Etiket: mehmet ali çelebi

  • ‘Hüseyni bir duruş olduğu müddetçe amaçladıkları gerçekleşemez’-VİDEO

    ‘Hüseyni bir duruş olduğu müddetçe amaçladıkları gerçekleşemez’-VİDEO

    PİRHA – Gazeteci Yazar Mehmet Ali Çelebi, GADEV Kitap Fuarı kapsamında yapılan panelde konuştu. Çelebi, Türkiye’nin Suriye’deki kaotik ortamdaki payına değinerek “Ceberrut iktidarlar başarılı olursa tıpkı Maraş, Çorum’da olduğu gibi korkunç şeyler olacaktır. Ortak ve Hüseyni bir duruş olduğu müddetçe amaçladıkları gerçekleşemez” dedi.

    Garip Dede Dergahı Vakfı’nın (GADEV) düzenlediği kitap fuarının son gününde, Suriye’de yaşanan gelişmelere dair panel yapıldı.

    Gazeteci Mehmet Ali Çelebi‘nin konuşmacı olduğu panelde “Suriye jeopolitiği: İç savaşın etkileri, HTŞ dönemi ve Alevilere, Kürtlere, Dürzilere ve Türkiye’ye yansımaları” başlıkları değerlendirildi.

    Panelin moderatörlüğünü Hüseyin Kubad yaptı.

    Mehmet Ali Çelebi sözlerine, Suriye’de savaşın nasıl başladığını özetleyerek başladı. Çelebi, şunları söyledi:

    “Suriye, uluslararası güçlerin cirit attığı bir alana dönüştü. Suriye’deki halkları bastırmak için AKP-MHP de çok çabaladı. Suriye’de bir cihadist koridoru inşa etmeye çalıştılar. Dünyanın her yerinden cihadistler, Suriye’ye akmaya başladı ve bugün Suriye’deki en tehlikeli unsurlar olarak Uygurlar gösteriliyor. Halbuki bu güçler, Çin’de Türkleri katledenlere karşı savaşmıyor! 8 Aralık 2024’ten itibaren Suriye’de bambaşka bir durum söz konusu. HTŞ’li cihadistler, tek mezhepli bir anlayış dayattı. Oysa Kürtler, Akeviler, Dürziler ile biraraya gelinseydi bambaşka bir Suriye görecektik.”

    “BAŞARILI OLURLARSA TIPKI MARAŞ VE ÇORUM GİBİ KATLİAMLAR YAŞANIR”

    Savaşın bölge halkları üzerindeki etkisine de değinen Çelebi, özellikle Alevi toplumunun yaşadıklarına vurgu yaptı. Beşar Esad’ın, iktidar olduğu dönem boyunca Alevilerin kendi öz savunmalarına engel olduğunu söyleyen gazeteci Çelebi, şunları söyledi:

    “Şengal’de yaptıkları gibi kadınları ve çocukları gasp edip, köleleştirmek onlar için ‘mübahtır’ anlayışıyla hareket ediyorlar. O bölgede soykırım yaparak bölgeyi insansızlaştırmak istiyorlar. Lazkiye, Tartus, Banyas gibi bölgelerde hakimiyet kurmak istiyorlar. O alan hangi güç tarafından kontrol edilirse Ortadoğu’nun önemli bir alanını kontrol etmiş olacaktı. Bu yüzden Alevilere yönelik böyle bir pogrom gerçekleştirildi. Türkiye, HTŞ’ye göz yumdu ve Aleviler katkedildikten sonra Dürziler üzerinde de bir pogrom gerçekleşti. Türkiye halen Alevi bölgelerine ambargo uygulamaya da devam ediyor. Saldırılar yakın zamanda da devam etti. 28 Ağustos’ta Alevi mahallelerine girerek kentsel dönüşüm bahanesiyle Alevilerin evlerine çökmeye çalıştılar. Aleviler bu saldırıları görünce bir deklerasyon yayınladılar. Şu an Aleviler, kurdukları konsey üzerinden kendi güvenliğini kurup, öz yönetim oluşturmaya çalışıyorlar. Ceberrut iktidarlar başarılı olursa tıpkı Maraş, Çorum’da olduğu gibi korkunç şeyler olacaktır. Suriye’deki birçok fabrika yağmalanıp, ürünler buraya getirilip satıldı. Suriye’yi labaratuvar olarak kullandılar. Hakan Fidan da Şam Valisi gibi konuşmakta.’Suriye Arap Cumhuriyeti’ olsun istiyorlar. Diğer halkları yok sayıyorlar.”

    “954 YIL BOYUNCA ALEVİLERİ YOK SAYMIŞSINIZ”

    Mehmet Ali Çelebi, “Suriye’de şu an suyu bulandıran temel güç Ankara’dır” diyerek şunları aktardı:

    “Şu anda İsrail ile Türkiye, ciddi bir bilek güreşi içerisinde. Örneğin Bahçeli, HTŞ ile ortak saldırılardan bahsediyor. Bu olursa Maraş ve Çorum gibi katliamlar olur. Suriye ile ilgili kararları neden Suriyeliler veremiyor? Kudüs, birçok toplum tarafından kutsal görülür ama mesele Aleviler olursa cemevlerini tanımazsınız. Ayasofya’yı cami yapmaktan geri durmuyorsunuz. Oysaki hiçbir kimliğin, başka bir kimlik üzerinde üstünlüğü yoktur. Cumhuriyet şu an 102 yaşında. Osmanlı dönemlerini de eklerseniz eğer 954 yıl boyunca Alevileri yok saymışsınız.”

    Suriye’deki Alevi düşmanlığının temellerine de değinen Çelebi, “Bu anlayış, çok köklü bir durum. Ortadoğu, sadece bir mezhebin hakimiyetine koyulmak isteniyor. Ancak Suriye’ye bu anlayışı empoze etmek pek mümkün durmuyor. Suriye’de birçok enerji kaynağının yanı sıra su ve gıda kaynakları da mevcut. Türkiye, bu kaynaklara da konmak istiyor. Ortak ve Hüseyni bir duruş olduğu müddetçe amaçladıkları gerçekleşemez” diye belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yeni Yaşam Gazetesi 6 yaşında -VİDEO

    Yeni Yaşam Gazetesi 6 yaşında -VİDEO

    PİRHA – Yeni Yaşam Gazetesi 6’ncı yaşında okurlarıyla buluştu. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bu hikaye 126 yıl önce Kahire’de başladı, bugün Yeni Yaşam ile devam ediyor. Bu yol hiçbir zaman kapanmaz. Ne mutlu itiraz edenlere, hakikati yazanlara” dedi.

    Yeni Yaşam gazetesi kuruluşunun 6’ncı yıl dönümü dolayısıyla Üsküdar Belediyesi Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde ‘Yeni Yaşam 6’ncı yaşında okurlarıyla buluşuyor’ etkinliği düzenledi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve siyasetçi Sabahat Tuncel’in yanı sıra çok sayıda siyasi parti temsilcisi, sivil toplum örgütü, gazeteci ve okur etkinliğe katıldı. Gurbetelli Ersöz’ün posteri etkinliğin yapıldığı salona asıldı.

    Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşunun ardından Özgür Basın tarihini anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

    “BU GELENEK HİÇBİR ZAMAN BAŞ EĞMEDİ, EĞMEYECEK”
    Gazetenin İmtiyaz Sahibi olan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek, etkinliğe görüntülü mesaj gönderdi. Özgür Basın geleneğinin yıllardır devam ettiğine dikkati çeken Çiçek, “Arkamızda ciddi bir miras da bıraktık. Yeni Yaşam aynı zamanda demokratik Türkiye’de özgür Kürdistan demektir. Bu gelenek hiçbir zaman baş eğmedi, eğmeyecek. Bu gelenek özgür yaşamın savunuculuğunu yapmış bir gelenektir” dedi.

    “JiN, JiYAN, AZADi”
    Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Çelebi, Özgür Basın’ın zorlu dönemlere rağmen yeniden doğarak, var olduğunu belirtti. Çelebi, her türlü baskıya rağmen Özgür Basının devamlılığını sağladığına işaret ederek, “Özgür Basın ‘jin, jiyan, azadi sesini duyurmaya devam edecektir” dedi.

    “UMUDUMUZ DİMDİK AYAKTA”
    Etkinliğe mesaj gönderen Musa Anter’in kızı Rahşan Anter, “Canlarım, ne mutlu bana ki babam Musa Anter’in ve halkımızın onu layık gördüğü ifadeyle ‘Ape Musa’nın sözleri sizin emeğinizle hala ses oluyor. Onun kalemi sizin elinizde baskıya, zulme ve her türlü gericiliğe meydan okuyor. Bu mücadelede yaşamını feda eden, ömürlerini hapishanelerde geçiren basın emekçilerimizi saygıyla anıyorum. Bugün siz orayı dolduran canlarımızın, ezgilerimizi çalan, şiirlerimizi söyleyen arkadaşlarımızın varlığı bizi yok sayanlara bir cevaptır. Umudumuz dimdik ayakta.

    “ONLAR BİZİM SESİMİZİ DUYURUYOR”
    Barış Annesi Bedia Gökgüz, “Bu gazete bizimdir. Onlar bizi görmese kimse bizi görmez. Onlar bizim sesimizi duyuruyor. Onlar sayesinde sesimiz çıkıyor. Biz sokaklarda darp ediliyoruz ama onlar sayesinde herkes bizi görüyor. Bu gelenek Musa Anter gibilerin kanı ve teriyle yapıldı. Biz her daim onların yanında olacağız” dedi.

    “BASIN ÖZGÜR DEĞİLSE DEMOKRASİDEN BAHSEDEMEYİZ”
    Siyasetçi Sabahat Tuncel, “Bir ülkede gazeteciler özgür değilse demokrasiden bahsedemeyiz. Yeni Yaşam bize ulaşmıyordu. Defalarca dilekçe verdik ama olmadı. Yeni Yaşam gazetesi sesimizi dışarı yansıttı. Çünkü totaliter rejimlerin olduğu yerlerde basın önemlidir ve hedef alınan basın olur. Çünkü hakikat açığa çıkarsa onlar tepe taklak gider. İşte bu arkadaşlarımız hakikati ortaya çıkarıyor. Bu gelenek çok kolay olmadı. Ama bedeller de boşa gitmedi” şeklinde konuştu.

    KIŞANAK’TAN MESAJ
    Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, etkinliğe mesaj gönderdi. Kışanak’ın mesajı şöyle: “Bu hakikat yolculuğunda uzun yıllar sizlerle birlikte yürümüş olmak, Gurbetelli Ersöz’ü, Ape Musa’yı, Kemal Kılıç’ı, Ferhat Tepe’yi, Nazım Babaoğlu’nu, Ersin Yıldız’ı ve sonsuza dek yolumuzu aydınlatacak nice onurlu insanı tanımak, birlikte çalışmak hayatımın anlamını oluşturdu. Bu anlam, demokratik siyasette ve kadın özgürlük mücadelesinde bana hep yoldaşlık etti, umudumu ve direncimi güçlü tutan temel dayanağım oldu. İyi ki varsınız, iyi ki hakikatlerin gün yüzüne çıkması için düşünce özgürlüğü için ve kalemin onuru için mücadele ediyorsunuz” dedi.

    “NE MUTLU İTİRAZ EDENLERE”
    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Özgür Basın emekçilerinin direnişine değindi. Bakırhan, “Yeri geldi Kars’ta, Siirt’te oldu. Yeri geldi kadınlarla, üniversite öğrencileriyle yani bütün halklarla beraber oldu. Bundan dolayı onları kutluyoruz. Ne mutlu itiraz edenlere, hakikati yazanlara diyoruz. Yeni Yaşam’a ne mutlu. Bu hikaye 126 yıl önce Kahire’de başladı, bugün Yeni Yaşam ile devam ediyor. Bu yol hiçbir zaman kapanmaz. Apê Musaların yolundan devam edecektir. Özgür Basın şehitleri Cengiz Altun, Rohat Aktaş, Ferhat Tepe, Gurbetelli Ersöz’ü unutmadık. Mücadeleleri önünde eğiliyoruz. Mücadelelerini devam ettirenlere de bin selam diyoruz. Yolunuz açık olsun. Bir okurunuz ve bir partinin eş genel başkanı olarak sizinle dayanışacağız. Bijî çapemeniya azad, bijî jiyana nû” ifadelerini kullandı.

    Etkinlik, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçıları Baran Bozyel ve Kasım Taşdoğan’ın sahne almasıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP’den Erdoğan’ın sözlerine tepki: Bu bir nefret dilidir, kınıyoruz!

    HDP’den Erdoğan’ın sözlerine tepki: Bu bir nefret dilidir, kınıyoruz!

    AKP’ye katılan Mehmet Ali Çelebi’den daha fazla çocuk isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bak PKK’nın 5 tane, 10 tane, 15 tane var” şeklindeki sözleri tepkilere neden oldu. HDP Grup Başkanvekili Beştaş “Çok çocuk sahibi olmayı terör faaliyeti olarak görüyor. Bu ırkçı bir kafadır. Kadınların bedenine, çoğalmasına, üremesine dönük sürekli bu dil uzatma hadsizliğini lanetliyorum” dedi.

    Eski CHP ve Memleket Partisi milletvekili Mehmet Ali Çelebi, bugün AKP’ye katıldı. Çelebi’ye TBMM kürsüsünde rozetini takan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Senin çocuk kaç tane?” diye sordu. Çelebi ise “Bir tane efendim” diye yanıt verdi. Erdoğan ise “Olmaz ya çocuk da olmalı. Sayıları artırmak lazım” dedi. Çelebi’nin eşine yaşını soran ve “46” yanıtını alan Erdoğan, “Allah’tan isteyelim devam. Çocuk çok önemli. Bak PKK’nın 5 tane, 10 tane, 15 tane var” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın bu sözleri tepkilere neden oldu. HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, partisinin TBMM toplantısında yaptığı konuşmada, “Çok çocuk sahibi olmayı bir terör faaliyeti olarak görüyor. Bu ırkçı bir kafadır, bu Kürt düşmanı bir kafadır” dedi.

     SÜLEYMAN SOYLU DA DEMİŞTİ

    Benzer sözleri daha önce de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun söylediğini belirten Beştaş, “Soylu daha önce ‘Kürtler 10-15 çocuk yapıyorlardı şimdi 5-6 çocuğa düştüler’ demişti. Kürtleri sürekli bir nüfus mühendisliği altında gören kafalar dönüp baksınlar geriye, hangi çöplükteler acaba? İkincisi, kadınların bedenine, çoğalmasına, üremesine dönük sürekli bu dil uzatma hadsizliğini lanetliyorum. Kadınlar çocuk yapıp yapmamaya kendileri karar verir, bu aile meselesidir. Bir cumhurbaşkanı çocuk yapma sayısına neden karışır bunu anlamak mümkün değil” diye konuştu.

    “KÜRT NÜFUSUNU KASTEDEREK NASYONAL BİR SÖZ KURUYOR ASLINDA”

    Beştaş şöyle devam etti:

    “Erdoğan, örgüt mensuplarının çocuklarının olmadığını çok iyi biliyor. Kürt nüfusunu kastederek nasyonel bir söz kuruyor aslında. Bunu Kürtler anladı ve partisine dahil ettiği devlet katındaki ortakları olan ulusalcılara da tabii ki selam çakıyor. Çok çocuk sahibi olmayı bir terör faaliyeti olarak görüyor. Bu ırkçı bir kafadır, bu Kürt düşmanı bir kafadır. Bu bir nefret dilidir, kınıyoruz. Kürt halkı da bu düşmanlığı çok iyi anlıyor ve yorumluyor. Mesajlarını aldık, cevabımız daha çok direnmektir. Çözüm konusunda demokratik siyasette ısrar etmektir. Gerçek bir eşitlik ve kardeşlik için mücadele etmektir. Bizim karşı cevabımız budur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteciler tutuklu meslektaşlarının serbest bırakılmasını istedi-VİDEO

    Gazeteciler tutuklu meslektaşlarının serbest bırakılmasını istedi-VİDEO

    PİRHA- Gazeteciler, İstanbul Bakırköy Cezaevi önünde tutuklu meslektaşlarının yaklaşan davalarına dikkat çekerek serbest bırakılmalarını istedi. 

    ETHA muhabirleri İsminaz Temel, Pınar Gayıp, Semiha Şahin, Özgürlükçü Demokrasi gazetesi çalışanları Hicran Ürün, Reyhan Hacıoğlu, İhsan Yaşar, İshak Yasul ve Mehmet Ali Çelebi ile birlikte toplam 14 gazeteci bu hafta ikinci kez hakim karşısına çıkacak.

    İlki 29 Kasım Perşembe günü İsminaz Temel’in, 5 Aralık günü Pınar Gayıp ve Semiha Şahin’in ve 6 Aralık Perşembe günü Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi çalışanlarının duruşması görülecek.

    Tutuklu meslektaşları için İstanbul Bakırköy Cezaevi önünde bir araya gelen gazeteciler, tutuklu meslektaşlarının gelecek hafta görülecek duruşmalarına katılım çağrısı yaptı.

    Bakırköy L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi önünde yapılan basın açıklamasına Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) üyeleri de destek verdi. “Gazetecilik suç değildir tutuklu gazetecilere özgürlük” pankartını açan gazeteciler “Özgür basın susturulamaz” sloganlarının atıldığı eylem polis ablukası altında gerçekleşti.

    Eylemde ilk konuşmayı yapan Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu üyesi Safiye Alağaş, “Biz tutuklu arkadaşlarımız için açıklama yaparken, gözaltına alınan Yeni Yaşam gazetesi çalışanı 7 arkadaşımızın bugün savcılık ifadeleri alınacak. Biz bu arkadaşlarımızın da tutuklu arkadaşlarımızın da serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi. Gazetecilerin gerçekleri yazdıklarından dolayı tutuklandığına dikkat çeken Alağaş, gazetecilerin iktidar gibi düşünmek zorunda olmadığını ancak gerçekleri açığa çıkarmak gibi bir zorunluluğu olduğunu söyledi.

    “BEDEL YİNE GAZETECİLERE ÖDETİLİYOR”

    Basın açıklamasını okuyan Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu Üyesi Kevser Özkaynak, gazetecilerin ve gazetecilik mesleğinin adeta terbiye edilmeye, gerçeklerin sesinin şiddet ve baskı yoluyla susturulmaya çalışıldığı bir dönemden geçildiğini söyledi. Özkaynak şöyle devam etti: “Haber yapmamız, soru sormamız, görüntü çekmemiz, hatta yaptığımız haberleri paylaşmamız bile suç sayılıyor, hakkımızda davalar açılıyor. Gazetecilerin ortaya çıkardığı gerçekler karşısında sorumluların yargılanması gerekirken bedel yine gazetecilere ödetiliyor.”

    “GAZETECİLİKLERİNİN TANIĞIYIZ”

    Tutuklu meslektaşları için Bakırköy L Tipi Kapalı Cezaevi önünde bir araya geldiklerini dile getiren Özkaynak, arkadaşlarının serbest bırakılmasını istedi. Birlikte haber takibi yaptıkları arkadaşlarının gazeteciliklerine tanık olduklarını belirten Özkaynak, “Ürettikleri haberler, çektikleri fotoğraflar da bunun kanıtıdır. Öyle ki, bu haber ve fotoğraflar dava dosyalarına dahi girmiştir. O dosyaları hazırlayan savcılar da arkadaşlarımızın haberlerine en az bizim kadar tanıktır” dedi.

    GAZETECİ EVREN DE HAKİM KARŞISINA ÇIKACAK

    Diyarbakır’da gözaltına alınarak tutuklanan gazeteci Kibriye Evren’in de ilk kez 6 Aralık’ta hakim karşısına çıkacağını söyleyen Özkaynak, “Evren, bir gizli tanığın ihbarıyla gözaltına alınıp tutuklandı. Evren’in de serbest bırakılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    TUTUKLU GAZETECİ TEMEL: MÜCADELEMİZ SÜRECEK

    Açıklamanın ardından tutuklu ETHA muhabiri İsminaz Temel’in gönderdiği mesaj okundu.

    Temel’in mesajında şu ifadeler yer aldı:

    “Sevgili dostlar, değerli meslektaşlarım; şimdi sizinle aynı gökyüzüne bakıyorum. Çünkü sesiniz hep sesim oldu, yürekleriniz yüreğimin atışını güçlendirdi. Bir yılı aşan mahpusluğumda inceliğin en değerlisi olan dayanışmayla yanımda oldunuz. Sonsuz sevgiler, iyi ki varsınız! Gözaltı, tutuklama ve baskılarla gazeteciliğin hedef alındığı bu ülkede, onurlu gazetecilik ve özgür basın geleneği bedellerle bugüne geldi. ‘Öyle basın masınla olmaz’ diyen tüm zihniyetler karanlık iktidarlarını inşa etmek için önce gazetecileri hedef aldı. Bugün yaşanan süreç bunun açık özetidir. Ancak dünden bugüne yaşanan baskı ve zora rağmen gerçeğin izinden giden gazeteciler de susmadı, susturulamadı. Tek birimiz dahi hapiste kalmayana dek, baskı ve zor sona erene dek mücadelemizi sürdüreceğiz. İçeride ya da dışarıda. Özgürlüğümüzün de, umut dolu geleceğimizin de teminatı mücadelemizdir. 29 Kasım’da görüşmek ve bu kez sarılmak umuduyla. Hepinizi dostlukla kucaklıyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Özgürlükçü Demokrasi’den dört gazeteci daha tutuklandı

    Özgürlükçü Demokrasi’den dört gazeteci daha tutuklandı

    Kayyum atanan Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin çalışanlarına yönelik operasyonda gözaltına alınan gazetecilerden Mehmet Ali Çelebi, Reyhan Hacıoğlu, Hicran Urun ve Pınar Tarlak da tutuklandı.

    Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve gazetenin basıldığı Gün Matbaacılık’a kayyum atanmasından sonra başlatılan soruşturma kapsamında 4 Nisan’da gözaltına alınan gazetenin 7 editör ve çalışanı Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

    Gazetecilerin ifadelerini almayan savcı, gazetenin editörleri Mehmet Ali Çelebi, Reyhan Hacıoğlu ve Hicran Urun ile çalışanları Pınar Tarlak ve Ramazan Sola’yı tutuklama talebiyle 3’üncü Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti.

    Savcı, gazetenin çalışanı Nedim Demirkıran ve eski çalışanı Mehmet Beyazit’in ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını talep etti.

    Mahkemeye çıkarılan isimlerden Mehmet Ali Çelebi, Reyhan Hacıoğlu, Hicran Urun ve Pınar Tarlak tutuklanırken, diğer üç isim adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (HABER MERKEZİ)

     

  • Özgür Gündem davalarında 5 gazeteciye toplam 9 yıl 9 ay hapis cezası

    Özgür Gündem davalarında 5 gazeteciye toplam 9 yıl 9 ay hapis cezası

    Gazeteciler Ayşe Düzkan, Hüseyin Aykol, Mehmet Ali Çelebi, Hüseyin Bektaş ve Ragıp Duran’ın yargılandığı Özgür Gündem Davası’nda beş gazeteciye toplam 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

    Kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılan gazetecilerden Ayşe Düzkan, Hüseyin Aykol, Mehmet Ali Çelebi, Hüseyin Bektaş ve Ragıp Duran’ın yargılandığı davada karar çıktı.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, gazeteci Hüseyin Aykol’a “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 3 yıl 9 ay, Hüseyin Bektaş, Mehmet Ali Çelebi, Ayşe Düzkan ve Ragıp Duran’a ise 1’er yıl 6’şar ay hapis cezası verildi.

    Beş gazeteciye toplamda 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi.