Etiket: mehtap sakinci

  • ‘Bu ülkeye adalet ve barış gelene kadar mücadelemiz sürecek’-VİDEO

    ‘Bu ülkeye adalet ve barış gelene kadar mücadelemiz sürecek’-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Gar katliamında ağır yaralı olarak kurtulan Can Ateş ve katliamda yaşamını yitiren Avukat Uygar Coşkun’un eşi Mehtap Sakinci adalet mücadelesini sürdürmede kararlı olduklarını belirterek, “Onlara sözümüz var unutmadık unutturmayacağız. Bu ülkeye adaleti ve barışı getirene kadar mücadelemiz sürecek” dedi.

    10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda barış mitingi sırasında IŞİD tarafından düzenlenen bombalı saldırının üzerinden tam 10 yıl geçti. KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin 10 Ekim 2015’te, Ankara Tren Garı’nda düzenlediği Barış Mitingi’ne IŞİD tarafından bombalı saldırı düzenlendi. 104 kişinin hayatını kaybettiği saldırı, Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamlarından biri olarak tarihe geçti.

    Yüzlerce yurttaşın da ağır yara aldığı saldırının ardından görülen yargılama süreçlerinde yaşanan usulsüzlüklerin yanı sıra, sanıkların “insanlığa karşı suç” kapsamında yargılanmamaları, toplumun tepkisine neden oldu. Özellikle kamu görevlilerinin sorumluluğunun ortaya çıkarılması talebinin de karşılık bulmamasıyla birlikte bir katliam dosyasının daha üstü örtülmüş oldu.

    10 Ekim 2015’te başkente girişlerdeki arama noktalarının kaldırıldığına vurgu yapan avukatlar, katliamı yapan IŞİD militanlarının yolda hiçbir aramaya takılmamasını da şüpheli bulmuşlardı. Mitingin yapılacağı alan olan Sıhhiye Meydanı için 2 bin 44 polis görevlendirilirken, toplanma alanı olan Ankara Gar çevresinde ise yalnızca 129 polisin olması soru işaretlerini arttırmıştı.

    10 Ekim Derneği Başkanı Av. Mehtap Sakinci ve katliamda yaralanan Can Ateş, PİRHA‘ya konuştu.

    “KATLİAMIN ÜZERİNDEN 10YIL GEÇMESİNE RAĞMEN TRAVMALAR DEVAM EDİYOR”

    Katliamın üzerinden on yıl geçmesine rağmen travmaların hala devam ettiğini belirten Can Ateş, “Tabii ilk zamanlardaki gibi değil ama  yaralarımız iz kaldı. Yani %64 engelli kaldım. Onun ayrı bir şeyi var. Zaman zaman yürümekte zorlandığım oluyor. Odur budur baston kullanıyorum” diye belirtti.

    Uzun bir tedavi süreci yaşadığını belirten Ateş, “Yaklaşık 3 yıl tedavi süreci oldu. O süreçte de bayağı bir zorlanmıştım. Daha sonraki süreçte katliamın 6. ayından itibaren burada bulunan ailelerle, annelerle, babalarla ‘10 Ekim Barış Derneği’ni kurduk” dedi.

    Yaşanan katliamda 14 tane yoldaşını arkadaşını kaybettiğini belirten Ateş,” Onların tabii acıları yüreklerimizde ve hiç bir şey yapamıyoruz. Yaşamını yitirenlerin aileleriyle yaralılar olarak birbirimize tutunarak hem mahkeme sürecinde hem de bu anma etkinliklerini bir yıl boyunca sürdürüyoruz. Yani bir sözümüz var. Unutmayacağız, unutturmayacağız diye. Adalet mücadelesini devam ettiriyoruz” diye belirtti.

    “BARIŞ VE ADALET SAĞLANANA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Ailelerin her mahkemeye ve anmalara farklı illerden geldiklerini belirten Ateş,” Her ayın 10’unda gar önünde anmayı gerçekleştiriyoruz. Anmayı 119 ay yaptık. 120’yi yapacağız. Her ayın 10’unda saat 10.04 geçe biz o meydanda, o alanda anma yapıyoruz. İnatla yapacağız” Adalet gelinceye kadar barış gelinceye kadar yapacağız” dedi.

    Firari sanıkların üzerinden mahkeme devam ediyor. Davayı zaman aşımı dışında bırakmayacağız.

    “KAMUOYUNDAN MAHKEMELERİMİZE KATILMALARINI DESTEK VERMELERİNİ BEKLİYORUZ”

    Kamuoyundan 10 Ekim davasına katılım için destek beklediklerini belirten Can Ateş konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Buradan doğru bu mahkemelerde bize destek versinler. Aileler, kitle ne kadar kalabalık olursa mahkemenin tavrı değişiyor. Yani şimdiye kadar çoktan bu mahkemeyi bitirirlerdi. Özellikle kurumlardan, partilerden bu konuda destek istiyoruz. Gerçekten ne kadar kalabalık olursa o kadar çok etkili oluyor.  Covid zamanında mesela az oluyorduk. O zaman tavırları çok değişik oluyordu. Ama biz kalabalık olduğumuz zaman duruşma salonunda mahkemenin savcının da hakimlerin de tavrı gerçekten değişiyor. Yani bu konuda gerçekten çok desteğe ihtiyacımız var”

    “ÇOK ZORLU BİR 10 YILI GERİDE BIRAKTIK”

    Aileler için çok zorlu bir 10 yılı geride bıraktıklarını belirten 10 Ekim Derneği Başkanı Av. Mehtap Sakinci, “10 yıldır bir mücadele veriyoruz. Ve bu 10 yıllık mücadelenin sonunda adalet namına hiçbir şey alamadığımızı görmenin öfkesi, diğer taraftan da hiç o yas sürecini başlatamamış olmak. Adalet peşinde koşarken aslında gerçek acımıza odaklanamadığımızın daha kötü hissiyle karşı karşıya kaldık” dedi.

    Av.Mehtap Sakinci, herkes için zor geçen bir 10 yıl olduğunu dile getirerek şu ifadeleri kullandı:

    “Gönül isterdi ki 10. yılına geldiğimiz şu günlerde gerçek adaletle ilgili taleplerimizin en azından bir kısmı karşılansın ve biz de ilk günkü öfkemizden biraz daha iyi hissedelim. Ama mümkün değil. Yani bu ülkede insanların acılarını yaşamalarına asla imkân verilmiyor, acılarına saygı duyulmuyor”

    “10 EKİM TÜRKİYE TARİHİNİN EN KANLI SİVİL KATLİAMI”

    10 Ekim katliamının Türkiye için bir mihenk taşı olduğunu belirten Sakinci,” Çünkü Türkiye Cumhuriyet tarihinde en büyük sivil katliamı ama iyileşme kapsamında yargılamaya bir bakıyorsunuz elinizde hiçbir şey olmadığını görüyorsunuz” dedi.

    Ağırlaştırılmış müebbet cezası verilen 9 kişi olduğunu belirten Sakinci,” Çeşitli cezalar alan 10 kişi var. Ama bunlarla ilgili yargılama zaten ilk 3 yılda yani 2018 yılının Ağustos’una kadar tamamlandı. Asıl dert Eylül 2018’den bu tarafa firari sanık yargılamaları kapsamında devam etti” şeklinden ifade etti.

    10 Ekim katliamından sonra insanların mağduriyetlerinin hiç bitmediğini belirten Sakinci, “10 Ekim yaşandı ve bitti diyemiyoruz. Biz 10 Ekim’in 10. yılında da hala ilk yıl neysek, psikolojik olarak hangi noktadaysak, talepler anlamında da aynı noktadayız. 10 yıllık süreçte çok şey yaşadık ama öfkemiz devam ediyor, mücadelemiz devam ediyor” diye belirtti.

    “BİZ BİTTİ DEMEDEN BU DAVA BU MÜCADELE BİTMECEK”

    10 Ekim aileleri olarak dayanışmanın gücünü yeniden hissetmek istediklerinin altını çizen  Mehtap Sakinci, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Biz bitti demeden bu mücadele bu süreç asla bitmeyecek ve 10 yıl değil 100 yıl bile olsa Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bu kara lekesi 10 Ekim katliamı aydınlatılmadan gerçek adaletten hiçbir zaman bahsedemeyeceğiz.

    Katliamın üzerinden 10 yıl geçti ama bu 10 yıllık süreçte mücadele devam ediyor. O gün orada olanlara da bir çağrıda bulunmak istiyorum. 10 yıl önce bir cehennemden kaçan, bir katliamdan sağ kurtulmayı başaranlar bu sürecin bir parçası olmaya gelin.

    Çünkü siz dışında kaldığınız sürece biz daha çok zarar görmeye, bu mücadele daha da az güçle ilerlemeye çalışacak. Aileler emek, barış, demokrasi bileşenlerinin o ilk süreçlerdeki gücü, o hissi, o dayanışma duygusunu yeniden hissetmek istiyor”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılı anma programı açıklandı- VİDEO

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılı anma programı açıklandı- VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Barış Derneği, Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılı kapsamında emek ve demokrasi güçleri ile birlikte hazırlanan anma programını açıkladı. Açıklamada, “Bu yıl yapacağımız anmalar anıt mücadelemizin, adalet mücadelemizin, barış mücadelemizin ne kadar sahici ve güçlü olduğunun da göstergesi olacak. Mücadelemiz büyüyerek, çoğalarak sürecek” denildi.

    10 Ekim Barış Derneği’nin Ankara Gar Katliamı’nın 9. yılı kapsamında emek ve demokrasi güçleri ile birlikte hazırlanan anma programı açıklandı. Açıklamanın ardından, Şair- Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Özer tarafından hazırlanan, “Hatırladığın Kadar Güçlü, Unuttuğun Kadar Suçlusun. Unutma!” isimli serginin açılışı yapıldı. Etkinlikler, 1 Ekim’de başlayarak 20 Ekim tarihine kadar devam edecek.

    “DAVA, SİVAS KATLİAMI’NIN AKİBETİNE UĞRATILMAMASI İÇİN MÜCADELE VERDİK”

    Açılış konuşmasını, katliamda eşi Avukat Uygar Coşgun’u yitiren 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü Avukat Mehtap Sakinci, mücadeleden vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

    Sakinci, “10 Ekim Katliamı’nın üzerinden 108 ay geçti. Anma programımızı sizlerle paylaşacağız. Hiç şüphesiz 10. yıl 9. yıldan daha önemli olmayacak. Aslında bu sene bir sürü badireler atlatarak 108. aya geldik. Adalet mücadelemizle ilgili, 9 yıldır talep ede ede geldiğimiz 9. yılda Temmuz 2024’de verilen kararla birlikte 10 Ekim mücadelesi başka bir aşamaya evrilmiş durumdadır. Neye evrildiği ile ilgili geçmişten beri gelen birçok hafızamız var. 10 Ekim Katliamı’nı insanlığa karşı suç kabul etmediğiniz sürece adaletten bahsedilemeyeceğine dair defalarca söylemişizdir. Geldiğimiz noktada insanlığa karşı suç olarak başlatılan iddianame mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi. Biz Sivas Katliamı’nın akıbetine uğratılmaması için verdiğimiz 9 yıllık mücadeleyi birkaç ay önce kaybetmiş bulunmaktayız. Bu bizi daha fazla öfkeli yaptığı kadar daha fazla bir arada kalmayı, sesimizi daha çok duyurmaya ihtiyaç duyduğumuzu da gösterir.”

    Mülkiyeliler Birliği’nde yapılan toplantıda 10 Ekim Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, basın açıklamasını okudu.

    “KATLİAMI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇ SAYMADILAR”

    10 Ekim Ankara Garı Katliamı’nın üstünden 9 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Adaletsiz, barışsız, eşitsiz, haksızlıklarla dolu 9 yıl… Acımızın, yasımızın, öfkemizin azalmadığı 9 yıl…
    Bu 9 yılda bütün çabamıza, mücadelemize, inadımıza rağmen siyasi iktidar, yargı bizim taleplerimize, bizim istemlerimize kulak tıkadı, görmezden, duymazdan geldi. 9 yılın sonunda Cumhuriyet tarihinin en büyük sivil katliamlarından birinin yargılamasını sıradan bir yargılamaya dönüştürmek için ellerinden geleni yaptılar.
    2 IŞİD’li katil, canlı bombanın devlet güçleri tarafından kollanarak, gözetlenerek 104 kişiyi katletmesini, 500’den fazla insanın yaralamasını ‘insanlığa karşı işlenmiş suç’ saymadılar. Hukuksuzluğa adaletsizliğe IŞİD seviciliğine devam ettiler” dedi.

    “ANIT TALEBİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    10 Ekim Katliamı anıtının yapı konusunda zorluk çıkarıldığını belirten Kocabıyık şunları kaydetti:

    “Aylarca yıllarca katliamın yapıldığı meydana bir anıt yapılmasını talep ettik. Merkezi Yönetim bu taleplerimizi yok saydı. Bu yöndeki girişimlerimizi engelledi.
    Yerel yönetim ise (Ankara Büyükşehir Belediyesi) mevzuat açısından imkan olmasına rağmen 8 yıl hiç adım atmadı. Yaklaşık bir sene önce bu yönde başlayan adımlar ise bürokrasinin çarkları arasında merkezi idarenin zorluklarıyla boğuşuyor. Bizi adaletsizlikle, haksızlıkla, zulümle, eziyetle terbiye etmek isteyenler şimdi de anıtsızlıkla, hafızasızlıkla terbiye etmek istiyorlar. Bu konuda asla geri adım atmayacağız. Anıt talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Bunun bilinmesini istiyoruz. Yani sözümüz daha bitmedi. Mücadelemiz sürüyor. 9. yıl programımız işte bu sözümüzün bitmediğini, mücadelemizin sürdüğünü ispat etsin istedik.”

    “MÜCADELEMİZ BÜYÜYEREK ÇOĞALARAK SÜRECEK”

    İshak Kocabıyık, emek ve demokrasi güçleri ile hazırladıkları programın, 1 Ekim 2024 itibariyle başlayacak olan programın 20 Ekim 2024 tarihine kadar süreceğini altını çizdi.

    Kocabıyık, “Burada yer almamış olsa bile ülkenin her yanında anmalarımız olacak. Bu yıl yapacağımız anmalar anıt mücadelemizin, adalet mücadelemizin, barış mücadelemizin ne kadar sahici ve güçlü olduğunun da göstergesi olacak. Mücadelemiz büyüyerek çoğalarak sürecek. Gerçek adalet sağlanıncaya, barış gelinceye, demokratik kardeşçe bir yaşam kuruluncaya kadar devam edecek” diye ekledi.

    “YOLDAŞLARIMIZIN ADLARINI, DÜŞLERİNİ VE YÜZLERİNİ UNUTMUYORUZ”

    Basın açıklamasının ardından serginin açılısında konuşan Şair-Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Özer de “Bizler yoldaşlarımızın adlarını, düşlerini ve yüzlerini unutmuyoruz. Unutmaya karşı açılan bir sergidir bu. Biz, kanatan bir sergidir bu ve yeniden acıyı çağırarak sınıf öfkemizi, sınıf düşmanlarımıza bileyeceğimiz bir sergidir. Onlar için yaşamaya söz veriyoruz” dedi.
    Sergi, 1 Ekim ile 10 Ekim tarihleri arasında Mülkiyeliler Birliği’nde yer alacak.

    10 EKİM KATLİAMI ANMA PROGRAMI

    10 Ekim Programı boyunca farklı tarihlerde ve şehirlerde mezar ziyaretlerinin yanında yapılacak etkinlikler şöyle:

    “*2 Ekim, Çarşamba söyleşisi, “Adaletsizlikle dolu 9 yılda nelere tutunduk”, Mülkiyeliler Birliği, 19.00
    *3 Ekim, “İsmail Kızılçay şahsında 10 Ekim ölümsüzleşenleri”, Adakale Sokak, 18.30
    *4 Ekim, “Bu toprakların sesi sözü” dinletisi, Mülkiyeliler Birliği, 18.00-19.00
    *5 Ekim, “Adalet Kürsüsü, Adalet İsteyenler Konuşuyor”, Mülkiye Kültür Merkezi Oral Sander Salonu, 13.30-17.30
    *6 Ekim, Mezar ziyareti ve “Adalet mücadelesi ile geçen 9 yıl”, Maski Toplantı Salonu, Manisa, 14.00-17.00
    *7 Ekim, “Adalet, Katliamlar ve Mültecilik” söyleşisi, Halkevleri Genel Merkezi, 19.00-21.00
    *8 Ekim, Belgesel Gösterimi ve Söyleşi, Yılmaz Güney Sahnesi, 18.30-21.00
    *9 Ekim, 10 Ekim Katliam Anıtı açılışı, Ankara Garı Önü, 12.30 – “İnsanlığa Karşı İşlenen Suç” paneli, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi, 14.30-17.30
    *10 Ekim, 9’uncu yıl anması, 09.00, Ankara, İzmir, Malatya, İstanbul
    *20 Ekim, 2’inci Likya 104 Korkmaz İnsan Barış Yürüyüşü, Adrasan/Antalya, 09.30”

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ekim Barış Derneği Başkanı Sakinci: Bu yüzyılın mağduru ve katledileni olmayacağız-VİDEO

    10 Ekim Barış Derneği Başkanı Sakinci: Bu yüzyılın mağduru ve katledileni olmayacağız-VİDEO

    PİRHA – IŞİD tarafından gerçekleştirilen 10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davası’nın 17. celsesi 6 Ekim saat 10.00’da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Avukat Mehtap Sakinci, katliamın 7. yılına dair değerlendirmesinde “Geldiğimiz noktada hala 7 adım atamamış noktadayız. Ama bu yüzyılın mağduru, katledileni, maktulü olmayacağız. Adalet talebimizi daha yüksek sesle dile getirmeliyiz” dedi.

    10 Ekim 2015’te Ankara Katliamı’nda 104 insan hayatını kaybetti, 500’den fazla insan yaralandı ve bir çok insan ruhen zarar gördü.

    DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısı ile düzenlenecek mitinge birçok demokratik kitle örgütü ve sivil toplum kuruluşlarının çağrısı ile 60’a yakın şehirden katılım olmuştu. Barış ve demokrasi talebiyle düzenlenen mitingin kana bulanmasının ardından 7 yıl geçti.

    IŞİD tarafından gerçekleştirilen 10 Ekim Ankara Gar Katliamı Davası’nın 17. celsesi 6 Ekim saat 10.00’da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Davada IŞİD’in Türkiye vilayeti sorumlusu olduğu belirtilen “Ebu Usame el Türki” kod adlı Kasım Güler‘in dinlenmesi bekleniyor.

    7 YILDA NE OLDU?

    10 Ekim Barış Derneği Başkanı Avukat Mehtap Sakinci, katliamın 7. yılında gelinen hukuk sürecini anlattı. “Oturup hesap yaptığımızda hiçbir şeyin kazanılmadığı, çok fazla yüreğin tüketildiği ve çok da bedel ödediğimiz bir süreç oldu” diyen Sakinci, faillerin korunduğuna vurgu yaptı.

    Mehtap Sakinci, 2018 yılında görülen IŞİD dosyasında “Sınırda askerler, bize baklava veriyorlardı” şeklinde ifade veren sanık Ahmet Sami Karabilgin‘i işaret ederek şu konuşmayı yaptı:

    “IŞİD terör örgütü maalesef bu ülkede diğer sözüm ona terör örgütleri gibi görülmeyen, yeterince soruşturmanın, kovuşturmanın yapılması bir yana dursun çok samimi beyanlarda bulunan kişilerin bile sadece ifade verip gözaltına bile alınmadan salıverildikleri bir noktaya geldiğini 7. yılın sonunda daha iyi görüyoruz.
    Devlet erkinin, anmalarımızda bile daha fazlasını gördüğümüz müdahalelerin sınırlardaki hareketlilikte baklava ikram edilerek karşılandığı noktasına geldiğinde açıkçası biz bu ülkenin vatandaşları olarak 2. sınıf evlatlarmışız gibi hissetmeye devam ediyoruz. Türkiye’de muhalif olmanın bedelini 10 Ekim’de canı ile ödeyecek haddeye geldiği bir süreçten geçtik. Artık 7 yılın sonunda şunu çok iyi biliyoruz; bu katliama yol verildi.”

    “HALA ADIM ATAMAMIŞ NOKTADAYIZ”

    Av. Mehtap Sakinci, katliamın ardından hiçbir hukuki adımın atılmadığının altını çizdi. Mahkemenin, yargı sürecini zamana yaydığını ifade eden Sakinci, şu sözlerle devam etti:

    “Adalet mücadelesindeki çabalarla dava bir noktaya getirildi ama geldiğimiz noktada hala 7 adım atamamış noktadayız. Çünkü her yıl bir adım ilerleyebilseydik şimdi 10 Ekim Katliamı ile ilgili 7 adımda çok bambaşka bir yere gelmiş olacaktık.
    ‘İnsanlığa karşı suç’tan ötürü hakkında iddianame düzenlenmiş bir sanığın da içinde olduğu yargılama bu. Onun dosyası firari sanık yargılamalarına dahil edildi. Çünkü insanlığa dair suç tartışması yürütülecekti bu dosyada. Yani bir iki duruşmada onu fiziken mahkeme getirdi ama sonrasında ondan da vazgeçti. Artık SEGBİS ile bağlanan bir ekran, köşesinde bir sanık, bol miktarda boş sandalye ve öfkeli, sabrı tükenmekte olan ailelerle dolu bir salonda yargılama sürdürülmeye çalışılıyor. Yani aslında devlet, iki ayda bir mahkeme salonlarında bu işi gündeme getirerek zamana yaymış oluyor. Bu zamanda şöyle tüketiliyor; öğleden sonra duruşmayı bitirmeye çalışan bir mahkeme heyeti %99.9 bütün taleplerin reddedildiği, katılan avukatların ve katılanların hiçbir şekilde taleplerinin dinlenilmediği dosyaya, yıllarca uğraşın sonucunda getirtilen bir kısım tanıkların da daha ‘a’ demeden ‘Konuşmak zorunda değilsin. Bildiklerini ifade etmek zorunda değilsin’ deniliyor. Eğer hakkında konuşacağı kişi, aileden biri ise ‘yakınlık’ hatırlatması yapıp ‘Yakının hakkında aleyhine konuşmak zorunda değilsin’ denilip neredeyse bütün mahkeme boyunca sarf edilmeyen çabanın sanık sırf konuşmasın diye mahkeme başkanında görüyoruz.”

    “BİR TİYATRO OYUNUNUN TAM OLARAK İÇİNDEYİZ”

    “10 Ekim Katliamı eğer Cumhuriyet tarihinin en büyük sivil katliamı olarak değerlendiriliyor ise katliam yargılamasında adaletle ilgili beklentinin, kamuoyunun artık yıllardır çabaladığı bu davanın kesinlikle bu şekilde devam ettirilmemesi gerekiyor.
    7 yıldır hiçbir şekilde milim ilerlemeyen bir tiyatro oyununun tam olarak içindeyiz. Aileler bu işin öznesi olmayıp peşinden gitmeseydi ve 7 yıl öncesinden aileler, bir adaletin tesisi noktasında bu duruma düşeceğimiz öngörüsüyle hareket etmeseydi belki bu noktada bile değildik. Bu davanın herkes takipçisi olmalı. Geride kalan herkesin, bu davayı takip etmekle ilgili boynunun borcu olduğunu hep söylüyoruz. Çünkü o gün orada 104 insanın canına kastedecek bir saldırı, 500’ün üzerinde yaralısının savaş zayiatı gibi bir sonuçla yaralanacak kadar büyük bir katliamın aslında hedefinde hepimizin olduğunu, hepimizin yaşam hakkına doğrudan doğruya müdahale olduğunu da unutmamak gerekiyor. IŞİD hala bir örgüt olarak olduğu yerde duruyor.”

    “BELKİ BİR ŞEYLERİ DEĞİŞTİREBİLECEĞİMİZ BİR YOL BULMUŞTUK”

    10 Ekim Barış Derneği Başkanı Mehtap Sakinci, firari sanıklar üzerinden devam eden Sivas Katliamı davasının zamanaşımı ihtimaline işaret ederek “Madımak Katliamı’ndaki gibi faillerinin bakan olacağı bir günü görmemek için acımızı bir kenara bırakarak suçluların peşine düştük” dedi.

    Sakinci sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizim açımızdan 10 Ekim, Temmuzun sıcağında katledilenlerin acısını da yıllardır içimizden atamayan insanların bir tür yeni bir katliamla karşılaşması gibi olmuştu. O yüzden sadece eli toprağa değenlerin değil bu süreçte önceki katliamlardan da hesap soramamanın öfkesini taşıyanların da sahip çıkması gerektiği bir katliam bu. Çünkü 10 Ekim Katliamı eğer olmasaydı 7 yıl öncesinde bu ülkede belki bir şeyleri değiştirebileceğimiz bir yol bulmuştuk. Sokağa çıkarken korkmayan ya da gerçekten barış talebini sonuna kadar dile getirmek noktasında ısrarla mücadele eden insanların yok edildiği bir katliamla karşı karşıya bırakıldık.”

    “SİVAS KATLİAMI’NDAN SONRA İKİNCİ BİR BIÇAK DARBESİ OLDU”

    “Katliamda eşini kaybeden bir insan olarak ben her zaman şunu söyledim; Sivas Katliamı’nın akıbetini asla bu katliam yönünden de uygulatmamaya kendi adıma bir avukat olarak söz vermiştim. Çünkü uzak tarihe bir şey diyemiyorsun ama yakın tarihimizden ders çıkartmamız gerekiyor. Bizim gerçekten iyi duygularımız da yakıldı, yıkıldı. İnsanlığın da aslında bittiği bir katliamdı Sivas. Zaten bu katliam sonrasında bu ülkeye dair güzel hayallerimiz, planlarımız ve halen umudumuz varken, 10 Ekim Katliamı’nı yaşadıktan sonra ikinci bir bıçak darbesi gibi oldu. Belki biraz özeleştiri vermek gerekirse bizden önceki kuşaklar, Sivas Katliamı’na gelmeyen adaletin 10 Ekim Katliamı’na da gelmediğini gördüğümüzde adalet için daha çok çaba sarf etmeliydi. ‘Onlar yeterince mücadele etmedi mi ki biz bunları yaşıyoruz’ duygusuna kapılmıyor da değilim. O yüzden var gücümle bunun için uğraşıyoruz. 2 yaşında babasını kaybeden çocuğumun da yetişkinlik yaşlarında başka bir katliamla yüzleşmesi veya başka bir katliam gerçeğinin onun da hayatının tam ortasına düşmesini asla istemiyorum. Bu yüzden bu yüzyılda yaşayan herkesin daha fazla sahip çıkıp daha fazla korkusuz olması gerekiyor belki de.”

    “BU YÜZYILIN KATLEDİLENİ, MAKTULÜ OLMAYACAĞIZ”

    Katliamlar bizi daha da korkan, sosyal medyada bir paylaşımı bile beğenirken bizi ürkek hale getiren sonuca ulaştırdı. Belki de en çok bu yandan zarar gördük. Yani korkuyor, sindiriliyor olmak, sesimizi çıkartamayacak kadar acıyla, yasla boğuşuyor olmak gerçekten kimsenin kaderi olmamalı. Biz aileler olarak yası bir kenara bırakıp korkmamayı ve kaybettiğimiz canların aslında mücadelesini yürütürken de korkunun ecele faydası olmadığını anladık. O yüzden sistem neyi getirirse getirsin bir şeyi değiştirmek zorundayız artık. Bu yüzyılın mağduru, katledileni, maktulü olmayacağız. Belki bedenen öldürülüyoruz ama ruhen maktul haline getiriliyor olmamız aslında bizim için çok daha büyük ve daha kötü bir yerde duruyor. En büyük bedel de belki de bu. Kendimizi makbul psikolojisinden çıkartıp artık gerçekten savunduğumuz değerler için yaşamayı, var olma sebebimizin bir misyonu olduğunu bilerek adalet talebimizi daha yüksek sesle dile getirmeliyiz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • 10 Ekim Gar Katliamı davasında avukatların talepleri yine reddedildi

    10 Ekim Gar Katliamı davasında avukatların talepleri yine reddedildi

    PİRHA-Ankara Gar Katliamı’nın 13’üncü duruşması görüldü. Ara kararını veren mahkeme, avukatların IŞİD’li Ömer Yetek’in yalan beyanda bulunduğu gerekçesiyle hakkında suç duyurusunda bulunma talebini reddetti. Bir sonraki duruşma 17 Şubat 2022 tarihine ertelendi.

    Ankara Gar’ı önünde 10 Ekim 2015 tarihinde yapılan ‘Barış ve Demokrasi Mitingi’ne bombalı saldırıda bulunan IŞİD’in firari sanıklarına yönelik devam eden davanın 13’üncü duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, mağdur avukatların tüm taleplerini reddederek bir sonraki duruşmayı 17 Şubat’a erteledi.

    Savunma yapan sanık Erman Ekici’nin avukatı Heyam Fidan, dava avukatlarına yönelik suçlayıcı ifadelerde bulunarak, tanık Ömer Yetek hakkında suç duyurusunda bulunulması yönündeki talebin reddine karar verilmesini istedi. Avukat Fidan, IŞİD’i aklayıcı savunmalarına devam ederek, sanık Ekici hakkında beraat talebinde bulundu.

    MAĞDUR AVUKATLARININ TÜM TALEPLERİ YİNE REDDEDİLDİ

    Mahkeme, “Sanıkların tutuklama ve yakalama kararı verilen sanıklar için kararın devamına, bir kısım sanıklar yönünden kırmızı bülten çıkarılması için Adalet Bakanlığı’na müzekkere yazılmasına ve müzekkere cevabının beklenmesine, Kuteybi Ahmet isimli şahsın adresinin tespiti için gerekli kolluğa müzekkere yazılmasına ve mahkemede dinlenmek için müzekkere yazılmasına, Muhammet Kasım Kurt hakkında soruşturma istenen dosyaların reddine, dava ile ilgi ve bilgisi bulunmayan belge ve dijitallerin talebinin reddine, Nusret Yılmaz hakkında soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki savunmalarının istenmesine, firari sanıkların aile fertleri ile eşlerinin duruşmada tanık olarak dinlenmeleri yönündeki talebinin reddine, Ömer Yetek hakkında suç duyurusunda bulunulması hakkında talebin reddine, Ömer Yetek’in kendi dosyalarındaki bulunan duruşma tutanaklarının istenmesine, Muhammed Cengiz Dayan hakkında herhangi bir soruşturma olup olmadığının sorulmasına, katılan vekillerin tarafından dosyaya ibraz edilen kitapların delil olarak dosyaya eklenmesine ilişkin talebin reddine” karar verdi.

    Duruşma 17 Şubat 2022 gününe ertelendi.

    “MAHKEME BİZİ YOK SAYIYOR, BU DURUM ARTIK KATLANILMAZ BİR HAL ALDI”

    Duruşmanın ardından dava avukatları adliye önünde basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada sık sık ‘10 Ekim’i unutma unutturma’ ve ‘Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek’ sloganları atıldı.

    Açıklamada konuşan 10 Ekim Barış Derneği Başkanı Mehtap Sakinci şunları dile getirdi:

    “Bir duruşmanın daha sonuna gelmekteyiz bu zamana kadar talep ettiğimiz birçok ara karar gerekçesiz olarak reddedilmekte. Ancak biz aileler olarak ülkenin çeşitli kentlerinden duruşma salonlarında yer almaya devam ediyoruz. Mahkeme heyetinin bizi yok sayan bir tavrıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu tavır artık bizim için katlanılmaz bir hal aldı. Biz yaralanan 500 insan ile katledilen 103 insan adına buradayız. Bugünkü duruşmada Fransa örneğini verdik ancak mahkeme başkanı ‘Burası Fransa değil’ dedi ve yine acılı bir anneyi dışarı çıkarmaya çalışan mahkeme ile karşılaştık. Umudumuzu yitirmiyoruz. Her celse yeni tanıklar dinleniyor. Biz 10 Ekim katliamında hayatlarını yitiren insanların anısını yaşatmaya devam ederken mahkeme salonlarında yer aldık. Pes etmeyeceğiz. Bir sonraki duruşma olan 17 Şubat’ta yine burada olacağız. Herkesi davanın takipçisi olmaya davet ediyoruz.”

    “BU SORUŞTURMA LAYIKIYLA YÜRÜTÜLMEDİ”

    Sakinci’nin ardından söz alan dava avukatlarından Eylem Sarıoğlu ise, “Her celse ilk celse gibi çıkıyoruz. En büyük katliam yargılaması yapan heyetle mücadele ediyoruz. Her celse anlattıklarımızın mahkemenin bir kulağından girip öbür kulağından çıktığını görüyoruz. Her celse taleplerde bulunuyoruz. Bu soruşturma layıkıyla yürütülmedi ve soruşturma aşamasında deliller toplanmadı. Biz mücadeleyi devam ettireceğimizin sözünü verdik. Sanıkların insanlığa karşı suçtan yargılanması gerektiğini söylüyoruz. Bugün de Muhammed Cengiz Dayan için bu talepte bulunduk. Adalet talebimizi tüm sorumlular yargılanana kadar sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA