Etiket: matem ayı

  • Musa Kargın Dede: Şah Hüseyin’in boyun eğmemesi zalime karşı bir direnişin özüdür-VİDEO

    Musa Kargın Dede: Şah Hüseyin’in boyun eğmemesi zalime karşı bir direnişin özüdür-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi Cemevi’nde Muharrem Cemi yürütüldü. Musa Kargın Dede, “Muharrem orucuna değinerek, “Elbette ki burada Şah İmam Hüseyin’in duruşu ve boyun eğmemesi zalime karşı bir direnişin özüdür” dedi. 

    Aleviler, Muharrem Orucunu tutmaya başladı. Yas Orucu olarak bilinen oruç 12 gün sürüyor. Öncesinde Masum-u Paklar Orucu, Fatma Ana Orucu tutuluyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi Cemevi’nde Muharrem Orucu’nun 9. gününde bir araya gelinerek oruçlar açıldı, Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın Dede’nin katılımıyla sohbet gerçekleşti.

    Cemi Musa Kargın Dede yürütürken zakirliği ise Kargın Dede Ocağı’ndan Ali Şeyhmus Çobanoğlu ile Ağucan Ocağı’ndan Ali Atabay yaptı. Ceme ayrıca Ağucan Ocağı’ndan Dede Ünsal Ulugerçek de katıldı.

    “HÜSEYİN’İN DURUŞU ZALİME KARŞI DİRENİŞİN ÖZÜDÜR”

    Rızalık alınmasıyla gerçekleşen cemde konuşan Musa Kargın Dede, Muharrem orucuna değinerek, “Elbette ki burada Şah İmam Hüseyin’in duruşu ve boyun eğmemesi zalime karşı bir direnişin özüdür. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin ‘Ey Yezit’ diyor “Senin deden, dedeme vermiş olduğu sözü yerine getirmedi, baban babama vermiş olduğu sözü yerine getirmedi, Sen mi diyor bana vermiş olduğunuz sözü yerine getireceksin. Sizde insani duygu yok. Siz namertlikle diyor yıkanmış birer varlıksınız diyor. Ama gün gelecek elbette ki mazlumun hakkı beyan olduğu zaman meydana çıktığı zaman sizin burnunuzdan fitil fitil alınacak’ diyor. Bu süreç 40 gündür, hani diyorlar ya 40’a varır, Kerbela’nın yası. Çünkü 40’ına kadar Hüseyin’in ve diğer yarenlerinin başları Yezid’in sarayında ablukadadır. Başları alıyorlar. Medine’ye giderken geliyorlar tekrar Kerbela’da başları gövdelerin yanına defnediyorlar. Bu süreç 40 gündür. Onun için yok üç, beş, yedi değil önemli olan niyettir. Bir günde tutarsanız 40 gündür, 40 günde çıkarsanız bir gündür. Niyetleriniz Hakk’ın defterine kaydolsun” dedi.

    Musa Kargın Dede’nin okuduğu nefesler ve dönülen semahlar sonrasında lokmalar pay edildi.

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

     

  • Balkız: Belediyelerin bağışı ile aşure kaynatmanın kültürümüzde yeri yok-VİDEO

    Balkız: Belediyelerin bağışı ile aşure kaynatmanın kültürümüzde yeri yok-VİDEO

    PİRHA – Yazar Ali Balkız, devlet kurumlarının, Muharrem ayında Alevi kurumlarına ‘yardım’ adı altında yürüttükleri politikaları eleştirerek, “Çağımızda, ne yazık ki başta iktidar olmak üzere iktidarın diğer temsilcileri de Alevilere büyük bir taarruz halindeler” dedi. Balkız, Alevilerin asimilasyon politikalarına karşı direnmeyi sürdüreceğini kaydetti. 

    Muharrem Orucu bugün 7. gününde. 12. günün sonrasında aşure paylaştırılacak. Bazı Alevi örgütlerinin belediyelerin yardımıyla aşure hazırlaması Alevilerin eleştirilerine neden oluyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) önceki dönem genel başkanlarından Yazar Ali Balkız, iktidarın, belediyeler aracılığıyla yaptığı Muharrem Orucu yardımlarına ilişkin değerlendirme yaptı. Balkız, belediyelerin, Muharrem ayı ve aşure için yardımlar yapmasını eleştirdi.

    “HÜSEYİN’İ HÜSEYİN YAPAN BOYUN EĞMEMESİDİR”

    Ali Balkız, Aleviliğin temelinde boyun eğmenin olmadığını vurguladı. Balkız, Alevi toplumunun, zalimin zulmüne boyun eğmemesi gerektiğini belirterek, “Aleviler ve Alevi olmayan vicdan sahipleri şu günlerde oruç tutuyorlar. Oruçlarını Kerbela’da Hz. Hüseyin ve yoldaşlarının, Muaviye oğlu Yezid’in orduları tarafından katledilmiş olmasının anısına, hatırasına tutuyor. İslam için o tarihte siyasi tartışma kimin halife olacağı tartışmasıydı evet ama özünde bu bir siyasal, sosyal ve hiç kuşku yok ki sınıfsal bir özellik taşıyordu. Hz. Ali ve oğlu Hüseyin, Muaviye ve Yezid’e biat etmemişlerdi. Onun üstünlüğünü kabullenmemiş ve boyun eğmemişlerdi ve o yolda da Hüseyin, Kerbela’da öldürüleceğini bile bile atının sırtında gitti. Yakın akrabalarıyla birlikte kanının son damlasına kadar savaştı ve hayatını verdi. Hüseyin’i Hüseyin yapan bu tavırdır, boyun eğmemesidir, zalimin zulmüne evet dememesidir, ona karşı çıkmasıdır. Belki ondan önceki tarihlerde de Spartaküs ve benzer yiğitler vardı. İnsanlık var olduğu müddetçe de olmuştur. Zalimler ve mazlumlar, egemenler ve o egemenlerin yönetme biçimine itiraz edenler olmuştur” dedi.

    “BİR YASTIR, BİR PAYLAŞIMDIR”

    Muharrem Orucu’nun kadim bir anlayış olduğunu belirten Balkız, sözlerine şöyle devam etti:

    “Muharrem Orucu İslamiyet ve Kerbela ile de Aleviliğe intikal etmiştir. Ama Alevilik Kerbela’dan mı başlar, Horasandan mı başlar, Sümerlerden mi başlar, Orta Asya’dan mı başlar, Anadolu’dan mı başlar, Hünkar Hacı Bektaş-ı Veliden mi başlar, Pir Sultan’dan mı başlar; kim nereden başlatıyor olursa olsun temel anlayış hak, hukuk aramak, özgür, laik insan olmak üzerine kurulu isteklerin bir bütünüdür. Muharrem Orucu insanların kendi dilleri, dinleri, kültürleri, coğrafyaları ile kendi yaşam tarzı ve anlayışlarıyla başka uluslarla birlikte barış içerisinde yaşamasının olanaklarını arama eylemidir aynı zamanda. Bir yastır, bir paylaşımdır… Biz sadece bayramı, doğumu, düğünü, güneşi, ayı paylaşmayız, aynı zamanda üzüntülerimizi de paylaşırız, ölülerimizin matemini de paylaşırız, yenilgilerimizi de paylaşırız. Acıları paylaşa paylaşa azaltırız, sevinçlerimizi paylaşa paylaşa çoğalttığımız gibi. Bu bir ritüeldir, bir anlayıştır.”

    “ALEVİLERE SALDIRI HALİNDELER”

    Ali Balkız, Alevilerin kentlere gelmesiyle birlikte yaşayış biçimlerindeki farklılıklara da değindi. Balkız, iktidarın yardım adı altında yaptıkları asimilasyon politikalarını eleştirerek şunları söyledi:

    “Aleviler bunu kadim olarak uzun yıllardan bu yana yapagelmişlerdir ama geldiğimiz şu günlerde, 1950-60’lardan başlayarak Alevilerin kente gelmeleri ile birlikte devletle daha iç içe, Sünni komşuları ile daha kapı komşu oluşları onları kendi yaşam alanlarındaki geleneksel olarak yaşadıkları Aleviliğin artık kent koşullarında yeniden uyarlanması haline getirmiştir. Cemler artık otantik anlamda bildiğimiz cem olmaktan çıktığı gibi oruç tutuşumuz da ne yazık ki kentte özelliklerinden kaybetmiş. Cemde, köyde kimin evinde nesi varsa o getirilir az olandan az çok olandan çok aynı tencereye girer, pişer lokma olur ve canlara dağıtılır. Artan da nüfus başına pay edilir. Yani herkesten varlığına göre alınır, herkese ihtiyacına göre verilir. Bu bize neyi hatırlatır? Aleviler yüzyıllardır bunu yaşarken Karl Marx daha doğmamıştı. Şimdi buradan hareket edecek olursak kentlerde Aleviler oruç tutacaklar, oruçlarını açacaklar, aşure kaynatacaklar ve bunun malzemelerini belediyelerden alacaklar öyle mi? Ya da belediyeler onlara çuval çuval bulgur, yağ, dut, şeker, su gönderecek ve Aleviler bunları kabul edecek. Bunlardan pişen aşureyi lokma yapıp oruç açacaklar öyle mi? Yakışmıyor. Bu doğru değil. Kendi olanakları ne kadar el veriyorsa o kadarı ile yetinmek ama belediyelerin bağışı ile gönderdiği hediyeler ile aşure kaynatmanın bizim kültürümüzde yeri yoktur. Ve ayrıca sadece bununla kalmıyor belediyeler, hükümet de çokça yapıyor bu ve benzeri yardım adı altında aslında denize olta atılmış yem gibi düşünecek olursak güya Aleviler balık onlar da avlayacaklar. Çağımızda, ne yazık ki başta iktidar olmak üzere iktidarın diğer temsilcileri tarafından Alevilere büyük bir taarruz, büyük bir saldırı halindeler.

    “ALEVİLER DİRENİYOR VE DİRENECEKLER”

    Demokratik Alevi Dernekleri, Ana Fatma Cemevi’nin kapısındaki kırıklar bundan 1 sene önce kırıldı. Diğer Alevi örgütleri ile birlikte saldırıya uğrayan bu mekanı tahrip edenler yakın bir zaman önce serbest bırakıldılar. İktidar Alevilere hoş görünmek için Alevi gençlerinden oluşacak gençlik kampları düşünüyor, Kerbela’ya Alevi dedelerini götürüyor. Hükümet, Hacı Bektaş’a Alevileri, Alevi önderlerini, dedelerini, vakıf ve Alevi derneklerini davet ediyor. ‘Onları nasıl yollarından çıkartırız, nasıl kafalarını değiştiririz, görüşlerini bulanıklaştırırız, nasıl asimile ederiz, hangi alanlarla, hangi yöntemlerle, yollarla’ diye düşünüyor. Bu konuda çok deneyimliler doğrusu. Yani Selçuklu’dan başlayarak Osmanlı boyunca devam eden ne yazık ki Cumhuriyet aşamasında da sürmekte olan bir yandan toplu halde ya da bireysel anlamda katliamlar onların yanına bir de barışçıl yolu eklediler. O sopa orada duruyor, ellerinde hazır ama tavşan havuç hikayesinde olduğu gibi havuç uzatarak acaba Alevileri yollarından döndürebilir, terbiye edebilir, yola getirebilir, kendi kervanımıza katabilir miyiz yanıtlarını aramaya çalışıyorlar. Belediyelerin şu günlerde Alevi örgütlerine, cemevlerine göndermek istedikleri ya da göndermekte oldukları aşure malzemeleri de bunun araçlarından biri ne yazık ki.

    Aşurenin bir anlamı var tarihsel anlamdaki misyonu bellidir. Semavi dinler öncesine dayanır. Kerbela ile birlikte de Aleviler, Kızılbaşlar benimsemişlerdir. 12 çeşit maddeden oluşur. Her biri bir kazana giriyor aynı kazanda kaynıyor, artık nohut nohut değil, fasulye fasulye değil, şeker şeker değil hem kendisi hem başkası artık. Kültürlerin, insanların sosyolojik, kültürel anlamda da birbirlerinden alacakları ve verecekleri vardır. Birlikte başka bir şey olurlar; kendi özelliklerini, öz benliklerini korurken aynı zamanda bir ve beraber olurlar. İktidar bunu istemiyor. Ama Aleviler direniyor ve direnecekler.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • AABK Eşit Başkanı Kamilağaoğlu: Kerbela aynı zamanda bir kadın mücadelesidir

    AABK Eşit Başkanı Kamilağaoğlu: Kerbela aynı zamanda bir kadın mücadelesidir

    PİRHA- AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Kerbela katliamında kadın mücadelesinin rolüne vurgu yaparak, “Zeynep Ana’nın mücadelesi eğer olmamış olsaydı Kerbela’da Yezitle Hüseyin’in karşılaşmasında, Hüseyin’in yenilgisiyle sonuçlanan bu olay tarihe bu şekilde geçmeyecekti” dedi.

    https://cantv.tv/aabk-esit-baskani-nevin-kamilagaoglu-degerlendiriyor-muharrem-ozel-can-tvde/

    Muharrem ayı Aleviler için yas ayıdır. Muharrem’de, 680’de Kerbela’da Yezit tarafından katledilen İmam Hüseyin ile 71 kişi için matem orucu tutulur. Bölgeden bölgeye farklılıklar gösterse de özünde yas tutmak, yaşananları unutmamak, tekrar yaşanmasına izin vermemek vardır.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, matem orucuna dair konuştu. Kamilağaoğlu, Kerbela katliamında kadın mücadelesinin rolüne vurgu yaptı.

    “MATEM ORUCU HER TÜRLÜ HAKSIZLIĞA KARŞI VERİLEN MÜCADELEDİR”

    AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, yaşanan diğer katliamlarında bir Kerbela olduğunu hatırlattı. Kamilağaoğlu, Kerbela’da yaşananların günümüze kadar unutulmadan gelmesinde kadınların rolüne de değinerek, “Suruç katliamını saygıyla anıyorum unutmayacağımızı hatırlatmak istiyorum orada yaşanan da bir Kerbela katliamıdır. Kerbela’nın bir öğreti olduğunu, bir kadın mücadelesi olduğunu da aynı zamanda düşünüyorum. Ana Fatma ile başlayan bir kadın mücadelesi olarak görüyorum. Zeynep Anayla doruk noktasına ulaştığını görüyorum. Zeynep Ana’nın mücadelesi eğer olmamış olsaydı Kerbela’da Yezitle Hüseyin’in karşılaşmasında, Hüseyin’in yenilgisiyle sonuçlanan bu olay tarihe bu şekilde geçmeyecekti” dedi.

    Zeynep Ananın tarihi direnişi sonucu Kerbela’nın tarihe geçtiğini vurgulayan Kamilağaoğlu, şunları dile getirdi:

    “Aleviler, matem orucunu her türlü haksızlığa karşı verilen mücadelenin bir anlamı olarak tutuyorlar. Tüm dünyada, yaşadığımız bölgede, yaşadığımız ülkede, bu katliamların tekrar yaşanmaması için matem orucu tutuyorlar. Özellikle bu 12 gün hem Türkiye’de hem Avrupa’da çok sıkça Aleviler Alevi kültür merkezlerinde ve cemevlerinde buluşurlar, konuşurlar, sohbetini yaparlar asıl istedikleri bu katliamlar bir daha yaşanmasındır. Kadın katliamları yaşanmasın, inançlarından kimliklerinden, politik düşüncelerinden dolayı insanlar ötekileştirilmesin, faili meçhullara kurban gitmesin, kadınlar haksız yere katledilmesin bunun sohbeti yapılıyor. Bu yaşanılan olayları Aleviler Kerbela olarak görüyor. Bunun mücadelesini veriyor.”

    “FARKLI MEYVELER VE YEMİŞLER ÖZÜNÜ KAYBETMEDEN HARMANLANIR”
    Kamilağaoğlu, matem orucunun sonunda yapılan aşurelerin önemine dikkat çekerek, “Matemin sonunda yapılan aşureler çok kıymetli, çok önemli. Kendi özünü koruyan farklı meyvelerin, farklı yemişlerin harmanlandığı ve hiçbirisinin de kendi özünü kaybetmeden, yenildiği zaman her meyvenin kendi tadıyla insanı mutlu eden bir aşure ile sonuçlanır. Aleviler aşure çorbası yaparak bunu taçlandırıyorlar. Bu bir öğretidir. Biz bu olaydan nasıl ders çıkaracağız, biz bu olayların olmaması için nasıl birlikte mücadele vereceğimizin adıdır Kerbela” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Muharrem Cemi yürütüldü-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Muharrem Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Muharrem ayı dolayısıyla  Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nde Muharrem Cemi yapıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nde Muharrem ayı dolayısıyla Muharrem Cemi yapıldı.

    Cemi, Dede Kargın Ocağından Musa Kargın dede yürütürken, zakirliğini Zeynel Abidin Ocağından İbrahim Erkul ile Kureyş Ocağından Onur Hünkar yaptı.

    Cem başlarken Ümmühan Kahraman isimli kadın, matem ayı dolayısıyla ağıt yaktı. Musa Kargın dede, Muharrem ayının öneminden söz etti. Cemde, deyişler, nefesler eşliğinde semahlar dönüldü.

    Gülbenglerin okunmasının ardından Aşure lokmaları pay edildi

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Dede Metin: Şah Hüseyin, ‘bana ağlayın’ demiyor; ‘haksızlık karşısında dik durun’ diyor!

    Dede Metin: Şah Hüseyin, ‘bana ağlayın’ demiyor; ‘haksızlık karşısında dik durun’ diyor!

    PİRHA-Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin Dede, matem ayı Muharrem’e ilişkin kaleme aldığı yazısında Kerbela Katliamı’nın önemine dikkat çekerek, “Biz Alevi Kızılbaşlar, din, dil, ırk ayrımı yapmadan her yıl matem ayında ikrar tazeleriz. Zalimlere karşı ezilenlerin, soykırıma uğrayanların yanında olacağımıza, Şah Hüseyinler gibi dik duracağımıza ikrar veririz” dedi.

    Muharrem Orucu bugün başladı. Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin Dede, Kerbela Katliamı’nın yıldönümü sebebiyle duygu ve düşüncelerini paylaştı. “Kerbela deyince zalimlerin zulmü, Şah Hüseyinlerin direnci aklımıza geliyor” diyen Hüseyin Gazi Metin Dede, “Davasına sahip çıkan aydın insanlar var olduğu müddetçe zalimlerin zulmü, Hüseyinlerin direnci devam edecektir” dedi.

    “AÇLIĞIN, SUSUZLUĞUN ZOR OLDUĞUNU BEDENEN HATIRLAMAK”

    Hüseyin Gazi Metin Dede, ilgili yazısında, Şah Hüseyin’in dik duruşu ve teslim olmayışının tarihsel bir önemi olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı.

    “Şah Hüseyin sadece Hz. Muhammedin torunu, Şahı Merdan Ali’nin, Zehra’nın oğlu olduğu için değil, hangi davaya inanırsa inansın bu kadar zalime, zulme, susuzluğa, çoluk çocuğunun soykırımına uğramasına rağmen direnci, dik durması, teslim olmaması açısından çok önemli. Ölmeden önce ölümsüzlüğünü kanıtlayan erlerin eri pirlerin piridir. 1400’ü yıllardan beri gönüllerde yaşamış ve yaşayacaktır.

    Hüseyin’i sevmek ‘ah Hüseyin vah Hüseyin’ deyip mersiye söylendiğinde yaşlı kuşak ağlar. Çünkü çok acı bir olay, soykırım. Şah Hüseyin, ‘bana ağlayın’ demiyor; ‘haksızlık karşısında dik durun’ diyor.

    Biz Alevi Kızılbaşlar, din, dil, ırk ayrımı yapmadan her yıl matem ayında ikrar tazeleriz. Zalimlere karşı ezilenlerin, soykırıma uğrayanların yanında olacağımıza, Şah Hüseyinler gibi dik duracağımıza ikrar veririz.

    On iki imam Orucuna gelince… ‘Oruç’ değil ‘matem’ veya ‘yas tutmaktır’. Kerbela’dan başlayıp Hz. Şahı Merdan Ali’nin Fatma Ana’mızıın soyunun katledilmesini unutturmamak için yas tutulmasıdır. Açlığın, susuzluğun zor olduğunu bedenen hatırlamaktır.

    Güçlü olduğun zaman, zalim olup su yollarını kesmemektir. Zulme uğradığın zaman boyun eğip ‘eyvallah’ etmeyip Şah Hüseyinler, Pir Sultanların davasına inanmış devrimciler gibi dik durmaktır. Bu duruşu kuşaktan kuşağa taşımaktır. Soykırıma, katliama uğrayanların yanında olmaktır. Ezilen, vurulan, yakılan, sürülen halkların birliğini sağlayıp mücadele vermektir.

    “MATEM GÜNÜ KARANLIĞA KARŞI IŞIK OLDUĞUMUZU DÜNYAYA GÖSTERİRİZ”

    Matem günleri her akşam delilimizi uyarır, güneşin balçıkla sıvanmayacağını, karanlığa ışık olduğumuzu dünyaya  gösteririz. Hak lokması olan için lokma duası verir, hasta olanlar hariç su içmemeye dikkat ederiz. Sazlarımızla mersiyeler söyler, sohbet ederiz. Dedeye, Anaya, Babaya soru soranlara bildiğimiz kadar cevap veririz. Yol önderlerinin görevi, uyarmaktır. ‘Ben pirim, mürşidim, rehberim, ocağım’ demekle olmuyor.

    Gelmiş geçmiş tüm ocaklara saygım çok. Ocak biraz olsun başta olmalı. Hamları has edip çiğleri pişireceksin. Ateşte değil, ağzından çıkan Hakk kelamıyla ikna edeceksin. Bunları yapamıyorsan kendi sülalene yazık edersin. Onlar ki dağda, mağarada kaldı, ser verdi sır vermeyip cümleden ulu yolumuzu bizlere emanet ettiler.

    Uzun sözün kısası; aydın olacaksın, yolu yöntemi bilen, sınıf mücadelesinden payını almış devrimcilerimize ihtiyacımızın olduğunu asla unutmayacaksın.

    Hayırlarımız, dualarımız, yasımız, lokmalarımız kabul ola. Münkürler, münafıklar berbat ola. Yardımcımız, Şah Hüseyinler, Pir Sultanların davasına inanmış devrimciler gibi mert ola, yiğitler meydan ala cenabı hak cümleyle birlikte yardımcımız ola. Kazadan, beladan, kötülüklerden, hem düzenin virüsünden hem de koranadan cümlemizi koruya. Evlat isteyene hayırlı evlat, kısmet isteyene hayırlı kısmet nasip eyleye. Bizden doğacak zümreyi, anasına, babasına, koru komşusuna, insan haklarına itaat edenlerden eyleye. Ayağımıza taş, gözümüze yaş getirmeye. Akan kanları, dökülen gözyaşlarını dindire.

    Yuh münküre, lanet Yezit’e, Yezit gibi düşünenlere, emek hakkı yiyenlere, düşüncesinden dolayı devrimcilere kıyanlara…

    Duası bizden, kabulü Hakk’tan, Hz. Hızır’dan ola. Gerçek erenlerin demine hüü.

    Aşk ile ile.”

    “KERBELA BİTMEDİ DEVAM EDİYOR”

    Hüseyin Gazi Metin Dede, Muharrem matemine ilişkin kaleme aldığı ‘Kerbela bitmedi devam ediyor’ adlı şiirini de paylaştı.

    Şah Hüseyinlere ikrar verenler

    Kerbela bitmedi devam ediyor

    Zalimin zulmüne karşı duranlar

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Hallacı Mansur’la Seyit Nesimi.

    Asıldık, yüzüldük duyun sesimi

    Enelhak diyenler çeker yasımı

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Kanuni, Kuyucu, Yavuz Selimler

    Kızılbaş avına çıkan zalimler.

    Nasıl unutulur bunca zulümler

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Koçgiri halkıyla Dersim’e bakın.

    Daha dünkü olay tarihe okuyun

    Toplu soykırımı unutma sakın

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Asırlardan beri düzene kandık

    Maraş’ta vurulduk Sivas’ta yandık

    Malatya, Çorum her yerde candan usandık

    Kerbela bitmedi devam ediyor.

     

    İbo, İnan, Deniz, Mazlum, Çayanlar

    Bu düzenin çarkı bozuk diyenler

    Asırlardır kana doymadı bunlar

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Ermeni, Süryani, Ezidi, Kürtler

    Alevi Kızlbaş mertoğlu mertler

    Bir araya gelin canım yiğitler

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Bombalı eylemler arttı bu sıra

    Suruç, Diyarbakır ille Ankara

    Kapanmaz düzenin açtığı yara

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Türk İslam sentezi usandık canda

    Tekbirlerle kan akıyor her yanda

    Muaviye İle yezit yine meydanda

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Gazi Metin ezilenler bir olun

    Haklı davanızda birliğe gelin

    Zalimlere karşı bir karar alın

    Kerbela bitmedi devam ediyor

    PİRHA/ANKARA

     

  • HDP: Kerbela mazlum halkların direniş sembolüdür

    HDP: Kerbela mazlum halkların direniş sembolüdür

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Muharrem ayı dolayısıyla bir mesaj paylaştı. Mesajda, “Zalime boyun eğmeyen Hz. Hüseyin’in onurlu mücadelesinin şahsında Kerbela tüm mazlum halkların direnişinin sembolü olmuştur” denildi.

    Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 insan için tutulan 12 İmamlar (Yası Kerbela) Orucu bugün başladı. Alevilerin “matem ayı” olarak bilinen Muharrem ayı dolayısıyla Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar bir mesaj paylaştı.

    “1340 yıl önce Kerbela’da, Emevi saltanatına direnip, Yezit’in zorba iktidarına biat etmediği için 72 yol arkadaşı ile birlikte katledilen Hz. Hüseyin ardından unutulmaz bir iz bırakmıştır. Zalime boyun eğmeyen Hz. Hüseyin’in onurlu mücadelesinin şahsında, Kerbela tüm mazlum halkların direnişinin sembolü olmuştur.

    Hüseyni duruşun bu onurlu rehberliğini kendilerine tarihsel miras edinen halklar, geçmişten bugüne tarih boyunca hep iktidarlar tarafından dışlanmış, yok sayılmış, baskıya, zulme ve katliamlara maruz kalmışlardır.

    Bundan dolayıdır ki, bugünün Yezitlerine karşı Hüseyni bir duruş sergilemek, ülkemizin içinden geçtiği bu karanlık zulüm günlerinde hakikati haykırmak, faşizme karşı barışı, özgürlüğü, eşitliği ve adaleti savunmak cümle canların görevi ve yolumuzun gereğidir.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) olarak, bu yolda Hüseyni çizgide, hak ve hakikat aşkına geçmişte ve bugün de zulüm ve işkenceler gören, can verip yolundan dönmeyenlerin anıları önünde saygıyla eğiliyor, bu amaçla Alevi-Kızılbaş canlarımızın 12 gün boyunca tuttukları Muharrem oruçlarının Hakk katında kabul olmasını diliyoruz. Hakk yardımcımız, Hızır yoldaşımız olsun.” (HABER MERKEZİ)

  • Tetova’da Bektaşilerden matem ayında Harabati Baba Tekkesi’ne ziyaret

    Tetova’da Bektaşilerden matem ayında Harabati Baba Tekkesi’ne ziyaret

    PİRHA- Muharrem ayının 3’üncü gününde Makedonya Tetova’daki Bektaşi Alevileri Harabati Baba Tekkesi’nde bir araya geldi.

    Bir işgalin ve üzerinde oynanan türlü oyunların baskısı altında inancını yaşayıp, yolunu süren Makedonya Tetova’daki Bektaşiler her yıl matem ayında Harabati Baba Tekkesi’nde bir araya geliyorlar.

    Tekkenin canları matem ayının ilk gününde akşamları bir araya gelip Fuzuli’nin Hadükatus Süeda eserini okuyorlar. Matem ayının ikinci gününde de yine bir buçuk saat boyunca kitaptan bölümler okundu. Bektaşiler gözyaşlarıyla  dinlediler.

    MATEM AYI BOYUNCA EĞLENCE YAPILMIYOR

    Tetova Harabati Baba Tekkesi’nde matem yani Muharrem ayı gelenekleri ve bir takım yasaklar sürdürülüyor. Oruç boyunca kan akıtılmıyor, et yenilmiyor, su, süt içilmiyor, tatlı şeyler yenilmiyor. Matem boyunca yıkanılmıyor, çamaşır makinesi açılmıyor, traş olunmuyor, uzun seyahat edilmiyor, düğün- dernek, eğlence yapılmıyor, içki içilmiyor. Muhipler el sıkışıp birbirleriyle öpüşmüyorlar, karşılaşınca birisi “ya İmam deyince, diğeri ya Hüseyin” diyor.

    Matem ayı boyunca Harabati Tekkesini her milletten ve yöreden insan ziyaret etmeye devam ediyor.

    Ayhan AYDIN/MAKEDONYA