PİRHA- PSAKD Mamak Şubesi Kadın Meclisi, 2 Temmuz öncesi yapılacak anma ve etkinliklere çağrı yaparak, “Bundan tam 29 yıl önce 33 canımız Sivas’ın ortasında, dünyanın gözlerinin önünde tek bir nara ile yakılarak katledildi. 93’ten günümüze Madımak hala yanıyor! 2 Temmuz’da alanlardayız, Sivas’tayız. Unutmadık, unutturmayacağız” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi Kadın Meclisi 2 Temmuz öncesi yapılacak anma ve etkinliklere çağrı yaptı.
Alevi kadınlar olarak bu yılda alanlarda ve Sivas’ta olacaklarını vurgulayan kadınlar, katliamın unutturulmaması için duyarlı tüm kesimleri anma ve etkinliklere katılmaya davet etti.
“UNUTMAMAK, UNUTTURMAMAK İÇİN ALANLARDA OLACAĞIZ”
Kadınlar yaptıkları çağrıda şunları dile getirdi:
“Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şubesi Kadın Meclisi olarak, bundan tam 29 yıl önce gericiler, yobazlar ve karanlık zihniyet tarafından aralarında gençlerimizin, kadınlarımızın, çocuklarımızın, şairlerimizin, ozanlarımızın ve semah dönen canlarımızın da olduğu 33 canımız, 33 aydın insanımız Sivas’ın ortasında, dünyanın gözlerinin önünde tek bir nara ile yakılarak katledildi.
Siz insan mısınız?
Çalışmadan haram para yediniz,
Camilerde bunlar gavur dediniz,
Abdest alıp, beş vakit namaz kıldınız,
Hani sizin insanlığınız, nerede?
Bire alıp ona sattınız,
Fakire, öksüze kazık attınız,
Bayramdan bayrama el sıktınız,
Hani sizin insanlığınız, nerede?
Ey zalimler,
Nesimi’yi yüzüp, Pir Sultan’ı astınız,
Madımak’ta 33 canımızı yaktınız,
Hani sizin insanlığınız, nerede?
93’ten günümüze Madımak hala yanıyor! 2 Temmuz’da alanlardayız, Sivas’tayız. Unutmadık, unutturmayacağız.
“TÜM CANLARIMIZI ANMALARIMIZA BEKLİYORUZ”
PSAKD Mamak Şubesi Başkanı Fadime Türkyılmaz ise söz alarak şunları ekledi:
“93’ten günümüze Madımak hala yanıyor! Mamak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak bu sene şiarımız bu. Mamak’ta var olan STK’larla, emekten yana partilerle, hep beraber 29 Haziran’da saat 18:30’da Tuzluçayır Meydanı’nda olacak ve anmamızı yapacağız. Dört sanatçımızın konseri olacak, aynı zamanda semahlar dönülecek. Ankara’da bulunan tüm şubelerimiz kendi bulundukları ilçelerde ayrı ayrı anmalarını yapacaklar. 1 Temmuz’da şehit ailelerimiz ile birlikte Sivas’a gidecek olanlarımızı uğurlayacağız. 2 Temmuz’da ise Sivas’ta Madımak Oteli’nin önünde olacağız. Gidemeyen canlarla ise yine 2 Temmuz’da Tandoğan Meydanı’nda buluşacağız. Tüm canları 2 Temmuz anmalarına bekliyoruz.”
PİRHA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin ‘Alevi’ kimliği üzerinden yaşanan tartışmalara ilişkin konuşan PSAKD Mamak şubesi üyesi kadınlar, “Bizi ötekileştirerek, yok sayarak demokrasinin olmayacağını biliyorlar. Biz gelirsek bu ülkeye demokrasi gelecek. İstediklerini yapsınlar, istediklerini söylesinler. Biz Aleviler vardık, varız var olmaya devam edeceğiz” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin ‘Alevi’ kimliği üzerinden yaşanan tartışmalara tepkiler gelmeye devam ediyor.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak şubesi üyesi kadınlar, ‘Alevi cumhurbaşkanı toplumda rahatsızlık yaratır’ sözlerine ilişkin konuştu.
Alevilik inancında 72 millete bir nazarda bakıldığını ifade eden kadınlar, bu ayrımcılığın tarihselliği olduğunu ve on yıllardır Alevilerin Sünni yönetimler tarafından katledildiğini, yok sayıldığını vurguladı.
Şimdiye kadar Sünni cumhurbaşkanları, başbakanlar tarafından yönetildiğimizi de anımsatan kadınlar, söz konusu tartışmaların yaşanan ekonomik krizin üzerinin örtülmesi için siyasiler tarafından gündeme getirildiğini de söylediler.
“BİZ ALEVİ BİR CUMHURBAŞKANI OLMASINDAN MUTLULUK DUYARIZ”
Türkan Özcan, seçimlerde bu zamana kadar Sünni adaylara oy verdiklerini ve “Bunlar Sünnidir oy vermeyelim dedik mi?” diye sormadıklarını belirterek, şunları dile getirdi:
“Peki Alevi için neden deniyor? Neden Aleviler rahatsızlık veriyor? Biz Alevi bir cumhurbaşkanı olmasından mutluluk duyarız. Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığından çok rahatsızız. Dün dediği bugünü tutmuyor. Daha dün Van’a gitti. Oradaki üniversite 82’de yapılmış. ‘Ben yaptım’ dedi. Kimse böyle bir şey söyleyemez. Daha önceden yapılmış, başkasının yaptığı şeylere ‘ben yaptım’ diyor. Biz Aleviler olarak hiç kimseyi Alevi Sünni diye ayırmıyoruz. Cumhurbaşkanı gibi kimseyi ötekileştirmiyoruz. Alevi, Sünni, Çerkez 72 millete bir nazarda bakıyoruz. Tayyip Erdoğan bizden önce elektrik yoktu, buzdolabı yoktu, hastane yoktu gibi sözler söylüyor. Komik adam. Eşi çıkıyor kemerinizi sıkın diyor, az yiyin diyor, porsiyonunuzu küçültün diyor. Ama kendileri kemerlerini genişletti. Bu servet bunlara nasıl geldi? Bir yüzükle yola çıkmıştı, öyle söylüyordu. Nasıl yaşadığını biliyoruz onun. Tayyip Erdoğan seçimleri kaybederse 86 milyona teşekkür edip gitsin. Ben nereden geldim, beni nasıl gönderiyorsunuz deyip teşekkür etmesi gerekiyor. Servetle gitmiş olacak. Artık yeter gitmesini istiyoruz.
“ALEVİLER OLARAK ÇOK AYRIMCILIĞA UĞRADIK, KATLİAMLAR YAŞADIK”
Şahdurna Şahbaz, Alevi inancında ayrımcılığın olmadığının altını çizerek, “Hakka hürmet insana hürmettir. Aleviler olarak çok ayrımcılığa uğradık, katliamlar yaşadık. Çok yandık yakıldık. Cumhurbaşkanı Alevi Sünni ne olursa olsun eşit, ayrım yapmayan, özgürlükten yana bir insan olmasını istiyoruz. Aşağılandık, sürtük olduk, ayyaş olduk, olmadığımız şey kalmadı. Artık yeter, dayanamıyoruz. Televizyonu bile açmak istemiyoruz. Bizim inancımız da ayrı gayrı yoktur. Bütün insanlar birdir” dedi.
“ALEVİLER DÜRÜSTTÜR, DOĞRUDUR, BU YÜZDEN ALEVİ CUMHURBAŞKANI İSTEMİYORLAR”
Elif Şerik, Hollanda’da yaşadığını ve her 2 Temmuz’da Sivas’a mutlaka gittiğini ifade ederek, “Ben Maraş Katliamı’nda amcamın oğlunu kaybettim. Kendisini evinde diri diri yaktılar, çocuklarını katlettiler. Olaylardan sonra bir tane kız kafası verdiler. Bu sizin çocuğunuz dediler. O kız kafasını amcamın mezarına gömdük. Gerçekten o mu onu da bilmiyoruz. Biz Aleviler bunları yaşadık. Tayyip Erdoğan çıkıp Avrupa’ya laf ediyor. Avrupa’da insanları besliyorlar. Çalışmayana bile maaş veriyorlar. Kılıçdaroğlu Alevi olduğu için, Alevilerin oyunu alacağını düşündükleri için saldırıyorlar. Aleviler dürüsttür, kalbi temizdir, doğrudur, 72 milleti bir görür. Kılıçdaroğlu’ndan Alevi olmasından bu yüzden korkuyorlar” diye konuştu.
“ALEVİLİK SÜNNİLİK TARTIŞMASININ ORTADAN KALDIRILMASINI İSTİYORUZ”
Zöhre Şimşek ise, Aleviler cumhurbaşkanı olamaz demenin çok yanlış olduğunu aktararak, “Ben bir Alevi olarak Sivas Katliamı’nı yaşadım. Çıkıp dediler ki, ‘Devlete millete hayırlı olsun.’ Biz oğlumuzu kızımızı mı evlendirdik ki çıkıp bunu söylediler? 33 canımızı yaktılar. Alevinin birisi bunu söyler mi? Bir kibrit çakıp insan yakar mı? Aleviliğin Sünniliğin ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Ülkemizde birlik beraberlik olsun istiyoruz” diye belirtti.
“2000’Lİ YILLARDAYIZ HALA ALEVİ Mİ SÜNNİ Mİ TARTIŞMASI YAPILIYOR”
2000’li yıllarda hala Alevi mi Sünni mi tartışmasının yapılmasından endişe duyduğunun dile getiren Menekşe Dülger, Cumhurbaşkanı adayının insani duruşuna, ülkeye katkısının ne olacağına ve insanlar arasında ötekileştirme yapılmadan, mezhebine, ırkına bakılmadan belirlenmesi gerektiğini söyledi.
“EKONOMİK KRİZİN OLDUĞU BİR DÖNEMDE BİR AYRIŞMA YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR”
Aslıhan Han da, şunları ifade etti:
“Kılıçdaroğlu’nun Alevi olması üzerinden bir tartışma başlatıldı. Sünniler üzerinden hiçbir zaman böyle bir tartışma yapılmadı. Bu ülkenin kanayan yaralarından birisi ayrımcılıktır. Bu ülkeye adalet, özgürlük, eşitlik gelecekse Alevilere hakları tanındığı zaman gelecektir. Siyasetçiler bu durumu gündem değiştirmek için de kullanıyorlar. Halk siyasetçilerden daha ileri bir noktada. Bugün halkın içerisinde Alevi Sünni ayrımı yapılmıyor. Siyasetçiler çıkarları için bu durumu kullanıyor. Ekonomik krizin olduğu bir dönemde bir ayrışma yaratmaya çalışıyorlar. Bu ülkedeki her azınlık bir Sünni ile aynı haklara sahiptir. Herkesi eşit görebildiğimiz zaman bu ülke gerçek adalete ulaşacaktır.”
Sabır Göktaş da, yıllardır Sünniler tarafından yönetildiklerini söyleyerek, “Biz çıkıp rahatsızız demedik. Cumhurbaşkanı olacak kişi donanımlı olsun, ülkemize bir şeyler katsın. Birleştirici olsun. Her alanda ülkemizi en iyi şekilde yönetecek birisi olmalı. Mezhebe değil bunları en iyi şekilde yapacak kimdir ona bakılmalı. Şu anki cumhurbaşkanından ve üslubundan çok rahatsızız. Zaman zaman televizyonu kapatıyoruz ki çocuklar duymasın. Bazen çok aşırıya kaçıyor. Biz ailemizden o türlü eğitim, kültür almadık. O türlü bir ahlakımız yok. O yüzden utanıyoruz ve üzülüyoruz” ifadelerine yer verdi.
“BİZ ALEVİLER VARDIK, VARIZ VAR OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Fadime Türkyılmaz, “Aleviler gelirse bu ülkede demokrasi olur, eşitlik olur, barış olur, kadınlar eşitlenir, hırsızlık, yolsuzluk olmaz” derken, Kibriye Odabaşı da, “Biz insana değer veririz. Alevi Sünni fark etmez. Bizim gözümüzde 72 millete bir bakılır. Ama bu ayrımı yapanlara yazıklar olsun. Bizim kültürümüzde birlik, beraberlik vardır. Herkes kendine yakışanı yapar, yakışanı söyler” ifadelerini kullandı.
PİRHA- PSAKD Mamak şubesi, ‘Ozanlar geçidi’ etkinliği düzenleyerek Alevi halkının uğradığı katliamları andı. Mamak halkının yoğun katılım gösterdiği etkinlikte şiirler okundu, türküler ve deyişler söylendi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi, ‘Ozanlar geçidi’ etkinliği düzenledi. Mamak halkının yoğun katılım gösterdiği etkinlikte, Alevi halkının uğradığı Sivas, Maraş, Çorum, Gazi gibi katliamlar konuşuldu. Yaşamını yitirenler anıldı.
PSAKD Mamak şubesi üyesi ve önceki dönem yöneticilerinden Mehmet Gökçe’nin moderatörlüğünü yaptığı etkinlik, katliamlarda yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşu yapılmasıyla başladı. Ardından katılım gösteren yurttaşlar kendi yazdıkları şiirlerini okuyarak, deyiş ve türküler söyledi.
PİRHA- PİRHA- PSAKD Mamak Şubesi ve Kadın Meclisi Sözcüsü Fadime Türkyılmaz, kadın meclislerinde yaptıkları çalışmaları ve kadınların kurumlarda yaşadıkları sorunları anlatmaya devam ediyor. Türkyılmaz, “Kadınlar cemevlerinde yönetimde olsalar bile orada, etkinlik yapacak erkeklere hizmet ediyor. Önümüz açılmadığı gibi kesiliyor. Çünkü erkekler artık bizden korkuyor” dedi. Türkyılmaz ayrıca, İçişleri Bakanlığı’nın verdiği 150 bin TL’yi alan cemevi yönetiminin semah dönen kadınların başını örtmesini, etek giyinmesini istediğini belirterek, tepki gösterdi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi üyesi kadınlar, Ankara ve Mamak bölgesi yerelinde yaptıkları çalışmaları ve yaşadıkları sorunları anlatmaya devam ediyor.
PSAKD Mamak şubesi ve Kadın Meclisi Sözcüsü Fadime TürkyılmazPİRHA’ya yaptığı değerlendirmede, Alevi örgütlerinde kadınlarının önünün açılmadığı gibi kesildiğini, erkeklerin kadınların direngenliğinden korktuğunu belirtti.
Belediyelerle olan ilişkilerine de değinen Türkyılmaz, AKP’li Mamak Belediyesi’nin eksiklerini gidermeleri karşılığında belediye başkanının adının yazılı olduğu tabelayı dernek girişine asmalarını istediğini anlattı. İçişleri Bakanlığı’nın Mamak’taki cemevlerine 150 bin TL gönderdiği bilgisini de veren Türkyılmaz, bir cemevinin bu parayı kabul ettiğini söyledi.
“HALA BUGÜN CEMEVİNDE KADINLAR BULAŞIKTAN ÖTEYE GİDEMİYOR”
Alevi kadınlar olarak kurumlarda yeterince yer alamadıklarını ve bu konuda önlerinin açılmadığını söyleyen Türkyılmaz, kendine ‘solcuyum’, ‘ilericiyim’ diyen birçok erkeğin erkek ideolojinin etkisi altında olduğunu ifade etti.
Kadınların önünün açılmadığı gibi kesildiğini de dile getiren Türkyılmaz, “Örneğin seçimlere gittiğimizde yönetimlerde kadın olması konusunda dayatmalarda bulunuyoruz. Ancak kadın bilinci olmayan, kendine biat edecek, erkek genel başkan ya da şube başkanı ne dediyse ‘olur başkanım’ diyecek, 90-60-90 kadın seçip onları yönetime getiriyorlar. Bizim yapmak istediğimiz ise bu değil. Aksine kadınların söz, yetki, karar sahibi olduğu ortamlar istiyoruz. Bunun için kota istiyoruz. Bazı canlar çıkıyor diyor ki, kota Alevi örgütünde ihanettir, olmamalı. Çünkü bizim felsefemiz de kadın erkek yok, can var diyorlar. Ancak bu söze sığınarak kadınları yok sayıyorlar. Hala bugün cemevinde kadınlar bulaşıktan öteye gidemiyor. Kadınlar cemevlerinde yönetimde olsa bile çay yapıyor, temizlik yapıyor, orada etkinlik yapacak erkeklere hizmet ediyor. Bundan öteye geçemiyorlar. Bu kadınlara bir görev olarak veriliyor. Ama bu tür işler kadınların görevi değil. Bu yüzden asla kadınların önünün açıldığına inanmıyorum” şeklinde konuştu.
“ERKEKLER ARTIK BİZDEN KORKUYOR”
Kadınların haklarını alma noktasında mücadelenin alttan dip dalga gibi gelmesi gerektiğini vurgulayan Türkyılmaz, sözlerine şöyle devam etti:
“Haklar hiçbir zaman bize sunulmaz. Biz mücadele ederek, dişimizle tırnağımızla haklarımızı almalıyız. Kim çıkıp da Alevi kurumlarında biz kadınların önünü açtık derse, yalan söylüyordur. Aksine kadın biraz ön plana çıktığında çelme takıyorlar, iftira atıyorlar. Daha birkaç gün önce Mamak’ta yaşadık bunu. Çünkü erkekler artık bizden korkuyor. Kadın tuttuğu taşı bırakmıyor. Kadın mücadele verdiği alanı bırakmıyor. Burjuvazi de bunun bilincinde ve hatırlarsınız ‘önce kadınları vurun’ diye bir söz vardır, tarihte söylenmiş. Kadınlar daha direngenler. Buradaki bütün kadınların ayrı ayrı hikayesi var. Hepsi çocukları için, onları büyütmek için ne zorluklarla mücadele edip bugünlere geldiler. Ama bir erkek olsaydı emin olun ya bırakıp giderdi ya da ikinci kez evlenirdi. Çoluğu çocuğu da çok umurumda olmazdı. Biz annemize ‘aba’ derdik. Anneler gerçekten abadır. Aba demek derleyen, toplayan, eteğinin altına alan, koruyandır. Biz annemize iyi ki aba demişiz. Bunun farkına anne olduktan sonra vardım.”
“BİZ KADINLAR HER ŞEYE İKİ KAT DAHA FAZLA EMEK HARCAMAK ZORUNDA KALIYORUZ”
Mamak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin kadınlar üzerinden çalışmalarının yürüdüğünü dile getiren Türkyılmaz, “Ayrıca ilginç bir şey yaşıyoruz, burada kadınlar olunca erkekler daha az uğruyorlar. Geçtiğimiz seçimlerde şöyle bir şey yaşamıştık. Buradaki erkekler kendi aralarında şöyle konuştular, ‘kaybettin hem de bir kadın kazandı’ Bu cümlenin içinde kin ve nefret var, ötekileştirme var, küçümseme var, yok sayma var, her şey var. O yüzden biz kadınlar her şeyi daha fazla yapmak zorunda kalıyoruz. İki kat emek harcamak zorunda kalıyoruz. Her gün burayı kadınlar açıyor. Erkekler buraya geliyor, ‘Bir çay alabilir miyim?’ diyor. Çay içer de gidin alın, diyoruz. Çünkü alışmışlar, bir kadın onlara çay getirmeli, onların attığı izmariti süpürmeli… Vallahi kimse kusura bakmasın. Biz birey olma yolunda hareket ediyorsak, bireyliğimizi de hayata geçirmek zorundayız. Kadın sorunu çözülmeden, kadınlar olmadan hiçbir konuda ilerleme sağlanamaz. Sendikalarda, derneklerde şunu yaşardık, siz bir durun, bir devrim olsun ondan sonra sizin sorununuzu çözeriz. Böyle diyen erkek arkadaşlara hemen Stalin’i örnek gösterirdim. Kadınlar kamusal alandan alındığında, kadınların bağımsız örgütü lağvedildiğinde geriye dönüş yaşanır. Bunu Sovyetler de Rusya’da gördük” dedi.
“MAMAK BELEDİYESİ, EKSİKLERİNİZİ TAMAMLAYALIM SİZDE BİZİM ADIMIZI BURAYA YAZIN, DEDİ”
Yaptıkları çalışmalarda belediyelerle olan ilişkilerine de değinen Türkyılmaz, Mamak Belediyesi’nin AKP’li olduğunu hatırlatarak şunları kaydetti:
“Bir gün Mamak Belediyesi’nin bir dolmuşu derneğimize geldi. Belediyenin aracından inen arkadaş benim eskiden sendikadan arkadaşımdı. Geldi ve dedi ki, Mamak Belediye Başkanı’nın sana selamı var. İsterseniz çatınızı yapalım, şu kadar masa, sandalye verelim, eksiğiniz neyse tamamlayalım. Ama Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önüne de bir tabela asalım ve üzerine ‘Bu derneğin tüm eksikleri Belediye Başkanı Murat Köse tarafından yapılmıştır’ diye yazalım, dedi. Cevap olarak dedim ki, git o başkana söyle, biz bir masa bir sandalyeye kendimizi satacak değiliz. Değil buranın tadilatını yapmak, bize 10 katlı binalar da verseler biz satılık değiliz. İkinci olarak da seni neden buraya gönderdi biliyor musun, dedim. Çünkü sen benim eski arkadaşımsın, bunu bildiği için seni gönderdi. Ayrıca Alevisin, duygusal davranacağımızı zannetti. Bizim hiçbir şekilde Mamak Belediyesi ile ideolojik, organik ve diğer bir şekilde bağımız olamaz, olmamalıdır. Cemevleri için de aynısı geçerlidir. Belediyeler yapıyor cemevlerini, anahtarını alıyor ve üzerinde söz sahibi olacağını zannediyor. Biz bu gecekonduda kırık sandalyelerde otururuz ama onurumuzla, kimliğimizle, kişiliğimizle omurgalı olarak otururuz. Böyle düşünüyoruz.”
CHP’li Çankaya ya da Yenimahalle belediyelerinden çalışmaları ve etkinleri için karşılıksız yardımlar aldıklarını kaydeden Türkyılmaz, İçişleri Bakanlığı’nın cemevlerine 150 bin TL gönderdiğini ve Mamak’ta bulunan bir cemevinin bu parayı aldığını anlatarak şunları aktardı:
“Çankaya Belediyesi ya da Yenimahalle Belediyesi’ne gidiyoruz anmalar da etkinliklerde otobüsler, stantlar, ses sistemi vesaire ne gerekiyorsa istiyoruz. Belediyeler ilk olarak kendi bölgemiz dışında başka bir yere veremeyiz, diyorlar. Araya başkalarını sokuyorum, tanıdıklar aracılığıyla istediklerimizi alabiliyoruz. Ama Mamak Belediyesi’nden Bir çöp dahi almadık ve almayacağız da. Dün cemevi Başkanı Mehmet Uzuner buraya geldi ve cemevine 150.000 lira vereceklerini söyledi. İçişleri Bakanlığı göndermiş bu parayı. Ne yapalım, diye sordu. Ben de asla kabul etmemesi gerektiğini söyledim. Çünkü bu asimile etmenin, satın almanın diğer bir yoludur. Mehmet Uzuner o parayı almadı, almazda ama buradaki başka bir cemevi bu parayı aldı. Ve kadınlar gelip bize diyor ki, semah dönerken etek giymemizi istiyorlar, çünkü oradaki parayı alan cemevi böyle istemiş. Semah dönerken başlarını örtmeleri istenmiş. İşte 150 bin liranın bedeli bize bu şekilde yansıyor. Oysaki biz ne kafamızı örteriz ne de semah dönerken etek giyeriz. Nasılsak o şekilde semahımızı döneriz. O alınan 150 bin lira Mamak halkına, Alevilere böyle dönüyor.”
“EV İÇİ EMEK ÜCRETLENDİRİLMEMELİ, ÇÜNKÜ BU DURUM KADINI EVE HAPSEDİYOR”
Son olarak kadınlara çağrı yapan Türkyılmaz ev içi emek sorununa değinerek, “Bir ara ücretlendirilirsin mi ücretlendirilmesi mi diye tartışılıyordu. Biz bu ev içi emeğin asla ücretlendirilmemesinden yanayız. Çünkü ev içi emeği ücretlendirerek kadını eve hapsediyor. Devlet bunu bir ara ücretlendirdi. Evinde hasta bakan, engelli bakan, çocuk bakan kadınlara bir miktar para verildi. Böyle olunca o kadın evde kaldı ve sokağa çıkamadı. Bu kadın özgürlüğüne vurulmuş bir darbedir. O yüzden ev içi emek asla ve asla ücretlendirilmemeli ancak kadının sosyal güvenliği sağlanmalıdır. Kadına ücret verdiğinde kadın evden çıkmıyor. Kadınlara buradan örgütlenme çağrısı yapıyorum. Kadınlar örgütlenmeden özgürlük olmaz, laiklik gelmez. Laikliği neden önemsiyorum çünkü zorunlu din derslerine yıllarca karşı çıktık, 4+4‘lerle çocuk gelinler, çocuk çıraklar yetiştirdiler. Biz bunlara somut bir kazanım elde demesek de karşı çıkmaya devam ediyoruz ve edeceğiz de. Biz bitti demeden bitmez. Mücadeleye devam diyorum ve kotayı da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin tüzüğüne koyduracağıma söz veriyorum. Daha yapacak çok işimiz var. Biz birey olmadığımız sürece bu toplum ezilmeye, hor görülmeye mahkum. Biz ne ikinciyiz ne öteki ne beriki. Biz bir bireyiz. Vardık, varız, var olacağız” ifadelerini kullandı.