Etiket: meclis soru önergesi

  • ‘Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulmasının dayanağı nedir?’

    ‘Alevi köylerinde karakollardan ezan okutulmasının dayanağı nedir?’

    PİRHA- HDP Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyünde Tunceli Valisi’nin ziyareti ardından çevre karakollardan ezan okutulmasını Meclis gündemine taşıyarak, “Valilik ziyareti sonrasında gerçekleşmiş bu uygulamanın amaç ve açıklaması nedir?” diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP)  Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Mazgirt ilçesine bağlı Darıkent (Muxundi), Bulgurcular (Germisi), Kızılkale (Dırban), Akdüven (Farac) köylerinde, Tunceli Valisi tarafından yapılan ziyaretin ardından çevre karakollardan ezan okutulmasını Meclis gündemine taşıdı.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, önergesinde “Tunceli Mazgirt ilçesine bağlı Darıkent köyünde geçtiğimiz hafta Tunceli Valisi’nin ziyareti ardından çevre karakollardan ezan okutulmaya başlandığı basına yansımıştı. Köylüler ezan okumasının asimilasyon politikalarının bir devamı olduğunu belirtirken konu hakkında yetkili makamlardan bir açıklama yapılmamıştır” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ KÖYLERİNDE KARAKOLLARDAN EZAN OKUTULMASININ DAYANAĞI NEDİR?”

    Koçyiğit, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    1-Yakın zamanda Vali Mehmet Ali Özkan’ın Tunceli’nin Mazgirt ilçesini ziyaret etmesinin ardından köylerde bulunan karakollardan ezan okutulması konusunda Bakanlığınızın bilgi ve onayı var mıdır?

    2-Mazgirt ilçesinde bulunan, Muxundi (Darıkent), Germisi (Bulgurcular), Dırban (Kızılkale), Farac (Akdüven) köylerinde karakollardan yüksek sesle ezan okutulmasından Bakanlığınız mı sorumludur?

    3-Bilhassa Valilik ziyareti sonrasında gerçekleşmiş bu uygulamanın amaç ve açıklaması nedir?

    4-Tunceli Mazgirt ilçesinde bulunan; Muxundi (Darıkent), Germisi (Bulgurcular), Dırban (Kızılkale), Farac (Akdüven) köylerinde yüksek sesle ezan okutulması Anayasa Madde 10’da belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesini ihlal etmemiş midir?

    5-Valiliğin yaptığı ziyaretler sonrasında yapılan bu uygulama genel bir uygulama mıdır?

    6-Karakollardan ezan okutulmasının yasal dayanağı nedir? Bu konuda yayınlanmış bir genelge mevcut mudur?

    7-Alevi inancına sahip olan yerleşim yerlerinde yaşayan yurttaşlara uygulanan bu baskı politikasının sorumluları tespit edilmiş veya ifadelerine başvurulmuş mudur?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Levent Gök: Ekonomik dalgalanmadan ülkede en çok etkilenenler çocuklar

    Levent Gök: Ekonomik dalgalanmadan ülkede en çok etkilenenler çocuklar

    PİRHA-CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, Koronavirüs pandemi sonrasında çocuk işçiliğinde gerçekleşmesi muhtemel artışa dikkat çekerek çocuk işçiliğine itilmiş ve itilmesi muhtemel bireylere ekonomik ve sosyal destek verilmesi için meclise araştırma önergesi verdi.

    Ekonomik kriz ve pandemi sebebiyle oluşan sosyo-ekonomik dalgalanmadan ülkede en çok etkilenenlerin çocuklar olduğunu belirten Levent Gök,  meclise araştırma önergesi verdi.

    Çocuk işçiliğinde 2000 yılından bugüne kadar dünya genelinde 94 milyon düşüş gerçekleşmesine rağmen salgının getirdiği şartların kazanımları tehdit ettiğine dikkat çeken Gök, “Halihazırda işçilik yapan çocukların çalışma koşullarının kötüleşeceği, çalışma saatlerinin uzayabileceği hatta çocukların sağlığını ve güvenliğini riske atacak çalışma biçimlerinin ortaya çıkmasından endişe edilmektedir. Küresel salgının hane gelirlerini düşürmesi sebebiyle destek alamayan ailelerin çocuklarının çalışmaya yöneleceği düşünülmekte, kötüleşen ekonomik şartların cinsiyet eşitsizliklerini artıracağı öngörülmektedir” ifadelerini kullandı.

    Gök, Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) ve UNICEF 12 Haziran Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü dolayısıyla yayınladıkları bilgi notunda Covid-19 pandemisi sebebiyle milyonlarca çocuğun işçiliğe sürüklenebileceği uyarısında bulunduğunu hatırlattı. Levent Gök, “Sözü geçen rapora göre 130 ülkede okulların kapanması 1 milyarı aşkın öğrenciyi etkilemekte, okullar yeniden açıldığında çok sayıda ailenin çocuklarını okula gönderecek maddi gücü kaybetmiş olacağı ifade edilmektedir” dedi.

    TARIMDA ÇALIŞAN ÇOCUKLARA İLİŞKİN RESMİ KAYIT YOK

    Türkiye’de çıraklık ve stajyerlik uygulamalarıyla çocuk işçiliğinin önü açıldığını, 4+4+4 olarak tanımlanan eğitim sistemi sebebiyle çocuk işçiliği yaşı 14’e kadar düştüğünü belirten Gök, çocuk işçiliğine yönelik veriler yalnızca 15-17 yaş aralığındaki çocukları kapsamakta olduğunu 15 yaş altı ve mevsimlik olarak tarımda çalışan çocuklara ilişkin resmi kayıt bulunmadığının altını çizdi.

    EKONOMİK DALGALANMALARDAN EN ÇOK ETKİLENENLER ÇOCUKLAR

    Soru önergesinde, Türkiye ekonomik kriz ortamındayken küresel salgının baş göstermesiyle tamamen bir çıkmazın içerisine girdiğini Türkiye’nin salgının getirdiği sorunlardan azade olması söz konusu olmamakla birlikte ekonomik kriz ve pandemi sebebiyle oluşan sosyo-ekonomik dalgalanmadan ülkemizde en çok etkilenenlerin çocuklar olacağını belirtti.

    Gök, “Dar gelirli haneleri görmezden gelen ekonomi politikaları ve adaletsiz gelir dağılımı sebebiyle yoksul toplum kesimlerini daha zor günler beklemektedir. Türkiye’nin zaman kaybetmeden özellikle ekonomik açıdan en kırılgan toplum kesimlerini kucaklayacak politikalar üretmesi gerekmektedir” diyerek Anayasa’nın 98’inci, TBMM İç tüzüğünün 104’üncü ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis’e araştırma önergesi verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu, Diyarbakır Cemevi’ndeki elektrik kesintisini Adalet Bakanı’na sordu

    Kenanoğlu, Diyarbakır Cemevi’ndeki elektrik kesintisini Adalet Bakanı’na sordu

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, AİHM’in cemevleri kararına rağmen borcundan dolayı Diyarbakır Pir Sultan Abdal Cemevi’nde yaşanan elektrik kesintisini Adalet Bakanlığına sordu.

    HDP İstanbul Miletvekili Ali Kenanoğlu, PSAKD Diyarbakır Cemevi’nin elektriğinin fatura ödemesinin gecikmesi nedeniyle kesilmesini meclis gündemine taşıdı.

    Kenanoğlu, Adalat Bakanı Abdulhamit Gül tarafından yanıtlanması istemiyle cemevleri hakkındaki soru önergesini, TBMM Başkanlığı’na sundu. Kenanoğlu, Diyarbakır Cemevi’nin elektriklerinin Ekim 2018’te aşure etkinliği sırasında DEDAŞ tarafından kesildiğini ve borcun ödenmesi gerektiği yönünde cemevi yönetimine bildirimde bulunulduğunu hatırlatarak, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevi’nde hala sürmekte olan elektrik kesintisinin hızlıca sona erdirilmesi adına bakanlığınızca bir girişimde bulunulacak mıdır?” dedi.

    Kenanoğlu, soru önergesinde şu soruları yöneltti:

    “AİHM KARARI İLE CEMEVİLERİ İBADETHANE KABUL EDİLDİ  “

    2002 yılında yayınlanan 2002/4100 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, ibadethanelerin elektrik parası ödemekten muaf tutulacağı yönünde bir karar alınmış, cemevleri ise bu kararın dışında bırakılmıştır. Bu kararı onaylarcasına, 2012 yılında Yargıtay 7.Hukuk Dairesi cemevlerinin ibadethane olmadığı yönünde karar vermiştir.

    İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine konu 7 Mayıs ve 31 Ağustos 2010 tarihlerinde (32093/10 ve 62649/10 başvuru numaralı dosyalar ile) AİHM’e taşınmıştır. AİHM’in bu başvurulara 2014 ve 2016 tarihlerinde verdiği cevap ise cemevinin ibadethane olduğu yönündeydi.

    AİHM kararı paralelinde, 2015 yılında, BEDAŞ tarafından elektrik faturalarının ödenmediği gerekçesiyle Cem Vakfı aleyhine başlatılan icra süreci Yargıtay 3.Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur. 29 Kasım 2018 tarihinde, 2018/3515 esas no ve 2018/10602 karar no’lu dosya ile birlikte,  yine Yargıtay 3.Hukuk Dairesi tarafından alınan karar ise cemevinin ibadethane olduğu ve devletin diğer ibadethanelere –  cami, mescit, kilise ve sinagog – sağladığı imkanların cemevlerine de sağlanması gerektiği yönündeydi.

    “AŞURE DAĞITIMINDA ELEKTRİKLER KESİLMİŞ”

    Tüm bunlara rağmen, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Derneği Diyarbakır Cemevi’nin elektrikleri Ekim 2018’te, aşure etkinliği sırasında, DEDAŞ tarafından kesilmiş ve borcun ödenmesi gerektiği yönünde cemevi yönetimine bildirimde bulunulmuştur.

    Cemevi yönetimi tarafından DEDAŞ Diyarbakır İl Müdürlüğü’ne yapılan başvuruda Yargıtay kararlarına atıf yapılmış ve cemevinin sahip olduğu ibadethane statüsünden ötürü elektrik sarfiyat bedelinden muaf tutulduğu belirtilmiştir.

    DEDAŞ tarafından başvuruya cevaben yazılan yazıda cemevlerinin elektrik sarfiyat bedelinin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından karşılanacağını ve bu sebeple de Diyarbakır Bağlar İlçesi Müftülüğü’ne konuya ilişkin yazılı olarak müracaatta bulunulması gerektiği işaret edilmiştir. Sözleşme iptal tarihinden bugüne kadar tahakkuk eden elektrik tüketim ücretinin ilgili müftülük tarafından ödendiği takdirde cemevinin elektrik hizmetinden yeniden faydalanacağı belirtilmiştir.

    Cemevi yönetimi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve/veya Bağlar İlçesi Müftüllüğü’nün adres gösterilmesinin Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin almış olduğu karara ayak diremek olduğunu ve böylece cemevlerinin statüsünün muğlak bırakılmaya çalışıldığını ifade etmektedir.

    Bu örnekten de görüleceği üzere, AİHM’in ve Yargıtay 3.Hukuk Dairesi’nin aldığı kararlara koşut düzenlemelerin İç Hukuk’ta acilen yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde Diyanet İşleri Başkanlığı ve bağlı bulunan kurumlar adres gösterilerek sorun çözümsüz kalmaya devam edecektir. Aynı zamanda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın konuya ilişkin muhatap olarak addedilmesi, başkanlığın – Aleviliğin özgünlüğü göz ardı edilerek – Alevilik ve Aleviler üzerinde belirleyici, karar verici bir mekanizma olarak varlık göstermesine yol açacaktır. Böyle olduğu ölçüde ise hangi ibadethanelerin cemevi olmaya “layık görüldüğü” ve hangi imkanlardan, ne ölçüde yararlanılacağı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenecektir.

    Ali Kenanoğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün cevaplaması için verdiği önergede şu soruları yöneltti:

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevi’nde hala sürmekte olan elektrik kesintisinin hızlıca sona erdirilmesi adına bakanlığınızca bir girişimde bulunulacak mıdır?

    Yargıtay ve AİHM kararları doğrultusunda İç Hukuk’ta – Aleviliğin özgünlüğü gözetilerek – cemevleri giderlerinin karşılanması yönünde gerekli düzenlemelerin yapılması süreci ne zaman başlatılacaktır?

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi vekillerden araştırma önergesi: Maraş Katliamı’yla yüzleşilsin

    Alevi vekillerden araştırma önergesi: Maraş Katliamı’yla yüzleşilsin

    PİRHA- HDP’nin Alevi Milletvekilleri Maraş Katliamı’nın üzerinde sis perdesinin kaldırılması için Meclis’e araştırma önergesi verdi.

    HDP Milletvekilleri Kemal Bülbül, Mahmut Toğrul, Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu’nun verdiği araştırma önergesinde Maraş Katliamı’na yönelik veriler ve bilgiler paylaşıldı.

    Mecliste araştırılması için verilen önerge şöyle:

    “Bundan 40 yıl önce, 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Kahramanmaraş ilinde Alevi vatandaşlarımızı hedefleyen bir katliam gerçekleştirilmiştir. Bir hafta boyunca süren olaylarda resmi rakamlara göre 111 vatandaşımız katledilmiş, 176 kişi yaralanmış, 210 ev ile 70 işyeri tahrip edilmiştir.

    Gerçek rakamların burada ifade edilenlerden daha fazla olduğuna dair kamuoyunda yaygın bir kanının bulunmasının yanında; olayların gerçekleşme biçimi, özellikle öldürme ve yaralamaların insanlık dışı vahşi yöntemlerle gerçekleşmesi, bütün olan bitenler karşısında devlet otoritesinin katliamın gerçekleştiği 7 gün boyunca ortalıkta görünmemesi 40 yıldır tartışılmaya ve sorgulanmaya devam etmektedir.

    “HAFTALAR ÖNCESİNDEN PLANLANDI”

    19 Aralık 1978’de Maraş’ta bulunan Çiçek Sineması’na bomba atılmasıyla katliamın fitili ateşlenmiş olsa da katliam öncesinde Milli Piyango satıcısı kılığında şehre gelen kişilerin olayları başlatmak için hazırlık yaptıkları anlaşılmaktadır. Günler öncesinden şehirde yaşayan Alevilerin evlerinin kırmızı boya ile çarpı işareti konularak işaretlenmesi hedefin kim olduğunu göstermektedir. Bu durumlar dikkate alındığında; haftalar öncesinden planlanan bir katliamın uygulamaya konduğu anlaşılmaktadır.

    Bir hafta süren katliam sırasında adeta şehri zapt eden saldırgan grup, her hangi bir müdahale ile karşılaşmaksızın işaretlenmiş olan Alevi evlerine girmiş, yakaladığı insanları öldürmüş, kadınlara tecavüz etmiş, evleri yağmalayarak mallara el koymuş ve bütün bunlar gerçekleşirken kolluk kuvvetleri seyirci kalmakla yetinmiştir.

    Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in özel arşivinden çıkan ve olaylardan 10 gün sonra bir MİT mensubu tarafından yazıldığı anlaşılan raporda katliamı planlayanların MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş ve MİT elemanları olduğu söylenmektedir. 9 maddeden oluşan raporun 2. maddesinde aynen şu ifadeler yer almaktadır:

    “MİT RAPORLARI MERAK KONUSU”

    “CHP İktidarı devraldıktan sonra, vuku bulan büyük olayların (Malatya, Sivas ve Kahramanmaraş) çıkacağına dair bir iki ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve milyonlarca mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermeleri bir tarafa, üstelik olayın yaratılmasında en etkin rol oynamışlardır. Nitekim yeni vuku bulan Kahramanmaraş olayı, başta Türkeş, Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Yusuf Ö. olmak üzere, MİT’ten Şahap H., Ali K, Mehmet K., Avukat Metin E., Nart K.’ın müşterek planlamaları ile çıkarılmış”tır.

    Başbakan Bülent Ecevit’in “Değerlendirilmesinde yarar var.” diye not düştüğü raporun MİT arşivinde bulunup bulunmadığı, bugüne kadar değerlendirilip değerlendirilmediği, ismi geçen kişiler hakkında bir tahkikat yapılıp yapılmadığı bilinmemektedir. Katliama dair devletin istihbarat örgütünün değerlendirmesi ve yazdığı raporlar merak konusudur.

    “GİZLİ KALAN GERÇEKLER ORTAYA ÇIKARILMALI”

    Kolluk kuvvetlerinin, istihbarat örgütlerinin katliam sırasında sessiz kalması kadar katliama karışanların yargılanma süreci de toplum vicdanını yaralayan durumlardan biridir. Maraş Katliamı davası Türkiye tarihinin en kalabalık sanıklı davası olmasına rağmen katiller bir süre sonra serbest kalırken, mağdurların savunmasını yapan üç avukatın faili meçhul cinayete kurban gitmesi, görünmez bir elin katilleri koruduğuna dair kanaatleri güçlendirmektedir. Maraş katliamı üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen sorumluların, katliamı planlayanların kimler olduğu açığa çıkarılamamış, zaman içerisinde ortaya çıkan belgeler değerlendirilmemiştir.

    Yukarıda belirtilen gerekçelerden ötürü; yeni belgelerin değerlendirilmesi, Maraş Katliamı’nın arkasında halen gizli kalan gerçekleri ortaya çıkarmak, katliamla ilgili devlet arşivlerinde saklı tutulan belgeleri araştırıp kamuoyuyla paylaşmak, katliam mağdurlarının acılarını dindirmek, toplumsal barışa katkı sunmak ve Maraş Katliamı’yla yüzleşmek amacıyla Anayasa’nın 98’inci İç Tüzüğün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğinin yapılmasını arz ve teklif ederiz.”

    (HABER MERKEZİ)