Etiket: makedonya

  • Yazar Ayhan Aydın’dan suç duyurusu tepkisi: Hüseyin Hürrem Ulusoy ne yapmak istiyor?

    Yazar Ayhan Aydın’dan suç duyurusu tepkisi: Hüseyin Hürrem Ulusoy ne yapmak istiyor?

    PİRHA- Yazar Ayhan Aydın, Alevi toplumunu bölmek adına faaliyet yürüttüğünü iddia ettiği Hüseyin Hürrem Ulusoy’un suç duyurusunda bulunması nedeniyle ifadeye çağrıldı. Yazar Aydın, yaşananlar üzerine “Çıkar odaklı vakıflar kuran bu insanlar, devlet bünyesinde yuvalanıp Alevi – Bektaşi kurumlarına kayyum olma isteğini ortaya koymaktadırlar” dedi.

    Alevi toplumu ve Alevi inancı için büyük emekleri olan Yazar Ayhan Aydın, Hüseyin Hürrem Ulusoy’un suç duyurusu nedeniyle hakkında soruşturma açıldı.  Aydın, iki yıl önce yazdıkları nedeniyle polis karakoluna çağrılarak ifade verdiğini duyurdu.

    Ayhan Aydın; yakın zamanda kurulan Hacı Bektaş Veli Dergâhı Serçeşme Vakfı’nın Başkanı olan Hüseyin Hürrem Ulusoy’un Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda ağırlanması üzerine yazdığı bir yazı nedeniyle hakkında soruşturma başlatıldığını kaydetti.

    Aydın, 24 Ağustos 2020’de Facebook hesabından “Alevi – Bektaşî toplumunu iyice parçalamak için, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da mı devreye girdi? Hacı Bektaş’ta, dergahta, dedeler arasında birliği yok etmek isteyen, sözde vakıf, sahte grup, şimdi de daha büyük hedefler mi belirliyor kendisine?” yorumunda bulunmuştu.

    “MAKAM, MEVKİ, PARA İÇİN…”

    Yaşananlar üzerine yeni bir yazı kaleme alan Ayhan Aydın, “Aleviliğin erdemlerinden yoksun bir şekilde yaşamlarını sürdüren ve kime/kimlere hizmet ettikleri tam bilinmeyen tipler günümüzde aramızda artmaya başlamıştır” ifadelerini kullandı. Aydın, “Alevi-Bektaşi örgütlülüğünün bir araya gelip, kenetlenmeleri bir zorunluluktur” diyerek yazısında özetle şunları aktardı:

    “Artık tümümüz; erenlerin, pirlerin, ulu ozanların ve Serçeşme Hacı Bektaş Veli’nin aydınlığında buluşmalıyız…

    Dava açıp birilerinden puan kazandığını, büyük adam olduklarını sananlar…

    İşte bu dağınıklıktan faydalanan kıymetleri kendinden menkul, menfaatperest kimi çıkarcılar ise; makam, mevki, para için bu kadim yolun değerlerini kullanıp aradan kurnazca sıyrılmak istemektedirler.

    Şimdilerde ise aramızda AKP rejimine, her yolu kullanıp yamanmak isteyen bir sürü çıkarcı insan türemiştir.

    Çok usta manevralarla bir nevi AKP’nin muhbirliğini de yapıp, Alevi kurumlarına sızan, yeni “çakma” yapılar oluşturan, çıkar odaklı dernekler, vakıflar kuran bu insanlar bir de; devlet bünyesinde yuvalanıp hem kadro, hem mevki, hem de bir nevi Alevi – Bektaşi kurumlarına kayyum olma isteğini ortaya koymaktadırlar.

    Hüseyin Hürrem Ulusoy Ne Yapmak İstiyor?

    Hacı Bektaş Ocağı’nda / Dergahı’nda birliği parçalayan, ülkücülerle, Şiilerle işbirliği yapıp, Av. Ali Timurtaş Özmen’le birlikte hareket edip kendince bir vakıf kuran Hüseyin Hürrem Ulusoy, yaptıklarıyla, AKP’ye çıkar ve menfaat için yaklaşmanın yollarını bularak, nasıl birisi olduğunu göstermiş oluyor.

    Geçen sene Yunanistan’da Seyyid Ali Sultan Ocağı’nda 650 yıldır yanan ve hala, Hakk Muhammed Ali, adına yakılan çerağları söndürmek için, AKP desteğiyle yapılan ve oradaki canlarımıza “Yunan Devletinin Ajanları” diyen ekiple bir sempozyuma katılan Hüseyin Hürrem Ulusoy, Yunanistan Alevi – Bektaşî toplumunda birliği parçalamak isteyenlerle bir araya geliyordu.

    Bilindiği gibi Edirne Valisi ve Edirne müftüsü Yunanistan’daki Mürsel Bali ve Seyyid Ali Sultan Türbelerini ziyaretleri sırasında, “Siz iyice Hıristiyan olmuşsunuz, bu yüce dinimizde yeri olmayan mum yakma nedir?” deyip mumları söndürmüşlerdi.

    Yunanistan’daki Alevi – Bektaşi toplumuna düşmanlık yapan ve Cem Vakfı Edirne Şube Başkanlığı görevinden alınan Mustafa Çetin ve Akın Çetin’lerle, Türkiye’deki Bektaşilerin ruhani önderi Ali Haydar Ercan Dedebaba tarafından düşkün edilmiş ve babalık görevi “tart edilmiş, soyulmuş” olmasına rağmen, tüm Bektaşi dergâhlarının temsilcisiymiş gibi hareket eden Mahmut Erik Aydın’la, Cem Vakfı’nda çalışırken Bulgaristan’a gitmemi engellemek için somut bazı adımlar atan, şimdilerde ise, eşini boşamış bir de bizlere dedelik ve Alevilik dersi veren judocu yeğenini türlü yollarla Kültür Bakanlığı bünyesindeki A.B. Araştırma ve Cemevi Başkanlığı’nda çalışmaya başlatan Ali Rıza Uğurlu gibi isimlerle aynı yapıda buluşan, TİKA koordinatörleriyle birlikte hareket eden Hüseyin Hürrem Ulusoy acaba şimdi hangi tertibin sözcüsü olmak istiyor?

    Türkiye’de ve Balkanlar’da Alevi – Bektaşi varlığını parçalamak isteyenlerin, AKP ve Kültür Bakanlığı Alevi Bektaşi Kültür Ve Cemevi Başkanlığı’nın elemanlarıyla ortak hareket etmeleri bir tesadüf müdür?

    “HÜSEYİN HÜRREM ULUSOY KARANLIK BİR KUMPASA MI YÖNELİYOR?”

    Hüseyin Hürrem Ulusoy arkadaşlarıyla, Türkiye’nin daha önce çok tanık olduğu, ortada hiçbir şey yokken acaba birileriyle ortaklaşa bir karanlık kumpasa mı yöneliyor, bunlara alet mi oluyor?

    Böyle bir niyetleri varsa bunlara ve onları destekleyip, sessiz kalanlara bizler Alevi – Bektaşî diyebilecek miyiz?

    Bunlar Birer Tesadüf Mü?

    Son yirmi yıldır Balkanlar’da Alevileri- Bektaşileri asimile edip, burada birliği parçalayıp, Türkiye’de AKP zihniyeti paralelinde yapılan çalışmaları; her yolu kullanıp haykırmama rağmen, Avrupa’da ve Türkiye’deki Alevi kurumlarına, Alevi aydınlarına, dedelere, babalara sesimi yeterince duyuramadım.

    Uzun yıllar boyunca benim Bulgaristan’a girişimi engelleyip, yasaklatıp burada yaptığım araştırma çalışmalarını sabote edip, orada boy göstermek isteyenler kimlerdi?

    Kimler şimdi Bulgaristan’daki Alevi – Bektaşi birliğini parçalayıp, AKP zihniyeti parelelinde burada çalışmalar yapıyor?

    “TÜM BUNLAR TESADİF DEĞİL”

    Daha iki ay önce kim tarafından yapıldığını tam bilemediğim suçlamayla Recep Tayyip Erdoğan’a hakaretten İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifadeye çağrılmıştım.

    Şimdi de ilgisiz bir konuya dayanıp, “devlet güvenliği, yüce milli, dini değerlere hakaret” iddiasıyla benim hakkımda Hüseyin Hürrem Ulusoy suç duyurusunda bulunuyor.

    Tüm bunlar birer tesadüf değildir…

    “Yandaş” yaratma, “kumpas kurma” konusunda Nobel Ödülü alabilecek bir kabiliyete sahip AKP Rejimi anlaşılan odur ki, “Yandaş, Çıkarcı Bir Alevi – Bektaşî Kitlesi” de yaratmayı başarmıştır.

    Biz düşmanlarımızı tanıyoruz.

    Bizler; İmam Hüseyinler’den, Eba Müslüm Teberdarlar’dan, Hallac-ı Mansurlar’dan, Pirim Pir Sultanlar’dan el aldık…

    Hiçbir karanlık güç ve karanlık odak bizi yolumuzdan alı koyamaz…

    Bizler hiçbir celladın zehirli, kanlı hançerinden korkmayız, hiç bir şeyden yılmayız…

    Bizler; yuh münkire, lanet Yezit’e ve Yol yezitlerine, diyenleriz…

    (HABER MERKEZİ)

  • Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği, Bektaşilerin haklarının verilmesini engelliyor

    Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği, Bektaşilerin haklarının verilmesini engelliyor

    PİRHA- Makedonya’da Bektaşi varlığı hala yok sayılıyor. Bektaşiliği Sünni İslam içinde eritmek isteyen Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği, Bektaşilerin haklarının verilmesi konusunda hala engel teşkil ediyor. Makedonya İslam Dini Birliği’nin Türkiye’de Diyanet İşleri Birliği ile işbirliği içinde olduklarını belirten Yazar Ayhan Aydın, bu kurumun Makedonya’da başta Bektaşiler olmak üzere farklı Sünni tarikatların da tepkisini çektiğini kaydetti. 

    Makedonya’da İslam diniyle ilgili çalışmaları organize etmek üzere kurulan ancak ülkedeki Bektaşi varlığını yok sayan, Bektaşileri Sünni İslam içinde eritmek için her fırsatı değerlendiren Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği, bu ülkede Müslümanları temsil eden tek yasal kurum.

    Harabati Baba Tekkesi’nin işgaliyle gündeme gelen kurum, ülkedeki farklı sesleri, farklı inanç yapılarını da yok sayan, tartışmalı kararları ve uygulamalarıyla başta Bektaşiler olmak üzere farklı Sünni tarikatların da tepkisini çekiyor.

    Vakıf arazileri, tekke varlıkları, cami yapıları gibi maddi yönden de önemli bir gelirin üzerine oturan Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği’nin Bektaşi varlıklarına el koyma, Bektaşilerin kendi doğal inanç ve ibadet sistemlerini yok sayma girişimleri sonucunda 480 yıllık Harabati Baba (Sersem Ali Dedebaba) Tekkesi uzun yıllardır işgal altında bulunuyor.

    “HARABATİ BABA TEKKESİ’NİN MEYDANEVİNE HOPARLÖR TAKIP EZAN OKUYORLAR”

    Konu hakkında PİRHA‘ya bilgi veren Yazar Ayhan Aydın, şunlara dikkat çekti:

    Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği görevlileri Tekke’nin meydanevine hoparlör takıp yıllardır zorla beş vakit ezan okuyup, namaz kılınması için yetkilerini kullanıp Tetova’daki ahaliye psikolojik baskı yapmakta, Harabati Baba Tekkesi’nin arazilerini de işgal edip tarlalarını mezar alanı olarak parayla satmakta ve bundan büyük bir gelir elde etmektedir. Tekke’ye gelen ziyaretçilere büyük engeller çıkarmak, Bektaşiler arasında ikilik yaratmak, bir kısmını yanına çekmek için farklı hamlelere girişmek, yıllardır uygulana gelen baskı ve asimilasyon çalışmalarından sadece bir kaçıdır.”

    “KUZEY MAKEDONYA İSLAM DİNİ BİRLİĞİ, BEKTAŞİLERİN HAKLARININ VERİLMESİNİN ÖNÜNDE ENGEL”

    Bektaşilerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptıkları başvuru sonucunda, 2018’de mahkeme tarafından alınan kararlarla Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği’nin tüm engellemelerine rağmen, Makedon Devleti’ni uyararak; ülkedeki Bektaşilerin özgürce örgütlenip, farklı kurumlar altında inanç ve ibadetlerini yapabileceklerine hükmettiğini hatırlatan Aydın, sözlerine şöyle devam etti:

    “Türkiye’de, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın müdahil olduğu, Alevilerin haklarının verilmesi konusunda Türkiye’nin olumsuz tavırları nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurulmuştu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Alevilerin lehine verdiği kararlar yıllardır Türkiye tarafından uygulanmadığı gibi, ne hikmetse Makedonya’da da, Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği de Bektaşilerin haklarının verilmesi konusunda engel teşkil etmektedir.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI İLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDELER”

    Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ile Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği her konuda çok yoğun işbirliği içindeler. Her iki ülkede yaşanan bu durum bir tesadüf olabilir mi?
    İktidarını korumak için, baskı, korkutma ve başka yollara da başvuran Kuzey Makedonya İslam Dini Birliği’nin eski muktedir başkanı “Reis-ul Ulema Hacı” Süleyman Efendi Recepi, kendisinden elli yaş küçük bir kadınla evlenince ve hakkında başka söylentiler olunca geçen ay görevinden alınmıştı. Ama anlaşılan burada yine değişen bir şey yok.

     “BAŞKA GÖRÜŞLERİ DIŞLAYAN BİR SİSTEMDEN NE BEKLENEBİLİR Kİ?”

    İslam Dini Birliği’ne vekâleten getirilen Şakir Fetahu, 30 Mayıs’ta yaptığı basın toplantısında şu açıklamalarda bulunmuş. ‘Kuzey Makedonya İslam Birliği, ülkede ve yurt dışındaki Müslümanların dini yaşamını organize eden tek kurumdur. İslam Birliği faaliyetlerini, Kuran’a, sünnete, kendi tüzüğüne, hukuki fiiller ve Dini Topluluk ve Dini Grupların Yasal Konumu Kanunu’na dayandırmaktadır.’ Kafa aynı kafa, düşünce aynı düşüncedir. Zaten Şakir Fetahu da, Süleyman Efendi Recepi’nin yanında yetişmiş bir isimdir. “Kuran, Sünnet, tüzük…” Yani yıllar yılı ülkemizde olduğu gibi, resmi Sünni İslam inancı dayatmalarına devam eden, gücünü hoşgörü ve anlayıştan değil de, işine geldiği gibi kullandığı “kanundan, kitaptan” alan, başka görüşleri dışlayan bir sistemden ne beklenebilir ki? Bu kafalar birliğe, beraberliğe hizmet edebilir mi?”

    Şimdilik Makedonya’da devlet nezdinde Bektaşiler adına değişen bir şey olmadığını belirten Yazar Ayhan Aydın, olayların takipçisi olacaklarını kaydetti.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Makedonya’da Alevi Bektaşi geleneğinin yaşatıcılarından: Didar Doko

    Makedonya’da Alevi Bektaşi geleneğinin yaşatıcılarından: Didar Doko

    PİRHA – Selefi grupların işgal ettiği Makedonya’da bulunan Harabati Baba Tekkesi’nin en inançlı, bilinçli ve yardımcı muhiblerinden biri Didar Doko. Kızılbaş Alevi kimliğini Bektaşi olarak hem yaşıyor, hem de yaşatıyor. 

    Makedonya Sutruga’lı olup hem Bosna’da, hem de Ohrid’e yaşayan Didar Doko, Harabati Baba Tekkesi’nin hem en inançlı, bilinçli ve yardımcı muhiblerinden hem de burada yaşananların tanığı.

    Araştırmacı Yazar Ayhan Aydın, Didar Doko’nun Makedonya’da Alevi Bektaşi geleneğinin yaşatıcılarından olduğunu belirtiyor.

    Aydın, “Çok inançlı ve köklü bir Bektaşi ailesinden gelen, annesi Türk, babası Arnavut olan Didar Doko; bana göre Kızılbaş Alevi kimliğini Bektaşi olarak hem yaşıyor, hem de yaşatıyor Makedonya’da” dedi.

    “DİDAR BACILAR, BU BELLEĞİN GERÇEK TAŞIYICILARIDIR”

    Aydın, sözlerine şöyle devam etti:

    “Sözünü çekinmeden söyleyen, Harabati Baba Tekkesini ziyaret edenlere en bilinçli şekilde bilgi veren, tertemiz, titiz, maharetli, açık sözlü, gerçek bir bacı sultan O. Bu on günlük beraberliğimde gördüm ki, Alevi Bektaşi Yolunu yaşatan gerçek Yol erleri, aşıkları var aramızda. Didar bacılar Alevi Bektaşi geleneğinin yaşatıcıları, bu belleğin gerçek taşıyıcılarıdır. Aşk olsun ona ve onun gibi bu yola her yerde ve her şart altında sahip çıkanlara…”

    (HABER MERKEZİ)

  • Tekkeyi işgal eden selefiden Alevi yazara “Kelleni keseceğim” tehdidi

    Tekkeyi işgal eden selefiden Alevi yazara “Kelleni keseceğim” tehdidi

    PİRHA- Araştırmacı Yazar Ayhan Aydın, Makedonya’da selefi grupların işgali altındaki  Harabati Baba Tekkesi için Alevilerin tüm dünyada harekete geçmesi çağrısında bulundu. Aydın, Tekkeyi işgal eden Cumali Seydiu’nun saldırısına uğradığını ve tehdit edildiğini bildirdi. 

    26 bin metre kare alanda 9 hizmet binası bulunan Harabati Tekkesi işgal altında.

    Bektaşilerin dünyadaki en önemli inanç merkezlerinden biri olan ve kuruluşu 480 yıl önceye kadar giden Makedonya’nın Tetova kentindeki Sersem Ali Dedebaba, yaygın ismiyle Harabati Baba Tekkesi, 2002’den bu yana Bektaşileri yok sayan zihniyet tarafından işgal altında. Tekke’nin Bektaşilerin elinden çıkması gündemde.

    Araştırmacı Yazar Ayhan Aydın, tüm dünya Alevi – Bektaşi toplumu ve kuruluşlarına çağrı yaparak,  “Ortak bir eylemlilikle bu gidişi değiştirmek zorundayız” diyerek isyan etti.

    1800’lü yıllarda kendisi de bir Bektaşi olan Recep Paşa’nın ciddi yardım ve katkılarıyla mevcut halini koruyabilmiş olan Harabati Baba Tekkesi, Yugoslav Halk Cumhuriyeti devrinde, Tito döneminde, müzeye dönüştürülmüştü.

    Yazar Ayhan Aydın, 1945’de, Bektaşi babası Mücerret Kazım Bakali’nin doğum yeri olan Kosova Jakova’ya zorla gönderilmesiyle tekkede bir boşluk doğduğunu, Bektaşilerin kendi evlerine ibadetlerini yapmaya başladıklarını hatırlattı.

    Şu anda, Baba Tayyar Gaşi, Derviş Tahir Emini, Abdülmütalip Bekiri’nin 1994’de öncü olup tekkede tekrar hizmetlere başladıklarını belirten Ayhan Aydın, işgal edilme sürecini şöyle anlattı:

    “2000 yılında, Baba Tahir Emini, Makedonya Devleti’ne resmen başvurarak Bektaşiliğin yasal olarak tanınmasıyla ilgili dilekçesini verip, Harabati Baba Tekkesi’nin, Makedonya Bektaşiler Birliği Merkezi olarak tastik edilmesi için yasal süreci başlatmıştır. Bu kayıtlama yerine getirilmiştir. Fakat bölgedeki savaş bir belirsiz ortamı yaratmıştır.

    CANLAR ÖLÜMLE TEHDİT EDİLMİŞ

    15 Ağustos 2002 tarihinde, şu anda tanıkları hayatta olduğu gibi, katil ruhlu 50 kadar insan, silahlarla Harabati Baba Tekkesi’nde Bektaşilerin ibadet mekanı olan meydanevini (cemevi) basmışlar, buradaki canları ölümle tehdit ederek oradan kovmuşlar, tahd-ı Muhammidiye, post, çerağ gibi Bektaşiliğin kutsal simge unsurlarını da dışarı atıp ezan okuyup, namaz kılmaya başlamışlardır. Bektaşilere yapılan baskı, zulüm, hakaret o tarihten bu yana devam etmektedir.”

    “SAHTE CAMİ CEMAATİ YARATILMIŞ” 

    Tekkedeki Meydanevi’nin bacasına hoparlör takılıp beş vakit ezan okunduğunu, yöredeki insanlara baskı, ikna ve türlü vaadlerle sahte bir camii cemaati yaratıldığını dile getiren Ayhan Aydın, “Daha önce buranın yolunu bilmeyen insanlara, “Kafir Bektaşilerden” burayı kurtarıyoruz, burasını en iyi şekilde yeniden inşa edeceğiz, propagandası yoluyla her geçen gün işgal hareketi genişletilmiş, burada direnen bir avuç Bektaşi, türbelerin bulunduğu alana hapsedilmiştir” dedi.

    İşgal ve baskılarla ilgili Makedon Devleti nezdinde Bektaşilerin yaptıkları tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığını bildiren Aydın, 2010 yılında Bektaşilerin yaşadıkları Türbelerin bulunduğu avluda kundaklama sonucunda çok büyük bir yangın çıktığını, hizmet binasının tümüyle, türbe yapılarının önemli oranda yakıldığını kaydetti.

    Aydın, Türkiye’den Bakırköy, Maltepe, Avcılar belediyelerinin katkılarıyla hizmet binasının 2015’te tamamlandığı bilgisini verdi.

    “BEKTAŞİLER MAKEDON DEVLETİ TARAFINDAN TANINMAK İSTİYOR”

    Yazar Ayhan Aydın, işgal altındaki Harabati Baba Tekkesi’nin günümüzdeki durumuna ilişkin ise şunları dile getirdi:

    “İslam Dini Birliği isimli kurum Makedonya’da Müslüman toplumunu temsil eden kurum olarak tüm İslam toplulukları adına faaliyette bulunmaktadır. Bu bir iddiadır, gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü Makedonya’daki Bektaşiler farklı bir İslam topluluğu olarak bağımsız bir şekilde Makedon Devleti tarafından tanınmak istenmektedirler.

    “TEKKEYİ İŞGAL EDENLER PARAYLA TUTULMUŞ TETİKÇİLER”

    Harabati Baba Tekkesi’ni işgal edenlerin, sözde bu yasal kuruluşun parayla tuttukları tetikçiler olduğu anlaşılmıştır.
    Makedonya İslam Dini Birliği, Makedon Devleti’ne başvurarak, Harabati Baba Tekkesi’nin (işgalci oldukları halde, onca şikayet olmasına rağmen) kendilerinin bir birimi olduğunu kabul ettirmiştir. Zaman içinde görülmüştür ki, Makedonya Devleti, İslam Dini Birliği’nin her dediğini yerine getirip, Bektaşileri yok sayan tavrıyla evrensel hukuk ilkelerini ve inanç özgürlüğü değerlerini yok saymıştır.

    ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN ASIL ADRESİ DİYANET Mİ?

    Bektaşiler geç de olsa konuyu mahkemeye taşımışlar, hukuki süreç Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yansımıştır. Şimdilik süreç Bektaşilerin lehine işler gibi görünse de bu bence gerçek durumu yansıtmamaktadır.
    Burada asıl sorulması gereken soru şudur: Acaba; Makedonya Devleti’ni, Bektaşiler başta olmak üzere dini konularda yanlış yönlendiren, Türkiye Cumhuriyeti; İslam Dini Birliği’yle işbirliği yapan Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, buradaki çözümsüzlüğün asıl adresi midir?

    “SELEFİ CUMALİ SEYDİU KİMİN ADAMI?”

    Ayhan Aydın, işgalden sonra yerleştiği Tekkede herkesin korkarak kaçtığı, insanlara tehditler, küfürler savuran Cumali Seydiu hakkında bilgiler verdi.

    “Cumali Seydiu gerçekte kimin adamıdır?” diye soran Ayhan Aydın, şunları kaydetti:

    “Kendisini güvenlik görevlisi olarak tanıtmasına rağmen basına yansıdığı gibi bir Türk kadın gazeteciye saldırıp fotoğraf makinesini parçalayan, Türkiye’den gelen akademisyenlere saldırabilen, turistlere hakaret edip olay çıkarması nedeniyle Türkiye Seyahat Acentaları’nın girişimde bulunup Harabati Baba Tekkesi’nin ziyaret edilecek yerler dışında bıraktıran, her gelene birçok yerde savaşmış bir komando olduğunu söyleyen, tekkede bir derebeyi gibi fütursuzca hareket edip tekenin asırlık çınar ağaçlarını kesen Cumali Seydui’yu gerçekte kime hizmet etmektedir?

    “MAKEDON POLİSİ NEDEN BU SALDIRGANA MÜDAHALE ETMİYOR?”

    Onlarca kez bu tip olaylar sonucu zabıt tutulmasına, tutanak yazılmasına rağmen Makedon polisi neden bu saldırgan insana müdahale etmemektedir- edememektedir?
    Harabati Baba Tekkesi’ne işgal ettiği gibi, Tekkenin arazilerini parselleyip para karşılığı mezarlık yeri olarak satan yağmacı İslam Dini Birliği aslında neyin, kimin, hangi zihniyetin hizmetindedir?
    Makedonya İslam Dini Birliği’nin kimlik kartını taşıyan, bu kurumun elemanı olan Cumali Seydui bu kurumun IŞID’ci zihniyetini mi yansıtmaktadır?

    İNANÇ ÖNDERİNE ÖLÜMLE TEHDİT

    Asıl işgalcilerin Bektaşiler olduğu, Bektaşilerin dinsiz olduğu yönünde gelen turistlere ve ziyaretçilere sözler söyleyen Cumali Seydui isimli şahıs onlarca kez buradaki inanç önderi olan Derviş Abdülmüttalip Bekiri’yi ölümle tehdit etmiş, “şeytan oruç tutar ama Derviş Abdülmüttalip oruç tutmaz” (muharrem orucu) demiş, buraya gelen Bektaşilere büyük zorluklar çıkarmış, Bektaşilerin buradan çıkması için her yola başvurmuştur.”

    İşgalci saldırgan Cumali Seydiu’nun, ziyaret için gittiği Harabati Baba Tekkesi’nde, 14 Eylül cumartesi günü, Türkiye’den gelen ziyaretçilere tekkeyle ilgili bilgiler veren Yazar Ayhan Aydın’a da saldırdı.

    İŞGALCİ SALDIRGANDAN KELLENİ KESECEĞİM TEHDİDİ

    Aydın, saldırgan Cumali Seydiu’nun kendisini nasıl tehdit ettiğini şu şu cümlelerle aktardı:

    “Senin kelleni keseceğim, her gelene yalan şeyler anlatıp bize işgalci diyorsun, fitne çıkarıyorsun, seni Türk Konsolosluğuna şikayet edeceğim deyip, ağza alınmayacak nice küfürler söyledikten sonra, şimdi sana gününü göstereceğim, adamlarımı çağıracağım, dedi. Bu durum üzerine Derviş Abdülmüttalip Bekiri polisi çağırdı. Tanıklar eşliğinde tutanak tutulurken, türbe kapısının önünde 4-5 “adamıyla” görünen Cumali Seydiu’nun kılı kıpırdamıyordu. Bu saldırgan kişinin polisi hiçe sayması, polisin tutanak tutmak dışında hiçbir şey yapmamaları dikkat çeken bir husustur.”

    “DÜNYA ÇAPINDA HAREKET BAŞLATILMALI”

    Alevi-Bektaşî kamuoyuna seslenen Ayhan Aydın, Harabati Tekkesi’nin işgali konusunda gerekli kamuoyu oluşturulamadığını ve sürecin iyi idare edilemediğini vurguladı.
    Alevilerin tüm dünya çapında büyük bir hareket başlatması gerektiğini belirten Aydın, “Harabati Baba Tekkesi’nin elden çıkmaması, Alevi- Bektaşi toplumuna iade edilmesi için uluslararası çapta bir gayret gösterilmelidir. Türkiye parlamentosunda, Avrupa parlamentolarında konu gündeme getirilmeli, Makedonya Devleti’nin ve Türkiye’nin hatalı, yanlış hak ve hukuk tanımaz, tek taraflı tutumundan vaz geçmesi, Makedonya Devleti’ni burada yaşayan Bektaşi varlığını, amasız, şartsız, şekilsiz, olduğu gibi kabul etmesi için baskı oluşturulmalıdır” çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ‘Harabati Baba Tekkesi’nde yapılan kazıların arkasında kim var?’

    ‘Harabati Baba Tekkesi’nde yapılan kazıların arkasında kim var?’

    PİRHA – Makedonya’nın Tetova şehrindeki 480 yıllık Bektaşi Harabati Baba(Sersem Ali Dedebaba) Tekkesi’nin uzun süredir işgal altında olduğunu söyleyen Ayhan Aydın, tekkede yapılan kazıların arkasında TİKA mı var diye sordu?

    Mekedonya’da bulunan 480 yıllık Bektaşi Harabati Baba Tekkesi’nin uzun süredir işgal altında olduğunu söyleyen Yazar Ayhan Aydın, tekkede kazıların yapıldığını söyledi. Aydın, kazıların neden yapıldığını sorarak TİKA harekete mi geçti? diye sordu. Aydın, Makedonya İslam Dini Birliği adlı kurumun kontrol altına almak istediği ve yıllardır buradaki Bektaşi varlığını yok etmek isteyen zihniyetin etkinliğini arttırdığını söyledi.

    Tekkenin meydanevine hopörlörler takılarak camiye çevrilmesinin yanında Tekke’nin türbelerini ziyaret edenlere dahi görevlilerin müdahale ettiklerini belirterek, Harabati Babab Tekkesi’nde yaşayan Derviş Abdülmüttalip Bekiri’ye de yaşam alanı tanımak istemediklerini kaydetti.

    “MAKEDONYA İSLAM DİNİ BİRLİĞİ VE TÜRK DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI İŞ BİRLİĞİ VAR”

    Son bir haftadır Tekke’de bir takım kazıların yapıldığını belirten Ayhan Aydın, sözlerine şöyle devam etti;

    “Anlaşılan bu kazılar daha çok bina ve duvar temellerini belirlemeyi amaçlıyor. Makedonya Devleti’nden resmi görevlilerin yaptığı kazılarla ilgili sorular sorduğum Derviş Abdülmüttalip Bekiri, kazılarla ilgili tam bir bilgisinin olmadığını, devletin resmi görevlilerince yapılan bu kazılara müdahale edemediklerini söyledi.

    Burada sorulması gereken soru, bu kazının arkasında Türkiye’de bugünkü tek adam idaresindeki iktidarın mezhepçi ideolojisine hizmet eden, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı TİKA’nın olup olmadığıdır. Makedonya İslam Dini Birliği ile Türk Diyanet İşleri Başkanlığı arasında işbirliği olduğu biliniyor.

    TİKA, Makedon İslam Dini Birliği’yle birlikte hareket edip Makedonya Devlet yetkililerini de yanlarına alıp, Makedonya Bektaşilerini yok sayarak çalışmalar mı yapıyor?” (HABER MERKEZİ)

     

  • Harabati Baba Tekkesine cami yerleştirilmek isteniyor

    Harabati Baba Tekkesine cami yerleştirilmek isteniyor

    PİRHA- Balkanlar’daki Alevi-Bektaşi topluluklar tarafından kutsal sayılan tekke, ocak ve dergahların işgal edilmek istendiğini yazan Ayhan Aydın, Alevi kurumlarına Balkanlar’daki tarihi mirasa sahip çıkma çağrısında bulundu. 

    Makedonya’nın Tetova şehrinde bulunan Harabati Baba Tekkesi üzerinde oynanan oyunlar bitmiyor. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Makedonya Cumhuriyeti İslam Dini Birliği arasında Harabati Baba Tekkesinin restorasyonuna ilişkin iş birliği protokolü imzalanmıştı. 2017 yılının Nisan ayında imzalanan bu protokolle tekkenin restorasyonu TİKA’ya verilmişti. Alevi Yazar Ayhan Aydın, bu anlaşmanın bir ele geçirme politikası olduğunu ifade ederek tepki göstermişti.

    “AKP, BALKANLARDAKİ ALEVİ-BEKTAŞİLERİ ASİMİLE EDİYOR”

    Şimdi ise orjinalinde cami olmayan bu tekkeye TİKA cami yerleştiriyor. Yazısında bu konuyu işleyen Ayhan Aydın Balkanlar’da yaşayan Alevi Bektaşi toplumunun AKP iktidarı tarafından asimile edilmeye çalışıldığını ifade etti.

    Aydın, AKP iktidarının Diyanet İşleri Başkanlığı, TİKA, Yurtdışı Akraba Topluluklar, Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumları Balkanlar’da kendi ideolojisi çerçevesinde faaliyette bulunmaya zorlayarak burada yaşayan Alevi-Bektaşi toplumu üzerinde baskı uyguladığını kaydetti.

    Yazısında tekke, dergah, ocak gibi Alevi-Bektaşiler için kutsal sayılan yerlerin işgaline de değinen Aydın, “Doğrudan Alevi Bektaşi yerleşimlerinde ve ocak ve tekke gibi merkezlerde işbirliği içindeki yerel yapılarla koordineli çalışan bugünkü tek adam partisi AKP zihniyeti, bu yolla bu kurumlarda ikilik yaratmakta, kendi zihniyetindeki gerici insanlara, mezhepçi insanlara buraları işgal ettirmektedir” diye yazdı.

    TİKA HARABATİ BABA TEKKESİ’NE CAMİ YERLEŞTİRİYOR

    Aydın yazısının devamında Harabati Baba Tekkesi ile ilgili konuyu ise şöyle özetledi:

    “Makedonya Tetova’da 480 yıllık Harabati Baba Tekkesi Diyanet İşleri Başkanlığıyla koordineli çalışan İslam Dini Birliği denilen gurup tarafından işgal edilmiştir. Aynı yerde bugünkü iktidar burada halen direnen Bektaşileri TİKA ile işbirliğine zorlamaktadır. TİKA’nın elindeki projede ise 480 yıldır ayakta olan ve Osmanlı zamanında bile orijinalinde cami olmayan bu tekkeye cami yerleştirmek, buranın yönetimde işgalci Sünni inançlı kesimi hakim kılmak vardır.”

    SEYYİD ALİ SULTAN TEKKESİ ABLUKAYA ALINMAK İSTENDİ

    Ayrıca Yunanistan’da bulunan 600 yıllık Seyyid Ali Sultan Tekkesinin (Kızıldeli Sultan Ocağı-Tekkesi) ablukaya alınmak istendiğini de yazan Aydın, bu tertibin AKP zihniyetinin ve bir takım Alevi haramzadelerin işbirliği ile yapılmak istendiğini belirtti. Amacın, Balkanlar’daki 600 yıllık köklü Alevi-Bektaşi inanç merkezinin Alevi-Bektaşi toplumunun elinden almak olduğunu kaydeden Aydın, Alevi-Bektaşi toplumunun aralarındaki tartışmaları bırakarak bu sorunlara eğilmeleri gerektiğini kaydetti.

    ALEVİ KURUMLARINA BALKANLAR ELEŞTİRİSİ VE ÇAĞRISI

    Alevi kurumlarının Balkanlar’da yaşayan Alevi-Bektaşi topluluklarının sorunlarıyla ilgili bir politikası olmamasını da eleştiren Aydın, “Balkanlar hiç bir yere o kadar uzak değil, kurumlar daha sık gelsinler, yazarlar, aydınlar gelip görsünler. En önemlisi ise gençlerimiz… Çok güzel coğrafyası da olan buraları keşfetsinler, bu ocak ve tekke merkezlerimizde kurumlarımızın desteğiyle eğitim ve kültür çalışmaları, seminerleri, kampları yapsınlar” dedi.

    Balkanların Bektaşiliğin boy verdiği köklü bir geleneğe sahip olduğuna ve yüzlerce ozanın, babanın yetiştiği Alevi öğretisinin ana merkezlerinden olduğuna dikkat çeken Aydın, buradaki tarihi mirasa ve köklere sahip çıkma çağrısında bulundu. (HABER MERKEZİ)