Etiket: medet dilek

  • Medet Dilek ‘Taş düğmeler’ belgeselini anlattı: Unutturulmak isteneni ortaya çıkarmak istedim

    Medet Dilek ‘Taş düğmeler’ belgeselini anlattı: Unutturulmak isteneni ortaya çıkarmak istedim

    PİRHA- Yönetmen Medet Dilek, Koçgiri Katliamı’nı anlattığı ‘Taş düğmeler’ isimli belgeselini PİRHA’ya anlatarak, “Bu katliam bir sır olarak tutulmak isteniyordu, üstü kapatılmak, unutturulmak isteniyordu. Ben de yaptığım sinemayla unutturulmak isteneni, saklananı ortaya çıkarmak istedim. İnsanlar izlesin gerçekleri öğrensin istedim” dedi.

    Yönetmen Medet Dilek, Koçgiri Katliamı’nı anlattığı ‘Taş düğmeler’ isimli belgeselini anlattı.

    Belgeselin üç yıl gibi uzun bir süre hazırlıklarının sürdüğünü belirten Dilek, bu süre zarfında Koçgiri bölgesinin birçok yerini gezdiğini, katliama ilişkin çok fazla okumalar, araştırmalar yaptığını aktardı.

    Bugünü anlamanın tarihi anlamaktan geçtiğini de kaydeden Dilek, egemen güçlerin belirli kesimleri yok etme çabalarının günümüzde de hala devam ettiğini söyledi.

    “YAPTIĞIM SİNEMAYLA UNUTTURULMAK İSTENENİ, SAKLANANI ORTAYA ÇIKARMAK İSTEDİM”

    Belgeselin çekim aşamasını anlatarak sözlerine başlayan Dilek, canlı tanık bulma noktasında çok zorluklar yaşadıklarını aktardı.

    Dilek, katliam 1921 yılında gerçekleştiği için o dönemi yaşayanların hayatta olma ihtimalinin düşük olduğunu dile getirerek, “O döneme canlı olarak tanıklık eden iki kadına ulaşabildik sadece. Şu anda bu iki kadın da hayatta değil. Bölgeye çıkmadan önce birçok okuma yaptım, araştırma yaptım, bir takım görüşmeler yaptım ve bunların sonucunda kendime bir yol haritası belirledim. Uzun yıllardır Koçgiri Katliamı’na ilişkin böyle bir belgesel çekme isteğim vardı. Çünkü karanlıkta kalmış, anlatılmayan konuları, olayları araştırmak, onları gün yüzüne çıkarmak beni çok cezbediyor. Bu katliamda bir sır olarak tutulmak isteniyordu, üstü kapatılmak, unutturulmak isteniyordu. Ben de yaptığım sinemayla unutturulmak isteneni, saklananı ortaya çıkarmak istedim. İnsanlar izlesin gerçekleri öğrensin istedim. Ben o yörede doğdum büyüdüm. Benim çocukluğumda bu katliam hiç anlatılmıyordu, saklanıyordu. Gerçekte orada ne oldu? Bu katliam nasıl gerçekleştirildi? Bunları anlatmak istedim” dedi.

    “KATLİAMIN GERÇEKLEŞTİĞİ YERLERİ GÖRMEK BENİ ÇOK ETKİLEDİ”

    Belgeselin çekim aşamasında kendisini etkileyen durumlardan da bahseden Dilek, en çok o döneme canlı tanıklık etmiş olan iki kadından etkilendiğini belirterek, “Bu katliamı canlı olarak yaşayan sadece iki kişi kalmıştı. Onun dışında bir canlı tanık yoktu. Belgeselde diğer konuşan kişiler katliamı yaşayanların birinci dereceden, ikinci dereceden yakınları. Bu süreçte beni etkileyen diğer bir husus da katliamın yaşandığı yerleri görmem oldu. Örneğin bir mağara vardı, o mağara Koçgiri Katliamı’ndan kaçıp orada gizlenmeye çalışanların sığındığı yerdi. Mağaraya kaçanlar, orada küçük küçük odalar oluşturmuşlar. Çok etkileyici bir yerdi ve ben oranın içerisine girip yeterince bir inceleme yapamadım. İnsanı bir yandan korkutuyor da. Bir de insanların atıldığı bir uçurum vardı. Orayı yakından görmek, orada bulunmak da beni çok etkiledi” şeklinde konuştu.

    “ÇOCUKLAR OYUN OYNARKEN, ÖLDÜRÜLÜP GÖMÜLEN İNSANLARIN DÜĞMELERİNİ BULMUŞ”

    Belgeselin adının ‘Taş düğmeler’ olmasının nedenini anlatan Dilek sözlerine şöyle devam etti:

    “Orada yaşanmış bir olaydan kaynaklı bu ismi koyduk. Katliam sırasında ölen insanlar kıyafetleri ile birlikte toplu mezarlara gömülmüşler. Katliamın üzerinden yıllar geçtikten sonra o köyde yaşayanların çocukları oyun oynarken, bir yeri eştiklerinde düğmelerin çıktığını görüyorlar. Oradaki düğmeleri topluyorlar çocuklar. Ailelerine götürüyorlar. Hepsi taş düğmeler. Aileleri bunları nereden buldunuz, diye soruyor. Onlar da oyun oynarken şurada bulduk, diyorlar. Aileler tabii katliamı bildikleri için anlıyorlar. Böylelikle ortaya çıkıyor. Aileler sonrasında çocuklara o düğmeleri götürüp, tekrar aynı yere gömmelerini istiyor. Hayatını kaybedenlere atıfta bulunmak için anlatılan bu olaydan dolayı adını ‘Taş düğmeler’ koydum.”

    “BU BELGESEL TARİHE TANIKLIK EDİYOR”

    Koçgiri Katliamı’nı anlamak, tanıklarından dinlemek isteyenlerin mutlaka bu belgeseli izlemesi gerektiğini ifade eden Dilek son olarak şunları dile getirdi:

    “Ülkemizde çeşitli dönemlerde katliamlar olmuş. Her zaman bir karanlık dönem yaşanmış. Bugün de o dönemlerden birisini yaşadığımızı düşünüyorum. Toplumda umutsuzluk ve karamsarlık zirveye çıkmış durumda. Bu belgesel tarihe tanıklık ediyor. Tarihi iyi öğrenemezsek geleceği de yeterince şekillendiremeyiz diye düşünüyorum. Tarihten ders çıkarmalıyız. Bu belgeseli izleyenler tarihle bugünü bağdaştırabilirler. Bugün, tarihte gizlidir. Başka bir motifle, başka bir biçimle bu tür katliamlar, yok etmeye çalışmalar devam ediyor.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

     

  • Gazi ve Koçgiri katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    Gazi ve Koçgiri katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA – Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, “Koçgiri’den Gazi’ye Alevi Katliamları” konulu anma yaptı. Program dahilinde yapılan panelde konuşan Nergiz Güzel, “Bizim direniş hattımız Kerbela’da başlamıştı. Sisteme uymayan Aleviler her zaman katledildiler. Aleviler, bu sistemle hiçbir zaman ilişkilenmedikleri için her zaman mazlumun ve direnişin yanında oldular” dedi.

    DAD Ankara Şubesi, “Koçgiri’den Gazi’ye Alevi Katliamları” konulu anma düzenledi. Tüm Bel-Sen toplantı salonunda yapılan anmada konuşan DAD Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, açılış konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

    “Alevilerin Cumhuriyet öncesi eşit yurttaşlık sözleri yerine getirilmemiş, bunun yerine katliamlarla karşılaşmışlardır. Koçgiri’ye gelen Sakallı Nurettin Paşa, 1915 Ermeni Katliamını kast ederken ‘Zo’ları bitirdik şimdi sıra Lo’lara geldi’ demesiyle burada tek din tek millet tek dil zihniyetinin öne çıktığını görüyoruz. Koçgiri’den başlayan katlı katliam süreği Zilan, Dersim daha sonra Çorum, Maraş, Madımak, Gazi şeklinde devam etmiştir. Buradan katledilen canları bir kez daha anıyoruz.”

    Karabudak’ın konuşması ardından İmam Rıza Ocağına mensup Dede Mustafa Erdem çerağ uyandırdı. Katliamda yaşamını yitirenler için dara durulduktan sonra ise DAD Genel Merkez Yöneticisi Sevgi Kişin Sazan modarötörlüğünde panel düzenlendi.

    “DİRENİŞ HATTINIZ KERBELA’DA BAŞLAMIŞTI”

    DAD Genel Merkez Yöneticisi Nergiz Güzel, Gazi Katliamı’na dair sunum yaparak şunları aktardı:

    “Gazi Katliamı sürecinde herkesin söyleminde ‘Biz hep öldürüldük’ vardı. Biz zaten Sivas Koçgiri’de katledildik, Dersim’de katledildk ve bir şekilde hep öldürülüyoruz. Doğal olarak halk o dönemde geri adım atmadı. Bizim direniş hattınız Kerbela’da başlamıştı. Sisteme uymayan Aleviler, bu sistemle hiçbir zaman ilişkilenmedikleri için her zaman hem mazlumun hem direnişin yanında oldu.”

    Gazi katliamı sonrasında ki sürece de değinen Güzel, “Tansu Çiller başta olmak üzere birçok isim, her zamanki gibi yine bizleri tehdit etti. Resmi rakamlara göre Gazi Katliamı’nda 300 kişi yaralandı. Yapılan otopsilerde 7 kişinin polis mermisi ile katledildiği açıklandı. Yapılan suç duyurularında ise mahkeme 8 günlük bir araştırma sonucu birçok isim hakkında ‘kovuşturmaya gerek yoktur’ deyip sonuçlandırdı. O yıllarda devletin mantığı Kürdistan’da başka Gazi’de başka değildi. Yaşadığımız katliamların amacı hep aynıydı. Halen daha baskı altında yaşıyoruz. Bunun için de bugün bizler bu karanlığın içinden çıkmak için direneceğiz” dedi.

    “1921’DE NE YAŞADIKLARINI SAKLIYORLARDI”
    Sinemacı Medet Dilek ise Koçgiri Katliamı’nın 101 yılı sebebiyle sunum yaptı. 5 adet belgesel çalışması yaptığını ve bunların içerik olarak toplumsal travmalara denk geldiğini söyleyen Dilek, şunları aktardı:

    “Katliamlar tarihine sinema ile göz atma olayına yoğunlaştım. ‘Taş düğmeler’ belgeselim Koçgiri travmasını anlatan bir çalışma. Bu konuyu tercih etmemin sebebi sinema dili olarak güçlü olduğundan dolayı konuyu yeğledim. Aslında büyüklerimiz de Koçgiri’yi pek anlatmazlar. 1921’de ne yaşadıklarını saklıyorlardı. Topal Osman’ın girdiği köylerdeki kişiler dahi yaşananları anlatmadılar. Birisi konuşmak isterse eşi engelliyordu. ‘Neden yaraları kaşıyorsunuz’ diyenler oldu. Stockholm Sendromu altında kıvranmış bir durumda kendi tarihini aşırı bir şekilde anlamama, anlatma çabasına girmeyip bir karşı duruş sergilemeyi yeğlemiyor. Dersim Katliamının kayıt altına alınması söz konusu olmuştur, ancak Koçgiri bu tarihsel dönemi maalesef yakalayamadı.”

    Yapılan konuşmalar ardından Zakir Hıdır Çelebi, okuduğu ağıtlar ile katliamda yaşamını yitirenleri andı.

    Anma programı, çerağların sırlanması ile son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • DAD Ankara Şubesi ‘Koçgiri’den Gazi’ye Alevi Katliamları’ başlıklı anma yapacak!

    DAD Ankara Şubesi ‘Koçgiri’den Gazi’ye Alevi Katliamları’ başlıklı anma yapacak!

    PİRHA – Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, “Koçgiri’den Gazi’ye Alevi Katliamları” başlıklı anma programı düzenliyor.

    DAD Ankara Şubesi, 19 Mart saat 14:00’te “Koçgiri’den Gazi’ye Alevi Katliamları” konulu anma düzenleyecek.

    Tüm Bel-Sen toplantı salonunda yapılacak anmada Sinemacı Medet Dilek, 6 Mart 1921’de başlayıp, 17 Haziran 1921’e kadar süren Koçgiri Katliamı hakkında, DAD Genel Merkez Yöneticisi Nergis Güzel de, Gazi Katliamı’na dair sunum yapacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Belgeselci Medet Dilek 100. yılında Koçgiri Katliamı’nı anlattı: Çok büyük travmadır-VİDEO

    Belgeselci Medet Dilek 100. yılında Koçgiri Katliamı’nı anlattı: Çok büyük travmadır-VİDEO

    PİRHA-Belgeselci Medet Dilek, 100. yılında Koçgiri Katliamı’na dair “1921’de yaşananlar Dersim Katliamı’nın ayak sesleriydi. Birçok demokratik kitle örgütü sanki 1921 yokmuş gibi direkt 37-38 Katliamı’na geçiyor. Oysaki her ikisi de çok büyük yara, çok büyük travmadır” dedi.

    Notasyon, Guan-Di’nin Düğünü, Limonlu Kahve, Narkolepsi gibi filmlerin yönetmeni ve aynı zamanda Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) üyesi olan Medet Dilek İle Koçgiri Katliamı üzerine konuştuk.

    Kürt ve Alevi toplumu nezdinde 100. yılında Koçgiri nasıl anılıyor, Sinemacı Medet Dilek’ten dinledik.

    HEM İSYANIN HEM DE KATLİAMIN ADI KOÇGİRİ!

    Koçgiri’nin hem katliam hem de isyan yönü olduğunu ifade eden Dilek, bir tarihçi olmadığına vurgu yaparak şunları dile getirdi:

    “Bu konuyla ilgim iki sebepten dolayı; biri Koçgiri’nin 100. Yılı. Her şeyden önce Taş Düğmeler filminde Koçgiri Katliamını, Koçgiri hadisesini işleyen bir belgesel yaptım. İkincisi de o bölgenin insanıyım, Koçgiriliyim, bu sebepten dolayı kabul ettim.

    Tarihçi olmak iddiasında değilim ama bölgenin insanı olduğumdan dolayı 1920 ve 1921 üzerine söyleyeceklerim var. Taş Düğmeler belgeselini çekmemle birlikte o bölgeyi yakından tanıyorum.

    ‘1920-1921 nedir?’ sorusu bir tartışmadır. 1921 tarihine ilişkin çok çeşitli isimlendirmeler yapılır. ‘Koçgiri Hadisesi’ ya da ‘İmraniye Hadisesi’ derler. Mecliste de bu isimle anılır. O dönemde ‘İmranlı’ Mecliste ‘İmraniye’ ismi ile ifade edilir. ‘Koçgiri Hadisesi, İmraniye Hadisesi, Koçgiri Vurgunu, Koçgiri Kırımı, Koçgiri İsyanı, Koçgiri Halk Hareketi’ gibi isimlendirmeler bunlardır. Bu konuda halen ‘İsyan mıdır? Katliam mıdır?’ tartışması sürer.

    Bu konu her mevzu olduğunda bütün isimlendirmeleri kullanırım. Ama ne isyanı reddedebilirim, ne de katliamı. Hatta iki ismin bir arada kullanılabileceğine yakın duruyorum. Orada hem bir katliam hem de bir yanda isyan olmuştur.

    O yıllarda Ankara Hükümetine gönderilen mektuplarda dönemin merkez hükümetine, Kürt-Alevi halkının bir hak talebi olmuştur. Bu konuda yayınlar da vardır. Kürdistan Teali Cemiyeti ile diyalogları mevcuttur. Koçgiri liderlerinin, İstanbul’daki Kürdistan Teali Cemiyeti’ne de bağları vardır. Bundan dolayı direk isyanı reddetmeyen birisiyim. Katliam da zulüm de orada mevcuttur. Topal Osman üzerinden sürdürülen, merkezi ordunun Giresun’dan başlayan ve Ankara tarafından da harekete geçen, bir abluka altına alınma durumu vardır.”

    BÜYÜK KATLİAMLARIN SORUMLU İSMİ: TOPAL OSMAN

    Medet Dilek, Koçgiri’de yaşananların nedenlerine de değindi. 1920’de ağır bir travmanın yaşandığını ifade eden Dilek, “İsyanın başlangıcı Mart ayında oldu. 3,5 ay kadar süren bir kalkışma var. Ardından ordu ve çeteler tarafından bastırma süreci yaşanıyor. Topal Osman öncülüğündeki 47. ve 48. alaylar tarafından oluşturulan bir çete grubuyla merkez ordunun birlikteliği ile 3,5 ay sonra bu katliamın sonlandırıldığını biliyoruz” dedi.

    Medet Dilek, Topal Osman öncülüğündeki çetenin, 47. ve 48. Giresun alayının niteliği üzerinde durarak şu bilgileri paylaştı:

    “Bu çete yapılanması genellikle adli suçlulardan; ırza geçme, adam öldürme, çalma noktasında olan kişilerin bu isyanı bastırmak için cezaevinden çıkarıldığını biliyoruz. Aynen IŞİD vari bir yapılanma oluşturulmuş. Kesinlikle bu dönemde de o tarz yönelimler tarihsel olarak yaşanmıştır. O sebeple Topal Osman örgütlenmesi çok özel ve büyük katliamları gerçekleştiren bir kadrodur. Çete, Topal Osman öncülüğünde evleri yakıp yıkarak Erzincan’dan İmranlı bölgesine gelmiştir. Hem insan teşkilatıyla hem de toplarıyla… O toplar dağlara, tepelere, mağaralara yönelik kullanılmıştır. Bu mağaralar bir anlamda da kurtuldukları yer olduğu için şu anda ise ziyaret yerleridir. Çünkü kurtulmalarına vesile olmuş olan yerlerdir. Benim de yaşadığım, doğduğum bölgenin mağarası Topal Osman’ın hedef aldığı mağaralardan ve köylerden bir tanesidir. O bölgeler tümüyle topa tutulmuştur.

    3 köyün o mağarada sığındığı ve kuşatıldığı söylenir. Mağaranın ağzının taşlarla kapatıldığı, ateşler yakıldığı, dumandan ölmeleri amaçlanmıştır.

    Savaş esnasında merkezi ordu, çeteler, yıllarca katliam ve zulüm yapmıştır ama şöyle bir şey var; 3 köy kurtulmak için o mağarada iki ay kalmışlar. Ordu o bölgeyi merkez tutmuş ama başaramayınca çekilmiş.”

    ASKERDEN İÇME SUYUNA ZEHİR İTİRAFI!

    “O bölgeden bir su geçiyor. İçilen suyun kaynağına asker ve çete üyeleri zehir karıştırıyor. Askerlerden bir tanesi içeri seslenerek suyun içilmemesi gerektiğini söylüyor. Burada vicdan devreye giriyor. Anlatılması ve ihmal edilmemesi gereken bir noktadır. Askerin tavrının, vicdanının kayda geçmesi gerekir.

    Daha ötesine gitmek gerekir. İsyan 3 ay sonra bastırılıyor. Öncüleri İstanbul ve Erzincan’a sürgüne gönderiliyor. Haydar Bey Erzincan’a, Baytar Nuri Suriye’ye çıkış yapıyor. İdamla aranan Alişer ve Zarife Hatun da arananlar arasında. Onlar da Dersim dağlarına sığınıyor. Seyit Rıza dönemlerinden bahsediyorum…

    Alişer ve Zarife, 16 sene Dersim’de dağlarda kalıyor. Devletin bir organizasyonuyla Alişer ve Zarife katledilerek başlarının kesildiği fotoğraflar dergilerde çıkıyor.”

    “KOÇGİRİ, DERSİM KATLİAMI’NIN AYAK SESLERİYDİ”

    Sinemacı Medet Dilek, Koçgiri’ye dair belgesel çalışması sürecinde bölge halkı üzerindeki travmaya da değindi. “Çok gezdim ve insanlarla diyalog kurdum. Yaşanan travmaları gördüm” diyen Melek, Koçgiri Katliamı’nın aydınlatılması hakkında yeterli özenin gösterilmediğini şu sözlerle anlattı:

    “Şu anda o tanıklar hayatta değil. Canlı tanık bulma noktasında bir eksiklik yaşandı. Oysaki 37- 38 Dersim Katliamı’nın böylesi bir avantajı oldu. Üzerine daha düzenli gittiklerinden dolayı çok canlı tanık yakaladılar.

    Benim konuştuğum iki tanıktan dolayı da mutlu olduğumu düşünüyorum. Onların anlatımları özeldi. Orada yaşanan travmayı, baskıları, zulümleri, insanların öldürülmelerini, uçurumdan atmaları vb. yaşananları anlattılar. Dersim Katliamı’nda yaşananlarla Koçgiri’de yaşananlar arasında benzer yöntemler var. Çünkü Koçgiri’de yaşananlar Dersim 37-38’e giden katliamın ayak sesleriydi.

    Tabi burada bir eleştiri yapmak gerekir. 1921 Koçgiri çok konuşulmuyor, anlatılmıyor, değerlendirilmiyor. Birçok demokratik kitle örgütü sanki 1921 yokmuş gibi direk 37-38 kanallarına geçerek, ondan önce 1921 yokmuş gibi davranıyor. Oysaki her ikisi de çok büyük yara, çok büyük travmadır. 1921 Koçgiri mevzusunun dernekler tarafından da çok tartışılmadığını ve ihmal edildiğini düşünüyorum.

    Koçgiri Katliamı konusunda İmranlı bölgesi çok bölünmüş durumda. İçerisinde bu konunun tartışılmasını istemeyen gruplar var. Özellikle yaşlılar ‘niye tartışıyorsunuz, eskileri niye karıştırıyorsunuz’ diyebiliyor. Bölgede yaşayan ama korku nedeniyle konuşmayan insanlar da var. Travma, kendileriyle birlikte hayatta olan torunlarına da yansımış. Bir korku mevzusu var. Yani bir Stockholm Sendromu dediğimiz bir duygu gizliden gizliye yaşanıyor. Bir güce benzeme, kendini ona benzetmek, ona itaat etme Stockholm sendromu olayı…”

    KOÇGİRİ’NİN TARTIŞILMASINA İZİN VERİLMİYOR

    Medet Dilek, katliam ile yüzleşilmesi gerektiğine vurgu yaparak şu yorum ile sözlerine son verdi:

    “Bir asır geçmiş ama alınan yol çok kısa, hatta neredeyse yok. Çünkü halen insanlar tarihle, katliamla yüzleşmek istemiyor. neden? Çünkü demokratik bir ortamın olduğunu düşünemediğinden dolayı. Bırak bari Koçgiri bölgesinde insanlar bu dönemi tartışsın. Hiç olmazsa travmasını üzerinden atsın. Bu bile gerçekleşmiyor. Çünkü özgürlükçü bir ortamın eksikliğinden kaynaklı tartışacak, yüzleşebilecek durum mevcut değil.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Medet Dilek’in ilk şiir kitabı Bir Derviş Ağlar kitabı okuyucularla buluştu

    Medet Dilek’in ilk şiir kitabı Bir Derviş Ağlar kitabı okuyucularla buluştu

    PİRHA- Şair Medet Dilek’in ilk şiir kitabı olan “Bir Derviş Ağlar” okuyucularıyla buluştu. Dilek, kitabındaki şiirlerinin bütünüyle güzelliğin, yarının ve kuşların yanında yer aldığını ifade etti.

    1975 doğumlu olan Medet Dilek, 1998-2000 tarihleri arasında kültür sanat dergisi olan Güneş Ülkesinin Yayın İşleri Müdürlüğü’nü 2013-2014 tarihleri aralığında da Manşet gazetesinde köşe yazarlığı yapmıştır.

    Medet Dilek’in 2000 tarihinde ise belgesel sinema ile ilişkisi başladı. O günden bugüne Notasyon, Guan-Di’nin Düğünü, Narkolepsi, Limonlu Kahve ve Taş Düğmeleri isimli belgesel filmlerine imza attı. Dilek aynı zamanda Belgesel Sinemacılar Birliği üyesidir.

    Bir Derviş Ağlar, Hüzün – Su – Kaos alt başlıklarından oluşan şiir kitabı bize kimi ipuçları vermektedir. Dilek, şiir kitabının ismini Yılmaz Güney’in Umut filminden esinlendiğini belirtti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • ‘Taş Düğmeler’ belgeselinin yönetmeni Dilek hakkında suç duyurusu

    ‘Taş Düğmeler’ belgeselinin yönetmeni Dilek hakkında suç duyurusu

    PİRHA – Belgesel yönetmeni Medet Dilek hakkında, Koçgiri İsyanı’nı aktardığı ‘Taş Düğmeler’ belgeselinde “Atatürk’e hakaret” ve “suça teşvik” gerekçeleriyle suç duyurusunda bulunuldu.

    Koçgiri İsyanı’nı anlatan ‘Taş Düğmeler’ belgeseli yönetmeni Medet Dilek hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Filmin 20 Ekim 2018’deki İzmir gösterimi sonrasında Karşıyaka Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan suç duyurusuna istinaden Ankara Adliyesi Talimat Bürosu’nda ifade veren Dilek, Susma Platformu’na yaptığı açıklamada “Bu vasıtayla belgeselciler baskı altına alınmaya çalışılıyor. Sinema, siyaset üstü ve siyasetin üstünde olma özelliği taşır. Sinemanın konu alanı insani meselelerle ilgilidir. Egemenler sanatın dokunulmaz ve özgür olduğu gerçeğini artık anlamalı ve kabul etmeli. Suçlamayı kabul etmiyorum. Bu suç duyurusunun göz korkutmaya, üzerimizde baskı yaratmaya çalışmanın ötesinde bir anlamı yok” dedi.

    1920’lerde gerçekleşen Koçgiri İsyanı’nı anlatan ‘Taş Düğmeler’, yaşananlara Sivas, Dersim ve Erzincan bölgelerinde tanıklık edenlerin anlatımlarına yer veriyor. (HABER MERKEZİ)

     

  • Taş Düğmeler’ belgeselinin yönetmeni Dilek: Film daha çok sahiplenilmeli-VİDEO

    Taş Düğmeler’ belgeselinin yönetmeni Dilek: Film daha çok sahiplenilmeli-VİDEO

    PİRHA- Taş Düğmeler’ belgesel filminin yönetmeni Medet Dilek, filme tepkilerin olumlu olduğunu, film gösterimine yönelik demokratik kamuoyunun ve Alevi örgütlerinin daha duyarlı olması gerektiğini söyledi. 

    Yönetmenliğini Medet Dilek’in yaptığı, Koçgiri isyanını anlatan ‘Taş Düğmeler’ adlı belgesel filminin gösterimleri devam ediyor. Film 26 Mayıs tarihinde Kartal Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde saat 18.00’de gösterilecek. Ardından İngiltere’nin başkenti Londra ‘da 30 Mayıs Çarşamba 19.30’da gösterime girecek.

    ‘Taş Düğmeler’ adlı belgesel filmin yönetmeni Medet Dilek filmin gösterimi hakkında PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Dilek Avrupa’da filme ilginin iyi olduğunu kaydederek, “Taş düğmeler filmi, Almanya’da Frankfurt’ta olmuştu. Katılım çok iyiydi. Gösterim açısından başarılı geçmişti. Yazar Erdoğan Aydın’ın söyleşisi ile beraber gelen tepkiler de olumluydu” dedi.

    Özellikle demokratik kamuoyunun ve Alevi kurumlarının belgeseli sahiplenmesi gerektiğine vurgu yapan Dilek, “Demokratik ve Alevi kurumlarının bu tür belgesellerin takip edilip, algılanıp takipçisi olunması ve izleyiciye ulaştırılması noktasında bir sorumlulukları var. Avrupa’daki demokratik ve Alevi kurumları bunu gerçekleştiremedi. Bu noktada yetersiz kaldılar. Bu filmin özel söyledikleri ve ilk ortaya çıkardıkları var. 1921’de yaşanılan olaylara nokta vuruşu yapan bir çalışmadır” diye konuştu.

    “YAKILAN KÖYLERDEN BİRİ DE BENİM KÖYÜMDÜ”

    Belgeseli izleyen öğretmen Ayfer Akmuğan ise düşüncelerini şöyle aktardı:

    “Bu filmde yaşananlar tarihi belleğimizi, geçmişimizi anlatan bir filmdi. Beni çok duygulandırdı.  Çünkü aynı coğrafyada Koçgiri, arkasından Dersim’de aynı olaylar  yaşanmıştı. Yaşanılan bütün bu olayları belleğimizde tutmak ve geleceğe aktarmak çok önemli.”

    Avukat İbrahim Özdemir de belgeselde anlatılan hikayelerle büyüdüklerini kaydederek,Ben kişi olarak birçok canlı tanıkla görüştüm. Yakılıp, yıkılan köylerden birisi de benim köyüm. Bütün köyü yakmışlar, ambarları boşaltmışlar, hayvanları götürmüşler. Bu benzer şekilde 100’e yakın köyde yaşandı, bunu biliyorduk. Ancak yeni kuşaklar bunu bilmiyordu. Tarihe not düşmek açısından böyle bir çalışma çok önemli. Bunun belgelenmiş olmasından dolayı çok heyecanlandık” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN /ANKARA

     

     

  • Medet Dilek: Cogi Baba’da sadece inanç değil sanat da yasaklanıyor-VİDEO

    Medet Dilek: Cogi Baba’da sadece inanç değil sanat da yasaklanıyor-VİDEO

    PİRHA – Cogi Baba Festivali’nin güvenlik gerekçesiyle iptal edilmesine tepki gösteren belgeselci Medet Dilek sosyal yaşam alanlarından uzak bir yerde yapılan Cogi Baba Festivali’nin yasaklanmasının enteresan olduğunu ve bunun devletin acizliğini gösterdiğini vurguladı.

    Haberin Videosu

    Cogi Baba Festivali’nin OHAL döneminde güvenlik gerekçesiyle iptal edilmesine tepkiler sürüyor. Tepkilerini PİRHA aracılığıyla dile getiren belgeselci Medet Dilek bunun çok şaşırtıcı bir şey olmadığını ve özellikle 5 senedir her güzel olan şeyin sansürlenip, engellendiğini, baskıya uğradığını kaydetti.

    “DEVLETİN NE KADAR ACİZ KALDIĞINI GÖSTERİYOR”

    Baskının bu dönem çok yoğun yaşandığını belirten Dilek, baskının candan çok beyne yönelik olduğunu ifade etti. Cogi Baba Festivali’nin kendi doğallığında gerçekleştirilen bir festival olduğunu söyleyen dilek “Cogi köyünü birçok kişi bilmez. Neredeyse sosyal yaşamdan kopuk dağın eteklerinde çukur bir alanda bir yer. Sosyal yaşam alanlarından uzak bir yerdir. Böyle bir festivalin yasaklanması enteresan kaçıyor. Devletin yani erkinde ne kadar aciz kaldığını gösteriyor bu” dedi.

    “EN KÜÇÜK ETKİNLİK BİLE YASAKLANACAK”

    Cogi Baba Festivali’nin inanç yönünün yanı sıra sanatsal bir yönü olduğunu vurgulayan Dilek festivalin yasaklanmasıyla birlikte sadece inancın değil sanatın da yasaklandığına dikkat çekti. Yasaklamaların halk tarafından normal karşılanmasının ileriki süreçlerde de buna benzer yasaklamaların yaşanacağını gösterdiğini belirten Dilek “En kuytu köşedeki etkinlik bile yasaklamayla, baskıyla yüz yüze” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA