PİRHA- Marmaris’te imar ve ruhsat işlemleri üzerinden rüşvet, Uşak’ta ise ihale yolsuzluğu iddialarıyla yürütülen iki ayrı soruşturmada toplam 24 kişi gözaltına alındı. Uşak dosyasında operasyon üç ilde eş zamanlı yapıldı.
Bu sabah iki ayrı belediyeye yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturmaları kapsamında operasyonlar düzenlendi. Marmaris Belediyesi’nde imar ve ruhsat süreçlerine ilişkin iddialar üzerine 13 kişi gözaltına alınırken, Uşak Belediyesi’ne yönelik soruşturmada ise üç ilde eş zamanlı operasyon yapıldı ve aralarında Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın da bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı.
Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada, belediyede görevli bazı personelin otel, restoran ve çeşitli işletmelerin iskan ve ruhsat işlemlerinde usulsüzlük yaparak maddi menfaat sağladıkları iddiaları araştırıldı. Soruşturma kapsamında İmar Müdürlüğü’nde görevli bir personel, 4 bin dolar rüşvet aldığı sırada suçüstü yakalanırken, belediye binası ve şüphelilere ait adreslerde eş zamanlı aramalar gerçekleştirildi.
Operasyonda Belediye Başkan Yardımcısı, İmar Müdürü, mühendisler, zabıta yöneticisi ile belediye çalışanlarının yanı sıra müteahhit, esnaf, muhtar ve muhasebecinin de aralarında bulunduğu toplam 13 kişi gözaltına alındı.
Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında Uşak, Kocaeli ve Ankara’da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Soruşturmada, Uşak Belediyesi’nin ihalelerinde mükerrer faturalandırma yoluyla rüşvet alındığı, iş insanlarına baskı kurularak çıkar sağlandığı ve “bağış” adı altında toplanan paraların zimmete geçirildiği iddiaları yer aldı.
Operasyon kapsamında Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ile birlikte belediye yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürerken, her iki soruşturmanın da çok yönlü olarak devam ettiği bildirildi.
PİRHA- Marmaris’teki bir anaokulunda görevli olan öğretmen A. A., yanında staj yapan iki lise öğrencisine tacizde bulunma suçundan tutuklandı.
Muğla’nın Marmaris ilçesinde bulunan bir anaokulunda görevli öğretmen A. A., taciz suçundan tutuklandı.
Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, A. A. anaokulu öğretmenliği bölümünde okuyan ve yanında staj yapan C. Y. ile I. K. isimli iki lise öğrencisine sözlü tacizde bulundu. Öğrencilerin ihbarı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan A. A., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Savcılık ifadesinin ardından Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılan A. A. “Cinsel taciz” suçundan tutuklandı. Ayrıca A. A.’nın açığa alındığı belirtildi.
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, ekonomik sorunlar yaşadıklarını ancak bağışlarla ve yaptıkları etkinliklerle ayakta kaldıklarını söyledi. Elde edilen gelirlerle öğrencilere burs verdiklerini de belirten Akyol, Marmaris Belediyesi’nin kendilerine Marmaris’te cemevi yeri tahsis ettiğini, inşaatın yakında başlayacağını kaydetti.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, çalışmalarına ve gerçekleştirdikleri faaliyetlere ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“HER ALEVİ KURUMU GİBİ BİZ DE EKONOMİK SORUNLAR YAŞIYORUZ”
Alevi kurumlarının ekonomik anlamda sıkıntılarının her zaman var olduğunu belirten Mehmet Ali Akyol, “Burada bazı kurumların mekanları var. Onlara bir şey olmasa bile ayakta tutacak bir gelir akışları var. Ancak onlar da parmakla sayılabilecek sayıda. Onun dışında birçok kurum Pir Sultan Abdal Kültür Derneği de dahil olmak üzere ekonomik sıkıntılar yaşıyoruz” dedi.
“PSAKD MARMARİS ŞUBE 30 YIL ÖNCE KURULDU”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Marmaris Şubesi’nin 30 yıl önce kurulduğunu söyleyen Akyol, “30 yıldır buradayız ve 30 yıldır bağışlarla ayakta durmaya çalışıyoruz. Pir Sultan’ın levhasının burada olması bana göre Şah Kalender’in sancağı gibidir. Canlarımızın özverisi ile katkıları ile kurumumuz ayakta kalıyor” ifadesini kullandı.
Marmaris’te her yıl kadınların alanda etkinlikler yaparak derneğe ciddi gelir sağladıklarını belirten Akyol, şöyle devam etti:
“Senede 1 veya 2 defa derneğimiz adına bir organizasyon yapıyoruz. Elde edilen gelirlerle öğrencilere 4 yıldır burs veriyoruz. İşe 8 öğrenciyle başladık daha sonra 12 öğrenci ve en son 2023-2024 eğitim öğretim yılında 20 öğrenciye burs verir hale geldik. 17 üniversite öğrencisine 1.000 TL, 3 lise öğrencisine ise 500 TL yardım yapıyoruz. 2024-2025 yılı eğitim öğretim yılında ise 20 üniversite öğrencisine burs verme kararı aldık.”
Zaman zaman belediyelerden ve hükümetlerden belli talepleri olduğunu belirten Akyol, “Tabii bu taleplerimizİ göreve gelen hükümetler hep kulak arkası yaptı. Yerel yönetimlerle de aslında bir şey yapamadık, bir hak elde edemedik” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) Marmaris’te yerelde 25 yıldır iktidar olduğunu belirten Akyol, “Her dönem sözleri verildi ama yapılmadı. Son yerel seçimle birlikte gerek büyükşehirde gerekse Marmaris’te belediye başkanları değişti. Büyükşehir Belediye Başkanıyla seçimlerde cemevine arsa tahsisi ile ilgili protokol yapmıştık. Yapılan protokol gereği bir hafta önce cemevi yerimizi belirledik. Güzel bir yer oraya cemevimizi inşa edeceğiz. Arsa tahsisinden dolayı Maarmaris Başkanı’na ve Büyükşehir Belediye Başkanı’na çok teşekkür ediyoruz.
Şu anda cem yaptığımız bir mekan var ama bizim yerimiz milli parklara ait ve biz işgalci durumundayız. Defalarca bize yazı yazdılar orayı boşaltın yıkacağız, üniversite yapacağız diye. Bildiğim kadarıyla üniversite yapma projeleri tamamlandı. Biz de onlara ‘Bize cemevi için bir yer verin taşınalım’ dedik. Şimdi yerimiz belirlendi. Bu sezon sonunda inşaatımız da başlayacağız. Projede çiziliyor. Cemevimizin bulunduğu alan Marmaris’in Armutalan Mahallesi’nde 2,5 dönüm, güzel bir yer.”
“30 YILLIK MÜCADELE SONUNDA CEMEVİMİZE ARSA TAHSİSİNİ SAĞLADIK”
Cemevi yerinin 30 yıl yürütülen bir mücadele ile elde edildiğini belirten Akyol, “Kolay olmadı. Yaşanan bütün bu sürece rağmen sıkıntılı dönemler de oldu. Bu dönemde bu iradeyi gösteren her iki belediye başkanına teşekkür ediyorum” dedi.
Muharrem ayında verilen lokmalarla ilgili adeta bir kuşatılmışlığın yaşandığını belirten Mehmet Ali Akyol, “Diyanet iftar çadırları kuruyor, belediyeler iftar çadırları kuruyor, iş adamları kuruyor, biz de onların yaptığını yapmaya çalışıyoruz. Bizim inancımızda böyle bir şey yok. Cemevinde matemin yasını, matemin muhabbetini yapmadıktan sonra sadece yemek yemeyi doğru bulmuyorum” ifadelerini kullandı.
PSAKD Marmaris şubesi olarak semah ve bağlama kursları ile ilgili bilgi paylaşan Akyol, şunları kaydetti:
“Daha önce semah ve gençliğin bağlama kursları gibi çalışmaları vardı ancak bu gençlik artık hayata atıldı, bu gençlerin hepsi evlendi. İşyerini kapatıp bir araya getirmemiz mümkün olmadı. Arkasından gelecek gençlik ise yaratılamadı. Bu sadece yönetimlerin yapacağı bir şey değil. Tüm üyelerin de bu konuda duyarlı olması gerekiyor. Kızım, oğlum hadi git semah kursuna, saz kursuna demesi gerekiyor.”
“MARMARİS’TE YAPILAN BÜTÜN ETKİNLİKLERDE KADINLARIN ÇOK BÜYÜK EMEĞİ VAR”
Tüm yaptıkları organizasyonlarda kadınların büyük rol oynadığını belirten Akyol, “Yapılan bütün organizasyonlarda kadınlar görev alıyor. Şube olarak zaten bu bizim en büyük gelirimiz doğrudan bu tür organizasyonlarla oluyor ve öyle ayakta duruyoruz. Bu anlamıyla emek veren, çaba sarf eden tüm kadınlarımıza yönetim olarak teşekkür ediyoruz” dedi.
HER TÜRLÜ EYLEME DESTEK VERİYORUZ AMA BİZİM EYLEMLERİMİZE DESTEK GÖREMİYORUZ”
Marmaris’te yapılan eylem ve etkinlikleri demokratik kitle örgütleriyle birlikte yaptıklarını ifade eden Akyol, şöyle konuştu:
“Yapılan eylem ve etkinlikleri genel olarak diğer kurumlarla birlikte yapıyoruz. Benim sitemim bizim kendi sorunumuz olduğu zaman bizim dayanışma içerisinde olduğumuz insanları göremiyoruz. Mesela din eğitimi 4 yaş grubuna kadar indirildi. Burada siyasi partileri yanımızda göremedik. Sadece CHP’yi değil, TKP’yi, TİP’i DEM Parti’yi, Sol Parti’yi de göremedik. Zaman zaman sosyalist kanattan arkadaşlar anlamsız çıkışları oluyor ‘hala işte dinle mi uğraşıyorsunuz?’ diye. Hakikaten Alevi, Alevi toplumunun mücadelesini ve Aleviliği bilse veya bilseler böyle bir cümle kurmazlar.”
PİRHA-6 Şubat depreminin üzerinden aylar geçmesine rağmen hala depremzedelerin barınma sorunları devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, Marmaris’e gelen depremzedeler için gerek dernek binalarını gerekse de cemevlerini açık tutuklarını, ailelerin her türlü ihtiyaçlarını karşıladıklarını söyledi.
6 Şubat’ta Maraş merkezli depremlerin yaraları hala tam olarak sarılmadı. Depremin ardından hemen yardıma ve dayanışmaya koşan Alevi kurumları depremzedeler için faaliyetler yürütüyor.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, depremzedelere yönelik derneğin yürütmüş olduğu yardım faaliyetlerini PİRHA‘ya anlattı.
“DEPREMİN İLK GÜNLERİ GİYECEK KAMPAMYASI BAŞLATTIK”
Mehmet Ali Akyol, “Depremle ilgili çok ciddi bir çalışmamız oldu. Cemevini ve derneği sürekli açık tuttuk. Cemevi ve derneğe gelen malzemeleri kalem kalem yazdık, battaniyesinden giyeceğine kadar. İlk başta giyecekle ilgili bir kampanya başlattık. Yiyecek kampanyası başlatmamıştık, yiyecek kampanyasını buraya gelen depremzedeler için yaptık” dedi.
“DEPREM BÖLGESİNE YARDIMLARIMIZI ULAŞTIRDIK”
Marmaris’te topladıkları bir kamyon malzemeyi belediyenin tırı ile deprem bölgesine gönderdiklerini belirten Akyol, “Hatay’ın Defne ilçesinden üyelerimiz var. Burada 1-2 gün sonra depremin birçok ili kapsadığını öğrendikten sonra, Hatay Defne’de yıkım olduğunu öğrendik. Defnelilerin Marmaris’te epey nüfusları var. Genellikle de marketçilik yapıyorlar. Onların kampanya düzenlediğini ve tır kaldırdığını öğrendik ve ikinci biriken malzememizi onların kamyonu ile götürüp direkt olarak Hataylılar Derneği’ne verdik” diye ifade etti.
“MARMARİSE GELEN DEPREMZEDELERLE DİREKT İLİŞKİ GELİŞTİREMEDİK”
Marmaris’e gelen depremzedelerin kaymakamlık üzerinden AFAD bölgesine yerleştirildiğini söyleyen Akyol, “Buraya gelenler direkt AFAD bölgesine yerleştiriliyor, kaymakamlıktan izin alarak gidip görüşebiliyorsun. Bunlara yemek, giyecek götüremiyorsun, bir ilişki kuramıyorsun. Çünkü önlerine güvenlik görevlileri koymuşlardı. Akraba olursa, sadece güvenlik izniyle görüşebiliyorsun” dedi.
Bazı ailelerin kendilerini bizzat telefonla arayarak ‘oraya gelen ailelere sahip çıkın’ diye yönlendirdiklerini belirten Akyol, “Yönetimden bir kadın arkadaşla birlikte deprem bölgesinden gelenlere ulaşıp görüştük” diyerek şöyle devam etti:
“Depremzedelere dedik ki, temel ihtiyaçlarınızı bize liste olarak verin, çocuklarınızın yanında biz bunu getirmeyeceğiz, kapıya bırakacağız. Özellikle siz içeri alın kendiniz taşıyın çocuklarınız öyle görsün. Bizim desturumuzda bir elin verdiğini diğer el görmez. 3-5 arkadaşla alışveriş yaptık, getirdik, kapının önüne bıraktık. Telefonla bildirdik. Aileler kendileri alıp yukarıya çıkardılar.”
“DEPREMZEDELERE YARDIM EDERKEN RENCİDE ETMEDİK”
Çocukların okul kayıtlarından okul önlüklerine kadar ihtiyaçlarını giderdiklerini belirten Akyol, depremzedelere para yardımı yaptıklarını da ifade etti.
Marmaris’te 4 aileye yardım ettiklerini belirten Akyol, “Bunu kimseyle paylaşmadık, onları rencide etmedik, etmemeye de gayret gösterdik. Sadece yönetim kurulundan birkaç üye arkadaş biliyor. Yardımları böyle yapmaya çalıştık. Üyelerimizin bir kısmı hemen hemen her noktada görev aldılar. Bu tür şeylerde üyelerimiz her noktada görev alırlar. Gerek deprem olsun, gerek yangın olsun biz bir şey söylemeden arkadaşlar bu konuda harekete geçerler” diye belirtti.
“MARMARİSE GELEN DEPREMZEDELERİN SAYISINI BİLMİYORUZ”
Marmaris’e gelen depremzedelerin sayısı ile ilgili bilgileri olmadığını söyleyen Akyol, “Rakam olarak bir şey diyemiyoruz. Tam rakam veremem. Çünkü kaymakamlıkla AFAD bir kısmını 2 ay kalabilecekleri şekilde otele yerleştirdi. Bir kısmını da Turizm Meslek Okulu uygulamalı otel bölümü var, oraya yerleştirdi. Tam olarak rakam veremiyorum” dedi.
Marmaris’e gelen depremzedeler ile irtibat kuramadıklarını belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Marmaris Şube Başkanı Akyol, “Çünkü kaymakamlık görüşmemize izin vermiyordu. 2 -3 ay geçtikten sonra biraz gevşettiler. Şu an itibariyle bizim yardım ettiğimiz aile yok, devletin veya AFAD ‘ın yardım ettiği aileler var. Onun dışında Marmaris’te ne kadar aile var bilmiyorum” dedi.
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, şube faaliyetleri hakkında konuşarak, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak 2 yıldır 12 üniversite öğrencisine burs veriyoruz 2022-23 eğitim öğretim döneminde bu sayıyı 20 ‘ye çıkarmayı düşünüyoruz” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, şubelerinde gerçekleştirdikleri faaliyetler hakkında konuştu.
“EN ÇOK ÖNEMSEDİĞİMİZ ŞEY ÖĞRENCİLERE BURS VERMEK”
PSAKD Marmaris Şube olarak 2 yıldır 12 üniversite öğrencisine burs verdiklerini belirten Akyol, “Bu benim en çok önemsediğim alan. 12 öğrenciydi, bu yıl itibariyle 2022-2023 eğitim öğretim yılı içerisinde 20 öğrenciye çıkarmayı düşünüyoruz. Özellikle devletin öğrencilere 350 lira verdiği dönemde biz 500 lira veriyorduk devlet şimdi 800 liraya çıkardı, biz de önümüzdeki her ay 20 öğrenciye 850 çıkarmayı düşünüyoruz” dedi.
Yaz mevsiminde olmalarından kaynaklı turizm sezonu olduğu için faaliyetlerinin olmadığını aktaran Akyol, “Burada insanlar 14-15-16 saat çalışıyor. Tabii yaz dönemi içerisinde olduğumuz için bir faaliyetimiz yok. Kadınlarımız zaman zaman bir araya geliyorlar, yapabileceğimiz işler varsa yapılıyor. Örneğin bir fuar düzenlenmişti, kadınlar ciddi anlamda canla başla bir çalışma yaptılar. 23 gün boyunca gözleme yapıp sattılar ve derneğin bütçesine büyük katkı sağladılar. İşte o katkılarla öğrencilere burs ücretlerini ayarlıyoruz” diye konuştu.
“CEMEVİMİZ, VAR OLAN İHTİYAÇLARIMIZI KARŞILAMIYOR”
Cemevinin milli parklara ait olduğunu ifade eden Akyol, şunları ifade etti:
“Buraya üniversite yapılacağı için yıkılacağı söyleniyor. Bir mutfakla bir cemevi salonumuz var. Fakat altyapı ihtiyaçlarımızı karşılamıyor. Örneğin cenaze kalkacak o gün çok güneşli oluyor cenaze erkânımızı güneşin altında, çok yağmurlu oluyor yağmurun altında yürütüyoruz. Bu yıllardan beri böyle devam ediyor. Ne yerel yönetimlerden bize yer verme konusunda adım atılıyor, ne de kaymakamlıktan. Bir gün şurada diyor bir gün burada diyor sonra vazgeçiliyor. Belediyeden talep ettiğimiz yerler için yeşil alan diye karşılık görüyoruz. ‘Yeşil alan veremeyiz daha sonra soruşma geçiririz’ gibi endişe taşıyorlar. Bu sene artık yeter diyerek, cenaze erkânımızı güneşin, yağmurun altında yürütmek zorunda değiliz diyerek, alanın üstünü kapattık.”
Cemevinde daha önce gençlerin olduğunu ancak şu an gençliğin gelmediğini belirten Akyol, “Marmaris bölgesi olarak gençliğin en kötü dönemindeyiz. Bir jenerasyon vardı, semah ve folklor olmak üzere ayrı gruplardı. Fakat kesintiye uğradı. Her biri evlendi, çoluk çocuk sahibi oldu, iş ve aşı derdine düştüler. Buraya zaman ayıramadılar” dedi.
İki dönemdir şube başkanlığı görevinde bulunduğunu, bu dönem için aday olmayacağını ifade eden Mehmet Ali, bir kadının şube başkanı olmasını istediğini, kadınların yönetmesini istediğini söyledi.
“CEMEVİMİZDE DEDE YOK”
Hakk’a uğurlama erkanı hakkında da bilgi veren PSAKD Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol Akyol, “Dedemiz vardı fakat cem ekranı yürütmüyor sadece Hakk’a yürüme erkânlarımızı yürütüyordu. Maalesef dedemiz yok. Bir dedemiz vardı, o da kalp ameliyatı oldu. Bu tür hizmetlerde beni mazur görün dedi, kenara çekildi. Dede yokluğu devam ediyor. Cemler yürütürken farklı yerlerden farklı ocaklardan dedeler getiriyoruz. Bizim sorumuz aslında bir dede olmayışı. Emekli olmuş Marmaris’te oturan bir dede bulsak bizim için çok iyi olacak” şeklinde konuştu.
PİRHA- Hükümetin ÇEDES projesi kapsamında okullara imam ve din görevlileri atamasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, diğer alanlarda olduğu gibi Türkiye’de eğitimin de yağmalandığını vurguladı. Akyol, “Buradaki amaç cumhuriyetin ana temellerini tamamen ortadan kaldırarak, bir şeriat devleti kurmak” dedi.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı il/ilçe spor müdürlükleri/gençlik merkezleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi adı altında okullara imam atanmasına yönelik tepkiler yükseliyor.
Projenin amacının “Öğrencilerimizin millî, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerimizi benimseyen, koruyan, geliştiren ve kendi yaşantılarında inşa eden fertler olmalarına, çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış, bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, aklıselim, kalbi selim ve zevki selim sahibi, bedensel ve sosyal bakımdan dengeli bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak” olduğu iddia ediliyor. Ancak, projenin asıl odağında dini bir eğitim sistemini merkeze aldığı çok açık.
Anayasaya da aykırı olmasına rağmen, pedagojik eğitimi bulunmayan imam ya da Kur’an kursu öğreticileri, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere çeşitli illerde görevlendirilmeye başlandı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, okullara imam atanmasına ilişkin PİRHA’ ya konuştu.
Hükümetin cumhuriyetin ana temellerini tamamen ortadan kaldırmak istediğini belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, “Belki bir şeriat devletini arz ediyorlar. Bunu sadece buradaki hükümet, buradaki yürütme değil, bunun ciddi anlamda dışarıdaki servisler tarafından da desteklendiğine inanıyorum, bu bir gerçek” dedi.
“ÇEVRENİZE DUYARLIYSANIZ NEDEN ÇEVRE KATLİAMLARINA SES ÇIKARMIYORSUNUZ?”
Akyol, “Bugünkü yürütme, çeşitli denemelerden sonra imam hatiplerin alabildiğine önünü açtıktan sonra din derslerini bir ders yerine 3-5 derse çıkardı, başarılı olamadı şimdi de ÇEDES diye bir proje ortaya attı” ifadesini kullandı.
“Çevreme duyarlıyım, değerlerime saygılıyım, dediğinde aslında benim yaşadığım bu bölgede biraz da komik geliyor” diyen Aksoy, “Geçenlerde Muğla Şubeleri olarak Akbelen’de direnen arkadaşlara büyük bir kazan aşure götürüp dağıttık. Ben orada 10-12 gündür direnenler içerisinde bir tane imam görmedim. Bu nasıl çevreye duyarlılıksa bir tane müftü görmedim. Orada olmasına da gerek yok. Bunun bir çevre katliamı olduğuna dair bir demeç de duymadım. Çevreye duyarlı olmak, çevresindeki insana, çevresindeki börtü böceğe, çevresindeki hayvana, hayata saygı duymak ona sahip çıkmaktır. Duyarlı olmanın anlamı budur” diye konuştu.
DİN DERSLERİNİ ÇOĞALTARAK SONUÇ ALAMADILAR, ÇEDESİ DEVREYE SOKTULAR”
İzmir, Eskişehir gibi belli pilot bölgeleri seçip orada uygulamaya geçeceklerini söyleyen Akyol konuşmasına şöyle devam etti:
“Buradaki okullara imam atayacaklar. Bu imamlar gereken bilimsel eğitimi almamış, sadece dini eğitim almış. Öğrenciye ne verebilir? Pedagojik olarak ne verebilir, ahlaki olarak, bilimsel olarak ne verebilir? Bu iletişim çağında biz nesilleri bilimsel bir gerçekliğe dayandırarak yetiştirmek zorundayız, doğmalardan artık kurtulmak zorundayız. Biz eğer bu dünyada ülke olarak var olabileceksek bilimi ve bilgiyi yakalamak zorundayız. Çağımızın en önemli değerlerinden bir tanesi bilgi. Şu anda o bilgiyi yakalamadığımız sürece, doğma düşüncelerle sonumuz Ortadoğu’daki Afganistan’daki gibi bir rejimidir.”
“HERKES KARŞI ÇIKMALI”
“Yarım yamalak bir demokrasi var, o da tamamen altüst edildi” diyen Akyol,” Yağmalanmadık bir şey kalmadı. Şimdi de eğitimimiz yağmalanıyor. Aslında buna dur demek gerekiyor. Buna dur demek sadece Alevi toplumuna has bir şey değil, bu ülkede yaşayan her bir bireye düşen bir görev” dedi.
Akyol, “Karanlığa gitmememiz için önümüzün aydınlık olması gerekiyor” diyerek, “Bizim hünkarımız binlerce yıl önceden demiş ‘İlimden gidilmeye yolun sonu karanlıktır’ diye. Buna bile bu çağda hala 1000 yıl sonra bile erişemiyorsak, bu cümleyi kavrayamıyorsak hala tarihin tekerleğini geriye doğru götürmeye çalışıyorsak, bu topluma yazık, günah, bu insanlığa yazık, bu topraklara yazık. Bilimin teknolojinin geldiği bir çağda böyle bir şey savunmak bile gerçekten üzücü” şeklinde konuştu.
“ZAMLARIN ALLAH TARAFINDAN GELDİĞİNE İNANAN BİR TOPLUM YARATILMAK İSTENİYOR”
“Yürütmenin verdiği zamların Allah’tan geldiğine inanan bir nesil yaratılıyor. Bu nesli daha da çoğaltmak istiyorlar. Bunun bizi götüreceği yer karanlıktır” diyen Akyol, Alevi kurumlarının ve Eğitim-Sen’in öncülüğünde 16 Eylül’de İzmir’de büyük bir miting yapacağını hatırlattı.
Okullara imam atanması sorununun sadece Alevilerin sorunu olmadığının altını çizen Akyol, “Bu sorun gerçekten kendisinin laik, demokrat, muhafazakâr, liberal olarak hisseden, yaşayan bütün kesimlerin sorunu olması gerekiyor. Özellikle kadınlar bu konuda düşünmeleri gerekiyor. Bugün Afganistan’da olanlar belli. Tarihimizde yaşadığımız şeyleri görüyoruz. Burnumuzun dibinde diğer Irak’ta, İran’da yaşananları görüyoruz. IŞİD diye bir örgüt çıkardılar ortaya, onların zalimliğini gördük. Bu bizi bir yere götürmeyecek. Gerçekten üzülüyoruz.”
PİRHA- Yerel yönetimlerin Alevilerin oruç açma ve lokmalarını paylaşımına maddi ‘destek’ sunmasının kabul edilemeyeceğini söyleyen PSAKD Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, “Kaymakamlıktan ya da belediyelerden kesinlikle herhangi bir maddi talepte bulunmayız. Çünkü biz kendi yağımızla kavruluyoruz, talebimiz yoktur. Belediyeden veya bir başka yerden gelen malzeme ile aşure yapılmasını doğru bulmuyoruz” dedi.
Alevilerin matem ayı olarak bilinen Muharrem ayında 12 gün oruç tutuldu. Oruç sonrası aşure paylaşılmaya devam ediyor.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, Alevi toplumunun oruç açma ritüelinin, çadır kurma gibi benzeşmelere gittiği eleştirisinde bulundu.
“ORUÇ AÇMALARIMIZ SON YILLARDA İFTAR SOFRALARINA DÖNÜŞTÜ”
Akyol, Alevi toplumunun son dönemlerde farklı inançların oruç açma ritüeline benzeştiği eleştirisinde bulunarak, “Şehirleşme ile birlikte matem ayında bizimkilerde cemevlerinde toplu oruç açma gibi bir ritüel gelişti. Canlar kendi gücü oranında orucunu açardı. Ama şehirleşme ile birlikte Ramazan ayında belediyelerin veya Diyanetin kurduğu iftar çadırı galiba bizde de oluştu. Bir benzeşme, bir imrenme gibi durum oluştu. Biz bu sene Anadolu’da nasıl oruçlar açılıyorsa onun gibi yaptık ama bu ayın 13’ü (13 Ağustos) itibariyle aşuremizi yapacağız. Marmaris’te geleneksel olarak aşuremizi 30 yıldır yapıyoruz. Bu gelenek böyle başladı, böyle devam ediyor. Aşuremize büyük bir katılım oluyor, binlerce insan geliyor. Bu dönemde de uygulayacağız” dedi.
Yerel yönetimlerin Alevilerin oruç açma ve lokmalarını paylaşımına maddi ‘destek’ sunmasının ve cemevi yönetimlerinin bunu kabul etmesinin doğru olmadığını ifade eden Akyol şöyle devam etti:
“Son dönemlerde belediyelerin ve kaymakamlıkların vermiş olduğu yardımlarla aşure yapılması doğru değil. Matem ayının sonunda kendi ekonomik durumuna göre verebileceği lokma neyse odur. Bunun sınırı kesinlikle yoktur; az verir çok verir hiç önemli değil. Ama kendi öz kazançlarından vermeleri gerekiyor. 30 yıldır Marmaris’te buna tenezzül etmedik. Ne belediyeden ne de kaymakamlıktan böyle bir şeyi talep etmedik. Zaman zaman ilçenin kaymakamı da aşuremizde bulunmuştur ama biz kaymakamlıktan kesinlikle herhangi bir maddi veya lokma talebinde bulunmayız. Çünkü biz kendi yağımızla kavruluyoruz. Bundan sonra da talebimiz yoktur. Belediyeden veya bir başka yerden gelen malzeme ile aşure yapılmasını doğru bulmuyoruz.”
13 AĞUSTOS’TA AŞURE LOKMASI PAYLAŞILACAK
Akyol, 13 Ağustos’ta gerçekleştirecekleri aşure lokmasına tüm canları davet ederek, “Lokmalarımız toplanıyor, ayın 13’ünde lokmamızı pişireceğiz. Aşure öncesi deyiş ve nefeslerle semahımızı döneceğiz” diye konuştu.
PİRHA-PSAKD Marmaris Şubesi Başkanı Mehmet Ali Akyol şube faaliyetleri ile ilgili yaptığı açıklamasında “Benden sonra da bir kadın arkadaşımızın başkan olmasını istiyoruz. Bunun çabası içerisindeyiz ve çok da iyi olacağına inanıyorum. Keşke bulabilsek de bu Yol’u yürüten bir kadın gelip posta oturabilse” dedi. Akyol, cemevinde gençlerin olmadığını belirterek, Marmaris’teki Alevi asimilasyonuna da dikkat çekti.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şubesş Başkanı Mehmet Ali Akyol şube faaliyetlerine ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Marmaris PSAKD olarak 30 yılı geride bıraktıklarını belirten Akyol, 700 üyelerinin olduğunu söyledi.
Marmaris’te 17 bin civarında Alevi nüfusunun olduğunu kaydeden Akyol, dernek faaliyetleri ile ilgili olarak şunları söyledi:
“Muharrem ayı döneminde Burdur’dan Mehmet Turan Dede ve Gani Pekşen hocamız geldi. Onlarla birlikte çok güzel bir Muharrem sohbeti gerçekleştirdik. Mehmet Turan Dede Alevi inancımızın biraz da batıni yönüyle Yolumuzu tarihsel süreçten alıp günümüze kadar getirip anlattı. Kendi içimizdeki her renge ve düşünceye tahammül etmemiz gerektiğine inanıyorum. Batıni olarak düşünen ve bu Yol’u sürdüren yoldaşlarımız veya diğer anlamda geleneksel olarak bu Yol’u sürdüren dedelerimiz, pirlerimiz, mürşitlerimizin hepsine de saygımız var. Yolumuz bir tabi ve bu şekilde devam ettirmek zorundayız.”
“KEŞKE BİR KADIN POSTA OTURABİLSE”
7 kişilik yönetime dair de konuşan Akyol, “7 kişilik yönetimin 4’ü kadın, 3’ü erkek. Yönetimin kadın ağırlıklı olmasını istiyoruz. Benden sonra da bir kadın arkadaşımızın başkan olmasını istiyoruz. Bunun çabası içerisindeyiz ve çok da iyi olacağına inanıyorum. Keşke bulabilsek de bu Yol’u yürüten bir kadın gelip, posta oturabilse. Kadının dini anlamda kanaat önderi olması bizim için çok daha anlamlı olacağını düşünüyorum. Çünkü Alevi inancının kadına bakışı diğer dinlerden çok farklı. Batıya karşı da bir örnek olacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“GENÇLİK KONUSUNDA BOŞLUĞUMUZ VAR”
Akyol, gençlere ve kadınlara yönelik çalışmaları ise şöyle anlattı:
“Yönetimde bir kadın komisyonumuz var. Geçen pazar günü aşuremizi yaptık. İşi omuzlayıp, götüren, emek veren kadınlardı. Gençlerimizle ilgili bir sorunumuz var. Burası tatil yeri olduğu için gençlerimiz altı aylık bir süre içerisinde günde 12, 14, 16 saat çalışıyorlar. Yaz döneminde bize zaman ayıramıyorlar. Gençlik konusunda bir boşluğumuz var. Bunu itiraf etmemiz gerekiyor. Cemevimiz, gecekondu türünde derme çatma bir yer. 160 metre karelik bir alana kurulu. Bir morgumuz, bir de küçük bir mutfağımız var. Bütün düğünümüzü, nişanımızı, 40 yemeğimizi, cemimizi, diğer etkinliklerimizi de cemevinde yapıyoruz. Orası bizim evimiz ve sosyal, kültürel çalışmalarımızı da orada yürütmek zorundayız. Ama aktivite odalarımız yok. O konuda da sıkıntılıyız.”
“CEMEVİMİZ İÇİN YENİ BİR YER BELİRLENMEDEN TAŞINMAYACAĞIZ”
Şube binasının yıkılma tehlikesinden de bahseden PSAKD Marmaris Şubesi Başkanı Mehmet Ali Akyol şunları kaydetti:
“Cemevimizin bulunduğu alan geçmişte Marmaris Beldibi Belediyesi’ne ait bir yerdi. Muğla, Büyükşehir Belediyesi olunca Beldibi belediyelikten düştü, mahalle oldu. Açık ifade etmek gerekirse o zamanki Beldibi belde belediyesini yürüten de MHP’li bir belediyeydi. O zaman cemevimizin bulunduğu yer Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne tahsis edilmişti. Cemevimizin bulunduğu yerin statüsü de milli emlak, milli ormanlık bir alan içerisinde. Şimdi oraya bir üniversite yapılacağından dolayı üniversiteye verildiği söyleniyor. Orada bulunan ve eskiden Beldibi Belediyesi’ne ait binaların hepsini yıktılar. Sadece biz kaldık. Bize de yıkmamız için 3, 4 defa yazı geldi. Biz de çıkmayacağımızı, yıktırmayacağımızı, buranın bir çivisini bile söktürmeyeceğimizi söyledik. Cemevimiz için bir yerin gösterilmesiyle taşınacağımızı ifade ettik.”
“BÜYÜK BİR ASİMİLASYON YAŞANMIŞ”
Mehmet Ali Akyol, ilçedeki Alevi nüfusuna dair ise “Marmaris’te Bektaşiler var. Büyük bir asimilasyon yaşanmış ve o asimilasyonla birlikte Sünnileşmişler. İnsanlar, “Türkiye’ye Kırım’dan gelmişiz” diyor. “Dedenin ismi ne?” dediğimde; “Dedemin ismi Zeynel Abidin, Hasan Ali” diyorlar. Fakat bu insanlara bakıyorsun tamamen asimile olmuşlar” dedi.
PİRHA- Hükümetin cemevlerinin statüsünü tanımadıktan sonra dedelere ve çalışan personele maaş bağlanmasının bir anlam ifade etmeyeceğini belirten PSAKD Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, “Bu doğru değil. Bugüne kadar nasıl gelmiş ise bundan sonra da öyle devam etsin” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şube Başkanı Mehmet Ali Akyol, AKP hükümetinin Alevilere yönelik politikalarına ve dedelere maaş bağlanmasına ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
“DEVLETTEN MAAŞ ALAN DEVLETİN DÜDÜĞÜNÜ ÇALAR”
Cemevlerinin statüsünü tanımadıktan sonra dedelere ve çalışan personele maaş bağlanmasının bir anlam ifade etmeyeceğini belirten Akyol, “Belki böyle bir şey olduğu zaman ilerde Diyanetin altında görevli olarak çalıştırırlar. Diyanet 12 Eylül darbesi olduğunda, Kenan Evren ne dediyse camilerde hutbe olarak onu okuttu. Daha sonra Özal ve sonrasında gelen tüm başbakanlar Diyanete ne dediyse onu okundu. Şimdi de AKP hükümeti iktidarda, Tayyip Erdoğan ne diyorsa onu okuyor. Bu devletin dini. Devletten maaş alan devletin düdüğünü çalar. Bu da bizi yolumuzdan şaşırtır, yolumuzdan çıkarır, asimilasyonun kapılarını açar. Hiçbir dede buna heves etmesin, böyle bir şeye girmesin” dedi.
“BUGÜNE KADAR NASIL GELİNDİYSE ÖYLE DEVAM ETSİN”
Aleviliğin binlerce yıldır var olduğunu ve bugünlere geldiğinin altını çizen ve son 20, 25 yıldır bir Alevi aydınlanması yaşandığını aktaran Akyol, “Yolu yürütme değil nereden maaş alıyorsa oranın talimatını okuyacak, oranın emirlerini yerine getirmeye çalışacak. Bugüne kadar nasıl gelmiş ise bundan sonra da öyle devam etsin” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- Son haftalarda iktidarın iznindeki şirketlerin eliyle Muğla, Dersim ve Erzincan’da yaşanan ekolojik tahribatın toplumsal varlığa saldırı olarak nitelendiren Yeşil Sol Parti İzmir Eş Sözcüsü Hüseyin Çağlar, “İktidarın kolluk güçlerinin de desteği ile yandaş şirketler ülkenin dağlarına, ormanlarına, derelerine ve yaşam alanlarına saldırıyor. Adeta bütün bir ülkenin dağlarını, ormanlarını, paranın yeşili dışında doğanın yeşilini yok etmeye yemin etmişler” diye konuştu.
İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği ve Yeşil Sol Parti İzmir İl Örgütü, son haftalarda Muğla, Dersim ve Erzincan’da yaşanan ekolojik talana ilişkin Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
‘Marmaris’te Yakılan, Dersim’de Kesilen Ormanlar , İliç’te Zehirlenen Sular Senin Geleceğindir. Haramilere Dur De!’ pankartının açıldığı ve sık sık, ‘İklimi Değil Sistemi Değiştirir, Fırat Altındağ Değerlidir, Havama Toprağımı Suyuma Dokunma’ sloganları atıldığı açıklamaya HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemelbay’ın yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
“OTEL OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ”
Çağlar, bir avuç sermaye şirketi ve onların çıkarları için hareket eden iktidar eliyle ülkenin geri dönülmez bir yıkıma doğru sürüklendiğini belirterek, “Bir kez daha gördük ki, önceki yıllarda yaşananlardan hiçbir şey değişmemiş. Dereler yine taştı, evler, işyerleri sular altında kaldı. İktidar yetkilileri yine bildik cümlelerle halkın yaralarını saracaklarını söylemeye devam ettiler. Yine bilindiği üzere geçtiğimiz hafta Marmaris ilçesi Amazon koyunda başlayan ve aralıksız beş gün devam eden yangın, yetersiz önlemler ve gecikmiş müdahaleler nedeniyle 4.500 hektarlık kızılçam ormanının yok olmasına neden oldu. Fakat bizler geçmiş dönemde yaşanan ekolojik yıkımlar ve ranta dayalı projelerden biliyoruz ki, bu olay sıradan adli bir olay olarak görülmemelidir. Son yıllarda yaşananlar bize bir şey öğretti “ Otel olmayan yerden duman çıkmaz” dedi.
SİİRT, BİNGÖL VE ŞIRNAK’TAKİ AĞAÇ KIYIMI
Dersim’deki orman yangınlarıyla birlikte Siirt, Bingöl ve Şırnak’ta güvenlik güçlerinin kontrolünde gerçekleşen ormanlık alandaki ağaç kesimlerini hatırlatan Çağlar, “Ülkenin ormanları bir yandan çıkan/çıkarılan yangınlarla diğer yandan Siirt, Bingöl ve Şırnak başta olmak üzere güvenlik güçlerinin kontrolünde özellikle iktidara yakın firma ve kişilere ihale edilen ormanlık alanlardaki ağaç kesimleri ile yok edilmektedir. Son bir haftadır ise Dersim’in Hozat ilçesi Boydaş ( Samosi) köyünde, güvenlik güçleri korumasında ağaç kesimi gerçekleşmekte ve köylülerin alana girişine bile izin verilmemektedir. Bahse konu bölgeler maden ruhsatı verilen maden sahalarıdır. Ekolojimiz ve doğal yaşamımızın önemli bir parçası olan ormanların kıyımının adı, batıda sabotaj bölgede ise güvenlik önlemidir” ifadelerini kullandı.
“MADENİN KAPATILMASI GEREKİYOR”
İktidar ve kolluk güçlerinin de desteği ile yandaş şirketlerin ülkenin dağlarını, ormanlarını, derelerini ve yaşam alanların adeta saldırırcasına talan ettiğini söyleyen Çağlar, “Bunun son örneğini geçen hafta Erzincan İliç’te yaşadık. Kanada ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold şirketine ait altın madeninde siyanürü taşıyan boru patladı. 20 ton siyanür Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç Barajı’na karıştı. Bakanlık ‘çevre kirliliğine neden olan altın madenine “EN ÜST SINIR” olan 16 milyon 441 bin TL idari para cezası uygulandığını ve madenin faaliyetlerinin geçici olarak durdurulduğunu açıkladı. Bakanlığın ‘çevre kirliliği’ dediği olay aslında Türkiye’yi zehirleyen çevre felaketidir. Üst sınırdan ceza bu yok oluşu engellenemez, kapasite artışının red edilmesi ve madenin kapatılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.
Çağlar son olarak eko yıkıma karşı mücadele çağrısında bulundu.
Muğla’nın Marmaris ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangına havadan ve karadan müdahale sürüyor. 435 kişi ise evlerinden tahliye edildi.
Marmaris’te çıkan orman yangınının 4. gününde de havadan ve karadan müdahale sürerken; 400 hektarı aşkın alanda etkili olan yangın, 5 ayrı noktada ilerliyor. Şu ana kadar 29 kişi yangından etkilenerek hastaneye kaldırıldı. 435 kişi ise evlerinden tahliye edildi.
Öğle saatinden sonra rüzgarın hızının artacağını belirten Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, alevleri bu saate kadar kontrol altına almaya çalışacaklarını, aksi durumda çalışmaların daha da zorlaşacağını açıkladı.
Yangının Muğla Büyükşehir Belediyesi Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi yakınlarına kadar gelmesi üzerine orman ve itfaiye ekipleri, alevlerin önüne geçmek için güvenlik koridoru açtı.
Alevlere, sabahın ilk saatlerinden itibaren havadan da müdahale edilmeye başlandı.
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, yaklaşık 3 bin 417 hektarlık alanın zarar gördüğü aktarılırken, şunları ifade edildi:
“Yangın henüz kontrol altına alınmamış olup, Yeşilbelde Mahallesi’nin üst kısımlarında, Değirmenyanı Mahallesi’nin doğu tarafında ve Asparan Mevkii ile Katı Atık Depolama sahasının çevresinde stabil devam etmektedir. Hava araçları saat 06:00 itibari ile çalışmaya başlamıştır. Resmi olmayan rakamlara göre, yaklaşık 3.417 (4.813 Futbol Sahası) alanın zarar gördüğü tespit edilmiştir. 292 personel, 142 araç ve yardımcı ekipmanlarımızda sahadayız.”
Ankara Büyükşehir Belediyesi de, Marmaris ilçesindeki orman yangınını söndürme çalışmalarına destek için bölgeye 14 araç ve 32 personel gönderdiğini açıkladı.
PİRHA- Muğla Marmaris’te orman yangını devam ederken, 2 bin 881 hektar arazinin zarar gördüğü 103 ev tahliye edildiği belirtildi.
Muğla Marmaris ilçesinde başlayan orman yangını 3 gündür sürüyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi yaptığı açıklamada Değirmenyanı Kürardı mevkiinde soğutma çalışmalarının devam etiğinin ifade ederken, yangının Kırzeytinlik mevkii ile Börtübet, Yediadalar ve Honoz tepesinde devam ettiği aktarıldı.
Yangın nedeniyle şu ana kadar resmi olmayan rakamlara göre 2 bin 881 hektar alanın zarar gördüğü, 103 ev, 274 kişi, 83 hayvan ve 52 aracın da tahliye edildiği bildirildi.
Öte yandan yangının devam ettiği alanlara müdahale devam ediyor.
Muğla’nın Marmaris ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın üçüncü günde devam ediyor. Havadan ve karadan müdahale ediliyor.
Muğla’nın Marmaris ilçesinin Hisarönü Mahallesi Bördübet mevkisinde ormanlık alanda 21 Haziran’da henüz belirlenemeyen nedenle başlayan yangın devam ediyor.
Dün akşam saat 20.17 sıralarında Marmaris Belediye Başkanı Mehmet Oktay, “Maalesef ki yangında 24 saat geride kaldı. Dün karanlık bastırmadan alevlere müdahale edebilmek için bölgeye gece görüşlü helikopter desteği istemiştik. Öğrendik ki envanterde yokmuş” demişti. Marmaris Belediyesi ise saat 00.00 sıralarında “Değirmenyanı’nda alevler çoğaldı, hepimizi zor bir gece daha bekliyor” ifadelerini kullanmıştı.
Orman işçileri ve itfaiye ekipleri, gece boyunca yangına karadan müdahale etti. Yangına, sabahın ilk saatlerinden itibaren havadan da müdahale edilmeye başlandı.
PİRHA- Marmaris’teki Amazon Koyu’nda orman yangını çıktı. Yangın, rüzgarın etkisiyle kısa sürede yayıldı. Çevre illerden takviye ekipler yangın bölgesine sevk edildi.
Marmaris Amazon Koyu’nda kızılçam ağaçlarıyla kaplı ormanda, saat 20.00 sıralarında yangın çıktı.
Bölgeden yükselen dumanları görenler, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. Yangın, rüzgarında etkisiyle kısa sürede geniş alana yayıldı.
Alevlerin Otluk Koyu’na doğru hızla ilerlediği belirtildi. Yangına helikopterlerle müdahale edilirken, kara ekipleri de bölgeye yönlendirildi.
HAVA KARARINCA MÜDAHALE SONA ERDİ
Kızılçam ağaçlarıyla kaplı ormanda çıkan yangına helikopterle sürdürülen müdahale, havanın kararmasıyla sonlandırıldı.
Muğla orman ekipleri yangına müdahaleye devam ederken, İzmir, Antalya ve Denizli’den de çok sayıda arazöz ve orman işçisi sevk edildiği bilgisi verildi. Yangını söndürme çalışmaları devam ediyor.
PİRHA-Marmaris Kızılbük Koyu’nda Simpaş GYO tarafından hukuksuzca sürdürülen otel inşaatına Milletvekili Murat Çepni tepki gösterdi. Doğa tahribatı yapıldığını vurgulayan Çepni, “Burası resmen işgal edilmiş durumda. Ormanlık alan, kamuya ait alan kapatılmış, şirket tarafından resmen çökülmüş” dedi.
HDP İzmir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Murat Çepni, Muğla’nın Marmaris ilçesinde Simpaş şirketi tarafınca sürdürülen otel inşaatına dair çarpıcı bilgiler paylaştı.
Yurttaşlarla inşaat alanına giden Milletvekili Murat Çepni, Marmaris’teki doğa katliamının devlet kurumlarının izinleri ile gerçekleştiğini ifade etti.
“BURADA DEVLET ELİYLE BİR SUÇ İŞLENİYOR”
ÇED raporları alınmadan inşaatın yapıldığını söyleyen Murat Çepni, şu aktarımda bulundu:
“Hiçbir hukuki dayanak olmadan bu inşaat başlamış durumda. En çok ormanın yandığı yerdeyiz biz. Şimdi de bu şirketler, bu inşaatlarla burayı bir kez daha katlediyorlar. Burası işgal ve şantiyenin girişi. Buranın çok ötesinde bir km geride kurulmuş. Bizi içeri sokmamaya çalıştılar. Valiliğin ve Kaymakamlığın, emniyet güçlerinin gözü önünde yaşandı bunlar. Buradan sadece üç beş tane şirket, üç beş tane patron cebini dolduracak. Simpaş denen şirket sanki devletin sahibi gibi burada büyük bir özgüvenle, çok rahatlıkla bu inşaatı devam ettiriyor, denizi katlediyor, ekosistemi katlediyor ve burayı işgal ediyor. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sesleniyorum, İçişleri Bakanlığına sesleniyorum; burada devlet eliyle bir suç işleniyor. Şunu söylesinler Simpaş devlettir desinler o zaman. Eğer devlet değilse hangi anayasaya bağlı bunlar? Bu suça ortak olan herkes, ama bugün ama yarın hesap mutlaka verecek.”
PİRHA- Alevilerin tepkisine rağmen AKP hükümeti yetkililerinin Alevi kurumlarına ziyaretleri devam ediyor. Muğla Valisi Orhan Tavlı ve beraberindeki heyet Marmaris ve Datça’daki cemevlerini ziyaret ederek ‘ihtiyacınız var mı?” diye sordu.
AKP iktidarı Alevi toplumunun taleplerini mahkeme kararlarına rağmen tanımazken, İçişleri Bakanlığı yetkililerinin, Türkiye genelindeki birçok cemevini ziyaret ederek, maddi eksikliklerin tespiti ve karşılanması noktasında başlayan ziyaretleri sürüyor.
Beraberinde birçok tartışmayı da gündeme getiren bu çalışmalar, cemevlerinin ‘kültür merkezi’ olarak tanımlanması, dedelere maaş bağlanması, cemevinin su ve elektrik giderlerinin karşılanması ve Diyanet benzeri ‘Alevi Cemaati Başkanlığı’ kurulması gibi başlıklar etrafında kamuoyuna yansıdı.
İçişleri Bakanlığı danışmanlarının 58 ilde 1585 cemevine gerçekleştirdiği ihtiyaç ziyaretlerinin bir devamı da Muğla Valisi Orhan Tavlı tarafından gerçekleştirildi.
Beraberindeki heyet ile cemevi yöneticileri ve üyeleriyle bir araya gelen Muğla Valisi Orhan Tavlı, cemevlerinin sorunlarını, ihtiyaçlarını, taleplerini karşılamak istediğini belirtti. Özellikle Datça Cemevi arsasının tahsisi ve bağımsız cemevi yapılmasıyla ilgili süreci yakından takip ettiğini söyleyen Vali Orhan Tavlı’nın halk ve devletin birlikte Datça’ya cemevi yapacaklarını söylemesi şaşkınlıkla karşılandı.
Oysaki bugüne kadar Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerini tanımayan, kamusal haklardan faydalanmasının önüne geçen hükümetin bu vaatleri Alevi toplumunda tepki ile karşılanıyor.
HDP Marmaris İlçe Örgütü binasına sabah saatlerinde silahlı saldırıda bulunan A.T.D. (28) gözaltına alındı. HDP İlçe Eşbaşkanı Güven Göknar, saldırıdan partilerini hedef gösterenleri sorumlu tuttu.
Muğla’nın Marmaris ilçesinde sabah saatlerinde HDP İlçe Örgütü binasına yönelik silahlı saldırı gerçekleştirildi. Parti binasına saldıran bir şahsın olduğu ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri gönderildi. Olay yerine ulaşan polisler saldırıyı gerçekleştirdiği belirlenen A.T.D.’yi (28) gözaltına aldı. Saldırganın saldırıda kullandığı silah da ele geçirildi.
FAİL DAHA ÖNCE DE SALDIRMIŞ
HDP ilçe binasına ticari taksiyle gelen A.T.D.’nin 2018 yılında da aynı şekilde HDP ilçe binasının camını kırdığı ve ‘mala zarar verme’ suçundan hakkında işlem yapıldığı tespit edildi.
MA‘ya konuşan HDP Marmaris İlçe Eşbaşkanı Güven Göknar, saldırının sabah saat 06.00 sıralarında gerçekleştiğini belirtti. Elinde pompalı tüfekle parti binası önüne gelen saldırganın parti binasına ateş açıp, 4 şarjör boşalttığı söyleyen Göknar, “Saldırıda ilçe binasının camları kırılmış. İlçedeki eşyalara zarar vermiş. Komşular polislere haber vermiş. Bunun üzerine polisler olay yerine gelerek, olay yerinde saldırganı gözaltına almış” dedi.
“PARTİMİZİ HEDEF GÖSTERENLER SORUMLU”
İlçe Eşbaşkanı, parti binalarına 2018 yılında da saldırdığı ortaya çıkan A.T.D.’nin psikolojisinin bozuk olduğu yönünde servis edilen bilgilere de tepki gösterdi. Göknar, “Saldırganın psikolojisinin bozuk olduğunu söylüyorlar. Psikolojileri bozuk olanların hepsi HDP’yi mi buluyor? Bile isteyerek yapılan faşizan bir saldırıdır” dedi ve saldırıdan partilerini hedef gösterenleri sorumlu tuttu.
Bu arada PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Muğla-Aydın Bölge Sorumlusu Ethem Şahinoğlu, duyar duymaz ilk gidenlerden olduğunu belirterek, “Çünkü biz mağdur ve mazlumların yanındayız” dedi.
PİRHA-Marmaris ile İçmeler kara yolu üzerinde bulunan ormanlık alanda sabah saatlerinde yangın çıktı. Orman Genel Müdürlüğü çıkan yangına müdahale eden bir personelinin hayatını kaybettiğini duyurdu.
Marmaris ile İçmeler kara yolu üzerindeki Pamucak mevkiinde sabah saatlerinde yangın çıktı. Yangının nedeni henüz belirlenemezken alevler kısa sürede yayıldı.
Alevlere Muğla Orman Bölge Müdürlüğü bünyesindeki 4 helikopterin yanı sıra İzmir ve Denizli’den gelen 2 helikopter, arazözlar, dozer, su tankerleri ve çok sayıda orman işçisinin yanı sıra Muğla Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri de müdahale ediyor.
Muğla Valisi Orhan Tavlı, yangına çok sayıda ekiple müdahale edildiğini ve alevlerin kontrol altına alınmaya çalışıldığını belirterek; “Bölgede etkili olan rüzgâr söndürme çalışmalarını olumsuz etkiliyor. Ekipler rüzgarın yön değiştirmesine göre hareket ediyor. Çevre ilçe ve illerden çok sayıda takviye ekip yangın bölgesine geliyor” şeklinde açıklama yaptı.
Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ise yangına müdahale eden bir personelinin hayatını kaybettiğini açıkladı. OGM’nin Twitter hesabından yapılan paylaşımda personelin nasıl hayatını kaybettiği hakkında bilgi verilmedi.
PİRHA- HDP Marmaris İlçe Örgütü Deniz Poyraz’ın katledilmesine dair açıklama yaptı. Açıklamada, “Deniz ve binlerce yoldaşımızın mücadelesine yakışır şekilde bu ülkeye barışı ve demokrasiyi getirene kadar bir an bile olsun duraksamadan onurlu ve haklı yürüyüşümüze devam edeceğiz. Gün susma günü değil gün faşizme karşı bir arada durma, kenetlenme ve haykırma günüdür” denildi.
Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yapılan saldırıda katledilen Deniz Poyraz, kadınların zılgıtları eşliğinde toprağa sırlanırken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Marmaris İlçe Örgütü, Deniz Poyraz’ın katledilmesine dair açıklama yaptı.
“Denizlerimiz tükenmeyecek, poyrazımız esmeye devam edecek” pankartının açıldığı açıklamayı HDP Marmaris ilçe Eş Başkanı Güven Göknar yaptı.
HDP İzmir il binasına yapılan saldırının planlı ve sistematik bir katliam girişimi olduğunun altını çizen Göknar, “Kaostan beslenen iktidarın yarattığı siyasi iklimin sonuçlarından biridir. İktidarın, partimizi hedef haline getirmesinin ardından saldırıların gerçekleşmesi bir tesadüfe değil, siyasi iradenin zeminini sağladığı planlı saldırılara işaret etmektedir.”
Göknar, katliamın, iktidar blokunun oluşturduğu siyasi iklimin ürünü olduğunu belirterek, şunları dile getirdi:
“7 Haziran’ı unutmuyoruz”, “Bunlar daha iyi günleriniz” diyen ve HDP’lileri “haşerelere” benzeterek açık katliam çağrısı yapanların sesleri karanlık odakların planlarında ve tetikçilerin katliam girişimlerinde karşılığını bulmuştur. Bu saldırı içeride ve dışarıda sürdürülen Kürt düşmanlığının sonucudur. Deniz yoldaşımıza sıkılan kurşun Kürt halkına, demokratik siyasete ve HDP’nin temsil ettiği ortak yaşam iradesine sıkılmıştır. Güvenliği sağlamakla görevli siyasi iktidar ve emrindeki kolluk kuvvetlerinin Türkiye halkları açısından açık şekilde güvenlik sorunu oluşturduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.
Bilinmelidir ki, İzmir’de katliam girişiminin gerçekleştirildiği 17 Haziran 2021 günü sadece Türkiye demokrasisi adına değil, Türkiye halklarının bir arada yaşaması adına da önemli eşiklerden biridir. 17 Haziran’dan sonra her gün, Türkiye halklarının geleceğini karanlığa sürüklemek isteyenlere karşı dayanışmanın ve bir arada yaşamın savunulması gereken tarihi bir gündür.”
Muhalefet partileri ve tüm toplumsal kesimler bu kritik sürecin farkında olarak tutum belirlemeli ve hareket etme çağrısında bulunan Göknar, “Vakit kaybetmeden tüm demokrasi güçleri halklarımızın geleceğine dair demokratik ilkeler etrafında müzakere ederek çözüm önerileri geliştirmelidir” diye konuştu.
“CESARET FAŞİZMİN EN BÜYÜK PANZEHİRİDİR”
“Demokratik ve özgür bir geleceği ancak bir araya gelerek inşa edebiliriz” diyen Göknar, “Bugün HDP’nin yanında olmak toplumsal bir sorumluluktur. Bu sorumluluktan kaçmak önümüzdeki yılları karanlık bir tabloya çevirebileceği açıkça ortadadır. Karanlığı aydınlığa çıkarmanın yolu cesaretten geçer ve bu günler Türkiye halklarına dair sözü olanların cesaret testinden geçtiği günlerdir. Cesaret faşizmin en büyük panzehiridir” ifadelerine yer verdi.
“GÜN SUSMA GÜNÜ DEĞİL GÜN FAŞİZME KARŞI BİR ARADA DURMA GÜNÜDÜR”
Göknar, “Deniz ve binlerce yoldaşımızın mücadelesine yakışır şekilde bu ülkeye barışı ve demokrasiyi getirene kadar bir an bile olsun duraksamadan onurlu ve haklı yürüyüşümüze devam edeceğiz. Gün susma günü değil gün faşizme karşı bir arada durma, kenetlenme ve haykırma günüdür” sözleriyle açıklamayı sonlandırdı.
PİRHA-Veli Baba Sultan Ocağı evlatlarından Veli Türkarslan, Marmaris’teki cenaze erkanlarında Arapça dua ve Fatiha okunmadığını vurgulayarak, “Alevi inancı dogmatik değil, akıl ve bilimden yanadır. Bizler çağdaş ve uygar insanlar olarak, cenaze erkanlarımızda, 500 yıl evvel birilerinin takmış olabileceği takkeyi kullanmayız” dedi. Türkaslan, elinden geldiğince hizmetlerini Yol’a uygun biçimde yürüteceğini söyledi.
Alevi Yol önderleri, cenaze erkanlarının Alevi inancına uygun biçimde yürütülmesi için görüşlerini aktarmayı sürdürüyor.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Marmaris Cemevi Dedesi, Veli Baba Sultan Ocağı evlatlarından Veli Türkarslan, Muğla’nın Marmaris ilçesindeki erkanlarda Arapça dua ve Fatiha okunmadığını vurgulayarak, “Alevi inancı dogmatik değil, akıl ve bilimden yanadır” ifadelerini kullandı.
Veli Türkarslan, konuyla ilgili Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy’un tüm söylediklerini destekleyerek “Çağdaş ve uygar insanlar olarak, cenaze erkanlarımızda, 500 yıl evvel birilerinin takmış olabileceği takkeyi kullanmayız” dedi.
KADINLAR, TÜM ERKANLARDA ÖNDE!
“Bizim erkanlarımızda bilim, mantık, sosyoloji, felsefe vardır” diyen Veli Türkarslan, tabutların üzerine serilen Arapça yazılı yeşil örtüyü ise kullanmadıklarını söyledi.
Veli Türkarslan, cenaze erkânlarında “Neden Fatiha okunmadı?” yönünde bir şikayetin söz konusu olmadığını da dile getirerek şunları söyledi:
“Marmaris’te yürüttüğüm cenaze erkanlarında kadınları ön tarafa, erkekleri ise arkalara alıyorum. Önce Hakk’a yürüme, birleme erkanı, sonra rızalık isteme, en son da toprağa sıralama erkanı okuyorum. Hiçbirinde bir tane dahi Arapça kelime, dua kullanmıyorum. Ve katılanlar içerisinde sosyalist, devrimci, ilerici canlarımız da oluyor. İçerisinde deist, ateist olanlar da var. Onlar dahi ‘Dedem, bizler öldüğümüz zaman aynı bu şekilde bizi sırla’ diyorlar. Yürüttüğümüz erkan, onlar tarafından da çok hoş karşılanıyor. Kısacası; geçmişten gelen takkeye, cübbeye kesinlikle karşıyım.”
“ERKANLARIMIZI CEMAL CEMALE YAPIYORUZ”
Veli Türkarslan, Muğla’nın Marmaris ilçesindeki erkanlarda kadınların neden önlerde yer aldığını ise şu sözlerle anlattı:
“Ozanlarımızın, cenaze erkanlarında, duvaz imam söylerken üçüncü duvaz imamda 12 imamların ismi geçerken kadınlar ayağa kalkıyor. Onun sebebi ise; kadınlar ‘Pir Sultan Abdalları, Nesimileri, Kul Himmetleri bizler yarattık. Bunlar bizim evladımız, canımızdır’ diyerek gururla ayağa kalkıyorlar. Kadınlar, bizde güneştir, erkekler ise ay. Semahlarımızda da aynı şekildedir. Çünkü kadın, güneştir, yaratandır, anadır. Erkekler ise kadının etrafında aydır. Bu anlamda kadınlar Ana Sultan’dır. Bu sebeple erkanlarda kadınların arkalarda kalması benim açımdan doğru olmuyor. Çünkü arkada kalan kadınlar figür gibi kalıyor. Bu sebeple erkanlarımızda kadınları özellikle ön kısımlara alıyorum. Ayrıca bu erkanları cemal cemale yürütüyorum. Halka oluşturup can cana, cemal cemale şeklinde… Zaten canların cemali bizlerin kıblesidir. Kıble bizde insanın cemalidir. Ona niyaz ediyor, ona hizmetimizi ediyoruz.”
“İSLAMİ UYGULAMALARI ERKANLARIMIZDAN UZAK TUTUYORUZ”
Post dedesi değil, ancak dede evladı olduğunu da vurgulayan Veli Türkarslan, elinden geldiğince hizmetlerini Yol’a uygun biçimde yürüteceğini belirterek, neden yeşil örtü kullanmadıklarını da anlattı. Erkanlarda sadece kırmızı örtü kullandıklarını söyleyen Türkarslan şöyle devam etti:
“İki defa Arapça yazılı yeşil örtü geldi fakat kabul etmedim. Bizler, tabutların üzerine iki tane kırmızı örtü seriyoruz. Birini masanın, diğerini ise tabutun üzerine açıyorum. Kırmızı, bizde Kızılbaşlığı temsil ediyor, dik duruşumuzu, onurumuzu temsil ediyor. İslami uygulamaları (sünni-şii) cenaze erkanlarımızdan uzak tutuyoruz. Şimdiye kadar da yürüttüğümüz cenaze erkanından herkes memnun.”
Veli Türkarslan’ın üzerinde durduğu bir diğer konu ise bazı cemevlerinde Kur’an kurslarının olması tartışmasıydı.
“Bizler Ehlibeyt’in yolundan gidiyoruz. Gittiğimiz yol şimdiki o Muaviye’nin yazdığı Kur’ana bağlı değil. Zaten onun için 1400’lü yıllardan beri Anadolu’da hep Telli Kur’an ve onu dillendiren Dilli Kur’an ozanlarımız katledilmiştir. Şeyh Bedreddin, Nesimi gibi… Genelde dedelere dokunmamışlardır. Dedeler, kendini geriye almış bu nedenle hep katledilenler ozanlarımız olmuştur. Onun için gerçek ozanlar dilli ve telli Kur’anlardır. Yani şimdiki Muaviye’nin Kur’an’ına bağlı değiliz. Bu mirası en güzel şekilde gelecek kuşaklara da aktaracağız. Cemevlerinde kesinlikle Kur’an kursları olmamalı. Bunu reddediyorum. Zaten Kuran’ı Türkçe okuyup anlayanlar Alevi, Kuran’ı okuyup anlamayanlar Sünni, Kuran’ı okumadan savunan da yobaz olur.”