Etiket: Mehmet Ruştu Tiryaki

  • ‘Bir yandan Meclis’te komisyon kurup, diğer yandan Kürtleri zindanlara atamazsınız!’-VİDEO

    ‘Bir yandan Meclis’te komisyon kurup, diğer yandan Kürtleri zindanlara atamazsınız!’-VİDEO

    PİRHA-Kent uzlaşısı davasından çıkan karar, tutukluların yakınları tarafından protesto edildi. Çağlayan Adliyesi önünde hükümete seslenen DEM Parti Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, “Bir yandan çözüm diyerek, Kürt sorununu demokratik yollarla çözeceğiz diyerek, komisyon kurarak, diğer yandan Kürtleri zindanlara atamazsınız. Sokaktaki insanları bu şekilde ikna edemezsiniz. Siyasi iktidara bir kez daha sesleniyoruz; bu tutuklamalara, haksız yargılamalara son verin” dedi.

    Kent uzlaşısı sebebiyle tutuklu bulunan 10 kişiden sadece bir kişi hakkında tahliye kararı verildi. Belediye çalışanı İ.P.’nin tahliyesine, 9 siyasetçinin kaçma şüphesi bulunduğu iddiasıyla tutukluluklarının devamına karar veren mahkeme, bir sonraki duruşma tarihini 27 Kasım olarak belirledi.

    7 aydır tutuklu olan belediye meclis üyeleri hakkında çıkan karar çok sayıda yurttaş tarafından protesto edildi.

    “BU KARARIN HUKUKSAL HİÇBİR YANI YOK”

    Çağlayan Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında konuşan DEM Parti Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, “üzgünüz, söyleyecek söz bulamıyorum” dedi. Tiryaki, çıkan karar sebebiyle hükümete seslenerek şu konuşmayı yaptı:

    “AKP gördük ki bir kez daha sandıkla elde edemediğini mahkeme koridorlarında elde etmeye çalışıyor. Bunun başka hiçbir açıklaması yok. 31 Mart 2024 tarihinde bir yerel seçim gerçekleştirildi. AKP ve MHP arasında da ittifak yapıldı. Bu gizli saklı olmadı. Bizler de pek çok yerde parti olarak seçime girdik ve 31 Mart tarihinde gerçekleşen seçimlerde 78 belediyeyi kazandık. Bu belediyelerin 10 tanesine kısa bir süre sonra kayyum atandı. Siyasi iktidar sadece bununla da yetinmedi, desteklediğimiz adayların meclis üyesi olmalarına da tahammül edemediler. Tam 7 aydır arkadaşlarımız tutuklu. Biz bu kararın ne anlama geldiğini biliyoruz. Bu kararın hukuksal olarak hiçbir değeri yok. Tutuklu olan arkadaşlarımızın birisine yöneltilmiş tek bir tane suç yok. Komşusuna gönderdiği 300 TL nedeniyle yargılama yapılıyor.

    Ama bugün mahkeme hiçbir gerekçe olmadığı için uyduruk gerekçelerle, kaçma şüphesi var ve deliller toparlanmamış denilerek tutukluluk yönünde karar verdi. O kararın arkasında siyasi iktidarın desteği vardır. Bir yandan çözüm diyerek, Kürt sorununu demokratik yollarla çözeceğiz diyerek, komisyon kurarak, diğer yandan Kürtleri zindanlara atamazsınız. Sokaktaki insanları bu şekilde ikna edemezsiniz. Siyasi iktidara bir kez daha sesleniyoruz; bu tutuklamalara, haksız yargılamalara son verin. Eğer barışı toplumsallaştırmak istiyorsanız arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın. Bu kararı tanımıyoruz ve bu kararı hukuksuz olarak yorumluyoruz.”

    Mahkemenin verdiği karara DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan sosyal medya hesaplarından tepki gösterdi.

    “BU YARGILAMA TOPLUMSAL BARIŞIN TESİSİNE ZARAR VERİYOR”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları paylaşımında şunları ifade etti:

    “Bugün görülen Kent Uzlaşısı davasında tutuklu bulunan herkesin serbest bırakılması gerekirken, bir kez daha hukuk dışı bir karara imza atıldı. Kent Uzlaşısı davasıyla “Kürde İstanbul’da yaşayabilirsin ama yaşadığın kenti yönetemezsin” diyorlar! Bunu kabul etmiyoruz! Kent Uzlaşısı, İstanbul’da yaşayan halkların ortak iradesinin ürünüdür. Halkların barış içinde kentlerini yönetme iradesini göstermesidir. Kent Uzlaşısı davasıyla sadece halkların ortak iradesi değil, demokratik siyasete katılımı da hedef alınmaktadır. Kent Uzlaşısı’nı yargılamak, halkların bir arada barış içinde yaşama talebini yargılamaktır. Bu yargılama toplumsal barışın tesisine zarar veriyor. Bir kez daha söylüyoruz: Kent Uzlaşısı suç değildir!”

    “TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMI KABUL EDİLEMEZ

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da, Kent Uzlaşısı’na ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda bugün İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın, halkların demokratik seçme ve seçilme iradesine yönelik ciddi bir müdahale olduğunu vurgulayarak, “Bu davayla halkların demokratik siyasete katılımı hedef alınmakta; halkların ortak aklıyla şekillenen kent uzlaşısı suç gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Net bir şekilde ifade ediyoruz: Bu halkların iradesine karşı açılmış siyasi bir davadır. Halkların kentlerini demokratik yöntemlerle yönetme iradesi suç sayılamaz! Kent Uzlaşısı aynı zamanda barışa, demokrasiye ve ortak yaşama yönelik önemli bir yaklaşımdır. Kent uzlaşısını yargılamak, halkın barış talebini ve demokratik toplum idealini cezalandırmaya çalışmak anlamına gelmektedir. Bu nedenle Kent Uzlaşısı kapsamında tutuklu bulunan herkesin serbest bırakılması gerekirken, tutukluluk hallerinin devamı kabul edilemez ve hukuk dışı bir karardır” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Kent Uzlaşısı davasında ikinci duruşma başladı

  • Milletvekillerinden avukatların yürüyüşüne destek: Yargı bağımsızlığı için buradayız-VİDEO

    Milletvekillerinden avukatların yürüyüşüne destek: Yargı bağımsızlığı için buradayız-VİDEO

    PİRHA- 5 Nisan Avukatlar Günü’nde Ankara’da yürüyüş yapan avukatlara DEM Parti ve CHP’li siyasetçiler de destek verdi. Aynı zamanda hukukçu kimlikleri olan milletvekilleri, “Savunmayı susturamazlar” vurgusunu yaptı.

    Türkiye Barolar Birliği “Savunmanın bağımsızlığı, hukuka saygı” talebiyle Ankara’da yürüyüş yaptı. Cübbeleriyle Ankara Barosu’ndan Anıttepe’ye yürüyen avukatlara siyasetçiler de destek verdi.

    “YARGI ORGANLARI, ADALET BAKANLIĞINA BAĞLI MÜDÜRLÜK GİBİ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, avukatlar olarak 5 Nisan Avukatlar Günü’nün buruk kutladığını belirtti. Aynı zamanda avukat olan Tiryaki, şunları söyledi:

    “Türkiye’de hukuksuzluk, haksızlık diz boyu. Artık Türkiye’de hukukun siyasallaşmasından bahsetmiyoruz, aslında Türkiye’de siyaset kurumunun tırnak içerisinde söylüyorum hukuk kurumları eliyle yürütülmesinden söz ediyoruz. Yani şu anda maalesef mahkemeler, yargı organları, Adalet Bakanlığına bağlı birer müdürlük gibi. Bağımsız yargı falan yok, talimatla iş yapan kurumlar haline dönmüş durumda.

    Biz şu an Türkiye’de bir darbe rejimi var diyoruz. 15 Temmuz başarıya ulaşmamış olsa bile aslında o gün bugündür Türkiye kalıcı bir olağanüstü hal ile yönetiliyor ve Türkiye’de demokrasiden, hukuktan söz edilemez. Bugün binlerce avukatın burada olması çok önemli. Aslında avukatlar, hukuk kurumunun üç önemli sadece ayağından biri olan avukatlar da topluma bir mesaj veriyorlar; yaşananları kabul etmediklerini, bu hukuksuzluğa karşı direneceklerini söylüyorlar. Bunu çok kıymetli buluyorum.”

    “YARGI BAĞIMSIZLIĞI İÇİN BURADAYIZ”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki de avukatların yürüyüşüne destek veren isimler arasındaydı. “Bugün Avukatlar Günü ama bundan daha geniş bir amaç için buradayız” diyen Saki, sözlerine şöyle devam etti:

    “Yargı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte iktidarın bir silahı oldu. Hükümetin, bütün muhalefeti susturmak için yargı eliyle dizaynına karşı da bir yürüyüş aynı zamanda. Bütün demokratik kurumlarda yasama, yürütme, yargı birbirinden ayrı olmalı ancak faşist hükümetlerde bu üçü birleşir ve biz adım adım oraya doğru gidiyoruz. İşte bu, yargının isyanı aslında. Demokratikleşmede yargının bağımsızlığının ne kadar önemli olduğunu da söyleyerek diyoruz ki gerçekten demokratikleşme için yasama, yürütme, yargı ayrı güçler olarak demokrasinin inşasında sac ayaklarıdır. Bunun en temel ayaklarından yargı bağımsızlığı için buradayız.”

    “YARGI TARAFSIZLIĞI BAKIMINDAN EN KÖTÜ DÖNEM”

    DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Av. Öztürk Türkdoğan ise tutuklu öğrenciler ve siyasetçiler için yürüdüklerini belirterek şöyle devam etti:

    “Avukatların yürüyerek hak, hukuk, adalet sloganı attığı bir ülkede Avukatlar Günü kutlanamıyor. Bugün bir mücadele günü; hak, hukuk, adalet için mücadele ediyoruz. Türkiye, tarihinin yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı bakımından en kötü dönemini yaşıyor. 2017 yılında bize göre şaibeli olarak kabul edilen anayasa referandumuyla Türkiye, kuvvetler birliğine geçti. İşte o kuvvetler birliğinin sonuçlarını acı bir şekilde yaşıyoruz. Avukatlar, yargının gerçekten bağımsız tarafsız olması için mücadele ediyor. Bugün vesilesiyle düşünceleri nedeniyle mücadele edip hapiste olan başta öğrenciler olmak üzere siyasetçi arkadaşlarımızı, seçilmişleri, özgürlüğe kavuşturacağımız günleri de görmek istiyor, onlar için de mücadele ediyoruz.”

    “DARBE YAPAN FAŞİSTLERİN DAHİ YAPMADIĞI AĞIR ORTAMLAR”

    CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da avukatlara destek veren siyasetçiler arasındaydı. “Savunmayı susturamazlar” vurgusunu yapan Tanrıkulu, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Binlerce avukatla beraber yürüyoruz ve maalesef avukatlar gününü kutlayamıyoruz. Türkiye’de ağır insan hakları ihlalleri var, adalet tükenmiş durumda. Yargı bağımsız ve tarafsızlığını yitirmiş iktidarın bir aparatı haline dönüşmüş. Avukatlar bireysel olarak büyük bir baskı altında. Barolar da kurumsal olarak baskı altında. Darbe dönemlerinde görülmeyen bir biçimde barolar her taraftan kuşatılmaya çalışılıyor. En son İstanbul Barosuna yaptıkları bir açıklamadan dolayı dava açıldı ve baro yönetim kurulunun görevden alınmasına karar verildi. Bu 12 Eylül’de darbe yapan faşistlerin dahi yapmadığı ağır ortamlar aynı zamanda. Türkiye’nin her yerinde avukatlar büyük baskı altında; ekonomik zorluk içerisinde ve Türkiye’nin bu halinden avukatların yaşadıkları da bağımsız değil. O nedenle bugün meslektaşlarımız tam da Avukatlar Gününde adalet ve toplumsal barış için yürüdü. Bu düzeni değiştireceğiz.”

    Eren GÜVEN – Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • DEM Partili 9 belediye eş başkanının pasaportuna “tedbir” konuldu

    DEM Partili 9 belediye eş başkanının pasaportuna “tedbir” konuldu

    PİRHA-DEM Partili 9 belediye eş başkanının pasaportuna, mahkeme kararı olmadan tedbir kararı konulduğu öğrenildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkanı Mehmet Rüştü Tiryaki, bugün Meclis’te yaptığı açıklamada, “Yurt dışına gitmesin, kaynak aramasın ve uluslararası ilişki geliştirmesin diye çok sayıda belediye eş başkanımıza yurt dışına çıkış yasağı getirilmiş” dedi.

    Pasaportuna tedbir kararı konulan 9 belediye eş başkanı olduğu öğrenildi. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün mahkeme kararı olmaksızın “genel güvenlik” gerekçesi talebi üzerine tedbir kararı konulduğu belirtildi. Karar, valilikler tarafından eş başkanlara bildirildi.

    Pasaportlarına tedbir kararı konulan eş başkanlar şöyle: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak, Dicle Belediye Eş Başkanı Hacı Akengin, Kayapınar Belediye Eş Başkanı Berivan Gülşen Sincar, Ergani Belediye Eş Başkanı Şiyar Güldiken, Bağlar Belediye Eş Başkanı Siraç Çelik, Çınar Belediye Eş Başkanı Semra Akyüz, Silvan Belediye Eş Başkanı Sevim Biçici, Artuklu Belediye Eş Başkanı Mehmet Ali Amak, Akdeniz Belediye Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP YSK Temsilci Mehmet Rüştü Tiryaki: Seçimi elimizden almaya çalışıyorlar

    HDP YSK Temsilci Mehmet Rüştü Tiryaki: Seçimi elimizden almaya çalışıyorlar

    PİRHA- HDP YSK Temsilci Mehmet Rüştü Tiryaki, oy sayım işlemleri ve itirazlara ilişkin basın toplantısı yaptı. Tiryaki “Hakkari’de AKP yöneticileri ve vali seçimi elimizden almaya çalışıyor. Valiyi ve mülkiye amirlerini  uyarıyoruz! Siz AKP’nin il başkanı, siyasi işler şefi gibi davranamazsınız bunu reddediyoruz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Yüksek Seçim Kurulu (YSK) temsilcisi Mehmet Rüştü Tiryaki 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili seçimlerinde Hakkari ve Erzurum’daki seçim sonuçlarına yapılan itirazlar üzerine basın toplantısı düzenledi.

    Mehmet Rüştü Tiryaki açıklamasında, “Seçimi elimizden almaya çalışıyorlar. Sonuna kadar takipçisiyiz. Hakkari’deki her sandığın sonuç tutanağı elimizde. Aynı zamanda YSK’nın siyasi partilerle paylaşılan sistemine yüklenmiş durumda. Bu saatten sonra yapılacak her şey Hakkari’deki seçimi çalmaya çalışmak anlamına gelecektir” dedi.

    Tiryaki konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Erzurum’da Grup Başkan Vekilimiz Meral Danış Beştaş resmi olmayan ve YSK’nın yüzde yüzlük verilerine göre milletvekili seçilmiştir. Biz sadece Beştaş’ın mazbatasını almasını bekliyoruz. MHP’nin ve üzülerek ifade etmek isterim ki Millet İttifakı’nın ortaklarından bir tanesinin işbirliği ile Erzurum’daki seçim sonuçlarını değiştirmeye dönük girişimlerde bulunduklarını duyuyoruz. Umarım bu bilgi doğru değildir. Millet İttifakı’nın ortakları bu kumpasın parçası değildir. Bu saatten sonra seçimin sonuçlarını çalmaya yönelik her türlü girişimi boşa çıkaracağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Tiryaki: Urfa ve Antep’teki usulsüzlüklere imza atanların tamamı yargılanacak

    Tiryaki: Urfa ve Antep’teki usulsüzlüklere imza atanların tamamı yargılanacak

    PİRHA –  HDP YSK Temsilcisi Mehmet Rüştü Tiryaki, Vatan Partisi’nin Antep’te 4 bin 83 kişiyi habersiz bir şekilde sandık görevlisi yaptığını belirterek, suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi ve Seçim Takip Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Mehmet Rüştü Tiryaki, Antep ve Urfa’da yapılan seçim usulsüzlüklerine dair HDP Genel Merkezi’nde basın toplantısı gerçekleştirdi.

    TİRYAKİ’DEN SEÇMENLERE ÇAĞRI

    Yaptıkları tüm çağrılara rağmen Antep ve Urfa’daki sandıklarda yaşanan sorunların devam ettiğini ifade eden Tiryaki, “Vatan Partisi Antep’te 4 bin 83 kişiyi sandık görevlisi olarak bildirmiş. Bunların neredeyse tamamı hiçbir şekilde bunun bilincinde, farkında değil” dedi. Bu sayının kentteki seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebileceğine vurgu yapan Tiryaki, “Buradan bir kez daha yineliyoruz. İlçe seçim kurullarının herhangi bir olumsuz tavrı yok. Çağrılarımıza olumlu yanıt verdiler. Bu sandık kurulu üyesi olarak yazılan kişilere gelmeleri durumunda 142 belgesi vereceklerini, kolaylık sağlayacaklarını söylediler. Bilgisi olmadan Vatan Partisi sandık kurulu üyesi olarak yazılmış olan kişiler il ve ilçe örgütlerimize geldikleri takdirde seçim kurullarına götürülecekler. Belgeleri aldıktan sonra görevli oldukları yerlerde oy kullanmaları sağlanacak” diye belirtti.

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK”

    Hukuksal girişimlerde bulunmak için başvurular yaptıklarını aktaran Tiryaki, “Vatan Partisi adına bu hukuksuzluklara neden olanların tamamına ilişkin savcılıklara suç duyurusunda bulunduk, takipçisi olacağız. Bu hukuksuzluk nedeniyle yargılanmaları için elimizden geleni yapacağız” sözlerine yer verdi.

    “KAMU GÖREVLİLERİNİ ÖNLEM ALMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Urfa’daki açık oy kullanmanın da sürdüğüne dikkat çeken Tiryaki, “Bu o kadar pervasız bir hal aldı ki, bu biçimde oy kullanılması, açık oy kullanmalar sosyal medyada açık bir biçimde paylaşılabiliyor. Yüzlerce kişinin açık biçimde Erdoğan lehine oy kullandığına dair açık görüntüler var. Kamu görevlilerini, valiyi, güvenlik birimlerini önlem almaya çağırıyoruz. Güvenlik görevlilerin sandık alanına gelmesine gerek yok. Biz sandıklardaki güvenliği sağlayabiliriz. Muhalefet partileri bunu sağlayabilirler. Sorun şu ki, muhalefet partilerinin müşahitlerinin sandık kurulu üyelerinin sandığa yaklaşmasına izin verilmiyor. Asıl sorun bu. Güvenlik birimlerinden ve Urfa Valiliği’nden beklediğimiz şey partilerin sandık kurulu üyeleri ve müşahitlerinin serbestçe sandığa ulaşmalarını sağlamalarıdır. Eğer bunu yapmazlarsa yasal yükümlülükleri olan güvenlik görevlerini yerine getirmezlerse hesap vermeleri için girişimde bulunacağız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / ANKARA

  • Malatya’da Newroz coşkuyla kutlandı

    Malatya’da Newroz coşkuyla kutlandı

    PİRHA- Malatya’da Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Turan Emeksiz Üst Kavşağı’nda buluşan binlerce kişi Newroz’u coşkuyla kutladı.

    Malatya’da Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Turan Emeksiz Üst Kavşağı’nda buluşan binlerce kişi Newroz’u coşkuyla kutladı.

    Newroz etkinliği Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eş Başkanı Yusuf Bozkuş’un açılış konuşmasını yapmasıyla başladı. Bozkuş konuşmasında, ekonominin geldiği noktaya vurgu yaparak; “İster kabul edin ister etmeyin, HDP iktidarı ile tanışacaksınız” dedi.

    Ardında söz alan EMEP İl Başkanı Mehmet Şerif Demirel, HDP ile birlikte halk ittifakının gerçekleştirileceğini dile getirerek, demokrasi güçlerinin üçüncü yol ittifakına destek vermeye çağırdı.

    DBP MYK üyesi Berivan Sincar da söz alarak, kadın özgürlük mücadelesine vurgu yaptı.

    “DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE YALNIZ YÜRÜMEYECEĞİZ”

    Ardından HDP Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki bir konuşma yaptı. Tiryaki konuşmasında, HDP’ye yönelik kapatma davalarından bahsederek bu tür baskıların asla kendilerini yıldıramayacağını belirtti. Konuşmasının devamında ise; “Demokrasi mücadelesinde yalnız yürümeyeceğiz. Sol, sosyalist, demokrat, insan haklarına saygılı, eşit yurttaşlık haklarını savunan, özgürlükçü barışı savunan herkesle birleşir yola devam ederiz, ediyoruz” dedi

    Konuşmaların ardından etkinlik, Newroz ateşinin yakılmasıyla devam etti. Ateşin üstünden atlayanlar ‘Biji Newroz’, ‘Jin, Jiyan, azadi’, ‘Direne direne kazanacağız’ sloganları attı.

    Yakılan Newroz ateşinden sonra Koma Çiya müzik grubunun sahneye çıkarak şarkılarını, türkülerini seslendirdi. Etkinlik halaylar, zılgıtlar ve sloganlarla sona erdi.

    MALATYA/PİRHA

     

  • ‘İstihbaratçılar’ın kaçırdığı HDP’li Kaya, yaşananları anlattı-VİDEO

    ‘İstihbaratçılar’ın kaçırdığı HDP’li Kaya, yaşananları anlattı-VİDEO

    PİRHA – HDP üyesi Ahmet Kaya, kendisini polis ve istihbaratçı olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırılarak, şantajla ajanlık teklif edildiğini anlattı.

    Ankara Etimesgut ilçesinde kendilerini polis ve istihbaratçı olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırılarak ajanlık teklif edilen bir önceki dönem HDP PM üyesi Ahmet Kaya ile İHD Genel Merkezi’nde basın toplantısı yapıldı. Basın toplantısına HDP Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, Tuhay-Der Ankara Şube Temsilcisi Mehmet Baytekin ve İHD Ankara Şube Eş Başkanı katıldı.

    İHD Genel Eş Başkanı Öztürk Türkdoğan, “İstemediğimiz, karşı çıktığımız üzücü bir olay nedeni ile karşınızdayız. Maalesef Türkiye‘de başkentte başkentin göbeğinde insanlar kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından tehdit edilmeye, geçici süre alıkonularak zorla mülakat yaptırılmaya, maruz bırakılıyorlar. Özellikle son yıllarda OHAL ilanından sonra çok sık karşılaştığımız bir işkence yöntemi. Biz bu yöntemi işkence yöntemi olarak değerlendiriyoruz. Çünkü her türlü işkence ve kötü muamele, onur kırıcı davranış ve aynı zamanda tehdit suçu, aslında bir dizi suçun işlendiği bir olayla karşı karşıyayız” dedi.

    Bu konuda hazırladığı raporu Meclis İstihbarat ve Güvenlik Komisyonu Başkanı Selami Altınok’a aktardıklarını belirten Türkdoğan, “9 Mart 2020 günü Ankara’da siyasetçi Ahmet kaya arkadaşımız kendisini polis olarak tanıtan kişiler tarafından zorla bir araca bindirilip, birkaç saat zorla mülakat adı altında sorguya tabi tutulmak istenmiş” diyerek sözlerini tamamladı.

    TEHDİT, AJANLIK TEKLİFİ

    Kaçırılan Ahmet Kaya ise olayı şöyle anlattı:

    “Pazartesi günü saat 14-15 civarında Etimesgut’ta bir arkadaşımla görüşmeye giderken sokakta yürüdüğüm esnada aniden birisi önüme çıkarak kendisini polis olarak tanıttı, benim kendileriyle birlikte arabaya kadar gelmemi istediler. Ben de hayırdır niye geliyorum arabaya kadar dedim, seninle konuşmak istiyoruz dediler. Sonra beni zorla arabaya bindirerek Etimesgut’un dışında tenha bir yere götürerek, tahminen 3 saate yakın beni sorgulayarak kendileriyle işbirliği yapmamı istediler.

    Bunu yapamayacağımı, bunun için bir şey kabul etmeyeceğimi söyleyince de tehdit etmeye başladılar. ‘Ankara’ya niye geliyorsun, Ankara’ya bir daha gelmeyeceksin, Ankara sana yasak’ diye altını çizerek belirttiler. Ben de siyasetçi olduğumu Ankara’ya gelebileceğimi söyledim. Bunun karşılığında bana ihtiyaçlarım varsa biz ihtiyaçlarını karşılarız, sağlık sorunların var biliyoruz, sana yardımcı oluruz ve benzeri şeyler söylediler. Ben onların bu taleplerini kesin bir dille reddedince de,  bu sefer şantaja başvurdular. Seni götürürüz Rojava’da bu tarafa geçti diye gözaltına alırız yıllarca cezaevinde yatarsın diye tehdit ettiler. Bölgeye gidersen bölgede çalışabilirsin. Sonra o dili de değiştirdiler, tamamıyla siyaseti bırakırsan biz de senin peşini bırakırız dediler.”

    “TOROSLARIN YERİNE TRANSPORTERLAR GELDİ”

    HDP Batman milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki ise şunları belirtti:

    “Keşke basın ile böyle bir şey için bir araya gelmesek.  Buz gibi bir yüz ifadesi ile sizinle konuşuyoruz. Ama gerçekten acı bir olay üzerine konuştuğumuz şey. Bu ülkede karşılaşılan herkes için ciddi korku ve yılgınlık yaratacak bir şey. Bizim böyle bu masanın başında anlattığımıza bakmayın. Ama onlarca düzinelerce polis sizi alıp bir araca koyup bir yere götürdüğünde aklınıza gelecek şey sadece ölüm olacak.  Bu saatten sonra dolayısıyla gerçekten çok korkunç bir olaydan bahsediyoruz. Bu ülkenin tarihine çok karanlık sayfalar olarak yer almış bir olay var. Biz Vedat Aydın’ ları 90’lı yıllarda kendisini polis olarak tanıtıp kaçırılmış yüzlerce insanı biliyoruz. Bir daha haber alamadığımız,  tekrar karşılaştığımız her olay bir daha 90’lı yıllara, korkunç günlere geri dönüyor muyuz düşüncesi yaratıyor bize.

    Umarım böyle değildir,  Öztürk başkanın da söylediği gibi gerçekten 15 Temmuz darbesi ve 20 Temmuz siyasi darbesi sonrası OHAL ilanının ardından bu ülkede beyaz Torosların yerine siyah Transporterler geldi.

    İnsanlar tekrar kaçırılmaya, ölümle tehdit edilmeye başlandı; anlaştırılmaya başlandı. Bunun son olmasını istiyoruz.”

    “YAŞANANLAR İNSAN HAKLARINA UYGUN DEĞİLDİR”

    Tuhay-Der Ankara Temsilcisi Mehmet Baytekin de olaya tepki göstererek “Türkiye‘nin başkentinde legal siyasetle uğraşan bir arkadaşımızın böyle korsanvari bir şekilde dağ başına götürülüp ölümle tehdit edilmesi, Ankara’ya girişinin yasaklanması kabul edilebilir bir şey değil. Bu sorunların bu şekilde hal olması mümkün değil, bu sorunun muhatapları bellidir, tek tek bireyleri kaçırarak tehdit ederek bu sorunu böyle çözemezsiniz. Bu ne uluslararası hukuka ne de insan haklarını uygun bir şeydir” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Mehmet Rüştü Tiryaki’den kanun teklifi: Sözleşmeli Öğretmenlik Kaldırılsın

    Mehmet Rüştü Tiryaki’den kanun teklifi: Sözleşmeli Öğretmenlik Kaldırılsın

    PİRHAHDP Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki Sözleşmeli Öğretmenlikle ilgili TBMM’ başkanlığına kanun teklifi verdi.

    HDP Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki Sözleşmeli Öğretmenlikle ilgili TBMM’ başkanlığına kanun teklifi verdi.

    Teklifte şu bilgiler yer aldı:

    “Sözleşmeli/ücretli öğretmenlik uygulamasına dair ilk girişim, 2005 yılında “4/C’li kısmi zamanlı geçici öğreticilik” adıyla başlatılmış, ülke genelinde gerçekleştirilen kitlesel basın açıklamaları ve sendikaların iptal davası açması sonucunda 4/C’li kısmi zamanlı sözleşmeli öğreticilik iptal edilmiştir. Daha sonra Hükümet, 4/B’li sözleşmeli öğretmenlik uygulamasını getirmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan ve devletin sürekli olmayan geçici işlerinin görülmesi amacıyla ihdas edilmiş olan 4/B maddesi, asıl istihdam modeli haline getirilmeye çalışılmıştır. Yine kamuoyunda oluşan tepkiler ve sendikaların girişimleriyle Hükümet, 12 Haziran 2011 seçimlerinden bir hafta önce 68 bini öğretmen olmak üzere 232 bin sözleşmeli çalışanı kadroya almıştır. Ancak 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından 4/B statüsünde öğretmen istihdamı, işe alımların mülakat yoluyla gerçekleştirilmesi de eklenerek geri getirilmiş ve sözleşmeli öğretmenlik adeta ana istihdam biçimi olarak uygulamaya konmuştur.
    Oysa Anayasa’nın 128. Maddesinin 1’inci ve 2’inci fıkrası;
    “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.
    Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.”
    diyerek asli ve sürekli bir ihtisas mesleği olan öğretmenliğin, memurlar ve kamu görevlileri eliyle yürütülmesi gerektiğini hüküm altına aldığı gibi bu düzenlemelerin kanun hükmünde kararnamelerle yapılamayacağını da açıkça belirtilmiştir.
    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün hazırladığı, Türkiye’nin de 5 Ekim 1996 tarihinde imzalamış olduğu “Öğretmenlerin Statü Tavsiyesi” metninde “Öğretmenlerin çalışma koşulları, eğitimin en yüksek derecede etkinliğini sağlayacak nitelikte olmalı ve öğretmenlere, kendilerini tümüyle mesleksel uğraşlarına adama olanağı verilmelidir.” denilmiştir. Şu anki haliyle Türkiye, sözleşmeleri her yıl yenilenen, okul idareleri tarafından görevlerine son verilebilen dolayısıyla da iş güvenceleri olmayan sözleşmeli ve ücretli öğretmenlere imzacısı olduğu metindeki olanakları sağlamaktan çok uzaktır.
    Tamamen aynı kamu hizmetini yürüten sözleşmeli ve ücretli öğretmenler kadrolu meslektaşlarının sahip olduğu haklardan çok uzaktadır. Evlilik, babalık, ölüm izinleri ile rapor süreleri, kıdem ve kademe ilerlemeleri bakımından kadrolu öğretmenlerin sahip olduğu haklardan kısıtlı bir biçimde yararlandırılan sözleşmeli öğretmenler ile tazminat hakları olmayan, maaş değil girdikleri ders saati başına ücret alan, resmi tatillerde ve hava şartları sebebiyle yapılan tatillerde ücret ve primleri kesilen, sigorta primleri aylık toplam ders saat sayısına göre yatırılan dolayısıyla da ayda en fazla 16-17 gün sigortalı olabilen ücretli öğretmenlere “kendilerini tümüyle mesleksel uğraşlarına adama olanağı verildiği”nden bahsetmek mümkün değildir.
    Bu kanun teklifi ile; öğretmenler arasında yaratılmış olan bu ayrımın ortadan kaldırılarak eşit iş için eşit koşulların tesis edilmesi, tüm öğretmenlerin kadrolu istihdam edilerek eğitimde taşeronlaşmanın önlenmesi ve eğitimde niteliğin artırılması amaçlanmıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Bakana Sivas Katliamı sorusu: Bugüne kadar kaç soruşturma açıldı?

    Bakana Sivas Katliamı sorusu: Bugüne kadar kaç soruşturma açıldı?

    PİRHA – HDP Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki, Sivas Katliamı faillerinin akıbetini Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki, Sivas Katliamı firari faillerinin akıbetini Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.

    Önceki gün, 2 Temmuz 1993’te yaşanan Sivas Madımak Katliamı’nın davası Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkemede, müşteki avukatları, firari sanıkların yakalanması ve sorumluluğu bulunanların yargılanması yönünde taleplerini yineledi. Mahkeme heyeti, firari 3 sanık Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş hakkındaki yakalama kararının devamı yönünde karar vererek, bir sonraki duruşmayı 26 Aralık 2019 tarihine erteledi.

    Sivas Katliamı’nda 35 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Tiryaki, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin, 1-4 Temmuz 1993 tarihleri arasında, Sivas’ta yapmayı planladığı Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri  “İslam düşmanlığı” olarak nitelendirilmiş; Sünni Müslümanları “gereken cevabı vermeye” davet eden bildiriler dağıtılmış, camilerden Cihat çağrıları yapılmıştır. 2 Temmuz 1993 günü binlerce kişi, etkinliğin yapıldığı kongre merkezine ardından da çoğunluğu Alevilerden oluşan aydınların, yazarların, sanatçıların, şairlerin ve gazetecilerin konakladığı otele saldırmıştır. Polis kayıtlarına göre 15 bin kişinin katıldığı bu saldırı ve ihmaller dizisi sonucunda, ikisi otel çalışanı 35 kişi diri diri yakılarak katledilmiştir” denildi.

    Bu bağlamda, Tiryaki, Adalet Bakanına şu soruları yöneltti:

    • Sivas katliamının faillerinin yargılanması ile ilgili bugüne kadar kaç tane soruşturma açılmıştır?
    • Bu soruşturmalardan kaçı kovuşturulmuş, kaçıyla ilgili kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir?
    • Bu davalarda yargılanan toplam sanık sayısı kaçtır, kaçı hakkında cezaya hükmedilmiştir? Bu suç sebebiyle şu anda cezaevinde olan mahkûm sayısı kaçtır?
    • Yargılanan sanıklardan kaç tanesi firaridir, yakalanmalarıyla ilgili ne gibi çalışmalar yürütülmektedir? Yurtdışında olduğu bilinen faillerin iadesi ile ilgili hangi girişimlerde bulunulmuştur?
    • Saldırılara bizzat katılmamakla birlikte, ihmal sebebiyle ölüme sebebiyet verdiği için yargılanmış kamu görevlisi sayısı açtır? Bunlardan kaçı hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir?
    • Bu ve benzeri katliamlara defalarca tanık olmuş bir ülkenin adaleti tesis etmekle yükümlü Bakanlığı olarak “yüzleşme, hakikat ve onarım hakkının” sağlanması için ne gibi çalışmalarınız mevcuttur veya bu konuda çalışma yapmayı öngörüyor musunuz?