Etiket: melahat teke

  • ‘Alevi inancını ve ibadethanelerini hedef alan bu saldırıyı nefretle kınıyoruz!’-VİDEO

    ‘Alevi inancını ve ibadethanelerini hedef alan bu saldırıyı nefretle kınıyoruz!’-VİDEO

    PİRHA- Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu Kadın Meclis Sözcüsü Müşerref Geçer, Düzgün Baba Ziyaretgahı ve Elif Ana Türbesi’ne yapılan saldırıyı kınayarak, “İnsanları kin ve nefrete sürükleyen; Alevi inancını ve ibadethanelerini hedef alan bu saldırıyı kabul etmiyoruz. Bu bir inanç meselesi olduğu kadar, bir demokrasi ve yurttaşlık meselesidir” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi ile Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu, Düzgün Baba Ziyaretgahı ve Elif Ana Türbesi’ne yapılan saldırıya dair açıklama yaptı.

    Ana Fatma Cemevi’nde yapılan açıklamayı Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu Kadın Meclis Sözcüsü Müşerref Geçer tarafından okundu.

    “SALDIRI YOK SAYMA VE HAFIZAYI SİLME POLİTİKASININ BİR PARÇASIDIR”

    Düzgün Baba Ziyaretgahı ve Elif Ana Türbesi‘ne yapılan saldırıların planlı bir provokasyon olduğunu belirten Geçer, “Alevi inanç merkezlerine yönelik her saldırı, bu topraklarda yıllardır uygulanan ayrıştırma, yok sayma ve hafızayı silme politikasının bir parçasıdır. İslam siyaseten de toplumsal barışın dili olmak zorundadır. İslam’da insanların inançlarına ve kutsallarına saldırmak meşru görülmez. Kur’an, farklı inanç ve değerlere saygıyı emreder” dedi.

    “SALDIRIYI KINIYORUZ”

    “Başkalarının kutsalına hakaret, karşısındakini de cehaletle mukabeleye sürükler” diyen Geçer, şunları ifade etti:

    “İslami tebliğin dili yıkıcı değil, yapıcı olmak zorundadır. [En’am 108] Bu ayet, Müslümanlara bile “ötekinin” kutsalına dokunmama sorumluluğunu yükler. Çünkü kutsala saldırı, siyasetin en kirli silahıdır: Kin, nefret, intikam ve toplumsal bölünme üretir. Kur’an’da yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, fitne üretmek, halkın huzurunu bozmak en büyük suçlar arasındadır. Siyaset barışı inşa etmek için vardır; fitne için değil.

    Hazreti Muhammed bile savaş hukukunda ibadethanelere dokunulmaması, sivillerin ve din adamlarının hedef alınmaması gerektiğini emretmiştir. Eğer siyaset Peygamber’in bu ilkesini esas alsaydı, bugün Alevi ziyaretgâhları hedef olmazdı.

    Alevi toplumunun ziyaretgâhlarına yapılan saldırı, salt fiziksel bir eylem değildir. Bu, bir halkın kimliğine, tarihine ve manevi aidiyetine dönük doğrudan bir saldırıdır.

    HERKES KENDİ İNANCINI KENDİ MEKÂNINDA, ÖZGÜRCE YAŞAMALIDIR

    Kur’an açıkça “Sizin dininiz size, benim dinim bana” [Kâfirûn 6] der. Yani siyaset, inancı dayatma aracı olamaz. Herkes kendi inancını kendi mekânında, özgürce yaşamalıdır.

    Bu nedenle, insanları kin ve nefrete sürükleyen; Alevi inancını ve ibadethanelerini hedef alan bu saldırıyı kabul etmiyoruz. Bu bir inanç meselesi olduğu kadar, bir demokrasi ve yurttaşlık meselesidir. Ve biz bu saldırıyı kınıyoruz”dierek sözlerini tamamladı.

    Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Mustafa Karabudak ise, şunları kaydetti:

    “İnanç toplumuna ait her kutsal, aynı zamanda tarihin başlangıcını da kendi içinde barındırır. Egemen güçler için toplumu hakikatinden düşürmek, komünalitesini parçalamak, kültürel ve direniş damarını etkisiz hale getirmek ve toplumu zihinsel olarak teslim almak amacıyla kutsallara saldırmak stratejik bir teslim alma yöntemidir”.

    Bu saldırılar birkaç kendini bilmez yarafından yapıladdığına dikkat çeken Karabudak, “Bu saldırı  deli yada çocuk işi değildir. Siyasal iktidarın tarihsel hafızamızı silmek, tarih bilincinden koparmak için bilinçli olarak yaptığı saldırıdır. Bizim kutsalarimiz Hakk, Xızır, Pir, mezarlar, ocaklar, ziyaretler, jiyar û diyarlar, evliyalar… değerlerimize saldırılarak hafızamızı silmek istiyorlar” dedi.
    Sadece fiziki saldırılar değil. Hesler, barajlar, jeotermal çalışmalar adı altında da saldırılar devam ettiğini belirten Karabudak konuşmasının devamında şunları belirtti:
    “Son olarak Varto da. Jeotermal çakışması yapmak istiyorlar. O çalışması Sadece ağaçlara sularimiza ve dogamiza zarar vermeyecek . Geniş bir alana yayılan çalışmada Bizim İnanç alanlarımız, kutsal mekanlarımizda var.
    Varto halkı yaklaşık bir aydır toprağına sahip çıkıyor
    Bizlerde buradan kamuoyu oluşturarak değerlerimize sahip çıkıyoruz. Geçmişimize sahip çıkmazsak, geleceğimiz olmaz.
    Kutsallarinizdan elinizi çekin diyoruz”

    PİRHA/ANKARA

  • DAD Ankara Şubesi 5. Olan Kongresi’ni yaptı-VİDEO

    DAD Ankara Şubesi 5. Olan Kongresi’ni yaptı-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi 5. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Mustafa Karabudak ve Melahat Teke tekrar DAD Ankara Şube Eş Başkanı seçildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi 5. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Tüm Bel-Sen binasının toplantı salonunda yapılan kongreye demokratik kitle örgütü temsilcileri, siyasi parti temsilcileri de katıldı.

    Nefeslerin seslendirilmesi sonrasında divan kurulu üyeleri seçildi. Tek liste ile girilen kongrede gülbengler verilip çerağlar uyandırılmasının ardından 1 dakikalık saygı duruşuyla dara duruldu.

    “BÜTÜN KİMLİKLERLE ORTAK VATANDA EŞİT OLARAK YAŞAMAK HEPİMİZE GÜÇ VERECEKTİR”

    İçinden geçilen zamanın tarihi günler olduğunun altını çizen Mustafa Karabudak, “3. Dünya savaşının bütün hızıyla sürdüğü bu günlerde barış içinde yaşamak hepimizin ortak arzusudur. İnancımızın gereği olarak, cümle can ile birlik içinde, barış içinde yaşamak, işinde barış mücadele sini toplumsallaştırmak gerekiyor. 5. Olağan Kongremizi tamamladığımız bu günlerde umudumuz ortak vatanda eşit ve özgür yurttaş olarak yaşamaktır. Demokratik Alevi Dernekleri olarak amacımız binlerce yıla dayanan Alevi inancını, inanca ait erkanları, dili, kültürü, tarihi, toplumsal değerleri yaşatmak. Cümle cana bir nazarda baktığımızda bu topraklarda yaşayan bütün farklı inançlar, kültürler, kimliklerle birbirimizi var ederek yaşamak isteriz. Bundan dolayı inancımıza yönelik bütün asimilasyon politikalarına rıza göstermiyoruz. Ülkemiz bir barış ortamına girmiştir. Bizler Alevi toplumu olarak barışın toplumsallaştırılması, kapsayıcı hukuk temelinde yeni bir yaşamı arzuluyoruz. Barış ve demokratik toplum perspektifi, Aleviler, Kürtler, Türkler ve bütün kimliklerle ortak vatanda eşit olarak yaşamak hepimize güç verecektir” dedi.

    “ALEVİLER OLARAK MURADIMIZ TÜRKİYE’DE DEMOKRASİNİN GÜÇLENMESİDİR”

    “Aleviler olarak muradımız Türkiye’de demokrasinin güçlenmesidir” diyen Karabudak, şunları kaydetti:

    “Barışın tek başına masaya getirilmesi yetmiyor. Kapsayıcı hukukla birlikte demokratik normlar esas alınmalıdır. Alevi toplumunun bu esasla sürecin başarıya ulaşması için güçlü bir şekilde çalışması gerekiyor. Muradımız olan kapsayıcı hukuk, ifade-örgütlenme özgürlüğü, adil yargılanma, yerel demokrasi ve kültürel haklarda geri dönülmez güvenceler, yerel yönetimlerde kayyım pratiğinin bitmesi; eşit yurttaşlık ve umut hakkı gibi ilkelerin yasal çerçeveye girmesi, yerel demokrasinin güçlendirilmesi ve demokratik entegrasyondur. Tekçi ulus devletin ideolojik aygıtı olan milliyetçilik ile toplumun kültürel, ekonomik, sosyal, inançsal çoklu kimliklerin tekleştirilmesinden vazgeçilmesidir.

    “ALEVİLERİN KARŞILAŞTIĞI TEK ZULÜM FİZİKSEL DEĞİLDİR”

    Alevilerin karşılaştığı tek zulüm fiziksel değildir. Siyasal iktidar son döneminde asıp kesip yakarak yok edemediği Alevilerden asimilasyon politikalarıyla makbul Alevi yaratma derindedir. Bu da bir kültürel ve inanç soykırımıdır. Buna karşı da siyasal iktidarın bu oyununa gelmeyeceğiz. Bu politikalar doğrultusunda kurulmuş Kültür Bakanlığına bağlı Alevi masasını başından beri tanımadık, hiçbir şekilde de tanımıyoruz. Demokratik Alevi Dernekleri olarak da önümüzdeki süreçte, süreci iyi tahlil ederek kendimizde gördüğümüz eksiklerimizi tamamlayarak bütünlüklü bir şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz. Hak Hızır hepimiz yardımcımız olsun.”

    Mustafa Karabudak ve Melahat Teke tekrar DAD Ankara Şube Eş Başkanı seçilirken yönetimde; Hasan Gürer, Helin Tuğra, Medet Dilek, Hıdır Çelebi, Hacı Azgın yer aldı.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da Seyit Rıza ve arkadaşları anıldı: Mezar yerlerleri açıklansın-VİDEO

    Ankara’da Seyit Rıza ve arkadaşları anıldı: Mezar yerlerleri açıklansın-VİDEO

    PİRHA-Dersim Katliamı öncesinde idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları bugün Ankara’da anıldı. DAD Ankara Şube/Ana Fatma Cemevi’nde yapılan anmada konuşan DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Melahat Teke, “Seyit Rıza ve beraberinde idam edilen canlarımızın mezar yerlerleri açıklanmalı ve cenazelerin Dersime nakli engellenmemelidir.” dedi.  

    86 yıl önce Dersim’in önde gelen isimlerinden Seyit Rıza ve arkadaşları Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan bir mahkeme sonrasında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.

    Mezar yerleri hala bilinmeyen Seyit Rıza ve yol arkadaşları DAD Ankara Şubesi/Ana Fatma Cemevi’nin düzenlediği tören ile anıldı. Anmaya HEDEP Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç, Parti Meclisi Üyesi Pakize Sinemillioğlu ve HEDEP İnançlar Komisyonu üyeleri de katıldı.

    Çerağların uyandırılması ve saygı duruşuyla başlayan anmada, DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Melahat Teke açıklama metnini okudu.

    “BU TOPRAKLARIN ÇOK KİMLİKLİ Bİ YAPISI VARDI”

    Melahat Teke, idam edilişlerinin 86. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını, 1937-38 süreçlerinde Dersim’de yitirilen tüm canları anarak, “Evet, halklarımızın vicdanına sesleniyoruz çünkü Dersim halkını soykırıma uğratan ve uğratmakta olan zihniyet ve muktedirlerden bir beklentimiz yoktur. Çünkü dünden bugüne, tüm çağrılarımıza, en demokratik hak taleplerimize aynı tekçi-ittihatçı zihniyet ve fiillerle karşılık verildiğini görmekte, yaşamaktayız. Bu mana da halklarımıza sesleniyor, gerek Dersim meselesinin, gerekse bu topraklarda yaşanmış ve yaşanmakta olan tüm travmaların ancak halklarımızın özgürlükçü, eşitlikçi birlikteliği ve ortak mücadelesiyle aşılabileceğine inanıyoruz.

    Bilmekteyiz ki Mezopotamya ve Anadolu insanlık için önemli gelişmelerin ilk ortaya çıktığı, en erken tarihlerden bu yana pek çok halkın bir arada yaşadığı coğrafyalardır. İşte bu nedenle Anadolu kavimler kapısı olarak anılmıştır. Bu toprakların hem kadim halkları hem de göçlerle gelen kavimleri nedeniyle çok kimlikli ve çok kültürlü bir yapısı vardı” dedi.

    “KÜRT VE ALEVİ KİMLİĞİ NEDENİYLE ÇOK KİŞİ KATLEDİLDİ”

    “Dersim hem Kürt, hem Alevi kimliği nedeniyle, on binlerce insanımızın katledilmesine ve kalanların sürgün edildiği bir soykırım saldırısına maruz bırakılmıştır” diyen Teke, şunları vurguladı:

    “Dersim, elde kılıç gelen Osmanlıyla ilk olarak 16’ncı yüzyılın başlarında karşılaşmış, bilmedikleri, tanımadıkları bu gücün kıyımına uğramış, sonrasında yüzyılları kapsayan bir kuşatma ve süreklilik arz eden seferlerle yıkıma, açlığa, yoksulluğa maruz kalmıştır. Dersimlinin yaptığı şey, her canlının yaptığı gibi yaşamını ve yaşam alanını savunmaktan ibaretti.

    Kurtuluş Savaşı sürecinde Dersim’e de heyetler gelmiş, gitmiş, bir şeylerin değişeceği, Kürtlere vaat edilen özerklik temelinde ortak vatanda ortak yaşam olacağı söylenmiş fakat düze çıkar çıkmaz Müslüman Kürt kardeşin de diğer halkların akıbetine uğratıldığı görülmüştür. 1937-38 süreci öncesi çeşitli girişim ve görüşmelerle uzlaşmaya ve silah teslimine ikna edilen Dersim ise hem Kürt, hem Alevi kimliği nedeniyle, makro düzeyde planlanan, on binlerce insanımızın katli ve kalanların sürgün edildiği bir soykırım saldırısına maruz bırakılmıştır.

    Uçak filolarının, zehirli gazların ve on binlerle ifade edilen askeri güçlerin kullanıldığı bu saldırıda, cenazelerimize çoğu zaman bir toplu mezar dahi nasip edilmeyerek ya nehirlere dolduruldu, ya da güneş altında bırakılarak kurda kuşa yem edildi.”

    “BUGÜNE KADAR MEZAR YERLERİ DAHİ AÇIKLANMADI”

    Teke, Dersim ileri gelenlerinden Seyit Rıza ve yoldaşlarının savunma haklarının dahi olmadığı düzmece bir mahkemede yargılanarak idam edildiğini belirterek, “Cenazeleri ise teslim edilmediği gibi hala bugüne kadar mezar yerleri dahi açıklanmamıştır. 1937-38’de yürürlüğe konulan politika ve fiiller halen kesintisiz biçimde sürdürülmekte olup toplumsal varlığımızı yok etmeye odaklı bu zihniyet;  göçertme, asimilasyon, yoksullaştırma ve gereğinde fiziki tasfiye biçiminde sürdürülmektedir.

    Dersim, kadim Kürt varlığının özgün bir rengidir, Raa Haq/Alevi Yolunun yoğunlaştığı bir coğrafyanın, tarihsel-toplumsal bir halk gerçekliğinin adıdır, ortak vatan gerçekliğinin bir ağacıdır ve bu toprakların hiçbir halkı için tehdit değildir. Tartışılamaz olan toplumsal haklarımızla, halk gerçekliğimizle bu ülkenin parçasıyız. Ortak vatanda demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi yarınlara olan inancımız tamdır.

    “DERSİM MAZLUMLARINI SAYGI VE KEDERLE ANIYORUZ”

    15 Kasım 1937’de, Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli şahsında tüm Dersim mazlumlarını saygı ve kederle anıyor, huzurunda dara duruyor, yüzleşme çağrımızı ve taleplerimizi yineliyoruz:
    -Seyit Rıza ve beraberinde idam edilen canlarımızın mezar yerlerleri açıklanmalı ve cenazelerin Dersime nakli engellenmemelidir.
    -Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir.
    -Sürgünler, kayıplar, el konularak götürülen çocuklarımızın listesi ve akıbetleri açıklanmalıdır.
    -Asimilasyon, göçertme ve her türlü şiddet biçimine son verilmelidir.
    -Dersim halkından özür dilenilmeli, toplumsal haklarımız tanınmalı, anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır” dedi.

    “KÜRTLER HER ZAMAN İHANETE UĞRADI”

    Anmada HEDEP Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç da, “Toprağa düşen Dersimlilerin önderi, Kürtlerin tarihi önderi Seyit Rıza’yı ben de huzurlarınızda saygı ile anıyorum. Elbette Dersim gibi olaylar Kürtlerin tarihinde defalarca vardır. Kürtler her zaman karşısındakilerin ihanetine uğramışlardır. Kürt halkı bütün renkleriyle, Seyit Rıza gibi önderleri asla unutmayacak” diye konuştu.

    Yazar Ali Balkız ise, “Bu topraklarda yaşıyoruz, bu güzel topraklarda yaşıyoruz. Bu güzel topraklarda halklar kardeşçe yaşıyorlar ama halkların bir arada ve birlikte yaşamalarını istemeyen kişiler, kurumlar onlar birbirine düşsünler biz saltanatımızı sürdürelim hevesinde ve amacındalardır” ifadelerini kullandı.

    Anma deyişlerin okunması ve lokmaların dağıtılması ile sonlandı.

    PİRHA/ANKARA