Etiket: mehmet turan dede

  • AFA’nın düzenlediği Abdal Musa Festivali 30. yılında!-VİDEO

    AFA’nın düzenlediği Abdal Musa Festivali 30. yılında!-VİDEO

    PİRHA-Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nun her yıl düzenlediği, Abdal Musa Festivali’ne mesaj yollayan Alevi kurum başkanları ve inanç önderleri, “30 yıldır sabırla, sevgi ile, aşk ile örülen bu festival, barış, dostluk, birlik ve hoşgörü bayramına dönüşmüş durumda.Bu ikrar veren canlar oldukça, gönüllerdeki sevgi kaynadıkça, yakılan çıralar, tüten ocaklar sönmez” dediler.

    1993’ten günümüze kadar, Alevi toplumunun inanç ve geleneklerini yaşatmak üzere önce evlerin bahçelerinde  sonra da pikniklerde toplanarak başlattıkları Abdal Musa Festivali bu yıl 30. yılını geride bıraktı.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu ile üye kurumları Avustralya Toplum Konseyi ve Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nin birlikte düzenlediği festival, 26 Kasım Pazar günü saat 11:00’de Coburg Gölü Koruma Alanı, Murray Yolu Coburg’da yapılacak. Alevi kurumları ve yöneticileri de festivalin 30. yılına ilişkin mesajlar paylaştı.

    “KADİM İNANCI GELECEK KUŞAKLARA AKTARMAK İÇİN ÇIRPINAN YOLDAŞLARA AŞK OLSUN”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Suzan Saka ve federayon yönetimine teşekkürlerini dile getirerek şunları belirtti:

    “Bizden binlerce kilometre uzaklıkta olsalar da hep yanıbaşımızda hissettiğimiz gurbetteki canlara selam olsun. Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonumuzu var eden, inancımızı, felsefemizi, kültürümüzü, değerlerimizi yaşatmak ve bu kadim inancı gelecek kuşaklara aktarmak için çırpınan yoldaşlara aşk olsun.

    30 yıldır sabırla, sevgi ile, aşk ile örülen bu festival, barış, dostluk, birlik ve hoşgörü bayramına dönüşmüş durumda. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği örgütlülüğü adına hepinizi kutluyor ve başarılar diliyorum. Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın inancı, bilinci ve direnci ile bütün canları selamlıyorum.”

    “DÜNYANIN NERESİNDE OLURSAK OLALIM BARIŞI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu‘nun (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonumuzun her yıl düzenlediği, Abdal Musa Festivali 30 yılını kutlayarak, “Barış, dostluk, birlik, sevgi ve hoşgörü bayramı olan Abdal Musa Festivali’ni 30 yıl aralıksız gerçekleştiren tüm Canlarımızı sevgili başkanımız Suzan Saka nezdinde yürekten kutluyor ve teşekkür ediyoruz. Dünya’nın neresinde olursak olalım barışı ve sevgiyi savunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “İKRAR VEREN CANLAR OLDUKÇA YAKILAN ÇIRALAR SÖNMEZ”

    Mersin Cemevi Başkanı ve Seyit Sabun Ocağı Piri Hasan Kılavuz, “Cümlenizin hizmeti zayi olmasın, Hakk katında kabul olsun” dedi. Kılavuz şunları ekledi:

    “Abdal Musa Hazretlerine gönül veren değerli canlar O’nun yüce adına, 30 yıldır aşk ile, kültürel etkinlikler yapıyor, lokmalar pişirip dağıtıyorsunuz. 14. yüzyıldan beri Türkmen Alevilerin gönlünde yer yapan bu Ulu Pir, son 50 yıldır onun gönüldeşleri yaşadığı bu topraklardan onun ismini ve onun ismine adanan Abda Musa Kurbanı ve Abdal Musa Cemi gibi Alevi erkanlarını, on binlerce kilometre uzaklara taşıdılar. Bunu yapanlar, öncülük edenler Pir’ine ikrar verip ikrarında duranlardır. Bu ikrar veren canlar oldukça, gönüllerdeki sevgi kaynadıkça, yakılan çıralar, tüten ocaklar sönmez.

    Anadolu’da yaşayan Aleviler dört büyük dergahtan birinin Abdal Musa Dergahı olduğunu bilirler. Xızır ceminden başka hiçbir velinin veya pirin ismi ceme verilmemiştir. Alevilerce bilinen, çağrılan, yapılan Abdal Musa Cemi’dir, Abdal Musa Kurbanıdır ve bu isimler kutsanarak insanlarımız tarafından ibadet alanlarında manevi yönden haz alınarak ruhen kendilerini rahatlamış ad ederler. Bektaşi Tekke ve Dergahlarında meydan açılınca on iki posttan ayakçı postu denilen on birinci post, Anadolu’da Ahi geleneğinin ahlak yapısının öncülerinden sayılan Abdal Musa Postudur.

    Anadolu topraklarında her kim ki yürekten isteyip onun eşiğine varıp yüz sürdüyse, muradını buldu, dilekleri kabul edildi. Onun mekan tutuğu dergahtan çok uzaklarda da olsa, o yüce sultana hizmetleriniz ayandır. Yapılan hizmetler, sarf edilen emekler boşa gitmiyor. Abdal Musa Hazretlerinin yüce himmetleri siz cümle canların üzerinde hazır ve nazır ola.”

    “BU FESTİVALDE KÜLTÜRLERİ BİR ARAYA GETİRİYORSUNUZ”

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nun ülkelerinden uzakta olmalarına rağmen içlerindeki sevgiyi kilometrelerce uzağa taşıdıklarına vurgu yapan Mehmet Turan Dede ise, “İçinde yaşadığınız toprakların kadim haklı olan Aborjinleri, sizlerden önce ya da sonra o kıta ülkesine yerleşmiş olan insanları bir araya getiriyorsunuz bu festivalde. Bir kardeşlik, bir dostluk, bir halkarın birliği fikrini yaşatıyorsunuz. Ne kadar da güzel, ne kadar da yerin bir hizmet yapıyosunuz. Bu festivali düzenleyen dostları yürekten kutluyoruz. Bütün ülkelerin kendi kültürlerinden, kendi sazlarından, kendi seslerinden, kendi danslarından örnekleri gösterdikleri festivaliniz kutlu olsun” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Antalya’da Hakka yürüyen Battal Demir ve Abidin Yiğen için “Dar Cemi” yürütüldü-VDEO

    Antalya’da Hakka yürüyen Battal Demir ve Abidin Yiğen için “Dar Cemi” yürütüldü-VDEO

    PİRHA- Antalya’da bulunan Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesi’nde Hakka yürüyen Battal Demir ve Abidin Yiğen için “Dar Cemi” yürütüldü.

    Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Antalya Şubesinde yapılan “Dar Cemi” Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan Dede, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit başkanı Gülçin Akça, Eşit Başkan Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı, Zakir Hayri Aslanboğa ve Zakir Mehmel Ali Çağlak tarafında yürütüldü.

    Ceme çok sayıda can katıldı. Cemde helallik almak için meydana çıkan Battal Demir ve Abidin Yeğin’in kardeş çocukları dardan geçerek ikrar verdiler.

    Yapılan Dar ceminde Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan dede yaptığı konuşmasında, şunlara yer verdi:

    “Hüdai baba ne diyor? Dost elinden bademiz var, muhabbetten gıdamız var, ölüm ölür biz ölmeyiz diyor. Biz burada muhabbet edeceğiz ki muhabbetten gıda almaya çalışacağız aldığımız gıdayla varmak istediğimiz hedefe yol alacağız. Hedefimiz ne? Olgunlaşmak. Muhabbetten gıda alarak dağarcığımızı artırmak, genişletmek öğrendiğimizi üzerine yenilerini katmak ama kattığımızı sadece kendimize saklamak değil, aktarabildiğimiz kadar gelecek nesillere çocuklarımıza ve onu hakikaten öğrenmek isteyenlere aktaracağız. Bunun sonunda varacağımız bir hedef var olgunlaşmak ve insanı kâmil olmak

    Taşa, toprağa, ağaca, yaprağa, çiçeğe, böceğe ve onlarla beraber yaşadığını düşünerekten onlara hiçbir hata getirmeyeceksin. Toprağı, suyu, havayı kirletmeyeceksin. Çünkü onları kirlettiğin anda yaşamına kendine kirlilik katmış olursun. Bunlar yolun ikrarıdır. Bunlara verilen söz ile bunlara sahip çıkacağım diye verilen söz ile insan insanlar yola ikrar verirler.”

    “Zonguldak Bartın’da karanlığı kazarken grizu patlamasıyla can verenlerin Hakk cümlesinin o güzel varlığına ışıklar versin, devirleri asan olsun dönüşleri ihsan olsun” diyen Turan dede, yaşananın katliam olduğunu belirtti.

    “Dar Cemi”nde  hizmetler görüldü, okunan deyişlerle birlikte semah dönüldü. Yürütülen cemin ardından lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Dede Turan: Devlet maaş verdiği dedeye kendi düdüğünü çaldırır-VİDEO

    Dede Turan: Devlet maaş verdiği dedeye kendi düdüğünü çaldırır-VİDEO

    PİRHA-Dedelerin bakanlıklar tarafından Kerbela’ya götürülme programı ile maaş bağlanma çalışmalarına dair açıklamalarda bulunan Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol hizmetkârı Mehmet Turan Dede “İnsanlarımızı başka bir anlayışa çekmeye çalışmayın. Bizler hiçbir zaman maaş ile hizmet yapmadık. Parayı veren düdüğü çaldırır” dedi.

    AKP’nin Alevilere yönelik politikaları tepki çekmeye devam ediyor. Dedelerin aralık ayında Kerbela’ya götürülmek istenmesi ile maaşa bağlanması yolundaki çalışmaya ilişkin Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol hizmetkârı Mehmet Turan Dede PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “İNSANLARIMIZI BAŞKA BİR ANLAYIŞA ÇEKMEYE ÇALIŞMAYIN”

    İlk olarak Kerbela gezisine değinen Turan, şunları söyledi:

    “Bugün devlet yapısı yine Alevilere yönelik daha önce hiçbir zaman yanaşmadığı bazı şeyleri yapmaya çalışıyor. Devletin erki eliyle insanlarımızı değişik yerlere ziyaretlere götürmeye çalışıyor. Götürürken bütün masrafını karşılayacağını söylüyor. Örneğin Kerbela’ya geziye götürüyor. Peki sen Müslümanları hacca götürüyor musun? Onlara oraya gitmeleri için bir şey ödüyor musun? Yok. Hepsinden belli bir bedel alıp götürüyorsun. O zaman bizim insanlarımız da eğer orayı ziyaret etmek istiyorsa kendileri giderler. Siz kesinlikle bizim insanlarımızı bir yere götürüyoruz diye onları başka yöne, anlayış içine çekmeye çalışmayın.”

    “HİÇBİR ZAMAN MAAŞ İLE HİZMET YAPMADIK”

    Turan, dedelere maaş bağlanacağı yönündeki çalışmalar ile ilgili olarak ise şunları belirtti:

    “Devlet eliyle bu Yol’un inancını yürütmeye çalışan Yol hizmetkarlarına, dedelerine, analarına, rayberlerine maaş bağlama biçiminde bir tavır içinde kesinlikle bulunmayın.

    Belki devlet bunu şu andaki yapı itibari ile seçim aracı olarak kullanmaya çalışıyordur ama Alevilerin, bu Yol’da hizmet eden bütün insanların böyle bir düşünceye hiçbir zaman kapılmamaları ve alacakları maaşın kendilerini başka yöne çevireceğini bilmeleri gerektiğini kendilerine söylemek istiyorum. Bizler hiçbir zaman bir başkasından maaş olarak hizmet yapmadık. Alnımızın teriyle geçirmeye çalıştık kendi Yolumuzun inancını ve Yolumuzun hizmetini de hiçbir şekilde karşılık beklemeden yerine getirmeye çalıştık.

    PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALDIRIR

    Dostlarımız, kardeşlerimiz, talip canlarımız belki bu konuyla ilgili bize destek sunmuşlardır ama biz maaşla hizmet yapan bir inanç, Yol hizmetlisi hiçbir zaman olmadık, olmayacağız. Buna hiçbir zamanda sizlerin hele hele Alevi Yolunu iyi biliyoruz diye Yol’da yürümeye çalışan insanların taviz vermemesi gerekiyor. Eğer kanıp oradan bir şey alıyorsanız; o aldığınız paranın karşılığını başka şekilde sizden isteyecektir bunu bilin. Parayı veren düdüğü çaldırır.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Mehmet Turan: Sakın ola ki inancımızı kendinize alet etmeye çalışmayın, taviz vermeyiz-VİDEO

    Mehmet Turan: Sakın ola ki inancımızı kendinize alet etmeye çalışmayın, taviz vermeyiz-VİDEO

    PİRHA-Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan dede, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi ziyaretine tepki göstererek, “Sakın ola ki, bizim inancımızı kendinize alet etmeye çalışmayın. Bu yolun yolcuları şimdiye kadar kimseye eyvallah etmemişler. Derisi yüzülmüş, asılmışlar, kesilmişler, mahpuslarda çürümüşler ama hiçbir zaman taviz vermemişler, bundan sonra da vermeyecekler” dedi. 

     

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ankara Mamak’ta bulunan Hüseyin Gazi Cemevine Muharrem ayında gerçekleştirdiği ziyaret tartışılmaya devam ediyor. Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan dede ziyarete ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “HÜSEYİN GAZİ CEMEVİNDE YAPILANLAR ALEVİ YOL ANLAYIŞINDA KABUL GÖRMEMEKTEDİR”

    Erdoğan’ın ziyareti öncesi Hüseyin Gazi Cemevinin içinde yapılan değişikliklere değinen Turan, “Bizler kendi inancımız, anlayış ve yol çizgimizin hizmetini yaptığımız mekanları ve kesinlikle kendi özel ve kutsal mekanlarımız olarak görürüz. Buraların kendi içindeki dizaynı ve biçimi sadece Alevi, Bektaşi, Kızılbaş canlara aittir. Buralara mihman gelecek canlar oraların halini bilip, nerede, nasıl oturacaklarını bilerek gelmelidir. Çünkü bizde gelecek olan bütün canların bir tek adı vardır: Can. Bizim yolumuzda mevkiinin, kişilerin önemi yoktur, herkes candır. Büyüğü, küçüğü, kadını, erkeği, siyahı, beyazı, sarısı hangi inançtan hangi dinden olursa olsun herkese can diye bakarız. Ama belli yerlerde de insanların bir arada olması için gerekli belli kurallar vardır. O kurallar da hiçbir zaman değiştirilmemelidir. Eğer siz bir yere ziyarete gidiyorsanız, gittiğiniz yerin ziyaret mekanındaki sağını, solunu, duvarını, resmini oradaki dizaynı değiştirterek oraya giderseniz, bu sadece kendinize özgü bir hal aldırarak, oraya hükmetmek anlamına gelir. Biz de kendimize hiçbir zaman hükmettirmedik, ettirmeyeceğiz. Bunu yaptıranları da, yapılan hareketi ve tavrı da kınıyoruz. Bugün Hüseyin Gazi Cemevinde yapılan hareket oradaki değişimler ve oraya gelen hangi mevkide olursa olsun insanların posta oturtulması Alevi yol anlayışında kesinlikle kabul görmemektedir” diye konuştu.

    “BU YOLUN YOLCULARI ŞİMDİYE KADAR TAVİZ VERMEDİ”

    Turan, AKP’nin Alevilere yönelik politikalarını da hatırlatırken, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tekrar söylüyoruz bunu yapanlar hangi amaçla, hangi çıkar uğruna yaptılar bilmiyoruz ama yapılması gereken bir tek şey var: Mihman bizim için eyvallah baş tacıdır ama mihman kendisine göre bir yeri dizayn ettiriyorsa bu bizim kendi anlayışımızı ayaklar altına almamız anlamına gelir. Aynı konu bir diğer açıdan şurada da kendisini buluyor. Şimdiye kadar bizim anlayışımıza hiçbir zaman eyvallah dememiş, Alevi felsefi açılımını hiçbir zaman gerçekleştirmemiş, cemevlerimize cümbüş evi demiş, cemevlerimizin daha önceki dönemlerde yıkımına bile karar verebilmiş kimliklerdir bunlar. Ama son dönemlerde seçim çabalarıyla böyle şeyler yapmaktadırlar.”

    “Açık söylüyoruz sakın ola ki, bir yere gelebilmek için bizim inancımıza yakınmış gibi görünmeye çalışmayın” uyarısında bulunan Mehmet Turan Dede, “Sakın ola ki, bizim inancımızı kendinize alet etmeye çalışmayın. Bir tek şeyi söylüyoruz; bu yolun yolcuları şimdiye kadar kimseye eyvallah etmemişler. Derisi yüzülmüş, üzülmüşler, asılmışlar, kesilmişler pek çok yıllar mahpuslarda çürümüşler ama hiçbir zaman taviz vermemişler, bundan sonra da vermeyecekler.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Mehmet Turan: Alevilik kendine özgüdür, semavi dinlerle hiçbir alakası yoktur- VİDEO

    Mehmet Turan: Alevilik kendine özgüdür, semavi dinlerle hiçbir alakası yoktur- VİDEO

    PİRHA- Avusturya Devleti’nin, Aleviliğin kendine özgü bağımsız bir inanç olduğunu kabul etmesine ilişkin konuşan Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol hizmetkârı Mehmet Turan, “Alevilik kendisine özgü bir inançsa Aleviliğin şu andaki İslami anlayışla ya da diğer semavi dinlerle hiçbir alakası ve ilgisi yoktur” dedi.

    Avusturya Devleti, geçen aylar Alevi inancını resmen tanıdı. Avusturya, Aleviliğin hiçbir dine bağlı olmadan kendine özgü bağımsız bir inanç olduğunu kabul etti.

    Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol hizmetkârı Mehmet Turan, Avusturya Devleti’nin, Aleviliğin hiçbir dine bağlı olmadan kendine özgü bağımsız bir inanç olduğunu kabul etmesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİ İNANCINDA TAPMA ANLAYIŞI YOKTUR”

    Aleviliğin kendine özgü bir inanç olduğu, İbrahim’i, semavi dinlerle bir alakasının olmadığını belirten Turan, “Alevilik kendisine özgü bir inançtır ama bu inancın bu şekilde kabul edilmesine Avusturya’daki bazı Alevi kurumları, Türkiye’deki bazı Aleviler karşı çıkmaya kalkıştılar ve ‘Alevilik İslam’la ilintilidir, İslam’ın içerisinde onla beraberdir’ gibi sözlerle anlatmaya çalıştılar. Alevilik kendisine özgü bir inançsa Aleviliğin şu andaki İslami anlayışla ya da diğer semavi dinlerle hiçbir alakası ve ilgisi yoktur. Bunu tekrar tekrar söylüyorum, Alevilik kendisine özgü bir inançtır, bu inancı içerisinde hiçbir zaman tapma anlayışı yoktur, yaratılış anlayışı yoktur. Aleviler kesin ve kesin varoluş anlayışına, bir vardan varoluşa inanırlar ve o varın özü ve kökü evrenin binlerce yıl, milyonlarca yıl geçmişinden gelen bir anlayışın içindedir” dedi.

    “ALEVİLİKTE CENNET VE CEHENNEM ANLAYIŞI YOKTUR”

    Alevilik artık kendi içeresindeki gerçeklerle buluşması gerektiğini ifade eden Mehmet Turan Dede, şöyle devam etti:

    “Kendi içerisindeki gerçekler bir tek yerde buluşur. Varoluş anlayışı tapınmayı gerektirmez, varoluş anlayışı değişik kimliklerin önünde eğilmeyi gerektirmez, varoluş anlayışı değişik kimliklere sırtını yaslayarak onlardan himmet ve minnet duyarak cennete gitme amacı gütmez. Çünkü Alevilikte cennet ve cehennem anlayışı yoktur, cennet ve cehennem bu alemdedir. Aleviler dünyayı cennete gitmek için cehenneme çevirenlerin yanında değil, bulundukları yeri cennete çevirmeye çalışan insanların yanındadır” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Dede Mehmet Turan: Diyanet kendi Alevi gençlerini yaratmaya çalışıyor -VİDEO

    Dede Mehmet Turan: Diyanet kendi Alevi gençlerini yaratmaya çalışıyor -VİDEO

    PİRHA-Tunceli Müftülüğü tarafından Munzur Üniversitesi kampüsünde Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi açılmasına tepki gösteren Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan Dede, Diyanet’in kendi Alevi gençlerini yaratmaya çalıştığını söyledi. Turan, “Alevilik kendisine özgü bir inançtır. Alevilik Baba Mansur’un, Baba Munzur’un ve Düzgün Baba’nın yoludur, Hızır’ın ve Hakk’ın yoludur” dedi. 

    Munzur Üniversitesi’nde Tunceli Müftülüğü tarafından açılan Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ne dair konuşan Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan Dede, söz konusu merkezin Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının bir parçası olduğunu belirtti.

    Diyanet’in güdümünde bir Alevilik yaratılmaya çalışıldığını da aktaran Turan, Alevi yurttaşların uyanık olması ve bu politikalara boyun eğmemesi gerektiğini söyledi.

    “DİYANET KENDİ ALEVİ GENÇLERİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

    Dersim’de Alevilere yönelik yoğun bir asimilasyon çalışması olduğunu ifade eden Turan, Dersim’de Diyanet üzerinden Aleviliğin yürütülmek istendiğini söyledi.

    Turan, “Diyanet burada ilerde Kuran kursları da açar. Diyanet burada kendi Alevi gençlerini yaratmaya çalışıyor. Diyanet eğer Alevi toplumunu kendi inancı içerisine taşımaya çalışıyorsa bu kesinlikle kabul edilemez. Eğer biz Diyanet’in inancıyla bağdaşmaya kalksaydık, onların bu şekilde çabalarına gerek yoktu. Biz zaten gelir camide ibadet eder, onlarla beraber namaz kılardık. Ama biz Diyanet’in inancının, hiçbir zaman ve hiçbir şekilde tapma anlayışının, tapınma anlayışının, Aleviliğe ait olmadığını biliyoruz. Bizim inancımızın bir tek özü vardır. Bizler yaratılışa değil, varoluş anlayışına inanırız ve varoluşun içerisinde hak ile hak olmak söz konusudur. Hak ile hak olan insanlar hiçbir şekilde başka insanların arkasında ibadet etmezler, tapınmazlar” diye konuştu.

    “İSLAMİ DEĞERLERLE OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILAN ALEVİLİĞİ KABUL ETMİYORUZ”

    Devletin Dersim’i asimile etmek için yoğun çaba harcadığını vurgulayan Turan sözlerine şöyle devam etti:

    “Dersim’de uyuşturucuyu yaymaya çalışıyorlar. Orada açtıkları değişik mekanlar var. Hiçbiri Alevi anlayışına ve ahlakına uymayan mekanlar. Orayı bu şekilde asimile etmeye ve insanlara Dersim’i bu şekilde göstermeye çalıştılar. Ama biz hiçbir zaman böyle bir düşüncenin, böyle bir anlayışın Alevilik olmadığını tekrar söylüyoruz. Orada bulunan bütün canlarımızın uyanması, aydınlanması için Alevilik şu an orada Diyanet’in yaptıkları değildir. Alevilik kendisine özgü bir inançtır. Alevilik Baba Mansur’un, Baba Munzur’un ve Düzgün Baba’nın yoludur, Hızır’ın ve Hakk’ın yoludur. Bunu bilmelerini kendilerine salık veriyoruz. İslami değerlerle oluşturulmaya çalışılan Aleviliği kabul etmiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • ‘Alevilikte Yol, kök birdir ama Sürek, dal, kol bin birdir’-VİDEO

    ‘Alevilikte Yol, kök birdir ama Sürek, dal, kol bin birdir’-VİDEO

    PİRHA – Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mehmet Turan, Alevi inancındaki “Yol bir, Sürek bin bir” anlayışını anlattı. Toplumların gelenek ve düşüncelerinin yörelerine göre şekil aldığına işaret eden Turan, “İnsanların erkanları farklı olsa dahi varmak istedikleri kök aynıdır. Yani kök birdir ama sürek, dal, kol bin birdir” dedi. Turan ekledi: Alevilik kendisine özgü bir inanç ise Aleviler hiçbir zaman Müslüman, Hristiyan anlayışın içinde değildir. 

    Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol hizmetkârı Mehmet Turan, Alevilik inancında “Yol bir, Sürek bin bir” sözünün ne anlam ifade ettiğini yorumladı. Aleviliğin, Anadolu coğrafyası için temel kültür niteliği taşıdığını belirten Mehmet Turan Dede, Yol inancını ‘Ağaç, dal ve kök’ metaforu üzerinden tarif etti.

    “ERKANLAR FARKLI OLABİLİR AMA ULAŞMAK İSTENİLEN YER TEK”

    Alevi dünyasının tümünde yürütülen Yol’un tek olduğunu belirten Mehmet Turan Dede, süreklerin ise çeşitlilik gösterebileceğini söyleyerek şunları aktardı:

    Yol bir, Yol kesinlikle ve kesinlikle tek. Alevi Bektaşi Kızılbaş yolunda giden bütün insanların bir tek amacı var. Ulaşmak istedikleri İnsan-i Kâmil yolu. Ama Sürek bin bir. Ne demek sürek bin bir? O yolda giden bütün insanların kendi ocaklarından, kendi anlayışlarından o yola varışları bir anlamına geliyor. Şöyle düşünün: Bizler mevcut bir ağacı sadece ağaç gibi görüyoruz. Ağacın bin bir dalı var. Her dalın ince ve kalın kolları var. Ama hepsi toplanıyor ve hepsinin toplandığı yer kökte buluşup o kökten bir yere gidiyor. Bu şekilde anladığımızda Anadolu’nun ana kültürü olan Aleviliğin, Anadolu’nun dışına da taşmış olan insanlar Avrupa’da, büyük şehirlerin pek çok yerinde ve dünyanın pek çok ülkesinde halen bu Yol anlayışını kendilerine özgü bildikleri çizgilerle yürütmeye çalışıyorlar. Her birinin belki düşünceleri, yemekleri, semahları farklı. Yol’a erkan olarak baktıkları çizgi farklı ama sonunda ulaşmak istedikleri yer tek. Nedir o? Hakk ile hak olma anlayışında Hakk’ın özüne ermek; yani varoluş anlayışına gitmek. Biz bunu bu şekilde anladığımızdan Anadolu’nun ve dünyanın pek çok yerindeki Alevi canların her türlü düşünce ve yollarından aldığı düsturlarla varmak istedikleri anlayışı bir yola varmaya çalışan düşünce olarak görüyor ve diyoruz ki bizim yolumuzda Yol birdir. Yani kök birdir ama Sürek, dal, kol bin birdir.”

    “ALEVİLER HİÇBİR ZAMAN MÜSLÜMAN ANLAYIŞININ İÇİNDE DEĞİLDİR”

    Mehmet Turan Dede, Alevi inancında gidilecek tek Yol’un Alevi düşünce ve felsefesine aykırı olmaması gerektiğinin altını çizdi. Aleviliğin “kendi özünü kendisinde bulan” bir inanç olduğunu söyleyen Mehmet Turan Dede şu cümlelerle devam etti:

    “Bazı yerlerde şöyle anlaşılıyor: Biz istediğimiz yoldan gideriz efendim. Bu ne demektir? Aleviliğin insanlığı güzelliğe götürmeye çalışan yolu tektir. Yani kökü tekdir. O kök mutlaka toprakla buluştuğunda bütün dünya ile buluşur. Ama dalları ve budakları farklı çiçekler açan ağaçlar gibi değildir. Değişik dalları değişik kolları olabilir.

    Bütün insanların, değişik adet, gelenek ve düşünceleri yörelerine göre şekil alıyor olsa bile; yiyecekleri, aşları değişik olsa dahi varmak istedikleri kök aynıdır. Alevilikteki Yol bir, Sürek bin bir anlayışı budur. Yoksa gel bir ‘Ben hem Hristiyan olurum hem Alevi olurum hem İslam olurum hem Alevi olurum hem Budist olurum; yok böyle bir şey. Alevilik kendi özünü kendisinde bulan ve bütün insanların aynı yolda gittiği çizginin adıdır. ‘Hristiyan’ım’ eyvallah… Yolu kendisine özgüdür, ibadeti kilise anlayışıdır.

    ‘Müslümanım’ eyvallah… İbadet yeri camidir. Camide beş vakit namazını kılar ve kendisine göre ibadet yapar. Hiçbir şekilde bir Hristiyan, bir Müslüman, bir Budist’in ‘benim inancım Alevilikle şöyle buluşur, şöyle birleşir’ deme hakkına sahip değildir. Bunu hiç kimse unutmasın. Bilhassa Aleviler unutmasın. Alevilik kendisine özgü bir inanç ise Aleviler hiçbir zaman Müslüman anlayışının içinde değildir, Hristiyan anlayışın içinde değildir, başka İsevi, Musevi ve İbrahim’i dinlerin içinde de değildir. Çünkü kendisine özgü olup yollarını kendileri yürütürler. Bu gerçeği bütün insanların anlaması lazım. Alevilik vardır, Aleviler vardır, Alevilik haktır. Aşk ile…”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Mehmet Turan Dede: Her zaman Hızır’dan bir şey beklemeyelim, kendimiz Hızır olalım-VİDEO

    Mehmet Turan Dede: Her zaman Hızır’dan bir şey beklemeyelim, kendimiz Hızır olalım-VİDEO

    PİRHA-Şah Ahmet Sultan Ocağı’ndan, Yol hizmetkârı Mehmet Turan’ın yürütücülüğünde Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi/ Derneği’nde Hızır cemi gerçekleştirildi. Cemi yürüten Dede Turan, “Cem muhabbetin içeriğini aktarmakla olur. Esas alınacak gıda kulaktan alınacak gıdadır. Bizler her zaman Hızır’dan bir şey beklemeyeceğiz, kendimiz hızır olmaya çalışacağız” dedi. 

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği’nde Hızır cemi gerçekleştirildi. Hızır cemi Şah Ahmet Sultan Ocağı’ndan yol hizmetkârı Mehmet Turan ile Zakir Mehmet Ali Çaylak tarafından yürütüldü.

    Hak, Muhammet, Ali üçlemesine dair açıklamalarda bulunan Yol hizmetkârı Mehmet Turan yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

    “Ne kadar çevreyi tertemiz süpürseniz, bedeninizi tertemiz yıkasanız, evinizi çevrenizi ve giyeceklerinizi pırıl, pırıl etseniz de temizlik tamamlanmış olur mu? Olmaz. Esas temizlik bizim yolumuzda öz temizliğidir. Özü temiz olmayanın gözü de sözü de temiz olmaz. Biz birbirimizi ne kadar tanısak da tanımasak da bu yolun yolcusu olarak bir aradayız.

    Bizlerin biraz önceki hizmetler içerisinde geçen bir üçlü adlaması var. Üçlü adlama Hak, Muhammed, Ali’den diyoruz. Hak, Muhammet, Ali’den kastımız ne biliyor musunuz? Alevi yol ve yolağında bilimsel olarak bunun adı tanrı, evren, insan. Yol dilindeki adı Hak, Alem, Âdem. Hem bilimsel yolda, hem yol biliminde Hak alemden, alem Adem’den, Adem Hakk’tan ayrı değil aslında. Siz yaşadığınız dünya üzerinde bastığınız toprakla aldığınız havayla içtiğiniz ya da kullandığınız suyla ayrımısınız? Değilsiniz hiçbirimiz değiliz. Hele hele bedenimizin ısısı olan ateşle ayrı mıyız? Değiliz.

    “DAMLANIN İÇİNDE EVRENİ BULDUM”

    İşte bütün bunları aşıklar kelamın içine koymuşlar. Biraz önce sevgili zakirimiz ne diyordu, “Damlanın içinde evreni buldum” diyordu. Bu yolda bakın damlanın içinde bulunan evren nedir bilir misiniz? Bütün evren semah döner, dedi. Bütün evren dediğimiz o kadim olan geçmişten beri varlığını bildiğimiz ama varlığını tahayyül edemediğimiz, öğrenmeye çalıştığımız kâinatın ta kendisi, insanda o kâinatın küçültülmüş bir maketi.

    Eğer biz kendimizi bilirsek evreni bileceğiz, kendimizi bilirsek kâinatı bileceğiz, ne olduğumuzu bileceğiz. İşte hünkarın sözü ne diyordu; “Hararet nardadır saçta değildir, keramet baştadır taçta değildir. Hakkı arar isen ya da her ne arar isen kendinde ara Kudüs’te Mekke’de Hac’ta değildir.” Ama biz çoğu zaman Kudüs’e Mekke’ye, Hac’a kendi inancımızı götürmüş oralarda kendi kendimizi aramaya başlamışız.”

    “TOPRAK BİZİM İÇİN AZİZDİR”

    “Aydınlığı temsil ediyoruz” diyen Turan, çerağ uyandırılmasına ilişkin şu bilgileri verdi:

    “Dedik ya bir batın anlamı vardır çalınan süpürgenin, dökülen suyun, uyandırılan çerağın ve nefesteki havanın. Nedir dedik? Çerağ alemi ısıtan ve ışıtan alem dediğimiz şu andaki dünya. Ama evrenin içinde zerre. Bunu aydınlatan güneşi temsil ediyoruz, ışığı, aydınlığı temsil ediyoruz dedik. Aynı zamanda bizlerin o batındaki anlayışını Hüdai kendi özünde söylüyordu.

    Bütün evren semah döner, aslına ermektir hüner, 5 vakitle avunmayız, derken başka anlayış ve inançlardan bizim kulağımıza şırınga edilmiş özümüze işlettirilmiş olan düşüncelerden uzaklaşmamızı, kendimiz olmamızı bize salık vermiş. Biz car çalarken evet temizlikten bahsediyoruz ne yapıyorum biliyor musunuz; yani süpürge çalarken süpürgenin çalındığı yer toprağı temsil eder toprağı kutsuyoruz. Toprak bizim için azizdir.

    El suyu gereken temizliği temsil ediyoruz zahirde ama batında suyu kutsuyoruz. Su azizdir bizim için. Aynı şekilde çerağ uyandırırken aydınlığı zahirde ışığı, güneşi özümüzde görmeye çalışıyoruz. Ama ışığı çerağı uyandırırken delili uyandırırken ateşi kutsuyoruz. Ve nefeslerimizle, muhabbetimizle, birbirimize sesimizi duyurmaya çalışırken bu sesin iletişimini sağlayan ve yaşamını sağlayan havayı kutsuyoruz. Yani toprağı, suyu, ateşi ve havayı dört ana unsur dediğimiz ana sırrı Erbay’ı kutsuyoruz çünkü bunlar azizdir.”

    “ESAS ALINACAK GIDA KULAKTAN ALINACAK GIDADIR”

    Turan, cem erkanlarının muhabbetin içeriğinin aktarılmasıyla olduğunu belirtirken, şöyle konuştu:

    “Bizi var edendir, insan varlığı bu dört ana unsurdan oluşmuştur. Bunu söyledik mi çoğu yerde benim nerem toprak, nerem ateş, nerem su diyorlar. Her tarafımız toprak, her tarafımız ateş, her tarafımız su, her tarafımız hava.

    Yediğimiz, içtiğimiz, beslendiğimiz, büyüdüğümüz şu andaki bedenimizin ana kaynağı bunlar ve bunun içindeki pek yok mineraller vitaminler. Bunları anlamadan, bunları anlatmadan, bir cem yapıyorsanız kuru kuruya insanlara tamam geldik mi geldik Allah, Allah dedik mi dedik, gittik mi gittik, lokmalarımızı yedik mi yedik. Bundan cem olmaz.

    Cem muhabbetin içeriğini aktarmakla olur. Esas alınacak gıda kulaktan alınacak gıdadır. Öyle diyor ya Hüdai. Hüdai hüdaya vasıl olmayan kendi özündeki hakkı bulunmayan kursağı kulaktan gıda almayan kâinat yese doyar mı diyor. Doymaz kâinatı yese. Esas bizi doyuracak kandıracak olan kulaktan doymak, bu yolun bilgisiyle doymak.

    O nedenle bu hizmetlerin bu şekilde yerine getirilmesi lazım diyor. Sizlerle gönül birliği içeresinde hizmetimize devam ediyoruz Hakk ve hakikat aşıkları var bilirsiniz. İbretilerimiz , Melulilerimiz, Pir Sultan gibi dik duran ve arkasından gelip gerçeği söyleyen Derviş Kemallerimiz ve daha niceleri gene o Mahsuniler, gene o sevgili biraz evvel zikrettiğimiz canlarımız. Sivas’ta Madımak otelinde katledilenler Nesimi Çimenler, Hasret Gültekinler, oradaki yazanlar, çizenler. Biraz sonra sevgili canlarımızın döneceği semahı dönmek için oraya gitmiş olan o küçücük kızlı, erkekli bu yolun evlatları… Bunların hepsinin yolumuzda, izimizde en güzel hizmetleri vardır ve o hizmetlerin o sözlerin içindeki manalarının anlaşılması da tekrar söylüyorum bu yolda ibadettir.”

    “KURBAN LOKMA İÇİN VAR İBADET İÇİN YOK”

    Son olarak kurban konusuna değinen Turan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizim yolumuzda kurban yok mu? Kurbanlar ibadet için yok. Kurban lokma için var, ibadet için yok. Bu yoldan yolun ibadet kurbanı insanın kendisi. Sen kendi özünden kini, kibri, garezi, insana yaraşmaz tavrı haseti, kötülüğü kesip atabiliyor musun işte o zaman kurban kes. Yoksa bir hayvanın canına kıyarak onu kıtır kıtır keserek kurban kesilmez.

    Bilhassa bu Hızır Cemidir. Hızır cemleri, Nevruz cemleri Alevi toplumunun bayram cemlerdir. Yani gönlünde Hızır’ı bulan, hele hele Hızır’a yetiş ya Hızır demek yerine başkalarına Hızır olmaya çalışanların bayramıdır.

    Bizler her zaman Hızır’dan bir şey beklemeyeceğiz, kendimiz hızır olmaya çalışacağız. İşte yakınımızda ateşler içinde bir ülke var insanların patır patır kaçıştıklarını görüyor musunuz? Evleri yananların gözyaşlarını görüyorsunuz. Onlara derman olabilmek esas Xızır için yapılan en güzel hizmet olmalıdır.

    En iyi yerlerde okumaya layık olan ama imkânı olmayana destek vermek en güzel Hızır olmaktır. İşte bunları da kendi yolumuzun düsturu olarak göz önünde bulundurmamız lazım. Tekrar hepinize gül cemaliniz aşk olsun.”

    Cem yürütülmesinin ardından lokmalar paylaştırıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Hacı Bektaş Veli İzmir’de anıldı: Hünkarın yaktığı çerağ yanmaya devam ediyor-VİDEO

    Hacı Bektaş Veli İzmir’de anıldı: Hünkarın yaktığı çerağ yanmaya devam ediyor-VİDEO

    PİRHA- HBVAKV Karşıyaka Şubesi’nin düzenlediği Hacı Bektaş Veli’yi anmada konuşan Mehmet Turan Dede, Alevi yol önderlerinin sistem tarafından tekçi anlayışlara kurban edilmek istendiğini söyledi. Turan, “Alevilik, kendi çizgisinden çıkarılmaya, yolu-erkanı ve adabı asimile edilmeye çalışılmıştır. Ne yazık ki pirlerimizi, o tekçi anlayışlarına getirmeye çaba sarf ediyorlar. Hacı Bektaş Veli, ‘bütün insanları sevin, hiçbir kimliği ayıplamayız’ diyen bir kimliktir” ifadelerini kullandı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) İzmir Karşıyaka Şubesi ve Karşıyaka Belediyesi ortalığında, UNESCO’nun 2021 yılını Hacı Bektaş-i Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran’a atfetmesi nedeniyle anma etkinliği düzenlendi.

    Bostanlı Suat Taşer Kültür Merkezi’nde düzenlenen anmada, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı şubeleri, Alevi kurumları, Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Etkinlikte Mekteb-i İrfan üyeleri nefesler seslendirdi.

    HBVAKV Karşıyaka Şube Başkanı Zehni Çabuk‘un açılış konuşmasını yaptığı anmada, Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay söz alarak, “Eşitliği, hak yememeyi, elimize dilimize belimize sahip çıkmayı, kadına saygıyı, doğaya hürmeti, ve nihayet kardeşçe yaşamayı, “gelin tanış olalım, işi kolay kılalım” diyebilmeyi anımsamak için, o büyük ululara kulak vermek zorundayız” diye konuştu.

    “HÜNKARIN YAKTIĞI ÇERAĞ HALEN YANIYOR”

    Anma etkinliğine seslendirdiği nefesler ile renk katan Sanatçı Dr. Gani Pekşen, resmi kaynaklarda Hacı Bektaş Veli’nin Ahmet Yesevi’nin öğrencisi gibi lanse edilmesinin tarih ile uyuşmadığının altını çizerek, “Aleviliğin esas varmak istediği insani kamil olma hedefinde Hünkar bir insani kamildir. Bundan dolayı 750 yıldır yaşamakta ve yaşamaya devam etmekte. Birçok kaynakta Hacı Bektaş Veli’nin, Ahmet Yesevi’nin öğrencisi olduğu belirtilir. Selçuklu’da, Osmanlı’da ve günümüzde de dahil olmak üzere devlet kendi düşündüğü biçimde Aleviliği şekillendirmek istedi. ‘Ne ararsan kendinde ara’ diyen Hünkar, dünyaya seslenerek barışı, sevgiyi, adaleti sunmaya çalışıyor. O dönemde yakmış olduğu çerağ halen yanmaya devam ediyor” dedi.

    “ALEVİLİĞİN YOLU VE ERKANI ASİMİLE EDİLİYOR”

    Mehmet Turan Dede ise Aleviliğin kendi çizgisinden çıkarılmaya, yolu ve erkanının asimile edilmeye çalışıldığını belirtti. Alevi yol önderlerinin sistem tarafından tekçi anlayışlara kurban edilmek istendiğini vurgu yapan Turan, şöyle devam etti:

    Biz bildiğimiz gerçeklerin yolunda yürüyoruz. Hünkarın 800 yıl önce ağzından çıkan sözler bugün hala geçerliliğini koruyor. Onun ortaya koyduğu düşüncelerin arkasında oluşmuş olan yol, insanlara körü körüne ibadete yeğlemez. Ama ne yazık ki pirlerimizi, o tekçi anlayışlarına getirmeye çaba sarf ediyorlar. Dergahın içerisine yapılmış bir camiye sanki Hacı Bektaş Veli döneminde varmış gibi göstermeye çalışıyorlar. Camii o dergah içerisinde 1820’lerde yapılmıştır. Neden dergaha ve Alevi köylerine cami yaparsın? Hiç kimsenin inancına kötü, yanlış demeyiz. Hünkar, Baba İshak ve Baba İlyas’ın ardılıdır. ‘Bütün insanları sevin, hiçbir kimliği ayıplamayız’ diyen bir kimliktir. O dergah Alevilerin ziyaretidir. Bizim insanlarımız Hünkarın makamına ücret ödeyerek giriyor. Bu çok acıdır. Avlunun içerisindeki camiye gidenler para ödemiyor, ama ne yazık ki dergahın içerisine girenler para ödüyor.”

    “GÖNÜL ERİ OLAN HÜNKARI BİR KALIBA SIĞDIRAMAYIZ”

    Hacı Bektaş Veli’nin bütün inançlara, ırklara eşit mesafede durmanın ve herkesi olduğu gibi kabul etmek düsturuna  işaret ettiğini söyleyen halk ozanı Dertli Divani ise “Böylesi bir gönül erini bir kalıba sığdıramayız. O bütün inançların, kültürlerin üstünde kabul edilen bir gönül eri ve pir. Hacı Bektaş Veli ve ondan sonraki aşıklar Aleviliği ve Kızılbaşlığı kimseye kurtuluş reçetesi olarak sunmamıştır. Hacı Bektaş ile Ahmet Yesevi arasında 100 yıllık bir zaman farkı var. Ayrı çağlarda yaşamışlardır. Resmi kaynaklar ise Hacı Bektaş Veli’nin, Ahmet Yesevi’den el aldığını lanse ediyor. Ahmet Yesevi’nin Türk-islam sentezine olan eğilimi Alevileri buraya kanalize etmeye çalıştı. Bu da yüzyıllar boyu resmi ideolojinin asimilasyon politikası olmuştur” ifadelerini kullandı.

    Anma, Sanatçı Dr. Gani Pekşen ve Halk Ozanı Dertli Divani’nin seslendirdiği nefeslerin ardından katılımcılara plaket verilmesi ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Dede Turan: Valiliğin, kaymakamlığın cemevi yapmasına iyi gözle bakmam

    Dede Turan: Valiliğin, kaymakamlığın cemevi yapmasına iyi gözle bakmam

    PİRHA- Dede Mehmet Turan, Şuhut ilçesi kaymakamının ve Vali yardımcısının Afyon’un köylerine giderek “Cemevi yapacağız” sözlerine tepki gösterdi. Turan, “Devlet, cemevi fikri ile oraya ‘makbul Aleviliği’ götürmeye çalışıyor” dedi. 

    Şuhut Kaymakamı ile Vali Yardımcısı’nın Afyon’un köylerine giderek “Cemevi yapacağız” sözlerine Alevilerden tepkiler geldi.

    Şah Ahmet Sultan Ocağı evlatlarından Dede Mehmet Turan, Şuhut ilçesine bağlı Güneytepe köyüne giden vali yardımcısı ve kaymakamın farklı amaç içerisinde olduklarını ifade etti.

    Mehmet Turan Dede, Güneytepe köyünün tamamının Alevi olduğunu söyleyerek köye cemevinden önce cami yapıldığı bilgisini verdi. Mehmet Turan Dede, köyden birkaç kişinin Hacca gittiğini de belirterek “Kimi aileler çocuklarını Kuran kursuna da götürmüşler. Özünde onlar da Alevi ama hem Sünnice hem de Alevi gibi yaşamaya çalışıyorlar” dedi.

    “DEVLET, MAKBUL ALEVİLİĞİ GETİRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Şuhut ilçesindeki köylerde hizmet yürüten Mehmet Turan Dede, “Bir kaymakamlığın veya devlet erkinin, oraya cemevi yaptırmasına pek iyi gözle bakmam” diyerek devlet eliyle yürütülen politikaların farklı amaçlar taşıdığını söyledi.

    Mehmet Turan Dede “Bugün cemevi yapmaya çalışanlar, yarın oranın içerisinde yapılacak olan hizmetlere, anlayışa kendi düşüncelerini lanse etmeye çalışacaktır” diyerek, pandemi nedeniyle 2 yıldır köyde cem yapılmadığını da ekledi. Kısa süre öncesinde Güneytepe köyüne ziyarette bulunduğunu ifade eden Turan Dede şu görüşlerini de paylaştı:

    “Köylülerle daha önceden aramızda konuştuk; kendi gücümüzle, karınca kararınca ‘buraya cemevi yapacağız’ dedik. Ama gördük ki bir kaymakamlık ziyareti olmuş. Gelip yer tayini konusunda ufak tefek fikirler çıkmış.
    Pandemiden önce her sene köye giderdim. Görgü cemleri, ikrar verenlerin hizmeti, dardan indirme hizmetleri yürütülüyordu. Köylüler Alevi, inançlarını yaşıyorlar. Orada bir cami olsa dahi kaç kişi gidecektir ki? Köylüler, ‘devlet cemevini yapsın, biz de onlara uyarız’ gibi bir düşünce içerisinde olmaz. Devlet, cemevi fikri ile oraya makbul Aleviliği getirmeye çalışan bir anlayış yürütüyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Alevi temsilcilerden Britanya nüfus sayımı için Alevilere katılım çağrısı -VİDEO

    Alevi temsilcilerden Britanya nüfus sayımı için Alevilere katılım çağrısı -VİDEO

    PİRHA- Türkiye’den birçok Alevi piri ve kurum temsilcisi, İngiltere’de devam eden ve Alevileri kamusal haklar anlamında yakından ilgilendiren nüfus sayımına katılmaları için Alevilere çağrıda bulundu. 

    Aralarında Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişi Veliyettin Ulusoy, Mehmet Turan Dede, Kureyşan Ocağı dedelerinden Ali Dereli ve ABF Genel Başkanı/Kureyşan Ocağı dedelerinden Hüseyin Güzelgül’ün de bulunduğu bir çok isim İngiltere’de devam eden nüfus sayımı için inanç kısmında Alevilere de yer verilmesi yönünde yapılan çalışmalara destek verilmesi ve nüfus sayımına katılım sağlanması çağrısında bulundular.

    21 Mart tarihinde İngiltere’de başlayan ve halen devam eden nüfus sayımı ile yeni bir döneme giren Alevilerin-Aleviliğin Britanya’da tanınması, kamu tüzel kişiliğinin her alanda uygulanması, diğer inançlarla eşit haklara sahip olması Britanya Parlamentosu’nun gündemine girecek.

    “İNANÇ BÖLÜMÜNE ALEVİ YAZALIM”

    Devam eden nüfus sayımı için çağrıda bulunan bir çok ismin Britanya Alevi Federasyonu’na gönderdikleri mesajlar şöyle:

    Ali Dereli Dede: Bu sorumluluğumuzu bilmeli ve yerine getirmeliyiz. Bu ülkede tanınmazsak hiçbir hakka da sahip olamayacağız.

    Mehmet Turan Dede: İnanç bölümünün Alevi olarak işaretlenmesi yola yapılacak en güzel ibadet olacaktır.

    Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişi Veliyettin Ulusoy: Bu sayım eğitim, sağlık gibi hizmetlerin planlanmasında ve finanse edilmesinde önem arz etmektedir.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül: Alevilerin eşitlik, hak ve kimlik mücadelesi için Britanya’da yapılacak nüfus sayımına katılalım. Aleviler vardır, Alevilik haktır.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Asimilasyon gömleğini üzerimizden bir türlü yırtıp atamıyoruz’-VİDEO

    ‘Asimilasyon gömleğini üzerimizden bir türlü yırtıp atamıyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Çiğli’de bulunan Alevi kurumları, ‘Asimilasyona karşı gelin canlar bir olalım’ paneli düzenlendi.

    Haberin Videosu

    Çiğli’de bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Yol Erenleri şubeleri panel düzenledi.

    Çiğli Belediyesi konferans salonunda gerçekleşen etkinliğin moderatörlüğünü Deniz Uslu yaptı. Panele PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, HDP MYK üyesi-Gazeteci Çilem Küçükkeleş, Mehmet Turan dede panelist olarak katıldı.

    Pir Süleyman Deprem’in çerağ uyandırdığı panelde HBVAKV Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han kısa bir konuş yaparak misafirleri selamladı.

    “İBADETİMİZ, FARKLI İNANÇLARIN DİLİNE GÖRE ŞEKİL ALIYOR”

    Panelde ilk söz alan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, asimilasyonun ilk olarak dilde başladığının altını çizerek ibadetlerin farklı inançların diline göre şekil aldığına vurgu yaptı. Alevi kurumlarının gayretlerinin bu asimilasyona karşı yeterli olmadığını ve Alevilerin taleplerine göre kendilerini güncelleyemedikleri özeleştirisinde bulunan Kaplan, “Asimilasyon önce dilde başlar. İbadetimiz komşu inançların diline göre şekilleniyor. Tarihten gelen arı bir dilimiz var. Müthiş vurguları elde edebiliriz. Asimilasyonun bir diğeri de cemevleri. Perşembe günleri yürüttüğümüz cemlerde tiyatroya kaçıyoruz. Doğru yürütene sözümüz yoktur. Hakka yürüme erkanında da komşu inançların dilini konuşuyoruz. Hiçbir kurumumuzda konuşulan Alevilerin günlük değildir. Alevi kurumları toplumun en ufak sorununu çözemiyor ise bitmiş duruma gelmiştir. Tarihimizi unutmayacağız ki yaşamı ona göre inşa edelim. Geçmişini unutan bir inanç toplumu haline geldik. Gayretlerimiz yetmiyor. Taleplere karşı kurumlar olarak kendimizi güncelleyemedik. Devletin aklı ile hareket eden herkes Yezit’tir. Hiçbir Alevi devletin aklı ile hareket edemez.”

    “SAMİMİYET VE YÜZLEŞME SÜRECİNDEN GEÇMEMİZ GEREKİYOR”

    Eşit yurttaşlık talebinin sadece bir gruba ayrıcalık ile değil tüm farklı kültürler ve inançların haklarının teslim edilmesi ile yaşanabilir kılınacağını söyleyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, buna karşı mücadelenin ise samimiyet ve yüzleşme sürecinden geçmesi gerektiğine vurgu yaptı. Geçmez şunları ifade etti:

    “Devletli din ve ırk olunmayacağı bilinmeli. Kültürler kendi özünden çıkartılarak yok ediliyor. iktidar gücünü ellerinde tutabilmek için insan öldürüyorlar. Siyasal İslamı kullanarak iktidara gelmeye çalışılıyor. Kültür ve siyasal duruşumuz anlamında özümüze dönmemiz gerektiğini düşünüyoruz. İnsanların doğuştan gelen hakları için mücadele etmek gerekiyor. Kapitalizm bütün gücü ile zulüm ettiği ortamda elbette zor olacaktır. Bu samimiyet ve yüzleşme sürecinden geçiyor. Alevilik iktidar dini değildir. Amacı insanı kamilliğe ulaştırmadır. Siyasal mücadeleyi de bu çizgi üzerinden geliştirmeliyiz. Aleviler olarak müthiş eksiklikler yaptık ama öz eleştiri veremedik. Alevi örgütlerinin görevi dayanışma ruhunu geliştirmektir. O ruhu geliştirerek, hayata geçirerek farkındalık yaratmaktır. Demokrasi ve hukuk herkes için olmalı. Yaşanan ülkede kafalar kuma gömülerek sorunlar çözülemez. Eşit yurttaşlık kendine ayrıcalık değildir. Cumartesi Annelerinin, Sivas’ta yakılanların dili de biziz. Acıları acılara kırdırırak sorunu çözemezsiniz. Diyarbakır’da Alevi bir sanatçının gidip oradaki tiyatroya dahil olması bizi zorluyor.”

    “BU İNANÇ EN ÇOK KADININI GÜÇLENDİREREK YÜRÜYEBİLİR”

    “Bu inanç en çok kadınını güçlendirerek yürüyebilir” diyen bir diğer panelist Halkların Demokratik Partisi (HDP) MYK üyesi Çilem Küçükkeleş ise Alevi kurumları içerisinde de kadın örgütlenmesine dair yanlış yaklaşımların olduğunun altını çizdi. Alevi inancının en çok darbelendiği, zedelendiği yer olan kadın konusunda yeniden ayağa kalkmaması durumunda kendini var edemeyeceği eleştirisini yönelten Küçükkeleş, şunları vurguladı:

    “Bu meydanlarda birleşebilmek, Hızırın dilini kullanabilmek çok önemli. İnsani kamil yolu sabretmeyi gerektirir. Dolaştığım bir çok yerde Alevilerin kurduğu kurumların anlamını yitirdiğini gördüm. Hakikatın hiçbir zaman kaybolmadığını gören bir toplumuz. Direnmek için güç olmaya gerek yoktur, hakikat olmalıdır. Biz ahlak deyince vicdanı anlarız. Ahlak bugün kapitalizmde kadına yüklenilmiş pozisyona düşürülmüş. Ahlak bir kadının boynunun borcu olacak bir değer değildir. Tekçi sistemler gibi yol yürümeye başladık. Bu felsefeyi kurutmak Aleviliği kurutmaktır. Toplumsal olmadığımız sürece inancımızı yürütme şansımız yok. Bizi bir araya getiren cemevlerimiz var. Biz çok devlet kapılarını bilen bir toplum değiliz. O binaların içini bir türlü dolduramadık. Ama bir diğer eksiklik ise biz kadınlara ait bir mekanımız yok. Ana Fatma, Zeynep Ana’nın yoldaşı olarak kabul ediliyoruz, tabir ediliyoruz. Biz Aleviler de bir şekilde sömürülüyoruz, kirleniyoruz. Tüm diğer kadınlar gibi Alevi kadınlar da eziliyor. Yakın tarihimize kadın ismi veremiyoruz. Bizde de kadına yaklaşımda yanlış anlayış var. Bu inanç en çok kadınını güçlendirerek yürüyebilir. En çok darbelendiği, zedelendiği yerden ayağa kalkamazsa kendini var edemez. İnancımızı iyiliği, güzelliği çoğaltarak koruyoruz. Sözü geleceğe taşıyalım ki bizim evlatlarımız bu inançla yol alıp yürüyebilsin.”

    “ASİMİLASYON ÖRTÜSÜNÜ YIRTIP ATAMIYORUZ”

    “Asimilasyon örtüsü üzerimize öyle bir yapışmış ki yırtıp atamıyoruz” diyen Mehmet Turan Dede ise, Alevi asimilasyonunda en büyük kaynağın yine içten olduğuna değindi. Asimilasyona karşı en önemli duruşun yol dilini korumanın olduğunu sözlerine ekleyen Mehmet Turan Dede, “Bizler asimilasyona uygun bir nüve olarak görülüyoruz. Asimilasyon örtüsü üzerimize öyle bir yapışmış ki yırtıp atamıyoruz. ‘Her ağacın kurdu kendi özünden, kökünden olandır’ derler ulular. Aleviliği fabrika ayarlarına getirmek istiyoruz. Bu asimilasyonun en büyük kaynağı bizleriz. İbadetlerimizde başka inançların terminolojisini kullanıyoruz. Kendi dilimizi unutuyoruz. Asimilasyona karşı en önemli duruş dilimiz yani yolumuzun dili var. Başka inançların ritüellerini kendimizin gibi uyguluyoruz. Aşıkların sözü ve kelamın özünü ise dualarda arıyoruz. Gerçeğe yani kendimizi uzaklaşıyoruz. İnancımızı başka şeylerin içerisinde arıyoruz. Yamalı bohça ve diğer inançlardan süzülüp gelmiş değiliz. Büyük derecede erozyona uğramış durumdayız. Devlet değerlerimize sahip çıkmaya bile başladı. Meydanlarda şimdi ise aşure dağıtanlar, daha önce aşurelerimizi döküyordu. Yola olan aşkımızı çoğaltacağız. Ancak o şekilde asimilasyona karşı gelebiliriz. Gönül çerağımızı daha da aydınlatmalıyız” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR 

     

  • İzmir’de 14 Eylül’de Aleviler asimilasyona karşı panel yapacak

    İzmir’de 14 Eylül’de Aleviler asimilasyona karşı panel yapacak

    PİRHA- 14 Eylül Cumartesi günü birçok Alevi derneği asimilasyona karşı panel düzenleyecek. 

    İzmir’de 14 Eylül Cumartesi günü ‘Asimilasyona karşı gelin canlar bir olalım’ konulu panel düzenlenecek. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Yol Erenleri Derneği’nin düzenlediği panele Mehmet Turan Dede, Gazeteci Çilem Küçükkeleş, PSAKD Başkanı Gani Kaplan, HBVAKV Başkanı Ercan Geçmez katılacak. Çiğli Konferans salonunda saat 19.00’da yapılacak panelin moderatörlüğünü Deniz Uslu yapacak.

    Panel öncesi saat:16.00’da Çiğli Kasaplar Meydanı’nda Aşure lokması dağıtılacak. (HABER MERKEZİ)

  • Dede Turan: Alevilik mezhep değildir, kendine özgü bir inançtır-VİDEO

    Dede Turan: Alevilik mezhep değildir, kendine özgü bir inançtır-VİDEO

    PİRHA- Edremit’te düzenlenen Pir Sultan Abdal 9. Kültür Etkinlikleri, Mehmet Turan Dede’nin katıldığı muhabbet programı ile son buldu. Muhabbet buluşmasında konuşan Mehmet Turan Dede, “Baskın inançların bizim üzerimizdeki hegemonyasını atamadıkça öz olamayacağız. Aleviliği kendi içerisinde başka yere götürmeye çalışıyorlar. Ya siz Sünnileştirin, ya da biz Şiileştirelim söylemi var. Bu karşı karşıya kaldığımız büyük bir tehlike” dedi.

    Haberin videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şubesi tarafından organize edilen Pir Sultan Abdal 9. Kültür Etkinlikleri, son gününde Mehmet Turan Dede’nin katılımıyla düzenlenen muhabbet ile devam etti. Etkinlikte sanatçı Ercan Yolkulu ve Zakir İbrahim Tumay nefesler okudu.

    “BU YOLUN TEMEL İBADETİ ÖĞRENMEKTİR”

    “İnsan kendinde olan sırları anlamaya çalışır. Anladıkça dolar, doldukça daha çok ihtiyaç duyar” diyen Mehmet Turan Dede, Alevilikte tek amacın insan-ı kamil olmaya çalışmanın olduğunu vurguladı.

    Dede Turan, “Aşıkların sözü bizim için kelamın özüdür. Ne güzel çaldı, söyledi demeden ne söylediğini içselleştirebilir isek bu yolun gerçekleri ile çok daha yakından buluşuruz. Hak ve hakikatin çözülmesi elbette kolay değildir ama çözülmeye çalışılması mümkündür. Himmet bekleyerek, şefaat isteyerek ya da cennete gitmek gibi bir amaç vardır diye bekliyorsak yanılırız. Tek bir amaç vardır, o da insan-ı kamil olmak. İnsan kendinde olan sırları anlamaya çalışır. Anladıkça dolar, doldukça daha çok ihtiyaç duyar. Bu yolun temeldeki ibadeti öğrenmektir. Alevilikte tanrı hakkın, hak da evrenin kendisidir. İnsanda evrenin küçültülmüş maketidir. Yaşam içerisinde bütün varlıkların bir yerden yaratılmış olması adına bir anlayış yoktur. Bütün alemin varlığı içerisinde bir mevcut vardır ve o da evrenin tam kendisidir” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİK YAMALI BOHÇA DEĞİLDİR”

    “Sırrı hakikate geçmeden hala çoğumuzun ayağı şeriat kapısından çıkmış değil. Daha tarikat kapısına ayak basmış değiliz” diye konuşan Dede Turan, inançtaki gıdayı alabilmek için göz ve kulak önündeki duvarları yıkmaya gerek olduğunu hatırlatarak, bununla yüzleşilmesi çağrısında bulundu. Dede Turan şöyle devam etti:

    “ Aleviliği yamalı bohçaya benzetmek Aleviliği küçültür. Alevilik, diğerlerinin güzelliklerine güzellik vermiş olan deryanın adıdır. Alevi anlayışını, yolunu, felsefesini tarif etmek için önce yaşamak gerekiyor. Pişmeden pişirilmez. Pişirmek için önce kendin pişeceksin. Bizde bütünlüğün adı Hak’tır. Bir bütünün parçasıyız. Aşıkların sözü bu yolun özüdür. En az 14 bin yıl öncesinden var olduğunu bildiğimiz bir Alevi inancı var. Aleviliğin tarihi 1400 seneye sığdırılamaz. Alevilik bir mezhep veya yamalı bohça değildir. Bizim yolumuz sonsuzdur. Kadim var oluşun başından başlar. Alevinin ibadeti kendini eğitmektir. Esas asimilasyonu bizler kendimize yapıyoruz. Alevilik kendisine özgü bir inancın, yaşam felsefesinin adıdır. Alevilik inancı gerçekleridir. Gerçeklere eyvallah deriz.”

    “ALEVİLİKTE CENNET CEHENNEM YOK”

    “Aleviler olarak hiçbir zaman cennete gitmek, cehennem azabında yanmamak için ibadet etmiyoruz. Çünkü bizde cennet cehennem yok. Çünkü ölmek yok” diye ifade eden Dede Turan, yapılmaya çalışan hakka yürüme erkanlarına karşı çıkılmaya çalışıldığının altını çizdi. Cemevlerinin Alevilerin toplumsal özüne, yaşam biçimine eğitim vermesi ve hakka yürüme erkanı yürütmesi gerektiğine dikkat çeken Dede Turan şunları vurguladı:

    “Her şey bir vardan var oldu ve olmaya devam edecek. Zaman içinde bulunduğu ortama göre şekil değiştirir. Biz buna kalıp değiştirme diyoruz. Cemlerimizi bağışlama, affettirme ortamlarına dönüştürdüğümüz sürece o cemler gelene hiçbir şey vermez. Orada insanlara bir şeyler aktararak, gönlünü bilgi ile doyurarak, hoş ederek o meydanın muhabbetini yürütmektir. Ölmek, yok olmak anlamına gelir. Hiçbir şey durduğu yerde yok olmaz. Biçimler alır ve yoldaki anlamı devre eylemektir. Bu tekrar dönüşümdür. 4 ana unsur vardır; toprak, hava, ateş ve su. Yani bunların don değiştirmiş haliyiz hepimiz. Biz yeni adet getirmiyoruz. Biz de var olanın ortaya çıkmasına delil olmak istiyoruz. Hakka yürüme erkanı hala cenaze namazı olarak yerine getiriliyor. Bu yola uygun erkanımızın ve düsturumuzun olduğunu unutmuşuz. Şimdi ise yapılan hakka yürüme erkanlarına ‘böyle olmaz, cenaze namazı neden kılınmıyor’ diye karşı çıkılıyor. Biz kendimiz olmak zorundayız.”

    “KARŞIMIZDA BÜYÜK BİR TEHLİKE VAR”

    Muhabbet buluşmasının son bölümünde ise Mehmet Turan Dede, “Baskın inançların bizim üzerimizdeki hegemonyasını atamadıkça öz olamayacağız. Haktan, hakikatten yana olan Aleviliğin onlar için zarar teşkil ettiğini biliyorlar. Alevilik insandan, emekten, mazlumdan ve halkların kardeşliğinden yana. Bunu görenler Aleviliği kendi içerisinde başka yere götürmeye çalışıyorlar. Ya siz Sünnileştirin, ya da biz Şiileştirelim söylemi var. Bu karşı karşıya kaldığımız büyük bir tehlike. Bunlara karşı ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diye konuştu.

    PİRHA / BALIKESİR

     

  • ‘Dergahta cem yapılamayacağı talimatını bakanlık mı verdi?’

    ‘Dergahta cem yapılamayacağı talimatını bakanlık mı verdi?’

    PİRHA- Alevilerin serçeşmesi olan Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda ceme yapılan müdahaleyi Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a soran HDP’nin Alevi milletvekili Ali Kenanoğlu, “13. yüzyıldan bu yana cem yapılan dergahta cem yapılamayacağı talimatı bakanlığınız tarafından mı verilmiştir?” diye sordu. 

    Geçtiğimiz günlerde Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yapılan ceme Müze Müdürü Ayşe Akan, “Dergahta izinsiz cem yapılamaz” diyerek cemin yasal olmadığını öne sürüp müdahale etmişti. Cemi yürüten Mehmet Turan dede ise Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın Alevilerin inanç merkezi olduğunu ve burada cem yapmanın en doğal hakları olduğunu söylemişti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Alevi milletvekili Ali Kenanoğlu, müze müdürünün cemin yasal olmadığını öne sürerek ceme müdahale etmesini meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yazılı yanıtlaması talebiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

    “ALEVİLER TARİHSİZLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Kenanoğlu, soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Aleviler açısından serçeşme olarak tanımlanan Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın tarihi 13. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Dergah o tarihten bu yana Aleviler için başta gelen inanç merkezlerinden biri olagelmiştir ve cem yapılmasının engellenmesi kabul edilemez bir durumdur. Dergahta yapılan ve yapılmak istenen cemlerin engellenmesinin yanı sıra, Aleviler açısından güçlü bir hafıza merkezi olma özelliği taşıyan ve yıl içerisinde kalabalıklar halinde ziyaret edilen Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın müzeye dönüştürülmüş hali gözönünde bulundurulduğunda müzede dergaha ilişkin sergilenen ideolojik temsillerle Alevilerin tarihsizleştirilmeye çalışıldığı ve/veya Alevilerin tarihinin, yerleşik güç ilişkilerinin ideolojik formasyonundan hareketle yeniden kurulmasının amaçlandığı kolaylıkla ileri sürülebilecektir. Bir diğer deyişle, dergahın devlet eliyle bir çeşit inanç turizmi vitrinlerinden birine indirgendiği ve Aleviler açısından toplumsal anlamda bir ortaklığı mümkün ve sürdürülebilir kılan referans kaynaklarından birine tekabül eden hafızasının da yeni bir Alevi tarihi inşa etmek amacıyla deforme edilmeye çalışıldığı yollu bir okuma yapmak mümkündür.”

    “TALİMAT BAKANLIK TARAFINDAN MI VERİLDİ?”

    Kenanoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a şu soruları yöneltti:

    1) 13. yüzyıldan bu yana cem yapılan dergahta yapılmak istenen cemin engellenmesinin gerekçesi nedir? Dergahta cem yapılamayacağı talimatı bakanlığınız tarafından mı verilmiştir?

    2) Alevilerin dergahında Alevilerin cemini engelleyen müze yetkilisi hakkında bir işlem başlatılmış mıdır? Başlatılmadıysa, başlatılmamasının gerekçesi nedir?

    (HABER MERKEZİ)

    İlgili Haber:

    ‘Dergahta izinsiz cem yapılamaz’ diyen müze müdürüne sert tepki

  • Niyazi Baba Kültür ve Tanıtma Derneği anma etkinliği 14 Temmuz’da

    Niyazi Baba Kültür ve Tanıtma Derneği anma etkinliği 14 Temmuz’da

    PİRHA- Niyazi Baba Kültür ve Tanıtma Derneği Anma etkinliği nedeni ile 13 ve 14 Temmuz’da panel ve konser gerçekleşecek.

    Burdur Yeşilova Niyazlar Köyü’nde yapılacak olan Niyazi Baba Kültür ve Tanıtma Derneğinin anma etkinliği 13 ve 14 Temmuz’da gerçekleşecek.

    İki gün sürecek olan anma etkinliğinin birinci gününde moderetörlüğünü Özlem Şahin’in yaptığı ve Mehmet Turan Dede, Antropolog Atilla Erdem, Profesör Dr. Sabri Çakır, Hüsamettin Işık Dede, sanatçı İhsan Güvercin’in katılımı ile ‘Bugünün Alevilik İnancı ve Bektaşiliği Zorunlu Din Dersleri İnanç Konuşması’ adı altında saat 13:00 ile 16:30 arasında panel yapılacak.

    Anma etkinliğinin ikinci günü olan 14 Temmuz Pazar günü ise Sanatçı İhsan Güvercin, Zakir Halk Ozanı Mehmet Ali Çağlak, Fahrettin Aksünger, sanatçı İlyas Sünger ve birçok sanatçının katılımı ile konser düzenlenecek. Konser sonrası Alevi Gençlik Platformu’ndan semahçılar semah dönecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Dergahta izinsiz cem yapılamaz’ diyen müze müdürüne sert tepki-VİDEO

    ‘Dergahta izinsiz cem yapılamaz’ diyen müze müdürüne sert tepki-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda cem yapan Alevilere, Müze Müdürü Ayşe Akan müdahale etmek istedi. İzinsiz cem yapılamayacağını savunan Akan’a Mehmet Turan Dede ve beraberindeki Aleviler sert tepki gösterdi. 

    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda, Britanya Alevi Federasyonu öncülüğünde cem yürütüldü.  Mehmet Turan Dede’nin yürüttüğü ceme, Türkiye’den ve yurt dışından Aleviler katıldı.

    “DERGAHA PARAYLA GİRİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

    Mehmet Turan Dede’nin gülbeng vermesinin ardından Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, bir konuşma yaptı. Erbil, 6 yıl önce ziyarete geldiklerinde Dergaha parayla girildiğini, Alevi dergahlarına parayla girilmesinin kabul edilemeyeceğini söyledi. Erbil, dergahın Alevilerin inanç merkezi olduğunu,  burada Alevilerin ibadetlerini yapabileceklerini hatırlattı.
    Mehmet Turan Dede’nin okuduğu deyişlere cemdeki canlar da katıldı.

    Cem sırasında Müze Müdürü Ayşe Akan ceme müdahale etti. Akan, Turan Dede’ye burada cemin yasal olmadığını mekanı boşaltmaları gerektiğini söyledi.

    Bunun üzerine Dede Mehmet Turan ise gülbenglerini okuyup ayrılacaklarını söyledi. Gülbengden sonra da Müze Müdürü Akan, cemin yasal olmadığını, izinsiz yapıldığını bir kez daha tekrarlayınca Turan Dede, dergahta cem yapmanın en doğal hakları olduğunu vurguladı.

    Müze müdürüne tepki gösteren Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil de “Bu dergaha girmek için devlet Alevilerden izin almalıdır” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu önceki başkanlarından Turan Eser de ceme müdahale eden müze müdürüne tepki gösterdi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • İzmir Alevi Festivali, büyük coşkuyla devam ediyor-VİDEO

    İzmir Alevi Festivali, büyük coşkuyla devam ediyor-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) İzmir Temsilciler Meclisi’nin düzenlediği Alevi Festivali, büyük coşku ile devam ediyor.

    İzmir Fuarı önünden kortejle başlayan etkinlikte Kürtçe ve Türkçe ezgilerle halay çeken kitle festivalin yapılacağı alana yürüyüşle geldi.

    Sunumunu Can TV programcısı Vedat Kara’nın yaptığı etkinlik Gımgım Govend ekibinin halayları ve Khal Gaxand tiyatro gösterimi ile başladı. Mehmet Turan Dede’nin gülbenginden sonra semahlar dönüldü.

    “ASİMİLASYON GÖMLEĞİNİ GİYMEYECEĞİZ”

    Festivalde kısa bir konuşma yapan HBVAKV Aydın Şube Başkanı Rıza Akdeniz, “Aleviler bu topraklar üzerinde yaşamış ve bir inanç ve kültür birlikteliği oluşturmuştur. Son yıllarda gerek devlet gerekse de yazılı kaynaklarının olmaması sonucu asimilasyon artmıştır. Son dönem en çok zorlandığımız kısım hakka yürüme erkanıdır. İnancımızın hiç bir yerinde olmayarak kıbleye dönerek kaldırılmaya başlandı. Halka şeklinde devriyeler ile canlarımızı hakka uğurluyorduk. Bize asimilasyon gömleği giydirilmeye çalışılıyor ama biz o gömleği giymeyeceğiz” diye konuştu.

    “ALEVİLERDE BÜYÜK BİR DAĞILMA MEYDANA GELDİ”

    Açılış konuşmasını yapan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han, Alevilerin haklı talepleri doğrultusunda eşit yurttaşlık mücadelesi verdiğine değinerek Aleviler ve ibadethanenelerine çifte standart uygulandığını vurguladı. Han, “25 yıllık süresi içerisinde Alevilerin eşit yurttaşlık ve laiklik temelinde haklı talepleri doğrultusunda mücadele veriyor. Ancak dayatılan asimilasyon, imha ve inkar politikası Alevilerde büyük bir kaos, yozlaşma ve dağılmayı meydana getirmiştir. Sistem tüm bu olumsuzluklardan yararlanarak bu hakların sahiplenilmesine engel olmuştur” dedi.

    “CEMEVLERİ ALEVİLERE TESLİM EDİLSİN”

    Hiçbir inancın ibadet merkezinin devlet ve yerel belediyelerin mülkiyetinde olmadığını hatırlatan Han, Alevilerin ibadet merkezlerinin halen belediyeler tarafından işletilmesini eleştirdi. Alevilerin ibadet merkezinin bir an önce Alevilere devredilmesi çağrısında bulunan Han şunların söyledi:

    “Ülkemizde hiç bir inanç merkezi devletin veya belediyelerin mülkiyetinde değil iken neredeyse tüm cemevleri belediyeler tarafından işletilmektedir. Bu durum laiklik ve eşit yurttaşlık hukukuna aykırıdır. Her fırsatta laik olduğunu iddia eden CHP’li belediyeler dahi Cemevlerin mülkiyetini Alevilere vermekte imtina etmiştir. Hiçbir siyasetin inanç kurumlarına müdahale hakkı yoktur. Cemevlerine çifte standart uygulanmaktadır. Bir an önce bu uygulamadan vazgeçip Cemevleri Alevilere teslim edilmelidir. “

    “TEK AMAÇ İNSANİ KAMİL OLMAKTIR”

    Tiyatro gösteriminin ardından panel ile devam eden festivalde Can TV programcısı Vedat Kara ve Mehmet Turan Dede katılımcılarla muhabbet gerçekleştirdi.

    “Alevi felsefesi aşıkların sözünün içinde gizlidir” diyen Mehmet Turan Dede, Alevilikte tek amacın insanı kamil olmaya çalışmanın olduğunu vurguladı. Dede Turan, “Aşıkların sözü bizim için kelamın özüdür.  Ne güzel çaldı, söyledi demeden ne söylediğini içselleştirebilir isek bu yolun gerçekleri ile çok daha yakından buluşuruz. Hak ve hakikatin çözülmesi elbette kolay değildir ama çözülmeye çalışılması mümkündür. Himmet bekleyerek, şefaat isteyerek yada cennete gitmek gibi bir amaç vardır diye bekliyorsak yanılırız. Tek bir amaç vardır, o da insanı kamil olmak. İnsan kendinde olan sırları anlamaya çalışır. Anladıkça dolar, doldukça daha çok ihtiyaç duyar. Bu yolun temeldeki ibadeti öğrenmektir. Alevilikte tanrı hakkın, hak da evrenin kendisidir. İnsanda evrenin küçültülmüş maketidir. Yaşam içerisinde bütün varlıkların bir yerden yaratılmış olması adına bir anlayış yoktur. Bütün alemin varlığı içerisinde bir mevcut vardır ve o da evrenin tam kendisidir” diye ifade etti.

    “ALEVİLİK YAMALI BOHÇA DEĞİLDİR”

    Dede Turan, inançtaki gıdayı alabilmek için göz ve kulak önündeki duvarları yıkmaya gerek olduğunu hatırlatarak bununla yüzleşilmesi çağrısında bulundu. Dede Turan şöyle devam etti:

    “Alevi anlayışını, yolunu, felsefesini tarif etmek için önce yaşamak gerekiyor. Pişmeden pişirilmez. Pişirmek için önce kendin pişeceksin. Bizde bütünlüğün adı Hak’tır. Bir bütünün parçasıyız. Aşıkların sözü bu yolun özüdür. En az 14 bin yıl öncesinden var olduğunu bildiğimiz bir Alevi inanç var. Aleviliğin tarihi 1400 seneye sığdırılamaz. Alevilik bir mezhep veya yamalı bohça değildir. Bizim yolumuz sonsuzdur. Kadim var oluşun başından başlar. Alevi’nin ibadeti kendini eğitmektir. Esas asimilasyonu bizler kendimize yapıyoruz. Alevilik kendisine özgü bir inancın, yaşam felsefesinin adıdır. Alevilik inancı gerçekleridir. Gerçeklere eyvallah deriz.”

    Festival, akşam yapılacak konser ile son bulacak.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Aleviler olarak ahlakın ve yolun bilgisini kendimize örtü biliriz’-VİDEO

    ‘Aleviler olarak ahlakın ve yolun bilgisini kendimize örtü biliriz’-VİDEO

    PİRHA- Mehmet Turan Dede, Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu adlı kuruluşun düzenlediği Kerbela gezisinde Alevi kadınların çarşafa girmesine tepki gösterdi. Turan, “Bizler kendi bedeninin örtüsünü kendi seçen, ahlakın ve yolun bilgisini kendisine örtü olarak bilen insanlarız” dedi. 

    Avusturya Alevi İslam İnanç Toplumu adlı kuruluş tarafından Kerbela’ya ziyarete giden Alevi kadınlara çarşaf giydirilmesine tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Mehmet Turan Dede, Alevi kadınlara çarşaf giydirilip Kerbela’yı ziyaret etmelerinin şekilsel ve Şiileştirme politikalarının devamı olduğuna dikkat çekerek, “Şiilerlerle ortak yanları olan sözde Aleviler bazı kimlikler, isimler ve soy üzerinden giden bir anlayışı bize dikte etmeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

    “BİZİM ÖRTÜMÜZ AHLAK VE YOL BİLGİSİDİR”

    Bu olayların yaşandığı dönemde Avusturya’da olduğunu söyleyen Dede Turan, Kerbela ziyaretini gerçekleştiren grubun kendisini Şia anlayışıyla beslemeye çalıştığına dikkat çekti. Alevilik adına hiçbir değerin bulunmadığına vurgu yapan Dede Turan, “O kurumda kendi anlayışını terk etmiş, Alevilikten uzak sadece Şia ve İslam anlayışıyla kendisini beslemeye çalışan bir grup, kurumu işgal etmiş. İnsanları kendi anlayışından uzak gösteren bir yapıyı Alevilik adına resim vermiş olmak bile insanları üzüyor. Bizler kendi bedeninin örtüsünü kendi seçen, ahlakın ve yolun bilgisini kendisine örtü olarak bilen insanlarız. Yoksa değişik isimlerle kara çarşafa bürünerek saçını örtmeye çalışarak yapılan hareketin inancın sadece göstermelik ve şekilsel kısmı olduğunu biliyoruz. Öyle bir anlayışın Alevilikle ilintisi ve ilişkisi yoktur” diye konuştu.

    “ALEVİLERİ ŞİİLEŞTİREREK YÖNETMEK İSTİYORLAR”

    “Son dönemlerde üzerinde sıkça durulan bir çalışma var. Artık Alevileri Sünnileştirmek güç ama Şiileştirerek o kanaldan yönetmek daha kolay olacak diye düşünüyorlar” diyen Dede Turan, değişik dinlere göre giysiler takınmanın Alevilik ile ilişkisi olmadığını kaydetti. Dede Turan şöyle konuştu:

    “Çünkü belli kıstaslar var. Şiilerlerle ortak yanları olan sözde Aleviler ile bazı kimlikler, isimler ve soy üzerinden giden bir anlayışı bize dikte etmeye çalışıyorlar. Aleviler esas olan kendi özlerindeki varlık ve o varlık içindeki Hak ile beraber olmanın dışında değişik isimler ve kimliklerle hiçbir yere varılamayacağını iyi biliyorlar. Özdeki hak ve hakikati bulmanın bu yolun esas temeli ve ibadeti olduğunu biliyorlar. Aleviler buna göre tavır, duruş sergiliyor ve sergilemeye de devam edecekler. Her ne kadar buna karşı çıkılıyor, tavır alınıyorsa da bunlar devam edecek. Alevilik kendisine özgü bir inançtır. Alevilik bir başka inancın kıyısında, köşesinde veya içinden çıkmış bir parça olarak gösterilemez. Bu Aleviliği küçültür. Körü körüne iman etmek, değişik dinlere göre giysiler, kisveler takınmak anlayışı Alevilikle kesinlikle bağdaşmaz.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

  • ‘Alevilik başından sonuna kadar ikrarlı, sırlı öğretidir’-VİDEO

    ‘Alevilik başından sonuna kadar ikrarlı, sırlı öğretidir’-VİDEO

    PİRHA-İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi’nde “Alevilikte yol ve erkan” başlığıyla düzenlenen panelde konuşan Mehmet Turan Dede, Alevilikte tek amacın insanı kamile ulaşmak olduğunu vurguladı. 

    İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi, “Alevilikte Yol ve Ekran” paneli düzenledi. Yamanlar Cemevi konferans salonunda gerçekleşen panele Mehmet Turan Dede ve sanatçı Gani Pekşen panelist olarak katıldı. Ayrıca panele, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) temsilcileri, ocakzade dede, pirleri yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açılış konuşmasını yapan İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt, Alevilerin hakka yürüme erkanlarının dışarıdan gelişen baskılarla özünden kopuk olarak yürütüldüğünü belirterek, “Bizim de üstesinden gelemediğimiz inançsal sorunlarımız vardı. Bunların başında hakka yürüme erkanı geliyordu. Bundan bir türlü sıyrılamadık. Saldırılar yaşadık. Ama tüm bunları bir kenara bırakıp özümüz ile buluşmalıyız” diye konuştu.

    “TEK AMAÇ İNSANI KAMİLE ULAŞMAKTIR”

    “Alevi felsefesi aşıkların sözünün içinde gizlidir” diyen Mehmet Turan Dede, Alevilikte tek amacın insanı kamil olmaya çalışmanın olduğunu vurguladı. Dede Turan, “Aşıkların sözü bizim için kelamın özüdür.  Ne güzel çaldı, söyledi demeden ne söylediğini içselleştirebilir isek bu yolun gerçekleri ile çok daha yakından buluşuruz. Alevilik başından sonuna kadar ikrarlı, sırlı öğretidir. Hak ve hakikatin çözülmesi elbette kolay değildir ama çözülmeye çalışılması mümkündür. Himmet bekleyerek, şefaat isteyerek yada cennete gitmek gibi bir amaç vardır diye bekliyorsak yanılırız. Tek bir amaç vardır, o da insanı kamil olmak. İnsan kendinde olan sırları anlamaya çalışır. Anladıkça dolar, doldukça daha çok ihtiyaç duyar. Bu yolun temeldeki ibadeti öğrenmektir. Alevilikte tanrı hakkın, hak da evrenin kendisidir. İnsanda evrenin küçültülmüş maketidir. Yaşam içerisinde bütün varlıkların bir yerden yaratılmış olması adına bir anlayış yoktur. Bütün alemin varlığı içerisinde bir mevcut vardır ve o da evrenin tam kendisidir” diye konuştu.

    “GÖZ VE KULAK ÖNÜNDEKİ DUVARLARI YIKIN”

    “Sırrı hakikate geçmeden hala çoğumuzun ayağı şeriat kapısından çıkmış değil. Daha tarikat kapısına ayak basmış değiliz” diye konuşan Dede Turan, inançtaki gıdayı alabilmek için göz ve kulak önündeki duvarları yıkmaya gerek olduğunu hatırlatarak bununla yüzleşilmesi çağrısında bulundu. Dede Turan şöyle devam etti:

    “Sırrı hakikat hak ile hak olmaktır. Gönülden gönüle yol var fakat o yolu kurabilmek önemli. O yola tarikat kapısından ulaşılıyor. Kötülüklerden arınmak, nefsine sahip olabilmek ve kendisini olgunlaştırabilmeye çalışmak dediğimiz insanı kamil olmanın ilk adımıdır. Hakkı, özü bulmak kolay mı? İnsanın kendinde olanı bulması çok kolay. Ama kendisinde var olanı bilmediği için, hakkı başka yerde aradığı için bulmak zor oluyor. Gıda alabilmek için gözün önündeki perdeyi, kulağın önündeki duvarı yıkmamız lazım. Bu duvar başkalarının bizim inancımızın önüne ördüğü duvardır.  Aleviliği yamalı bohçaya benzetmek Aleviliği küçültür. Alevilik, diğerlerinin güzelliklerine güzellik vermiş olan deryanın adıdır.”

    “ALEVİLERDE SECDE VAR MIDIR?”

    Hak ve hakikate giden yolun kendini eğitmekten, nefsini ve düşünceni eğitmekten geçtiğinin altını çizen Dede Turan, inançtaki manevi hazzı alabilmek için önce maddi alemdeki şeylerden kurtulmanın gerekliliğine dikkat çekti. Cem ibadetlerinde secde etmenin geliştiğini ifade eden Dede Turan, “Pek çok cem ibadetinde secde yapıyoruz. Peki bizde var mı? Bizde niyaz var. İnsanın bağışla demesi için hata yapması gerekir. Peki Alevilikte insanın hata yapma lüksü var mıdır? Eline sahip olacaksın koymadığını almayacaksın. Diline sahip olacaksın kötü söz, yalan söylemeyeceksin.  Beline sahip olacaksın o senin bedenindir. Eşine sahip çıkacaksın o senin yaşam arkadaşındır. İşin ekmek teknendir. Aşına sahip çıkacaksın, har vurup harman savurmayacaksın” dedi.

    “HAKKA YÜRÜME ERKANI CENAZE NAMAZI GİBİ YÜRÜTÜLÜYOR”

    “Aleviler olarak hiçbir zaman cennete gitmek, cehennem azabında yanmamak için ibadet etmiyoruz. Çünkü bizde cennet cehennem yok. Çünkü ölmek yok” diye ifade eden Dede Turan, yapılmaya çalışan hakka yürüme erkanlarına karşı çıkılmaya çalışıldığının altını çizdi. Cemevlerinin Alevilerin toplumsal özüne, yaşam biçimine eğitim vermesi ve hakka yürüme erkanı yürütmesi gerektiğine dikkat çeken Dede Turan şunları vurguladı:

    “Her şey bir vardan var oldu ve olmaya devam edecek. Zaman içinde bulunduğu ortama göre şekil değiştirir. Biz buna kalıp değiştirme diyoruz. Cemlerimizi bağışlama, affettirme ortamlarına dönüştürdüğümüz sürece o cemler gelene hiçbir şey vermez. Orada insanlara bir şeyler aktararak, gönlünü bilgi ile doyurarak, hoş ederek o meydanın muhabbetini yürütmektir. Ölmek yok olmak anlamına gelir. Hiçbir şey durduğu yerde yok olmaz. Biçimler alır ve yoldaki anlamı devre eylemektir. Bu tekrar dönüşümdür. 4 ana unsur vardır; toprak, hava, ateş ve su. Yani bunların don değiştirmiş haliyiz hepimiz. İleride hakka yürüdüğümüzde de o 4 ana unsura dağılacağız. Biz yeni adet getirmiyoruz. Biz de var olanın ortaya çıkmasına delil olmak istiyoruz. Hakka yürüme erkanı hala cenaze namazı olarak yerine getiriliyor. Bu yola uygun erkanımızın ve düsturumuzun olduğunu unutmuşuz. Şimdi ise yapılan hakka yürüme erkanlarına ‘böyle olmaz, cenaze namazı neden kılınmıyor’ diye karşı çıkılıyor. Biz kendimiz olmak zorundayız.”

    “HAKKA YÜRÜME ERKANLARINI YOLA GÖRE UYGULAYALIM”

    “Hakka yürüme erkanları yaparken, baskın inancın etkisi ile kendi inancımızı unuttuk ve çoğu yerde hakka yürüyen canlarımızı başka ibadethanelere götürdük” diyen Dede Turan, bu inancın günümüze gelene kadar zor süreçlerden geçtiğini söyledi. Hakka yürüme erkanlarının Aleviliğin yol ve gereklerini göre yürütülmesi çağrısında bulunan Dede Turan, “‘Cemevleri ibadethanemizdir’ diyoruz. Burada bütün güzellikleri paylaşıyoruz. İbadet yeri olarak kendimizi cemevlerine sıkıştırmayalım. Köylerimizde büyük evlerde, damlarda ışık sızmasın diye camlara minderlerin sıkıştırıldığı, korkulduğu cemlerden bahsediyoruz. Köşe başlarına, yol başlarına damlara  gözcülerin dikildiği, genel asayişin sağlandığı cemlerden bahsediyoruz. Alevice hizmet, muhabbet eyledik. Hakka yürüme erkanları yaparken, baskın inancın etkisi ile kendi inancımızı unuttuk ve çoğu yerde hakka yürüyen canlarımızı başka ibadethanelere götürdük. Bir hareketlenmeden sonra artık canlarımızın hakka yürüme erkanlarını yolun gereğine göre uygulayalım. Arındırmayı zaten ölmeden önce dediğimiz ibadetlerimizde yapıyoruz. Yolumuza sahip çıkma ikrarı veriyorduk. Özümüzü dara çekip görgüden geçiyorduk. Görgüden önce yaptığımız bu hizmete ölmeden evveli ölme derdik” diye konuştu.

    Dede Turan sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Baskın inançların bizim üzerimizdeki hegomanyasını atamadıkça öz olamayacağız. Haktan, hakikatten yana olan Aleviliğin onlar için zarar teşkil ettiğini biliyorlar. Alevilik insandan, emekten, mazlumdan ve halkların kardeşliğinden yana. Bunu görenler Aleviliği kendi içerisinde başka yere götürmeye çalışıyorlar. Ya siz Sünnileştirin, ya da biz Şiileştirelim söylemi var. Bu karşı karşıya kaldığımız büyük bir tehlike. Bunlara karşı ilimden gidilmeyen yolun karanlıktır.”

    Panel sanatçı Gani Pekşen’in hak nefesleri okumasının ardından soru-cevap ile son buldu.

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR