Etiket: mehmet ali ayyıldız

  • Mehmet Ali Ayyıldız: Alevi mitolojisi edebiyata girmeli-VİDEO

    Mehmet Ali Ayyıldız: Alevi mitolojisi edebiyata girmeli-VİDEO

    PİRHA – Ayyıldız Yayıncılık, dördüncü nesil üyesi Mehmet Ali Ayyıldız tarafından yayın camiasında mücadelesini sürdürüyor. Alevi kültürüne dair 1940’lı yıllarda basılan kitaplarla ismini duyuran Ayyıldız Yayınları, günümüzde halen bu yönlü çalışmalarıyla biliniyor. Mehmet Ali Ayyıldız, Hz. Ali karakteri üzerinden yeni bir mitoloji dizisi hazırlanması ve Alevi Kütüphanesi kurulması gerektiğini vurguladı. 

    Ayyıldız Yayınları’nın Adana’da başlayan yayıncılık serüveni şimdi ise Ankara’da devam ediyor. 200 bin civarında kitap ile hizmet veren yayınevi, özellikle üçüncü kuşak olan ‘Bektaş Ayyıldız’ ismiyle tanınıyor.

    Alevi inancının yasaklı olduğu dönemlerde de Alevi mitolojileri ve Aleviliğe dair çok sayıda kitap Ayyıldız yayınları sayesinde okuyucuya ulaştırılmış. Günümüzde halen Alevilik üzerine çalışma yapanların uğrayacağı birkaç adresten birisi de Ayyıldız yayınları olarak ifade ediliyor.

    KIYIMLARDAN KURTULMAK İÇİN HORASAN’DAN ADIYAMAN’A GÖÇ…

    Dört nesildir yayıncılık yapan ailenin, okurlar için çabasını Mehmet Ali Ayyıldız’dan dinledik. İnanç kimliklerini yaşatmak adına ailesinin vermiş olduğu mücadeleyle sohbete başlayan Mehmet Ali Ayyıldız, şu bilgileri paylaştı:

    “Anlatacaklarımı amcalarımdan dinlemiştim; Türkmen olduğumuzu biliyorum. Horasan’dan ilk olarak Malatya’ya geldiğimizi, daha sonra Malatya’da Yavuz Sultan Selim kıyımları döneminde bizimkiler Adıyaman’ın bir köyüne kaçıyor. Daha sonra o köyde ‘Biz Kürt’üz, Müslümanız, namaz kılıyoruz’ gibi ritüeller yaparak kendilerini gizlemeye çalışmışlar. Hatta ben çocukken ilk kez köye gittiğimde Türkçe bilen çocuk yoktu. ‘Biz Kürt müyüz?’ diye aileme sormuştum. Sonra yaptığım araştırmalarda ailenin Türkmen olduğu ve o dönem kıyımlardan kurtulmak için Kürt kimliğine büründüğümüz ortaya çıktı.”

    “BÜYÜK DEDEM, KÖY KÖY DOLAŞIP KİTAP SATARMIŞ”

    Ayyıldız Yayınları’nın kuruluşu ise Adana’da gerçekleşiyor. Kitap basımının bir hayli karşılık gördüğü o yıllara dair Mehmet Ali Ayyıldız, şunları söyledi:

    “Tahminen 1943 yılında dedem Abuzer Ayyıldız, Adana’ya geliyor ve ticaretle uğraşıyor. O dönemde para da kazanıyor ama dedemin babası o zamanlar fakir birisiymiş. İstanbul’a gidip kitap alır, gelip köy köy dolaşarak satarmış. Hatta anlatılan hikayeye göre eşeği dahi yokmuş ve köylere yürüyerek gidermiş. Nenem, kendisine bezden sırtına raf gibi bir şey dikmiş. Dedem onu sırtına bağlar ve dolaşıp kitap satarmış. O dönemler insanların yoklukla uğraştığı dönemler olduğu için bir köyde kitabı kime satabilirsin ki? Ya bir ağa vardır ya bir muhtar vardır, bir veya iki kitap satabilmek için dedem kilometrelerce yol yürürmüş. Gittikleri köyde de kitabı anlatıp üzerine konuşuyorlarmış. O dönem köylere kitap gittiği zaman bir heyecan da oluşurmuş. Mesela köyün muhtarı bir kitap aldığında o gece tüm köy ahalisi kitabı görmeye muhtarın ya da ağanın evine gidermiş.

    1943 yılında dedem Adana’ya ilk matbaamızı açıyor. Bunun sebebi de babası gidip İstanbul’dan kitap alıp da uğraşmasın diye. Dedemin babasının İstanbul’dan alıp getirdiği kitaplar genelde Alevilikle ilgili eserlermiş. Hazreti Ali’nin cenk kitapları ve şu anda insanların bilmediği ama o dönem çokça meşhur olan Seyfüzülyezen Hikayesi, Battal Gazi gibi halk kahramanlarının hikayelerinin basıldığı bir matbaa oluyor.”

    ALEVİ KİTAPLARI NEDENİYLE ÖLÜM TEHDİTLERİ ALINDI!

    Mehmet Ali Ayyıldız, Adana’da yayın dünyasına girildiğinde Alevilik üzerinde baskının olduğunun da altını çizdi. “O dönem herkesin kimliğini sakladığı bir dönemdi” diyen Mehmet Ali Ayyıldız, babasının Alevilikle ilgili bastırdığı kitaplar nedeniyle dönemin İBDA-C isimli örgütü tarafından ölüm tehdidi aldığını da aktardı. Ayyıldız, “1940’lı yıllarda Alevilikle ilgili kitapları basıyor olmaları çok önemli ve cesaret isteyen bir durumdu. O dönemlerde Alevilikle ilgili kitap basan iki ya da üç yayınevinden birisi de bizimkiydi” diye belirtti.

    60 YIL BOYUNCA ALEVİLİĞE DAİR KİTAPLAR BASILDI!

    Günümüzde Aleviliğe dair okuma kültürünün pek olmadığını belirten Mehmet Ali Ayyıldız, şu sözlerle devam etti:

    “Türkiye’nin en çok kitap okunduğu 1960-1980’li yıllardaki Kemal Tahir’lerin, Orhan Kemal’ler’in, Fakir Baykurt’ların olduğu o meşhur dönemdeki önemli eserlerin yerini şimdi popüler aşk romanları alıyor. Yaklaşık 20 yıldır da bu böyle. Ama babam, yaklaşık 60 yıl boyunca hiç durmadan Alevilik üzerine kitap basıp yayınladı. Hatta bunları satabilmek için kendince yöntemleri vardı. Mesela her sene bir ay boyunca Hacıbektaş’a gider kalırdı. Dünyada bile bilinen bir isimdi, ‘Bektaş Ayyıldız’ denildiği zaman Alevi kitaplarını bulabileceğiniz en sağlam kaynak oydu. Yurtdışına da posta yöntemi ile kitaplar gönderirdi.

    “ALEVİ MİTOLOJİSİ, EDEBİYATA GİRMELİ”

    Maalesef ailemizde sağlam bir arşivcilik olmamış. Birçok değerli kitabı sahaflardan, kitapçılardan, antikacılardan halen topluyorum. Şu ana kadar belki 300 civarında kitap topladım ama bir bu kadar daha toparlayamadığım kitap var. Bu kitapları yeniden basmak gibi bir hayalim de var. Özellikle Hz. Ali’nin cenk kitaplarının yeniden basılması gerektiğini düşünüyorum. Yeni neslin okuması için mesela bir Alevi mitolojisi, kültürü, edebiyata girmeli bence ve bu Hz. Ali ile olmalı. Ancak bildiğimiz Hz. Ali değil de mitolojik bir kahraman olarak bu cenk kitapları, iyi bir yazar ile yeniden hazırlanıp mitolojik bir Hz. Ali figürü ile yeniden basılmalı. Günümüzde gençlerin, böylesi bir kitabı çok okuyacağını düşünüyorum.”

    ALEVİ KÜTÜPHANESİ OLUŞTURMAK!

    Mehmet Ali Ayyıldız, Aleviliğe dair yazılan tüm kitapların, oluşturulacak “Alevi Kütüphanesi” altında toplanması gerektiğini de vurguladı. Ayyıldız, şöyle devam etti:

    “Bazı kitaplar kimi dedelerin elinde, bunlar el yazmalarıyla oluşturulmuş. Başka bir örneği de yok. O kişiye de babasından kalmış. Mesela onun dijital kaydını alıp hem basılı hem de dijital bir kütüphane oluşturulması şart. Şu anda bu büyük bir eksiklik. Artık üniversitelerde yüksek lisans, doktora çalışmaları ciddi anlamda artmaya başladı ve kaynak da bulamıyorlar. Belki ileride dergahların ya da Alevi sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle bu yönlü bir kütüphane kurulabilir. Ben ayrıca Alevi Vakıflar Federasyonu’nda yönetimdeyim. Bu konuyu da sık sık gündeme getiriyoruz. İnşallah İlerideki günlerde bu yönde bir gelişme olacak.”

    “DEVLETİN KÜLTÜR POLİTİKASI VAR MI?”

    Mehmet Ali Ayyıldız, son olarak yayıncıların içerisinde olduğu zorluklara değindi. Kitap basımının artık büyük maliyetler getirdiğini söyleyen Ayyıldız, devletin bu sektörü sahiplenmediğini vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Dünyada yayıncılık mesleği gerçekten çok prestijli ve ileri bir durumda. Türkiye’de ise pek o kadar değil. Bunun sebebi de devletin kültür politikasından kaynaklı. Bugün gelişmiş ülkelerin kültür yayıncılığı ile ilgili çok ciddi teşvik ve destekleri var. Türkiye’de ise ‘kültür politikası’ dediğimiz zaman, bilmiyorum hükümette böyle bir şey var mı? Bize bu yönüyle nasıl bir cevap verilir? Bir yayıncı olarak bunun olduğunu görmüyorum. Mesela yurt dışında bir yayınevi, yıllık yayınlayacağı kitap sayısı kadar devletten kağıt alır ve bu kağıt için vergilerden arındırılır. Çünkü kültür kitabı, yani insanların okuması gereken kitaplar basılacaktır. Ve o ülkedeki kültür bakanlığı, kütüphane sayısı kadar yayıncının kitabından, ne bastıysa incelemeden alır. Ama bizde iş şöyle yürüyor: Bizler Kültür Bakanlığı’nın kütüphanelerine teklif veriyoruz. Örneğin o yıl 20 kitap bastık, bunları değerlendirirken kimilerini siyaseten kendilerine göre uygun bulmazlar, kimi kitapların konusu beğenilmez derken o 20 kitaptan sadece 2 kitabı ancak alırlar. Bu nedenle o kütüphanelerde kütüphane olamıyor, yayıncılar da hayatta kalamıyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Hüseyin Gazi Türbesi’nde yönetim krizi sürüyor; görevden alınan Ayyıldız’dan sert eleştiriler-VİDEO

    Hüseyin Gazi Türbesi’nde yönetim krizi sürüyor; görevden alınan Ayyıldız’dan sert eleştiriler-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da Alevilerin önemli inanç ziyaret mekanlarından Hüseyin Gazi Türbesi’nin tahsisi konusunda tartışmalar sürüyor. Hükümetin yanında duran isimlerin dahi karşı karşıya geldiği süreçle birlikte, Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız da haberi olmadan görevden alındığını öğrendi. Ayyıldız, “Çökme planı” uygulandığını ifade ederek mevcut yönetimi eleştirdi. 

    Alevi toplumu tarafından Ankara’da büyük önem gören Hüseyin Gazi Türbesi, uzun yıllardır tartışmaların da odağında yer alıyor. Farklı görüşten olan Alevi kurumları tarafından yönetimi ele alınmaya çalışılan türbe, 2022 yılının Ağustos ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti ile daha da çok gündeme gelmişti. Özellikle de hükümete yakın Alevi kurumları, Hüseyin Öz ve Gülağ Öz yönetimindeki türbenin yönetimini ele geçirmek adına birçok girişimde bulunmuştu. Bunların yanı sıra ülkücü ve ulusalcı gelenekten olan kimi gruplar da türbenin kendilerine tahsisi için çok sayıda eylemde bulunmuştu.

    Türbenin yönetimini elinde bulunduran Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız da yakın bir süre önce “Çökme yöntemi” diye tabir ettiği bir sürecin ardından başkanlıktan alındı. Ayyıldız’ın yerine Ali Timurtaş Özmen, vakfın yeni başkanı oldu. Ancak türbedeki tartışmalar bununla da sınırlı kalmadı.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruluşunda yer alan Hüseyin Gazi Cemevi dedelerinden Hüseyin Öz de Ali Timurtaş Özmen’e destek sundu. Fakat AKP iktidarına yakınlığı ile bilinen bu yönetim de mahkeme kararıyla türbe idaresinden uzaklaştırıldı.

    Ankara 3. İdare Mahkemesi, türbenin boşaltılarak Alevi İnanç Birliği Vakfı’na teslim edilmesi yönünde karar verince Ali Timurtaş Özmen ile Hüseyin Öz, türbenin devrine karşı çıkıp nöbet eylemine başladı.

    CUMHURBAŞKANI’NA DEK UZANAN BİR SÜREÇ!

    Mehmet Ali Ayyıldız, “Usulsüz şekilde” sözleriyle tarif ettiği yönetim değişikliğini ve türbede olup bitenlere dair PİRHA’ya konuştu. Ayyıldız, yaklaşık 2,5 yıl önce Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı Başkanlığı’na seçilerek getirildiğinin altını çizerek şu bilgileri verdi:

    “Yönetime getirildiğim tam da o dönem Faruk Ali Yıldırım ve yönetimindeki arkadaşların girişimleri sonucunda orası Alevi İnanç Vakfı’na tahsis edilmişti. Hatta ben başkan seçildikten 15 gün sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden bana bir tebligat geldi. ‘15 gün içerisinde burayı boşaltın, Burası Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi’ denildi. O dönem çok ciddi mücadele verdim. Yani devletin en altından en üstüne kadar; belediyesinden kaymakamına, valisinden bakanına kadar her kademeyi gezerek bu durumu anlattım.

    Ama geçmişte şöyle bir durum da vardı. Orası bir dönem Hüseyin Gazi Vakfı’na çok az bir süreliğine tahsis edilmiş. Daha sonra bu tahsis iptal olmuş. Hüseyin Gazi Vakfı orada işgalci olarak varlığını sürdürmeye devam etmiş. Yani Hüseyin Gazi Vakfı benim başkanlığım döneminde de işgalci konumundaydı. Daha sonra girişimlerim sonucunda buraya yapılan tahsisi iptal ederek Hüseyin Gazi Vakfı’na tahsis edilmesini sağladım. Bu nedenle de daha önceden Alevi İnanç Birliği Vakfı’na yapılan tahsis iptal edildi. Hatta bunun için bize 10.000 lira gibi bir bedel de biçilmişti. Ben buna karşı çıktım ve daha sonra bu 6000 liraya indirildi. Sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Şahkulu Dergahı’nda bir programı vardı ve ben de oraya davetliydim. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la orada bu konuyu konuşma imkanı buldum. Vakıf ya da hazine arazileri üzerinde olan cemevlerinden kira alınmasının doğru olmadığını, çünkü bu araziler üzerinde camilerin de olduğunu, camilerden nasıl ki kira alınmıyorsa cemevlerinden de alınmaması gerektiğini söyledim. 3-4 gün sonra cumhurbaşkanlığından bu konuyla alakalı nerelerin olduğu bilgisini paylaşmam istendi. 6-7 ibadethanenin ismini kendilerine verdim. Daha sonra vakıf ve hazine arazilerinde bulunan yerlerden kira alınmaması yönünde bir karar çıktı. Dolayısıyla Hüseyin Gazi Türbesi’nin tahsisi de 10 yıllığına ‘bedelli’ iken ‘bedelsiz’ olarak tekrardan Vakıflar Genel Meclisinden bir kararla onandı. Ama bu esnada Vakıflar Genel Müdürlüğü, Alevi İnanç Birliği Vakfı’na yaptığı tahsisi iptal ettiği için onlar da dava açtı ve kazandılar. Daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü bu davayı İstinaf’a taşıdı. İstinaf mahkemesinden de Alevi İnanç Birliği Vakfı lehine karar onaylanıp geldi.”

    “YÖNETİMDEKİ BAZI ARKADAŞALRIMIZI KULLANARAK TEZGAH HAZIRLANDI!”

    Hüseyin Gazi’de yaklaşık 2 ay önce bir yönetim değişikliği de oldu. Ben, Hüseyin Gazi Vakfı’nın olağan genel kurulunu yapmak için normal genel kurul takvimini başlatmıştım ama genel kurul takvimini yürütürken şu anda yönetimde olan bazı kişiler, olağanüstü genel kurul yapmakla ilgili bir girişimde bulundu. Genel kuruldan bir hafta önce olağanüstü genel kurul yaptılar ve bu genel kurulu da usulsüz bir şekilde gerçekleştirdiler.

    Yönetim kurulu üyemiz Ali Asker Koç’a konu ile ilgili bir tebligat yapılarak olağanüstü genel kurul talebinde bulunuluyor. Ancak bu tebligat yönetimden saklanıyor. Ve bu tebligata 15 gün içerisinde yönetim cevap vermediği için mahkemeye başvuruluyor. ‘genel kurul talebinde bulunduk ama yönetim bize cevap vermedi’ deyip olağanüstü genel kurulu yapmak için yetki istiyorlar. Yönetimdeki bazı arkadaşlarımızı kullanarak bu plan ve tezgah hazırlanıyor. Aynı şahıs tarafından gelen tebligatlar da yönetimden saklanıyor. Doğal olarak mahkemeden de haberimiz olmuyor. Ancak mahkeme bittikten 2 gün sonra yaşananlardan haberim oldu. Bunun üzerine hemen İstinaf’a itiraz ettim ve görevi kötüye kullanma sebebiyle arkadaşlar hakkında suç duyurusunda bulundum. 5 kişinin katılımıyla, ancak 9 kişi katılmış gibi gösterip insanların evine gidip imza toplayarak çoğunluk sağlanmış gibi bir yönetim çıkarttılar. Yani bir sürü usulsüzlük ile olağanüstü genel kurul yaptılar. Ve ne ilginçtir ki bu kişilerin açtığı davalar hep 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne düşüyor! İki kere mahkemeye başvuruyorlar ve aynı mahkeme, bir gün içinde olağan genel kurul kararının iptali ile ilgili karar çıkarıyor! Hatta ben bu konuyu CİMER’e şikayette bulundum. Biz başvurunca 24. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne düşüyor da arkadaşlar başvurunca 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne düşüp ve aynı gün karar çıkartıyorlar! Sonuç itibarıyla usulsüz bir şekilde Hüseyin Gazi Vakfı yönetimi değişti ve ben bunu kamuoyuna bir bildiri ile duyurdum. ‘Hüseyin Gazi Vakfı Yönetimini tanımıyoruz, yapılan usulsüzlükler budur’ diye anlattım.”

    “ÇÖKME OPERASYONU!”

    Mehmet Ali Ayyıldız, şu an vakfın başında olan yönetimle neden bu denli karşı karşıya gelindiğini de anlattı. Çıkar uğruna “Çökme planı” yapıldığını söyleyen Ayyıldız sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Hüseyin Gazi Türbesi, Ankara’daki Alevi toplumunun ziyaret edebileceği tek yer. İnanç ziyareti yapacaksanız eğer Ankara’da başka da bir yer yok. O yüzden Alevi toplumunda Hüseyin Gazi’nin adı büyüktür. Ve biz bu türbenin ismini çok yücelttik. Çok büyük tartışmalar olsa da mesela cumhurbaşkanının ziyaretiyle ilgili tartışmaların oraya olumlu yansımaları da oldu. O ziyaretten sonra hafta sonları ziyaretçi sayımız üçe katlandı. Doğal olarak siyasetçiler de inanılmaz derecede ilgi göstermeye başladı. Yani oranın başkanı olmak insana bir statü veriyor. Mevcut yönetimin, kendilerine buradan bir makam, isim sağlamak için bunları yaptıklarını düşünüyorum. Bu yapılanlara kesinlikle bir çökme organizasyonu diyebiliriz. Yapılanlardan dolayı kırgınım, hazmedemiyorum ve doğru bulmuyorum. Yeniden yönetime gelmek gibi bir çabam ve düşüncem de yok.

    “GAYRİ MEŞRU BİR İŞİ MEŞRU HALE GETİREMEZSİNİZ”

    ‘Çökme’ kelimesini kullandık. Çökerek aldığınız bir yerde toplumu bir araya getiremezsiniz. Alevi toplumu görüyor ve yaşananları takip ediyor. Bundan dolayı karşılık bulamadıklarını görüyorum. Mesela bu gelişmelerle ilgili Hüseyin Gazi yönetimine destek olan bir örgütün çağrısını ne gördüm ne de duydum. Gayri meşru bir işi meşru hale getiremezsiniz. Ha bunu kitabına uydurur, yaparsınız ama hayatın gerçeğinde bu öyle olmaz. O yüzden Hüseyin Gazi Vakfı’nın mevcut yönetiminin destek göreceğine inanmıyorum. Ha şu olabilir; devletle ilişkileri iyidir, kendilerini anlatıp orayı elde tutabilirler. Bunu yapabilecek becerileri de var.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ayyıldız: Ziyareti kabul etmeseydim ihanet etmiş oldurdum-VİDEO

    Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ayyıldız: Ziyareti kabul etmeseydim ihanet etmiş oldurdum-VİDEO

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaret etmesi tepkilere neden oldu. Cemevinin ziyaret öncesi yeniden dizayn edilmesi nedeniyle tepkilerin odağındaki Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, “Cemevini dizayn etme konusu ziyaretten bağımsız. Alevi toplumu olarak duvardaki resimleri mi konuşacağız? Ziyareti kabul etmeseydim Alevilere ihanet etmiş oldurdum” dedi.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da bulunan Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaret ederek, oruç açma programına katıldı. Programda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, partililer ve bazı Alevi ve Bektaşi dernek temsilcileri de yer aldı.

    Söz konusu ziyaret, Alevi kurumları başta olmak üzere birçok kesimin tepkisine neden oldu. 20 yıllık iktidarları boyunca Alevileri yok sayan AKP hükümetinin cemevi ziyareti ‘seçim yatırımı’ olarak değerlendirildi.

    Tepkilerin odağında ise ziyareti kabul eden ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyeti ağırlayan Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız vardı.

    Ayyıldız, söz konusu ziyareti PİRHA’ya anlattı.

    “VAKFIMIZIN TAHSİSİ DAVASI VARDI, BU YÜZDEN TADİLATI YENİ YAPABİLDİK”

    Ayyıldız, vakıflarının başka bir vakıfa tahsis edilmesi davası olduğunu ve bu yüzden uzun süre tadilat yapamadıklarını, tahsisin ardından tadilata başladıklarını belirtti.

    Hüseyin Gazi Dergahı’nın 1400 rakımlık bir yerde olduğunu kaydeden Ayyıldız, kışların çok sert geçtiğini ifade ederek, şunları dile getirdi:

    “Geçtiğimiz kış bayağı bir hasar aldık. Yaklaşık bir buçuk ay önce İçişleri ve Kültür Bakanlığı’ndan, Ankara Valiliği’nden, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden, Mamak Belediyesi’nden tadilat için ihtiyaçlarımızı aldık. Kiminden asfalt, kiminden tuğla, kiminden elektrik malzemesi alarak oradaki tadilatımızı gerçekleştirdik. Tadilatta önceliklerimiz vardı. Kesimhanemiz çok kötü durumdaydı, hiç hijyen değildi. Kesimhanemizi komple yeniledik. Tuvaletlerimiz çok kötüydü, oraları yeniledik. Türbe etrafının alanını düzenledik. Doğal olarak cemevimizin içi de çok kötüydü, orayı da yeniden yaptık.

    “CEMEVİNİN DUVARI PATLAMIŞTI, RESİMLER ZARAR GÖRMÜŞTÜ YENİLEYİP, YENİ YERİNE ASTIK”

    Kış ayında duvarları, çatıları su almıştı, patlamıştı. Duvarlarımızda Hz. Ali ve bir Atatürk resmi vardı, ortada da Hünkarımız Hacı Bektaş Veli’nin resmi vardı. Hünkarımız Hacı Bektaş Veli’nin bu resmini kurtarabildik ama diğer iki resmi kurtaramadık. Cemevimizin boya, badana, ses sistemi gibi tadilatlarını yaptıktan sonra ben Atatürk’ün ve Hz. Ali’nin aynı boyda daha güzel resimlerini tablo olarak yaptırdım. Kurtardığımız Hacı Bektaş Veli resmi ile birlikte aynı çerçevede dizayn olacak şekilde yaptırdım. Aynı zamanda üniversitede bir hattat hocamız vardı. Bizim cemevlerimizde bir isim silsilemiz vardır. Peygamber efendimizle başlar Hz. Ali, Hasan, Hüseyin diye devam eder. Bunların bir hattat çalışmasını istedim. Hocamız sağ olsun bunları güzel bir şekilde yaptı. Bunların üstünde orijinal Arapça, altında da Türkçe yazıyor. Cemevimizin su alan duvarı yine aynı sıkıntıyı yaratmasın diye resimleri ortadan değil de sağ baştan başlatarak astık. Başta Atatürk daha sonra Hacı Bektaş Veli ve Hz. Ali şeklinde dizdik. Bizim kültürümüze, ritüelimize uygun bir cemevi dizaynı yaptık.

    “DUVARDAKİ RESİMLERİ Mİ, BU ZİYARETİN ANLAMINI MI KONUŞMALIYIZ?”

    Eskiden gelen ziyaretçilerimiz su alan duvarın üzerindeki fotoğraflarla olduğu zamanı paylaşıyorlar ve fotoğraflar sağ tarafa alınmış diyorlar. Eski hali yeni hali şeklinde veriyorlar. Bunu yapanlar da bizim toplumumuz, Alevi insanlarımız. Hatta Alevi örgütü içerisinde mücadele ettiğini söyleyen vatandaşlarımız yapıyor bunu. Yani biz kendi örgütümüzde şu anda böyle şeyleri mi tartışmalıyız yoksa bu ziyaretin anlamını mı tartışmalıyız? Bu ziyaretin mesajını mı, Alevi toplumuna neler vereceğini mi konuşmalıyız? Çünkü Cumhuriyet tarihiyle beraber Çorum’da, Maraş’ta en son Sivas’ta yaşadığımız acılarımız var. Sivas’tan sonra örgütlenmeye çalışan bir Alevi toplumu var. 30 küsur yıldır örgütlü bir toplum ama sizin de bildiğiniz gibi örgütler kendi içerisinde dağınık durumdalar. Bir konuda bile fikir beyan edip anlaşamaz duruma gelmişler. Bu bence Alevi örgütlerinin oturup düşünmesi gereken bir konu.”

    “CEMEVİNİ DİZAYN ETME ZİYARETTEN BAĞIMSIZ” İDDİASI

    Cemevinin dizayn edilmesinin Erdoğan’ın ziyaretinden bağımsız olduğunu iddia eden Ayyıldız, “Bu dizayn etme konusu ziyaretten bağımsız olarak vakfımızın yaptığı bir şey. Burası bin yıllık bir Alevi Dergahı. Sosyal medyada konuşulan konular için toplumumuzun biraz duyarlı olmasını istiyorum. Bin yıllık bir Alevi Dergahı için konuştuklarımıza dikkat etmemiz gerekiyor. Dergahımızın bir ana giriş kapısı var. Vakti zamanında yıkılmış, dağılmış, kilit vurulmuştu. Bu kapıyı aslına uygun restore ettik. Bunu konuşmuyoruz, cemevinde resimleri oradan çıkardın bu tarafa astın diye konuşuyoruz. Örneğin ben Çorum’da bir cemevine gittim. Oradaki dedeye, ‘Dede bu resim niye sağda, niye solda, niye ortada değil?’ diye sorabilir miyim? Bunlar ayıp şeyler değil mi? Bunu gündeme getiren, konuşan arkadaşlara da biraz kırgınım” ifadelerini kullandı.

    “CUMHURBAŞKANI POSTA OTURMADI, ZİYARETTEN ÖNCE KALDIRDIK”

    Yemekhanelerinin kötü durumda olduğunu ve henüz tadilat yapamadıklarını anlatan Ayyıldız, Erdoğan’ın posta oturmadığını savunarak, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bizim Alevi kültürümüzde cemevimiz her şeyimizdir. Orada nikah kıyarız, mahkeme kurarız, orucumuzu da açarız, aşuremizi de yeriz, sohbet de ederiz, uyuruz da. Ben böyle bir şeyle karşılaşacağımı bildiğim için özellikle ortada bir tane bile post bırakmadım. Yani kazara birisi gelir, oturur kötü bir kare yakalarlar ve bunu da bize karşı kullanırlar diye postu kaldırdım. Ayrıca bu konuyu Alevi dedelerine, Bektaşi babalarına danıştım. Yemekhanemizin kötü olduğunu, Cumhurbaşkanımızın ziyarete geleceğini, cemevinde orucumuzu açmanın uygun olup olmadığını sordum. Dedelerimiz ve babalarımız tabii ki uygundur dedi. Ben de bunun üzerine burada lokma verilmesinin uygun olduğunu düşündüm. Binlerce resim paylaşılıyor. Bir tanesi bana cumhurbaşkanının oturduğu yerde post göstersin, gösteremezler. Çünkü yok. Hassasiyet gösterdik ve kaldırdık.

    “HERKES İSTEDİĞİ YERE OTURDU”

    İçeri girdiğimizde Cumhurbaşkanımız, ‘Başkan nereye oturalım?’ diye bana sordu. Dedim ki, ‘Cumhurbaşkanım herkes istediği yere oturuyor, siz de istediğiniz bir yere oturun.’ ‘Şurası uygun mu?’ dedi. Uygundur dedik, gittik oraya oturduk. Yani biz cumhurbaşkanına makam hazırlamadık. Biz hangi minderde oturuyorsak o da o minderde oturdu. Oraya gelen ziyaretçilerin tamamı nereye oturmak istiyorsa oraya oturdu.

    “ZİYARET SIRASINDA DEDELER, AKADEMİSYENLER, VALİ, KAYMAKAM, BELEDİYE BAŞKANI VARDI”

    Ziyaret sırasında, bizim sürekli gelen misafirlerimiz vardı. Cumhurbaşkanımız, Kültür ve İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı sözcümüz, Ankara valimiz, Mamak kaymakamımız geldi. Mamak Belediye Başkanımız gelirken bazı dedeleri ve akademisyenleri de getirdi. Bir de mersiye okuyacak arkadaşlarımız vardı, onlardan birkaç kişi geldi. Katılım bu kadardı.”

    “CUMHURBAŞKANIMIZ HAYIRLI HABERLER VERECEĞİNİ SÖYLEDİ”

    Dergahlarında özellikle de Muharrem ayında siyaset konuşmadıklarını belirten Ayyıldız, ancak Cumhurbaşkanı geldiği için Alevilerin taleplerini ve vakıf olarak kendi taleplerini dile getirdiklerini söyledi.
    Cumhurbaşkanını ilk geldiği zaman kapıda karşıladığını kaydeden Ayyıldız, “Arabadan cemevine yürürken 1 dakikalık mesafemiz vardı. Orada biraz Hüseyin Gazi’nin tarihi ve yaptığımız faaliyetler hakkında biraz bilgi verdim. Aleviler olarak Cumhurbaşkanımıza taleplerimizi söyledik. O da, ‘Arkadaşlarımız çalışma yapıyor, yakında hayırlı haberler vereceğiz’ dedi.

    “VAKIF OLARAK İKİ ÖZEL İSTEĞİMİZ DAHA OLDU”

    Bir de bizim özelimizde iki tane talepte bulunduk. Dergahımızın talepleri bunlar. Birincisi bizim Hüseyin Gazi Dergahı’mızın yanında iki küçük ikiz dağımız var. Bu dağın birisinin arkasında Hüseyin Gazi Mağarası var. Hüseyin Gazi Efendimiz ilk o mağarada yaşamış. Bizim buraya gelen Alevi canlarımız buradaki türbeyi ziyaret ettikten sonra o mağarayı görmek istiyorlar ama o mağara askeri bölgede kalıyor. Etrafı dikenli tellerle çevrili. Buranın askeriyeden alınıp bize verilmesini talep ettim. Cumhurbaşkanımız Kültür Bakanı ve İçişleri Bakanı’nı çağırdı. Onlar da bu konu ile ilgili notlarını aldılar. İkinci isteğimiz de bizim vakfımızın kamu yararı yok, bu statünün verilmesini istedik” diye konuştu.

    “CUMHURBAŞKANIMIZ DA BİZİM GİBİ TABLDOTTAN YEDİ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyetin ziyareti sırasında neler yaşandığını anlatan Ayyıldız şunları söyledi:

    “Cemevine girdikten sonra oturduk. Öncelikle iki, üç dedemiz mersiye okudu. Sonra beş bacımız mersiye okudu. Daha sonra başka bir dedemiz lokma duasını yaptı. Daha sonra da lokmalarımızı yedik. Cumhurbaşkanımız da aynı bizim gibi tabldottan yedi. Soframız gayet mütevaziydi. Hatta sosyal medyada kirliliğe yol açmasın diye, su içmediğimiz için ayran, meyve suyu gibi şeyler de sunmadık. Lokmalarımızı bitirdikten sonra Cumhurbaşkanım söz istedi. Çok kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında peygamber efendimizin İslam dünyasına, Müslümanlara iki tane emanet bıraktığını, bunun bir tanesinin Kuranı Kerim olduğunu, ikincisinin de Ehlibeyt olduğunu ancak ehlibeytinin Kerbela’da ayaklar altına alındığını, bunun hem İslam dünyasına hem Peygamber Efendimize ihanet olduğunu, o yüzden Ehlibeyt sevenlerin duydukları acıyı, kederi tüm Müslümanların duyduğunu dile getirdi. Bunun üzerine dedelerimizden birisi son bir dua okuyarak ritüelimizi sonlandırdı.

    “CUMHURBAŞKANIMIZI MAKAMINDA ZİYARET EDİP, HEDİYESİNİ VERECEĞİM”

    Gelenlerden Cumhurbaşkanımıza taleplerini iletmek isteyenler oldu. Cumhurbaşkanımız onları dinledi. Ardından cemevimizin karşısında bulunan Hüseyin Gazi Türbesini ziyaret ettik. Türbe çıkışında Cumhurbaşkanımız bana bir çini tabak hediye etti. Üzerinde Cumhurbaşkanlığı forsu bulunuyor. Muharrem ayı olduğu için ben ona hediye veremedim. Bizde Muharrem ayında hediyeleşmek yoktur ama Muharrem bittikten sonra kısmet olursa makamında ziyaret edip, hediyesini de vereceğim, hem de konuşamadığımız bazı konuları konuşacağız.”

    “BİLGİ VERMEM GEREKEN KİŞİLERE BİLGİ VERDİM”

    Hüseyin Gazi Derneği yönetiminin ziyaretten haberdar olmadıklarına ilişkin yaptıkları eleştirilere de değinen Ayyıldız, “Arkadaşların söyledikleri doğru ama eleştirilerini doğru bulmuyorum. Arkadaşlara haber vermedim. Ben vakıf başkanıyım. Vakıftaki yönetimde olan arkadaşlarımın bilgisi var. Aynı zamanda bizim vakfımızda mütevelli heyetimiz var, kurucu üyelerimiz var. Mütevelli heyetinden de bilgi vermem gereken kişilere bilgi verdim.

    “ZİYARETİ KABUL ETMESEYDİM İHANET ETMİŞ OLURDUM”

    Alevi kültüründe misafire her zaman kapıların açık olduğunu aktaran Ayyıldız, son olarak şunları dile getirdi:

    “Bana, Cumhurbaşkanımızın bizi ziyaret etmek istediği talebi iletildiğinde, burasının bir Alevi dergahı olduğunu ve kapımızın herkese açık olduğunu söyledim. Buyursun gelsin, misafirlerimizin başımız üstünde yeri var, dedim. Burası vakıfların mülkü, biz burada kiracıyız. Yani burası devletin mülkü. Vatandaş kendi mülküne gelmek için bizden izin istiyor ve bir Alevi dergahı burası. Benim buna yok deme şansım var mı? Ya da ben buna yok dediğim zaman yıllardır Alevilerin dile getirdiği taleplerine, isteklerine ihanet etmiş olmaz mıyım? Bana demezler mi, ‘Biz yıllardır cemevlerimiz ibadethane sayılsın diyorduk, devlet ayağımıza geliyor, sen bunu nasıl ret ededersin, sen nasıl bir hainsin?’ diye.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

    > Alevi başkanlar Erdoğan’ın cemevi ziyaretini yorumladı: Samimi bulmuyoruz-VİDEO
    > Erdoğan, Hüseyin Gazi Cemevi’ne gitti, oruç açımına katıldı-VİDEO
    > Erdoğan’ın cemevi ziyareti öncesinde indirilen resimler tekrar eski yerlerine asıldı

     

  • Ankara’da Hüseyin Gazi Türbesi’ndeki yönetim krizi sürüyor!

    Ankara’da Hüseyin Gazi Türbesi’ndeki yönetim krizi sürüyor!

    PİRHA- Vakıflar Genel Müdürlüğü, Hüseyin Gazi Türbesi’nin yeni yönetimini halen belirlemedi. Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, “Konu ile ilgili girişimlerimiz oldu. Bize verdikleri cevap olumlu ama her an her şey değişebiliyor. Halen bekliyoruz” dedi.

    Hüseyin Gazi Türbesi 24 Ağustos 2020’de AKP’li isimlerin kurduğu Alevi İnanç Birliği Vakfı’na 10 yıllığına tahsis edilmişti. Uzun yıllardır yönetimi elinde bulunduran Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı’nın itirazlarının ardından Alevi İnanç Birliği Vakfı’na verilen yetkiler yeniden alındı. Ancak, mevcut durumda türbe yönetiminin kime tahsis edileceği merakla bekleniyor.

    “YENİDEN DURUM HAKKINDA GİRİŞİMDE BULUNMAYI PLANLIYORUZ”

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, tahsis iptalinin ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün nihai kararını beklediklerini söyledi. Ayyıldız, konu ile ilgili birtakım girişimlerinin olduğuna dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı:

    “Kültür Bakanlığı ve Vakıflar Müdürlüğü ile görüşmeler yaptık. Bize verdikleri cevap olumlu ama her an her şey değişebiliyor. Yaşananları Kültür Bakanlığı’nın yardımcı müsteşarı Nadir Alparslan bey ile görüştük. Kendisi, durum hakkında Kültür Bakanı ile görüşeceğini belirtmişti ama henüz dönüş yapmadılar. Geçtiğimiz hafta kendilerini aradım, yine dönüş yapacağını söylediler fakat halen bekliyoruz. 17 Ocak’a kadar dönüş yapmadıkları takdirde gidip yeniden durum hakkında girişimde bulunmayı planlıyoruz. Yaşananlar sonrası bizler de Vakıflar Genel Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulunmuştuk. Alevi İnanç Birliği Vakfı’na verilen tahsis durdurulunca bizler de suç duyurusunu çektik.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ayyıldız: Burası ticarethane değil inanç merkezi, boşaltmayacağız!-VİDEO

    Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ayyıldız: Burası ticarethane değil inanç merkezi, boşaltmayacağız!-VİDEO

    PİRHA- Hüseyin Gazi Türbesi’nin, mahkeme kararıyla Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edilmesinin ardından, Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı ve Derneği’nin, türbeyi boşaltması istendi. Vakıf başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, kararı veren yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyleyerek; “Alevi kurumları, devletin birilerinin elinden alıp birilerine tahsis edeceği kurumlar değildir. Burası ticarethane değil inanç merkezidir, boşaltmayacağız” dedi.

    Alevi yurttaşlar, Ankara’nın Mamak ilçesinde yıllardır bakımını yaptıkları Hüseyin Gazi Türbesi için 1995 yılında Hüseyin Gazi Külliyesi Yaptırma ve Yaşatma Tanıtma Derneği’ni kurdu. Yurttaşlar, 1997 yılında da türbeyi kendi olanakları ile restore ettirdi ve 2001 yılında Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı’nı kurdu.

    Vakıflar Genel Müdürlüğü 2012 yılında Hüseyin Gazi Derneği’ne tahsis ettiği türbeyi yurttaşların elinden almak için girişimlere başladı. Söz konusu tahsis kararı iptal edilirken, 2017 yılında tekrar yapılan tahsis başvurusu talebine yanıt verilmedi. Daha sonra 24 Ağustos 2020’de türbe, 10 yıllığına yönetiminde AKP’li isimlerin bulunduğu Alevi İnanç Birliği Vakfı’na tahsis edildi.

    Tahsis kararı ardından 7 Aralık 2021 ‘de, Hüseyin Gazi Kültür Sanat Vakfı ve Derneği’nin 15 gün içerisinde türbeyi boşaltması istendi. Vakıf başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, vakfı boşaltmayacaklarını ve karara itiraz ederek, yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

    “DERGAHI ÇAKMA BİR ALEVİ VAKFI’NA VERMEK İSTİYORLAR”

    Daha önceki hukuki sürecin henüz bitmediğini ve istinaf mahkemesinde görülmeyi beklediğini ifade eden Ayyıldız, davalar sonuçlanmadığı halde kendilerine vakfı 15 gün içinde boşaltmaları gerektiğini belirten başka bir mahkeme kararının tebliğ edildiğini söyledi.

    Bu yazı üzerine yeni davalar açacaklarını dile getiren Ayyıldız; “Bu yanlış kararı veren yetkililer hakkında da suç duyurusunda bulunacağız. Devletin bir şeyi artık anlaması gerekiyor. Alevi kurumları, devletin birilerinin elinden alıp birilerine tahsis edeceği kurumlar değildir. Burası 25 yıldır bir Alevi Vakfı ve Derneği tarafından işletilmiş, yürütülmüştür. Yüzlerce sempozyum ve etkinlikler düzenlenmiştir. 22 yıldır Hüseyin Gazi’yi anma etkinlikleri düzenlenmiştir. Lokmamızı, aşuremizi insanlarımızla paylaşmışız. Bugün 74. sayısını çıkardığımız ‘Yol’ dergisini okurlarımıza ulaştırmayı başarmışız. Böyle bir vakıftan hangi gerekçeyle siz burayı alıp adı sanı belli olmayan, Alevi toplumunda hiçbir karşılığı olmayan, çakma bir Alevi Vakfı’na vermeyi istiyorsunuz. Kim emretti, kim söyledi bunu size? Karanlık bir takım oyunlar oynanıyor ama biz yasal tüm haklarımızı kullanacağız” şeklinde konuştu.

    “BURASI TİCARETHANE DEĞİL İNANÇ MERKEZİ, BOŞALTMAYACAĞIZ”

    Hukuki olarak Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceklerini aktaran Ayyıldız sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bizim davamız Kerbela’dan bu yana devam ediyor. Hukuki yolları sonuna kadar kullanacağız. AYM ve Avrupa boyutu var bu işin. Hepsine gideceğiz. Henüz mahkememiz ilk derece mahkemelerinde görülüyor. Bu karara da itirazımızı gerçekleştireceğiz. Hem yürütmeyi durdurmak için başvuracağız hem de bu kararı veren yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Burası Alevi toplumunun inanç merkezi. Burası bir ticarethane değil. Birinden alıp birine veremezsiniz burayı. Yapıyorsanız da çok sağlam bir dayanağınızın olması gerekir. 15 gün içerisinde boşaltmamız istendi ama biz orayı boşaltmayacağız. Biz bunu Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne de devletin ilgili kişilerine de söyledik. Buradan da söylüyorum, bizim orayı boşaltmamış söz konusu değildir. Orada 25 yıl boyunca verdiğimiz emek, yaptığımız binalar var. 2 yıl önce imar affından yararlanıp tapu tahsis belgelerini aldığımız yerler var” dedi.

    “BİZİM BURADA RIZALIĞIMIZ YOKTUR”

    Alevi inancında rızalık olduğunu hatırlatan Ayyıldız; “İnancımızda rızalık dediğimiz bir şey vardır. Yani bir Alevinin izni olmadan bir şeyini alıp başka birisine veremezsiniz. Bizim burada rızalığımız yoktur. Bizim rızalığımız olmadığı halde, bizim malımızı, 25 yıllık emeğimizi başka birine veriyorlarsa ve karşıdaki kişi de alıyorsa o da Alevi değildir zaten” ifadelerini kullandı.

    “ISRAR EDERLERSE EYLEMLER YAPACAĞIZ”

    Söz konusu kararın fiziken uygulanmasının da mümkün olmadığını kaydeden Ayyıldız son olarak şunları aktardı:

    “Hazineye ait bir arazi var, vakıflara ait bir arazi var. İkisinin birleştiği noktada bizim yemekhanemiz, kesimhanemiz, aş evimiz, müzemiz, kütüphanemiz var. Bunları ortadan böldüğünüz zaman yarısı hazineye aittir yarısı vakıfların malıdır. Fiziki olarak da böyle bir şey mümkün değildir. Mahkemenin de doğru kararı vereceğine inanıyorum. Orayı boşaltmamız için gelirlerse direneceğiz. Türkiye genelinde Alevi Vakıfları Federasyonu düzeyinde, Alevi Dernekleri Federasyonu düzeyinde Alevi kurum ve kuruluşlarıyla yaptığımız görüşmelerde tamamının bize desteği vardır. Eğer bu kararda ısrar ederlerse önümüzdeki günlerde örgütlerle hep beraber bir eylem planı uygulayacağız. Hodri meydan diyorum.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA