Etiket: maraş katliamı 42. yıldönümü

  • ‘Maraş Katliamı, Alevi-Sünni düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça’-VİDEO

    ‘Maraş Katliamı, Alevi-Sünni düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça’-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Dersim’de sanat sokağında bir araya gelerek Maraş Katliamı’nın 42. yılında basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya Maraş Katliamı’nın basit bir Alevi-Sünni düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça yapıldığını vurguladı. 

    Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenler için Türkiye’nin pek çok yerinde anmalar devam ediyor.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Dersim’de sanat sokağında bir araya gelerek Maraş Katliamı’nın 42. yılında basın açıklaması yaptı.

    Basın metnini Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya okudu. Katliamın, basit bir Alevi-Sünni düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça yapıldığını belirten Kaya, noktasına, virgülüne kadar hesaplanmış, planlı ve örgütlü bir saldırıydı ve 7 gün süren katliama hiçbir müdahalede bulunulmadı” dedi.

    “SALDIRILAR FAİLİ MEÇHUL KALDIĞI SÜRECE YENİSİ EKLENMEYE DEVAM EDECEK”

    “Hakkını arayanlara ve adalet isteyenlere yönelik, yok etme ve öldürme arzusunun, insanlık dışı bir hırsla devam ettiği topraklarda yaşıyoruz” diyen Kaya, Maraş Katliamı’nın faillerinin cezalandırılmaması Çorum’u yaşattı. Ardından bu topraklar Sivas’ı, Gazi’yi, Roboski’yi, Suruç’u, Ankara’yı gördü. Bu saldırılar faili meçhul kaldığı sürece yenisinin eklenmeye devam edeceğine dikkat çekti.

    Mafyalar etrafa tehditler savururken, hakkını arayan madenciler yerlerde sürüklendiği sürece bu topraklara adalet gelmeyeceğinin altını çizen Kaya, “Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır” diyen Bağlarbaşı camii imamı Mustafa Yıldız zihniyeti, hala aramızda gezdikçe bu topraklara huzur gelmeyecek. Çocuklara oyuncak götüren gençleri katledenlere “öfkeli gençler” dendiği sürece, bu ülkeye umut gelmeyecek” dedi.

    “BARIŞ, ADALET VE EŞİTLİK GELENE KADAR MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün yeşermesini istediğimiz bu coğrafyada katliamlarla yüzleşmenin şart olduğunu düşündüklerini söyleyen Ekber Kaya, şunları söyledi.

    “Bizler Maraş’ta kocasına “Beni sen öldür, onların eline bırakma” diyen Ümmühan Doğan’ı, parçalandıktan sonra kazana atılıp, yakılan 14 yaşındaki Ali Tıraş’ı, karnında 8 aylık bebeğiyle katledilen Esma Suna’yı, kendi düğün gününde öldürülen Mehmet Ali’yi, Sivas’a türküleri ve semahlarından başka bir şey götürmedikleri halde yakılarak katledilen otuz üç canımızı, Ankara’da barış istedikleri için katledilen canları da, katledenleri de, bu katliamlara seyirci kalanları da unutmadık. Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız. Bu ülkedeki farklı inanç ve kültürlere mesafe koymadan, ötekileştirmeden, bu kan gölüne çevrilmiş topraklara barış, eşitlik ve adalet gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Dönemin tüm siyasi güçleri Maraş Katliamı’ndan sorumludur’

    ‘Dönemin tüm siyasi güçleri Maraş Katliamı’ndan sorumludur’

    PİRHA-Emek Partisi Dersim İl Örgütü, yaptığı yazılı açıklama ile “Maraş Katliamı ile asıl amaçlanan; Aleviler üzerinden bütün ülke halkına gözdağı vermekti” dedi.

    Emek Partisi Dersim İl Örgütü, Maraş Katliamı’nın 42. yılı dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.“Maraş Katliamı başından sonuna kadar planlıydı” denilen açıklamada “Katliamdan sadece birkaç gerici faşist değil, dönemin bütün siyasi güçleri sorumludur” denildi.

    “KATLİAMININ ACILARI HAFIZAMIZDA”

    Katliamı organize eden asıl isimlerin yargılanmadığına dikkat çekilen yazıda şöyle devam edildi:

    “Davanın bir numaralı sanığı Ökkeş Kenger (Şendiller) uzun yıllar devam eden davanın ardından beraat ettirilerek milletvekili seçilmiştir. Hatta Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyeliğine dahi getirilmiştir.

    Cumhuriyet dönemi boyunca bu ülkede yaşayan halklar her zaman bir kıyıma maruz kaldılar. Maraş Katliamı ile hedef alınan Aleviler üzerinden, bütün ülke halkına gözdağı vermek asıl amaçlanandı! Bugün de bir yandan Kürt kentlerinde seçilmiş belediye başkanlarının yerlerine kayyumlar atanıp halkın iradesi yok sayılırken, Kürt siyasetçiler tutuklanıyor. Tek adam iktidarının gerici yayılmacı dış politikası yüzünden halklar ölüme mahkûm ediliyor. Pandemide binlerce yoksul işçi, emekçi hükümetin almadığı önlemler yüzünden ölüyor! Aydınlar, gazeteciler hedef gösteriliyor! Bir daha asla olmaz dediğimiz insanlık suçlarının misliyle işlendiği günümüzde, hâlâ Alevi evlerine konan çarpı işaretleriyle aleviler tehdit ediliyor; halkları, itlaf edilecek ‘haşareler’ yerine koyarak Maraşları, Çorumları, Madımakları hatırlatıyor faşizm!”

    PİRHA/DERSİM

  • Kenanoğlu: İnsanlığın gördüğü en vahşi katliamlardan bir tanesi Maraş Katliamıdır-VİDEO

    Kenanoğlu: İnsanlığın gördüğü en vahşi katliamlardan bir tanesi Maraş Katliamıdır-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’te yaptığı konuşmada Maraş Katliamı’nın insanlığın gördüğü en vahşi katliamlardan bir tanesi olduğunu söyledi. Kenanoğlu, “‘Maraş Katliamı özetle bir kadının kocasına beni sen öldür onların eline bırakma diye haykırdığı bir katliamdır. Bu konular susalım, bir daha konuşmayalım demekle kapatılmıyor. Çünkü acılar devam ediyor” dedi.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda Maraş Katliamı’nın 42. yıl dönümüne dair konuşma yaptı.

    Kenanoğlu konuşmasında, “Bugün Maraş Cemevi başkanına bir tebligat yapılmış ve ‘Maraş’ta 31 Aralık’a kadar bütün etkinlik ve anmalar yasaklanmıştır’ denilmiş. Berlin parlamentosunun önünde Yahudi anıt mezarlığı var, neden? Katliamla yüzleşmek için. Peki siz ne yapıyorsunuz? Cemevi başkanına ‘Maraş’ta hiçbir anma yapamazsınız’ diyorsunuz” ifadelerini kullandı.

    “MARAŞ KATLİAMI, İNSANLARIN ACISINI HAFİFLETEREK UNUTULABİLİR”

    Kenanoğlu, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Maraş Katliamı insanlığın gördüğü en vahşi katliamlardan bir tanesidir. Maraş Katliamı özetle bir kadının kocasına beni sen öldür onların eline bırakma diye haykırdığı bir katliamdır. Bu konular susalım demekle kapatılmıyor çünkü acılar devam ediyor. Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin birçoğunun hala mezar yerleri belli değil, yani aileleri halen mezar başında dua edemez durumdalar. Maraş Katliamı, insanların acısını hafifleterek unutulabilir. Ama bu insanların acısının üstüne kül örterek, o insanların acısını dindirmeden bunlardan kurtulmak mümkün değildir. Acılar soğutulduğu sürece bu sorumluluktan kurtulabiliriz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Katliam ile demografik değişim ve devletin ideolojik kurumsallaşması garantiye alındı’

    ‘Katliam ile demografik değişim ve devletin ideolojik kurumsallaşması garantiye alındı’

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Maraş Katliamı’nın 42. yılında yaptığı yazılı açıklamada, katliamlarla Alevilerin yaşadığı bölgelerin demografik dönüşüme uğratılmaya çalışıldığı ve topraklarını terk etmek zorunda kalanların yerlerine yerleştirenler ile devletin ideolojik kurumsallaşmanın garanti altına alınmaya çalışıldığının altını çizdi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi tarafından Maraş Katliamı’nın 42. yılı dolayısıyla yapılan açıklamada, “Aleviler Dersim, Malatya, Maraş, Çorum’da ideolojik demografik yerinden edilmelerine, yerleşimlerine tanıklık etmiştir. On binlerce Kürt Alevi katledilmiş, sürgüne gönderilmiş, başka ülkelere göç etmek zorunda kalmışlardır. Yerleştirilen nüfus ise ideolojik kurumsallaşmanın verdiği tapu karşılığını, kanıyla  ödeyerek, onun katı koruyucusu olarak yerini garantilemeye çalışmaktadır”  denildi.

    ‘Hayata Dönüş Operasyonları’ adı altında 30 kişinin yaşamını yitirdiği cezaevi ve Roboski katliamlarına ayrıca değinilen açıklamada, iktidarların halen halkları birbirine düşmanlaştıran siyasi ahlak ve sorumluluktan uzak bir dili hakim kılmak istediği belirtildi.

    Devletin katliamlarla yüzleşme çağrısının tekrarlandığı açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “MARAŞ’A SAVAŞ 12 EYLÜL REJİMİNİ HAZIRLAYAN EŞİKTİ”

    Maraş; Reya Heq Kürt Alevilerin, Ate’lerin diyarı, Ana Mezin(Qile) kadınların kenti. İkrarın mekan bulduğu coğrafya, acılarımızı par ettiğimiz yaslı gün, topraklarımızın kinle bulandığı, doğduğumuz toprağın bize reva görülmediği,  Nehak zulmü ve bu zulme ortak olmuş aç gözlülük. Bir kirli eller operasyonu. Halkların kanına doymayan Yezid aklı.

    Yezid aklı canın alın teri ile üretip sofrasına getirdiği rızkında bile gözü olan akıldır. Bu akıl varoluşundan beri canlılığa zulmediyor. Hakk Yol ise Xızırlaşarak önünü almaya Hakk’kın emri rızasını yaşatmaya çalışıyor. Bu zulüm Türkiye halklarını yönetme ve darbelerle hizaya çeken, özel savaş politikaları olarak uygulanmaktadır.

    Maraş özel savaş politikalarından birisi olarak 12 Eylül rejimini hazırlayan eşiklerden biri olmuştur. Halklar arasından kin ve öfke yaratarak iktidarlarını sürdürme yöntemi olarak devreye sokulmuştur. Temel sorgulanması gereken noktalardan biri de; devletin ideolojik kodlarıdır. Bu kodlar Anadolu ve Mezopotamya halklarının dokusuna uymadığı için, kendini zor aygıtı ile ayakta tutmak istemektedir. Lakin; bu kadar uzun süre kendi sınırlarında dağını, taşını hiçbir aidiyet ve vicdani sorumluluk hissetmeden bombalayan dünyada ki ender ülkelerden birisidir. Çünkü; temelde ait hissetmiyor, tehlikede görüyor kendini, kodlarını böyle korumaya çalıştıkça da ait olamıyor ve çatışıyor.

    “BOŞALAN YERLERE DEVLETİN  İDEOLOJİK KURUMSALLAŞMASI YERLEŞTİ”

    Anadolu ve Mezopotamya halkları yüzyıllardır kendi topraklarına yurt deyip, yurt edinememişlerin geçişlerine tanıklık etmiştir. Kürt Aleviler içinde bu tanıklık devam etmektedir. Dersim, Malatya, Maraş, Çorum ideolojik  demografik yerinden edilmelerine, yerleşimlerine tanıklık etmiştir. On binlerce Kürt Alevi katledilmiş, sürgüne gönderilmiş, başka ülkelere göç etmek zorunda kalmışlardır. Yerleştirilen nüfus ise ideolojik kurumsallaşmanın verdiği tapu karşılığını, kanıyla  ödeyerek, onun katı koruyucusu olarak yerini garantilemeye çalışmaktadır. Halen de yurt olarak benimseyememiştir. Bu nedenle korkularını merkezi ideolojiye yakın durarak bastırmaktadırlar.

    “KÜRDE, ALEVİYE, EMEKÇİYE SAVAŞ AÇILDI”

    Türkiye’de pandemi koşulları toplumsal birlikteliği zorunlu kılmıştır. İktidarda olma sürecini sonsuzluk ve Nemrudi ölümsüzlük olarak gören sorumluluktan uzak, nefsani zulüm ile karşı karşıyayız. İktidarları için yurtta halkları birbirine düşmanlaştıran siyasi ahlak ve sorumluluktan uzak bir dil hakim kılınmak istenmektedir. Bu dili Maraş katliamı öncesi de gördük. Nefret dili ile devşirme iktidarlar, halkların duyguları üzerinde nefret oluşturdular. Bu nefretten beslenen iktidarlar, Yurdu parsel parsel sattılar. Tüm değerleri ile halkları ise iliğine kadar sömürülecek köle boyutuna getirdiler. Yurdun binlerce güzel evladı bu devşirme iktidarların zulmüne ve nefret iktidarlarına kurban oldu. Bizler Yol edebi ile biliyoruz ki nefretten beslenen nefis iktidarlarıdır. Bu nedenle Cemimizden sevgi, kelamımızdan edep eksik olmaz. Eline, beline, diline sahip olmayanlar haklarımızı ve halklarımızı kırıyor. Nefreti ile halklara, insanlığa karşı işlediği her suçta, daha bir kötürümleşerek yurdu sattıklarını görüyoruz.

    Altıncı filoya karşı yurdun gençleri direnirken katline ferman dizdiniz. Yurdu hamudu ile Amerika şirketlerine sattınız. Filistin davasında Yurdun çocukları direnirken İsrail’e peşkeş çektiniz, gizli kapılar ardında. Kürde, Aleviye, işçiye, emekçiye karşı savaş açtınız. Tütün fabrikalarını, yeraltı kaynaklarını, suyunu sattınız yurdun.

    “SAVAŞ, NEFRET DİLİ İLE HALKLARA GELECEK VAAT EDEMEZLER”

    Aralık ayı emek, barış, demokrasi, insan hakları mücadelesi veren kesimler için bir katliam ayıdır. F tipi, hücre tipi tecrit ve zulüm politikalarına karşı direnen, hayati sorumluluğu devletin korumasında olan 30 insan devlet görevlileri tarafından “Hayata Dönüş Operasyonu” adı altında hayatlarına son verildi. Aynı yaklaşım kendi vatandaşını Roboski’de suçsuz 34 sivili havadan bombalayarak katleden bu nefret ve devşirme iktidar pratiğidir.

    Bu katliamlardan medet umanlar da oldu. Halkı uyuturcasına sosyal demokrasi uyutması ile oy devşirenler beslendi. Bugün bir eşikteyiz Dersim, Çorum, Malatya, Maraş, Roboski’de kullanılan dil, söylem, yöntem tekrar denenmek istenmektedir. Toplum olarak bir eşikten geçiyoruz. Bu dilden medet umanlar ya da ortak olacak olanlar halklara bir gelecek vaat edemezler.

    Bu vesile ile Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Malatya, Çorum’da, Gazi’de, Gezi’de bedel ödemiş Alevi halklar olarak herkesi edep-erkan ve barış diline davet ediyoruz. Savaş dili yıkımdır. Barış dili geleceği birlikte gerçekleştirme gücüdür. Biz yaşadıklarımızı unutmuyoruz. Ama yüzleşmekten de korkmuyoruz. Türkiye halkları da korkmamalıdır. Lakin, Nemrudi zihniyet korkularımızdan besleniyor. Rahmet, barış dilimiz ve vicdanlı yaklaşımımız ise zayıflatıyor Nemrutları. Maraş’ı unutmadık, anıları ikrarımızdır.

    (HABER MERKEZİ)

  • Koluman: Maraş Katliamı bir tür soykırım uygulamasıdır-VİDEO

    Koluman: Maraş Katliamı bir tür soykırım uygulamasıdır-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şubesi önceki dönem başkanı Avukat Cafer Koluman, Maraş Katliamı’nın 42. yıldönümüne ilişkin “Maraş sadece bir Alevi katliamı değil, bir insanlık katliamıydı. Maalesef gerçekler bir türlü açıklığa kavuşturulmadı” dedi.

    Maraş’ta 19 Aralık 1978’de başlayan saldırılar tam bir hafta sürmüş 120’den fazla kişi hayatını kaybetmişti. Yaşananlar üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen etkin bir soruşturma ise yapılmadı. PSAKD Diyarbakır Şubesi önceki dönem başkanı Avukat Cafer Koluman, Maraş katliamının 42. yıl dönümüne ilişkin değerlendirme yaptı.

    “MARAŞ KANAYAN VE KAPANMAYAN BİR YARA”

    Cafer Koluman, Maraş’ta sadece bir Alevi katliamı değil bir insanlık katliamı yaşandığına dikkat çekerek şunları söyledi:

    “42 yıl önce bir katliam yaşandı. Maalesef halen bu katliamın gerçekleri bir türlü açıklığa kavuşturulmadı. O yüzden diyoruz ki; Maraş halen kanayan ve kapanmayan bir yara. Biz Aleviler olarak daha bu yarayı da, dosyayı da kapatmayacağız. Bunun mücadelesini her alanda her boyutuyla vermeye devam edeceğiz.”

    Maraş Katliamı’nın ne amaçlarla yapıldığının sorgulanması gerektiğini belirten Koluman sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu katliam aslında devletin temel bir politikasıdır. Çünkü bu devlet kurulurken tekçi bir anlayış üzerine kurulmuştur. Bu tekçi anlayış da şunu içermektedir, Türkiye tipi bir Türk ve Sünni olacaksın. Bunun dışında kalan bütün inançlar özünü kaybedip bir vatandaş tiplemesi oluşturacak. Buna aykırı bir tipleme varsa da o zaman gereken yapılacaktır. Asimilasyon politikası adına kanlı ya da kansız politikalar yapılması da vaciptir bir diğer deyimle. Koçgiri’den başlarsak Dersim, Kırıkhan, Ortaca, Malatya en son 78 yılında Maraş Katliamı…  Halen de bu tür katliamlara ya da katliam girişimlerine maruz kalan bir toplumuz.”

    “BU YARAYI HER ZAMAN AÇIK TUTACAĞIZ”

    Cafer Koluman, devletin her ekonomik ya da siyasi çalkantılı dönemlerinde ilk olarak Alevilere yöneldiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Çünkü Aleviler bu toplumun, ülkenin aydınlık yüzüdür. Aleviler demokrasiyi içselleştirmişlerdir. Her daim ülkenin aydınlık yüzü olduklarından dolayı karanlık yüzlere karşı gelmişlerdir. O nedenle karanlık yüzlerin daima hedefi olarak Aleviler seçilmiştir. O dönem Maraş nüfusunun neredeyse yüzde 50’si Alevi toplumdan oluşmaktaydı. Ekonomik anlamda da, üretim anlamında da Aleviler belli bir konumdaydı. Maalesef o dönemin siyasi kaosundan faydalanan derin güçler, Amerika’nın işbirlikçi ajanlarıyla hareket ederek; bunu neden söylüyoruz? Çünkü o dönem Amerika’nın katibinin gelip de Maraş’ta bir hafta otellerde kalması, özellikle MHP’liler ile sürekli toplantı yaparak bu katliamı birlikte tezgahlamışlardır. Dönemin başbakanı Bülent Ecevit bu gerçekliği bildiği halde maalesef üzerine gitmemiştir. Bu katliam gerçeğini hukuksal anlamda gereken neyse yapmamışlardır, korkmuşlardır ya da kapatmak istemişlerdir. Ecevit’in ölümünden sonra çekmecesinden gizli bir not çıkmıştır. ‘Maraş Katliamı’nı MİT’in içindeki MHP kanadı üstlendi’ diye… O gerçeklikler bir şekilde sindirilerek kapatılmıştır. Yasal anlamda kapatabilirler ama toplumsal anlamda halen belleklerimizdedir. Biz bu yarayı her zaman açık tutacağız.”

    “BU KATLİAMI DEVLETİN AYDINLATMASI GEREKİYOR”

    Koluman, katliam faillerinden ziyade katliam mağdurlarının yargılandığına da dikkat çekerek konuşmasını şu cümlelerle sürdürdü:

    “Katliamın 1 numaralı sanığı Ökkeş Kenger. Sonradan soy ismini ‘Şendiller’ diye değiştirerek hiçbir hukuksal işlem başlatılmadan kolunu sallayarak gezmiştir. Bu da yetmezmiş gibi ödüllendirilircesine Maraş milletvekili seçildi ve meclis kürsüsünde yer aldı. Nasıl Sivas Katliamı’ndaki doğrudan olmasa bile toplum nazarında Temel Karamollaoğlu bu işi körükleyen biri gibiyse, halen daha hiçbir şekilde parmağının olmadığını söylemesi esasında kendisini kandırmaya yönelik beyanlarıdır. Sonraki dönem nasıl Karamollaoğlu o zaman ki Refah Partisi’nden milletvekili olarak meclis kürsüsünde yer aldıysa Ökkeş Şendiller de aynı şekilde meclis kürsüsünde yerini almıştır, ödüllendirilmişlerdir. Bu gerçeklik de her daim katliam yapma konusunda sağcı faşist güruha cesaret vermiştir. Çünkü ne kadar solcu, Alevi, Kürt öldürürsek o kadar devlet nezdinde itibar görürüz! Bir zamanların başbakanı ‘Bu devlet nezdinde kurşun atan da kurşun yiyen de şereflidir’ demiştir.”

    “MARAŞ BİR TÜR SOYKIRIM UYGULAMASIDIR”

    Cafer Koluman, derin devletin her daim demokrasi hareketlerini susturmak için katliam yollarına başvurduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

    “Düşünün o dönem Maraş’ın binlerce yıllık geçmişi ve birçok medeniyeti içinde barındıran bir yapısı var iken ama şu an Maraş hem dünya kamuoyunda hem Türkiye kamuoyunda özellikle Aleviler kamuoyunda ‘kötü’ olarak anılmaktadır. O dönem nüfus potansiyelinin neredeyse yarısı Alevilerden oluşmakta iken katliam sonrası birçok Maraşlının toprağını, evini barkını bırakıp Türkiye ve Avrupa’ya dağılması esasında bir insan göçü, bir soykırım uygulamasıdır. Bu nedenle hangi inanca mensup olursa olsun yurttaşlık bağıyla bağlı olan bir vatandaşın güvenliğinden devlet 1. dereceden sorumludur. O nedenle bu katliamı öncelikle devletin aydınlatması lazım. Yargı önünde hesap sorması lazım.”

    “ALEVİLER HEDEF GÖSTERİLEREK İTİBARSIZLAŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Koluman, Alevi toplumunun da mücadele etmesi gerektiğini söyleyerek “Aleviler yıllardır baskı, zulüm gördü, halen de hedef gösterilerek Aleviler itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Örgütlerinin içi boşaltılarak boş bir örgüt yaratılmaya çalışılıyor. Amaç mücadele azmini kırmak gibi bir çaba olsa bile bu tür şeyler yıldırmamalı” ifadelerini kullandı.

    Cafer Koluman, toplumsal olarak Alevi toplumunun köklü değerlere sahip olduğunu belirterek şu konuşmayı yaptı:

    “Biz her daim insanı merkeze koyarak Hakk’tan geldik, Hakk’a gideriz anlayışıyla hareket ederek değerlerimize sahip çıkmamız lazım. Katliam gerçeğini her zaman hafızada diri tutarak mutlaka hesap sormamız lazım.

    Ne kadar kaos olursa olsun Alevileri temel değerlerinden temel yolundan uzaklaştırmamalı. Bugün Maraş’ta yaşanan neyse Kürtlere yaşatılan zulüm, katliam da aynıdır. Dolayısıyla sorunlar ortaktır o zaman çözümü de ortak bulmalıyız. Bu ülkede tüm mağdur edilen toplumlarla bir noktada ortaklaşarak üzerimizdeki bu kara dumanı dağıtabiliriz. Maraş Katliamı’nın hesabı sorulursa başka katliamların da önüne geçmiş oluruz. Maraş Katliamı’nın gerçekten hesabı verilmiş olsaydı, Sivas ve diğer katliamlar yaşanmazdı.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ‘Katledilen canları da, katledenleri de unutmadık’

    ‘Katledilen canları da, katledenleri de unutmadık’

    PİRHA-Alevi örgütleri, 42. yılında Maraş’ta katledilenleri andı. Maraş katliamı aydınlatılmadığı için Çorum, Sivas, Suruç ve Ankara katliamlarının yaşandığı belirtilen açıklamada, “katledilen canları da, katledenleri de, bu katliamlara seyirci kalanları da unutmadık” denildi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Maraş katliamının 42. yılı dolayısıyla yaptıkları eylemde, katledilenleri andı.

    Kadıköy İskele Meydanı’nda yapılan basın açıklamasına Maraş yöresi dernekleri ile ESP ve SGDF üyeleri de katıldı. SGDF’liler eylemde, “19 Aralık’ı unutma, unutturma”, “Katillerden hesabın gençlik soracak” yazılı dövizler taşıdı. Eylemde, “Maraş, Suruç, Ankara unutma unutturma”, “Maraş’ın hesabı sorulacak” sloganları atıldı.

    Maraş’ta katledilenlerin anısına yapılan saygı duruşunun ardından PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya açıklama yaptı. 42 yıl önce yüzlerce kişinin öldürüldüğü katliamın basit bir “Alevi-Sünni” düşmanlığı ile açıklanamayacağını söyleyen Kaya, 7 gün süren katliama müdahale edilmediğini hatırlattı.

    ‘HESAP SORULMADIĞI, HESAP VERİLMEDİĞİ SÜRECE UMUT GELMEYECEK’

    O günden bugüne bir şey değişmediğini ifade eden Kaya, Maraş katliamının faillerinin cezalandırılmamasının Çorum’u yaşattığını, ardından bu toprakların Sivas’ı, Gazi’yi, Roboski’yi, Suruç’u, Ankara’yı gördüğünü vurguladı. Kaya, “Bu saldırılar faili meçhul kaldığı sürece bir yenisi eklenmeye devam edecek. Mafyalar etrafa tehditler savururken, hakkını arayan madenciler yerlerde sürüklendiği sürece bu topraklara adalet gelmeyecek. ‘Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır’ diyen Bağlarbaşı camii imamı Mustafa Yıldız zihniyeti, hala aramızda gezdikçe bu topraklara huzur gelmeyecek. Çocuklara oyuncak götüren gençleri katledenlere ‘öfkeli gençler’ dendiği sürece, bu ülkeye umut gelmeyecek” dedi.

    ‘EŞİTLİK, ADALET İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ’

    Katliamlarla yüzleşilmesinin şart olduğunu ifade eden Kaya, şunları söyledi: “Bizler Maraş’ta kocasına ‘Beni sen öldür, onların eline bırakma’ diyen Ümmühan Doğan’ı, parçalandıktan sonra kazana atılıp, yakılan 14 yaşındaki Ali Tıraş’ı, karnında 8 aylık bebeğiyle katledilen Esma Suna’yı, kendi düğün gününde öldürülen Mehmet Ali’yi, Sivas’a türküleri ve semahlarından başka bir şey götürmedikleri halde yakılarak katledilen otuz üç canımızı, Ankara’da barış istedikleri için katledilen canları da, katledenleri de, bu katliamlara seyirci kalanları da unutmadık. Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız. Bu ülkedeki farklı inanç ve kültürlere mesafe koymadan, ötekileştirmeden, bu kan gölüne çevrilmiş topraklara barış, eşitlik ve adalet gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 7 Alevi örgütünden Maraş Katliamı açıklaması: Yüzleşmek şart!

    7 Alevi örgütünden Maraş Katliamı açıklaması: Yüzleşmek şart!

    PİRHA-1978 yılında yaşanan ve üzerinden 42 yıl geçen Maraş Katliamı’yla ilgili 7 Alevi örgütü ortak yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, 120 Alevi yurttaşın katledildiği, yüzlercesinin yaralandığı Maraş Katliamı ve diğer katliamlarla yüzleşilmesi gerektiği belirtildi. 

    19 -26 Aralık 1978’de Maraş’ta, resmi rakamlara göre 7 gün süren saldırılar sırasında 120 insan katledildi, yüzlerce insan katledildi. Alevilere yönelik katliamın 42. Yıldönümü nedeniyle 7 Alevi örgütü ortak bir açıklama yaptı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıfları Federasyonu ( AVF ), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Deneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) yaptıkları ortak açıklamada, “Katledenleri de, katliamlara seyirci kalanları da unutmadık. Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız” ifadelerini kullandı.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “1978 yılında Maraş’ta yaşanan ve resmi rakamlara göre 120 denilen ne yazık ki daha fazla kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin ise yaralandığı Maraş Katliamı’nın üzerinden 42 yıl geçti. Yaşanan bu katliam, basit bir “Alevi-Sünni” düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar alçakça yapıldı. Noktasına, virgülüne kadar hesaplanmış, planlı ve örgütlü bir saldırıydı ve 7 gün süren katliama hiçbir müdahalede bulunulmadı.

    “YOK ETME VE ÖLDÜRME ARZUSU İNSANLIK DIŞI BİR HIRSLA DEVAM EDİYOR”

    Peki ne değişti o günden bu güne? Hakkını arayanlara ve adalet isteyenlere yönelik, yok etme ve öldürme arzusunun, insanlık dışı bir hırsla devam ettiği topraklarda yaşıyoruz. Maraş Katliamı’nın faillerinin cezalandırılmaması Çorum’u yaşattı. Ardından bu topraklar Sivas’ı, Gazi’yi, Roboski’yi, Suruç’u, Ankara’yı gördü. Bu saldırılar faili meçhul kaldığı sürece bir yenisi eklenmeye devam edecek. Mafyalar etrafa tehditler savururken, hakkını arayan madenciler yerlerde sürüklendiği sürece bu topraklara adalet gelmeyecek. “Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır” diyen Bağlarbaşı camii imamı Mustafa Yıldız zihniyeti, hala aramızda gezdikçe bu topraklara huzur gelmeyecek. Çocuklara oyuncak götüren gençleri katledenlere “öfkeli gençler” dendiği sürece, bu ülkeye umut gelmeyecek.

    Laik, demokratik, özgür bir ülkede eşit haklarla, eşit koşullarda, barış içinde, birlikte, bir arada yaşama inadından vazgeçmeyen bizler; demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün yeşermesini istediğimiz bu coğrafyada katliamlarla yüzleşmenin şart olduğunu düşünüyoruz.

    “BU SALDIRILAR FAİLİ MEÇHUL KALDIĞI SÜRECE YENİSİ EKLENMEYE DEVAM EDECEK”

    Hakkını arayanlara ve adalet isteyenlere yönelik, yok etme ve öldürme arzusunun, insanlık dışı bir hırsla devam ettiği topraklarda yaşandığını vurgulayan açıklamada, “Maraş katliamının faillerinin cezalandırılmaması Çorum’u yaşattı. Ardından bu topraklar Sivas’ı, Gazi’yi, Roboski’yi, Suruç’u, Ankara’yı gördü. Bu saldırılar faili meçhul kaldığı sürece bir yenisi eklenmeye devam edecek. Mafyalar etrafa tehditler savururken, hakkını arayan madenciler yerlerde sürüklendiği sürece bu topraklara adalet gelmeyecek. “Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır” diyen Bağlarbaşı cami imamı Mustafa Yıldız zihniyeti, hala aramızda gezdikçe bu topraklara huzur gelmeyecek. Çocuklara oyuncak götüren gençleri katledenlere “öfkeli gençler” dendiği sürece, bu ülkeye umut gelmeyecek. Laik, demokratik, özgür bir ülkede eşit haklarla, eşit koşullarda, barış içinde, birlikte, bir arada yaşama inadından vazgeçmeyen bizler; demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün yeşermesini istediğimiz bu coğrafyada katliamlarla yüzleşmenin şart olduğunu düşünüyoruz.”

    “AKITILAN BUNCA KANIN HESABI SORULANA KADAR, HER ALANDA VAR OLACAĞIZ”

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Bizler Maraş’ta kocasına “Beni sen öldür, onların eline bırakma” diyen Ümmühan Doğan’ı, parçalandıktan sonra kazana atılıp, yakılan 14 yaşındaki Ali Tıraş’ı, karnında 8 aylık bebeğiyle katledilen Esma Suna’yı, kendi düğün gününde öldürülen Mehmet Ali’yi, Sivas’a türküleri ve semahlarından başka bir şey götürmedikleri halde yakılarak katledilen otuz üç canımızı, Ankara’da barış istedikleri için katledilen canları da, katledenleri de, bu katliamlara seyirci kalanları da unutmadık. Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız. Bu ülkedeki farklı inanç ve kültürlere mesafe koymadan, ötekileştirmeden, bu kan gölüne çevrilmiş topraklara barış, eşitlik ve adalet gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz.”

    PİRHA/ İSTANBUL