Etiket: memur maaşı

  • ‘Artık yeter, geçinemiyoruz; en düşük memur maaşı 79 Bin TL olmalı- VİDEO

    ‘Artık yeter, geçinemiyoruz; en düşük memur maaşı 79 Bin TL olmalı- VİDEO

    PİRHA- Antalya’da kamu emekçileri adına yapılan basın açıklamasında emekçilerin artık geçinemediği belirtilerek, en düşük memur maaşının 79 Bin TL’ye çıkartılması talep edildi. 

    KESK Antalya Şubeler Platformu, Eğitim sen Antalya Şube’de bir basın açıklaması yaparak, emekçilerin, emeklilerin geçinemediğini belirterek taleplerini sıraladı.

    Ortak basın açıklamasını KESK Antalya Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü İlhan Karakurt, Hür Sen’den Levent Doğan,  Birleşik Kamu İş adına Antalya Başkanı Sadık Açar okudu.

    Vergi yükünün emekçilerin sırtına yüklendiği belirtilen açıklamada “Artık Yeter! Emekçisi, emeklisi bilcümle geçinemiyoruz” denildi.

    Açıklamada şu talepler dile getirildi:

    Kamu emekçileri olarak, toplumun diğer kesimleri gibi, yıllardır artan enflasyon, hayat pahalılığı ve düşük ücret zamları karşısında yoksullaşmaya mahkûm ediliyoruz. Her geçen gün etkisini artıran ekonomik kriz, milyonların yaşamını daha da zorlaştırıyor.

    Alım gücümüz düşerken, en temel ihtiyaçlarımızı bile karşılamakta zorlanıyoruz. TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları gerçeğin birazını bile yansıtmazken, maaşlarımız mum gibi eriyor ve ülke olarak hızla yoksulluğa sürükleniyoruz.

    Artık Yeter! Emekçisi, emeklisi bilcümle GEÇİNEMİYORUZ!

    2025 yılını yüzde 30’luk asgari ücret zammının yanı sıra, kamu emekçileri ve memur emeklilerine yapılan yüzde 11,54; işçiler ve işçi emeklilerine reva görülen yüzde15,75’lik sefalet zamları ile karşıladık. 1 Ocak’tan itibaren vergi ve harçlara yüzde 44zam yapıldı. 2025 bütçesine göre attığımız her adımda ödediğimiz KDV’de geçtiğimiz yıla göre yüzde 81, ÖTV’de ise yüzde 51 artış olacak. Hükümetin kendi alacaklarına yaptığı zam oranları ortadayken, kamu emekçilerine ve emeklilere reva görülen maaş artış oranının sadece yüzde 11,54 olması utanç verici bir durumdur.

    İş yerlerinde alın teri döken bizler, enflasyon karşısında ezilirken sermaye her geçen gün daha fazla kâr ediyor. Vergi yükünün büyük bölümü emekçilerin omuzlarına yıkılırken, zenginlerin vergi borçları birer birer siliniyor. Kamu kaynakları, halkın ihtiyaçları yerine sermayeye ve yandaş projelere aktarılıyor.

    Bu adaletsiz düzenin bedelini yıllardır neden sadece biz emekçiler ödüyoruz? Kamu emekçilerinin, işçilerin, emeklilerin “insanca yaşayacak ücret” taleplerini görmezden gelen siyasi iktidarın ücretlerimizi baskılayıp, boğazımızı sıkarak uygulamaya çalıştığı ekonomik programa karşı kamu emekçileri olarak itiraz ediyoruz.

    Siyasi iktidarın toplumun büyük bölümünü oluşturan işçiler, kamu emekçileri ve emeklileri sefalete mahkûm eden politikalarına ve emeğimizin değersizleştirilmesine karşı bir kez daha sesimizi yükseltmek ve taleplerimizi kamuoyuyla paylaşmak için buradayız. Temel tüketim maddelerine ve kiralara yapılan yüksek oranlı zamlar, kamu emekçilerinin geçim koşullarını zorlaştırırken, alım gücümüzün her geçen gün biraz daha düşmesine neden oluyor.

    Bu nedenle, vergide adaletin sağlanması, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, insanca yaşayacak bir ücret talebi bugün tüm kamu emekçilerinin ortak talebi haline gelmiş durumdadır.

    Türkiye’deki vergi sistemi, emeği ile geçinenler aleyhine işlemektedir. Ücretli çalışanlar, gelir vergisi dilimleri nedeniyle yıl içinde daha fazla vergi ödemek zorunda kalırken, sermaye kesimi vergi avantajlarından yararlanmaktadır. Kamu emekçileri olarak yılın başında aldığımız ücret, birkaç ay içinde vergi dilimlerinin artmasıyla erimektedir. Adil bir vergi sistemi, çok kazanandan çok; az kazanandan az vergi alınmasını ve servet vergisinin hayata geçirilmesini, düşük gelirli kesimlerin vergi yükünün azaltılmasını gerektirir.

    Talebimiz nettir:

    Ücretli çalışanların vergi dilimi yüzde 10 olarak sabitlenmeli, temel ihtiyaç maddeleri üzerindeki dolaylı vergiler kaldırılmalıdır

    Kamu emekçileri, maaşlarının büyük bir kısmını oluşturan ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmamasından dolayı emekli olduklarında ciddi bir gelir kaybı yaşamaktadır.

    Yıllarca kamu hizmetinde çalışan emekçiler, emeklilik dönemlerinde “açlık sınırının altında” yaşamaya mahkûm edilmemelidir. Bugün, kamu emekçilerinin aldığı maaşın neredeyse yarısı ek ödemelerden oluşmaktadır. Ancak bu ödemeler, emekli maaşına dâhil edilmediği için; yani aslında “kayıt dışı çalıştırıldığımız için” emekli olanlar büyük bir gelir kaybına uğramaktadır. Bu adaletsiz uygulamaya derhal son verilmeli, tüm ek ödemeler emekliliğe yansıtılmalıdır.

    “ENFLASYON KARŞISINDA ERİYEN MAAŞLARIMIZ TEMEL İHTİYAÇLARIMIZI BİLE KARŞILAMIYOR”

    Enflasyon karşısında eriyen maaşlarımız, kamu emekçilerinin temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamamaktadır.

    Resmi enflasyon rakamları ile halkın hissettiği enflasyon arasında büyük bir fark vardır.

    Özellikle gıda, konut, ulaşım ve enerji gibi temel harcamalara yapılan zamlar karşısında kamu emekçileri tarihin en hızlı yoksullaşma süreci yaşamıştır.

    “MAAŞ ARTIŞLARI ENFLASYONA GÖRE YAPILMALI”

    İnsanca yaşayacak bir ücret, sadece ekonomik bir talep değil, aynı zamanda insani bir haktır. Kamu emekçileri, geçim sıkıntısı çekmeden çocuklarının geleceğine güvenle bakabilmeli, sağlıklı bir yaşam sürdürebilmelidir. Bu nedenle, asgari ücret ve kamu emekçisi maaşları yoksulluk sınırının üzerinde belirlenmeli, maaş artışları Erdoğan-Şimşek programına göre değil gerçek enflasyon oranına göre yapılmalıdır.

    Hepimizin bildiği gibi, tek adam rejimi olarak tarif ettiğimiz bu siyasal düzende, emekçilerin, asgari ücret tespit komisyonu da dahil olmak üzere, hiçbir pazarlık düzeneğinde, evrensel haklara uygun bir toplu sözleşme yasası bulunmamaktadır.

    Daha da ileri giderek, milyonlarca emekçiyi sefalet zamlarına sarı sendika eli ile mahkûm edip, bunu seyyanen zam gibi tek adamın siyasal ulufe yöntemine terk etmek, bizim hızlıca ters yüz etmemiz gereken en önemli görevdir.

    Alacağımız her zam, gerçek bir toplu sözleşme yasası ile teminat altına alınmalı ve taban aylığımıza dahil edilmelidir. Son toplu sözleşme süreci bu durumun tipik bir yansıması olmuştur.

    Grev hakkının olmadığı bir toplu sözleşme sürecinin, kamu emekçilerinin iradesini yansıtmaktan uzak olacağı açıktır. Grevli toplu sözleşme hakkı, kamu emekçilerinin örgütlü mücadelesinin temelidir. Kamu emekçilerinin hak arama mücadelesinde en etkili araç olan grev hakkı, anayasal güvence altına alınmalı ve sendikalar, üyelerinin haklarını savunabilecek yasal zeminler oluşturulmalıdır.

    Bizleri yoksulluğa ve güvencesizliğe mahkûm eden bu kapitalist düzene karşı durmanın tek yolu ortak talepler etrafında, emekçilerin daha dirençli bir mücadele hattına doğru yol almasını sağlamaktır.

    Kamu emekçileri olarak vergide adalet, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması ve insanca yaşayacak ücret gibi temel ve ortak talepler etrafında birleştiğimizde, bu düzeni değiştirme gücüne sahibiz.

    Emeğimizin değerini bulması, insanca yaşanacak bir ücret ve güvenli çalışma koşulları için mücadele etmekten başka çaremiz yok.

    “HER GEÇEN GÜN DAHA FAZLA YOKSULLAŞIYORUZ”

    Kamu emekçileri, bu ülkenin eğitimini, sağlığını, yerel yönetimlerini, altyapısını ve sosyal hizmetlerini omuzlarında taşıyanlardır. Ancak, yıllardır emeğimizin karşılığını alamıyor, her geçen gün daha fazla yoksullaşıyoruz.

    Enflasyon, hayat pahalılığı ve düşük zam politikalarına karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Vergide adaletin sağlandığı, ek ödemelerin emekliliğe yansıtıldığı, insanca bir yaşam sürebildiğimiz ve grevli toplu sözleşme hakkımızın tanındığı bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz.

    Diğer yandan, emperyalist müdahaleler sonucunda, Ortadoğu’da başta savaş, gericilik, göç, mültecilik, insan hakları ihlalleri ve antidemokratik uygulamaların karşısında, emekçilerin sofrasından çalan tüm güvenlikçi politikalara karşı, toplumun tüm üretiminin tekrar halka, kardeşliğe ve toplumsal uzlaşıya, laikliğe, çağdaşlığa, demokrasiye aktarılmasını talep edeceğiz.

    Biliyoruz ki, gerçek demokrasinin tesisi, insan hakları ve özgürlüklerin istisnasız

    Güvence altına alınması ve toplumsal barışın inşası, mutlak olarak sofralarımızın büyümesine ve refahımızın artmasına yol açacaktır. Bu doğrultuda kamu emekçileri olarak; Bizleri yoksulluğa ve güvencesizliğe sürükleyen politikalara karşı güçlerimizi birleştiriyor, sesimizi yükseltiyoruz. Emeğimizin karşılığını almak, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek bırakmak için bugün tüm işyerlerimizde iş bırakıyor ve siyasi iktidarı uyarıyoruz.

    Çünkü geçinemiyoruz!

    ✓Tüm emekçiler için insanca yaşanabilir bir ücret ve adil bir gelir dağılımı İSTİYORUZ!

    ✓Eşit işe eşit ücret talep ediyoruz.

    ✓ Bu sefalet zam aldatmacasına karşı, en düşük memur maaşının acilen yoksulluk sınırının üzerine yani 79.000 TL’ye çıkartılmasını talep ediyoruz.

    ✓ Başta metropoller olmak üzere barınma ihtiyacımızı imkânsız hale getiren kira fiyatlarına karşı, güncel verilere denk düşen kira yardımı talep ediyoruz

    ✓ Asgari ücretin, insan onuruna yaraşır bir ücret düzeyine çıkartılmasını talep ediyoruz.

    ✓İşyerlerinde ücretsiz kreş açılmasını talep ediyoruz.

    ✓Kamuda mülakat değil, liyakat, yani kadrolu güvenceli istihdam talep ediyoruz.

    ✓ Seyyanen zamların, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasını, insanca yaşayabileceğimiz bir emeklilik talep ediyoruz.

    ✓ Kamu kaynaklarının “müşteri garantili” projeler için değil, halk için kullanılmışını talep ediyoruz.

    ✓Vergide adalet, az kazanandan az, çok kazanandan çok, yani adil bir vergi sistemi

    ve Vergi diliminin %10’a düşürülmesi ve sabitlenmesini istiyoruz.

    ✓ Bizleri toplu sözleşme masası adı altında, siyasal iktidarın iki dudağı arasına bırakan ve tüm yetki ve kararın hükümete terk edildiği sahte sendika yasasına karşı, gerçek grevli bir toplu sözleşme düzenlemesi İSTİYORUZ!

    Özetle; savaşa, ranta, faiz ödemelerine, sermayeye teşvike değil, halk için toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe talep ediyoruz.

    Bu haklı ve meşru taleplerimizin yerine getirilmemesi durumunda, mücadeleyi ve dayanışmayı yükselteceğimizi ve Ülkemizin tüm meydanlarında eylemlerimize devam edeceğimizi buradan tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.

    Yaşasın örgütlü mücadelemiz!”

    PİRHA/ANTALYA

     

  • Emekli ve memur maaş zammı 3 Ocak’ta açıklanıyor!

    Emekli ve memur maaş zammı 3 Ocak’ta açıklanıyor!

    PİRHA- Memur ve emekli maaşlarına yapılacak zam oranı 3 Ocak’ta belli olacak. 

    Memur ve emekli zammı için belirleyici olacak 6 aylık enflasyon verileri 3 Ocak’ta açıklanacak. Asgari ücrete yapılan ve yetersiz görülen yüzde 30’luk zammın ardından milyonlarca kişi memur ve emekli maaşlarına ne kadar zam yapılacağını merakla bekliyor.

    YASAL DÜZENLEME OLACAK

    En düşük emekli maaşı 2025 yılı için yeniden düzenlenecek. Meclis, 7 Ocak’ta çalışmalarına başladığında en düşük emekli maaşının artırılmasına yönelik yasa teklifi gündeme gelecek. Şu an için 12 bin 500 TL olan en düşük emekli aylığının 14 bin ila 15 bin TL arasında olması bekleniyor. Zam farkları, yasal düzenlemenin ardından hesaplara yatırılacak.

    Temmuz ayından bu yana biriken enflasyon verileri ışığında, emekli ve memur maaşlarına yapılacak zam oranının yüzde 16,48 civarında olması öngörülüyor. Enflasyon oranı yüzde 2 veya yüzde 2,5 olarak gerçekleşirse zam oranı yüzde 16,86 ile yüzde 17,43 arasında değişebilir.

    EN DÜŞÜK MEMUR MAAŞI

    2025 yılı itibarıyla en düşük memur maaşının, zam oranına bağlı olarak 43 bin 878 TL ile 44 bin 270 TL arasında olması bekleniyor. En düşük memur emekli maaşı ise 19 bin 697 TL ile 19 bin 873 TL arasında değişebilir.

    ZAM FARKI DAHA SONRA ÖDENECEK

    SSK emeklileri 17-25 Ocak, Bağ-Kur emeklileri ise 25-28 Ocak tarihleri arasında maaşlarını zamlı olarak alabilecek. Ancak yasal düzenlemenin gecikmesi durumunda zam farkları daha sonra ödenecek.

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, en düşük emekli maaşına yönelik düzenlemenin yapılacağını belirtirken, yaklaşık 3 milyon 703 bin kişinin faydalanacağı bu düzenlemenin ayrıntıları ilerleyen günlerde netleşecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kılıçdaroğlu: En düşük memur maaşı net 21 bin 265 lira seviyesinde olacak-VİDEO

    Kılıçdaroğlu: En düşük memur maaşı net 21 bin 265 lira seviyesinde olacak-VİDEO

    PİRHA- Millet ittifakının cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Memurlar perişan edilmiştir. Açıkça söylemek gerekirse tarumar edilmiştir… İktidara gelir gelmez en düşük memur maaşını net 21 bin 265 lira seviyesine çıkaracağım” dedi. 

    Kılıçdaroğlu, ‘kamu, memurlar’ başlığıyla yeni bir video paylaştı. Memurların perişan edildiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu,“2012’de en düşük memur maaşı asgari ücretin 2,5 katıydı. Şu anda bu oran 1,4’lere kadar geriledi. İşte bu yüzden iktidara gelir gelmez en düşük memur maaşını asgari ücretin 2,5 katına çıkaracağım. Yani Bugünün tutarlarıyla en düşük maaş net 21 bin 265 lira seviyesinde olacak” dedi.

    Hayatının 27,5 yılını devlette geçirdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Memurlara baharı getirecek biri varsa inanın bana o da Bay Kemal’dir” ifadesini kullandı.

    100 BİN ÖĞRETMEN 100 BİN GÜVENLİK GÖREVLİSİ ATAMA SI

    Memurların tek sıkıntısının maaş da olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, polislerin uzun çalışma saatleri ve intiharlarına değindi.

    Öğretmenlerin sorununa da değinen Kılıçdaroğlu, 15 Mayıs’tan sonra 100 bin öğretmen ve 100 bin de güvenlik görevlisinin atanacağını söyledi.

    Kılıçdaroğlu ayrıca sözleşmeli, ücretli ve kadrolu ayrımının kaldırılacağını ve tüm öğretmenlerin kadrolu olacağını kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)

  • AKP Hükümeti, memur maaşlarına zam teklifini açıkladı

    AKP Hükümeti, memur maaşlarına zam teklifini açıkladı

    Kamu görevlilerinin maaşlarında yapılacak artış oranlarına ilişkin son görüşme gerçekleşiyor. Aile ve Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, hükümetin memur maaşına zam teklifini açıkladı. Hükümet, 2020 yılı için yüzde 3,5 +3, 2021 için yüzde 3+2,5 zam teklif etti.

    Memur sendikaları tekliflerini 24 Temmuz’da teslim etmiş, görüşmeler 1 Ağustos’ta başlamıştı. İkinci görüşme ise 9 Ağustos’ta yapılmıştı. Bugün yapılacak olan son ve dördüncü görüşmenin ardından pazarlıklar için belirlenen son tarih 20 Ağustos. Bu tarihe kadar anlaşmaya varılmazsa hakem kuruluna başvurulacak. Hakem kurulu 5 gün içinde kararını açıklayacak.

    KESK: AKLIMIZLA ALAY EDEN BU TEKLİFİ KABUL ETMİYORUZ

    Hükümetin zam teklifine tepki gösteren KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “Bakanın AKP iktidarı dönemini parlatarak lafa başlamasından belliydi kamu emekçilerine hiçbir şey verilmeyeceği! 8+7 miydi makul teklif… Kamu emekçilerinin kayıplarını dahi karşılamaktan uzak, aklımızla alay eden bu teklifi kabul etmiyoruz!” ifadelerini kullandı.

    MEMUR-SEN: YOK SAYIYORUZ

    Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın, hükümetin zam teklifi için ‘mümkün değil’ dedi. Yalçın, açıklamanın ardından basın açıklaması yaparak hükümetin teklifine yanıt verdi. Yalçın’ın açıklaması şöyle:

    “Makul bir teklif gelsin dedik malul bir teklif geldi. Ne Memur-Sen’in istekleri ne piyasanın gerçekleriyle uyumlu bir teklif değildi. Elektrik ve zamları ortada, memur ve emeklilerin giderlerindeki oranlar arttı. Bu teklif bu anlamda çok cılız bulduk. Kur düştü, faiz oranları düştü, cari fazla var. Bize getirilen teklif kamu görevlilerinin bütçesinde bir dengeleme içermiyor. Bu teklifi yok sayıyoruz, yeni bir teklif bekliyoruz. Sayın Bakan ‘bütçe gerçeği’ dedi. Bu teklif ne bütçe gerçeğiyle ne ülke gerçeğiyle uyumlu.”

    Maaş zammı konusunda imza yetkisine haiz bulunan Memur-Sen, 2020-2021 Toplu Sözleşmesinde taban aylığa seyyanen 200 TL, ilk yıl %8+7, ikinci yıl %6+6 zam ve 1. yıl %3, 2. yıl %2 refâh payı talep etmişti.

    (HABER MERKEZİ)