Etiket: MED TUHAD FED

  • Milletvekili Ayten Kordu: Tutukluların yaşamını tehlikeye atan uygulamalara son verilsin- VİDEO

    Milletvekili Ayten Kordu: Tutukluların yaşamını tehlikeye atan uygulamalara son verilsin- VİDEO

    PİRHA- Erzincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi önünde yapılan açıklamada tutukluların yaşamını tehlikeye atan uygulamalara derhal son verilmesi çağrısında bulunuldu. Burada konuşan Milletvekili Ayten Kordu, “Açlık grevinde olan arkadaşlarımızın sorunlarının bir an önce sorunlarının çözülmesi ve gözlem kurullarının siyasi saikiyle hareket etmesinin bir an önce önüne geçilmesi gerekiyor” dedi.

    Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Amed Barosu, Erzincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşanan ihlallere dair Erzincan Yüksek Güvenlikli Cezaevi önünde açıklama yaptı. Açıklamaya çok sayıda siyasetçi, kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı.

    “Tutsaklara özgürlük ve toplumsal barış ” pankartının açıldığı basın açıklamasında konuşan, MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Pınar Sakık Tekin, çatışmaların olmadığı, sözlerin kurulduğu bir süreçten geçtiklerini söyledi. Herkesin süreç için elinden geleni yapmaya çalıştığını fakat cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve tecridin devam ettiğini hatırlattı.

    AYTEN KORDU: TUTSAKLARIN SORUNLARI DERHAL ÇÖZÜLMELİ

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise cezaevlerinde yaşanan sorunlarından kaynaklı, hem ailelerin, hem cezaevi içerisinde tutsakların çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını ifade etti. İdare ve Gözlem Kurulları’nın Erzincan’da ve pek çok cezaevinde siyasi saik ile hareket ettiğini belirten Ayten Kordu, “Dolayısıyla erteleme kararlarını esas alarak sordukları siyasi, ideolojik sorularla bunu gerçekleştiriyorlar” diyerek cezaevinde, adli tutukluların siyasi tutukların yanına getirilme, 30 yılın ardından infazı ertelenen tutsakların olduğunu söyledi.

    Ayten Kordu, tutukluların pazartesi gününden beri açlık grevine başladığını ifade ederek, “Açlık grevci bir insanın cezaevinde en son geleceği noktadır. Açlık grevinde olan arkadaşlarımızın da bir an önce sorunlarının çözülmesi, idarenin bu konuda daha doğru bir çözüm gerçekleştirmesi, sistemin bu konudaki gözlem kurullarının siyasi saikiyle hareket etmesinin bir an önce önüne geçilmesi gerekiyor” dedi.

    ÖHD Amed Hapishane Komisyonu üyesi Süleyman Zaman ise cezaevlerinde sürdürülen baskı, işkence ve tecrit politikalarının, demokratik barış sürecinin ruhuyla bağdaşmadığını ifade etti. Zaman, “Demokratik siyaseti, toplumsal muhalefeti ve barış özlemini bastırmaya dönük bu uygulamalar yalnızca mahpusları değil, toplumu da zihinsel, sosyal ve moral açısından zayıflatmayı hedeflemektedir. Hapishaneler, hem mahpusları hem de toplumu hedef alan bir tecrit politikasının mekânına dönüştürülmüştür” diye konuştu.

    Ayrıca DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Erzincan’daki hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin ivedilikle incelenmesi, mahpusların yaşam ve sağlık hakkının korunması, kötü muamele ve işkence iddialarının araştırılması, İdare ve Gözlem Kurulu kararlarının denetime alınması ve açlık grevindeki mahpusların durumunun bağımsız heyetlerce izlenmesi için TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’un acil olarak harekete geçmesi için başvuruda bulundu.

    PİRHA/ ERZİNCAN

  • ‘Kuyu Tipi Hapishaneler kapatılsın!’

    ‘Kuyu Tipi Hapishaneler kapatılsın!’

    PİRHA-TTB, TİHV, İHD, ÖHD, ÇHD, TAYAD, MED TUHAD-FED ile SES ‘Kuyu Tipi Hapishanelerde’ yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek için basın toplantısı düzenledi. Yapılan açıklamada, “Sağlık, hukuk ve insan hakları örgütleri olarak kuyu tipi hapishanelerin yapımının durdurulmasını ve açılmış olanların kapatılmasını talep ediyoruz” denildi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), TTB İnsan Hakları Kolu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TAYAD), Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES); S tipi, Y tipi ve yüksek güvenlikli olarak adlandırılan hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri doğrultusunda bu hapishanelerin kapatılması çağrısını yinelemek amacıyla basın toplantısı düzenledi.

    Basın toplantısında ortak açıklamayı TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap okudu.

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELERİN KAPATILMASINI TALEP EDİYORUZ”

    Sağlık, hukuk ve insan hakları örgütleri olarak kuyu tipi hapishanelerin yapımının durdurulmasını ve açılmış olanların kapatılmasını talep ettiklerini belirten Dr. Alpay Azap, “Bu tip hapishaneler yalnızca mahpusların ruhsal, bedensel, sosyal sağlıklarını bozmakla kalmayıp, siyasal erkin tüm toplumsal dinamikleri kontrol, yönetme ve bir cezalandırma biçimi olarak kullanılmaktadır. Öte yandan mahpusların iyilik halini ortadan kaldıran bu hapishaneler, ısrarlı itirazlara karşın ellerinde bedenleri dışında seslerini duyurabilecekleri bir araç kalmadığı düşüncesiyle açlık grevlerine kapı aralaması ve toplumu yaşam hakkı ihlaline varan ihlaller karşı karşıya bırakması sonucunu da doğurmaktadır. Özellikle siyasi mahpuslar olmak üzere; kuyu tipi olmayan bir cezaevine sevk ya da kuyu tipi hapishanelerin kapatılması talebiyle süresiz açlık grevinde olan ve sağlık durumları kritik olan birçok mahpusun olduğu da bilinmektedir. İnsan haklarının hukukun üstünlüğü ilkesi ile güvence altına alındığı, adil yargılamanın sağlandığı demokratik bir ülkede ve siyasal bir iyilik halinde yaşamamız durumunda hapsetmenin bir yönetim tekniği olmaktan çıkacağını, herhangi bir hapishaneye dahi gerek kalmayacağını belirtmek istiyoruz” diye konuştu. 

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELER YILLARDIR SÜREN HAK İHLALLERİNİ DAHA DA ARTIRDI”

    İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, “Kuyu tipi hapishaneler yıllardır süren hak ihlallerini daha da artırdı. Açlık grevindeki mahpusların taleplerinin karşılanması ve bu hapishanelerin kapatılması çağrısı yaptı.

    ÖHD Yönetim Kurulu üyesi Avukat Şevin Kaya, “yüksek güvenlikli” olarak adlandırılan hapishanelerde mahpusların günde sadece bir saat açık havaya erişebilmesi gibi uygulamaların tecrit sistemini derinleştirdiğine dikkat çekti ve bu yeni tip tecrit hapishanelerin kapatılması çağrısına destek verdi.

    “AÇLIK GREVİ VE ÖLÜM ORUCUNDAKİ MAHPUSLARIN TALEPLERİ KARŞILANMALIDIR”

    ÇHD Ankara Şube Başkanı Avukat Murat Yılmaz, “ağırlaştırılmış tecrit sistemi” olarak nitelediği bu hapishanelere her geçen gün yenilerinin eklendiğine dikkat çekerek “Kuyu tipi hapishaneler kapatılmalı, yenilerinin yapılması durdurulmalı, tecrit içindeki mahpuslar diğer hapishanelere sevk edilmeli, açlık grevindeki ve ölüm orucundaki mahpusların talepleri karşılanmalıdır” dedi.

    TAYAD adına Ferdi Sarıkaya, kuyu tipi hapishanelerde açlık grevi ve ölüm orucunda olan mahpuslar hakkında bilgi verdi. Tecrit sorununun sadece mahpuslar ve ailelerini değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini kaydeden Sarıkaya, siyasal iktidarın kendisi gibi düşünmeyen herkesi gönderebilecek bu yapıların kapatılması gerektiğini dile getirdi.

    “BU HAPİSHANELER DÜŞÜNCEYE TECRİT UYGULAMA MERKEZLERİDİR”

    MED TUHAD-FED adına Şirin Altay da kuyu tipi hapishaneler bir an önce kamuoyunun gündem başlıklarından biri haline dönüştürülmediği takdirde insanların hayatlarını kaybettiği günlerin yaklaştığını ifade etti. Altay, ayrıca ceza infaz kurulları eliyle yaratılan hak ihlallerini de vurguladı.

    SES Eş Genel Başkanı Sıddık Akın, Türkiye ile benzer nüfuslara sahip Almanya’da 60 bin ve Fransa’da 80 bin mahpus olmasının başlı başına bir gösterge olduğunu belirtti. Hasta mahpusların ve hapishanelerdeki sağlık emekçilerinin yaşadığı hak ihlallerinden de söz eden Akın, “Bu hapishaneler düşünceye tecrit uygulama merkezleridir. Yapılan, mahpuslarla birlikte toplumun düşüncelerinin tecrit edilmesidir. Yapılması gereken ise toplumsal sağlık ve iyilik halini geliştirecek adımlar atılmasıdır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • 8 kurumdan Aksaray Cezaevi önünde ortak çağrı: Hapishane koşulları düzeltilsin

    8 kurumdan Aksaray Cezaevi önünde ortak çağrı: Hapishane koşulları düzeltilsin

    PİRHA- Çukurova TUAY-DER’in cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Aksaray Cezaevi önünde yaptığı açıklamada, barışın yolunun açılması için hapishanedeki koşulların düzeltilmesi gerekliliğine vurgu yapıldı.

    Video eklenecek…

    Çukurova Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUAY-DER) Aksaray T Tipi Kapalı Cezaevi önünde cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dönük basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamaya, MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD FED), Akdeniz Adana Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (AATUHAY-DER), İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Adana ve Mersin şubeleri, TJA ( Tevgera Jinên Azad/Özgür Kadın Hareketi), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Adana ve Mersin il örgütü yöneticileri, Mersin Barış Anneleri Meclisi, Adana Barış Anneleri Meclisi, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Keyfi uygulamalara son, hasta tutsaklara özgürlük” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Direne direne kazanacağız” ve “Berxwedan jiyane, direnmek yaşamaktır” sloganları atıldı.

    “İHLALLER HAPİSHANE POLİTİKASI HALİNE GELDİ”

    Basın metnini okuyan Çukurova TUAY-DER Eş Başkanı Mahsum Geçer, Türkiye’deki hapishanelerde bulunan siyasi tutukluların her gün sayısız hak ihlaline maruz kaldığını belirtti. İşkence ve kötü muamele, keyfi disiplin cezaları, mahpusların ailelerinden uzak cezaevlerine sürgün edilmesi, tahliye edilmesi gereken tutukluların soyut gerekçelerle tahliyelerinin ertelenmesi, tutukluların ağır tecrit koşullarında tutulması, iletişim ve sosyal hakların engellenmesi, sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanması ve ağır hasta mahpusların tedavisiz bırakılarak ölüme terk edilmesi gibi ihlallerin hapishane politikaları haline geldiğini dile getirdi.

    “TEMEL HAKLAR GASP EDİLİYOR”

    Aksaray T Tipi, Tarsus 3 No’lu T Tipi, Osmaniye 1 No’lu T Tipi ve Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanelerinde soyut ve delillere dayanmayan gerekçelerle tutukluların tahliyelerinin engellendiğine dikkat çeken Geçer, “Mahpuslar koşullu salıverilme hakkından yararlanılmamaktadır. Hapishanelerdeki uygulamalar koşullu salıverilme konusunda yürürlüğe giren yeni uygulamanın ne kadar keyfiyet taşıdığını göstermektedir. Bağımsız koğuş, pişmanlık gibi dayatmalar, mahpusun su/elektrik tasarrufu yapmadığı, daha önce disiplin cezası aldığı, hapishane kütüphanesinden yeterli sayıda kitap okumadığı, göndermek istediği mektuplar hakkında sakıncalı mektup kararı verildiği, infaz koruma memurlarına daha fazla kolaylık sağlamadığı, personelle mesafeli olduğu gibi gerekçeler idare ve gözlem kurulu kararlarında çok sık karşılaşılan gerekçelerdendir. Kuralsız keyfi şekilde uygulanan infaz politikaları, devletin cezalandırma gücünü sınırsız bir şekilde kullanmasına olanak tanımakta, bu da temel hak ve özgürlüklerin açıkça gasp etmektedir” diye konuştu.

    Geçer, tahliyesi uzatılan tutuklulara dair bilgileri aktardı:

    “Aksaray T Tipi Kapalı Hapishanesinde; 30 yıldır cezaevinde tutulan tutsaklardan Tamer Tanrıkulu’nun tahliyesi 2 yıl, Hasip Avşar’ın tahliyesi 6 ay, Abdullah Çelik’in tahliyesi 3 ay uzatılmıştır. Yine tutsaklardan Sinan Yaşar’ın tahliyesi 2 yıl, Ahmet Göksu’nun tahliyesi 3 ay ve Mervan Sungur’un tahliyesi 3 ay ertelenmiştir.
    Ereğli Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde; 30 yıldır cezaevinde tutulan tutsaklardan Hacı Sincer’in tahliyesi 1 yıl 3 ay ve Mehmet Ali Taşlı’nın 1 yıl uzatılmıştır. Yine tutsaklardan Mehmet Zahit Bayar’ın tahliyesi 2 yıl, Mehmet Mencik’in tahliyesi 1 yıl 6 ay, Sinan Çelik’in tahliyesi 6 ay ertelenmiştir.

    Yine Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan Mehmet İsa Aydoğan’ın tahliyesi 2 yıl, Tarsus 3 Nol’u T Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan Recep Çağlı’nın tahliyesi 3 ay ertelenmiştir. Hapishanelerdeki ihlalleri derinleştiren İdare ve Gözlem Kurulları derhal kapatılmalıdır.”

    “KEYFİ UYGULAMALARA SON VERİLSİN”

    Türkiye’de barışçıl çözüm yollarının önünü açmak için hapishaneler olmak üzere tüm devlet kurumlarında insan haklarına saygılı bir reform sürecinin başlatılması gerektiğinin altını çizen Mahsum Geçer, “Hapishanelerde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara derhal son verilmelidir. Devlet, Anayasa ve kanunlarda kendisine yüklenen yükümlülüklerini ve sorumluluklarını yerine getirmeli, Sosyal izolasyona, insansızlaştırmaya, yalnızlaştırmaya yönelik tasarlanan Y Tipi, S Tipi ve Yüksek Güvenlikli hapishaneler kapatılmalı, mahpusların sağlığa erişim hakkı güvence altına alınmalı; kelepçeli muayene, ağız içi arama, jandarma gözetiminde sağlık hizmeti gibi uygulamalara son verilmeli ve idare ve gözlem kurulları kapatılmalı, bağımsız yargının yetkisini gasp eden karar mekanizmaları son bulmalıdır. “Pişmanlık” dayatması kaldırılmalı; hukuka, insan haklarına ve insan onuruna saygılı bir infaz rejimi tesis edilmelidir. Mahpuslara yönelik keyfi uygulamalara derhal son vermelidir” dedi.

    Açıklamada konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan da tüm cezaevlerinde tutsakların suya erişim, hijyen, sağlık hakkı, kitap okuma özgürlüğü ve tahliye haklarının gasp edildiğini söyleyerek, “Adalet Bakanlığı haksızlıkları ve hukuksuzlukları adeta cezaevleri arasında paylaştırmış. Kimi cezaevlerinde ağız içi arama, kimilerinde çıplak arama, kimilerinde sık sık oda baskınları dayatılıyor. 1 Ekim’de Meclis açıldığında yapılacak ilk iş İdare ve Gözlem Kurullarının kapatılması ve demokratik toplum ile barışın inşasına uygun adımların atılmasıdır” dedi.

    Mersin Barış Anneleri Meclisi Sözcüsü Emine Eren ise barışın tek taraflı adımlarla sağlanamayacağını belirterek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uzattığı barış elinin tutulması çağrısında bulundu.

    Açıklama sloganlar ve alkışlarla sona erdi.

    PİRHA/ AKSARAY