Etiket: matem orucu

  • Mersin’de oruçlar tutuldu, aşure kazanları kuruldu-VİDEO

    Mersin’de oruçlar tutuldu, aşure kazanları kuruldu-VİDEO

    PİRHA- Muharrem Orucu’nun son gününde Mersin Cemevinde muhabbet yapılırken, sabah erken saatlerinde ise aşure lokması için Mersin, Mezitli ve Tarsus Cemevlerinde kazanlar kuruldu.

    Aleviler, 12 boyunca tuttukları Muharrem (Yası Kerbela) Orucunu tamamladı. Pandeminin gölgesinde tutulan oruçlar sınırlı katılımla cemevlerinde ve evlerde açıldı.

    Mersin Cemevinde de, orucun son gününde Mersin Cemevi Başkanı ve ABF İnanç Kurulu Başkanı Pir Hasan Kılavuz ve Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevim Dede, Alevi inancına ve kadınları şiddette karşı koruyan İstanbul Sözleşmesi’ne dair muhabbet gerçekleştirdi.

    Zakirler Ozan ve Talipoğlu kardeşler ve Turhan Alıcı’nın okuduğu deyişlerle muhabbet sona erdi.

    Sabah erken saatlerinde ise Mersin, Mezitli ve Tarsus’ta Cemevi’nde aşure lokması için kazanlar kuruldu. Her yıl binlerce kişinin bir araya geldiği lokma paylaşımı yerine bu yıl, lokmalar yetiştirme yurdu gibi kurumlara dağıtılacak.

    Diren KESER/MERSİN

     

     

     

     

  • Muharrem Orucu’nun dördüncü gününde Tarsus Cemevinde lokmalar paylaşıldı-VİDEO

    Muharrem Orucu’nun dördüncü gününde Tarsus Cemevinde lokmalar paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA- Tarsus Cemevinde Muharrem Orucu’nun (Matem Orucu) 4. gününde lokmalar paylaşıldı. 

    Haberin videosu;

    Aleviler dün Muharrem (Yası Kerbela) Orucu tutmaya başladı. Pandemi dolayısıyla oruçlar sınırlı katılımla cemevlerinde ve evlerde açıldı.

    Tarsus Cemevinde de, Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Ercan Kazım Özer Dede’nin okuduğu gülbangla lokmalar paylaşıldı.

    Lokmaların paylaşılıp, oruçların açılmasının ardından muhabbet yapıldı. Tarsus Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Ercan Kazım Dede, orucun Aleviler için ne anlam ifade ettiğini anlattı.

    Muhabbet deyişlerle sona erdi.

    Diren KESER/TARSUS

  • ‘Muharrem Orucu aç kalmak değildir, Hüseyin’in duruşunu içselleştirebilmektir’

    ‘Muharrem Orucu aç kalmak değildir, Hüseyin’in duruşunu içselleştirebilmektir’

    PİRHA- Muharrem Orucu tutarken nelere dikkat edilmesi gerektiğini belirten Fransa Alevi Federasyonu Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan, “Aslolan sadece aç kalmak değil, yaşanılan acıları bir nebze olsun hissetmek ve Hüseyin’in duruşunu içselleştirebilmektir. Günümüzde yaşanan haksızlıklara karşı tepkisiz ve duyarsız kalmamaktır” dedi. 

    Fransa Alevi Federasyonu (FUAF) Yol Erkan Kurulu Başkanı Metin Doğan, Muharrem Matem Orucu’na ilişkin yazdığı yazıda, “Kerbela şehitleri aşkına, Oniki imamlar aşkına ve onların şahsında tarih boyunca katledilen cümle mazlumlar aşkına tuttuğunuz oruçlar, çektiğiniz matem, verdiğiniz lokmalar Hak katında kabul ola. Hak Muhammed Ali niyetlerinizi ve ibadetlerinizi Ulu dergahında kabul ve makbul eyleye” dedi.

    Doğan, Muharrem Orucu’na ilişkin şunları belirtti.

    “Biz Aleviler matem süresince gösterişten, eğlenceden ve keyifli ortamlardan uzak dururuz. Et yemeyiz, saf su içmeyiz. Böylelikle yaşanan katliamlara ve acılara karşı bir nişan göstermiş oluruz.
    Matem orucumuzda ağız mühürümüzü gün batımında bozarız. Sofralarımız sade olur. Matem orucu nefsimizi bilmek için bir vesile olmalıdır. Bizde sahura kalkmak, iftar vb. gibi uygulamalar yoktur. Nesimi’nin ‘Abdestimiz katlanmak, namazımız sabretmek, biz bir oruç tutarız Ramazan’a benzemez’ dediği gibi bizdeki oruç anlayışı diğer anlayışlarla karıştırılmamalıdır.

    Ayrıca aslolan sadece aç kalmak değil, yaşanılan acıları bir nebze olsun hissetmek ve Hüseyin’in duruşunu içselleştirebilmektir. Çağımızın Yezit’lerine karşı dik durabilmek ve günümüz Kerbela’larına karşı nasıl mücadele etmemiz gerektiğini algılamaktır. Günümüzde yaşanan haksızlıklara karşı tepkisiz ve duyarsız kalmamaktır.

    O günlerden bu güne neredeyse 1400 yıl geçmesine rağmen hiçbir şey değişmedi. Mazlum ile zalimin, Hak ile Batıl’ın, karanlık ve aydınlığın savaşı diyalektik bir döngü gibi dünya döndükçe sonsuza kadar devam edecektir. Bu anlamda İmam Hüseyin’in Kerbela’daki onurlu direnişini ve onun şahsında insanlık tarihi boyunca katledilen cümle mazlumları saygıyla anıyoruz. İmam Hüseyin’lerin, Pir Sultan’ların mücadelesi yolumuza ışık olsun, bilincimizi aydınlatsın.

    Şah-ı Merdan Ali, Hünkar H. Bektaş Veli cümlemizin yardımcısı ola. Erenlerin evliyaların himmeti üzerlerimizden eksik olmaya. Sevgi saygı ve muhabbetlerimizle.”

    PİRHA/ FRANSA

     

  • PSAKD Malatya şubesinden birlik aşuresi-VİDEO

    PSAKD Malatya şubesinden birlik aşuresi-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi tarafından aşure etkinliği düzenlendi.

    Matem oruçlarının bitmesi ile birlikte her tarafta aşure lokmaları kaynamaya başladı. Bu kapsamda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi tarafından da birlik aşuresi etkinliği gerçekleştirildi. Dernek binası önünde gerçekleştirilen etkinliğe DBP, HDP, ÖSP, EMEP Siyasi parti temsilcileri yönetimi ve üyelerinin yanı sıra KESK, PSAKD Ören şubesi yönetimi ve temsilcileri ile PSAKD Malatya Şube yönetimi, üyeleri ve yurttaşlar katıldı.

    “AŞURE GÜNÜ TOPLUMSAL DAYANIŞMA GÜNÜDÜR”

    Aşure dağıtımından önce kısa bir konuşma yapan PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, aşurenin Alevi toplumundaki yeri ve önemine dikkat çekti.  Ulutaş, şunları belirtti: “Aşure, Alevi toplumumuzun yüzlerce yıldan bugüne kadar getirdiği en önemli geleneklerden biridir. Kerbela şehitleri ve 12 imamlara bağlılığın bir gereği olarak pişirilen aşurenin en önemli özelliği paylaşılmasıdır. Aşure günü bu bakımdan bir toplumsal dayanışma günüdür.”

    “YEZİTLER VARSA HÜSEYİNLER DE VARDIR”

    Ulutaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün bizleri araya getiren birlik ve beraberlik lokmasının temelinde tarih boyu haksızlığa uğrayan ve yok sayılan, kılıçtan geçirilen ve Kerbela’da günümüze kadar uzanan acılarımız ve inançlarımızdır. Kerbela zalime karşı mazlumun, haksızlığa karşı haklının tarih boyunca devam eden destansı örneklerinden biridir. Yezit iktidarı eline almış diktatör, Hüseyin ise zalime boyun eğmeyen bir devrimcidir. 70 kişilik bir aile 30 bin kişilik bir ordunun saldırısına direnmişti. Zulme karşı çıkanların payına ölümler ve işkenceler düşüyordu. Bütün ülke Yezit ve onun bir avuç yandaşı tarafından talan edilmiş. Hırsızlık ve yolsuzluk alıp başını gitmişti. O sarayında zevk ve sefa içinde yaşarken bir yandan da din sömürüsü yaparak iktidarını sürdürmeye çalışıyordu. En büyük rahatsızlığı İmam Hüseyin’di. Onun varlığından dolayı uykusuz geceler geçiriyordu. Çünkü Hüseyin mazlum halktan yanaydı. Zulme ve sömürüye karşıydı adaleti savunuyordu. Şatafata büyük öfke duyardı. Yoksul halkın emeklerinin bu şekilde harcanması onun vicdanını yaralıyordu. Yezit herkesi kendi gibi bildiği için satın alamayacağı insanın olmadığına inanıyordu. Yezit, Hüseyin’in kendi kirli iktidarına biat etmesini istiyordu, Önce Hüseyin’i satın almayı denedi Hüseyin teklifi kabul etse dönemin Yezit’ten sonraki en zengin insanı olacaktı. Ama kabul etmedi Yoksul halkı düşündü. Her milletten ve inançtan ezilenleri düşündü. İşkenceleri düşündü, zulmü düşündü. Bunu kabul edemezdi. Ne pahasına olursa olsun zalime biat edemezdi. Bu düzen yıkılmalıydı. Küfe halkının isyan çağrısına uydu yola çıktı. Ama Yezid Küfe’yi tecride boğdu. Küfe halkını cinayetlerle ve tehditlerle sindirdi. Küfe Yezide boyun eğdi. Küfe şehri Hüseyin’i yalnız bıraktı. Küfe bunun utancını tarih boyunca yaşadı. Otuz bin kişilik ordunun karşısında ailesinden ve sevdiklerinden bir avuç insanla baş başa kalmıştı. Yezit ona mesaj gönderdi: ‘Bak gördün mü o çok sevdiğin halkın korkup seni yalnız bıraktı. Değer mi o zavallı mahlukatlar için ölmeye. Gel teklifimi kabul et. Bana biat et. Zenginliğin içinde yüzersin.’ Hüseyin tek bir an bile tereddüt etmedi. Tek başına da kalsa boyun eğmeyecekti. Ona göre zalime boyun eğen şerefini de kaybederdi, boyun eğmedi. Ailesiyle birlikte zulme karşı dövüştü. Çocukları ve sevdikleri tek tek Kerbela toprağına düştüler. Hepsini teker teker toprağa gömüp koca ordunun karşısına cesaretle dikildi. Toplu bir şekilde saldırdılar. Onu ok yağmuruna tuttular. Sonra da başını kesip gövdesini atlara çiğnettiler. Çocukları ve kadınları esir alıp çırılçıplak develere bindirdiler. Akılları sıra onları küçük düşüreceklerdi. Hüseyin Kerbela’da gösterdiği cesaretle hangi dinden, inançtan ve milletten olursa olsun bütün bir insanlığa zalimlere karşı mücadelenin nasıl verilmesi gerektiğini gösterdi, direnişin simgesi oldu. Aleviler de 1379 yıldır bu onurlu duruşu göstermişlerdir ve Yezitler varsa Hüseyinler de vardır Hızır Paşalar varsa Kawalar da vardır.

    Yapılan açıklamadan sonra aşure için gülbanglar okundu. Birlik içerisinde kaynayan aşureler gelen misafirlere ikram edildi.

    Mehmet YALMAN/MALATYA

  • İzmir’de PSAKD Helvacı Cemevi aşure lokmalarını pay etti – VİDEO

    İzmir’de PSAKD Helvacı Cemevi aşure lokmalarını pay etti – VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, yas orucunun sona ermesi üzerine aşure lokması dağıttı.

    İzmir’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlı Helvacı Cemevi, yas orucunun sona ermesi üzerine aşure lokması dağıttı.

    Dernek binası bahçesinde gerçekleşen lokmaya, demokratik kitle örgütlerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Burada bir konuşma yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Helvacı Şube Başkanı Hüseyin Alca, Alevi toplumu için Kerbelaların hiç bitmediğine değinerek, “Alevi olmak Nemrud’un karşısında İbrahim, Firavun karşısında Musa, zalimin karşısında Hz. Ali, Yezid’in karşısında Hz. Hüseyin ve düşkünün karşısında Hacı Bektaş-ı Veli yani haktan yana olmaktır” diye konuştu. 

    “KERBELALAR HİÇ BİTMEDİ”

    “Yezid zihniyetindekiler boyun eğmeyen mazlumları su vermeden katlettiler” diye konuşan Hüseyin Alca şunları söyledi:

    “Yezid zihniyetindekiler boyun eğmeyen mazlumları su vermeden katlettiler. Öyle bir acıdır ki yıllardır unutulmuyor, her yıl aynı acıyı yaşıyoruz. Bildiğiniz gibi Kerbalalar hiç bitmedi. Dersim, Maraş, Sivas, Gazi, Gezi, Suruç ve Ankara’da yaşanan katliamları lanetliyoruz. Biz Aleviler tüm halkların kardeşçe birarada yaşamalarını istiyoruz. Ne askeri darbe ne sivil darbe ne de OHAL istemiyoruz. Savaşlar olmasın istiyoruz. Çocuklar yetim kalmasın, anneler ağlamasın. Yeter artık bu zulümler bitsin istiyoruz.”

    “HAKKIN OLMADIĞI YERDE ÖZGÜRLÜKTEN BAHSEDİLEMEZ”

    “Ülkemizde hak, hukuk ve adalet demek suç oldu” diye belirten Alca şunları vurguladı:

    “Sevgi varken nefret, kardeşlik varken didişmek, dostluk varken düşmanlık, özgürlük varken tutsaklık niyedir. Alevi olmak nedir biliyor musunuz? Alevi olmak Nemrud’un karşısında İbrahim, Firavun karşısında Musa, zalimin karşısında Hz. Ali, Yezid’in karşısında Hz. Hüseyin ve düşkünün karşısında Hacı Bektaş-ı Veli yani haktan yana olmak demektir. Ülkemizde hak, hukuk ve adalet demek suç oldu. Hak hukuk diyen ya hapse atılıyor yahut sindiriliyor. O yüzden hak ve hukukun olmadığı yerde özgürlükten bahsedilemez.”

    Babamansur Ocağı pirlerinden Gökmen Savak’ın lokma duasının ardından aşure lokması dağıtıldıktan sonra deyişler söylendi.

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

     

  • Dede Özdoğan Sağlam: Bizim Hüseyin’imiz birliğimizdir, ilkelerimizdir-VİDEO

    Dede Özdoğan Sağlam: Bizim Hüseyin’imiz birliğimizdir, ilkelerimizdir-VİDEO

    PİRHA- Hacıbektaş Serçeşme’den Dede Özdoğan Sağlam, Muharrem oruçlarında mühür açmanın görkemli sofralarda değil, mütevazi bir şekilde olması gerektiğini söyledi. Sağlam, “Bunu biz 12 gün boyunca aç kalma ile değil hayatımızın bütün evrelerinde bu duruşu, ilkeyi ve çizgiyi kesinlikle yaşamımızın içerisine aktararak bu şekilde yaşamayı öğrenmeliyiz” dedi.

    Matem ayına dair PİRHA’ya konuşan Hacıbektaş Serçeşmeden Özdoğan Sağlam dede, oruç açmada görkemli sofraların kurulmasını eleştirerek, mühür açmada her bireyin kendi evinde pişen sıcak aşı cemevine götürerek bu hizmeti görmesi gerektiğini belirtti.

    “MÜHÜR AÇMA GÖRKEMLİ SOFRALARA DÖNÜŞMEMELİ”

    En mütevazi hali ile Alevi toplumun hiç bir şey gözetmeksizin oruçlarını açtığını fakat bunun son dönemlerde gösterişli sofralara dönüşmeye başladığına dikkat çeken Sağlam şöyle konuştu:

    “Bugünlerde canlardan beklediğimiz en önemli durum şudur: Düne kadar kendi evimizde, köyümüzde, kendi tenceremizde sıcak aşımızı yaparak bir ekmek ile orucumuzu açtığımız zaman hiç bir şey gözetmeden hizmetimizi yaparken bugün maalesef kendi amacından çıkmaya başladı. Tamamen şaşalı, gösterişli sofralara dönüşmeye başladı. Bunu bilinçli olarak yapmıyoruz, farkında değiliz ama bizlere bilinçli olarak yaptırılmaya çalışılıyor. Bizi inancımızdan, öz yasımızdan saptırarak asimile etmeye devam ediyorlar. Mümkün mertebe cemevlerimize gittiğimiz zaman gerçekten yas-ı matemimizin mührünü açacak isek kendi evimizden sıcak aşımızla bir lokma götürürek bu hizmeti görebiliriz. Hiçbir zaman için dünya kadısının tabağında yemek yiyen bir toplum olmadık, olmayacağız.”

    “BİZİM HÜSEYİN’İMİZ BİRLİĞİMİZDİR, DURUŞUMUZDUR”

    “İmam Hüseyin kendisi için 12 gün oruç tutulması, ağlanıp sızlanmasını isteyen bir düşünce değildi” diye konuşan Sağlam, Alevi toplumunun bütün evrelerinde bu duruş ve çizgiyi yaşamında hayati kılması gerektiğine değinerek şunları vurguladı:

    “Yas-ı Muharrem dendiği zaman sadece aç kalmayla, oruç tutmayla yetinemeyiz. İmam Hüseyin kendisi için 12 gün oruç tutulması, ağlanıp sızlanmasını isteyen bir düşünce değildi. İmam Hüseyin Kerbela’da bir dünya, insanlık meselesidir. Bunu biz 12 gün boyunca aç kalma ile değil hayatımızın bütün evrelerinde bu duruşu, ilkeyi ve çizgiyi kesinlikle yaşamımızın içerisine aktararak bu şekilde yaşamayı öğrenmeliyiz. Bunların hiç birinden haberdar olmadan sadece günü geldiği zaman o an hatırlayarak kendimizi aç bırakıp ağlamak ile değildir. Marifet burada değil, yaşamın içerisindedir. Biz her zaman şunu çok iyi biliriz ki, dünya üzerinde her zaman bir Yezid vardır. Ama her dönemde, zaman içerisinde bir mutlaka bir Hüseyin olmalıdır. Bizim Hüseyin’imiz bizim birliğimizdir, duruşumuzdur, ilkelerimizdir. Bizim yaşam tarzımız ve dünyaya bakışımızdır.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

     

     

  • Hüseyin Gazi Metin uyardı: Bizi yakanların iftar sofrasında nasıl birlikte oluruz?

    Hüseyin Gazi Metin uyardı: Bizi yakanların iftar sofrasında nasıl birlikte oluruz?

    PİRHA- Hüseyin Abdal Ocağı Piri Hüseyin Gazi Metin Dede, Muharrem ayı ve matem orucu vesilesi ile her yıl tekrarlanan devlet erkanının Alevilerle iftar buluşmasını eleştirerek, iftarı düzenleyenlerin Alevi toplumunun hak ve taleplerine samimi yaklaşmadıklarını dile getirdi. Metin, Alevi temsilcileri de bu iftar sofralarına gitmemeleri için uyardı. 

    Sosyal medyadan matem ayına ve orucuna dair bir mesaj yayınlayan Hüseyin Gazi Metin Dede, iktidarın yas ayı nedeniyle düzenlediği iftara katılan ya da katılacak olan Alevi temsilcilerini uyardı.

    Metin, “Aliyi sevmek Alevilik ise ben de Aliyi seviyorum demeyle Alevi, Hüseyin’i anarak iftar sofralarında lokma yemekle Alevilik olmuyor” dedi.

    “İFTAR SOFRALARI KURANLAR, TEKBİRLERLE CANLARIMIZI KATLEDENLERDİ”

    “Alevi canlarımız Kerbela’dan günümüze kadar olan katliamları zaman aşımına uğratmadan telli kuran sazlarıyla, sözleriyle, ozanlarıyla dile getirdiler unutmadı unutturmadır” diyerek sözlerine başlayan Gazi Metin Dede şunları dile getirdi:

    “Tabi ki aydın, çağdaş insanlar, yazarlar kalemiyle destek verirken, düzen yanlısı yazarlar da Aleviliği Caferileştirme-Şiileştirme, Türk islam senteziyle Aleviler Türk oğlu Türktür, islamın özüdür, gözüdür diyerek şartı belli olan dinlerin içerisine yerleştirip bugünün Hınzır paşalarının katkılarıyla bazı dedeleri umreye, gri pasaportla Avrupa’ya göndermeyi ve dedeleri maaş peşinde koşturup devletin Alevisi olmayı başardılar. Matem Orucunda devlet büyükleri bakan, başbakan ve reisi cumhurlarıyla iftar sofralarında yan yana olduklarını, Tunç elinde bir dedenin kutsal dediği postundan kalkıp yer verdiğini, Ankara’da Sivas’da barış cemi yaptıklarını, Maraş’ta bir çok yerde aynı yöneticilerin emriyle barikatlarıyla karşılaştığımızı, tazyikli suları gaz bombalarıyla tekbirlerle katledilen canlarımızı anmaya izin vermediklerini yaşadık gördük.”

    “BİZİ ASANLARIN, YAKANLARIN İFTAR SOFRASINDA NASIL BİRLİKTE OLURUZ”

    “Aliyi sevmek Alevilik ise ben de Aliyi seviyorum demeyle Alevi, Hüseyin’i anarak iftar sofralarında lokma yemekle Alevilik olmuyor” diye tepki gösteren Gazi Metin Dede, kurulan iftar sofralarına Alevilerin oturmasının doğru olmadığının altını çizerek şunları vurguladı:

    “Önce bu yöneticilerle iftar yemeği yiyenlere soruyorum; kim bizim acımıza ortak olup Maraş’ı Sivas’ı benzeri yerleri utanç müzesi yaptı? Kim bizden asırlardır şeyhülislam fetvalarıyla astıkları, yaktıkları, yüzdükleri canlarımız için bu toplumda özür dilediklerini gördünüz mü ki iftar yemeklerinde barış ceminde birlik oldunuz? Alevilik, insanlık bu mu? Aliyi sevmek Alevilik ise ben de Aliyi seviyorum demeyle Alevilik, Hüseyin’i anarak iftar sofralarında lokma yemekle Alevilik olmuyor. Alevilik Şah Hüseyin, pirim Pir Sultanlar, Şeyh Bedrettinler, Kalender Çelebiler ve devrim şehitleri gibi ölmeden önce ölümsüzlüğünü kanıtlayıp, zalimin karşısında mazlumların yanında yer almakla oluyor. Ah Hüseyin vah Hüseyin deyip ağlamakla da olmuyor. Yezid’in saltanatına, halifenin kuvvetine biat etmeyen, boyun eğmeyen Hüseyin’in zalimlerin karşısında dik duruşu ve mazlumların yanında yer alması gibi ikrar vermekle oluyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Muharrem Orucu’nun 1. günü: ‘Bizim orucumuz aç kalmak değil, onurlu nefes almaktır’

    Muharrem Orucu’nun 1. günü: ‘Bizim orucumuz aç kalmak değil, onurlu nefes almaktır’

    PİRHA – Kurban Bayramı’ndan yirmi gün sonra tutulan 12 İmam Orucu’nun bugün 1. günü. Muharrem orucu (12 İmam Orucu) vesilesiyle Garip Dede Dergahı ve Pir Eren Yıldırım birer mesaj paylaşarak, “Bizim orucumuz aç kalmak değil, onurlu nefes almaktır” dedi. 

    Gelenek olarak Kurban Bayramı’ndan yirmi gün sonra tutulan Matem orucunun bugün 1. günü. Kerbela’da şehit edilen 72 kişi için tutulan matem orucu, gün batımında, gösterişsiz bir şekilde birçok cemevinde bir araya gelinerek  açılır. 13. gün ise Aşure verilir.

    “ALEVİLER İÇİN MUHARREM, HAKSIZLIĞA KARŞI ÇIKMAKDIR”

    Matem ayı olması sebebiyle Garip Dede Dergahı Yönetim Kurulu mesaj yayınladı.

    Mesajda, “Bizim orucumuz aç kalmak değil, onurlu nefes almaktır. İmha, inkar ve asimilasyon çarkı içinde ezilmeye, yok edilmeye çalışılan biz Aleviler için Muharrem orucu kişinin nefsini ıslah etmesi değil, eşitlik, paylaşımcılık, barış ve kardeşlik duygusunda birleşmesi ve haksızlığa karşı çıkmasıdır. Tüm canlarımızın oruçları hak katında kabul göre…” ifadeleri kullanıldı.

    CEMEVLERİNDE DAVAYA SAHİP ÇIKMAYA

    Bu arada, Okmeydanı Cemevi Dedesi ve Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım da bir mesaj paylaştı.

    Mesajında Pir Yıldırım, “Kerbela; Hüseyin’in sahrasıdır, Kerbela; Hüseyin’in davasıdır, dava insanlık davasıdır” diyerek, “Tutacağımız Muharrem orucu, çektiğimiz Kerbela yası hak katında kabul ola… Hz. Hüseyin gibi yiğit olup insanlık onuruna, gururuna davasına sahip çıkmak için tüm canları Muharrem ayında, 12 imamlar aşkına Kerbela’da şehit olan imamlar aşkına cemevlerimize, bu davaya sahip çıkmaya ve inancımızı hep birlikte yaşamaya davet ediyorum” dedi.

    Ne olmuştu?

    “Hz. Muhammed’in kızı Fatma’nın ve Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin, haksız olarak iktidarı ele geçiren Muaviye’nin oğlu Yezid’e biat etmeyi –onu halife olarak tanımayı- reddettiler. Kufe halkının kendisini desteklemesi ve Kufe’ye çağırmaları üzerine Hz. Hüseyin, 680 yılında yaklaşık 100 kişi ile birlikte, İslam adına çeşitli zulüm ve haksız uygulamalar yapan Yezid’e karşı savaşmak üzere Mekke’den Kufe’ye hareket etti. Bugün Irak sınırları içinde olan Kerbela’da Yezid’in askerleri, Hz. Hüseyin ve taraftarlarının önünü keserek onları günlerce susuz bıraktılar. Sonunda Hz. Hüseyin savaşmak zorunda kaldı. Hicretin 61. yılının 10 Muharrem cuma günü (18 Ekim 680) öğle vakti Hz. Hüseyin’i ve toplam 72 kişiyi binlerce askerden oluşan Yezid’in ordusu şehit etti.

    Matem orucu

    Kerbela Katliamı, her yıl Muharrem ayında anılır ve lanetlenir. Matem boyunca eğlenceden uzak durulur. Bazı yörelerde sakal kesmemek, yıkanmamak gibi rütieller olsa da matemin dış görünüşle değil, gönülde Hz. Hüseyin’in uğradığı haksızlığı yad etmek ve haksızlığa karşı gelme geleneğini yaşatmak mateme daha uygundur. Kimsenin kalbini kırmamak, elle, dille kimseyi incitmemek, kimseye kötü gözle ve art niyetle bakmamak kısacası nefsini terbiye etmek matem orucunun temel ilkesidir. 12 gün Muharrem Orucu tutulduktan sonra Muharrem Ayının 13. günü Aşure pişirilir ve dağıtılır.

    AŞURE

    Muharrem’in 10. günü, aşure pişirilen tatlı aşın adıdır. Aşure (bakla, nohut, buğday, kuru incir, nar taneleri,kestane, fındık, fıstık, kuru üzüm) gibi – 12 İmama adfederek- 12 farklı madde birlikte kaynatılarak ve içine şeker katılarak yapılan bir tatlıdır. Bazı yörelerde üstüne tarçın tozu ve ceviz içi de serpilir.

    Toplumsal ve inançsal işlevi olan Alevi Kültür Merkezleri; ‘Muharrem Ayı’ boyunca bir dolu etkinlikle, Alevi öğretisini anlatarak ‘Muharrem Ayı’nı geçirirler.