Etiket: Melih Bulu

  • Akademisyen Can Candan: Boğaziçi protestolarında 5 yıldır tarih yazıyoruz!-VİDEO

    Akademisyen Can Candan: Boğaziçi protestolarında 5 yıldır tarih yazıyoruz!-VİDEO

    PİRHA – Kayyum geleneğinin akademiye yansıma hali ve sonrasında gelişen protestolar Boğaziçi Üniversitesi’nde 5. yılını doldurdu. Bu süre zarfında 600’den fazla personel değişimi oldu. Yani Boğaziçi kayyumu, her iki günde bir emekçi kıyımı yaptı. Sürecin mağdurlarından olan akademisyen Can Candan ise 5 yıldır aralıksız devam eden protestolara işaret ederek “Üniversiteler tarihinde güzel bir sayfa yazmaya devam ediyoruz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla 2 Ocak 2021’de çıkartılan kararname, Boğaziçi Üniversitesi için adeta bir “ferman” niteliğindeydi. Cumhurbaşkanı tarafından rektör atanan Melih Bulu ile Naci İnci’den sonra Boğaziçi kampüsünde bilimsel eğitimden çok personel kıyımı ve polis şiddeti görünür oldu.

    Üniversiteye dışarıdan müdahalenin hemen akabinde akademisyenlerle birlikte, öğrenciler ve mezunlar tepkilerini dile getirdi. 2 Ocak 2021, Boğaziçi Direnişi’nin de başlangıç tarihi oldu. Üniversitede görev yapan akademisyenler, akademi camiasında eşine pek rastlanmayan türden bir protesto geliştirerek nöbet eylemine başladı.

    Akademisyen Can Candan da bu nöbetin hem katılımcısı hem de yaşananları kamuoyuna aktaran kişiydi. Üniversitedeki baskılara dikkat çeken Candan, Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan Naci İnci tarafından 16 Temmuz 2021’de uzaklaştırıldı. Kayyum rektör, Candan’ın üniversite kampüsüne girmesini dahi engelledi.

    “İşe iade ve hukuka aykırı göreve son verme” talebiyle davalar açan Can Candan, mahkeme yoluyla iki kez üniversiteye geri döndü. Ancak kayyım rektör, mahkeme kararına rağmen üçüncü kez Candan’ı görevden uzaklaştırdı.

    Akademisyen ve belgesel sinemacı Can Candan ile altıncı yılında Boğaziçi direnişinin geldiği evreyi konuştuk.

    “ÜNİVERSİTELER TARİHİNE GEÇEN BİR DİRENİŞ HİKAYESİ”

    PİRHA – Boğaziçi Üniversitesinin özerk yapısına yönelik müdahaleler sebebiyle 5 yıl boyunca süren mücadeleniz söz konusu. Boğaziçi’nde gelinen aşama nedir? Bugün geriye dönüp baktığınızda, Boğaziçi direnişi neyi değiştirdi, neyi değiştiremedi?

    2021 yılının ocak ayından bu yana Boğaziçi Üniversitesi, siyasi iktidarın saldırısı altında diyebiliriz. Üniversitenin özerk bir kurum olmasına, üniversitedeki özgürlüklere ve üniversitenin demokratik işleyişine müdahale söz konusu. Biz de 5 yıldır bu müdahaleye elimizden geldiğince üniversitenin tüm bileşenleri olarak sendikamız Eğitim Sen ile birlikte itiraz ediyoruz. Boğaziçi Üniversitesi önemli bir kurum sonuçta; bir kamu üniversitesi ve 50 küsur yıldır da kamu hizmeti veriyor. Bu kurumun zarar görmemesi için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bir akademisyenin görevi, doğal olarak üniversitelerin anayasada da geçtiği gibi özerk kurumlar olmasını sağlamak, üniversitelerdeki akademik özgürlüklere ve aynı zamanda da üniversitelerdeki demokratik işleyişlere sahip çıkmak ve bunları yürütmektir. Boğaziçi Üniversitesi Senatosu’nun da yıllar önce kabul ettiği ilkelerimiz arasında zaten bunlar var. Özerklik, özgürlük, demokratik işleyişler ve tüm yöneticilerin rektöründen bölüm başkanına kadar seçimle göreve gelmesi…

    Bunlar neden önemli? Çünkü üniversitenin bir üniversite olabilmesi ve en fazla kamu yararı üretebilmesi için bilimsel, kültürel, sanatsal anlamda bunların sağlanması gerekiyor. Biz de bunun için mücadele ediyoruz. Fakat bu 5 yıla baktığımız zaman üniversite çok ciddi hasarlar aldı. Akademik kadrodan 60 küsur kişi ya işinden atıldı, ya istifaya zorlandı! İşte ben de o 60 kişiden biriyim ve yaklaşık 4,5 yıldır hukuk mücadelesi yürütüyorum.

    İşin bence önemli bir tarafı belki de Türkiye’de bir üniversiteden beklenmeyecek bir şekilde hepimizin bir araya gelip, dayanışma ağı kurup hep birlikte bu kadar süre itiraz edebilmemiz. Bu da sanırım Türkiye’de üniversite tarihine geçen bir direniş hikayesi oldu.”

    “ÜNİVERSİTELER, TOPLUMUN ÖNÜNÜ AÇAN KURUMLAR OLMALI”

    -Bu direniş sizce bir üniversite meselesi miydi, yoksa Türkiye’nin daha geniş bir demokrasi krizinin yansıması mıydı?

    “Üniversiteler toplumdan bağımsız kurumlar değiller. Türkiye’deki siyasi ortamdan etkilenen kurumlar tabii ki. Bunun en güzel örneğini 1980 darbesinden biliyoruz. “En güzel” dediğimiz güzel bir tarafı yok tabii. 1980 darbesi sonrasında YÖK’ün kurulması ve üniversitelerin YÖK aracılığıyla kontrol altına alınması meselesi… Türkiye’deki siyasi ortam, demokratikleşme mücadelesi, üniversitelerdeki mücadelelerden ayrı şeyler değil tabii ki. İfade özgürlüğü, özellikle Üniversitede olması gereken bir şey. Dolayısıyla Üniversiteler özelinde bir mücadele tabii ki devam ediyor. Üniversiteler de tabii ki kendine has özellikleri olan kurumlar ama diğer hak, adalet ve özgürlükler mücadelelerinden de ayrı olarak düşünemeyiz. Tabii ideal bir toplumda üniversitenin özellikle özgürlükler, haklar konusunda tabii ki toplumun çok daha önünde gitmesi gereken, toplumun önünü açan kurumlar olması gerekiyor. Ama maalesef Türkiye gibi gittikçe daha çok otoriterleşen ülkelerde bu böyle olmuyor. Çünkü üniversiteler bağımsız bilim, sanat, kültür üretmeye devam edemiyorlar.”

    “GÜVEN ORTAMI ORTADAN KALKTI”

    -Yani asıl kırılma üniversite kültüründe mi oldu?

    “Hem üniversite kültürüne hem de üniversitenin bir yüksek öğrenim kurumu olarak kamu faydası sağlamasına oldu. Çünkü kalite düşüyor. Türkiye’de herkesin dünya kalitesinde yüksek öğrenime erişim hakkı olması gerekiyor. Bu hakkı sağlayan kurumlardan bir tanesi de; belki de en başta gelenlerinden biri Boğaziçi Üniversitesiydi. Şimdi dolayısıyla Boğaziçi Üniversitesi’nin o kamu hizmeti verme kalitesi düşüyor. Yani bilimsel olarak çok ciddi bir zarar var. Üniversite kültürü anlamında da ciddi bir zarar.

    Üniversite kültürü dediğimiz şey tam olarak nedir? Düşüncelerin özgürce ifade edildiği, bunların yaşandığı, toplumun çok daha ilerisinde olan ve toplumun da dediğim gibi önünü açan, iyiye doğru yönlendiren kurumlar olması gerekiyor. Üniversite kültürü dediğimiz şey bu. Birçok öğrenci Boğaziçi’ne geldiği zaman kimliği ne olursa olsun kendini rahat, güvende hissediyordu. Şimdi bu ortadan kalkmış durumda. Akademisyenler de aynı şekilde kendilerini özgür, güvende hissediyorlardı ve birlikte o kurumu yıllar içinde müthiş emekler vererek inşa edip aynı zamanda bunun sürdürülebilir olması için çaba gösteriyor ve bunu da başarıyorlardı. Şimdi ona ket vurulmuş oldu.”

    “SİLİP ATMAK O KADAR DA KOLAY DEĞİL”

    -Boğaziçi “Boğaziçi olmaktan çıktı” diyorsunuz yani!

    “Hem çıktı hem çıkmadı. 6. yılında olan direniş şunu gösteriyor; Boğaziçi’ni yıkmak o kadar kolay değil. Çünkü orada ciddi bir birikim var. 1863’te kurulmuş bir eğitim kurumundan bahsediyoruz. Şimdi bunu 5-6 yılda silip atmak o kadar da kolay değil. Yani Boğaziçi Üniversitesi sonuçta birçok zor dönem yaşadı. Yani Boğaziçi Üniversitesi’ni öyle tamamen yok etmek çok da mümkün değil. Bu direniş de biraz onu gösteriyor. Boğaziçi’ne emek vermiş birçok insan, üniversitenin daha fazla zarar görmemesi için mücadele ediyor. Verilen zararlar bir şekilde telafi edilir ama çok ciddi bir zaman ve kaynak harcanması söz konusu. Yani bunun bedeli hepimize, onu söyleyebilirim.”

    “ÜNİVERSİTEDE YÖNETİMSEL ŞİDDET VE ZORBALIK!”

    -Akademisyenler, şu an maruz kaldıkları baskıyı nasıl özetliyor?

    “Görevimizden alınmış da olsak, kampüse girmemiz engelleniyor da olsa son 5 yıldır birlikte bir mücadele içindeyiz. Dolayısıyla her gün akademisyenlerle görüşüyoruz. Şimdi akademisyenlerin yaşadığı şey bir yönetim şiddeti diyebiliriz. Yani kayyum rektörlüğün altında akademisyenlere yönelik bir şiddet uygulanıyor. Örneğin, birçok arkadaşımıza soruşturma açıldı. Nöbet tuttukları için, her iş günü sırtlarını rektörlük binasına dönüp bir protesto eylemi yaptıkları için, ya da sosyal medyada, basında çeşitli hukuksuzluklara, yolsuzluklara dikkat çektikleri için soruşturma açılması gibi…

    Böyle yüzlerce soruşturmaya maruz bırakılıyorlar. Bunlardan bazıları üniversite, bazıları YÖK nezdinde yapılan soruşturmalar. Hatta ve hatta bazıları savcılığa kadar giden soruşturmalar olabiliyor. Rektör sıfatı taşıyan kişiler, bu yetkileri suistimal ederek, haksız, hukuksuz birtakım araçlarla akademisyenleri baskılamaya çalışıyorlar. Mesela bir hocamız senato temsilcisi olarak seçiliyor fakat senato toplantısına katılması, özel güvenlik tarafından engelleniyor. Dolayısıyla yönetimsel bir şiddet ve zorbalıkla karşılaşıyorlar. En çarpıcı olanı, insanların görevlerine hukuksuz bir şekilde son verilmesi oluyor”

     “ÜNİVERSİTELERDE YÖNETİM ŞİDDETİ VAR”

    -Boğaziçi direnişinin en güçlü aktörleri öğrencilerdi. Sizce bu kuşak ne öğrendi, ne kaybetti?

    “Boğaziçi Üniversitesi direnişinin başından beri öğrenciler çok önemli bir role sahipti. Öğrenciler olmasaydı, itirazlarını en başında bu kadar güçlü şekilde ifade eden, Boğaziçi direnişi bugünleri göremezdi. Dolayısıyla öğrencilerin güçlü itirazı, diğer bileşenleri de motive etti. Aynı zamanda en az korunaklı bileşen onlar oldukları için en çok da yönetimsel şiddete; yani kayyum yönetiminin şiddetine ve onunla birlikte çalışan kolluk ve yargı şiddetine maruz kalanlar da yine öğrenciler oldu. Onlar daha çok gözaltına alınıp fiziksel şiddet görüp tutuklandılar. Eşit olmayan bir yükü onlar çekmiş oldu aslında.

    Bu süreçte neler öğrendiler? Türkiye gibi ülkelerde insanlar, daha çok gündelik hayatta hak, hukuk, adalet mücadelesini öğreniyorlar. Bir üniversite öğrencisinin bunları yaşayarak öğrenmesi bir yandan da bütün zorluklarına rağmen çok kıymetli. Dolayısıyla direnen özne olmayı öğrendiler. Hakları için mücadele etmeyi öğrendiler. Bunlar hani bilmedikleri şeyler değildi belki ama bunu yaşayarak, bir aktörü olarak öğrenmek başka bir deneyim tabii ki. Bir yandan tabii trajik ve beni çok üzen bir şekilde şunu da deneyimlemiş oldular; Türkiye’de üniversitelerde böyle bir yönetim şiddeti söz konusu. Yani YÖK ve kayyum, idareler yoluyla öğrencilerin şiddet görmesi, kendilerini güvensiz hissetmeleri, ifade özgürlüklerine ve haklarına müdahalelerde bulunması, kimlikleri üzerinden hedef gösterilmeleri gibi şeyleri maalesef yaşadılar. Buradan çıkan derslerden bir tanesi de belki şuydu. Türkiye’deki hak, hukuk, adalet mücadelelerinin bir tarihi var. Bizim verdiğimiz mücadele de bu tarihin bu dönemine oturuyor. Biz geçmiş mücadelelerden güç alıyoruz ve hep birlikte dayanışarak bu mücadeleleri büyütmek zorundayız. Sanırım genç kuşak zaten bunu çok iyi biliyor. Artık kendi hakları konusunda da ellerini taşın altına koyuyorlar. Görebildiğim kadarıyla da onlara giydirilmeye çalışılan bu deli gömleğine sığmıyorlar doğal olarak. Çünkü ülkelerin, toplumların çok daha özgür bir dünyada, çok daha birbirleriyle iletişim içinde olduğu bir dünyada yaşıyorlar. Dolayısıyla bu insanları, böyle bastırmak o kadar da kolay değil.”

    “EYLEMİMİZLE BİR TARİH YAZIYORUZ”

    -Üniversiteler tarihinde Boğaziçi’ndeki gibi sırt dönme eylemine benzer uzun soluklu bir eylem tarzı var mı?

    “Boğaziçi’ndeki direniş kadar uzun soluklu ve istikrarlı olan bir üniversite içi direniş bildiğim kadar yok. Dolayısıyla hani öyle de bir tarih yazıyoruz. Çok kıymetli buluyorum. Boğaziçi Üniversitesi gibi bir üniversitenin uluslararası akademik camiada çok bağlantıları var. Birçoğumuz eğitimimizin belirli evrelerinde yurt dışında bulunmuş insanlarız. Dünya akademik ağı içinde tabii ki çok bağlantılarımız var ve bu ağ içinde de Boğaziçi Üniversitesi’nin sergilediği bu 5 yılı dolduran direniş biliniyor ve orada da takdir ediliyor. O anlamda da hem Türkiye’de hem dışında üniversiteler tarihinde güzel bir sayfa yazmaya devam ediyoruz.”

    KENDİMİ HALA BOĞAZİÇİ AKADEMİSYENİ OLARAK GÖRÜYORUM”

    Üniversiteye dönme mücadeleniz devam ederken diğer yandan da belgesel çalışmalarınız sürüyor. Hazırlık aşamasındaki filminizden de bahseder misiniz?

    “Benim iki şapkam var; bir akademisyen olarak araştırma, ders verme, yazılı üretimler; bir yandan da belgesel filmler üretimi. Bu iki alanda da çalışmalarıma devam ediyorum. Yani bunun için bir üniversitede olmam gerekmiyor. Dolayısıyla hem belgesel film üretimime hem araştırma ve yazılı çalışmalarıma devam ediyorum. Şu anda Türkiye’de belgesel sinema üzerine bir kitap çalışmam var. O da Boğaziçi Üniversitesi’nde verdiğim Türkiye’de belgesel sinema dersinden çıkan bir projeydi zaten. Bir yandan da 4. uzun metraj belgesel filmim olan ‘Nükleer Alaturka’ isimli belgesel film üzerine çalışmaya devam ediyorum. Konuşmalar veriyorum. Panellere çağrılıyorum. Film gösterimleri devam ediyor, işte sanat sergilerine dahil oluyorum vesaire. Yani oldukça aslında yoğun bir çalışma dönemi içindeyim.

    Bir yandan bu yargı süreçleri devam ederken bir yandan da beni Boğaziçi’ne alan meslek arkadaşlarımın olması, aslında baktığınızda ben kendimi hala Boğaziçi Üniversitesi akademisyeni olarak görüyorum. Çünkü meslektaşlarım öyle görüyorlar. Yani resmi olarak Boğaziçi Üniversitesi akademisyeni olmuyor olmamın benim ve meslektaşlarım için bir karşılığı yok.”

    -Eğer bir yıl dönümü cümlesi kuracak olsanız bu direniş tek bir cümleyle nasıl hatırlanmalı dersiniz?

    “Üniversiteler özerk, özgür ve demokratik kurumlar olmak durumundalar. Ve biz de bu mücadeleye devam edeceğiz. 5 yıldır yaptığımız gibi, hiçbir şekilde başka türlüsünü kabul etmemiz ve bu ideallerden de vazgeçmemiz mümkün değil.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği’nden Boğaziçi direnişine destek açıklaması

    Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği’nden Boğaziçi direnişine destek açıklaması

    PİRHA-Boğaziçi Üniversitesi bileşenleri tarafından ‘demokratik, özgür ve özerk üniversite için’ başlatılan eylemler birinci yılını geride bıraktı. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği yayımladığı açıklama ile “Köklü bir kamu yüksek öğretim kurumu ve onu oluşturan ve tanımlayan ilkeler için verilen bu mücadeleyi destekliyoruz” ifadelerine yer verdi. 

    Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği, Boğaziçi Üniversitesi direnişinin birinci yılı dolayısıyla basın açıklaması yayımladı.

    Boğaziçi Üniversitesi bileşenlerinin, Melih Bulu’nun 2 Ocak 2021 günü rektörlüğe atanmasıyla başlattıkları eylemler birinci yılını geride bıraktı.

    “DEMOKRATİK, ÖZGÜR VE ÖZERK ÜNİVERSİTE İÇİN DİRENİŞ DEVAM EDİYOR”

    Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği, yayımladığı açıklamada akademisyenlerin demokratik, özgür ve özerk üniversite için mücadele ettiklerini kaydetti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Boğaziçi Üniversitesi’nde bir yıldır yaşananlar, Türkiye’de üniversitelerin demokratik, özgür ve özerk bilim ve eğitim kurumları olmaktan hızla uzaklaştırılması doğrultusunda bir süredir devam eden sürecin geldiği noktayı temsil ediyor. Kayyum rektörler Melih Bulu ve Naci İnci’nin yönetiminde, Boğaziçi Üniversitesi’nin yasal ve seçilmiş kurullarının kararı olmadan fakülteler açılması ve atamalar yapılması; öğretim üyelerinin görevden alınması; çalışanlara ve öğretim elemanlarına soruşturmalar açılması; demokratik haklarını kullanan öğrencilere disiplin soruşturmaları açılması ve bizzat rektörlüğün şikayetiyle öğrencilerin tutuklattırılması; son olarak da 16 akademisyen hakkında yine bizzat rektör tarafından savcılığa şikayette bulunulması bu sürecin köşe taşları oldu.

    Bütün bunlara karşı Boğaziçi’nde akademisyenlerin 365 gündür sürdürdükleri direniş ise, demokratik, özgür ve özerk üniversite ereği için mücadeleye ışık tutuyor.

    Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği olarak, köklü bir kamu yüksek öğretim kurumu ve onu oluşturan ve tanımlayan ilkeler için verilen bu mücadeleyi destekliyoruz. Boğaziçili meslektaşlarımızın direnişini ikinci yılına girerken selamlıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Boğaziçi Üniversitesi’nde gözaltına alınan öğrencilere işkence-VİDEO

    Boğaziçi Üniversitesi’nde gözaltına alınan öğrencilere işkence-VİDEO

    PİRHA – Kayyum rektörü protesto eden öğrenciler 7 Ekim günü de Boğaziçi Üniversite önündeydi. Eylem sırasında gözaltına alınan öğrencilerden Mısra Sapan PİRHA’ya konuşurken; “Gözaltına almalarla, tutuklamalarla bizi yıldıramayacaklar. Dün işkence gördük, bugün yine buradayız” dedi.

    Kayyum rektör Melih Bulu’nun gitmesi için başlayan ve altı ay içinde bitmesi beklenen Boğaziçi eylemleri Melih Bulu’nun gitmesinin ardından da devam ediyor. Daha öncesinde birçok açıklamada öğrenciler, bütün kayyumlar gitmeden eylemlerini sonlandırmayacaklarını açıklamışlardı. Melih Bulu’nun ardından atanan Naci İnci de eylemlerin hedefinde. Ancak ortaya çıkan belgeye göre İnci, öğrencilerin isimlerini vererek şikayet etmişti. Öğrencilerden Caner Pelit Özer ve Enis Berke Gök tutuklandı.

    Öğrenciler, 7 Ekim günü, tutuklu arkadaşları için Boğaziçi Üniversitesi önünde basın açıklaması yapmak istedi. Basın açıklamasına izin vermeyen kolluk kuvvetleri öğrencileri gözaltına aldı. Mısra Sapan da gözaltına alınan öğrencilerden biri. Sapan, kendisine ve arkadaşlarına işkence yapıldığını söylerken; şöyle konuştu:

    “GÖZALTILAR VE TUTUKLAMALAR BİZİ YILDIRAMAZ”

    “Bizler iki gün önce tutuklanan arkadaşlarımız Berke ve Pelit için bir basın basın açıklaması gerçekleştirmek istemiştik. Berke ve Pelit iktidarın hedef göstermesi sonucuyla, Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla tutuklandılar. Biz de dün Boğaziçi Üniversitesi güney kapı önünde basın açıklaması gerçekleştirecektik.

    Ancak daha yürürken, eylem gerçekleştirmeden, polisler tarafından etrafımız sarılarak gözaltına alındık. 8 kişi sert bir müdahale ile ve darp edilerek, polis işkencesine maruz kaldık. Daha sonrasında basın açıklaması sırasında da altı arkadaşımız alındı. Gözaltına almalarla, tutuklamalarla bizi yıldıramayacaklar. Dün işkence gördük, bugün yine buradayız.”

    Gözaltındaki 10 kişi gece saatlerinde serbest bırakılırken, 4 öğrencinin hala gözaltında olduğu belirtildi. Savcılık gerekçe olarak dört kişinin öğrenci olmamasını öne sürdü.

    Helin YILMAZ / İSTANBUL

  • Boğaziçi Üniversitesi’ne yeni rektör ataması

    Boğaziçi Üniversitesi’ne yeni rektör ataması

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Resmi Gazete’de yayınlanan kararnamesiyle Boğaziçi Üniversitesi’nin rektörlüğüne Prof. Dr. Naci İnci atandı.

    Bulu’nun görevden alınmasından sonra vekaleten rektörlük yapan İnci, direnişle geçen altı ayın ardından görevinden alınan kayyum rektör Melih Bulu’nun yardımcılığını yapmakta ve öğrenciler tarafından kayyum rektörlükte görev almayı kabul eden ilk akademisyen olması bağlamında Bulu ile aynı şekilde protestolara maruz kalıyordu.

    Boğaziçi Dayanışması, İnci’nin atanmasıyla tüm üniversite bileşenlerini yeniden mücadeleye çağırdı. Yapılan paylaşıma “Boğaziçi Direnişinin bütün bileşenlerini Kayyum Naci İnci’ye karşı birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Tüm kayyumlar gidene kadar #DirenişeDevam #NaciİnciRektörümüzDeğildir #KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz” notu düşüldü.

    Boğaziçi Direnişi hesabı ise “Naci İnci bugün istifa etti mi?” isimli bir twitter hesabı açtı.

    HİÇBİR ADAY MÜLAKATA ÇAĞIRILMADI

    Rektörlüğe aday olan ve 600’den fazla akademisyenin katıldığı oylamada güven oyu alan ve YÖK’e başvuran 17 profesörün bir tanesinin bile mülakata çağırılmadığı iddia edildi. Aynı oylamada %95 oranında karşı oy alan Naci İnci ise rektör olarak atandı.
    TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil “%95 oranıyla reddedilen Naci İnci az önce rektör olarak atandı. Çünkü Saray’da yaşayan tek bir kişi, her şeyi bildiğini sandığı gibi, Boğaziçi’ni de Boğaziçililerden daha iyi bildiğini sanıyor.” dedi.

    NE OLMUŞTU?
    Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki dönem kayyum rektörü de gece yarısı bir kararname ile atamış daha sonra gece yarısı kararnamesi ile görevden almıştı.  6 aylık öğrencilerin direnişinin sonucu olduğu düşünülen bu olay, iktidara yakın yazarlar tarafından farklı yorumlanmıştı. Fatih Altay, Nagehan Alçı gibi isimler Naci İnci’nin daha sert biri olduğu için Erdoğan’ın yeni rektörünün belli olduğu şeklinde yorumlar yapmıştı.


    HELİN YILMAZ

  • Boğaziçi Üniversitesi’nin seçilmiş senatörlerinden açık mektup

    Boğaziçi Üniversitesi’nin seçilmiş senatörlerinden açık mektup

    PİRHA- Boğaziçi Üniversitesi’nin seçilmiş senatörleri bir açıklama yayınlayarak, “Üniversitede çeşitlilik ve kapsayıcılığı evrensel değerler olarak benimsemeli, bileşenlerin katılımıyla oluşturulacak kurul ve komisyonların çalışmaları üzerinden kararların alındığı bir akademik yönetişim modelini esas almalıdır” dedi.

    2 Ocak 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından atanan Rektör Melih Bulu’nun, Cumhurbaşkanı tarafından 15 Temmuz 2021 tarihinde görevden alınmasının ardından Boğaziçi Üniversitesi’nin seçilmiş senatörleri, ‘Üniversitemizin Rektör Adaylarına’ başlıklı bir açık mektup kaleme aldı.

    Mektup şunlar belirtildi:

    “Üniversitemizin Rektör Adaylarına,

    2 Ocak 2021 tarihinden beri Üniversitemizin akademik ve idari özerkliğini zedeleyen ve üniversite yaşamına önemli hasarlar veren bir kriz döneminden geçmekteyiz. Yeni bir Rektör belirleme sürecine girilen şu günlerde aşağıda imzası bulunan Senato üyeleri olarak aşağıdaki hususları aday meslektaşlarımızın dikkatine sunmayı görev biliriz.

    Ülkemizde yükseköğretimde yeni bir yönetişim modeline ihtiyaç olduğu açıktır. Böyle bir çalışmaya katkı sunmak amacıyla Senatomuzca kurulan Üniversitelerde Yönetim Yapılanması Çalışma Komisyonu’nun (ÜYYK) hazırladığı, akademik özgürlük ve üniversite özerkliği temelinde kamu araştırma üniversitelerinin geleceğini ele alan 13 Temmuz 2021 tarihli raporda ortaya konulan esasları önemsiyoruz.

    Bu geçiş döneminde görev alacak rektöre önemli sorumluluklar düşecektir. Boğaziçi Üniversitesi’nin 158 yıllık kurumsal geleneği ve 50 yıllık kamu araştırma üniversitesi deneyimi ile ortaya koyduğu ve 2012/9 sayılı Senato toplantısında kabul edilmiş olan Kamu Üniversitelerinin İşleyişine Dair İlkeler metni üniversite idarecileri için bu bağlamda yol göstericidir. Üniversitemiz yönetimine aday olan meslektaşlarımızın bu ilkelere bağlılıklarını taahhüt etmelerini bekliyoruz.

    ÜYYK raporunda rektörün yetkinliklerine dair belirtilmiş olan bazı noktaları rektör adaylarına hatırlatmak isteriz:

    – Üniversite bileşenlerinin temel hakkı olan akademik özgürlüğün kullanılmasını teşvik edip koruyacak olan rektör, üniversitesinin kamuya ilan edilen değerlerini de özümsemiş olarak, üniversite içi ve dışında ifade edebilmeli ve gereken her yerde savunabilmelidir.

    – Üniversitede çeşitlilik ve kapsayıcılığı evrensel değerler olarak benimsemeli, bileşenlerin katılımıyla oluşturulacak kurul ve komisyonların çalışmaları üzerinden kararların alındığı bir akademik yönetişim modelini esas almalıdır.

    – Bağlantılı olarak akademik personelin istihdam, yükseltme ve atamalarında liyakat ilkesini her zaman ön planda tutarak, akademik birim ve yetkili kurulların kararlarını uygulamalıdır.

    – Bütün bunları yaparken üniversitenin örgütsel, mali, istihdama dönük ve akademik özerkliğini koruyarak geliştirmeyi temel önceliği olarak tanımalıdır.

    Rektör adayları üniversitemizin değerlerine, aşağıdan yukarıya doğru işleyen yönetişim esaslarına, liyakat ve özerklik ilkelerine, öğrenci odaklı kamu araştırma üniversitesi vizyonuna bağlı kalacaklarını ve hesap verebilir olacaklarını taahhüt edebilmelidirler.

    Üniversitemizin bu ilkeler ve değerler doğrultusunda yönetilmesinin takipçisi olmaya devam edeceğiz.

    Saygılarımızla,

    Prof. Dr. Yasemin BAYYURT, Eğitim Fakültesi Dekanı

    Prof. Dr. Özlem BERK ALBACHTEN, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı

    Prof. Dr. Ümit BİLGE, Mühendislik Fakültesi Senato Temsilcisi

    Prof. Dr. Metin ERCAN, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı

    Prof. Dr. Gülcan ERÇETİN, Eğitim Fakültesi Senato Temsilcisi

    Prof. Dr. Çiğdem KAFESCİOĞLU, Fen-Edebiyat Fakültesi Senato Temsilcisi

    Prof. Dr. Cengiz KIRLI, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü

    Prof. Dr. Ayşe MUMCU, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Senato Temsilcisi

    Prof. Dr. Turgut Tüzün ONAY, Çevre Bilimleri Enstitüsü Müdürü

    Prof. Dr. Özlem YILDIRIM ÖKTEM, Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Müdürü

    Prof. Dr. Can YÜCESOY, Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü Müdürü”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kayyumlar gidene kadar direnişimiz devam edecek’-VİDEO

    ‘Kayyumlar gidene kadar direnişimiz devam edecek’-VİDEO

    PİRHA- Melih Bulu’nun atanmasının ardından Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri protestolar durmadan devam edince Melih Bulu görevden alındı. Bulu’nun gidişini değerlendiren öğrenciler, kayyumlar gidene kadar sürecin bitmeyeceğini dile getirdi.

    Kayyum rektör Melih Bulu’nun gidişi sadece Boğaziçi’nde değil birçok kesimde heyecan yarattı. Direniş süreci de Boğaziçi ile sınırlı kalmamıştı. Bulu’nun gidişinin ardından iktidar yanlısı medya da muhalif medya da pek çok şey söyledi. Peki öğrenciler ne diyor? Konu hakkında Uğur ve Elif ile yeni dönemi konuştuk.


    Ocak ayında seçilmiş rektör yerine ikinci aday olan Melih Bulu’nun atanmasının ardından Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri protestolara başlamıştı. 6 ay içinde sönümlenmesi beklenen eylemlerdi ancak Melih Bulu ısrarı sönümlendi. Protestolar bir süre sonra genişleyerek toplumsal talepler haline geldi ve “Tüm Kayyumlar Gidene Kadar” sloganı ile birçok gencin katıldığı direnişe dönüştü. Direnişe katılan Boğaziçi öğrencisi Uğur Ünal ve İstanbul üniversitesi öğrencisi Elif Üçler’e son gelişmelerin kazanım olup olmadığını sorduk.

    “BULU’NUN GİDİŞİ DİRENİŞİN SONUCU”
    ‘Melih Bulu’nun görevden alınması ardından gelecek dönem direnişçileri neler bekliyor?’ diye sorduğumuz Elif, “Melih Bulu’nun atandığı günden itibaren bir direniş vardı. Bu direnişin sonucu Melih Bulu’nun gidişi oldu “ şekilde cevap verdi. Nagehan Alçı ve Fatih Altaylı’nın yazılarında kısmen Melih Bulu’yu suçlayan ve AKP’nin daha sert birini atamak için Bulu’yu çektiğini yazmıştı. Elif, bu yazılar için ise bunun doğru olabileceğini ancak bir yanı ile de AKP’nin atadığı kişinin direnişçileri bastırmaya yetmediğini kabul etmek anlamına da geldiğini belirtti. “6 aydır süren bir direnişi küçümsememek gerekir. Öğrencisiyle akademisyeni ile direndik” diyen Elif, Melih Bulu gitmesinin yetmeyeceğini ve tüm kayyumlar gidene kadar mücadeleye devam edeceklerini aktardı.

    “BU DAHA BAŞLANGIÇ MÜCADELEYE DEVAM”
    Boğaziçi Tv’nin kuruluşunda ve devamında emekçisi olan Uğur ise 2 Ocak’tan beri istediklerinin Melih Bulu’nun istifası olduğunu, gidişinin gelişi gibi kararname ile olmasından kaynaklı tam memnun olmadıklarını söyledi. Uğur, “Üzücü olan kısmı yine bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi etkili oldu. Biz üniversitede demokrasi istiyoruz. Rektörün üniversite bileşenleri ile seçilmesini isterken yine kararname ile gitmesi nihai bir anlam taşımıyor” dedi.  Keza Melih Bulu yerine vekâleten Naci İnci göreve geldi. İnci de kayyum yönetiminin bir parçası olarak ilk icraat olarak Can Candan ve Feyzi Erçin hocaların derslerini iptal etti. Bu sebeple Uğur, sürecin esasında yeni başladığını vurguladı. Kayyumlar gidene kadar da sürecin bitmeyeceğini dile getirdi.

    Helin Yılmaz/İSTANBUL

     

  • Kayyım Rektör Melih Bulu görevden alındı

    Kayyım Rektör Melih Bulu görevden alındı

    PİRHA-Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Melih Bulu, Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile görevden alındı.

    Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalara ilişkin kararlar, Resmi Gazete’de yayınlandı.

    Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Melih Bulu, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince görevinden alındı. Melih Bulu’nun yerine ise henüz yeni bir bir atama yapılmadı.

    YEDİNCİ AYINDA GÖREVDEN ALINDI

    Melih Bulu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2 Ocak 2021’de Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü görevine getirilmişti. Bulu’nun göreve atanmasıyla birlikte rektörün seçimle belirlenmesini isteyen öğrenci ve akademisyenler, protestolara başlamıştı.

    Öğrenciler, Melih Bulu’yu protesto etmek amacıyla 1 Şubat’ta gösteri düzenlemiş, çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. Bazı öğrencilerin elektronik kelepçe takılarak ev hapsine alınması tepkilere neden olmuştu. Melih Bulu, “Tepkiler altı aya biter” dedi ancak yedinci ayında görevinden alındı.

    Boğaziçi Dayanışması, karar ardından “İlk günden itibaren direnişimizin kişilerle değil, tepeden inme atamalar ve kayyum düzeniyle ilgili olduğunu tekrarlıyoruz! Bütün üniversitelere ve belediyelere atanan kayyumlara karşı mücadelenin tavizsiz bir çizgide devam etmesi gerektiğini savunuyoruz! #TümKayyumlarGidecek” mesajını paylaştı.

    MELİH BULU KİMDİR?

    Prof. Dr Melih Bulu 15 Ağustos 1970 tarihinde Kırıkkale’de doğdu. Bulu, finans alanında doktora edindi. İstanbul Şehir Üniversitesinde İşletme Bölüm Başkanı (2010-2016), İstinye Üniversitesi Kurucu Rektörü (2016-2019), Haliç Üniversitesi Rektörü (2020) olarak görev yaptı. AK Parti Sarıyer İlçe Başkanlığı kurucusu olan Bulu, 2009 yılında yapılan yerel seçimlerde Ataşehir Belediye Başkanlığı için, 2015 yılı genel seçimlerinde İstanbul 1. bölge milletvekilliği için aday adayı oldu.

    Cumhurbaşkanı tarafından 2 Ocak 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararla Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak atanan Bulu, 14 Temmuz 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararla görevden alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Boğaziçi Mezunları’ndan, akademisyenlerin hukuk mücadelesine destek

    Boğaziçi Mezunları’ndan, akademisyenlerin hukuk mücadelesine destek

    PİRHA-Boğaziçi Üniversitesi mezunları, kayyum rektöre karşı Boğaziçili akademisyenlerin hukuk mücadelesine destek vererek “Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz” dedi.

    Boğaziçi Mezunları, Boğaziçili akademisyenlerin açtığı davayla ilgili “rektör atamasının iptali” talebiyle müdahillik dilekçesini Danıştay’a iletti. Sonrasında basın açıklaması yapan Boğaziçi Mezunları, Melih Bulu’nun anti-demokratik bir kararname ile “tepeden inme bir şekilde atanmasının Anayasaya aykırı ve hukuk dışı bir uygulama” olduğunu söyledi.

    “BOĞAZİÇİ SUSMAYACAK”

    Rektör atamasının üniversitenin kurumsal özerkliğine ve akademik özgürlüğüne zarar verdiğini ifade eden Boğaziçi Mezunları, “Toplumsal sorumluluklarımız dahilinde, kamu yararını da gözeterek özgür ve demokratik bir toplum ve üniversite için hukuki süreçlere müdahil olmayı görevimiz kabul ediyoruz. Rektör atamalarını, Türkiye’de yaşanmakta olan otoriterleşmenin, artan siyasal baskının, toplumsal barış ve çeşitliliğe karşı engellemelerin bir parçası, dolayısıyla tüm üniversitelerin ve toplumun zararına bir uygulama olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

    Boğaziçi Üniversitesi mezunları olarak taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    “Rektörlerin tüm üniversitelerde, çoğulcu, katılımcı müzakere süreçleriyle belirlenmesi, bu bağlamda Melih Bulu’nun istifası,

    Akademik kadroların ve üniversite yöneticilerinin kurumsal özerklik ve kurum içi demokrasi temelinde belirlenmesi,

    Boğaziçi Üniversitesi’nin akademik kurullarının ve senatosunun iradesini yok sayarak gece yarısı kararnamesi ile açılan iki fakülte kararının iptali,

    Akademisyenlerin ve öğrencilerin hedef gösterilmesinin ve tutuklanmasının; polis şiddetinin, kampüs içindeki polis varlığının ve çevresindeki ablukasının son bulması,

    BÜLGBTİ+ kulübü dahil, hiçbir öğrenci topluluğu faaliyetinin engellenmemesi, Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu CİTÖK’e dokunulmaması,

    Boğaziçi Üniversitesi’nin bir bileşeni olan biz mezunların üniversite yerleşkelerine girişlerindeki engellerin derhal ve koşulsuz kaldırılması,

    Din, dil, ırk, mezhep, etnik köken, fikir, cinsiyet kimliği, cinsel yönelim, yaş, her türlü engellilik ve diğer nedenlerle ayrımcılığa yer vermeden, herkese adil ve eşit davranılması!

    Akademisyenler, öğrenciler ve öğrenci aileleri ile birlikte, sonuç alana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

    Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz! Boğaziçi susmayacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Aleviler olarak Boğaziçili öğrencilere destek olamadık, özeleştiri şart!’

    ‘Aleviler olarak Boğaziçili öğrencilere destek olamadık, özeleştiri şart!’

    PİRHA-Üç Alevi örgüt temsilcisi, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin eylemlerine yeteri kadar desteğin verilmediğini belirterek “Rızasız bir atama mevcut. Bu gençlere güven verip yanlarında duramıyorsak biz ne Aleviliğimizden ne insanlığımızdan ne de demokratlığımızdan bahsedemeyiz” dedi.

    Kayyım Rektör Melih Bulu’nun 2 Ocak 2021’de Boğaziçi Üniversitesi’ne atanmasıyla birlikte öğrencilerin eylemleri de sürüyor. Öğretim üyeleri ise 1980 askeri darbesi sonrasında Melih Bulu’nun, üniversiteye atanan ilk kayyım rektör olduğunu söylüyor.

    Yüzlerce Boğaziçili öğrenci, üniversite özerkliğinin yok edilmesi sebebiyle yaptıkları eylemden ötürü gözaltına alınırken 8 öğrenci de tutuklandı. Kamuoyunda da pek sahiplenilmeyen gelişmelere Alevi örgütleri ne diyor, kendilerini dinledik.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Saime Topçu’nun ilk sözü “Dernek olarak kayyumların hep karşısındayız” oldu. Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan atamanın ‘rızasız bir atama’ olduğuna dikkat çeken Topçu, “Kayyum kabul edilebilir değil. Çünkü öğrenci ve akademisyenlerin talepleri, rızası hiçbir şekilde göz önünde bulundurulmadı” ifadelerini kullandı.

    “LOKMALARIMIZI ÖĞRENCİLER İLE PAY ETMEYİ DÜŞÜNÜYORUZ”

    Saime Topçu, iktidarın, öğrencilere yönelik yaklaşımını da sert dille eleştirerek “üniversitelerin AKP’ye yakın isimlerle doldurulması kabul edilemez” diye de ekledi.

    “Biz bu ülkede hiçbir şekilde altyapısı olmadan, iki kelimeyi bir araya getiremeden, eğitimsiz insanların sahte diplomalar ile profesör ya da rektör olabileceğini gördük” diyen Topçu, şu özeleştiri ile sözlerini sürdürdü:

    “Alevi örgütleri maalesef bütün olarak öğrencilere yeteri desteği veremedi. Kurumlara bir tür tembellik çökmüş durumda. Fakat DAD olarak, hiçbir zaman kayyuma karşı direnmekten çekinmedik. Gelecek günlerde öğrencileri ziyarete gitmeyi de düşünüyoruz. Hızır ayında lokmalarımızı gidip öğrenciler ile pay etmek gibi bir düşüncemiz de var. Hak ve hakikat mücadelesi veren her mazlumun, her canın yanında olduğumuzu dile getiriyoruz.”

    “YÜREĞİMİZ DE GÖNLÜMÜZ DE ÖĞRENCİLERDEN YANA”

    Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt ise söz konusu protestoların sadece Alevileri değil kendini insan gören, bilimsel eğitimi düşünen her şahsı ilgilendirdiğini belirtti.

    Tutuklama ve gözaltılara tepki gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Bozkurt, “Boğaziçi gibi evrensel eğitim veren bir kurumun böyle gericileştirilip içinin boşaltılmasına karşı bizlerin de tedirginliği söz konusu. Demokratik olan, kurumun kendi içerisinde kendi rektörünü seçmektir. Yüreğimiz de gönlümüz de öğrencilerden yana. Umarız bir an önce kendi özgün eğitimine kavuşur” ifadelerini kullandı.

    “ABF ÖZELEŞTİRİ VERMELİ”

    Alevi kurumlarının, öğrencilerin protestolarını yeterince sahiplenmediğini ifade eden Mehmet Bozkurt, sözlerine şöyle devam etti:

    “Maalesef ki Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) bu konunun yeterince öncülüğünü yapamadı. Pandemiden dolayı mıdır yoksa o bilince erişemediğinden mi onu da bilemiyorum. ABF’nin özeleştiri vermesi gerektiğini söylüyorum. Çok geç kaldık. O çocuklar hepimizin çocukları. Onlara destek olmak en öncelikli görevimizdir. Geleceği gençlerde bulan bir toplum ve öğreti olarak eğer bu çocuklara güven verip yanlarında duramıyorsak biz ne Aleviliğimizden ne insanlığımızdan ne de demokratlığımızdan bahsedemeyiz.”

    “TEMEL SORUNUMUZ ÖRGÜTSÜZLÜĞÜMÜZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya ise “Öğrencilerin vermiş oldukları direniş biz Alevilerin de ifade ettiği eşit yurttaş olmanın karşılığıdır” dedi. Kaya, öğrencilerin temel bir talep ile yola çıktıklarını belirterek “Sadece seçme ve seçilme haklarını kullanmak istiyorlar” dedi.

    Gülsev Kaya, öğrencilere destek olmak konusunda Alevi örgütlerinin yetersiz kaldığını belirterek şu yorumu yaptı:

    “Aleviler, öğrencilerin direnişini elbette sahipleniyor. Mazlumun yanında olma hukukuyla sahipleniyor. Birçok konuda olduğu gibi temel sorunumuz, örgütsüzlüğümüz. Alevi canların bu sessizliği maalesef bir karşılık bulmadı. Sadece kurumlar bir basın metni ile tepki gösterdi. Örgütlü bir dayanışma gösteremediğimiz için sonuçları da bu şekilde oldu.

    Alevilerin taleplerinin hiçbir karşılık görmediği gibi aynı şekilde öğrencilerin talepleri de boğulmaya çalışılıyor. Onların talepleri bizim de taleplerimizdir ama bunu yeterli şekilde söze dönüştüremiyoruz.”

    “YÜKSEK SESLE KARŞI ÇIKMAK LAZIM”

    Gülsev Kaya, “Tekçi anlayış akademide de sürüyor” diyerek farklılıkların ve bilimsel olanın ortadan kaldırılmasına yönelik “daha yüksek sesle karşı çıkmak lazım” diye de ekliyor.

    Gülsev Kaya, “Geleceğimiz çok karanlık” diyerek düşüncelerini şu cümlelerle aktardı:

    “Bizler, bilimi öne çıkarmak isteyen insanların gerçekten daha yürekli bir şekilde bir arada durması lazım. Her dönemde o gerici anlayış denenmiştir ama bugün biraz daha bütün katmanlarıyla zorbalığını arttırmış oldu. Birlikte durmakla değişimin mümkün olduğunu düşünüyorum. ‘Aşağı bakmayacağız’ meselesi gerçekten önemli. Bir arada ve daha kendi özümüze sahip çıktığımız bir sürece ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Boğaziçili öğrenciler: Ülkem adına üzgünüm-VİDEO

    Boğaziçili öğrenciler: Ülkem adına üzgünüm-VİDEO

    PİRHA- Boğaziçi Üniversitesi’ne ‘Kayyım Rektör’ atanmasına dönük tepkiler devam ederken, üniversiteye Türkiye derecesiyle giren öğrenciler sosyal medya üzerinden video yayınlayarak, “Ülkem adına üzgünüm” dediler.

    Prof. Dr. Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne ‘Kayyım Rektör’ olarak atanmasına karşı üniversite hocalarının ve öğrencilerinin protestoları sürerken, öğrenciler, iktidardan ve ortaklarından ‘terörist’ yaftalamasına ve polis müdahalesine karşı sosyal medya üzerinden video yayınladı.

    Öğrenciler, “Artık ülkemde dinlenmediğimi ve istenmediğimi düşünüyorum. Ülkem adına çok üzgünüm” dediler.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kayyım Melih Bulu: Asla istifayı düşünmüyorum

    Kayyım Melih Bulu: Asla istifayı düşünmüyorum

    Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’ne atanan ve üniversite bileşenlerinin kabulünü görmeyen, istifası için yapılan eylemlerde yüzlerce kişinin gözaltına alındığı Melih Bulu istifayı düşünmediğini açıkladı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’ne dışarıdan atanan ve öğrenciler ile akademisyenlerin kabul etmediği Melih Bulu, istifayı düşünmediğini söyledi.

    Kayyum rektör Bulu, “Başta bu krizin 6 ay içinde biteceğini öngörmüştüm, öyle de olacak” açıklaması yaptı.

    HaberTürk gazetesi yazarı Nagehan Alçı’ya konuşan Bulu, “Peki ama bitme emaresi var gibi görünmüyor. Üstelik 6 ay çok uzun bir süre, böyle karmakarışık bir 6 ay geçer mi?” sorusuna, “Elbette böyle sert geçecek bir 6 ay değil. Tansiyon düşecek ancak 6 ay içinde kriz tamamen biter” yanıtını verdi.

    Alçı yazısında, “Geldiğinden beri 100 kadar akademisyenle konuşmuş. Yeni rektörün iddiasına göre 20 kadar hoca mahalle baskısı uygulayarak işi bloke ediyor.” ifadesini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AÜ’den Boğaziçi öğrencilerine destek: Arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız-VİDEO

    AÜ’den Boğaziçi öğrencilerine destek: Arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız-VİDEO

    PİRHA-Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin tutuklanmasına Ankara Üniversitesi öğrencilerinden de tepki geldi. Basın açıklaması yapan öğrenciler, “Arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız. Üniversitelere ve öğrencilere yapılan bu saldırı hepimizi ilgilendiriyor. Hiçbirimizi ayrıştıramayacaksınız” dedi.

    Ankara Üniversitesi (AÜ) öğrencileri, Boğaziçili öğrencilerin tutuklanmasını yaptıkları basın açıklaması ile protesto etti.

    Eğitim Sen 5 Nolu Şubede yapılan basın açıklamasını öğrenciler adına Büşra Gerçek okudu.

    “Arkadaşlarımız serbest bırakılsın, Bundan Sonrası Bizde” pankartı asan öğrenciler, “Hiçbir kayyumun bizlere rektör olamayacağını haykırıyoruz. Bizlere kulaklarını tıkayan iktidar, bizleri susturacağını sanıyor” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “HİÇBİRİMİZİ AYRIŞTIRAMAYACAKSINIZ”

    “Bugün burada Boğaziçi Üniversitesi’nde tutuklan ve ev hapsi alan 4 arkadaşımız için toplanmış bulunuyoruz. Arkadaşlarımız, geçtiğimiz cuma günü yaptıkları sergi ve dini değerler bahane edilerek gözaltına alınmıştır.

    Bizler biliyoruz ki bu tutuklamalarla direnişimiz kırılmak isteniyor. Yaşananlar LGBTİ+ bireylere açık bir saldırıdır. Bu süreçte LGBTİ+ bireylere Yöneltilen nefret söylemleri artmıştır. Bu durum İstanbul Sözleşmesi iptal edilsin boyutuna kadar gelmiştir.

    Arkadaşlarımız açıkça hedef gösterilirken Kayyum Melih Bulu ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu attığı tweetler ile durumdan geri kalmamıştır. Attıkları tweet ve söylemleriyle Boğaziçi

    Üniversitesi’ne rektör olamayacağını bir kez daha göstermiştir. Mücadelemizin başından beri hiçbir kayyumun bizlere rektör olamayacağını haykırıyoruz.

    Arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız. Üniversitelere ve öğrencilere yapılan bu saldırı hepimizi ilgilendiriyor. Hiçbirimizi ayrıştıramayacaksınız.”

    “KAMPÜSLERİMİZİ ATANMIŞ REKTÖRLERE BIRAKMAYACAĞIZ”

    Büşra Gerçek, üniversitelerin AKP iktidarı döneminde yok edilmeye çalışıldığını ifade ederek

    “Üniversitelerimizi sermayeye peşkeş çeken iktidar bu süreçte hocalarımızı KHK’larla uzaklaştırmış, bizleri baskı altına almaya çalışmıştır” dedi. “Polis kampüsleri derhal terk etsin” denilen açıklamada taleplerle birlikte şu ifadeler de yer aldı:

    “Söz-Yetki-Karar hakkını kullanmak isteyen bizlerin meşruiyetini yalan bahanelerle terörize etmeye çalışmıştır. Boğaziçi’ndeki arkadaşlarımız tutuklanması bütün üniversite öğrencileri ilgilendiren bir konudur. Arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız, bundan sonrası bizde. Üniversitelerden uzaklaştırılması gerekilen kişiler nefret söylemi üreten sizlersiniz, kampüslerimizi sizlere ve atanmış rektörlere bırakmayacağız.

    Ortak taleplerimiz:

    Tutuklanan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın. Ev hapsi uygulaması kaldırılsın.

    Tüm kayyumlar istifa etsin.

    Rektörlük seçimleri üniversitelerin tüm bileşenlerinin katılımıyla demokratik şekilde yapılsın.

    LGBTİ bireylere karşı söylenenler nefret söylemi kapsamında suç sayılsın.

    PİRHA/ANKARA

  • Almanya’dan Boğaziçi’ne destek: Üniversiteleri AKP teşkilatına çeviremeyeceksiniz- VİDEO

    Almanya’dan Boğaziçi’ne destek: Üniversiteleri AKP teşkilatına çeviremeyeceksiniz- VİDEO

    PİRHA- Almanya Duisburg-Essen Üniversitesi’nde okuyan öğrenciler Boğaziçili öğrencilerle dayanışma eylemi gerçekleştirdi.

    Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyım rektör olarak atanan Melih Bulu’ya tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Almanya’da bulunan Duisburg-Essen Üniversitesi’nin çeşitli bölümlerinde okuyan Türkiye kökenli öğrenciler Boğaziçi Üniversitesi öğrencileriyle üniversitenin kütüphanesi önünde bir dayanışma eylemi gerçekleştirdi. Öğrenciler Üniversitelerin birer bilim ve aydınlanma  yuvası olduğunu ve üniversitelere atanan yöneticilerin siyaseten tarafsız ve kaliteli akademisyenler olması gerektiğini söylediler.

    “ÜNİVERSİTELERİ AKP TEŞKİLATINA ÇEVİRMENİZE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Öğrenciler adına yapılan açıklamada, “Boğaziçi’ne kayyım rektör atandı. Buna karşı çıktığı için gözaltına alınan öğrencilerden çoğu dün sabah tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiler. AKP’nin her zaman yapmış olduğu hatayı biliyoruz. Türkiye’deki üniversitelerin buna karşı çıkacağını yine hesaplamadılar. Boğaziçi öğrencileri bugün de geçmişte olduğu gibi bu duruma sessiz kalmayacaklarını ilk dakikadan itibaren her yerde duyurmuş, ne üniversitelerin ne de bilimsel camianın bu durumun karşısında susmayacağını göstermiştir. Bizler de buradan Boğaziçi ile dayanışıyoruz. Bilimin ve özgür düşüncenin karşısında tek silahı kayyum olanlar, siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Üniversitelerimizi AKP’nin ilçe teşkilatlarına çevirmenize izin vermeyeceğiz” diyerek kayyım atamalarına tepki gösterildi.

    (Kaynak: Mehmet Tanlı)

  • PSAKD’den Boğaziçi öğrencilerine destek: Bilimsel eğitim sistemi AKP’nin kabusu

    PSAKD’den Boğaziçi öğrencilerine destek: Bilimsel eğitim sistemi AKP’nin kabusu

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi, AKP’li Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyım olarak atanmasına tepki göstererek, AKP’nin bilimsel, eşitlikçi ve laik eğitim sistemini hedef aldığını belirtti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, “Bilimsel, kamucu, eşitlikçi ve laik eğitim sistemi AKP’nin kabusudur“ başlığıyla yazılı bir açıklama yaparak Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin yanında olduğunu vurguladı.

    19 yıldır toplumu açlığa ve yoksulluğa mahkum eden iktidarın şimdi ise özgür üniversiteleri hedef aldığına değinilen açıklamada, “Öğrencilerin kapıları kırılıyor hatta duvarlar deliniyor. Fakat çocuk evliliğini savunan, şeriat kurallarını savunanlar hakkında herhangi bir hukuksal işlem yapılmıyor. Boğaziçi üniversitesine atanan kayyum aslında malumun ilanı niteliğindedir. Bu kayyım laikliğe, bilimsel eğitime atanmıştır” ifadelerine yer verildi.

    “BİLİMSEL, KAMUCU VE EŞİTLİKÇİ EĞİTİM AKP’NİN KABUSUDUR”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    Bilimsel, kamucu, eşitlikçi ve Laik eğitim sistemi AKP’nin kabusudur. 19 yıldır ülkeyi yöneten siyaset, halkı bir yandan açlığa ve yoksulluğa mahkum etmişken bir yandan da gericiliğin karanlığında çaresiz bırakıyor. Kendileri saray sofralarında sefa sürerken insanlar pazar yerlerinden topladıkları meyve ve sebzelerle karınlarını doyurmaya çalışıyor. İşsiz ve çaresiz kalan gencecik insanlar intihar ediyor. Kendi yarattığı kaos ve krizleri dahi yönetemeyen AKP, hem gündemi değiştirmek hem de az sayıda kalmış bilim ve çağdaş eğitim merkezlerini dağıtmaya çalışıyor. Boğaziçi üniversitesine partisinden aday olmuş birini kayyım olarak atıyor.

    “KAYYIM LAİKLİĞE, BİLİMSEL EĞİTİME ATANMIŞTIR”

    AKP bu ülkede, yoksul halkların kabusudur. Onlar, halktan yana nerede bir kazanım varsa, nerede bir demokratik kitle örgütü varsa hepsine ve her şeye düşman gözüyle bakıyor. Örneğin, Türk Tabipleri Birliği’ de, dans edip şarkı söyleyen gençler de terörist oluveriyor. Öğrencilerin kapıları kırılıyor hatta duvarlar deliniyor. Fakat çocuk evliliğini savunan, şeriat kurallarını savunanlar hakkında herhangi bir hukuksal işlem yapılmıyor. Boğaziçi üniversitesine atanan kayyum aslında malumun ilanı niteliğindedir. Bu kayyım laikliğe, bilimsel eğitime atanmıştır. Bu kayyım, cumhuriyet sistemine karşı atanmıştır.

    Biz Aleviler çağrı yapıyoruz; hangi inançtan olursanız olun, hangi kimlikten, hangi milliyetten olursanız olun, tüm işsizleri, emekçileri, çiftçileri yoksul halkı omuz omuza durmaya çağırıyoruz. Önümüzdeki ilk seçimlerde bu kabustan kurtulalım. AKP’yi sandıkta yenelim. Laikliği, demokrasiyi, eşitliği ve özgürlüğü kazanmamız için, gelin canlar bir olalım yoksulun hakkını alalım diyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • İzmir’den Boğaziçi’ne destek: Üniversiteye kelepçe vuran kayyım istemiyoruz!-VİDEO

    İzmir’den Boğaziçi’ne destek: Üniversiteye kelepçe vuran kayyım istemiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak ataması sonrası cop ve gazla müdahale edilerek öğrencilerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

    Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya gelen İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin açıklamasına HDP İzmir Milletvekilleri Serpil Kemalbay ve Murat Çepni, KESK Eş Başkanı Aysun Gezen’in yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Kayyum rektör değil özgür üniversite istiyoruz” pankartının açıldığı açıklamada sık sık, ‘İş, bilim özgürlük’, ‘Kayyumlar gidecek biz kalacağız’, ‘Faşizme karşı omuz omuza’ sloganları atıldı.

    “DEMOKRATİK VE ÖZERK ÜNİVERSİTE TALEBİMİZDİR”

    Açıklama öncesi konuşan İzmir Üniversite Gençliği adına konuşan Emre Gökmen, Boğaziçi öğrencilerinin demokratik ve özerk üniversite talebinin tüm üniversitelilerin talebi olduğunu ifade ederek, “Üniversitenin asıl bileşenlerinin kayyum atamasına dair sözünü söylemesine, talebini iletmesine bile tahammül edilemeyen böyle bir dönemde sorun yalnızca Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin sorunu olmaktan öteye giderek yıllardır süregelen ve hakim kılınmaya çalışılan antidemokratik uygulamaların getirisi olmaya devam etmektedir. Ve bu koşulda aslında Boğaziçi öğrencilerinin demokratik ve özerk üniversite talebi tüm üniversitelilerin talebi durumundadır. Üniversitesi Birçok üniversitenin rektörlerinin de aynı koşullarda göreve geldiğini düşünecek olursak bugün Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin mücadelesini sahiplenmek yine tüm üniversite öğrencilerinin hakkını sahiplenmesine denk düşmektedir” diye konuştu.

    “KAYYIMLARI ÜNİVERSİTEDE İSTEMİYORUZ”

    Ortak basın açıklamasını okuyan Eğitim-Sen İzmir 3 Nolu Şube Başkanı Ulaş Yasa, öğrencilere yönelik şiddet ile birlikte üniversite kapılarına kelepçe vurduran ve kampüse polisleri sokan Melih Bulu’yu istemediklerini kaydetti.

    Yasa, “Türkiye üniversiteleri AKP elinde cübbeleri polis postallarıyla ezilen, kapılarına kelepçe vurulan, siyasi iktidar karşısında el pençe durmaya zorlanan, akademisyenleri ihraç edilen, emekçileri güvencesiz çalışmaya mahkum edilen, öğrencileri gözaltına alınan yerlere dönüştürülmüştür. İşte, tek adam rejiminin ve rektörlerinin üniversite tahayyülü budur. Tüm örgütlü gücümüzle sesimizi çoğaltıyoruz. Karanlığınıza, şiddetinize, kayırmacılığınıza, dayatmalarınıza alışmıyoruz, itiraz ediyoruz. Öğrencilere şiddeti, üniversite kapılarına kelepçeyi, kampüse polis çağırmayı üniversiteyi yönetmek sanan kayyımları üniversitelerimizde istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “KAPILARA KELEPÇE VURMAKLA MÜCADELEYİ ENGELLEYEMEYECEKLER”

    KESK Eş Başkanı Aysun Gezen mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak “Üniversitenin kapısına vurdukları kelepçelerle bu mücadeleyi engellemeyecekler. Bizler öğrencilerle destek verdiğimiz için de hedef gösterildik ama vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bugün mesele dışardan rektör atamak değil YÖK eliyle yaratılan tahakkümün saray eliyle devam etmesi meselesidir. Bu istibdat rejimi son bulana kadar asla vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.

    HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ise “Her yer Boğaziçi her yer direniş demeye devam edeceğiz. Eğer gençlik bir kez ayağa kalktığında bu coğrafyada iklim değişir. Bu coğrafyada direnenler kazanacak faşizm kaybedecek” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • AKP’li kayyım rektöre tepkiler sürüyor, öğrenciler hedefte!

    AKP’li kayyım rektöre tepkiler sürüyor, öğrenciler hedefte!

    Boğaziçi Üniversitesi’ne AKP’li Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasına tepkiler sürüyor. AKP’li Bulu’yu rektörlük binası önünde protesto eden öğrenciler, Kadıköy Rıhtımı’na geçerek burada protestolarına devam etti. AKP’liler ve MHP’liler öğrencileri hedef gösteriyor. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP’de milletvekili olmak için aday olan Melih Bulu’yu Boğaziçi’ne rektör olarak atamasına yönelik protestolar sürüyor.

    Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs ana giriş kapısı önünde yapılan eylem sırasında demir sürgülü kapıya kelepçe takıldı. Takılan kelepçe birçok yurttaş tarafından tepkiyle karşılanırken, konuyla ilgili inceleme başlatıldığı açıklandı.

    BOĞAZİÇİ DİRENİYOR

    Dün akademisyenlerin Rektörlük binasına sırtlarını dönerek protesto ettikleri Melih Bulu’yu bugün de yüzlerce öğrenci yaptıkları eylemle istifaya çağırdı. Birçok öğrenci, evlerine uzun namlulu silahlar ile baskın yapılarak gözaltına alınırken, bazı öğrencilere de çıplak arama dayatıldığı ve reddedenlerin darp edildiği öğrenildi.

    Rektörlük binası önünde buluşan öğrenciler, “Kayyum rektör istemiyoruz” şeklinde sloganlar attı. Öğrenciler ardından ellerindeki pankartlarla güney meydanda beklemeye başladı.

    Öte yandan eylem sırasında Cüneyt Özdemir’in YouTube’daki yayınına katılan Melih Bulu, kendisini yuhalayan öğrencilere el salladı. Özdemir bunun üzerine “Öğrenciler size ilginç bir hoş geldin diyor” yorumunu yaptı.

    Okul dışında ise polis ablukası var. Polis, bariyerlerle okul girişlerini kapatmış durumda.

    AKP’Lİ TAYYAR’DAN TEHDİT

    AKP’li Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasını protesto eden öğrenciler, sosyal medyada 15 Temmuz’da gözaltına alınan darbecilerin fotoğraflarıyla tehdit edildi.

    AKP eski Milletvekili Şamil Tayyar, dün üniversite önünde protesto yaptıkları sırada polis müdahalesine maruz kalan öğrencilere yönelik Twitter hesabından paylaştığı mesajında, “Bir rektör atamasına itirazı, ‘katil polis’ sloganıyla şiddete dönüştürenler, darbe çığırtkanlığı yapanlar, ülkenin huzurunu bozarak darbe heveslilerinin değirmenine su taşımak istiyorsa, bilsinler ki akıbetleri 15 Temmuz gecesinden daha beter olur” diye yazdı.

    METALLICA’LI İSTİFA ÇAĞRISI

    Boğaziçi öğrencileri, protesto sırasında zeka dolu mesajlar vermeyi de ihmal etmedi.

    Öğrenciler, dün yaptığı açıklamada hard rock müzik türünü beğendiğini ve Metallica dinlediğini söyleyen Bulu’yu, Metallica’nın ‘Master of Puppets’ şarkısını çalarak protesto çağırdı.

    MHP’DEN TEHDİT

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Boğaziçi Üniversitesi’ne yasal yollardan rektör atanmış ve konu kapanmıştır” açıklamasında bulundu. Bir süredir Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan Rektör’le ilgili suni itiraz ve organize tepkiler gündemdedir.

    Kanuna uygun bir atamaya terör yöntemleriyle karşı çıkmak, bu vesileyle Boğaziçi Üniversite’sinden bir Gezi Parkı kalkışması çıkarmaya niyetlenmek başı ezilmesi gereken bir komplodur. “Bir süredir Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan Rektör’le ilgili suni itiraz ve organize tepkiler gündemdedir. Kanuna uygun bir atamaya terör yöntemleriyle karşı çıkmak, bu vesileyle Boğaziçi Üniversite’sinden bir Gezi Parkı kalkışması çıkarmaya niyetlenmek başı ezilmesi gereken bir komplodur” diyen Bahçeli, “Boğaziçi Üniversitesi’ne meşru ve hukuken geçerli bir Rektör atamasını gerekçe olarak gösterip Türkiye’nin boğazını sıkmak isteyenler terörizmin piyonları, öğrenci kılıklı bölücülerdir” yorumunda da bulundu.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Boğaziçi Üniversitesi’nde görevli öğretim üyelerinin rektörlük binasına sırtlarını dönerek yaptığı protestoyla “darbeci bir generale gönderme yaptığını” iddia etti.

    “Öğrencilerimiz serbest bırakılsın” talebinde bulunan akademisyenlerin cübbeleriyle yaptığı protestoya MHP’den ilginç bir “yorum” geldi.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, akademisyenlerin protestosunu “ayin”e benzetti. Protesto ile “Yavuz Bey kod adlı bir darbeci generalin ruhuna gönderme yapıldığını” öne süren MHP’li Yıldız, “Doğrusunu isterseniz bu hal kılık kıyafetinize de oldukça yakıştı” dedi.

    Öğrenciler, “Kayyım rektör istemiyoruz” sloganlarıyla kampüsten çıktı.

    KADIKÖY’DE POLİS ENGELİ

    Boğaziçi Dayanışması’ndan yapılan açıklamada, “Kayyumlara karşı, gözaltılara ve işkenceye karşı saat 16:00’da Kadıköy Rıhtım’da buluşuyoruz. Bu kelepçe kırılacak” açıklaması yapıldı. Açıklamadan kısa bir süre sonra polis, Kadıköy’de öğrencilerin eylem yapmak istediği Rıhtım Meydanı’nı çevreledi.

    ÖĞRENCİLER ALANDA

    Kadıköy Rıhtım’ına ulaşan öğrenciler protestolarına burada devam ediyor. CHP Kadıköy Gençlik kolları da alana gelerek öğrencilere destek verdi.

    Kadıköy Rıhtım Meydanı’nı tıklım tıklım dolduran öğrenciler ve onlara destek vermek için alana gelen yurttaşlar, Melih Bulu hakkında,” Seni rektör yaptırmayacağız” sloganları atıyor.

    Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda yapmak istedikleri eylem nedeniyle meydan polis tarafından çevrelelendi. Kadıköy’ün iç taraflarındaki meydanlara da polis konuşlandırıldı. Polisin çevrelediği meydana ilk olarak CHP Kadıköy Gençlik Kolları “Gençlik gelecek gelecek özgürleşecek, Boğaziçi Direniyor” pankartı açarak giriş yaptı. Daha sonra birçok öğrenci kurumu, sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti üyesi meydanı doldurdu. “Kayyım rektör istemiyoruz” sloganlarının atıldığı meydanda yurttaşlar “Kayyumla gelen direnişle gider”, tek terörist sizsiniz”, “Gözatılar serbest bırakılsın” dövizleri taşıdı. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin Beşiktaş’tan vapurlarla gelmesiyle birlikte Rıhtım Meydanı doldu. “Direnişimiz biter mi sandın” pankartı arkasında “Seni rektör yaptırmayacağız” sloganıyla alana giren öğrenciler coşkuyla karşılandı. Yapılan açıklamada, “Çevremiz polislerle dolu. Gözaltına alınan arkadaşlar yanımızda değil. Şimdi hep beraber buradayız. Kayyım rektörün iddialarının aksine biz burada üniversitenin azınlığını değil hepsini temsil ediyoruz. Biz kayyım atamalarına karşıyız. Kayyım uygulamalarının bizi geri götüreceğini biliyoruz. Vazgeçmeyeceğiz. Sadece üniversiteler değil hem STK’ler hem belediyeler bu uygulamayla karşı karşıya. Kayyımlar gidene kadar, gözaltına alınan arkadaşlar bırakılana kadar konu kapanmayacaktır” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Boğaziçi Üniversitesi’nde AKP’li Melih Bulu’ya protesto: Kayyım rektör istemiyoruz!-VİDEO

    Boğaziçi Üniversitesi’nde AKP’li Melih Bulu’ya protesto: Kayyım rektör istemiyoruz!-VİDEO

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne AKP’li Melih Bulu’yu atamasına karşı öğrenciler kitlesel protesto yaptı. Ancak, öğrencilerin protestosuna müdahalede bulunan polis, kampüse girmek isteyen öğrencilere biber gazı sıktı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak, uzun zamandır AKP’nin teşkılat çalışmalarında siyasi faaliyet gösteren Melih Bulu’yu atamasına karşı üniversite öğrencileri de harekete geçti.

    Yoğun güvenlik önlemleri alındığı görülen üniversitede, öğrenciler okulun Güney Kampüsü’nde bir araya gelerek büyük bir protesto gerçekleştirdi.

    “İntihalci rektör istemiyoruz”, “Üniversiteler bizimdir”, “Kayyım rektör istemiyoruz” sloganları atan öğrencilerin yaptığı basın açıklamasında tüm üniversitelerdeki kayyum rektörlerin istifası, tüm rektörlerin demokratik yöntemlere uygun olarak seçilmesi ve akademisyenlerin acilen yeni seçim düzenlemesi talepleri dile getirildi.

    “Bu demokratik tavır ve zorunluluğun bütün üniversitelerde yer bulması için hem diğer üniversitelerden öğrenci arkadaşlarımızı hem de mezunlarımızı bize destek olmaya çağırıyoruz.” denilen açıklamada öğrenciler, Erdoğan’ın yaptığı atama kararına karşı mücadeleyi sürdürmekte kararlı olduklarını belirttiler.

    KAFTANCIOĞLU DESTEK VERDİ

    Öğrencilerin eylemine CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da üniversite önünde düzenlenen basın açıklamasına katılarak destek verdi.

    Bu arada, öğrencilerin protestosuna müdahalede bulunan polis, kampüse girmek isteyen öğrencilere biber gazı sıktı.

    (HABER MERKEZİ)