Etiket: mayın

  • Ayten Kordu’dan Dersim’deki mayın felaketine dair soru ve araştırma önergesi

    Ayten Kordu’dan Dersim’deki mayın felaketine dair soru ve araştırma önergesi

    PİRHA- Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Türkiye’nin taraf olduğu Ottava Sözleşmesi’nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sınır ve iç bölgelerde yaşanan mayın kaynaklı ölümler ve yaralanmaların devam ettiğini belirterek Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e yazılı soru önergesi sundu. Kordu ayrıca, Kürt nüfusun yoğun yaşadığı bölgelerdeki mayın kaynaklı hak ihlallerinin araştırılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Türkiye’nin 2004 yılında taraf olduğu Ottawa Sözleşmesi kapsamında mayın temizleme yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle çok sayıda yurttaşın yaşamını yitirdiğini ya da yaralandığını hatırlatarak, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına yazılı soru önergesi sundu.

    Kordu, önergesinde Türkiye’nin 1997 yılında imzalanan ve 2004’te taraf olduğu Anti-personel Mayınların Yasaklanması Sözleşmesi (Ottawa Sözleşmesi) gereğince, ülke sınırları içindeki tüm mayınlı alanları 2014 yılına kadar temizlemeyi taahhüt ettiğini ancak bu sürenin defalarca uzatıldığını hatırlattı. Milli Savunma Bakanlığı verilerine göre 2021 yılı itibariyle Türkiye’de yaklaşık 145 milyon metrekare alanda 850 bini aşkın mayın bulunduğunu kaydeden Kordu, buna karşın “Mayınsız Bir Türkiye Girişimi” verilerine göre temizleme çalışmalarının son derece sınırlı kaldığını belirtti.

    “MAYINLI ALANLAR KÖYLÜLERİN MERA VE GEÇİM ALANI”

    Kordu, özellikle sınır ve iç bölgelerdeki mayınlı alanların, tarım ve hayvancılıkla geçinen köylülerin yaşam alanları içinde yer aldığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

    “Bu durum yalnızca insan yaşamını değil, bölge ekonomisini ve gıda güvenliğini de doğrudan etkilemektedir. Hayvanların mayın patlamaları sonucu ölmesi üretimi azaltmış, çiftçiler ve köylüler bu alanlardan uzaklaşmak zorunda kalmıştır. Yayla ve mera yasaklarıyla birleşen bu tablo kırsal yoksullaşmayı derinleştirmiştir. Türkiye sürekli çeşitli gerekçelerle mayın temizleme sürecini uzatmakla birlikte Mayın Faaliyet Merkezi Daire Başkanlığınca yapılması gereken; riskli alanlarda Kürtçe, Türkçe ve ihtiyaç Duyulan diğer dillerde yeterince afiş ve işaretlemeler yapılmadığı için birçok kişi yaşamını yitirmiş veya ağır yaralanmalar nedeniyle engelli olmuştur.

    Mayın patlama vakalarının en sık yaşandığı illerden biri olan Dersim’de, yıllar içinde mayınlar nedeniyle yaşamını yitiren ya da ağır yaralanan çok sayıda yurttaş bulunmaktadır. 1993’te Aydın Akdağ, 2007’de Mazgirt’te Ali Şimşek, 2018’de Pülümür’de 20 yaşındaki Hasan Hüseyin Kılıç, 2019’da Ovacık’ta 8 yaşındaki Ayaz Güloğlu ve 4 yaşındaki Nûpelda Güloğlumayın patlamaları sonucu yaşamını yitiren yurttaşlardan sadece birkaçı.”

    KORDU’DAN BAKAN GÜLERE 5 MADDELİK SORU 

    Milletvekili Kordu, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e şu soruları yöneltti:

    “-1993–2025 yılları arasında Dersim’de mayın patlaması sonucu kaç kişi yaşamını yitirmiş, kaç kişi yaralanmıştır?

    -Aynı dönemde Dersim’de hangi alanlara kaç mayın döşenmiş ve bunlardan kaçı temizlenmiştir?

    -Dersim’deki mayınların tamamen temizlenmesine dair somut bir program var mıdır?

    -Bugüne kadar mayın temizleme çalışmalarının yapılamamasının gerekçesi nedir?

    -Mayın mağdurlarına veya ailelerine maddi ya da psikolojik destek sağlanmış mıdır?”

    MECLİS ARAŞTIRMASI TALEBİ

    Kordu, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler çerçevesinde mayın ve patlamamış mühimmat temizliği faaliyetlerinin etkin biçimde yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması için TBMM’de bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını da teklif ederek, “Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmeler çerçevesinde mayın ve patlamamış mühimmat temizliği faaliyetlerinin yürütülmesi, bu alandaki yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin tespiti, özellikle Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgelerde mayından kaynaklı yaşanan can kayıplarının ve hak ihlallerinin araştırılması amacıyla Anayasanın 98’inci, TBMM İç Tüzüğünün 104’üncü ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırma Komisyonun kurulmasını arz ve teklif ederiz” dedi.

    PİRHA/ ANKARA

  • Kordu’dan hükümete: Dersim’deki mayınların temizlenmemesinin gerekçesi nedir?

    Kordu’dan hükümete: Dersim’deki mayınların temizlenmemesinin gerekçesi nedir?

    PİRHA – Milletvekili Ayten Kordu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde Dersim’deki mayın patlaması sonucu yaşamını yitiren yurttaşları hatırlattı. Kordu, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e, “Bugüne kadar Dersim’deki mayınların temizlenmemesinin gerekçesi nedir?” diye sordu.

     Kürt illerinde sıkça rastlanan mayın patlaması sonucu insanlar yaşamını yitirmeye devam ediyor. Oysaki Türkiye 1 Mart 2004’te taraf olduğu Ottava Sözleşmesi gereğince insani maksatlı mayın ve/veya patlamamış mühimmat temizliğini en geç 1 Mart 2008’e kadar yapması gerekiyordu.

    Ottava Sözleşmesi; anti-personel mayınların kullanımını, üretimini, stoklanmasını ve transferini yasaklayan 1997 Mayın Yasağı Sözleşmesi (Ottawa Sözleşmesi), mayın mağdurlarına yardım etmek, toprağa döşeli mayınları temizlemek ve stoklardaki mayınları imha etmek üzere devletlere yükümlülükler getiren uluslararası bir sözleşme olarak biliniyor.

    Mayınların temizlenmesi konusunda birçok kez ek süre talebinde bulunan Türkiye’ye 5-19 Kasım 2021 tarihinde yapılan 19’ncu Ottava Sözleşmesi Taraf Devletler Toplantısında mayınlı alanların temizlenmesi konusunda 2025 yılı sonuna kadar ek süre verilmişti.

    AKTİF HALDE 850 BİN MAYINBULUNUYOR!

    Yeşil Sol Parti Milletvekili Ayten Kordu da ölüm ve ağır yaralanmalara neden olan mayın sorununu bir kez daha Meclis gündemine getirdi. Kordu, Milli Savunma Bakanlığı verilerine göre; 2021 tarihi itibariyle Türkiye’nin sınır hattında ve iç bölgelerinde yaklaşık 145 milyon metrekare alanda yaklaşık 3800 adet alanda, yaklaşık 850 bin mayın bulunduğu bilgisini aktardı.

    Ayten Kordu, Türkiye’nin sürekli çeşitli gerekçelerle mayın temizleme sürecini uzattığının ise altını çizdi. Kordu, Mayınsız Bir Türkiye Girişimi verilerini de paylaşarak, Türkiye’nin sözleşmeyi imzaladığı 2004 yılı ile 2017 yılları arasında 1.138 kişi anti-personel karamayını ya da savaş artığı patlayıcılar nedeniyle yaşamını yitirdiğini ya da engelli kaldığını aktardı.

    Kordu, bu sayı neticesinde her 4 günde bir, bir mayın ya da savaş artığı patlayıcı vakasının yaşandığını da belirtti.

    PATLAMALARIN EN SIK YAŞANDIĞI ŞEHİRLERDEN BİRİSİ DERSİM!

    Milletvekili Ayten Kordu, mayın patlama vakalarının en sık yaşandığı illerden birisinin Dersim olduğunu belirterek şu bilgileri de paylaştı:

    “23 Nisan 1993 tarihinde mayın patlaması sonucunda Aydın AKDAĞ yaşamını yitirdi.

    Haziran 2007 tarihinde Pülümür ilçesi Balpayam köyünde mayın patlaması sonucunda mantar toplayan bir yurttaş yaşamını yitirdi.

    27.05.2007 tarihinde Mazgirt ilçesi Geçitveren köyünde mayın patlaması sonucunda Ali ŞİMŞEK yaşamını yitirmiş, Yaşar DOĞAN ise yalanarak vücudunda kalıcı hasarlar oluşmuştur.

    12 Haziran 2016 tarihinde Dersim merkez Qurusipe mevkiinde mayın patlaması sonucunda bir yurttaş ağır yaralanmıştır.

    10.10.2016 tarihinde Hozat’ın Boydaş köyünde mayın patlaması sonucunda iki yurttaş yaşamını yitirmiştir.

    06.05.2017 tarihinde Pertek ilçesi Sağman köyünde mayın patlaması sonucunda 8 ve 12 yaşlarında 2 çocuk yaralanmıştır.

    21 Ağustos 2018 tarihinde Nazimiye ilçesinde mayın patlaması sonucunda bir kadın ağır yaralanmıştır.

    15 Temmuz 2019 tarihinde Ovacık ilçesi Bilgeç köyünde mayın patlaması sonucunda 8 yaşındaki Ayaz GÜLOĞLU ve 4 yaşındaki Nûpelda GÜLOĞLU yaşamını yitirdiler.

    Hozat ilçesinde mayın patlaması sonucunda 2 çocuk yaşamını yitirdi.”

    “MAYINLARIN TEMİZLENMESİNE DAİR BİR PROGRAMINIZ VAR MI?”

    Ayten Kordu, mayın vakalarının yeniden yaşanmaması için Türkiye’nin taraf olduğu Ottava Sözleşmesi’nin yükümlülüklerini yerine getirmesi ve söz konusu mayınların ivedilikle temizlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Kordu, konu dahilinde Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e şu soruları yöneltti:

    “*1993-2022 tarihleri arasında Dersim’de mayın patlaması sonucunda kaç kişi yaşamını yitirmiş, kaç kişi yaralanmıştır?

    *1993-2022 tarihleri arasında Dersim’de hangi alanlarda kaç mayın döşenmiş bunlardan kaçı temizlenmiştir?

    *Dersim’de birçok yurttaşın yaşamını yitirmesine birçok yurttaşın da yaralanmasına neden olan mayınların temizlenmesine dair net bir programınız var mı?

    *Bugüne kadar Dersim’deki mayınların temizlenmemesinin gerekçesi nedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Mayına basmıştı: Protez bacak için yardım bekliyor

    Mayına basmıştı: Protez bacak için yardım bekliyor

    PİRHA – Dersim’de 1994 yılında karakol etrafına döşenmiş mayına basan Hüseyin Ali Kaçar, sağ bacağını kaybetmesi nedeniyle protez bacakla yaşamını sürdürüyor. 

    1994 yılında Dersim merkeze bağlı Kocakoç Köyü Hagü mezrasında karakol etrafına döşenmiş mayına basan 44 yaşındaki Hüseyin Ali Kaçar, sağ bacağını kaybedenlerden biri.

    Uzun yıllardan beri hayatını zor koşullarda sürdürmekte kalan Kaçar, 7 bin TL değerindeki yeni protez bacak ücretini ödeyemediği için sağlık sorunları yaşıyor. Devletin kendisine verdiği protez bacak ile hayatını devam ettiren Kaçar, protez bacağın üç yılda bir değiştirilmesi şartı olduğu için kırılan protez yerine yeni protez bacak alamıyor.

    YARDIM BEKLİYOR

    Protez bacağının kırılması nedeniyle ayağının her geçen gün kötüye gittiğini ifade eden Kaçar, yurttaşların kendisine yardım etmesini istiyor.
    Kaçar, “Şuan devletin bana verdiği protez bacağı kullanıyorum ancak kısa bir zaman önce bu bacak zarar gördüğü için ayağıma zarar veriyor. Devletten ücretsiz yeni protez bacak almak için üç yıl beklemem lazım, kendi imkanlarımla yeni protez bacak alacak ekonomik gücüm ise yok. Ablamın yardımıyla bu parayı bir araya getirip protez bacak almaya çalışıyorum. Yardım bekliyorum ”dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hayvanlarını otlatırken yaralanmıştı: Artık çocuklar ölmesin-VİDEO

    Hayvanlarını otlatırken yaralanmıştı: Artık çocuklar ölmesin-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’de toprak altında 1 milyondan fazla mayın bulunuyor. Geçtiğimiz ay Dersim’de patlama sonucu iki çocuğun yaşamını yitirmesinin ardından savaş artıkları yeniden gündeme geldi. 3 yıl önce hayvanları otlatmak için gittiği arazide mayın patlamasında yaralanan Hakan Güngörmüş de “Bu tür ölümlerin bir daha yaşanmamasını, çocukların ölmemesini istiyoruz.” diyor.

    Dersim’de süregelen savaştan dolayı döşenen mayınlar ve savaş artığı cisimler can almaya devam ediyor. En son geçen ay, Ovacık’ta yaylada hayvanlarını otlatan bir ailenin iki küçük çocukları Ayaz ve Nupelda’yı aramızdan alan patlama, bütün Dersimlileri acıyla sarsmıştı. 31 yaşındaki Hakan Güngörmüş de üç yıl önce benzer bir olaydan yaralı olarak kurtulmuş, olayın etkisini hala üzeriden taşıyan bir Dersimli.

    HAYVAN OTLATIRKEN

    Dersim merkeze bağlı Atatürk Mahallesi’nde bulunan Kurspi şimdiki adı ile Kule evleri olarak geçen köyde yaşayan ve 20 yıldır hayvancılık yapan Güngörmüş, 2016 yılının 6 Haziran’ında yasak olmayan bölgede hayvanlarını otlatırken mayın patlaması sonucu bir gözünü kaybetmiş.

    Güngörmüş başına gelenleri şöyle anlatıyor;

    “Ben hayvanların arkasından giderken anlık olan bir şey olduğu için pek bir şey hissetmedim, gözümün önünde havaya uçan bir şey gördüm. Demir parçası mıydı, keçi parçası mıydı tam net olarak bilmiyorum. Onu gördükten sonra sağ tarafıma sert cisim gibi bir şey çarptı. O çarpanın etkisiyle yere düştüm. Kafamda, gözümde, vücudumun çeşitli yerlerinden kan akıyordu. Her taraf toz dumandı. Kalkıp evi aramak istedim. Telefonu elime aldım, aramaya çalıştım. Her tarafımdan kan aktığı için telefon da kanlandı, elimden düştü o an. Evden herhangi birini aradım mı hatırlamıyorum. 15-20 dakika kendim yürüdüm. Olay, köyün karşısında olduğu için ağabeyim, dayımın oğlu gelmiş. Onlar beni sırtlayıp götürdüler. Akciğerimde büzüşme olduğu için nefes almakta da güçlük çekiyordum. Köye geldiğimde ambulansa bindirdiler. Kendime geldiğimde hastanedeydim. O patlama olduktan sonra pek fazla bir şey hissetmiyorsun. Gözümün önünde hayatım film şeridi gibi geçti, öleceğim düşüncesiyle. Beni köye getirdiklerinde baş ucumda annem vardı. Yerde uzanmıştım, dönüp anneme baktım. Bu daha çok acı verdi bana acaba bir daha annemi, ailemi görmeyecek miyim, ölecek miyim? Ağlamak istedim ağlayamadım. Şu anda sağ gözüm protez, görmüyor. Yüzeysel yaralar vardı; kolumda, sol omzumda. Sol omzumda hala var.”

    “SAVAŞ SÜRDÜKÇE SONA ERMEYECEK”

    Güngörmüş, yine yaylada hayvan otlatırken, kendi başına gelen ile benzer bir patlamada hayatlarını kaybeden 8 yaşındaki Ayaz ile kardeşi 4 yaşındaki Nupelda’nın ölümlerinin kendisini ve bütün Dersimlileri acıya boğduğunu ifade ederek, “Özellikle çocukların ölmesi büsbütün daha çok acı veriyor. Binlerce insan hayatını kaybetti, sakat kaldı. Korkarım, bu savaş sürdükçe bu son olmayacak.” diyor.

    “BARIŞTAN YANAYIZ”

    1993’te merkeze bağlı köyleri olan Çalkıran’ın boşaltılması ile halalarının köyüne yerleşmek zorunda kalan Güngörmüş ailesi, hala bu köyde hayvancılık yapmaya devam ediyor. Yaşadığı olay da bu köyde olmuş. Göngörmüş, “Şimdi bizim köy resmen askeriyenin içinde kalmış. Askeriyenin içinde kaldığın zaman baskıyı direk hissediyorsun. köyün içine kule yapıldı, etrafında teller var. Hayvanlarımız bazen gidip takılıyor, zarar görüyor” diyor ve ekliyor, “Savaş bitmedi. Savaşın bitmesini çok istiyoruz. Savaştan zarar gören bizim toplumdur, bizim halkımızdır. Bu ülkeyi yönetenler Osmanlı’dan günümüze kadar güvenlikçi politikalar yürütmüştür. Güvenlikçi politikalarla ülke yönetildiği zaman barıştan bahsetmek söz konusu değildir. İnsanları ayrıştırmayı bırakacaksınız. Güvenlikçi politikalarla devleti yönetmekten vazgeçeceksiniz. Terör kelimesini kullanmayacaksınız. Tarihimize bakıyoruz; bu anlayışla, bu zihniyetle politikalar yürütüldüğü için 4 yaşında, 8 yaşında çocuklar da ölüyor, yaşlılarımız da ölüyor. Bu tür ölümlerin bir daha yaşanmamasını, bir daha Nupelda ve Ayaz gibi çocukların ölmemesini istiyoruz. Mayın ve mühimmat patlaması sonucu çok insanımız öldü, sakat kaldılar. Bunlara son verilmesini istiyoruz. Barıştan yanayız. Temennimiz bunlar.”

    Hüseyin YAŞAR-Sevim KAHRAMAN

    DERSİM

     

  • ‘Savaş artıkları, süreç bitmediği sürece can almaya devam edecek’-VİDEO

    ‘Savaş artıkları, süreç bitmediği sürece can almaya devam edecek’-VİDEO

    PİRHA- İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, “Savaş artıklarının mutlaka temizlenmesi gerektiğini, aksi takdirde Ayaz ve Nupelda’nın son olmayacağını biz biliyoruz. Savaş artığı dediğimiz doğada operasyonlar sonucu kalan patlamamış mühimmatlar insanların canını almaya devam edecektir” dedi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz, Dersim’de savaş artıklarının infilak etmesi sonucu yaşanan can kayıpları ve devlet politikalarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Solmaz, bölgede ve Dersim’de yaşanan durumlara ilişkin şunları aktardı:

    “Aslında mayınlar Doğu ve Güneydoğu’da, sınır hatlarında ve bölge içinde, il ile ilçe içlerinde, kırsal alanların tamamında 1 milyonun üzerinde bulunmakta. Türkiye, Ottowa Sözleşmesi’ne göre 2014 yılında bölgede döşenen mayınların temizlenmesiyle ilgili sözleşmeye imza vermiştir. Türkiye’nin isteği üzerine temizleme süreci 2022 yılına kadar uzatıldı. Türkiye’de ve özellikle Dersim’de meclisin vermiş olduğu veriler üzerine 10 bini aşkın mayın olduğu söyleniyor. Bu kesindir. Çünkü raporlar halinde sunulmuştur. Mayınlar, Dersim’de ve bölgede can almaya devam ediyor. 2014’ten 2019’a kadar mayınların temizlenmemesi sonucu binlerce insanın yaşamını yitirdiği ve sakat kaldığını raporlar halinde sunuyoruz. Dersim’de mayınların döşenmesinden bu yana, çatışmalı süreçle birlikte devletin kendi güvenliği açısından döşemiş olduğu mayınlardan kaynaklı yaşamını yitiren, yaralı olan, ağır yaralanan yüzlerce insan var. Dersim’de son günlerde Ovacık’ta yaşanan, savaş artığı; açıklamalarda EYP veya mayının daha önceden döşendiği haberleri olsa da olay yerinde yapmış olduğumuz incelemelerle bunun ne EYP ne de mayın olduğu gerçek değildir. Ayaz ve Nupelda’nın yaşamını yitirmesiyle mayınlar gündeme geldi.”

    “BU SÜREÇ BİTMEDİĞİ SÜRECE İNSANLAR YAŞAMINI YİTİRMEYE DEVAM EDECEK”

    “Mayınların mutlaka temizlenmesi gerektiğini, aksi takdirde Ayaz ve Nupelda’nın son olmayacağını biz biliyoruz. Bir an önce mayınların bölgede ve ilimizde temizlenmesi gerektiğini söylüyoruz” diyen Solmaz, şöyle devam etti:

    “Bu çatışmalı sürecin bitirilmemesi, barış ve çözüm sürecine dönülmemesi süresi içerisinde mayın patlamaları, savaş artığı dediğimiz doğada operasyonlar sonucu kalan patlamamış mühimmatlar insanların canını almaya devam edecektir. Bunun tek çözümü, yıllardan beri devam eden savaşın bitirilmesi, çözüm sürecine dönülmesi, can kayıplarının olmaması. Bölgemizde yürütülen 40 yılı aşkın süredir devam eden bu çatışmalı süreçlerde 40 binin üzerinde insanın yaşamını yitirdi, bu süreç bitmediği sürece de insanlar yaşamını yitirmeye devam edecek.”

    “SAVAŞLA BİRLİKTE İNSANSIZLAŞTIRMA DEVAM EDİYOR”

    Dersim’de insansızlaştırma politikasının farklı koşullarda devam ettiğine vurgu yapan Solmaz, “Son günlerde gündeme gelen Ovacık’taki maden arama sahaları ilanları, afet bölgesi ilan edilen Ovacık merkez köyleri bulunuyor. Savaşla birlikte insansızlaştırma devam ediyor. Biz 2013-2015 döneminde, insanların büyük kentlerden köylerine gelmesi, yeni yerleşkeler kurması, ev yapması, çatışmalı süreçle birlikte bu insanların göç edip gittiğine şahit oluyoruz. O nedenle bu çatışmalı süreç bitmediği sürece doğa katliamı, yasaklı bölgeler, yaşanan ölümler, mayın patlamaları, serbest halde dolaşan savaş artıkları insanların canını almaya devam edecektir. Biz bu kayıpların sonlanması, mayınların temizlenmesi, Ottowa Sözleşmesi’ne uyulması, 2022 yılına kadar savaş artıklarının mutlaka temizlenmesi gerekiyor” dedi.

    “SADECE TEK BÖLGEDE MAYIN TEMİZLEME ÇALIŞMASI YAPILDI”

    Ottowa Sözleşmesi’nde mayınların temizlenmesinde Türkiye’nin 2022 yılına kadar süre istediğini belirten Solmaz, “Yetiştirebilirler mi, temizleyebilirler mi belli değil. Dersim’de sadece Aktuluk’ta yatılı bölge okulu dediğimiz eski karakol bölgesi temizlenmiştir. Onun dışında bir temizleme çalışması yürütülmemiştir” diyerek durumu aktardı.

    “SÜREÇ; KALEKOL YAPMA, YASAKLI BÖLGE İLANINA DÖNÜŞTÜ”

    “2013-2015 arasındaki dönemlerde; aslında barış ve çözüm süreci diye bir şey yaşanmadı, şuan ki durum onu gösteriyor. O süreçte devletin hakim olduğu yerlere kalekol, karakol yapmak, çitler yapmak, yasaklı bölge ilan etmek sürecine dönüştü” diye konuşan Solmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yıllardır devam eden bu çatışmalı sürecin bitirilmediği sürece kalekol yapımı, yasaklı bölgeler ilan edilmesi ya da farklı şeyler yapılmasının çözüm olmayacağını biliyoruz. İnsan yaşamı, can kayıpları söz konusudur.

    Karakollar, kalekollar bu sürece çözüm olmayacak. Tek çözümün barış, demokrasi olacak, o adımlar atıldığı takdirde sorunların tamamı ortadan kalkmış olacak; kalekola da karakola da yasaklı bölgelere de gerek kalmayacak. Bunu 2013-2015 sürecinde gördük, bu ülkede bir şeylerin değişeceğini gösterdi.”

    “BARIŞ SÜRECİNE DÖNÜLMESİ, AYRIŞTIRICI DİL KULLANILMAMASI GEREKİYOR”

    İktidarın çözüm süreçlerini kendi iktidarlarının devamına heba etmemeleri gerektiğini söyleyen Solmaz, “Çünkü yaşam üzerinden iktidarların, kendi iktidarlarını devam ettirmeyeceklerini biliyoruz. Bu barış sürecine yeniden dönülmesi o yönlü çalışmalar yapılması, ayrıştırıcı dillerden uzak durulması gerektiğini ifade ediyoruz. Türk ve Kürt halkı da barış ve kardeşlik söylemlerini öne çıkarmalı. Bu barış süreçlerinin herkes tarafından benimsenip kabullendiğini biliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu: Dünyayı kadınlar özgürleştirir- VİDEO

    Dersim Kadın Platformu: Dünyayı kadınlar özgürleştirir- VİDEO

    PİRHA- 19. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin son gününde Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yapan Dersim Kadın Platformu, “Eşitsizliğin, şiddetin, sömürünün, ayrımcılığın olmadığı, kadınların özgürce yaşamlarını sürdürdüğü bir gelecek mümkün! Bu gelecek kadınların örgütlü ellerinin üzerinden yükselecektir. Biliyoruz ki; Mücadele kadınları birleştirir, kadınlar dünyayı özgürleştirir” dedi.

    19’ncu Munzur Doğa ve Kültür Festivali kapsamında Dersim Kadın Platformu son dönemde artarak süren kadın katliamları, cinsel taciz ve saldırılara ilişkin ‘Mücadele kadınları bireştirir, kadınlar dünyayı özgürleştirir’ şiarıyla Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz, HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, platform üyeleri ve çok sayıda kadın katıldı. Açıklamayı Dersim Kadın Platformu adına Fatoş Taşkale okudu.

    “OTTOWA SÖZLEŞMESİNİN HÜKÜMLERİ YERİNE GETİRİLSİN”

    Festivalin Nupelda ve Ayaz nezdinde katledilen tüm çocuklara ve kadınlara adandığını hatırlatan Taşkale, Nupelda ve Ayaz’ın yaşamını yitirmesinin bölgede sürdürülen savaş politikalarının bir sonucu olduğunu söyledi. Fatoş, “Dersim, resmi rakamlara göre sınır illeri hariç en fazla mayının bulunduğu ildir. Daha fazla ölüm ve acı yaşamamak için, ülkemizin de taraf olduğu anti-personel mayınların imhasına dair Ottowa Sözleşmesi hükümleri yerine getirilerek, ilgili alanlar tekrar taranmalı ve anti-personel mayınları imha edilmeli, gerek sözleşmeden ve gerekse hukukumuzdan kaynaklı gerekli tedbirler alınmalıdır. 38’den 90 lara; 90 lardan günümüze bölgede yürütülen savaş politikalarının en ağır bedelini, hayatlarımızla ödemeyi reddediyoruz . Bu politikaların yıkıcılığı sadece bedenlerimiz üzerinden olmuyor, bedenlerimiz ile beraber yaşam alanlarımız da tahrip oluyor, yok ediliyor. Her yaz şehrimizde çıkan orman yangınları, yaşam alanlarımızla beraber bu alanlarda yaşayan canlı türlerini de yok etmektedir. Yaşamlarımız, yaşam alanlarımız ve tüm canlılar için barış istiyoruz . Çünkü bizler biliyoruz ki eşitsizliğin, şiddetin, sömürünün, ayrımcılığın olmadığı, kadınların özgürce ve barış içinde yaşamlarını sürdürdüğü bir gelecek mümkün” diye belirtti.

    TACİZ, TECAVÜZ VE KADIN KATLİAMLARINA TEPKİ

    Kadınların büyük mücadeleler ve emeklerle elde ettiği yasal düzenlemelerin büyük bir keyfiyetle askıya alındığını kaydeden Fatoş, en temel medeni hakların tartışıldığını ifade etti. Taşkale, “Yaşamlarımızı ve bedenimizi sürekli denetim altında tutarak eril zihniyetlerinde tahayyül ettikleri geleceği yeniden üretmemizi istiyorlar. Kadınlar lehine imzalanan ulusal ve uluslararası sözleşmelere uyulmadığı gibi, cezasızlık ve haksız tahrik indirimi gibi cezai uygulamalar, kadına yönelik her türlü şiddet taciz tecavüzde erkek egemen zihniyeti güçlendiriyor, teşvik ediyor ve koruyor Bu koruma ve yasasızlık her gün karşımıza yeni bir taciz, tecavüz ve kadın katliamı olarak çıkıyor. Son günlerde sosyal medya ve basında yer alan haberlerde, Munzur Üniversitesi’nde görevli bir memur hakkında, kamu görevlilerinin öğrenciler ile not, para vb. şeyler karşılığında yakınlaşmasına aracılık ettiğine dair ciddi iddialar bulunmaktadır. Binlerce genç kadınımızın, çocuğumuzun okuduğu üniversitede bu şahsın halen görevine devam etmesi tezattır. Üniversite yönetimini soruşturmanın bütün yönlerini kamuoyuyla paylaşmaya çağırıyoruz” dedi.

    “SÖMÜRÜLMEYİ REDDEDİYORUZ”

    İktidarın tüm araçlarıyla kadınların ev içi ve ev dışı emeğini, aile dışındaki toplumsal ve siyasal etkinliklerini, var olma mücadelelerini değersizleştirdiğini dile getiren Taşkale, “Kadınların hayatları üzerindeki kontrolünü zayıflatmaya çalışıyor. Esnek, kuralsız, güvencesiz, kayıt dışı ve düşük ücretlerle sömürülmeye, ekonomik krizle birlikte daha fazla yoksullaşmaya, çalışma yaşamının ayrılmaz parçası haline getirilmiş durumda. Baskı, şiddet ve mobinge, kreşleri kapatıp kadınlara yüklenmeye çalışılan bakım hizmetleri nedeniyle ücretli işlerde çalışmamızı engelleyen politikalara karşı durmaya, ev içerisinde görünmez kılınıp değersizleştirilen emeğimize sahip çıkarak mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.. İlimizde çeşitli teşviklerle açılan ve açılırken kadın işçilerle çalıştırılacağı yönünden çokça reklamı yapılan ve de çeşitli yayın organlarında ‘başarı öyküsü’ denilerek sunulan iki tekstil atölyesi, bugün Dersimli kadınlar için bir sömürü cehennemi durumuna gelmiştir. Ünlü markalarla çalışan atölyeler zaman zaman kadınlara fazla mesai yaptırmalarına rağmen bırakın fazla mesai ödemelerini ,bazen kadınlara aylarca maaş ödememektedirler. Emeğimizin böylesine yok sayılmasını, sömürülmeyi reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Taşkale, son olarak şunları kaydetti: “Mücadelemiz; yaşamın her alanında eşitliğin inşa edilmesi, eşitliğin kalıcı hale gelmesi ve kadınların şiddetten, yoksulluktan, işsizlikten, güvencesizlikten uzak hayatlar kurabilmesi için tüm devlet olanaklarının seferber edileceği toplumsal düzen içindir. Eşitsizliğin, şiddetin, sömürünün, ayrımcılığın olmadığı, kadınların özgürce yaşamlarını sürdürdüğü bir gelecek mümkün! Bu gelecek kadınların örgütlü ellerinin üzerinden yükselecektir. Biliyoruz ki; Mücadele kadınları birleştirir, kadınlar dünyayı özgürleştirir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimliler Derneği: İhmal ve cezasızlık kültürüyle mücadele edilmeli

    Dersimliler Derneği: İhmal ve cezasızlık kültürüyle mücadele edilmeli

    Mersin Dersimliler Derneği, Ovacık’ta askeri mühimmatın patlaması sonucu Ayaz ve Nupelda Güloğlu kardeşlerin yaşamını yitirmesine dikkat çekerek, ihmal ve cezasızlık kültürüyle mücadele edilmesi gerektiğini dile getirdi. 

    Mersin Dersimliler Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Ovacık’ta askeri mühimmatın patlaması sonucu yaşamını yitiren Ayaz ve Nupelda Güloğlu kardeşlere ilişkin basın toplantısı düzenledi. Şube binalarında yaptıkları basın açıklamasına, Demokratik Alevi Derneği ( DAD) olmak üzere birçok alevi kurum temsilcileri, siyasi parti, dernek ve STK katıldı. “Mayınlar temizlensin, çocuklar ölmesin!” pankartı asıldığı açıklamada konuşan Dersimliler Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Hasan Tanrıkut, Dersim ve bölgede yaşanan can kayıplarının asıl nedeninin çatışmalı süreç olduğuna değindi.

    Savaşta en fazla çocuk ve kadınların etkilendiğine dikkat çeken Tanrıkut, “Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de 839 bin anti-personel kara mayını 164 bin 797 anti-tank mayını olmak üzere bir milyon 101 bin 389 adet mayın bulunuyor. Savaş artığı patlayıcı maddelerin sayısı bilinmiyor. Mayınların büyük bir çoğunluğu başta güney sınırları olmak üzere sınır bölgelerinde yer almaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu Mayın Yasağı Anlaşması’na ( Ottawa Sözleşmesi) göre 2014 yılına kadar mevcut mayınların temizlenmesi gerekmekteyken, Türkiye’nin talebiyle 2022’ye kadar uzatılmıştır. İlimiz Dersim sınırları içinde resmi rakamlara göre, 10 bin üzerinde mayın olduğu bilinmektedir. Çeşitli tarihlerde birçok insanımız bu patlayıcılar yüzünden yaşamını yitirmiştir. Bu nedenle mayınların bir an önce temizlenmesi gerektiği açıkça ortadadır.” diye belirtti.

    Tanrıkut, taleplerini ise şöyle sıraladı:

    * Mayın ve çatışma atıklarının temizleme maliyeti ve zorluğu, tek bir çocuğun yaşamına gerekçe gösterilemez.

    * Mayın ve çatışma atıkları bulunan bölgelerde, başta çocukların ve yetişkinlerin bilgilendirilmesi, bilgilendirilmesi, önleme çalışmalarına ihtiyaç vardır.

    * Nupelda ve Ayaz’ın yaşam haklarının tazmini mümkün değildir. Bunun önlenememiş olmasındaki ihmal ve cezasızlık kültürü ile mücadele edilmelidir.

    * Failler ve faillerin etkin soruşturulması, sorumluluk zincirindeki ihmallerin açıkça çıkarılması ve cezasız kalmaması,

    * Olaydan doğrudan ve dolaylı olarak etkilenenlerin hukuki ve psiko-sosyal açıdan desteklenmesi ve dayanışma içinde olunması,

    * Benzer bir olayın bir daha tekrarlanmaması için politik, yasal ve diğer tüm önlemlerin alınması gerekmektedir.

    * Çocuk haklarına dair sözleşmeye taraf bir devlet olarak, Türkiye her çocuğun yaşam hakkını korumaktan sorumludur.

    * Her ihlal, geri dönülmez sonuçlara neden olduğu gibi mevcut çocuk politikasındaki eksikliği görünür hale getirerek bütüncül ve hak temelli bir çocuk politikasına olan ihtiyaca işaret eder.

    * Çocuk hakları ihlallerinde sorumluluk zincirini belirlerken, Adorna’nun dediği gibi ‘yanlış hayat doğru yaşanmaz.’ Çocukların hayatta kalması için doğru soruyu sormak, doğru yaşam koşullarını yaratmak herkesin sorumluluğudur. Bu da kalıcı barış koşullarının yaratılmasından geçer.

    * Bizler Dersimliler Derneği olarak bu konuda insan hakları ve yaşamını öne alan bir mücadele vererek ve olayların takipçisi olacağız.

    * Olay sıradan olmayıp bütün toplumu ilgilendiren bir olaydır. Çocuklarımızın ölümüne neden olan patlayıcının meşei ile ilgili balistik araştırmanın acilen yapılmasını ve kamuoyu ile paylaşılmasını, balistik inceleme  sırasında DEDEF,İHD,TTB ve Baro olmak üzere kurumlarımızdan uzmanlar davet edilerek şeffaf yapılmalıdır.”

    (Kaynak: MA)

  • ‘Yüzümüzü Dersim’e dönerek inancımıza, dilimize ve kültürümüze sahip çıkalım’ VİDEO

    ‘Yüzümüzü Dersim’e dönerek inancımıza, dilimize ve kültürümüze sahip çıkalım’ VİDEO

    PİRHA- Son dönemde Dersim’de yaşanan olaylar ve yaklaşan Munzur Doğa ve Kültür Festivali’ne ilişkin PİRHA’ya konuşan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, “Bu yıl içerisinde Dersim üzerinde karanlık bir el kendisini var etmeye başladı. Dersimliler olarak bu savaşa itiraz ediyoruz. Yaşamı savunalım ve yüzümüzü topraklarımıza dönerek inancımız, dilimiz ve kültürümüze sahip çıkalım” dedi.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, son dönem Dersim’de yaşanan olayların bir karanlık gibi coğrafyanın üzerine çöktüğüne vurgu yaparak, yaşanılan savaşa Dersimliler olarak itiraz ettiklerini söyledi. Bölgenin bir bütün insansızlaştırılmaya çalışıldığına dikkat çeken Sultan, yaklaşan festival ile Dersimlilerin topraklarına yüzünü dönerek diline, kültürüne ve inancına sahip çıkma çağrısında bulundu.

    “DERSİM ÜZERİNDE KARANLIK ELLER KENDİNİ VAR EDİYOR”

    “Bu kadim topraklarda bu acıların artık yaşanmasını istemiyoruz. Dersim tarihlerden beri hep bu acılarla anıldı. . Bizim halaylarımızda acıdır. Oy Fadike diye bir parça var. Dönüp baktığınızda orada bir hüzün vardır. Orada bir ayrılığın hüznü vardır” diyen Sultan, Dersimlilerin olarak bir daha acıların yaşanmasını istemediklerini ve buna itiraz ettiklerini ifade etti. Sultan şöyle konuştu:

    “Bu yıl içerisinde Dersim üzerinde karanlık bir el kendisini var etmeye başladı. Sene başında Pertek’te bir anne ve oğlu katledildi. Peşinden Çanakkale’de askerlik yapan bir Dersimli çocuk Hozat’ta bir anneyi katletti. Yine Engin Eroğlu akıl almaz bir şekilde kaza ile Munzur’a düşmesi ve 19 gün Munzur’da kalması açıkçası çok tuhaf. Dedelerimiz bize yaralı bir ceylanın Munzur’dan su içipte nasıl iyileştiğini anlatırdı. Açıkçası böyle bir umudumuz vardı. Demek ki Munzur’un da açıkçası bize sitemi var.”

    “BÖLGEDE 15 BİN MAYIN DÖŞELİ VE TEMİZLENMİYOR”

    Dersim’de oynadıkları alanda yaşanan patlama nedeniyle yaşamlarını yitiren Ayaz ve Nupelda Güloğlu kardeşlere hatırlatan Sultan, Dersim coğrafyasının 15 bine yakın mayın ile döşeli olduğuna dikkat çekti. Mayınları hala temizlenmediğini hatırlatan Sultan, “Hiç günahı olmayan 2 çocuğumuz döşenen mayınlara basarak katledildi. Bu bir katliamdır. Asla başka bir tarifi yoktur. Dersim bölgesinde 15 bin mayının döşeli olduğu biliniyor. Bugün bu çocukların başına gelen yarın başka bir halkımızın çocuğunun başına gelmeyecek diye bir garanti yok. Dersimliler olarak bu savaşa itiraz ediyoruz. Çocuklarımızın nezdinde savaşın bitmesini ve barışın hemen gelmesini istiyoruz. Çünkü savaş en çok anne ve çocukları etkiliyor. Görüntülerde gördük; baba ve annenin çığlığını hiç kimse tarif edemez. Bütün demokratik kitle örgütleri, sol-sosyalist bütün çevrelere şu çağrıda bulunuyoruz.  Eğer sahiplenmez isek 2 çocuğun elleri yakalarımızdadır. Herkes bütün gücü ile bunun arkasında olmalı ve hesabını sormalıdır.”

    “YASAKLAR İLE DERSİM HAPİSHANEYE ÇEVİRİLİYOR”

    Dersim’de merkez ve 4 ilçede 29 bölgenin 1 Temmuz 2020’ye kadar Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilmesine değinen Sultan, bölgenin hapishaneye çevrildiğini sözlerine ekledi. Dersimlilerin hala yasaklar sebebiyle köylerine gidip mezar yerleri ziyaret edemediğini dile getiren Sultan şu ifadeleri kullandı:

    “İnsan çok önemli ve başka bir varlık. Ormanlarımızda yanan en ufak böcek bile bir candır, bizim nezdimizde oda bir insandır. Yanan bir meşe ağacı canımızı yakar. Güneş gölgesinde sığınabileceğiniz tek yer ağaç gölgesidir. Ama vahşi kapitalizm bunu yok ediyor. Buna da sessiz kalamayız. Bedeli ne olursa olsun itiraz ederiz. Oralar bizim topraklarımız. Doğup büyüdüğümüz yerler. Her yıl gittiğimizde içimiz yanarak dönüyoruz. Coğrafyamız yok edilmeye çalışılıyor. Köylerimize gidemiyoruz. Anamızın, babamızın mezarlarını ziyaret edemiyoruz. İnsanım diyen bunu kabullenebilir mi?  Yaz geldi ve yangınlar yine başlayacak. Coğrafyamız cayır cayır yanacak. Altında yatan sebepler başladı. Birkaç gün önce yayınlanan karar ile 1 yıl boyunca 29 bölge güvenli bölge olarak ilan edildi. Buna tabiki itiraz ederiz. Oralarda insanlar ekerek biçerek geçiniyor. Buraları yasaklar, insanı şehir merkezine çıkarmama gibi derdiniz olursa dolayısıyla orayı hapishaneye çevirirsiniz.”

    “YÜZÜMÜZÜ TOPRAKLARIMIZA DÖNELİM”

    Bu yıl 19’uncusu düzenlenecek Munzur Doğa ve Kültür Festivaline katılım ve sahiplenme çağrısında bulunan Sultan, son olarak şunları vurguladı:

    “Bu yıl Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin 19’uncusu düzenlenecek. Geçmiş yıllarda da 2 defa yasaklandı. Israrla insanlarımızı oraya taşıyacağız. Arka planda yatan ise coğrayfayı insansızlaştırmaktır. Pratik olarak bunu görüyoruz aslında. Bütün illerden Dersim’e araç kaldırılıyor. Bizde buradan 4 dernek olarak araç kaldıracağız. Halkımızın buna duyarlılık gösterip kendi topraklarına yüzüne dönmesi gerekiyor. Ege’nin Akdeniz’in şaşalı yerlerinde değil Dersim’in en yüksek tepesindeki bir ağacın altında tatilimizi geçirmek isteriz. Toprağımız, dilimiz, kültürümüz orasıdır. Festivalin yasaklanmaya çalışılmalı dahi hukuki değildir. Ama ülkede hukuk işlemiyor. Festival kendi diline, inancına, kültürüne hizmet etmektir. Orada ki yaşamı savunmaktır. Yüzümüzü topraklarımıza dönerek inancımız, dilimiz ve kültürümüze sahip çıkalım.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

  • Demokratik Alevi Derneği: Ayaz ve Nupelda’yı katleden savaş zihniyeti son bulsun- VİDEO

    Demokratik Alevi Derneği: Ayaz ve Nupelda’yı katleden savaş zihniyeti son bulsun- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği (DAD) , Dersim’de evlerinin yakınında oynarken  patlama nedeniyle yaşamını yitiren Ayaz ve Nupelda Güloğlu için basın toplantısı yaptı. Eş zamanlı olarak yapılan açıklamada, “Ayaz ve Nupelda kardeşleri katleden savaş zihninin son bulması ve topraklarımıza yerleştirilmiş onbinlerce mayının ve başıboş patlayıcının temizlenmesi ahlaki, vicdani, hukuki bir sorumluluktur” ifadelerine yer verildi.

    DAD İzmir ve Ankara şubeleri, Dersim’de patlama sonucu yaşamını yitiren Ayaz ve Nupelda Güloğlu için eş zamanlı basın toplantısı yaptı.

    Çerağların uyandırılmasının ardından okunan ortak metinde Türkiye halklarının daha büyük bir travmayı kaldıramayacağına vurgu yapılarak bölgedeki mayın ve patlayıcıların bir an önce temizlenmesinin ahlaki bir sorumluluk olduğu çağrısında bulunuldu.

    Yaşamını yitiren Ayaz ve Nupelda Güloğlu için başsağlığı dileklerinde bulunulan açıklamada, yaşam hakkının korunması gerektiğinin altı çizildi.

    DAD Ankara Şube ile Mamak Ana Fatma Cemevi’nin ortak yaptığı açıklamaya HDP Mamak İlçe Örgütü, Pir Sultan Abdal Derneği Mamak Şube ile Alevi Bektaşi Federasyonu yöneticileri katıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkan Yardımcısı Dede Müslüm Metin, Nupelda ve Ayaz Güloğlu için çerağ uyandırdı.

    Ana Fatma Cemevi Başkanı Hülya Türkmen’in okuduğu açıklamada, Türkiye’de yürütülen savaş politikalarından vazgeçilmesi gerektiğinin altı çizilerek şunlar söylendi:

    “HALK DAHA AĞIR SAVAŞ TRAVMASINI KALDIRAMAYACAK DURUMDADIR”

    “Ayaz ve Nupelda kardeşleri katleden savaş zihninin son bulması ve topraklarımıza yerleştirilmiş onbinlerce mayının ve başıboş patlayıcının temizlenmesi ahlaki, vicdani, hukuki bir sorumluluktur.

    Türkiye halkları daha ağır bir savaş travmasını kaldıramayacak durumdadır. Karar vericilerin bu konuda çözümden yana vicdan geliştirmeleri temel beklentimizdir.

    Hakk Yol Aleviler bir egemenlik düzeninden çok, cümle mekanı Hakk Mekanı olarak görür. Erkanımız rızalık yasasını düstur sayar. Ahlakımız cümle canı birlik makamında görür. Yolumuzu softalığa dönüştürmeye çalışan iktidar karar vericileri ve onlara payanda olan sofular proje liselerinde öldürmedikleri evlatları nefislerine kurban etmek istiyorlar. Bu ahlaksızlıktan derhal vazgeçmelidirler. Projeye ihtiyacımız yok cümle canla eşit görülmeye ihtiyacımız var. Hakk yasasında azınlık olmaz, azınlık diye hukuk koyanlar Hakk’tan cuda nefis fetvacılarıdır.

    Doğamız, ormanlarımız cümle varlığın evidir. Yolumuzda bir böcek ile bir insanın ömrü birdir. Can Hakk’ın birlik deryasıdır. İnsanı herşeyin üstünde görme cahilliğinden, hakk bilmeyen hadsizlikten vazgeçilmelidir. Bugün alemde katledilen kamil insan değerleridir. Gözümüzün önünde katlederken doğayı ve yaşamı her seyirci kalan ahlaksızlaşır. Buna göz yuman mühür verdiklerimiz ise ilk ahlaksızlaşanlardır.

    Cümle canı hakk elçisi bildikleri 124 bin Nübüvvetin Hakikat kelamlarını hatırlamaya, ibret almaya ve yaşatmaya gayret etmesini diliyoruz. Hakk Yol Alevi canları ise yaşamın her alanında barışı ve birlikte yaşam umudunu güçlendirmek için ortak çabada ısrarcı olmalarını bekliyoruz.”

    İzmir’de yapılan açıklama ise DAD İzmir yöneticisi Zeynel Bozkurt tarafınca okundu. DAD Şube binasındaki programa Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt, İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, İzmir Varto-Der Başkanı İbrahim Büyükgöl, HDP ve Yeşiller Sol Gelecek Partisi temsilcileri katıldı.

    Açıklama sonrasında yaşamını yitiren Ayaz ve Nupelda için çerağ uyandırıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Dersim İnşa Kongresi: Dersim halkının yanındayız

    Dersim İnşa Kongresi: Dersim halkının yanındayız

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi, Dersim-Ovacık ilçesi Bilgeç Köyü Çakılyayla mezrasında dün 8 yaşındaki Ayaz Güloğlu ve 4 yaşındaki Nupelda Güloğlu isimli çocukların mayına basması sonucu yaşamını yitirmesine ilişkin açıklama yaptı.

    “Güloğlu ailesinin derin ve yürekleri parçalayan acısını paylaşıyoruz” denilen açıklamada bölge de 40 yılı aşkındır sürdürülen ‘kirli savaş’tan ötürü binlerce çocuğun hayatını kaybettiği ifade edilerek ‘Güloğlu ailesinin Dersim halkının acılarını paylaşıyoruz ve yanındayız’ denildi.

    Dersim İnşa Kongresi (DİK) yaptığı açıklamada, “Henüz çocukluğunu yaşayamadan hayattan koparılan bu kelebeklerin ahı kirli savaşta ısrar edenlerin peşini bırakmayacaktır” ifadelerinin kullandı.

    Açıklamada şun ifadelere yer verildi:

    “DERSİM’DE İNSANLARIMIZIN CAN GÜVENLİĞİ YOK”

    “Kutsal Dersim coğrafyası egemenlerin, talancıların, soykırımcı, ırkçı ve gerici güçler için oldum-olası bir çiban başı olarak algınlandı ve kan-revan içinde bırakıldı. Soykırım öncesi ve sonrasında özel kanun ve sözde yasalar ile ismi değiştirilerek her türlü baskı ile asimilasyon politikaları dayatıldı. Buna karşı direnenler ise ya terörize edildi yada ‘terörist’ ilan edilerek hedef gösterildi ‘katli vaciptir’ denildi. Köylerimiz boşaltıldı coğrafyamız yakıldı, yıkıldı. Daha dün (hiç olmamış gibi) 1 yıllık bir yasak daha getirildi ve kendi topraklarımıza basamaz ve yasaklı hale getirildik. Toprağımıza ayak bastığımız anda ise vurulduk, kaçırıldık, imha edildik yada kör mayının kurbanı olduk. Bir basın açıklaması, bir toplantı ve en küçük bir demokratik talebin dile getirilmesi suç sayılır hale geldi. Dersim insanının neredeyse nefes alması bile yasaklanır hale getirildi. Dersim üzerindeki kuşatma kimlik, inanç, kültür, ekoloji vd değerleri ile birlikte korkunç bir şekilde sürdürüldüğünden, kutsal mekanlarımız yasaklı olduğundan adeta Dersim’de insanlarımızın can güvenliği kalmamıştır!

    “KUTSAL TOPRAKLARIMIZ MAYINLARDAN TEMİZLENSİN”

    DİK, ‘elimizdeki bilgilere göre Dersim coğrafyası adeta bir mayın tarlasına dönüştürülmüştür’ ifadesinin yer aldığı açıklamasında Türkiye’nin, Ottowa Sözleşmesi’ni 2003 yılında imzaladığını ve 2004 yılında da taraf devlet olduğunu hatırlatarak, ‘’Türkiye, 2008 yılı 1 Mart’ına kadar stoklarındaki mayınları imha etme ve 2014 yılına kadar da toprağa döşeli mayınları temizleme, kurbanlara yardım konusunda da gerekli adımları atma yükümlülüğü üstlenmiş olmasına rağmen salt Dersim’de 10 binin üzerinde kara mayının bu anlaşmaya aykırı bir şekilde döşendiği ve temizlenmediğini vurgulayarak ‘kutsal topraklarımız mayınlardan temizlensin’ dedi. Dersim başta olmak üzere bölgede 17 İli kapsayan geniş bir alanda Milyonlarca İnsanımızın hayatı ‘kara mayın’ tehlikesi ile karşı karşıyadır. Dersim coğrafyası Dersimlilere ve dostlarına serbest olsun, kutsal mekanlarımız, ziyaretlerimiz yasaklardan ve kirli ellerden arınsın, askeri operasyonlar durdurulsun, barış, huzur ve demokrasi gelsin, halklarımız ve inançlarımız özgür olsun.

    “ACILARIMIZIN ORTAKLAŞMASI BİZİ DAHA DA YAKINLAŞTIRACAK”

    Ayaz ve Nupelda Güloğlu çocuk-kardeşlerin acı kayıpları gerek Dersim’de ve gerekse diasporada yaşamak zorunda olan biz Dersimlileri ve dostlarını yasa bürümüştür. Bölgedeki mayınlardan ve kirli savaşta ısrar edenler, Ceylan Önkol, Enes Ata, Nihat Kazanhan gibi yüzlerce çocuğun direk ağır silahların hedefi olduğu ve faillerinin yetkililer tarafından korunduğunun hatırlatıldığı açıklamada, ‘Tunceli Valisi de olayı kapatmaya ve esas suçluları gizleye çalışıyor’ denildi. Firik Dede’nin Behzat’ı Bese’lerin, Engin’lerin acısı hala güncelliğini koruyor ve yüreklerde birer ‘kor’ iken Ayaz ve Nupelda’nın gidişi sözün bittiği yer oldu adeta. Yaşatılan bunca acı ve keder Dersimlilerin daha çok kenetlenmesini sağlayacaktır. Zalimlerden hesap sormak ve yitirdiklerimizin anılarına bağlı kalmak ise birlikte, yan-yana olmaktan geçmektedir.

    “ACILIYIZ VE ÖFKELİYİZ”

    Acılıyız ve ama aynı zamanda büyük öfkeliyiz. Bu talihsiz kuşatmayı geriletmek ise ancak tarihsel, onurlu bir direniş ile püskürterek büyük düşünmek ve ‘Büyük Dersim’i yeniden inşa etmek ile gerçekleşecektir.”

    Dersim İnşa Kongresi ayrıca, yaz mevsimi vesilesi ile Dersim’e gideceklere de bir çağrı yaparak hem Engin Eroğlu ve hem de Ayaz ile Nupelda’nın kardeşlerin ailelerine taziye ziyaretleri yaparak acılarına ortak olmalarını, kutsal mekanları, ziyaretleri vb yerlere gidilmesini önerdi. DİK, ‘Bir kez daha Ayaz Nupelda Güloğlu kardeşlerimizin devirleri daim olsun diyerek ailesi ve Dersim halkının başı sağ olsun diyoruz’ denilen açıklamanın sonunda Dersim halkına ve coğrafyasına yapılan zulümlerden yola çıkarak Seyid Rıza’nın, ‘Ayıptır, Yazıktır, Günahtır’ sözleri ile bitirdi. (HABER MERKEZİ)

  • Ayaz ve Nupelda son yolculuğuna uğurlandı-VİDEO

    Ayaz ve Nupelda son yolculuğuna uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Dersim Ovacık’ta patlama sonucu yaşamını yitiren Ayaz ve Nupelda Güloğlu gözyaşları arasında yan yana toprağa verildi.

    Dersim’in Ovacık ilçesi Bilgeç köyüne bağlı Çakılçeşme mezrasında, dün meydana gelen patlama sonucu Ayaz Güloğlu (8) ve Nupelda Güloğlu (4) kardeşler yaşamını yitirdi. Güloğlu kardeşlerin cenazeleri, Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi’ndeki otopsilerinin ardından bugün aile fertleri tarafından alınarak Ovacık’taki Munzur Baba Cemevi’ne getirildi. Buradaki cenaze törenine, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Tunceli Valisi Tuncay Sonel, siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileri, 15 Haziran’da araba kapağının çarpması sonucu Munzur suyuna düşüp hayatını kaybeden Engin Eroğlu’nun ailesi ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    GÖZYAŞLARI ARASINDA TOPRAĞA VERİLDİ

    Pir Zeynel Batar’ın yürüttüğü Hakka uğurlama erkanında gülbenglerle birlikte ağıtlar yakıldı.

    Cemevinde yapılan Hakka uğurlama erkanının ardından Güloğlu kardeşlerin cenazeleri, Çakmaklı Köyü mezarlığında yan yana kazılan mezarlarda toprağa verildi. Baba Ali Ekber ile anne Cebriye Güloğlu’nun sırlama erkanında yaktığı ağıtlar duygusal anlara neden oldu.

    “DEVLET BÜYÜKLERİYLE CENAZE NAMAZI”

    Ovacık Munzur Baba Cemevi’nde gerçekleşen Hakka uğurlama erkanında Elazığ’dan getirilen hoca ile halk arasında tartışma çıktı. Şahsın ‘Devlet büyüklerimizle cenaze namazı kılacağız, hizmet yürüteceğiz’ söylemine HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ve cemevinde toplanan yurttaşlar tepki gösterdi.

    Hocanın yanına gelen şahsın, ‘Hocam bırak hizmet yürütme, cenaze namazı kılmadan nasıl defnedeceksiniz?’ kelimeleri de tepki topladı.

    Bütün tepkilere rağmen Elazığ’dan gelen ve kendisini Ehlibeyt soyu olarak tanımlayan hoca, Fatiha ve birçok Arapça dualar eşliğinde hizmet yürüttü.

    Hoca, hizmet yürütürken ‘Bizim gelenek ve inançlarımız farklı ancak; devlet büyüklerimiz burada. Kurallara göre cenaze namazı kılacağız’ diyerek cemal cemale olması gereken erkanı namaz kurallarına göre gerçekleştirdi.

    “MAYINLAR TEMİZLENSİN”

    Tunceli Barosu da olaya ilişkin yaptığı açıklamada, bölgedeki mayınların temizlenmesi gerektiğine işaret ederek, şunları belirtti:

    “Ölümlere sebebiyet veren patlayıcının türü adli soruşturma neticesinde açıklığa kavuşturulacaktır. Bizler de Baro olarak bunun takipçisi olacağımızı belirtmek isteriz. İlimizin can ve mal güvenliğini ağır şekilde ihlale uğratabilecek bir mayın gerçekliği de var. Ülkemizin, Birleşmiş Milletler’e (BM) 2004 yılında sunduğu raporlara göre, Tunceli’de 10.557 kara mayını/anti-personel mayını bulunmaktadır. Bir belirlemede bulunalım, Türkiye’de sınır illeri hariç en fazla mayının bulunduğu il Tunceli’dir. Ülkemizin de taraf olduğu anti-personel mayınlarının imhasına dair Ottowa Sözleşmesi hükümleri yerine getirilerek bu anti-personel mayınları imha edilmeli ve gerek sözleşmeden ve gerekse hukukumuzdan kaynaklı gerekli tedbirler alınmalıdır. İlimizde son dönemlerde yaylacılık, hayvancılık, arıcılık faaliyetlerinin arttığı nazara alındığında can ve mal güvenliğinin tesisi bakımından bölgede Yaşam Hakkı’nın ihlaline sebebiyet verebilecek Mayınlar ve ‘Serbest patlayıcılar’ (Havan Topu, El Bombası ve sair) ivedilikle temizlenmelidir. İnsanlığın ve onun olmazsa olmaz olan yaşam hakkına yönelik her türlü ihlalin karşısında yer alacağız.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • HDP’li Önlü: Ayaz ve Nupelda’ya savaşsız bir dünyanın sözünü veriyorum

    HDP’li Önlü: Ayaz ve Nupelda’ya savaşsız bir dünyanın sözünü veriyorum

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı, Dersim Milletvekili Alican Önlü Dersim’de bir patlayıcıya basmaları sonucu yaşamlarını yitiren kardeşler Ayaz ve Nupelda Güloğlu ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Önlü, “Yaşamını yitiren çocuklarımız Ayaz ve Nupelda Güloğlu’na savaşsız ve barış içerisinde bir dünyanın sözünü veriyorum” dedi. 

    Dersim’in Ovacık ilçesi Bilgeç Köyü Çakılyayla mezrasında dün iki kardeş Ayaz Güloğlu ve Nupelda Güloğlu’nun oyun oynadıkları alanda bulunan bir patlayıcıya basmaları sonucu yaşamlarını yitirmesine ilişkin HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı, Dersim Milletvekili Alican Önlü bir basın açıklaması yaptı.

    Önlü, “Çocukların ölümlerine neden olan bu patlamanın sorumlularını koşulsuz ve şartsız olarak kınıyoruz. Cezasızlık anlayışının bitmesi ve yaşamın hakkının tanınması için sorumluların derhal açığa çıkarılması gerekmektedir” dedi.

    “Türkiye, Ottowa Sözleşmesi’ni 2003 yılında imzalamış ve 2004 yılında da Taraf Devlet olmuştur” hatırlatmasında bulunan Milletvekili Önlü, şunları kaydetti:

    “Buna göre Türkiye, 2008 yılı 1 Mart’ına kadar stoklarındaki mayınları imha etme ve 2014 yılına kadar da toprağa döşeli mayınları temizleme, kurbanlara yardım konusunda da gerekli adımları atma yükümlülüğü üstlenmiştir. Ancak Dersim bölgesinde 10 binin üzerinde mayının Türkiye’nin de taraf olduğu Ottova anlaşmasına da aykırı bir şekilde döşendiği ve temizlenmediği resmi kurumlarca da kabul edilen bir gerçekliktir. Bu durum aynı zamanda taraf olunan sözleşmelere uyulmadığını ve toplatılmayan mayınlarla Dersim coğrafyasının savaş alanı olarak kullanıldığını göstermektedir.
    2008 yılının Haziran ayında Türkiye, Taraf Devletlere elinde kalan bütün mayınların fünyelerinin çıkarıldığını bildirmiştir. Ancak bu açıklamanın hemen ertesi yılında Mayınsız Türkiye Girişiminin hazırladığı Mayın ve Misket Bombaları İzleme Raporuna göre sadece 2009 yılı içerisinde 23 çocuk bu mayınlardan kaynaklı hayatlarını kaybetmiştir.”

    “FAİLLER YETKİLİLER TARAFINDAN KORUNUYOR”

    Türkiye’de 40 yılı aşkındır süren savaş koşullarından dolayı binlerce çocuğun hayatını kaybettiğini belirten Önlü, “Savaş artığı mühimmatların arazilerde hatta şehirlerde neden olduğu çocuk ölümleri maalesef bini aşmıştır. Aynı zamanda Ceylan Önkol, Enes Ata, Nihat Kazanhan gibi yüzlerce çocuk direk ağır silahların hedefi olmuş ve failleri yetkililer tarafından korunmuştur” ifadelerini kullandı.

    “SAVAŞIN SON BULMASI İÇİN TÜM GÜCÜMÜZLE ÇALIŞACAĞIZ”

    HDP’li Alican Önlü şöyle devam etti:

    “Savaşın son bulması için tüm gücümüzle çalışmamız gerekirken resmi kurumlar olayın üstünü kapatmaya çalışan, hatta manipüle etmeye yönelik açıklamalar yapmaktadır. Nitekim Tunceli Valiliği mayıs ayı içerisinde Hozat’ta öldürülen Sakine Oğuz cinayetinde olduğu gibi iki çocuğumuzun ölümüne neden olan patlamaya ilişkin de herhangi bir soruşturma ve adli tıp incelemesi yürütmeden sorumluların cezasız kalmasına yönelik bir açıklama yapmıştır.

    Savaş her zamanki gibi en çirkin yüzünü çocukları hedef alarak göstermektedir. Yaşamını yitiren çocuklarımız Ayaz ve Nupelda Güloğlu’na savaşsız ve barış içerisinde bir dünyanın sözünü veriyorum, başta ailesi olması üzere tüm Dersim halkına başsağlığı diliyorum.” (HABER MERKEZİ)