Etiket: Mazlum ARI

  • Edremit PSAKD Başkanı: Camilerde saz çalınıp semah dönülecekse sorun yok-VİDEO

    Edremit PSAKD Başkanı: Camilerde saz çalınıp semah dönülecekse sorun yok-VİDEO

    PİRHA- Alevilere yönelik hükümetin politikalarına ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı açıklamalara ilişkin konuşan Edremit Pir Sultan Abdal Kültür Derneği PSAKD Şube Başkanı Mazlum Arı, “Ne yaparlarsa yapsınlar nafile çünkü bir toplumu yüzyıllardır asimile edememişlerse bugün bu çaba boşuna” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şube Başkanı Mazlum Arı hükümetin Alevilere yönelik politikalarını, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamalarını, Edremit bölgesindeki Alevilerin yaşadığı sorunları Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) anlattı.

    Dernekte inanç ile ilgili kısımla dedelerin ilgilendiğini belirten Arı, “Derneğimizde semah ve saz kursları ile soğuk seramik, resim, tiyatro gibi kurslarımız ve kültür çalışmalarımız var” dedi.

    “KENDİ İÇ ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZ VAR”

    “Bizler kendi olanaklarımızla ayakta kalmaya çalışan insanlarız” diyen Arı, Edremit bölgesindeki Alevi sorunlarına ve bunlara karşı yaptıkları çalışmalara ilişkin şunları söyledi:

    “Bu bölgede Aleviler kendilerini yeterince ifade ediyor dersek doğru olmaz. Bazı Alevi köy ve mahallerde sorunlar yaşanıyor. Ancak çok ciddi sorunlar yaşanmıyor. Daha çok bireysel sürtüşmelerin yaşandığını duyuyoruz. Burada yaşayan Aleviler diğer bölgelere göre daha örgütlü. Körfez Alevi Birliği ve Balıkesir Alevi Birliği gibi kendi iç örgütlülüğümüz var. Bu nedenle herhangi bir köyde bir sorun yaşandığında o köylerle direk iletişim sağlıyoruz. Ayrıca bu bölgedeki Alevi köylerinde de kurumlarımız var. Olmayan köylerde de bunun alt yapısını oluşturmaya başlıyoruz.”

    “DEVLETİN ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İÇİN HEP BİR POLİTİKASI VAR”

    Alevi köylerine camilerin yapılmasına ve müftülüklerin Alevi çocuklarına kuran kursu verilmesi için ekip göndermesine tepki gösteren Arı şunları ifade etti:

    “Devletin bir bütün olarak Alevilerin asimile edilmesine ilişkin bir politikası hep mevcuttu. Özellikle 12 Eylül sonrası yaşanan baskı rejimi sürecinde bu tür yapılanmalar ve örgütlenmeler köylere yansımış vaziyette. Ancak bütün bu baskılara ve asimilasyon politikalarına rağmen başarılı oldukları söylenemez. Elbette camiye giden ve çocuklarını kuran kurslarına gönderen Aleviler olmuş ama önemli bölümü inancından vazgeçmemiş. Köylerde kültürlerini devam ettiriyorlar.”

    “AKP DEVLET OLANAKLARINI BİR TEHDİT OLARAK KULLANIYOR”

    Alevi köylerinin hizmet almak için AKP’ye oy topluyor olmasını devlet olanaklarını halkın üzerinde bir tehdit olarak gördüğünü belirten Arı, “12 Eylül darbe süreci sonrası ile şu an yaşadığımız OHAL koşulları birbirinden farklı değil. Çünkü şu an bir darbe biçimi yaşanıyor. Dolaylı da olsa baskı ile korku ile bir şekilde kendi kültürlerini dayatmaya ve kendi politikalarını kabul ettirmeye çalışıyorlar” diye konuştu.

    Arı konuşmasına şöyle devam etti:

    “AKP’ye oy veren Alevi köyleri elbette var. Ancak verilen hizmet kimsenin babasının kesesinden verilen hizmet değildir. Bu devlet bizlerin de vergileri ile oluşturduğu bütçeden hizmet veriyor. Bu anlamda Alevilerin de Alevi olmaktan öte bir insan olarak devletten kendisine düşen payı almak zorundadır. Yapılan bu ayrımcılık hukuksuzluktur. Ahlaki ve insani bir yanı yoktur. Bu gibi yaşanan hukuksuzluklara ilişkin örgütlenme sağlıyoruz. Yaşanan baskı ve ayrımcılığı kamuoyu oluşturarak engellemeye çalışıyoruz.”

    “CAMİLERDE SAZ ÇALINIP SEMAH DÖNÜLECEKSE SORUN YOK”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ‘camiler de Alevilerin ibadet merkezidir’ açıklamasını da değerlendiren Arı, “Eğer camilerde saz çalınıp semah dönülecek ise sorun yok. Alevilerin ibadet biçimi bir kere camilere uygun değil. Çünkü saz çalıyorlar ve deyişleri ile semah dönüyorlar. Cami de ise yatıp kalkıp namaz kılınıyor. Elbette biz onların inançlarına saygılıyız. Ve onlara da bir haksızlık olursa haksızlığın karşısında yer alırız. Ama bize de haksızlık gösterilmesine asla rızalık göstermeyiz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİK DİMDİK AYAKTA KALACAK”

    Bazı okullarda devşirme Alevi dedesi yetiştirilmesine de tepki gösteren Arı, “Bu asimilasyonun önemli bir parçasıdır. Dedeler de bu olaya kişisel beklentileri nedeni ile alet oluyorlar. Ancak Aleviler tarafından bu dedeler lanetleniyor, taraf görmüyor ve kabul görmüyor. Bunu da en önce o dedelerin bilmesi gerekiyor. Onlara rağmen bu Alevilik dimdik ayakta kalacak bu inanç bu kültür yaşayacaktır” diye konuştu.

    “UYARIYORUM KENDİLERİNİ”

    PSAKD Edremit Şube Başkanı Mazlum Arı, Alevilere yönelik tüm bu baskıcı ve asimilasyoncu politikalara ilişkin Alevilerin ne yapması gerektiğini şöyle ifade etti:

    “Alevi toplumu da karşı duruşunu kendi politikaları, kültürleri, değerleri, panelleri ve sempozyumları ile göstermeli, kendi kültürünü yaşatma çabası içinde olmalıdır. Ne yaparlarsa yapsınlar nafile, çünkü bir toplumu yüzyıllardır asimile edememişlerse bugün bu çaba nafile diyerek uyarıyorum kendilerini.” (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Çalıştayda, Dünya Alevi Birliği oluşturulması önerildi – VİDEO

    Çalıştayda, Dünya Alevi Birliği oluşturulması önerildi – VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğün’de Edremit’te düzenlenen ‘Alevi çalıştayı taslak raporu’ toplantısı üçüncü gününde. Alevilerde Örgütlenme ve Birlik adıyla çalışma yapan masanın hazırladığı raporda, Alevi Birliği kurulması önerildi. Raporda, Ocak sisteminin Alevilerin geleneksel örgüt yapısı olduğunun altı çizildi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğün’de Edremit’te düzenlenen ‘Alevi çalıştayı taslak raporu’ toplantısı devam ediyor. Alevilerde Örgütlenme ve Birlik adıyla atölye çalışması yapan Turgut ÖKER, Ali KENANOĞLU, Gülizar TAŞBİLEK, Ali BALKIZ, Tekin ÖZDİL, Onur ŞAHİN, Mazlum ARI, İsmail ARSLAN, Efe ENGİN, Zeynel ŞAHİN tarafından hazırlanan taslak rapor Ali Kenanoğlu tarafından sunuldu.

    Taslak raporda, “Alevi örgütü dediğimizde aklımıza gelen yapılar; ocaklar, dernekler, Vakıflar, Alevi köy dernekleri, hiçbir dernek ya da vakıf yapılanması içerinde olmayan mahalle veya köy cemevleri, federasyonlar, konfederasyonlar ve bu amaçla bölgelerde kurulmuş platformlardan bahsettiğimizi bilmemiz gerekiyor. Örgütlü Alevi’nin bu kurumlardan en az birisiyle üyelik ya da geleneksel anlamda taliplik ilişkisi içerisinde bulunan kişidir” denildi.

    Masada mevcut dernek, vakıf, federasyon, konfederasyon şeklinde örgütlenmenin sendikal örgütlenme modeli olduğu ve bunun bir Alevi örgütlenme modeli olmadığı tespitinin yapıldığı raporda, ancak bu modelle kurulan ve Alevilerin onca kazanımını sağlayan günümüzde de bu kazanım ve mücadelesini sürdürerek var olan örgütlerin de yok sayılamayacağı gerçeğinin altı çizildi. Bu gerçeği de gözönüne alarak mevcut örgüt modellerini yok etmeden bunların geleneksel Alevi örgüt modelleriyle öze dönerek bir şekle kavuşturulması gerektiği vurgulandı.

    “ALEVİ DERNEK VE VAKIFLARI ÇEKİM MERKEZİ DEĞİL”

    Ocak sisteminin Alevilerin geleneksel örgüt yapısı olduğunun altı çizilen raporda şunlar belirtildi:

    *”Masada Alevi dernek ve vakıfların çekim merkezi olamadıkları tespiti yapıldı.

    *Cemevlerini yöneten ve hizmet veren kişilerin Alevilik ehli olmaması, Alevi inancı ve inancın öğretisiyle olan uzak ilişkisi buralara ailelerin soğuk bakmasına neden olduğu tespiti yapılmış, bunun da Alevileri cemevlerine kazandırmada olumsuz etkilediği vurgulandı.

    *Cemevlerinin bir çok yerde sadece cenaze evi olarak hizmet verdiği vurgulandı.

    *Cemevlerinde ve de bir bütün olarak Alevi örgütlenmesinde kadının neredeyse yok denecek kadar az olması olumsuz olarak yansıdığının altı çizildi.

    *Alevi örgütlenmelerinde yer alanların çoğunlukla yerel ya da genel siyasi hedefler gözetmesi ve pozisyonunu buna göre belirlemesinin örgütlenmeyi olumsuz etkilediği tespiti yapıldı.

    *Alevi kurumlarındaki ayrışmaların, restleşmelerin, bölünmelerin büyük oranda siyasi nedenlerle  olduğu vurgusu yapıldı.

    *Aleviler ve siyaset ilişkisinin çok çirkin kurulduğu, neredeyse bir çok şubenin kendi örgütünün şubesi değil bulunduğu ilçe ya da ildeki Belediye Başkanının şubesi konumunda hareket ettiği vurgulandı.

    *Alevi örgütlenmesinde şube yöneticisi bile olmayanların yani örgütün kimi kademelerinde hizmet vermeyenlerin doğrudan örgütlenmenin en tepesine getirilmesi, seçilmesinin doğru bir yöntem olmadığı yönetim ve taban ilişkisinde kopukluğa yol açtığına vurgu yapıldı.

    *Çok şubeli örgütlerde genel merkez şube ilişkisinin anti-demokratik olduğu, bu durumun da örgütlenmeyi olumsuz anlamda doğrudan etkilediği vurgusu yapıldı.

    *Genel Merkez yöneticilerinin çok delegesi bulunan şubeleri karşısına almamak adına bu şubelerin her türlü olumsuzluklarını görmemezlikten geldiğine dikkat çekildi.

    *Alevi örgütlerindeki denetim kurullarının görevinin fatura kontrol etmekten ibaret mi olduğu, o kurumdaki Aleviliğe uygun olmayan kimi uygulamaları denetlemeyeceği mi sorusu soruldu.

    *Bir iç savaş ihtimalinin konuşulduğu şu günlerde Alevilerin korunmasına yönelik örgütsel anlamda ne yapılmalı sorusu soruldu.

    *Örgütümüzün gençlik ayağının yeterli düzeyde olmadığının altı çizildi.

    *Alevilerin dilini, literatürünü yitirdiği bunun da özü yansıtmada ve asimilasyona karşı duruşta olumsuz etki gösterdiği tespiti yapıldı.

    *Alevilerin kentleşme ile birlikte göç ettiği kentlere neredeyse kapısının önündeki söğüt ağacının fidanını dahi taşıdığı ancak Pir’lerini taşımadığının bunun da geleneksel örgütlenmeyle büyük bir kopuşa ve bağlı olarak ta asimilasyona yol açtığı tespiti yapıldı.

    *Alevilerin geleneksel örgütlenme modeli olan Ocak sistemini kenara koymadan yeniden yapılanmayı ele alması gerektiği vurgulandı.

    *Cemevlerindeki hizmet veren pirlerin kimler tarafından belirleneceği masada tartışılmış bu konuda Avrupa örneği masaya sunulmuş ancak bu konunun ilgili masanın ana konusu olması nedeniyle bu soruya cevap bulunması için ilgili masaya not iletilmiştir.

    *Alevilerin merkezi ve bölgelere yayılan bir inanç kurulu olması gerektiği vurgulanıp bu inanç kurulunun da bir Diyanet’e dönüşmemesi için gerekli tedbirlerin alınmasına dikkat çekildi.

    *Alevilerin mutlaka öncelikle Türkiye olmak üzere tüm Coğrafyalarda bulunan somut ve somut olmayan kültürel varlıklarının envanterinin çıkartılması bunlara günümüzde yapılan Cemevlerinin de eklenmesiyle genel bir mal varlığı listelemesinin yapılmasının çalıştaya önerilmesine karar verildi.

    *Alevi örgüt yöneticilerinin herkesin izlemesine açık sosyal medyadan kavgaya varan tartışmalar içerisinde olmalarının hem örgütlü yapılara hem de genel olarak Alevi dünyasına zarar verdiğinin altı çizildi.

    Taslak raporda örgütlenme ile ilgili öneriler ise şöyle yer aldı:

    1. Geleneksel örgütlenmemiz olan Ocak sisteminin yeniden yapılanması ve kurumsallaşmasının sağlanması bunun için de;
    1. a) Ocakların dergahların tüm pirlerini toparlayıp inanç kurullarını oluşturmaları,

    b)Geleneksel erkannamelerini derleyip yazıya geçirmeleri ve bu erkanları güncellemeleri,

    1. c) Ocaklarına bağlı köylerin hatta ailelerin tespitlerinin yapılıp kayda alınması,
    2. d) Aleviliğin olmazsa olmaz kuralı olan yılda bir görgüden geçmenin ve talipleri görgüden geçirmenin tüm Ocaklar açısından hayata geçirilmesi.

    2- Günümüz örgütlenmeleri olan Dernek ve Vakıf örgütlenmesine giriş olan üyelik sisteminin geleneksel yapıya dönüştürülmesi bu anlamda bir Alevi kurumuna – Cemevine üyeliğe mana kazandırılması, bunun için;

    1. a) Kurumlara üyeliğin bir ritelle gerçekleşmesi, bunun için bir üye kabul töreni yapılması; mevcut üyelerin davet edildiği bir ortamda veya cemde üye olacakların lokmalarını getirip kuruma üyelikleriyle ilgili ikrar vermeleri ve mevcut üyelerin rızalığının alınması yöntemi uygulanmalıdır.
    2. b) Devletlerin koyduğu ve Dernekler Masası ya da Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün zorunlu kıldığı kurullar haricinde “dar kurulu”nun oluşturulması, bu kurulun genel kurulca üyeler arasındaki kamil insanlardan oluşması, bu dar kurulu; hem mevcut üyeler hem de yeni giren üyeler açısından bu üyelik ikrarına uyulup uyulmadığına yönelik başvuruları değerlendirip sonuçlandırması.

    3- Cemevlerinde inançsal işleyiş ile yönetsel işleyişin birbirinden ayrılması, inançsal hizmetlilerin özgün olması ve yönetim kurulunun inançsal alana müdahale etmemesi.

    “ALEVİ BİRLİĞİ OLUŞTURULMALI”

    Raporda Alevilerin birliğine ilişkin ise şu öneriler yer aldı:

    “Alevilerin örgütlü yapıları olarak saydığımız dernekler, vakıflar, federasyonlar, platformlar, cemevleri ve buna ilave olarak toplumu etkileyen aktörler olarak da Alevi medyası, Alevi siyasetçisi, Alevi muhtarlar, belediye başkanları, sanatçılar, yazarların bir örgütlü yapı içerinde olmasını sağlayabilmek, örgütlerin birliğini sağlama konusunda atılacak en önemli adımdır.

    Bu birlikteliği sağlamanın yolu ise hiçbirisinin örgütlü yapısını dağıtmadan, yok saymadan hatta onları daha da güçlü kılacak bir “Alevi Birliği” oluşturmaktır.

    Alevi Birliği; bütün bu kurum ve kişilerin içerisinde yer alacağı bir yapılanma olacaktır. Birliğin sınırı Türkiye değil; tüm Dünya’da yaşayan Aleviler ve örgütlerdir.

    Dünya Alevi Birliği;

    Dünya Aleviler Birliği; Alevi köy ve mahalle muhtarları, Alevi belediye başkanları, seçilmiş Alevi milletvekilleri her bir Alevi medyası, her bir Alevi köy veya bölge derneği, her bir Alevi örgütü, Cemevi, Alevi Vakfı, Federasyonu ve Ocak temsilci ya da belirlenecek sayıdaki temsilcileri Dünya Alevi Birliğinin doğal delegeleridir.

    Bunların haricinde kimi özgün yapılanmalarına göre alt birlikler yoluyla bu meclise delege gönderecek yapılandırmalar meydana getirilecektir. Özgün yapısına göre Alevi Sanatçılar Birliği, Alevi Hukukçular Birliği, Alevi İş İnsanları Birliği, Alevi Aydın – Yazarlar Birliği, Pirler Birliği, Alevi Aşıklar – Zakirler Birliği, Alevi Gençlik Birliği, Alevi Kadınlar Birliği, Dünya Alevi Birliği delegeleri; doğal delegeler yanı sıra bu özgün birliklerden belirlenecek sayıdaki temsilcilerin katılımıyla oluşacaktır.

    Dünya Alevi Birliği delegelerinin yarısının kadın olması inancımızın öğretisi gereğincedir.

    Dünya Alevi birliği yılda bir olağan olarak, gerek duyulduğunda da Olağanüstü toplanır. Dünya Alevi birliği, delegeleri kendi içlerinden 120 kişilik bir Genel Birlik Meclisi seçerler. Seçilecek Genel Birlik Meclisin temsiliyetleri yansıtması esas alınacaktır. Yani 120 kişilik genel mecliste özgün birliklerin temsiliyetleri, kurum temsiliyetleri vb sağlanmalıdır. Bunlara ilave olarak Genel Mecliste bölgelerin de temsiliyetlerine dikkat edilmelidir. Genel Birlik Meclisi’ninde yarısının kadın olması esastır.

    120 kişilik Genel Birlik Meclisi kendi içinde 40 kişiden oluşan bir Yürütme Meclisi seçer. Bu 40 kişinin de kurumsal temsiliyet ve özgün meclislerin temsiliyeti gibi hususları dikkate alarak oluşturulması ve yarısının da kadın olması esastır.

    40 Kişiden oluşan Yürütme Meclisi de yarısı kadın olmak esasıyla 12 kişiden bir Divan seçer. Bu Divan Yürütme Kurulu’nun sekreteryasını oluşturur. Kendi içinde bir kadın bir erkekten oluşmak üzere dönem sözcüsü belirlerler.

    Genel Meclis üç yılda bir seçimli kurultayda seçilir ve buna göre de tüm organlar yeniden belirlenir. Üç yıl boyunca yapılacak görev süresince sözcülük yıllık olarak dönüşümlü yürütülmelidir.

    Aleviliğin iç hukukuna uygun olarak disiplinlik olaylara Pirler Birliği bakar.

    Dünya Alevi birliğinin ülkeler bazında yapılanması olması gerektiği gibi bölgeler hatta ilçeler bazında dahi yapılması tavsiye edilmektedir.

    Bu anlamda ivedilikle Türkiye Aleviler Birliği kurulma çalışmalarına başlanmalıdır. Akabinde hatta eş zamanlı Dünya Aleviler Birliği çalışması yürütülmeli, bölgesel birliklerin oluşması konusunda da çağrıda bulunulmalıdır.

    Türkiye Alevi Birliği’nin oluşturulmasında, birlik oluşup organlar faliyete başlayana kadar Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Alevi Dernekler Federasyonu sekreteryayı yürütür.

    Eş zamanlı olarak Türkiye Alevi Birlikleri sekreteryası ile Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Dünya Aleviler Birliği sekreteryasını yürütür.

    Birlikler oluşup kendi kurulllarını seçtikten sonra bu sekreteryalar kendiliğinden fesh olur.”