Etiket: Melek Şakar

  • Ada ve Zelal kardeşler için adalet arayışı sürüyor; bu kez imza toplanıyor

    Ada ve Zelal kardeşler için adalet arayışı sürüyor; bu kez imza toplanıyor

    PİRHA-Malatya’nın Akçadağ ilçesinde 24 Temmuz’da 11 yaşındaki K.A. adlı çocuğun yolda yürüyen 5 çocuğun üzerine traktör sürmesi sonucu meydana gelen kazada yaşamını yitiren Ada Yıldırım ve Zelal Yıldırım kardeşler için ailenin adalet arayışı sürüyor. Yıldırım ailesi, K.A.’nın trafik polisi babası Basri Ayaz’ın mahalleden çıkarılması için imza topluyor.

    Malatya’nın Akçadağ ilçesinin Ören-Çat mevkiinde 11 yaşında bir çocuğun kontrolündeki traktörün altında kalarak yaşamını yitiren 11 yaşındaki Zelal Yıldırım ve 7 yaşındaki Ada Yıldırım’ın ailesinin adalet mücadelesi sürüyor. Yılıdırım ailesi, çocuklarının ölümüne neden olan 11 yaşındaki K.K.’nın trafik polisi babasının Basri Ayaz’ın mahalleden çıkarılması için imza toplamaya başladı.

    Basri Ayaz’ın daha önce mahalle sakinleri tarafından uyarılmasına rağmen oğlu K.A.’yı traktör kullanması için teşvik ettiği, aynı zamanda cesaretlendirdiği ifade edilmişti.

    Basri Ayaz, jandarma komutanı ve bekçileri kandırarak 31 Temmuz 2024 gecesi olay yerine izinsiz olarak girip, getirdiği kamyonet ve 8 işçiyle eşyalarını kaçırmaya teşebbüs etmiş, bu girişim Yıldırım ailesi ve mahalle sakinleri tarafından durdurulmuştu.

    “HAK ETTİĞİ CEZAYI ALMASINI İSTİYORUZ”

    Ada ve Zelal Yıldırım kardeşlerin teyzesi, İsveç Götenborg Alevi Derneği Eş Başkanı Melek Şakar, olayın duyulmasıyla birlikte ilk günden beri olayı takip ettiklerini ifade etti.

    Şakar, “Tüm kamuoyunun hukuki süreçte yanımızda yer almasını, Ada ve Zelal’in sesi olmasını rica ediyoruz. Acımız büyük ve yolumuz uzun ama davamızın takipçiyiz. Bu katliamın sorumlusu olan aile, hak ettiği cezayı alana kadar mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    Yıldırım Ailesi’nin İmza Topladığı Dilekçede şu ifadeler yer alıyor:

    “Ören Muhtarlığına, Akçadağ Kaymakamlığı’na, Malatya Valiliği’ne, Ören Mahallesi sakinlerinin talebidir.

    24.07.2024 tarihinde İlimizin Akçadağ İlçesi’nin Ören Mahallesi Çat mevkisinde ihmal sonucu dört çocuk traktörün altında kalmıştır. 11 yaşındaki Zelal Yıldırım ve 7 yaşındaki Ada Yıldırım kardeşler traktörün altında kalarak feci şekilde can vermiştir. Gülce Şakar ve Asya Kaya kazada ağır yaralanmıştır. Asya Kaya’nın hayati tehlikesi devam etmekte olup, yaralanan çocukların yaşamları boyunca vücutlarında kalıcı zarar meydana gelmiştir.

    Kazaya sebep olan kişi ise; 11 yaşında, babasının cesaretlendirmesi ve yetkilendirmesiyle sıklıkla traktör kullanan bir çocuktur. İlimizde kayısı mevsiminde çok fazla mevsimlik çalışan gelmekte olup çocuk sayısı artmaktadır. Daha önce defalarca traktörü çocuğun kullandığını gören gerek Çat Mevkisinde yaşayan farklı kişiler, gerekse mevsimlik işçiler aileyi uyarmak için evlerine gitmiş ancak baba Basri Ayaz’ın umursamaz ve geçiştirici ifadelerine tanıklık etmiştir. Çat mevkisinde yaşayanlar, kazaya sebep olan 11 yaşındaki çocuğun polis memuru olan babası Basri Ayaz’ı sürekli olarak ikaz etmelerine rağmen yine de “benim oğlum yapar, benim oğlum öğrenmek zorunda” gibi beyanlarla çocuğunu cesaretlendirmeye devam etmiştir.

    Polis memuru Basri Ayaz ve ailesi aslen Adıyamanlı olup Çat Mevkii’ne yeni yerleşmiştir. Vefat eden çocukların ve yaralanan çocukların aileleri, Basri Ayaz ile arazi komşusu olup, evlerine giderken mutlak suretle kazaya sebep olan kişinin evinin önünden geçmesi gerekmektedir. Basri Ayaz ve ailesinin benzer olaylara sebebiyet vereceği ve kazadan zarar gören aileleri tahrik edecek davranışlarda bulunacağı ve daha büyük adli vakaların yaşanacağı tarafımızca öngörülmektedir.

    Çat mevkisinde ikamet edenler soydaş olup kazada zarar görenlerin yakın derece akrabalarıdır. Halkın huzurunun ve barışçıl ortamın zarar gördüğü açıktır. Açıklanan ve resen gözetilmesi gereken nedenlerle; Basri Ayaz ve ailesinin mahallemizde yaşamasından rahatsızlık duymaktayız. İlgili makamlarca önlem alınmak suretiyle Basri Ayaz ve ailesinin mahallemizden çıkarılması hususunda gerekli ve ilgili işlemlerin yapılmasını saygılarımızla talep ederiz.”

    PİRHA/MALATYA

  • İsveç’te her inanç, devlet tarafından destekleniyorken Türkiye’de yok sayılıyor-VİDEO

    İsveç’te her inanç, devlet tarafından destekleniyorken Türkiye’de yok sayılıyor-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’de Alevilere yönelik yürütülen asimilasyon politikalarını eleştiren Götenborg Alevi Derneği Eş Başkanı Melek Şakar, “Hiçbir İsveç yönetiminde bir imam, bir kilise görevlisi, gidip insanların inançlarına müdahale etmiyor. İsveç’te kilisenin, toplum üzerinde dayatmasını göremezsiniz. Bizler ise Türkiye’de inkarın inkarını yaşıyoruz” dedi.

    İsveç Götenborg Alevi Derneği Eş Başkanı Melek Şakar, Alevilerin Türkiye’de yaşadıkları sorunlara değindi. “Aleviliği mi konuşalım? Alevileri mi konuşalım?” gibi tartışmaların Alevileri ayrıştırdığını belirten Şakar, Bütün Alevi kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini savundu.

    Melek Şakar ayrıca Türkiye’de hala Aleviliğin yasal olarak tanınmamasını işaret ederek, İsveç’te yönetimin, bütün inançlara eşit şekilde destek verdiğini söyledi. Şakar, İsveç’te devlet, inançları bir tehlike olarak değil, bir zenginlik olarak görmekte” diye de ekledi.

    Türkiye’de İslamiyet’in devlet tarafından dayatılmasının Alevi toplumunca kabul edilemeyeceğinin önemine vurgu yapan Şakar, İsveç’te yasalar çerçevesinde herkesin eşit bir şekilde inancını yaşadığını söyledi.

    “ALEVİLERİN ÖRGÜTLÜ OLMASI İNANÇLARININ TANINMASINI SAĞLADI”

    Alevilerin örgütlenmesi sonucunda İsveç’te inançlarının devlet tarafından tanındığını ifade eden Şakar, “İsveç Alevi Federasyonu çatısı altında Alevilerin bir örgütlülüğü var, dernekleri var. Derneklerin içerisinde yer alan Aleviler İsveç eğitim kurumlarında, eğitim müfredatında yer alıyor. 2008’de Alevilik İsveç’te bir inanç olarak kabul edildi. Türkiye ile İsveç’i kıyasladığımız zaman Aleviler ülkemizde ne tanınıyor ne de hukuksal olarak bir zemine oturtulmamış. Yaşadığımız ülkede bunu hayata geçirmek bir kazanımdır açıkçası. Bu da örgütlülüğün vermiş olduğu bir kazanım” diye konuştu.

    “İNANÇLARA ZENGİNLİK OLARAK BAKILIYOR”

    İsveç’teki Alevilerin coğrafyadan dolayı dağınık olmasına rağmen örgütlediklerini söyleyen Şakar, “Tarihsel özümüzü ve sürecimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Çünkü yaşamış olduğumuz coğrafya katliamlara uğramış, ezilmiş bir kesim. Biz de buradan yola çıkarak örgütlülüğümüzü sağlamaya çalışıyoruz. Yaşadığımız ülkenin bize sunmuş olduğu demokratik çerçevedeki haklarımızı hayata geçirmenin koşullarını sağladık. Bize sunulan bu haklar devlet tarafından destekleniyor ama bu destekler müdahale etmenin dışında devlet, bizlere kültürel anlamda, inanç anlamında bir zenginlik olarak bakıyor. Bize inancımızın korunması, taşınması gerektiği noktasında ön ayak oluyor” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE’DE BİR DAYATMA VAR”

    Türkiye’de Alevilerin, eşit yurttaşlık hakkını talep etmesi durumunda katliamlarla karşılaştıklarını, inkâr edildiklerinin altını çizen Şakar, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü: “İsveç’e baktığımız zaman dinler bir araştırma niteliğinde ele alınıyor. Bir bilgi, tarih, çözümleme olarak öğretiliyor. Bunu öğrencilere inandırma olarak dayatmıyor. Türkiye’ye baktığımızda tam aksine insanlara dayatmak, şekillendirmek ve kendine göre bir eğitim sistematiğini oluşturmaktır. Hiçbir İsveç yönetiminde bir imam bir kilise görevlisi gidip insanların inançlarına dahil olmuyor, müdahale etmiyor. İsveç’te kilisenin herhangi bir işlevini, kilisenin toplum üzerindeki dayatmasını göremiyorsun. Birçok inanca sahip insanlar vardır İsveç’te. Yasal ve hukuksal bütün güvenceler sağlanıyor. Bu haklar dışında inançlarını sürdürmek için yönetim bütçe bile sağlıyor ve eşit bir şekilde de bunu dağıtıyor.”

    “TARAF DEĞİL ALTERNATİF OLMASI GEREKİYOR”

    Şakar, son 20 yılda artan asimilasyon politikalarına karşı Alevi örgütlenmesinin daha planlı ve mücadeleci olması gerektiğini söyleyerek şunları vurguladı:

    “Bunlar karşısında Alevi inancının dayanışma, örgütlenme ve çevresindeki bütün demokratik kurumlarda kendini göstermesi gerekiyor. Taraf değil alternatif arayışı içerisinde olması gerekiyor. Türkiye’deki ve Avrupa’daki Alevi örgütlerinin birlikte hareket etmesi gerekiyor. Bizler Aleviliği mi konuşalım, Alevileri mi konuşalım gibi tartışmalar Alevileri eritiyor. Geçmişte adını bilmediğimiz ayrımcılığı, asimilasyonun adını bu örgütlülük içerisinde öğrendim. Bu örgütlülük içerisinde öğrendik, öğrettik, tamamladık.”

    Kamber YILDIZ/MALATYA