Etiket: Mahmut Yıldırım

  • ‘Gazi Katliamı’nda sorumlu olan tüm yetkililer yargılanmalı’

    ‘Gazi Katliamı’nda sorumlu olan tüm yetkililer yargılanmalı’

    PİRHA – DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu, Gazi Katliamı’nın 29. yılında açıklama yaptı. 23 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın devlet desteğiyle yapıldığını belirten komisyon sözcüleri, “Katliam sonrası çeşitli makamlarla ödüllendirilen sorumluların hepsi yargılanmalıdır” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüleri Yüksel Mutlu-Mahfuz Güleryüz, 12 Mart 1995’te faşistlerin yaptığı Gazi Katliamı’na dair açıklama yaptı.

    22 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin de yaralandığı katliama ilişkin yapılan yazılı açıklamada, sorumlu olan tüm yetkililerin milletvekili ve bakan yapılarak ödüllendirildiği ifade edildi.

    “SORUMLULAR MİLLETVEKİLİ VE BAKAN YAPILDI”

    Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüleri Yüksel Mutlu ile Mahfuz Güleryüz, katliamda sorumluluğu olanların yeniden yargılanması gerektiğini belirterek şu ifadelere yer verdi:

    “Gazi’de katledilen canlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde Alevilerin gittiği 3 kahvehanenin taranmasıyla başlayan ve farklı mahallelere yayılarak dört gün süren saldırılarda Gazi Mahallesi ve Ümraniye’de 23 canımız katledildi, 653 canımız yaralandı. Devlet güçlerinin, Alevi canları aleni olarak hedef aldığı görüntülerle sabit olmasına rağmen bugüne kadar katiller korundu. Hedef gözeterek birçok insanımızı katlettikleri görüntüler ve adli tıp raporlarıyla açıkça kanıtlanan katil polislere göstermelik cezalar verildi. Daha önceki pek çok katliamda olduğu gibi Gazi Katliamı’nda da sorumlu olan tüm yetkililer milletvekili ve bakan yapılarak ödüllendirildi.

    Gazi ve Ümraniye’de yaşanan katliamı ne yazık ki bir hukuk katliamı izledi. İstanbul 12. Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi, mağdur avukatlarının belirttiği hiçbir iddiayı araştırmadan ve AİHM kararında işaret edilen hiçbir çelişkiyi gidermeden yargılanan 231 polisin beraatine karar verdi ve 29 yıllık dosyayı zamanaşımına 2 yıl kala 18 Aralık 2023’te kapattı. Gazi Mahallesi bugün de devlet destekli uyuşturucu ve fuhuş çetelerine teslim edilmeye çalışılıyor. Kimliksizleştirip yozlaştırma yöntemiyle başka çeşit katliam ve asimilasyon saldırıları sürdürülüyor.

    29 yıl önce gerçekleşen Gazi ve Ümraniye katliamlarıyla gerçek bir yüzleşme yapılması için öncelikle adalet sağlanmalıdır. Bunun için saldırının bütün kontrgerilla bağlantıları net bir şekilde ortaya konmalıdır. Dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, İstanbul İl Emniyet Müdürü Necdet Menzir, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Başbakanı Tansu Çiller, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar ile Veli Küçük, Osman Gürbüz ve Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım başta olmak üzere katliam sonrası çeşitli makamlarla ödüllendirilen sorumluların hepsi yargılanmalıdır. Bu suçu devletin gücünü kullanarak işleyenleri açığa çıkaracak etkili yöntemler ile yeniden soruşturma ve yargılama yapılmalıdır.

    Ne yapılırsa yapılsın bizler bu katliamın hesabını soracağız ve üstünün kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Gazi ve Ümraniye’de yitirdiğimiz canlarımızı unutmadık, unutturmayacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Baba Öztürk: Kızımı parçalayan ‘Yeşil’in fotoğrafını görünce eşimle sabaha kadar ağladık-VİDEO

    Baba Öztürk: Kızımı parçalayan ‘Yeşil’in fotoğrafını görünce eşimle sabaha kadar ağladık-VİDEO

    PİRHA-Bursaspor-Amedspor maçında pankartı açılan “Yeşil” kod adlı JİTEM elemanı Mahmut Yıldırım tarafından işkenceyle öldürülen Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk, “Bursaspor-Amedspor maçını seyrettiğimde kızımın cesedini parçalayan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın ve beyaz torosun fotoğrafını görünce eşimle beraber sabaha kadar hüngür hüngür ağladık” dedi.

    90’lı yıllardaki pek çok infazın sorumlusu olduğu bilinen “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, Dersim Başakçı Köyü’nde oturan Ayten Öztürk’ün de cinayet failiydi. Ayten Öztürk, Dersim’de 27 Temmuz 1992 tarihinde “Yeşil” kod adlı JİTEM elemanı Mahmut Yıldırım tarafından kaçırılıp işkence sonucu öldürülmüş ve cenazesi 8 Ağustos 1992’de Elazığ’da bulunmuştu.

    Dersim’de “Yeşil” kod adlı JİTEM elemanı Mahmut Yıldırım tarafından kaçırılıp işkenceyle öldürülen Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk ve avukatı Cihan Söylemez, Bursaspor-Amedspor maçında açılan pankart için suç duyurusunda bulundu.

    Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk, PİRHA‘ya konuştu.

    “31 YILDIR ADALET ARIYORUM, BÜTÜN KAPILAR BİR BİR YÜZÜME KAPANDI”

    1992 tarihinde kızının “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım ve ekibi tarafından kaçırılıp işkence edilerek kulaklarının kesildiğini, gözleri çıkarıldığını ve cansız bedeninin parçalandığını söyleyen Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk, “31 yıldır durmadan, bıkmadan adalet arıyorum ve uzun süredir adalet için çaldığım bütün kapılar bir bir yüzüme kapandı. Kızımı kaçırıp öldürenler hakkında savcılar dava açmayı bile gerek görmediler. Bursaspor-Amedspor maçını seyrettiğim anda kızımın cesedini parçalayan ve mahkeme tarafından kendisi hakkında yakalama kararı bulunan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın ve beyaz torosun fotoğrafını görünce eşimle beraber sabaha kadar hüngür hüngür ağladık. Cinayetlerin sorumlusu halen yaşıyor, stadyumda fotoğrafları açılıyor. Bu durumla ilgili suç duyurusunda bulunmak istiyorum. Bütün faili meçhul ailelerin “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulunmasını istiyorum. Devlet yetkilileri ve savcılara çağrım hukuk ve adalet istiyorum” dedi.

    Cihan BERK/PİRHA

  • Musa Anter davasında zaman aşımı tehlikesi; Dicle Anter: Orhan Miroğlu sanık olarak dinlenmeli

    Musa Anter davasında zaman aşımı tehlikesi; Dicle Anter: Orhan Miroğlu sanık olarak dinlenmeli

    PİRHA-Kürt gazeteci ve yazar Musa Anter’in katledilmesine ilişkin 30 senedir süren davanın son duruşması, dosyanın zaman aşımına 5 gün kala Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 15 Eylül günü görülecek. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Anter’in oğlu Dicle Anter, “Babamın öldürülmesi devlet operasyonuyla olmuş bir olaydır. Tanıklar Abdulkadir Aygan, Orhan Miroğlu ve Süphan Mete’nin mahkemede sanık olarak dinlenmesi gerekiyor” dedi. 

    Kürt gazeteci ve yazar Musa Anter, belediye tarafından düzenlenen festival için gittiği Diyarbakır’da 20 Eylül 1992 günü Seyrantepe semtinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Saldırı sırasında Anter‘in yanında olan ve bugün AKP Merkez Karar Ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi olan Orhan Miroğlu ise yaralı olarak kurtuldu. Anter‘in öldürülmesine ilişkin 30 yıldır görülen dava dosyasında zaman aşımı riski yüksek ihtimal olarak görülürken, davanın son duruşması zaman aşımına 5 gün kala (20 Eylül) Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yarın görülecek.

    “BABAMIN ÖLDÜRÜLMESİ DEVLET OPERASYONUYLA OLMUŞ BİR OLAYDIR”

    Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele (JİTEM) Ana Davası ve 1993 yılında “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından Dersim’de öldürülen Ayten Öztürk dosyasıyla birleştirilen davaya ve zaman aşımı riskine ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    Türkiye siyasi tarihinde faili meçhul cinayetlerle anılan 1990’lı yıllarda yaşananlara değinen Anter, “30 yıllık zaman içerisinde Türkiye’deki aydın kesime yönelik olan cinayetlerin çoğu politik olarak işlenmiş cinayetlerdir. O dönemin hükümetleri, devlet yetkilileri bu konularda duruma vakıftırlar. Babamın öldürülmesi devlet operasyonuyla olmuş bir olaydır. Kutlu Savaş, Susurluk raporunda bunu gayet güzel bir şekilde dile getirmiştir. ‘Musa Anter’in öldürülmesi bir hatadır. Musa Anter bu işin felsefesiyle uğraşıyordu’ demiştir raporunda” ifadelerini kullandı.

    “AYGAN, MİROĞLU İLE METE’NİN SANIK OLARAK DİNLENMESİ GEREKİYOR”

    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) eski yöneticisi Mehmet Eymür‘ün, Orhan Miroğlu ile ilgili olarak “Biz Orhan Miroğlu’nu Tayfun olarak biliyorduk” sözlerini de hatırlatan Anter, Miroğlu’nun da sanık olarak mahkemede dinlenmesi gerektiğini kaydetti. Anter, şöyle konuştu:

    “Babamın elinde bir silah yoktu. Onun elinde kurşun kalem vardı. Esasında çözülmesi aşikâr bir olay. Tanıklar Abdulkadir Aygan, Orhan Miroğlu ve Süphan Mete’nin mahkemede sanık olarak dinlenmesi gerekiyor. Ama maalesef bu aşamaya gelemedik. Bu kişilerin ifadeleri alınmadan 30 yıllık zaman aşımı bitmiş olacak. Bu kişilerin konuşması önemli. Çünkü Mehmet Eymür, Miroğlu’nu “Tayfun” olarak bildiklerini söylemişti. Bunu yalanlamadı. Miroğlu şu an hem AKP’de milletvekili hem de MKYK’de görev alıyorsa bugüne kadar delilleri neden ortaya koymadı? Devletin arşivlerini ortaya çıkarmadı? İnsanın kafasında şüpheler uyandıran konular bunlar.”

    Anter son olarak dosyanın zaman aşımına uğraması halinde ilk olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapacaklarını, oradan gelecek olumsuz bir sonuca göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceklerini belirtti.

    NE OLMUŞTU?

    1992’de Diyarbakır’da gerçekleşen Musa Anter cinayetine ilişkin dava zaman aşımına günler kala, 5 Temmuz 2013’te açıldı. Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen JİTEM davası ile Musa Anter cinayetine ilişkin Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava birleştirildi. Sanıklar Mahmut Yıldırım (Yeşil), hakkında yakalama kararı bulunan Abdulkadir Aygan (Aziz Turan) ve emekli Albay Savaş Gevrekçi ile tek tutuklu sanık Hamit Yıldırım, “Taammüden cinayet işlemekten” ağırlaştırılmış ömür boyu hapis, “Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvikten” de 20 yıla kadar hapisle yargılanıyor. Sanık avukatlarının talebiyle dava, “güvenlik gerekçesiyle” Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi.

    Barış KOP / İSTANBUL