş bırakıyoruz” ifadelerini kullandı. Yaşanan ekonomik krizin yalnızca kamu emekçilerini değil, toplumun tüm kesimlerini derinden etkilediğini belirten Sümbül, ücretlerde yaşanan erimenin artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini söyledi. Taleplerinin yalnızca ücret artışıyla sınırlı olmadığına dikkat çeken Sümbül, şunları söyledi:

    “İş bırakırken aynı zamanda kreş hakkı, kira yardımı, yol ve benzeri sosyal hakların, anayasanın emrettiği sosyal devlet anlayışı gereği hayata geçirilmesini istiyoruz. Emekçiler, partizan ve antidemokratik yönetim anlayışı nedeniyle baskı ve mobbinge maruz kalmaktadır. Antidemokratik bir ortamda verilen zamların kalıcı olması mümkün değildir. Hukuksuz vergi dilimleri ve taban aylığa yansımayan zamlar nedeniyle emekliler yoksulluk sınırının çok altında yaşamaya mahkûm edilirken, emekli olmak isteyen kamu çalışanları da emekli olamamaktadır. Asgari ücretliler ve kamu çalışanları da bugün yoksulluk sınırının altında ücretlerle çalışmaktadır.”

    KESK’in bu eylemle kamu emekçilerinin sesi olmaya devam edeceğini ifade eden Sümbül, 14 Ocak’ta yapılacak iş bırakma eyleminin aynı zamanda bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi. Yetkilileri emekçilerin taleplerini görmezden gelmekten vazgeçmeye çağıran Sümbül, talepler karşılık bulana kadar mücadelenin süreceğini sözlerine ekledi.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • Eğitim Sen’li Sümbül: Diyanet elini eğitimden çekmeli!- VİDEO

    Eğitim Sen’li Sümbül: Diyanet elini eğitimden çekmeli!- VİDEO

    PİRHA- Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Cuma hutbesinde eğitimin “manevi değerlere göre şekillenmesi” gerektiğini savunmasına Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül tepki göstererek, “Diyanet’in bu hutbe aracılığıyla eğitime dair söz söyleme hakkını kendinde görmesi, eğitimi ideolojik bir kuşatmaya almaya yönelik bir adımdır. Diyanet elini eğitimden çekmelidir” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 5 Eylül 2025 tarihli Cuma hutbesini yeni eğitim öğretim yılına ayırdı. “İlim Hakkı Bilmektir” başlığıyla yayımlanan hutbede, eğitimin yalnızca bilgi edinme süreci olmadığı, aynı zamanda çocukların “ahlaki ve manevi değerlerle” yetiştirilmesi gerektiği belirtildi. Diyanet, okul ve ailenin bu konuda birlikte hareket etmesi gerektiğini savunurken, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin bu “değer aktarımı” için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.

    Diyanet’in eğitimi dinsel temellere dayandıran söylemleri, eğitim alanında mücadele yürüten kurumlarca tepkiyle karşılandı. Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede hutbenin içeriğini ve eğitimin dinselleştirilmesini eleştirdi.

    “LAİK VE BİLİMSEL EĞİTİM HEDEF ALINIYOR”

    Mahmut Sümbül, Diyanet’in eğitimi dini referanslarla şekillendirme çabasının anayasada güvence altına alınan laik eğitim ilkesine aykırı olduğunu belirtti. Sümbül, hutbe içeriklerinin siyasal iktidarın eğitimi dinselleştirme politikalarının bir parçası olduğunu söyleyerek, “Eğitim sisteminin içeriği pedagojik ve bilimsel ölçütlerle belirlenmelidir. Diyanet’in bu hutbe aracılığıyla eğitime dair söz söyleme hakkını kendinde görmesi, eğitimi ideolojik bir kuşatmaya almaya yönelik bir adımdır. Bu, toplumun tüm kesimlerinin ortak hakkı olan kamusal eğitimi, Sünni İslam merkezli bir anlayışa teslim etme girişimidir” dedi.

    “FARKLI İNANÇLAR YOK SAYILIYOR”

    Zorunlu din dersleri uygulamasına dikkat çeken Sümbül, bu derslerin içerik olarak yalnızca tek bir inanca göre hazırlandığını, çok inançlı toplum yapısına uygun olmadığını söyleyerek, “Zorunlu din dersi, tek bir inancı merkeze alan ve öğrencilerin inanç özgürlüğünü yok sayan bir dayatmadır. Bu coğrafya çok inançlı, çok kültürlü, çok dinli ve farklı renkleriyle gerçekten birlikte insanca yaşayan bir toplumken bu politikalarla, kutuplaştırıcı dille insanlar birbirine düşman edilmeye yakın bir hale getirildi” diye konuştu.

    “EĞİTİM HALKIN HAKKIDIR”

    Eğitim Sen olarak yıllardır laik, bilimsel ve kamusal eğitim için mücadele ettiklerini ifade eden Sümbül, son olarak şunları söyledi:

    “Her geçen gün tarikatların, cemaatlerin, dini vakıf ve derneklerin eğitim alanındaki etkisi artıyor. Diyanet de bu yapılarla birlikte eğitimi adım adım kendi ideolojik çizgisine göre dönüştürmeye çalışıyor. Bizler bu dönüşüme karşı laikliği, eşitliği ve bilimi savunmaya devam edeceğiz. Eğitim ne iktidarın ne de Diyanet’in malı değildir. Eğitim halkın hakkıdır.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

     

  • Mahmut Sümbül: Barış, eğitim için elzem!- VİDEO

    Mahmut Sümbül: Barış, eğitim için elzem!- VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, barışın yalnızca toplumsal huzur açısından değil, eğitim açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Barış ortamı, çocukların eğitim haklarını özgürce kullanabilmesini sağlar. Bu da ancak savaşın sona erdiği ve müfredatların yeniden şekillendirildiği bir ortamda mümkün olabilir. Eğitimde fırsat eşitsizliği ve psikolojik travmalar ancak barışla aşılabilir” dedi.

    27 Şubat’ta Abdullah Öcalan’ın çağrısının ardından PKK’nin kendini feshettiğini ilan etmesi ve sembolik silah yakma töreniyle yıllardır süren çatışmaların sona ermesi için tarihi bir adım atıldı. Ardından, siyasi figürlerin açıklamaları ve sivil toplumun desteğiyle süreç daha geniş bir boyut kazandı.

    Ancak barışın sağlanabilmesi için yapısal reform ve hukuki düzenlemeler gerektiği sıkça vurgulandı. Birçok kesim, barış ortamının eğitimden ekonomiye kadar her alanda devrim niteliğinde değişiklikler getireceğini belirtti. Bu bağlamda, Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül sürece dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “BARIŞ İÇİN HUKUKİ VE YAPISAL REFORMLAR ŞART”

    Mahmut Sümbül, barışın sadece silahların susmasıyla değil, aynı zamanda toplumsal yapının yeniden inşa edilmesiyle mümkün olacağına dikkat çekerek, “Bu süreç sadece siyasi bir çözüm değil, aynı zamanda hukuki, toplumsal ve kültürel dönüşümleri de gerektiriyor. Barışın kalıcı olması için somut adımlar atılmalı” dedi.

    Eğitimden ekonomiye kadar her alanda ciddi değişikliklerin yapılması gerektiğinin altını çizen Sümbül, barışın bu alanlardaki devrim niteliğindeki dönüşümlerle sağlanabileceğini belirtti.

    “SAVAŞ EĞİTİMDE DERİN YARALAR AÇIYOR”

    Sümbül, çatışma ortamının özellikle eğitimde derin yaralar açtığını ve öğrencilerin savaşın gölgesinde eğitim almaya çalıştığını kayderek, “Birçok yatılı bölge okulu askeri karargah gibi kullanıldı. Operasyonlar nedeniyle bazı bölgelerde okullar kapatıldı. Bu ortamda öğrenciler ne uyuyabiliyor ne de sağlıklı bir eğitim alabiliyor. Öte yandan savaş koşullarında eğitim öğretim faaliyetlerinin yapmak çok zor. Birçok öğretmen arkadaşlarımız çatışmaların yoğun olduğu zamanlarda görevlerini yapamadılar” diye konuştu.

    Öğrencilerin, özel okullarda olanaklarla donatılmış akranlarıyla aynı sınavlara girdiğini de hatırlatan Sümbül, bunun başlı başına büyük bir eşitsizlik yarattığını söyledi.

    “ÇOCUKLAR SAVAŞIN KURBANI OLUYOR”

    Savaşın çocukların hayatındaki yıkıcı etkilerine dikkat çeken Sümbül, “Çocuklarımız, sadece okulda değil, savaşın ortasında hayatta kalmaya çalışıyor. Birçok yerde öğrenciler silah sesinden, bomba sesinden bırakın eğitim ve öğretim görmeyi, uyuyamıyorlar yaşayamıyorlar bile. Çok sayıda çocuğumuz mühimmatlarla oynarken hayatını kaybetti. Son 10 yılda 22 çocuğumuz zırhlı araçlar altında ezilerek hayatını kaybetti. Çok sayıda öğrencimiz bu süreçlerde hayatını kaybetti. Yine savaş dili ister istemez müfredata öğretmenlerin, öğrencilerin ve idarecilerin davranışlarına yansıyor. Ötekileştirme, kutuplaştırma yaklaşımı savaş ortamlarında öğrencilerin velilerin çok daha zor koşullarda eğitim öğretim hakkından faydalanmasına yol açıyor. Bunların tamamı barışın ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor bizlere” ifadelerini kullandı.

    “BARIŞ TEMEL BİR GEREKLİLİK”

    Barışın toplumun her kesimi için hayati önem taşıdığını, özellikle emekçiler, kadınlar ve çocuklar için barışın temel bir gereklilik olduğunu dile getiren Sümbül, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Barış, sadece askeri değil, toplumsal ve pedagojik bir ihtiyaç. Barış sağlanamadığı sürece bu ülkede eğitimde eşitlik ve fırsat eşitliği sağlanamaz. Barış, sadece savaşın sona ermesi değil, insanların bir arada yaşama kültürünü benimsemesidir. Bu kültürü oluşturmak için de eğitimin barışçıl bir zeminde yapılandırılması gerekir.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • KESK Mersin: KHK’li emekçiler göreve iade edilsin- VİDEO

    KESK Mersin: KHK’li emekçiler göreve iade edilsin- VİDEO

    PİRHA- KESK Mersin Şubeler Platformu, OHAL KHK’leriyle görevlerinden ihraç edilen tüm kamu emekçilerinin haklarıyla birlikte görevlerine iade edilmesi gerektiğini vurguladı.

    KESK Mersin Şubeler Platformu, OHAL KHK’leriyle görevinden ihraç edilen emekçilerin göreve iade edilmesi talebiyle Pozcu GMK Bulvarı’nda basın açıklaması yaptı. “KHK’ler gidecek biz kalacağız” pankartının açıldığı açıklamada “İşimizi geri istiyoruz”, “İşimizi geri istiyoruz”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganları atıldı. Basın metni platform dönem sözcüsü Mahmut Sümbül tarafından okundu.

    “KHK’LER BARIŞA YAPILAN BİR BASTIRMA GİRİŞİMİDİR”

    Mahmut Sümbül, yeni bir barış ve çözüm sürecinin konuşulduğu şu günlerde OHAL KHK’leriyle işinden edilen emekçilerin görevlerine iade edilmesinin önemine vurgu yaptı. Sümbül, OHAL sonrası yapılan ihraçların bir baskı politikası olarak uygulandığını vurgulayarak, “KESK olarak, askeri ya da sivil her türlü darbeye karşı durduk, antidemokratik uygulamaların ve toplum karşıtı politikaların karşısında olduk. Ancak, barışı, demokrasiyi ve emek mücadelesini savunan KESK üyelerinin de görevden alınması, sadece emek, demokrasi ve barış talebine karşı yapılan bir bastırma girişimidir. Bu adaletsizliğe bir son verilmelidir” dedi.

    Mahmut Sümbül, üniversitelerden sadece barış talep ettikleri için uzaklaştırılan akademisyenlere de değindi. “Barış istemek suç değildir. Tam tersine, bu ülkenin en temel ihtiyacıdır” diyen Sümbül, “‘Bu suça ortak olmayacağız’ bildirisine imza atan akademisyenler, toplumun ve akademinin vicdanı olmuşlardır. Ancak yıllardır iktidar tarafından bu vicdani ses bastırılmış, üniversiteler susturulmuş, bilimsel özerklik yok edilmiştir. Mahkemeler, anayasa mahkemesinin kararlarına bile kulak tıkamıştır. Beraat eden akademisyenler dahi görevlerine geri başlatılmamıştır” ifadelerini kullandı.

    “BARIŞ ORTAMI SAĞLANMALI”

    Sümbül, toplumsal barış için hukuksuzlukların sona erdirilmesi gerektiğini belirterek, “Eğer bugün barış ve demokrasi iddiasında bulunuyorsak, bunun gereği de yapılmalıdır. Sendikal faaliyetleri nedeniyle, kadın mücadelesine destek verdikleri, ifade özgürlüğünü kullandıkları için ihraç edilen tüm emekçiler görevlerine iade edilmelidir. Bu iade sadece göreve dönüş değil, aynı zamanda toplumun ve kamu vicdanının onarılması anlamına gelecektir” dedi.

    Son olarak Sümbül, toplumsal kaosun iyileştirilmesi için yeniden hukuk zemininin tesis edilmesi gerektiğini ve barış ortamının sağlanması gerektiğini söyledi.

    PİRHA/ MERSİN

  • 1 Mayıs objektiflere taşındı: “Mayıs’ın Renkleri” sergisi Mersin’de açıldı- VİDEO

    1 Mayıs objektiflere taşındı: “Mayıs’ın Renkleri” sergisi Mersin’de açıldı- VİDEO

    PİRHA- Eğitim-Sen Mersin Şubesi, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda çekilen yüzlerce fotoğraf arasından seçilen karelerle “Mayıs’ın Renkleri” adlı bir sergi düzenledi. Fotoğraf sanatçılarından gazetecilere, sendika üyelerinden yurttaşlara kadar birçok kişinin objektifinden yansıyan anlar, emeğe ve dayanışmaya sanatsal bir pencere açıyor.

    Eğitim-Sen Mersin Şubesi, 1 Mayıs İşçi Bayramı’na dair görsel hafızayı güçlendirmek ve emeğin farklı yüzlerini sanatla buluşturmak amacıyla bu yıl ilk kez “Mayıs’ın Renkleri Fotoğraf Sergisi”ni düzenledi.

    Şube, her yıl 1 Mayıs mitinglerinde fotoğrafla ilgilenen üyelerine özel sorumluluklar vererek farklı bakış açılarıyla o günü belgelemelerini sağlıyordu. Bu yıl ise bu fotoğraflar bir araya getirilerek daha geniş bir sergi fikri ortaya çıktı. Sergide fotoğraf sanatçıları, gazeteciler ve sendika üyesi emekçilerin objektifinden yansıyan kareler yer alıyor.

    Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, süreci şöyle özetledi:

    “Her 1 Mayıs’ta fotoğrafla ilgilenen arkadaşlarımız farklı perspektiflerden kareler yakalıyordu. Bu yıl, bu görüntüleri yalnızca kendi üyelerimizle sınırlı bırakmayıp; gazetecilerin, sanatçıların, sendika üyelerinin ve katılımcıların çektiği fotoğraflarla birleştirip bir sergiye dönüştürme fikri doğdu. Böylece 1 Mayıs’ı sadece bir miting günü olmaktan çıkarıp, tarihe not düşen, çok sesli, çok renkli bir bakış açısına dönüştürmek istedik.”

    SÜRPRİZ FOTOĞRAF ÇAĞRISI

    Serginin en dikkat çekici yönlerinden biri, fotoğraf çekimlerinin hiçbir duyuru yapılmadan, tamamen doğal ve habersiz bir şekilde gerçekleşmiş olması. 1 Mayıs etkinliği sırasında kimsenin bir sergi planından haberi yoktu. Etkinlik sonrası sosyal medya ve kurum içi gruplar aracılığıyla fotoğraf çağrısı yapıldı. Yüzlerce başvuru içinden bir seçici kurul tarafından belirlenen eserler sergide yer aldı.

    Fotoğraflar, çoğunluğu fotoğraf sanatıyla ilgilenen Eğitim-Sen üyelerinden oluşan bir seçici kurul tarafından değerlendirildi. Ancak sergide yer bulan fotoğrafların çoğu, gazeteciler, profesyonel fotoğrafçılar, kamu emekçileri ve 1 Mayıs alanında bulunup anı cep telefonuyla ölümsüzleştiren yurttaşlara ait. Mersin’in çeşitli noktalarından gelen bu kareler, şehrin 1 Mayıs’a olan duyarlılığını ve katılımını da yansıtıyor.

    GELENEKSEL HALE GELECEK

    Mahmut Sümbül, bu sergiyi geleneksel hale getirme hedefinde olduklarını belirtti. Her yıl, 1 Mayıs sonrasında farklı mekanlarda, binlerce fotoğraf arasından seçilecek eserlerle halkla buluşturulacak kapsamlı sergiler planlanıyor. Sümbül, “Bu sergiyi, yalnızca emekçilerin değil, sanatın da buluşma noktası haline getirmek istiyoruz. Mersin halkının, sanatçılarımızın ve emekçilerin ortak belleğinde yer edecek bir gelenek kurmayı hedefliyoruz” dedi.

    Sergi, 14-15 Haziran 1970 büyük işçi direnişinin 55. yıl dönümü haftasına denk getirilerek, emeğin tarihsel ve insani boyutlarına dikkat çekmeyi amaçladı.

    Mahmut Sümbül, emeği yalnızca mücadele alanlarında değil, sanatın diliyle de anlatmaya devam edeceklerini vurgulayarak, bu tür kültürel etkinliklerin artarak süreceğini belirtti.
    Sergi, 21 Haziran Cumartesi tarihine kadar Eğitim Sen Mersin Şube binasında ziyarete açık olacak.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin Limanı’na yanaşan İsrail gemisi protesto edildi-VİDEO

    Mersin Limanı’na yanaşan İsrail gemisi protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, İsrail’e askeri malzeme taşıdığı öne sürülen Vela gemisinin Mersin Limanı’na yanaşmasını protesto ederek, “İsrail’in savaş makinelerine yakıt taşıyanlar, Filistinli çocukların kanına ortak oluyor. Bu gemi, Gazze’de her gün bombalanan evlerin, hastanelerin, okulların bir parçasını getiriyor” dedi.

    Gazze’ye insani yardım taşıyan ‘Madleen’ gemisine İsrail tarafından yapılan saldırının ardından, İsrail’e askeri malzeme taşıdığı iddia edilen ‘Vela’ adlı geminin Mersin Limanı’na yanaşması üzerine Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Mersin Limanı önünde bir basın açıklaması yaptı. “Madleen’i değil Vela’yı durdur” yazılı pankartın açıldığı açıklamada “Katil İsrail işbirlikçi AKP”, “Madleen’e selam direnişe devam”, “Vela’ya boykot İsrail’e boykot” sloganları atıldı. Açıklamayı platform dönem sözcüsü Mahmut Sümbül okudu.

    “MADLEEN’E SALDIRI SAVAŞ SUÇUDUR”

    Sümbül, İsrail’in uluslararası hukuku ve insan haklarını açıkça ihlal ettiğini vurgulayarak, Madleen gemisine yönelik saldırının bir savaş suçu olduğunu ifade etti. Gemide yalnızca gönüllü yardım çalışanlarının bulunduğuna dikkat çeken Sümbül, saldırının insanlık vicdanına yönelik bir darbe olduğunu belirtti.

    İsrail’e askeri malzeme taşıdığı öne sürülen Vela gemisinin Mersin Limanı’na yanaşmasını “kabul edilemez, affedilemez bir utanç” olarak nitelendiren Sümbül, Türkiye topraklarının İsrail’in savaş düzenine lojistik destek sağlamak için kullanılmasının halkın iradesine ve vicdanına ihanet olduğunu dile getirdi.

    TALEPLER SIRALANDI

    İsrail’in savaş makinelerine malzeme taşımanın, Filistinli çocukların kanına ortak olmak anlamına geldiğini söyleyen Sümbül, şu taleplerde bulundu:

    “Mersin Limanı’ndan yükselen her vicdanlı ses, yalnızca bir protesto değil; insanlığın, adaletin ve kardeşliğin haykırışıdır. Bizler, bu limanın halkıyız. Bu ülkenin onurlu yurttaşlarıyız. Hiçbir limanımızın, İsrail’in kanlı savaş düzenine hizmet etmesine izin vermeyeceğiz!

    Taleplerimiz nettir:

    – İsrail’e gidecek hiçbir askeri malzeme Türkiye limanlarından taşınmamalıdır.
    -Madleen gemisine saldırı uluslararası platformlara taşınmalı, İsrail hesap vermelidir.
    -Gemiye el koyan ve sivilleri tutuklayan İsrail hakkında suç duyurusunda bulunulmalı, yardım gönüllüleri derhal serbest bırakılmalıdır.
    -Hükümet, halkın vicdanını ve hukuku esas almalı; İsrail’le her türlü askeri ve ticari iş birliğini derhal kesmelidir.”

    Açıklamanın sonunda Sümbül, tüm sendikaları, demokratik kitle örgütlerini ve vicdan sahibi yurttaşları harekete geçmeye çağırdı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de İsrail’in saldırıları kınandı: Sistematik bir soykırım politikasıdır- VİDEO

    Mersin’de İsrail’in saldırıları kınandı: Sistematik bir soykırım politikasıdır- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, İsrail’in Gazze’ye dönük saldırılarına tepki göstererek, “Bu saldırılar, yalnızca askeri operasyonlar olarak değil, bir halkın sistematik olarak yok edilmesine yönelik bir politika olarak değerlendirilmelidir” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu (MEDP) İsrail’in Filistin’e dönük saldırılarına tepki göstermek için Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. “Filistin’de katliam var, soykırıma varan saldırıları durdurun” pankartının açıldığı açıklamada “Katil İsrail Filistin’den defol”, “Nehirden denize özgür Filistin” sloganları atıldı. Açıklamaya çok sayıda paltform bileşeni ve demokratik kitle örgütleri temsilcisi katıldı.

    KAMUOYUNUN SESSİZLİĞİNE TEPKİ

    Basın açıklaması platformun dönem sözcüsü Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül okudu.

    Mahmut Sümbül, İsrail’in Filistin topraklarında gerçekleştirdiği saldırıların yalnızca bölgesel çatışma değil, küresel adalet ve insan hakları açısından büyük bir tehdit olduğuna dikkat çekti.

    Gazze’de gerçekleştirilen saldırıların yalnızca askeri operasyonlar değil, bir halkın sistematik olarak yok edilmesine yönelik bir politika olduğunu belirten Sümbül, “Filistin halkı, yıllardır süren işgal ve abluka nedeniyle büyük bir insani krizle karşı karşıya kalmıştır. Ancak uluslararası toplum, bu zulme karşı yeterli tepki göstermemekte ve İsrail’in saldırılarını durdurmak için somut adımlar atmaktan kaçınmaktadır. Bu sessizlik, Filistin halkının yaşadığı zulmü normalleştirmekte ve İsrail’in uluslararası hukuku ihlal etmesine göz yumulmasına neden olmaktadır” dedi.

    TALEPLER SIRALANDI

    Sümbül, Gazze’de yaşanan yıkımın son bulması çağrısında bulunarak, şu talepleri dile getirdi:

    “-İsrail’in Filistin’deki sivillere yönelik saldırıları derhal durdurulmalıdır.
    -Uluslararası toplum, İsrail’in işlediği savaş suçlarını bağımsız bir şekilde soruşturmalı ve sorumluları adalet önüne çıkarmalıdır.
    – Filistin halkının özgürlüğü ve bağımsızlığı için uluslararası destek artırılmalıdır.
    -Halkların kardeşliği ve eşitliği temelinde, tüm dünya devletleri Filistin halkının yanında durmalıdır.
    -Çocukların ve kadınların korunması için acil insani yardım sağlanmalı, savaş mağdurlarına psikolojik ve fiziksel destek verilmelidir.
    – İsrail’in savaş suçları Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tam kapsamlı bir şekilde soruşturulmalı ve uluslararası yaptırımlar uygulanmalıdır.
    – Okulların, ibadethanelerin ve hastanelerin hedef alınması uluslararası hukuk çerçevesinde savaş suçu olarak değerlendirilerek, İsrail’e karşı yaptırımlar uygulanmalıdır.
    -ABD’nin Gazze’yi boşaltma planı uluslararası hukuk çerçevesinde savaş suçu olarak değerlendirilerek, Filistin halkının zorla yerinden edilmesine karşı küresel bir duruş sergilenmelidir.
    -Uluslararası toplum, Filistin halkına yönelik saldırılar karşısındaki sessizliğini bozmalı ve İsrail’e karşı somut yaptırımlar uygulamalıdır.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Eğitim Sen Mersin Şubesi’nin ‘Emek ve İnsan’ sergisi sanatseverlerle buluştu- VİDEO

    Eğitim Sen Mersin Şubesi’nin ‘Emek ve İnsan’ sergisi sanatseverlerle buluştu- VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen Mersin Şubesi, 1 Mayıs İşçi Bayramı dolayısıyla ‘Emek ve İnsan’ resim sergisi düzenledi. Eğitim Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül, “1 Mayıs’ın sadece mitingle geçiştirilen bir noktada olmasını istemedik, sanatsal faaliyetlerle güçlendirelim istediğimiz için bu sergiyi hazırladık” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Mersin Şubesi, 1 Mayıs İşçi Bayramı etkinlikleri kapsamında ‘Emek ve İnsan’ resim sergisi düzenledi. Denizcilik müzesinde yapılan sergi açılışına çok sayıda eğitimci, STK temsilcisi ve sanatsever katıldı.

    Eğitim Sen üyelerinin yaptığı resimlerden oluşan sergide 45 eser yer alıyor. Sergiye ilişkin PİRHA‘ya konuşan Eğitim Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül, “Üyelerimizin eserleriyle başlayıp, il dışından ve ülke dışından katılımlarla gelişen bir sergi. Bu sergiyi Eğitim Sen üyelerinin emeğin değişik boyutlarını tuvale yansıttıkları bir sanat faaliyeti olarak büyütmeye çalışıyoruz. 1 Mayıs’ın bir güne değil, haftalara yayılan emek mücadelesinin farklı bir versiyonu olsun diye böyle bir sergi açmayı hedefledik. Sergimiz iki hafta boyunca sanatseverler için açık olacak” dedi.

    Sümbül, 1 Mayıs Perşembe günü yapılacak mitinge de çağrı yaparak, “1 Mayıs günü saat 14.30’da eski Tevfik Sırrı Gür Stadyumu önünde buluşarak Cumhuriyet Alanına yürüyeceğiz. Emeğe, demokrasiye, barışa, kadına, eğitime, sağlığa dair tüm taleplerimizi dile getireceğiz. Tüm Mersinlileri 1 Mayıs’a katılmaya, sesimize ses olmaya çağırıyoruz” sözlerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

     

  • Mersin’de 1 Mayıs programı açıklandı- VİDEO

    Mersin’de 1 Mayıs programı açıklandı- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs programını açıkladı. Bu yılki temanın “Emeğin hakları, barış, adalet ve eşitlik” olduğu vurgulanarak alanlara çağrı yapıldı.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenleyerek 1 Mayıs İşçi Bayramı programını duyurdu. Toplantıya çok sayıda siyasi parti, sivil toplum ve emek örgütü temsilcileri katıldı.

    Platform adına konuşan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, bu yılın temasının “Emeğin hakları, barış, demokrasi, eşitlik ve adalet” olacağını söyledi.

    Sümbül, bu yılki 1 Mayıs programına dair şunları aktardı:

    “Bu yıl farklı bir şey yapmak istedik. 1 Mayıs ile ilgili ‘Emek ve İnsan’ resim sergisi düzenleyeceğiz. 28 Nisan saat 17.30’da Denizcilik Müzesi Sanat Galerisi’nde sergimizi açacağız. Yine o hafta içerisinde iş yerlerimizde bildiri okuma, bildiri dağıtma ve Mersin’in değişik yerlerinde bildirilerimizi, afişlerimizi billboardlarda, alanlarda her yerde göreceksiniz. Ayrıca sanatçı Hüseyin Turan 1 Mayıs günü aramızda olacak. 1 Mayıs’ın anlamına, önemine uygun bir müzik dinletisini bizlere sunacak. Tabi farklı kurumlarımızın, siyasi partilerimizin etkinleri de olacaktır. 1 Mayıs’ta 14.30’da eski Tevfik Sırrı Gür Stadyumu önünde toplanıp, 15.30’da yürüyüşe başlayacağız. Oradan Cumhuriyet Alanı’na kadar yürüyeceğiz. Cumhuriyet Meydanı’nda da yapacağımız konuşmalar, etkinlikler ve konserimizle 1 Mayıs’ı kutlayacağız. Tabi bir yandan kutlama yaparken bir yandan da 1 Mayıs şehitlerimizi anacağız.

    Bu yılki genel temamız ‘Emeğin hakları, barış, demokrasi, eşitlik ve adalet’ olacak. Özellikle son aylarda yaşadığımız süreç 1 Mayıs’ı çok daha önemli bir hale getirdi. O yüzden buradan işçileri, emekçileri, emeklileri, kadınları, gençleri; yani 1 Mayıs’a dair sözü olan, insanca, barış içerisinde yaşayacağımız Türkiye’ye, emeğe, eşitliğe, adalete karşı sözü olan herkesi 1 Mayıs’a bekliyoruz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de ‘Alevi soykırımı biran önce durdurulsun’ çağrısı- VİDEO

    Mersin’de ‘Alevi soykırımı biran önce durdurulsun’ çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Suriye’deki Katliamlara Karşı Dayanışma İnisiyatifi, Mersin’de yaptığı eylemde Suriye’de Alevilere ve kadınlara yapılan katliamlara ses çıkararak, “Suriye’de kadınlar kaçırılıyor, her türlü işkence yapılarak tecavüze uğruyor ve katlediliyor. Soykırım yapan HTŞ yönetimine ve Colani’ye başta Türkiye ve diğer ülkeler derhal harekete geçmeli” dedi.

    Mersin’de kurulan Suriye’deki Katliamlara Karşı Dayanışma İnisiyatifi; Suriye’deki katliamların, kadınların kaçırılmasını ve HTŞ Lideri Colani’nin Türkiye’yi ziyaret etmesini protesto etti. Özgür Çocuk Parkında bir araya gelen kitle, “Suriye’de Alevi katliamını durdurun” yazılı pankart açarak katliamda öldürülen sivillerin fotoğraflarını taşıdı.

    İnisiyatif adına basın açıklamasını okuyan Arap Alevi Kültür Derneği üyesi Özcan Damla, HTŞ’ye bağlı grupların Alevileri yerlerinden ettiğine, kutsal mekanları tahrip ettiğine ve yapılan işkencelerle katliamı soykırıma dönüştürdüğüne dikkat çekti.

    “SOYKIRIM EN ÇOK ALEVİ KADINLARA UYGULANDI”

    Soykırımın tüm dünyanın gözü önünde yapıldığını söyleyen Özcan Damla,Soykırım en çok Alevi kadınlara ve çocuklara uygulanmıştır. Son günlerde her gün Suriye’de Kadınlar kaçırılıyor, her türlü işkence yapılarak, tecavüze uğruyor ve katlediliyor. Milyonlarca Suriyeli gibi, çok sayıda kadın da evlerini terk etmek zorunda kalmış ve mülteci olarak zorlu yaşam koşullarına katlanmak durumunda bırakılmıştır. Suriye’de maalesef bugün kaybedilen canların sayısının binlerle ölçüldüğü bir aşamaya gelinmiştir. Eli kanlı ve soykırım yapan HTŞ yönetimine ve Colani’ye başta Türkiye ve diğer ülkeler hiçbir destek sağlamamalı ve ülkelere girişleri yasaklanmalıdır” diye konuştu.

    Damla, katliamların derhal son bulması gerektiğini kaydederek Suriye’deki bütün kimlikleri ve inançları kapsayacak demokratik bir yönetimin kurulması gerekliliğine vurgu yaptı.

    “ALEVİ SOYKIRIMI BİR AN ÖNCE DURDURULMALI”

    Basın açıklamasının ardından kurum temsilcileri söz alarak katliamı durdurma çağrısı yaptı. Mersin Cemevi adına konuşan Aysel Demir Kılavuz, Colani’nin Türkiye’ye davet edilmesine dair AKP hükümetini eleştirdi ve katliamlara karşı bir olmanın önemine işaret etti.

    Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, AKP hükümetine seslenerek katliamların durdurulması için harekete geçmeleri gerektiğini dile getirdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Suriye’de laik demokratik bir hükümet kurulması gerektiğinin elzem olduğunu söyledi.

    Halkların  Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, HTŞ’nin IŞİD zihniyetiyle aynı olduğunu belirterek tüm farklılıklara ve kadınlara düşman olan bu zihniyetle mücadele edeceklerinin altını çizdi.

    İnsan Hakları Derneği Kadın Komisyonu Üyesi Zeynep Kara, “Suriye topraklarını paylaşmak isteyen emperyalist güçlerinin desteğiyle Alevilere, Kürtlere, Dürzilere, Hristiyanlara yönelik bir soykırım başladı ve tüm dünya ülkeleri bu soykırıma sessiz kalıyorlar. Biz Aleviler şiddeti hiçbir zaman savunmadık. Barışı yine her zaman olduğu gibi kadınlar örecek” dedi.

    Eğitim Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül halklara, inançlara yapılan katliamlara karşı demokratik bir Suriye’nin inşası için mücadeleyi büyüteceklerini dile getirdi.

    Siyasetçi Aytuğ Atıcı da katliamlarda en çok kadınların etkilendiğini kaydederek, yapılanın açıkça bir Alevi katliamı olduğunu belirtti.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Öğrencilerin yanındayız!- VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Öğrencilerin yanındayız!- VİDEO

    PİRHA- Ülke geneline yayılan protestolar sonucu tutuklanan 301 öğrenci için basın açıklaması yapan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, “Anayasa’dan gelen haklarıyla barışçıl bir şekilde tepkilerini ortaya koyan ülkenin gençlerine şiddet, cop, kalkan, kimyasal gaz, işkence ve tacizi reva gören bu iktidarla mücadelemiz sürecektir” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan ve dalga dalga yayılan protestolar sonucu tutuklanan öğrencilere ilişkin Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. Açıklamada polisin eylemcilere uyguladığı sert müdahalelere, işkencelere ve haksız tutuklamalara tepki gösterildi.

    “DEMOKRASİYE KELEPÇE VURULMUŞTUR”

    Basın açıklamasını okuyan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül, ülke genelinde 301 öğrencinin haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandığını hatırlatarak, “Artık konu sadece İmamoğlu’nun tutuklanması değildir. Konu kayyımlarla yıllardır halk iradesini ve sandık demokrasisini bile tanımayan bu darbe girişimine karşı; sokaklarda halkın iradesine sahip çıkanların “bu gerici-faşist rejime” karşı gençliğin, emekçilerin bu karanlığa teslim olmayacağını göstererek, iradesini en meşru haklarıyla ortaya koymasıdır” dedi.

    Mahmut Sümbül, bu süreçte Eğitimsen MYK’nin “1 günlük iş üretmeme” kararı alması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlattığını, MYK üyeleri hakkında 2 haftalık ev hapsi ile yurtdışı yasağı ve adli kontrol cezası verildiğine de değindi.

    Sümbül, “Eğitim Sen MYK’sine ev hapsi verilerek, bileklerine kelepçe vurularak; demokrasiye, sendikal özgürlüklere ve örgütlenmeye kelepçe vurulmuştur. Konfederasyonumuz KESK ve Sendikamız Eğitim Sen sokaklarda fiili ve meşru mücadele vererek kurulmuştur. Haklarını söke söke alan bir geleneğe sahip sendikamızın yöneticilerine ev hapsi uygulamak, ne örgütlenme ne de sendikal mücadeleye sekte vuramayacaktır” diye konuştu.

    “GENÇLERE İŞKENCEYİ REVA GÖRMELERİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Eğitim ve öğretimin anayasal bir hak olduğunun altını çizen Sümbül, konuya dair şunları dile getirdi:

    “Tutuklu ve ev hapsinde tutulan öğrencilerimize sınav hakkı tanınmasını ve Eğitim Sen üyesi öğretim üyeleri ve öğretmenleri de öğrencilerimize sınav yapabilmesi için derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Öğrencilerimiz sabah ev baskınlarıyla ve meydanlarda Anayasa’dan gelen haklarıyla barışçıl bir şekilde tepkilerini ortaya koymalarına iktidarın, sermayenin ve onun kolluk güçleri olan polisler tarafından gözaltı sürecinde uygulanan “şiddet, cop, kalkan, kimyasal gaz, işkence ve taciz” in bu ülke gençliğine reva görülenin ne olduğunu bizlere göstermiştir.

    Mersin’de üniversite öğrencilerinin kampüslerinde bu hukuksuzluğa karşı sessiz kalmadığını görüyoruz ve yanlarındayız. Eylemlere katılanlardan ve sosyal medyada destek verenlerden bir kısmı gözaltına alınmış, ev hapsi ve adli takip gibi kısıtlayıcı önlemlerle eğitim ve barınma hakları gasp edilmeye çalışılmaktadır. Buradan yetkililere sesleniyoruz: Gençler demokratik bir ortamda özerk ve demokratik bir üniversite ortamında eğitim- öğretim faaliyetlerine devam etmek ve adil-özgür bir ortamda insanca yaşamak istiyorlar. Bu talepler bizlerin de talepleridir. Gerçekleştirene kadar mücadelemize devam edeceğiz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Eğitim Sen Mersin: Baskı politikaları bize geri adım attıramayacak- VİDEO

    Eğitim Sen Mersin: Baskı politikaları bize geri adım attıramayacak- VİDEO

    PİRHA- Üniversite öğrencilerinin boykot kararına destek vererek bir günlük iş bırakma kararı alan Eğitim Sen hakkında soruşturma açılmasına Mersin’den tepki geldi. Eğitim Sen Mersin Şubesinin yaptığı açıklamada “Eğitim Sen, geçmişte olduğu gibi, bu tür baskı ve yıldırma politikaları karşısında geri adım atmayacak, sendikal faaliyetlerini kesintisiz sürdürecektir” denildi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından üniversite öğrencilerinin boykot kararını destekleyip bir günlük iş bırakma kararı almıştı. Eğitim Sen’in eylem kararı ardından soruşturma açılmasına dair Eğitim Sen Mersin şubesi Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. “Eğitim Sen biat etmez, baskılar bizi yıldıramaz” pankartının açıldığı eylemde iktidarın baskıcı politikalarına tepki gösterildi.

    “SENDİKAL FAALİYETLERİMİZ ENGELLENİYOR”

    Basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, öğrencilerin demokratik tepkilerine sahip çıkmak için aldıkları bu karar sebebiyle iktidarın sendikayı hedef aldığını belirtti. Sümbül, “MYK üyelerimiz savcılıkta verdikleri ifadenin ardından ev hapsi istemiyle mahkemeye sev edilmiş ve bütün MYK üyelerimiz hakkında iki hafta ev hapsi ve sonrasında haftada bir imza atmak üzere adli kontrol cezası verilmiştir. MYK üyelerimize verilen bu cezalar doğrudan doğruya Eğitim Sen’in sendikal faaliyetlerini engelleme amacı taşımaktadır” diye konuştu.

    İktidarın, üniversite öğrencilerine destek olan herkesi kriminalize etmeye çalıştığını dile getiren Sümbül, hem öğrencilerin tepkilerini bastırmayı hem de sendikal hareketi sindirmeyi hedeflediğini söyledi. Baskı ortamına karşılık mücadeleden geri durmayacaklarının altını çizen Sümbül, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Üniversite gençliği ve üniversitelerde görev yapan öğretim elemanları haklı mücadelelerinde yalnız değildir. Türkiye’nin dört bir yanında üniversitelerde yaşanan boykot, bu karanlık rejime karşı halkın vicdanını temsil etmektedir ve biz o vicdanın yanındayız. Baskı, tehdit, şiddet ve sömürüye karşı birlikte mücadele edecek, birlikte kazanacağız! Sadece kendi haklarımız için değil; çocukların, öğrencilerin, toplumun geleceği için mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Eğitim Sen geçmişte olduğu gibi, bu tür baskı ve yıldırma politikaları karşısında geri adım atmayacak sendikal faaliyetlerini kesintisiz sürdürecektir.”

    PİRHA/ MERSİN

  • İlkokul öğrencilerine ‘Tekne Orucu’ tutturuldu!-VİDEO

    İlkokul öğrencilerine ‘Tekne Orucu’ tutturuldu!-VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ‘öğrencilere oruç tutturun’ talimatlı yazısının gönderilmesinin ardından Mersin’de ilkokul öğrencilerine ‘Tekne Orucu’ tutmaları söylendi. Oruç tutan öğrenciler için iftar şenliği düzenlendi.

    Maarif Modeli politikalarıyla eğitimin dinselleşmesine yönelik adımlar gün geçtikçe artıyor. Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından okullara Ramazan ayında yapılacak etkinliklerle ilgili yazı gönderilmesinin ardından anaokuldan başlayarak liselere kadar çeşitli dini faaliyetler yürütülmeye başlandı.

    Son olarak Mersin’de Salim Güven İlkokulu’nda öğrenciler için ‘Tekne Orucu’ (Küçük yaşta olan çocukların belli bir süre dilimine kadar oruç tutmaları) iftar şenliği düzenlendi. Çocukları oruca alıştırmak için okulun bahçesinde hazırlanan şenliğe İl Milli Eğitim Müdürü Fazilet Durmuş da katıldı.

    Okul müdürü ve Fazilet Durmuş’un yaptığı konuşmalardan sonra öğle ezanının okunmasıyla çocuklara oruçlarının açılması söylendi. Bunun üzerine çocuklar yemek yiyebildi.

    “PEDOGOJİ BİLİMİNDE YERİ OLMAYAN BİR UYGULAMA”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, söz konusu etkinliği eleştirerek, “Bu ülkede farklı inançtan, farklı mezheplerden, farklı kimlikler var onların oruçları ve ibadetleri farklı. Öğrenciler bu konularda hiçbir şey bilmezken tek dinin tek mezhebi üzerinden yapılan bu çalışmalar bir yerden sonra öğrenciler üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Çok net bir biçimde ayrımcılık, insan hakları ihlali, çocuk hakları ihlaline giren ve ne pedagoji biliminde ne eğitim biliminde yeri olmayan bu çeşit uygulamalara asla sessiz kalmayacağız” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Okullarda Ramazan ayı etkinlikleri: Çocukları ayrıştıran bir uygulama- VİDEO

    Okullarda Ramazan ayı etkinlikleri: Çocukları ayrıştıran bir uygulama- VİDEO

    PİRHA- Okullarda Ramazan ayı etkinlikleri ve oruç çetelesi gibi uygulamalara tepki gösteren Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, bu uygulamanın öğrenciler arasında ayrıştırma doğurduğunu belirterek, “Çocuklar üzerinde olumsuz etkiler bırakan ve çocuk hakları ihlali olan bu uygulamaya derhal son verilmeli” dedi.

    Okullarda ÇEDES gibi protokollerle, Maarif Modeli politikalarıyla eğitimin dinselleşmesine yönelik adımlar toplumun birçok kesimi tarafından tepkiyle karşılanırken buna bir yenisi eklendi. Milli Eğitim Müdürlüğü (MEB) tarafından okullara Ramazan ayında yapılacak etkinliklerle ilgili yazı gönderildi ve bazı okullarda Ramazan çetelesinin tutulmaya başlandı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, söz konusu uygulamayı PİRHA’ya değerlendirdi.

    “HEDEF TÜM OKULLARI İMAM HATİPLEŞTİRMEK”

    Bu uygulamanın Maarif Modeliyle tüm okulların İmam Hatipleştirilmesinin bir parçası olduğuna dikkat çeken Mahmut Sümbül, “Okul öncesi öğrencileri, velileri, öğretmenleri sabah namazına çağıran uygulamalarla başlayan bir iş bu Sadece Mersin’de değil, Türkiye’nin her yanında uygulanmaya çalışılan ve Maarif Modeli ile de ilişkilendirilen bir şey. Bu modelin tüm okulları İmam Hatipleştirme projesi olduğunu anlatıyorduk, Ramazan’daki son uygulamayla da ete kemiğe büründü” diye konuştu.

    Sümbül, söz konusu uygulamanın ana okulundan başlayarak liseye kadarki tüm eğitim ve öğretim kademelerini kapsadığını kaydederek, “Okullarda çeşitli etkinliklerle, gönüllülük gibi gösterilen ama öğrencileri, öğretmenleri, velileri öğrenci üzerinden ayrıştıran işler yapılmaya başlandı. Oruç tutanların çetelesinin tutulması ve başarı belgesi verilmesi henüz Mersin’de rastladığımız bir uygulama değil ama onun dışındaki dini etkinlikler oldukça yaygın” dedi.

    “BİLİMDE YERİ OLMAYAN BU UYGULAMARA KARŞIYIZ”

    Bu uygulamanın tek din, tek mezhep dayatması olduğunu ve çocuklar arasında ayrışmaya yol açtığını vurgulayan Sümbül, şu ifadeleri kullandı:

    “Oruç tutan tutmayan, etkinliklere gidip onu önemseyen önemsemeyen, oruç tutup başarı belgesi alan başarı belgesi almayan diye çocuklar ayrıştırılacak. Bu ülkede farklı inançtan, farklı mezheplerden, farklı kimlikler var onların oruçları ve ibadetleri farklı. Öğrenciler bu konularda hiçbir şey bilmezken tek dinin tek mezhebi üzerinden yapılan bu çalışmalar bir yerden sonra öğrenciler üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Diğer illerden kulağımıza gelen oruç tutan öğrencileri takip ederek çetele tutma, onlara başarı belgesi verme gibi çok net bir biçimde ayrımcılık, insan hakları ihlali, çocuk hakları ihlaline giren ve ne pedagoji biliminde ne eğitim biliminde yeri olmayan bu çeşit uygulamalara asla sessiz kalmayacağız. Bu konularda öğretmenlerimizin, velilerin bizlerle diyalog halinde olması önemli. Hem Mersin’de hem Türkiye’de tüm inançlarla, tüm kimliklerle, renklerle birlikte bu uygulamalara karşı çıkacağımızın bilinmesini istiyorum.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’de Ana Dili çağrısı: 21 Şubat tüm dillere özgürlük günü olsun! -VİDEO

    Mersin’de Ana Dili çağrısı: 21 Şubat tüm dillere özgürlük günü olsun! -VİDEO

    PİRHA-21 Şubat Dünya Ana Dili Günü sebebiyle açıklama yapan İHD, Sanatolia, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve Eğitim-Sen, her bireyin ana dili ile eğitim alması ve dünya ile iletişim kurması hakkının bir an önce hayata geçirilmesi yönünde çağrı yaptı.

    Sanatolia, İnsan Hakları Derneği (İHD), Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim- Sen) ile Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü sebebiyle Özgür Çocuk Parkı’nda ortak basın açıklaması yaptı.

    Türkçe ve Kürtçenin Kurmanci ile Kurmancki lehçelerinde yapılan açıklamada üç dilde “21 Şubat Dünya Ana Dili Kutlu Olsun” yazılı pankart açıldı.

    “DİL ÜZERİNDEKİ TEKÇİ POLİTİKALAR KALDIRILMALI”

    Açıklama metninin Türkçe kısmını okuyan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, ana dilinin önemine vurgu yaparak, özellikle ana dilde eğitimin temel bir insan hakkı olduğunu kaydetti. Ancak ulus devlet anlayışının ana dilinde eğitim taleplerinin önündeki en büyük engel olduğunu belirten Sümbül, “Ulus devlet anlayışı asimilasyoncu, tekçi ve yasaklayıcı bir anlayışla ana dilinde eğitim taleplerini reddetmektedir. Ulus devlet anlayışı bir toprak parçası üzerinde yaşayan bütün bireylerin ‘tek dili’ konuşmaya, eğitim görmeye ve diğer faaliyetlerini sürdürmeye zorlamaktadır. Diller üzerinde tekçi ve asimilasyoncu politikalar ve zor aygıtları kaldırılmalıdır. Halkların kendi dillerinde konuşma, eğitim alma, yaşamlarını ve kültürlerini devam ettirmeleri sağlanmalıdır. Dilsel ve kültürel çoğulculuk ile toplumların barış içinde bir arada ve özgürce yaşamaları sağlanabilecektir” diye konuştu.

    “ANA DİLİNDE EĞİTİM HAKTIR”

    Açıklamanın Kırmançki kısmını okuyan İHD Mersin Şube Yöneticisi Şükran Aktaş, ana dilinde eğitimin çocuklar üzerindeki etkisine değinerek, “Bir çocuğun ilkokul 5’inci sınıfa kadar ailesinden öğrendiği dilden kopması ve resmi dili öğrenerek bilime, sanata, kültüre ve eğitime erişmeye zorlanması hem çocuk haklarının ihlali hem de pedagojik olarak çocuğun ruhsal, sosyal ve duygusal dünyasının parçalanması anlamına gelmektedir. Farklı dil ve lehçelerin seçmeli ders olarak okutulması yetersiz bir hak olmasının yanında bu dilleri seçmek ve okulda öğrenmek neredeyse imkânsız hale getirilmiştir. Yeterince öğretmen atanmaması, bir sınıfta en az 10 öğrencinin o dersi seçmek zorunda oluşu, eğitim araç ve gereçleri ile ders kitaplarının eksikliği, çocukların ve velilerin ders seçim dönemlerinde haberdar edilmeden idarenin uygun gördüğü çoğunlukla da dini içerikli derslere çocukların yönlendirilmesi gibi zorluklar nedeniyle bu hak bile kullanılamamaktadır” dedi.

     “DİLLER ÜZERİNDEKİ YASAKÇI ANLAYIŞA SON VERİLMELİ”

    Açıklamayı Kurmanci okuyan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndan Nebil Birtek ise, Türkiye’de Kürt dili üzerindeki baskılara dikkat çekerek, iktidarın TRT6 ve seçmeli dersler gibi düzenlemelere gitmesinin ana dili bağlamındaki hak taleplerini karşılayacak düzeyde olmadığını belirtti.

    Yaşamın her alanında Kürtçenin ciddi engelleme ve baskılarla karşılaştığını söyleyen Birtek, “Mülki idari makamlar olmak üzere birçok idari karar ile Kürtçe tiyatro, sinema, konser ve benzeri kültürel etkinlikler yasaklanmaktadır. Geçtiğimiz aylarda başlayan ve Kürt Meselesinin çözümüne yönelik bazı görüşmeler ile tartışmalar toplumda beklentilere yol açmakta; bu beklentilerin en önemlisi ise ana dilinde eğitim hakkının tanınması meselesidir. İktidar, Kürt meselesinin çözümüne yönelik sorumlu bir davranış sergileyerek başta ana dilinde eğitim hakkı olmak üzere; diller üzerindeki yasakçı anlayışına son vermelidir” ifadelerini kullandı.

    Son olarak İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, şunları söyledi:

    “28 Ekim 1990 tarihinde derneğimizin kongresinde Kürtçe konuştuğu için tutuklanan, beraat ettikten kısa bir süre sonra ise evinden alınıp gözaltında zorla kaybettirilen üyemiz Vedat Aydın’ı saygıyla anarak Dünya Anadil Gününü kutluyor, her bireyin en doğal hakkı olan kendi anadili ile eğitim alması ve dünya ile iletişim kurması hakkının ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz.”

    Basın açıklaması, Kürtçe şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla sonlandı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • ‘Irkçılığıyla ün yapmış Ülkü Ocakları’nın okullara girmesi büyük bir problem’ -VİDEO

    ‘Irkçılığıyla ün yapmış Ülkü Ocakları’nın okullara girmesi büyük bir problem’ -VİDEO

    PİRHA- MEB ve Ülkü Ocakları arasında imzalanan eğitim programına tepki gösteren Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, “Irkçılığıyla ve katliamlarıyla ün yapmış; birbirlerine karşı bile en üst tehditleri esirgemeyen bir kurumun eğitim kurumlarına girmesi çok büyük bir problem. Bununla mücadele edeceğiz” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı arasında protokol imzalandı.

    Protokole göre Ülkü Ocakları, daha çok yetişkinlere yönelik sunulan ve halk eğitim kursları olarak bilinen yaygın eğitim kapsamında “genel, mesleki ve teknik kurslar” düzenleyebilecek. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Hayat Boyu Öğrenme Merkezi’nin Ülkü Ocaklar ile imzaladığı protokolü yargıya taşıyarak iptali için dava açtı.

    Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, konuya dair PİRHA’ya konuştu.

    “ÇEDES BU TÜR PROTOKOLLERİN ÖNÜNÜ AÇTI”

    ÇEDES ile eğitimde imzalanan protokollerin başka bir boyuta evrildiğini ifade eden Mahmut Sümbül, “Eğitimin dinselleşmesi, ırkçı ve cinsiyet ayrımına dayanan boyutu her dönemde gündemimizdeydi ancak ÇEDES’le birlikte protokoller yeni bir boyut kazandı. Artık, bir yıllık değil sürekli devam eden protokoller haline getirildi. ÇEDES’le mücadelemiz devam ederken bir de Ülkü Ocakları’yla imzalanan protokolle karşılaştık. Eli kanlı katillerin olduğu bu topluluğun okulların içine girmesi anlamına geliyor” dedi.

    VELİLERE ÇAĞRI: BU PROTOKOLE KARŞI GELİNMELİ

    Sümbül, ÇEDES’le beraber hiçbir pedagojik eğitim almayan imamların, Diyanet görevlilerinin okullara girmesinin önemli bir problem olduğunu, Ülkü Ocakları ile bu sorunun katlandığını dile getirdi.

    Sümbül, şu sözleri kullandı:

    “Bu toplumda ırkçılığıyla, toplumsal ayrışmaya dair ortaya koyduğu pratikle ve katliamlarıyla ün yapmış; birbirlerine karşı bile en üst tehditleri esirgemeyen bir kurumun eğitim kurumlarına girmesi çok büyük bir problemdir. Mersin’de de zaman zaman Ülkü Ocakları yetkililerinin okullara gidip öğrencilerle görüntü vererek, özellikle ortaokul öğrencileriyle görüntü verdiğine şahit olduk. Biz bu protokollerle mücadelemizi sürdüreceğiz. Toplumu, velileri bu konuda duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

    Fatoş SARIKAYA/MERSİN

  • Mersin, Dersim ve Ovacık için sokağa çıktı: Seyit Rıza’nın torunlarına baş eğdiremezsiniz- VİDEO

    Mersin, Dersim ve Ovacık için sokağa çıktı: Seyit Rıza’nın torunlarına baş eğdiremezsiniz- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Paltformu, Dersim ve Ovacık’a kayyım atanmasını protesto ederek, “Halkın iradesine yapılmış kayyum darbesine karşı dayanışmamızı yükseltiyoruz. İktidar bilmelidir ki karşısında diz çökmemiş Seyit Rıza’nın torunları var. Bu halk size boyun eğmez” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Dersim ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimindeki Ovacık belediyelerine kayyım atandı. Kayyım uygulamalarını protesto etmek ve Dersim halkıyla dayanışmak adına Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekilleri Perihan Koca ile Ali Bozan, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, Barış Anneleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “KARŞINIZDA DİZ ÇÖKMEMİŞ SEYİT RIZA’NIN TORUNLARI VAR”

    Platform adına basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, kayyım atamalarına karşı sessiz kalmayacaklarını belirterek, “Belediyelerimize yapılan antidemokratik hukuk dışı uygulamaları ve kayyum atamalarını tüm yerel  yönetimlere ve demokratik kurumlara yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Otoriter, tekçi, merkezci iktidarın karşında halkın nefes alma kanalları olan belediyelerin halktan koparılmasına ve ve halkın iradesinin gasp edilmesine asla sessiz kalmayacağız” dedi.

    Sümbül; Hakkari, Esenyurt, Batman, Mardin, Halfeti, Dersim ve Ovacık’ta halkların iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının derhal görevine iade edilmesi yönünde çağrıda bulundu.

    Ardından konuşan Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Dersim’de sömürge valisi o belediyeyi karakola çevirdiği yetmezmiş gibi belediyenin etrafını beton bariyerlerle çevirdi. Çünkü yenildiklerini biliyorlar. Suç işleyerek iktidarda kalmayı isteyebilirsiniz ancak sizin karşınızda yüz yıldır soykırımcı devlet aklına ve politikalarına diz çökmemiş Seyit Rıza’nın torunları var. Bunu aklınıza kazıyın” diyerek tepkisini dile getirdi.

    “KADINLAR KAYYIMA KARŞI DİRENİŞTE”

    Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, kayyımların ilk olarak kadınların kazanımlarına saldırdığını hatırlatarak, “25 Kasım’ın arifesindeyiz, kadınlar kayyım politikalarının yürüttüğü süreçleri çok iyi biliyorlar. Kadınlar, kadın daire başkanlıklarına erkeklerin atandığını, kadınları koruyan sığınma evlerinin, danışma hatlarının, şiddet hatlarının kapatıldığını çok iyi biliyor. Bizler bulunduğumuz her yerden kadınlar, emekçiler, gençler olarak direnmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, “Dersim’de 8 kişinin işkence ve kötü muameleyle gözaltına alındığı ve tutuklanmaya sevk edildiği bilgisini verdi. İşkence konusunda iktadara ve kolluk kuvvetlerine çağrıda bulunan İnci, “İktidarı, halkın demokratik tepki gösterme hakkına karşı bu denli ağır müdahalelerde bulunmaktan kaçınmaya davet ediyoruz” dedi.

    “ERDOĞAN, DERSİM HALKINI CEZALANDIRMAYA ÇALIŞIYOR”

    Emek Partisi’nden Sedat Başkavak ise, Dersim’in 22 yıllık AKP iktidarında Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili çıkaramadığı bir kent olduğuna dikkatleri çekerek, “Erdoğan, AKP iktidarı Dersim halkını bu yolla cezalandırmak istiyor ama Dersim halkı orada, bizler de buralarda alanlardayız. Mücadelemiz kayyumlar atandıkça büyüyecek. Korkmayacağız, sinmeyeceğiz ve alışmayacağız” sözlerini kullandı.

    Son olarak Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, Dersim halkı yalnız olmadığını, Dersim halkının irade gaspına karşı dayanışma göstereceklerini ifade etti.

    Konuşmaların ardından oturma eylemi yapıldı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Sümbül’den velilere çağrı: Veli derneğinde örgütlenmeliler, Eğitim-Sen ile diyalog kursunlar-VİDEO

    Sümbül’den velilere çağrı: Veli derneğinde örgütlenmeliler, Eğitim-Sen ile diyalog kursunlar-VİDEO

    PİRHA- Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla uygulamaya konulan yeni müfredatın Türk, Sünni ve erkek zihniyetle hazırlandığını belirten Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, AKP’nin seçim propagandası olan söylem ve projelerin şu anda yeni müfredatla dayatıldığını ifade ederek, mücadele çağrısında bulundu. Sümbül velilere seslenerek, “Veli derneklerinde örgütlenmeliler, bizlerle diyalog içerisinde olmalılar” dedi.

    AKP hükümetinin iktidarı boyunca eğitimin içeriğini değiştirerek, tek din ve tek mezhebi müfredatla dayatması başta eğitimciler olmak üzere toplumun büyük kesimi tarafından tepkiyle karşılanıyor. Geçtiğimiz eğitim döneminde ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ve din görevlilerinin seçmeli derslere girmesinin yankısı sürerken, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamındaki yeni müfredatla birlikte din dersi saatleri arttırıldı ve ders içerikleri dinselleştirildi.

    Eğitim sendikaları ve Alevi örgütleri zorunlu din dersinin kaldırılması yönünde yıllardır mücadele ederken, eğitimin laiklik ve bilimsellikten uzaklaştırılma politikaları AKP tarafından hızlandırılıyor.

    Eğitim-Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, anasınıfı ile 1, 5 ve 9. sınıflarda ilk kez uygulanacak olan Maarif Modeli ve eğitimdeki değişmelerin yaratacağı tehlikeleri PİRHA’ya anlattı.

    BİTMEYEN PROJE: ÇEDES

    Sözlerine ÇEDES projesine değinerek başlayan Mahmut Sümbül, projelerin genelde yıllık imzalandığına ve bir süre sonra bittiğine ancak ÇEDES’in hala devam ettiğine dikkat çekti. ÇEDES’in normal bir projeden farklı olarak devam ettirilmesini siyasal ideolojik bir hamle olarak yorumlayan Sümbül, “ÇEDES artık maarif modelinin uygulanmasıyla birlikte tüm okulların imam hatiplere dönüştürüldüğü bir süreci bizlere yaşatıyor. Öğrencilerimize yaşatacak ve toplumun tamamına yansıyacak. AKP’nin 20 küsür yıllık iktidarı sürecinde yaptığı ‘biz her şeyde başarılı olduk ama eğitimde istediğimiz değişim dönüşümü sağlayamadık’ öz eleştirisini ÇEDES’ten sonra maarif modeli ile finalini yapıyorlar” dedi.

    “MÜFREDATIN İÇERİĞİ DİNSELLEŞTİRİLDİ”

    Eğitim ve bilim emekçilerinin zorunlu din derslerinin kaldırılması yönündeki taleplerinin AKP tarafından dinlenmediğini, aksine eğitimin içeriğinin daha da dinselleştirildiğini belirten Sümbül, “Yeni müfredatla birlikte haftada 2 saat daha din dersi eklendi. Laik devletin tüm dinlere eşit yaklaşması gerekirken bu devletin bakanlığının ortaya çıkardığı müfredatın içeriği dinselleştirildi. Yani tüm okullar imam hatipleştirildi” diye konuştu.

    AKP hükümetinin kendilerine yakın olan cemaat ve tarikatlar eliyle üniversitelerdeki yandaş birkaç akademisyen eliyle bu müfredatın hazırlandığını vurguladı. Sümbül, AKP’nin seçim propagandası olan söylem ve projelerin şu anda yeni müfredatla dayatıldığını da sözlerine ekledi.

    “YENİ MÜFREDAT AKP’NİN PROPAGANDA ARACI”

    Eğitim bilimi uzmanı birçok akademisyenin çok yoğun eleştirdiği müfredatta öğrencilerin ve hatta öğretmenlerin bile bilmediği Osmanlıca, Arapça ve Farsça kavramların olduğunu kaydeden Sümbül, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ismi bu AKP’nin bir propaganda aracı. Türk, Sünni ve erkek zihniyetle hazırlanmış bir müfredatla karşı karşıyayız. Geçen yıl açık liselere geçişin önünü kesmeye çalıştıkları için yanlış yaptıklarını itiraf eden iktidar, bu yıl yine bu uygulamayı devam ettirerek çocukların Kuran kurslarına ya da okul ortamlarından çıkarak erken yaşta evliliklere zorlanması gibi durumların önünün açılması, çocuk sömürüsünün artması gibi pratiklerle karşı karşıya kalacağız” şeklinde konuştu.

    VELİLERE ÇAĞRI

    Okulların açılmasıyla birlikte artan kırtasiye ve okul masraflarının velileri içinden çıkılmaz bir duruma soktuğuna da dikkat çeken Sümbül, okullarda velilerden istenen ücretlere ve ÇEDES gibi projelere ilişkin şu çağrıyı yaptı:

    “Bu konularda tepkisiz kalmasınlar, velilerin hakları var, uygulanmayan, uygulanamayan ya da idarecilerin çaresiz bırakıldığı uygulamalar var. Eksik, yanlış uygulamalar gördüklerinde ya da ÇEDES projesi gibi istekleri dışında çocukların bir yerlere yönlendirildiği, okul dışında yerlere götürüldüğü uygulamalarda seslerini yükseltsinler. Kendi izinleri olmadan, çocuklarını kendi istekleri dışında hiçbir yere götüremezler. Veli derneklerinde örgütlenmeliler, bizlerle diyalog içerisinde olmalılar. Gördükleri her antidemokratik uygulamada bizlerle diyalog içerisinde olurlarsa sorunları daha güçlü bir şekilde çözebiliriz.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN