Etiket: memur-sen

  • KESK, ASİM-SEN, BASK ve HAK-SEN Sayıştay önünde nöbette-VİDEO

    KESK, ASİM-SEN, BASK ve HAK-SEN Sayıştay önünde nöbette-VİDEO

    PİRHA- KESK, ASİM-SEN, BASK ve HAK-SEN; Hakem Heyeti toplantısının gerçekleştiği Sayıştay önünde kurduğu izleme çadırında nöbet eylemlerine devam ediyor. Sayıştay önünden yapılan açıklamada, Memur Sen’in duyurduğu 58 maddenin 43’ünün; 2023’te Hakem Kurulu Kararındaki Maddeler ile noktasına, virgülüne kadar birebir aynı olduğu vurgulandı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Askeri İş Yerlerinde Görevli Kamu Çalışanları Sendikası (ASİM-SEN), Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BASK) ve Kamu Çalışanları Hak Sendikaları Konfederasyonu (HAK-SEN); Hakem Heyeti toplantısının gerçekleştiği Sayıştay önünde kurduğu izleme çadırında 3. gün de nöbet eyleminde.

    Nöbet eyleminde yapılan açıklamada, Memur Sen’in duyurduğu 58 maddenin 43’ünün; 2023’te Hakem Kurulu Kararındaki Maddeler ile noktasına, virgülüne kadar birebir aynı olduğu belirtildi.

    “SADECE 3 MADDE YENİ MADDEDİR”

    Sadece 3 maddenin yeni olduğunun altını çizen KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak’ın Sayıştay önündeki açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “58 maddenin 43’ü; 2023’te Hakem Kurulu Kararındaki Maddeler ile noktasına, virgülüne kadar birebir aynı. Sadece 3 madde yeni maddedir. Bu maddelerde bazı personele verilmekte olan tazminat oranlarının, mali sorumluluk zammının 7, 8 puan arttırılmasından ibarettir. Yani bugünkü rakamlarla bazı personelin maaşlarının sadece 780 ile 890 TL arasında arttırılmasından, söz konusu personel açısından ortalama %1,2 puanlık maaş artışından ibarettir. 58 Maddenin geri kalan 12’si, 2023’te Hakem Kurulu Kararındaki Maddelere küçük rötuşlarla eklenmesinden ibarettir. Bunlar da yine bazı personele verilen ek ödeme oranlarının, sorumluluk zamlarının, tazminat oranlarının 5 ile 15 puan arasında arttırılmasından ibarettir. Söz konusu puanların bugünkü karşılığı 560 TL ile 1670 TL arasında değişmektedir. Ancak her zaman olduğu gibi büyük puanlardan yararlananların büyük bölümü müdür, müdür yardımcısı, daire başkanı, daire başkanı yardımcısı, fakülte sekreteri gibi üst düzey kadrolardır.

    MADDELERDE ZATEN BİR KAZANIM YOKTU

    Koruma ve güvenlik görevlilerine ise buradan sadece 5 puan yani 560 TL düşmektedir. Bir günlük yemek parasına bile yetmeyen bu rakamın Koruma ve güvenlik görevlisi maaşındaki karşılığı sadece %1’dir. Biliyoruz şimdi şunu diyecekler, aynı da olsa bu aynı maddeleri yeni toplu sözleşmede korumak da büyük kazanım. Evet söz konusu maddeler de bir kazanım olsaydı bu elbette doğru olurdu. Ama bu maddeler de zaten bir kazanım yoktu. Bu maddelerin bir kısmı da ‘yapılacak’, ‘edilecek’, ‘ihtimam gösterilecek’ gibi toplu sözleşme maddesi değil, iyi niyet sözleşmesi maddeleriydi. Daha da vahimi Memur Sen’in üzerinde uzlaştık, Hakem Kurulu’nda yok sayılmasın dediği bu maddeler ile MEMUR Sen’in kamuoyu ile paylaştığı talepler arasında uçurum var.

    Memur Sen 11 bin 710 TL’ye çıkarılmasını istediği eş yardımının bunun yaklaşık dörtte birine denk gelen rakama, Çocuk başına 5 bin 850 TL’ye çıkarılmasını istediği çocuk yardımının bunun onda birine bile denk gelmeyen bir tutarda kalmasını kazanım sayıyor.”

    Nöbet eylemi halaylar ile sürüyor.

    PİRHA/ANKARA

  • Kenanoğlu’dan hükümete: Kaç kişi sınavsız olarak müdür kadrosuna atanmıştır?

    Kenanoğlu’dan hükümete: Kaç kişi sınavsız olarak müdür kadrosuna atanmıştır?

    PİRHA – Milletvekili Ali Kenanoğlu, SGK’da şube müdürlerinin sınavsız olarak atandığı iddialarını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’e sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK), şube müdürlerinin sınavsız olarak atandığı iddialarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in cevaplaması üzerine soru önergesi verdi.

    Ali Kenanoğlu, önergesinde “SGK, şube müdürlerinin sınavsız atanabilmeleri için “hülle” önce il müdür yardımcısı yapıldığı, ardından şube müdürlüğü görevine sınavsız atandıkları yönünde kurum içerisinden bizlere ulaşan isimsiz ihbarlar iletilmektedir” diye belirtti.

    Kenanoğlu, Meclis’e sunduğu önergesinin devamında şu ayrıntılara yer verdi:

    “SGK’da, şef kadrosunda imza yetkisi verilerek müdürlük yaptırılanlar, önce il müdür yardımcılığı kadrolarına ataması yapılarak, 1 ay çalıştırıldıktan sonra kadrolu olarak Müdürlük kadrosuna, sınavsız, mülakatsız ve hukuka aykırı şekilde atama yapıldığı yönünde iddialar tarafımıza ulaştırılmıştır.

    Bu şekilde sınavla Müdürlük kadrosuna atamaya hak kazananların önü kesildiği gibi, hülle yoluyla Müdürlük kadrosuna atananların iktidara yakınlığı ile bilinen Memur-Sen üyeleri arasında olduğu, seçimlerin yaklaşması nedeniyle boş kadroların hızlı bir şekilde doldurulmaya çalışıldığı iddia edilmektedir.”

    “SINAVSIZ ATAMA YAPILDI MI?” 

    Milletvekili Ali Kenanoğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’e şu soruları yöneltti:

    – SGK’da şef kadrosundaki personelin önce SGK il müdürlüklerine müdür yardımcısı olarak atandığı sonra “hülle” yoluyla sınavsız olarak merkez müdürlüklerine atama yapıldığı yönündeki iddialardan Bakanlığınızın haberi var mıdır? Varsa bu konuyla ilgili bir soruşturma başlatılmış mıdır?

    – SGK’da sınavsız olarak Şube Müdürlüğü kadrolarına atama yapılmış mıdır? Yapılmışsa hangi hukuki hükme dayanarak yapılmaktadır? Bu atamaların sayısı kaçtır?

    – SGK’da sınavsız olarak Şube Müdürlüğüne atama yapılmışsa; bunların kaçı Memur-Sen, kaçı KESK, kaçı T.Kamu-Sen veya diğer sendikalara üyedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK: 3600 ek gösterge talebi, kapalı kapılar ardındaki toplantılarla oldubittiye getirilemez!-VİDEO

    KESK: 3600 ek gösterge talebi, kapalı kapılar ardındaki toplantılarla oldubittiye getirilemez!-VİDEO

    PİRHA- KESK, Cumhurbaşkanı tarafından bazı meslek gruplarına verilen 3600 ek gösterge konusunda MEMUR SEN ile Çalışma Bakanlığı’nın gizli görüşmelerde bulunduğunu aktardı. Konuya ilişkin yapılan basın açıklamasında “Tüm kamu emekçilerini yakından ilgilendiren ek gösterge adaletsizliğinin çözümü kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarla oldubittiye getirilmesini doğru bulmuyoruz” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 4 yıl önce Cumhurbaşkanı tarafından bazı meslek gruplarına verilen 3600 ek gösterge sözüne dair basın açıklaması yaptı. KESK Genel Merkez binasında yapılan basın açıklamasına KESK’e bağlı sendikaların temsilcileri de katıldı.

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgezik, “Ek gösterge adaletsizliğine artık son verilsin” diyerek, Cumhurbaşkanı tarafından kimi meslek gruplarına verilen 3600 ek gösterge sözünün üzerinden neredeyse 4 yıl geçtiğine işaret etti. Bozgeyik, 3600 konusunun şimdi de Çalışma Bakanlığı ve MEMUR SEN arasında gizli görüşüldüğünü söyleyerek, tarafların 16 Mart’ta, bir kez daha bir araya geleceği bilgisini paylaştı.

    3600 EK GÖSTERGE TÜM KAMU EMEKÇİLERİNİ KAPSIYOR MU?

    Kamuda görev yapan 3.532.797 çalışanın, 3600 Ek Göstergeden faydalanıp faydalanamayacağı konusunda henüz bir netlik yok. KESK, bu düzenlemenin adaletli biçimde yapılması ve emekli maaşlarında da düzenlemeye gidilmesi yönünde ısrarını sürdürdü.

    “ÜÇ KONFEDERASYONUN KATILMASI ZORUNLUDUR”

    KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, iktidarın, emek karşıtı, sermaye yanlısı politika yürüttüğünü ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Ancak Yandaş Konfederasyonun gerek TİS görüşmelerinde ve gerekse de bağlantılı olması nedeniyle 3600 ek gösterge tartışmalarında konuyu hiç gündeme getirmiyor olması kabul edilemezdir.

    Sorunun çözümü; on yıl boyunca kurulan toplu sözleşme masalarına yansıyan tutumu ve altına imza attığı mutabakatlar başta olmak üzere altı milyon kamu emekçisinin ve emeklinin temel taleplerini savunmaktan uzak olduğunu defalarca ispatlayanlar ile iktidar arasında kapalı kapılar ardında yapılacak görüşmelere bırakılamaz. Kaldı ki, tüm geriliklerine rağmen mevcut 4688 sayılı yasa hükümlerine göre kamu emekçilerinin ve emeklilerinin geneline ilişkin görüşmelere en çok üyeye sahip üç konfederasyonun katılması zorunludur.

    Dolayısıyla yarın yapılacak toplantının TİS mevzuatına ve toplu sözleşme ruhuna aykırı olduğuna dikkat çekmek istiyoruz. Milyonları ilgilendiren bir konu sırf iktidara yakın diye tek bir konfederasyonla bağıtlanacak, tartışılacak bir durum değildir

    Tüm kamu emekçilerini yakından ilgilendiren ek gösterge adaletsizliğinin çözümü ve bu temelde 3600 ek gösterge talebinin ele alınmasını kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarla oldubittiye getirilmesini doğru bulmuyoruz.

    MEMUR SEN kamu emekçilerinin hak çıkarlarını gözden çıkarma pahasına iktidarın elini rahatlatmaktan, iktidar da diyet olarak MEMUR SEN’i büyütmek için sendikal ayrımcılığı körüklemekten vazgeçmelidir.

    KESK olarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı temel hak ve özgürlüklere, tüm eksiklerine rağmen 4688 sayılı yasa başta olmak üzere kendi yaptığı yasalara ve temel ILO sözleşmelerine uymaya çağırıyor, ‘toplu sözleşme’ masasının konusu olan ek gösterge adaletsizliğinin çözümü, 3600 ek gösterge ve emekli aylığı bağlama oranı ile emekli aylığı güncelleme katsayısının artırılması talebinin karşılanması için bir an önce tüm konfederasyonların katılımının sağlandığı toplantıları hayata geçirmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Memur zammı açıklandı: 2022 %5+7, 2023 %8+6 artı enflasyon farkı

    Memur zammı açıklandı: 2022 %5+7, 2023 %8+6 artı enflasyon farkı

    PİRHA- 2022 ve 2023 maaş zammı belirlendi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin , 2022 ilk yarısı için %5 artı enflasyon farkı, kinci yarısı için ise %7 artı enflasyon farkı, 2023 ilk yarısı için %8, ikinci yarısı için %6 enflasyon farkında anlaştıklarını açıkladı.

    Memur sendikaları ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasındaki  toplu sözleşme görüşmeleri sona erdi. 4 milyon memur ve 2 milyondan fazla emekli için 2022 ve 2023’teki maaş zammı belirlendi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın memura yapılacak zammın oranlarını açıklamak üzere  gazetecilerin karşısına geçti.

    Bir saat gecikmeli yapılan açıklamada konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, pandemi koşulları altında bir çalışmanın yapıldığını belirterek, Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü iddia etti.

    Bilgin, 2022 ilk yarısı için %5 artı enflasyon farkı, kinci yarısı için ise %7 artı enflasyon farkı teklifini sundu. 2023 ilk yarısı için %8 ikinci yarısı için %6 enflasyon farkı teklif etti. Seyyanen zammın ise kabul edilmediğini açıkladı. 135 lira olan toplu sözleşme ikramiyesini 400 liraya çıkarma konusunda uzlaşmaya vardıklarını açıkladı.

    Memurun 3600 ek gösterge talebinin bir komisyona havale edildiğini belirten Bilgin, bir komisyon kurulacağını açıkladı.

    Bilgin, yapılan anlaşmanın Türkiye tarihinde yapılan en büyük zam oranı olduğunu iddia etti.

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise herhangi bir açıklamada bulunmadı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Memur sendikaları zam talebini açıkladı

    Memur sendikaları zam talebini açıkladı

    PİRHA-Memur ve diğer kamu görevlileri için sendikaların istediği zam açıklandı. Sendikalar kamu görevlileri için 600 TL seyyanen zam ve 2022 için yüzde 21, 2023 için ise yüzde 17 zam talep etti.

    Ağustos ayında başlayacak ve 4 milyona yakın kamu görevlisiyle 2 milyona yakın memur emeklisini ilgilendiren toplu sözleşme için Memur Sendikaları Konfederasyonu’nun (Memur-Sen) zam talebi belli oldu.

    Memur-Sen düzenlediği basın toplantısıyla 6. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri kapsamında kamu görevlileri için 600 TL seyyanen zam, 2022 için yüzde 21, 2023 için ise yüzde 17 zam talep ettiklerini açıkladı.

    2 Ağustos’ta başlayacak görüşmeler öncesi ortak hareket kararı alan Memur-Sen ve Kamu-Sen, 2 yıllık sürede toplamda yüzde 38 zamla birlikte toplamda yüzde 6 da refah payı verilmesini istedi. Sendikalar ayrıca bir önceki sözleşme döneminden doğan geçmiş kayıpların telafisi için de 600 TL seyyanen zam talep ederken, bayramlarda emeklilere ödenen bayram ikramiyesinin kamu görevlilerine de ödenmesini istediklerini belirttiler.

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Yıldırım Kaya’dan Diyanet-Sen’e suç duyurusu!

    CHP’li Yıldırım Kaya’dan Diyanet-Sen’e suç duyurusu!

    PİRHA-CHP Milletvekili Yıldırım Kaya, Kamu Sendikaları Konfederasyonu’na (Memur-Sen) bağlı Diyanet-Sen’in çıkardığı Diyanet-Sen Çocuk dergisinde kafa kesme, idam, savaş, ayağından zincirle prangalanmış çocuk görselleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Meclis’te yaptığı basın toplantısında Diyanet-Sen’in çıkardığı çocuk dergisini gündeme getirdi.

    Milletvekili Yıldırım Kaya, Diyanet-Sen Çocuk dergisindeki kafa kesme, idam, savaş, ayağından zincirle prangalanmış çocuk görsellerinin kabul edilemez olduğunu ifade ederek konuya ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

    HUKUKEN DE SUÇTUR!”

    Yıldırım Kaya, Milli Eğitim Bakanı ile Aile ve Sosyal Hizmet Bakanı tarafından yanıtlanması için bir de soru önergesi hazırladı. Kaya, Diyanet-Sen Çocuk dergisindeki görsellerin, çocukların psikolojisini bozacağı, zihinsel ve ruhsal gelişimini olumsuz etkileyeceğine vurgu yaparak “Aileler de olayı endişeyle karşılamıştır. Diyanet-Sen’in görev ve sorumluluk alanına girmeyen, çocukların psikolojisini bozan görselleri içeren bir dergiyi çıkarması hukuken de suçtur” dedi.

    Milletvekili Yıldırım Kaya, kaleme aldığı önergesinde “Diyanet-Sen Çocuk dergisinin çıkartılma amacı nedir? Diyanet-Sen Çocuk dergisinin dağıtımı yasaklanacak mıdır? Dergiyi çıkartan, Diyanet-Sen yöneticileri hakkında yasal işlem başlatılacak mıdır? Dağıtımı yapılan Diyanet-Sen Çocuk dergisi toplatılacak mıdır?” sorularını yöneltti.

    PİRHA/ANKARA

  • Diyanet-Sen’in çocuk dergisinde ‘kafa kesme’ görselleri!

    Diyanet-Sen’in çocuk dergisinde ‘kafa kesme’ görselleri!

    PİRHA-Diyanet ve vakıf hizmet kolunda yetkili sendika Memur-Sen’e bağlı Diyanet-Sen, çocuk dergisi çıkardı. İslami şahsiyetlerin anlatıldığı derginin ilk sayısında “idam ve kafa kesme” sahnelerinin resmedildiği görsellere yer verildi.

    Diyanet-Sen’in çocuk dergisine ilişkin tanıtım açıklamasında, “Çocuklar ve gençler bir milletin, bir toplumun geleceği, yarınlarıdır. Geçmişini bilmeyen, yarınlarını inşa edemez. Bu sebeple yeni dergimizde çocuklarımız ve gençlerimize hitap ederken geçmişimizi de öğrenmelerini istedik” denildi.

    Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Ali Güldemir ise kaleme aldığı yazıda, “Kitap her kesime, özellikle de çocuklarımıza ve genç nesle hitap ettiğinden, konular yalın ve hikâye tarzı seçilerek ele alındı” dedi.

    TARTIŞMA YARATACAK GÖRSELLER!

    Derginin 14. sayfasında yer alan görsel tartışma yarattı. Söz konusu resimde savaş ve idam sahneleri paylaşıldı. Karenin bir köşesinde “darağacı” yer alırken bir başka yerde de “kılıçla kafa kesme” sahneleri resmedildi. Bu bölümde şu anlatım yer aldı:

    “Gözleri sürekli hüzünlü, bir yandan da zekâ dolu bakan bir çocuktu Abdurrahman. Henüz dokuz yaşında olsa da sanki çok fazla şey yaşamış, görmüş geçirmiş bir hali vardı. Anne ve babasını hiç tanımamıştı.

    Bu coğrafyanın acı bir gerçeği olan, bitmek bilmeyen savaşlar, istilalar, taht mücadeleleri onu daha küçücük bir bebekken ailesinden koparmış; köle tacirlerinin eline düşmüş ve gözünü, bu Türk yurdunun barış dolu olan şehri Merv’de açmıştı.

    Kim bilir annesi ve babası ne şartlarda, nerede, hangi kılıcın gölgesinde bebeklerini kaybetmişler; belki de daha da kötüsü artık hayatta değillerdi. Küçük Abdurrahman sürekli bu yaşadıklarını düşünüyor, aile özlemi yüreğinde hep bir sızı olarak duruyordu.”

    Kaynak: Cumhuriyet-Mustafa Çakır

  • KESK’ten Toplu Sözleşme görüşmelerine ‘Emekçilerle alay etmeyin’ tepkisi

    KESK’ten Toplu Sözleşme görüşmelerine ‘Emekçilerle alay etmeyin’ tepkisi

    PİRHA – KESK, hükümetin kamu emekçilerine 2020 yılı için %4+%4, 2021 yılı için %3+%3 teklifini protesto ederek “günlük bir çay parasına denk gelmeyen sefalet ücretini kabul etmiyoruz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Beş milyon kamu emekçisi ve emeklisini kapsayan toplu sözleşmede son güne gelindi. Türk-İş, Memur Sen ve Çalışma Bakanlığı arasında yapılan görüşmelerde mütabakat sağlanmaması durumunda sonraki süreç Yüksek Hakem Kurulu’na devredilecek.

    Görüşmelere dahil edilmeyen Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyeleri, hükümetin 2020 yılı için %4+%4, 2021 yılı için %3+%3 teklifini Çalışma Bakanlığı önünde protesto etti. Kamu emekçilerinin ve emeklilerinin kayıplarının görmezden gelindiğine vurgu yapan KESK’liler “3 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon kamu emeklisi ile açıkça alay edilmektedir” dedi.

    “BU TEKLİFİ KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    Dönem sözcüsü Nusret Sulkalar tarafından okunan basın açıklamasında şunlar dile getirildi:

    “Günlük bir çay parasına bile denk gelmeyen artışla kamu emekçileri ve emeklileri ile dalga geçilmeye devam edilmektedir. Maaşlarımızın ‘revize’ adı altında sefalet oranlarında artırılmasını öngören bu teklifi kabul etmek mümkün değildir.

    Buna rağmen yandaş konfederasyon yönetimi, hükümetin kamu emekçileri ile alay eden teklifini sadece hedeflenen enflasyon rakamlarının altında kaldığı için eleştirmekle yetinmektedir.  Söz konusu eleştiri bugüne kadar yaşadığımız kayıpları görmekten uzak, kısır bir değerlendirmeden ibarettir. Çünkü her şeyden önce yıllardır tüm emekçi kesimler gibi kamu emekçileri ve emeklileri de TÜİK’in çarpık enflasyon rakamlarına, hiçbir zaman tutmayan enflasyon hedeflerine mahkum edilmiştir.

    Oysa her zaman altını çizdiğimiz üzere bizler için asıl olan TÜİK vasıtası ile Ali Cengiz oyunları ile düşük tutulan çarpık enflasyon rakamları değil, mutfakta, çarşıda, pazarda yaşadığımız gerçek enflasyondur. Yaşanan gerçek enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı rakamlar arasındaki uçurum yıllardır maaşlarımızı eritmeye devam etmektedir.

    “HÜKÜMET, SEFALET VE YOKSULLUK TEKLİF ETMEKTE”

    Sadece son bir yıl içerinde dört kişilik bir ailenin açlık sınırında 350 TL artış yaşanmıştır. İğneden ipliğe zam furyası hız kesmeden devam etmektedir. Son iki ay içinde elektriğe, doğalgaza %15 zam gelmiştir. Tütün ürünleri son iki haftada %20 zamlanmıştır.

    Buna rağmen hükümet bir hafta önce sahnelenen kamu işçileri toplu iş sözleşmesi oyununu kamu emekçileri toplu sözleşmesinde de yenilemenin, açlık sınırının 2.100, yoksulluk sınırının 6.800 TL’yi aştığı, emekçi kesimlerin yaşadığı gerçek enflasyonun %30’ları bulduğu koşullarda toplam 5 milyon kamu emekçisine ve emeklisine, aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleye sefalet, yoksulluk, güvencesizlik teklif etmektedir.

    Yıllardır sermayenin, patronların bir dediğini iki etmeyenler,  Hazinenin ‘kefen parası’ olarak tabir edilen İhtiyaç Akçesine kadar halkın tüm kaynaklarını sermayenin, yandaş müteahhitlerinin emrine sunanlar sıra işçiye, kamu emekçisine, asgari ücretliye, emekliye gelince ‘kaynak yok’ demektedir.

    KESK olarak, toplamda beş milyonluk geniş bir kesimin beşte birini üye yaptığı için kendini ‘yetkili’ zannedenleri uyarıyoruz.

    Bugün böbürlendiğiniz noktalara nasıl geldiğinizi, sırtınızı nerelere dayadığınızı, mevcut anti demokratik yasalardan, gerçek, evrensel toplu pazarlık sisteminden uzak köhne sistemden nasıl nemalandığınızı dünya alem biliyor.

    Ne kadar ‘tarihi başarı’ nutukları atarsanız atın bugüne kadar danışıklı dövüş oyunlarından sonra imzaladığınız mutabakatların bedelini kendi üyeleriniz de dahil beş milyon kamu emekçisi ve emekli ödemiştir. Ödemeye de devam etmektedir.  Hiçbir kamu emekçisinin tarihe kara bir leke olarak geçecek yeni bir satış sözleşmesine tahammülü kalmamıştır.

    Dolayısıyla hiç kimsenin 3 milyon kamu emekçisine, 2 milyon kamu emekçisi emeklisine sefalet artış oranları dayatan,  temel hiçbir sorununu çözmeyen, aksine hepimizle alay edilen bu teklifi kabul etmeye, müzakereye değer görmeye YETKİSİ yoktur.

    Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti, Güvenceli İstihdam-Güvenli Gelecek, Demokratik- Adil Bir Çalışma Yaşamı, İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret ve tüm taleplerin hayat bulması için Gerçek Bir Toplu Pazarlık Hakkı için birlikte mücadele etmeye, yeni bir satış sözleşmesine izin vermemek için yan yana, omuz omuza olmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • AKP Hükümeti, memur maaşlarına zam teklifini açıkladı

    AKP Hükümeti, memur maaşlarına zam teklifini açıkladı

    Kamu görevlilerinin maaşlarında yapılacak artış oranlarına ilişkin son görüşme gerçekleşiyor. Aile ve Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, hükümetin memur maaşına zam teklifini açıkladı. Hükümet, 2020 yılı için yüzde 3,5 +3, 2021 için yüzde 3+2,5 zam teklif etti.

    Memur sendikaları tekliflerini 24 Temmuz’da teslim etmiş, görüşmeler 1 Ağustos’ta başlamıştı. İkinci görüşme ise 9 Ağustos’ta yapılmıştı. Bugün yapılacak olan son ve dördüncü görüşmenin ardından pazarlıklar için belirlenen son tarih 20 Ağustos. Bu tarihe kadar anlaşmaya varılmazsa hakem kuruluna başvurulacak. Hakem kurulu 5 gün içinde kararını açıklayacak.

    KESK: AKLIMIZLA ALAY EDEN BU TEKLİFİ KABUL ETMİYORUZ

    Hükümetin zam teklifine tepki gösteren KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “Bakanın AKP iktidarı dönemini parlatarak lafa başlamasından belliydi kamu emekçilerine hiçbir şey verilmeyeceği! 8+7 miydi makul teklif… Kamu emekçilerinin kayıplarını dahi karşılamaktan uzak, aklımızla alay eden bu teklifi kabul etmiyoruz!” ifadelerini kullandı.

    MEMUR-SEN: YOK SAYIYORUZ

    Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın, hükümetin zam teklifi için ‘mümkün değil’ dedi. Yalçın, açıklamanın ardından basın açıklaması yaparak hükümetin teklifine yanıt verdi. Yalçın’ın açıklaması şöyle:

    “Makul bir teklif gelsin dedik malul bir teklif geldi. Ne Memur-Sen’in istekleri ne piyasanın gerçekleriyle uyumlu bir teklif değildi. Elektrik ve zamları ortada, memur ve emeklilerin giderlerindeki oranlar arttı. Bu teklif bu anlamda çok cılız bulduk. Kur düştü, faiz oranları düştü, cari fazla var. Bize getirilen teklif kamu görevlilerinin bütçesinde bir dengeleme içermiyor. Bu teklifi yok sayıyoruz, yeni bir teklif bekliyoruz. Sayın Bakan ‘bütçe gerçeği’ dedi. Bu teklif ne bütçe gerçeğiyle ne ülke gerçeğiyle uyumlu.”

    Maaş zammı konusunda imza yetkisine haiz bulunan Memur-Sen, 2020-2021 Toplu Sözleşmesinde taban aylığa seyyanen 200 TL, ilk yıl %8+7, ikinci yıl %6+6 zam ve 1. yıl %3, 2. yıl %2 refâh payı talep etmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Binlerce emekçi, zorla üye yapıldıkları sendikadan istifa ediyor’- VİDEO

    ‘Binlerce emekçi, zorla üye yapıldıkları sendikadan istifa ediyor’- VİDEO

    PİRHA- 31 Mart yerel seçimleri ardından birçok belediyede görev yapan kamu emekçileri, geçmişte zorunlu nedenlerle üye oldukları sendikalardan istifa ediyor. TÜM BEL-SEN Genel Başkanı Erdal Bozkurt, iktidara yakınlığı ile bilinen Memur-Sen’e bağlı Bem Bir Sen’in açıklamalarıyla yerel yönetim emekçilerinin sendikal özgürleşme adımını karalamaya çalıştığını söyledi.

    TÜM BEL-SEN Genel Başkanı Erdal Bozkurt, 31 Mart seçimleri ardından yerel yönetim emekçilerinin zorla üye yapıldıkları sendikadan ayrılarak yeni bir arayışa girdiğini söyledi.

    Konuya ilişkin genel merkez binasında yapılan basın açıklamasında konuşan Bozkurt, sendikalarından istifa eden çok sayıda kamu çalışanının, yeni bir sendikal örgütlenme içerisinde olduğunu söyledi.

    Bozkurt, seçimlerden sonra iktidarın, kazanan adaylara ‘KHK ile ihraçsınız’ gerekçesiyle mazbata vermemesini ‘hukuksuzluk’ olarak değerlendirirken şunları da sözlerine ekledi:

    “Mazbata tartışmalarının sürüp ve büyük bir bölümünün bu tartışmalar içinde sonuçlandığı bir zamanda 25 yıldır yerelde ve genelde siyasi iktidarların memur örgütlenmesi olarak idarenin emir ve talimatlarıyla kurulan, kısa sürede şişkin üye sayısına ulaşan ve hatta yine AKP’nin emriyle EMEK alanını temsilen uluslararası toplantıların katılımcısı olarak atanan yandaş sendika, AKP’nin kaybettiği yerellerde baskı ve şantajla üyelerinin istifaya zorlandığı konusunda avaz avaz bağırmaya başladı.”

    “YANDAŞ SENDİKA, BUGÜN NİYE BAĞIRIYOR”

    Bozkurt, yerel seçimler sonrası TÜM BEL-SEN’in hızla üye kazandığını belirterek şunları söyledi:

    “Yıllardır baskı ve tehditle sendikamızdan zorla istifa ettirdikleri yerel yönetim çalışanı ve sendikamız üyesi binlerce emekçi, idarenin baskı ve zoru üzerlerinden kalkar kalkmaz, gerçek emek örgütü, sendikal hak ve özgürlüklerin savunucusu sendikamız Tüm Bel Sen’e kendi iradeleri ile hızla üye olmaya başlamışlardır. Bu durum gücünü özellikle yerel yönetimlerde kaybeden yandaş sendikayı zora sokmuş ki hemen karalama kampanyası ve asılsız iddialarla kamuoyunda algı oluşturmaya başlamışladır.

    4688 sayılı kamu sendikaları kanunu yürürlüğe girdikten sonra, sendikaların üye sayıları konusundaki tespit, her yıl 15 Mayıs itibari ile önce iş yerlerinde sendika ve kurum yetkililerinin gözetiminde, sonra illerde valiliklerde oluşan ve tarafların temsilcileri ile birlikte tutulan tutanaklarla Çalışma Bakanlığına ulaşan belgelere göre Bakanlık tarafından sendikaların üye sayıları açıklanır.

    Şimdi Yıllara göre vereceğim bazı örneklerde de görüleceği gibi, kim kime kimin eliyle baskı yaparak zorla üye kazanıldığını daha net olarak göreceğiz:

    2003 yılı üye sayıları                                                         2018 yılı üye sayıları ne olmuş;

    KESK                         :           295.830                                  KESK                           :146.287

    Tüm Bel Sen            :           28.442                                    Tüm Bel Sen             : 18.794

    Memur Sen              :           98.146                                    Memur Sen               : 1.010.298

    Bem Bir Sen            :           7.256                                      Bem Bir SeN              : 69.633

    Peki, üye oranları bu dönemler arasında yüzde olarak ne olmuş, yüzde 1437,1 Memur Sen’in üye sayısı artmış, yine Bem Bir Sen, yüzde 514,6 oranında üyesini artırmış.

    Konfederasyonumuz KESK ise, yüzde 50,5; Sendikamız TÜM BEL SEN ise yüzde 33,9 oranında üye kaybetmiştir.

    Ülkenin Cumhurbaşkanı olarak Anayasanın sendikal tarafsızlık ve özgürlük ilkelerinin birincil derecede koruyucusu olması gereken Sayın Tayyip Erdoğan’ın açıkça bir sendikadan yana olarak emekçilerin oradan istifa etmesini devlet gündemine alması başlı başına bulunduğu makamı Anayasal tanım açısından tartışmalı hale getirmiş, tarafsızlığını bu konuda da yitirmiş bir cumhurbaşkanlığı makamına dönüştürmüştür.”

    “EMEKÇİLERİN AİDATLARINI AKP PROPAGANDASINA HARCADILAR”

    Bozkurt’un işaret ettiği bir diğer nokta ise; Memur Sen’in, üyelerinden topladığı aidatlar ile AKP’ye destek verdiği iddiası oldu.

    Bozkurt şöyle devam etti:

    “AKP iktidarıyla birlikte üye sayısı yüzde bin beş yüz artan sözde sendikalar, en yakın 31 Mart seçimleri öncesinde üyelerinden topladıkları aidatlarla düzenledikleri şatafatlı ‘büyük teşkilat buluşmalarında’ AKP’li belediye başkan adayları, milletvekilleri hatta bakanlarla kol kola açıkça sadece bir siyasi partinin propagandasını yapmamışlar mıdır? Adına “büyük teşkilat buluşmaları” dedikleri birçok ilde yapılan bu etkinliklerin hiçbirisinde siyasi iktidara yandaşlık ve yaranma dışında, emekçilerin hakları veya özgülüklerine ilişkin bir tek kelam edilmiş midir?  Ülkemizin bazı belediyelerinde halkın iradesi gasp edilip kayyumlar atanır ve yüzlerce belediye emekçisi haksız ve hukuksuz bir şekilde bir gecede işten atılırken bu sözde sendikacıların iş güvencesinden, haktan, hukuktan yana bir tek açıklaması dahi var mıdır? Bırakın bu hukuksuzluklara karşı durmayı tam tersine kayyumlarla kol kola işyerlerini gezerek emekçileri işten atma tehditleriyle zorla üye yapan bu sözde sendika ve yöneticileri değil midir?

    Bugün yerel yönetim emekçileri AKP ve onun yandaşı sendikanın sopasının kalmadığı her yerde bu sözde sendikadan istifa edip gerçek bir sendikal örgütlenme arayışına girmişse bu yıllarca süren baskı ve zordan kurtuluşun işaretidir.

    Bugün emekçiler iş ve aş korkusuyla yıllarca giymek zorunda kaldıkları sarı sendika gömleğini çıkarıp parçalıyorsa bu baskıdan değil tam tersine özgürlüğe olan özlemden kaynaklıdır.

    Emekten yana gerçek bir demokrasinin, laikliğin, adaletin ve toplumsal barışımızın ülkenin her noktasında yaşandığı bir siyasi iklim ve siyaset dilinin oluşması için,

    Çocuklarımızın güvenle büyüyeceği, yaşam kaygısının olmadığı,  aydınlık yarınlar düşüyle özgürlüklerimiz için örgütlenerek birlikte güçlü olmaya davet ediyoruz.”

     PİRHA/ANKARA

     

  • Tüm-Bel-Sen: 1743 üyemiz haksız, hukuksuz ihraç edildi-VİDEO

    Tüm-Bel-Sen: 1743 üyemiz haksız, hukuksuz ihraç edildi-VİDEO

    PİRHA – Tüm Bel-Sen (Tüm Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası) Genel Sekreteri Yılmaz Yıldırımcı, OHAL ile birlikte çıkan KHK’lerle emek alanının ciddi bir hak ihlaline uğramaya başladığını belirtti. Yıldırımcı, “Mücadeleye devam edeceklerini” söyledi.

    Tüm Bel-Sen Genel Sekreteri Yılmaz Yıldırımcı, OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile emek alanında yaşanan haksızlıklara ve mağduriyetlere ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “EMEK ALANI CİDDİ HALK İHLALLERİNE UĞRUYOR”

    Emek örgütlerinin ve emekçilerin 15 Temmuz 2016 tarihinden itibaren bugüne kadar ciddi sorunlar yaşadığını belirten Yıldırımcı, “Daha öncede KESK ve KESK bağlı iş kollarına ilişkin anti demokratik uygulamalar vardı ve devam etmekteydi. Ama darbe girişiminden sonra 20 Temmuz 2016 tarihinden sonra ilan edilen OHAL’le birlikte çıkan KHK’lerle emek alanı ciddi bir hak ihlaline uğramaya başladı” dedi.

    “HALKIN İRADESİNE EL KONULDU”

    Belediyelerde örgütlü olan Tüm Belediye Emekçileri Sendikası olarak çalışan ve üyelerimize ilişkin daha farklı bir yönelim söz konusu oldu” diyen Yıldırımcı şöyle devam etti:

    “Bunların başında 2016 tarihinden itibaren özellikle halkın oylarıyla halkın iradesi ile seçilmiş belediye başkanları önce gözaltına alındı ve sonrasında belediyelere kayyum atandı. Kısacası halkın iradesine el konuldu. Sonrasında demokratik siyasete müdahale edildi. Yine halkın iradesi ile seçilmiş eş başkanları ve milletvekilleri cezaevine atıldı. O anlamıyla hem demokratik siyaset alanı, hem yerel yönetimlerde ciddi bir anti demokratik uygulama söz konusu oldu. On yıllardır halkın iradesiyle belediye çalışanlarının emeği ile belediye başkanlarının çabası ile kurumsallaşmış belediyedeki önemli kurumlar örneğin kadın meclisleri, kooperatifler, halk evleri, ekolojik kurumlar, çocuk evleri, eğitim kurumları tamamen tasfiye edildi. Bir bütün olarak siyaset tasfiye noktasına getirildi.”

    “1743 ÜYEMİZ HAKSIZ, HUKUKSUZ İHRAÇ EDİLDİ”

    Yıldırımcı, “Kayyumların atanması ve belediyelere el konulması ile birlikte yine çıkarılan KHK’lerle üyelerimize ilişkin hak ihlalleri üst boyuta çıktı. Sadece bizim sendikamızda şu an itibariyle son çıkartılan 701 sayılı KHK ile birlikte 1743 üyemiz haksız ve hukuksuz bir şekilde hiç bir gerekçe gösterilmeden bir soruşturma yapılmadan, ifadelerine dahi başvurulmadan ulusal ve uluslararası yasalar hiçe sayılarak hakları ihlal edilerek mesleklerinden çıkartıldılar ve ihraç edildiler. Bir gece yarısı çıkartılan kararnamelerle ertesi gün resmi gazetede isimlerinin yazılması ile birlikte işlerinden oldular. Bu mevcut olan 657 sayılı yasa ile DMK’ye tabii çalışan memurların işten çıkartılmasına ilişkin belirli yasa, kural ve haklar vardır. Bu hakların hiçbir tanesi işletilmedi, soruşturma yapılmadı, ifadeleri alınmadı” diye konuştu.

    “OHAL’E DAYANARAK BASKI KURUYORLAR”

    Bölgede AKP’den beslenen sendikaların oradaki kayyuma ve yeni mevcut OHAL’e dayanarak üyeleri üzerinde baskı kurmaya çalıştıklarını vurgulayan Yıldırımcı, “Büro Emekçiler Sendikasının (BES) İŞKUR’ dan çıkartılan arkadaşların ihracına ilişkin kurum kanaati ve benzeri araştırma ve raporlarla orada Memur-Sen’e bağlı Bem Bir-Sen’in yönetici ve üyelerinin teşviki ve önerisiyle belediyelerin hemen hemen  %80’e yakın, bazı yerlerde tamamı ihraç listesine alınarak personel müdürlüklerinden üyelerin listeleri bilgisayardan çıkartılarak, olduğu gibi ihraç edildiği ortaya çıktı” diye konuştu.

    “MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEKTİR”

    “Üyenin ekonomik demokratik hakkını savunurken hiçbir kuruma, birime, siyasete, iktidara bağlı veya onlara endeksli, biat eden bir temelde değil, ulus ve uluslararası hukuktan gelen haklar ile hareket edildiği için bugüne kadar siyasal iktidarların ve işverenlerin hedefi haline geldiklerini” ifade eden Yıldırımcı, şunları kaydetti:

    “Tüm Bel-Sen ve KESK ilkelerinden, halkların kardeşliğinden, barış ve kardeşlik mücadelesinden, özgür, eşit, demokratik bir toplum mücadelesinden taviz vermediği için, bundan sonrada boyun eğmeyecektir. Türkiye demokratikleşinceye, emekçiler hakkını alıncaya, barış idealimiz bu toplumda tamimiyle hâkim oluncaya kadar mücadelemiz devam edecektir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • BES’ten, Memur-Sen ile Hükümet arasında yapılan satış sözleşmesine tepki-VİDEO

    BES’ten, Memur-Sen ile Hükümet arasında yapılan satış sözleşmesine tepki-VİDEO

    PİRHA – Büro Emekçiler Sendikası (BES)  Memur-Sen ile Hükümet arasında yapılan satış sözleşmesini protesto etmek için TBMM Karşısında bulunan Maliye bakanlığında bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında, “Kamu emekçilerinin gerek maaş artışlarında, gerekse de kayıplarının karşılanmasında veri olarak alınan enflasyon hesaplamaları emekçileri yoksullaştırmanın aracı haline gelmiştir” denildi. 

    Haberin Videosu 

    Basın açıklamasına KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, Eğitim- Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan ve BES üyeleri katıldı. Basın açıklaması metnini BES Genel Başkanı Serpil Akpınar okudu.

    “Memur-Sen ve hükümet arasında imzalanan satış sözleşmesinin sonuçlarından olan ve kamu emekçilerinin daha da yoksullaşmasına neden olan yüzde 4 lük zamları bordrolarımızda gördük” diyen Akpınar, “Kamu emekçilerinin işyerine gitmek için katlandığı yol parasını ya da işyerinde yediği öğlen yemeği maliyetini bile karşılamaktan uzak maaş artışları kamu emekçilerine kazanım diye yutturulmaya çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “MAAŞLAR AÇLIK SINIRINA YAKLAŞTI” 

    Mevcut tablo kamu emekçilerinin %99’unun yoksulluk sınırı altında maaş aldığını göstermekle birlikte en düşük memur maaşının 2.800 TL olması maaşların açlık sınırı rakamlarına doğru yaklaştığını göstermekte olduğunu dile getiren Akpınar şöyle devam etti:

    “Kamu emekçilerinin gerek maaş artışlarında, gerekse de kayıplarının karşılanmasında veri olarak alınan enflasyon hesaplamaları emekçileri yoksullaştırmanın aracı haline gelmiştir. Enflasyon hesaplamasında oluşturulan sepette, emekçilerin başta gıda ve barınma olmak üzere zorunlu harcamalarının payı bilinçli olarak düşük tutulmaktadır. Bunca müdahaleye rağmen enflasyon rakamlarında “ %12 ” gibi yeni rekorlarla karşı karşıyayız.”

    “SOYGUNLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    15 yıllık AKP tarihinde ortaya konulan vergi uygulamalarının her geçen gün vergi adaletsizliğini daha da derinleştirdiğini belirten Akpınar, “Özellikle kamu emekçilerinin yılın ikinci yarısında aldıkları maaş zamları vergi dilimi marifeti ile geri alınmaktadır. Kısacası vergi dilimi adı altında bir soygunla karşı karşıyayız. Gelir durumuna bakılmaksızın herkesten aynı oranda alınan dolaylı vergilerin vergi gelirleri içerisinde oranının %70 olması çarpık ve adaletsiz vergi sistemimizi resmederken, bu işleyiş gelir dağılımı eşitsizliğini de körükleyen bir sonuca yol açmaktadır” dedi.

    “MİLYONLARCA EMEKÇİ İLE ADETA ALAY EDİLMİŞTİR”

    Açıklamada, “2018 yılı itibariyle vergisini düzenli ödeyen mükelleflere %5 vergi indirimi yürürlüğe girerken, milyonlarca bordro emekçisinin maaşları eline bile geçmeden her ay peşin olarak ödedikleri vergiler bu kapsam dışında tutulmuştur. Bir yıl önce elde ettiği geliri bir yıl sonra iki taksit halinde ödeyenlere %5 vergi indirimi yapılırken her ay vergisini peşin olarak ödeyen emekçiler 2018 yılında da gelir vergisi tarifesi marifetiyle soyulmaya devam edecektir. Yıllık milyonlarca dolar kazanan profesyonel futbolcuların gelir vergisi oranının 2019 yılı sonuna kadar %15’lik vergi diliminde sabitlenmesiyle da milyonlarca emekçiyle adeta alay edilmiştir”denildi.

    “HALKIN İRADESİ YOK SAYILIYOR” 

    “15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL’le, halkın iradesi yok sayılarak TBMM by-pas edilmiş, Türkiye KHK’lerle yönetilen bir diktatörlüğe dönüşmüştür” diyen Akpınar şunları ifade etti:

    “Kamuda yaşanan haksız ve hukuksuz işten atmaların, emekçiler arasında korku yaratmayı amaçladığı ortadadır. Yapılan işlemlerin hukuksuz olduğunu siyasi iktidar da bildiğinden yargı süreçlerini tıkayarak KHK ile oluşturduğu komisyon aracılığı ile süreci uzatmaya çalışmaktadır. Kamu emekçilerinin iş güvencesinin tartışma konusu bile yapılmayacağı, emekçilerin söz ve karar sahibi olacağı bir anlayışın hayata geçirilmesi, kamusal alanın demokratikleşmesinin ilk adımı olacaktır.”

    “EK ZAM TALEP EDİYORUZ” 

    “Üç dönemdir AKP ile sendikası Memur- Sen arasında imzalanan satış sözleşmelerinin kamu emekçilerine getirisinden çok götürüsü olmuştur” diyen BES Genel Başkanı Serpil Akpınar son olarak şunları kaydetti:

    “İmza altına alınan buçuklu zamlar, kamu emekçilerinin beklentilerini karşılamak bir yana, sadece 2017 kayıplarını dahi karşılamaktan uzaktır. Bu nedenle biz emekçiler EK ZAM talep ediyoruz. Kamuda en düşük maaş yoksulluk rakamı olan 5.238,00 TL seviyesine getirilmelidir. İnsanca yaşayabileceğimiz bir ücret, güvenceli iş güvenli bir gelecek istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

     

  • KESK’ten tepki: Memur-Sen şaşırtmadı, yine bir satış sözleşmesine imza attı

    KESK’ten tepki: Memur-Sen şaşırtmadı, yine bir satış sözleşmesine imza attı

    PİRHA- Memur-Sen’in zam görüşmelerinde gösterdiği tavır ve 0,5’lik artışı kabul etmesinin ardından KESK bir basın toplantısı düzenledi. Ankara’da konfederasyonun, iş kolu sendikalarının MYK üyelerinin ve Ankara Şubeler Platformu’nun katıldığı basın toplantısında açıklamayı Eş Genel Başkan Aysun Gezen okudu. Açıklamada, “Yine bir satış sözleşmesine imza atıldı” denilerek Memur Sen’e tepki gösterildi. 

    Memur-Sen’in zam görüşmelerinde gösterdiği tavır ve 0,5’lik artışı kabul etmesinin ardından KESK bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Ankara’da konfederasyonun, iş kolu sendikalarının MYK üyelerinin ve Ankara Şubeler Platformu’nun katıldığı basın açıklamasında açıklamayı Eş Genel Başkan Aysun Gezen okudu.

    Gezen’in okuduğu açıklamada Memur – Sen başkanının Cumhurbaşkanı ve Başbakan’la ilişkisine dikkat çekilirken, “Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile neler görüşüldü?” sorusu yöneltildi.

    Pazarlıkların evrensel değerlere aykırı bir şekilde kapalı kapılar ardında gerçekleştiğinin altı çizilen açıklamada OHAL ve KHK rejiminin kaldırılması ve emeğin özgürleşmesi mücadelesinin büyütülmesi çağrısında bulunuldu.

    “Memur-Sen şaşırtmadı” başlıklı açıklamanın tamamı şu şekilde;

    Memur Sen Şaşırtmadı!

    Yine Bir Satış Sözleşmesine İmza Attı!

    Kamu Emekçileri Ve Tarih Satış Sözleşmesine İmza Atanları Affetmeyecektir!

    Partili cumhurbaşkanından azar yiyen, bu azarın gereğini anında yerine getiren ve 2018’in ilk altı ayı için %0,5lik artışa anında ekoseli ceketini ilikleyen Memur Sen başkanı öngörülerimizi bir kez daha haklı çıkarmıştır.

    Şeffaf bir şekilde kamuoyu önünde yürütülmesi gereken müzakereler kapalı kapılar ardında sürmüş, Çalışma Bakanı her altı aylık dilim için %3,5 öneren ikinci bir tekliften bahsetmiştir. Neyse ki Cumhurbaşkanı devreye girip Memur Sen Başkanını 3,5 o(a)lmaktan kurtarmıştır.

    Peki, bu aralıkta Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile ne görüşülmüş, nasıl bir pazarlık yürütülmüştür? Bu ikinci teklif neden kamuoyundan gizlenmiştir?

    Bir kez daha görülmüştür ki evrensel değerlere uygun gerçek bir toplu pazarlık süreci yürütmekten çok uzak, kapalı kapılar ardında kirli pazarlıklarla bir süreç işlemiştir.

    Bir önceki toplu sözleşmede üzerinde çalışılma yürütülmesi kararlaştırılan maddelerde bırakın ilerleme sağlamayı, bu konuların takibini dahi yapmayan yandaş konfederasyon geçmişte imza atılan maddeleri de yeni dönemin kazanımı gibi sunmaktan geri durmamaktadır. “Toplam 258 kazanıma imza attık” diyenler ancak 10’a kadar sayabilmektedir.

    Merak ediyoruz:

    Bu kazanımlar arasında 4/B’liler, /C’liler, kamuda asli işleri yapan taşeron firma çalışanları başta olmak üzere güvencesiz çalışanların kadroya geçirilmesi var mıdır?

    Ek ödemelerin emekliliğe ve emekli aylığına yansıtılması var mıdır?

    Vergi dilimi ve ek gösterge adaletsizliklerini ortadan kaldıran tek bir cümle dahi var mıdır?

    Yoksa geçmiş dönemde yaptığınız gibi, 258 sayısına amaç, kapsam, taraflar, ‘üzerinde çalışma yapılacak konular’ gibi maddeleri de ekleyerek mi ulaştınız?

    Rakamlarla arasının çok iyi olmadığı anlaşılan yandaş konfederasyon yönetimi kümülatif yalanlar söylemeye devam etmektedir. 2018 yılı için %4+%3,5 artışı  kümülatif %7.64; 2019 yılı için %4+%5 artışı ise kümülatif %9,20 olarak göstererek emekçilerin aklıyla dalga geçmeye devam etmektedir.

    Fakat bizler biliyoruz ki altı aylık dilimler halinde yapılan artışlar, bu artışın bir kerede / kümülatif olarak yapıldığı durumda cebimize girecek artışın büyük bir bölümünü daha cebimize girmeden çalmak anlamına gelmektedir. Üstelik ilk teklife göre %50 artış muştulayan yandaş konfederasyon kendi teklifini dahi baz almamakta, hükümetin teklifine referansla konuşmaktadır. Emekçilerin haklarının kayıplarla iktidara peşkeş çekildiği çok açıktır.

    4/C’liler ve 4/B’liler başta olmak üzere güvencesiz çalışanların kadroya geçirilmesi talebi şöyle dursun, adeta bu istihdam biçimini kabul edercesine, meşru görerek 4/Clilere geçen dönem verilen 150 TL üzerine konulan kısmi rakamlardan ‘kazanım’ diye bahsedilmektedir. Oysa bilindiği üzere 4/C’lilerin davayla kazandıkları 450-500 TL ek ödemeleri geçtiğimiz toplu sözleşme ile 150 TL’ye sabitleyen yandaş konfederasyon yönetimidir.

    “5 milyonu kamu çalışanı, emeklisi olmak üzere 20 milyon kişi bu süreçten mutlu ayrıldı” diyen yandaş konfederasyon başkanı yanılıyor. Kendisi iktidarı memnun ettiği için mutlu olabilir.  Fakat emekçiler öfkeli, emekçiler haklarının gasp edilmesine, sefalet ücretine mahkum edilmeye, güvencesiz çalışma dayatmalarına karşı oldukça öfkeli.

    Kendisini ‘emek tarafı’ olarak tanıtan Memur Sen başkanı hükümetin teklifinin hemen ardından yaptığı açıklamalarla, cumhurbaşkanının Rabia işaretini işaret fişeği bilip gece yarısı sözleşmeyi emekçilerden kaçırıp attığı imzayla ancak iktidar tarafı olabilir.

    KHK’lar ile grev hakkının ve grevlerin engellenmesini hedeflediklerini söyleyen “milletin adamından” icazet alan konfederasyon başkanı bir kez daha satış sözleşmesinin ortağı ve tarafı olmuştur. KHK’ları, KHK’larla gerçekleşen haksız, hukuksuz ihraçları onaylayan, emekçilerin başında Demoklesin Kılıcı gibi sallanan ve iş güvencesini tamamen yok eden KHK rejiminden iyileştirme bekleyen bir yapı sendika değildir, olamaz!

    Vergi dilimi adaletsizliğinin sürdüğü, hedeflenen ve gerçekleşen enflasyon arasındaki farkın açıldığı, geçmiş kayıplarımızın hiçbir şekilde karşılanmadığı bir ortamda yapılan artış hiçbir şey ifade etmemektedir.

    KESK’i sadece masadan değil, işyerlerinden, alanlardan uzak tutmak için her türlü hukuksuzluğun devreye sokulduğu bu son “toplu sözleşme” sürecinde, sendika olmanın asgari koşullarını dahi taşımayanların kamu emekçilerinin temel sorunlarına çözüm üretmekten ne kadar uzak olduğu bir kez daha teyit edilmiştir.

    Bu süreç, KESK olarak en başından beri karşı çıktığımız, gerçek evrensel toplu sözleşme sistemi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, tekli sendikal rejimin ve siyasal iktidarın son sözü söylemesinin dayatıldığı “Türkiye Tipi Toplu Sözleşme Sisteminin” iflas ettiğini bir kez daha ispatlamıştır.

    “EMEKÇİLER SADAKA DEĞİL HAKKI OLANI İSTİYOR”

    Ülkenin kamu emekçilerinin ve emeklilerinin grev hakkının yasal güvence altına alındığı, sendikal hak ve özgürlüklerin önünü açan, konfederasyon ve sendikaların demokratik bir şekilde temsiline imkan tanıyan evrensel gerçek toplu sözleşme sistemine olan ihtiyacının yakıcılığını ortaya çıkarmıştır.

    Bu ülkenin kamu emekçileri, emeklileri sadaka değil, emeğinin karşılığında onurlu bir ücret, onurlu bir yaşam talep etmektedir. Ve bunu fazlasıyla hak etmektedir. Yoksulluk sınırına uzak, açlık sınırına yakın bir yaşam mücadelesi sürdürmeye terk edilen kamu emekçileri ve emekliler kimseden sadaka ya da fedakarlık değil, hakkı olanı istemektedir.

    “EMEKÇİLER HAKLARINI EKOSELİ CEKETLERİNİ İLİKLEYENLERLE DEĞİL GERÇEK SENDİKAYLA ALABİLİR”

    Emekçiler haklarını, OHAL ve KHK rejimine sırtını dayamış, emekçilerin hakkını gasp etmek için bu rejimi kullanan, bütçe fazlalarından sadece emekçilere pay ayırmayan, iş güvencesini tamamen ortadan kaldıran iktidarın önünde ekoseli ceketini ilikleyenlerle değil, gerçek bir sendikayla alabilirler.

    Bunun için KESK olarak sendikalı, sendikasız tüm kamu emekçilerini insanca yaşamaya yetecek ücret, güvenceli çalışma ve güvenli gelecek için verilecek mücadelede yan yana omuz omuza olmaya çağırıyoruz.

    Tüm kamu emekçilerini, insanca yaşanacak ücret, herkes için iş güvencesi, OHAL ve KHK rejiminin kaldırılması, tüm ihraçların aynı kadro ve unvanları ile göreve iadesi, emeğin özgürleşmesi için verilecek mücadelede emeğin gerçek tarafında yer almaya çağırıyoruz.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Eğitim-Sen Genel Mali Sekreteri Karagöz: Emekçilerin alın teri iktidara peşkeş çekilmiştir

    Eğitim-Sen Genel Mali Sekreteri Karagöz: Emekçilerin alın teri iktidara peşkeş çekilmiştir

    PİRHA- Hükümetin yetkili sendika Memur Sen ile yaptığı toplu sözleşmede çıkan %3,5 zammı eleştiren Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ahmet Karagöz, “Hükümet destekli sözde yetkili satış sözleşmesi ile bayram öncesi kamu emekçilerinin alın teri ve sofrasındaki ekmeği siyasal iktidara peşkeş çekilmiştir” dedi.

    Hükümetin yetkili sendika Memur Sen ile 1 Ağustos 2017 tarihinde başlayan 2018–2019 yıllarını kapsayan 4. Dönem “toplu sözleşme” görüşmelerinde çıkan  %3,5 zammı eleştiren Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ahmet Karagöz, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

     “SÜRECİN KİMLERLE YÜRÜTÜLDÜĞÜNÜ İYİ BİLİYORUZ”

    “Hükümet destekli sözde yetkili satış sözleşmesi ile bayram öncesi kamu emekçilerinin alın teri ve sofrasındaki ekmeği siyasal iktidara peşkeş çekilmiştir” diyen Karagöz, “Hükümet açısında süreci yönetmek oldukça kolay olmuştur. Kendi yarattığı ve büyüttüğü bir sendikanın üretimde gelen gücünü gösterip, restleşmeyi beklemek hayalcilik olurdu. 3 milyon kamu emekçisini ve 2 milyon kamu emeklisini ilgilendiren toplu sözleşme sürecinin nasıl ve kimlerle yürütüldüğünü her kamu emekçisi arkadaşımın gayet iyi bildiğini düşünüyorum. Sanayiciye, işadamlarına ve yandaşlara kaynak ve olanakları sonuna kadar kullananlar emekçiye %3,5 zammı reva görmektedir” dedi.

    “KESK OLARAK SÜRECE KARŞI ÇIKTIK”

    “Bu toplu sözleme sürecinde kamu emekçilerinin özlük, ekonomik ve demokratik hakları ile ilgili yetkili sendika olumlu bir adım atamamış ve kamu emekçilerinin lehine bir tutum sergileyememiştir” ifadelerini kullanan Karagöz, “Satış sözleşmesini gece yarısı imzalayan Memur Sen ağasına başkaldırma cesareti gösteremeyerek başta 1 milyon üyesi olmak üzere 3 milyon kamu emekçisine ihanet etmiştir. Gerçi yöneticilerini siyasi iktidarın belirlediği, üyelerini ise baskı ve zorlamanın yanında devletin imkân ve olanaklarının peşkeş çekilerek yapıldığı hormonlu bir sendikada gerçek bir toplu sözleşme nasıl beklenir ki, Bu sürece KESK olarak en başından beri karşı çıktığımız, gerçek evrensel toplu sözleşme sistemi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, tekli sendikal rejim ve siyasal iktidarın son sözü söylemesinin dayatıldığı “Türkiye Tipi Toplu Sözleşme Sisteminin” iflas ettiğini bir kez daha ispatlamıştır” ifadelerini kullandı.

    “KARANLIĞA KARŞI DİRENEN CESUR İNSANLAR OLACAKTIR”

    “Emeği ve alın teri ile geçinen açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkûm edilen emekçi kardeşlerim taleplerimizi ortaklaştırıp, güçlerimizi birleştirdiğimizde başka bir dünya tarifi bizim açımızda mümkündür” diyen Karagöz, “Havuz medyasında tarafından iki satır alt yazı ile geçen bu toplu sözleşme sonucu, toplumsal bir tepki ile karşılaşırsa ülkenin diğer önemli gündemleri gibi siyasal iktidar algı operasyonu ile gündemi değiştirir. Ülkenin kötü gidişatına dur dediğimiz için, emekçilerin taleplerinin hayat ve yaşam bulmaları için, emek, barış ve demokrasi için mücadelemizden kaynaklı ihraç edildik. Ama yenilmedik. Aydınlık günleri sizlere müjdeleyecek olanlar karanlıklara karşı direnen bu ülkenin aydın ve cesur insanları olacaktır” diye konuştu.

    Mustafa Yüksel-ADIYAMAN

  • Memur-Sen sefalet ücretinde hükümet ile anlaştı; İmzalayanlara tepkiler yağıyor

    Memur-Sen sefalet ücretinde hükümet ile anlaştı; İmzalayanlara tepkiler yağıyor

    PİRHA – Hükümet ile Memur – Sen, kamu çalışanlarına sefalet ücreti için gece yarısı anlaşmaya vardı. Bu sabah da imzalar atıldı. Açlık sınırının 1498, yoksulluk sınırının 4 bin 878 lira olduğu Türkiye’de, yapılan anlaşma ile memur yine ay sonunu getiremeyecek.

    Dün gün boyu 3,2 milyon memur, 1,9 milyon memur emeklisini ilgilendiren toplu sözleşme görüşmelerinde Memur-Sen kamu emekçilerini yine açlığa mahkum eden bir rakamda hükümet ile anlaştı. Yapılan anlaşma ise, 3,5 +4+4+5 oranları üzerinden gerçekleşti.

    3 milyon 200 bin kamu görevlisi ile 1 milyon 900 bin memur emeklisine; 2018-2019 yılında yapılacak zam oranları için toplu sözleşme görüşmelerinde gece yarısından sonra Memur-Sen ile hükümet arasında anlaşma sağlandı.

    Hükümet son teklifini 2018 yılı için ilk altı ay yüzde 4, ikinci altı ay yüzde 3.5, 2019 yılı için ilk altı ay yüzde 4, ikinci altı ay yüzde 5 olarak açıklarken; Memur-Sen bu teklifin müzakereye açık ancak imzaya kapalı olduğunu belirtti. Yapılan anlaşma ise, 3,5 +4+4+5 oranları üzerinden gerçekleşti.

    Toplu sözleşme görüşmelerinin son gününde hükümetin yeni teklifini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu açıkladı. İlk tekliflerini 2018 yılı ilk altı ay için yüzde 3, ikinci altı ay için yüzde 3, 2019 yılı için de ilk altı ay yüzde 3, ikinci altı ay için yüzde 3 olarak yaptıklarını belirten Sarıeroğlu, son tekliflerinin 2018 yılın ilk altı ayı için yüzde 3,5 ikinci altı ayı için yüzde 3,5, 2019’un ilk altı ayı için yüzde 3,5, ikinci altı ayı için yüzde 3,5 şeklinde revize ettiklerini söyledi.

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, akşamüzeri toplu sözleşme sürecine ilişkin düzenlediği basın toplantısında, “Makul ve makbul teklifle gelinsin istedik, süreç içerisinde rakamlardan ziyade mesajlar iletildi. 3,5’lu teklifler sıralanınca buna ilişkin diplomasimizi hızlandırdık. Ortaya çıkan rakam 3,5+3,5, 2019 için 4+5 olarak ifade edilmiştir” dedi.

    Sunulan teklifin kamu görevlilerini memnun etmekten uzak olduğunu kaydeden Yalçın, “Masanın imzaya hazırlanması için yeterli süre var ve bu birkaç puanla birlikte birleştirilebilir yeniden bir araya gelinebilir” diye konuştu.

    Sunulan teklifin kamu emekçilerini tatmin etmekten uzak olduğunu belirten Yalçın, gece yarısı ilk altı ay için yarım puana razı gelerek 5 milyon kamu emekçisini satış sözleşmesine mahkum etti.

    AKP hükümeti ile Memur-Sen 5 milyon kamu emekçisinin satış sözleşmesini bugün saat 11.00’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda imzaya açıldı.

    SOSYAL MEDYADA “SADAKA SÖZLEŞMESİ”NE TEPKİLER YAĞIYOR

    Sosyal medyada “sadaka sözleşmesi” olarak belirtelen anlaşmaya tepki yağıyor. #SatışSözleşmesineHayır etiketiyle tepkilerini dile getiren kullanıcılar Memur Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın ‘sadaka pazarlığı’ yaptığını belirtiyor. Yalçın’ın Fethullah Gülen hakkında attığı geçmiş olsun tweeti de tekrar gündeme geldi. İşte sosyal medyada toplu sözleşme ve Memur Sen Başkanı Alı Yalçın hakkında yapılan yorumlardan bazıları:

     

     

    Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) de sosyal medya hesabından “KESK, çirkin pazarlıklarınızı teşhir edecek, sendikal hak ve özgürlükler mücadesinden taviz vermeyecektir” dedi.

    HABER MERKEZİ

  • KESK Ankara: OHAL/KHK rejiminize güvenerek daha fazla suç dosyalarınızı kabartmayın

    KESK Ankara: OHAL/KHK rejiminize güvenerek daha fazla suç dosyalarınızı kabartmayın

    PİRHA – KESK Ankara Şubeler Platformu 2017 Ocak ayından bu güne her hafta olduğu gibi bu hafta da başta OHAL olmak üzere KHK ve tüm anti demokratik yasalara karşı, Kızılay Sakarya caddesinde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklaması metni KESK Ankara Şubeler Platformu adına (Bes) Büro emekçiler sendikası Ankara 1. Nolu Şube Başkanı İsmet Meydan tarafından okundu.

    Açıklamada 15 Temmuz Darbe girişimini “Allah’ın bir lütufu” olarak gören iktidar tarafından yürürlüğe konulan OHAL ve çıkarılan KHK’ler ile 110.000 kamu emekçisine herhangi bir soruşturma yapılmadan işlerine son verildiği için OHAL rejiminin tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılması yönünde burada basın açıklaması ve oturma eylemleri yapıyoruz denildi.

    KESK Ankara Şubeler Platformu tarafından yapılan açıklama metninde şunlar belirtildi:

    Darbe girişimi ile ya da herhangi bir terör faaliyeti ile ilişkisi olamayacak, hatta yaşamı boyunca darbelere, darbeciliğe, FETÖ/PDY örgütüne, cemaatlere ve cemaatçiliğe karşı mücadele etmiş 4 bin KESK üyesi ve yöneticileri de bu 110 bin kamu emekçisi içindedir. Hiçbir soruşturma yapmadan, delillerini ortaya koymadan 110 bin kamu emekçisini aileleri ile birlikte işinden ve ekmeğinden ettiniz. Onlarcasının intiharına neden oldunuz. Üstelik bütün bunlardan geri adım atılacağına, yaratılan mağduriyetlerin giderileceğine dair tutum alınmak yerine bizzat adalet bakanı bir itirafta bulundu. Adalet Bakanı “işten atılanların hepsi suçlu olduğu için değil, biz onlarla çalışmak istemediğimiz için idari tasarrufla işten atıldılar” dedi. Bir Adalet Bakanının bunu söylemesi bu ülkede yaşayan herkes için acı ve utanç verici bir durumdur.

    “AMAÇ SENDİKAL HAKLARIN TASFİYESİDİR”

    Ama biz biliyoruz ki; bu bir sınıfsal tercihtir. Amacınız sendikal hakların tasfiyesi ile sermayenin isteklerini OHAL rejimi ile sorunsuz bir şekilde yerine getirmektir. İktidarınız boyunca yasakladığınız onlarca işçi grevi var. Sadece 15 Temmuz’dan itibaren birçok sektörde 5 grevin yasaklandığını biliyoruz. AK Parti Genel Başkanı, bazı patronların göstermelik OHAL rahatsızlıklarından dolayı patronların önünde “OHAL’ i biz iş dünyamız daha rahat çalışsın diye yapıyoruz. Soruyorum: İş dünyasında herhangi bir sıkıntınız, aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde Türkiye’de OHAL vardı, ama bütün fabrikalar grev tehdidi altındaydı. Hatırlayın o günleri. Ama şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifade ederek anında müdahale ediyoruz. Çünkü iş dünyamızı sarsamazsınız. Bunun için kullanıyoruz biz OHAL’i.” demedi mi?

    Sadece grev yasaklarıyla değil, istihdam artsın bahanesiyle işverenlere teşviklerle, sigorta primi ve vergi indirimleriyle, ödeme kolaylıkları ile bedava arsa tahsisleriyle patronları ihya etmediniz mi? Çoğunluğunu işçi ve emekçilerden topladığınız vergilerle oluşan ülkenin bütçesini bu patronlara boca etmediniz mi?

    “HANGİ SORUNA ÇÖZÜM ÜRETEBİLDİNİZ?”

    Evet, arkadaşlar sermayenin sorunlarını anında çözmekte hızlı davranan ve bütün olanaklarını kullanan iktidara, şimdi kamuoyu önünde biz emekçiler açısından hayati önem taşıyan sorularımızı sormak istiyoruz.

    Peki, bu ülkenin işçisi ve kamu emekçisinin, hangi sorununu çözdünüz iktidarınız boyunca? Cumhuriyet tarihinin en büyük iş cinayetleri sizin döneminizde olmadı mı? Madenlerde, tersanelerde, tekstil atölyelerinde ki iş cinayetlerini mi engellediniz? Kamyon ve traktör kasalarında tarlaya giden mevsimlik işçilerin ölümlerine mi engel oldunuz? İş cinayetlerine sebep olan hangi açgözlü patronun ihalelere girmesine engel oldunuz? Ya da cezalandırılmasını sağladığınız? İşçilerin en önemli hak arama yolu olan iş mahkemelerine başvuru yolunu daraltmak için zorunlu arabuluculuk sistemini dayatan siz değil misiniz? Seçim kazanmak için kullandığınız taşeron çalışanlara kadro mu verdiniz? Asgari ücreti mi yükselttiniz?

    Hangi toplu sözleşmede kamu çalışanlarının insanca yaşayacağı ücret almasını sağladınız?  Kamu emekçilerinin iş güvencesini fiilen ortadan kaldırmadınız mı? Aileleri ile birlikte cezalandırdığınız emekçilerin hak aramalarına engel olan siz değil misiniz? 657 sayılı Kanun değişikliğini yaparak 3 milyon kamu emekçisini iş güvencesinden yoksun bırakmaya çalışmıyor musunuz? Yıllardır kanatlarınızın altına alarak büyüttüğünüz Memur-Sen’i kullanarak emekçilere yoksulluk ve sefaleti dayatan siz değil misiniz?

    “YANDAŞ SENDİKALAR SUÇ ORTAĞINIZ”

    Yukarıda sorduğumuz soruların cevaplarını bizzat yaşayanlar olarak bizler çok açık ve net olarak biliyoruz. KESK Ankara Şubeler Platformu olarak duyarlılık yaratmaya çalışıyoruz. Kamuoyunu ve emekçileri doğru bilgilendirmeye çalışıyoruz. Bu nedenle; devam etmekte olan 4. Dönem TİS görüşmelerinde 21 Ağustos 2017 pazartesi günü yapılacak toplantıdan başta Memur-Sen olmak üzere her iki konfederasyonunda tutumlarının emekçiler lehine olmadığını görmekteyiz.

    Kamu kurumlarında iktidar yanlısı idarecilerin baskı, tehdit ve kimi yerde asılsız vaatleriyle üye sayısı artırılan yandaş Konfederasyonun heyetinin, 14 Ağustos 2017 günü TİS toplantısında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın hükümetin teklifini açıklaması ile birlikte anında “bu teklife kapalıyız” dövizini hep beraber kameralar karşısında çıkarmalarının komik bir gösteri olduğunu ve bu yandaş Konfederasyonun tek eyleminin de bundan ibaret olacağını biliyoruz. OHAL KHK’ları ile ihraç edilen emekçiler içinde üye sayısı en fazla olan yandaş konfederasyon, kapılarını bu üyelerinin yüzlerine kapatmıştır.

    “MEMUR-SEN, AKP’NİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜNÜ MÜ KUTLUYOR?”

    Somut bir delile dayanmadan atılan üyeleri için sadece hükümetin iddialarını doğru kabul eden ve bunu TİS masasında gündem yapmayan bu Konfederasyonun bir kazanım elde etmesi beklenemez. Yıllardır süregelen ekonomik ve sosyal kayıplar, gerçek talepler üzerinden madde madde tartışılma kurulu yerine, AK Partinin 16. Kuruluş yılı temel alınarak yüzde 10 + 6 şeklinde masaya konulması hem komedidir hem de Hükümet ve yandaş Memur-Sen’in TİS masasını getirdikleri sefalet noktasıdır.

    Sormadan edemiyoruz; Memur-Sen, AK Partinin kuruluş yıldönümünü mü kutluyor? Yoksa 3 milyon çalışan ve 2 milyon emeklinin hakkını mı almaya çalışıyor?

    Üye sayısı itibariyle ikinci Konfederasyon Kamu-Sen ise; sorumluluğu Memur-Sen’e atarak “eylem yapmaktan imtina etmeyiz. Ancak, madem 1 milyon kişi bunlara güvenmiş, bu bir milyon kişinin gücünü görelim” diyor. Evet, arkadaşlar, bu olsa olsa kamu emekçilerini bölünmüşlüğünü, parçalanmışlığını sürdürme tutumudur.

    Emekliler dâhil 5 milyon kamu emekçisi ile birlikte hükümet karşısında, diğer konfederasyonlara da çağrı yapmak, birlikte davranmak için görüşmeler yapmak yerine, topu zaten emekçiler açısından geçmişi sabıkalı olan Memur-Sen’e atmaktadır.

    “GELİN HEP BİRLİKTE GASP EDİLEN HAKLARIMIZI ALALIM”

    Biz buradan tüm sendikaların yerel platformlarına sesleniyoruz, buna grevleri yasaklanan işçi sendikaları da dâhil, gelin hep birlikte gasp edilen haklarımızı almak için grevler yapalım. İş yerlerindeki kamu emekçileri buna hazır. Birlikte davranılması halinde hükümetin geri adım atacağını biliyorlar ve bunu işyerlerine giden her sendikanın temsilcilerine söylüyorlar. En önemlisi de yandaş konfederasyona güvenmiyorlar.

    “EĞİTİM CEMAAT VE VAKIFLARA HAVALE EDİLMİŞTİR”

    Yukarıda anlatmaya çalıştığımız sorunlar yanında, eğitimden sağlığa, yok edilen demokrasi ve özgürlüklerden, yargı bağımsızlığına, yasama ve yürütme faaliyetlerine, çevre ve yaşam alanlarına kadar tüm bu alanlarda başarı denilebilecek kırıntı dahi bulunmamaktadır. Eğitim tamamen cemaatler, tarikatlar ve vakıflara havale edilmiştir.

    “ÜLKENİN DOĞASI YANDAŞ ŞİRKETLERE PEŞKEŞ ÇEKİLMEKTEDİR”

    Ülkenin tarihi ve kültürel mirası dinamitlerle tahrip edilmekte, doğası ve çevresi yandaş şirketlere peşkeş çekilmektedir. Ormanları yakılmakta, müdahale etmek isteyen vatandaşlar engellenmektedir. Dış politikada ki başarısızlıkların üstünü, içeride baskı ve şiddetle yöneterek örtmeye çalışmaktadırlar. Bugünlerde, yıpranan ve çürümeye başlayan iktidarlarına dinamizm kazandırmak için yoğun bir çaba göstermektedirler. Sebep oldukları sorunları görmek yerine, bunu “metal yorgunluğunun” yeni bir silkinişle atılabileceği, AKP’nin yeniden eski enerjisine kavuşabileceği ileri sürülüyor. Eğer yıllardır birlikte yol yürüdükleri Fetullahçılardan, yolsuzluklara bulaşmışlardan, isteksiz ve yorgunlardan kurtulurlarsa önümüzdeki üç seçimden başarıyla çıkabileceklerini düşünüyorlar.

    “DOYMUŞ KADROLARIN YERİNE AÇ OLANLARI İKAME EDECEKLER”

    Yenilenmiş AKP’nin neler yapmak istediğini her gün yetkili ağızlardan dinliyoruz. Kendilerince başarılı güzel günlerinde ne yaptıklarını ve bugün ne yapmakta olduklarını da görüyoruz. İlk dönemleri hızlı hızlı özelleştirmeler, emperyalist tekellere ve yerli iş birlikçilerine çekilen peşkeşlerle, işçi ve emekçi hareketine saldırılarla geçmişti. Ustalık ve olgunluk dönemlerinde de bu işlere devam ettiler. Ama artık Rabia ile Cola’yı bir araya getirmeyi, ey Merkel, ey Almanya deyip Siemens’e ihale vermeyi, Amerika ile çatışıyor görünerek Atatürk Orman Çiftliğini peşkeş çekmeyi başardılar. Kadrolarını yenileyerek yapacakları da bundan farklı olmayacaktır. Sadece eski doymuş kadrolar yerine, yeni aç kadroları iş başına getirerek iktidarlarını sürdürmek olacaktır.

    “DAHA FAZLA SUÇ DOSYANIZI KABARTMAYIN”

    Ancak, sebep olduğunuz acıları, mağduriyetleri, el attığınız her alandaki tahribatları, yolsuzlukları, hak gasplarını görmeyerek, iktidarınızın çöküşe geçmesini metal yorgunluğuna bağlamanız kendinizi kandırmaktır. Bu saltanatınız uzun sürmeyecek ve halklarına acılar yaşatan her iktidar gibi sizde tarihin çöplüğüne gömüleceksiniz.

    Ama bu ülkenin ezilen emekçi halkının da hafızası var ve işlediğiniz suçların hesabını vereceksiniz. Bu nedenle; OHAL/KHK rejiminize güvenerek daha fazla suç dosyalarınızı kabartmayın. Derhal OHAL’i kaldırın ve KHK’ları tüm sonuçları ile birlikte iptal edin. Haksız ve hukuksuzca ihraç ettiğiniz kamu emekçilerini hemen görevlerine iade edin. Diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KESK Ankara Şubeler Platformu’ndan Memur-Sen’e tepki: Yandaşlarının tayin, terfisini düşünüyor

    KESK Ankara Şubeler Platformu’ndan Memur-Sen’e tepki: Yandaşlarının tayin, terfisini düşünüyor

    PİRHA- KESK Ankara Şubeler Platformu, toplu sözleşmeye ilişkin bir basın açıklaması yaparak, hükümetle masaya oturan Memur-Sen’in tutumunu eleştirdi. 

    KESK Ankara Şubeler Platformu adına dönem sözcüsü Tüm Bel-Sen Ankara 2 Nolu Şube Başkanı Devrim Kahraman bugün bir basın açıklaması yaparak, toplu sözleşme masasında çalışanlar adına bulunan, Memur Sen’e tepki gösterdi.

     

    Kahraman, “Bu sendikanın gelişmesi ve bugünkü hali bu toplu sözleşmenin nasıl bir hal alacağını da gösterecektir. 2001 yılında 40 bin üyesi olan bu konfederasyon AKP’nin iktidara gelmesiyle 2008 de 314 bin,  2009 da 376 bin, bugün ise 997 bin üye sayısına ulaşmış bulunmaktadır. Onca hak gasbına, güvencesiz, geleceksiz çalışma koşullarının dayatılmasına, işten atılmalara, sürgünlere sefalet zamlarına karşı kılını kıpırdatmayan bu sendikanın tek uğraş alanı yandaşlarının tayin, terfi ve kendi istikbal ve kariyerlerini düşünmekten ibarettir” dedi.

    “On binlerce üyeleri sorgusuz- sualsiz KHK’lerle işten atılırken bu sendikadan tek satır açıklama gelmemiştir” diyen Kahraman, şunları belirtti:

    “Yine kayyum atanan belediyelerde kayyumların üyelerimize “Memur Sen’e geçerseniz ihraç edilmezsiniz ” teklifini götürmeleri bu sendikanın zihniyetini ve sendikal anlayışını açığa çıkartmaktadır. Anlaşılan Memur-Sen Konfederasyonu da, darbe ve OHAL’i ” Allah’ın bir lütfü olarak ” görmektedir.”
    Cebrail ARSLAN