Etiket: Makedonya Cumhuriyeti İslam Dini Birliği

  • Harabati Dergahını camiye çeviren İslam Birliği Meclis gündeminde

    Harabati Dergahını camiye çeviren İslam Birliği Meclis gündeminde

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanaoğlu, Makedonya’da bulunan 500 yıllık Bektaşi Harabati Baba Dergahına, İslam Birliği’nin yaptığı baskıyı Meclis gündemine taşıdı. 

    Makedonya’da bulunan 500 yıllık Harabati Baba Tekkesi, İslam Birliği ve Tetova Müftülüğü’nün baskısıyla karşı karşıya. Harabati Dergahını camiye çevirip, Bektaşi’leri Sünni’leştirmek isteyen İslam Birliği örgütünün baskısı meclis gündemine taşındı.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması talebiyle  soru önergesi verdi.

    2002 yılından itibaren Harabati Dergahı’nın çeşitli kundaklama ve saldırı girişimlerine maruz kaldığını hatırlatan Kenanoğlu, Selefi gruplar tarafından dergahın işgal altında olduğunu aktardı.

    Kenanoğlu, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı’nın (TİKA) dergahın mimarisinde yer alan Bektaşilere ait hafıza unsurlarını yok edecek müdahaleleriyle restorasyon çalışmalarına başladığını vurgulayarak “Uluslararası kurumlar tarafından iade-i hak yönünde alınan kararlar ne sebeple TİKA tarafından yok sayılmakta ve restorasyon süreci işletilmeye devam etmektedir? Bakanlığınızın bu konudaki tavrı TİKA ile paralellik mi taşımaktadır?” sorusunu yöneltti.

    Kenanoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a şu soruları yöneltti:

    “DERGAH, SELEFİ GRUPLAR TARAFINDAN İŞGAL ALTINDA”

    “1538 yılında, Makedonya’nın Kalkandelen (Tetova) kentinde kurulan Harabati Baba Dergahı (Sersem Ali Dede Baba Tekkesi) Alevi-Bektaşi’ler tarafından asırlar boyu ibadet mekanı olarak kullanılmıştır. 2002 yılı itibariyle ise, Selefi gruplar tarafından gerçekleştirilen silahlı bir baskınla dergahın tamamına tekabül eden 24.000 m2’lik alan işgal edilmiş ve Alevi-Bektaşiler silah zoru ile dergahta türbelerin bulunduğu 80 m2’lik bir alanda ibadet etmek zorunda bırakılmışlardır. Bununla birlikte, dergahta bulunan post, çerağ gibi Bektaşiliğin kutsal simge unsurları dışarı atılmış ve peşi sıra da bir Alevi-Bektaşi dergahı olan Harabati Baba Dergahı’nın ibadet yeri olan meydan evine işgal ile birlikte hoparlörler takılarak ezan yayını başlatılmıştır. 2010 yılında gerçekleştirilen kundaklama ile Bektaşilerin yaşadıkları türbelerde yangın çıkmış ve türbe yapıları ciddi hasar görmüştür.

    “SİLAHLI TETİKÇİLER ZİYARETÇİLERE SALDIRIYOR”

    2002 yılında dergahı işgal eden silahlı grubun üyesi olan ve dergahı ziyarete gelenlere birçok yerde savaşmış bir komando olduğunu ifade eden C.S., dergahtaki varlığını sürdürmekte ve hem dergaha ibadet etmeye gelen hem de dergahta faaliyet yürüten Alevi-Bektaşiler için ciddi bir tehdit teşkil etmektedir. İbadet etmek için dergaha gelen Alevi Bektaşiler ile birlikte yapıyı turistik amaçlı ziyarete gelen kişiler zaman zaman bu şahsın direkt saldırısına maruz kalmışlardır. Fakat, yaşananlara rağmen Makedon polisi bu saldırgan hakkında tutanak tutmanın ötesinde herhangi bir girişimde bulunmamıştır. Makedonya İslam Dini Birliği, Makedon yetkili kurumlarına başvuruda bulunarak Harabati Baba Dergahı’nın kendilerinin bir birimi olduğunu belirterek adeta dergahtaki silahlı şahsın kendilerine çalışan bir tetikçi olduğunu itiraf etmiştir. Harabati Baba Dergahı’nda işgalci olan yapıyı birimi olarak addeden Makedonya İslam Dini Birliği, dergahın arazilerini parselleyip para karşılığı mezarlık yeri olarak satışa sunmaktadır.

    “TİKA’NIN RESTORASYONU BEKTAŞİ HAFIZASINI YOK ETMEYE YÖNELİK”

    TİKA, Makedonya İslam Dini Birliği ile ortak yürüttüğü restorasyon sürecinde bu grupların dergahtaki işgalci varlığına rağmen herhangi bir sorunla karşılaşmadan restorasyon faaliyetlerini sürdürebilmiştir. Bu süreç, Alevi-Bektaşilerin talep ve ısrarları sonucunda BM tarafından alınan, dergahın Alevi-Bektaşilere iade edilmesi yönündeki karara rağmen yürütülmüştür.

    Bu sebeplerden ötürü, başta Makedonya’da ve bölgede yaşayan Alevi-Bektaşiler olmak üzere, dünya üzerindeki bütün Alevi-Bektaşiler için yaklaşık beş yüz yıl öncesine kadar uzanan geçmişiyle hafıza-mekan ve ibadethane olma özelliği taşıyan Harabati Baba Dergahı’nın, ortaya çıkan tablo itibariyle, taşıdığı geleneğin korunabilmesinin ve bu geleneğin yeniden üretilebilmesinin koşulları her geçen gün yitip gitmektedir ve beş asrı devirmenin arifesinde olan bir toplumsal-tarihsel bellek bir çeşit kırım tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmış durumdadır.

    Bütün bunlar düşünüldüğünde,

    • Uluslararası kurumlar tarafından iade-i hak yönünde alınan kararlar ne sebeple TİKA tarafından yok sayılmakta ve restorasyon süreci işletilmeye devam etmektedir? Bakanlığınızın bu konudaki tavrı TİKA ile paralellik mi taşımaktadır?
    • TİKA da, icraatları ve ortaklıkları düşünüldüğünde, tıpkı Makedon İslam Dini Birliği ve bu birliğin silahlı üyeleri gibi, dergahı tümüyle Alevi-Bektaşilerin elinden alma çabası içerisinde midir?
    • İşgal sonucunda bölgeye yerleşen ve ziyaretçileri tehdit eden silahlı grubun üyesi C.S. ile TİKA arasında da herhangi bir ilişki ya da iş birliği söz konusu mudur?
    • TİKA’nın son günlerde yürütülen kazı çalışmalarıyla bir ilişkisi bulunmakta mıdır?
    • TİKA’nın bahsi geçen restorasyon faaliyetleri dikkate alındığında, TİKA eliyle Balkanlar coğrafyasında yaşayan Alevi-Bektaşilerin hafızasızlaştırılmasına yönelik bir girişim mi söz konusudur?

    (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Ayhan Aydın: Harabati Baba Tekkesi tümüyle elden mi çıkıyor?

    Yazar Ayhan Aydın: Harabati Baba Tekkesi tümüyle elden mi çıkıyor?

    PİRHA – TİKA ile Makedonya Cumhuriyeti İslam Dini Birliği arasında Kalkandelen’de bulunan Harabati Baba Tekkesi’nin restorasyonuna ilişkin işbirliği protokolü imzalandı.Yapılan anlaşmaya tepki gösteren Ayhan Aydın, “Alevi Bektaşi toplumu ve kurumları uyurken, ocaklarımız, dergahlarımız, tekkelerimiz, inanç ve kültür merkezlerimiz çok planlı bir şekilde Sünni (Hanefi) İslam potası içinde eritilip yok edilmek için amansız bir gayretle ve devlet eliyle ele geçiriliyor. Bu oyun her yerde olduğu gibi Balkanlar’da da (Rumeli) tüm hızıyla devam ediyor” diye ifade etti.

    Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Makedonya Cumhuriyeti İslam Dini Birliği arasında Kalkandelen’de bulunan Harabati Baba Tekkesi’nin restorasyonuna ilişkin işbirliği protokolü imzalandı. Yapılan anlaşmanın, bir ele geçirme politikası olduğunu ifade eden Ayhan Aydın sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yaparak tepki gösterdi.

    “YENİ HAMLELER VE OYUNLARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    “Alevi Bektaşi toplumu ve kurumları uyurken, ocaklarımız, dergahlarımız, tekkelerimiz, inanç ve kültür merkezlerimiz çok planlı bir şekilde Sünni (Hanefi) İslam potası içinde eritilip yok edilmek için amansız bir gayretle ve devlet eliyle ele geçiriliyor. Bu oyun her yerde olduğu gibi Balkanlar’da da (Rumeli) tüm hızıyla devam ediyor” diyen Aydın yazılı açıklamasında şunları ifade etti;

    “Balkanlar’da Sarı Saltık, Seyyid Ali Sultan Dergahı, Harabati Baba Tekkesi başta olmak üzere; tertiplerle tüm Alevi Bektaşi yapıları – kurumları yok edilip, ellerimizden alınmak isteniyor. Bizim ise bir kaç demeç, sözde tepkiden başka yapabildiğimiz bir şey olmuyor.Tabii ki Balkanlar’daki tekke, dergah ve kurumların da darmadağınık bir şekilde, ortak hareket etmekten uzak olduğunu da söylemek zorundayız. Otuz yıldır Balkanlar’daki Alevi Bektaşi toplumunu bir araya getirip bir birlik kuramamak da yine bu toplumun kurumsallaşmada, iletişimde, örgütlenme de ne kadar geri kaldığını da acı bir şekilde gösteriyor. TİKA Ve Makedonya’daki sözde İslam Dini Birliği isimli kuruluş işbirliği için anlaşmışlar. Bu görüşmeler uzun zamandır sürüyordu. Ama Harabati Baba Tekkesi’ndeki, Tetova’daki, başta Derviş Abdülmüttalip Bekiri başta olmak üzere Bektaşiler, onların çalışmalarına karşı duruyorlardı. Çünkü burası her şeyiyle bir Bektaşi Tekkesiydi ve Bektaşilerin elinde kalmalıydı. Ama yapılmak istenen “restorasyon” adı altında Tekke’nin ele geçirilmesi, Bektaşilerin dışlanması çabasıydı. Bunu oradaki gerçek Bektaşiler çok iyi biliyorlardı. Şimdi ise işi eski tarihi yapıları restore etmek gibi çok da güzel gibi görünen gayret olmaktan ziyade, Diyanet İşleri Teşkilatı’nın zaman zaman yapamadığını tamamlamak olan TİKA, devletin resmi din anlayışının Balkanlar’da kökleşmesi için hamleler yapmakta, devletin milyarlarını bu iş için harcamaktadır. Şimdi ise oynanan oyunlarda yeni bir hamleyle karşı karşıyayız” diye belirtti.

    “ALEVİLİK YOLUNUN VE BEKTAŞİLİĞİN YAŞANMASI İÇİN MÜCADELE ETMELİYİZ”

    “Harabati Baba Tekkesi’nde Vahabi zihniyetli işgalden sonra şimdi de sonsuza kadar bu tekkenin elden çıkmasına ilişkin bir son hamle yapılıyor sanırım. Balkanlar’ın en büyük yapısal ve tarihsel Bektaşi Tekkesi belki de bütün Balkanlar’daki en önemli Sünni merkezlerden birisine dönüştürülecek, paralı bir memur gibi, sembolik kendi atadıkları kişiliksizleştirilmiş bir sözde Bektaşi’nin de bulunduğu bu yapı; yaşayan Bektaşiliğin değil de, sembolik Bektaşiliğin bir temsili yeri olacak. Bugün ki iktidarın elinde Türk Devleti bunu Türkiye’de tüm hızıyla yapmaya çalışırken, yani yandaş dedelerini, yani parayla satın aldığı ocak, dernek ve dede eksenli yapılandırmasını (daha önce birçok kez dile getirdiğimiz gibi) Balkanlar’da da eş zamanlı olarak Bektaşiler ve (sözde) Bektaşi Babaları üzerinden yaparak, Alevi Bektaşi yolunu yok etmek için adımlarını göz göre göre atmaya devam ediyor… Bunun şakası ve geri dönüşü yok sevgili dostlar… Yarın çok ama çok geç olacak. Yapılmak istenen çok basit; kendi kimliğini tam yaşatamayan bu kitlenin çeşitli sorun ve zaaflarından da yararlanıp, inanç merkezleri ve önderleri aracılığıyla bu toplumu asimile etmek. Geleneksel yapısını muhafaza etmekte zorlanan; sözde Alevi öncülerinin “kayıkçı kavgası” şeklindeki ilkel yarış, tartışma bile olmayacak basitlikleri yüzünden kaybedilen yıllar sonunda, kendi geleceğine ilişkin projeler geliştiremeyen, gerçek anlamda birlik kurup örgütlenemeyen bu yapı her zaman ki gibi siyasi ikbal, para, mevki, şan şöhret için fırsat kollayan bezirganlar elinde harap olmuş, hep devletin hamleleri karşısında karşı hamle ve bir iki sözde tepkiyle kendini gösterebilecek seviyede kalmıştır. Sonuç da işte böyle olaylar olmaktadır. Demek ki çok daha ciddi çalışmalar yapmak gerekiyor. Yarınlar bizden hesap soracaktır. Alevi Bektaşi yolunun yaşaması, geleceğe çocuklarımıza aktarılabilmesi için artık senlik ve benliklerin tümüyle toprağa gömülmesi ve işbirliğine her zamankinden çok daha fazla önem verilmesi gerekmektedir” denildi.

    (HABER MERKEZİ)