Etiket: melda onur

  • Eski Vekil Melda Onur: OHAL kadınları vuruyor; kadına yönelik şiddet artıyor-VİDEO

    Eski Vekil Melda Onur: OHAL kadınları vuruyor; kadına yönelik şiddet artıyor-VİDEO

    PİRHA – OHAL’in 5. kez tekrar uzatılmasının kadınlar üzerindeki etkisini Eski CHP Milletvekili Melda Onur’a sorduk. “OHAL ile ilgili olarak bütün baskılar kadını vuruyor” dedi. Onur’a göre, bu iktidar olduğu müddetçe kadına yönelik şiddet hiçbir suretle dinmeyecek. Cesaretlenenler de OHAL döneminden fırsat buluyorlar.

    HABERİN VİDEOSU

    Eski CHP Milletvekili Melda Onur OHAL’in tekrar uzatılmasının kadınlar üzerindeki etkisini Pir Haber Ajansına değerlendirdi.

    “KADIN ÇOCUKTAN, TOPRAKTAN, SUDAN SORUMLU”

    Bu ülkede her türlü anormalitenin ilk önce kadını vuracağını belirten Onur, “Bugün sadece OHAL değil çevre kıyımı da kadını vuruyor, eğitimle ilgili sürekli kandırıldık deyip değişik uygulamalar yapmaları da kadını etkiliyor. Kadın çocuktan sorumlu, kadın çocuğun sağlığından sorumlu, kadın topraktan, sudan her şeyden sorumlu” diye konuştu.

    “BU İKTİDAR OLDUĞU SÜRECE KADINA ŞİDDET DİNMEYECEK”

    Onur, “OHAL ile ilgili olarak bütün baskılar kadını vuruyor. OHAL ve KHK’lerle ilgili ailelerde yaratılan bu ağır çöküş ilk elden kadınları vuruyor. Bu sadece OHAL ile ilgili değil. Bu iktidarın bakış açısının, kadının içerde durması, kadının pembe otobüse binmesi, kadının şiddet önleme merkezlerinde kapalı kalmasına dönük olduğunu belirten Eski CHP Milletvekili Melda Onur şöyle devam etti:

    “Kadın kapalı yerde durursa şiddete maruz kalmaz bakış açısıyla gittiklerinden dolayı OHAL ya da OHAL’siz bu iktidarın bakış açısı budur. Bu iktidar olduğu müddetçe kadına yönelik şiddet hiçbir suretle dinmeyecektir. Cesaretlenenler de OHAL döneminden fırsat buluyorlar. Yani OHAL sonuçta bir çeşit tetikleyici de oluyor. Ama esas itibariyle bu bakış açısını değiştirmek gerekiyor.” (HABER MERKEZİ)

  • Melda Onur’dan Müftülük Yasası’na tepki:  Laikliğe vurulmuş en büyük darbedir-VİDEO

    Melda Onur’dan Müftülük Yasası’na tepki: Laikliğe vurulmuş en büyük darbedir-VİDEO

    PİRHA – Eski CHP Milletvekili Melda Onur, müftünün nikah kıyması için hazırlanan müftülük yasasına tepki göstererek bunun laikliğe vurulmuş en büyük darbe olduğunu söyledi. Kadın mücadelesine darbe vurulacağını belirten Onur, “Yasa, kadınların sadece ve sadece resmi nikah olmadan imam nikahıyla evliliklerini devam ettirmelerini getirebilir” dedi. 

    Haberin Videosu 

    Kadınlardan müftülüklere nikah kıyma yetkisi veren yasaya tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Bu yasanın laikliğe vurulmuş en büyük darbe olduğunu söyleyen CHP’nin Eski Milletvekili Melda Onur, asıl meselenin müftülüklere nikah kıydırıp kıydırmama tercihini yapamayacak kesimlerin olduğunu belirtti.

    Hayatının odağına dini koymamış insanların nikahlarını normal nikah memurlarına kıydıracaklarını ifade eden Onur, “Ama esas itibariyle bu tercihi yapamayan daha muhafazakar alanda, belki kırsalda kadınlar ‘Ben müftü nikahı istemiyorum’ diyemeyecekler. ‘Ben resmi nikah istiyorum sadece’ diyemeyecekler.” dedi.

    “KADIN MÜCADELESİNİ GERİYE DÖNDÜRECEK”

    Türkiye’de özellikle doğuda, taşrada, daha eğitimsiz ve muhafazakar kentlerde kadınların imam nikahlılıktan resmi nikahlılığa geçme sürecinde büyük zorluklar yaşadıklarını vurgulayan Onur, şöyle konuştu:

    “Seneler boyunca imam nikahlı kalıp nüfus cüzdanını 18 yaşında, 20 yaşında 30 yaşında alan kadınlar var. Böyle bir mücadele geçti. Şimdi bunu müftülere nikah yetkisi vererek geriye döndürecekler. Bu iyi niyetli ellerde dönmeyebilir. Ama bu kötü niyetli kullanılır. Bu bir süre sonra kadınların sadece ve sadece resmi nikah olmadan imam nikahıyla evliliklerini devam ettirmelerini getirebilir. Çünkü herhangi bir imam herhangi bir resmi nikah olmadan müftüyü karşısında gördüğünde nikahının kıyıldığını zannedecek olabilir.”

    Kadın örgütlerinin bu işin takipçisi olacağına dikkat çeken CHP’nin Eski Milletvekili Melda Onur, müftü nikahının başladığı noktada mağduriyetlerin başlayacağını da ekledi. (HABER MERKEZİ)

  • DİB buluşmasında Demokrasi ve barış için birlikte mücadele çağrısı yapıldı-VİDEO

    DİB buluşmasında Demokrasi ve barış için birlikte mücadele çağrısı yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Demokrasi için Birlik Buluşması sonuç bildirgesi yayımlandı. Demokrasi İçin Birlik’in düzenlediği “Demokrasi için bir aradayız, yılmayacağız” forumunun sonuç bildirgesinde adalet, barış ve özgürlük vurgusu yapıldı. Bildirgede, “Tek adam rejiminin yurttaşlıktan dışladığı milyonlar, mücadele içinde yan yana gelip, özne olarak demokratik bir toplumu kurabilme potansiyeline sahiptir” denildi.

    HABERİN VİDEOSU

    Demokrasi İçin Birlik (DİB), Şişli Kent Kültür Merkezi’nde “Demokrasi için bir aradayız, yılmayacağız” ismiyle forum gerçekleştirdi.

    Foruma DİB bileşenleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ayhan Bilgen, Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu, HDP ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi üyeleri, sivil toplum örgütleri, yazar, sanatçı ve çok sayıda kişi katıldı.

    “MÜCADELE ZEMİNLERİ OLUŞTURULMALI”

    Açılış konuşmasını yapan CHP eski Milletvekili Melda Onur, “DİB eşit bir zemindir. Bu zeminden bugün hayır meclisleri çıkar, belki önümüzdeki günlerde demokrasi meclisleri çıkar” dedi.

    AİHM yargıcı Rıza Türmen, OHAL ile meclisin bütün yetkilerinin yürütmeye devredildiğini, siyasi partilerin görüşlerini söyleyemez olduğunu, eş başkanların, milletvekillerinin içeride olduğunu söyledi. Türmen, demokrasiye yönelen tehdidin yeni bir boyut kazandığını ifade ederek, “Mecliste siyaset yapma olanağı artık yoktur. Siyasetin meclis dışına taşınması gereklidir. Kamusal alanda siyaset yapmak gerekir” ifadelerini kullandı.

    Türmen’in ardından söz alan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen de toplumun kendi içinde yaşadığı sağ otoriter yönelimlere teslim olmaması gerektiğini vurgulayarak, mücadele için somut zeminler oluşturmak gerektiğini ifade etti.

    ÜLKEDE VE BÖLGEDE BARIŞ TALEBİ

    Açık kürsü şeklinde gerçekleşen forum ardından yayınlanan sonuç bildirgesini Sanatçı Aysegul Tözören okudu.

    Sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:

    “Demokratik siyasi temsiliyetin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, halkın temsilcisi vekillerin, belediye başkanlarının serbest bırakılmasını istiyoruz.

    Halkın haber alma özgürlüğünün önündeki engellerin kalkmasını, tutuklanan, işten atılan basın çalışanlarının mağduriyetine son verilmesini istiyoruz.

    Her an gerekçesiz işten çıkarılma, gelecek kaygısı ile yaşamak istemiyoruz. Haksız yere işten çıkarılan emekçilerin görevlerine dönmeleri için mücadele edeceğiz.

    “SAVAŞ POLİTİKALARINDAN VAZGEÇİN”

    Adaletin herkes için eşit, uluslararası normlarda çalışan güvenilir bir yapıya kavuşmasını istiyoruz. Yargıyı tek adama bağlayan, tüm yargı mekanizmalarını parti yargısı haline getiren düzenlemelerin iptal edilmesini, yargının bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturularak güvence altına alınması için mücadele edeceğiz.

    Biz, ülkemizde ve bölgemizde barış istiyoruz! İçerde ve dışarıda savaş politikalarından vazgeçilsin. Kürt sorununun barışçıl, toplumsal, demokratik çözümü için adım atılsın.

    BİLİMSEL EĞİTİM

    Üniversitelerin özerk, gerçek bilim merkezleri olmasını, salt düşünceleri nedeniyle görevden uzaklaştırılan akademisyen ve eğitimcilerin göreve dönmesini istiyoruz.

    Piyasacı gerici eğitim sistemine karşı kamusal bilimsel laik eğitim için mücadele edeceğiz. Çocuklarımızın ve ülkenin geleceğinin tarikatlara teslim edilmesine izin vermeyeceğiz. Eğitimin ve kamusal düzenin dini referanslarla yönetilmesine karşı çıkıyoruz.

    ALEVİLERE EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI

    Her türlü ayırımcılığı, mezhepçiliği reddediyoruz. Alevileri kamudan dışlayan, ibadet haklarına saldıran mezhepçi kutuplaştırma siyasetine karşı Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı için mücadele edeceğiz.

    Kadınların eşit ve özgür yurttaşlar olarak yaşadığı bir ülke istiyoruz. Kadınların eşitliği ve özgürlüğü karşısındaki tüm engellerin kaldırılmasını, iktidarın erkek egemen-gerici-kadın düşmanı söylem ve uygulamalara son verilmesini istiyoruz. Evde, parkta, otobüste erkek şiddetine, kadınlara yönelik tek bir saldırıya, kadın düşmanı tek bir söze sessiz kalmayacak, müdahale edeceğiz. Biz sadece yasalar önünde eşitlik değil toplumsal eşitlik istiyoruz.

    LAİK BİR TÜRKİYE OLUNCAYA DEK..

    Taşeron/kiralık işçilik gibi tüm güvencesiz çalıştırma biçimlerinin yasaklanması, sendikal hakların-hak aramanın önündeki engellerin kaldırılması için, iş cinayetlerine engel olmak için mücadele edeceğiz.

    En temel haklarımızı alıncaya ve yeni demokratik, laik bir Türkiye’ye ulaşıncaya kadar yılmayacağız!

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DİB forumu yapıldı: Dipten gelen bir dalgaya ihtiyaç var-VİDEO

    DİB forumu yapıldı: Dipten gelen bir dalgaya ihtiyaç var-VİDEO

    PİRHA – Demokrasi İçin Birlik (DİB), İstanbul Şişli Kent Kültür Merkezi’nde “Demokrasi için bir aradayız yılmayacağız” şiarıyla forum düzenledi. Forumda Türkiye’nin içerisinde bulunduğu koşullar değerlendirilerek mücadele yollarının çoğaltılması gerektiği vurgulandı.

    Haberin Videosu

    Demokrasi İçin Birlik “Demokrasi için bir aradayız yılmayacağız” şiarıyla İstanbul’da forum gerçekleştirdi. Çeşitli muhalif kurum temsilcileri, KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin’in yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Forumda OHAL, KHK’ler, referandum ve anayasa konuları tartışıldı.

    “DİB AYNI HEDEFE YÜRÜYEN İNSANLARI BİR ARAYA GETİRDİ”

    Demokrasi İçin Birlik’in neyi amaçladığını anlatan CHP’in eski Milletvekili Melda Onur, Demokrasi İçin Birlik’in herkesi kapsamadığı yönündeki eleştirilere yönelik herkesi Taksim dayanışmasının ilk zamanlarını hatırlamaya davet etti. Onur, DİB’in kiminin uzaktan baktığı, kiminin yakınından geçtiği,, kiminin zayıf bulduğu ve herkesi kapsamadığını düşündüğü DİB’in Hayır Meclislerini oluşturduğunu ifade etti. Onur, DİB’in el ele kol kola yürümek isteyen öyle olmasa bile aynı hedefe doğru yürüyen insanlar için demokratik kitlelere zemin hazırlayacak bir ortam olduğunu belirtti.

    “DİB, BİR ZEMİNDİR” 

    Geçtiğimiz dönemde DİB’in OHAL, KHK’ler ve referandum için çalıştıklarını söyleyen Onur, “Birliktelik nasıl ki Gezide gerçekleri açığa çıkardıysa bu sefer de seçimlerde hırsızlıkları açığa çıkardı. DİB bir zemindir. Bu zeminden bugün hayır meclisleri çıkar, belki önümüzdeki günlerde demokrasi meclisleri çıkar. Herkese açıktır” dedi.

    “BARIŞ KELİMESİ ARTIK TERÖRİZM İLE EŞ TUTULUYOR”

    Onur’un ardından konuşan Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen, otoriterlikten faşizme doğru yürüyen iktidarın yürüyüşünün OHAL’in ardından yeni bir evreye girdiğini ve demokrasi maskesini ortadan kaldırdığını vurguladı.

    OHAL ile meclisin bütün yetkilerinin yürütmeye devredildiğini, siyasi partilerin görüşlerini söyleyemez olduğunu, eş başkanların, milletvekillerinin içeride olduğunu söyleyen Türmen, ana muhalefet partisinin üzerinde de baskılar olduğunu, insan hakları ihlallerinin arttığını belirtti.

    OHAL’in ortaya koyduğu hukuksuzlukların arttığını ve OHAL kararnameleriyle yapılanların da hukuka aykırı olduğunu dile getiren Türmen, şunları ifade etti:

    “Hukuk tamamen rafa kaldırılmıştır. Barış Türkiye’de artık terörizm ile eş tutulan bir kelime haline gelmiştir. Osman Kavala’nın da cezaevine konması sivil topluma bir gözdağı vermiştir. Demokrasiye yönelen tehdit yeni bir boyut kazanmıştır. Baskıya, tahakküme karşı direniş bir yükümlülüktür. Direniş sadece demokrasi için değil aynı zamanda insanı insan yapan değerlerin korunması içindir. Mecliste siyaset yapma olanağı artık yoktur. Siyasetin meclis dışına taşınması gereklidir. Kamusal alanda siyaset yapmak gerekir.”

    “BİR KURUCU MECLİS OLUŞTURULMALI”

    Türmen’in ardından konuşan Köz Gazetesi temsilcisi Ali Öztürk, herkes parlamentonun çalışmadığına mutabıksa bütün kesimlerin katılabileceği bir kurucu meclisin oluşturulması gerektiğini belirtti.

    Önce Demokrasi temsilcisi Sevil  Kazanılmış da hakların geri alınabileceği bir anayasa taslağına ihtiyaç olduğunu ve bunun için çalıştıklarını vurguladı.

    “DİB’TEN GELEN BİR DALGAYA İHTİYAÇ VAR”

    Eski Vekil Hasip Kaplan ise önce “demokrasi için neden bir araya gelemiyoruz?” sorusunun üzerinde durulması gerektiğini kaydederek “Kürt sorununda nasıl duracağız. Rakka’da IŞİD’in yanında mı duracağız, zafere koşan kadın gerillaların mı? OHAL ile meclis susturulmuşken, bitmişken biz ne yapacağız?” sorularını dile getirdi. Bütün bunlar için DİB’den gelen bir dalgaya ihtiyaç olduğunu vurgulayan Kaplan, basına yönelik baskılara da değindi.

    “SOMUT ZEMİNLER OLUŞTURULMALI”

    Ardından söz alan HDP Eş Sözcüsü Ayhan Bilgen, toplumun kendi içinde yaşadığı sağ otoriter yönelimlere teslim olmamak gerektiğini vurgulayarak mücadele için somut zeminler oluşturmak gerektiğini kaydetti.

    “İKTİDAR ZORA DAYANARAK VARLIĞINI SÜRDÜRÜYOR”

    Bilgen’in ardından konuşan DİSK Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Seyit Aslan, direnişte olan şişe cam işçilerini selamlayarak kendi geleceği için kendi belediye başkanlarını istifaya zorlayan bir iktidar karşısında nasıl bir yol izleneceğinin ortaya konması gerektiğini ifade etti. İktidarın zora dayanarak varlığını sürdürdüğünü kaydeden Aslan, işçilerde, emekçilerde muhalif olan herkeste bir arayış olduğunu belirtti.

    “DİB’E ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR”

    Aslan’ın ardından konuşan SYKP Eş Başkanı Sibel Hekimoğlu, başarısızlığın en temel nedeninin muhalefetin parçalı duruşu olduğunu belirterek “Eğer DİB gibi bir oluşumda bütün kesimlere hitap edemiyorsak başarmamız çok zor. O nedenle DİB’e çok önemli görevler düşüyor” dedi.

    “HER ŞEYE RAĞMEN DAHA KALABALIK VE DAHA GÜÇLÜYÜZ”

    CHP PM Üyesi Müslüm Sarı da, Türkiye’nin aslında yeni hikayesini aradığını ve ikiye bölünmüş durumda olduğunu ifade etti. Bir tarafta siyasal İslamı savunanlar ve onun karşısında seküler yaşamı savunanlar, bir tarafta savaşı savunanlar ve onun karşısında barışı savunanlar olduğunu vurgulayan Sarı, yeni hikayenin seküler hayattan yana olanlar, barıştan yana olanların olduğunu ve iktidarın bütün olanaklarıyla birlikte muhalefetin üstüne gelmesine rağmen daha kalabalık ve daha güçlü olduklarını söyledi.

    “MÜFTÜLÜK YASASI KADINLAR İÇİN HÜKÜMSÜZDÜR”

    Ardından Halkevci Kadınlar adına konuşan Çağla Akdere, geçtiğimiz gün meclisten geçen müftülüklere nikah kıyma yetkisi veren yasa tasarısına değinerek bu yasanın kadınlar için hükümsüz olduğunu kaydetti.

    “MUHALİF KESİMLERİN TEMİZLENMESİ HIZ KESMİYOR”

    Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu, Türkiye’de çevre yağması, doğa talanı ve muhaliflerin temizlenmesi gibi konuların hiç hız kesmeden devam ettiğini belirterek iktidarın Yeni Türkiye inşasının 2015’te Güneydoğu’da başlayan özel güvenlikli bölgeler, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ve eğitim sisteminin daha da kötüleştirilmesiyle hayata geçirilmeye çalışıldığına vurgu yaptı.

    “HALA BİR %50’Yİ SUSTURABİLMİŞ DEĞİLLER”

    Kaboğlu’nun ardından konuşan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan da yaşanan sorunların temelinde ülkenin nasıl bir siyasal rejimle yönetileceğinin yattığını ifade ederek yasamanın, yürütmenin ve yargının işlevlerinin yok edilmesinin yeni bir rejim inşası yaratılmaya çalışıldığının göstergesi olduğuna dikkat çekti. İktidarın toplumu ikiye bölmesinin mücadele için bir dayanak olduğunu söyleyen Gürkan, “Hala bir %50’yi susturabilmiş değiller” dedi.

    “BUNDAN SONRAKİ YÜRÜYÜŞÜMÜZ TÜM İŞÇİ SINIFI ADINA OLACAK”

    Gürkan’ın ardından günlerdir direnişte olan şişe cam işçileri adına söz alan şişe cam işçisi, sendikalarının onları oyaladığını vurgulayarak işe iadelerini alamazlarsa bundan sonraki yürüyüşlerinin tüm işçi sınıfı adına olacağını kaydetti.

    “ALEVİLER EŞİT YURTTAŞLIK HAKLARINI ALAMIYOR”

    Alevi Düşünce Ocağı adına konuşan Doğan Bermek de Alevilerin bu ülkede eşit yurttaşlık haklarını alamadıklarını belirterek ülkede hak ve adalet adına yapılan bütün etkinliklere destek verdiklerini ve vermeye devam ettiklerini kaydetti. (HABER MERKEZİ)

     

  • Barış gazeteciliği konuşuldu: Savaş gazeteciliği insanlık suçudur ve yargılanacaklar

    Barış gazeteciliği konuşuldu: Savaş gazeteciliği insanlık suçudur ve yargılanacaklar

    PİRHA- Bu yıl 2’ncisi düzenlenen “İzmir Uluslararası Edebiyat Festivali” kapsamındaki Edebiyat Günleri’nde barış gazeteciliği üzerine konuşuldu. Konuşmacılar, barış gazeteciliği için salt olanı yazan gazeteciliğin yapılmasının dahi barışa hizmet edeceği vurgusu yaptı. 

    İzmir Edebiyat Günleri çerçevesinde 8 ilçede düzenlenen etkinlikler kapsamında Bayındır’da “Barış Gazeteciliği mümkün mü?” konulu panel düzenlendi. Düzenlenen panele Gazeteci Burcu Karakaş, Özgür Mumcu ve CHP Eski Milletvekili Melda Onur konuşmacı olarak katıldı. Moderatörlüğünü Mahmut Çınar’ın yaptığı panelde medyanın dili ve yaklaşımı konuşuldu.
    “YANDAŞ MEDYA KENDİ MESLAKTAŞLARINI TERÖRİST İLAN EDİYOR”
    “Türkiye’de ana akım medyanın dilinin barış gazeteciliği ile ilgili değil” diyen Gazeteci Burcu Karakaş şunları belirtti:
    “Barış haberciliği OHAL koşullarında yaşanan savaş sürecinde lükstür. Yandaş medya çok farklı bir yerde duruyor. Gerçeği bu kadar çarpıtan bir dönem olmamıştı. Yine meslektaşına bu kadar vurma heveslisi bir medya olmamıştı. Bir whatsapp grubu üzerinden meslektaşlarını terörist ilan eden yayın organları ile karşı karşıyayız. Bu ortamda barış gazeteciliği ne kadar mümkün? Düşman hukuku uygulamasının basın yayın organları üzerinden yürütüldüğü bir dönemden geçiyoruz. Savaşı körüklemeden, nefret söylemine başvurmadan bir haber yazmalı gazeteci. SİHA’lar gidiyor 4 insanı vuruyor. Ve Valilik bu insanları işbirlikçi olarak duyuruyor. Bu açıklamayı medya olduğu gibi kullandığı zaman ne yazık ki bir algı yaratılıyor. Buradan baktığımızda medyanın da 90’lı yılları aşan bu sürece alet edildiğini görebiliyoruz.”
    “SAVAŞ GAZETECİLİĞİ İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLİYOR”
    “Doğru dürüst olması gerektiği gibi gazetecilik yapıldığı zaman zaten barışa hizmet edilir” diyen Gazeteci Özgür Mumcu şunları söyledi:
    “Asıl konuşulması gerekenin savaş gazeteciliği. Ana akım ve AKP’ye yakınlığı ile bilinen medyanın durumuna ortada. Dolmabahçe mutabakatının açıklandığı gün hepsi çocuklar gibi mutluydu. Yayınlarını ona göre yaptılar. Hatta Erdoğan’ın da fotoğraflarını koyarak, ekran başında izlerken duygulandığını yazdılar. Ama birkaç gün sonra Erdoğan Dolmabahçe Mutabakatını tanımadığını açıklayınca hepsi döndüler. Bu önemli bir örnek olabilir. Nazi Almanya’sında Hitler yanlısı yayın yapan medya organlarını ve gazeteciler yargılandı. Türkiye’de benzer şekilde yayın yapan gazeteciler insanlık suçu işliyor ve devran döndüğünde yargılanacaklar. Umarım onlar tutuksuz yargılanır. Çünkü suç işliyorlar. Halka yalan söylüyorlar. Manipülasyon yapıyorlar. Barış gazeteciliği lüks mü Yapmamız gerekiyor. Çok da umutsuzluğa kapılmayalım. Zaman geçecek bunlar değişecek. Arşiv çalışması yapıyoruz zaten. Kimse yazmasa tarih ona göre yazılacak. Zaten biz o tarihin onların istediği gibi yazılmasını da engelliyoruz.”
    “MEDYA DİLİ ÖNEMLİ”
    “Türkiye’de ana akımın yaptığının gazetecilik dahi değil” diyen CHP 24. dönem milletvekili ve Gazeteci Melda Onur ise şunları vurguladı:
    “Medyanın dili çok önemli. İşte SİHA meselesinde medyanın dili ortada. SİHA’ların kullanılmasında yaşananlara bakıldığında eğer ölen biri varsa terörist, yaşayan kişi ise sivil. Böyle yaparak ölen kişinin ölümünü de meşrulaştırıyorlar.”
    HABER MERKEZİ
  • Melda Onur: Sünni Türkiye’nin üzerine suni bir peçe örttüler, kalkacak o peçe-VİDEO

    Melda Onur: Sünni Türkiye’nin üzerine suni bir peçe örttüler, kalkacak o peçe-VİDEO

    PİRHA – Sosyal Haklar Derneği Başkanı ve Eski CHP Milletvekili Melda Onur, Türkiye gündemine ilişkin sorularımızı yanıtladı. Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni ziyaret eden Melda Onur, “Bugünkü vicdansızlık hakikaten ibretlik” dedi. OHAL’in toplumda sayısız mağduriyetler oluşturduğunu söyleyen Onur, eğitim sisteminin gericileştirilmesi ve müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesiyle sünni bir Türkiye’nin üzerine suni bir peçe örtülmeye çalışıldığını kaydetti. 

    Haberin Videosu

    Sosyal Haklar Derneği Başkanı ve Eski CHP Milletvekili Melda Onur, Türkiye gündemine dair PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    “BUGÜNKİ VİCDANSIZLIK HAKİKATEN İBRETLİK” 

    Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne destek için gittiniz. Oradaki izlenimleriniz nelerdir?

    Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne gitmek istedim ama gidemedim. Arkadaşlar beni 12:30’daki basın açıklamasına davet ettiler, oraya yetişemedim. Akşam 19:00’dakine gideyim dedim ama bütün mahalle bariyerlerle kapatılmıştı ve acı olan, kimseyi içeriye sokmuyorlardı. Bırakın parka gidip Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne destek vermeyi, orada yaşayan Yoğurtçu Parkı’na gitmek isteyen vatandaşlar da giremiyorlardı. Beni durduran polis nerede oturduğumu sordu. Ben de kendisine neden sorduğunu sordum. ‘Bu mahallenin dışında oturuyorsanız giremezsiniz’ dedi. Benden adres istedi. Benim de tanıdığım bir mahalle değildi verebileceğim bir adres yok. Sadece HDP milletvekilleri ve danışmanlarını alıyorlardı. Tartışma çıkarmak istemedim ama insanlar bir hayli mağdur vaziyette. Oradaki polislere konuştuğumda neyin niye olduğunun da çok fazla farkında değiller. Sonuçta korktuğunuz bir şeyler var ki bariyerlerle onları saklıyorsunuz. Orada bir grup insan vicdan ve adalet nöbeti yapacak. Kaldı ki bu ülkede adaletin olmadığını kendileri de söylediler. Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü sırasında yaptıkları tek eleştiri ‘Böyle yürüyerek adalet gelmez’ adalet yoktu zaten. Onun için insanların adalet nöbeti yapmasında hiçbir sakınca yok. Hele ki vicdan nöbeti yapıyorsanız. Bugünki vicdansızlığa inanamıyoruz. Hadi sol kesimi, muhalefeti sevmiyorlar. Ama bir dönem ortakları olan İslami kesime, birbirlerine yaptıkları vicdansızlık hakikaten ibretlik.

    “ÜLKEDE ADALET İLE BİRLİKTE MANTIK VE VİCDAN DA BİTTİ”

    Adalet ve Vicdan Nöbeti’ni nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bu ülkede eksik olan şey vicdan ve adalet. Mantık da eksik. Ben de mantık nöbeti tutmayı düşünüyorum. Çünkü gerçekten mantıklı bir soru sormaya kalkıştığınızda anında hain, terörist diye damgalanıyorsunuz. Hayır ben sadece mantıklı bir soru sormak istiyorum. O yüzden ülkede adaletle birlikte mantık ve vicdan da bitti. Bu tür nöbetleri tabi ki istemiyorlar. Çünkü eksiklikleri ortaya çıkıyor. Her tür barışçıl ve provoke etmeyen eyleme izin verilmesi gerekiyor. Aslında izne de gerek yok. Bu bizim anayasamızda var olan gösteri hakkıdır. Bunu OHAL’e bağlayıp izin vermek istemiyor olabilirler ama bu OHAL’in artık torbası patlayacak yakında. Çevre Bakanı bir takım KHK’larla kentsel dönüşüm de yapabiliriz dediğine göre OHAL artık bu ülkenin anayasal modeli haline geldi. Eğer böyle olacaksa biz de gösteri hakkımızı kullanırız.

    Sizce OHAL’in topluma nasıl bir etkisi oldu?

    OHAL sürecinde çıkan yasalar OHAL le ilgilidir ve OHAL kalktığı zaman yasalar da kalkar. Ama OHAL’le ilgisiz o kadar çok yasa çıkarttılar ki lastik standardından tutun da çeşitli kişilerin işten çıkartılmasına kadar. Birçok kişinin işlerinden çıkartılmasının OHAL ile ilgisi yok. İnsanların soruşturmaları da yok. İnsanlar sadece muhalif. Bir imza dayatmışlar ve imza atmak suç değil. Onu gerekçe bile gösterecekleri durum yok. O yüzden tüm bunlardan geri adım atabilmeleri mümkün değil. OHAL halini sürdürülebilir hale getirmeye çalışıyorlar. İstediklerinin bir sonu olmayacak. OHAL ile etrafımızda çok sayıda mağduriyet oluştu. İnsanların pasaportları alınıyor, insanlar işsiz kalıyorlar. İnsanların özlük haklarını alıp fişliyorlar. Tüm bu korku ikliminde siz yaşayan sivil bir ölü hali yaratıyorsunuz. Korkunç bir şey. İnsanlar gergin. Hepimiz birlikte yaşıyoruz sonuçta. Başıma gelmedi gelmez demek doğru değil.

    “KENDİLERİNE BİAT EDECEK İNSANLAR YETİŞTİRMEK İSTİYORLAR”

    Eğitim müfredatından bilimsel derslerin sayıları azaltılarak dini derslerin sayısı artırıldı. Din dersinde cihat da anlatılacak. Eğitimin gericileştirilmesine siz nasıl bakıyorsunuz?

    Tamamen eğitimi kullanarak kendilerine biat edecek, sorgulamadan yap dediğini yaptıracak insanlar yetiştirmeye çalışıyorlar. Cihatı o yaşta koyduğundan itibaren o çocuğun gideceği yer Boğaz Köprüsü’nde darbeci diye yakaladığı belki de masum erin boğazını kesmek ya da parktaki genç kıza sataşmak. Bunlar da cihatın içine girebilir onların açısından. Bu tanımlar çok fazla kamu ahlakı vs bunlar harmanlandıktan sonra bu eğitimler dini olmaktan çıkar, toplumu birinin arzusuna göre şekillendirmenin askerlerini yaratırlar.

    “İMAM NİKAHLARINI YASALLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    İmam nikahlarını yasallaştırmaya çalışıyorlar. İmam Hatip açtılar onlara iş çıkartıyorlar anladığım kadarıyla. Ama sürdürülecek bir şey değil. Bu ülke Cumhuriyet kazanımlarını 90 yıldır sürdürüyor ve sadece Cumhuriyet değil öncesi kazanımları da var. Bunlar geri gelecek ben buna inanıyorum. Bu haliyle sunni bir Türkiye’nin üzerine suni bir peçe örttüler. Kalkacak o peçe.

    “MUHALEFETİN ÇIKARTACAĞI ADAY PARLAMENTER SİSTEMİ VAAD ETMESİ GEREKİR”

    2019’a giderken nasıl bir Türkiye bekliyorsunuz?

    2019 Türkiye için çok uzun bir vade. Ama o zamana kadar umuyorum ki sağlıkla sıhhatle ilerleriz. Toplumdaki gerilim nerelere kadar gider bilmiyorum. Eğer 2019’da başkanlık tarzı bir seçim olacaksa muhalefetin çıkartacağı adayın şunu vaad etmesi gerekiyor: Parlamenter sisteme geri dönüş çantasıyla gitmesi gerekiyor seçime. Ötesini kabul edemeyiz. Muhalefetin hiçbir partisinin bu oyuna ‘Tamam artık bu sistem değişti biz daha iyi aday çıkartırız bu sistem böyle gitsin’ dememesi gerekiyor. YSK’yı da çalarak seçimleri alan bir anlayışın 2019’da kaybetme ihtimalini göreceğinde neler yapabileceğini tahmin edebiliriz. O yüzden bunun önlemini hep birlikte almalıyız. Muhalefet bir çatı altında birleşsin diyemiyorum çünkü birleşemez. Muhalefetin öyle bir yapısı yok. Çünkü muhalefet soran sorgulayan biat etmeyen ve birbirinin güdümüne girmeyen bir oluşumdur. Ama birlikte hareket edildiğinde neler başarıldığını gördük. Gezi’ de bir parkın alanından bir yaşam alanını hep birlikte savunduk. Haziran seçimlerinde herkes sandıkları savundu ve gerçekten hakkaniyetli sonuçlara yaklaşıldı. Aynı şekilde referandumda Hayır çıktı ama YSK’yı çaldılar. Muhalefetin içerisinde birbirinden hoşlanmayan insanlar olsa da bu insanların ortak hedefi azınlığın haklarına sahip çıkılan herkesin özgür bir şekilde kendini ifade edebileceği çoğunluklu bir demokrasi olması, özellikle çoğulcu değil her türden muhalif kesimin hizmet ettiği bir ortamı oluşturmak, şu an bundan tamamen uzağız.

    Suay ABAK/İSTANBUL