Etiket: mehmet uysal

  • ‘7 Mart’ta mitinge katıl, soykırıma dur de!’ – VİDEO

    ‘7 Mart’ta mitinge katıl, soykırıma dur de!’ – VİDEO

    PİRHA – Samandağ’daki Alevi kurumları, Suriye’de yaşanan katliamlara karşı ses yükseltmek için 7 Mart’ta yapılacak “Suriye’de Soykırıma Dur De” mitingine hazırlanıyor. PSAKD Şube Başkanı Mehmet Uysal ve Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi, Suriye’deki Alevilerin ve diğer tüm “ötekilerin” sistematik bir imha süreciyle karşı karşıya olduğunu belirterek duyarlılık çağrısı yaptı.

    Suriye’de yıllardır süren çatışmalı ortamda azınlık inanç ve kimlik gruplarına yönelik saldırılar artarak devam ediyor. Samandağ’da bulunan inanç kurumları, Suriye Halklarıyla Dayanışma Platformu bünyesinde bir araya gelerek 7 Mart’ta büyük bir miting örgütlüyor.

    PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal ve Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi, bölgedeki katliamların boyutuna ve uluslararası sessizliğe dikkat çekti.

     “COLANİ YÖNETİMİ VE ÇETELERİ SİYONİZME HİZMET ETMEKTEDİR”

    Süreci emperyalist politikalar üzerinden değerlendiren PSAKD Şube Başkanı Mehmet Uysal, Alevilerin savunmasız bırakıldığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

    “Suriye’de Aleviler Esad yönetimi devrildiği süreçten bu yana sistematik olarak katliama maruz bırakılıyor. Tabii sadece Aleviler mi? Hayır. Ermeniler, Şiiler, Kürtler, Dürziler, Süryaniler yani ötekilerin hepsi bir sistematik katliama maruz bırakıldı. Ama arada aslında bazı farklar var. Kürtlerin kendilerini savunabilecekleri bir durum var. Dürzilerin kendilerini savunacakları bir durum var. Ancak dini anlamda sürekli sıkıştırılan, katledilen Alevilerin kendilerini savunacakları herhangi bir durum yoktur; hem burada hem Avrupa’da hem dünya genelinde. Dolayısıyla Suriye coğrafyasında katliamlara sürekli maruz kalan kesim genellikle Aleviler oldu.”

    Uysal, saldırıların arka planındaki güçlere işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bunu da en iyi yapacakları durum Sünni-Alevi çatışması olacaktı. Bu en başından barizdi zaten. Savaş da bu minvalde daha çok ilerledi. Kime yaradı? Tabii ki de hem ABD-AB emperyalizmine ve Ortadoğu’daki başları Siyonist İsrail’e yaradı. Şimdi Kuneytra’da ilerleyen İsrail’e karşı tek bir laf etmezken Suriye’nin kadim halklarına saldırması şunu net olarak ortaya koyuyor: Colani yönetimi ve çeteleri Siyonizme hizmet etmektedir.”

    “BÖYLE BİR ZULÜM VARKEN HİÇBİR DEVLETİN SESİNİ ÇIKARMAMASI ACI”

    Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi ise yaşanan insanlık dramının boyutlarını ve dünya kamuoyunun kayıtsızlığını şu sözlerle dile getirdi:

    “Saldırıya uğrayan bazı köylerde insanların tümünü baştan başa öldürmeye dönük bir katliam süreci, bir soykırım süreci yaşadık ve bugüne kadar çeşitli baskılarla sürüyor. Yani şiddeti azalmış olsa da orada insanlar hala kaçırılıyor. Kadınlar kaçırılıyor, çocuklar kaçırılıyor. Münferit öldürme vakaları hala devam ediyor. Memuriyetten atılmalar, emeklilerin ya da maaş alan insanların maaşlarının kesilmesi ile onların açlığa, baskıya maruz bırakılması bugüne kadar devam etmekte ve işin acı tarafı bu kadar zulüm, bu kadar soykırım, bu kadar katliam varken hiçbir devletin sesini çıkarmaması.”

    Çiftçi, insan hakları örgütlerinin duyarsızlığına tepki göstererek şunları kaydetti:

    “Hiçbir insan hakları örgütünün oraya eğilmemesi, oradaki olayları olayları bu anlamda gündeme taşımaması bizi bu anlamda rahatsız eden bir durum. Demokratım diyen, insanım diyen duyarlı tüm kesimlerle beraber bunu duyurmaya çalışmamıza rağmen bugüne kadar maalesef bu anlamda hiçbir gelişme kaydedilmedi.”

    “ALEVİLER ÖRGÜTLENMELİ”

    7 Mart mitinginin önemine değinen kurum temsilcileri, tüm halkları Samandağ’a davet etti. Mehmet Uysal, bu adımın stratejik bir başlangıç olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “7 Mart’ı elimizden geldiğince özel bir gün ilan edeceğiz. Önemi şurada, elimizden geldiğince bunu dünya kamuoyuna, ezilen diğer bütün halklara, uluslara, inançlara duyurmaya çalışacağız ve dünya kamuoyunda hem ulusal hem uluslararası arenada Alevilerin birlikte hareket edebileceği bir örgütlülüğe ilk adım olarak sağlamaya çalışacağız. 7 Mart bizim için çok önemli. Sadece bizim için değil. Suriye’deki ezilen Aleviler, Kürtler, Dürziler, Şiiler, Ermeniler, Süryaniler ve bütün ötekiler için çok önem arz etmektedir.”

    Zülfikar Çiftçi ise dayanışma vurgusuyla çağrısını tamamladı:

    “Orada bir zulüm süreci hala devam ediyor ve bunun önlenmesi için insanım diyen her kişinin çaba göstermesini bekliyoruz.”

    Cevahir FINDIK/SAMANDAĞ

  • ‘Doğa katliamlarını yalnızca bir çevre kıyımı olarak görmemek gerek’ – VİDEO

    ‘Doğa katliamlarını yalnızca bir çevre kıyımı olarak görmemek gerek’ – VİDEO

    PİRHA – 1 Mayıs Mahallesi Kuruluş Festivali kapsamında Ataşehir Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) “Doğanın ve yaşam alanlarının talan edilmesine karşı gelişen mücadele ve direnişlerde birleşelim” başlıklı panel gerçekleştirildi.

    PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya’nın moderatörlüğünde gerçekleşen panele PSAKD Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal, Polen Ekoloji’den Leyla Can ve Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Özkan Tacar konuşmacı olarak katıldı.

    “YASAK OLMAYAN TEK ŞEY YASAKLAMAK”

    Gülsev Kaya, panelde yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi:

    “Tıpkı 1977’de bu mahallenin devrimcilerinin halkın içerisindeki mücadelesine olan ihtiyaç onların halk kitleleriyle kurduğu bağı yeniden hatırlamaya hatırlatmaya, taleplerimizi toplumun talepleriyle buluşturmak, ihtiyaçlarını toplumsallaştırmak ve örgütlemeye çok ihtiyaç olan bir süreçte bu festival önemli. Devletin artık kendi küçük burjuva panellerinin ve festivallerinin bile yasak olduğu bir süreci yaşıyoruz. Yasak olmayan tek şey yasaklamak diye formülüze ettiğimiz bir durum var. Bugün artık eskiden belirli kesimleri sarıp sarmalayan yoksulluk, bugün artık toplumun tamamını sarıp sarmalamış durumda. O yüzden bizlere etrafımızı sarmalayan bu durumla ilgili örgütlenme mücadelesinde çok görev düşüyor.”

    “ZÜLFİKAR YA BİZİ KESECEK YA DA ONLARI”

    PSAKD Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal ise deprem öncesi ve sonrası Samandağ’da yaşam, acil kamulaştırma, rant-talan politikaları ve mücadele konusunu ele aldı. Uysal, konuşmasında 6 Şubat’ın çoğu insan için sadece bir tarih olduğunu belirtirken, bölge halkı için ise “ölümün, sefaletin, travmaların, çaresizliğin ve terk edilmişliğin adı” olduğunu ifade etti. Uysal, “Kan gölüne dönmüş sokaklara aldırmadan, enkaz altında kurtarılmayı bekleyenlerin feryadına aldırmadan daha 3 gün geçmeden ihalelere açılan bir yaşam savaşıdır 6 Şubat. Onca dert ve belanın içinde sorulan soruları hatırlıyorum: Devlet Nerede? Yoktu sevgili dostlar. Hiçbir yetkili yoktu” diye konuştu.

    Uysal, Samandağ’ın demografik yapısını uzun süredir bozmak isteyen egemenlerin depremi tam bir fırsata çevirdiğini, Samandağ’ı rant kapısı olarak gördüklerini de belirtti. Uysal, iktidarın, Alevi yerleşkelerini dağıtmak için fırsat kolladığını ifade ederek şunları söyledi:

    “Zaten Antakya’da istimlak haberlerinin çoğunluğu Arap Alevi halkımızın yaşadığı yerlerden geliyordu. Buna karşı yapılan her eyleme jandarma acımasızca müdahale ediyor biber gazı ve gözaltılarla halk sindirilmeye çalışılıyordu. Maalesef bunların yanında yayılan korku imparatorluğuyla öğrenilmiş çaresizlikle ve umutsuzlukla da savaşmak zorundayız. Bunları dayanışmayla ve yarınlara bizi taşıyacak umudumuzla aşabiliriz. Mücadelemizi Aleviler başta olmak üzere ezilen diğer bütün kesimlerle birlikte örmek için bütün gayretimizi ortaya koyacak Hızır paşalara boyun eğmeyeceğiz. Önceden de belirttiğimiz gibi bu yolda Zülfikar ya bizi kesecek ya da onları. Hızır paşaların karşısına Hüseyinleşip çıkacağız.”

    “DEVLETİN ASİMİLASYON POLİTİKASI”

    Polen Ekoloji’den Leyla Can ise “çevre mücadelesi ve Akbelen’de direnişin simgesi kadınlar” konusunu ele aldı. Ülkenin yüzde 60’ının yok edilmiş durumda olduğunu söyleyen Can, halkın doğasıyla beraber kültürünün de yok edilmeye çalışıldığını söyledi. Can, doğa katliamlarını yalnızca bir çevre, ekoloji mücadelesi, bir orman kıyımı olarak görmemek gerektiğinin de altını çizerek “Bu aynı zamanda devletin bir asimilasyon politikası” dedi. Can, şöyle devam etti:

    “Bugün Hatay’da, Samandağ’da, Akbelen’de, Hakkari’de, Cudi’de gördüğümüz de budur. Esasında bizim için önemli olan ve ekoloji mücadelesini de geliştirecek olan şey ekoloji mücadelesinin ne Kürt ulusal özgürlük mücadelesinden ne kadın özgürlük mücadelesinden, ne LGBTİ+ mücadelesinden ne emek hareketinden bağımsız olmadığını, bu özgürlük mücadelelerini fiili meşru mücadele hattında aynı çerçevede savunulması gerektiği ve bu topyekün direnişlerinin birleştirilerek bir iktidar hedeflediği söylenebilir.”

    “HUKUKÇULAR ERKEN SEVİNÇ YAŞAMAMAK ADINA BUNU ARAŞTIRIYOR”

    DEDEF Genel Başkanı Özkan Tacar ise Dersim ve maden projeleri üzerine şunları söyledi:

    “Birkaç gün önce Cumhurbaşkanlığının Munzur’a ilişkin bir kararı yayınlandı. İlk etapta bu karar çevreciler açısından olumlu görünse de esasında vadiler ve barajlar bölgesine arka bölgelerde kırsal ve dağlık alanlardaki madenciliklere ulaşabilecekleri bir yöntem olarak görüyoruz. Hukukçular bunun sevincini çok erken yaşamamak adına bunu araştırıyor, değerlendiriyor. Çünkü dağlık alanlarda da maden firmaları şuan da Dersim’in birçok bölgesinde faaliyet yürütüyor ve maden arama çalışmaları yürütüyorlar.”

    Panel, konuşmacıların ardından katılımcıların sorularının cevaplanmasıyla son buldu.

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Mehmet Uysal: Samandağ’da molozlar boş alan yerine yaşam alanlarına dökülüyor-VİDEO

    Mehmet Uysal: Samandağ’da molozlar boş alan yerine yaşam alanlarına dökülüyor-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Samandağ Şubesi deprem sürecinde açılarak insanlara yardımları ulaştırmak için çalışmalar yürüttü. Bölgenin demografik yapısını değiştirmek için göç ettirme politikasının uygulandığını belirten PSAKD Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal, “Samandağ’ın birçok boş alanı olmasına rağmen molozlar ısrarla yaşam alanlarına dökülüyor. Bazı bölgeler dere yatağında veya fay hattı üzerinden geçiyor, denilerek boşaltılmak isteniyor” dedi.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    AKP-MHP iktidarı, depremden sonra Kürt-Alevi ve Arap Alevilerin yaşadığı bölgenin demografik yapısını değiştirmek ve bölgeyi insansızlaştırmak için tüm hızıyla çalışmalarını sürdürüyor.

    Deprem öncesinde Samandağ’da bulunan Aleviler, PSAKD Genel Merkezi ile şube açılmasıyla ilgili görüşmeler yaparken deprem nedeniyle Samandağ’da şubeleşme gerçekleştirilmeden PSAKD adına çalışmalar yürütüldü ve daha sonrasında resmi olarak PSAKD Samandağ Şubesi açıldı.

    PSAKD Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal, depremden sonra yaptıkları çalışmalara ve bölgede uygulanan göç ettirme politikasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “İNSANLARIN İHTİYAÇLARINA GÖRE YARDIM ULAŞTIRMAYA ÇALIŞTIK”

    Deprem sürecinin bir kaos ortamı olduğunu söyleyen PSAKD Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal, “İnsanlar ne yapacağını bilmiyorlardı. İnsanlar ilk başta sığınacak bir yer aradı, o yüzden çadır ihtiyacımız vardı. Ancak bırakın çadır ihtiyacının karşılanmasını hayatını kaybeden insanlara bile ulaşılamadı. Bölgeye AFAD gelmediği için öncelikle enkaz alanlarına gittik ve elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık. Birkaç gün sonra insanların neye ihtiyaçları var, diye araştırma yaptık ve insanların o dönemde en çok barınma, gıda ve suya ihtiyacı vardı. Bölgeye yardımlar geliyordu ancak insanlık onuruna yakışmayacak bir şekilde dağıtım yapılıyordu, biz de insanların ihtiyaçlarını belirleyerek yardımları ulaştırmaya çalıştık. Deprem olmadan önceki süreçte PSAKD Genel Merkezi ile şubeleşmeyle ilgili görüşmeler yaptık ama o süreçte deprem meydana geldiği için biz PSAKD Genel Merkezi’nden izin almadan Samandağ’da PSAKD adına çalışmalar yürüttük telefonlar çekmediği için depremin ikinci günü bize ulaştılar durumu onlara bildirdik şubeleşme gerçekleşti ve bize ihtiyaçlarının ne olduğunu sordular” dedi.

    “MOLOZLAR ISRARLA YAŞAM ALANLARINA DÖKÜLÜYOR”

    Bölgenin demografik yapısını değiştirmek için göç ettirme politikasının uygulandığını belirten Uysal, şunları kaydetti:

    “Bölgede muhalif ve istenilenlere boyun eğmeyen 130 bin kişilik Alevi nüfusunun bir arada yaşaması egemenleri rahatsız ediyordu. O yüzden bu nüfusu dağıtmak istiyorlardı. Bu nedenle enkazlar kaldırılmıyordu, enkazlar kaldırılsa bile ihaleyi alan şirketlerin kârını düşürmeden yapılmak isteniyor. Samandağ’ın birçok boş alanı olmasına rağmen molozları ısrarla yaşam alanlarına döküyorlar. Bundan sonraki süreç için yetkililer tarafından halka bilgi verilmiyor. Bazı bölgeler dere yatağında veya fay hattı üzerinden geçiyor denilerek boşaltılmak isteniyor. Elimizden geldiğince halkımızla birlikte örgütlü bir şekilde hareket etmeye çalışıyoruz” diye  konuştu.

    Cihan BERK/PİRHA