Etiket: mahpuslar

  • Malatya’da mahpuslara yeni yıl kartı gönderildi- VİDEO

    Malatya’da mahpuslara yeni yıl kartı gönderildi- VİDEO

    PİRHA- Malatya’da Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER), yeni yıl dolayısıyla tutsaklara dayanışma kartları gönderdi.

    Malatya’da Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER), DEM Parti ve Demokratik Alevi Dernekleri yeni yıl dolayısıyla mahpuslara dayanışma kartları gönderdi.

    Tutuklu Aileler Derneği(TUHADFED) adına konuşan Perihan Yücekaya, yeni yıl dolayısıyla Türkoğlu ve Akçadağ cezaevlerinde tutulan siyasi tutuklulara kartpostallar gönderildiğini belirterek, bunun yalnızca bir dayanışma mesajı değil; barış, diyalog ve çözüm iradesinin toplumsal bir ifadesi olduğunu söyledi.

    Kurumlar adına açıklamaya Perihan Yücekaya yaptı.

    “YENİ YILDA BARIŞ VE ÇÖZÜM İÇİN HUKUKUN ÖNÜ AÇILMALIDIR”

    Açıklamada, cezaevlerinde keyfi disiplin cezaları, iletişim ve görüş kısıtlamaları, yayınlara erişim engelleri, sağlık hakkı ihlalleri ve insan onurunu zedeleyen uygulamaların yaygın biçimde sürdüğü belirtilerek, bu durumun yalnızca tutukluları değil, toplumsal barışa olan güveni de zedelediği kaydedildi.

    Kalıcı barış ve demokratik bir geleceğin, çatışmayı derinleştiren politikalardan değil; hukukun evrensel ilkelerine dönüşten ve diyalogdan geçtiği vurgulanan açıklamada, özgürlüklerinden yoksun bırakılan siyasetçiler, emekçiler ve barışın öncüleriyle ilgili sorunlar çözülmeden toplumsal normalleşmeden söz edilemeyeceği ifade edildi.

    Son açıklanan yargı paketinin barış ve çözüm sürecinin gereklerini karşılamaktan uzak olduğu belirtilen açıklamada, siyasi tutuklular meselesinin bilinçli biçimde dışarıda bırakılmasının güven ve normalleşme ihtiyacını boşa düşürdüğü dile getirildi.

    Perihan Yücekaya, başta  Abdullah Öcalan olmak üzere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilenler açısından “umut hakkının” tanınmasının, cezaevlerindeki baskı ve hak ihlallerinin sona erdirilmesinin, hasta tutukluların serbest bırakılmasının ve siyasi tutuklulara yönelik yasal düzenlemelerin yapılmasının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda barış sürecinin ilerlemesi açısından da kritik olduğunu söyledi.

    Açıklama kalıcı barışın hukuka dönüşle, cezaevlerinden başlayacak bir normalleşmeyle ve cesaretle kurulacak diyalogla mümkün olduğu vurgusuyla sona erdi.

    PİRHA/MALATYA

  • İHD’liler: 19 Aralık Katliamı’nın faillerinin yargılanmasını talep etmeyi sürdüreceğiz -VİDEO

    İHD’liler: 19 Aralık Katliamı’nın faillerinin yargılanmasını talep etmeyi sürdüreceğiz -VİDEO

    PİRHA-İHD İstanbul Şubesi, 19 Aralık Katliamı’nın 23. yılında Ümraniye Cezaevi önünde açıklama yaptı. Açıklamada, “19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının ve faillerin yargılanmasını talep etmeye devam edeceğiz” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen 19 Aralık Katliamı’nın 23. yılında Ümraniye Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Tutsaklarla Dayanışma İnsiyatifi destek verdi.

    Açıklamada, “19 Aralık Katliamını unutmadık, unutturmayacağız” yazılı pankart açıldı. Açıklamayı İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri okudu.

    “KATLİAMIN SORUMLULARI VE FAİLLERİ YARGILANMADI”
    19 Aralık Katliamı’nın sorumlularınının ve faillerinin yargılanmasını talep etmeye devam edeceklerini belirten Gülseren Yoleri, “23 yıl önce 19 Aralık’ta ağır tecrit koşullarını dayatan F Tipi Hapishanelerini protesto etmek amacıyla açlık grevinde olan mahpuslara yönelik 20 hapishanede eş zamanlı bir operasyon başlatıldı. 3 gün süren ve televizyonlarda canlı olarak gösterilen bu operasyonda 30 mahpus ve 2 kamu görevlisi olmak üzere 32 kişi yaşamını kaybetti, 300’e yakın mahpus yaralandı. Dışarıda ise bu katliamı protesto gösterilerinde 2 bin 145 kişi gözaltına alındı ve bunların 58’i tutuklandı. Katliamdan kurtulan mahpuslar ağır işkence ve tecride maruz bırakıldı, haklarında davalar açıldı. Kimyasal gazların kullanıldığı ve dehşetin yaşatıldığı bu katliamın ne sorumluları ne de failleri yargılanabildi. Açılan davalar engellendi. Kullanılan kimyasal gazın niteliğinin araştırılma talepleri sonuçsuz kaldı. İnsan yaşamını korumak zorunda olan devlet, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bizzat sorumlusu olmuştur.

    “19 ARALIK KATLİAMI’NIN SORUMLULARININ PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Yoleri, 19 Aralık Katliamı vesilesiyle taleplerini şöyle sıraladı:

    “• Katliamın yaşanmasında sorumluluğu olan tüm faillerin yargılanması ve adaletin sağlanmasını,
    • Ağır tecrit ve izolasyon uygulamalarına son verilerek F Tipi, Yüksek Güvenlikli, S Tipi ve Y Tipi Hapishanelerin kapatılmasını,
    • Mahpusların tahliyelerini engelleyen İdare ve Gözlem Kurullarının kaldırılmasını,
    • İşkence ve kötü muamelelere son verilmesini, sorumlu olanlar hakkında etkin soruşturmalar açılmasını,
    • Mahpusların adil yargılanma, sağlık hizmetlerine erişim, yeterli beslenme, hijyen koşullarına, kültürel ve sosyal haklara, avukatları ve aileleriyle görüşebilme haklarına erişiminin ayrımsız bir şekilde sağlanmasını,
    • Yaşam hakkının korunmasını, ölümlerin önlenmesini,
    • Hapishanede yaşamını devam ettiremeyecek denli ağır hasta, engelli ve ileri yaşta olan mahpusların tahliyelerinin sağlanmasını talep ediyoruz.

    İnsan hakları savunucuları olarak 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının peşini bırakmayacağımızı ve süregelen tüm hak ihlallerine karşı duracağımızı, mahpusların insan onuruna uygun bir yaşam sürmesi için mücadeleye devam edeceğiz.”

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

    Canlı yayın linkine buradan ulaşabilirsiniz.

  • İHD Mersin Şubesi: İdare ve Gözlem Kurulları, mahpusların özgürlüğünü engelliyor-VİDEO

    İHD Mersin Şubesi: İdare ve Gözlem Kurulları, mahpusların özgürlüğünü engelliyor-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, mahpusların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurullarının iptal edilmesini ve tahliye şartları oluşan mahpusların bir an önce tahliye edilmesini talep etti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Hükümlülerin Değerlendirmesine Dair Yönetmelik kapsamında oluşturulan İdare ve Gözlem Kurullarına ilişkin şube binasında basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya İHD yöneticileri ile üyeler, Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, HDP İl Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız ve parti yöneticileri katıldı.

    “ANAYASAYA AYKIRI”

    İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü Avukat Berfin Korkmaz, 2021 yılında uygulanmaya başlanan yönetmelikle oluşturulan bu kurulların hem Anayasaya hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu belirtti.

    Söz konusu kurulların hak ihlallerine yol açtığını vurgulayan Korkmaz, “İHD olarak tespit edebildiğimiz kadarıyla ilgili yönetmeliğin uygulanmaya başlandığı 2021 yılının başından bu yana en az 312 mahpusun tahliyesi birden fazla kez 6’şar ay ve 3’er aylık periyotlarla engellenmiş hatta bu mahpus grubunu içerisinde bulunan bazı mahpusların tahliyeleri engellenmeye devam edilmektedir. Bu mahpuslardan 48’i bir veya birkaç kez infaz uzatma kararı akabinde tahliye edilmiştir. Yine tahliyesi engellenen mahpusların 88’inin hasta mahpus listemizde olduğunu 42’sinin ise hapishanede kalamayacak derece ağır hasta statüsündedir. Yönetmeliğin uygulanmaya başladığı yıl ilk tahliyesi engellenen ağır hasta mahpuslardan olan Hayrettin Yılmaz ne yazık ki hastalıkları sebebiyle hapishanede yaşamını yitirmiştir” dedi.

    “HUKUKİ OLMAYAN GEREKÇELERLE TAHLİYELER ENGELLENİYOR”

    Berfin Korkmaz, İdare ve Gözlem kurulları mahpusların iyi halli olup olmadığına karar verirken soyut ve sübjektif yorumlarda bulunduğuna dikkatleri çekti.

    Elektrik ve suyu tasarruflu kullanıp kullanmamak, kütüphaneden kitap almamak, psikoloğa çıkmamak gibi hukuken geçersiz ve soyut gerekçelerin öne sürülerek mahpusların tahliyelerine engel olunduğunu söyleyen Korkmaz, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu kararlardan kaynaklı olarak yüzlerce politik mahpus denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme haklarından mahrum bırakılmaktadır. Örneğin bir mahpusa kurul görevlileri tarafından yöneltilen politik bir soruya cevap vermediği için iyi halli olmadığı yönünde karar verilmiştir. Yine bir mahpus için “hükümlünün genel ve kısmi aramalarda sayımlarda idare ve kurum personelinin çalışmalarına zorluk çıkarmamış olsa da kolaylaştırmaya yönelik gayreti de olmamıştır” denilerek tahliyesi engellenmiştir. Belirtilen bu gerekçelerin hukuk devleti iddiasında bulunan herhangi bir ülkede bir kişiye dışarıda ceza verilmesi imkansızken Türkiye’de mahpuslar açısından cezalandırma gerekçesi yapılabiliyor. Asıl olarak siyasi mahpuslar açısından bu kurullar mahpuslara pişmanlık dayatmaktadır ve mahpuslar kendisini mahkeme yerine koyan kurullar tarafından özgürlükleri ellerinden alınmaktadır”

    Korkmaz, mahpusların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurullarının iptal edilmesini, tahliye şartları oluşan mahpusların bir an önce tahliye edilmesini talep ederek, sözlerini sonlandırdı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Antalya’daki cezaevlerinde ve mahkum koğuşlarındaki karantina Meclis gündeminde

    PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Antalya il sınırları içerisinde bulunan ceza ve infaz kurumlarında ve hastanelerin mahkûm koğuşlarında Covid-19 önlemleri kapsamında hastane dönüşleri riskli 28 kişi ile birlikte aynı yere konulduğuna dair iddiaları Meclis gündemine taşıdı. 

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Antalya İnsan Hakları Derneği’nin Antalya il sınırları içerisinde bulunan ceza ve infaz kurumlarında ve hastanelerin mahkûm koğuşlarında Covid-19 önlemleri uygulamaları ile ilgili hazırladığı değerlendirme raporunda, mahpusların hastane dönüşleri riskli 28 kişi ile birlikte aynı yere konulduğu karantina koğuşlarında kaldığına ve bu yüzden Covid-19’a yakalandığına dair verdikleri mücadeleyi, meclis gündemine taşıdı.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinin gerekçesinde şunları belirtti:

    “Antalya İnsan Hakları Derneği, Antalya il sınırları içerisinde bulunan ceza ve infaz kurumlarında ve hastanelerin mahkûm koğuşlarında Covid-19 önlemleri uygulamaları ile ilgili hazırladığı değerlendirme raporunda kanser hastası bir tutuklu eşinin hastane dönüşleri riskli 28 kişi ile birlikte aynı yere konulduğu karantina koğuşlarında kaldığını, be bu yüzden Covid-19’a yakalandığını dile getirmektedir.
    Raporun ayrıntılarında aynı koğuştan 5 kişinin daha Covid testinin pozitif çıktığı, karantina koğuşunda kalan toplam 15 kişinin, Covid-19 nedeniyle hastanede tedavi gördüğü, bütün girişimlere karşın toplam kaç kişiye virüs bulaştığına, virüs bulaştığı halde hastaneye götürülmeyenlerin olup olmadığına ilişkin bilgi alınamadığı beyan edilmektedir.

    Raporda karantina altında tutulduktan sonra, normal koğuşlara verilmesi gereken mahpusların tutuldukları ‘karantina’ koşullarının başlı başına bir risk faktörü olmakla kalmayıp, yaşam hakkı ihlali oluşturduğu, dışarıdan geldikleri zaman izole edilmesi gereken mahpusların hepsinin bir araya konulduğuna dair bilginin mutlaka ve aciliyetle araştırılması gerektiği öne sürülmektedir.
    Benzer sorunların daha önce Alanya L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda da yaşandığı ileri sürülmektedir.
    Mahpus aileleri, tarafından Covid- 19 sürecinde hasta mahpusların sevk için bazen aylarca bekletildiği, salgınla birlikte, hasta mahpusların tedavilerinin yapılamadığı ve hastaneye sevklerinin sağlanmadığı konusunda çok sayıda şikâyet alındığı, bunun doğrudan yaşam hakkı ihlali ile ilgili olduğu bildirilmektedir. Mahpusların hem kendilerinin hem de başka mahpusların sağlığının korunması için, tek kişilik izolasyonda bekletilmeleri gerekirken, ‘karantina koğuşu’ adı verilen böylesi bir uygulamaya gidilerek, mahpusların aynı koğuşa doldurulmasının sebep olacağı risklere dikkat çekilmektedir.
    Ceza İnfaz Kurumu tarafından tedbirler kapsamında her mahkûma duş alması ve çamaşır yıkayabilmesi için haftada iki defa altmışar litre sıcak su kullanma kotası konulmasının tedbirlerinin uygulanması bir yana mahkûmların kişisel hijyenini sağlamalarına dahi engel olduğu dile getirilmektedir.”

    Bu bağlamda, Milletvekili Kemal Bülbül, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması için şu soruları yöneltti:

    1- Antalya il sınırları içerisinde bulunan ceza ve infaz kurumlarında ve hastanelerin mahkûm koğuşlarında Covid-19 önlemleri kapsamında hastane dönüşleri riskli 28 kişi ile birlikte aynı yere konulduğuna dair haber doğru mudur? Eğer doğru ise Bakanlığınız bu konu ile ilgili herhangi bir soruşturma başlatmış mıdır?
    2- Bakanlığınız İnsan Hakları Komisyonu aracılığıyla konu ile ilgili inceleme yapılması için herhangi bir girişimde bulunacak mı?
    3- Bakanlığınız hastanelerde ‘mahkûm koğuşu’ olarak adlandırılan, mahpusların tedavi edildiği odalar ve karantina amaçlı koğuşlarda karşılaşılacak risklerin çözümü için ne tür önlemler almaktadır?
    4- Bakanlığınız ağır hastaların bu yoğunluk nedeniyle tedavi süreçlerinin yol açtığı problemlerin çözümü ile ilgili ne tür çalışmalar yapmaktadır?

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘Hasta mahpuslar acil olarak tahliye edilmelidir’-VİDEO

    ‘Hasta mahpuslar acil olarak tahliye edilmelidir’-VİDEO

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 293. haftasında İHD Ankara Şubesi’nde açıklama yaptı. Açıklamada, “Yeni infaz tasarısı içinde ne yazık ki hasta mahpusların bir kısmı siyasi olmalarından kaynaklı olarak kapsam dışı tutulmuş ve adeta bu hasta mahpuslar ölüme terk edilmişlerdir. Anayasal olarak güvence altına alınan eşitlik ilkesi ihlal edilmiştir” denildi.

    Haberin Videosu:

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, bu hafta da koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle İnsan Hakları Derneği’nde basın toplantısı yaptı. İHD Genel Merkez MYK Üyesi Nuray Çevirmen tarafından yapılan açıklamada  eylemin 293. haftasında ağır hasta mahpuslardan olan ve Kayseri Bünyan 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde kalan Ebedin Abi’nin durumuna dikkat çekti.

    “ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE UYUN VE HASTA MAHPUSLARI SERBEST BIRAKIN”

    Çevirmen, cezaevlerinde 590’ı ağır olmak üzere 1564 hasta mahpus bulunduğunu ve bu hastaların içerisinde kronik ve çoklu rahatsızlıkları olanlar, akciğer hastaları, kalp hastaları, kanser hastaları, yaşlı ve yaşamını tek başına devam ettiremeyecek kadar hasta olanlar, ATK tarafından cezaevlerinde kalamayacağı rapor edilen mahpuslar olmasına rağmen cezaevlerinde ısrarla tutulmaya devam edildiğini belirterek şunları ifade etti:

    “Yeni infaz tasarısı içinde ne yazık ki hasta mahpusların bir kısmı siyasi olmalarından kaynaklı olarak kapsam dışı tutulmuş ve adeta bu hasta mahpuslar ölüme terk edilmişlerdir. Anayasal olarak güvence altına alınan eşitlik ilkesi ihlal edilmiştir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri 25 Mart 2020 tarihinde yaptığı açıklamada; “Birçok ülkede, insanların kapalı tutulduğu kurumlar aşırı kalabalıktır ve bu bazı yerlerde tehlikeli boyuttadır. İnsanlar, sıklıkla hijyenik olmayan koşullarda tutuluyor ve buralarda sağlık hizmetleri ya yetersiz ya da hiç mevcut değil. Bu koşullarda fiziki mesafe koyma ve kendini izole etme pratik olarak olanaksızdır, Birleşmiş Milletler Hapistekilerin Tedavisi için Standart Asgari Kuralları (aynı zamanda Nelson Mandela Kuralları olarak da bilinir) uyarınca, devletlerin, hapistekilerin fiziksel, zihinsel sağlığını ve esenliğini korumak şeklinde özel bir görevleri vardır. Bir sağlık krizi sırasında alınan önlemler, hapishanedeki insanların, yeterli gıda ve su hakları da dâhil olmak üzere, temel haklarının göz ardı edilmesine yol açmamalıdır. Gözaltındaki insanlar için avukat ve doktora ulaşma hakkı dâhil olmak üzere kötü muameleye karşı koruma önlemlerine tam olarak uyulmalıdır. Hapis cezası vermek, özellikle bu kriz sırasında, başvurulacak en son önlem olmalıdır. Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur kırıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesi Komitesi (CPT)’nin 25 Mart 2020 tarihinde ilan ettiği ‘Özgürlüğünden Yoksun Bırakılan Kişilere Korona Virüs Pandemisi Bağlamında Muameleye İlişkin İlkeler’ e göre; “Yakın temas virüsün yayılımını artırdığı için bütün ilgili merciler özgürlükten yoksun kılma yerine başka alternatiflere başvurulması için birlikte çaba göstermelidir. Böyle bir yaklaşım özellikle aşırı kalabalık durumlarında zorunludur. Ayrıca yetkililer tutuklu yargılama yerine başka alternatifleri, cezaların hafifletilmesi ile erken tahliye ve şartlı tahliye işlemlerini daha fazla kullanmalı; psikiyatri hastalarının irade dışı yatırılmasının sürdürülmesi gereksinimini yeniden değerlendirmeli; uygun olan durumlarda bakım evlerinde kalanları tahliye etmeli veya kamu bakımına aktarmalı demektedir.”

     “EBEDİN ABİ’NİN DURUMU İYİCE AĞIRLAŞMIŞTIR”

    Kayseri Bünyan 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde kalan Ebedin Abi’nin durumuna dikkat çeken Çevirmen, Abi’ni sağlığı hakkında şu bilgileri paylaştı:

    “Ebedin Abi kalp hastasıdır ve kalbinde 5 damarda tıkanma var. Bu tıkanma oranı 2 yıl önce %64’tü. Son dönemlerde kalbine stent takılmıştır. Yakın zamanda tekrar anjiyo olmuş ve anjiyo yapılan yerde bir şişkinlik kalmış ve yaklaşık bir aydır ağrıların devam ettiğini iletmiştir. Tip 2 şeker (diyabet) hastasıdır ve zamanında kontrollere götürülmediği için kontrol altına alınamamaktadır ve artık insülin kullanmak durumunda kalmıştır. Bu hastalığı içinde diyet yemeği beslenmek zorundadır ancak bu ihtiyaçları da karşılanmıyor. Tek menü olduğu için kendi beslenmesine uygun yemeğe ulaşabilme imkanından da yoksundur. Son dönemlerde kullandığı şeker ilaçları yerine doktora gittiğinde farklı ilaçlar yazılmaya başlanmıştır. İtiraz etmesine rağmen mağduriyeti giderilmiyor. Akciğerinde 14 mm nodül var. Bu nodül 2016 yılında Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tespit edilmiştir. Kayseri’ye sevk edildikten sonra orada gitmiş olduğu Göğüs hastalıkları Hastanesi’nde ise akciğerlerinde bir sorun yok diyerek hapishaneye geri göndermiştir ve bu rahatsızlığı içinde bir tedavi uygulanmıyor. Bir hastanenin tespit ettiğini bir başka hastane yok diyerek teşhis koymuyor.  2016 yılında apandist ameliyatı, 2017 yılında da fıtık ameliyatı olmuştur. Kendisi ayrıca yüksek tansiyon hastasıdır. Bu hastalıklardan kaynaklı sürekli ilaç kullanmak zorundadır. Hastalıkları riskli ve ani müdahale gerektiren hastalıklardır. Son yolladığı mektubunda sağlık sorunlarının iyice ağırlaştığını belirtmiştir.”

    Çevirmen son olarak, cezaevinde bulunan hasta tutukluların serbest bırakılmasını ve cezaevlerinde gerekli tüm tedbirlerin alınmasını istedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Afyon Cezaevi’ne sevkedilen mahpuslara işkence iddiası

    Afyon Cezaevi’ne sevkedilen mahpuslara işkence iddiası

    Afyon Cezaevi’ne sevk edilen tutuklu ve hükümlülerin girişte işkenceye maruz bırakıldığı iddiaları, İHD Ankara Şube binasında düzenlenen basın toplantısında duyuruldu. 

    Afyon Cezaevi’nde yaşanan işkence ve hak ihlalleri şikâyetleri üzerine Ankara Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonu, İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Ankara Şubesi ve Med Tuhad-Fed tarafından hazırlanan rapor, İHD Ankara Şube binasında düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

    Son 3 ayda Bandırma, Osmaniye ve Afyon E tipi cezaevlerinden Afyon 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevkler yaşanmıştı. Özgürlük için Hukukçular Derneği’nden bir heyet, Ocak ayında cezaevine yaptığı ziyarette, sevk edilen tutuklu ve hükümlülere işkence uygulandığını tespit etmişti.

    Afyon Cezaevi’nden şikâyetlerin devam etmesi üzerine ÖHD ve İHD Ankara şubelerinden bir heyet, 20 Şubat’ta yeniden cezaevine gitti.

    “İŞKENCE YASAĞI İHLAL EDİLDİ”

    15 tutuklu ve hükümlünün yanı sıra cezaevi idaresi ile görüşülerek hazırlanan raporda, “Mahpuslarla yapılan görüşmeler neticesinde ziyaret edilen hapishanede temel hak ve hürriyetler ile işkence yasağının ihlal edildiği değerlendirilmiştir” denildi.

    “İŞKENCE SERBEST, AMA İZ BIRAKMAYIN”

    Raporda, tutuklu ve hükümlülerin anlatımları özetle şöyle aktarıldı:

    -Sevkler tutukluların sağlık sorunları olmasına rağmen tek hücreli ring araçlarında, 5 saat molasız bir şekilde gerçekleştirildi.

    -Cezaevine girişte çıplak arama dayatılan tutuklular, tehdit edildi. Cezaevi müdürünün gardiyanlara, “Arkadaşlar artık işkence serbesttir. Dövün ama iz bırakmayın” talimatı üzerine, girişteki karanlık ve kamerasız 3 odaya 3’erli gruplar halinde alınan mahpuslar işkenceye maruz bırakıldı.

    -Sadece iç çamaşırı bırakılacak şekilde kıyafetleri zorla çıkarılan tutuklu ve hükümlüler kaba dayağa maruz kaldı. İki mahpus falakaya yatırıldığını beyan etti. Bir tutuklunun parmağı kırıldı.

    (ARTIGERÇEK)