Etiket: Meclis araştırma komisyonu

  • DEM Parti, Dersim Tertelesi’nin araştırılması için ‘Meclis Araştırma Komisyonu’ kurulmasını teklif etti

    DEM Parti, Dersim Tertelesi’nin araştırılması için ‘Meclis Araştırma Komisyonu’ kurulmasını teklif etti

    PİRHA-DEM Parti Grup Başkanvekilleri Sezai Temelli ve Gülistan Kılıç Koçyiğit, Dersim Tertelesi’nin araştırılması için TBMM’ye ‘Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkan Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla başlatılan Dersim Tertelesi’nin araştırılması amacıyla 70 binden fazla insan hayatını kaybettiği, on binlerce insanın yurdunu terk ettiği ve kültürel değerlerinden koparıldığı Dersim için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM), Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını teklif etti.

    “ÇIBAN BAŞI OLARAK TANIMLANMIŞ”

    Grup Başkanvekilleri, araştırılması için meclise sunduğu yazıda Dersim Katliamı ile ilgili olarak şunları söyledi:

    “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş süreci, ulus devlet inşası adına tekçi bir anlayışla şekillenmiş; farklı kimlikler, kültürler ve inançlar yok sayılarak şovenist bir toplum yaratılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda özellikle Kürt halkı başta olmak üzere tüm etnik ve kültürel farklılıklar yok sayılmış, 1925 yılında hazırlanan “Şark Islahat Planı” ile tekçi ulus devlet politikaları hayata geçirilmiştir. Bu çerçevede, 2 Şubat 1926 tarihinde Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey tarafından hazırlanan raporda Kürt Aleviliğin merkezi Dersim, “çıban başı” olarak tanımlanmış; dönemin egemenleri açısından, homojen bir ulus yaratma hedefinin önündeki en büyük engel olarak görülmüştür. Aynı minvalde, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın 18 Eylül 1930’da Başbakanlığa sunduğu raporda da Dersim’e acilen askeri operasyon düzenlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. 1932 yılında Jandarma Umum Kumandanlığı tarafından hazırlanan gizli rapor ise Dersim’in coğrafi, ekonomik, toplumsal, etnik ve inançsal yapısı ayrıntılı şekilde inceleyerek, kapsamlı bir askerî müdahale ve ıslahat planı için öneriler sunmuştur.

    YA ISLAH YA İFLAH EDİLMELİDİR

    Dersim Tertelesi’nin temelleri, bu müfettiş raporlarında kullanılan nefret ve dışlayıcı dil ile atılmıştır. Raporlarda sıkça yer verilen “Dersim asileri”, “eşkıyaları” ve “çıban” ifadeleri ile Kazım Karabekir’in “ya ıslah ya iflah edilmelidir” şeklindeki değerlendirmesi, bölge halkına yönelik planlanan büyük kıyımın habercisidir. 25 Aralık 1935’te çıkarılan 2884 Sayılı “Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun” ile Tedip ve Tenkil Harekâtı’nın yasal altyapısı oluşturulmuş, Dördüncü Umumi Müfettiş Abdullah Alpdoğan’ın yürüttüğü uygulamalarla bu sürecin önü açılmıştır.

    SEYİT RIZA YAŞI KÜÇÜLTÜLEREK ASILMIŞTIR

    4 Mayıs 1937’de alınan Bakanlar Kurulu kararıyla Dersim’de tarihimizin en acı olaylarından biri yaşanmıştır. 15 Kasım 1937’de Pir Seyit Rıza, oğlu Reşik Hüseyin ve arkadaşları, Elazığ’da kurulan özel mahkemede yargılanarak idam edilmiştir. Seyit Rıza, ileri yaşına rağmen yaşı küçültülerek asılmış; oğlu Reşik Hüseyin’in yaşı ise büyütülüp babasının gözü önünde darağacına gönderilmiştir. Seyit Rıza, idam sehpasında “Kerbela evladıyız, günahsızız, ayıptır, zulümdür, cinayettir” diyerek sehpayı tekmelemiş; mahkemede sarf ettiği “Sizin yalanlarınızla, hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun!” sözleri hafızalara kazınmıştır. Dersim’de 70 binden fazla insan katledilmiş, binlercesi zorla yerinden edilmiş, kültürel, inançsal ve dilsel aidiyetlerinden kopartılmıştır. Yüzlerce Dersimli kız çocuğu ise ailelerinden alınıp, çoğunlukla asker ailelerinin yanında hizmetçilik ve kölelik şartlarında yaşamak zorunda bırakılmıştır.

    ÖZRÜN ARKASINDA SOMUT ADIMLAR ATILMAMIŞTIR

    Öte yandan, 2011 yılında dönemin Başbakanı ve mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Dersim Tertelesi’yle ilgili olarak “devlet adına özür diliyorum” açıklaması yapması, bu acının devletin en üst makamında kabul edildiği önemli bir dönemeç olmuştur. Aynı dönemde iktidar partisinden birçok isim de Dersim katliamına dair acılarını ve üzüntülerini dile getirmiş, bu kıyımın bu toprakların onulmaz yarası ve ortak geçmişimizin acı bir parçası olduğunu ifade etmiştir. Ancak geçen yıllara rağmen bu özrün arkasından somut ve kalıcı adımların atılmaması, Dersim halkının ve vicdan sahibi herkesin yüreğinde kapanmayan bir yara bırakmıştır. Bugün toplumsal barışa dair samimi ve kalıcı hamleler yapılmak isteniyorsa, bunun başlangıç noktalarından birisi Dersim halkının yıllardır dile getirdiği taleplerin karşılanması ve Dersim Tertelesi ile yüzleşilmesi olmalıdır. Hakikatlerin ortaya çıkarılması, acıların paylaşılması ve adaletin tesis edilmesi, yalnızca Dersim halkı için değil, Türkiye’nin tüm halklarının ortak geleceği ve barış içinde bir arada yaşama iradesi açısından hayati önem taşımaktadır.

    MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALIDIR

    Bu amaçla Dersim ismini iade edilmesi başta olmak üzere, Dersim Tertelesi gibi tarihsel travmalarla yüzleşmenin başlangıcı olarak, yıllardır kapalı tutulan arşivlerin açılması, gerçekleri açığa çıkaracak bir hakikat komisyonunun kurulması, Pir Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezarlarının açıklanması, toplu mezar yerlerinin tespiti, kayıp çocukların akıbetinin incelenmesi ve katliamın planlayıcıları ile uygulayıcılarının tarih önünde yargılanmasını sağlayacak bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Alevi vekiller: Din derslerindeki nefret suçları için Meclis Araştırma Komisyonu kurulsun

    HDP’li Alevi vekiller: Din derslerindeki nefret suçları için Meclis Araştırma Komisyonu kurulsun

    PİRHA- HDP milletvekilleri, din derslerindeki nefret suçlarına karşı araştırma önergesi hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Vekiller önergede “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu bu derslerde birçok kez Alevi öğrencilere karşı işlenmiştir” vurgusunu yaptı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Alevi Masası üyesi milletvekilleri, Bursa’da Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin, Alevi toplumuna hakaret içeren sözleri üzerine harekete geçti.

    İstanbul Milletvekilleri Ali Kenanoğlu ve Zeynel Özen, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ile Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç, okullarda artan nefret ve ayrımcılık söylemlerine karşı Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi. Konuya ilişkin açıklamada ise “Türkiye Cumhuriyeti’nin onayladığı uluslararası sözleşmelerde yer alan ‘düşünce, vicdan ve din özgürlüğü’ hakkının halen yaşama geçirilmemesi, Alevi öğrencilerin din derslerinde maruz kaldıkları nefret söylemlerinin ve yaşadıkları mağduriyetin giderilmemesi, yargı kararlarına rağmen idarenin uygulamalarından doğan sorunların önüne geçilmemesinin ve en nihayetinde zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin Alevi öğrencilere dayatılmasının nedenlerinin ve uygulamadaki çözüm yollarının araştırılması için Anayasamızın 98. ve TBMM İç Tüzüğünün 104. ve 105. maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ederiz” denildi.

    BU DERSLER HALEN ALEVİ ÖĞRENCİLERE DAYATILMAKTA”

    HDP’Lİ dört milletvekilinin imzasıyla sunulan önergenin “Gerekçe” kısmında ise Alevi inancına mensup öğrencilerin, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde yıllardır sistematik bir ayrımcılık ve nefret söylemlerine maruz kaldığına vurgu yapıldı. HDP’li milletvekillerinin gerekçesinde bugüne kadar derslerde yaşanan nefret suçu niteliğindeki hadiselerden örnekler de hatırlatıldı.

    Son olarak 30 Kasım 2022’de Bursa’da yaşanan olaya işaret eden HDP’li vekiller, şu ifadelere yer verdi:

    “Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in sınıfta, “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değil. Aleviler Hz. Ali’yi Hz. Peygamberimizin yerine koyuyor, çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları bulunuyor. Bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşması da zina” diye konuşması üzerine sınıfta bulunan Alevi öğrenciler durumu ailelerine bildirdi. Aileler okula gelerek duruma tepki gösterip, suç duyurusunda bulundular.

    Belirtilen birçok örnekten de görüldüğü üzere Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde düzenlenen, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu bu derslerde birçok kez Alevi öğrencilere karşı işlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) zorunlu din dersini insan haklarına aykırı bulan kararlarının ardından, Türkiye’de Anayasa Mahkemesi mahkemesine benzeri bir karar vererek, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf tutulmak isteyen bir öğrencinin başvurusunun kabul edilmemesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmederek, 20 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Fakat bu dersler halen Alevi öğrencilere dayatılmakta, nefret söylemlerine maruz kalmalarına neden olunmaktadır.

    Devletin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti niteliğini tanımlayan anayasal haklar ve tamamı Alevilerin inanç özgürlüğü lehine çeşitli AİHM kararları ile birlikte değerlendirildiğinde, ülkemizin de onayladığı uluslararası sözleşmelerde yer alan ‘düşünce, vicdan ve din özgürlüğü’ hakkının halen yaşama geçirilmemesi, Alevi öğrencilerin din derslerinde maruz kaldıkları nefret söylemlerinin ve yaşadıkları mağduriyetin giderilmemesi, yargı kararlarına rağmen idarenin uygulamalarından doğan sorunların önüne geçilmemesinin ve en nihayetinde zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin Alevi öğrencilere dayatılmasının nedenlerinin ve uygulamadaki çözüm yollarının araştırılması elzemdir.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’den evleri işaretlenen Aleviler için Meclis Araştırması talebi

    HDP’den evleri işaretlenen Aleviler için Meclis Araştırması talebi

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi grubu adına İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, yıllardır evleri işaretlenen ve saldırılara açık hale getirilen Aleviler için TBMM’den Meclis Araştırma Komisyonu’nun kurulmasını istedi. 

    HDP grubu adına İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, geçtiğimiz günlerde İzmir’de Alevi ve Kürt bir ailenin ikamet ettiği dairenin kapısına sprey boyayla “defolun” yazılmasının ve ek olarak “üç hilal” çizilmesinin kimler tarafından yapıldığının derinlemesine araştırılmasını ve benzer hadiselerin tekrar yaşanmaması adına alınması gereken önlemlerin geliştirilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını istedi.

    Kenanoğlu, Alevilerin yıllardır evleri ve dükkanları işaretlenerek saldırıya açık hale getirildiğini belirterek, bu girişimlerin faillerinin kim olduğuna dair mevcut siyasi iktidar döneminde kapsamlı bir inceleme yapılmadığını, faillerin bulunması yönünde yapılan başvuruların sonuçsuz bırakıldığını belirtti.

    Son olarak, İzmir’de Alevi ve Kürt bir ailenin ikamet ettiği dairenin kapısının henüz kimliği belirlenemeyen kişilerce sprey boyayla işaretlendiğini ve yaşananları büyük bir kaygı ve korku ile karşılayan ailenin can güvenliğinin bu yolla tehdit edilmekte olduğunu belirten Kenanoğlu, yapılan şikayetlere ise kayıtsız kalındığının altını çizdi.

    Kenanoğlu, yakın tarihte Alevilerin evlerinin ya da iş yerlerinin işaretlendiği illeri şöyle sıraladı:

    “Ağustos 2012’de İstanbul’un Kartal, Mayıs 2013’te İstanbul’un Maltepe, Ekim 2014’te İstanbul’un Sancaktepe ilçesinde, Mayıs 2015’te Adıyaman’da, Haziran 2015’te Elazığ’da ve İzmit’te, Ağustos 2015’te İstanbul’un Üsküdar ilçesinde, Eylül 2016’da Ankara’nın Mamak ilçesinde, Mart 2017’de Adana’da, Aralık 2017’de İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde ve Manisa ilinde ve son olarak Ekim 2018’de İzmir’in Çiğili ilçesinde Alevilerin evleri çeşitli şekillerde sprey boyalarla işaretlenmiştir.”

    KORSAN EZAN HOPARLÖRÜ OLAYINA HALA İNCELEME YOK

    İstanbul’un Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa Mahallesi’nde yaşanan “korsan ezan hoparlörü” olayına da değinen Kenanoğlu, kimler tarafından yapıldığına ilişkin bir incelemenin hala başlatılmadığını vurguladı.

    Alevilere yönelik bu saldırıların kabul edilemeyeceğini vurgulayan Ali Kenanoğlu, “Kolayca provokasyona yol açabilecek bu girişimlerin faillerinin kimler olduğu yönünde herhangi bir incelemenin gerçekleştirilmiyor olması bu saldırılara bir çeşit payanda sağlamakta, bir diğer deyişle, saldırıların gerçekleşebileceği uygun zeminin ortaya çıkmasını mümkün kılmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Halkların Demokratik Partisi grubu adına Kenanoğlu, Alevilere yönelik yapılan bu olayların detaylı bir şekilde incelenmesi için meclis araştırma komisyonunun kurulmasını gerekli gördüğünü belirtti.

    PİRHA / İSTANBUL