Etiket: Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF)

  • MARDEF 4. Olağan kongresi gerçekleşti-VİDEO

    MARDEF 4. Olağan kongresi gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA- Almanya’nın Siegburg kentinde gerçekleşen MARDEF 4. Olağan Kongresi’nde eşbaşkanlar yine Mehmet Üstek ve Hatice Sonzamancı seçildi. 

     

    MARDEF 7. Maraş Buluşma Kampı’nın ikinci gününde MARDEF 4. Olağan kongresi gerçekleşti.

    Kongre Eşbaşkanlar Mehmet Üstek ve Hatice Sonzamancı’nın katılımcıları selamlamasıyla başladı. Ardından 3 kişilik divan seçildi. Divana Mehmet Demir, Hatice Uğurlu ve  Gülistan Gölgeli seçildi. Ardından kongreye davet edilen misafirler söz aldı.

    ‘TARİHSEL KIRIMLARIN ETKİSİ HALA DEVAM EDİYOR’

    İlk sözü FEDA Eşbaşkanı Şahin Polat aldı. Polat, yaptığı konuşmada Maraş coğrafyasının yüzyıllardır taşıdığı ağır tarihsel yükü ve Alevi toplumunun yaşadığı derin acıları hatırlattı. Polat, Maraş’ta yaşananların yalnızca geçmişte kalmadığını, kültürel ve tarihsel kırımların etkilerinin bugün hâlâ devam ettiğini söyledi.

    Maraş’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana ilk hedef alınan bölgelerden biri olduğunu vurgulayan Polat, bölgedeki Alevi nüfusun tarih boyunca sistematik baskılar, sürgünler ve zorunlu göçlerle karşı karşıya bırakıldığını ifade etti.

    ‘BÖLGE SAHİPSİZ DEĞİL’

    Çevirmen Mazlum Doğan ise bölgenin sahipsiz olduğunu, fakat özellikle deprem dönemindeki çalışmaların, bölgenin sahibi olduğunu gösterdiğini, halkın devletten daha iyi çalıştığını söyledi.

    Ardından söz alan AKEL Vakfı Başkanı Mustafa Şahin, toplantıda yaptığı konuşmada vakfın Malatya ve Maraş’ı birlikte temsil eden ortak bir yapı olduğunun altını çizdi.

    Diasporanın kimliğine sahip çıkma çabasını önemli bulduklarını belirten Şahin, uzak coğrafyalardan gelerek Alevi kültürünü, inancını ve geleneklerini yaşatmak için emek veren herkese teşekkür etti.

    ‘ALEVİLERİN EŞİT YURTTAŞLIK MÜCADELESİ DEVAM EDİYOR’

    Alevi toplumunun yıllardır süren eşit yurttaşlık mücadelesine dikkat çeken Avukat Tarık Alpdoğan, cemevlerinin hâlâ ibadethane statüsüne kavuşmamasının büyük bir adaletsizlik olduğunu söyledi. Alpdoğan, tahsis, yapım ve giderlerin karşılanması süreçlerinde ciddi engellerle karşılaşıldığını belirtti.

    2000’lere ve 90’lı yıllara uzanan örgütlü mücadele sayesinde önemli kazanımlar elde edildiğini hatırlatan Alpdoğan, buna rağmen Alevilerin eşit yurttaşlık ilkesine uygun haklara tam anlamıyla kavuşamadığını vurguladı.

    Konuşmaların ardından MARDEF Eşbaşkanı Mehmet Üstek 2 yıllık faliyet raporunu okudu. Faliyet raporlarının ardından Maliye Raporu , Kadın Meclisi raporu, MARDEF TV ve Kültür Sanat Komisyonu raporu da okundu.

    Raporların okunmasının ardından kongreye katılanlar öneri ve eleştirilerini sundu. Ardından yapılan seçimle eşbaşkanlığa tekrardan Mehmet Üstek ve Hatice Sonzamancı seçildi.

    Kongrede ayrıca  Almanya, İsviçre ve Fransa’da MARDEF Meclis üyeleri seçildi.

    PİRHA-Siegburg/Almanya

  • Maraş Kürtçesi ve kültürel hafıza: Kimlik, dil ve coğrafya arasında kopan bağlar

    Maraş Kürtçesi ve kültürel hafıza: Kimlik, dil ve coğrafya arasında kopan bağlar

    PİRHA – Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından Almanya’nın Siegen kentinde düzenlenen 7. Buluşma Kampı, “Dil, Kimlik ve Coğrafya: Kürtlerin Maraş’taki Renkleri” konulu panelle devam etti.

    Moderatörlüğünü Ahmet Nazlıkul’un yaptığı panelde, eğitimci Mehmet Kömür ilk olarak söz aldı. Kömür, bölgenin hafıza mekânlarına, kimlik aktarımına ve coğrafyayla bağın kültürel süreklilik açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

    “COĞRAFYA DİLİN VE KİMLİĞİN TAŞIYICISIDIR”

    Kömür, coğrafya, kimlik ve dilin birbirinden kopuk düşünülemeyeceğini belirterek, “Coğrafya kimliği şekillendirir, kimlik de dili yaşatır. Dil sadece bir konuşma aracı değil, kültürün taşıyıcısıdır. Coğrafyayla bağımızı kopardığımız anda inancımızı, kültürel hafızamızı da kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız. Hafıza mekânları korunmazsa kültür gelecek kuşaklara aktarılamaz” dedi.

    Emekli olduktan sonra bölge coğrafyası üzerine daha fazla çalışmaya başladığını ifade eden Kömür, hafıza mekânlarının önemine dikkat çekti. Tacım Baba’nın Elbistan–Tokarşa Köyü’ndeki evi üzerinden somut örnekler verdi: “Tacım Baba’nın evi, kendini koruyabilmiş nadir mekânlardan biri. Taşıyla, ocağıyla, işlemeleriyle, içinde bulunan eşyalarla geçmişi bugünlere taşıyor. Halı, kilim, saz ve diğer el emeği eserler hâlâ o mekânda duruyor. Hatta Elif Ana filmi çekimlerinde bu evdeki eşyalar kullanıldı.”

    Kömür, bu mekânın bölgenin kültürel geçmişini bugüne taşıyabilen en güçlü yapılardan biri olduğunu vurgulayarak, evin bir hafıza müzesine çevrilmesini talep etti. Ayrıca bölgenin ağız özelliklerini, kültürel çeşitliliğini ve kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü hafızayı korumanın öneminin altını çizdi.

    “KÜRTÇE’DEN UTANDIRAN POLİTİKALAR KİMLİĞİ VE HAFIZAYI TAHRİP ETTİ” 

    Panelde Kömür’ün ardından Mazlum Doğan söz aldı. Doğan, Maraş Kürtçesi üzerinden dilin yaşadığı tahribatı ve devlet politikalarının etkisini değerlendirdi. “Biz ne kendi Türkçemizden utanıyorduk, ne de kendi Kürtçemizden. Bugün yaşadığımız dil kaybı, devletin yıllardır uyguladığı politikalardan kaynaklanıyor. Elbette Kürt siyasetinin eksik yanlarını konuşmak gerekir; ancak temel sorun Kürtçeyi hedef alan sistematik politikalardır” dedi.

    Doğan, Maraş Kürtçesi ile ilgili yaygın “yarısı Kürtçe yarısı Türkçe” gibi söylemlerin yanlış olduğunu, dilin doğal bir gelişim süreci içinde evrildiğini belirtti: “Dünyadaki hiçbir dil tamamen ‘saf’ değildir. Bugünkü İngilizce’nin yüzde 45’i Fransızca, yüzde 16’sı Latince kökenli. Maraş Kürtçesi de bu doğal süreçten bağımsız değil.”

    Coğrafya, kimlik ve dil arasındaki bağın kopmasının kimliksel çözülmelere yol açtığını ifade eden Doğan, “Coğrafyayla bağımız koparsa hafızayı kaybederiz. Hafıza kaybolduğunda kimlik de çözülmeye başlar. Dilin yaşaması yalnızca konuşmakla değil; coğrafya, kültür ve hafıza mekânlarıyla bağın korunmasıyla mümkündür” dedi.

    Doğan, gençlerin Kürtçeyi anlamadığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Gençler bugün bile konuştuklarında Kürtçeyi anlıyor. Sorun, bağlamın zayıflaması. Dil baskıyla daraldıkça biz de farkında olmadan yanlış kullanım ve daraltmalara yol açıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Panel, Kürtçenin ve bölge ağızlarının korunması, kültürel hafızanın güçlendirilmesi ve dilin günlük yaşamda görünür kılınmasının öneminin vurgulanmasıyla sona erdi. Doğan ayrıca Maraş Kürtçesindeki bazı terimlerden örnekler vererek, katılımcılara dilin zenginliğini aktardı.

    PİRHA-Siegburg/ALMANYA

     

     

     

     

  • MARDEF’in 7. buluşma kampı Siegen’de başladı: Göç, örgütlenme ve Cemevi hukuku gündemde!

    MARDEF’in 7. buluşma kampı Siegen’de başladı: Göç, örgütlenme ve Cemevi hukuku gündemde!

    PİRHA – MARDEF’in 7. Buluşma Kampı Almanya’nın Siegen kentinde başladı. Açılış konuşmalarını MARDEF Eşbaşkanları Mehmet Üstek ve Hatice Sonzamancı yaptı. Programın ilk gününde AKEL Vakfı’nın kuruluş süreci, bölgedeki göç gerçeği ve cemevlerinin hukuki statüsü üzerine kapsamlı değerlendirmeler paylaşıldı.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından Almanya’nın Siegen kentinde düzenlenen 7. Buluşma Kampı başladı. Federasyon Eşbaşkanları Mehmet Üstek ve Hatice Sonzamancı’nın açılış konuşmalarıyla başlayan programda, Alevi toplumunun örgütlenme ve inanç mekânları üzerine tartışmalar öne çıktı.

    Açılışın ardından AKEL Vakfı Başkanı Mustafa Şahin, vakfın çalışmaları ve tarihsel gelişimi hakkında bilgi verdi.

    AKEL VAKFI’NIN YOLCULUĞU: GÖÇTEN ÖRGÜTLENMEYE

    Ahmet Değer’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde sunum yapan Mustafa Şahin, bölgenin uzun yıllara dayanan göç sorununa dikkat çekti. Ekonomik ve politik nedenlerle dünyanın farklı bölgelerine dağılmış bir topluluk olduklarını belirten Şahin, “Göç ettiğimiz yerlere uyum sağlamak ve aynı zamanda kültürümüzü yaşayıp yaşatmak için mücadele ediyoruz” dedi.

    1990’lı yıllarda İstanbul’da bir araya gelen hemşerilerin ihtiyaçları doğrultusunda AKEL’in doğduğunu anlatan Şahin, 1994’te 111 kurucuyla yola çıkan vakfın 1997’de Akel Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı adını alarak büyüdüğünü aktardı. Şahin, yıl içinde düzenledikleri kültürel etkinlikler ve yöresel el emeği ürünlerinin pazara sunulması yönündeki hedeflerini de paylaştı.

    NURHAK VE NARLI CEMEVLERİ: İNŞAATLAR MADDİ NEDENLERLE YAVAŞLADI

    Programın ikinci bölümünde cemevi yapım süreçleri ele alındı. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Lütfi Yıldız, Nurhak’ta süren cemevi inşaatının kaba kısmının tamamlandığını, ancak kış koşulları ve maddi imkânsızlıklar nedeniyle çalışmaların durduğunu ifade etti. Pınarbaşı Cemevi’nin de birinci kat kaba inşaatının tamamlandığını belirten Yıldız, bağış çağrısında bulundu.

    Narlı Cemevi Başkanı Tahir Ortaç ise cemevi inşaatının çatı aşamasına gelindiğini ve kısa sürede tamamlamayı hedeflediklerini söyledi.

    CEMEVLERİNİN HUKUKİ STATÜSÜ VE MÜLKİYET SORUNLARI MASADA

    Etkinliğin devamında Avukat Tarık Alpdoğan, Alevi toplumunun ibadet mekânları olan cemevlerinin hukuki statüsü üzerine kapsamlı bir sunum yaptı. Alevilerin binlerce yıllık tarihsel varlığına rağmen cemevlerinin hâlâ resmi ibadethane statüsüne sahip olmamasının politik ve hukuki nedenlerini anlattı.

    Cumhuriyet döneminde uygulanan merkeziyetçi politikaların Alevi toplumunu dışladığını ve dergâh ile ocakların Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile kapatıldığını hatırlatan Alpdoğan, cemevlerinin mevzuatta ilk kez 16 Kasım 2022’de yer aldığını vurguladı. Bu sürecin Alevi örgütlerinin mücadelesi, kamuoyu baskısı ve yargı kararlarıyla mümkün olduğunu belirtti.

    Alpdoğan, 2008’deki Çankaya Cemevi davası ve Yenibosna Cemevi’nin AİHM’e taşınan elektrik davasını hatırlatarak uluslararası hukuk sürecinin önemine dikkat çekti.

    “CEMEVİ BİR KİŞİYE DEĞİL TOPLULUĞA AİT OLMALI”

    Cemevlerinin en büyük sorunlarından birinin mülkiyet olduğunu aktaran Alpdoğan, yapının bulunduğu arsanın sahibine bağlı olmasının ciddi hukuki riskler yarattığını söyledi. Şahıs, hazine veya devlet arazisi üzerine yapılan cemevlerinin ileride büyük sorunlarla karşılaştığını ifade etti.

    Köy tüzel kişiliğinin bulunduğu bölgelerde tapuların köy adına alınabildiğini, ancak büyükşehirlerde bu yapının kaldırıldığı için cemevlerinin sadece dernek veya vakıf üzerinden tapu edinebildiğini belirtti. Alpdoğan, Düzgün Baba Cemevi örneğini hatırlatarak mülkiyetin topluluk adına tescil edilmesinin zorunlu olduğunu dile getirdi.

    PİRHA/Siegburg/ALMANYA

     

  • MARDEF 6. Maraşlılar Buluşuyor kampı başladı-VİDEO

    MARDEF 6. Maraşlılar Buluşuyor kampı başladı-VİDEO

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından Almanya’nın Siegen kentinde düzenlenen 6. Buluşma Kampı başladı.

    Programda Fatma Dapar’ın selamlama konuşması ile başladı.

    Ardından  MARDEF Eşbaşkanı Mehmet Üstek söz aldı. Üstek,  Ovama Dokunma hareketi, Maraş Girişimi ve MARDEF  örgütlenmelerini anlattı.

    Maraş’ta yaşanan katliamın tek boyutlu olmadığını ifade eden Üstek, “topraklarımıza sahip çıkmanın kültürümüze sahip çıkmanın önemli bir adımı olarak gördük“ dedi. Üstek , deprem sürecinde örgütlü olmanın faydalarını gördüklerini belirterek, yardım organizelerini daha hızlı gerçekleştirdiklerini ifade etti.

    „Bizim yapmaya çalıştığımız MARDEF’i köy derneklerinin ortaklığı olarak görmek. Bütün köy dernekleri aslında MARDEF’in kendisi. Ortak hareketi sağladığımız zaman halkımızın imdadına yetişebiliyoruz“diye belirtti.

    Üstek ayrıca yardımlar hakkında da bilgi verdi.

    Üstek’in ardından Narlı Cemevi Başkanı Tahir Ortaç deprem sonrası maraş’ta yaşanan güncel sorunlara yönelik bir sunum yaptı.

    Depremin ardından toplumun büyük bir travma yaşadığına dikkat çeken Ortaç, „“insanların güvenli bir liman olarak sığındığı yer Narlı’ydı. Oradan çevre illere dağıldılar. Devletin yanımızda olmadığını depremin ilk gününden itibaren gördük. Narlı cemevinin inşaatı sürüyor. Böyle kapsamlı bir cemevi yapının gururunu yaşarken, diğer taraftan bizi engelleme çalışanlar oldu. Biz sonuna kadar sürdüreceğiz. Deprem gibi bir felaket bize gösterdiki insanların barınma sorununu karşılamadıkça, göçü engelleyemiyorsunuz. İnsanların temel barınma sorunlarını karşılama gibi bir hedefimiz var“ dedi.

    Ortaç , „Halkımıza çağrımız, cemevimizi bitirmek için yardıma ihtiyacımız var. Desteklerinizi bizden esirgemeyin“ diyerek yardım çağrısı yaptı.

    Sunumun ardından soru cevap şeklinde devam etti.

    Ortaç’ın ardından HDP 27. Dönem Milletvekili Mahmut Toğrul söz aldı.

    Toğrul, „Maraş’ta kötü birşey yapılacaksa ya Pazarcık ya da Elbistan akla geliyor“ diyerek, Maraş’ta yapılan çevre tahribatlarına işaret etti, “Pazarcık Ovası önemli bir ova. 1978’den bu yana o verimli arazileri Alevi-Kürtlerin elinden çıkarmak için önemli bir çalışma yapılıyor.

    Çimento fabrikaları yapıldı, Çiğili’de OSB yapılıyor, yine Çöçelli’de yapılanlar var“ dedi.

    Deprem sürecine de değinen Toğrul, “Örgütlü bir toplum yapmanın önemi orada ortaya çıktı. Devlet organize olamadı. Bunun karşısında sivil toplum harekete geçerek bölgenin yaralarına merhem oldu.Deprem sonrası emniyet birimleri kapalıyken, bir tek pasaport birimi açıktı. Bölge bilinçli olarak boşaltmak isteniyor“ diye belirtti.

    Toğrul son süreçte yaşanan siyasi gelişmelere de değindi.

    Bizde son dönemleri şaşkınlıkla izliyoruz“diyen Toğrul şöyle devam etti:

    “Devlet Bahçeli’nin bir plan dahilinde DEM Partililerle tokalaşması şaşkınlığını yaşarken, geçen hafta mecliste söylediklerini bir çok arkadaş ifade ettiği için şimdi cezaevinde. Biz de saldırılara rağmen Öcalan’ın sesi duyulsun diyorduk.

    Kürtler bir statü kazanma mücadelesi veriyorlar. Kürtlerin önünde yüz yılda bir gelen bir fırsat var. Bu fırsat egemenleri çok rahatsız ediyor. Örneğin,  İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan aslında ilk ziyaretini Kürdistan’a yaptı. Erbil’e ve Süleymaniye gitti. ‚’Şu an bizim İran’ın bütünlüğü kaygımız var’ dedi. Aynı kaygı Türkiye için de var.“

    Alevileri asimilasyon politikaları da dikkat çeken Toğrul cemevi başkanlığı faaliyetlerinin bunun en büyük yürütücüsü olduğunu ifade etti.

    Toğrul, „Sonuç olarak Kürtler ve Alevilerin bir araya gelerek güçlü bir dayanışma ve birlik sergilemeleri, hem kültürel kimliklerini korumak hem de siyasi anmada güçlübir pozisyon elde etmek hayati önem taşıyor“ dedi.

    PİRHA/Almanya-Siegburg

  • MARDEF 5. Maraş Buluşması başladı -VİDEO

    MARDEF 5. Maraş Buluşması başladı -VİDEO

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından Almanya’nın Siegen kentinde 5. Maraş Buluşma Kampı düzenlendi. 

    7-8 Ekim tarihleri arasında iki gün devam edecek buluşma programı, depremde ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. MARDEF Eş Başkanları Fidan Kabayel ve Serhat Med kısa bir açılış konuşması yaparak program hakkında bilgiler verdi. Ardından panellere geçildi.

    “ERKEK EGEMEN SİSTEM KADINA BELLİ BİR ROL BİÇİYOR”

    İlk panelin konusu “Geçmişten günümüze Alevi Kadın mücadelesi” idi. Elif Cangül tarafından modere edilen panelde HDP 26. Dönem milletvekili Besime Konca söz aldı.

    Konca kadınların soykırımlardan geçirildiğini belirterek, “Kürtlerin soykırımından bahsederiz, IŞİD’in yaptığı soykırımlardan bahsederiz. Bunların kaynağı aslında kadın kırımıdır. Kadına bunun yolunu açan rejimler Ortadoğu’da mevcut. Bütün kadın hakları, kadın mücadelesi konusunda Brezilya’daki, İngiltere’deki, Türkiye’deki hükümetler aynı davrandı. Erkek egemen sistem kadına belli bir rol biçiyor. Kadınların yaşam özgürlüğü hükütmetler nezdinde kısıtlanıyor. Bütün dünyadaki kadınlar birleşerek ortak, güçlü bir mücadele yürütüyor” ifadelerini kullandı.

    Kadınlara belli bir rol modeli biçildiğinin altını çizen Konca, “AKP iktidarı kadını eve hapsetti, tek sorumluluğunun eve hizmet, eşe hizmet olduğunun önünü açtı. Kadınlara dayatılan budur” dedi.

    Alevilere yönelik geliştirilen projelere dikkat çeken Konca, “Cemevi başkanlığı, ÇEDES gibi projeler dayatılıyor Alevilere. Maraş’ı, Gezi’yi, Gazi’yi gördük. Bugün neredeyse her eve nüfus etmeye çalışıyorlar. Bize dayatılanları aşabiliriz. Birlikte ve ortak mücadele önemli“ diye konuştu.

    “MARAŞ BÜYÜK ÖLÇÜDE DEMOGRAFİK DEĞİŞİME UĞRADI”

    Konca’nın sunumunun ardından “Dünden bugüne Maraş” konulu panel gerçekleşti. Şükrü Yıldız’ın moderatörlüğünü gerçekleştirdiği panele konuşmacı olarak Avukat İbrahim Sinemillioğlu katıldı.

    Maraş’ın tarihsel sürecini anlatan Sinemillioğlu, tarihte Maraş’ın Gurgum ismi ile tanındığını hatırlattı. Maraş’ın kozmopolit yapısına dikkat çeken Sinemillioğlu, bölgede Alevi, Kürt, Ermeni ve Müslümanların yerleşimini aktardı.

    Birçok Alevi köyün Sünnileştirildiğine işaret eden Sinemillioğlu, “Cumhuriyetten sonra tutulan listelere baktım tapuda. Ali Yorgaki gibi isimler vardı mesela. Tapuya sahip çıkmak için adı Ali olarak almış ama soyadları babalarından aldıkları soyadları olarak kalmış. Maraş’taki Kürt köyleri yüzde 40 civarı, yine Çerkez köyü vardı. Şimdi Kürt nüfusu yüzde 10’lara düştü. Depremden önce 150 bin olan nüfus 60 binlere düştü Maraş’ta. Elbistan’da eski tapu kayıtlarına baktığımda 15 -16 şehir meclisin imzalıdan Kürdü, Türkü, Çerkezi var ama en az bir iki de Ermeni mührü var. Benim çoçukluğumda sadece bir Ermeni aile vardı. Öğrencilik yıllarımda Malatya’da 800 aile vardı şimdi belki bir kaç aile kalmış durumda. Maraş büyük ölçüde demografik değişime uğradı. O nedenle asıl yarını düşünmek gerekli” dedi.

    Köylere dönüşün önemine vurgu yapan Sinemillioğlu, bölgede bir istihdam programına ihtiyaç olduğunu söyledi. Tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Sinemillioğlu, “Eskiden kişi başına düşen hayvan sayısı daha fazlayken, şimdi 9 kişiye bir hayvan düşüyor. Yine tarım alanı da geliştirilmeli. Tarım ve hayvancılık alanı altın yumurtlayan tavuk olsa da, geç yumurtluyor. Orada çalışacak genç bireylere ihtiyaç var. Üzülerek söylüyorum, ne çocuklarımız, ne torunlarımız oraya gitmeyi düşünmüyor. Yarın Maraş’ı unuturlar. O nedenle topraklara dönüş ve yerleşim çok önemli” diye belirtti.

    “YIKIM SONRASI HIZLI BİR ŞEKİLDE ÖRGÜTLENMEK BİZE MORAL OLDU”

    6 Şubat’ta Maraş merkezli meydana gelen depremin ardından bölgede önemli bir yıkım yaşandı. Maraş depremlerinin sonrasında yaşananların konu edildiği panele ise MARDEF yönetim kurulu üyesi Mehmet Üstek, Yönetmen ve aktivist Lisa Çalan katıldı.

    Hasan Bulut’un moderatörlüğünde yapılan panelde ilk olarak Mehmet Üstek konuştu.

    Depremin ardından Maraşlılar olarak hemen örgütlendiklerini belirten Üstek, “Böylesi korkunç bir depremde, yıkım sonrası çok hızlı bir şekilde örgütlenmek bize moral oldu. Önemli işlere imza attık. Bildiğimiz bilmediğimiz her kapıyı çalmaya çalıştık. Elimizden geldiğince Maraş başta olmak üzere, diğer deprem kentlerine de yardımlar ulaştırdık. Bütün hesaplarımız şeffaf bir şekilde halkımıza sunduk. 36 dernekten oluşan bir deprem kriz koordinasyonu kurduk. Yardım yaparken etnik, inanç, sınıf ayrımı yapmadan ulaşabildiğimiz bütün alanlara ulaşmaya çalıştık” dedi. Üstek, MARDEF olarak deprem yardımlarının detaylarını da aktardı.

    “AFETLERDE KADINLARIN ARKA PLANDA TUTULDUĞUNU GÖRDÜK”

    Afet yönetimi ve Dayanışma Derneği’nden Lisa Çalan, Diyarbakır’ın da bir deprem bölgesi olduğunu söyledi. Depremde örgütlenmenin ne kadar önemli olduğunu birkez daha anladıklarını ifade eden Çalan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Daha önce belediyelerimiz vardı. Belediyelerimiz akut süreci yönetecek araçlara sahipti, fakat kayyumdan sonra böyle bir imkana sahip olamadık. HDP üzerinden bir platform kuruldu. Bu tarz afetlerde kadınların ne kadar arka planda tutulduğunu da gördük. Kadınların özellikle hijyen ihtiyacı öteleniyordu. Kadınlar olarak öncelikle buna da dikkat çekerek bir organize gerçekleştirdik. Ardından bu platform dernekleşmeye gitti. İnsani yardım, barınma gibi ihtiyaçlar için ortaklaştığımız yapılardan biri de MARDEF oldu. Deprem bölgelerinde aşevleri kurduk. Çocuklar için de aktivite geliştirdiğimiz projeler hazırladık. Yine sağlık alanında Mediko ile de sağlık ile de ilgili proje hazırlığımız bulunuyor. Depremin ardından birçok yaralı var ve bu insanlarımıza ulaşabilmek için de yeni bir ağ oluşturmak gerekiyor.”

    PİRHA/ALMANYA

     

     

  • Alevi köyüne ‘mülteci’ kampından sonra 3 katlı okul yapılması endişe ve tepki yarattı

    Alevi köyüne ‘mülteci’ kampından sonra 3 katlı okul yapılması endişe ve tepki yarattı

    PİRHA-AKP iktidarı tarafından Terolar köyünde 27 bin kişilik AFAD kampının yanına halkın rızalığı alınmadan inşasına başlayan 3 katlı okul yapılıyor. Okulun yapılmasıyla birlikte kampın kalıcılaşacağını ve Terolarda demografik yapının değişeceğini belirten Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu ve Avrupa Çınarlı-Oruçlar Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği, okul yapımının durdurulmasını istedi. Açıklamada, yapılması planlanan bütün projelerde bölgenin demografik yapısının bozulmasının hedeflendiği belirtildi. 

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) ve Avrupa Çınarlı-Oruçlar Sosyal Dayanışma ve Kültür Demeği (ÇOSAKD), Pazarcık’a bağlı Terolar köyünde, IŞİD militanlarının da bulunduğu iddia edilen 27 bin kişilik AFAD kampının ardından aynı yerde okul inşaatına başlanmasına tepki gösterdi.

    Devletin, Pazarcık ovasına dönük organize sanayi, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı mülteci (AFAD) kampı, arazilerin satılması, kimyasal atık depolama tesisi ve maden ocakları gibi projelerinin hatırlatıldığı açıklamada, bölgede yaşayan Kürt ve Alevi halkı ile bir hesaplaşma içinde olduğunu belirtildi.

    Bölgede yapılmış ve yapılması düşünülen projelerde iyi niyet amacı güdülmediğine vurgu yapılan açıklamada, bu projelerden bir diğerinin ise Pazarcık’a bağlı Terolar köyünde yapımına başlanan inşaat projesi olduğuna dikkat çekildi.

    Terolar köyünde inşasına başlanılan okul projesine ihtiyaç olmadığı belirtilen açıklamada geleneklerin, kültürel birikimlerin, güven üstüne kurulu komşuluk ilişkilerinin, dilleri ve inançlarının varlık nedeninin yok olacağının altı çizilerek bu projeden bir an önce vazgeçilmesi çağrısında bulunuldu.

    “DEVLETİN, BÖLGENİN KÜRDÜ VE ALEVİSİYLE HESAPLAŞMA POLİTİKASI VAR”

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    Devletin Pazarcık Ovası köylüsüne dönük saldırıları her yeni günde yeni bir biçimde açığa çıkıyor. Terolar IŞİD Kampı, Terolar(Çınarlı) Organize Sanayi Bölgesi, Çimento fabrikaları, arazilerin ve yaylaların gizliden satılması, Çöçelli de kimyasal atık depolama fabrikası ve taş ocakları, Terolar(Çınarlı) okul yapımı güncel olan bazılarıdır.

    Devletin bölgenin Kürdü ve Alevisiyle bir hesaplaşma politikası vardır. Yapılan ve yapılması düşünülen bütün projelerde hiçbir iyi niyet amacı güdülmemektedir. Esas amaç bölgenin demografik yapısını bozmaktır. Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi ve bugün bölgede Türkleştirme ve Müslümanlaştırma stratejik saldırısı halen sürdürülmektedir.

    Terolar (Çınarlı) Köyü’nün ortasına üç katlı ve 12 derslik bir okul inşa edilmektedir. Böylesi bir yapının yapılması ve onaylanması köyün kendi otantik ve özgün doğal yapısının tamamen yok olmasını getirecektir. Böyle bir yapı köyün hangi ihtiyacını karşılayacak? Köyde kaç öğrenci vardır ki böylesi bir yapı yapılıyor? Bu adım birçok köy ve bölgeden çocukların buraya taşınması demektir. Dolayısıyla görüntü ve gürültü kirliliği ile için köy ve etrafına yerleştirilmesini beraberinde getirecektir. Belki vardır projede. Alevi köyünde okulun yanına bir de cami ve kuran kursu inşa edecekler.

    “BASİT BİR SALDIRI OLARAK GÖRÜLMEMELİ”

    Köyün otantik doğallığı bozulacaktır. Yol yapımı, çevre düzenlemesi ve görüntü bozukluğu gerekçe gösterilerek birçok ev ve bahçe yok edilecektir. Bu duruma Çimento fabrikalarına, Narlı-Filolar (Erçoşman) Haydarhöyük korucu yerleşkesi, kampa sessiz kalarak yol açıldı. Devamında üç-beş kuruşa tamah edip bir iki avukat para kazansın diye toprağımızı satarak suç işledik. Saldırının ciddiyeti ve derinliğini kavrayamadık. Her saldırıya uğrayan köy kendi başına bırakıldı. Kendimize, ailelerimize ve köylerimize kötülük ettik. Şimdide okul yapımı ile gelen saldırı varlık hakkımıza ve kolektif bir yapı olarak bize ait olduğunu bildiğimiz toprağımız ve köyümüz herhangi bir şehrin bir mahallesindeki bir ev sahibi olmak konumuna dönüşmüş olacağız.

    Bu basit bir saldırı olarak görülmemelidir. Beraberinde yıllardır devam ettire geldiğimiz geleneklerimiz, kültürel birikimlerimiz, güven üstüne kurulu komşuluk ilişkilerimiz, Kürt dilimiz ve Alevi inancımızın varlık nedeni yok olacaktır. Biz çocuklarımıza bırakacağımız o ovayı, o köyü ve bize ait olan bir geleceği ve bizi yansıtan ve yaşanacak olan bir geleceği yok edeceğiz. Çocuklarımıza bize ait olan bir şey bırakmayacağız.

    “BU PROJEYİ DURDURMA MÜCADELESİ VERMELİYİZ”

    Okul projesine ilişkin daha önceden köy muhtarlığına yapılan bildirimde muhtarlarımız köyün içindeki eski okul yerinin uygun olmadığını bildirmişlerdir. Köyün bitişiğindeki hazine arazisinin hem geniş ve hem de kimseye bir rahatsızlık vermeyeceğini alternatif olarak bildirmişlerdir. Ayrıca yapmayı düşündükleri Kapıçam bölgesinde de uygun yerlerin varlığı bilinmektedir. Ancak zihniyet, niyet ve amaç başka olunca devlet ısrarla Kürt Alevi köyünün ortasına ısrarla köyün nüfusunu kat be kat aşan bir sayıyla okulu getirip kurmak istemektedir.

    Yer seçimi uygun değildir. Birçok sorunu beraberinde getirecektir. Ayrıca köylünün görüşü alınmamış, ÇED raporu oluşturulmamış ve bir oldu bittiye getirilerek inşaat çalışmasına başlamıştır. Biz Terolar’ın yerli ve Avrupa’da yaşayan insanları olarak bu projenin derhal durdurulmasını istiyoruz. Bütün kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapıyoruz. Bu durumda var olan koşullarımızı harekete geçirip bu projeyi durdurma mücadelesi vermeliyiz. İlk iş muhtarımız yürütmeyi durdurmak için dava açıp hukuk mücadelesi vermelidir. Ayrıca orada köyden ve çevreden elde edilecek destekle kamuoyu oluşturmalıyız. Bölgenin duyarlı siyasi partileri, milletvekilleri, aydınları, DKO (Demokratik Kitle Örgütleri) çevre örgütleri, muhtarları, avukatları ve mimarlarını harekete geçmeye çağırıyoruz.”

    Bu arada Terolara yapılan AFAD kapına dair HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, 2018 yılında PİRHA’ya şunları ifade etmişti:

    “Bu bir cihadist kampıdır. Bu kampın yapıldığı yerin etrafı önce duvarla sonra duvarın üzerine çitle yükseltildi. İçeride ne olup bittiğini bilmiyoruz. Biz biliyoruz ki bu cihadistlerin en önemli kaynakları mülteci kampları. İçeride ne olduğunu bilmediğimiz bir mülteci kampına bu insanlar getirilip yerleştirildi. Öteden beri hedefledikleri ve düşman olarak gördükleri kesimin Aleviler, Ezidiler ve Kürtler olduğu başından beri biliniyor. Dolayısıyla orada kalan Alevi nüfusu beş bin kişiyken, 27 bin kişilik bir kamp yapıldı. Sanayinin oraya yapılması ve okulun yapımına başlanması ister istemez on binlerce insanın Narlı, Pazarcık ve Maraş’a gitmesi demektir. Zaten beş bin civarında kalan Aleviler  öteden beri yurt dışına özendirildi, birçok yerde pasaportlar verilmezken o bölgede yaşayan Alevilerin yurt dışına çıkışı kolaylaştırıldı. O toprakları terketmesi amaçlanıyor. Aslında bu bir etnik temizliktir. Bu o bölgedeki demografik yapıyı bozmaya yönelik bir girişimdir.”

    PİRHA/ MARAŞ

    ilgili haberler…

    Avrupa’daki Maraşlılar: Terolar’da yapılan AFAD kampından dolayı tedirginiz-VİDEO

    Terolar’da AFAD kampı kalıcılaşıyor; halk tedirgin

    ‘Terolar’da yapılan kampa biz neden mülteci kampı demiyoruz?’

    Terolar’da halk kaygılı ve tepkili: Bir kez daha Maraş Katliamı yaşanır diye korkuyoruz

     

  • İsviçre’nin başkenti Bern’de Xızır lokması pay edildi-VİDEO

    İsviçre’nin başkenti Bern’de Xızır lokması pay edildi-VİDEO

    PİRHA- Xızır ayları dolayısıyla İsviçre’nin başkenti Bern’de Xızır lokması paylaşıldı.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Xızır ayı, birçok yerde tutulan oruçlar sonrasında bağlanan cemler ve lokmaların paylaşılması ile devam ediyor.

    İsviçre’de çalışmalar yürüten Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Dersim İnşa Kongresi (DİK) ve Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) üyesi kadınlar Bern’de bulunan Aare Nehri önünde Xızır lokması dağıttı.

    Demokratik Alevi Federasyonu İsviçre temsilcisi Songül Çelik’in Kırmancki (Zazaca) olarak yaptığı kısa konuşma sonrasında gülbenkler eşliğinde Xızır lokması çevrede bulunanlara pay edildi.

    PİRHA/İSVİÇRE

     

  • MARDEF: 19-26 Aralık tarihlerini ‘Maraş Katliamı Anma Haftası’ ilan ediyoruz

    MARDEF: 19-26 Aralık tarihlerini ‘Maraş Katliamı Anma Haftası’ ilan ediyoruz

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), Maraş Katliamı’nı daha görünür kılmak ve bu katliamın hesabının sorulabileceği bir süreç başlatabilmek adına bir dizi karar aldı.

    3. Meclis toplantısını gerçekleştiren Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), toplantı sonrası aldığı kararları kamuoyu ile paylaştı.

    19-26 Aralık tarihlerini ‘Maraş Katliamı’nı Anma Haftası’ ilan eden MARDEF, sadece yıl dönümlerinde yapılan çeşitli etkinliklerle katliamı anlatmanın yetersizliğinden hareketle alınan bu kararın demokratik kamuoyu tarafından da dikkate alınacağı, değer verileceğini beklentisinde olduklarını dile getirdi.

    MARDEF 19-26 tarihleri arasında katliamının tanıkları ve katledilenlerin mezar yerlerinin ziyaret edilmesi, katliama dair anlatımların yer aldığı Maraş Katliam Köşesi oluşturulması ve yas tutulan bu haftada eğlenceli etkinlik düzenlememesi çağrısında bulundu.

    “ETKİNLİKLERLE KATLİAMI GÜNDEMDE TUTMAK MÜMKÜN OLMUYOR”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    Kısa adı MARDEF olan Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu olarak, 3. Meclis toplantımızı büyük bir kararlılık ve yüksek bir motivasyonla gerçekleştirmiş bulunuyoruz.

    Bu toplantımızda alınan birçok kararın yanında, özellikle bir konuyu öneminden dolayı özel olarak kamuoyu ve basınla paylaşmak istiyoruz. Bilindiği gibi 19-26 Aralık 1978 yılında, devletin bir organizasyonu olarak bir hafta boyunca devam eden ve onlarca insanın katledildiği Maraş Katliamı bütün demokratik kamuoyunun hiç unutmadığı ve unutturulmasına izin vermediği çok önemli bir siyasal katliam olarak her yıl dönümünde birçok etkinlikle ve çok sayıda alanda anılmaktadır.

    Ancak yaşadığımız coğrafyada o kadar çok katliam yaşandı ve o kadar çok katliam yaşanmaktadır ki sadece yıl dönümlerinde yapılan etkinliklerle, bir katliamı toplumun gündeminde tutmak ve hesabının sorulacağı bir zemine taşımak ne yazık ki mümkün olmayabilmektedir.

    “MARAŞ KATLİAMINI ANMA HAFTASI İLAN EDİYORUZ”

    MARDEF’in en temel çalışma alanlarında birisi olarak belirlediğimiz Maraş Katliamı’nın bilinmesi ve hesabının sorulması konusunda, daha fazla ne yapabiliriz diye bir sorunu, bu toplantımızın en temel sorunlarından biri olarak ele aldık.

    Bu amaçla yukarıda belirtilen noktalardan hareketle MARDEF Genel Meclisi olarak, Maraş Katliamı’nı, katliamın yaşandığı bir hafta boyunca anmanın/anlatmanın daha anlamlı, daha doğru ve daha sonuç alıcı olacağını belirlemiş ve 19-26 aralık günlerini “MARAŞ KATLİAMINI ANMA HAFTASI” olarak ilan etmeye karar vermiş bulunuyoruz.

    Bu kararla Maraş katliamını daha görünüyor kılmak ve bu katliamın hesabının sorulabileceği bir süreci başlatmak istiyoruz. Maraş katliamı gibi kapsamlı ve çok yönlü bir soykırım uygulamasının, sadece yıl dönümlerinde yapılan çeşitli etkinliklerle anlatmanın yetersizliğinden hareketle alınan bu kararın demokratik kamuoyu tarafından da dikkate alınacağını, değer verileceğini umuyor ve bekliyoruz.

    MARDEF önerilerini şöyle sıraladı:

    “19-26 ARALIK MARAŞ KATLİAMINI ANMA HAFTASI”nda:

    1. Başta bütün Maraşlılar olmak üzere bütün demokratik kamuoyunun, 1 hafta boyunca evinde, işyerinde veya uygun herhangi bir mekânda çocuklarına, yakınlarına, arkadaş, komşu ve dostlarına Maraş Katliamı’nı anlatmasını, katliamı yaşayan tanıdıklarını veya mezarlarını ziyaret etmesini öneriyoruz.

    2. Her Maraşlının ve demokratik kamuoyunun, 1 hafta boyunca, kurumlarda evlerde ve işyerlerinde, katliamda katledilen canlarımızın resimlerinin ve katliama dair anlatımların veya bilgilerin yer aldığı “MARAŞ KATLİAMI KÖŞESİ” oluşturulmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.

    3. Yine başta demokratik Maraşlılar olmak üzere tüm demokratik kamuoyunun 1 hafta boyunca, Maraş Katliamı’nı unutmadığını, o acıların YAS’ını tuttuğunu ifade etmek amacıyla eğlenceli etkinlikler düzenlememesi gerektiğini, düğün ve benzeri etkinlikleri planlarken bu günlerde bir katliam yaşandığını, kimsenin bu katliamın yaşattığı acıları unutamayacağını göz önüne almasının gerekli ve önemli olduğunu, mümkün oldukça bu etkinliklerin bugünlere denk getirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

    Bu düşünce ve önerilerimiz, geliştirilebilir, zenginleştirilebilir. Her durum ve koşulda bu önerilerimizin takipçisi olacağımızın, bu katliamın hesabının sorulacağı bir geleceği yaratmadan asla vazgeçmeyeceğimizin bilinmesini istiyor ve başta Maraşlı demokratik çevreler olmak üzere bütün demokrasi güçlerinin bizi yalnız bırakmayacağına, bize güç ve destek vereceğine inanıyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Maraşlılar kampta buluştu

    Maraşlılar kampta buluştu

    PİRHA-Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Almanya’nın Morbach kentinde 2 günlük bir kamp yaptı.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Almanya’nın Morbach kentinde 2 günlük bir kamp yaptı.
    MARDEF 15 Haziran tarihinde aynı yerde kongresini yaparak Maraş Dernekleri olarak federasyonlaşmıştı.
    Kamp MARDEF Eşsözsüleri Aziz Tunç ve Safiye İşcan’ın selamlama konuşmasıyla başladı. Ardından toplantıyı yürütmek amacıyla 3 kişilik bir divan seçildi.

    Divan oluşumunun ardından Safiye İşcan faaliyet raporunu okudu.

    Raporun okunmasının ardından ise faaliyet raporuna yönelik öneri ve eleştiriler alındı.
    Katılımcılar bulundukları yerler hakkında bilgi verirken, eksiklik ve öneriler de sunuldu.

    Mehmet Demir yaptığı konuşmada MARDEF’in kuruluş amacını aktardı. “Dilimize ve kültürümüze sahip çıkmak zorundayız” diyen Demir, “Maraş’ın yaşadığı tüm sorunlar MARDEF’in sorunlarıdır. Ülkedeki tüm sorunları, sıkıntıları göğüsleyecek potansiyelimiz var. MARDEF burada ki çalışmaları yürüttüğü ölçüde yüzünü ülkeye de dönmek zorundadır” diye konuştu.
    Raporun onaylanmasının ardından kurulmak istenen Maraş Kooperatifi ile ilgili bilgi verildi.
    Mehmet Üstek verdiği bilgilendirmede, kooperatifleşmenin önemine vurgu yaptı.  Üstek, “Maraş’ta yerelde yetişen ürünleri pazarlayarak hem üretenlerin kazanması sağlanacak, hem de elde edilen gelir topluma geri dönecektir” dedi.
    Ardından gelecek çalışmaların planlaması konuşuldu.

    Toplantıların ardından Maraşlı sanatçılar eserlerini seslendirdi.
    (HABER MERKEZİ)

  • Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) kuruluş kongresi yapıldı

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) kuruluş kongresi yapıldı

    PİRHA- Maraş Girişimi tarafından Almanya’da 2 günlük kamp organize edildi. Kampın ikinci gününde Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) kuruluş kongresi yapıldı.

    Maraş Girişimi tarafından 2 gün süren bir kamp organize edildi.
    Almanya’nın Morbach kentinde düzenlenen kampa Almanya başta olmak üzere bir çok ülkeden Maraşlı kurum temsilcileri, yazar, gazeteci, akademisyen ve sanatçının yanında Maraş Girişimi üyeleri katıldı.
    Kamp programı çerçevesinde Maraşlı dernek ve vakıfların bir çatı altında federasyonlaşması, Maraş katliamı sonrası yaşanan göç ve göçertilme sorunları Maraş’ta çevre tahribatları, Avrupa’daki Maraşlıların sorunları tartışıldı.

    Kampın ikinci gününde “Maraşlı dernek ve vakıfların bir çatı altında federasyonlaşması” amacıyla uzun süredir yapılan çalışma sonucunda kuruluş kongresi yapıldı.

    Divana Maraş Girişimi Eşbaşkanları Safiye İşcan ve Mehmet Üstek ile Mehmet Demir seçildi.

    Açılış konuşmasını yapan Maraş Girişimi Eşbaşkanı Safiye İşcan Maraş Girişimi olarak bir araya gelmenin önemine dikkat çekerek artık federasyon bünyesinde örgütleneceklerini söyledi.
    Ardından söz alan Mehmet Demir Maraş Girişimi’nin temelini Ovama Dokunma hareketinden aldığını belirterek, “Maraş coğrafyasında katliam aynı zamanda çevreye de yapılmıştır. Gerek çimento fabrikaları ile, gerek se termik santralleri inşa ederek orada insansızlaştırmayı getirdiler” dedi. Maraş’ta inşa edilen Terrolar Kampı’na da değinen Demir, “Bölge halkının hassasiyetleri gözetilmeden inşa edilen bir kamp. Katletmeyi seven bir zihniyetten bahsediyoruz” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından yapılan toplantılar sonucu oluşturulan tüzük okunarak oylamaya sunuldu.

    Ardından Maraş’ta kurulacak yaşlılara yönelik  bakım servisi üzerine tartışma yürütüldü.

    Kongrede kooperatif çalışmaları önerileri de konuşuldu.

    Yapılan öneri ve tartışmaların ardından seçime gidildi.  Yapılan seçim sonucu 11 kişilik yönetim kurulu oluştururken, 47 kişilik bir meclis oluşturuldu. Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Eşbaşkanları olarak ise Aziz Tunç ve Safiye İşcan seçildi.

    (HABER MERKEZİ)