Etiket: Maraş anması

  • Menemen’de Maraş anması: Biz intikam değil hakikati istiyoruz!-VİDEO

    Menemen’de Maraş anması: Biz intikam değil hakikati istiyoruz!-VİDEO

    PİRHA – Maraş Katliamı’nın 47. yılı dolayısıyla Menemen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile İzmir Elbistanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından ortak anma gecesi düzenlendi. Etkinlikte, Maraş’ta katledilenler anılırken, yüzleşme ve adalet çağrısı yapıldı.

    Menemen’de gerçekleştirilen anma gecesinde, 19 Aralık 1978’de başlayıp günlerce süren Maraş Katliamı’nın Türkiye tarihinin en karanlık sayfalarından biri olduğu vurgulandı. Katliamda kadınların, çocukların, yaşlıların ve gençlerin yalnızca inançları ve kimlikleri nedeniyle hedef alındığı ifade edildi.

    “MARAŞ’TA YAŞANANLAR PLANLI VE ÖRGÜTLÜ BİR KATLİAMDIR”

    Anma gecesinde yapılan açıklamayı Menemen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yürütme Kurulu üyesi Zeynep Yasatürk okudu. Açıklamada, Maraş’ta yaşananların kendiliğinden gelişen olaylar olmadığına dikkat çekilerek, katliamın organizeli ve planlı bir saldırı olduğu belirtildi.

    Açıklamada, Alevilere ait evlerin yakıldığı, işyerlerinin yağmalandığı, insanların korkunç yöntemlerle diri diri katledildiği hatırlatıldı. Maraş Katliamı’nın Dersim, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarıyla aynı zihniyetin ürünü olduğu vurgulandı.

    “BU ÜLKEDE BARIŞ YÜZLEŞMEKTEN GEÇER”

    Pir Sultan Abdal geleneğinin takipçileri olduklarını belirten kurumlar adına yapılan açıklamada, gerçek bir toplumsal barışın ancak yüzleşmeyle mümkün olabileceği ifade edildi. Hakikat ortaya çıkarılmadan ve adalet sağlanmadan barıştan söz edilemeyeceği kaydedildi.

    “Biz intikam değil, hakikati istiyoruz” denilen açıklamada, arşivlerin açılması, gerçeklerin tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması ve Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması istendi.

    “ANMAK BİR RİTÜEL DEĞİL POLİTİK VE AHLAKİ BİR SORUMLULUKTUR”

    Açıklamada, Maraş’ta yitirilen canların Alevi toplumunun vicdanı olduğu vurgulanarak, onları anmanın yalnızca bir ritüel değil, politik ve ahlaki bir sorumluluk olduğu ifade edildi. Maraş Katliamı’nın geçmişte kalmış bir tarih değil, yüzleşilmediği için devam eden bir suç olduğu dile getirildi.

    Faillerin korunmasının ve Alevilerin hâlâ eşit yurttaş olarak kabul edilmemesinin bu sürecin devam etmesine neden olduğu belirtildi.

    Anma da katliam sırasında yaşanan vahşete dair örnekler de paylaşıldı. Kocasına “Beni sen öldür, onların eline bırakma” diyen Ümmühan Doğan, parçalandıktan sonra kazana atılarak yakılan 14 yaşındaki Ali Traş, karnındaki 8 aylık bebeğiyle birlikte katledilen Esma Sunayı ve gözleri tornavidayla oyulan 80 yaşındaki Cennet Ana anılarak, bu suçların unutulmayacağı vurgulandı.

    Anma  katledilenler anısına yapılan saygı duruşunun ardından “Unutmadık, unutturmayacağız” sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Maraş katliamında yaşamını yitirenler Antalya’da anıldı!-VİDEO

    Maraş katliamında yaşamını yitirenler Antalya’da anıldı!-VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Tahtacılar Antalya Şubesi gençliği tarafından Maraş Katliamı’nın yıldönümünde anma etkinliği düzenlendi. HBVAKV Konuksever Cemevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen anmada, “Bugün sadece bir anma günü değil; bu ülkenin vicdanında açılmış yaranın tükenmeyen sızısını dillendirme, isyanımızı ve hafızamızı diri tutma günüdür. Maraş bir şehrin adı değil, küller arasında saklanan çığlıkların, yangına düşmüş evlerin, devrimin en masum yüzlerinin adıdır” denildi.

    Maraş Katliamı’nın 47. yıldönümü dolayısıyla yapılan anmaya; PSAKD Akdeniz Bölge Sorumlusu ve Şube Başkanı Adnan Arslan ile yönetim kurulu üyeleri, PSAKD Antalya Şube Başkanı Hasibe Akpınar, Üryan Hızır Ocağı Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba, Halk Evleri’nden Gülcan Şahin ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Sunuculuğunu Bahar Gezer’in yaptığı program, Maraş’ta ve tüm katliamlarda yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Ardından Maraş Katliamı döneminde öğretmenlik yapan bir kadının kaleme aldığı mektup okundu ve katliama ilişkin belgesel gösterimi yapıldı. Üryan Hızır Ocağı Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba’nın okuduğu gülbengin ardından AKD Antalya Şube gençliği tarafından semahlar dönüldü. HBVAKV gençliğinin seslendirdiği türkülerin ardından Maraş Katliamı’nı konu alan tek kişilik tiyatro gösterimi sahnelendi.

    Anmada konuşan HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Maraş Katliamı’nın 47. yılında bir araya geldiklerini belirterek, “Bu anmanın örgütlenmesinde emeği geçen gençlerimize yürekten teşekkür ediyorum. Bizler geçmişten günümüze yaşanan katliamları unutmayacağız, unutturmayacağız. Bundan sonra da bu tür katliamların yaşanmaması için gençlerimizle birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan ise konuşmasında, yaşanan acıların yanında direnişin de unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, “Biz hoşgörünün merkeziyiz. Bin kez mazlum olsak da bir kez zalim olmayacağız. Ancak Pir Sultan’ın direncini de asla terk etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Daha sonra söz alan Antalya Tahtacılar Derneği Başkanı Mehmet Akar ise yaptığı konuşmasında, Özellikle, Alevi toplumunun tarih boyunca sevgiden yana tutumunu ortaya koyan çok sayıda örnek bulunduğunu belirtti. Özellikle, 1978 yılında henüz ergenlik çağında olan Birgül Metin Sarıkaya’nın Maraş Katliamı’nda yaşadıklarını anlattığı Maraş’taki Çocuk adlı kitaba değinen Özellikle, Sarıkaya’nın yaşananlara rağmen kin değil barışı büyüten bir yaklaşımı benimsediğini aktardı.

    Sarıkaya’nın “Tutunduk yaşama ama barışla tutunduk, dostlarımıza sevgiyle yaklaştık; kin beslemedik. Bizim böyle bir inancımız yoktu. Sevgiyi ekecektik yüreğimize, sevgiyi büyütecektik” sözlerini hatırlatan Özellikle, bu sözlerin bugün torunlara fısıldanan bir hafıza ve direnç çağrısı olduğunu söyledi.

    Anma etkinliği, Maraş Katliamı’na ilişkin atılan sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

  • Konyaaltı Cemevi düzenlediği cemle Maraş’ta katledilenleri andı-VİDEO

    Konyaaltı Cemevi düzenlediği cemle Maraş’ta katledilenleri andı-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği, Maraş Katliamında yaşamını yitirenleri gerçekleştirdiği cemle andı.

    Ceme Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin Dede, PSAKD Ayvalık Şube Başkanı ve Ağuçan Ocağı evladı Pir Vedat Tekten, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Ocağı evlatlarından yol hizmetkarı Zakir Mustafa Sazcı ve Zakir Hayri Aslanboğa katıldı.

    “SİSTEMİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ”

    Hüseyin Abdal Ocağı dedelerinden Hüseyin Gazi Metin yaptığı konuşmasında, AKP-MHP iktidarının Alevileri denetim altına alma hamlesi olarak değerlendirilen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanligi dairesini eleştirerek şunları ifade etti:

    “Bizler her zaman katliamlara, soykırımlara uğramış asırlardan beri bir yaşamın içerisindeyiz. Suçumuz ne? Çağdaş olmak, aydın olmak, isanlara ışık tutmak, barıştan, özgürlükten ve olmak kardeşlikten yana olarak 73 millete bir nazarda bakmak bizim ilkelerimizdir. Halen torba yasası birtakım atamalar Aleviliğe değişik bir isim vermenin gayreti içeresindeler. Biz de bu gayreti boşa çıkarmanın çabası içerisindeyiz. Bizim babamız, dedemiz, yedi ceddimiz sisteme boyun eğmediler. Dağda yaşadılar, mağarada yaşadılar, sürgün oldular, toplu katliamlara uğradılar ama sistemin ne Alevisi oldular ne de dedesi oldular” diye konuştu.

    “MARAŞ KATLİAM BÖLGESİ SEÇİLDİ”

    Ağuçan Ocağı piri Vedat Tekten ise Maraş Katliamının özellikle planlanlanarak devreye konulduğuna değinerek, “Maraş çok özel seçilmiş bir bölgedir. Maraş Anadolu coğrafyasında Alevilerin ve Kürtlerin rahatlıkla yaşayabilecekleri hemen hemen tek kentlerden. Sosyal, ticari alanda ve Alevi örgütlenmesinde Maraş giderek yükseliyor ve gelişiyordu
    <span;>Maraş’ın nüfusu da giderek artıyordu. Faşizmden karnı doymamış egemenler Maraş‘ı bugünlere hazırladı. Bu gerici yapıyı başımıza getirmeyi 50 yıl öncesinden hazırlayabilecek faşist emperyalist blok Maraş‘ı özellikle bir katliam bölgesi olarak seçti” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLER SİNDİRİLMEK İSTENDİ”

    Tekten konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Yükselme trendinde olan Alevi toplumunu sindirmek ve pasifize etmek üzere hayata geçirdi. Bunların başına soyadını Şendiller diye değiştiren Ökkeş Kengel adlı kişiyi devlet desteğiyle organize bir şekilde toplumumuzun üzerine bir ölüm makinası olarak sürdüler. Maraş’ın ilk olmadığını da biliyoruz ne yazık ki sonda olmadı.

    “MAZLUMUN YANINDA OLMAK ZORUNDAYIZ”

    Roboski’ye yanmayan Kerbela’ya hiç yanmasın, Diyarbakır’a Ankara’ya yanmayan Madımak’a hiç yanmasın. Acının, gözyaşının her vücutta karşılığı hep aynıdır.

    Benim evladım ölünce ağlayıp törenler düzenlemek, bir başkasının evladı öldüğünde oh olsun demek ne insanlığa ne de Aleviliğe hiç yakışmaz. Bu toplumda zalimin karşısında kim zulme uğramışsa, hangi etnik kimlik zalimler tarafından ezilmiş ya horlanmışsa bir o toplumun musahibiyiz ve onun yanında olmak mecburiyetindeyiz.  O toplumun kavgası bizim kavgamız olmak zorunda.”

    Cem’de gülbenglerin ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

     Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • PSAKD sonuç bildirgesi: Cumhurbaşkanı Kararnamesi, Alevilerin imhasını hedefleyen darbedir

    PSAKD sonuç bildirgesi: Cumhurbaşkanı Kararnamesi, Alevilerin imhasını hedefleyen darbedir

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi Danışma Kurulu toplantısının sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, devletin Alevilere yönelik sistematik yok sayma politikasının KHK’ler ile yasallaştırıldığına vurgu yapılarak, “Bu yasa ve kararname gelenekselleşmiş devlet politikası gereği önceden planlanan, Alevi toplumunu bölen, imhasını hedefleyen, kazanılmış haklarını yok sayan bir darbedir” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’nin, 2-3-4 Aralık 2022 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirdiği danışma kurulu toplantısının sonuç bildirgesi yayımlandı.

    Dünyada ve ülkedeki siyasal gelişmeler, iktidarın Alevi politikaları ve Aleviler başta olmak üzere tüm dostlarıyla birlikte asimilasyon politikalarını nasıl karşılayacağına dair kapsamlı değerlendirmelerin yapıldığı danışma kurulunda, 20 yıllık AKP iktidarın ürettiği ekonomik ve siyasal krizi yönetememe durumuna geldiğine dikkat çekilerek, 2023 genel seçimleri yaklaşırken kamuoyunda torba yasa olarak çıkarılan kararnamelerin devletin Alevilere yönelik sistematik yok sayma politikasının yasallaştırılmış hali olduğu ifade edildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 16. Dönem 3. Danışma Kurulu’nun sonuç bildirgesi şöyle:

    “AKP’NİN MÜJDELERİ: İNKAR VE ASİMİLASYON”

    1-  Emperyalist ülkelerin yaratmış oldukları ekonomik ve siyasal krizin bütün faturasını yine ezilen, yoksul, emekçi halklara çıkarmaktadır. Halklar yoksullaştırılmakta, işsizlik katlanarak büyümekte, güvencesiz, esnek çalışma her iş kolunda yaygınlaşmakta, tek güvence güvencesizlik olarak normalleştirilmektedir. Kadına yönelik sistematik şiddet, gençliğin geleceksizleştirilmesi, doğanın talanı, canlı cansız tüm varlıkların imha politikası boyutlanmaktadır. Ekonomik krizin sonucu çıkarılan bölgesel savaşlarla halklar daha büyük felaketlerle karşı karşıya bırakılmakta ve kriz başka bir boyutta derinleşmektedir. Dünyada hakim hale getirilmek istenen emperyalist paylaşım politikaları sonucunda başta Afganistan, İran, Irak ve Suriye olmak üzere bir çok ülkede halklar zorunlu göçe tabi tutulmaktadır.

    Halklar her geçen gün yoksullaşırken yaşam hakları tehdit edilmektedir. Bu savaşın sonucunda ülkemiz de yaygın bir insan göçü ile karşı karşıya kalmakta, halkımız açlık ve sefaleti kader gibi kabullenme noktasına getirilmektedir.

    2-  20 yıllık AKP iktidarı ürettiği ekonomik ve siyasal krizi yönetememe durumuna gelmiş, klikler arasındaki dalaş keskinleşmiştir. Bu krizi kendi lehine kullanma noktasındaki ustalığını her yeni gün bir “açılım” ve “müjdeler” yalanı ile sürdürmektedir. Bu müjdeler daha fazla baskı daha fazla şiddet, daha fazla imha, daha fazla inkar, daha fazla asimilasyon politikası demektir. Anayasal güvencemiz olan düşünce ve ifade özgürlüğü, gösteri ve yürüyüş hakkı, örgütlenme hakkı gibi en temel insan hakları baskı, şiddet ve inkar politikasıyla yasaklanmaktadır.

    AKP iktidarı siyasal ve ekonomik krizini örtbas etmek için ülkemizde iç gerilimi tırmandırmakta, nefret söylemleri ve baskılarını yoğunlaştırmaktadır. Komşu ülkelerle düşman, kendi halkı ile sorunlu bir iktidar ile karşı karşıya kalınmaktadır. Operasyonlarla savaşın tarafı olmaktadır. Aleviler olarak Savaşa karşı Barışı her koşulda savunduk ve bundan sonra da barışta ısrar etme tavrımızı sürdüreceğiz. Barışı savunan bir toplum olarak her türlü savaşa karşı olduğumuzu buradan belirtmek istiyoruz.

    “KARARNAME ALEVİLERİN İMHASINI HEDEFLEYEN DARBEDİR”

    3-  Cumhuriyetin ikinci yüzyılına sayılı günler kala, ülkemizin en temel sorunları çözümsüz bırakılmaktadır. AKP iktidarının 20 yıllık pratiği içinde zaman zaman büyük algı operasyonları ile başlatmış olduğu Kürt, Alevi, Roman vb. açılımları her seferinde fiyasko ile sonuçlanmıştır. Toplumun her kesiminin temel sorunları artarak devam etmektedir. 2009- 2010 yıllarında yapılan Alevi çalıştaylarında kurumlarımız tarafından ortaya konulan çözüm önerileri ve talepleri dikkate alınmamıştır. 2023 genel seçimleri yaklaşırken yeni bir algı ve aldatma politikası ile kamuoyunda torba yasası ve Cumhurbaşkanı tarafından gece yarısı çıkarılan kanun hükmünde kararname, devletin Alevilere yönelik sistematik yok sayma politikasının yasallaştırılmasıdır. Bu yasa ve kararname gelenekselleşmiş devlet politikası gereği önceden planlanan, Alevi toplumunu bölen, imhasını hedefleyen, kazanılmış haklarını yok sayan bir darbedir.

    4-  Alevi örgütlerimizin uzun mücadeleler sonucunda kazanmış olduğu hukuksal kazanımlarını yok sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Cemevlerimizin ibadethane olarak kabul edilmesine yönelik kazandığımız AİHM ve iç hukuktaki davalarımıza rağmen, inanç merkezimiz olan Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmemekte, Alevi inancı ve inanç merkezlerimiz yasal olarak yok sayılmaktadır. Bu kararname ve çıkarılan torba yasa, Alevilerin kazanımlarının tasfiyesidir. Bu yasalarla uzun yıllar dişimizle, tırnağımızla var ettiğimiz kurumlarımıza kayyum atanmasının önü açılmak istenmektedir.

    “CEM İBADETİMİZ, CEMEVLERİ İBADETHANEMİZDİR”

    5-  Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kurulan ” Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” ile Alevi inancımız yok sayılmakta, Alevilik basit bir kültür öğesi olarak gösterilmektedir. Mürşit, Pir, Rehber, Talip örgütlenmesi ile yolunu sürdüren Aleviler, ocaklarımız üzerinden inancını sürdürmektedir. Alevi kurumlarını Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olan bir daire başkanlığına bağlamak Alevi inancını tanımamak ve haddini bilmemektedir. ALEVİLER VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR, CEM İBADETİMİZ, CEMEVLERİ İBADETHANEMİZDİR.

    6-  Alevi örgütlerimiz ve yol ulularımız ile birlikte torba yasa ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesine karşı yürütmüş olduğumuz çalışmalar ve mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir. Ulusal ve uluslararası hukuk nezdinde yürüteceğimiz mücadelenin yanında, emek- demokrasi güçleri ve halkımız ile birlikte fiili, meşru ve haklı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

    MADIMAK KATLİAMININ 30. YILI ANMALARI

    7-  Aleviler olarak, Cumhuriyetin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu anlamda Alevilerin demokratik talepleri olan Eşit yurttaşlık, eşit haklar ve laiklik mücadelesini tüm Alevi örgütleri olarak sonuna kadar devam ettireceğiz. Alevi örgütleri olarak sorunlarımızın çözümü ve taleplerini karşılamak, ülkemizin ihtiyacı olan toplumuzun tüm kesimlerinin katılımı ile demokratik bir anayasa hazırlanmalıdır.

    8-  Sivas/Madımak Katliamı’nın 30. yılı nedeniyle ülkemizde yaşanılan tüm katliamları bilince çıkaracak, bir yıl boyunca devam edecek anma etkinlikleri yapılmasına karar verilmiştir. Bu nedenle arşiv çalışmaları ile toplumsal hafızayı hatırlatacak ve bir daha katliamların yaşanmaması için birlik ve dayanışma ağımızı geliştireceğiz.

    MARAŞ KATLİAMI VE BÜYÜK ALEVİ KURULTAYI

    9-  26 Ocak 2023 tarihinde Ankara Adliyesi’nde görülecek olan ve zamanaşımı tehlikesi bulunan Madımak Katliamı davası duruşmasına tüm kamuoyunu duyarlı olmaya, destek ve dayanışma için duruşma günü Ankara Adliyesi’nde bulunmaya davet ediyoruz.

    10) Maraş Katliamı’nın 44. yıldönümü nedeniyle tüm şubelerimizin kendi bulundukları bölgelerde anma etkinlikleri yapılmasına, 24 Aralık 2022 tarihinde ise Maraş’ta, tüm Alevi kurumları ile birlikte ortak anma etkinliği yapılacaktır.

    Tüm bu amaçlar doğrultusunda, 25 Aralık 2022 Pazar günü İstanbul Yenikapı’da Aleviler ve bu yola gönül veren canlarımız ile birlikte demokratik, laik bir ülke talebiyle “Büyük Alevi Kurultayı” yapılacaktır. Bu büyük buluşmaya tüm canlarımızı ve dostlarımızı davet ediyoruz.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Maraş, Cezaevi ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    Maraş, Cezaevi ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA-Ankara’daki Alevi ve yöre dernekleri, Maraş, Roboski ve cezaevi katliamının yıl dönümü sebebiyle düzenledikleri etkinlikle katledilen canları andı.

    Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Vartolular Derneği, Karakoçan ve Yöresi Yardımlaşma Derneği, Maraş, Cezaevi ve Roboski katliamlarının yıldönümleri sebebiyle düzenledikleri etkinlikle katledilen canları andı.

    Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası Genel Merkez binasında düzenlenen etkinliğe, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü, Kürdistan Komünist Partisi (KKP), İnsan Hakları Derneği (İHD), Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP), Partizan ve Yeşil Sol Parti Ankara İl yönetici ile üyeleri de katıldı.

    “Unutmuyoruz, zaman sahipsiz değildir” sözü ile çağrı yapılan etkinlik, katliamlarda hayatını kaybeden canlar için yapılan dara duruşla başladı.

    “ALEVİLERİN HAK VE HAKİKAT ARAYIŞI HALA DEVAM EDİYOR”

    Dara duruşun ardından açılış konuşması yapan DAD Ankara Şubesi Başkanı Mustafa Karabudak, devlet zihniyetinin hala katliamlara devam ettiğini belirterek, Alevilerin hak ve hakikat arayışını sürdürdüğünü vurguladı. Karabudak, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Tecride karşı F tiplerine karşı mücadele veren tutsaklar, özel savaş güçleri tarafından katledildi. Sonrasında Roboski’de 34 köylü savaş uçaklarıyla katledildi. Bu topraklarda Koçgiri’den, Dersim’den, Madımak’tan, Suruç’tan canlarımız katledildi ve katliamlar devam ediyor. Bugün cezaevlerinde tecrit hala sürüyor. Aysel Tuğluk bugün hala tedavi edilmiyor ve ölüme mahkûm edilmiştir. Neredeyse her gün cezaevlerinde bir cenaze çıkıyor.”

    Karabudak’ın açılış konuşmasından sonra çerağ uyandırıldı. Ardından da Zakir Hıdır Aslan deyişler söyledi. Deyişlerin bitimiyle Maraş katliamını anlatan sinevizyon izlendi. Sonrasında ise konuşmalara geçildi.

    “MARAŞ’TA SADECE BİR KATLİAM DEĞİL DİRENİŞTE VARDI”

    Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran’ın moderatörlüğünde yapılan konuşmalarda ilk olarak HDP eski İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher söz aldı. Maraş katliamının tanıklarından olan Gevher şunları dile getirdi:

    “Aralık ayında büyük insanlık önünde halklarımıza karşı gerçekleştirilen tüm katliamları kınıyorum. Katliamlarda ölümsüzleşen arkadaşlar önünde saygıyla eğiliyorum. Katledilen tüm canları minnetle anıyorum. Maraşlıyım, Maraş katliamının uygulamaya koyulduğu dönemde Elbistan cezaevindeydim. 7 ay cezaevinde kaldıktan sonra 25 Aralık günü mahkeme talimatıyla tahliye edildim ve daha sonra mahkemeden çıktığımda beni bekleyen anam dahil tüm yakınlarımla vedalaşarak ben Maraş’a gidiyorum dedim. Maraş’ta olup bitenler benim için muammaydı, orada bulunan arkadaşlarımın yakınlarının tümünün katledilmiş olma ihtimali vardı, duramazdım. Orada sadece bir katliam değil direnişte vardı. Yapılan katliamlar karşısında bize düşen asla unutmamak ve unutturmamaktır.”

    “HAPİSHANELERDE YAPILAN KATLİAMLAR MİLYONLARCA İNSANA İZLETİLDİ”

    Vartolular Derneği Ankara Şube Başkanı Özgür Yetiş Aslan da 19 Aralık Hapishaneler katliamına ilişkin hatırlatmalarda bulunarak; “F Tipi uygulamasına karşı mahkumlar süresiz açlık grevine girmişti. Tecridin kaldırılması talebiyle başlatılan açlık grevlerinin 45’inci gününde ölüm orucu kararı alınmıştı. Dönemin hükümeti ve Adalet Bakanı görüşmeler yaptı, bu görüşmeler neticesinde bu eyleme dönük bir müdahalenin olmayacağını, kimsenin burnunun kanamaması yönünde sonuçlandırılması yönünde sözler verildi. Ancak bu sözlerin akabinde yaklaşık 10 gün sonra 13 Aralık’ta RTÜK cezaevleri ile ilgili bir yayın yasağı getirdi. 19 Aralık günü 20 cezaevinde büyük bir operasyon düzenlendi. Bu operasyon basına hayata dönüş olarak duyuruldu ancak onlarca tutuklunun ve hükümlünün hayatlarının karartıldığı, sakat bırakıldığı, katledildiği, önceden planlanmış ve katliama dönüşmüş bir saldırıydı. Operasyon kararının altında o dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ve her dönemin karanlık aktörlerinden Devlet Bahçeli bulunmaktaydı. Operasyon televizyonlardan milyonlarca insana canlı olarak izlendi” ifadelerini kullandı.

    “ROBOSKİ KATLİAMI’NI ‘KAÇAKÇILIK’ YAPILIYORDU DİYEREK MEŞRULAŞTIRMAK MÜMKÜN DEĞİL”

    Roboski katliamını anlatan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise, 365 günün her gününde neredeyse bir katliam olduğunu belirterek; “Bu katliamlarda yaşayan halklar katliamlarla karşı karşıya. Bu ülke iflah olmaz diye konuşuruz bazen. Çünkü çok acı ve kan var bu ülkenin elinde vicdanında ve tarihinde. Bütün bu acılarla yüzleşilmesi ve gereğinin yerine getirilmesi ile belki iflah olması mümkün olabilir. Roboski katliamını biz 29 Aralık sabahı öğrenmiştik. 28 Aralık gecesi savaş uçaklarının sınır ticareti yapan kişilerin bombalanmasıyla sonuçlandı. Sınır ticareti denilince insanlar ‘kaçakçılık yapıyorlarmış’ diye düşünüyor. Biz sınır bölgelerini ve sınır kavramını bilmiyoruz. Devletin göz yumduğu, karakolların bilgisi halinde yapılan işler bunlar çünkü bilirler ki köylülerin başka geliri yoktur. Hayatın gerçekliğini bilir oradaki güvenlik güçleri. Karşılıklı ‘bilip de bilmemezlik’ vardır o sınır bölgelerinde. Bu katliamı bu sebeplerle meşrulaştırmak mümkün değil” ifadelerini kullandı.

    “TAYYİP ERDOĞAN’IN KENDİSİ ANKARA’NIN DERİN DEHLİZLERİNDE KAYBOLDU”

    Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 Ocak 2012’de söylediği bir sözü hatırlatan Kenanoğlu sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Recep Tayyip Erdoğan dedi ki; ‘Ne Roboski davası ne de Hrant Dink davası Ankara’nın derin dehlizlerinde kaybolmayacak. Buna müsaade etmeyeceğiz.’ Böyle iddialı bir laf etti ama aradan 5 ay geçti, Mayıs ayında bütün bu söylemlerini değiştirmeye başladı. Gelinen süreçte şunu gördük, o davalar Ankara’nın derin dehlizlerinde kaybolmadı ama Tayyip Erdoğan’ın kendisi Ankara’nın derin dehlizlerinde kayboldu. Ve bütünüyle siyasetini, siyasi ortaklarını değiştirerek derin devlet yapılanmasıyla birlikte yol yürümeye başladı. Maraş’ta örgütsel bir katliam olarak yargılama yapılmadı, kişisel yargılananlar oldu, ödüllendirilenler oldu. Bu anlamıyla bunlar bizim gerçekliliğimiz bunları bilip öyle davranacağız. Güveneceğimiz tek şey kendi haklılığımız ve birlikte oluşturduğumuz güç olsun. Kaderimizi kimsenin inisiyatifine bırakmamalıyız. Biz bu buluşmaları yapıyoruz çünkü katliamları lanetliyor, yaşamını yitirenleri anıyoruz. Aslında yaşananları unutmamak unutturmamak adına buralardayız. Mutlaka bir gün bunların hesabının sorulacağı günü bekliyoruz ve bu günleri bir an önce getireceğimize inanıyoruz. Biz bu yaşananları unutmayacağız ve hesabını soracağız.”

    “KATLİAMLAR CEZASIZLIK POLİTİKASI YÜZÜNDEN DEVAM EDİYOR”

    Kenanoğlu’ndan sonra söz alan HDP İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu ise; “Bütün bu katliamların hepsinin devam etmesinin tek bir koşulu var, cezasızlık politikalarının devam etmesi. Asla yüzleşmeyle karşılaşmadığımız için. Bugün geldiğimiz cezaevlerindeki son durumda, her gün içeriden bir cenaze çıkıyor. Aysel Tuğluk bu ülkede vekillik, parti başkanlığı yapmış iyi bir avukat. Ve Tuğluk’un annesi hepimizin gözü önünde cenazesi en tepedeki katiller ve ortakları tarafından mezarından çıkartıldı. Suç Bakanı ile birlikte fotoğrafları çekilmiş ve tutup mezarın altından cenazeler çıkartılıyor. Böyle bir ülkede yaşıyoruz. Ben Kürt ve Alevi bir kadın olarak Maraş katliamına tanıklık eden birisi olarak, bu tarihle yüzleşmek için yüzleştirmek için bugün buralardayız. Aşk olsun bize ki bu kadar insan biz hala direniyoruz. Bizim sayemizde bugün bir şekilde gündemde tutuluyor. Bizim en büyük yapacağımız iş bunları yüzleştirmek için, cezasızlık politikalarını yok etmek, yargılamaları yapmak için mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından çerağ sırlanmasıyla anma sonlandırıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • Sosyalistler Maraş, hapishaneler ve Roboski katliamlarını protesto etti-VİDEO

    Sosyalistler Maraş, hapishaneler ve Roboski katliamlarını protesto etti-VİDEO

    PİRHA- Partizan, Alınteri, Devrimci Parti ve ESP’nin de araladında olduğu sosyalist çevreler, Kartal Meydan’ında Maraş, Roboski ve 19 Aralık hapishane operasyonlarını protesto etti. 

    Partizan, Alınteri, Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Mücadele Birliği ve Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), HDP Kartal İlçe Örgütü, Kartal Meydanı’nda Maraş Katliamı’nı, 19 Aralık hapishaneler ve Roboski Katliamı’nı ortak bir açıklama yaparak protesto ettiler.

    Açıklamada, “Maraş’tan 19-21 Aralık ve Roboskiye katliamların hesabını soracağız! Aynı takvim yaprağına üç katliam yazdıran bir ülke gerçekliği ile karşılaşırız Aralık ayında denilerek şöyle devam edildi:

    “1978 Maraş Katliamı bu gerçekliğin tipik ifadesidir. Bu katliama giden yol, aylar önce Malatya, Sivas, Erzincan ve Elazığ ‘da gerçekleştirilen mezhepçi kışkırtmalar, ölümlerle sonuçlanan provokasyonlarla adım adım örüldü.
    Faşist devletin temsilcileri de o günlerde yükselen toplumsal hareket karşısında kâbuslar görüyor, üst üste biriken kriz dinamiklerini yönetemiyorlardı. Tüm bunların üstesinden gelebilmeleri yükselen halk hareketini kanlı kıyımlarla ezmelerine, yolundan saptırmalarına, yormalarına bağlıydı.
    Bu kart, devletin kirli tezgahlarıyla devreye sokuldu. Yükselen toplumsal hareket ve devrimci etki karşısında yaşanan acizlik bir askeri cunta için altyapı hazırlamayı zaruri hale getirmişti. Nitekim Maraş Katliamı bu zaruret için gerekli altyapıyı hazırlayacak kirli tezgahlar zincirinin bir parçası olarak icra ediliyor, hemen ardından ilan edilecek sıkıyönetim için gerekçe haline getiriliyordu.

    Bir haftaya yayılan ve nedense (!) devletin ortalıkta görünmediği bu kanlı katliamın bilançosu fotoğraf karelerine düşen sarsıcı görüntülerle dile geldi. 1978’in 19-26 Aralık günleri arasında yaşanan kanlı saldırılarda resmi rakamlara göre yüz on bir kişi, tanıkların anlatımına göreyse yüz elli kişi katledildi. Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakıldı, 100’e yakın işyeri tahrip edildi. Bugün Alevi emekçilerin önemli bir kesiminin sahip çıktığı CHP, o alışılmış devlet refleksleri ve sistemin cankurtaranı rolleriyle bu katliamın emrini verenlerden biri olan faşist Alparslan Türkeş’in eşini hem de katliamın gerçekleştiği tarihte ziyaret etti. Bu ziyaretiyle nasıl bir sınıfsal özel ve duruşu sahip olduğunu bir kez daha kanıtlarken, Alevi emekçilere de “seni temsil etmiyorum” mesajı vermiş oldu.”

    19-22 ARALIK HAPİSHANE KATLİAMI 

    Açıklamada, 19-22 Aralık hapishane katliamına da değinilerek, “Hapishaneler devrimci mücadelenin en kararlı bir şekilde yürütüldüğü, bu mücadelenin en sert şekilde yaşandığı yerlerin başında geliyordu. Toplumsal mücadele büyüdükçe, bu mücadele sokaklara yansıdıkça hapishaneler, mücadelenin önemli alanından biri haline geliyor Devletin dışarıda kontrolü sağlama politikaları içeriye de yansıyordu. Dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in ağzından çıkan “Cezaevlerini kontrol altına alamazsak IMF programlarını uygulayamayız” itirafı, denetimi sağlamak için önce devrimci tutsakların teslim alınması gerektiğine işaret ediyordu. 19-22 Aralık 2000, bu toprakların tarihinde bir milattır. Devletin şiddet ve zorbalığının en açık göstergesidir. Devletin 20 zindanda birden eş zamanlı olarak gerçekleştirdiği bir katliamın tarihidir. Adına alçakça “Hayata Dönüş” dedikleri operasyonla 28 devrimci tutsak katledildi, yüzlercesi yaralandı-sakat kaldı. Ilitlerin gaz odalarını aratmayan, çeşitli kimyasallarla, ağır silahlarla devrimci tutsaklar diri diri yakıldı, sağ kalanlar ise vahşice işkencelerden geçirilerek F Tipi’ne götürüldü” ifadeleri kullanıldı.

    ROBOSKİ KATLİAMI

    34 Kürt köylüsünün savaş uçaklarıyla vurulduğu Roboski Katliamı’nın da protesto edildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “19’u çocuk 34 Kürt köylüsünün bedeni TSK’ya ait savaş uçaklarıyla tıpkı ülkeleri gibi paramparça edilerek inkarcı, asimilasyoncu, katliamcı politikalardaki devamlılık hatırlatılmıştır. Tek geçim kaynakları sınır ticareti olan Kürt köylülerinin bu şekilde paramparça edilmeleri “benim İçin her Kürt potansiyel tehlikedir” mesajının altının kanla çizilmesi anlamına geliyordu. Çocuğu, kadım, genci, yaşlısıyla tüm bir halkın bilincine ihlal edildiği söylenen sınırların surları bir kez daha yükseltilmeye çalışılıyordu.
    Faşizmin Kürt halkına, Alevilere, muhalif ve devrimcilere, kadın ve LGBTİ+lara, yaşam alanlarına sahip çıkan köylülere yönelik saldırıları biçim değiştirse de aynı şekilde devam ediyor.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • HDP, İstanbul’da 42 yıl önce Maraş Katliamı’nda öldürülen canları andı-VİDEO

    HDP, İstanbul’da 42 yıl önce Maraş Katliamı’nda öldürülen canları andı-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul’da Taksim Tünel’de 42 yıl önce Maraş Katliamı’nda öldürülen canları andı. 

    Maraş Katliamı’nın üzerinden tam 42 yıl geçti. 19-26 Aralık 1978’de yaşanan katliamda, sadece bir hafta içerisinde resmi verilere göre 111 kişi, resmi olmayan beyanlara göre ise 500’ün üzerine insan yaşamını yitirdi. Yüzlerce insan yaralandı. 210 ev, 70 iş yeri tahrip edildi.

    Yaşananlar üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen etkin bir soruşturma ise yapılmadı.

    HDP İstanbul İl örgütü bu akşam saatlerinde Maraş katliamcılarını bir açıklama yaparak lanetledi.

    Maraş’ı unutma unutturma şeklinde slogan atılmasının ardından açıklama okundu.

    19-26 Aralık günleri arasında katliam gerçekleştirildi. Katliamı yapanlar cezasız bırakıldılar. Maraş’ta yaşananlar adil şekilde aydınlatılsaydı, Çorum’da, Gazi’de katliamlar yaşanmayacaktı.

    Açıklamada, katliamlardan hesap soruluncaya kadar meydanlarda olunmaya devam edileceği belirtildi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • İzmir’de Maraş anması: Katliam belgeleri açıklansın, katliamla yüzleşilsin-VİDEO

    İzmir’de Maraş anması: Katliam belgeleri açıklansın, katliamla yüzleşilsin-VİDEO

    PİRHA- Ülke tarihinin en karanlık katliamlarından olan Maraş Katliamı’nın 42. yılında İzmir’de bulunan Alevi kurumları katliamı lanetledi. Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir Bileşenleri adına açıklamaya okuyan Narlıdere Cemevi Başkanı Mustafa Aslan, Maraş Katliamı’nın faillerinin cezalandırılmaması Çorum’u, Sivas’ı, Gazi’yi, Roboski’yi, Suruç’u, Ankara Gar Katliamı’nı yaşattı” dedi. Aslan, katliam belgelerinin devlet tarafından açıklanması ve yüzleşilmesi çağrısında bulundu.

    İzmir’de bulunan Alevi kurumları ve demokrasi güçleri Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde gerçekleşen anmada, ‘Maraş’ı unutma unutturma’ , ‘Katiller halka hesap verecek’ sloganları atıldı.

    Aslan, Maraş Katliamı’nın hesaplanmış, planlı ve örgütlü bir saldırı olduğuna dikkat çekti. Ülkede demokrasi ve insan haklarının yeşermesinin ancak katliamlarla yüzleşilmesi ile olacağını belirten Aslan, katliamda toplu mezarlara gömülenlerin mezar yerlerinin açıklanmasını istedi.

    “FAİLLERİN CEZALANDIRILMAMASI KATLİAMLARIN ÖNÜNÜ AÇTI”

    Yaşanan katliamın basit bir Alevi-Sünni düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça olduğunu dile getiren Aslan, 7 gün süren bu katliama hiçbir müdahalede bulunulmadığını hatırlattı.

    Maraş Katliamı faillerinin cezalandırılmasının diğer katliamların önünü açtığını belirten Aslan, “Hakkını arayanlara ve adalet isteyenlere yönelik, yok etme ve öldürme arzusunun, insanlık dışı bir hırsla devam ettiği topraklarda yaşıyoruz. Maraş Katliamı’nın faillerinin cezalandırılmaması Çorum’u yaşattı. Ardından bu topraklar Sivas’ı, Gazi’yi, Roboski’yi, Suruç’u, Ankara’yı gördü. Bu saldırılar faili meçhul kaldığı sürece bir yenisi eklenmeye devam edecek. Mafyalar etrafa tehditler savururken, hakkını arayan madenciler yerlerde sürüklendiği sürece bu topraklara adalet gelmeyecek. “Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır” diyen Aslan, Bağlarbaşı Camii imamı Mustafa Yıldız zihniyeti, hala aramızda gezdikçe bu topraklara huzur gelmeyecek. Çocuklara oyuncak götüren gençleri katledenlere “öfkeli gençler” dendiği sürece, bu ülkeye umut gelmeyecek” ifadelerini kullandı.

    “Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız” diyen Aslan demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün yeşermesinin istendiği bu coğrafyada katliamlarla yüzleşmenin şart olduğunun altını çizerek şöyle konuştu:

    “Bizler Maraş’ta kocasına “Beni sen öldür, onların eline bırakma” diyen Ümmühan Doğan’ı, parçalandıktan sonra kazana atılıp, yakılan 14 yaşındaki Ali Tıraş’ı, karnında 8 aylık bebeğiyle katledilen Esma Suna’yı, kendi düğün gününde öldürülen Mehmet Ali’yi, Sivas’a türküleri ve semahlarından başka bir şey götürmedikleri halde yakılarak katledilen otuz üç canımızı, Ankara’da barış istedikleri için katledilen canları da, katledenleri de, bu katliamlara seyirci kalanları da unutmadık. Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız. Bu ülkedeki farklı inanç ve kültürlere mesafe koymadan, ötekileştirmeden, bu kan gölüne çevrilmiş topraklara barış, eşitlik ve adalet gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz”

    PİRHA/İZMİR

  • Diyarbakır PSAKD’de Maraş Katliamı lanetlendi- VİDEO

    Diyarbakır PSAKD’de Maraş Katliamı lanetlendi- VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın 42. yılı dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Maraş Katliamı’nda yaşamını yitiren canlar anıldı. Anmada konuşan PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, “Maraş Katliamı’nın hesabı daha görülmedi” dedi. 

    Maraş Katliamı’nın 42. yılı dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Maraş Katliamı’nda yaşamını yitiren canlar anıldı.

    Cemevinde yapılan anmada PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, “Maraş’ta yüzlerce can katledileli, geriye kalanların yerinden, yurdundan, memleketinden, toprağından ayrılalı, analarımızı ciğer ateşiyle bırakalı 42 yıl oldu. 12 Eylül faşist darbesine zemin hazırlamak için yapılan ve utanmadan darbenin gerekçelerinden sayılan Maraş Katliamı üzerinden 42 yıl geçti ama halen aydınlatılmadı, hesabı görülmedi” dedi.

    Katliamın tam 168 saat sürdüğünü hatırlatan Atlı, “Katliamın anması bile her yıl yasaklanarak katliamcılar cesaretlendirilmeye devam edilmektedir, tıpkı diğer katliamlar gibi. 19 Aralık 1999’da hapishanelerde “Hayata Dönüş” operasyonuyla yapılan ve onlarca canın hayatına mal olan, ayrıca 28 aralık 2011’de Roboski’de onlarca canın bombalanarak katledilmesi gibi katliamlar. Bu katliamları unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.

    Aydın Atlı konuşmasının ardından, PSAKD ve birçok Alevi örgütünün ortak hazırladığı açıklamayı okudu.

    “KATLİAM ALÇAKÇA YAPILDI”

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “1978 yılında Maraş’ta yaşanan ve resmi rakamlara göre 120 denilen ne yazık ki daha fazla kişinin hayatım kaybettiği, yüzlerce kişininse yaralandığı Maraş Katliamı’nın üzerinden 42 yıl geçti. Yaşanan bu katliam, basit bir “Alevi-Sünni” düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça yapıldı. Noktasına, virgülüne kadar hesaplanmış, planlı ve örgütlü bir saldırıydı ve 7 gün süren katliama hiçbir müdahalede bulunulmadı.

    Peki ne değişti o günden bu güne? Hakkım arayanlara ve adalet isteyenlere yönelik, yok etme ve öldürme arzusunun, insanlık dışı bir hırsla devam ettiği topraklarda yaşıyoruz. Maraş Katliamı’nın faillerinin cezalandırılmaması Çorum’u yaşattı. Ardından bu topraklar Sivas’ı, Gazi’yi, Roboski’yi, Suruç’u, Ankara’yı gördü. Bu saldırılar faili meçhul kaldığı sürece bir yenisi eklenmeye devam edecek. Mafyalar etrafa tehditler savururken, hakkım arayan madenciler yerlerde sürüklendiği sürece bu topraklara adalet gelmeyecek. “Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır” diyen Bağlarbaşı camii imamı Mustafa Yıldız zihniyeti, hala aramızda gezdikçe bu topraklara huzur gelmeyecek. Çocuklara oyuncak götüren gençleri katledenlere “öfkeli gençler” dendiği sürece, bu ülkeye umut gelmeyecek.

    “KATLİAMLA YÜZLEŞMEK ŞART”

    Laik, demokratik, özgür bir ülkede eşit haklarla, eşit koşullarda, barış içinde, birlikte, bir arada yaşama inadından vazgeçmeyen bizler; demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün yeşermesini istediğimiz bu coğrafyada katliamlarla yüzleşmenin şart olduğunu düşünüyoruz.

    Bizler Maraş’ta kocasına “Beni sen öldür, onların eline bırakma” diyen Ümmühan Doğan’ı, parçalandıktan sonra kazana atılıp yakılan 14 yaşındaki Ali Tıraş’ı, karnında 8 aylık bebeğiyle katledilen Esma Suna’yı, kendi düğün gününde öldürülen Mehmet Ali’yi, Sivas’a türküleri ve semahlarından başka bir şey götürmedikleri halde yakılarak katledilen otuz üç canımızı, Ankara’da barış istedikleri için katledilen canları da, katledenleri de, bu katliamlara seyirci kalanları da unutmadık.

    Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız. Bu ülkedeki farklı inanç ve kültürlere mesafe koymadan, ötekileştirmeden, bu kan gölüne çevrilmiş topraklara banş, eşitlik ve adalet gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz.

    Maraş Katliamını unutmadık, unutturmayacağız!”

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil serbest bırakıldı

    Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil serbest bırakıldı

    PİRHA- Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil İstanbul’da gözaltına alındı.

    Maraş Katliamı’nın yıl dönümünde yapılacak anma için Türkiye’ye gelen Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı İsrafil Erbil İstanbul’da gözaltına alındı.

    Erbil’in saat 19.00 sularında gözaltına alındığı bildirildi.

    SERBEST BIRAKILDI

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Başkanı Hüseyin Mat sosyal medya hesaplarından Erbil’in serbest bırakıldığını duyurdu.

    PİRHA’ya konuşan İsrafil Erbil 2019 yılında Maraş Katliamı’nda  yaşamını yitirenler anısına gerçekleşen anmada yaptığı konuşmadan dolayı gözaltına alındığını belirtti.

    DAHA ÖNCE DE GÖZALTINA ALINMIŞTI

    Berkin Elvan davasını takip etmek için İstanbul’a gelen Britanya Alevi Federasyonu Genel Başkanı ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Sekreteri İsrafil Erbil Londra’ya dönüşünde Sabiha Gökçen Havaalanı’nda kısa süreli bir gözaltı yaşamıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Ankara Şube’de Maraş anması-VİDEO

    DAD Ankara Şube’de Maraş anması-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, 19 Aralık Maraş, 19 Aralık Cezaevleri ve 28 Aralık Roboski’de katledilenler anısına anma düzenledi.

    Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube binasında yapılan anmaya Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Varto-Der, Sivas Gürün, Yuva ve Külahlı Köy Derneği yöneticilerinin yanı sıra HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları da katıldı. Anma programında ilk olarak yaşamını yitirenler için çerağ uyandırılıp dara duruldu..

    “YENİ KERBELALARIN ÖNÜNE GEÇEBİLİRİZ”

    Kurumlar adına açıklamayı okuyan Pınar Altay “Kuşkusuz ki toplumsal belleğimizi kaybetmemek önemlidir” diyerek şunları dile getirdi:

    “Günümüz Dehakları, tiranları ve Emevi-faşist zihniyeti çözülmedikçe yüzleşme, helalleşme olmayacak, hakikatler açığa çıkarılamayacak ve ülkede demokratikleşme sağlanamayacaktır.

    1400 yıldır coğrafyamızda yaşanan her katliam bizim için bir Kerbela olmuştur. 19 Aralık 2000 Cezaevleri katliamı, Kerbelamızdır, 28 Aralık 2011 Roboski katliamı, Kerbelamızdır, 19-26 Aralık tarihlerinde gerçekleşen Maraş katliamı, bizim Kerbelamızdır.

    Nahak zihniyet zalimce katlederken, hak ve hakikat arayanlar da direnmişlerdir. Bugün Maraş coğrafyası büyük bir Kürt Alevi katliamı yaşasa da toplum teslim alınamamış içeride, dışarıda soykırım siyasetine karşı direniş devam etmiştir. Son söz olarak örgütlenerek demokrasi mücadelesini birlikte yürüttüğümüz ölçüde inanıyoruz ki ‘coğrafya kader’ olmaktan çıkarabilir, yeni Kerbelaların da önüne geçebiliriz.”

    “IŞİD EYLEMLERİNİN PROVASI MARAŞ’TA YAPILDI”

    Açıklama ardından Yazar Özcan Öğüt Maraş Katliamına ilişkin sunum yaptı. Özcan, “Her Aralık ayı geldiğinde yüreğimizdeki sızılar bir kat daha artar. Aralık ayı katliamlarla dolu bir aydır” diyerek şunları söyledi:

    “IŞİD terörünün Orta Doğu’dan tüm dünyaya bir korku markası olarak pazarlanan cani eylemlerinin çoğunun yıllar önce Maraş katliamında provalarını görmek mümkündür.

    Resmi rakamlara göre 111 kişi, gayrı resmi kaynaklara göre ise 150’nin üzerinde insan katledilmiştir. Alevi-Sünni, solcu-sağcı ayrımının körüklenmesiyle çıkan ve 26 Aralık’a kadar aralıksız devam eden çatışmaların ardından 13 ilde sıkıyönetim ilan edilir. Sanıkların yargılanması ve davaların sonuçlanması 1988’e kadar sürer fakat idam ve müebbet cezalı sanıkları da içeren kararlar kısa bir süre içerisinde Yargıtay tarafından bozulurken katliam mağdurlarının üç avukatı faili meçhul cinayetlere kurban gider.

    Böyle bir katliamdan sonraki Maraş’ta, üstüne yiğitlik destanları yazılan ‘kahramanlığından’ eser kalmaz. Orası aynı zamanda savunmasız canları kalleşçe katlederek her bir köşesine mazlum kanı bulaşan ‘Kanrevan’ Maraş’tır. Üstüne çöken kara bulutlardan sonra, katilleri çeşitli makamlarla ödüllendirilen, devlet erkânının onur konukları olan bir ‘Kara’ Maraş’tır. Maraş, o kıyımı en acı tecrübelerle yaşayan şehirdeki Aleviler için artık isminin önündeki böyle birçok acı unvanla da beraber anılır. Gayrı canlı kalabilen tüm canların hafızalarındaki bu katliam, ızdırabı, vahşeti ve hüznü ile her an diri olan ve asla ama asla kapanamayacak derin bir yaradır.”

    “BU COĞRAFYA YAVUZ SULTAN SELİM’LERİ UNUTMAZ”

    Anma programında söz alan bir diğer isim ise HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları oldu. Aralık ayının çok acı olaylara tanıklık ettiğini ifade eden Hatimoğulları, “Maraş, Roboski ve cezaevlerinde mahpus olan insanların başına gelenler, tarih boyunca ezenlerin ezilenler üzerinde kurduğu iktidarın ve işleyen bu mekanizmanın sonucu olduğunu görüyoruz. Aleviler bu coğrafyada çok acı çekti. Bu coğrafya hiçbir zaman Yavuz Sultan Selim’leri unutmaz. Bu coğrafya hiçbir zaman Sivas’ı, Gazi’yi, Çorum’u unutmaz. Bu coğrafya Maraş’ı da unutmuyor ve unutmayacak.”

    Konuşmaların ardından çerağlar sırlanarak lokmalar canlara pay edilerek anma sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li vekillerden açıklama: Maraş Katliamı Alevilere yönelik bir soykırımdır-VİDEO

    HDP’li vekillerden açıklama: Maraş Katliamı Alevilere yönelik bir soykırımdır-VİDEO

    PİRHA- HDP’li vekiller yaklaşan Maraş Katliamı’nın 42. yılı nedeniyle Meclis’te bir basın açıklaması yaptılar. Ortak açıklamayı okuyan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğlulları, Maraş’ta yaşananların katliamdan öte bir soykırım olduğunu vurguladı. Hatimoğlulları, 21 Aralık’ta ise Maraş’a giderek canları anacaklarını kaydetti. 

    Faşist-gerici grupların saldırısı sonucu gerçekleştirilen Maraş Katliamı’nın 42. yılı.

    Tülay Hatipoğulları, Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu, Kemal Bülbül, Gülistan Yiğit Koçyiğit’in de aralarında bulunduğu bir çok vekilin katılımıyla Meclis’te açıklama yapıldı.

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğlulları’nın okuduğu açıklamada, Maraş’ta yaşananların katliamdan öte bir soykırım olduğu vurgulandı. Alevilerin evlerinin önceden belirlenip açıkça hedef alınıp kırımdan geçirildiği belirtildi.

    Ülkenin kendi tarihiyle yüzleşmesi gerektiğinin altı çizilen açıklamada, 21 Aralık Pazartesi günü Maraş’ın Pazarcık Yolboyu köyünde Mehmet Mengücek’in mezarında ve Yörükselim Mahallesi’ndeki Erenler Cemevinde katledilen canların anılacağı kaydedildi.

    HDP’li vekillerin açıklaması şöyle:

    “Maraş Katliamı, 19-25 Aralık 1978 tarihlerinde Maraş’ta meydana gelen özellikle Alevilere ve solculara yönelik bir katliamdır. Her aşaması planlı ve organize olduğu tescil edilmiş bu katliamda resmi rakamlara göre yedi gün süren olaylar sırasında 111 insan öldürülmüş, katliamın canlı tanıklarına göre ise yüzlerce can katledilmiştir. Yine resmi rakamlara göre Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakılmış, 100’ü aşkın işyeri tahrip edilmiştir. Gayrı resmi rakamlar ise bu tablonun çok daha korkunç boyutlarda olduğunu ortaya koymaktadır.

    “MARAŞ’TA YAŞANANLAR KATLİAMDAN ÖTE BİR SOYKIRIMDIR”

    Maraş’ta yaşananlar bir katliamdan da öte bir soykırımdır. Çünkü burada Alevi evleri öncesinden belirlenip, açıkça hedef alınarak kırımdan geçirilmiştir. 80 yaşında gözleri kör Cennet Çimen nene görmeyen gözleri oyularak katledilip hela çukuruna atılmıştır. 8 aylık hamile Esma Suna’nın karnı yarılıp çıkarılan ceninin parçaları duvardan kazınarak alınmıştır. 12 yaşındaki Ali Traş kolları ve bacakları kesildikten sonra parçalar halinde bir kazan içinde kaynatılmıştır.  Yani bu bir katliam değil, aslında Alevilerin soyunu tüketmek, geleceğini bitirmek için yapılan bir soykırımdır. Özellikle Alevilerin az sayıda yaşadıkları mahallelerdeki Aleviler savunmasız kalıp hunharca katledilmişlerdir. En can yakıcı olanı ise buralarda yaşayan Aleviler sürekli ilişkide oldukları yakın komşuları tarafından katledildiler.

    “KATLİAMA KARŞI DİRENEN YOLDAŞLARIMIZ DA VARDI”

    Bu katliama karşı onurlu bir şekilde direnen yoldaşlarımız da vardı. Pazarcık’ın Yolboyu köyü muhtarı Mehmet Mengücek, Karamaraş Mahallesi’nin girişinde üstlendiği özsavunma sayesinde o mahallede yaşayan birçok canımızın hayatını kurtardı. Mahalleye 3 gün boyunca katliamcı güçlerin hiçbirisini sokmadı. Mehmet yoldaş sayesinde buralarda yaşayan birçok canımız katliamın eşiğinden döndü. Ama kendisi katliama seyirci olanlar tarafından katledildi.

    “23 YIL SÜREN, 804 SANIĞIN YARGILANDIĞI DAVALARDA GÖSTERMELİK YARGILAMALAR”

    Yıllara yayılan dava süreçleri, bulunamayan failler, mağdur avukatlarının uğradıkları faili meçhul cinayetler ve mezarları dahi bulunmayan toplu olarak gömülen kurbanlar bu trajedinin özeti gibidir. Yirmi üç yıl süren 804 sanığın yargılandığı davalar sonucunda göstermelik verilen cezalar bile uygulanmamıştır. Her ne hikmetse katliamda önemli rol oynayan 68 kişiye ise hiç ulaşılamamıştır. Maraş’ta yaşanan kırımın; toplumu ayrıştırıp, farklılıkları bastırmaya yönelik organize bir katliam olduğunu, bu süreci takip eden 12 Eylül Darbesi’nden anlayabiliriz. Darbeye giden yol; ayrıştırma, kutuplaştırma ve çatışmadan geçiyordu. Bu anlamda darbeciler için Maraş Katliamı bulunmaz fırsatlar sunuyordu.

    KENDİ TARİHİYLE YÜZLEŞMEK

    Ülkemizin demokratik gelişimi kendi tarihiyle yüzleşmeden gerçekleşemez. Bugün sorumluluk makamında oturanların bu katliamlara yaklaşımı, ne yazık ki demokrasi ve toplumsal barış noktasında daha çok yol almamız gerektiğini ortaya koyuyor. Demokrasinin gelişmesi için önceliğimiz; bu farklı kültür, inanç ve etnik kimlikteki insanlarımıza ana sütü kadar helal olan bu eşit yurttaşlık haklarını tanımaktır.

    21 ARALIK’TA MARAŞ’TA ANMA 

    Bizler acılarımızı paylaşmaya ve yitirdiğimiz canlarımızı anmaya nefesimiz yettiğince devam edeceğiz. 21 Aralık Pazartesi günü Maraş’ın Pazarcık Yolboyu köyünde Mehmet Mengücek yoldaşın mezarında ve Yörükselim mahallesindeki Erenler Cemevinde canlarımızı anacağız. Bu acıyı yaşayan toprakların bir insanı olarak, Maraş’ta katledilen tüm canları saygıyla anıyor, “unutursak kalbimiz kurusun” diyorum!”

    PİRHA/ ANKARA

  • Sarıgazi’de anma: Bir daha Maraş’ın yaşanmaması bizim elimizde-VİDEO

    Sarıgazi’de anma: Bir daha Maraş’ın yaşanmaması bizim elimizde-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Anadolu Yakası’nda bulunan birçok Alevi kurum ve cemevi, Maraş Katliamı’nın 41. yılında Sarıgazi’de kitlesel bir yürüyüşle yaşamını yitirenleri andı. 

    Haberin videosu

    19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında gerçekleşen ve resmi rakamlara göre 111 kişinin katledildiği, 210 ev ve 70 iş yerinin ise yakıldığı Maraş Katliamı 41’inci yıl dönümünde lanetlenerek, yaşamını yitirenler anılıyor.

    İstanbul Anadolu Yakası’nda bulunan Sarıgazi Cemevi, Sarıgazi Bileşenleri, Keçecibaba Cemevi, Taşdelen Cemevi, Uryan Hızır Derneği, Birlik Cemevi, Yenidoğan Cemevi, Samandıra Yunus Emre Cemevi, Sancaktepe Emek Cemevi, Hubyar Sultan Cemevi, Sultanbeyli Pir Sultan Cemevi, Kul Himmet Cemevi, Seyit Süleyman Aziz Baba Cemevi, Güvenç Abdal Derneği, Hubyar Derneği, Sarı Saltık Cemevi ve Çekmeköy Cemevi öncülüğünde kitlesel bir yürüşle Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı.

    Sarıgazi Meydanı’nda gerçekleşen anmada kurumlar adına ortak yapılan açıklamada, katliam faillerin gereği gibi yargılanmadığı ve faillerin cezasızlık politikaları eşliğinde korunduğu vurgulandı. Katliam zihniyetinin kendisini bugün de var ettirdiğine dikkat çekilen açıklamada, ülke tarihindeki var olan bir çok katliamla yüzleşilmesi çağrısında bulunuldu.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “SUÇLULAR GÖSTERMELİK YARGINLANDI”

    Emperyalist, faşist ve yobaz işbirlikçilerinin ortaklaşa yaptığı bu katliamın suçluları ya hiç yargılanmadan ya da göstermelik davalarla yargılanıp beraat ettirildiler. Olaydan birkaç gün önce bölgeyi dolaşıp Maraş Katliamı’nın üzerinden tam 41 yıl geçti. Amerikalı görevli içinde soru sorduğu kişiler içinde hiçbir şey yapılmadı. Aynı hal Sivas’ta da tekrar etti.  Aleviler emperyalizme, sömürüye, haksızlığa direnen; insanca, yaşamın gereği için mücadele eden bir toplum oldukları için, kardeşlikten ,insan haklarından, birlikten ,sosyal adaletten yana oldukları için katledildi.

    İnsanlık yolunda sevgiden ,kardeşlikten yanayız. Masumları, kapı komşularını, çocukları, yaşlıları ,hamile kadınları vahşice katleden bu zihniyeti asla anlayamayacağız. İnsanlıktan çıkan, bu topluluğu besleyen zihniyet bugün hala yaşıyor. İnsanları ayrıştırmaya devam ediyor. İnsanı insandan ayırmak hakikatte yüz karasıdır. Şükür ki biz bu yüz karasından uzağız. Kerbela’dan bu yana asla dinmeyen direniş ve mücadele inancımızın gereğidir. Hüseyni duruştur. Bugün biz Kerbela’daki Hüseyin’den öğrendiğimizce Banazlı Pir Sultan’dan öğrendiğimizce bir araya geldik. Zulme baş eğmeyeceğiz bin yıl geçse unutmayacağız, haksızlığın zulmün yakasını bırakmayacağız. Bizim gönlümüzde; insanlıktan yana, sevgi ve kardeşlikten yana çerağımız bu vahşi karanlığı aydınlatmaya devam ediyor. işte bu yüzden Maraş’ı Çorum, Çorum’u Sivas takip etti. Hala bugün alevi düşmanlığı yapan fetvalar verilmeye devam ediyor.

    “BİR DAHA MARAŞ’IN YAŞANMAMASI BİZİM ELİMİZDE” 

    Bizler alevi olsun olmasın aydınlıktan yana insanlar olarak hep beraber burada hakka yürüyen masum, mazlum canları üzüntüyle anıyoruz. Bu anma bizlerin yani aydınlıktan yana olan insanların, o temiz yüreklilerin bir arada olduğunu göstermek adına bir timsaldir. Bizler bir arada iken güzeliz. Bizler bir aradayken güçlüyüz. Bizi az gören, sürekli yıkmaya çalışan, yok gören, bizim varlığımızdan rahatsızlık duyan o yüz karalarına bugün gösteriyoruz ki biz buradayız biz sizlere boyun eğmiyoruz.

    Bizim yolumuzda boyun eğmeyen Pir Sultan Abdal’ın direnci, Nesimi’nin vazgeçmeyişi, Hacı Bektaşi Veli’nin inancı var. Bizler bu inançla, bu direniş duygusu ve boyun eğmeyiş ile bu emperyalist yobaz ve fașist düşüncenin sonuna kadar karşısındayız. Ancak zannetmeyiniz ki bu düşünceler bizleri sizleri insanlıktan alıkoyduğu gibi bizleri de alıkoysun. Bizler insan olmaktan vazgeçmeyecek bununla beraber bize yapılanı da unutmayacağız. Onlar da bunu unutmasınlar. Bundan sonra bir Maraş’ın, bir Sivas’ın, bir Gazi’nin yaşanmaması bizim elimizde.  Ama bilirsiniz biz Aleviler hoş gören, kucaklayan bir o kadar da dik duruşundan, inancından vazgeçmeyen bir toplumuz. Sizin kaybettiğiniz inancı insanlığı biz iliklerimize kadar hissediyor ve yaşatıyoruz. Yaşatmaya da devam edeceğiz.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Narlıdere’de, Maraş Katliamı’nda yaşamını yitiren canlar anıldı

    Narlıdere’de, Maraş Katliamı’nda yaşamını yitiren canlar anıldı

    PİRHA- Narlıdere Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği ve Emek ve Demokrasi Güçlerinin çağrısı ile Narlıdere Ahmet Piriştina Demokrasi Meydanı’nda bir araya gelen halk, katliamda yaşamını yitiren canları andı.

    Maraş Katliamı’nın 40’ncı yıl dönümünde Narlıdere Demokrasi Meydanı’nda gerçekleşen anmaya Narlıdere Cemevi üyeleri, Eğitim- Sen 6 Nolu Şube, sendikalar, siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. ‘Maraş’tan Sur’a, Cizre’ye Katliamlar Devam Ediyor’ pankartının açıldığı anmada, sık sık “Maraş’ı unutma unutturma”, “Maraş’ın Hesabı Sorulacak” sloganları atıldı. Katliamda yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşundan sonra kitle adına basın açıklamasını okuyan Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği ve Cemevi Başkanı Mustafa Aslan, katliamı gerçekleştiren zihniyeti kınayarak devletin bir an önce bu katliamlarla yüzleşmesi çağrısında bulundu.

    Anmadan sonra Narlıdere Cemevi Gençlik Kolları, katliamda yaşamını yitirenler anısına bir sinevizyon gösterimi düzenledi.

    PİRHA / İZMİR

  • Datçada HBVAKV ve PSAKD Maraşta katledilen Alevileri andı

    Datçada HBVAKV ve PSAKD Maraşta katledilen Alevileri andı

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Datça Şubesi, 40 yıl önce Maraş’ta faşist güçlerce katledilen Alevileri andılar. 

    Muğla’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Datça Şubesi’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği “Maraş Katliamı 40. Yıl Anma Programı”  Bülent Ecevit Kültür Merkezinde gerçekleştirildi.

    Sunuculuğunu Şule Bayar’ın yaptığı programda Pir Sultan Abdal Derneği Datça Şubesi Başkanı Mustafa Katıkçı ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi Başkanı Murat Yıldırım’ın konuşmalarının ardından,  Muğla Sıtkı Kocaman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Sergender Sezer Maraş Katliamıyla ilgili sunum yaptı.

    Sunumun ardından soru-cevap kısmına geçildi ve seyircilerin sorularının ardından anma programı sona erdi.

    PİRHA/DATÇA

  • İzmir’de Maraş anması: Sorumluları ve zihniyetlerini teşhir etmeye devam edeceğiz-VİDEO

    İzmir’de Maraş anması: Sorumluları ve zihniyetlerini teşhir etmeye devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir Bileşenleri,  İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak katliamı lanetledi. Açıklamada, “Maraş’ta ve diğer katliamlarda yitirdiklerimizi anmaya devam edeceğimizi, sorumluları ve sahip oldukları zihniyeti teşhir etmeye devam edeceğiz” ifadeleri yer aldı. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir Bileşenleri,  İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak katliamı lanetledi. Alsancak Türkan Saylan kültür merkezi önünde gerçekleşen anmaya sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anmada konuşma yapan Narlıdere Cemevi Başkanı Mustafa Aslan, “Bu ülke nice katliamları gördü. Sadece Maraş’ta 40 yıl önce katliam olmadı. Sivas’ta, Dersim’de Suruç’ta, Ankara’da Roboski’de Gazi’de. Katliamlar şeklini değiştirerek bugün gündelik yaşamımızda farklı şekillerde devam ediyor. Çocuklarımız bu ülkede eğitim sistemiyle katlediliyorlar” dedi.

    Maraş anmasının Valilik tarafından yasaklanmasına tepki gösteren Aslan, “Söz konusu katliamların yapıldığı günlerde Alevilere, demokratlara, solculara, sosyalistlere, devrimcilere ve Kürtlere gelince akıllarına geliyor. Bu topraklarda birlik ve beraberliği sağlayacak olan bu ülkenin aydın yüzleridir. Maraş’ta saatlerce bekleyen Maraş’a sokulmamak için bekletilen dostlarımıza selam gönderiyoruz. Onlar yalnız değil” ifadelerini kullandı.

    “MARAŞ’TA YENİ BİR KERBELA KATLİAMINI UYGULAMAYA KOYDULAR”

    Açıklamayı okuyan AKD genel başkan yardımcısı Hüseyin Görer, “40 yıl önce 19 ve  24 aralık 1978  soğuk bir kış mevsimi  yer   Maraş  ve   insanlığa karşı işlenen katliamlardan biri  daha tarihe kanlı harflerle yazılıyordu evet 20. yüz yıllın   kerbalasıdır Maraş Katliamı. Sadece   farklı  bir   tarih diliminde ve farklı bir alanda yine aynı zihniyete sahip  devlet  ve siyasi  erkin  desteğiyle  birey ve bireylerin eliyle, farklılıkların asırlardır birlikte yaşadığı  Maraş’ta yeni bir Kerbela katliamını  uygulamaya  koydular. Ve tabii ki katliama maruz kalanlar  insanlığın şahsında yok edilmek  istenilenler solcular, aydınlar ve özelikle Alevilerdi” ifadelerini kullandı.

    “Ülkemizin ve coğrafyamızın yakın tarihin de insanlığa karşı işlenen bu katliamlar hiçbir şekilde bütün  yönleriyle  neden  ve   sonuçlarıyla araştırılmadı  tartışılmadı ve aydınlatılmadı. Solculara ve Alevilere karşı sindirme, asimile etme, farklılıklara tahammül etmeme  olarak uygulanmak istenilen Maraş   katliamı  40 yıl geçmesine rağmen, katliamın  planlayıcı  ve uygulayıcı egemen  güçleri özü itibariyle  hukukî zeminde kamuoyu nezdinde mahkûm ve   teşhir  edilmediği   gibi  sembollük geçiştirici  yargılama yöntemlerle  siyasi erk davayı   kapatmaya çalışılırken aynı  zamanda bizzat  katliamın  planlayıcı  ve para- mililitre     tetikçilerini  ödüllendirip  ve  meclise taşıyarak   insanlığın vicdanını derinde yaralamıştır.  Maraş  katliamını planlayan ve organize eden güçler   Maraş’ın  tarihsel – siyasal  kültürel , inançsal ve sos yo -ekonomik   gerçekliğini   göz önünde bulundurularak  kendi egemenliklerini  korumak için yakın tarihimizin insanlığa karşı en acımasız katliamını  Maraş ta  gerçekleştirdiler” diye konuşan Görer, şöyle devam etti:

    “Maraş’ta yapılan  katliamın  yaraları ve acısı  hala sıcaklığını korumaktadır. Maraş’ta  yapılan katliamı   anlamak Maraş’tan önce  yapılan  dersim soykırımını koç kiri  katliamını   neden ve sonuçlarını bilince çıkarılmadan  Maraş’ta yapılmak istenileni anlamak mümkün olmayacaktır.  Bütün katliamlarda olduğu gibi Maraş  katliamıyla   halklar arası  inançsal mezhepsel ve ırksal  temeldeki  farklılıkları ayrışmanın nedeni gibi gösterip  toplumu kutuplara bölerken  bu katliamın uygulayıcı ve uygulayanlar kendi çıkar ve menfaatlarini   sağlama almak adına bu   katliamı   uygulamışlardır.”

    “SURİYE’DE, IRAK’TA YAŞANANLAR MARAŞ KATLİAMININ TA KENDİSİDİR”

    Maraş Katliamı’nın sadece 12 Eylül faşist darbenin zeminini hazırlamak için yapılmış  lokal bir katliam olmadığını dile getiren Görer, “Maraş  katliam  bütün yönleri  ile  incelendiğinde  tekçi  ırkçı  baskıcı ve   asimilasyoncu   politikalar   benimseyen  devlet erkinin  bu politikasında başarılı olmak adına  Maraş  ve benzeri  katliamları sistemli olarak gerçekleştirip  halkları ayrıştırmak  ve bir birine kırdırma amacını  tasarladıkları    bir gerçekliktir.    Diğer  önemli bir  nedeni    ise    devlet göz yumarak   gerçekleştirilen  Maraş katliamıyla   sadece o dönem  gelişen toplumsal   mücadeleyi   bastırmak   için  yapılmadığını,   aynı  zaman da devletin temel   ve  stratejik politikalarını başarıya ulaşmasını sağlamak için yapıldığını  bu gün bütün  sonuçlarıyla     görülmektedir” dedi.

    Görer, “Bu nedenle   Maraş  katliamı   hem uluslar  arası  egem güçleri  hem de yerli işbirlikçileri ile birlikte planlalayıp    uyguladılar  ve aynı emperyalist  ve yerli işbirlikçi   sermaye güçleri   ABD VE RUSYA  öncülüğünde  bugün  özelikle Suriye  de  Irakta a ve özelikle Ortadoğu  coğrafyasının  birçok noktasında, MARAŞ katliamını uygulayan aynı zihniyet sahipleri, yeni kerbelalar     dersimler,    Maraşlar Sivaslar benzeri    katliamları  ve  soykırımları bütün Ortadoğu halklarına yani bizlere   dayatmanın peşinde olduklarını biliyoruz.  Bu gün Suriye de, Irak‘ta yaşananlar Maraş katliamının tam da kendisidir” diye konuştu.

    “SORUMLULARI VE ZİHNİYETLERİNİ TEŞHİR ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    “Hala sayamayacağımız bir çok hak ihlalleri   devam ettiği gibi, insani talepler olan alevi toplumun talepleri anayasal hak noktasında karşılık bulmaması,   devlet ve devleti yöneten siyasi erk bu ülkenin gerçeği  ile yüzleşmek istemiyor olması, gelecekte    Maraş  ve benzeri katliamların kaygısı ile karşı karşıya kaldığımızı belirtmek isteriz. Daha gecen hafta, MARAŞ valiliğince Maraş’taki cem evi başkanına, 31 aralığa kadar Maraş’ta her türlü yürüyüş, gösteri ve anmanın yasaklandığını tebliği edilmesiyle, bu katliamda yitirdiklerimizin anılmasına bile  izin verilmemesi yeni Maraş’ların olma olasılığı kaygılarımızdan ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha ortaya koyuyor.  Şunu net bir şekilde belirtmek isteriz ki, bu ülkede toplumsal barışın ön koşulu, farklılıklarımızla bir mozaik olduğumuzu, tekçi yaklaşım  ve zihniyetin bir sonucu olan MARAŞ  ve benzeri katliamlarla yüzleşmedikçe kalıcı bir toplumsal barıştan bas etmek mümkün olmayacağını bir kez daha belirtmek isteriz” diyen Görer, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Maraş’ta ve benzeri katliamlar da, en  büyük acıyı yaşıyan  biz Aleviler olsak da, her koşulda MARAŞ ve benzeri katliamları asla unutmayacağımızı, bu yüzleşme gerçekleşene kadar, Maraş’ta ve diğer katliamlarda yitirdiklerimizi anmaya devam edeceğimizi, sorumluları ve sahip oldukları zihniyeti teşhir etmeye devam edeceğimizi  belirtiyor, ” eşit yurttaşlık” talebimizle toplumsal barış  mücadelesini yürüterek, demokratik ve özgür bir ülke inşa ederek,  ancak yeni Maraşların önüne geçilebilineceğini bir kez daha ifade ediyor, MARAŞ ‘ta yitirdiğimiz canlarımızı bir kez daha saygı ile  anıyor anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Mersin Cemevi’nde, Maraş’ta yaşamını yitirenler anıldı

    Mersin Cemevi’nde, Maraş’ta yaşamını yitirenler anıldı

    PİRHA – Maraş Katliamının 40. Yılında, yaşamını yitirenleri anmak için Mersin Cemevi’nde anma etkinliği düzenlendi.
    Anma programına çok sayıda yurttaş, demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

    Mersin Cemevi’nde Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Program çerağlar uyandırılarak başlandı. Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede’nin okuduğu Gülbengin, ardından katliamda hakka yürüyen canların anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    “NEREDE ZULÜM VARSA ORASI KERBELADIR”

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz yaptığı açılış konuşmasında, “1973 yılında Mustafa Ramazan oğlu tarafından yayınlanan kitapçıkta, ‘’ Alevilere, demokratlara, aydınlara, ilericilere, kin ve nefret kusarak bunların öldürülmesinin sevap olduğunu’’ söyledi. Nur tarikata bağlı bu kişinin kitapçığı her yerde dağıtılıyordu. Bu yayınları devletin ilgili makamları bildiği halde önüne geçmedi. Alevi Pir’leri buyurmuşlar;’’ Nerede zülüm ve yıkım varsa, nerede acı ve gözyaşı varsa, ister meydanlarda, ister zindanlarda orası Kerbela’dır. ‘’ Maraş’ta Kerbeladır. En acımasız savaşlarda bile silahsız insanlara kurşun sıkılmıyor. En acımasız savaşta bile gebe kadının karnı yarılarak cenin çıkarılmıyor. Bu yaşanalar Maraş’ta oldu. Dava 23 yıl sürdü.22 kişiye idam,7 kişiye müebbet hapis, verildi. Esas katliamdan sorumlu olan 68 kişiye geçmişten günümüze kadar hala ulaşılmadı. Bunlar ülkemizde ve ülkemiz dışındaki devletlerin koruması altındadır. Hiçbir zaman mahkeme önüne çıkmadılar. Bu topraklarda acıyı bal eğleyen pirlerimiz, yaşayan halkla birlikteliği yeğlemiştir. Mazlumdan yana olmuştur. Haklara, inançlara, kültürlere saygılı bir düzenin oluşmasını telkin etmiştir. Halklar arasında kuşku ve güvensizliğin son bulması, kin, öfke ve nefretin sevgiye dönüşmesini bu güzelim topraklarda yaşayan tüm halkların ve inançların, birbirlerinin haklarına saygılı kardeşçe, el ele, barış içinde birlikte olmalarını yüce haktan niyaz ederim” dedi

    “MARAŞ KATLİAMI ÖNCEDEN PLANLANMIŞTI”

    Mersin Maraşlılar Derneği Başkanı Sabri Meraklı ‘’ Maraş Katliamı önceden planlanmıştır. Miliyet Gazetesinde Türkeş’in verdiği demeç şöyle:’’ Erzurum ve K.Maraş ‘ta olaylar çıkabilir.Bu haberle Maraş’ta yaşayan sol görüşlü ve devrimciler hedef gösterildi. Olayın global boyutunda ise, Amerika, CIA parmağı vardır . Amerikan elçisi olaylar öncesi Çorum’a giderek, Adalet Partisi binasında şu ifadeyi kullanır:’’ Sizin burada Aleviler var mı? Aleviler resmen hedef gösterilmiştir. Maraş’ta iki öğretmenin perşembe günü öldürülmesi tesadüf değildir. Cuma günü camilerden anons yapılması olayın tezgahlandığının göstergesidir. Alevilere sahip çıkan Sünni devrimcileri de unutmamak gerek. Örnek Muhammed Arifoğlu, Alevilerin yanında yer aldı. Maraş Katliamından sonra Maraş’ı terk etmek zorunda kaldı. Maraş Katliamını unutmak mümkün değil. ’diye konuştu.

    “BİZ BARIŞTAN VE SEVGİDEN YANAYIZ”

    Maraş katliamı tanıklarından Ali Bozkurt’’ Alevilere ölüm sloganı atarak mahallemizde gericiler evleri yaktılar. Yaşanan olayları görünce bizler polis ve askerden ümidimizi kestik. Bizim köyümüzden 16 kişi hakka yürüdü. Hakka yürüyenlerin 11 kişisi askeri tel örgünün hemen yanındaydı .Asker seyirci kaldı. Maraş Katliamı sırasında abim yaralanmıştı. Abimi bulmak için hastanelere korkarak gidip arıyorduk. Adana, Antep’teki hastaneleri tek tek dolaştık. Kimse doğru bilgi vermiyordu. En son kendi çabamızla bulduk. Maraş Katliamı acısı aradan yıllar geçmesine rağmen devam ediyor‘’ diye belirtti.

    Maraş Katliamı tanıklarından Ali Doğan “Olayın seyri hakkında bir çok kitap yazıldı. Bunlardan bir tanesi de abim yazdı. Abim belgesel tarzda, hukukçu yönüyle yazdı. Abimin her yönüyle adaleti savunan yönü vardı. Tarafsız bir şekilde yazdı. Abimin Milletvekili olmasından dolayı 52 kişi evimizi güvenli olarak gördüklerinden bize sığındılar. Bizim evde telefon olduğundan hem abimle ,hem de Ecevit’le görüştüm. Yaşanan olaylar karşısında son aşamaya gelmişti ve ben çok doluydum, Ecevit’e hakarete varır hitaplarım oldu. Fabrikamda çalışan işçi sesini duydum, ‘’Kuran hakkı için seni öldürmeyeceğiz .’’diye bağırıyordu. Evimiz yakmışlardı. Evimiz bir yandan yanıyor, bir yandan da silah sesi geliyordu. Ben aileme şunu dedim: ’’ Aşağıya kesinlikle inmeyeceğiz. Hepimiz birbirimize niyaz olduk. Birbirimize sarılarak ruhumuzu teslim ederiz. İki dakika geçmeden evimizin içinde , ateşin yanında farklı bir ateş daha geldi . Jandarma dışarıda bin ya da iki bin kişiye müdahale ederek bize ulaşmış. Evde yangın olduğundan yukarıdan aşağıya inmek imkansızdı. Ben altı aylık çocuğumu askerin kucağına atarak kurtardım. Acı olaylar yaşadık. Bu kadar acı olayları yaşamama rağmen kin ve nefret duygusu taşımadım. Alevi toplumu kin ve nefretten, cebir ve şiddetten uzak tutmuştur. Biz barıştan ve sevgiden yanayız” dedi.

    Doğan, “Maraş Katliamı anması, İngiltere Parlamentosunda gerçekleşirken, bizim mecliste ise kabul görmüyor. Kin ve nefret devam etmesi en büyük acıdır.  Biz halk olarak şunu yapmalıyız: Kültürümüzü sahiplenmeliyiz. Eğitime çok önem vermeliyiz. Ekonomik olarak ilerlemeliyiz” diyerek sözlerini tamamladı.

    Konuşmaların ardından Mustafa ve Onur Talipoğlu, Erhan Toprak, Erkan Çanakçının seslendirdiği deyişlerle ve çerağların sırlanmasıyla anma programı son buldu.

    PİRHA/MERSİN

  • AKP’li Maraş Milletvekillerinden provokatif açıklama: Müsade etmeyeceğiz

    AKP’li Maraş Milletvekillerinden provokatif açıklama: Müsade etmeyeceğiz

    PİRHA-Maraş Katliamı’nın 40’ncı yılı dolayısıyla AKP Maraş Milletvekilleri Celalettin Güvenç, Ahmet Özdemir, Cihat Sezal, Habibe Öçal ve İmran Kılıç TBMM’de ortak bir basın açıklaması yaptı. Maraş’a katledilen canları anmaya giden Alevileri hedef gösteren AKP’li vekiller, anmayı provokatör eylem olarak nitelendirdiler. 

    111 Alevi yurttaşın hayatını kaybettiği, binlercesinin yaralandığı ve Maraş’ı terk etmek zorunda kaldığı katliamın 40. yılı dolayısıyla Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri Maraş’ta 22 Aralık’ta katledilen canları anmaya hazırlanırken, AKP’nin Maraş Milletvekilleri Celalettin Güvenç, Ahmet Özdemir, Cihat Sezal, Habibe Öçal ve İmran Kılıç TBMM’de bugün provokatif bir açıklama yaptı.

    Maraş Katliamı için Maraş olayları ifadesini kullanan AKP’li vekiller, açıklamada Maraş’a anmaya gidenleri sol gruplar olarak nitelendirmesi dikkat çekti.

    Maraş’a katledilenleri anmaya Alevilerin gittiği bilinmesine rağmen, sol gruplar ifadesini kullanan AKP’li vekiller, “Kahramanmaraş’la ilgili olmayan bazı kişilerin ve grupların şehrimize giderek anma bahanesiyle toplumu gerdikleri, istenmeyen ve asla müsaade etmeyeceğimiz olayları çıkarmaya çalıştıklarını görmekteyiz” diyerek isim vermeden Türkiye’deki ve Avrupa’dan gelen Alevileri hedef gösterdi.

    Maraş’ta Alevilerin canları anmasını provokatör eylemler olarak adlandıran AKP Maraş milletvekillerinin yaptığı açıklama şöyle:

    “SOL GRUPLARIN AÇIKLAMALARI TAHRİK EDİYOR”

    22 Aralık 1978, 12 Eylül öncesinde ülkemizi bölmek, parçalamak isteyen onun için halkı birbirine düşürenlerin birçok ilimizde tezgâhladıkları olaylardan birisi olan Kahramanmaraş olaylarının yıldönümüdür. Bu yıl dönümlerinde çeşitli sol grupların yazılı ve görsel basında yaptıkları tek taraflı açıklamalar ile başta şehrimiz olmak üzere halkımızı tahrik ettikleri, kamuoyunu farklı bilgilendirdikleri görülmektedir.

    “ANMA BAHANESİYLE GELENLERE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

    Aynı zamanda olayların bu yıl dönümünde Kahramanmaraş’la ilgili olmayan bazı kişilerin ve grupların şehrimize giderek anma bahanesiyle toplumu gerdikleri istenmeyen ve asla müsaade etmeyeceğimiz olayları çıkarmaya çalıştıklarını görmekteyiz. Belirtmemiz gerekir ki bu gruptakileri çoğu Kahramanmaraş’ta yaşamadıkları gibi Türkiye’de de yaşamamakta. Almanya ya da başka bir Avrupa ülkesinde yaşamaktadırlar. Bu kişilere valilik 2010 yılında anma etkinliği için izin vermiş, ancak etkinliğin amacının bir anma değil yeni provokatör eylemler olduğu anlaşılınca bir daha izin vermemiştir.

    “MARAŞ OLAYLARI SİVAS VE ÇORUM’DAN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ”

    Bu yıl da mecliste bazı milletvekilleri yaptıkları konuşmalarla tek taraflı bir dille şehrimiz hakkında ağır ifadeler kullanmışlardır. Ve bazı gruplar Kahramanmaraş’a gitmek üzere hazırlanmaktadırlar. Bu durum karşısında geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Kahramanmaraş milletvekilleri olarak kamuoyunu doğru bilgilendirmek üzere bu basın toplantısını düzenliyoruz. Bilinmelidir ki; 1978 yılındaki Kahramanmaraş olayları ifade ettiğimiz gibi bir takım karanlık güçlerin 1980 öncesi birçok şehirde uyguladıkları kanlı olaylardan bir tanesidir. Masum halkımız Alevi, Sünni, Kürt-Türk diye tahrik edilmiş şehirlerimizde halk birbiriyle çatıştırılmıştır. Onlarca, yüzlerce cana kıyılmıştır. Maraş olaylarını Sivas ve Çorum olaylarından ayrı düşünmek mümkün değildir.

    SOL GRUPLARA SUÇLAMA

    Olayların sorumluları; ülke düşmanı karanlık güçler, bunların devlet içindeki uzantıları, aşırı sol örgütler ve basiretli bir yönetim gösteremeyen, dönemin iktidar ve yöneticileridir. Olayların kurbanı ise Alevi’si ile Sünni’si ile Kürdü ile Türkü ile masum halkımızdır. Bugünde aynı oyunu oynamak isteyenler vardır. Ancak 16 yıldır izin vermediğimiz gibi bundan sonrada izin vermeyeceğiz. Kaldı ki halkımız da bugün çok daha bilinçlidir. Ve bu oyunlara fırsat vermemektedir. Kahramanmaraş’ımız da Alevi’si ile Sünni’si ile tam bir kardeşlik havası hâkimdir. Acılar ve sevinçler birlikte paylaşılmaktadır. Ve her yıl Aralık ayında şehrimizdeki Tüm sivil toplum örgütleri Alevi’si ile Sünni’si ile bir araya gelmekte, birlik beraberlik mesajı yayınlamaktadırlar. Bu senede böyle bir toplantı yapılmış olup, katılımcı listesi ile ortak bildiriyi sizlere okuyup dağıtacağım.

    “MARAŞ OLAYLARI TEK TARAFLI OKUNMAMALI”

    Şunu ifade etmek isterim ki; Maraş olayları tek taraflı yayınlardan değil, farklı kaynaklardan okunmalıdır. Olaylar hakkında ki Adana sıkıyönetim mahkemesinde görülen davanın iddianame ve kararı ise önemli bilgiler vermektedir. Adana sıkıyönetim mahkemesindeki 2 nolu Askeri mahkemesindeki 1981/404 nolu iddianame ile 12.04.1984/109 sayılı kararı önemli bir belgedir. Son olarak; kardeşliğimizi vurguluyorum. Alevi’si ile Sünni’si ile tüm kıymetli kaybettiğimiz insanlara rahmet diliyorum. Başka Türkiye yok; Biriz, Beraberiz, Kardeşiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Unutmadık, Unutturmayacağız’ paneli: Maraş bir devlet projesi- VİDEO

    ‘Unutmadık, Unutturmayacağız’ paneli: Maraş bir devlet projesi- VİDEO

    PİRHA- PSAKD Ankara Yeni Mahalle Şubesi Batıkent Cemevi’nde “Unutmadık, Unutturmayacağız” şiarıyla 1978 Maraş Katliamı’na ilişkin panel gerçekleşti.

    Paneli PSAKD Yenimahalle Şube Batıkent Cemevi yöneticilerinden Türkan Akbıyık’ın yönetti. Maraş Katliamı tanığı, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, SHP Eski Ankara milletvekili Hukukçu Kamil Ateşoğulları, Makbul Alevilik kitabının yazarı olan Araştırmacı yazar Özcan Öğüt panelist olarak katıldı. Panel katliamlarda yaşamını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşu ve Hüseyin Gazi Metin dedenin gülbengi ile başladı.

    ÖZEN: MARAŞ ALEVİSİZLEŞTİRİLDİ

    İlk söz alan panelist HPD İstanbul Milletvekili Özen Mecliste Maraş Katliamı ile ilgili yaptığım konuşmasına yapılan itirazı anlattı:
    “İtirazları şuydu ‘yani dış güçler yaptı olayları kaşımayın’, benim söylediğimde şey evet dış güçlerin eli var, ama şu gördüğümüz gerekçeli kararıdır. Gerekçeli kararı 1330 sayfalık ve 806 sanığın yargılandığı bu davada şuradaki isimler içerisinde bir tane yabancı isim yok hepsi yerli ve milli dedim zorlarına gitti.
    Davanın bir numaralı sanığı eski Ökkeş Kenger (Şendiller) bu kişi milletvekili oldu en acı olay insan hakları komisyonu kurulmuştu bu komisyonun üyesi olmasıydı. Burada tespiti belli 68 tane önemli kişi hiçbir zaman ne yakalandı, ne de vardı. Milli piyangocular hiç belli değil, kimdir nedir.”

    Özen sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu katliam tarihte en başarı olandır. Yani Çorum’da Sivas’ta Gazi’de bu katliamlar oldu ama Alevisizleştirilemedi. Ama Maraş gerçekten Alevisizleştirildi. Ben her sene gidiyorum Yörük Selim Mahallesi var. O zaman 25 bin nüfuslu bir mahallede idi şu anda 100-150 aile var. Onlarda gerçekten çok perişan.”

    ATEŞOĞULLARI: MARAŞ, SİVAS GİBİ OLAYLAR BİR DEVLET PROJESİ

    Hukukçu Kamil Ateşoğulları da şöyle konuştu:

    “Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin zaman aşımına uğramayan suçlar açısından kabul ettiği dört suç var. İnsanlık suçu, soykırım, savaş suçu ve insan ticareti yapmada zaman aşımı yoktur. Maraş, Sivas, Çorum ve Gazi olaylarına baktığımızda hiç zaman aşımına uğramıyor. İşte kimin de soykırım var, kimin de savaş suçu var, insanlığa karşı suçlar var, Bunu öarolar birliği yapmıyorsa Alevi örgütlerinin üst kuruları federasyonlar toplanarak, böyle bir şey yaptıklarında burada çok ciddi çalışmalar yapmış, arkadaşlarımıza bu davanın uluslararası ceza mahkemesine gidip Türkiye cumhuriyetini burada yargılama, isteme hakkı var.

    Maraş olaylarına gelince o günün soğuk savaş dönem ve sonrasını yeşil kuşak bugünkü BOP ya da genişletilmiş Ortadoğu Projesi üçüncü dünya ülkelerinde çalışanı o zaman görev yapan bir gönüller vardı bunlar istihbarat elemanıydı. Topladıkları bilgileri okyanus ötesinde gidiyordu, burada sistematize edilip geri Türkiye giriyordu. Şöyle ki bugün Hakkâri’de örneğin Alevi Sünni çatışması olmaz, çünkü hepsi Kürt, hepsi Sünni. Ama öyle kentlerimiz var ki Türk, Kürt, Azeri Alevi, Sünni beraber. O kadar yerleri ve o kadar güzel tespit etmişler ki olaylar nerede çıkarılacak, onlar biliyordu. İşte Maraş olsun, Sivas olsun, diğer olayları olsun bu doğrultuda yapılan bir projeydi devlet projesiydi.”

    ÖĞÜT: BİZ UNUTTUĞUMUZDA KATLİAM AMACINA ULAŞMIŞ OLACAK

    Araştırmacı Yazar Özcan Öğüt:

    “Benim ailemde yaşanan katliamda tesadüfen hayatta kalanlardan. Maraş merkezden Pazarcık ilçe merkezine kaçmak zorunda kaldık.Ben  4 Yaşındayken  ailem Mersin’e yerleşmek zorunda kaldı.Ben bu katliamın ağıtlarıyla büyüdüm.Peki biz  bu katliamın neden unutmamalıyız. Ben daha çok işin bu boyutunu odaklanmak istiyorum. Toplumsal hafızamızda neden diri tutmamız gerekiyor. Alevi katliamına neden sistem özellikle de unutmamızı sağlamak için elinden geleni yapıyor. Peki, neden işin bu boyut önemli aslında burada bir iktidar alanı, mücadelesi var. Devletin unutturmaya çalıştığı gericilik. Alevi hareketinin çok politik siyasal bir anlam yüklediği, ‘unutma unutturma’ söylemini çok çok önemli bir içerik olduğuna inanıyorum. Çünkü bu unutturmama hali hatırlama, mesela anlatma hatırlatma çabası çünkü biz unuttuğumuz zaman zaten bu katliam amacına ulaşmış olacak. ”

    “AMCAMIN KAFASINI KESİP GÖZLERİMİN ÖNÜNDE TOP OYNADILAR”

    Katliamdan sağ kurtulan Cengiz Yılmaz da o dönemi şöyle anlattı:

    “Maraş katliamı olduğu dönemde 10 yaşındaydım. 17 Aralık’ta yaşadığımız yer eski yapı olduğundan dolayı büyüktü salonda korunduk. 50-55 kişiydik. Olayın yaşandığı gece ve 17 Aralık’ta 2-3 gün evimizde olan bütün eşyaları caddeye yığıp yaktılar. Bir başarı elde etmeye çalışıyorlar. Maraş katliamında resmi belgelere göre 110 kişi bunların 33-34’ü akrabamdır. Kürsünün önünde olan resim babamın resmidir. 25 Aralık’ta Kayseri’de askerlerin gelmesi bizim nefes almamıza sebep oldu. Ben yaşadığım yerden bahsediyorum sadece okulda tahminim biz üç gün kaldık. Soğuk havalarda üç gün dört gün yaşadık. Daha sonrasında akrabalarımız geldi bizi oradan aldı. Öyle bir acı ki bir olay değil gerçekten bir soykırımdı. Maraş olayları benim gözümün önünden amcamın kafasını kesip dört kişi top oynadı. Bizi 50 kişilik bir odadan alıp boğazımızı kesenler aynı kişilerdi. Bu kişiler şu sözleri söyleyerek kestiler. Benim başbuğum burada sizin Başbakanınız nerede.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • PSAKD Yenimahalle Cemevi 19 Aralık’da Maraş katliamı paneli düzenliyor

    PSAKD Yenimahalle Cemevi 19 Aralık’da Maraş katliamı paneli düzenliyor

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yenimahalle Şubesi ve Cemevi, Maraş Katliamı’nın 40. yılında siyasetçi ve yazarların katılımı ile panel düzenleyecek. 

    Ankara’da bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yenimahalle Şubesi ve Cemevi, ‘Maraş Katliamını Unutmadık, Unutmayacağız’ şiarıyla panel düzenleyecek. 19 Aralık Çarşamba günü saat 19.30’da başlayacak panele SHP Ankara eski Milletvekili ve hukukçu Kamil Ateşoğlulları, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ve Araştırmacı Yazar Özcan Öğüt katılacak.

    HABER MERKEZİ