Etiket: Mehmet Atlı

  • Adıyaman’da 1 Mayıs çoşkulu bir şekilde kutlandı

    Adıyaman’da 1 Mayıs çoşkulu bir şekilde kutlandı

    PİRHA-Adıyaman’da 1 Mayıs, TJA, DBP ve DEM Parti Adıyaman il ve ilçe örgütleri, DEM Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Adıyaman Tabip Odası, Adıyaman Barosu, Türk Mimar ve Mühendisler Odası Birliği (TMMOB) Adıyaman Şubesi, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şubesi, DAD, PSAKD Adıyaman Şubeleri ve binlerce kişinin katılımıyla yürüyüş ve mitingle kutlandı.

    Miting öncesi kent merkezinde bulunan Koşu Park’ta bir araya gelen kitle, kortejler halinde Mimar Sinan Mahallesi’nde bulunan miting alanına “Bijî 1’ê Gulanê/ Yaşasın 1 Mayıs”, “Emek bizim, söz bizim” ve “KHK’lar gidecek biz kalacağız” sloganları ve zılgıtlarla yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte katılımcıların kendi kurumlarına ait pankartlarının yanı sıra DEM Parti’li Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in fotoğrafı ve “Geçmiş olsun Heval Sırrı” yazılı pankartı taşındı.

    Sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin selamlaması ile başlayan mitingde konuşan DEM Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar, “Ülke olarak toplumsal barışın eşiğindeyiz. Bu sürecin sorumluluğu hepimizin boynunadır. Sürece gereken desteği ve üstümüze düşen sorumluluğu yerine getirelim. Bijî 1 Gûlan” dedi.

    Polat, yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

    “Bugün işçi sınıfının, emekçilerin, ezilenlerin, yok sayılanların en şanlı günü, Bugün birlik, dayanışma ve mücadele günümüz 1 Mayıs. Kapitalist barbarlık, kanla, savaşla, sefaletle hüküm sürmeye devam ediyor. Ancak bu böyle gitmez. Yeter artık! Bu sömürü düzenine boyun eğmeyeceğiz. 1 Mayıs; üreten ama ürettiğinden payını alamayan, emeği sömürülen, toplum için değil sermaye için üretmeye mecbur bırakılan işçilerin mücadele günüdür.

    DEPREMDE EN BÜYÜK YÜKÜ EMEKÇİLER TAŞIDI

    Depremin ardından en büyük yükü yine emekçiler taşıdı. Enkaz başında günlerce bekleyen işçiler, kendi elleriyle sevdiklerini toprağa veren emekçiler, konteynerde yaşayıp sabah şantiyeye giden inşaat işçileri, tarlasını yitiren köylüler, işini kaybeden kadınlar… Bu acının ve mücadelenin adı ‘emek’tir.

    Şimdi soruyoruz:

    Nerede eşit barınma hakkı? Nerede güvenli konutlar? Nerede adil bir yeniden inşa süreci?

    Bizler, sadece evlerimizi değil, adaleti, eşitliği ve geleceğimizi yeniden inşa etmek istiyoruz

    1 Mayıs; toplumun ihtiyacı olan tüm kamusal hizmetleri veren, halk için üreten ama emeği yok sayılan, yoksulluk dayatılan tüm kamu emekçilerinin mücadele günüdür.

    1 Mayıs; haksız ve hukuksuz bir şekilde bir gecede işleri ellerinden alınarak kamusal alandan koparılmaya çalışılan KHK’li yoldaşlarımızın mücadele ve dayanışma günüdür.

    1 Mayıs; uzun yıllar emeği sömürülerek çalıştırılan, ücretlerinden kesintiler yapılan ama bugün açlık sınırının altında yaşamaya mecbur bırakılan emeklilerin, insanca yaşamaya yetecek bir aylık için taleplerini yükselttiği mücadele günüdür.

    1 Mayıs; sadece ücretli emek üretenlerin değil, toplumun ürettiklerinden payını alamayan, emek süreçlerinden koparılan işsizlerin mücadele günüdür.

    1 Mayıs; emeğin ilk sahiplerinin, emeği sömürülerek toplumun bozulmaya uğratıldığı ilk sınıfın, aleyhine oluşan eşitsizliğin kendinden sonraki tüm eşitsizliklere kaynaklık ettiği, kendisi özgürleşmeden toplumun özgürleşmeyeceği kadınların günüdür. Bugün, “Jin Jiyan Azadî” sloganlarıyla tüm dünyadaki direnişlerin öncüsü olan emekçi kadınların günüdür.

    1 Mayıs; geleceksizleştirilmeye çalışılan, bu düzenin özel savaş yöntemleriyle yozlaştırılmaya, bireycileştirilmeye, toplumsallıktan uzaklaştırılmaya, yalnızlaştırılmaya çalışılan gençlerin “Biz de varız” dediği direniş günüdür.

    1 Mayıs; yaşam alanları katledilen, ağacı, toprağı, suyu talan edilen, bu sömürüye tepki göstermek isteyince sermaye ve onun muhafızları tarafından saldırıya uğrayan köylülerin günüdür. Doğa, kapitalizmin kâr alanı değil, yaşam alanımızdır diyen ekoloji aktivistlerinin günüdür.

    1 Mayıs; demokrasinin adının olduğu ama ruhunun olmadığı bu temsili demokraside bile seçtiği belediye yönetimlerine kayyum atanan, seçtiği milletvekilleri cezaevlerine atılan, iradesi gasp edilen yurttaşların iradesine sahip çıkma günüdür.

    1 Mayıs; toplum karşıtı bu düzenin, topluma ait olan inançları ele geçirmeye çalışarak kendine hizmet eden bir istismar aracına dönüştürmesine karşı, inanç özgürlüğü ve toplumun inançlarını özgürleştirme mücadelesinin günüdür.

    1 Mayıs; kendi toprağında, kendi kimliği, dili ve kültürüyle eşit ve özgür bir şekilde yaşamak isteyen halkların mücadele günüdür.

    Ve biz dünden bugüne tüm halkların, demokrasi mücadelesinde elini taşın altına koyan her bir yurttaşımızın, baskılara rağmen bugün Türkiye’nin dört bir yanında alanları dolduran halkların sesi olmaya geldik.”

    Biji Yek Gulan, Yaşasın 1 Mayıs

    Sanatçı Mehmet Atlı’nın seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla miting son buldu.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Adıyaman’da 1 Mayıs’a çağrı: Biz kazanacağız-VİDEO

    Adıyaman’da 1 Mayıs’a çağrı: Biz kazanacağız-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı bu yıl, ‘Biz kazanacağız’ şiarıyla sokakları gezerek 1 Mayıs’a katılım çağrısında bulundu.

    1 Mayıs’a 2 gün kala Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri, 1 Mayıs İşçi Bayramı için bildiri dağıttı.

    Adıyaman Mimar Sinan Mahallesi’nde yapılacak olan işçi bayramına sanatçı Mehmet Atlı da şarkılarıyla eşlik edecek.

    Emek ve Demokrasi Platformu adına açıklama yapan Türk Mühendis ve Mimar Odalar Birliği (TMMOB)  Adıyaman Şubesi ve İl Koordinasyon Kurulu (İKK)  Başkanı Tuncay Kaya, Adıyaman’da yapılacak olan 1 Mayıs İşçi Bayramı hakkında şunları söyledi:

    ÜRETİKLERİMİZ BİR AVUÇ SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKİLMESİN

    “Biz işçileriz, kamu emekçileriyiz, mühendisleriz, mimarlarız, hekimleriz, emeklileriz. Biz güvencesiz ve esnek çalışmayla emeği sömürülen, erkek şiddetiyle yaşamdan koparılan kadınlarız. Bir taraftan da eş değer işe eşit ücret için, diğer taraftan bedenimiz üzerinden yürütülen her türden erkek egemenliğine karşı mücadele edenleriz. Biz tüm renklerimiz ve farklılıklarımızla Türkiye’yiz.Biz hayat pahalılığına, yoksulluğa, işsizliğe, geleceksizliğe mahkum değiliz. Biz, ürettiğimiz değerlerin hepimizi insanca yaşatmaya yeteceğini biliyoruz. Yeter ki ürettiğimizi adaletli bölüşelim; yeter ki az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınsın; yandaş şirketlerin vergileri sıfırlanmasın. Biz bu ülkenin kaynaklarının herkese yeteceğini biliyoruz; yeter ki çetelerin üzerine çökmesine müsaade edilmesin. Yeter ki ürettiklerimiz bir avuç mutlu azınlığa/sermayeye peşkeş çekilmesin, savaş ve rant politikalarına harcanmasın. Yeter ki ülkeyi yönetenler siyasi rakiplerini alt etmek için ülkenin döviz birikimini bir gecede harcamasın.

    “BİZ ÇOCUKLARIMIZA ONURLU BİR GELECEK BIRAKABİLİRİZ”

    Bu ülkenin kaynakları hepimizi insanca yaşatır. Yeter ki demokratik haklarımızı kullanabilelim; yeter ki sendikalı olabilelim, grev hakkımızı kullanabilelim; yeter ki itiraz edenin, hakkını savunanın kapısına gece yarısı kimse dayanmasın! Biz barış içinde kardeşçe yaşamasını, adaletli biçimde bölüşmesini biliriz; yeter ki koltuğunu, servetini ve sömürü düzenini korumak için birileri gölge etmesin, ayrımcılık yapmasın. Biz çocuklarımıza umutlu onurlu bir gelecek bırakabiliriz; yeter ki çocuklarımız okullarına aç gitmesin, yeter ki mülakat ve arşiv taramaları ile kamuya alımlarda yandaşlık yapılmasın, liyakat esas alınsın, öğretmenler bir gecede sürgün edilmesin; OHAL KHK’leriyle kazanılmış haklarımız gasp edilmesin.

    “KURTULUŞ İÇİN HEP BERABER OLALIM”

    Biz özgürce yaşayabiliriz; yeter ki tek kişinin değil, hepimizin, söz ve karar sahibi olduğu bir düzeni kuralım! Yeter ki gazetecileri, sendikacıları, sanatçıları, akademisyenleri, belediye başkanlarını, siyasi rakiplerini, gençlerini hapse doldurarak iktidarını korumaya çalışanlara, kayyım zihniyetiyle ülkeyi yönetmeye çalışanlara kimin büyük olduğunu gösterelim. Biz emeğin, demokrasinin, adaletin, barışın, eşitliğin, özgürlüğün, kardeşliğin ve eşit yurttaşlığın egemen olduğu bir ülkeyi kazanacağız! Yeter ki birlik olalım ve mücadele edelim. Yeter ki tek başına olmadığımızı bilelim, kurtuluş için hep beraber olalım.

    “BİZ KAZANDIĞIMIZDA HALK KAZANACAK”

    1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde Adıyaman’da tek bir slogan etrafında bir araya gelelim: Biz kazanacağız! Biz bu ülkenin tüm değer ve güzelliklerini üreten milyonlar bu ülkenin gerçek sahipleriyiz. Biz örgütlü olduğumuzda, birlik olduğumuzda, bizden büyük güç yok. O nedenle bir avuç sermaye ve iktidar sahibi kaybedecek; biz kazanacağız, halk kazanacak! Biz kazandığımızda ülkeyi ucuz işgücü deposu ve yerinden yurdundan ettikleri milyonlarca çaresiz sığınmacı için hapishane haline getirmek isteyen emperyalistler kaybedecek ama halk kazanacak! Biz kazandığımızda her alanda ayrımcılığı ve cinsiyetçiliği normalleştirmeye çalışanlar kaybedecek ama eşitlik kazanacak. Biz kazandığımızda, demokrasi kazanacak, adalet kazanacak, barış kazanacak, kardeşlik kazanacak, emek kazanacak, bu ülke, bu halk kazanacak!”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Maviş Güneşer ve Mehmet Atlı, Dersim’de konser verecek-VİDEO

    Maviş Güneşer ve Mehmet Atlı, Dersim’de konser verecek-VİDEO

    PİRHA-Maviş Güneşer ve Mehmet Atlı, 29 Mayıs’ta Dersim’de Tunceli Kültür Merkezi’nde konser verecek.

    Maviş Güneşer ve Mehmet Atlı, 29 Mayıs’ta Dersim’de Tunceli Kültür Merkezi’nde konser verecek.

    “HERKESİ KONSERE BEKLİYORUZ”

    Maviş Güneşer, konser için katılım çağrısında bulunarak, “29 Mayıs’ta kültür merkezinde Mehmet Atlı ile birlikte bir konserimiz var. Herkesi konserimize bekliyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Kürt Müziği’nin son 13 yılının akorları kitabı çıktı

    Kürt Müziği’nin son 13 yılının akorları kitabı çıktı

    PİRHA- Son 13 yılda yayınlanan Kürtçe sözlü şarkıların sözlerini ve gitar eşlik akorlarını içeren Kürtçe Gitar Repertuarı kitabı yayınlandı. Kitabın basın tanıtımını yapan ekip, bu tip kültürel çalışmalarla sömürü ve asimilasyona karşı mücadeleye güç vermeyi umduklarını ifade etti.

    Son 13 yılda yayınlanan 112 tane Kürtçe şarkının sözlerini ve eşlik akorlarını içeren kitapta, popülerlik derecesine bakılmaksızın Kürt Müziği’ne şarkıları yoluyla katkı sağlamış çeşitli sanatçı ve grupların şarkıları yer alıyor. Kitabı hazırlayan ekip de müzisyenlerden oluşuyor. Müzik dokümanları hazırlayan bir kolektif olan Helezonik Kreşendo ekibi, kitabın gitar, piyano, ukulele gibi çalgılar çalan, çalmaya çalışan kişileri hedefleyerek hazırladıklarını ifade etti. Kitabın içinde akor gösterimleri, ritim vuruş diyagramları ve de ritimlerin nasıl çalınacağını gösteren videoların QR bağlantıları da bulunuyor.

    Ceylan Yayınları’ndan basılan kitap, ceylankitap.com adresi başta olmak üzere pek çok kitap satış sitesi üzerinden sipariş edilebiliyor.

    “SIRTINIZDAN GİTARINIZ, İÇİNİZDEN MÜCADELE RUHU EKSİK OLMASIN”

    Helezonik Kreşendo ekibi, kitabın önsözünde şunları paylaştı:

    Bundan yaklaşık 13 yıl önce bir grup müzisyen ve müzik eğitimcisi olarak Kürtçe Gitar Repertuarı hazırlamış ve yaklaşık 200 şarkılık bu çalışmayı 2 cilt halinde yayınlamıştık. Halen de pdf’ye web sitemizden ücretsiz ulaşabileceğiniz bu çalışmanın önsözü bu cümle ile bitiyordu: “Sırtınızdan gitarınız içinizden mücadele ruhu eksik olmasın”. Aradan geçen dönemde coğrafyamızdan sömürü, savaş, göç, talan, baskı eksik olmadığı gibi isyan ve direniş de eksik olmadı.

    Eşit ve özgür bir dünyanın peşinde olanlar halen de çeşitli araçlarla sisteme karşı mücadele etmeye devam ediyor. Bu mücadelelerin içinde kültür mücadelesi önemli bir yer tutuyor. Yok edilmek istenen bir mücadelenin, sessizliğe mahkûm edilmek istenen bir halkın ve kelimesizliğe terk edilmek istenen bir dilin peşinden gidip şarkılar üretenler bu mücadelenin önemli bir parçası. Şarkılar tüm duygulara değebiliyor, belki kendi başına dünyayı değiştiremiyor ama dünyayı değiştirecek olanın bilincine ve duygularına etki ediyor. İşte bu sebeptendir ki, üretilen bu şarkıları daha fazla insana ulaştırmanın yollarını döşemek de bizim çabalarımızdan biri oldu.

     ” SON 13 YILDA ÜRETİLEN KÜRTÇE ŞARKILARDAN SEÇİLDİ”

    Elinizdeki kitap, son 13 yılda üretilen Kürtçe sözlü şarkıların bazılarının sözlerini ve eşlik akorlarını içeriyor. Bu akorları gitar, ukulele, piyano, org gibi çalgılarda icra edebilirsiniz.

    Kitabın içinde 112 şarkı var. Bu şarkıların büyük bölümü son 13 yılda üretilen Kürtçe sözlü şarkıların içerisinden seçildi. Şarkıları seçerken gitar ile çalmaya uygun olması, söz-müzik niteliği gibi kıstasları en temele aldık. Fakat bir yandan da kitaptan faydalanacak kişilerin daha çok gitar çalan ya da öğrenen kişiler olacağını düşündüğümüz için farklı ritim kalıplarının ve tonların da olmasına dikkat ettik. Öte yandan bu kitap aynı zamanda bir dinleme önerisi gibi görüleceği için elimizden geldiğince çok sayıda müzisyenin eserine yer verdik.

    “KİTAP TİCARİ BİR KAYGI İLE HAZIRLANMADI”

    Her şarkı için eşlik yapılacak ritim kalıbını diyagram olarak hazırladık ve her kalıp için bir çalma videosu çektik. Videoları şarkıların sayfalarına karekod olarak yerleştirdik. Mutlaka eksikler ve yanlışlar vardır. Bunların iletilmesi çalışmayı güçlendirir.

    Kitap, ticari bir kaygı ile hazırlanmadı ve çok sayıda müzisyenin kitapta emeği var. Bir de buna şarkıyı üretenlerin, kaydedenlerin, düzenleyenlerin emeğini koyduğumuzda anlıyoruz ki bu kitap hiç kimsenin değil, hepimizindir. Kitap kısa bir süre sonra helezonikkresendo.com adresinden ücretsiz indirilebilecek şekilde yayınlanacaktır. Çünkü Gülmek bir halk gülebiliyorsa gülmektir”

    İletişim Bilgileri:
    E-Mail: helezonikkresendo@gmail.com

    Helezonik Kreşendo Web sitesi: helezonikkresendo.com

     KİTAPTA AKORLARI BULUNAN ŞARKILAR

    Kitapta aşağıdaki şarkıların akorları bulunuyor:

    AGÎT IŞIK – ÇÎROKA WÊ BAYÊ

    AGÎT IŞIK – BER DERÊ KÎ Û KÎ

    ANADOLU QUARTET – DÎJLOKA MIN

    ANADOLU QUARTET – PEYMAN JI YARÊ

    AWAZÊ ÇÎYA – DE PÎRO

    AWAZÊ ÇÎYA – EM BERNADIN VÊ DÎLANÊ

    AYNÛR DOGAN – REWEND

    BABETNA – DÛR

    BAJAR – DÎYARBEKIR

    BAJAR – SÎ Û ÇAR HEB

    BAJAR – NEWROZ

    BERFÎN AKTAY – GER

    BERFÎN MAMEDOVA – KOÇBER

    BÛRHAN BERKEN – TENÊBÛN

    BÛRHAN BERKEN – GEROK

    CEMÎL QOÇGIRÎ – HÎVA ZERÎ

    DEVRÎM DEMÎR – TU KÎ YÎ

    DILJEN RONÎ – EVÎNDAR IM

    AHMET KAYA & M.AKBAŞ – ŞERVAN

    ERCAN BÎNGOL – KÛÇIK HATIN

    ERDAL MED – PAYÎZ

    ERDOGAN EMÎR – ÎNSANÊ KAMIL

    ERDOGAN EMÎR – ELKANA VAYI

    FERÎD SEVÎM – RASTHATINEK

    FIRAT MED – ROBOSKÎ

    FÎKRÎ KUTLAY – PASSÎFLORA KURDÎ

    GRUP MUNZUR – EM MIROV IN

    GRUP VARDÎYA – VENGÊ TO

    GULBAHAR KAVCÛ – DEV JÊ BERDE

    HARÛN ELKÎ – XENGILOK

    HARÛN ELKÎ – REV

    HARÛN ELKÎ – HERE

    HÊJA – DERÎ LÊ KET

    HÎVRON – EVÎN

    HÎVRON – JARO

    HUNERGEHA WELAT – LI QAMIŞLO LI BER DERÎ

    HUNERGEHA WELAT – SERÊKANÎYÊ Û AVAŞÎN

    HUNERGEHA WELAT – ŞERVANO

    JAN ARSLAN – XEWREVÎN

    JAN AXÎN – ZERÎBA

    JEHRMAR – BÊJE

    JINMA – EZ JÎN IM

    KADÎR ÇAT – HEVAL HATIN

    KALDIRIM – ŞODIRÊ HARDO

    KALÊ BADÎ – NOŞ

    KASIM TAŞDOGAN – RÊ

    KASIM TAŞDOGAN – VÎNA SOR

    KASIM TAŞDOGAN – REŞKÊ

    KEREM GERDENZERÎ – KEÇA PERÎ

    KEREM SEVÎNÇ – PERPERIK

    KEREM SEVÎNÇ – BAO

    ARYEN KOM – DE RABIN

    LAWJE – WERNE RAYÊ

    MAVÎŞ GUNEŞER – KAM SONO

    MEHMET AKBAŞ & HANI – BERDE

    MEHMET ATLI – GULA DIL

    MEHMET ATLI – MORÎ MIRCAN

    MEHMET ATLI – STRANA NÎVÇE

    MEM ARARAT – XAÇIREK

    MEM ARARAT – KULÎLK

    MEM ARARAT – DIL DISOJE

    MIKAÎL ASLAN – ÇEMO VANO

    MIKAÎL ASLAN – ADIRÊ ZERRÊ MA

    MIKAÎL ASLAN – MÎRAZ

    MIRADY – WAY DELALÊ

    NIZAMETTIN ARIÇ & MIZGÎN TAHIR & NEZÎR PALO – ÊŞA ROJAVA

    MUCAHÎD GOKER – EFO BERZ

    MUCAHÎD GOKER – EVDALO

    OLGUN EREN – DEV JÊ BERDA

    OZAN IRMAK – BERF

    OZAN IRMAK – BÎRANÎNA AZADÎYÊ

    PERVÎN ÇAKAR – RUHÊ MIN TEYR E

    PRAKSÎS – AZADÎ

    PRAKSÎS – SÎNOR

    RAPERÎN – ZAROKÊN ŞER

    REWŞAN & TARA MAMEDOVA – XUÇÊ

    REWŞAN ÇELÎKER – WEXT LAZIM BÛ

    ROHAT CIWAN – TAWANBAR

    ROJDA – ŞENGAL

    RÛKEN YILMAZ- DÎLBERA NAZIK

    RÛŞEN ALKAR – RABE

    SAKÎNA – KO

    SEMYANÎ PERÎZADE – BIRYAREKÎ

    SERDAR ALAZ – ÊSÎR

    SEYDA PERINÇEK & LAVÎN – AWÊNE

    SEYÎDXAN SEVÎNÇ – ÇI HACET

    SÎDAR – BÊJE

    SÎDAR FERÎD – NÎV

    SÎMIR RÛDAN – BIRÎNA REŞ

    SÎYA ŞEVÊ – TU XEM NEKŞÎNE

    SÎYA ŞEVÊ – GURÎ

    SÎYA ŞEVÊ – RÛPAYÎZ

    TARA JAFF – HER WAREK BI BILBILEK

    TARA MAMEDOVA – SÎNO

    TEQ Û REQ – ÇAR ZAROK

    TEQ Û REQ – XEWNEREŞK

    TEŞQELE – BI KÎJAN MEQAMÎ

    VEDAT TANIŞ – BALADA ŞIVANEKÎ

    XALIT TARÎ – GEWRÊ

    XÊRO ABBAS – DIMEŞÎYA

    YAHHYA – MAHÎTAB

    YÛNIS DAS – AZADÎ

    YÛNIS DAS – MIJ Û BERF

    YÛNÛS DÎŞKAYA – DERMAN

    YÛNÛS DÎŞKAYA – GULÊ

    YÛNÛS DÎŞKAYA – LI ÇI DIGERÎ

    ZE TIJE- CEMÎLA MIN

    ZE TIJE – BIHUYÊ

    ZE TIJE – WARWAY

    ABBAS AHMED – MESELE NE EVA

    HOGIR FATIH RASUL – SER KIZ NAKEM

    JAN AXÎN – KUL Û KULÎLK

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Mehmet Atlı, Dersim’de konser verdi-VİDEO

    Mehmet Atlı, Dersim’de konser verdi-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediyesi ve Dersim Belediyesi Gençlik Meclisleri‘nin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte Mehmet Atlı, Dersim’de konser verdi.

    Dersim Belediyesi ve Dersim Belediyesi Gençlik Meclisleri‘nin ortaklaşa düzenlediği Mehmet Atlı konseri Mameki Parkı’nda gerçekleşti.

    Yoğun katılımın olduğu konserde gençler halaylar çekip, Mehmet Atlı’nın söylediği türküleri coşkuyla eşlik etti.

    PİRHA/DERSİM

  • Ankara’da Newroz: Bugünün Kawa’sı direnen tüm halklardır-VİDEO

    Ankara’da Newroz: Bugünün Kawa’sı direnen tüm halklardır-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Anıttepe Parkı’nda bir araya gelen yüzlerce kişi Newroz’u kutladı. Kurumların yaptığı ortak açıklamada; “Yoksulluk, işsizlik derinleşirken, her gün yeni zamlarla güne başlamaktayız. Bu tabloda iktidarın yönetememe krizi daha da derinleşmektedir. İşçilerin ve emekçilerin verdiği mücadele topluma öncülük etmekte, eşitlik ve adalet için umut olmaktadır” denildi.

    Ankara’da Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Anıttepe Parkı’nda bir araya gelen yüzlerce kişi Newroz’u kutladı.

    ‘Şimdi kazanma zamanı’ sloganıyla gerçekleştirilen Newroz etkinliğine siyasi parti, sivil toplum örgütü, sendikalar, yöre dernekleri ve demokratik kurumlar kendi pankart ve flamalarıyla katıldılar.

    Alanda kurulan sahneye Türkçe ve Kürtçe, ‘Newroz kutlu olsun, Newroz pîroz be’ yazılı pankart asılırken, alanda sık sık, ‘Biji Newroz, Newroz piroz be’, ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Yaşasın devrimci dayanışma’ ve ‘Jin, Jiyan, Azadi’ sloganları atıldı.

    KEMAL KURKUT DÖVİZLERİ ALANA ALINMADI, BİR KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

    İki ayrı arama noktasının kurulduğu Newroz alanına, İzmir’de katledilen Deniz Poyraz, cezaevinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Garibe Gezer ve geçtiğimiz yıllarda Diyarbakır Newroz’unda katledilen Kemal Kurkut’un fotoğraflarının yer aldığı dövizler alınmadı. Polisle tartıştığı belirtilen bir kişi ise gözaltına alındı.

    Dövizlerin alana alınmamasına tepki gösteren kitle, ‘Kemal Kurkut, Deniz Poyraz ve Garibe Gezer ölümsüzdür’ sloganlarıyla karşılık verdi. Newroz alanında ateşin yakılmasına da izin verilmedi.

    Newroz kutlaması demokrasi mücadelesinde hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunun yapılmasıyla başladı. Ardından Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’ni oluşturan kurum ve partilerin hazırladığı ortak metin hem Türkçe hem Kürtçe olarak okundu.

    “SARAY İKTİDARININ BU ÜLKENİN ÇIKARINA VE YARARINA DAYALI HİÇBİR PLANI YOKTUR”

    Metnin Türkçesini okuyan Semra Demir, Newroz’un halkların eşitlik ve özgürlük şiarı olduğunu belirterek; “Newroz, Mezopotamya ve Anadolu halklarının; ezilen, sömürülen halkların kanı, canı ve emekçilerin alın teriyle beslenen zalim Dehaklara ‘dur’ dediği gündür. Kawa’nın yaktığı özgürlük ateşi ezilen halklar için tiranlara karşı verilen mücadele, direniş ve özgür bir yaşamı kurma sözüdür. Bu çürümüş düzenden kurtulmak için hep birlikte mücadele edeceğimizin sözünü yinelemek ve hatırlamak için bir aradayız. Türkiye’nin de dahil olduğu Ortadoğu’da süren savaş, halkların yararına değil egemenlerin kendi kapitalist ve emperyalist emelleri uğrunadır. AKP-MHP iktidarının onayladığı tezkereler ile sınır ötesine yapılan askeri saldırılar içerdeki Kürt inkârının yansımasıdır. Her çıkmazda askeri saldırılarla kendini kurtarmaya çalışan AKP-MHP faşist iktidarı şoven ve ırkçı politikayı kendine siyasi argüman haline getirmiştir. Saray iktidarının bu ülkenin çıkarına ve yararına dayalı hiçbir planı yoktur” şeklinde konuştu.

    “TECRİT HAPİSHANELERİ AŞARAK HER ALANDA UYGULANIR HALE GELDİ”

    Ülkenin adeta bir hapishaneye dönüştüğünü vurgulayan Demir şunları kaydetti:

    “Sınır ötesinde izlediği politikalarla halkları yıkıma uğratanlar, ülke hapishanelerinde siyasi tutsaklara dönük saldırıları her geçen gün yoğunlaştırmaktadır. Son yıllarda tedavisi yapılmayan onlarca hasta tutsak hayatlarını kaybetmiştir. Bu baskıcı politikaların sonucunda Garibe Gezer katledilmiştir. Cezaevinde kalamaz raporu olduğu halde Milletvekili Aysel Tuğluk ve yüzlerce hasta tutsak halen tahliye edilmemektedir. Bugün İmralı’da çok yönlü bir tecrit uygulanmaktadır. İmralı ve F Tipi zindanlarda uygulanan tecrit hapishaneleri aşarak her alanda uygulanır hale gelmiş, ülke adeta hapishaneye dönüştürülmüştür. Türkiye ve Kürdistan’da işçi ve emekçi halkların ortak mücadelesi tecridi kıracak, yeni yaşamı kuracaktır.”

    “GENÇLİK BÜYÜK BİR GELECEKSİZLİKLE KARŞI KARŞIYADIR”

    Toprakların, suların, ormanların, zeytinliklerin, yaylaların, ovaların, göllerin siyasi iktidar tarafından peşkeş çekildiğini dile getiren Demir; “Çiftçilerin elinden gasp edilen toprakları maden ve enerji holdingleri eliyle yok edilmekte, kıt olan su varlıkları kirletilmekte, zehirledikleri havayı solumakta olan milyonlarca insan hastalık pençesinde eziyet çekmektedir. Hasankeyf’i yok eden bir nefret, tüm ülkeyi hedef almıştır. Bu kapitalist sistemde gençlik büyük bir geleceksizlikle karşı karşıya kalmıştır. Birer öğütme fabrikalarından farksız hale getirilen üniversitelerde bilimsel, anadilde, özgür, özerk ve demokratik eğitim hakkı talebinde bulunan öğrencilere olan saldırılar şoven zihniyetin bir parçasıdır. Buna karşı yükselen haykırış, yurtsever ve devrimci gençliğin haykırışıdır. Toplumun en dinamik ve canlı yönü olan gençlik yozlaştırılarak, düşünmeyen, sorgulamayan bir nesil yaratılmak istenmektedir” ifadelerini kullandı.

    “DİRENEN İŞÇİLER HİÇBİR HAKKIN VERİLMEYİP ALINACAĞINI BİZE GÖSTERİYOR”

    İşçilerin ve emekçilerin mücadelesinin topluma öncülük ettiğini söyleyen Demir son olarak şunları aktardı:

    “Yoksulluk, işsizlik derinleşirken, her gün yeni zamlarla güne başlamaktayız. Bu tabloda iktidarın yönetememe krizi daha da derinleşmektedir. Demokratik ve anayasal bir hak olan sendikalaşmak fiili düzenlemelerle engellenmektedir. Sarı sendikalar eliyle hak arama mücadelesinin önüne geçilerek işçi sınıfı ve emekçiler pasifize edilmektedir. Tüm bunlar karşısında hak gasplarına ve düşük ücretlere karşı işi sınıfının yükselttiği fiili-meşru mücadele önümüzde durmaktadır ve yol göstermektedir. Haklarına ve geleceğine sahip çıkarak direnen işçiler hiçbir hakkın verilmeyip alınacağını kendi pratikleriyle bizlere göstermiştir. İşçi ve emekçilerin verdiği bu mücadele topluma öncülük etmekte, eşitlik ve adalet için umut olmaktadır.”

    “BUGÜNÜN KAWA’SI DİRENEN HALKLARDIR”

    Okunan ortak metnin ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Filiz Kerestecioğlu söz alarak konuşma yaptı.

    Newroz’u kutlayarak sözlerine başlayan Kerestecioğlu; “Alanları sadece burada değil Türkiye’nin her yerinde doldurduk. Bu yıl hep beraber ‘kazanma zamanı’ diyoruz. Hep beraber kazanacağız. Dehak’lara karşı kadınlar, işçiler, Kürtler, Aleviler tüm halklar olarak hep beraber birleştik. Bugünün Kawa’sı HDP’dir. Bugünün Kawa’sı direnen halklar, işçiler ve kadınlardır. Nasıl Kawa boyun eğmediyse bugün de aynı şekilde boyun eğmeyen milyonlarız. Etrafında onlarca polis koruması varken gözleri önünde katledilen Deniz Poyraz için buradayız. Newroz’a giderken o güzel keman seslerini düşünen Kemal Kurkut için buradayız. Biz onların sesinin hiçbir zaman susmadığını biliyoruz. Onların sesiyiz, sesleri olmaya devam edeceğiz” dedi.

    “BU ÜLKEYE DE BARIŞ GELECEK”

    Alanda ateş yakılmasına izin verilmemesini eleştiren Kerestecioğlu şöyle devam etti:

    “Biz buna ancak güleriz. Çünkü biz o ateşi çoktan yaktık. Gençlerle, Kürtlerle, Alevilerle tüm halklar, inançlar ve kadınlarla yaktık. Siz burada yaktırsanız ne olur yaktırmasanız ne olur. Biz o ateşi çoktan yaktık kimse söndüremez. Üçüncü yol siyaseti ve kurduğumuz demokrasi ittifaklarıyla halkın umudu olan HDP ile uğraşıyorlar. Bu yüzden kapatma davaları geliyor. Vız gelir davalarınız vız gelir. Kaç parti kapattınız yine dimdik ayaktayız, yine dimdik ayakta olacağız. Newroz halay zamanı, birlikte geleceği kurma kutlama zamanıdır. Bu ülkede barışı hep birlikte kuracağız. Sadece Ukrayna’da barış istemek yetmez bu ülkeye de barış gelecek.”

    Kerestecioğlu’nun konuşmasının ardından sanatçı Mehmet Atlı sahneye çıktı. Kutlama Atlı’nın söylediği türkü ve şarkılarla birlikte çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • KHK mağduru öğretmenler: İhraçlar travmaya neden oldu-VİDEO

    KHK mağduru öğretmenler: İhraçlar travmaya neden oldu-VİDEO

    PİRHA – KHK ile işlerinden edilen Eğitim-Sen üyesi öğretmenler Tekin Çelik ve Mehmet Atlı, hem ekonomik hem de sosyal ilişkilerinin bozulduğunu belirterek, hukuksal olarak davalarda herhangi bir dönüşün olmadığını kaydetti. 

    KHK ile işlerinden edilen öğretmenlerin sadece ekonomik olarak değil sosyal olarak da ilişkileri bozuldu. İhraç edildikten sonra ciddi ekonomik sorunlar yaşayan öğretmenlerden kimi garsonluk yaparak ailesini geçindirmeye çalışırken, kimi de mağazada çalışarak ekonomik sıkıntısını çözmeye çalıştı. Fakat ihraç edilen Tekin Çelik ve Mehmet Atlı mücadele etmekten vazgeçmeden işlerine geri dönecekleri günleri dört gözle bekliyor.

    Sınıf öğretmeni olan ve ihraç edilirken müdür yardımcılığı görevini yürüten Tekin Çelik, İzmir’de çalışırken 2016 yılında ihraç edildi. Çelik de diğer ihraçlar gibi bir gece yarısı yayınlanan KHK ile görevinden ihraç edildi. İhraç edildikten sonra kendisine herhangi bir açıklamanın yapılmadığını kaydeden Çelik, “Herhangi bir açıklama ya da bilgilendirme yapılmadı. Ya da KHK ile ihracımızdan sonra herhangi bir dava süreci herhangi bir suç isnadı söz konusu olmadı. Dolayısıyla herhangi bir suç ortada yokken ihraç edildik” dedi.

    İHRAÇLAR TRAVMAYA NEDEN OLDU  

    KHK ile ihraç edildikten sonra çok yönlü hayatlarına yansıdığını belirten Tekin Çelik şöyle devam etti:

    “Aslında KHK ile ihraç çok boyutları olan bir şey. Ekonomik olarak yıldırmak, diz çöktürmek bu şekilde tasfiye ederek aslında yürütmüş olduğunuz mücadeleden sizi alıkoymak. Sizi işinizden KHK’lerle atarak aslında bu şekilde mağdur etmek, geride kalan insanları yıldırmak, onları ümitsiz kılmak ve bir bütün olarak kamuda yapmayı düşündükleri dönüşümü sağlamak için yaptıklarını düşünüyorum.

    Çok yönlü ve farklı alanlarda bunun travmatik boyutlarının olduğunu iki buçuk senede gördüm. Ekonomik olarak çok ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldığınızı görüyorsunuz. KHK ile ihraç olduktan sonra KHK ile ilgili maddeden dolayı herhangi bir kamu alanı ya da herhangi bir işte sigortalı çalışamayacağınızı anlıyorsunuz. Sosyal ilişkilerinizi bir bütün olarak aslında bozuluyor. Bir şekilde aileniz ve çevrenizle olan ilişkilerinizde farklı etkilerin olduğunu görüyorsunuz. Yani bir bütün olarak bir izolasyona sebep oluyor.”

    Yaşamın her alanında mücadele yürüttüklerini ve laik, bilimsel, demokratik ve anadilde eğitimi savunduğunu belirten Çelik, yürüttükleri mücadeleden alıkoymak için KHK ile ihraç edildiklerini kaydetti.

    “HUKUKİ SÜREÇ DE YAŞANAN ÇARPIKLIĞA UYGUN DEVAM ETTİ”

    İhraç edildikten sonra yasal bir sürecin başladığını ancak hala sonuçlanmadığını kaydeden Çelik şöyle devam etti:

    “Tabi ihraçlarla beraber başlayan bir yasal süreç vardı. Aslında bizim gibi mücadele edenler için OHAL bir istisna olmaktan çıkıp bir kurala dönüştü. Bizim için aslında her zaman OHAL vardı. Yürüttüğümüz mücadele her zaman OHAL’deymişiz gibi bir muameleyle karşılandı. Dolayısıyla ihracımızla ilgili olan süreçte hukuki süreçte aynı şekilde yürüdü. Aslında bir karar verildi ve arkasından yürüyen hukuki süreçte bu çarpıklığa uygun bir şekilde devam etti.

    “İHRAÇLAR SİYASAL BİR SÜREÇTİR”

    OHAL komisyonundaki başvurumla ilgili iki yıl oldu ama benim tarafıma herhangi bir dönüş yapılmış değil. Mücadelede başarılı olacağımı ben düşünüyorum. Ama bazı gerçekleri de görmek gerekiyor. Bizim kamudan tasfiyemiz bu ihraçlar süreci hukuki bir mesele olmaktan öte siyasal bir süreçtir. Bizimle ilgili yürüyen süreç sadece bunun bir ayağıdır.”

    İzmir Karşıyaka Eğitim Sen 2 No’lu Şube’nin 100 haftayı aşkın süredir yürüttüğü mücadelede yer alan Tekin Çelik, bu zor zamanlarda yan yana durmanın ve dayanışmanın önemine vurgu yaptı.

    “GARSONLUK YAPARKEN ÖĞRENCİLERİME SERVİS YAPTIM”

    7 Şubat 2016 yılında 686 sayılı KHK ile işinden ihraç edilen 17 yıllık öğretmen Mehmet Atlı da zor günler geçirmesine rağmen mücadele etmekten vazgeçmedi. Atlı, o zor günleri şöyle anlattı:

    “Yaklaşık iki buçuk yıl oldu ihraç edileli. Bu süre içinde zaman zaman çalışarak zaman zaman ev işleriyle, çocuklara bakarak, aynı zamanda sendikal faaliyetlerde bulunarak ayakta kalmaya çalışıyoruz. Herkesin bu süreçte yaşadığı bir hikayesi vardır. Ben de birçok hikayeyi yaşadım. Öncelikle sosyal hayatta bir dışlanmışlık hissediyordum.

    6 yıl çalıştığım okulumdan ihraç edildikten sonra okulun önünden geçemiyordum. Öğrenciler beni farklı bir şekilde ‘Aydın lisesinin… öğretmeni’ diyorlardı. Yine garsonluk yaparken -sınıfta çok yaramaz öğrencilerim vardı- orada onlara servis yapıyordum. Hayatın garip tarafları da oluyor. Ona rağmen yaşamı seviyoruz. Bunlar belki hayatımızda anı olarak geçecek ama bizi yıprattı.”

    “OHAL KOMİSYONU DİPSİZ BİR KUYU”

    17 yıllık öğretmenlik hayatından sonra başka bir hayatın gerçeğiyle yüzleştiğini kaydeden Atlı, işe geri döneceğinden emin.

    Atlı, ihraç edildikten sonra hukuki sürecin işlemediğinin altını çizdi. Mehmet Atlı, “Bir OHAL komisyonu var ama bu komisyon hukuki bir merci değildir, dipsiz bir kuyudur. Bu kuyunun en dibinde özellikle KESK üyelerimiz bekletiliyor. Türkiye normal koşullarına döndüğü an demokratik siyaset yürütüldüğünde biz de görevimize geri geleceğiz. Şu anda konjektör bize kapalıdır” diye konuştu.

    Eğitim sistemine kısaca değinen Atlı, “Eğitim gittikçe gericileşmiş, gittikçe bilimsel eğitimden uzak dünyanın bugünkü çerçevesinden baktığınız o evrensel, bilimsel temellerden tamamen kopmuş mezhepçi inanç üzerinde şekillenen bir eğitim sistemiyle karşı karşıyayız” dedi.

    Atlı, son olarak mücadele vurgusu yaparak umudunu diri tutuğunu söyledi. PİRHA/İZMİR