Etiket: maraş katliamı anması

  • Maraş katliamında yaşamını yitirenler Antalya’da anıldı!-VİDEO

    Maraş katliamında yaşamını yitirenler Antalya’da anıldı!-VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Tahtacılar Antalya Şubesi gençliği tarafından Maraş Katliamı’nın yıldönümünde anma etkinliği düzenlendi. HBVAKV Konuksever Cemevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen anmada, “Bugün sadece bir anma günü değil; bu ülkenin vicdanında açılmış yaranın tükenmeyen sızısını dillendirme, isyanımızı ve hafızamızı diri tutma günüdür. Maraş bir şehrin adı değil, küller arasında saklanan çığlıkların, yangına düşmüş evlerin, devrimin en masum yüzlerinin adıdır” denildi.

    Maraş Katliamı’nın 47. yıldönümü dolayısıyla yapılan anmaya; PSAKD Akdeniz Bölge Sorumlusu ve Şube Başkanı Adnan Arslan ile yönetim kurulu üyeleri, PSAKD Antalya Şube Başkanı Hasibe Akpınar, Üryan Hızır Ocağı Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba, Halk Evleri’nden Gülcan Şahin ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Sunuculuğunu Bahar Gezer’in yaptığı program, Maraş’ta ve tüm katliamlarda yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Ardından Maraş Katliamı döneminde öğretmenlik yapan bir kadının kaleme aldığı mektup okundu ve katliama ilişkin belgesel gösterimi yapıldı. Üryan Hızır Ocağı Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba’nın okuduğu gülbengin ardından AKD Antalya Şube gençliği tarafından semahlar dönüldü. HBVAKV gençliğinin seslendirdiği türkülerin ardından Maraş Katliamı’nı konu alan tek kişilik tiyatro gösterimi sahnelendi.

    Anmada konuşan HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Maraş Katliamı’nın 47. yılında bir araya geldiklerini belirterek, “Bu anmanın örgütlenmesinde emeği geçen gençlerimize yürekten teşekkür ediyorum. Bizler geçmişten günümüze yaşanan katliamları unutmayacağız, unutturmayacağız. Bundan sonra da bu tür katliamların yaşanmaması için gençlerimizle birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan ise konuşmasında, yaşanan acıların yanında direnişin de unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, “Biz hoşgörünün merkeziyiz. Bin kez mazlum olsak da bir kez zalim olmayacağız. Ancak Pir Sultan’ın direncini de asla terk etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Daha sonra söz alan Antalya Tahtacılar Derneği Başkanı Mehmet Akar ise yaptığı konuşmasında, Özellikle, Alevi toplumunun tarih boyunca sevgiden yana tutumunu ortaya koyan çok sayıda örnek bulunduğunu belirtti. Özellikle, 1978 yılında henüz ergenlik çağında olan Birgül Metin Sarıkaya’nın Maraş Katliamı’nda yaşadıklarını anlattığı Maraş’taki Çocuk adlı kitaba değinen Özellikle, Sarıkaya’nın yaşananlara rağmen kin değil barışı büyüten bir yaklaşımı benimsediğini aktardı.

    Sarıkaya’nın “Tutunduk yaşama ama barışla tutunduk, dostlarımıza sevgiyle yaklaştık; kin beslemedik. Bizim böyle bir inancımız yoktu. Sevgiyi ekecektik yüreğimize, sevgiyi büyütecektik” sözlerini hatırlatan Özellikle, bu sözlerin bugün torunlara fısıldanan bir hafıza ve direnç çağrısı olduğunu söyledi.

    Anma etkinliği, Maraş Katliamı’na ilişkin atılan sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

  • Adana’da Maraş Alevi Katliamı 46. yılında lanetlendi, katledilenler anıldı- VİDEO

    Adana’da Maraş Alevi Katliamı 46. yılında lanetlendi, katledilenler anıldı- VİDEO

    PİRHA- Adana Alevi Platformu, 46. yılında Maraş Alevi Katliamı’nı lanetleyerek, katledilenleri andı. Anmada katliam sorumluların yargılanması ve yeni katliamların yaşanmaması için Alevi örgütlülüğünün önemine vurgu yapıldı.

    Adana Alevi Platformu, Adana’da Maraş Alevi Katliamı’nı protesto ederek, bir anma gerçekleştirdi. Selman-ı Pak Kültür Merkezinde yapılan anmaya Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anma, katliamda yaşamını yitirenlerin anısına çerağ uyandırılmasıyla başladı. Maraş’la ilgili sinevizyon gösterimi yapıldı, deyişler okundu.

    Ardından Adana Alevi Platformu adına Hamit Karaoğullarından konuşarak, Maraş başta olmak üzere Sivas, Çorum, Suruç, Roboski, Ankara Gar katliamlarını unutturmayacaklarını, adaletin sağlanması için mücadeleye devam edeceklerinin altını çizdi.

    Avukat Kemal Derin ise 2008 yılına kadar Maraş’ta katliam anması yapılamadığına işaret ederek, “Biz 30 yıl boyunca neden anma yapamadık oturup düşünmeliyiz. Eğer tek tek bireyler olursak sadece birer damlayız ama bir olursak hepimiz bir deryayız. Alevi örgütlülüğü sayesinde bugün bu katliamları anıyoruz. Güçlü olan halkın örgütlü gücüdür” dedi.

    PİRHA/ ADANA

  • Adana Alevi Platformu: Maraş, taşeron faşist çetelerce kıyıma ve talana uğratıldı

    Adana Alevi Platformu: Maraş, taşeron faşist çetelerce kıyıma ve talana uğratıldı

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın yıl dönümünde bir açıklama gerçekleştiren Adana Alevi Platformu, Türkiye’nin hem toplumuyla hem de kurumlarıyla katliama suç ortaklığının yükünü taşımaya devam ettiğini belirterek, devletin bir an önce katliamla yüzleşmesi gerektiğine vurguladı.

    Adana Alevi Platformu, Maraş Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle İsmet İnönü Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. ‘Maraş katliamdır, Vicdanlarımızda yaradır, Yüzleşme ve adalet istiyoruz’ pankartının açıldığı açıklamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP), İnsan Hakları Derneği (İHD), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), KESK, DİSK, TMMOB, Emek Partisi (EMEP), Devrimci Gençlik Dernekleri üyelerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Yapılan açıklamada, Maraş Katliamı’nın 40’ıncı yıldönümünde Türkiye’nin hem toplumuyla hem de kurumlarıyla katliama suç ortaklığının yükünü taşımaya devam ettiğini ifade edildi.

    “TEKÇİ ZİHNİYET İNANÇLARI VE ETNİK YAPILARI KIYIMA UĞRATTI”

    Açıklama öncesi kısa bir konuşma gerçekleştiren Demokratik Alevi Derneği (DAD) Adana Şube Eş başkanı ve Şıx Çoban Ocağı Piri Zeynel Kete, şark ıslahat fermanı ile başlayan tekçi zihniyetin bütün farklı etnik yapıları, inançları, dinleri, ve mezhepleri kültürel ve fiziki kırıma uğratığını vurguladı.

    Bunun sonucu olarak resmi ideolojinin dışındaki bütün unsurlara yönelik planlı ve programlı bir şekilde katliama yöneldiğini belirten Kete, “Aleviler bu katliamlara uğrayan bir kesimi oluşturmaktadır. Yıllardır ahlaki, politik, demokratik bir yaşam süren Aleviler hedef kitleyi oluşturuyorlardı. Çünkü Alevilerin inancı, yaşamı, birey, toplum, doğa ilişkileri tekçi zihniyeti tedirgin ediyordu. Bundan dolayı bir program dahilinde Alevilere yönelik göçertme ve katliam başlatıldı. Maraş da bu katliam dahilinde yapılmıştır. Maraş Katliamı bir Alevi Sünni yada Türk-Kürt katliamı değildir. Tekçi zihniyet ile hakikati yaşayanlar arasındadır. Hak ile Nahak arasındadır. Alevi kemaleti, hakikati Türk-Kürt veya Alevi-Sünni ayrışmasını kabul etmez. Bizi birleştirecek ortak hakikatler vardır. Koçgiri’nin hesabı sorulsaydı Dersim olmazdı. Dersim Katliamı bilince çıkarılsaydı Çorum, Maraş olmazdı. Sivas, Gazi, Gezi, ve Roboski olmazdı” diye konuştu.

    “FAŞİST ÇETELER TAŞERONLUĞUNDA KIYIM VE TALAN GERÇEKLEŞTİ”

    Platform adına açıklamayı gerçekleştiren Hasan Mansur, Maraş ve benzeri katliamların provakatif söylemler ile kışkırtıldığı ve sonrasında faşist çetelerle bir bütün kıyıma ve talana dönüştürüldüğünü belirtererek, “Maraş Katliamı Hacı Çolak ile Mustafa Yüzbaşıoğlu isimli iki sol görüşlü öğretmenin öldürüldüğü 19 Aralık 1978 pazar gününe kadar beş günlük bir şiddet ortamı gerçekleşti. Cinayetle başlayıp katliam ile biten, maskeli-silahlı faşist çetelerden oluşan kana susamış imanla ateşlenmiş bu güruh, çoluk çocuk  ve kadın yaşlı demeden 111 Alevi yurttaşın hayatını kaybetmesine ve binlerce insanın Maraş’ı terk etmesine neden olmuştur. Yine halen hafızamızda tazeliğini koruyan 6-7 Eylül 1955 günü Rumlara ve Müslüman olmayan yurttaşlarımıza da karşı bir vandallık yaşanmış ve yine unutulmayacak acılar ve görüntüler ortaya çıkmıştır. O günde provakatif söylemlerle çeteler hortlatılmış ve bu örgütlerin taşeronluğunda yağmaya ve talana destek vermiştir” diye vurguladı.

    “DEVLET KATLİAM İLE YÜZLEŞMELİ”

    Mansur, bugün vicdanları kanatmaya devam eden katliamla ilgili, dönemin Başbakan’ının yıllar sonra çekmecesinden bir kağıt çıkarıp, kıyımın arkasında Milli İstihbarat Teşkilatı elemanlarının bulunduğunu itiraf ettiğinin altını çizdi. Maraş’ta bulunan sivil toplum örgütlerinin geçen gün yaptığı açıklamayı hatırlatan Mansur, bu değerlendirmenin hakikatten uzak olduğunu dile getirdi.

    Son olarak devlete katliam ile yüzleşme çağrısında bulunan Mansur şunları söyledi:

    Bu sebeple devlet aklı bu olup bitenlere bir türlü anlam veremedi. Veremediği için de sonrasında yine ülkemizde bir dizi cinayetler, toplu kıyımlar yaşandı. Çorum, Sivas, Malatya yaşandı. Devlet yine anlamadı. Cezaevleri, Gazi, Roboski, Gezi yaşandı ve onlarca insan devlet eliyle öldürüldü. Devlet yurttaşlarına dürüst olmak zorundadır. Ülkemizde olup bitenler tesadüf değildir. Devletin hukuktan kaçışı ile ilgilidir.”

    HABER MERKEZİ

     

     

     

     

     

    kesk disk tmob baro

  • DAD Ana Fatma Cemevi Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı- VİDEO

    DAD Ana Fatma Cemevi Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şube ve Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Maraş Katliamı’nın 40.’ncı yıl dönümünde anma gerçekleştirdi.

    DAD Ankara ve Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Maraş Katliamı paneli gerçekleştirdi. Dönemin katliam tanıkları, Yazar Özcan Öğüt, Veli Saçılık  ve Hüseyin Gevher’in panelist olduğu söyleşiye Alevi kurum ve siyasi parti yöneticilerinin yanı sıra birçok yurttaş katıldı.

    PSAKD Yenimahalle Batıkent Cemevi dedelerinden Cemal Şahin gülbenginden sonra açılış konuşmasını gerçekleştiren DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi eş başkanı Hasan Altun, “Maraş’ta Muaviye’nin günümüzdeki zihniyetinin MHP’li faşist selefi çetelerce vahşice planlı programlı bir katliam yaşatılmıştır. Katliamlarla yüzleşilmediği, araştırılmadığı sürece yine katliamların önüne geçilemez. Zaman sahipsiz değildir hak ve hakikat ışığında Maraş özelinde hakka yürüyen cümle canları bir kez daha sevgi ile anarken katilleri, koruyucuları ve onları yönlendiren faşist zihniyeti nefretle kınıyor, unutmadık, unutturmayacağız diyoruz” diye konuştu.

    “KATLİAMI YAPANLAR, ORADA BİR ARADA YAŞADIKLARI MARAŞLILARDI”

    Panelistlerden ilk olarak söz alan Yazar Özcan Öğüt, “Maraş’ta Kürt dediğiniz zaman insanların aklına Alevi gelir. Sünni dediğiniz zaman insanların aklına Türk gelir. Yani o dönem Maraş merkezde etnik ve dini anlamdaki bu zıt kimlikler bir arada yaşamaya başlayan bir sürece girmişlerdi.”

    Öğüt, bu zıt kimliklerin bir arada yaşama sürecinde siyasal ve ekonomik faktörlerin katliamı tetiklediğinin altını çizerek, “Özellikle Pazarcık’ın zamanında bataklık olup günümüzde ovaya dönüşen köylerinden Maraş kent merkezine “gelen bazı Aleviler” bu verimli topraklarının ticarette ekonomik avantajını yaşadılar. Düne kadar horlanan, inanç bağlamında da hiçbir şekilde kabullenilmeyen insanların sermaye de kendilerini rakip olduğu gören ve bundan rahatsız olan yerli ve milli bir Maraş sermayesi vardı. Orada yine araştırdığımızda görüyoruz ki, Amerika’nın ikinci kâtibi Alexander Peck Maraş’ta bazı sağcı iş adamlarıyla ve o zamanın faşist partisinden kişilerle bazı görüşmeler gerçekleştiriyor. Maraş katliamı ile ilgili dava sonucunda 1300 sayfanın üzerinde gerekçeli hükme baktığımızda oradaki tanıkların açıklamaları; şu an kapatılmaya çalışılan, kaşımayın denilen birçok şeyin nedenini anlamamıza yardımcı oluyor. Maraş Katliamında yargılanan 804 sanık Türkiye’nin en kalabalık sanıklı davasının sonucunda idam ve müebbet alanlar dahil hepsinin cezasız kaldığını, hatta ödüllendirildiklerini görüyoruz.” sözleriyle yaşananları özetledi.

    “MARAŞ KERBELA’NIN GÜNCELLENMİŞ HALİDİR”

    “Maraş’ta Karamaraş gibi Alevilerin yoğun yaşadığı bazı mahallelerde Yolboyu Köyü muhtarı Mehmet Mengücek öncülüğünde bir direniş başladı. Maraş’ta Alevi yoğun mahallelerde bu direniş olmasaydı, katledilen insanların sayısı çok daha fazla olurdu. Maraş’ta hayatta kalmayı başaran birçok Alevi hayatını Mehmet Mengücek’e ve onunla beraber direnip katledilen yoldaşlarına borçludur.” diyen Öğüt, birkaç saatte Kıbrıs’a çıkartma yapabilen Ordu Maraş’a ancak günler sonra cesetleri toplamaya gelebilmiştir. Ana karnındaki ceninden, 80 yaşındaki nineye kadar Alevilerin kitlesel olarak hedef alınıp hunharca katledildiği, bu toprakların gördüğü gelmiş geçmiş en kanlı katliamlardan biri olan Maraş Katliamı Kerbela’nın güncellenmiş hali’ olduğunu ifade etti.

    Öğüt sözlerine şöyle devam etti: “Dava tutanaklarına baktığımızda bu katliamda yaşamını yitirenlerin çok acı öyküleri var. Bunların en yürek yaralayanlarından birisi; Başlarında Cuma Y’nin bulunduğu bir grup saldırgan 80 yaşında bir gözü sağlam diğer gözü çok hafif gören Cennet Çimen’in evine yönelmişler. Faşist saldırganlar yaşlı kadın Cennet Çimen’i evinin içinden “gel nene, gel nene” diye dışarı çıkarmışlar, bu yaşlı ninenin ‘beni kurtarın’ diye feryatlarına aldırmayarak ayaklarından sürükleyerek yakındaki helâ çukurunun oraya getirmişler. Orada Cuma Y. bu yaşlı kadının az gören gözünü tornavida ile oymuş diğer saldırganlar da silah sıkarak Cennet Çimen’i orada katletmişler. Gözü dönmüş katiller bununla da yetinmeyerek öldürdükleri Cennet Çimen’i baş aşağı helâ çukuruna atmışlar ve üzerine bir at arabasını devirmişler.”

    “8 aylık hamile Esma Suna’nın başına gelenler de yürekleri parçalar. Esma Suna’nın doğumuna az kalmıştır. Saldırganlar Suna ailesinin evini silahlarla ateş altına alırlar, evin içine patlayıcı madde ve benzinli paçavralar atarlar. Sonra evin kapılarını kazma ve baltalarla kırarak içeriye giren faşistler, evde bulanan Fidan, Ali, Fikri ve Mehmet Suna ile Musa Funda’yı kurşuna dizerler. Fazlı ile Elif Suna da sopa ve satırlarla ağır yaralanır ve öldü diye bırakılır. Esma Suna, “Kocamı, kardeşlerimi öldürdünüz bari beni öldürmeyin hamileyim” diye yalvarır. Sopa ve satır ve şiş darbelerinden o da nasibini alır. Karnındaki bebeği kurtarmak için can havliyle sokağa fırlar. Ancak arkasından bu kez ateş ederek Esma’yı yere düşürürler. Öldü sanılarak bırakılır. Bir komşusu Esma gelini sırtlayarak devlet hastanesine götürmeyi başarır. Doktorlar Esma’nın yaralarının ağır olduğunu görür ve “Bari bebeği kurtaralım” diye sezaryenle bebeği çıkartırlar. Operasyon sırasında doktorlar gözyaşlarını tutamaz. Zira annesinin karnına aldığı darbeler nedeniyle bebek de annesi gibi ölmüştür”

     

    “ALEVİLERİN İŞ YERLERİ TALAN EDİLDİ”

    HDP İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher de 12 Mart sonrası 74-80 Aralık’da bir devrimci dalganın geliştiğini özellikle 77 sonlarına kadar çığ gibi gelişen toplumsallaşan bir özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin olduğunu kaydetti.

    Maraş’ın Pazarcık ilçesinde bulunan Kara Maraş Yürük Selim Mahallesi’nde Kürt Alevi kimliği olanların baskın nüfusta olduğunu ve orada devrimcilerin rahat çalışabileceğini kaydeden Gevher, mücadelenin bu iki mahallede kitleselleşmesi her zaman bu iki mahalleyi hedef tahtası haline getirdiğini belirtti.

    Gevher, sözlerine şöyle devam etti:

    “3 Nisan 1978 tarihinde Yörük Selim Mahallesi’nde eli silahlı yüzleri maskeli kişiler tarafından basılır. 16 Nisan’da 27 kişinin gözaltına alınması ile birlikte Türk Yıldırım kumandaları diye bilinen bir örgüt açığa çıkarır bildiğimiz gibi o dönemde Gladyo yapılanmaları her gün irili ufaklı katliamlar gerçekleştirdiler. Ama en kitlesel katliamlardan biri olan Kahramanmaraş Katliamı’nı da koşulların oluşturmak için işte büyük ölçüde bu Türk  Yıldırım  kumandaları diye bilinen Gladyo yapılanması toplumu terörize  etmeye çalışır. Sağda solda bombalar patladı bir 19 Aralık’ta toplu katliama yol açmak için bir bakıma çağrının örgütlendiği, propaganda yapıldığı bir film oynatılmaktadır çiçek sinemasında. Orada ses bombası patlamış hafif yaralanan olmuş, o bahane edilerek sokağa taşan orada bulunan kitle ve önceden hazırlanmış faşist çeteler saldırganlar devletin hiçbir müdahalesi olmadan en yakınındaki solcu diye bildikleri kurumlar başta olmak üzere Alevilerin iş yerleri  oraları talan etmişler yakıp yıkmışlardır. İki gün sonra ise sürekli tehdit edilen Türkler Üyesi Mustafa Yüzbaşıoğlu ve Hacı Çolak iki öğretmen katledilmişlerdir. Maraş Katliamı denince Maraş’ta hem Katliam hem de devrimci direniş vardır.”

    “19 ARALIK KATLİAMINDA KOLUM KOPTU”

    Sosyolog Veli Saçılık ise 19 Aralık cezaevi operasyonlarına değindi. Türkiye’de iktidara itiraz eden  aydınlardan, sanatçılardan, devrimcilerden, Kürtlerden, Alevilerden neredeyse hepsinin cezaevi ile tanıştığının belirten Saçılık, “80 sonrasına bakıldığında Diyarbakır ve Mamak Cezaevi’nin işkence ve direnişiyle anıldığını belirtti. Saçılık, Devletin cezaevlerinde bir amacı var. Bir kişiyi özgürlüğünden mahrum etmek değil, toplumu teslim almak, toplumu tek tip insana dönüştürmek, biat ettirmek ve itiraz etmez hale getirmek. 19 Aralık’a giden yolda esasında bu hedefin bir parçasıdır. 19 Aralık’ta gerçekleştirdikleri katliam temelinde hücre tipi cezaevi  vardır. 19 Aralık’a gelmeden önce Ulucanlar’da 10 devrimci katledildi,  dedi.

    “HÜKÜMET, TALEPLERE 10 DEVRİMCİYİ KATLEDEREK CEVAP VERDİ”

    “19 Aralık katliamı döneminde Ecevit, Anavatan ve MHP hükümeti vardır. Devletin buna 26 Eylül 1999 tarihinde 10 devrimci tutsağı katletmekle cevap verdi” diye vurgulayan Saçılık katliamın göz göre geldiğini hatırlattı. Saçılık, “Devlet görevlileri sanki bir yalan makinası gibi sürekli yalan uyduran bir makine gibi çalıştığını gördüm. Müdahale edilmeseydi kaçacaklardı, şu silahlar çıktı, bu silahlar çıktı, biz çok yalan uydurdular. Ardından benim yaşadığım 5 Temmuz 2000 tarihinde Burdur Cezaevi saldırısında hani isyan mı vardı, açlık grevi mi vardı hayır hiçbir şey yoktu. Sabah ranzam da oturuyordum ben diğer arkadaşlarım da öyle. Bolu kumanda Tugayı getirmişler içeriye daldılar, içeriye gaz bombası, ses bombası, her türlü delici kesici silah her şeyle saldırdılar ve gün boyu süren ve onların katliam girişimi, bizim direnişimizden sonra bizi sıkıştırdıkları küçücük 20 metre karelik bir yerde 61 kişiye içeriye buldozerle daldılar o sırada benim kolum koptu ve onlarca arkadaşım orada yaralandı” diye sözlerine ekledi.

    Gülseren Kılıç ve Mustafa Karabudak’ın Maraş üzerine söylediği ağıttan ve lokmaların pay edilmesinden sonra etkinlik son buldu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA