PİRHA- Madımak Katliamı faillerinin serbest bırakılmasına tepki gösteren Madımak Katliamı tanığı Mehmet Aydoğmuş, “Sadece suçlu olan failler değil; onları azmettirenler, onları kollayanlar, koruyanlar, onları savunan avukatlar, saklayanlar hepsi suçlular” dedi.
1993’te Sivas Madımak Oteli’nde 33 aydın, yazar ve sanatçının yakılarak katledildiği Madımak Katliamı’nda müebbet hapis cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine tepkiler gelmeye devam ediyor.
Madımak Katliamı tanığı Mehmet Aydoğmuş da Anayasa Mahkemesi’nin ‘terörle bağlantısı’ olmadığı gerekçesiyle 17 kişi hakkında verdiği tahliye kararına tepki gösterdi.
“MADIMAK KATLİAMI TERÖR EYLEMİDİR”
Sivas Madımak Katliamı sürecinde yaşadıklarını aktaran Mehmet Aydoğmuş, yaşananların bir terör eylemi olduğunu belirtti. Aydoğdu, “Katliamdan önce Sivas’ın her yerinde afişleme yaptık, herhangi bir tepki ile karşılaşmadık. Kültür Bakanlığı’nın, Emniyet Müdürü’nün ve valinin izni olduğu için çok rahattık, buna güvendik. 2 Temmuz’da bu katliamı yaşadık” dedi.
“SADECE YARGILANANLAR DEĞİL YÖNLENDİRENLER, MÜDAHALE ETMEYENLER DE SUÇLU”
Sadece yargılananların değil onları yönlendirenlerin de, katliama müdahale etmeyenlerin de suçlu olduğunu belirten Mehmet Aydoğmuş, şunları söyledi:
“Otelin önünde geldiğimiz zaman polis araçları vardı. Orada 100-150 kişi ancak vardı. ‘Bunları neden dağıtmıyorsunuz’ dedim. Çünkü 100 kişi 500 kişi olur. Zamanında dağıtılması gerekiliyordu, fakat hiç müdahale edilmedi. Kültür Merkezi’nden gelen grupla beraber oteli taşlamaya başladıklarında polisler de, polis araçları da oradan çekildi. Otelde katillerle baş başa kaldık, hiç kimse müdahale etmedi.
Sadece suçlu olan failler değil; onları azmettirenler, onları kollayanlar, koruyanlar, onları savunan avukatlar, saklayanlar hepsi suçlular.”
PİRHA – Semah öğreticisi Mehmet Aydoğmuş, semahçıların cemevlerinin güçlü sağ ve sol kolu olduğunu belirterek, tüm cemevlerinde semah kursları olması gerektiğini kaydetti. Bu sene semahçıların el kitabını çıkarttıklarını söyleyen Aydoğmuş, “İngiltere’de 1 yıl çalıştık hiç kimse semahı bilmiyordu. İkinci yıl Oxford’da 200 kişi ile semah döndük” dedi.
Semah öğreticisi Mehmet Aydoğmuş, semahı ve semahçıları PİRHA‘ya anlattı. Aydoğmuş, semahçıların cemevlerinin güçlü sağ ve sol kolu olduklarını söyledi.
“SEMAH EKİBİ VE SEMAH GRUPLARI KAVRAMLARI SEMAHI ZEDELEMEZ”
Esasında semah ekibi, semah grupları kavramlarının semahı zedelemeyeceğini söyleyen Aydoğmuş, semahın içerisindeki namelerin, melodinin, ritmin, sözlerin bu zedelemeyi engelleyeceğini dile getirdi. Folklora da değinerek semah kavramı üzerine konuşan Aydoğmuş, şöyle devam etti:
“Biz buna semah hizmeti diyoruz. Bir yere gittiğimizde semahta hizmet ediyoruz. Ya da semahçılarla katılacağız diyoruz. Halkın bilmediği bir şey daha var. Folklor bütün toplumların sabahleyin kalkıp elini yüzünü yıkadığından bir gün sonraya kadar inançları da içine alan halk kültürünün kendisidir. Her şey o kültürün içerisinde. Folklor dediklerinde sanki bir folklora hakaretmiş gibi ben de görüyorum. Kendi kültürünü kendisi zedeliyor. Folklorü sadece halk oyunlarıymış gibi gösteriyor. Halbuki folklor çok yönlü müthiş bir oluşum.”
“BİZİM FEDERASYONLARA ÖNERİ GETİRDİM”
Semahı halk oyunlarından ayıran bir manevi yönün olduğunu söyleyen Aydoğmuş, semahın sözleri, melodisi, duyguları, tarihi, acıları, sevinçleri olduğunu, anlatımların insanları birbirine bağladığını bundan dolayı semahları kimsenin halk oyunları olarak görmediğini ifade etti. Aydoğmuş, sözlere takılmak yerine semahın kendi öz yapısına bakmak gerektiğini söyleyerek, “Biz semahlar yoluyla gençlere kendilerini Alevi yolunda özgür bir şekilde tanıtmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Bilgiden bilimden yana bir tavır ve akılcı bir yaklaşımla aynı zamanda” dedi. Semahı öğrenmeye gelen insanların, her anlamda dolu dolu olduklarını da dile getiren Aydoğmuş, “Ben bizim federasyonlara öneri de getirdim. Semahçıları, tarih öğretmenlerini ve bağlama öğretmenlerini 1 yıl eğitin, bulunduğunuz bütün bölgelerde cemevlerine çocuklarımızı, gençlerimizi benim gibi gençleri de getirin ondan sonra eğitin dedim. Çünkü ancak o zaman daha örgütlü oluruz” diye konuştu.
“BÜTÜN CEM VE KÜLTÜR EVLERİNDE SEMAH KURSLARI OLMALI”
Aydoğmuş, ‘semahta eğitim mi olur?’ diye sorduklarını söyleyerek şöyle cevap verdi:
“Bizim en son Garip Dede Cemevi’nde yaptığımız çalışmada 11-12 arkadaş vardı ama birinci ayda 70 kişiyle çalıştık. 70 tane donanımla. İngiltere’de yaptığım çalışma bunun çok bariz örneğidir. 1 yıl çalıştık hiç kimse semahı bilmiyordu. ikinci yıl Oxford’da 200 kişi ile semah döndük. 200 genç geldi, yolu öğrendi. Hacı Bektaş Veli’nin sözünde olduğu gibi ‘semah ariflerin aletidir’ Semah orada ariflerin aleti, müminlerin ibadeti, taliplerin de maksutu oluyor. Öyleyse bütün cem ve kültür evlerinde semah kursları olmalı. Çünkü her bölgenin kendine özgü semahı var.”
“SEMAHI TEK TİPLEŞTİREMEZSİNİZ”
“Semahı tek tipleştiremezsiniz. Çünkü her coğrafyanın ayrı ayrı kendine özgü kültürleri var” diye konuşan Aydoğmuş, “Peki ben 500 yıl sonraya semahlarımı nasıl taşıyacağım? Kim taşıyacak? Dergahlar taşıyacak. Bu da eğitimle olur. Tek tip bir semah olur mu? Malatya’da yumuşak bir yapı, Erzurum’da sert bir yapı, Trakya’da farklı bir yapı, Karadeniz’de Lazların daha farklı yapıları var” dedi. Bölgesel semahları korumanın da dergahlara, cem ve kültür evlerine düştüğünü, bunun için de öğretmek gerektiğini söyleyen Aydoğmuş, “Ama kendisini eğitmiş hocaları da yetiştirmek gerekiyor. Son bu sene semahçıların el kitabını çıkarttık. Amacımız gelecek yüzyıllarda asimilasyona uğramamasıdır” dedi.
“SEMAHÇILAR CEMEVLERİNİN GÜÇLÜ SAĞ VE SOL KOLUDUR”
Aydoğmuş, tüm cemevlerinde semahlarla ilgili çalışmalar olması gerektiğini vurgulayarak, “Bazen semahı sadece izlersin ama iyi bir oluşum varsa sende kalbinden çıkarsın, yüreğin orada semah döner. O zaman cem ve kültür evleri bunları bilmeli. Bütün cem ve kültür evlerinde semahlarla ilgili çalışmalar olmalı. Aynı zamanda bu çalışmalar da kişiyi, yol kültürüyle donanımlı hale getirmeli. Aynı zamanda semahçılar, cemevlerinin güçlü sağ ve sol koludur” dedi.
PİRHA – Semah öğreticisi Mehmet Aydoğmuş, Hacı Bektaş Veli’nin portresinde yapılan dezenformasyonu Aleviler’e yönelik asimilasyon çalışması olarak yorumladı. Aydoğmuş, “Biz Alevileri başka şeylere benzetmek için çaba göstermeyin. Asimilasyon çalışması yapmayın” diyerek Cemevi Başkanlığını ve Kültür Bakanlığını uyardı.
AKP’nin güdümünde kurulan Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan portrede Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanın kaldırılması, Alevi toplumu tarafından tepki ile karşılanmıştı.
Semah öğreticisi Mehmet Aydoğmuş ise portrede yapılan değişikliğe tepki göstererek, PİRHA’ya konuştu.
Aydoğmuş, 1987’den beri Hacıbektaş’a gittiğini, semahçılarla etkinliklerde semah döndüklerini belirterek, Kültür Bakanlığı’nın önceden aldığı tavrı şöyle anlattı:
“1987’den beri devletin yaptığı olumlu ve olumsuz şeyleri yakından biliyorum. 1992-95 yıllarında Kültür Bakanlığı buradaki belediyeye yardımcı olurdu. Bir şey dayatmazdı. Gelirdi insanların ihtiyaçlarını karşılardı. Bunu devlet düşünebilir. Asimilasyon politikalarında kullanmak için bunu yapar. Ağustos’un 12’sinde yaptığı gibi. Ama fiyasko ile sonuçlandı. Amaçlarına ulaşamadılar, diye düşünüyorum.”
“ALEVİLERİN ARTIK ÖRGÜTLERİ DE GÜÇLÜ AMAÇLARINA ULAŞAMAYACAKLAR”
Aydoğmuş, Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan portrede Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanın kaldırılmasını asimilasyon çalışması olarak değerlendirdi.
Aydoğmuş, AKP’nin güdümündeki Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ve Kültür Bakanlığı’nın 2024’te 16 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta anma etkinliği yapma planlarına da sert tepki gösterdi. Aydoğmuş şunları kaydetti:
“Eğer 2024’te Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı 16 Ağustos’u düşünürse Alevi örgütleri çok güçlü, Alevi örgütleri buna taviz vermezler. Yapar ama fiyasko ile sonuçlanır. Tarihsel geçmiş gelişim bunu gösterdi. Başarılı olamadılar. Çünkü devletin görevi değil ki. Alevilerin dünyada görülmemiş kadar kişilik, karakter, tavır, davranış ve yapıları var. Bugün Türkiye’yi ayakta tutan da bana göre bu yapıdır. Öyleyse biz Alevileri başka şeylere benzetmek için çaba göstermeyin. Asimilasyon çalışması yapmayın. Öyle bir düşünceleri varsa şimdiden vazgeçsinler. Alevilerin artık örgütleri de güçlü. Amaçlarına ulaşamayacaklar diye düşünüyorum.”